Theses supervised by Prof. Dr. Hakan Yaman

17 theses · Bolu Abant İzzet Baysal University, Akdeniz University

Master'sOpen AccessTR

9. sınıfa başlayan ve 9. sınıfı bitiren öğrencilerin sözel ve görsel temsil biçiminde sunulan üçgen problemlerindeki performanslarının karşılaştırılması

Bu araştırmanın amacı, 9. sınıf öğrencilerinin sözel ve görsel sunum şekline sahip üçgen problemlerindeki performanslarını değerlendirmek ve test başarısızlıklarının nedenlerini incelemektir. Bu çalışma öğretmen ve uzmanlara, farklı sunum biçimine sahip problemlerin öğrencilerin performanslarına olan etkisi hakkında bilgi vermesi, öğrencilerin zorlandıkları durumları belirlemesi ve yaptıkları yanlışları açıklayarak öğrenme ortamlarının düzenlenmesine katkı sağlaması açısından önemlidir. Bu araştırma Karabük ilinin Safranbolu ilçesinde ve Kastamonu ilinin Araç ilçesinde gerçekleştirilmiştir. Araştırmada 2019-2020 eğitim öğretim yılı bahar döneminde rasgele seçilen 3 liseden 9. sınıfı bitirmek üzere olan toplam 177 öğrenciyle çalışıldı. 2021-2022 eğitim öğretim yılının güz döneminin ilk iki haftasında ise 9. sınıfa yeni başlayan toplam 217 öğrenciyle de çalışıldı. Çalışmanın verileri aynı sorulardan oluşan fakat farklı sunum biçimine sahip, araştırmacı tarafından geliştirilen, sözel üçgen testi ve görsel üçgen testi olmak üzere iki adet test ile elde edilmiştir. Testlerdeki sorular araştırmacı tarafından geliştirilmiş ve müfredatta yer alan üçgen konusunun kazanımlarına uygun bir şekilde hazırlanmıştır. Bu amaçla üçgen konusundaki ilk beş kazanıma ait toplamda 20 tane problem hazırlanmıştır. Her bir testte 10 adet soru bulunmaktadır. Her bir kazanımla ilgili 4 farklı problem bulunmaktadır. Bu 4 farklı problemin ikisi kolay ikisi de zor problem olarak belirlenmiştir. Kolay ve zor problemler ise aynı sayısal değerleri içinde barındıran farklı sunum biçimine sahip problemlerdir. Bu araştırmada nicel ve nitel araştırma yöntemleri kullanılmıştır. Testlerden elde edilen nicel verilerle istatistiksel analizler yapılmıştır. Testlerden elde edilen nicel verilerin nitel verilerle desteklenmesi ve derinlemesine analizinin yapılabilmesi için öğrencilerle problem çözümlerine dair yarı yapılandırılmış görüşmeler yapılarak, kayıt altına alınmıştır. Araştırmanın sonucunda öğrencilerin görsel testte daha başarılı oldukları sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca 9. sınıfı bitirmek üzere olan öğrencilerin 9. sınıfa yeni başlayan öğrencilere göre daha başarılı oldukları görülmektedir. KEYWORDS: The Ottoman State, Balkans, Balkan Wars, Military Crimes, Desertion

Görsel temsilLise öğrencileriMatematik+7
Meral Savaşcı
Bolu Abant İzzet Baysal University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

İlkokul ve ortaokul (2-6. sınıf) öğrencilerinin eşit işaretini algılamaları üzerine bir araştırma

Bu çalışma cebir öncesi ilköğretim öğrencilerinin eşit işareti hakkındaki düşüncelerini ve sınıf düzeyi arttıkça anlama düzeylerinde bir gelişme olup olmadığını eğer olduysa hangi seviyede olduğunu ortaya çıkarmak amacıyla yapılmıştır. Çalışmada araştırmacı tarafından geliştirilen Eşit İşareti Testi ile nicel veriler toplanmıştır. İlkokul ve ortaokul 2, 3, 4, 5, ve 6.sınıfların katıldığı bu çalışma 2018-2019 Eğitim Öğretim yılının bahar yarıyılında Ege Bölgesi'nde 2 ilkokul ve 3 ortaokul olmak üzere 541 öğrenci ile yapılmıştır. Ardından 15 öğrenci ile nitel görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Veri toplama aracı olarak Eşit İşareti Testi Yaman, Toluk ve Olkun (2003) ve Yaman'ın (2004) çalışmalarından yola çıkarak araştırmacı tarafından geliştirilmiştir. Test 3 bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde sözel problemler, ikinci bölümde boşluk doldurma ve üçüncü bölüm ise verilen matematik cümlelerinin doğru-yanlış şeklinde ifade edilmesinden oluşmaktadır. Öğrencilerin testten aldıkları puanlar bir istatistik paket programa girilmiş ve testten aldıkları puanlar arasında anlamlı bir farklılık olup olmadığına bakılmıştır. Öğrenciler ile yapılan görüşmeler ise tek tek incelenmiş öğrencilerin eşit işareti algısına dair çıkarımlar yapılmıştır. Nicel verilere göre toplam puanda; 2 ve 3.sınıf öğrencilerinin puanları 4, 5 ve 6.sınıf öğrencilerin puanlar arasında anlamlı şekilde düşük çıkmıştır. Kız ve erkek öğrencilerin puanlarında anlamlı bir farklılık bulunamamıştır. Nitel kısımda öğrencilerden "Eşit İşareti Testi"ne verdikleri yanıtları, sebepleri ile birlikte açıklamaları istenmiştir. Bu veriler ışığında öğrencilerin eşit işareti algılarının her sayının kendisine eşit olduğu, eşit işaretinin bir yön belirttiği, bir işlem işareti olduğu ve bir denge belirttiği şeklinde 4 bölümde ele alınabileceği ortaya çıkmıştır. 2.sınıftan itibaren öğretmenler derslerde eşit işaretinin ilişkisel anlamına yönelik somut materyallerle çalışmalar yapmalı bu çalışmalar örneklerle desteklenmelidir. Öğrencilerde böylelikle ileride görecekleri cebir öğrenme alanına temel oluşturmalıdır.

AnlamaEşit işlemMatematik+5
Ayşe Öykü Ölmez
Bolu Abant İzzet Baysal University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

65 yaş ve üstü bireylerin karşılanmamış sağlık sorunları ve konsültasyon nedenlerinin değerlendirilmesi

Bu çalışmanın amacı, birinci basamak sağlık hizmetlerinde önemli yeri olan yaşlı bireylere kapsamlı değerlendirme yapıp, bu bireylerin mevcut sağlık sorunlarını ve karşılanmamış sağlık gereksinimlerini değerlendirmek ve bu çerçevede talep edilecek olan konsültasyonların sıklığının belirlemektir. Çalışmaya 380 adet altmış beş yaş ve üstü gönüllü birey katılmıştır. Çalışma kapsamında katılımcılara DSÖ'nün Yaşlı Dostu ASM Enstrüman Setinin bir parçası olan 10 Dakikalık Kapsamlı Tarama Testi, Sağlık Anketi'nin 12 soruluk Kısa Formu (SF-12); Mini Nutrisyonel Değerlendirme (MNA) ölçeği, Ağız ve Diş Sağlığı Ölçeği (DENTAL), Saat çizme Testi ve Lubben Sosyal Ağ Ölçeği uygulanmıştır. Bunlara ek olarak; bireylerin sosyodemografik özelliklerini, sağlık durumlarını ve gereksinimlerini belirleyen bir sosyo-demografik ve tıbbi öykü anketi de katılımcılara uygulanmıştır. Anket ve ölçekler yüz yüze görüşme tekniği ile doldurulmuştur. Verilerin değerlendirilmesinde SPSS 22.0 kullanılmış ve istatistiksel anlamlılık düzeyi p<0.05 olarak kabul edilmiştir. Katılımcıların 179'u (%47) kadın, 201'i (%53) erkekti. Yaş ortalamaları 71.6 (SS:5,25; min:65; maks:91) bulunmuştur. Katılımcıların 270'i (%71.05) fazla kilolu veya obez grubuna girmekte idi. Katılımcılar Sosyal Network Ölçeği'nden ortalama 37.9 puan SS:11,7; min:0; maks:60) almışlardır. Tıbbi öykülerinde her yaşlının ortalama 3.6 hastalığı bulunmaktaydı ve en sık görülen hastalık arteriyel hipertansiyon idi. Multimorbidite durumunun, BKI fazlalığının, üriner inkontinansın, depresyonun, düşmelerin ve bedensel işlev yetersizliğinin kadınlarda daha sık olduğu görülmüştür (p<0.05). Genel olarak; bilişsel durum/bellek durumu, bedensel işlevler, işitme ve görme sorunları, ağız-diş sağlığı ve polifarmasi bakımından karşılanmamış sağlık sorunlarının yüksek olduğu ve ileri değerlendirme gerektiği görülmüştür. Ek testlerle zenginleştirilerek uygulanan 10 Dakikalık Kapsamlı Tarama Testi'nin yaşlı bireylerde sık görülen karşılanmamış sorunlarını ortaya çıkarabileceği anlaşılmıştır. Kullanımı hızlı ve kolay olan bu testin, aile sağlığı merkezlerinde uygulanacak olan yaşlı izlem programlarını önemli ölçüde destekleyeceği kanaati oluşmuştur. Anahtar sözcükler: Kapsamlı yaşlı değerlendirmesi, aile hekimliği, karşılanmamış sağlık sorunları, yaşlılık, kronik hastalıklar, koruyucu hekimlik.

Aile hekimliğiGeriatriHastalık+7
Alper Arı
Akdeniz University
2016
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

65 yaş ve üstü bireylerin düşkünlük durumlarının değerlendirilmesi

AMAÇ: Bu çalışmada; yaşlı bireyler arasında sık görülen, önemli bir mortalite ve morbidite sebebi olan ve geriyatrik sendromun önemli bir parçası olarak görülen 'düşkünlük (kırılganlık)' konusu ele alınmıştır. Bu kapsamda, 65 yaş ve üzeri bireylerdeki düşkünlük sıklığının belirlenmesi; bu bireylerin sahip olduğu sosyo-demografik özelliklerinin tespiti ve bu özelliklerin düşkünlük durumları ile ilişkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. GEREÇ ve YÖNTEM: Çalışmamız tanımlayıcı-kesitsel tipte dizayn edilmiştir. Haziran 2015 – Aralık 2015 tarihleri arasında; 65 yaş ve üzeri hastalara, aydınlatılmış onamları alındıktan sonra yüz-yüze anket doldurtulmuş ve bazı fiziksel testler (4 metre yürüme hızı ölçümü, pençe kuvveti ölçümü) yapılmıştır. Elde edilen veriler kullanılarak, hastaların 'Fried Fenotopi (Düşkünlük Ölçeği)' skoru hesaplanmıştır. İstatistiksel analiz İçin SPSS 22.0 paket programı kullanılmış; tüm karşılaştırmalarda p<0,05 değeri anlamlılık düzeyi olarak kabul edilmiştir. BULGULAR: Çalışma sonucunda, 65 yaş ve üzerinde olan toplam 380 hastaya erişilmiştir. Hastaların %47'si kadın (n=179), %53'ü erkektir (n=201). Hastaların yaş ortalaması 71,6 (min.:65; maks.:91; st.sapma:5,25) idi. Hastaların çoğunluğunun (%35; n=133) ilkokul mezunu ve çoğunluğunun (%61; n=230) 'orta gelir düzeyinde' olduğu görüldü. Hastaların %83,9'unun (n=319) 2 veya daha fazla kronik hastalığı vardı; en sık rastlanılan hastalıklar HT (%60,1; n=228), hiperlipidemi (%35,7; n=136) ve DM (%27,8; n=106) idi. Hastaların %27,6'sı (n=105) günde 5 veya daha fazla sayıda ilaç kullanıyordu. Fried Ölçeği'ne göre değerlendirildiğinde, düşkünlük (kırılganlık) oranı tüm hastalarda %30 (n=114) saptanmıştır. Hastaların %53'ünün (n=201) düşkünlük öncesi; %17'sinin de (n=65) normal (düşkün olmayan) grupta olduğu görülmüştür. Düşkünlük oranı kadınlarda (%37; n=66) erkeklere göre (%17; n=48) daha fazla saptanmıştır. Kadın cinsiyete sahip, daha ileri yaşta olan, yalnız yaşayan, düşük gelir düzeyinde olan, nispeten daha sedanter mesleklere sahip olan (örn. memur, yönetici vb) hastalarda düşkünlük oranının daha fazla olduğu görülmüştür (p<0,05). Ayrıca, hastaların toplam kronik hastalık sayısı ve günlük sürekli kullandıkları ilaç sayısı arttıkça Fried total düşkünlük skorunun da istatistiksel olarak anlamlı şekilde arttığı saptanmıştır (p<0,05). Fried Düşkünlük Ölçeği'nin alt boyutlarına bakıldığında; hem kadınlarda hem de erkeklerde en sık rastlanan düşkünlük kriterinin 'yetersiz fiziksel aktivite' olduğu görülmüştür (n=239; tüm hastaların %62,8'i). İkinci sıklıkta görülen düşkünlük kriterinin 'zayıf pençe kuvveti' (n=184; %48,4) olduğu; üçüncü sıklıkta görülen düşkünlük kriterinin ise 'yavaş yürüme hızı' (n=156; %41) olduğu saptanmıştır. Hastalarda en az görülen düşkünlük kriteri ise 'kilo kaybı'dır (n=26; %6,8). TARTIŞMA ve SONUÇ: Düşkünlük; 65 yaş üstü bireylerde sık görülen, önlenebilir ve yönetilebilir bir sağlık sorunudur. Birinci basamakta da sık karşılaşılan bu sorunu aile hekimleri iyi tanımalı, kendi hizmet verdiği popülasyonundaki düşkün bireyleri tespit edip; gerektiğinde ilgili bölümlerle işbirliği yaparak bu sağlık sorununun yönetiminde aktif rol almalıdır. Anahtar kelimeler: Düşkün yaşlı, kırılgan yaşlı, aile hekimliği, Fried ölçeği

Aile hekimliğiDoktorlar-aileDüşkünlük+4
Nedim Oğuz
Akdeniz University
2016
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

65 yaş ve üstü bireylerin ilaç kullanım durumlarının değerlendirilmesi

AMAÇ: Çalışmamızda, 65 yaş ve üstü bireylerin uygunsuz ilaç kullanım (UİK) oranlarının saptanması; hastaların ilaç kullanım alışkanlıklarının gözden geçirilmesi, UİK ile ilişkili olabilecek sosyo-demografik özelliklerin belirlenmesi, ve bu hastaların ilaç dışı tedavi yöntemleri (tamamlayıcı / alternatif tıp; TAT) kullanım durumlarının tespiti amaçlanmıştır. GEREÇ ve YÖNTEM: Haziran 2015 – Aralık 2015 tarihleri arasında 65 yaş ve üstü hastalara yüz yüze anket uygulanması yöntemi ile çalışma gerçekleştirilmiştir. Ankette hastaların sosyodemografik özellikleri yanı sıra ilaç raporları, son bir ay içinde kullandıkları tüm ilaçları ve son üç ay içinde kullandıkları raporlu ilaçları değerlendirilmeye alınmıştır. İlaç ve raporları hastanın onayı ile 'Medula' sisteminden kontrol edilmiştir. Hastaların UİK durumları STOPP/START ve Beers-2015 kriterlerine göre analiz edilmiştir. BULGULAR: Çalışma kapsamında, 65 yaş ve üzerinde olan toplam 380 hastaya erişilmiştir. Hastaların 179'u (%47) kadın ve 201'i (%53) erkektir. Yaş ortalaması 71,6 (SS= 5,25; min= 65; maks=91) saptanmıştır. Hastaların çoğunluğunun (%74; n=281) 65-74 yaş arasında olduğu görülmüştür. Hastaların çoğunluğu (%35) ilkokul mezunu (5 yıllık eğitim), çoğunluğu (%77) evli ve çoğunluğu (%61) 'orta gelir düzeyinde' saptanmıştır. Hastaların %83,9'u multimorbid (≥2 kronik hastalık) idi, en sık rastlanılan hastalık HT (%60,1), ikinci sıklıkta ise DM (%32,3) gelmekteydi. Hastalar, günde ortalama 3 adet ilaç (SS=2.2; min=0; maks=13) kullanıyordu. Çoğu ilaçlarını sabah ve akşam (%46,7 n=163) alıyordu ve %40'ı (n=152) zaman zaman ilaçlarını almayı unuttuklarını belirtmişlerdir. Unutmamak için alınan en sık yöntem ise (%68) ilacını görebileceği bir yere koymak şeklinde ifade edilmiştir. Elli üç (%13,9) hasta bir TAT yöntemi kullanıyordu; en sık 'zencefil' (bitkisel ürün kullananların % 18,6'sı, n=8) kullanımı belirtildi. START'a göre hastaların %53'ü (n=204), STOPP'a göre %36'sı (n=137) ve Beers-2015'e göre de %71'i (n=271) uygunsuz ilaç kullanıyordu. Hastaların raporlu hastalık sayıları arttıkça; START'a, STOPP'a Beers-2015'e göre UİK sıklığı da anlamlı derecede artmakta idi (p<0,01). SONUÇ: UİK, aile hekimliğine başvuran yaşlı hastalarda sık görülen bir durumdur ve mortalite ve morbidite ile yakın ilişkisi saptanmıştır. STOPP/START ve Beers kriterleri, 65 yaş üstü hastaların UİK durumlarını tespit etmede ve bu hastalarda UİK'nı yönetmede faydalı, klinik pratiğe uygun enstrümanlardır. Aile hekimleri yaşlı hastalarda uygunsuz ilaç kullanımı konusuna gereken önemi vermeli ve uygun bir enstrüman ile (STOPP/START veya Beers Kriterleri ile) hastalarını belirli aralıklarla değerlendirmelidir. Anahtar Kelimeler: Yaşlı, uygunsuz ilaç kullanımı, STOPP, START, Beers Kriterleri, polifarmasi

Aile sağlığıGeriatriSosyodemografik özellikler+5
Hatice Tülin Akgün
Akdeniz University
2016
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

65 yaş ve üzeri bireylerin sağlık sorunlarının değerlendirilmesi : Düşme riskiyle ilişkili faktörlerin belirlenmesi

Amaç: Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Aile Hekimliği Anabilim Dalında eğitim gören araştırma görevlileri tarafından erişilebilen, toplumda yaşayan 65 yaş ve üzeri bireylerin düşme durumlarının ve düşme riskiyle ilişkili risk faktörlerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Yöntem: Tanımlayıcı ve kesitsel olarak tasarlanan araştırmamız, bir anket seti yoluyla yüz yüze görüşerek yapılmıştır. Veriler, SPSS version 23 kullanılarak analiz edilmiştir. Karşılaştırmada, Ki-kare, Mann Whitney U testi ve Spearman korelasyon analizi kullanılmış ve p<0.05 değeri anlamlı olarak kabul edilmiştir. Bulgular: Çalışmaya 65 yaş ve üzeri 380 kişi dahil edilmiştir. Katılımcıların %47'si kadın, %77'si evli, %88'i okur-yazardır. Yüzde 61'i orta gelir düzeyine sahiptir. Yüzde 25'i herhangi bir seviyede bakıma muhtaçtır. Yüzde 41'inde polifarmasi vardır. Yüzde48'i multimorbiddir. Son bir yıl içinde düşenlerin oranı %19,7, tekrarlayan düşmelere maruz kalanların oranı %5,8'dir. Düşmelerin %49'u yürüyüş sırasında meydana gelmiştir. Bireylerin %35'i düşme sonrası bir sağlık kuruluşuna başvurmuştur. Yüzde %13'ünde kırık ya da hastaneye yatış gibi ciddi bir durum tespit edilmiştir. Katılımcıların %71'inde herhangi bir seviyede düşme korkusu vardır. Sonuç: Araştırmamızda kadın cinsiyet, yalnız yaşama, bakıma muhtaç olma durumu, multimorbidite, postural hipotansiyon, artroz, osteoporoz, herhangi bir göz hastalığı bulunması, göz ameliyatı geçirmiş olma, denge bozukluğu, baş dönmesi, ürgensi, uyku bozukluğu, yürümede zorlanma, nokturi, alt ekstremitede ortopedik bir sorunun bulunması, düşme korkusunun bulunması, zaman ölçümlü kalk yürü testi ve performansa dayalı mobilite değerlendirmesi sonuçlarına göre orta ve yüksek olasılık kategorilerinde bulunma düşme için risk faktörleri olarak tespit edilmiştir Anahtar kelimeler: Yaşlı, düşme, risk faktörü

GeriatriKazalarRisk faktörleri+3
Abdullah Teksan
Akdeniz University
2016
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Altmışbeş yaş ve üzeri bireylerin üriner inkontinans durumlarının değerlendirilmesi

Amaç: Bu çalışmanın amacı, herhangi bir sağlık sorunu nedeniyle Akdeniz Üniversitesi Hastanesi polikliniklerine 6 aylık dönemde başvuran 65 yaş ve üzeri yaşlı bireylerin, üriner inkontinans sıklığını, etkileyen sebepleri, üriner inkontinanslı bireylerin yaklaşımlarını, bakış açılarını ve yaşam kalitelerini etkileyen koşulların araştırılmasıdır. Yöntem: Tanımlayıcı ve kesitsel olarak tasarlanan çalışmamızda, çalışmaya katılmayı kabul eden ve onamları alınan 431 gönüllüye, 6 araştırmacı tarafından yüz yüze görüşme yöntemiyle anketler uygulandı. İstatistiksel analiz İçin SPSS 22.0 paket programı kullanılmış; tüm karşılaştırmalarda p<0,05 değeri anlamlılık düzeyi olarak kabul edilmiştir. Değişkenlerin dağılımının normal dağılıma uygun olup olmadığı Kolmogorov, Smirnov ve Shapiro Wilk testleriyle araştırıldı. Karşılaştırmada ise parametrik testlerden, yerine göre, bağımsız gruplarda T-Testi ve Tek Yönlü Varyans Analizi (One-Way ANOVA) testi kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Parametrik test varsayımlarının sağlanmadığı durumlarda ise bu testlerin parametrik olmayan alternatifleri, "Mann-Whitney U", "Wilcoxon İşaretli Sıra" ve "Kruskall Wallis" testleri kullanılmış Kategorik değişkenler arası kıyaslamalarda ise Pearson Ki-Kare testi kullanılmıştır. Bulgular: Çalışmaya 431 kişi katılmıştır. Katılımcıların yaş ortalaması 71,65 ve çoğunluğu %53,6'sı erkektir. %93 orta gelirlidir, %36,2'sinin ilköğretim eğitimi almıştır. Bizim çalışmamızda genel olarak tüm katılımcıların (n=431) %27'si üriner inkontinans problemi olduğu saptandı. Kadın katılımcıların %41,5'i, erkek katılımcıların %15,2'si üriner inkontinans sorunu olduğu tespit edilmiştir. Çalışmaya katılan kadın hastalar için, tekrarlayan idrar yolu enfeksiyonu öyküsü olan hastalarda, tekrarlayan idrar yolu enfeksiyonu öyküsü olmayan hastalara oranla üriner inkontinans daha sık görüldüğü tespit edilmiştir (p=0.003). Üriner inkontinans sorunu olan erkeklerin yaşı, üriner inkontinans şikâyeti olmayan erkeklere oranla, daha yüksek bulunmuştur. (p=0.002). Çalışmaya katılan erkek hastalar için, çalışan hastalarda, çalışmayan hastalara oranla üriner inkontinansın daha az görüldüğü saptanmıştır (p=0.007). Benign prostat hiperplazi şikâyetine sahip erkek hastalarda, benign prostat hiperplazi şikâyetine sahip olmayan hastalara oranla üriner inkontinansın daha sık görüldüğü saptanmıştır (p=0.003). Sonuç: Üriner inkontinans yaşlılarda sık görülen bir durum olmasına karşın aile hekimleri yönetimde yeterince yer almamaktadır. Bunun nedenleri arasında, üriner inkontinansın hastalar tarafından yaşlanmanın doğal bir süreci olarak algılanması veya utanma nedeniyle paylaşılmaması ve aynı zamanda aile hekimlerince rutin olarak sorgulanmaması olabilir. Yaşlılarda kapsamlı geriyatrik değerlendirmenin bir bileşeni olarak idrar kaçırma olup olmadığının sorgulanması bu hastaların tanı almasını sağlayabilir. Aile Hekimleri üriner inkontinansın yönetiminde multidisipliner ekibin bir üyesi olarak önemli rol oynayabilir. Anahtar Kelimeler: Üriner İnkontinans, Yaşlı, Aile Hekimliği, Birinci Basamak Sağlık Kurumu

Aile hekimliğiGeriatriToplum sağlık merkezleri+2
Florije Meşeli
Akdeniz University
2016
00
Master'sOpen AccessTR

55 yaş üstü yaşlılarda uygulanan on iki haftalık düzenli denge, kuvvet ve aerobik alıştırmaların düşmeye etkisi

Amaç: Düşmeler, 55 yaş üzeri kişilerde önemli sağlık sorunlarına yol açmaktadır. Bu çalışmanın amacı birinci basamak sağlık kuruluşlarında, 55 yaş üzeri kişilerde uygulanan on iki haftalık düzenli denge ve aerobik egzersizlerinin düşme prevalansına ve yaşam kalitesi üzerine etkilerini incelemektir.Yöntem: Çalışmaya 55 yaş üzeri oturgan, bedensel etkinliğe katılım için herhangi bir sağlık engeli, bedensel ve ruhsal rahatsızlığı olmayan, belirli bir anlama yeteneğine sahip, bedensel etkinliğe eğilimi olan kişiler katılmıştır. Çalışmada girişim grubunda n=66, kontrol grubunda n=66 birey yer almıştır. Girişim grubunda yer alan kişilere bedensel etkinlik üzerine 30 dakikalık kursun yanında First Step Eğitim Seti (Elastik Direnç Bandı, Pilates Topu, Algılanan Zorluk Derecesi, First Step Program El Kitabı) ve alıştırma reçetesi verilmiştir. Reçeteler her ay güncellenmiştir. Kontrol grubundaki kişilere ise sadece yaklaşık bir defaya mahsus 5-10 dakikalık bedensel etkinliğin faydaları ve bedensel etkinliği nasıl arttıracakları konusunda tavsiyelerde bulunulmuştur. Denge, kuvvet ve aerobik alıştırmalarının etkinliğini ölçmek amacıyla denge anketleri, işlevsel ölçümler ve yaşam kalitesi (KF-36) ölçümleri çalışmaya başlamadan önce ve on iki hafta sonra tekrar edilmiştir.Bulgular: Fullerton ileri düzey denge anketi, altı duyusal test paremetresinden; otur kalk testi, sandalyeye otur eriş testi, iki dakika step testi, sekiz adım kalk yürü testi, kol bükme, elli adım yürüme, KF-36'nın alt boyutlarından beden ağrısı, duygusal rol, fiziksel rol, fiziksel işlev, ruhsal sağlık ve denge etki anketi skorunda anlamlı fark gözlenmiştir (p ? 0.05). Girişim ve Kontrol grupları arasında zamana bağlı altı duyusal test paremetresinden; otur kalk testi, sandalyeye otur eriş testi, iki dakika step testi, sekiz adım kalk yürü testi, kol bükme, sırt kaşıma testi, elli adım yürüme test performansında (p ? 0.001) ve KF-36'nın alt boyutlarından fiziksel işlev, genel sağlık ve duygusal rol puanlarında anlamlı fark gözlenmiştir (p ? 0.05).Sonuç: Birinci basamak sağlık hizmetlerinde, spor yapmaya engeli olmayan 55 yaş üstü kişilere verilen denge, kuvvet ve aerobik alıştırmalarıyla ilgili danışmanlık hizmetlerinin verilmesi, bedensel etkinlik ve yaşam kalitesi düzeyleri üzerine olumlu etkileri olmuştur. Geliştirilen enstrümanın ülke çapındaki uygulanması toplum düzeyindeki denge, kuvvet ve aerobik düzeyi arttırarak düşmeleri önlemede yararlı olacağı kanaatindeyiz.Anahtar Kelimeler:Bedensel etkinlik, düşmeleri öneleme, oturgan yaşam biçimi, alıştırma reçetesi, birinci basamak sağlık hizmetleri, aile hekimliği, koruyucu hekimlik

SporYaralar ve yaralanmalar
Şirin Topçu
Akdeniz University · Institute of Health Sciences
2009
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Antalya ilinde yaz döneminde yaşlılarda sağlık ekolojisi

Çalışmamız, yaşlılarda sağlık ve yaşam kalitesini geliştirmede birincil bakımın yerini vurgulamak amacıyla yapılmıştır. Amaç; araştırmaya katılmayı kabul eden bireylerde uygulanan anket ile Antalya İl Merkezinde sağlık hizmetlerinin ekolojisi konusunda bilgi edinilmeye çalışılmıştır. 01.08.201031.08.2010 tarihleri arasında Antalya İli Sağlık Bakanlığına bağlı sağlık ocaklarında tabakalı sistematik örnekleme tekniği ile seçilen ETF kartlarındaki 65 yaş ve üstü bireyler alınmıştır. Bu çalışma için yapılan örneklem hesabında 1000 kişiye uygulama uygun görülmüştür. Ağustos ayında Antalya İl Sağlık Müdürlüğünde ETFde yaşlı nüfusu yoğun olan sekiz sağlık ocağı rasgele seçilip, sağlık ocaklarındaki ETF kartlarından 65 yaş ve üstü kişilere hanelerinde ulaşılarak gerekli açıklamalar yapıldıktan sonra anketler yapılmıştır. Buna göre araştırmamıza katılan bireylerin 699u sağlık problemi yaşamış, 279u mevcut sağlık sorununu çözmek için sağlık ocağı hekimine başvurmuş, 211i hastanede ayaktan tedavi almış, 8i alternatif tıp denemiş, 39u evde bulunan ve daha önce doktor tarafından reçete edilen ilaçları kullanmıştır. 60 kişi acil poliklinik başvurusunda bulunmuş, 7sinin acilden ilgili bölüme yatırılarak, 53ünün ayaktan tedavi aldığı saptanmıştır. 65 yaş ve üstü bireylerin yapılan çalışmada son bir ayda doktora/sağlık kurumuna başvurmalarını gerektiren sağlık sorununun nedeni olarak %77,5 kişi kronik sorun için kontrol ve nüks muayenesi, %9,2sinin akut sorun (başlangıcından beri üç aydan az süre geçmiş), %0,7sinin de pre/post operatif muayene olduğu gösterilmiştir. Katılımcıların mevcut sağlık problemleri nedeniyle başvurdukları sağlık kurumundan %68i başka bir sağlık kurumuna sevk edilmiş, %32si edilmemiştir. Sevk edilen hastaların %25,3ü sevk edildiği kurum tarafından hastaneye yatırılarak tedavi edilmiş, %74,7si ayaktan tedavi edilmiş olarak saptanmıştır (n=992). Birincil bakım, toplum içindeki bireyler ve aileler için, evrensel olarak kabul edilebilir, uygulanabilir, bilimsel ve sosyal yöntemler ve teknolojiye dayalı gerekli bir sağlık bakımıdır. Tüm ülkenin sağlık sistemine, toplumun sosyal ekonomik gelişimine uygun olarak yapılandırılır. Ulusal sağlık sistemindeki bireyler, aileler ve toplum için ilk temas noktasıdır. İnsanların yaşadıkları ve çalıştıkları yere en yakın yerde, ulaşılabilirdir. Birincil bakım Alma-Ata bildirgesinden sonra tüm dünyada ulusal sağlık sistemlerinde dikkate alınmaya başlamış ve sağlık bakımı sunumunun temeline yerleştirilmeye başlamıştır. Pek çok ülkede birincil bakım sağlık hizmetleri aile hekimleri tarafından sunulur. Ülkemizde birincil bakım hizmetleri yeni bir yapılanma içindedir. Günümüzde birincil bakım tanımı olarak kabul edilen tanım ?bireysel sağlık bakım gereksinimlerinin büyük çoğunluğunu belirleyen, hastalarla sürekli bir ortaklık geliştiren ve aile ve toplum bağlamında bunu uygulayan sorumlu klinisyenler tarafından entegre, ulaşılabilir sağlık bakımı hizmetlerinin sağlanmasıdır? tanımıdır. Bu bağlamda birincil bakım hekimlerinin hizmet sundukları toplumun sağlık durumunu, sağlık davranışlarını, sağlık hizmetini nasıl kullandığını, sağlık inançlarını bilmesi gerekmektedir. Sonuç olarak 65 yaş ve üstü yaşlı bireylerin sağlık arayışlarına yönelik yaptığımız bu araştırma ile birinci basamak sağlık hizmetlerinin önemini vurguladığımız ve Antalya ilinde 65 yaş ve üstü bireylerin sağlık davranışlarını tespit ettiğimiz kanısındayız.

Aile hekimliğiAntalyaGeriatri+3
Yücel Çeviren
Akdeniz University
2010
00
Master'sOpen AccessTR

65 yaş üstü bireylerin yaralanma ve kaza nedeniyle birincil bakıma başvurularının incelenmesi

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) nün verilerine göre tüm dünyada 60 yaş üzeri 600 milyon kişi yaşamaktadır. Bu sayının 2025 yılında ikiye katlanması ve 2050 yılında ise 2 milyara ulaşması beklenmektedir. Birleşmiş Milletler (BM) ve DSÖ, yaşlı nüfusun giderek arttığına dikkat çekerek yaşlı bireylerin, yaşam kalitelerini arttırmak için gerekli önlemlerin, bireyler yaşlanmadan önce başlatılması çağrısında bulunmuştur.Amerikalı 65 yaş üstü bireylerin ölüm nedenlerinin yedinci sırasında travma yer almaktadır. Tüm yaralanmaya bağlı ölümlerin %25 ini yaşlı bireyler oluşturmaktadır. Yaralanmaya neden olan yaşlanmaya bağlı değişikliklerin ve risk etmenlerinin önceden belirlenerek, gerekli önlemlerin alınması ile pek çok yaşlının yaşam kalitesi korunabilir, engellilik önlenebilir ve ailelerinin yükü azaltılabilir. Birincil bakım hekimlerinin, bu önemli sorunun farkında olarak herhangi bir nedenle kendilerine başvuran tüm yaşlıları kaza ve yaralanma öyküsü olmasa bile yaralanma riski açısından değerlendirilmeleri gerekmektedir.Biz bu amaçla, yaşlı bireylerin yaşam kalitelerini bozacak yaralanma ve kazaların altında yatan nedenleri, bunların nasıl önüne geçebileceğimizi sorgulayan bir araştırma planladık. Çalışmamızda, birincil bakım hizmeti veren kurumlara başvuran 65 yaş üzeri bireylerin geniş bir örneklemde, kaza ve yaralanma sıklıkları ve tiplerini inceledik. Bütün hastalar, düşme öyküsü, hareket yeteneği, fiziksel rahatsızlıklar açısından değerlendirildi.Yaralanma ve kaza nedeniyle birincil bakıma başvuran 65 yaş üstü bireylerde, yaralanmanın tekrarlamaması için bu duruma yol açan risk etmenlerinin araştırılması, koruyucu önlemlerin alınması yaşamsal önemdedir.Anahtar Kelimeler: Yaşlı, Birincil Bakım, Yaralanma, Kaza, Önleme

GeriatriHasta bakımıKazalar+3
Sercan Bulut Çelik
Akdeniz University · Institute of Health Sciences
2011
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Antalya il merkezinde 1. basamak sağlık kuruluşlarına başvuran yaşlı hastaların yaşam kalitesi ve rehabilitasyon ihtiyaçlarının değerlendirilmesi

Yaşlanma, ayrıcalıksız her canlıda görülen, tüm işlevlerde azalmaya neden olan, süregen ve evrensel bir süreç olarak tanımlanabilir. Dünyanın hızla yaşlanıyor olması insanların doğuştan yaşam beklentisinin giderek artması tüm dünyada demografik yapıyı değiştirmekte ve dünya nüfusu içinde yaşlıların oranı hızla artmaktadır. Günümüz gerçeğinde hızla artan yaşlı nüfusun yaşam kalitesinin korunabilmesi önem kazanmaktadır. Üretken ve başarılı bir yaşlanma süreci için doğuşta beklenen yaşam süresinin uzun olması tek başına eksik bir yaklaşım olmakta; yaşlı bireylerin yaşam kalitelerinin de uzayan ömürle birlikte korunabilmesi için gerekli çalışmaların yapılması gerekmektedir. Bir durum tespiti ve ihtiyaçların belirlenmesi niteliğindeki çalışmamızda yaşlılık ile birlikte fonksiyonel kapasitede de ve yaşam kalitesi değerlerinde de dramatik olarak düşüşler gözlenmektedir. En fazla yaşam kalitesindeki azalma bedensel sorunlara bağlı rol kısıtlaması [(RP) 24.28± 37.828] alanında görülmekte, en az (61.40±17.952) değerleri ile mental sağlık (MH) alanında gerçekleşmektedir. Bedensel özet skorları (PCS) 33.61±11.427 ve mental özet skorlar (MCS) 42.34±9.893 olarak gerçekleşmiştir. Yaşlıların yaklaşık 1/3?i 435 (%30.8) kişi genel sağlıklarını kötü olarak nitelemekte ve yaşlıların yaklaşık %60ının ev dışı işlerde tam yada kısmi bağımlılığı olduğunu ve yine yaşlıların günlük öz bakım gibi ev içi işlerdede %30?lar oranında tam ya da kısmi bağımlılığı olduğunu düşündürmektedir. Yaşam kalitesi göstergeleri ayrıntılı incelendiğinde yaşam kalitesinin kişinin yaşı, sağlı kadar sosyoekonomik durumu, medeni hali, eğitim düzeyi gibi sosyokültürel faktörlerden de etkilendiği görülmektedir. Bazı grupların (kadınlar, ileri yaşlı yaşlılar, sosyoekonomik durumu kötü olanlar, eğitim düzeyi düşük olanlar) daha fazla risk altında olduğu da gözlenmiştir. Bu nedenle yaşlılar birinci basamak sağlık kurumlarına ilk başvurularında mümkünse geriyatrik değerlendirmeye tabi tutulmalıdırlar. Bu geriyatrik değerlendirmenin yaşam kalitesi ölçeklerini içermesi faydalı olabilir. Bu sayede yaşam kalitesi ölçekleri toplumsal göstergeler olmanın yanında bireysel uygulamalarada da kullanılabilir. Sağlık çalışanı yaşlının hangi alanlarda yaşam kalitesi düşüşü yaşadığını ve fonksiyonl kayıplarını değerlendirebilir ve buna yönelik ileri girişimlerde bulunabilir. Yaşlı bireyler büyük oranda sağlık sisteminden faydalanma ve giriş kapısı olarak birinci basamak sağlık hizmetlerini kullanmaktadırlar. Yaşlı dostu bir sağlık merkezi ve hekim pek çok sağlık sorunu olan yaşlıların tedavilerine uyumlarını da artırmakta ve daha uzun süre etkin kalmalarını sağlamaktadır. Yaşlı sağlığı konusunda iyi eğitilmiş personel ve organize edilmiş birinci basamak sağlık hizmetleri yaşlanan toplumun sağlık sistemi üzerinde yapacağı baskıyı önemli oranda azaltmakla birlikte, bireylerin daha tatminkar ve mutlu bir yaşam sürmesini sağlayacaktır.

Aile hekimliğiAntalyaGeriatri+6
Hasan Hüseyin Avcı
Akdeniz University
2011
10
Medical SpecialtyOpen AccessTR

65 yaş üstü bireylerin ilaç kullanımı ile düşmeye olan ilişkisi

Yaşlılıkla birlikte kronik hastalıkların görülme sıklığı ve buna bağlı olarak kullanılan ilaç miktarı artmaktadır. Kullanılan ilaç sayısındaki bu artış, ilaçla ilişkili bazı sorunların ortaya çıkmasına sebep olmaktadır. Çoklu ilaç kullanımının en ciddi sonuçlarından biri düşmelerdir. Bu çalışmada 65 yaş üstü kişilerde hasta olduklarındaki tutumları ilaç kullanımları ve ilaç kullanımı ile düşme arasındaki ilişki araştırılmıştır. Araştırmaya Antalya ilindeki aile sağlığı merkezlerine başvuran 65 yaş üstü gönüllü kişiler katılmıştır. Toplam 1000 kişiye anket uygulanmıştır. Ankete katılanların %50si kadın %50si erkektir. 65 yaş üstü kişilerin cinsiyetleri ile çoklu ilaç kullanımı arasında bir ilişki (p<0,05) vardır. Dolayısıyla kadınlar (%86) erkeklere (%76) göre, daha çok ilaç kullanmaktadırlar. Elde edilen verilere göre 65 yaş üstü kişilerin doktorun önerdiği ilaçları kullanması gereken süreden daha önce bırakması ile düşme sıklığı (p<0,05) arasında bir ilişki vardır. Dolayısıyla yaşlılar doktorun verdiği ilaçları gereken süreden önce bıraktığında düşme sıklığı da artacaktır. 65 yaş üstü kişilerin kullandığı ilaçların yan etkisi ile yaşlıların yardımcısız yürüyemeyecek kadar acı verici yaralanma geçirmesi (p<0,05) arasında bir ilişki vardır. Elde edilen verilere göre 65 yaş üstü kişilerin yürümek için bir şey kullanmasıyla düşme (p<0,05) arasında bir ilişki vardır. Dolayısıyla yürümek için bir şey kullanan yaşlıların düşme oranları da artmaktadır. Düşme ile cinsiyet farklılıkları arasında bir ilişki (p<0,05) vardır. Dolayısıyla kadın yaşlılar (%19) erkek yaşlılara (%11) göre daha fazla düşmektedirler. 65-75 yaş arasında olan kişilerin düşme sıklığı %15, 75-85 yaş arasında olan kişiler %22, 85-95 yaş arasında olan kişiler %35?dır. Bu çalışma ile Antalya merkezde yaşayan 65 yaş üstü bireylerin ilaç kullanma alışkanlıkları ve bunların düşme sıklıkları üzerine olan etkisi incelenmiştir. Elde edilen bulgular önemli bir toplum sağlığı sorunu olan düşmelerin önelnmesinde önemli katkıları olacaktır.

Düşme kazalarıKazalarMadde kullanım bozuklukları+2
Özen Özlem Güler
Akdeniz University
2011
00
DoctorateOpen AccessTR

Ortaokul matematik dersi kazanımlarının interdisipliner STEM yaklaşımıyla uyarlanması ve buna dayalı etkinliklerin etkililiğinin incelenmesi

Ortaokul matematik dersi kazanımlarının interdisipliner STEM yaklaşımıyla uyarlanması ve buna dayalı etkinliklerin etkililiğinin incelenmesinin amaçlandığı çalışma çok aşamalı karma yöntem tasarımına göre yürütülmüştür. Çalışma, Delphi yöntemiyle interdisipliner yaklaşımın kullanılabileceği kavramların belirlenmesi, belirlenen kavramlarla öğretimin planlanması ve planlanan öğretimin uygulanıp değerlendirilmesini içeren üç aşamadan oluşmaktadır. İlk aşama Delphi yöntemiyle yürütülmüştür. Akademisyen ve öğretmenlerden oluşan toplam 84 uzman ile birlikte çalışılarak ilgili derslerin öğretim programlarında yer alan disiplinlerarası olabilecek kavramlar belirlenmeye çalışılmıştır. İkinci aşamada öğretmenlerle birlikte ilk aşamada belirlenen kavramlardan faydalanılarak öğretim planı geliştirilmiştir. Üçüncü aşamada açımlayıcı sıralı karma desene göre hazırlanan öğretim planı uygulanmıştır. Uygulama ortaokul 7. sınıf düzeyinde toplam 47 öğrenci ile ön test son test yarı deneysel desenle yürütülmüştür. Uygulama sonunda öğrencilerin görüşleri alınmıştır. Nicel veri toplama aracı olarak matematik dersi akademik başarı testi, STEM tutum ölçeği ve çok boyutlu 21. yy. becerileri ölçeği kullanılmıştır. Akademik başarı testi araştırmacı tarafından geliştirilmiştir. STEM tutum ölçeği ve çok boyutlu 21. yy. becerileri ölçeği literatürden alınmıştır. Tüm veri toplama araçlarının geçerlik ve güvenirlik çalışmaları yapılmıştır. Nitel veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından hazırlanan, uzman görüşü ve pilot uygulama sonrası son hali verilen yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Çalışma sonuçlarına göre uygulanan öğretimin deney grubu öğrencilerinin lehine matematik dersi akademik başarısında, STEM tutumlarında ve 21.yy becerilerinde istatistiksel olarak anlamlı bir artış yaşanmıştır. Öğrenci görüşleri doğrultusunda uygulanan öğretim aktif katılımı, öğrenciler arası etkileşimi arttıran, sunduğu bileşenlerle verimli bir ders içeriği sunan ve bilişsel, duyuşsal ve beceri anlamında katkı sağlayan bir öğretimdir.

DisiplinlerarasıFen-matematik entegrasyonuSTEM eğitim yöntemi
Mehmet Akif Karabörk
Bolu Abant İzzet Baysal University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

İlkokul, ortaokul ve lise öğretmenlerinin beceri temelli matematik sorularına ilişkin görüşlerinin incelenmesi

Dünya çapında PISA, TIMSS ve PIRLS gibi eğitim araştırmalarında kullanılan beceri temelli sorular, 2018 yılından itibaren de ülkemizdeki merkezi sınavlardan LGS'de ve YKS'de kullanılmaya başlanmıştır. Bu araştırmada amaç ilkokul, ortaokul ve lise öğretmenlerinin beceri temelli matematik sorularının doğası, eğitim sistemindeki yeri, öğretme-öğrenme sürecinde kullanımı, ölçme-değerlendirme sürecinde kullanımı ve kaynaklarda kullanımına ilişkin görüşleriyle mevcut durumu ortaya çıkarmak ve gelişim odaklı çözüm önerileri sunmaktır. 2022-2023 ve 2023-2024 eğitim öğretim yıllarında Düzce'de görev yapan beş ilkokul, beş ortaokul matematik ve beş lise matematik öğretmeninin katılımıyla gerçekleştirilen çalışma, nitel araştırma yöntemlerinden bütüncül çoklu durum deseniyle tasarlanmıştır. Araştırmacı tarafından geliştirilen yarı yapılandırılmış görüşme formuyla elde edilen bulgulara göre tüm kademe öğretmenleri beceri temelli matematik sorularının günlük yaşam odaklı matematiksel gelişimi desteklediğini ve öğrencilerdeki üst düzey düşünme becerilerini geliştirdiğini ancak uzun ve karmaşık soru yapısının öğrenci motivasyonunu düşürdüğünü belirtmektedir. Araştırma sonuçlarına göre ilkokul öğretmenleri beceri temelli matematik sorularının günlük yaşam odaklı yapısı ve hitap ettiği yaş grubunun somut işlemlere dayalı olması dolayısıyla ilkokulda daha uygulanabilir olduğunu ifade etmişlerdir. Ortaokul ve lise matematik öğretmenlerine göre ise sınav odaklı yaklaşımlar beceri temelli soruların uygulanmasında problem teşkil etmektedir. Öğrencilerin gerekli hazırbulunuşluğa sahip olması ve sisteme dair düzenlemeler yapılması halinde beceri temelli matematik sorularının ülke geleceğine katkı sağlayacağı öğretmenlerce öngörülmektedir. Araştırmada beceri temelli matematik sorularının 1. sınıftan 12. sınıfa kadar kademeli verilmesi, günlük yaşam uygulamalarının artırılması, yoğun müfredatın azaltılması, matematiksel okumanın geliştirilmesi, hibrit soruların getirilmesi, veli rehberliğinin sağlanması, mesleki ve seviyelendirilmiş matematik müfredatına geçilmesi, ders kitaplarının etkileşimli hale getirilmesi ve sanal gerçeklik uygulamalarının sınıf ortamında sağlanması başlıca öneriler arasındadır.

Ersen Öztürk
Bolu Abant İzzet Baysal University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Dördüncü ve beşinci sınıf öğrencilerinin kesri anlamlandırma ve modelleme düzeyleri üzerine bir çalışma

Bu araştırmanın amacı dördüncü ve beşinci sınıf öğrencilerinin kesri anlamlandırma düzeyleri ve kesri modelleme düzeylerinin nasıl olduğunu ve dördüncü sınıf öğrencileri ile dördüncü sınıf öğrencilerinin sınıf öğretmeni ve beşinci sınıf öğrencileri ile beşinci sınıf öğrencilerinin matematik öğretmeninin kesri anlamlandırma düzeyleri ve kesri modelleme düzeylerinin tutarlılıklarının nasıl olduğunu ortaya koymaktır. Bu araştırma 2022-2023 eğitim öğretim yılında Sakarya ili Adapazarı ilçesindeki bir devlet okulunda gerçekleştirilmiştir. Bu araştırmada karma yöntem kullanılmış olup veriler hem nicel veri toplama aracı hem nitel veri toplama araçlarıyla toplanmıştır. Hem nicel hem de nitel veri toplama aracı literatürden yararlanarak ve uzman görüşleri alınarak araştırmacı tarafından geliştirilmiştir. Nicel verileri toplamak amacıyla "Kesirlerle İlgili Başarı Testi" 66 dördüncü sınıf öğrencisine ve 60 beşinci sınıf öğrencisine uygulanmıştır. Nicel verilerden elde edilen bilgiler doğrultusunda biri kız biri erkek olmak üzere ikisi başarı testi performansı düşük, ikisi başarı testi performansı yüksek olan dört dördüncü sınıf öğrencisi ve dört beşinci sınıf öğrencisi ile dördüncü sınıfların sınıf öğretmeni, beşinci sınıfların matematik öğretmenine nitel veri toplama aracı olan "Kesrin Anlamları ve Kesir Modelleri Testi" uygulanmış ve yarı yapılandırılmış görüşmeler yapılmıştır. Verilerin analizinde nicel verilere bir istatistik yazılımı kullanılarak Mann Whitney U testi, nitel verilere betimsel analiz uygulanmıştır. Nicel verilerin sonucunda dördüncü sınıf öğrencilerinin lehine anlamlı bir fark ortaya çıkmıştır. Nitel veriler sonucunda hem öğretmenlerin hem de öğrencilerin kesirlerin anlamlarında en çok parça-bütün anlamını, kesir modellerinde ise en çok alan modelini kullandıkları görülmüştür. Öğrencilerin hiçbiri kesrin işlemci, ölçme ve bölme anlamlarına yönelik bir ifade belirtmemiş ve hiçbiri sayı doğrusu modelini kullanmamıştır.

Selma Pehlivan
Bolu Abant İzzet Baysal University · Institute of Graduate Studies
2024
21
Master'sOpen AccessTR

4 ve 5. sınıf öğrencilerinin kesirlerde sayı duyusu ve problem çözme başarıları arasındaki ilişki

Matematik, yalnızca formüller ve işlemlerden ibaret değildir. Matematik, kuralların ötesine geçilerek anlam kazanan bir disiplindir. Matematiksel problemlerin çözümünde, sayıların arasındaki ilişkileri fark etmek ve bu ilişkileri etkili şekilde kullanmak oldukça önemlidir. İşte bu noktada, sayı duyusu kavramı matematiksel düşünmenin merkezinde yer alır. Öğrencilerin kesirlerle ilgili yaşadığı zorlukların giderilmesi için kesirlerdeki sayı duyusunun belirlenmesi ve geliştirilmesi büyük bir önem taşımaktadır. Bu çalışmada 4 ve 5. sınıf öğrencilerinin kesirlerde sayı duyusu becerilerini incelemek ve aynı zamanda kesirlerde sayı duyusu becerilerinin ve kesirlerde problem çözme başarılarının saptanması amaçlanmıştır. Araştırma 2024-2025 eğitim öğretim yılı içerisinde Bolu'nun Merkez ilçesinde bulunan bir ilkokul ve bir ortaokulda toplam 380 öğrenci üzerinde gerçekleştirilmiştir. Bu araştırmada karma yöntem kullanılmış ve veriler hem nicel hem de nitel veri toplama araçlarıyla elde edilmiştir. Bu araçlar literatür taraması ve uzman görüşleri doğrultusunda araştırmacı tarafından geliştirilmiştir. Nicel veriler 17 maddelik "Kesirlerde Sayı Duyusu Ölçeği (KSDÖ)" ile 16 maddelik "Kesirlerde Problem Çözme Başarı Testi (KPÇBT)" aracılığıyla toplanmıştır. Nicel bulgular doğrultusunda nitel veri toplama sürecinde yarı yapılandırılmış görüşmeler yapılmıştır. Yapılan veri analizleri sonucunda 4 ve 5. sınıf öğrencilerinin kesirlerde sayı duyusu ve kesirlerde problem çözme başarıları incelenmiş ve analizler sonucunda sınıf düzeyleri arasında kesirlerde problem çözme başarıları açısından anlamlı bir farkın olduğu belirlenmiştir. Araştırma bulguları 5. sınıf öğrencilerinin sayı duyusu ortalamalarının 4. sınıf öğrencilerine göre daha yüksek olduğunu ortaya koymakla birlikte aradaki bu farkın istatistiksel açıdan anlamlı olmadığı bulunmuştur. Görüşme bulguları öğrencilerin öncelikli olarak kural temelli çözüm stratejilerini tercih ettiklerini ancak alternatif bir çözüm yolu istendiğinde sayı duyusu stratejilerine yöneldiklerini göstermektedir.

Problem çözmeSayı duyusu
Zeynep Eda Göz
Bolu Abant İzzet Baysal University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Orantısal akıl yürütme becerileri farklı olan cebir eğitimi almamış öğrenciler orantı problemlerinde cebiri kullanabiliyorlar mı?

Bu araştırma, 4, 6 ve 7. sınıf öğrencilerinin orantısal akıl yürütme becerileri ile cebir içeren orantı problemleri çözme başarıları arasındaki ilişkiyi incelemeyi amaçlamıştır. Çalışmada, öğrencilerin orantısal akıl yürütme becerileri, cebir kavramına yönelik algıları, denklem kurma ve problem çözme stratejileri analiz edilmiştir. Araştırma, karma yöntemli bir yaklaşımla yürütülmüş olup, nicel veriler "Orantısal Akıl Yürütme Testi" ve "Cebir - Oran Başarı Testi" ile nitel veriler ise öğrenci görüşmeleri ile toplanıp analiz edilmiştir. Çalışmaya Bolu merkez ilçesinde öğrenim gören 4, 6 ve 7. sınıf öğrencileri dâhil edilmiştir. Elde edilen bulgular öğrencilerin cebir kavramını tanımlama ve anlamlandırmada zorlandıklarını, formel cebir eğitimi almamış olsalar dahi bazı orantısal akıl yürütme stratejilerinin cebirsel düşünmeye yönelik sezgisel eğilimler barındırdığını göstermiştir. Özellikle orantısal akıl yürütme becerisi yüksek olan öğrencilerin bilinmeyeni sembolize etme konusunda potansiyel sergiledikleri ancak formel cebir bilgisi eksikliği nedeniyle bunu tam olarak kullanamadıkları tespit edilmiştir.

Sema Nur Koymatlı
Bolu Abant İzzet Baysal University · Institute of Graduate Studies
2025
00

Other supervisors