Theses supervised by Prof. Dr. Halil Barış Özel
17 theses · Bartın University
Yozgat-Akdağmadeni Orman İşletme Müdürlüğündeki sarıçam (Pinus sylvestris L.) ormanlarında meşcere kuruluşları ve doğal gençleştirme başarısını etkileyen faktörler
Yozgat-Akdağmadeni Orman İşletme Müdürlüğünde yapılan bu araştırmada, yörede bulunan sarıçam ormanlarının ekolojik denge açısından oldukça önemli olduğu gerçeği tekrar tespit edilmiştir. Çalışma 2 farklı orman işletme şefliğinde yürütülmüştür. Çalışmanın gerçekleştirildiği şefliklerde sarıçam ormanları genel olarak yaşlı ve olgunluk çağına ulaşmak üzeredir. Bununla birlikte bu ormanlar genel olarak tek tabakalı, aynı yaşlı ve saf ormanlar niteliğindedir. Araştırma alanında başarılı gençleştirme çalışmalarının devamlılığına ihtiyaç bulunmaktadır. Ayrıca yörede sarıçam alp orman sınırına kadar çıkabilen tek türdür. Araştırma kapsamında, sarıçam doğal gençleştirme çalışmaların en etkili faktörler faktör analizi yardımıyla belirlenmiştir.. Elde edilen sonuçlara göre, Toprak Yapısı, Fizyografik Durum, İklim, Dış Toprak Durumu ve Toprak Reaksiyonu faktörlerinin gençleştirme üzerinde en yüksek etkiye sahip olduğu tespit edilmiştir.
Bartın-Kumluca yöresi saf doğu kayını (Fagus orientalis Lipsky.) doğal gençleştirme alanlarında meşcere kuruluşları ve gençlik dinamiklerinin incelenmesi
Bartın Kumluca yöresinde saf doğu kayını meşcerelerinde, gençleştirme alanı büyüklüğünün ve bazı fizyolojik faktörlerin doğal gençleştirme başarısı üzerine etkilerinin incelendiği bu tez kapsamında; Kumluca Orman İşletme Şefliği sınırlarında kalan ve 2016 yılında doğal gençleştirme programına alınmış olan 19, 32 ve 33 nolu bölmelerde 9 adet deneme alanı alınarak meşçere kuruluş özellikleri, gençlik gelişimleri ve gençleştirme başarısı incelenmesi amacıyla, hem yaşlı generasyonda hem de genç generasyonda ölçümler yapılmıştır. Yaşlı generasyon olarak değerlendirdiğimiz tohum ağaçları üzerinde; boy ölçümü, çap ölçümü ve tepe çapı ölçümleri gerçekleştirilerek tohum ağaçlarının gençleştirme başarısına etkileri araştırılmıştır. Tohum ağaçları üzerinde yaptığımız ölçümler neticesinde; tohum ağacı olarak seçilen fertlerin meşcerenin verim gücünden en iyi şekilde yararlanmış, idare süresi sonuna gelmiş, düzgün tepe ve gövde yapısında fertler olmasında dolayı bol tohum tutarak gençleştirme çalışmalarının başarısına katkı sağladığı belirlenmiştir. Doğal gençlikler üzerinde yapılan ölçümlerde; gençlik boyu, kök boğaz çapı, son yıl sürgün uzunluğu, yaprak boyu ve genişliği ölçümleri yapılarak değerlendirmeye tabi tutulmuştur. Bu değerlendirmeler sonucunda araştırma alanındaki gençlik dinamiklerinin iyi durumda olduğu söylenebilir.
Bartın-İnkumu yöresinde odun dışı orman ürünleri yetiştiriciliğine yönelik ağaçlandırmaların adaptasyon yeteneğinin belirlenmesi
Bartın-İnkumu yöresinde bulunan ve 2016 yılında odun dışı orman ürünleri üretimine katkı sağlaması amacıyla badem (Prunus dulcis L.),, ıhlamur (Tilia tomentosa Moench) ve defne (Laurus nobilis L.) türleri ile tesisi edilen 3 farklı ağaçlandırma alanının 3. yılında büyüme durumunu ve adaptasyon yeteneğini belirlemek amacıyla bir ön değerlendirme niteliğinde yapılan bu araştırmada ortalama boy büyümesi, kök boğaz çapı gelişimi, son yıl sürgün uzunluğu ve yaşama yüzdesi değişkenleri incelenmiştir. Yapılan ölçümler sonucunda badem, ıhlamur ve defne türlerinde ortalama boy büyümesinin sırasıyla 112,6cm, 73,8cm ve 51,7cm, ortalama kök boğaz çapının 1,3cm, 1,5cm ve 0,8cm, ortalama son yıl sürgün uzunluğunun 13,7cm, 11,8cm ve 9,4cm ve ortalama yaşama yüzdesinin %80,3, %91,6 ve %95,2 arasında değiştiği belirlenmiştir.
BAZI BEYAZ HUŞ (Betula verrucosa Ehrh.) ORİJİNLERİNDE MORFO-GENETİK KARAKTERLERİN İNCELENMESİ
Erzurum Orman Fidanlık Müdürlüğünde 5 farklı beyaz huş (Betula verrucosa Ehrh.) orijininde bazı morfo-genetik parametrelerin incelendiği bu araştırmada; 8. yıl sonunda huş orijinlerinin ortalama boy, göğüs yüksekliği çapı ve son yıl sürgün uzunluğu değişkenleri incelenmiştir. Buna göre huş orijinlerinin 8. yıl sonunda ortalama boy büyümesi değerinin 2,97-3,50m, ortalama göğüs yüksekliği çapı gelişiminin 5,15-6,40cm ve ortalama son yıl sürgün uzunluğu büyümesinin de 34,63-43,12cm arasında değiştiği belirlenmiştir. Bu kantitatif karakterlere ait ortalama değerlere uygulanan varyans analizi ve Duncan testi sonuçlarına göre her üç parametre açısından da en iyi gelişimi Erzurum-Aşkale ve Erzurum-Tekman orijinlerinin gösterdiği belirlenmiştir.
Arbuskular mikorizal fungus aşılamasının doğu kayını (Fagus orientalis Lipsky.) fidanlarının büyüme performansı ve adaptasyon başarısı üzerine etkilerinin araştırılması
Tez çalışmasında, Doğu kayınları (Fagus orientalis Lipsky.) fidanlarında arbuskular mikorizal fungus aşılaması yapılmış, mikoriza uygulanan ve uygulanmayan tüplü fidanlar Yenice yöresinde 3 farklı yükselti kademesine (200-400 m, 400-600 m ve 600-800 m) dikilmiş ve arazi performansları izlenmiştir. Hem yükselti kademelerinin kendi içinde hem de kendi arasında karşılaştırmalar yapılmış ve fidanlıkta kantitatif karakterler (yükselti, boy, kök boğaz çapı, fidan taze ağırlığı, fidan kuru ağırlığı, kök uzunluğu, yan kök sayısı ve yaşama yüzdesi) ölçülmüştür. Ölçümlerin sonucunda mikorizalı ve kontrol fidanları arasındaki karşılaştırmalar varyans analizi ve Duncan testi yardımıyla yapılmış ve en az % 95 güven düzeyinde anlamlı olan karakterler kendi arasında oluşturduğu homojen gruplar ile birlikte verilmiştir. Araştırmada AMF uygulaması sonrasında kontrol fidanları ile yapılan karşılaştırmalar sonucunda denemenin tamamında ortalama boy büyümesinin 30,01-43,56 cm, kök boğaz çapının 0,52-0,85 mm, fidan taze ağırlığının 7,97-9,07 g, fidan kuru ağırlığının 4,45-6,52 g, kök uzunluğunun 22,77-31,39 cm, yan kök sayısının 6,10-14,80 adet ve yaşama yüzdesinin % 62,54-95,12 arasında değiştiği tespit edilmiştir. Tüm yükselti kademelerinde incelenen tüm morfolojik karakterlerde ve yaşama yüzdesinde AMF'li fidanlar kontrol fidanlarına üstünlük sağlamıştır. Özellikle yaşama yüzdesi değişkeninde AMF uygulanan kayın fidanlarının kontrol fidanlarına göre % 30'a yakın bir üstünlük gösterdiği belirlenmiştir.
Bazı porsuk (Taxus baccata L.) populasyonlarının meşcere özellikleri ve taksol içeriklerinin belirlenmesi
Dünya üzerinde Türkiye, Avrupa ve Kafkasya'da esas yayılışını gösteren Porsuk (Taxus baccata L.) içerdiği doğal antikanserojen bileşikleri ile günümüzde modern tıpta kullanılan bir hammadde kaynağıdır. Bu çalışma ile Marmara ve Batı Karadeniz Bölgesi'nde porsuğun (Taxus baccata L.) doğal olarak yetiştiği 17 adet populasyonun meşcere özellikleri, fizyografik özellikleri, iklim özellikleri, fiziksel ve kimyasal toprak özellikleri belirlenmiştir. Ayrıca her popülasyondan örneklenen yapraklar ekstraksiyon ve yüksek performanslı ince tabaka kromotografisine (LC-MS) tabi tutularak içerdikleri taksol ve baccatin III miktarlarına bakılmıştır. Araştırmada meşcere özellikleri ile yaprakların taksoid içerikleri arasında bir ilişki olup-olmadığı incelenmiştir. Araştırma sonucunda en yüksek taksol içeren kemotipler Bartın-Gölderesi, Yığılca-Kurtkayası, İnebolu-Karagöl ve Yenice-Kızılkaya populasyonlarında tespit edilmiştir. Doğal ormanlardan elde edilen bu türevlerin sentetik olarak üretilmesi (hammadde), mevcut gen kaynaklarının korunması, fidan üretim ve doku kültürü çalışmalarının yaygınlaştırılması yerinde olacaktır.
Bazı anadolu karaçamı (Pinus nigra Arnold.) orijinlerinde kantitatif karakterlerin belirlenmesi
Bu çalışma, fidan üretim teknikleri açısından önemli olan kantitatif fidan karakterlerinin belirlenmesi amacıyla, Denizli Orman Fidanlık Müdürlüğü'nde dört farklı tohum kaynağından toplanan Anadolu Karaçamı (Pinus nigra Arnold. subsp. pallasiana (Lamb.) Holmboe) tohumlarından üretilen iki yaşındaki çıplak köklü karaçam fidanları üzerinde gerçekleştirilmiştir. Çalışmada, orijinler arasındaki kantitatif farklılıkların belirlenmesi ve uygulamada uygun orijinlerin kullanılmasına yönelik bilgilerin üretilmesi amaçlanmıştır. Bu kapsamda araştırma çerçevesinde fidanlarda fidan boyu, kök boğaz çapı, son yıl sürgün uzunluğu ve kök uzunluğu gibi önemli kantitatif karakterler üç tekrarlı olarak ölçülmüştür. Elde edilen ham veriler varyans analiz ve Duncan testi kullanılarak istatistiki açıdan değerlendirilmiştir. Buna göre, iki yaşındaki karaçam fidanlarında ortalama fidan boyunun 15,2-38,7 cm, ortalama kök boğaz çapının 5,3-7,8 mm, ortalama son yıl sürgün uzunluğunun 1,2-3,5 cm ve ortalama kök uzunluğunun 15,3-25,6 cm arasında değiştiği belirlenmiştir. Yapılan istatistik analizler sonucunda tüm kantitatif karakterler yönünden Denizli-İnceler orijini en iyi gelişim performansını gösterirken, Uşak-Çatak orijini ise düşük gelişim performansı sergilemiştir.
Karaçam (Pinus nigra arnold.) meşcerelerinde sıklık bakımının büyüme üzerine etkileri
Bolu-Mengen yöresindeki doğal karaçam (Pinus nigra Arnold.) meşceresinde gerçekleştirilen bu araştırmada üç farklı şiddetteki sıklık bakımı müdahalelerinin (zayıf, mutedil ve kuvvetli) meşcere gelişimi üzerindeki etkileri incelenmiştir. Bu amaçla rastlantı blokları deneme desenine göre üç tekrarlı olarak alınan deneme alanlarında ortalama göğüs yüksekliği çapı, ortalama boy ve ortalama göğüs yüzeyi alanı değişkenleri belirlenmiştir. Müdahalelerden onun yıl sonra yapılan bu araştırmadan elde edilen sonuçlara göre, farklı yoğunlukta yapılan sıklık bakımı alanlarında ortalama çap gelişiminin 8,51-11,26cm, ortalama boyun 4,54-5,35m ve ortalama göğüs yüzeyi alanının da 11,86-17,75m2/ha arasında değiştiği belirlenmiştir. Bu sonuçlar itibarıyla yapılan sıklık bakımı müdahalelerinin meşcerenin çap ve göğüs yüzeyi alanı gelişimi üzerinde çok belirgin etkileri olduğu tespit edilmiştir. Ortalama boy büyümesi yönünden ise sıklık bakımı işlemleri arasında çok yüksek düzeyde farklılıklar ortaya çıkmamıştır.
İklim değişikliğinin Ilgaz dağı göknar (Abies nordmanniana subsp. bornmülleriana Mattf.) ormanlarının büyümesi ve meşcere dinamikleri üzerine etkileri
Ilgaz Orman İşletme Şefliğinin doğal orman ve ağaç sınırında bulunan saf ve doğal Uludağ göknarı (Abies nordmanniana subsp. bornmülleriana Mattf.) ormanlarında (Gcd3) doktora tezi olarak gerçekleştirilen bu araştırmada, küresel iklim değişikliğinin (küresel ısınmanın) göknar ormanlarının gelişiminde, dinamiklerinde ve doğal sınırları üzerindeki etkileri bir ön değerlendirme niteliğinde uygulamacılara ve gelecekte yapılacak akademik çalışmalara konuyla ilgili bir takım temel ve uygulamalı bilgiler sunmak amaçlanmıştır. Araştırma alanındaki doğal orman sınırındaki meşcerelerden alınan örnek alanlarda ortalama yaşın 67-97 arasında değişen saf göknar meşcerelerinde ortalama göğüs yüksekliği çapının 25,4-40,3cm arasında, ortalama boyun 13,8-22,6m arasında ve ortalama ağaç sayısının da 45,3-53,6 adet arasında değiştiği belirlenmiştir. Ayrıca ölçüm ve tespitlerin yapıldığı 10 meşcereden 5 adetinin seçme, 5 adetinin de tek tabakalı kuruluşa dönüşen saf göknar ormanı niteliğinde bulunduğu tespit edilmiştir. Çalışmada yıllar itibarıyla ağaç sınırındaki göknar kolonilerinin çaplarında değişimler ölçümler ile belirlenmeye çalışılmıştır. Buna göre doğal göknar gençlik kolonilerinin ortalama çapları 2019 yılında 1,328m, 2020 yılında 1,407m ve 2021 yılında 1,492m olarak ölçülmüştür. Araştırmada doğal gençlik kolonileri ile ilgili yıllar itibarıyla ölçülmek suretiyle incelenen gençlik kolonilerinin boylarında 2019 yılında ortalama koloni boyu 1,51 m, 2020 yılında 1,53 m ve 2021 yılında da 1,55 m olarak saptanmıştır. Doğal göknar gençlik kolonilerinin doğal ağaç sınırına olan uzaklıkları da yıllar itibarıyla ölçülmüştür. Göknar gençlik kolonilerinin doğal ağaç sınırı olan uzaklıklarına ilişkin 2019 yılında 1,846 m, 2020 yılında 1,901 m ve 2021 yılında 1,913 m ortalama uzaklık değerleri tespit edilmiştir. Doğal ağaç sınırı hattında yer alan göknar gençlik kolonilerinde bulunan farklı yaşlardaki genç göknar bireylerinin ortalama boy değerleri 2019 yılında 5,3cm, 2020 yılında 6,4cm ve 2021 yılında da 7,2 cm olarak saptanmıştır. Yapılan değerlendirmeler sonrasında değişikyaşlı göknar gençliklerinde ortalama kök boğaz çapı 2019 yılında 15,6 mm, 2020 yılında 18,9 mm ve 2021 yılında 22,4 mm olarak belirlenmiştir. Kolonilerde bulunan değişikyaşlı göknar gençliklerinin ortalama metrekaredeki sayısı 2019 yılında 15,73 adet/m2, 2020 yılında 12,46 adet/m2 ve 2021 yılında 9,38 adet/m2 olarak tespit edilmiştir. Araştırmada gerçekleştirilen yıllık halka analizleri sonucunda örnek veri ile alınan ölçümler arasında yıllar bazında eğilim uyumunun yüksek olduğu (0,79-1,00) ortaya çıkmıştır. Göknarın ortalama duyarlılık değeri 0.220 olan 96 yıllık (1926'dan 2020'ye kadar) büyüme halka genişliklerinin kronolojisi oluşturulmuştur. Kronolojilerin ortak aralık analizi istatistikleri ağaçlar arasındaki ortalama korelasyonun ve sinyal gürültü oranının sırasıyla 0.677 ve 7.412 olduğunu saptanmıştır. Ilgaz Dağı orman sınırındaki Uludağ göknarı bireylerinde yıllık halka gelişimi açısından ilkbahar ve yaz aylarında meydana gelen yağışların olumlu yönde etki ettiği ancak özellikle ilkbahar sonu ve yaz sezonunda meydana gelen aşırı sıcaklıkların ve bunların neden olduğu kurak periyotların yıllık halka gelişimini olumsuz yönde etkilediği tespit edilmiştir. Araştırma alanında küresel ısınmanın etkileri SSPs245 ve SSPs585 senaryolarına göre de değerlendirilmiştir. SSPs245 iklim senaryosuna göre ortalama sıcaklığın 2,5ºC artması halinde 2060 yılında araştırma alanındaki ormanlardan 6102,9 ha'ı ve 2100 yılında da 9652,7 ha'ı "Yarı Kurak" iklim tipine geçiş yapacağı, SSPs585 iklim değişikliği senaryosuna göre ise ortalama sıcaklığın 5,8ºC artması halinde 2060 yılında "Nemli" ve "Yarı Nemli" iklim tipindeki orman alanlarında önemli bir azalmanın olacağı buna karşılık "Yarı Kurak" iklim tipindeki orman alanlarında ise alansal dağılımın oldukça yüksek oranlarda olacağı tahmin edilmektedir. Yine aynı iklim senaryosuna göre 2100 yılında araştırma alanında daha önce hiç varlığı söz konusu olmayan ve büyüklüğü 4841,6 ha olan orman alanının "Kurak" iklim tipine geçiş yapacağı ihtimali ortaya çıkmış olup, yine 2100 yılında aynı senaryoya göre "Nemli" iklim tipinde Uludağ göknarının da hakim olduğu orman kuşaklarının tamamının ortadan kalkacağı tahmin edilmiştir. Araştırmada yetişme ortamı koşulları ve deneme alanlarında bulunan göknar bireyleri ile gençliklerinde yapılan kantitatif karakterlerde yapılan ölçümlerden elde edilen bulgular ve WorldClim senaryolarının uygulanması ile ulaşılan sonuçlar kullanılarak küresel iklim değişikliğine bağlı değişimlerin ve bu değişimlere neden olan en önemli faktörlerin belirlenmesinde günümüzde istatistikte ve çok boyutlu karar verme süreçlerinde yaygın olarak kullanılan kNN (K-Nearest Neighbors), LVQ (Learing Vector Quantization), SVM (Support Vector Machine), RPART (Decision Trees) ve RF (Random Forest) mekanik öğrenme algoritmaları uygulanmıştır. Bu amaçla uygulanan mekanik öğrenme algoritmaları itibarıyla en iyi tahminde bulunan algoritma 2019, 2020 ve 2021 yılları itibarıyla %76,62, %77,93 ve %79,76'lık doğruluk düzeyleri ve dereceleri ile "Random Forest (RF)" algoritması olmuştur. Bu algoritmayı sırasıyla kNN, LVQ, SVM ve RPART mekanik öğrenme algoritmaları izlemiştir. Bu algoritmalar ile yapılan tahmin çalışmalarında ise en önemli değişkenler ise faktör yüklerine göre en yüksek sıcaklık (0,983), en düşük yağış (0,945) ve nisbi nem (0,892) olmuştur.
Devrek-Tefen yöresinde doğu kayını (Fagus orientalis Lipsky.) doğal gençleştirme uygulamalarında iklim değişikliğinin etkileri
Devrek-Tefen yöresinde üç bölmede (70, 73 ve 86 nolu bölmeler) Doğu Kayını (Fagus orientalis Lipsky.) doğal gençleştirme alanında iklim değişikliğinin etkileri hakkında bazı öngörülerde ve tahminlerde bulunmak amacıyla bir ön değerlendirme niteliğinde gerçekleştirilen bu araştırmada, iki yaşındaki doğal kayın gençliklerinde ortalama boy, ortalama kök boğaz çapı ve ortalama metrekaredeki sayı gibi gençleştirme başarısı ve adaptasyon yeteneği ile ilgili kantitatif parametreler yapılan ölçüm ve tespitler ile öncelikli olarak belirlenmiştir. Buna göre, 2 yaşındaki kayın doğal gençliklerinde her üç bölmede ortalama boy büyümesinin 2,1-2,4cm arasında, ortalama kök boğaz çapının 1,1-1,3mm arasında ve ortalama metrekaredeki doğal gençliklerin her üç bölmedeki sayısının 10,5-10,9 adet arasında değiştiği belirlenmiştir. SSPs245 ve SSPs585 senaryolarına göre DeMortanne ve Emberger indeksleri uygulanılarak yapılan hesaplar sonucunda araştırma alanını oluşturan Devrek yöresinde yer alan yarı nemli ve nemli orman kuşağında bulunan saf doğu kayını ormanlarının SSPs245 küresel ısınma senaryosuna göre 2060 yılında toplam 2156 ha'ı, 2100 yılında ise 3448 ha'ı kurak ve yarı kurak rejyonda kalması nedeniyle doğal gençleştirme koşullarını büyük ölçüde yitireceği öngörülmüştür. Araştırmada kayın doğal gençliklerinin aktüel yetişme ortamı koşulları ve WorldClim senaryoları dikkate alınarak küresel iklim değişikliğine bağlı değişimlerinin tahmin edilmesinde kNN (K-Nearest Neighbors), LVQ (Learing Vector Quantization), SVM (Support Vector Machine), RPART (Decision Trees) ve RF (Random Forest) gibi yaygın olarak kullanılan mekanik öğrenme algoritmaları kullanılmıştır. Bu doğrultuda küresel ısınmanın araştırma alanını oluşturan Devrek-Tefen'deki 3 bölmede yer alan 2 yaşındaki kayın doğal gençlikleri üzerindeki etkileri en yüksek doğruluk düzeyinde tahmin eden mekanik öğrenme algoritması bölmeler itibarıyla hesaplanan %74,3, %75,61 ve %73,56 doğruluk düzeyleri ile RF olmuştur. Bu algoritmayı sırasıyla kNN, RPART, SVM ve LVQ sahip oldukları doğruluk düzeyleri ile izlemiştir.
Sürdürülebilir ormancılık kapsamında Türkiye florasında yetişen Equısetum L. cinsine ait türlerin morfolojik, anatomik ve moleküler yönden incelenmesi
Bu tez çalışmasında, Türkiye'de doğal olarak yetişen Equisetum Linn (Equisetaceae) cinsine ait taksonların morfolojisi, anatomisi, palinolojisi ve moleküler özellikleri araştırılmıştır. Taksonların betimleri ve ayırıcı teşhis anahtarı verilmiştir. Cinse ait bireylerin yetişme ortam şartlarına bağlı olarak morfolojik özelliklerinin tür bazında dahi değişiklik gösterdiği gözlemlenmiştir. Equisetum cinsine ait taksonların gövde enine kesit ve yandal enine kesitleri çalışılmıştır. Gövde enine kesit incelemelerinde merkezi boşluğun gövde çapına oranı ve valleküler/karinal kanal sayısının tür ayırımında belirleyici bir karakter olduğu görülmüştür. Yandal enine kesitinin ise gövde enine kesitine göre daha az belirleyiciliği tespit edilmiştir. Equisetum cinsine ait taksonların sporları sirkular şekilldir ve tür ayrımına hiçbir etkisi yoktur. Equisetum cinsine ait taksonların genomik DNA'ları izole edilmiş, kloroplast DNA'sının rbcL ve trnL-F bölgeleri polimeraz zincir reaksiyonu (PCR) yolu ile çoğaltılmış ve sekans analiz işlemi gerçekleştirilmiştir. Cinse ait taksonlardan elde edilen sekans dizi verilerine göre filogenetik ağaç oluşturulmuş ve taksonlar arasındaki filogenetik ilişki belirlenmiştir.
Sürdürülebilir ormancılık kapsamında bartın yöresinde defne (Laurus nobilis L.) üretimi üzerine meşçere kuruluş özelliklerinin ve iklim değişikliğinin etkileri
Sürdürülebilir ormancılık kapsamında, Bartın Orman İşletme Şefliği sınırları içerisinde doğal olarak yayılış gösteren Defne (Laurus nobilis L.)'nin meşcere özelliklerinin belirlenmesi ve iklim değişikliğine bağlı olarak değişimlerin ortaya konulduğu bu çalışmada iki temel amaç bulunmaktadır. Birinci amaç, farklı meşcere kuruluşları altında defnenin verim ve kalitesini etkileyen faktörlerle ilişkilendirerek en uygun meşcere kuruluşunu belirlemek ve gerçekleştirilecek silvikültürel uygulamalara temel verileri hazırlamaktır. İkinci amaç ise küresel iklim değişikliğinin defnenin gelişiminde, dinamiklerinde ve doğal sınırları üzerindeki etkileri belirleyerek bir ön değerlendirme niteliğinde uygulamacılara ve gelecekte yapılacak akademik çalışmalara konuyla ilgili bir takım temel ve uygulamalı bilgiler sunmaktır. Çalışma, Bartın Orman İşletme Müdürlüğü'ne bağlı Bartın Orman İşletme Şefliği sınırları içerisindeki Esenpınarı köyündeki Çmc3 meşcereleri, Kaman köyündeki Knbc3 ve Topluca köyündeki Çzbc2 meşcereleri üzerinde yürütülmüştür. Çalışmada toplam 9 bölmeden 3 tekrarlı olacak şekilde 27 örnekleme alanında ölçümler gerçekleştirilmiştir. Bunun yanısıra, WorldClim verilerinden yararlanılarak araştırma alanının 2060 ve 2100 yıllarına ilişkin SSPs 245 ve SSPs 585 senaryoları çalışılmış ve araştırma alanına ilişkin 2060 ve 2100 yıllarına ait yıllık ortalama sıcaklık ve yıllık ortalama yağış senaryo haritaları elde edilmiş ve bu haritalardan yararlanılarak defnenin gelecekte nasıl yayılış gösterebileceği ortaya konmuştur. Çalışmada meşcere kuruluşlarına ilişkin elde edilen bulgulara göre; örnekleme alanlarının 23 tanesi eşit yaşlı kuruluş, 4 adeti değişik yaşlı kuruluş, 12 adeti karışık meşcere, 15 adeti saf meşcere, tek tabakalı meşcere 20, iki tabakalı meşcere 7, kapalılık sınıfı 1 olan 2 adet, kapalılık sınıfı 2 olan 18 adet, kapalılık sınıfı 3 olan 7 adet olarak belirlenmiştir. Çalışmada meşcere tipi ve kapalılıklara göre ayrı ayrı istatistiksel analizler yapılmış ve farklı istatistiki ilişkiler ortaya konmuştur. Buradan, meşcere kuruluşunun temel bileşenlerinden olan meşcere tipi ve kapalılıklarının defnenin gelişim ve değişimi üzerine etkilerinin belirlenmesi için tüm örnekleme alanlarında yapılan istatistiksel analizlere göre; 1-Ocak sayısı ile meşcere tipi ve meşcere kapalılığını etkileşimi anlamlı çıkmıştır. 2- Sürgün sayısı ile meşcere tipi anlamlı çıkmıştır. Buna göre kayının asli meşcereyi oluşturduğu alanlarda sürgün sayısı azken, kızılçam ve sahil çamının asli meşcereyi oluşturduğu alanlarda sürgün sayısı fazla bulunmuştur. 3-Uyuyan göz sayısı ile meşcere tipi anlamlı çıkmıştır. Buna göre kayının asli meşcereyi oluşturduğu alanlarda uyuyan göz sayısı azken, kızılçam ve sahil çamının asli meşcereyi oluşturduğu alanlarda uyuyan göz sayısı fazla bulunmuştur. 4- Yaprak eni ile meşcere tipi anlamlı çıkmıştır. Buna göre kayının asli meşcereyi oluşturduğu alanlarda yaprak eni büyükken, kızılçam ve sahil çamının asli meşcereyi oluşturduğu alanlarda yaprak eni küçük bulunmuştur. Çalışmada küresel iklim senaryolarına bağlı yapılan analizler sonucunda defnenin iklim değişiminden etkilendiği ortaya çıkmıştır. Bu bağlamda özellikle Lauretum, Lauretum-Castanetum ve Castanetum zonlarına göre düşey yükselti kademesi yaklaşık 500 m'lik bir yükselti kuşağını içeren rejyonda elde edilen sıcaklık ve yağış değişkenlerine ait 2060 ve 2100 yıllarına ait sayısal haritalardan toplanan veriler kapsamında defnenin yayılış alanı günümüzde toplam 166509,09 ha olup, bu alan SSPs 245 iklim değişikliği senaryosuna göre 2060 yılında 157075,98 ha'a ve 2100 yılında da 146882,72 ha'a düştüğü tespit edilmiştir. Diğer taraftan aynı indeksler kullanılarak gerçekleştirilen SSPs 585 iklim değişikliği senaryosuna göre ise defnenin doğal olarak yetişmesi için uygun ekolojik koşulları içeren yarı nemli ve nemli rejyonlar ve yetişme ortamları 2060 yılında 106804,02 ha'a ve 2100 yılında da 11046,47 ha'a kadar gerilediği ortaya çıkmıştır. Defnenin sürdürülebilir ormancılık kapsamında yöredeki popülasyonunun devamı ve veriminin arttırılması için öncelikle doğal yapıların korunması gerektiği ortaya çıkmaktadır. Bu bağlamda, defne üretiminde istenilen nitelik ve niceliklerin karşılanması için uygun silvikültürel müdahaleler yapılmalıdır. Bunun yanında, defne başta olmak üzere diğer ODOÜ'lerin in-situ ve ex-situ yöntemlerle koruma altına alınması gerekmektedir.
CuO ve ZnO nanopartiküllerinin gürgen yapraklı kayacık (Ostrya carpinifolia Scop.) tohumlarının çimlenme parametreleri üzerine etkilerinin incelenmesi
Gürgen Yapraklı Kayacık (Ostrya carpinifolia Scop.) türünün Bartın, Düzce, Sinop, Adana ve Erzurum orijinlerinden toplanan tohumlarının, ortam kirliliğinde yaygın olarak etkili olan CuO ve ZnO nanopartiküllerinin 4 farklı dozunda (400 mg/l, 800 mg/l, 1200mg/l ve 1600mg/l) hazırlanan konsantrasyonları ile işleme alınmasından sonra çimlenme yüzdesi ve çimlenme hızı değişkenleri üzerindeki etkilerinin incelendiği bu özgün araştırmada; CuO nanopartikülüne ait 4 farklı doz konsantrasyon ile kontrol numunesi tohumlar arasında çimlenme yüzdesi yönünde uygulanan varyans analizinde P˂0,05 güven düzeyinde istatistiki açıdan önemli farklılığın ortaya çıktığı belirlenmiş ve bu kapsamda homojen grupları belirlemek amacıyla %95 güven düzeyinde gerçekleştirilen Duncan Testi sonucunda birinci grubu %35,79 çimlenme yüzdesi ile kontrol grubunun ve son grubu ise %18,26 çimlenme yüzdesi ile 4. doz değerindeki CuO nanopartikül uygulamam grubunun oluşturduğu belirlenmiştir. Yine CuO nanopartikülünde çimlenme hızı yönünden kontrol grubu tohum numuneleri ile nanopartikül doz uygulamam grupları arasında P˂0,05 güven düzeyinde istatistiki açıdan anlamlı farklılık tespit edilmiş ve bu kapsamda %95 güven düzeyinde uygulanan Duncan testi sonucunda birinci grubu 28,47 çimlenme hızı ile kontrol grubu tohum numunelerinin ve son grubu da 15,92 ile 4. Doz CuO nanopartikül doz grubu tohum numunelerinin oluşturduğu saptanmıştır. Araştırma kapsamında yaygın ortam kirlenmesine neden olan ZnO nanopartikülün Gürgen Yapraklı Kayacaık türünün tohumlarının çimlenme parametreleri üzerindeki etkilerine de bakılmıştır. Bu kapsamda, ZnO nanopartikülüne ait 4 farklı doz konsantrasyon ile kontrol numunesi tohumlar arasında çimlenme yüzdesi yönünde uygulanan varyans analizinde P˂0,05 güven düzeyinde istatistiki açıdan önemli farklılığın ortaya çıktığı belirlenmiş ve bu itibarla homojen grupları belirlemek amacıyla %95 güven düzeyinde gerçekleştirilen Duncan Testi sonucunda birinci grubu %33,65 çimlenme yüzdesi ile kontrol grubunun ve son grubu ise %20,18 çimlenme yüzdesi ile 4. doz değerindeki CuO nanopartikül uygulama grubunun oluşturduğu belirlenmiştir. Yine ZnO nanopartikülünde çimlenme hızı yönünden kontrol grubu tohum numuneleri ile nanopartikül doz uygulamam grupları arasında P˂0,05 güven düzeyinde istatistiki açıdan anlamlı farklılık tespit edilmiş ve bu kapsamda %95 güven düzeyinde uygulanan Duncan testi sonucunda birinci grubu 30,54 çimlenme hızı ile kontrol grubu tohum numunelerinin ve son grubu da 11,83 ile 4. doz ZnO nanopartikül grubu tohum numunelerinin oluşturduğu saptanmıştır.
Ege Bölgesi kurak/yarı kurak mıntıka ağaçlandırmalarının sürdürülebilir ormancılık açısından değerlendirilmesi ve iklim değişikliğinin bu ağaçlandırmalar üzerindeki etkilerinin modeller yardımıyla incelenmesi
Afyonkarahisar ve Kütahya illerindeki yarı kurak ve kurak mıntıka ağaçlandırma alanlarında aynı yılda dikilmiş olan yani aynı yaşta olan ağaçlandırma sahaları içinden alınan deneme alanlarında belirlenen kantitatif parametreler olan ortalama boy, ortalama dip kütük çapı (d0.30), ortalama tepe yüksekliği (tepe boyu) (m) ve ortalama son yıl sürgün uzunluğu (cm) değişkenlerine ilişkin verilere uygulanan varyans analizi sonuçlarına göre söz konu bu kantitatif parametreler yönünden ağaçlandırma alanları arasında %99 güven düzeyinde istatistiki açıdan önemli farklılıkların bulunduğu tespit edilmiştir. Yapılan tespitlere göre, Afyonkarahisar ve Kütahya illerinde toplam 38 örnek alanda ölçülen 1969 bireyde yaşayan birey sayısı 1681 adettir. 1681 adet bireyin 1541 adeti sağlıklı ve 140 adedi sağlıksız bireyden oluşmaktadır. Afyonkarahisar ilinde seçilen ağaçlandırma sahalarında ölçülen 990 adet bireyin 853 (%86,16) adedi yaşamakta olup sağlıklı birey sayısı 767 (%89,92) ve sağlıksız birey sayısı 86 (%10,08) adettir. Kütahya ilinde ölçülen 979 adet bireyin 828 (%84,58) adedi yaşamakta olup bu bireylerin 774 (%93,48) adeti sağlıklı bireyden oluşurken 54 (%6,52) adedi sağlıksız bireyden oluşmaktadır. Genel olarak tüm kantitatif karakterlere uygulanan Duncan Testi sonucunda Dişli ve Gevrekseydi ağaçlandırma alanları ilk iki grubu oluştururken, Andız, Pusan ve Geven ağaçlandırma alanları son grubu oluşturmuştur. Bu durumun genel olarak Kütahya yöresindeki ağaçlandırma alanlarının daha sığ ve yüzeysel taşlılık oranı daha yüksek bir arazide tesis edilmiş olması, buna karşın Afyonkarahisar'daki ağaçlandırma alanlarının hem daha korunaklı hem de orman rejyonlarına daha yakın daha verimli alanlarda tesis edilmiş olması gösterilebilir. Araştırma alanını oluşturan yarı-kurak ve kurak mıntıka ağaçlandırma alanlarının yer aldığı Afyonkarahisar ve Kütahya yörelerindeki tüm alanlar sayısallaştırılarak küresel ısınmanın olası etkileri senaryolar vasıtasıyla oluşturulan modeller yardımıyla incelenmiş ve alansal değişimleri belirlenmiştir. Bu amaçla, toplam 11 adet Biyoklimatik Değişken kullanılmış ve oluşturulan modellerin çözümlenmesi sonucunda küresel ısınmanın etkilerini ortaya koyan en önemli değişkenlerin %98,74 ve %96,33 güven düzeyleri ile sıcaklık ve yağış faktörlerinin olduğu ortaya çıkmıştır. Uygulanan küresel ısınma senaryolarına göre uygulanan modeller kapsamında araştırma alanında SSPs 245 sürecine göre 2060 yılında yarı kurak niteliğine sahip olan alanlar 176310 ha'a, kurak alanlar 132770 ha'a, 2100 yılında ise aynı senaryoya göre yarı kurak nitelikteki alanlar 247870 ha'a ve kurak alanlar 193430 ha'a artması beklenmektedir. SSPs 585 senaryosuna göre 2060 yılında yarı kurak niteliğine sahip olan alanlar 271750 ha'a, kurak alanlar 256460 ha'a, 2100 yılında ise aynı senaryoya göre yarı kurak nitelikteki alanlar 344879 ha'a ve kurak alanlar 329160 ha'a çıkması öngörülmektedir. Ancak SSPs 585 senaryosuna göre 2100 yılında araştırma alanında ağaçlandırılması mümkün olamayacak olan ve tamamen farklı bir ekosistem koşullarının hüküm sürdüğü 3154 ha büyüklüğünde çöl vejetasyonunun yörede oluşacağı görülmektedir.
Gümüşhane – Kelkit yöresi yüksek dağ ekosistemi ağaçlandırmalarının sürdürülebilir ormancılık ilkeleri ve iklim değişikliği senaryoları kullanılarak değerlendirilmesi
Yüksek dağ ekosistemleri kendine özgü karakteristik özellikleri ile korunması gereken özel oluşumlardır. Bu oluşumların içinde subalpin, montan ve submontan kuşaklarda yer alan yüksek dağ orman ekosistemleri de yer almaktadır. Çığ, heyelan, erozyon, sel ve taşkın gibi önemli doğal olaylarının olumsuz etkilerinden daha alt yükselti kademelerinde bulunan tarım ve yerleşim alanlarının etkilenmemesi için yüksek doğ orman kuşaklarının korunması önem arz etmektedir. Bu ormanlar aynı zamanda tatlı su kaynaklarının sürdürülebilir yönetimi açısından da büyük bir öneme sahiptir. Doktora tez çalışması olarak hazırlanan bu araştırma kapsamında Gümüşhane ve Bayburt illerinin sınırları içinde kalan ve sarıçam (Pinus sylvestris L.) ile tesis edilen yüksek dağ kuşağı ağaçlandırma çalışmalarının gelişim performansı ve adaptasyon durumları incelenmiş aynı zamanda bu kuşakta iklim değişikliği senaryoları uygulanarak 2060 ve 2100 yıllarında meydana gelebilecek ekosistem değişiklikleri analiz edilmiştir. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre 2017 ve 2019 yıllarında Bayburt, Kelkit ve Şiran mıntıkalarında tesis edilen sarıçam ağaçlandırmalarında büyüme performansı bulundukları ekstrem ekolojik koşullar dikkate alındığında memnuniyet verici düzeyde bulunmuştur. Yine aynı ağaçlandırma alanlarında 2019 ve 2020 yıllarında belirlenen ortalama yaşama yüzdesi değerlerinin %78 ve %65 düzeyinde olduğu belirlenmiştir. Yine çalışma kapsamında uygulanan iklim değişikliği senaryolarının sonuçlarına göre araştırma alanında SSPs 245 sürecine göre 2060 yılında yarı kurak niteliğine sahip olan alanlar 284 ha yarı kurak alanlar, 7401 ha kurak alanlara, 2100 yılında ise aynı senaryoya göre yarı kurak nitelikteki alanlar 1818 ha'a ve kurak alanlar 8742 ha'a çıkması ve dönüşmesi beklenmektedir. SSPs 585 senaryosuna göre 2060 yılında yarı kurak niteliğine sahip olan alanlar 880ha'a, kurak alanlar 9370 ha'a, 2100 yılında ise aynı senaryoya göre yarı kurak nitelikteki alanlar 8202ha'a ve kurak alanlar 11280 ha'a çıkması öngörülmektedir. Bu kapsamda yöredeki küresel ısınma etkilerinin sebep olduğu vejetasyon değişimleri yakından izlenmeli, doğal gen kaynakları korunmalı, ağaçlandırma çalışmalarında kullanılacak tür ve orijinlerin doğru belirlenmesi için genetik test programları uygulamaya geçirilmelidir.
Farklı kocayemiş (Arbutus unedo L.) populasyonlarının antimikrobiyal ve probiyotik bakteriler üzerindeki etkilerinin incelenmesi
Bu araştırmada; Kocayemiş (Arbutus unedo L.)'in doğal yayılış alanından meyve olgunlaşma döneminde ulaşımın mümkün bazı orijinlerden (Balıkesir-Bandırma, BartınAmasra, Kastamonu-Cide, Sinop-İnceburun ve Zonguldak-Dirgine) toplanan meyveler üzerinde gerçekleştirilen bu araştırmada, orijin farklılığının kocayemişin anti-mikrobiyal ve probiyotik bakteriler üzerindeki etkisi incelenmiştir. Bu amaçla, Escherichia coli ve Staphylococcus aureus isimli ve genel olarak tüm ortamlarda yaygın olarak bulunan patojen bakteriler üzerinde orijinler itibarıyla toplanan kocayemiş meyvelerinden elde edilen ekstrakların ayrı anti-mikrobiyal aktivitesi incelenmiştir. Tek yönlü olarak yapılan varyans analizi sonuçları değerlendirildiğinde kocayemişe ait farklı orijinlerden toplanan meyvelerden elde edilen ekstratların Escherichia coli bakterisinin meydana getirdiği mikrobiyal aktivite üzerinde farklı etkilerinin olduğu saptanmıştır. Yapılan istatistiki karşılaştırma sonucunda kocayemiş meyvelerinin toplandığı 5 farklı orijin arasında söz konusu bu bakterinin meydana getirdiği mikrobiyal etki üzerinde %99 güven düzeyinde istatistiki açıdan anlamlı farklılık belirlenmiştir. Bu itibarla kocayemiş orijinlerinin homojen gruplarını belirlemek için %95 güven düzeyinde gerçekleştirilen Ducan testinden elde edilen bulgulara göre, anti-mikrobiyal etkinin belirlenmesinde kullanılan en önemli değişken olan bakteri canlılık oranı (%) değişkenine göre %95 güven düzeyinde kocayemiş meyvelerinin toplandığı 5 orijin üç grupta toplanmıştır. Buna göre Escherichia coli bakterisinin etkilerini en alt düzeyler olan %29,72 ve %28,94 canlılık oranlarına indiren Amasra ve Cide orijinleri ilk grupta yer alırken, Bandırma ve İnceburun orijinleri %31,53 ve %32,65'lik canlılık oranları ile ikinci grupta ve en yüksek bakteri canlılık oranı olan %36,81 ile Dirgine orijini ise son grupta yer almıştır. Araştırmada kültür ortamlarında yaygın olarak bulunan Staphylococcus aureus isimli bakteri üzerinde de deneyler gerçekleştirilmiştir. Söz konusu u bakterinin meydana getirdiği mikrobiyal etkinin orijinler itibarıyla farklılık gösterip göstermediği belirlemek için yine bu konuda en geçerli değişken olan bakteri canlılık oranı (%) değişkeni yönünden 3 tekrarlı olarak elde edilen ham verilere tek yönlü olarak yapılan varyans analizi sonuçlarına göre, farklı orijinlerden toplanan kocayemiş meyvelerinin ekstratlarının bakteri canlılık oranı değişkeni itibarıyla Staphylococcus aureus bakterisinin mikrobiyal faaliyetleri üzerindeki etkisi istatistiki açıdan %99 güven aralığında farklı düzeylerde gerçekleşmiştir. Bu kapsamda, %95 güven düzeyinde orijinlerin bakteri canlılık oranı üzerindeki etkileri itibarıyla gruplandırmasını gerçekleştirmek için yapılan Ducan testi sonucunda %95 güven düzeyinde Staphylococcus aureus bakterisinin etkilerini en alt düzeyleri olan %231,63 ve %30,87 canlılık oranlarına indiren Amasra ve Cide orijinleri ilk grupta yer alırken, Bandırma ve İnceburun orijinleri %34,45 ve %33,91'lik canlılık oranları ile ikinci grupta ve en yüksek bakteri canlılık oranı olan %37,52 ile Dirgine orijini ise son grupta yer almıştır. Bu araştırmanın ikinci önemli amacını ve hedefini ise, farklı orijinlerden toplanan kocayemiş meyvelerinden farklı konsantrasyonlarda elde edilen besi ortamlarının probiyotik bakteriler üzerindeki etki farklılığını ortaya koymak oluşturmaktadır. Bu amaçla, bakteriyel agregasyon aktivitesinin ölçülebilmesi için otoagregasyon ve koagregasyon yöntemleri kullanılmıştır. Araştırmada, Lactobacillus rhamnosus (GG) probiyotik bakterisinin büyümesi üzerine farklı orijinlerden toplanan kocayemiş meyvelerinden elde edilen ekstratlardan oluşan besin ortamları arasında yapılan tek yönlü varyans analizine göre istatistiki açıdan %95 güven düzeyinde önemli bir farklılık tespit edilmiştir. Bu kapsamda Lactobacillus rhamnosus (GG) probiyotik bakterisinin büyüme ortamı ve büyüme performansı üzerine kocayemiş meyvesinin toplandığı farklı orijinlerin meydana getirdiği grupların belirlenmesi amacıyla %95 güven düzeyinde uygulanan Ducan testine göre, Lactobacillus rhamnosus (GG) probiyotik bakterisinin büyüme performansı yönünden; Amasra orijini %56,39, Cide orijini %55,27 ve Bandırma orijini %53,86'lık büyüme performansları ile ilk grupta yer alırken, İnceburun orijini %49,73 ve Dirgine orijini de %45,98'lik büyüme performansları ile ikinci grubu oluşturmuşlardır.
Karabük yöresinde yangın sonrası restorasyon uygulamalarının değerlendirilmesi
Karabük-Safranbolu yöresinde meydana gelen yangın sonrasında yanan alanın restorasyonu amacıyla dikim yapmak suretiyle alana getirilen karaçam, kızılçam ve sarıçam fidanlarının 2. yıl sonundaki büyüme ve adaptasyon yeteneklerinin ve yangın sonrası vejetasyonda meydana gelen doğal değişimlerin, oluşumların ve doğal süsksesyonun incelenerek değerlendirildiği bu araştırmada bilimsel açıdan yangın sonrası orman ekosistemlerinin restorasyonu ve rehabilitasyonu ile ilgili çok önemli bilimsel bulgulara ve sonuçlara ulaşılmıştır. Çalışmada da öncelikle her üç türe ait aynı yıl gerçekleştirilen ağaçlandırma alanından rastlantı blokları deneme desenine göre alınan deneme alanlarında yapılan fidan boy ölçümleri elde edilen ham verilere varyans analizi ve Duncan testi uygulanarak istatistiki yönden değerlendirmeye tabi tutularak incelenmiş ve yorumlanmıştır. Üç farklı çam türünün arazi yaşı 2 olan fidanlarının meydana getirdikleri toplam boy büyümesi değerlerine uygulanan varyans analizi sonuçlarına göre türler arasında boy dikilen fidanların toplam boy büyümesi yönünden %95 güven düzeyinde istatistiki yönden farklılık ortaya çıkmıştır. %95 güven düzeyinde gerçekleştirilen Duncan Testine göre 2 yıl sonunda ortalama fidan boy büyümesi yönünden karaçam 12,43 cm'lik ve kızılçam da 11,92 cm'lik ortalama boy büyümesi değerleri ile ilk grupta yer alırken, sarıçam 8,75 cm'lik ortalama boy büyümesi değeri ile ikinci grupta yer almıştır. Araştırmada yanan alanların restorasyonu amacıyla 3 farklı çam türüne ait fidanlar kullanılarak gerçekleştirilen dikim uygulamalarında dikilen fidanların ikinci yıl sonundaki kök boğaz çapı gelişimleri de incelenmiştir. Özellikle yapay orman tesisi çalışmalarında dikilen fidanların mevcut yetişme ortamı koşullarından yararlanma seviyelerinin belirlenmesinde toplam fidan boyuyla birlikte çok önemli indikatör bilgiler veren fidan kök boğaz çapı gelişimi yönünden rastlantı blokları deneme desenine göre alınan deneme alanlarında yapılan ölçüm sonuçlarının ortalamasına uygulanan varyans analizine göre %95 güven düzeyinde türler arasında istatistiki açıdan anlamlı farklılık tespit edilmiştir. Bu kapsamda türleri gruplandırmak için %95 güven düzeyinde uygulanan Duncan Testi sonucunda iki homojen gruba ayrılan türlerden, karaçam 4,38 cm'lik ve kızılçam da 4,19 cm'lik ortalama kök boğaz çapı gelişimleri ile ilk grubu meydana getirirken, sarıçam 3,29 cm'lik ortalama kök boğaz çapı gelişimi ile ikinci grubu meydana getirmiştir. Yapay orman kurma uygulamalarından birinin gerçekleştirildiği Safranbolu yöresi yangın sonrası restorasyon çalışmasında da dikim yoluyla orman kurma ve tesisi uygulamalarında kullanılan 3 çam türüne ait fidanların ikinci yılda sahip oldukları ortalama yaşama yüzdesi değerleri alınan deneme alanlarında gerçekleştirilen fidan sayımları sonucunda hesaplanmıştır. Ortalama fidan yaşama yüzdesi değerlerine uygulanan varyans analizi sonucunda türler arasında bu önemli değişken yönünden %99 güven düzeyinde istatistiki olarak önemli bir farklılık tespit edilmiştir. Bu itibarla %95 güven düzeyinde gerçekleştirilen ve türler arasında homojen gruplandırmayı amaçlayan Duncan Testini sonuçlarına göre, karaçam %85,32'lik ve kızılçam %81,77'lik ortalama fidan yaşama yüzdesi değerleri ile ikinci yıl sonunda ilk grubu oluştururken, sarıçam %75,96'lık ortalama fidan yaşama yüzdesi değeri ile ikinci grubu tek başına oluşturmuştur. Karabük-Safranbolu yöresinde meydana gelen ve araştırma alanını oluşturan bu çalışmanın ikinci aşamasını, yangından iki yıl sonra alana gelen türlerin familyaları ve yaşam biçimleri kare transekt kesişme metodu ile belirlenmek oluşturmuş ve ekosistemin iyileşme süreci açısından doğal vejetasyon yapısının tekrar oluşumuna ilişkin uygulamacılara katkı sağlayacak değerli bilgilere ulaşılmıştır. Bu itibarla yangından iki yıl sonra yanan alanda doğal süreçler sonucunda alana gelen türlerin familyalarına göre herbaryumda yapılan teşhisler sonucunda belirlenen sayıları belirlenmiştir. Bulgular itibarıyla araştırma alanında bulunan bitkilerin herbaryumdaki teşhisi sonrasında, alanda toplam 15 familyaya ait 36 türün yangından 2 yıl sonra alana doğal olarak geldiği belirlenmiştir. Bu bulgulara göre yanan alanda 2 yıl sonra en fazla türün bulunduğu familyalar Asteraceae (5 adet), Rosaceae (5 adet) ve Fabaceae (4 adet) familyaları olmuştur. Diğer taraftan bu türlerin Raunker'in yaşam formu sınıflandırmasına göre yüzdesel dağılımı tespit edilmiştir. Ulaşılan bilimsel bulgulara göre yangın 2 yıl sonra alana doğal yollarla gelen türlerin Raunker'in yaşam formları sınıflandırmasına göre belirlenen dağılımı incelendiğinde, en fazla türün %63,7 dağılım oranı ile Hemikriptofit yaşam formunda olduğu, bunu sırasıyla %15,4 dağılım oranı ile Kamefit, %9,3 dağılım oranı ile Geofit, %6,1 dağılım oranı ile Fanerofit ve %5,5 dağılım oranı Terofit yaşam formunun izlediği saptanmıştır.