Theses supervised by Prof. Dr. Halim İşsever

12 theses · İstanbul University

DoctorateOpen AccessTR

Halk sağlığına yönelik öğrenci tutum ölçeğinin geliştirilmesi

Giriş: Tarih boyunca halk sağlığı alanında yaşanan gelişmeler sayesinde toplumlar önemli sağlık sorunlarının üstesinden gelmiştir. Bu nedenle toplumların halk sağlığı kapasitesinin en iyi seviyede olması önem taşımaktadır. Kapasiteyi oluşturan en önemli etmenlerden birisi de insan gücüdür. Hekimler halk sağlığı alanında uzmanlık veya yüksek lisans/doktora yaparak profesyonel anlamda halk sağlığı insan gücü içerisinde yer alırlar. Kariyer planlamasını birçok faktör etkilemektedir. Kişisel tutumlar da mesleki kariyer tercihlerinde rol oynamaktadır. Bu çalışmada son sınıf tıp fakültesi öğrencilerinin halk sağlığına yönelik tutumlarını belirleyecek bir ölçek geliştirmek amaçlanmıştır. Yöntem: Bu araştırma metodolojik tipte olup araştırma örneklemini İstanbul'da eğitim gören son sınıf tıp fakültesi öğrencileri oluşturmaktadır. Literatür taraması ve uzmanlardan bilgi alınarak üç boyutlu bir taslak ölçek hazırlanmıştır. Kapsam geçerliliği için uzman görüşleri alınmıştır. Kapsam geçerlik oran ve indeksi hesaplanmıştır. Yapı geçerliliği ve faktör belirleme kapsamında açıklayıcı faktör analizi ve temel bileşenler analizi yapılmıştır. Güvenirlik analizleri Cronbach alpha ile gösterilmiştir. Bulgular: 97 soruluk taslak ölçeğe 24 uzmandan görüş alınmıştır. Kapsam geçerlik analizleri ve uzman görüşleri sonrası 20 madde ölçekten çıkarılmıştır. Faktör analizine madde-toplam korelasyonları 0,20 ve ortak varyans değeri 0,50 altında olan maddeler uygun bulunmamıştır. Bu nedenle de 23 madde ölçekten atılmıştır. Son olarak binişik madde kabul edilen 5 madde de ölçeğe dahil edilmemiştir. Geçerlilik analizleri sonrası mesleki kariyer ve ilgi boyutunda 29 madde, halk sağlığının önemi boyutunda 15 madde ve halk sağlığı ders ve stajı boyutunda 5 madde kalmıştır. Hesaplanan cronbach alpha değerleri yüksek ve çok yüksek güvenilir bulunmuştur. Sonuç: Sonuç olarak son sınıf tıp fakültesi öğrencilerinin halk sağlığına yönelik tutumlarını ölçmede kullanılabilecek geçerli ve güvenilir bir araç geliştirilmiştir.

Faktör analiziGüvenilirlik ve geçerlilikHalk sağlığı+6
Mehmet Akif Sezerol
İstanbul University · Institute of Health Sciences
2022
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Psikolojik hizmet sağlayıcıları için işyeri iyilik hali ölçeği'nin Türkçe geçerlilik ve güvenilirliği

AMAÇ: Bu araştırmada, Psikolojik Hizmet Sağlayıcıları İçin İşyeri İyilik Hali Ölçeği'nin Türkçe geçerlik ve güvenirlik analizlerinin yapılması amaçlanmıştır. GEREÇ VE YÖNTEM: Araştırma metodolojik tipte olup; araştırmaya ait veriler, herhangi bir kurumda psikiyatri asistanı, psikiyatri uzmanı ve klinik psikolog olarak çalışan 302 psikolojik hizmet sağlayıcısı katılımcıdan internet üzerinden anket yoluyla toplanmıştır. Veri toplama aracı olarak Kişisel Bilgi Formu ve Psikolojik Hizmet Sağlayıcıları İçin İşyeri İyilik Hali Ölçeği Türkçe formu, Genel Sağlık Anketi-12 ve Yaşam Tatmini Ölçeği kullanılmıştır. Ölçeğin çevirisinde "çeviri-geri çeviri yöntemi" kullanılmıştır. 11 uzmanın görüşü alınarak Kapsam Geçerlik Oranı ve Kapsam Geçerlik İndeksi Lawshe tekniğine göre hesaplanmıştır. Ölçeğin geçerliliğini değerlendirmede; açımlayıcı faktör analizi, doğrulayıcı faktör analizi ve benzer ölçek (yakınsak) geçerlilik analizi uygulanmıştır. Ölçeğin güvenilirliğini değerlendirmede ise; madde-toplam puan korelasyonları, Cronbach alfa ve Guttman Split Half katsayıları ve test-tekrar test güvenilirlik katsayısı hesaplanmıştır. Ölçek toplam puanı ile ilişkili değişkenlerin değerlendirilmesinde Mann Whitney U, Kruskal Wallis testleri ve Spearman korelasyon analizi kullanılmıştır. Verilerin çoklu analizinde çoklu doğrusal regresyon analizi uygulanmıştır. BULGULAR: Ölçek çevirisinin tamamlanmasından sonra; ölçeğin Kapsam Geçerlilik İndeksi 0,66 hesaplanmıştır. Kaiser-Meyer-Olkin katsayısı 0,926 ve Bartlett küresellik testi anlamlı (p<0,001) bulunmuştur. Açımlayıcı Faktör Analizi sonucunda ölçekteki 5 madde (1, 18, 19, 20 ve 23. Maddeler) birden fazla faktörde yer aldığı ve faktörlere verdiği yükler arasındaki fark 0,10'dan az olduğu için ölçekten çıkarılmıştır. Kalan 21 maddelik ölçeğin toplam varyansın %66,534'ünü açıklayan, öz değeri 1'in üstünde olan beş faktörlü bir yapı oluşturduğu görülmüştür. Doğrulayıcı Faktör Analizi sonrası uyum indekslerinde anlamlı iyileşme sağlayan kovaryanslar oluşturulduğunda; uyum indekslerinin tamamının kabul edilebilir uyum değerleri içinde yer aldığı gözlenmiştir. Ölçeğin benzer ölçek geçerlilik analizinde; Genel Sağlık Anketi-12 ile negatif yönde yüksek düzeyde, Yaşam Tatmini Ölçeği ile pozitif yönde orta düzeyde anlamlı korelasyon gösterdiği saptanmıştır. Ölçeğin güvenirlik analizlerinde; test-tekrar test korelasyon katsayısı 0,911 olarak hesaplanmıştır. 21 maddelik ölçeğin Cronbach alfa güvenirlik katsayısı 0,929; Guttman Split-Half katsayısı 0,932 bulunmuştur. Ölçek toplam puanıyla ilişkili faktörler incelendiğinde; yaş, meslek, aylık gelir, psikolojik hizmet sağlayıcı olunmasından itibaren geçen süre, meslekte çalışılan toplam süre, çalışılan kurum ve haftalık çalışma saatinin psikolojik hizmet sağlayıcılarının işyeri iyilik haliyle ilişkili olduğu bulunmuştur. SONUÇ: Psikolojik Hizmet Sağlayıcıları İçin İşyeri İyilik Hali Ölçeği'nin 21 maddelik Türkçe versiyonu, uygulandığı popülasyonda geçerli ve güvenilir bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: İşyeri İyilik Hali, Psikolojik Hizmet Sağlayıcıları, Geçerlik, Güvenirlik, Ölçek, Psikolog, Psikiyatrist

Güvenilirlik ve geçerlilikPsikiyatristPsikolojik hizmetler+3
Zeynep Betül Sağlam
İstanbul University
2022
11
Master'sOpen AccessTR

İlaç üretim tesisinde çalışan kişilerde sağlık okuryazarlığı ve yaratıcılık ilişkisinin incelenmesi

Günümüzde önemi giderek artan sağlık okuryazarlığı (SOY) kavramı; kişiye tıbbi bilgi sunulduğunda, kişinin bu bilgiyi kavrayabilmesi ve buna uygun davranabilmesi olarak ifade edilebilir. Bu çalışmada, hizmet sektörünün talep ve işlem hacmi açısından her geçen gün gelişmekte olan ilaç üretimi çalışanlarında sağlık okuryazarlığı ve yaratıcılık ilişkisinin incelenmesi hedeflenmiştir. Çalışmamızda, kadınların sağlık okuryazarlığı ortanca değerlerinin, erkek katılımcıların ortanca değerlerinden daha yüksek olduğu ve aradaki farkın istatistiksel açıdan anlamlı olduğu görülmüştür (p=0,01). Yaş dağılımına göre sağlık okuryazarlığı incelendiğinde, farklı yaş grubundaki katılımcıların SOY düzeylerinin farklı olduğu ve bu farkın istatistiksel olarak anlamlı olduğu görülmüştür (p=0.04). Çalışmada SOY düzeyi puanlarının eğitim seviyesi arttıkça orantılı olarak artığı gözlemlenmiştir. Araştırma grubunun amaç yönelim, içsel motivasyon ve kendine güven yaratıcılık ölçeklerinde kadın katılımcıların ortanca değerlerinin erkek katılımcılara göre daha yüksek olduğu aradaki farkın sırasıyla istatistiksel olarak anlamlı olduğu görülmektedir (p=0.03) (p<0,001) ve (p=0.02). Katılımcıların çocuk sayısına göre, yaratıcılık özellikleri, amaç yönelim, kendine güven ve içsel motivasyon ölçeğinde istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık gösterdiği görülmüştür (p=0.02, p=0.02 ve p=0,005). Çalışmamızda eğitim durumu ve sektörde çalışma süresi artıkça yaratıcılık alt ölçeği kendine güven, amaç yönelim arasında istatistiksel olarak ileri derecede anlamlılık vardır (p<0,001 p<0,001). Yaratıcılık alt ölçeğinde ankete katılan çalışanlar sağlıklarını mükemmel değerlendirmekte, yaratıcılık alt ölçeği düzeyi bakımından risk alma ölçeği arasında farkın istatistiksel açıdan anlamlı olduğu görülmektedir (p=0.01). Çalışan motivasyonunun işletmenin performansında iyileşmelere yansımalarını sağlayabilmek için, yenilikçi olmanın işletmeler açısından önemli olduğu, sağlık okuryazarlığı ve yaratıcılık kavramının sürekli göz önünde bulundurulması gerektiği ortaya çıkmaktadır.

Sağlık hizmetleriSağlık okuryazarlığıYaratıcılık+4
Hatice Gamze Pınarbaşı Albeniz
İstanbul University · Institute of Health Sciences
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Bingöl' de birinci basamak sağlık kuruluşlarına başvuranlarda algılanan hizmet kalitesini etkileyen faktörler

Birinci basamak sağlık hizmetleri, hastalıkların önlenmesi, sağlığın korunması ve geliştirilmesi amacıyla organize edilmiş, bireylerin sağlık ihtiyaçları için ilk başvurdukları yaygın ve erişilebilir nitelikteki koruyucu ve tedavi edici hizmetlerdir. Bu hizmetlerin etkili, verimli ve tercih edilir olması önemlidir. Bu nedenle birinci basamak sağlık hizmetlerinde, hizmet kalitesinin ölçülmesi ve hizmet kalitesini etkileyen faktörlerin incelenmesi gerekmektedir. Kesitsel tipteki bu çalışma ile Bingöl Merkez Toplum Sağlığı Merkezine bağlı KETEM ve Verem Savaş Dispanseri birimlerine başvuranlarda algılanan hizmet kalitesinin Servqual yöntemiyle ölçülmesi ve bireyin sağlık durumunu etkileyen sağlık algısı ile kişilik özellikleri faktörlerinin etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışmaya 460 kişi dahil edilmiştir. Araştırmada, Sağlık Algısı Ölçeği ortanca değeri 44 tespit edilmiştir. Eysenck Kişilik Anketi- Gözden Geçirilmiş Kısaltılmış Formu alt boyutlarında ortanca değerler sırasıyla; "dışa dönüklük"; 4, "nörotizm"; 2, "psikotizm"; 2,65 ve "yalan"; 5 tespit edilmiştir. Araştırma sonucunda, hizmet kalitesinde en yüksek beklenti "güven" alt boyutunda, en düşük beklenti ise "fiziksel özellikler" alt boyutunda, en yüksek algı "güven" alt boyutunda ve en düşük algı yine "fiziksek özellikler" alt boyutunda görülmüştür. Algılanan hizmet kalitesine ilişkin Servqual Skoru (-0,02) negatif (-) tespit edilmiştir. Araştırma grubunda Servqual skorlarını; cinsiyet, medeni durum, sağlık güvencesi ve eğitim düzeyi faktörleri etkilemektedir. Algılanan hizmet kalitesini tahmin etmek için kurulan lojistik regresyon analizinde; Sağlık Algısı Ölçeği "kontrol merkezi" (OR: 1,11) ve "sağlığın önemi" (OR: 1,16) alt faktörlerinin modele anlamlı katkı yaptıkları görülmüştür.

BingölBirinci basamak sağlık hizmetleriHasta başvurusu+4
Mehmet Sait Değer
İstanbul University · Institute of Health Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Özel öğretim kurumlarında akademik başarı ve yaşın mesleki ilgi ve değerler üzerindeki etkisi

Kişilerin hayat başarısı ve mutlulukları kendisine uygun bir meslek seçimi ile yakından ilişkilidir. Kişinin kuracağı yaşam stili ve toplumla kuracağı ilişki biçimi, topumda kendisini konumlandırması büyük ölçüde bu kararla ilişkili durmaktadır. Ortaöğretim kurumlarının temel amaçlarından birisi de bireyin ilgi, yetenek ve değerleri doğrultusunda potansiyeline uygun bir mesleğe hazırlamak ve toplumda verimli olmasını sağlamaktır. Yüksek öğretim programına hazırlamanın bir anlamı da kişiyi mesleğe hazırlamaktır. Dolayısı ile bireyler önemli bir karar verme durumu ile karşı karşıya kalmaktadırlar. Kişilerin bu karar sürecine hazırlanmaları kendilerini ve meslekleri tanımasını toplumdaki işlev ve yerini statüsünü bilmelerini gerektirmektedir ve bu durumda mesleki rehberlik ve psikolojik hizmetleri gerektiren bir durumdur. Mesleki gelişim ve bu seçimin belirginleşmesi ve kişiler açısından sağlıklı karar verebilmeleri bir aşamayı izlemekte ve bu aşama da kişilik gelişimi ile alakalı olup benzer bir gelişim sürecini takip etmektedir. Yanlış verilen mesleki kararlar sonucunda bir kısım bireyler bölüm değiştirmekte, okulu bırakmakta veya mezun olduktan sonra mesleği dışında işler yapmaktadır ki bu durum ülke ekonomisi içinde bir kayıptır. Bu araştırma ile mesleki rehberlik faaliyetlerine ve meslek seçim sürecine, bu süreçte verilen destek hizmetlerinin organizesine katkıda bulunmak amacı ile FMV Özel Ayazağa Işık Lisesinde hazırlık, 9.sınıf, 10.sınıf ve 11. sınıflardan oluşan 300 kişiye KDE ( Kendini Değerlendirme Envanteri) uygulanmış ve sonuçları SPSS programı ile değerlendirilmiştir. Yetenek, ilgi ve değer puanları öğrencilerin yılsonu akademik başarıları, cinsiyetleri ve bulundukları yaş düzeyi ile ilişkilendirilerek anlamlılık düzeylerine ve ilişkisine bakılmıştır. Elde edilen sonuçlarda cinsiyetin mesleki ilgi, değer ve yeteneklerin gelişiminde ve karar süreçlerinde etkili olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Akademik başarı da belli düzeyde yetenek, ilgi ve değerlerde bir etkiye sahip iken bulundukları yaş düzeyinin bu süreçte bir etkisinin olmadığı, yaş düzeyleri arasında bu yönde anlamlı bir farklılık yaratmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

Akademik başarıEğitim kurumlarıMeslek seçimi+5
Ali Rıza Erdoğan
İstanbul University · Institute of Health Sciences
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

İstanbul'daki aile sağlığı merkezlerinde iş yükünün coğrafi bilgi sistemleri ile haritalanması ve yoğunluk endeksi geliştirilmesi

Ülkelerde hızla gerçekleşen sosyal ve ekonomik değişimler toplumun sağlık ihtiyacını ve talebini de dönüştürmektedir. Yeni sağlık ihtiyaçları sağlık hizmet talebini de artırmaktadır. Artık çağdaş halk sağlığı anlayışı topluma temel sağlık hizmetlerinin (TSH) sunumuyla sağlığın korunması ve geliştirilmesi yönündedir. Bu yüksek hacimli sunum ise iyi organize edilmiş sağlık insan gücüyle (SİG) mümkündür. Sağlıkta arz ve talep dengesizliği günümüzde küresel bir sorundur. SİG konusunda kapasite geliştirilmesi Sürdürülebilir Kalkınma Hedeflerinden biridir. Türkiye'de TSH aile hekimleri tarafından sunulmaktadır. Bu sebeple TSH sunumunda SİG planlamaları, sağlık sistemi için hayati önemdedir. Türkiye'de SİG sağlık planlamalarının her zaman merkezinde yer almıştır. Günümüze dek yapılan planlamalara göre belirli sayıda nüfusa belirli kaynak tayin edilmektedir. Ancak günümüzde eşit sayıda nüfus eşit hizmet yükü oluşturmamaktadır. Toplumdaki sosyal tabakalaşma, sağlık hizmet talebine de yansımakta, farklı SES düzeylerine sahip bölgelerde farklı düzeyde talep oluşmaktadır. Bu durumda farklı bölgelerdeki birim nüfusun hizmet talebi öngörülerek planlama yapılması SİG'in verimli kullanımı için önemlidir. Bu çalışmada İstanbul'daki aile hekimleri arasında heterojen dağılan iş yükünün homojen dağılmasını sağlamak için bir insan kaynağı planlama aracı geliştirmek amaçlanmıştır. Bu araç sayesinde ağır veya hafif iş yükü altında çalışan bir AHB'nin kayıtlı nüfus sayısını orantılı olarak azaltmak veya artırmak mümkün hale gelmektedir. Ayrıca, henüz AHB açılmamış bir bölgede beklenen iş yükü de tahmin edilebilmekte, bölgedeki istihdam ihtiyacı hesaplanabilmektedir. Çalışmada İstanbul'daki 4.041 aile hekimliği biriminin 2017 yılına ait hizmet istatistikleri ve İstanbul mahallelerine ait sosyodemografik değişkenler analiz edilmiştir. AHB'lerin iş yüklerini hesaplamak için bir puanlama sistemi oluşturulmuş, işyükü coğrafi dağılımı analiz edilmiş ve farklı özelliklere sahip bölgelerin hizmet talebini öngörecek AiHekim Endeksi geliştirilmiştir. İstanbul'da 2017 yılında 4.041 AHB, 985 ASM ve 958 mahalle bulunmaktadır. AHB başına düşen ortalama kayıtlı nüfus 3.634 (SD:915), ortalama yıllık toplam poliklinik sayısı 8.411'dir (SD:3.519). Kayıtlı nüfusu 4.000 ve üzerinde olan AHB sayısı (n=1.227) tüm AHB'lerin %31,96'sıdır. Herhangi bir anda bir AHB'de aktif izlem sürecinde olan ortalama gebe sayısı 30,18 (SD:13,22), lohusa sayısı 9,21 (SD:4,28), bebek sayısı 54,93 (SD:23,27), çocuk sayısı 253,21 (SD:94,82)'dir. Ortalama aşı sayısı ise 973,16 (SD:401,61)'dır. Aile hekimi ortalama iş yükü 100 kabul edildiğinde İstanbul'daki AHB'lerde iş yükü 28 – 241 puan aralığında normal dağılmaktadır. AHB'ler iş yüklerine göre 3 gruba ayrılmıştır: A grubu az yoğun (n=552), B grubu orta yoğun (n=2.504), C grubu çok yoğun (n=528). AiHekim Endeksi ile bir bölgedeki iş yükü bölgeye ait 3 değişkenle (yaş, eğitim, hanehalkı büyüklüğü) %63,4 doğrulukla öngörülebilmekte, aile hekimi kayıtlı nüfusları iş yüküne göre optimize edilebilmektedir. SİG kapasitesi geliştirmek için sadece niceliğin artırılmasına odaklanmak yetersizdir. Var olan kapasitenin verimli kullanılması için SİG israfını önlemek, arz ve talebin optimum noktada buluşmasını sağlamak gerekmektedir. AiHekim Endeksi, aile hekimliği SİG planlamalarında karar vericiler için stratejik bir araçtır. Bu araç, birinci basamaktaki SİG planlamalarını bir üst boyuta taşıma fırsatı sunmaktadır.

Aile hekimliğiAile sağlığı merkeziCoğrafi bilgi sistemleri+7
Abdullah Uçar
İstanbul University · Institute of Health Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Bir aile sağlığı merkezine başvuran kadınların osteoporoz bilgi düzeylerinin ve osteoporoz sağlık inançlarının araştırılması

Araştırma kişilerin osteoporoz hakkındaki bilgi ve hastalığa karşı algıladıkları sağlık inancının değerlendirilmesi amacıyla gerçekleştirilmiştir. Çalışma, İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü'ne bağlı bir aile sağlığı merkezinde 18-45 yaş aralığında araştırmaya katılmayı kabul eden 280 kadın katılımcıya, Osteoporoz Sağlık İnanç Ölçeği ve Osteoporoz Bilgi Testi formu bire bir görüşme tekniği ile uygulanarak gerçekleştirilmiştir. Araştırmadan elde edilen veriler SPSS 21,0 programında Mann Whitney U, Kruskal Wallis ve Pearson ve Spearman Korelasyon analizi ile değerlendirilmiştir. Katılımcıların yaş ortalaması 32,8±7,78 yıldır. Araştırmaya katılan bireylerin %34,3'ü üniversite, %32,9'u lise, %32,9'u ilk öğretim düzeyinde eğitime sahiptir ve kişilerin %75,0'ı evlidir. Kişilerin %92,9'unun daha önce hiç kemik mineral yoğunluğu ölçtürmediği ve %60,0'ının daha önce osteoporoz hakkında hiç bilgi almadığı tespit edilmiştir. Kadınların Osteoporoz Bilgi Testi toplam puanı 15,4±2,91 alt başlıklarından olan Osteoporoz Egzersiz Bilgi puanı 10,6±2,21 ve Osteoporoz Kalsiyum Bilgi puanı 10,6±2,24 olarak bulunmuştur. Katılımcıların Osteoporoz Sağlık İnanç Ölçeği toplam puanı 135,1±12,59 ve ölçeğin alt başlıklarını oluşturan duyarlılık algı puanı 18,6±4,23; ciddiyet algı puanı 19,9±5,52; egzersiz faydaları algı puanı 26,6±3,34; kalsiyum alımı faydaları algı puanı 24,7±3,54; egzersiz engelleri algı puanı 13,2±5,78; kalsiyum alımı engelleri algı puanı 10,3±3,52 ve sağlık motivasyonu puan ortalaması ise 21,5±4,64 olarak bulunmuştur. Sonuç olarak, katılımcılar bir takım osteoporoz risk faktörü davranışına sahiptir. Sosyo-demografik özellikler, eğitim seviyesi ve çeşitli risk faktörleri ile osteoporoz sağlık inanç algıları ve osteoporoz bilgi seviyesi arasında anlamlı farklılıklar olduğu gözlemlenmiştir. Osteoporoza karşı ciddiyet, hassasiyet, fayda algısının ve sağlık motivasyonunun artması, engeller algılarının da azalması, buna ilave olarak osteoporoz bilgi seviyesinin de yüksek olması kişilerde hastalığa karşı koruyucu sağlık davranışına yönelme eğilimi sağlayacağını düşündürmektedir. Anahtar Kelimeler: Osteoporoz, Sağlık İnanç Modeli, Osteoporoz Bilgi Testi, Halk Sağlığı, Osteoporoz Risk Faktörü

Aile sağlığıAile sağlığı merkeziBilgi düzeyi+3
Fatma Betül Çetin
İstanbul University · Institute of Health Sciences
2020
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Çalışanlar için sağlık okuryazarlığı ölçeği'nin Türkçe geçerlik ve güvenirliği

AMAÇ: Bu araştırmada, Çalışanlar İçin Sağlık Okuryazarlığı Ölçeği farklı iki sektörde çalışan kişilere uygulanarak; ölçeğin Türkçe geçerlik ve güvenirlik analizlerinin yapılması amaçlanmıştır. Ayrıca bu kişilerin iş sağlığı okuryazarlığı düzeylerinin saptanması ve bununla ilişkili faktörlerin ortaya konması amaçlanmıştır. GEREÇ VE YÖNTEM: Araştırma, fırıncılık ve tekstil sektörlerinde çalışan 400 kişi ile gözlem altında cevaplama tekniği kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Veri toplama aracı olarak Kişisel Bilgi Formu ve Çalışanlar İçin Sağlık Okuryazarlığı Ölçeği Türkçe formu kullanılmıştır. Ölçeğin çevirisinde "çeviri-geri çeviri yöntemi" kullanılmıştır. 15 uzmanın görüşü alınarak Kapsam Geçerlik Oranı ve Kapsam Geçerlik İndeksi Lawshe tekniğine göre hesaplanmıştır. Ölçeğin madde-toplam puan korelasyonuna bakılmış, daha sonra açımlayıcı faktör analizi ve doğrulayıcı faktör analizleri yapılmıştır. Cronbach alfa, Guttman Split Half katsayısı ve test-tekrar test ölçümleri sonrası korelasyon katsayısı hesaplanmıştır. Ölçek toplam puanı ile ilişkili değişkenlerin değerlendirilmesinde Mann Whitney U, Kruskal Wallis testleri ve Spearman korelasyon analizi kullanılmıştır. Verilerin çoklu analizinde lojistik regresyon analizi uygulanmıştır. BULGULAR: Çevirilerin tamamlanmasının ardından, ölçeğin Kapsam Geçerlilik İndeksi 0,6704 olarak hesaplanmıştır. Kaiser Meyer Olkin değeri 0,947; Barlett test sonucu anlamlı (p<0,001) bulunmuştur. Açımlayıcı faktör analizi sonrası faktör yükü 0,4'ün altında olan madde bulunmamaktadır ancak çift faktöre yüklenen ve faktörlere verdiği yükler arası fark 0,10 dan az olan 5 madde (9, 12, 21, 22, 34) ölçekten çıkarılmıştır. Kalan 29 madde için oluşturulan beş faktörlü yapı varyansın %64,35'ini açıklamıştır. Doğrulayıcı faktör analizi sonrası uyum indekslerinde anlamlı yükselmeyi sağlayan üç adet kovaryans oluşturularak modelin uyum indekslerinin kabul edilebilir seviyelerde olduğu görülmüştür. Ölçeğin güvenirlik analizlerinde test-tekrar test uygulaması sonucu iki ölçüm arası korelasyon katsayısı 0,864 olarak hesaplanmıştır. 29 maddelik son hali için Cronbach alfa değeri 0,949; Guttman Split Half katsayısı 0,841'dir. Ölçek toplam puanıyla ilişkili faktörlere bakıldığında; erkek, evli, lise ve üstü eğitim almış olan, sağlık durumunu iyi olarak algılayan, bilinen hastalığı olmayan, işinden memnun, kişisel koruyucu donanım kullanan ve iş sağlığı ve güvenliği eğitimi almış olan çalışanların daha yüksek puana sahip olduğu görülmüştür. Çoklu analiz sonucunda da lise ve üstü eğitim almış olma, işten memnuniyet ve iş sağlığı ve güvenliği eğitimi almış olma ölçek toplam puanıyla ilişkili bulunmuştur. SONUÇ: Çalışanlar İçin Sağlık Okuryazarlığı Ölçeği'nin 29 maddeden ve 5 alt boyuttan oluşan Türkçe versiyonu uygulanmış olduğu popülasyon için geçerli ve güvenilir bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: Sağlık Okuryazarlığı, Çalışanlar İçin Sağlık Okuryazarlığı, Geçerlik, Güvenirlik, Ölçek, Tekstil, Fırıncılık

Güvenilirlik ve geçerlilikSağlık okuryazarlığıTürkçe uyarlama+2
Elif Ezirmik
İstanbul University
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Farklı sosyoekonomik düzeydeki iki ilköğretim okulunda eğitim gören 7. ve 8. sınıf öğrencilerinin beslenme bilgi, alışkanlık ve davranışları ile obezite sıklığının araştırılması

Obezite için temel risk faktörlerinden birisi çocukluk dönemindeki yanlış beslenme uygulamalarıdır. Çocuk beslenmesi ailenin sosyo-ekonomik durumu, çevre koşulları ve çocuğa verilen eğitimden etkilenmektedir. Bu araştırmada ilköğretim ikinci kademede okuyan farklı sosyoekonomik düzeydeki öğrencilerin beslenme alışkanlıkları, beslenme bilgi düzeyleri ve obezite prevelansı tespiti amaçlanmıştır. Araştırma farklı 2 okulda okuyan 410 gönüllü katılımcı ile gerçekleştirilmiştir. Vücut ağırlıkları ve boy uzunluğu ölçümleri yapılmıştır. Beslenme bilgisini ortaya koymak amacıyla hazırlanan bölümde, sorulan 22 sorunun her doğru cevabı için (1), yanlış cevabı için (0) puan verilmiştir. Öğrencilerin beslenme bilgilerinin yeterli sayılabilmesi için en az %70.0 doğru cevaplama oranına denk düşen 31.00 puan ortalamasına ulaşması beklenmektedir. Öğrencilerin %51,2'sinin devlet okulunda, %48,8'inin özel okulda eğitim gördüğü ve tüm öğrencilerin %14,1'inin obez olduğu tespit edilmiştir. Özel okulda okuyan öğrencilerin %22'si obez olup, devlet okulunda okuyan öğrencilerin %6,7'si obez olduğu görülmüştür ve bu istatistiksel olarak anlamlıdır. (p<0,001) Özel okuldaki kız öğrencilerin %30'u obez olup, devlet okulundaki kız öğrencilerin %2'si obezdir ve bu istatistiksel olarak anlamlıdır. (p<0,001) Öğrencilerin beslenme eğitimi almaları bakımından istatistiksel olarak anlamlı bir fark yoktur. (p=0,126) Öğrencilerin beslenme puansal başarı durumu "orta seviyede" beslenme bilgisine sahip olduklarını göstermektedir. Ancak detaylı incelendiğinde devlet okulunda okuyan kız öğrencileirn beslenme bilgi puanları özel okulda okuyan öğrencilere göre daha yüksektir.

BeslenmeBeslenme alışkanlıklarıBeslenme davranışı+4
Elif Sözen
İstanbul University · Institute of Health Sciences
2019
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

İstanbul'da bir ilçede 30-65 yaş arası kadınlarda serviks kanseri tarama davranışını etkileyen faktörler

Giriş ve Amaç: Serviks kanseri, meme kanserinden sonra kadınlarda en sık görülen jinekolojik kanserdir. Serviks kanser taramaları sayesinde erken tanı ve kür ihtimali artmaktadır. Bu araştırma İstanbul'un Fatih ilçesinde bulunan üç aile sağlığı merkezine kayıtlı 30-65 yaş kadınların serviks kanser taramaları hakkındaki bilgi ve davranışlarını değerlendirmek için yapılmıştır. Gereç ve Yöntem: Bu araştırma kesitsel bir araştırmadır. Araştırmaya 15.10.2018-15.01.2019 tarihleri arasında İstanbul'un Fatih ilçesindeki 3 farklı aile sağlığı merkezine kayıtlı 400 kadın dahil edilmiştir. Veriler yüz yüze görüşme tekniği ile anket kullanılarak toplandı. Türkiye Sağlık Okuryazarlığı ölçeği ve Kansere İlişkin Tutum ölçeği (Toplum Versiyonu) kullanıldı. Bulgular: Kadınların yaş ortalamalası 47,5±9,7 'dir. Kadınların %87'si evli, %75,8 'i ev hanımı ve %54,7'sinin de kronik hastalığı vardır. Kadınların %87,5'i kansere ilişkin olumlu tutum içindedir. Kadınların %9,8'i yetersiz, %23,2'si ise sorunlu sağlık okuryazarlığı düzeyine sahiptir. Kadınlar tarafından en bilinen serviks kanseri tarama yöntemi %72,1 ile Pap smear testidir. Kadınların %20,3'ü Pap smear ya da HPV DNA testini daha önce hiç yaptırmamıştır. Kadınların en sık tarama yaptırma nedeni düzenli sağlık kontrolü ve sağlık çalışanının öneride bulunmasıdır. Yaş, eğitim, gelir düzeyi ve sağlık okuryazarlığı düzeyi arttıkça kadınların serviks kanser taramalarına katılımları istatistiksel olarak anlamlı şekilde artmaktadır. Kansere ilişkin olumlu tutum gösteren kadınlarda serviks kanser taramalarına katılım istatistiksel olarak anlamlı şekilde daha yüksektir. Sonuç: Kadınların serviks kanser taraması hakkındaki bilgileri iyi düzeyde iken düzenli tarama yaptırma oranı istenilen düzeyde değildir. Kadınların eğitim ve sağlık okuryazarlığı düzeylerini arttırmaya ve kansere ilişkin olumsuz tutumları azaltmaya yönelik faaliyetlerle kadınların toplum tabanlı serviks kanser taramalarına katılımları arttırılabilir.

Aile sağlığı merkeziKadınlarKoruyucu sağlık hizmetleri+6
Nefise Şeker
İstanbul University
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Çelik döküm işyerinde iki risk değerlendirmesinin karşılaştırılması

6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nun da gerçekleştirilmek istenen en önemli nokta riskleri önceden belirleyebilmek için önleyici yaklaşım modelini oluşturmak ve kabul ettirmektir. Önleyici yaklaşım denilince akla ilk gelen maddeler; eğitim, denetim, gözetim ve risk değerlendirmesidir. Risk değerlendirmesi de çalışılan ortamlarda, insanlara zarar verebilecek tehlikeleri ve yarattığı riskleri belirleyerek, tedbir alınması konusunda öncelikli adımları oluşturmak için uygulanan proaktif yaklaşım metodudur. Sayısal ve sözel olmak üzere veya her iki yöntemin bir arada kullanıldığı yöntemle de risk analizi yapılabilir. Bu çalışmada sayısal risk analiz metotlarından5x5 L tipi matris yöntemi ile Fine-Kinney yöntemini kullanarak döküm sanayinde meydana gelebilecek riskleri proaktif yaklaşım ile tespit ederek tehlike önem dereceleri karşılaştırıldı. İki yöntemin kullanılması ile elde edilen sonuç olarak; Fine-Kinney metodu, gerek şiddet parametresinin detayı gerekse frekans parametre farkından dolayı bulunan risk skorunun büyüklüğünün tanımlanması açısından daha kesin ve geniş bir bilgi vermekte olup, 5x5 L tipi matris metoduna göre tehlikelerin daha net anlaşılmasını sağlamaktadır.

FabrikalarMatris formlarıMatrisler+7
Hüseyin Avni Yardımcı
İstanbul University · Institute of Health Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Siirt ilinde birinci basamak sağlık kuruluşlarında çalışan personelin katkı maddeli gıdaları tüketiminin araştırılması

Katkı maddeli gıdaların hızlı pişirilmesi, kolay erişilebilir olması ve yaşama pratiklik katmaları sebebiyle tüketimleri hızla artmaktadır. Fakat hem toplumda hemde sağlık profesyonellerinde bu gıdaların tüketim miktarları ve bu gıdalar ile ilgili bilinç düzeyleri tam olarak bilinmemektedir. Bu araştırmada sağlık profesyonellerinin katkı maddeli gıdaları tüketim sıklıkları ve katkı maddeleri ile ilgili bilinç düzeylerini saptamak amaçlandı. Kesitsel çalışma, Kasım 2017- Mart 2018'de Siirt il merkezi 1. Basamak sağlık hizmetlerinde çalışan sağlık personellerinin katılımıyla gerçekleştirildi. Yüz yüze görüşme tekniği ile uygulanan anket formlarında katılımcıların mesleki dağılımları, demografik verileri, katkı maddeli gıdaları tüketim sıklıkları, katkı maddelerine karşı tutumları sorgulandı. Elde edilen verilerden süreklilik gösterenler, ortalama, standart, kesikli olanlar frekans, yüzde olarak sunuldu. Aanalizlerde değişken ve grup özelliklerine göre Ki-kare, Mann Whitney U testi ve Kruskal Wallis testi uygulanarak SPSS 22.0 programıyla değerlendirildi. Araştırmaya katılan 59 kadın 43 erkek 102 katılımcının yaş ortalaması 30.89 ± 6.66 'dir. Katılımcıların gıda satın alırken en çok son kullanım tarihine önem verdikleri gözlendi. Katılımcıların en sık tükettikleri katkı maddeli içecek ve yiyecekler; nescafe, şarküteri ürünü sucuk, hazır paketli gıda çikolata ve bisküvidir. Nescafe tüketimi evli bireylerde bekarlara göre anlamlı düzeyde yüksektir (p<0.05). Katılımcıların katkı maddeli gıdalara yönelik tutumlarını saptamak için uygulanan ölçekte en yüksek puan ortalamasını katkı maddelerine yönelik önlem almayı savunan tüketici görüşleri, en düşük puan ortalamasını da katkı maddelerine yönelik bilinçli tüketici görüşleri almıştır. Katkı maddeli gıdalar konusunda sağlık profesyonellerinin yeterli bilgi düzeyine sahip olmadığı belirlendi. Buna yönelik katkı maddeli gıdaların aşırı tüketimi sağlık riskleri göz önünde bulundurularak kısıtlanmalı ve toplum bu konuda daha fazla bilinçlendirilmelidir.

BeslenmeBeslenme durumuBeslenme incelemeleri+6
Ruken Zeynep Aydın
İstanbul University · Institute of Health Sciences
2018
00

Other supervisors