Theses supervised by Prof. Dr. Haluk Gökalp
12 theses · Çukurova University
Klasik Türk şiirinde âh
Klasik Türk şiiri aşk anlayışında, aşkın en önemli göstergelerinden biri "âh"tır. Çalışmamızın ana amacı, farklı yüzyıllardan seçtiğimiz on dört divandan elde edilen tanık beyitlerle âhın anlam dünyasını çözümlemektir. Beyit düzeyinde çokça karşılaştığımız, ilk anlamı ile bir nida edatı olan "âh" divan şiiri içinde tasavvuftan harf sembolizmine, teşbihten mecaza çok geniş bir anlam çerçevesi ve çağrışım dünyası ile karşımızda durmaktadır. Klasik Türk şiirini daha iyi anlayabilmek, şiirin ve şairlerin dünyasına yakından bakıp anlam kodlarını çözebilmemiz için diğer kavramlar gibi âh mazmunun anlam çerçevesini iyi belirlememiz gerekir. Bu çalışma böyle bir gayretin ürünüür. Anahtar kelimeler:Klasik Türk şiiri, mazmun, âh
Klasik Türk şiirinde redifi şahıs ismi olan şiirler
Bu çalışma klasik Türk şiirinde redifte bulunan din adamı olmayan kişileri ele almaktadır. Çalışmamıza 314 divân tarayarak başladık. Bunun sonucunda tespit ettiğimiz şiirlerde redifi şahıs adı olanlarını inceledik. Daha sonra bu kişileri dinî ve dinî olmayan kişiler olarak sınıflandırdık. Birinci bölümde çalışmamızın probleminden, amacından, öneminden, sınırlılıklarından ve tanımlarından bahsettik. İkinci bölümde, tespit ettiğimiz bu şiirlere genel değerlendirme yaparak yüzyıllara göre sınıflandırdık. Üçüncü bölümde tezimizin konusu olan dînî olmayan kişilere yoğunlaşarak onların şairlerce nasıl anlatıldığı, tezkirelerin de yardımıyla bu kişilerin şairlerle olan münasebetini belirlemeye çalıştık. Çalışmamızın dördüncü bölümünde inceleme sonucu elde ettiğimiz bilgileri sonuç başlığında belirttik. Anahtar Kelimeler: Redif, şahıs, divân şiiri
Divanlarda küçük mesneviler
Klasik Türk edebiyatı yaklaşık altı yüzyıl boyunca farklı nazım şekilleri ve türlerle varlığını sürdürmüştür. Klasik Türk edebiyatı alanında metin neşri, metnin muhteva incelemesi gibi çalışmaların yanında bir nazım şeklini merkeze alarak bu alanı her yönü ile inceleyen çalışmalar vardır. Biz de çalışmamızda divanlarda önemli bir yer tutan ve üzerinde bugüne kadar hakkıyla durulmayan "küçük mesneviler" konusu üzerinde durmayı uygun bulduk. Divan şiirinde beyitlerle yazılan nazım şekillerinden biri mesnevilerdir. Arapça "ikili, ikişer" anlamına gelen "mesnâ" kelimesinin nisbet eki almış şekli olan mesnevi, her beyti kendi aralarında kafiyeli nazım şekline denir. Mesneviyi, beyitlerle yazılan diğer nazım şekillerinden ayıran özelliği her beyitte ayrı kafiyeye yer verilmesidir. Divan şiirinde müstakil eser olan mesneviler yanında divanlarda yer alan küçük mesneviler de bulunmaktadır. Müstakil mesnevilerle divanlarda yer alan mesnevileri ayıran temel ölçüt müstakil mesnevilerin belli bir plan dâhilinde yazılıp kitaplaşmasıdır. Bu tezin amacı küçük mesnevileri şekil, muhteva, dil ve üslûp açısından incelemektir. Çalışmamızda farklı yüzyıllardan 220 divanda yer alan 1402 küçük mesnevi ele alınmıştır. Tezde ilk bölüm olarak mesnevi nazım şekli hakkında bilgi verilmiş daha sonra 13. yüzyıldan 19. yüzyıla kadar divanlardan tespit edilen küçük mesneviler tanıtılmıştır. Sonraki bölümde küçük mesnevilerin divanlardaki yeri, başlıkları, kullanılan aruz ölçüsü, beyit sayıları ve bölümlerine göre şekil özellikleri çıkartılmıştır. Daha sonra küçük mesnevilerin muhteva özellikleri 40 başlıkta incelenmiştir. Son bölümde ise mesnevilerin dil ve üslûp özellikleri genel bir değerlendirmeye tabi tutulmuş ve ardından çalışmamızdan çıkan sonuçlar sıralanmıştır.
Divan edebiyatında hat redifli gazeller
Yazılı edebiyat geleneğimizin büyük ve önemli bir kısmını oluşturan klasik Türk edebiyatımız şairlerin yüzyıllardır ince hayaller, gelişmiş bir edebi zevk ve estetikle ördükleri şiirlerden oluşmaktadır. Bu edebiyatın klasik hale gelmesi sadece ortak biçimleri kullanmaları ile değil, özellikle sevgiliyle ilgili zamanla oluşan ortak mazmunlara her şairin kendince yepyeni anlamlar, çağrışım ve hayaller kazandırmasıyla mümkün olmuştur. Yüzyıllarca devam eden bu süreçte şairler üsluplarını geliştirmek, diğer şairlerden söyleyişte bir adım öne geçmek için önce usta şairleri taklit etmişler sonra kendi özgün şiir anlayışlarını bulmaya yönelmişlerdir. Usta şairleri taklit etmek, söyleyişte ustalaşmak için nazirecilik geleneği genç şairlere bir okul işlevi görmüştür. Sadece genç şairler değil usta şairler de beğendikleri, takdir ettikleri şairlerin şiirlerine nazireler yazarak hem nazirecilik geleneğinin yüzyıllarca sürmesini sağlamışlar hem de yazılmış bir şiire aynı vezin, kafiye, redif ve temayla yazdıkları nazirelerle kimi zaman model şiirden bile sanatsal olarak üstün sayılan eserleri edebiyatımıza kazandırmışlardır. Bu çalışmamızda nazirecilik geleneği içinde var olmuş "Hat Redifli Gazeller" bir araya getirilmiş, şiirler biçim ve içerik olarak incelenmiştir. Çalışmamıza konu olan gazellerde dizin çalışması yapılarak ortak sözcükler tespit edilmiş, bundan hareketle şairlerin birbirlerinden ne ölçüde etkilendikleri tespit edilmeye çalışılmıştır.
Divan şiirinde mum (XV-XVI. yüzyıllar)
Mum, divan şiirinde önemli yeri olan bir motiftir. Birçok şair, mum motifini ve muma karşılık gelen kelimeleri şiirlerinde kullanagelmiştir. Bu tez çalışmasında XV-XVI. yüzyılda mum motifinin, mumun özellikleri ve benzetme unsurları bakımından ele alınış şekli incelenmeye çalışılmıştır. Çalışmada ilk olarak mumla ile ilgili genel bilgilere yer verilmiştir. Mumun Osmanlı tarihindeki, Türk kültüründeki yeri ve divan şiirindeki kullanımı vurgulanmıştır. Mumla ilgili olan âdet ve gelenekler, deyimler ve mum çeşitleri işlenmiştir. Ayrıca mum ile ilgili benzetmeler ele alınıp muma karşılık gelen kelimeler üzerinde durulmuştur. Bunun yanı sıra mumun hangi özelliklerde kullanıldığı da seçilen beyitler üzerinden açıklanmıştır. Son olarak tezle ilgili elde edilen verilerin istatiksel durumu tablolar ve grafiklerle gösterilerek sonuç bölümünde genel bir değerlendirme yapılmış ve bazı çıkarımlar elde edilmiştir.
Şeyh Galib'in Hüsn ü Aşk Mmesnevisi'nin roman tekniği bakımından incelenmesi
Klasik dönem Divan şiirinde bazı şairlerin şiirdeki ustalığı, onların mesnevi alanında gösterdiği başarıyla ölçülmüştür. Bunun sebebi mesnevilerin, söyleyiş yöntemi bakımından ayrı bir ustalık gerektiren metinler olmasıdır. Bazı edebiyat araştırmacıları, klasik dönem edebiyatımıza ait mesnevi metinlerini gerçek hayatla ilgisi olmayan, taklit ürünü, masal türü eserler olarak görmüşler, bu yüzden farkında olmadan şairin şiir söyleme gücünü göz ardı etmişlerdir. Tez çalışmamızda, günümüz anlatı eserlerinin incelenmesinde kullanılan eleştiri yöntemlerini klasik metinlere uygularken eseri modern edebi tür ve şekillere yakınlaştırmak iddiasında bulunmadan Hüsn ü Aşk'ın taşıdığı modern anlatım ve içerik unsurları ortaya konulmaya çalışılmıştır. Mesneviler için bir genelleme yapılarak söylenenlerin aksine bize göre Hüsn ü Aşk, bazı mesnevilerden farklı olarak sosyal hayata dair pek çok içeriği bünyesinde taşıyan bir eserdir. Eserde çoğu yerde kullanılan dil, yazıldığı dönemdeki günlük konuşma diline yakın olup anlatımda yerel söyleyiş ve deyimlere, mahalli mekân isimlerine yer verilmiş, olağanüstü kişi, olay ve yer unsurları eserin bütünü içerisinde fantastik kurguyu oluşturacak bir oranda yer almıştır. Hayata dair pek çok ayrıntının hikâye içerisinde yer aldığı Hüsn ü Aşk'ta başkahramanlar dışında toplumun farklı kesimlerini temsil eden kişilere de yer verilmiştir. Konu olarak tasavvuf ehlinin kâmil insan olma yolunda geçirdiği zorlu aşamaları anlatan Hüsn ü Aşk, alegorik yapısı dışında olay içerisinde kahramanların iç değişim ve dönüşümleri, olay örgüsünün kronolojik yapısı, yer ve mekân unsurlarının insan psikolojisi üzerindeki etkilerinin göz ardı edilmemesi ve olay kronolojisine uygun olarak tasarlanmış zaman unsurlarının ustaca kullanılışı bakımından modern romanla benzerlik gösterir. Bu sebeple Hüsn ü Aşk, modern anlatı türlerinden olan romana ait teknik yöntemler kullanılarak incelenmesi gereken bir eserdir. Anahtar kelimeler: Divan şiiri, nazım şekilleri, klasik Türk şiiri, mesnevi, Hüsn ü Aşk
Klasik Türk şiirinde cadı
Klasik Türk şiiri geleneğinde cadı önemli bir yer tutmaktadır. Çalışmamızda 13-20. yüzyıllara ait 184 divan ve 30 mesneviden elde edilen örnekler ile cadının klasik Türk şiirindeki kullanım sıklığı ve alanları tespit edilmeye çalışılmıştır. Kültürlerarası bir unsur olan cadının kültür tarihindeki yeri belirlenmiştir. Cadının Batı kültürü ile Doğu kültüründeki yeri mukayese edilmiştir. Türk kültüründe cadı ise ayrı bir başlık olarak değerlendirilmiştir. Böylece cadının kültürlerarasındaki benzerlik ve farklılıkları belirlenmiştir. Cadı ve cadı ile anlam ilgisi olan unsurların klasik Türk şiirindeki kullanım sıklığı vb. konular hakkında divanlardan ve mesnevilerden elde edilen örneklerin tasnifi yapılmıştır. Klasik Türk şiirini ve şairlerin anlam dünyasını kavrayabilmek için cadının özellikleri ile klasik Türk şiiri teşbih (benzetme) ve mecaz dünyasındaki yeri belirlenmeye çalışılmıştır.
16. yüzyıl divanlarında hayal kavramı
Hayal, şiiri meydana getiren unsurların en önemlilerinden biridir. Divan şiirinde önemli bir yere sahiptir. Şairin hünerinin ve üslubunun bir göstergesi olan hayal, şairlerin şiirlerine anlam, derinlik ve ahenk kazandırmıştır. Pek çok şair gibi çalışmamıza konu olan şairler de şiirlerin de hayali sıkça kullanmışlardır. Tezimizde 16. yüzyıl şairlerinden; Ahdî, Âşık Çelebi, Bâkî, Bağdatlı Rûhî, Behiştî, Cinânî, Emrî, Edirneli Nazmî, Fuzûlî, Hayretî, Hayâlî, İshâk Çelebi, Münîrî, Nev'î, Revânî, Ravzî, Sehi Bey, Usûlî, Taşlıcalı Yahyâ ve Zâtî'nin divanları taranmış ve bu divanlardan derlenen beyitler incelenmiştir. Seçilen örnek beyitlerden yola çıkarak hayalin divan şiirinde kullanım şekilleri, özellikleri ve hangi niteliklerle yer aldığı ortaya konmuştur. Hayalin diğer kelimeler ile ilgileri de dikkate alınarak anlam çerçevesi oluşturulmuş, söz konusu yüzyıl şiirindeki yeri belirlenmeye çalışılmıştır. Hayal ve hayal ile ilgili unsurları tespit etme amacını taşıyan bu tezde, âşığın sevgiliyi hangi unsurlarla hayal ettiği, farklı alanlarda hayalin nasıl ele alındığı, bunun yanı sıra hayalin nitelikleri ve benzetme unsurları gibi konular farklı başlıklar altında incelenmiştir. Tez, örneklerden yola çıkılarak metin merkezli olarak yürütülmüştür. Anahtar kelimeler: 16. Yüzyıl, hayal, divan, şiir.
Klasik türk şiirinde papağan
Papağan, klasik Türk şiirinin önemli benzetmelerinden biridir. Eski Türk edebiyatındaki birçok şair, papağanı ve papağanın ilgili olduğu unsurları şiirlerinde kullanmışlardır. Çalışmamızda 14. yüzyıl ile 19. yüzyıl arasında yaşayan şairlerin divanlarında çeşitli özellikleriyle yer alan papağanın kullanım şekilleri tespit edilmeye çalışılmıştır. Çalışmamızda papağanın özellikleri, papağanla ilgili inanışlar ve deyimler, papağanın mesnevilerde ve mensur eserlerdeki yeri, fiziksel ve karakter özellikleri, bulunduğu yerler hakkında bilgi verilmiş; papağan aşk, âşık, şair, şiir, dinî şahıslar bağlamında değerlendirilmiştir. Onun kuşlarla, bitkilerle ve nesnelerle ilişkisi üzerinde durulmuştur. Papağanın ve özelliklerinin divanlarda kullanım sıklığı hakkında bilgi verilmiş ve konuyla ilgili beyitler açıklanmıştır. Çalışmayla ilgili divanlardan elde edilen verilerin istatistiki durumu tablolarla gösterilmiştir. Çalışma verilerinden yansıyan bilgilerden yola çıkılarak sonuç bölümünde papağanın kullanımı ile ilgili genel bir değerlendirme yapılmış ve bazı çıkarımlara ulaşılmıştır. Anahtar kelimeler: Klasik Türk şiiri, tûtî, bebga, dudu, papağan, benzetme
Klasik Türk şiirinde korku
Korku, her bireyi derinden etkileyen duygulardan birisidir. Korkunun izleri biyolojiden psikoloji ve edebiyata kadar birçok bilim dalının araştırma alanına girmiştir. Doğu ve Batı edebiyat metinlerinde yer alan korku kavramı, klasik Türk şiirinde de yer almıştır. Şairler belirli kelimeler etrafında korku kavramını şiirlerinde konu edinmiştir. Çalışmamızda 14. yüzyıl ile 19. yüzyıl arasında yaşamış yüz klasik Türk edebiyatı şairinin divanlarında çeşitli unsurlarıyla yer alan korku kavramı tespit edilmeye çalışılmıştır. Çalışmamızda; korku, kaygı ve fobi kavramları, klasik Türk şiirinde korkuyu ifade eden birinci derece ve ikinci derece kelimeler hakkında bilgi verilmiş; şiir geleneğindeki korku öznesi (korkan-korkmayan) ve korku nesnesi (korkulan-korkulmayan) unsurlar tespit edilmiş; korku neticesinde oluşan değişim ile eylemlere ve korkuyu gideren unsurlara değinilmiştir. Tüm bu unsurlar incelenen şiir örnekleriyle desteklenmiştir. Anahtar kelimeler: Klasik Türk şiiri, korku, havf
Divan şiirinde çocuk
Çocuk, insanlık tarihi boyunca hem bireysel hem de toplumsal hayatın vazgeçilmez bir unsuru olarak çeşitli kültürlerde, inanç sistemlerinde, dillerde ve coğrafyalarda merkezî bir konumda yer almıştır. Bu evrenselliğiyle çocuk, her toplumun ortak bir değeri olarak hem sosyal hem de kültürel yapı içerisinde yer bulmuştur. Bu yönüyle çocuk, Batı ve Doğu edebiyatlarında olduğu gibi Divan edebiyatı geleneğinde de farklı biçim ve anlamlarda karşımıza çıkmaktadır. Altı yüzyıl boyunca Arap ve Fars edebiyatlarının etkisiyle şekillenen ve kendine özgü bir şiirsel yapı kazanan Divan edebiyatında çocuk kimi zaman eğitim, aile ve toplumsal roller açısından; kimi zaman da mecazî bir unsur olarak işlenmiştir. Bu tez çalışması 14. yüzyıldan 19. yüzyıla kadar olan dönemi kapsayan 115 divan taranarak elde edilen örnekler üzerinden çocuğun Divan şiirindeki kullanım alanları ve sıklığını belirlemeyi amaçlamaktadır. Çalışmada öncelikle çocuk kavramı teorik olarak ele alınmış, ardından çocuğun kültürel tarihteki yeri incelenmiştir. Divan şiirinde çocukla ilgili âdet ve gelenekler, deyimler, çocuk ile ilgili mecazlar, telmihler ve benzetmeler tespit edilmiş; bu unsurlar incelenen şiir örnekleriyle desteklenmiştir. Bununla birlikte, çocukla ilişkili kavramlar kelime ve terkip düzeyinde incelenmiş; anlam alanları ile edebî işlevleri tematik başlıklar altında sınıflandırılarak değerlendirilmiştir. Elde edilen veriler doğrultusunda, bu kullanımların sıklığına ilişkin istatistiksel bir analiz yapılmıştır. Anahtar Kelimeler: Divan şiiri, çocuk, tıfl.
Ahmedî Divanı'nda çok anlamlılık
Divan şiiri, edebi sanatlar aracılığıyla oluşturulmuş iç içe geçen çoklu anlam katmanlarına sahiptir. Şairler, şiirlerinin arka planında sözcüklerin çok anlamlılığından istifade ederek tevriye/ihâm, ihâm-ı tenâsüp, ihâm-ı tezat, kinâye gibi çeşitli edebi sanatlar yoluyla bazı sözcükleri/ibareleri/kalıp ifadeleri birden fazla anlamına uygun düşecek şekilde kullanarak farklı anlam katmanları ve anlam örgüleri oluşturup şiirlerine anlam derinliği kazandırmışlardır. Sözcüklerin farklı anlamlarıyla oynayarak şiirlerini anlam bakımından zenginleştirmiş, beyitlerini çeşitli yorumlamalara açık hale getirmiştirlerdir. Bir sözcüğün sahip olduğu çeşitli anlamlar, diğer sözcüklerle ilişki içinde ve sözcüğün birden fazla anlamına işaret edecek kullanılarak şiirlere yansımıştır. Böylece divan şiirinde şairlerin şiirlerinde çok anlamlı sözcüklere yer vermesi gelenek haline gelmiştir. Diğer divan şairleri gibi çalışmamıza konu olan Ahmedî de Divânı'nda çok anlamlılıktan yoğun bir şekilde faydalanmış, şiirlerini anlam bakımından zenginleştirmiştir. Bu çalışmada Ahmedî Divanı çok anlamlılık bakımından incelenmiştir. Divanda tespit edilen çok anlamlı sözcükler yardımıyla divan şiirinin anlam zenginliği, çok katmanlı anlam yapısı ortaya konulmaya çalışılmıştır. Ahmedî Divanı'nda çok anlamlılığı tespit etme amacını taşıyan bu tezde çok anlamlılık farklı başlıklar altında incelenmiş, tez örneklerden yola çıkılarak metin merkezli yürütülmüştür. Seçilen divanda çok anlamlı sözcüklerin yer aldığı örneklerin sayısal dökümü, tablolar ve şekiller halinde verilerek genel durum istatiksel olarak ortaya konulmuştur. Anahtar kelimeler: divan şiiri, Ahmedî, Divan, çok anlamlılık.