Theses supervised by Prof. Dr. Hatice Gülsen Erden

12 theses · Beykoz University

Master'sOpen AccessTR

COVİD-19 sebebiyle yakın kaybı deneyimleyen bireylerde uzamış yasın yordayıcıları

COVID-19 salgınının ülkemizde ve dünya genelinde insanları fiziksel ve psikolojik olarak etkilediği bilinmektedir ve salgından dolayı çok sayıda vefat gerçekleşmiştir. Bu çalışmada COVID-19 ve başka sebeplerden dolayı kayıp yaşayanların uzamış yas belirtilerinin Türkiye örnekleminde incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışmada ayrıca COVID-19'a bağlı kayıpta gerçekleştirilen toplam ritüelin azlığı, algılanan sosyal destek azlığı ve COVID-19'u bulaştıran kişi olmanın Uzamış Yas Bozukluğu (UYB) belirtilerine etkisi de incelenmiştir. Katılımcıların COVID-19 bulaştıran kişi olma ve gerçekleştirilen toplam ritüel demografik bilgi formunda yer alan ifadeler ile ölçülmüşken; diğer değişkenler "Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği'nin Gözden Geçirilmiş Formu" ve "Uzamış Yas Ölçeği"ile değerlendirilmiştir. Kayıp nedeni COVID-19 olanların UYB düzeyi diğer sebepler nedeniyle kayıp yaşayanlardan daha yüksek bulunmuştur. Hiyerarşik çoklu regresyon analizi sonucunda birlikte yaşama durumu ve süresi UYB ile ilişkili bulunmuştur. Bununla birlikte bu değişkenler kontrol edildiğinde algılanan sosyal destek ve COVID-19'u bulaştıran kişi olmanın UYB belirtilerini yordadığı bulunmuştur. Gerçekleştirilen toplam ritüel azlığının dahil edildiği son modelde model bir bütün olarak UYB'yi yordamıştır ancak gerçekleştirilen toplam ritüel azlığı tek başına UYB'yi yordamamıştır. Elde edilen veriler ilgili alanyazın ışığında tartışılmıştır.

Algılanan sosyal destekCOVID 19
Cennet Yassıkaya
Beykoz University · Lisansüstü Programlar Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Kadınların şiddet haberlerini takip etmesi ile romantik ilişkilerinde yakınlık korkusu yaşamaları arasındaki ilişkide suç korkusunun aracı rolü

Türkiye'de ciddi bir toplumsal sorun ve endişe kaynağı olarak değerlendirilen kadına yönelik şiddet, toplumda uyandırdığı tepki ve taşıdığı haber değeri sebebiyle televizyon haberlerinde, gazetelerde ve özellikle internet ve sosyal medya uygulamalarında, içerik veya görüntü formatında kullanıcıların sıklıkla karşısına çıkmaktadır. Bu içeriklerin kadınlar üzerindeki etkisini anlamak, medyanın toplumsal algıları nasıl şekillendirdiğini ve kadınların günlük hayatlarına ne derecede bir etkisi olduğunu tespit etmek açısından önem taşımaktadır. Benzer şekilde, bu tez çalışmasında medyadaki şiddet haberlerinin kadınlar üzerindeki etkilerini incelemek hedeflenmiştir. 18-40 yaş aralığında olan 262 kadının medyada şiddet haberlerini takip etme sıklıkları, deneyimledikleri suç korkuları ve romantik ilişkilerindeki yakınlık korkuları ölçülerek birbirleri ile olan ilişkileri ele alınmıştır. Medyada kadına yönelik şiddet haberlerini takip etme sıklığını ve suç korkusunu ölçen kapsamlı ölçeklerin mevcut olmaması nedeniyle, alan yazında kullanılmış olan ölçeklerin yapısı gözetilerek ve uzman görüşüne başvurularak özgün ölçümler oluşturulmuştur. Bu ölçümlerin güvenilirlik ve geçerlilikleri çalışma kapsamında analiz edilmiştir. Elde edilen bulgular, medyada haber takip etme sıklığı ve suç korkusu arasında, suç korkusu ile de yakınlık korkusu arasında anlamlı ilişkiler olduğunu göstermiştir. Bu sonuçlar, medyadaki kadına yönelik şiddet haberlerinin kadınlar üzerindeki etkilerine ışık tutmaktadır. Ayrıca bu değişkenler arasındaki ilişkileri daha iyi anlamak amacıyla aracılık analizi yürütülmüş ve elde edilen bulgular dikkatlice tartışılmıştır.

Kadına yönelik şiddetSuç korkusu
Beyza Uzunali
Beykoz University · Lisansüstü Programlar Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Alkol ve madde bağımlılığı, travma geçmişi ve dürtüsellik ilişkilerinin incelenmesi

Mevcut çalışmada alkol ve madde bağımlılığına sahip kişileri travmatik yaşantı geçmişleri ve dürtüsel eğilimleri arasındaki ilişki araştırılmıştır. Araştırmanın örneklemini, Sakarya Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nin AMATEM birimindeki psikiyatri bölümü ayakta tedavi polikliniğine başvuran 8'i kadın olmak üzere toplam 102 kişi oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama araçları olarak: Barratt Dürtüsellik Ölçeği (BIS-11), Travma Sonrası Stres Tanı Ölçeği (TSSTÖ), Bağımlılık Profil İndeksi (BAPİ) kullanılmış ve araştırmacı tarafından hazırlanan Sosyodemografik Bilgi Formu uygulanmıştır. Ölçekler aracılığıyla edinilen verilerin karşılaştırılması ve yorumlanması için SPSS programı kullanılmıştır. Çalışmanın konusu ve amacı göz önünde bulundurularak ön şartların kontrolü ardından, Çoklu Doğrusal Regresyon analizi ve SPSS PROCESS (v4.2) Aracı Değişken analizi uygulanmasına karar verilmiştir. Yapılan araştırma için anlamlılık düzeyi "p<0,05" olarak belirlense de çoğunlukla bulguların anlamlılık düzeyi "p<0,01" derecesindedir. Sonuç olarak alkol ve madde bağımlılığı, travma geçmişi ve dürtüsellik arasında pozitif yönlü anlamlı bir ilişki bulunmuştur: Travma geçmişinin alkol ve madde bağımlılık düzeyi üzerindeki anlamlı etkisinde, dürtüsellik "kısmi aracı değişken" rolündedir.

Alkol bağımlılığıMadde bağımlılığıPsikolojik travma+1
Ayşe Betül Köstekçi
Beykoz University · Lisansüstü Programlar Enstitüsü
2024
20
Master'sOpen AccessTR

Duygu düzenleme becerileri ve yeme farkındalığının yeme bozuklukları ile ilişkisi

Çalışmada duygu düzenleme becerileri ve yeme farkındalığının yeme bozuklukları ile ilişkisi incelenmiştir. Katılımcıların sosyo-demografik değişkenleri ile yeme patolojileri değerlendirilmiş; Pearson korelasyon analizi, bağımsız gruplar t-testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA) ve hiyerarşik regresyon analizleri ile değişkenlere ait bulgular ele alınmıştır. Araştırmanın örneklemini 18-60 yaş arası 352 katılımcı oluşturmuştur. Çalışmada veri toplama araçları olarak Kişisel Bilgi Formu, Duygu Düzenleme Ölçeği– Kısa Formu (DDGÖ– 16), Yeme Farkındalığı Ölçeği (YFÖ– 30) ve Yeme Bozuklukları Ölçeği- Kısa Formu (EDE- Q- 13) kullanılmıştır. Kadın katılımcıların Yeme Bozukluğu Değerlendirme Ölçeği toplam puanı erkek katılımcılara göre anlamlı düzeyde daha yüksek bulunmuştur. Yeme bozuklukları ile duygu düzenleme güçlüklerinin pozitif yönde, yeme farkındalığı ile yeme bozuklarının ise negatif yönde anlamlı bir ilişkisi olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca, duygu düzenleme güçlüğünün pozitif yönlü ve anlamlı düzeyde; yeme farkındalığınınsa negatif yönlü ve anlamlı düzeyde yeme bozukluklarını yordama gücüne sahip olduğu görülmüştür. Yeme farkındalığı, yeme bozukluğunu %15 oranında açıklamaktadır. Türk alanyazında yeme bozuklukları alanında yapılan araştırmaların oldukça kısıtlı olduğu görülmektedir. Özellikle yeni bir kavram olan yeme farkındalığına ilişkin çalışmalar yok denecek kadar azdır. Yeme bozukluklarının başlangıcı, sürdürülmesi ve tedavisi ile ilişkili faktörleri tanımlamak, önleme ve müdahale adımlarını güçlendirmek için bu tez çalışmasının alandaki boşluğu giderebileceği düşünülmektedir.

Beslenme ve yeme bozuklukları
Tuba Tutar
Beykoz University · Lisansüstü Programlar Enstitüsü
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Çevrimiçi çok oyunculu ve tek oyunculu dijital oyunlarda oyun bağımlılığı ve sosyal kaygının incelenmesi

Bu araştırmanın amacı, çevrimiçi çok oyunculu (multiplayer) ve tek oyunculu (single-player) oyunların dijital oyun bağımlılığı ve sosyal kaygı açısından incelenmesidir. Çevrimiçi uygulamayla 375 yetişkin katılımcıya ulaşılarak "Oyuncu Veri Formu", "Yetişkinler İçin Oyun Bağımlılığı Ölçeği" ve "Liebowitz Sosyal Kaygı Ölçeği" yanıtları toplanmıştır. Katılımcılar, çok oyunculu oyun oynayanlar, tek oyunculu oyunları oynayanlar ve iki türü oynayanlar olarak üç gruba ayrılmıştır. Test varsayımlarını karşıladığı tespit edilen veriler, MANOVA, Pearson korelasyon testi, bağımsız örneklemler t-testi ve regresyon analizi ile incelenmiştir. Analiz sonucunda ölçek ve etkileşim grupları arasında istatistiksel açıdan anlamlı fark bulunmamıştır (p>.05). Dijital oyun bağımlılığı ve sosyal kaygı puanları arasında ise zayıf pozitif korelasyon (r=0.415, p<.05) olduğu tespit edilmiştir. Basit regresyon analizi sonucunda oyun bağımlılığının sosyal kaygı puanındaki değişimin yaklaşık %17.5'ini açıkladığı tespit edilmiştir. Bulgular incelendiğinde, oyunların tek oyunculu veya çok oyunculu olması oyun bağımlılığı ve sosyal kaygı puanları açısından bir farklılık göstermese de oyun bağımlılığının sosyal kaygı gelişmesinde risk oluşturduğu sonucuna varılmıştır.

Süheyla Kaya
Beykoz University · Lisansüstü Programlar Enstitüsü
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Şiddet eğilimi, reddedilme duyarlılığı ve benlik saygısının flört şiddetine yönelik tutuma olan etkisi

Bu araştırmanın amacı, genç yetişkinlerin flört şiddetine yönelik tutumlarının şiddet eğilimi, reddedilme duyarlılığı ve benlik saygısı değişkenlerine göre farklılaşıp farklılaşmadığını incelemektir. Araştırma grubunu, 18-35 yaş aralığındaki 135 (%67,5) kadın ve 65 (%32,5) erkek ile toplamda 200 kişi oluşturmaktadır. Araştırmada, genç yetişkinlerin flört şiddetine yönelik tutumlarının yordayıcılarını belirlemek için; "Şiddet Eğilimi Ölçeği", "Reddedilme Duyarlılığı Ölçeği", "Rosenberg Benlik Saygısı Ölçeği", "Flört Şiddeti Tutum Ölçeği" ve "Sosyodemografik Veri Formu" kullanılmıştır. Değişkenler arasındaki ilişkilerin incelenmesi için 'Pearson Korelasyon Analizi'; değişkenlerin demografik faktörlerden bağımsız olarak incelenmesi için "Çoklu Doğrusal Regresyon Analizi' yapılmıştır. Sosyodemografik analizler sonucunda, 18-24 yaş ve eğitim düzeyinin lisans ve altı olan katılımcıların Şiddete Eğilim puanlarının daha yüksek olduğu, erkek katılımcıların flört şiddetine daha olumlu baktığı sonucuna ulaşılmıştır. Değişkenler arası ilişkilere bakıldığında benlik saygısı düzeyi düşük olan katılımcıların şiddete eğilimli oldukları, benlik saygısı düzeyi düşük kişilerin reddedilme duyarlılıklarının da yüksek olduğu, reddedilme duyarlılığı yüksek ve şiddete eğilimli olanların flört şiddeti tutumlarının olumlu yönde olduğu bulunmuştur. Çalışmada şiddet eğilimi, reddedilme duyarlılığı ve kontrol değişkeni olan cinsiyetin, flört şiddeti üzerinde anlamlı bir yordayıcı etkisi olduğu görülmüştür. Flört şiddeti tutumu puanının %6'lık kısmı erkek olma ile, %30'luk kısmı şiddet eğilimi puanı ile ve %2'lik kısmı reddedilme duyarlılığı puanı ile açıklanmaktadır. Bu araştırma sonuçlarına göre, reddedilme duyarlılığı, şiddet eğilimi ve cinsiyetin cinsiyetin flört şiddetinin yordayıcısı oldukları saptanmış ve bulguların alanyazın ile uyuşmakta olduğu görülmüştür.

Melis Sena Kuruca
Beykoz University · Lisansüstü Programlar Enstitüsü
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Şiddet eğilimi, reddedilme duyarlılığı ve benlik saygısının flört şiddetine yönelik tutuma olan etkisi

Bu araştırmanın amacı, genç yetişkinlerin flört şiddetine yönelik tutumlarının şiddet eğilimi, reddedilme duyarlılığı ve benlik saygısı değişkenlerine göre farklılaşıp farklılaşmadığını incelemektir. Araştırma grubunu, 18-35 yaş aralığındaki 135 (%67,5) kadın ve 65 (%32,5) erkek ile toplamda 200 kişi oluşturmaktadır. Araştırmada, genç yetişkinlerin flört şiddetine yönelik tutumlarının yordayıcılarını belirlemek için; "Şiddet Eğilimi Ölçeği", "Reddedilme Duyarlılığı Ölçeği", "Rosenberg Benlik Saygısı Ölçeği", "Flört Şiddeti Tutum Ölçeği" ve "Sosyodemografik Veri Formu" kullanılmıştır. Değişkenler arasındaki ilişkilerin incelenmesi için 'Pearson Korelasyon Analizi'; değişkenlerin demografik faktörlerden bağımsız olarak incelenmesi için "Çoklu Doğrusal Regresyon Analizi' yapılmıştır. Sosyodemografik analizler sonucunda, 18-24 yaş ve eğitim düzeyinin lisans ve altı olan katılımcıların Şiddete Eğilim puanlarının daha yüksek olduğu, erkek katılımcıların flört şiddetine daha olumlu baktığı sonucuna ulaşılmıştır. Değişkenler arası ilişkilere bakıldığında benlik saygısı düşük olan katılımcıların şiddete eğilimli oldukları, benlik saygısı düşük kişilerin reddedilme duyarlılıklarının da yüksek olduğu, reddedilme duyarlılığı yüksek ve şiddete eğilimli olanların flört şiddeti tutumlarının olumlu yönde olduğu bulunmuştur. Çalışmada şiddet eğilimi, reddedilme duyarlılığı ve kontrol değişkeni olan cinsiyetin, flört şiddeti üzerinde anlamlı bir yordayıcı etkisi olduğu görülmüştür. Flört şiddeti tutumu puanının %6'lık kısmı erkek olma ile, %30'luk kısmı şiddet eğilimi puanı ile ve %2'lik kısmı reddedilme duyarlılığı puanı ile açıklanmaktadır. Bu araştırma sonuçlarına göre, reddedilme duyarlılığı, şiddet eğilimi ve cinsiyetin cinsiyetin flört şiddetinin yordayıcısı oldukları saptanmış ve bulguların alanyazın ile uyuşmakta olduğu görülmüştür.

Melis Sena Kuruca
Beykoz University · Lisansüstü Programlar Enstitüsü
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Afet sonrası ikincil travmatik belirtiler gösteren yardım çalışanlarının sosyal medya kullanımları ile anksiyete düzeyleri arasındaki ilişki

Çalışmanın amacı afet sonrası ikincil travmatik belirtiler gösteren yardım çalışanlarının sosyal medya kullanımları ile anksiyete düzeyleri arasında ilişki olup olmadığını incelemektir. Araştırma örneklemini 138 kadın ve 142 erkek olmak üzere toplam 280 kişi katılımcı oluşturmuştur. Veri toplama araçları olarak, Demografik Bilgi Formu, ''İkincil Travmatik Stres Ölçeği (İTSÖ)'' ve ''Depresyon-Anksiyete-Stres Ölçeği (DASS42)'' kullanılarak afet bölgesine gitmiş yardım çalışanlarına uygulanmıştır. Çalışma kapsamında Bağımsız Örneklem t-testi, Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA), Pearson korelasyon, çoklu doğrusal regresyon ve Ki-Kare analizleri ile değişkenlere ait bulgular ele alınmıştır. Analizler sonrasında afet sonrası yardım çalışanlarında ikincil travmatik stres, depresyon, anksiyete ve stres belirtileri saptanmış, kadın çalışanların söz edilen belirtileri daha yüksek deneyimledikleri bulunmuştur. Aynı zamanda, deprem bölgesinde çalışılan sürenin artmasıyla birlikte afet sonrası yardım çalışanlarının deneyimlediği ikincil travmatik stres, anksiyete, depresyon ve stres düzeylerinin de arttığı saptanmıştır. Sosyal medyada 4 saatten fazla zaman geçiren yardım çalışanlarının ikincil travmatik stres, depresyon, anksiyete ve stres puanlarının sosyal medyayı daha az kullanan gruplara göre daha yüksek olduğu bulunmuştur. Alanyazında afet sonrası yardım çalışanlarındaki ikincil travmatik stres, sosyal medya kullanımı ve anksiyete değişkenlerini birlikte inceleyen araştırmalar sınırlıdır. Söz edilen değişkenlerin birlikte incelendiği bu tez çalışmasının ilişkili etmenlerin belirlenmesi, yardım çalışanlarındaki belirtileri önleme ve müdahale çalışmaları konusunda alanyazına katkıda bulunacağı düşünülmektedir.

Sosyal medyaStres bozuklukları-post travmatikStres bozuklukları-travmatik
Burcu Kahraman Demirezen
Beykoz University · Lisansüstü Programlar Enstitüsü
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Psikoterapilerin etkililiğini belirleyen temel faktörlerin psikoterapinin yarıda bırakılması (PYB) üzerindeki etkileri

Terapi yöntemleri arasında farklılıklar bulunsa da, kuramlar üstü bir bakış açısıyla yaklaşıldığında psikoterapilerin temelde birçok ortak özelliğe sahip olduğu görülmektedir. Bu ortak faktörlerin, terapilerin etkililiğinde önemli rol oynadığı bilinmektedir. Psikoterapinin yarıda bırakılması (PYB), alınan terapinin etkili ve verimli olmadığına işaret edebilmektedir. Bu tez çalışmasında, Türkiye'de yaşayan yetişkin danışanların ve terapistlerin psikoterapinin yarıda bırakılması ile ilgili deneyimleri, psikoterapilerin etkililiğini belirleyen temel faktörler bağlamında incelenmiştir. Araştırmanın örneklemi, "danışan" ve "terapist" olmak üzere iki bağımsız gruptan oluşmaktadır. Danışan örneklemi, 18 yaşından sonra en az 1 terapi seansına katılmış 172 katılımcıdan oluşmaktadır. Terapist örneklemi ise en az psikoloji, PDR veya psikiyatri lisans eğitimini tamamlamış ve en az 6 aylık danışan görme tecrübesine sahip 77 katılımcıdan oluşmaktadır. Veriler; Demografik Bilgi Formu, Danışanlar İçin Terapi Motivasyonu Ölçeği, Milwaukee Psikoterapi Beklentileri Ölçeği, Psikolojik Danışma Öz-Yeterlik Ölçeği, Psikoterapi Hakkındaki Düşünceler Ölçeği, Psikoterapi Tepkileri Ölçeği ve Terapötik İttifak Ölçeği-Kısa Form aracılığıyla toplanmıştır. Verilerin analizlerinde Bağımsız Örneklemler için T-Testi, Mann-Whitney U testi, Pearson ve Spearman korelasyon testleri ile aracılık analizleri kullanılmıştır. Araştırma sonucunda, psikoterapilerin etkililiğini belirleyen birçok temel faktörün, özellikle danışan perspektifinden PYB üzerinde belirleyici olduğu görülmüştür. Mevcut tez çalışması, psikoterapilerin daha etkili hale getirilmesi ve sürdürülebilirliğinin artırılması yönünde alanyazına katkı sunmayı amaçlamaktadır.

Klinik psikolojiPsikoterapi
Zeynep Can
Beykoz University · Lisansüstü Programlar Enstitüsü
2025
00
Master'sOpen AccessTR

6 Şubat Depremi sonrası sürdürülen psikososyal çalışmalara destek veren meslek grupları üzerinde deneyimin ve müdahale süresinin eşduyum yorgunluğuna etkisi

Bu araştırmanın amacı, 6 Şubat 2023 tarihinde meydana gelen depremler sonrasında psikososyal destek çalışmalarına katılan meslek gruplarında mesleki deneyim süresi ve müdahale süresi ile eşduyum yorgunluğu arasındaki ilişkiyi incelemektir. Çalışmanın örneklemi, afet sonrası psikososyal destek hizmetlerinde görev alan ve kartopu örnekleme yöntemiyle ulaşılan 155 kişiden oluşmaktadır. Araştırmada veriler, Sosyo-Demografik Bilgi Formu, İkincil Travmatik Stres Ölçeği (İTSÖ) ve Kısa Semptom Envanteri (KSE) kullanılarak toplanmıştır. Verilerin analizinde nonparametrik testler, sperman korelasyon analizleri, basit doğrusal regresyon analizleri ve bağımsız gruplar t testi kullanılmıştır. KSE sonuçlarına göre, katılımcıların anksiyete, olumsuz benlik algısı, somatizasyon ve hostilite düzeyleri düşük, depresyon düzeyi ise orta düzeyde saptanmış olup genel psikolojik belirti düzeyi orta düzeyde gözlenmiştir. İTSÖ sonuçları, Kaçınma ve Uyarılma düzeylerinin düşük, Duygusal İhlal düzeyinin ise orta düzeyde olduğunu; genel ikincil travmatik stres düzeyinin ise düşük-orta düzeyde seyrettiğini göstermektedir. Analizler sonucunda, olumsuz benlik algısı ile mesleki deneyim süresi arasında çok zayıf bir ilişki saptanmıştır. Bununla birlikte, ikincil travmatik stresin alt boyutları olan duygusal ihlal ve uyarılma açısından meslek grupları arasında anlamlı farklılıklar bulunmuştur. Özellikle memurların, duygusal etkilenme ve uyarılma tepkileri açısından psikologlar ve sosyal hizmet uzmanlarına kıyasla daha yüksek düzeyde belirti bildirdikleri görülmüştür. Elde edilen bulgular, afet sonrası psikososyal destek uygulamalarında eşduyum yorgunluğunu ve psikolojik belirti düzeylerini etkileyen başka değişkenlerin de dikkate alınması gerektiğini ortaya koymaktadır.

Psikososyal yardımSosyal destek
İrem Demir
Beykoz University · Lisansüstü Programlar Enstitüsü
2025
00
Master'sOpen AccessTR

6 Şubat Depremini deneyimleyerek TSSB belirtileri yaşayan genç yetişkinlerde görülen antisosyal davranışlarda sosyal desteğin rolünün incelenmesi

Araştırma, 6 Şubat 2023 depremine maruz kalan 18-24 yaş arası genç yetişkinlerde travma sonrası stres bozukluğu (TSSB) belirtileri ile antisosyal davranışlar arasındaki ilişkiyi incelemeyi ve bu ilişkide algılanan sosyal destek ile çocukluk çağı travmalarının düzenleyici/aracı rolünü incelemektedir. Araştırmaya, 6 Şubat depreminin gerçekleştiği zamanda, depremden etkilenen 11 ilden birinde bulunan ve depremi doğrudan hisseden toplam 267 genç yetişkin katılmıştır. Veri toplama sürecinde; Demografik Bilgi Formu, Çocukluk Çağı Ruhsal Travma Ölçeği, DSM - 5 için Travma Sonrası Stres Bozukluğu Kontrol Listesi, Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği ve Antisosyal Davranış Ölçeği kullanılmıştır. Araştırma bulguları, TSSB belirtileri ile antisosyal davranışlar arasında anlamlı ve pozitif bir ilişki olduğunu ortaya koymuştur. Çocukluk çağı travmalarının bu ilişkide kısmi aracı ve düzenleyici rol üstlendiği; sosyal desteğin ise belirli TSSB alt boyutları (özellikle duygu ve düşüncelerde olumsuz değişimler ve artmış uyarılma) ile antisosyal davranışlar arasındaki ilişkide anlamlı bir tampon etkisi oluşturduğu bulunmuştur. Ayrıca, deprem maruziyeti ile ilgili değişkenler TSSB belirtileri ve antisosyal davranış düzeylerini anlamlı biçimde etkilemiştir. Bulgular, travmaya maruz kalan kişilerde çocukluk çağı travmalarının ve sosyal desteğin, psikolojik iyilik hali üzerinde rol oynadığını göstermektedir. Bu sonuçlar, afet sonrası ruh sağlığı müdahalelerinde risk gruplarının belirlenmesine ve sosyal destek mekanizmalarının güçlendirilmesine yönelik önemli katkılar sunmaktadır.

Klinik psikolojiStres bozuklukları-post travmatik
Özge Engin
Beykoz University · Lisansüstü Programlar Enstitüsü
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Ebeveynlerin dijital okuryazarlığı ve dijital medya kullanım alışkanlıklarının çocukların ekran bağımlılığı ile ilişkisinin incelenmesi

Bu araştırmada, ebeveynlerin dijital okuryazarlık düzeyleri, ekran bağımlılığı ve dijital medya kullanım alışkanlıklarının; çocukların ekran bağımlılığı, dijital medya kullanım alışkanlıkları ile çevrim içi güvenlik ve gizlilik farkındalıkları üzerindeki etkileri incelenmiştir. Türkiye genelinde 355 ebeveynle çevrim içi olarak gerçekleştirilen araştırma, ilişkisel tarama modeli kullanılarak yürütülmüştür. Veri toplama aracı olarak Demografik Bilgi Formu, Dijital Medya Kullanım Alışkanlıkları Formu, Dijital Okuryazarlık Ölçeği, Çoklu Ekran Bağımlılığı Ölçeği ve Problemli Medya Kullanım Ölçeği kullanılmıştır. Verilerin analizinde parametrik testlerden faydalanılmıştır. Ebeveynlerin cinsiyet, yaş, medeni durum ve eğitim düzeyi gibi bazı sosyodemografik değişkenlerine göre dijital okuryazarlık düzeylerinde anlamlı farklılıklar saptanmıştır. Ayrıca korelasyon analizleri sonucunda, ebeveynlerin dijital okuryazarlık düzeyleri ile çocukların ekran bağımlılığı düzeyleri arasında negatif yönlü, çocukların çevrim içi güvenlik ve gizlilik farkındalıklarıyla ise pozitif yönlü anlamlı ilişkiler bulunmuştur. Regresyon analizleri, ebeveyn ekran süresi ve ekran bağımlılığının, çocukların ekran süresi ve bağımlılık düzeylerini anlamlı biçimde yordadığını göstermiştir. Ayrıca Elde edilen bulgular hem ebeveynlerin dijital yeterliliklerinin hem de ekran başında geçirdikleri sürenin çocukların medya kullanım davranışları üzerinde belirleyici bir etkiye sahip olduğunu göstermektedir. Dijital okuryazarlığı yüksek olan ebeveynlerin daha koruyucu bir rol üstlendikleri; ebeveynlerin ekran süresinin uzamasının çocukların problemli medya kullanımının arttırdığı görülmüştür. Bu kapsamda, ebeveynlerin dijital becerilerinin ve medya kullanım farkındalıklarının artırılmasının, çocukların sağlıklı medya alışkanlıkları geliştirmelerinde önemli bir destek sağlayacağı sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: ekran bağımlılığı, dijital okuryazarlık, çevrim içi güvenlik, dijital medya. Tarih: Ağustos, 2025

Tuğçe Orel Cesur
Beykoz University · Lisansüstü Programlar Enstitüsü
2025
00

Other supervisors