Theses supervised by Prof. Dr. Hasan Ünal

10 theses · Yıldız Technical University, Gazi University, Maltepe University

Master'sOpen AccessTR

2013 – 2017 yılları arasında matematik öğretiminde materyal kullanımının öğrencilerin akademik başarıları üzerine etkisi: Bir meta analiz çalışması

Araştırmanın amacı, matematik öğretiminde materyal kullanımının öğrencilerin akademik başarılarına olan etkisini incelemektir. Literatür taraması sonucunda araştırmanın 2013-2017 yılları arasında yapılan makale ve tez çalışmaları ile sınırlandırılmasına karar verilmiştir. Araştırma problemi göz önünde bulundurularak hazırlanan dahil etme kriterlerine uygun 4 tane doktora, 11 tane yüksek lisans ve 9 tane makale olmak üzere toplam 24 çalışma değerlendirmeye alınmıştır. Araştırma sonunda bulunması beklenen etki istatistiksel bir şekilde elde edilmek istendiğinden yöntem olarak meta analiz tercih edilmiştir. Bunun nedeni sonucun nitel tarama yöntemlerine göre daha objektif elde edilmek istenmesidir. Ayrıca araştırma, eğitim bilimlerinde az sayıda yapılan meta analiz çalışma ihtiyacını karşılayacağı için önemlidir. Meta analiz çalışması R istatistik programında metafor paketi kullanılarak yapılmıştır. Araştırmaya dahil edilen 24 çalışmaya ait istatistiksel verilerle her bir çalışmanın etki büyüklüğü hesaplanmıştır. Çalışmaların ayrı ayrı hesaplanan etki büyüklüklerine Q Cochrane heterojenlik testi uygulanmıştır. Sonuç heterojen çıktığından rastlantısal model uygulanarak ortak etki büyüklüğü bulunmuştur. Model rastlantısal çıktığı için I2 istatistiği uygulanarak heterojenliğin ne derece varyanstan kaynaklandığı bulunmuştur. Yapılan bu araştırmada yanlılık olup olmadığına funnel grafiği, regresyon testi ve Kendall's tau testi ile bakılarak değerlendirmesi yapılmış ve son olarak Fail-Safe N ile meta analizin gücü bulunmuştur. Yapılan meta analiz sonucuna göre, matematik öğretiminde materyal kullanımının ortak etki büyüklüğü 0.7564 olarak hesaplanmıştır. Çıkan etki büyüklüğü göz önüne alındığında, materyal kullanımının öğrencinin matematik dersindeki başarısına pozitif yönde ve 'geniş' kategorisinde etki ettiği sonucuna ulaşılmıştır. Cohen'e göre ise öğretimde materyal kullanımı 'orta' düzeyde ve pozitif yönde öğrenci başarısını etkilemektedir. Q testi sonucunda çıkan p (< .05) değerine göre çalışmaların etki büyüklükleri heterojen çıkmıştır. Bu nedenle model olarak rastlantısal etki modeli seçilerek ortalama etki büyüklüğü hesaplanmıştır. Araştırma homojen olmadığından ayırt edici özelliklerine göre gruplara ayrılarak oluşturulan kategoriler arasında sonucu etkileyen anlamlı bir fark olup olmadığına bakılmıştır. Funnel grafiğine göre, regresyon testine ve Kendall's tau testine göre anlamlı bir yanlılık bulunamamıştır. Araştırmanın gücünü gösteren Fail-Safe N değeri 1491 olarak bulunmuştur. 24 adet çalışma için çıkan bu değer yapılan meta analizin oldukça güçlü olduğunu göstermektedir.

Sena Dönmez Kaya
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2018
00
Master'sOpen AccessEN

Interdisciplinary stem education: Exploring technology and engineering integration in mathematics and science classes

STEM education is one of the trend topics in education in many countries, especially in Turkey. One of the biggest concern in STEM Education is the efficient and meaningful use of technology and engineering. Qualified and tech-savvy teachers are needed for the area as a result of the pedagogy of STEM Education and the interconnectedness of these disciplines. New research and professional development programs are required to be conducted when such post-modern paradigms raise because teachers are being asked to become proficient at new skills and responsibilities and implement these into their practices. This study investigates how STEM teachers implement and integrate technology and engineering, which tools do they use more frequently as a part of their science and mathematics lessons in 5th and 6th-grade topics. The ulterior motive of the study is to explore the effect of integrating technology and engineering in the overall quality of STEM lesson plans. The data obtained from 32 science and mathematics teachers who participated in TÜSİAD STEM Project: a teacher professional development program. The teachers attended four face-to-face STEM workshops, each received one STEM kit with a guide including six STEM lesson plans. During this professional development program, at least one lesson plan was implemented by participant teachers and they gathered together to reflect on their classroom experiences. At the end of the professional development program, teachers created their own authentic lesson plans. These lesson plans were investigated in terms of interdisciplinarity -integrating technology and engineering into science and mathematics classes. Overall, findings demonstrated that the science and mathematics teachers in the professional development program integrates technology and engineering in six different categories. Although, there is no significant difference reported on integrating technology on the quality of STEM lesson plans, engineering integration showed a significant difference in the quality of STEM lesson plans.

Trainer trainingScience educationIn service training+3
Başak Helvacı Özacar
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Ortadoğuda nükleer gerginlik ve İran-İsrail-ABD ilişkileri

Bu çalışmada Ortadoğuda yaşanan nükleer gerginliğin ortaya çıkış nedenleri ve bunların dünyaya yansımaları açıklanmaya çalışılmıştır. Bu nedenle İran ve İsrail'in nükleer çalışmalarının geçmişi ve mevcut durumları araştırılmış, araştırmalar sonucu sağlanan objektif veriler yazılmıştır. Bu verilere ek olarak İran-İsrail-ABD arasında 1990'lardan itibaren süren nükleer gerginlik ve yaşanan gelişmeler ve uluslararası toplumun bu duruma ilişkin tavrı araştırılmış yayınlanan raporlar incelenmiştir.Son olarak, çalışma Ortadoğu'daki bu ülkeler arasındaki ilişkinin geleceğine üzerine yapılan bir analiz ile tamamlanmıştır.Anahtar Kelimeler:1.Nükleer Gerginlik2.Nükleer Çalışmalar3.İran-İsrail-ABD4.Uluslararası Toplum

Amerika Birleşik DevletleriNükleer enerjiNükleer yayılma+5
Merve Kul
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

1990'larda Yunanistan'ın Makedonya politikası

Balkan coğrafyasının kilit noktasında bulunan Makedonya Cumhuriyeti'nin bağımsız bir devlet olarak uluslararası arenaya çıkışı, komünizmin çöküşü ve komünist Yugoslavya'nın dağılmasının ardından Yunanistan'ı neredeyse en çok meşgul eden konu olmuştur. Yunanistan'ın bağımsızlığını ilan eden ve ?Makedonya Cumhuriyeti? ismi ile tanınma arayan yeni komşusuna yönelik tutumu, benzeri görülmemiş bir düzeyde gelişmiştir.Bu tez Yunanistan'ın Makedonya Cumhuriyeti'ne yönelik politikalarının nedenleri ile sonuçlarını, bunların Yunanistan'ın dış politikası ve uluslararası ilişkiler üzerindeki yansımalarını anlamaya yönelik mütevazı bir girişimdir. İki ülke arasındaki ilişkiler bir tarihi arka plan temelinde Makedonya Cumhuriyeti'nin bağımsızlığını ilan ettiği 1991 yılından günümüze kadar kronolojik bir biçimde ele alınıp, belli dönüm noktalarına dayanarak ortaya konulmaya çalışılmıştır. Taraflar arasında 1990'ların ilk yarısında ?isim sorunu?nun sıcak döneminde yaşanan krizler, izleyen dönemde Yunan siyasi aktörlerinin politikalarını gözden geçirmelerine yol açmıştır. İki ülkenin ?Geçici Uzlaşı? ile geçici olarak uzlaşarak ?yaşamsal? isim sorununu dondurmalarından sonra, Simitis döneminde gerginlikler azalmış ve önemli ölçüde işbirliği ağları oluşturmak üzere fırsatlar yaratılmıştır. Pek çok alanda gerçekleştirilen geniş işbirliğine karşın gündemin ilk sırasındaki yerini koruyan ?isim sorunu?, 2008 sonlarından itibaren ikinci sıcak dönemine girmiştir.Anahtar Sözcükler1.Yunanistan2.Makedonya Cumhuriyeti3.FYROM4.İsim Sorunu5.Geçici Uzlaşı

MakedonyaUluslararası ilişkilerUluslararası politika+1
Bilge Ustaoğlu
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Sudan ve uluslararası politikada Darfur krizi

Afrika kıtasının en geniş ülkesi olan Sudan; etnik, dini ve kültürel açıdan dünyanın en heterojen toplumlarından biri olma özelliğiyle dikkat çekmektedir. Etnik, dini ve kültürel farklılıklar, sömürge döneminde yapay sınırlar yaratılırken ortaya çıkartılmış ve birçok Afrika ülkesi gibi Sudan'a da sömürge mirası olarak bırakılmıştır. Sömürge dönemi boyunca farklılıkların vurgulanması suretiyle ülke, kontrol altında tutulmak istenmiştir.Sudan 1 Ocak 1956'da bağımsızlığına kavuşmuş ancak sömürgecilik politikalarının izleri, bağımsızlıktan günümüze gelen birçok sorunla birlikte kendini göstermeye devam etmiştir. Zira Afrika'nın en uzun iç savaşı ile Güney Sudan sorununun devam ettiği bir dönemde patlak veren Darfur krizinin çerçevesini sömürgecilik politikaları ekseninde yaratılan yapı çizmektedir. Ekonomik sorunların yanı sıra bağımsızlığın ardından yaşanan siyasi çekişmeler ve istikrarsız siyasi yapı Sudan'ı bölünmenin eşiğine getirmiştir. Sudan'ın halen başa çıkmaya çalıştığı birçok meselenin temelinde, kuzey ve güney bölgelerini ayrıştıran ve halkı birbirine yabancılaştıran sömürge politikaları yatmaktadır.Jeopolitik öneminin yanı sıra sahip olduğu zengin yer altı kaynakları, Sudan'a olan ilgiyi canlı tutmuş ve ülkenin iç meselelerine dış aktörlerin müdahalelerini kaçınılmaz kılmıştır. İlk olarak Güney Sudan sorunuyla uluslararası arenada yer bulan Sudan, Darfur kriziyle birlikte özellikle 2003 yılından itibaren dünya kamuoyunun en çok ilgilendiği konulardan biri olmuştur. Darfur bölgesinde yaşanan şiddet olayları Beşir yönetimini, Batı dünyasının hedefi haline getirmiştir. Sudan; ABD, Çin ve AB'nin siyasi ve ekonomik çıkarları çerçevesinde şekillenen bir rekabet alanına dönüşmüştür.Anahtar Kelimeler: Sudan, Güney Sudan Sorunu, Darfur Krizi, Sömürgecilik, Ömer el-Beşir.

AfrikaBağımsızlıkDarfur sorunu+5
Özgün Arslan
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Kosova'nın bağımsızlığı ve emsal tartışmaları: Kuzey Kıbrıs, Dağlık Karabağ ve diğerleri

Kosova'nın bağımsızlığını ilan etmesi uluslararası hukuk ve uluslararası politikada yeni bir tartışma başlatmıştır. Birinci Dünya Savaşı'ndan sonra gelişen uluslararası sistemde devletlerin egemenliği, toprak bütünlüğü ve sınırlarının kutsallığı yerleşik ilkeler haline gelmiştir. Bu çerçevede kendi kaderini tayin hakkı belli durumlara özgü kılınmıştır. Bu durumların başında ise sömürgelikten kurtulma süreci gelmiştir. Oysa Soğuk Savaş'ın sona ermesinden sonra barışçı yollardan ya da kanlı çatışmalarla kendi kaderini tayin hakkını kullandığını ileri süren yeni devletlerin sayısında ciddi bir artış görülmüştür. İşte Kosova'nın tek taraflı bağımsızlık ilanı bu bağlamda önemlidirKosova'nın bağımsızlık ilanıyla başlayan tartışma, bu bağımsızlığı diplomatik yollarla engellemeye ya da gayrimeşrulaştırmaya çalışan Sırbistan'ın Uluslararası Adalet Divanı'na başvurmasıyla yeni bir boyut kazanmıştır. Uluslararası Adalet Divanı'nın 22 Haziran 2010 tarihli kararı ise konunun Balkanları aşan bir etkiye sahip olmasına neden olmuştur. Uluslararası Adalet Divanı'na tek taraflı bağımsızlık ilanının uluslararası hukuka aykırı olmadığına ilişkin görüşü başka bölgelerde bağımsızlık ilanında bulunan aktörlerin kararı sahiplenmesini sağlarken kararda geçen kendi kaderini tayin hakkına ilişkin değerlendirmeler ve Kosova'nın özgünlüğünün altının çizilmesi süreci hukuksal boyuttan siyasi boyuta sürüklemiştir.Bu çerçevede tezin içinde Kosova örneğiyle üç örnek karşılaştırmalı olarak ele alınmıştır. Bu örnekler bağımsızlık ve kendi kaderini tayin konularını hukuki ve siyasi yönden inceleme olanağı taşıdığı için KKTC, Dağlık Karabağ ve Abhazya olarak seçilmiştir. Çalışmanın içinde ayrıntılarıyla ele alınan olgular ışığında Kosova'nın bağımsızlığının KKTC için bir emsal teşkil edebileceği, Dağlık Karabağ ve Abhazya içinse edemeyeceği sonucuna varılmıştır. Fakat bu benzerliğin sadece hukuki süreçlerle bir yere varamayacağı görülmektedir. Konu aynı zamanda siyasidir. Bu nedenle KKTC'nin Kosova'nın yarattığı rüzgârdan yararlanabilmesi için Türkiye'nin KKTC'nin bağımsızlığının tanınması konusunda çok daha aktif bir politika yürütmesi gerekmektedir.Anahtar Sözcükler:1.Kosova'nın Bağımsızlığı2.Emsal Tartışmaları3.Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti4.Dağlık Karabağ5.Abhazya

AbhazyaBağımsızlıkDağlık Karabağ+3
İrem Erkmen
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Irak'ın geleceği: ABD'nin çekilmesi ve muhtemel senaryolar

Irak, ABD öncülüğündeki koalisyon güçlerinin 2003 yılındaki müdahalesinden itibaren en önemli dış politika konularından biri haline gelmiştir. Demografik ve sosyal yapısı itibariyle adeta Ortadoğu'nun bir minyatürü sayılabilecek Irak hem bölgedeki gelişmeleri etkilemekte hem de bölgedeki gelişmelerden etkilenmektedir.17 Kasım 2008 tarihinde ABD ve Irak arasında imzalanan Irak'taki ABD Birliklerinin Statüsü Anlaşması (SOFA) ile ABD birliklerinin önemli bir kısmının 31 Aralık 2011 tarihine kadar Irak'tan çekilmesi beklenmektedir. Söz konusu anlaşma Irak'ın geleceğine yönelik pozitif bir katkı sağlamaktan ziyade ABD'nin dış politikasının bir sonucu olarak ortaya çıkmıştır. Bu durum ABD'nin Irak'ı tamamen terk ettiği ya da Irak'tan vazgeçtiği anlamına gelmemektedir. ABD, ülkeye yerleştirdiği önemli miktardaki Dışişleri personeli ile varlığını daha uzun yıllar devam ettirmeyi planlamaktadır.Mevcut durumda Irak'ta; Kerkük, federalizm, petrol ve güvenlik gibi çözülmeyi bekleyen çok fazla sorun bulunmaktadır. Ülkedeki grupların kendi menfaatlerini öne çıkaran yaklaşımları ve birbirlerine olan güvensizlikleri ile bölgesel aktörlerin yaklaşımları sorunların kısa vadede çözülemeyeceğinin bir işaretidir. Bu durum bir yandan Irak'ın geleceğine yönelik iyimser tahminler yapılmasını engellerken diğer taraftan da ülkenin parçalanma senaryolarının da gündemde kalmasına hizmet etmektedir.Anahtar Sözcükler:1.Irak2.ABD'nin Irak'tan Çekilmesi3.Federalizm4.Irak Bölünme Senaryoları5.Kerkük6.Ortadoğu

Amerika Birleşik DevletleriFederalizmIrak+5
Ayşe Pınartaş
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

İran ve ABD/İsrail güç mücadelesi: İran'ın nükleer silah elde etme çabaları ve muhtemel senaryolar

Son dönemde İran'ın nükleer çalışmaları dünya gündemini meşgul eden konuların başında gelmektedir ve açık kaynakta taraflar arasında devam eden gerginliğe ilişkin olarak sayısız savaş senaryoları üretilmektedir.Taraflar arasında devam eden gerginlikte, ABD ve İsrailli üst düzey yetkililer İran nükleer faaliyetlerinin nükleer silah üretimine yönelik olduğunu ve İran Nükleer Programının durdurulamaması halinde askeri harekat dahil her türlü seçeneğin masada olduğunu ifade ederken; nükleer çalışmalarını kesintiye uğratmadan sürdüren İran, bundan geri adım atmayacağını, nükleer çalışmalarının barışçıl olduğunu ileri sürmektedir.BM çatısı altında devam eden müzakerelerden bir sonuç alınamaması halinde; tarafların küresel güç mücadelesi kapsamında çatışan menfaatleri neticesinde bir savaşa girebileceğine dair kuvvetli belirtiler görülmektedir. Söz konusu olası savaşın sonuçları sadece Orta Doğu'yu değil, tüm dünyayı etkileyecektir.Anahtar Sözcükler:1.İran Nükleer Programı2.Orta Doğu Güç Mücadelesi3.İran-ABD Gerginliği4.İran Savaş Senaryoları5.Hedef İran6.Orta Doğu

Amerika Birleşik DevletleriGüçGüç dengesi+7
Mehtap Pınar Işık Ergül
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye Avrupa Birliği ilişkileri ve Ermeni sorunu

Türkiye-Avrupa Birliği ilişkileri 1963'de imzalanan Ankara Antlaşması ile başlamıştır. Avrupa Birliği'ne katılım sürecinde Türkiye'nin önüne konan engellerden biri de Ermeni Sorunu'dur. Bu tezde öncelikli olarak Avrupa Birliği Müzakere Süreci ve Belgeleri taranmış ve sonuç olarak, bu sorunun Türkiye'ye dayattırıldığı sonucuna varılmıştır. Tezin amacı, Türkiye'nin üye olmaya çalıştığı Avrupa Birliği'ne Ermeni Sorunu'nun nasıl katıldığı ve bunun Türkiye'nin AB ülkeleri ile olan ilişkilerini nasıl etkilediğini incelemek olacaktır. Tezin kapsamı ise Ermeni Sorunu'nun Avrupa Birliği belgelerine nasıl yansıdığı ve bu durumun Türk Dış Politikasında yarattığı sonuçlardır. Bunun için tezin ilk bölümünde, Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne üye olmak için imzaladığı ilk antlaşma olan Ankara Antlaşması incelenecek ve daha sonra Türkiye'nin ileriki yıllardaki Avrupa Birliği ile olan görüşmelerine yer verilecektir. Tezin ana bölümünü ise Birlik belgelerinde Ermeni Sorununun dolaylı olarak yer alışı ve bu konunun Türkiye'nin üyelik sürecini etkilediği oluşturacaktır. Yapılan araştırmalar sonucunda, varsayımlara uygun bir doğrultuda, Ermeni Sorunu'nun Avrupa Birliği üyelik sürecinde, Türkiye'nin önüne konduğu ortaya çıkmıştır.Anahtar Sözcükler:1.Ermeni Sorunu2.Avrupa Birliği3.Ankara Antlaşması4.Kopenhag Kriterleri5.Ermeni Soykırım İddiaları

Ankara AnlaşmasıAvrupa BirliğiErmeni sorunu+4
Pınar Eray
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Savaştan günümüze Türkiye'nin Suriye politikası: Değişim ve devamlılık 2011-2022

Türkiye Suriye ilişkileri, 1946 yılında Suriye'nin bağımsızlığını kazanmasından 20 Ekim 1998 tarihli Adana Mutabakatına kadar üç problem etrafında şekillenmiştir. Bunlar; Hatay (İskenderun) sorunu, sınırı aşan sulan sular sorunu ve terör (PKK) sorunudur. İki ülke özellikle terör konusunda savaşın eşeğine gelmiştir. Türkiye'nin 8 Ekim 1998 tarihinde Suriye'ye savaş ilan etmesi sonrasında Suriye yönetimi konunun ciddiyetini anlamış, 9 Ekim'de terör örgütü PKK'nın Suriye topraklarındaki varlığını sonlandırmış ve terör örgütü lideri Abdullah Öcalan'ı da sınır dışı etmiştir. Bu gelişme iki ülke arasındaki en hassas olan sorunu ortadan kaldırmıştır. Ve bunun sonucunda Türkiye-Suriye, 20 Ekim 1998 tarihli Adana Mutabakatı ile teröre karşı ortak mücadele içine girmiştir. Bu anlaşma sonrası ilişkiler, önce karşılıklı olarak iyileştirilmeye başlanmış ve süreç çok yönlü işbirliği içinde olmaya evrilmiştir. Özellikle ekonomik zemine oturtulan iyi ilişkiler dönemi 2011 yılı Suriye iç savaşına kadar devam edebilmiştir. Esad yönetiminin, reform talepli protestolara orantısız güç kullanımıyla karşılık vermesi ve Türkiye'nin barışı sağlama yönündeki girişimlerinin sonuçsuz kalması üzerine Türkiye, Suriye politikasında değişime gitmiş ve Esad yönetiminin gitmesi gerektiğini savunmuştur. Bu sebeple, iki ülke ilişkileri tamamen kopmuş ve iyi ilişkilerin yerini karşılıklı ithamlar ve söylemler almıştır. Sonuç olarak ilişkilerde uzlaşmadan ve diplomasiden uzak yeni bir dönemin içine girilmiştir. Özellikle Türkiye'nin uzlaşmama tavrı 2022 yılına kadar sürmüştür. İstihbarat düzeyinde görüşmeler 2021 yılında başlamış, lider düzeyinde uzlaşmacı tavır 2022 yılının aralık ayında ortaya koyulmuştur. Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Suriye ile uzlaşmaya dair olumlu söylemleri görüşmenin yakın zamanda olacağı ihtimalini güçlendirmektedir. Bu doğrultuda Türkiye-Suriye ilişkilerini üç döneme ayırmak ve dördüncü dönemin de içine girileceği olasılığının yüksek olduğunu söylemek mümkündür. Bu çalışmada, birinci dönem; İskenderun (Hatay) sorunu, su sorunu, terör sorunu, ikinci dönem; 1998 Adana Mutabakatı ile başlayan 2011 yılı Suriye iç savaşına kadar süren işbirliği içinde iyi ilişkiler dönemi, üçüncü dönem; 2011 yılı Suriye iç savaşı 2022 yılı arasındaki tüm gelişmeler, ve sonuç bölümünde ilişkilerde olasılığı yüksek dördüncü dönemde Türkiye-Suriye normalleşmesinin avantajları anlatılacaktır. Anahtar Kelimeler: Türkiye-Suriye ilişkileri, IŞİD Faktörü, PYD/YPG faktörü, ABD, Rusya, Adana Mutabakatı.

Adana MutabakatıAmerika Birleşik DevletleriIŞİD+7
Sekmen Şeker
Maltepe University · Institute of Graduate Studies
2023
00

Other supervisors