Theses supervised by Prof. Dr. Hüseyin Çetin
10 theses · Akdeniz University
Antalya ilinde Alman hamamböceği (Blattella germanica L.) popülasyonlarında fipronil direncinin araştırılması
Bu çalışma, Antalya ilinin farklı bölgelerinden toplanan Alman hamamböceği (Blattella germanica L.) popülasyonlarında fipronile karşı gelişen direnç düzeylerini belirlemek amacıyla yürütülmüştür. B. germanica, kapalı yaşam alanlarında yaygın olarak bulunan, halk sağlığı açısından önemli bir zararlı olup, insektisitlere karşı hızla direnç geliştirme potansiyeline sahiptir. Araştırma kapsamında, sahadan elde edilen 12 farklı popülasyona, duyarlılık düzeylerine göre seçilen ve 0,25–140 ng/ml aralığında değişen fipronil dozları laboratuvar koşullarında uygulanmıştır. Uygulamalardan 72 saat sonra ölüm oranları kaydedilmiş ve bu verilere dayalı olarak Probit analiziyle LD₅₀ değerleri hesaplanmıştır. Ayrıca, saha popülasyonlarına ait LD₅₀ değerlerinin, duyarlı referans popülasyona ait LD₅₀ değeri ile karşılaştırılması yoluyla direnç katsayıları (RR) belirlenmiştir. Elde edilen sonuçlar, fipronilin genel olarak etkili bir insektisit olduğunu, ancak bazı popülasyonlarda düşük düzeyde direnç gelişimi bulunduğunu göstermiştir. On iki popülasyonun dokuzunda LD₅₀ değerleri 1–3 ng/ml aralığında bulunmuştur. Bu durum, fipronilin tek başına sürekli ve yoğun kullanımının direnç gelişimini teşvik edebileceğini; bu nedenle entegre zararlı yönetimi (IPM) ilkeleriyle desteklenmesi gerektiğini ortaya koymaktadır. Bu tez çalışması, Türkiye'de B. germanica popülasyonlarında fipronil direncine yönelik yürütülen ilk sistematik araştırmadır. Elde edilen bulgular, hem yerel düzeyde insektisit kullanım politikalarının yeniden değerlendirilmesi hem de direnç izleme programlarının oluşturulması açısından bilimsel katkı sağlamaktadır
Antalya ilinde ev sineği (Musca domestica L.) popülasyonlarının clothianidin ve dinotefuran insektisitlerine karşı direnç seviyelerinin araştırılması
Ev sineği (Musca domestica L.), çeşitli çevresel koşullara kolaylıkla uyum sağlayabilen sinantropik bir tür olup, insan ve hayvan sağlığı açısından ciddi riskler oluşturmaktadır. Bu tür, çeşitli patojen mikroorganizmaların mekanik vektörü olarak görev yapmakta; hayvanlarda strese neden olarak süt ve et veriminde düşüşe yol açmaktadır. Bu nedenle, ev sineği ile mücadelede etkili insektisitlerin kullanımı büyük önem taşımaktadır. Neonikotinoid sınıfı insektisitler, güçlü toksisiteleri ve hızlı etki mekanizmaları nedeniyle yaygın olarak kullanılmakla birlikte, son yıllarda bu gruptaki bileşiklere karşı direnç gelişimi ve hedef dışı canlılar üzerindeki olumsuz etkiler, küresel düzeyde araştırılmaktadır. Bu bağlamda, ev sineği popülasyonlarında neonikotinoidlere karşı gelişen direnç düzeylerinin izlenmesi gerekmektedir. Bu tez çalışmasının amacı, Antalya ilinin Aksu, Alanya, Döşemealtı, Kemer, Kepez, Konyaaltı, Korkuteli, Manavgat ve Serik ilçelerinden toplanan M. domestica popülasyonlarında, neonikotinoid grubuna ait clothianidin ve dinotefuran etkin maddelerine karşı direnç seviyelerinin belirlenmesidir. Popülasyonlar, hayvan çiftliklerinden atrap yardımıyla toplanmış, laboratuvarda 20×20×20 cm boyutlarında gözenekli kafeslerde kültüre alınmıştır. Direnç testleri, Dünya Sağlık Örgütü tarafından tavsiye edilen cam kavanozda kalıntı yüzey uygulaması yöntemi kullanılarak, üçüncü nesil (F3) bireyler üzerinde yürütülmüştür. Denemeler, 24 ± 2 °C sıcaklıkta, %60 ± 5 bağıl nemde ve 12 saat aydınlık–12 saat karanlık fotoperiyot koşullarında gerçekleştirilmiştir. Ev sinekleri, clothianidin ve dinotefuran ile bir saat süreyle muamele edilmiş ve bu süre boyunca beş dakikalık aralıklarla Knock Down (KD) oranları kaydedilmiştir. Ardından bireyler insektisit içermeyen kavanozlara alınmış ve 24 saat sonunda mortalite oranları belirlenmiştir. KD süreleri ve ölüm oranları SPSS programı kullanılarak analiz edilmiş; LD₅₀ ve LD₉₀ değerleri probit analiz yöntemiyle hesaplanmıştır. Arazi popülasyonlarının direnç seviyeleri, duyarlı bir referans popülasyonun LD₅₀ ve LD₉₀ değerlerine oranlanarak Direnç Katsayısı (DK) ile ifade edilmiştir. Ayrıca LD₉₀ değerleri, Sağlık Bakanlığı'nın önerdiği referans doz (0,25 g ai/m²) ile kıyaslanarak ek değerlendirmeler yapılmıştır. Çalışma sonuçlarına göre, test edilen tüm popülasyonlarda clothianidin ve dinotefuran etkin maddelerine karşı direnç saptanmıştır. Clothianidin için elde edilen direnç katsayılarının dinotefurana kıyasla daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Elde edilen bulgular, ev sineği kontrolünde neonikotinoidlerin tek başına uzun süreli kullanımının uygun olmadığını; bu nedenle, direnç gelişimini önlemek amacıyla entegre mücadele stratejilerinin uygulanması gerektiğini ortaya koymaktadır.
Bazı neonıkotınoıd insektisitlerin farklı oranlarda piperonyl butoxide ile kombinasyonlarının Antalya ilindeki ev sinekleri (Musca domestica L.) üzerindeki toksik etkisinin araştırılması
Ev sineği (Musca domestica L.), farklı ekolojik koşullara uyum sağlayabilen sinantropik bir organizmadır. Bu canlı tıp ve veterinerlik alanlarında bazı sorunlara neden olmaktadır. Bu böcek birçok hastalık patojeninin vektörüdür ve hayvanlarda strese neden olarak süt ve et veriminin düşmesine neden olmaktadır. Ev sineği kontrolünde neonikotinoid insektisitler, hedef organizma üzerinde hızlı ve yüksek toksik etkiye sahip oldukları için sıklıkla tercih edilmektedirler. Son yıllarda neonikotinoid insektisitlere karşı gelişen direnç ve bunların hedef dışı organizmalar üzerindeki toksik etkileri dünyanın birçok bölgesinde araştırılmaktadır. İnsektisit sinerjistleri, insektisitlerin uygulama oranlarını azaltmak ve etkinliklerini arttırmak için kullanılmaktadır. Genel olarak sinerjistik ajanlar, böceklerin detoksifikasyon sürecinden sorumlu enzim metabolizmasını inhibe ederek aktivitelerini göstermektedirler. Bu tezin amacı, Antalya ilinden toplanan Alanya, Döşemealtı, Kemer, Kepez, Kumluca, Manavgat ve Serik ilçelerin toplanan ev sinekleri üzerinde sinerjistik ajan piperonyl butoxide (PBO) (1:0, 1:0,25, 1:0,5 and 1:1; neonicotinoid: PBO) kombinasyonları ile dört neonikotinoid (thiamethoxam, imidacloprid, acetamiprid ve dinotefuran) insektisitin toksik etkilerini belirlemektir. Ev sinekleri, atrap ile hayvan çiftliklerinden toplanmıştır. Bu böcekler, 20x20x20 cm'lik gözenekli kafeslerde laboratuvara getirilerek kültüre alınmıştır. Neonikotinoid ve PBO kombinasyonlarının biyolojik etkinliği, M. domestica'nın F3 kuşakları kullanılarak cam yüzey üzerinde gerçekleştirilmiştir. Test grupları, neonikotinoid ve PBO kombinasyonları ile bir saat boyunca işlem görmüş ve düşüş (KD) oranlarını belirlemek için beş dakikalık aralıklarla gözlemlenmiştir. Böcekler, bir saat maruz kaldıktan sonra insektisit içermeyen kavanozlara aktarılmıştır. Yüzde ölüm değerleri yirmi dört saat sonra kaydedilmiştir. Knock Down Süreleri (KDT) Probit Analizi kullanılarak belirlenmiştir. Yüzde KDT ve ölüm değerleri SPSS istatistik programında analiz edilmiştir. Tüm testler 24±2 °C sıcaklık, %60±5 nem ve 12 saat aydınlık ve 12 saat karanlık fotoperiyot koşullarında gerçekleştirilmiştir. Sonuçlara göre, PBO tüm suşlarda neonikotinoid insektisitlerin toksik etkilerini arttırmıştır. Testlerde PBO oranı arttıkça knock down sürelerinin değerleri azalmış ve ölüm değerleri yükselmiştir. Sonuçlar, neonikotinoid içeren formülasyonlarda PBO kullanımının neonikotinoid insektisitlere karşı direnci azaltmak için kullanılabileceğini göstermektedir.
Çeltik tarımında kullanılan bazı herbisitlerin Aedes aegypti ve Culex pipiens sivrisinek türlerinin üzerindeki toksik etkilerinin belirlenmesi
Sivrisinekler (Culicidae) Dünya'nın kutuplar hariç hemen hemen her bölgesinde yayılış gösteren, farklı ekolojik koşullara uyum yetenekleri yüksek canlılardır. Gerek halk sağlığı gerekse veteriner sahada vektörlüklerini yaptıkları hastalıklar nedeniyle sivrisineklere karşı yoğun bir mücadele yürütülmektedir. Sivrisineklerle mücadelede kullanılan insektisit grupları arasında genellikle sentetik piretroidler, neonikotinoidler ve karbamatlılar tercih edilmektedir. Bu ürünler dünyanın birçok yerinde mücadelede oldukça etkili olmakla birlikte sivrisineklerde tespit edilen direnç bazı bölgelerde popülasyonların baskılanmasını zorlaştırmaktadır. Ayrıca bu insektisitler çevre ve insan sağlığını olumsuz yönde etkileyebilmektedir. İnsan ve hayvanların giyinme, beslenme ve barınma gibi temel ihtiyaçlarını karşılayabilmek için tarımsal ürünlere başvurulmakta bunların üretiminde de yüksek miktarda pestisit kullanılmaktadır. Tarım alanları sahip oldukları habitat çeşitliliği sebebiyle çok sayıda canlının bir arada yaşayabileceği ortamlar olabilmektedir. Dünya nüfusunun %50'sinden fazlasının besin ihtiyacını karşılayan çeltik (pirinç) bitkisinin yetiştirildiği alanlar da çok sayıda omurgalı ve omurgasız canlının yaşamına elverişli ortamlar sunmaktadır. Çeltik yetiştiriciliğinde zararlılara karşı farklı pestisit grupları kullanılmaktadır. Özellikle yabancı ot mücadelesi için kullanılan herbisit tüketimi oldukça fazladır. Çeltik yetiştirilen alanların sucul ortamlar olması bu alanların sivrisinekler tarafından da gelişme ortamı olarak kullanılmasına olanak sağlamaktadır. Larva gelişiminin olduğu çeltik tarlalarında gelişen sivrisinekler kullanılan pestisitlere maruz kalmaktadırlar. Bu tez çalışmasının amacı ülkemizde çeltik (Oryza sativa L.) tarımında yaygın olarak kullanılan bentazone+MCPA, bispyribac sodium, cyhalofop butyl, quinclorac, oxadiazon ve clomazone herbisitlerinin farklı uygulama dozlarında halk sağlığı açısından önemli Culex pipiens L. ve Aedes aegypti L. sivrisineklerinin larvaları üzerindeki toksik etkilerini araştırmaktır. Herbisit dozlarının toksik etkisi her sivrisinek popülasyonunun erken (1-2) ve geç (3-4) larva evreleri üzerinde laboratuvar ortamında araştırılmıştır. Herbisitlerin sivrisinekler üzerindeki toksik etkilerinin belirlenmesinde larva ölümü, larvadan pupaya geçiş oranları ve pupadan erginleşme oranları maruziyet süresi boyunca günlük olarak kayıt edilmiştir. Elde edilen veriler SPSS istatistik analiz programında analiz edilmiştir. Test edilen uygulama dozlarına göre oxadiazon her iki sivrisinek türünün tüm popülasyonlarında ve evrelerinde diğer herbisitlere göre sivrisinekler üzerinde daha toksik etkili bulunmuştur ve oxadiazonun uygulama dozu arttıkça ölüm oranlarında artış tespit edilmiştir. Diğer herbisitlerde ise toksik etki düşük seviyededir. Ayrıca erken evre larvaların herbisitlere daha duyarlı olduğu belirlenmiştir. Sonuçlar, çeltik yetiştirilen alanlarda uygulanan bazı herbisitlerin bu ortamda gelişen sivrisinekler üzerinde toksik etkili olabileceğini göstermektedir.
Bazı böcek gelişim düzenleyicilerinin ev sineği (Musca domestıca L.) üzerindeki kemosterilant etkilerinin araştırılması
Ev sinekleri (Musca domestica L.) Diptera takımına ait tam başkalaşım (holometabol) geçiren ve dünya çapında geniş yayılım gösteren halk sağlığı zararlılarındandır. Ev sineklerinin varlığı ve yayılışı insan faaliyetleri doğrudan etkilidir. Hayvan çiftlikleri, gübrelikler, çöplükler gibi alanlarda yoğun olarak görülmektedir. Özellikle insan nüfusunun hızlı artışı ve küresel ısınma ile yıl içinde görülme süreleri ve popülasyon yoğunlukları giderek artmaktadır. Ev sinekleri tüberküloz, kolera, dizanteri gibi birçok hastalığın vektörlüğünü yapmaktadır. Ayrıca gıda zehirlenmeleri ve besi çiftliklerinde yoğunlukları arttığı zaman hayvanlarda strese neden olarak et ve süt verimini azaltmaktadırlar. Ergin ev sinekleri ile mücadelede sentetik piretroidler ve neonikotinoidlerin sıcak ve soğuk sisleme ile yüzeylere uygulanması yöntemi sıklıkla kullanılmaktadır. . Ev sineklerinin tarım ve hayvancılık yapılan alanlarda da bulunması sebebi ile hem halk sağlığı hem de tarım ve orman zararlıları karşı yoğun olarak kullanılan pestisitlere maruz kalmaktadır. Bu sebeple direnç gelişimi tetiklenerek bu vektör böcek ile mücadeleyi güçleştirmektedir. Bu durum bilim adamlarını ve pestisit firmalarını alternatif mücadele yöntemleri aramaya sevk etmiştir. Bu tez çalışmasında ise genellikle larvisit olarak kullanılan böcek gelişim düzenleyicilerinin ev sineği erginlerine besin yoluyla verilerek yumurta verimi, yumurta alan indeksi ve yumurtadan ergin evreye geçiş oranları üzerine etkisi incelenerek kemositerilant etkilerinin ortaya konması amaçlanmıştır. Tez çalışması kapsamında böcek gelişim düzenleyicisi olarak diflubenzuron ve pyriproxyfen kullanılmıştır. Türkiye'de 6 farklı popülasyonda (Antalya, Bursa, Edirne, Gaziantep, İzmir ve DSÖ) pupadan yeni çıkan, 1,3 ve 5 günlük ergin çiftleşmemiş sineklere besin yolu ile %40 şeker ile %5 ve %10 konsantrasyonlarında böcek gelişim düzenleyicisi ihtiva eden çözelti verilerek kemosterilant etkileri araştırılmıştır. Tez çalışmasında elde edilen veriler incelendiğinde tüm popülasyonlarda yumurta verimi kontrol grubuna göre istatistiksel olarak anlamlı şekilde ortalama olarak %80 oranında azalmıştır. Yine 6 popülasyondan da elde edilen yumurtalar besiyerine ekilerek ergin forma geçişi incelendiğinde kontrol grubuna kıyasla ortalama %90 oranında düşürdüğü gözlenmiştir. Uygulama grupları ve kontrolden elde edilen yumurtalar besiyerlerine ekilerek F2 neslinde de yumurta verimleri ve ergine geçiş oranları da incelenmiştir. Böcek gelişim düzenleyicilerine maruz kalmış erginlerden elde edilen yumurtaların alan indeksleri genel olarak kontrole göre azaltsa da yumurtadan ergine geçiş üzerinde bir etkisi olmamıştır. Bu çalışma kapsamında ise İzmir Popülasyona ait %5'lik pyriproxyfen uygulanmış F2 bireylerden elde edilen 50 yumurta besiyerine ekilmiş bunlardan 5 tanesi ergin hale geçmiş ve toplamda 69 adet yumurta verdikleri tespit edilmiştir. Yumurtadan ergin forma geçiş oranları incelenmiş ve 69 yumurtanın hiçbirinin açılmadığı gözlemlenmiştir. DSÖ popülasyonunda ise %5'lik diflubenzuron uygulanmış 1 günlük F2 bireylerden elde edilen yumurtaların larva formuna geçtikleri ancak 1 gün içinde öldükleri tespit edilmiştir. Antalya popülasyonunda ise 1 günlük %5 pyriproxyfen ve 3 günlük %10 pyriproxyfen uygulanıp ergin hale geçen F2 bireylerin ise yumurta vermedikleri tespit edilmiştir. Direnç probleminin giderek arttığı günümüzde alternatif mücadele yöntemi olarak kemosterilantlar ön plana çıkmaktadır. Ülkemizde bu alanda yapılan ilk çalışma olması sebebi ile de bu çalışmanın bundan sonra yapılacak çalışmalara öncülük etmesi beklenmektedir.
Antalya'da ev sineğinde (Musca domestica L.) pyriproxyfen ve diflubenzuron'a karşı direnç seviyelerinin araştırılması
Vektör eklembacaklılar dünya genelinde birçok hastalık etmeninin taşıyıcılığını yapmaktadır. Ev sineği (Musca domestica L.) insanlar yaşam alanlarında sıklıkla görülen ve kutuplar hariç dünyanın geneline yayılmış vektörlerden bir tanesidir. İnsan yerleşimleri etrafındaki üreme alanlarının (katı atık depolama tesisleri, evsel atık toplama konteynırları, hayvan barınak ve kesim alanları) belirlenerek entegre mücadele çalışmalarının yapılması büyük önem taşımaktadır. Bu çalışmanın amacı Antalya ilinin Alanya, Döşemealtı, Kemer, Kepez, Kumluca, Manavgat ve Serik ilçelerinden toplanan ev sineği popülasyonlarının diflubenzuron ve pyriproxyfen'e direnç seviyelerinin belirlenmesidir. Ev sinekleri, 2019 yılı Haziran ve Kasım ayları arasında, hayvan barınaklarından tül atraplar yardımıyla toplanmıştır. Doğal gelişme alanlarından toplanan ev sinekleri 22x22x22 cm'lik kafesler içerisine konularak laboratuvar ortamına getirilerek kültüre alınmıştır. Laboratuvar koşulları altında ergin ev sineklerinin bulunduğu kafeslere dişilerin yumurta bırakmalarını sağlayabilmek için süte batırılmış pamuklar konulmuştur. Süt üzerine bırakılan yumurtalardan çıkan larvaların besi ortamında 24-36 saat gelişmeleri beklenmiş ve testlerde bu larvalar kullanılmıştır. Test dozları %10-95 arasında ölüme neden olan dozlar arasından seçilmiştir. Gelişimlerini tamamlayıp erginleşen ve gelişimlerini tamamlayamayan larva sayılarına bakılarak larvasidal etkinin oranları tespit edilmiştir. Tüm denemeler 26±2 oC sıcaklık, %60±5 nem ve 12 saat aydınlık, 12 saat karanlık fotoperiyot koşullarında sahip laboratuvar koşullarında gerçekleştirilmiştir. Direnç katsayıları Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) insektisite duyarlı laboratuvar popülasyonu referans alınarak değerlendirilmiştir. Yapılan testlerde diflubenzuron için Serik ve Kemer ilçeleri yüksek direnç aralığında, diğer ilçeler ise orta direnç aralığında bulunmuştur. Pyriproxyfen için bütün örnekleme alanlarında sonuçlar çok yüksek direnç aralığında bulunmuştur. Bu tez çalışması çalışmasında, Antalya ilinde halk sağlığı zararlıları ile mücadelede yoğun olarak kullanılan aktif maddelerden olan pyriproxyfen ve diflubenzuron'un etkinliği araştırıldığı için tezden elde edilen veriler Sağlık Bakanlığı ve Antalya'daki belediyeler ile paylaşılarak bu kurumların ev sinekleri ile mücadelede daha bilinçli bir uygulamaya geçmesine katkı sağlanacaktır.
Antalya ilinde ev sineği (Musca domestica L.) popülasyonlarının Thiamethoxam'a karşı direnç durumunun belirlenmesi
Musca cinsi içerisindeki birçok sinek türü bakteriler, mantarlar ve parazitler gibi patojenlerin bulaşmasında önemli bir rol oynar. Ev sineği, Musca domestica L. bu cinsin türleri arasında iyi bilinenlerden biridir. Bu çalışmanın amacı Antalya'nın Kemer, Serik, Döşemeaaltı, Kepez ve Konyaaltı ilçelerinden toplanan ev sineği popülasyonlarının thiamethoxam'a direnç seviyelerinin belirlenmesidir. Ev sinekleri, Antalya ilinin beş ilçesindeki ahırlardan 2017 yılı Haziran ve Kasım ayları arasında atraplar yardımıyla toplanmıştır. Toplanan ev sinekleri tül kafeslere (22x22x22 cm) konularak, 4-6 saat arasında laboratuvara getirilmiştir. Popülasyonlar 24±2°C, %40±10 nem ve 12 saatlik fotoperiyot koşullarında yetiştirilmiştir. Direnç seviyelerinin belirlenmesinde F3 nesilleri kullanılmıştır. Bu çalışmada ölüm dozu (LD) ve düşüş sürelerinin (KT) belirlenmesi için thiamethoxam'ın en az dört dozu kullanılmıştır. KT değerini belirlemek için ev sinekleri 5 dakikalık aralıklarda bir saat boyunca gözlenmiştir. Bütün testler kontrol grubu da dahil olmak üzere 3 kez tekrarlanmıştır. Ölen ev sineği sayısı 24 saat sonra kaydedilmiş ve ölüm oranları ile düşüş oranları SPSS kullanılarak karşılaştırılmıştır. LD50 değerleri ile KT50 değerleri probit analiz program kullanılarak belirlenmiştir. Direnç katsayısı (DK), hesaplanan LD50 değerlerinin hassas Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) popülasyonun LD50 değerine bölünerek hesaplanmıştır. Bu tezin sonuçlarına göre, Antalya'daki tüm örneklenen lokasyonlarda thiamethoxam'a karşı çok yüksek direnç seviyeleri bulunmuştur. Ev sineklerinde direnç gelişimini önlemek ve azaltmak için entegre zararlı kontrol yöntemleri uygulanmalıdır.
Antalya ilinde Kum sineği (Diptera: Psychodidae) popülasyonlarının Prallethrin'e karşı hassasiyetlerinin belirlenmesi
Phlebotomine kum sinekleri (Diptera, Psychodidae, Phlebotominae), Leishmania türleri, arbovirüsler ve bakterilerin vektörleri olan tıbbi olarak önemli böceklerdir. Kum sineklerinin larva kontrolü çok zor ve neredeyse imkânsız olduğu için mücadele çoğunlukla erginler için gerçekleştirilmektedir. Sentetik piretroid insektisit olan Prallethrin'in %1.2'lik elektrolikit formülasyonu Türkiye'de sivrisineklerin kontrolü için kullanılmaktadır. Bu çalışmada, prallethrin'in doğadan toplanan kum sinekleri üzerindeki toksik etkisinin araştırılması amaçlanmıştır. Ergin kum sinekleri Haziran 2016'da Antalya ili, Alanya ilçesi Yaylalı, Aliefendi ve Büyükpınar mahallelerinden ve Kepez ilçesine bağlı Karşıyaka mahallesinden CDC ışık tuzakları kullanılarak toplanmıştır. Kum sinekleri, prallethrin buharına maruz bırakılmış ve düşüş sayıları, 1 saat boyunca 5 dakikalık aralıklarla sayılmıştır. 1 saat maruz kaldıktan sonra, muamele edilmiş kum sinekleri temiz şişelere aktarılmış ve 24 saat süreyle %10 sükroz çözeltisi ile beslenmiştir. Ölümler 24 saat sonra kaydedilmiştir. Deneyler üç kez tekrar edilmiştir. Düşüş zamanları (Knock down time 50-KT50) değerleri probit analiz programı kullanılarak hesaplanmıştır. Bir saatlik maruz kalma süresinden sonra, Prallethrin, Antalya'nın farklı bölgelerinden toplanan tüm kum sineklerinde %100 ölüme neden olmuştur. Bu araştırmanın sonuçları, prallethrin'in elektrolikit formülasyonunun Türkiye'de kum sineklerinin kontrolünde kullanılabileceğini göstermektedir.
Antalya ilinde Rhipicephalus spp. (Acari: Ixodidae) popülasyonlarının çeşitli akarisitlere karşı hassasiyet seviyelerinin araştırılması
Keneler (Acari: Ixodidae), memeliler ve kuşlar gibi omurgalı canlılar üzerinden kan emerek beslenen ektoparazit canlılardır. Keneler konaklarına Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA), Lyme ve Q ateşi gibi hastalıklara neden olan pek çok patojeni taşımaktadırlar. Kene mücadelesinde hızlı etki gösterdiği için sıklıkla tercih edilen fakat aynı zamanda çevre ve insanlar için zararlı olan kimyasal kullanımı en çok tercih edilen metotdur. Akarisitlerin birçoğu son yıllarda yoğun olarak kullanılmaktadır ve keneler bu kimyasallara karşı direnç geliştirme yeteneğine sahiptir. Direnç probleminin etkisi ile birlikte kene popülasyonlarının kontrolü günümüzde geçmişe göre daha da zorlaşmaktadır ve bu yüzden kene kaynaklı hastalıkların insidansında artış görülebilmektedir. Ülkemizde bazı akarisitlerin kenelere karşı etkinliği ile ilgili çalışmalar bulunmasına rağmen, yapılmış direnç veya hassasiyet çalışmaları bulunmamaktadır. Bu tez çalışmasında Antalya'nın farklı bölgelerindeki Rhipicephalus spp. popülasyonlarında, zararlı canlıların mücadelesinde sıklıkla kullanılan bazı pestisitlerin direnç ve hassasiyet seviyelerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Köpekler üzerinden toplam 500 kene toplanmıştır ve Rhipicephalus turanicus Pomerantsev and R. sanguineus Latreille olmak üzere iki kene türü tespit edilmiştir. Larva paket testi'ne (LPT) dayanan denemelerde kan emmiş dişi kenelerin bıraktıkları yumurtaların açılması ile elde edilen larvalar kullanılmıştır ve hassasiyet/direnç çalışmaları 14 lokasyon için yapılmıştır. Permethrin, fipronil ve chlorpyriphos-methyl aktif maddeleri, pestisitlerde aktif içerik olarak çok yoğun olarak kullanıldıkları için bu çalışmada tercih edilmişlerdir. R. turanicus türünün sadece bir popülasyonunda deneme yapıldığı için, aktif maddeler için sadece popülasyonun yarısını öldüren doz (LD50) değerleri belirlenmiştir. R. sanguineus türü için ise 13 popülasyonda LPT yapılabilmiştir ve en düşük LD50 değerine sahip popülasyon hassas kabul edilmiştir. Permethrin aktif maddesi için yapılan LPT sonucunda R. sanguineus türünde 2,52 ile 52,09 kat arasında direnç oranı tespit edilmiştir. Permethrin için en hassas popülasyon olarak Yeniköy (Döşemealtı) tespit edilmiştir. Fipronil için direnç oranları 1,23 ile 15,87 kat arasında değişmektedir ve en hassas popülasyon Gaziler (Kepez)'dir. Chlorpyriphos-methyl aktif maddesi için ise Gaziler (Kepez) popülasyonu en hassas popülasyon olarak tespit edilmiştir ve diğer popülasyonların direnç oranları 1,29 ile 26,6 kat arasında değişmektedir. Direnç gelişimini önlemek için entegre zararlı mücadelesi çalışmalarının öne çıkarılması ve kimyasal mücadelenin en düşük seviyede tutulması gereklidir. Bu çalışma ülkemizde ilk kez yapılmıştır ve başka çalışmalara önderlik etmesi beklenmektedir. Daha etkin sonuçların elde edilebilmesi için farklı kene türlerini, farklı aktif maddeleri ve daha fazla lokaliteyi kapsayan çalışmaların yapılması gerekmektedir. Direnç tespit edilen bölgelerde ileride yapılacak çalışmaların, direncin mekanizmasını belirlemeye yönelik planlanması gereklidir.
Antalya ili kumluca ilçesinde, ev sineği (Musca domestica L.) popülasyonlarında deltamethrin'e karşı direnç seviyelerinin araştırılması
Kumluca, Türkiye'nin önemli bir tarım ve seracılık merkezidir. Bu bölgede özellikle tarım ve halk sağlığı zararlılarına karşı yüksek oranda pestisitler kullanılmaktadır. Sentetik piretroid grubu insektisit olan deltamethrin Kumluca'da tarım ve halk sağlığı zararlılarına karşı kullanıldığı için bu tezin amacı ev sineğinin (Musca domestica L.) deltamethrin'e karşı direnç seviyelerinin belirlenmesidir. Ev sinekleri, Kumluca ilçesinde 5 farklı lokasyondaki (Güzören, Balçıklı, Mavikent, Yeşilköy ve Adrasan) ahırlardan 2015 yılı Haziran ve Kasım ayları arasında atraplar yardımıyla toplanmıştır. Her bir lokasyonun arası 5 km'den fazla olduğu için popülasyonların birbirine karışması beklenmemektedir. Toplanan ev sinekleri içerisinde şeker ve ıslak pamuk olan tül kafeslere (30x30x30) konularak, 4-6 saat arasında laboratuvara getirilmiştir. Popülasyonlar 24±2°C, %60±10 nem ve 12 saatlik fotoperiyot koşullarında yetiştirilmiştir. Direnç seviyelerinin belirlenmesinde F2 nesilleri kullanılmıştır. Bu çalışmada ölüm dozu (LD) ve düşüş sürelerinin (KT) belirlenmesi için deltamethrin'in farklı dozları kullanılmıştır. KT değerini belirlemek için ev sinekleri 5 dakikalık aralıklarda bir saat boyunca gözlenmiştir. Bütün testler kontrol grubu da dahil olmak üzere 3 kez tekrarlanmıştır. Ölen ev sineği sayısı 24 saat sonra kaydedilmiş ve ölüm oranları ile düşüş oranları SPSS kullanılarak karşılaştırılmıştır. LD50 ve LD90 değerleri ile KT50 ve KT90 değerleri probit analiz program kullanılarak belirlenmiştir. Direnç katsayısı (DK), hesaplanan LD50 değerlerinin hassas Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) popülasyonun LD50 değerine bölünerek hesaplanmıştır. Bu çalışmanın sonuçlarına göre, tarım ve seracılığın yoğun olduğu alanlarda deltamethrin'e karşı yüksek direnç, tarımın nispeten daha az olduğu alanlarda ise orta seviyede direnç tespit edilmiştir. Bölgedeki direnç çalışmalarına devam edilerek, sorunun çözümüne yönelik çalışmalar da gerçekleştirilmelidir.