Theses supervised by Prof. Dr. İpek Deveci Kocakoç

14 theses · Dokuz Eylül University

DoctorateOpen AccessTR

Yapay Sinir Ağlarıyla zaman serisi tahminlemesinde yeni bir model seçim stratejisi

Yapay Sinir Ağları zaman serisi uygulamalarında gittikçe önem kazanan bir yöntem olmasına rağmen, hala birçok metodolojik eksiklikleri içerisinde barındırmaktadır. Bu eksikliklerden bir tanesi, gerçekleştirilen bir sinir ağı deneyi sonucunda hangi sinir ağı modelinin gelecekte kullanılmak üzere seçileceğidir. Başka bir deyişle, sinir ağının girdi ve gizli hücre sayısı ne olmalı ve girdi-gizli hücre sayısı belirlenmişken farklı başlangıç ağırlık değerlerinin sebep olduğu denemeler arasından hangisinin seçileceği sorularına cevap aranmalıdır. Genel uygulama, veri setinin eğitim, doğrulama ve test seti olarak üçe bölünüp doğrulama setinde en küçük hata ölçüsünü veren sinir ağı modelinin seçimi şeklindedir. Ancak bu durumda, doğrulama setine aşırı uyum sağlamış bir sinir ağı modelinin seçimi olasıdır. Doğrulama setine aşırı uyum sağlamış bir ağın, genelleme yeteneğini gösteren test seti üzerindeki performansı düşük olabilecektir. Bu tez kapsamında, zaman serileriyle sinir ağı tahmini yaparken model seçimine yönelik bir seçim stratejisi önerilmiştir (GGD ayrışımı). Önerilen seçim stratejisi, öncelikle girdi ve gizli hücre sayılarını belirlemekte ve ardından farklı denemeler arasından hem doğrulama hem de eğitim seti performanslarına eşanlı bakarak bir sinir ağı modeli seçmektedir. Önerilen seçim stratejisinin simülasyon ve gerçek veri setleri üzerinde klasik seçim yöntemiyle karşılaştırılması sonucunda, sinir ağı performansını istatistiksel olarak geliştirdiği görülmüştür. Simülasyon deneyi önerilen seçim stratejisinin altta yatan veri üretim sürecine daha iyi yakınsadığını göstermiştir. ARIMA yöntemiyle olan rekabette, sinir ağında yapılabilecek iyileştirmelerle üstünlüğün sinir ağına daha çok geçebileceği yönünde bulgulara rastlanmıştır. Önerilen seçim stratejisi genel anlamda doğrulama hacmine karşı daha çok direnç sergilemiştir. Ayrıca deneme sayısının klasik seçim yöntemi için önemli bir faktör olmadığı ancak önerilen seçim stratejisi performansı üzerinde etkili olabileceği tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Sinir Ağları, ARIMA, Zaman Serisi, Tahminleme, Model Seçimi.

Model seçimiSinir ağlarıTahmin+3
Serkan Aras
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
10
Master'sOpen AccessTR

İzmir Büyükşehir Belediyesi itfaiye çalışanlarının iş doyumu ve tükenmişlik düzeylerinin analizi

1714 yılında Yeniçerililere bağlı olarak kurulan Tulumbacılar Ocağı günümüz anlamında İtfaiye Teşkilatını oluşturmaktadır. 300 yılı aşkın bir tarihi olan İtfaiyecilik Mesleğinin çalışanları yangın, sıkışmalı trafik kazaları, göçük, intihara teşebbüs, su baskınları, afet ya da patlama sonucu oluşan acil durumlar, suda boğulmalar, metan gazı boğulmaları, hayvan kurtarma gibi birçok arama-kurtarma görevini icra etmektedirler. Bu çalışmada iş güçlüğü ve riski fazla olan itfaiye çalışanlarının iş doyumu ve tükenmişlik düzeylerini incelenmektedir. Çalışmada Weiss, Davis ve England (1967) tarafından geliştirilmiş olan Minnesota İş Doyum Ölçeği ile Maslach ve Jackson (1981) tarafından geliştirilmiş olan tükenmişlik ölçeği kullanılmıştır. Bu ölçekler yardımıyla itfaiye çalışanlarının mesleklerinde iş doyumları ve tükenmişlik düzeyleri incelenmiştir. Veriler istatistiksel olarak değerlendirilerek itfaiye çalışanlarının yüksek riskli çalışma koşullarında görevlerini yerine getirirken karşılaştıkları problemler, mesleğin avantajları ve dezavantajları irdelenmiştir. Anket tekniği kullanılan bu araştırma, İzmir ilinde bulunan İtfaiye merkez binası ve gruplarında çalışan itfaiyeciler üzerinde yapılmıştır. Araştırmanın bulguları ışığında öneriler geliştirilmiştir. Anahtar Kelimeler: İtfaiye çalışanları, iş doyumu, tükenmişlik

TükenmişlikTükenmişlik düzeyiÇalışanlar+5
Zeynep Sarıtaş
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
DoctorateOpen AccessTR

Çok amaçlı optimizasyon problemlerine çekicilik fonksiyonu yaklaşımı

Gerçek hayatta karşılaşılan karar verme problemleri, genellikle çok sayıda amacın aynı anda çözülmesini gerektirmektedir. Bu durum çok amaçlı optimizasyonun kapsamında incelenmektedir. Çok amaçlı optimizasyonun çözüm yöntemlerinin ulaştığı Pareto-optimal küme olarak isimlendirilen optimum çözüm kümesi, bir tek çözüm noktası yerine problemin verilen aralıktaki tüm en iyi çözümlerini içermektedir. Günümüzde evrimsel algoritmaların çözüm yöntemlerine dahil edilmesiyle ulaşılan Pareto-optimal çözüm kümesi, karar vericiye problemin uygun çözüm noktalarının çok büyük bir kümesini sunmaktadır. Bu durum karar verici için kararın doğru ve hassas bir şekilde alınmasını sağlarken, aynı zamanda bu yüksek hacimli kümeden seçilecek doğru noktanın belirlenmesi problemini de beraberinde getirmektedir. Bu çalışmanın amacı, bu seçim probleminde karar vericiye yardımcı olacak bir yöntem önermektir. Bu çalışmada, istatistikte çoklu cevap yüzeyi analizinde kullanılan çekicilik fonksiyonunun, çok amaçlı optimizasyon problemlerine uyarlanmasıyla elde edilen yeni bir çözüm yaklaşımı önerilmektedir. Bu yeni yöntem, öncelikle çok amaçlı optimizasyon literatüründen seçilen test fonksiyonlarının ve gerçek uygulama problemlerinin evrimsel algoritmalarla çözümünden elde edilen Pareto-optimal kümeler içinden uygun noktanın seçilmesi amacıyla kullanılmıştır. Gerek test problemleri, gerekse gerçek problemlerden elde edilen sonuçlar göstermiştir ki, önerilen uyarlanmış-çekicilik fonksiyonu, problemlerin çok amaçlı evrimsel optimizasyon çözümüyle hesaplanan Pareto-optimal kümesi içinden uygun bir noktanın bulunmasını sağlamıştır. Özellikle bu yöntemle, kısıt denklemlerini içeren gerçek uygulama problemlerinde, Pareto-optimal küme sınırları içinde, ancak evrimsel algoritmalı çözümün ulaşamadığı daha iyi çözüm noktasına ulaşılabilmiştir. Uyarlanmış-çekicilik fonksiyonu olarak adlandırılabilecek bu yeni yöntem, evrimsel algoritmalı çok amaçlı optimizasyon yöntemlerine alternatif değil, bu yöntemlerle birlikte kullanılarak karar vericiye, karar sürecinde destek sağlaması amacıyla önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: Çok Amaçlı Optimizasyon, Çekicilik Fonksiyonu, Evrimsel Algoritmalar

AlgoritmalarEvrimsel algoritmalarOptimizasyon+4
Gökçe Baysal
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

EFQM mükemmellik modelinin iş doyumu üzerine etkisinin incelenmesi

20. yüzyılın sonlarına doğru işletmeler, diğer rakipleri ile rekabet edebilmek adına performanslarını, yönetsel etkinliklerini, verimliliklerini ve kalite seviyelerini arttırmak amacıyla değişik yollar aramaya başlamıştır. Yıllar içinde ortaya çıkan kalite ve yönetim sistemlerini geliştirme çabaları zaman içinde iyileşerek farklı metodolojileri ortaya çıkarmıştır. Bu metodolojileri uygulayan firmalar başarılar yakalamış, bu başarıları farklı kriterlere göre belgelemişler ve bu belgeleri prestij unsuru olarak da kullanmışlardır. Tüm bu faaliyetlerin, nitelikli ve hevesli çalışanlar olmadan yapılması imkansız olduğu aşikardır. Çalışanların niteliklerinin her geçen gün daha da firmaların odağına alındığı ve ancak mutlu çalışanlar ile firmaların gelecekleri için yaratıcı fikirler bulabileceği, bu çalışanların işlerini benimsemesi ve özverili bir şekilde çalışmaları sonucu başarılara ulaşılabileceği anlaşılmaktadır. Çalışmanın kapsamında, EFQM mükemmellik kriterleri uygulayan bir işletme içerisinde bulunan çalışanların, model kapsamında uygulan araçlar neticesinde ortaya çıkan memnuniyet veya memnuniyetsizliğin, çalışanların iş doyumlarına yönelik ilişkisi irdelenmiştir. Uygulama dünya çapında bilinirliği olan ve mükemmellik kriterlerini kendisine rol model olarak benimseyen bu kuruluşun Manisa'da faaliyet gösteren fabrikasında çalışanları üzerine EFQM Mükemmellik Modeli kriterlerini ve İş doyumu ölçeğini içeren yapılandırılmış anket tekniği uygulanmıştır. Anket 61 kişi üzerine uygulanmış ve sonuçları uygun istatistiksel yöntemler ile değerlendirilmiştir. Araştırma sonucunda EFQM mükemmellik modeli kriterlerini baz alan ve bunun üzerine süreçlerin yapılandırılmasının, çalışanların iş doyumları üzerine pozitif yönde bir ilişkisi olduğu görülmüştür.

EFQM modeliÇalışanlarİş doyumu
Murat Küçük
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Sınıf dengeleme yöntemlerinin makine öğrenmesi teknikleri üzerine etkisi: Kredi risk örneği

Kredi riski, bankalar tarafından geri ödenmek üzere müşterilere verilen fonların belirlenen vade sonunda yükümlülüklerin yerine getirilmemesi sonucunda oluşmaktadır. Bu durum, kredi müşterisinin temerrüde düşmesine ve itibarını olumsuz etkilemesine sebep olmaktadır. Gelişen teknoloji ile birlikte farklı alanlarda kullanılan makine öğrenmesi yöntemleri, bankaların kredilendirme sürecine uyarlanan sistem ile riskli müşterilerin tespit edilmesini kolaylaştırmıştır. Böylece, kredi talebinde bulunan müşterilerin risk durumu, hızlı ve daha doğru bir şekilde belirlenebilmesi söz konusu olmuştur. Söz konusu riskli müşterilerin belirlenmesi hem kredi riskini azaltması hem de bankaların finansal faaliyetlerine devam etmesi açısından önem arz etmektedir. Bu çalışmada, bankaların kredibilite açısından en uygun değerlendirmeyi yapabilmeleri için dengeli olmayan veri kümelerinde karşılaşılan sınıf dengesizliği sorununa çözüm bulmak için farklı yeniden örnekleme yöntemleri ile veri kümeleri dengeli hâle getirilerek makine öğrenmesi üzerindeki etkilerinin araştırılması amaçlanmıştır. Çalışmanın uygulama aşamasında, açık kaynaklı site üzerinden alınan Alman, Avustralya ve HMEQ gerçek hayat problemlerine ait kredi veri setleri kullanılmıştır. Çalışmada, riskli müşterilerin saptanması için K-En Yakın komşu, Naive Bayes, Lojistik Regresyon, Destek Vektör Makineleri, Çok Katmanlı Algılayıcı, Karar Ağaçları, Rassal Ormanlar, Gradyan Artırma Karar Ağaçları, Extra Ağaçlar, Sert ve Yumuşak Oylama gibi farklı makine öğrenmesi sınıflandırma teknikleri kullanılmıştır. Sınıf dengesizliği problemi; RUS, ROS, SMOTE-ENN, SMOTE-Tomek Links ve Balanced Bagging Classifier gibi yeniden örnekleme ve hibrit yöntemleri ile dengeli hâle getirilmiştir. Bu doğrultuda, üç farklı kredi veri kümesi üzerinde dört farklı senaryo ile inceleme yapılmıştır. Sonuç olarak, sınıf dengeleme problemi için aşağı ve yukarı örnekleme yöntemlerinin bir arada kullanıldığı hibrit yöntemin makine öğrenme tekniklerinin en iyi sınıflandırma performansına ulaşmasında yardımcı olabileceği gözlemlenmiştir. Bu yöntem, bankaların riskli müşterileri saptanmasında büyük avantaj sağlayarak kredi riskini azaltmasına yardımcı olabilecektir. Anahtar Kelimeler: Kredi Riski, Makine Öğrenmesi, Topluluk Öğrenmesi, Sınıflandırma Algoritmaları, Yeniden Örnekleme, Sınıf Dengeleme

BankalarDengelemeKredi riski+3
Migraç Enes Furkan Milli
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

OECD ülkelerinin Ekonomik Özgürlük Endeksi ve Dünya Mutluluk Raporu açısından kümeleme analizi

Toplumların ve ülkelerin refah düzeylerini arttırması, daha iyi hayat koşullarında hayatını sürdürmesi ülkelerin ekonomisiyle yakından ilişkilidir. Ekonomik özgürlük, devlet müdahalesinden olabildiğince uzak, özel sektörün olabildiğince serbestliğe sahip olduğu bir durumda en yüksek seviyelerde olacaktır. Ekonomik özgürlüğü yüksek toplumların daha iyi bir yaşam sürdüğü düşünülmektedir. Peki ekonomik özgürlüğü yüksek toplumlarda mutluluğun rolü nedir? Bu çalışmada "Heritage Foundation" kuruluşunun yayınladığı "Ekonomik Özgürlük Endeksi" ve "Dünya Mutluluk Raporu" veri setleri birleştirilip, ekonomik özgürlük ve mutluluk arasındaki ilişkiden yararlanarak bir kümeleme analizi gerçekleştirilmiştir. Araştırma 2017'den 2021'e 5 yılı kapsayacak şekilde Türkiye'nin de dahil olduğu 31 OECD ülkesi için gerçekleştirilmiştir. Araştırmada Ekonomik Özgürlük Endeksi'nden 4 ana faktör, Dünya Mutluluk Raporu'ndan 7 alt faktör toplamda 11 faktör kullanılmıştır. Analizde ilk önce küme sayısını belirlemek için Ward yöntemi ile bir dendrogram oluşturulmuş aynı zamanda dirsek yönteminden faydalanılmıştır ve optimal küme sayısı 4 olarak belirlenmiştir. Küme sayısı belirlendikten sonra kümeleme analizi k-ortalamalar yöntemi ile gerçekleştirilmiştir. Kümelerin oluşturulmasından sonra hangi faktörlerin kümelerin oluşmasında önemli rol oynadığını belirlemek amacıyla bir karar ağacı oluşturulmuştur. Bu bilgilerin ışığında ülkelerin bulunduğu kümeler yorumlanmıştır. Analizler sonucunda Meksika ve Slovakya 5 yıl, Macaristan ve Polonya ise 4 yıl Türkiye ile aynı kümede yer almıştır. Kümelerin oluşmasında en etkili faktörler ise hukukun üstünlüğü, devlet büyüklüğü, doğumda sağlıklı yaşam beklentisi, sosyal destek, serbest piyasa, yolsuzluk algısı ve mevzuat verimliliği olarak gözlemlenmiştir. Anahtar Kelimeler: OECD, Ward Yöntemi, k-ortalamalar Yöntemi, Karar Ağacı, Ekonomik Özgürlük Endeksi, Dünya Mutluluk Raporu.

Ekonomi politikalarıEkonomik özgürlükKümeleme analizi+4
Hüseyin Kaya
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Tıbbi cihaz mevzuatı değişikliği ve yeni yasal yükümlülükler

AB Komisyonu tarafından tıbbi cihazlara ilişkin hazırlanan 2017/745 (MDR) sayılı Tıbbi Cihaz Regülasyonu Avrupa Birliği Resmi Gazetesi'nde yayımlanarak 25.05.2017 tarihinde yürürlüğe girmiş olup 26.05.2021 tarihinden beri geçerlidir. Bu bağlamda ilgili tıbbi cihaz tüzüklerinde imalatçı, ithalatçı ve dağıtıcılara yönelik birçok yeni yükümlülükler tanımlanarak sınıflandırma, uygunluk değerlendirme rotaları, klinik değerlendirme, tekil cihaz takibi gibi konularda yeni düzenlemeler ve güncellemeler yapılmıştır. Yeni düzenleme doğrultusunda tıbbi cihazların sınıflandırılma kurallarında değişiklik olup olmadığı, cihaz tanımı ve spesifikasyonları, imalatçı tarafından temin edilecek bilgiler, tasarım ve imalat bilgileri, genel güvenlilik ve performans gereklilikleri, fayda-risk analizi ve risk yönetimi, klinik değerlendirme, ürün doğrulama ve validasyon bilgilerini içeren teknik dokümantasyonun tekrar hazırlanması gerekmektedir. Bu tez çalışması ile yeni tıbbi cihaz regülasyonundaki önemli değişiklikler hakkında bilgi verilerek tıbbi cihaz üreticileri için faydalı olabileceği düşünülen kontrol listeleri hazırlanmıştır. Böylelikle üreticiler için mevzuat değişikliği sürecinde aydınlatıcı bir kaynak oluşturulması hedeflenmiştir.

Emine Kaya
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Geleceğe bakış; bitcoin'in derin öğrenme yöntemiyle modellenmesi ve tahmini

Para, her yüzyılda önemliydi ancak paranın birebir alternatifi bulunduğumuz yüzyılda önem kazanmıştır. Dünya ekonomisi artık somut paradan ayrılıp, kripto para ve sanal bankacılık sistemine kaymaktadır. Bu davranış son yıllarda oldukça hızlanmıştır çünkü insanlar nakit para yerine kart kullanım rahatlığına alışmıştır. Lojistik sisteminin gelişmesiyle kişi bulunduğu yerden dünyanın öbür ucundaki bir yerel satıcıdan alışveriş yapabilme imkanı bulmuştur. Üstelik bunun için çok ciddi farklar ödemesine gerek kalmamıştır. Bu küreselleşmenin, dünyayı tek bir para birimine doğru götürdüğünü söylemek çok yanlış olmayacaktır. Döviz kurunda yaşanan ani değişimler, bir ürünün farklı pazarlarda çok farklı fiyatlarla yer alması, işçi emeğinin dünyanın farklı bölgelerinde farklı ücretlere tabi tutulması gibi birçok durum insanlar için zorlayıcı olmaya başlamıştır. Bu ve diğer sorunların çözümü olarak ise küresel para birimine geçiş gösterilmektedir ve gösterilmeye devam edecektir. Bunun için mevcut sistemin önce çöküp sonra yeni sistemin kurulması gerekmektedir. Yeni para biriminin Bitcoin olup olmayacağı henüz tartışma konusudur ancak önümüzdeki on yılda şuanki para sisteminin artık kullanılmayacağına kesin gözüyle bakılmaktadır. Bu çalışmada Bitcoin ve onun ilişkili olabileceği düşünülen altcoin, döviz kurları, dünyaca ünlü borsalar ve emtialarla eşbütünleşme analizi yapılmıştır. Eşbütünleşme olduğu görülen değişkenlerin nedensellik analizleri tamamlanmış ve derin öğrenme metodu yapay sinir ağı modeline uygulanarak Bitcoin fiyatlarının 31, 45 ve 60 günlük tahminlenmesi gerçekleştirilmiştir.

BitcoinDerin öğrenmeEşbütünleşme+3
Meltem Tekinay
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Telekom sektöründe AHP tabanlı TOPSIS methoduyla taşıyıcı seçimi: Afrika kıtasında çağrı hacmi bakımından bölgeyi temsil eden taşıyıcılarla ilgili bir çalışma

Karar verme yönetsel başarının gerçekleşmesi için önemli bir rol oynarken, karar vericiler amaçlarını en iyi şekilde karşılamak için olabildiğince iyi kararlar almaya çalışmaktadırlar. Artan rekabet koşulları altında doğru kararın alınabilmesi karar vericiler için çok önemli bir hale gelmiştir. Organizasyonların gerçekleştirmek istediği en kritik amaçlarından bir tanesi sürdürülebilir başarı ile sürekliliğin sağlanmasıdır. Bu hedeflere ulaşmak için iş gücü, sermaye, malzeme gibi kaynaklar verimli kullanılmalı ve planlama, örgütleme, yönetme ve kontrol etme gibi yönetsel fonksiyon performansları başarılı bir şekilde düzenlenmelidir. Bu işlevleri yerine getirebilmek için karar vericiler sürekli bir karar verme durumu ile karşı karşıyadırlar. Karar verme, günümüzde karar vericiler açısından anahtar bir role sahip olduğu için bu sürecin bilimsel yöntemlerle desteklenmesini gerekli kılmaktadır. Bilimsel yöntemler, elde edilen sonuçların başkaları ile paylaşılabilmesini, tüm hesaplamaların, varsayımların, verilerin ve yargıların açıkça belirtilerek eleştiriye açık olmasının sağlanabilmesini, tarafsız olmayı, kişilere, kişilerin konumlarına veya çıkarlarına bağlanmamayı gerektirir. Telekomünikasyon sektörü, verilerin hızlı yayılmasının günlük yaşamdaki öneminin artmasıyla birlikte aynı oranda ekonomik hayattaki boyutu da artmıştır. Böylece ekonomiyi de büyüten en önemli sektörlerden biri olmuştur. Küreselleşen boyutta konuşmak gerekirse, az gelişmiş ülkelerin dış ülkelerle entegrasyonunda, modernize olmuş bir telekomünikasyon altyapısı uzun dönemli büyümesi için temel bir gereklilik haline gelmiştir. Sektör, hane halkı ve iş dünyasında bulunan tüm kümelere çeşitli teknolojilerde ve düzeyde hizmet vermektedir. Uluslararası bir altyapı olarak küresel bilgi ekonomilerinin sınır sistemi şeklinde de ifade edilen telekomünikasyon sektörünun önemli diğer özelliği de, sektörde meydana gelen pozitif gelişmeler diğer sektörleri de pozitif yönde etkilemekte, yani hızlandıran etkisi bulunmaktadır. Çalışmanın amacı, ÇKKV tekniklerinden birisi olan TOPSIS yönteminin, çoklu alternatif ve kriterin var olduğu problemlerde, ÇKKV tekniklerinin içerisindeki yerini belirlemek ve karar vericilerin istekleri doğrultusunda karar sonucuna ne derecede etkin ve hızlı ulaştırdığını ortaya koymaktır. Ayrıca Afrika kıtasında yer alan stratejik ülkelerdeki taşıyıcı seçimini kolaylaştırmak, sezgisel teknikler yerine mantıksal verilerle sonuca ulaşmaktır. Çalışma, telekom sektöründe faaliyette olan ve piyasada önemli bir paya sahip olan şirketin, Afrika kıtasında yer alan on ülkede trafik akışının etkin bir şekilde düzenlenmesini sağlayan taşıyıcıların AHP tabanlı TOPSIS yöntemi ile değerlendirilmesini kapsamaktadır. Anahtar Kelimeler: Telekomünikasyon, Taşıyıcı, Çok Kriterli Karar Verme, TOPSIS, AHP, Afrika

AfrikaAnalitik hiyerarşi süreciKarar verme+4
Serçin Özkalay
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Sağlık sektöründe (Yalın düşüncenin) uygulanması

Dar bütçe, talebin artması, ölümcül tıbbi hatalarla zayıf performansın kanıtı gibi sorunlar nedeniyle sağlık kuruluşunda yalın düşünce benimsemeye başlamıştır. Bu sorunlar sağlık hizmeti sunumunda değeri, kaliteyi ve güvenliği riske sokmuştur. Önceden yapılan araştırmalar, yalın düşüncenin hastanelerde uygulanması zor bir konu olarak ele alındığını çünkü imalat sektöründen kaynaklandığını göstermiştir. Ve sonra, sağlık kuruluşunun çoğunluğu, yöntem daha fazla dikkat çekse bile, yalın sağlık hizmetlerinin kullanımı konusunda hala muhafazakârdır. Bu nedenle, bu çalışma, yalın düşüncenin sağlık hizmeti yapısına dâhil edilmesini, değer katan süreçlerin tanımlanmasını ve sistemden israfların kaldırılmasını amaçlamaktadır. İzmir Medikal Park Hastanesi'nin İç Hastalıkları Kliniği araştırmanın yapıldığı yerdir. Ayrıca, kliniğin süreci, hasta hastaneye girdiği andan taburcu oluncaya ya da hastaneye yatışına kadar analiz edilmiştir. Literatürün yalın düşünce ilkeleri ve hastanelerde yalın hastane uygulamaları konusundaki gözden geçirmelerine dayanarak, uygulamaya yönelik yalın bir süreç modeli oluşturmak için yol haritası kullanılmıştır. Hastanın akışının ve ölçüm aşamalarının gözlemlenmesiyle, sürecin mevcut durumunu anlamak ve geleceği hazırlamak amacıyla, belirli süreç sahipleri ile yarı yapılandırılmış görüşmeler yapılmıştır. Dâhiliye sürecinin şu andaki ve gelecekteki durumlarının analizi, bekleme israfında neredeyse% 90'lık bir azalmanın gözlendiğini göstermiştir. Bekleme, tüm süreç boyunca katma değer yaratmayan ana faaliyettir. Bazı hastaların yürüme mesafelerinin kısalmasıyla, hastanın dâhiliyede geçirdiği zaman da azalmıştır. Bu sonuçlar, yalın düşüncenin süreci iyileştirme konusundaki etkinliğini vurguladığını ve önemli süreç iyileştirme araçlarının yardımıyla açık bir yol takip ederek sağlık hizmeti ortamı ile uyumlu olduğunu göstermektedir. Bu temelde, sağlık kuruluşunun yalın uygulamayı gerçekleştirmek için ihtiyaç duyulan problem çözme becerilerini kurumlar içerisinde teşvik etmesi avantajlıdır, çünkü sürekli iyileştirme ilkesine bağlıdır. Aslında bu araştırma, uzun vadeli bir vizyon ve yolculuk olması gerektiği için bu son ilke bir bütün olarak kapsamamıştır. Bu nedenle, yolculuğa başlamış işyerlerinde yalın düşüncenin hayatta kalmasına yardımcı olabilecek faktörlere odaklanmak için daha fazla araştırma yapılması yararlı olacaktır.

HastanelerSağlık işletmeleriSağlık sektörü+1
Tsiory Hyacinthe Rahelison
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Mevcut üretim sürecinin yalın üretim teknikleri ile yeniden yapılandırılması ve bir uygulama

Küreselleşen dünya ekonomisinde, verimlilik kuruluşların ekonomik kalkınmalarını sürdürebilmeleri açısından büyük önem taşımaktadır. Üretimden personel yönetimine, finanstan satış pazarlamaya kadar her türlü sürecin daha verimli hale getirilerek karlılığın, kalitenin ve organizasyonun büyümesinin artırılması ana odak noktası haline gelmektedir. Bu amaç, üretim işletmelerinde geleneksel üretim yöntemlerinin yerini yalın üretim tekniklerinin almasına sebep olmaktadır. Yalın üretim metodolojisinde, müşterinin ürünü için katma değer yaratan süreçler/operasyonlar sürekli akış yaratacak şekilde düzenlenir ve maliyet ve israflar azaltılır. Sürekli iyileştirme kurum kültürü haline getirilerek her zaman daha iyiye ulaşmanın yolu aranır. Yalın üretim felsefesine sahip işletmeler, üretim sisteminde ortaya çıkacak israfı belirler ve onları ortadan kaldıracak yeni bir sistem tasarlayıp uygularlar. Bu çalışmada, Yalın Üretim Sistemi'nin felsefesi, amaçları ve kullanılan teknikler açıklanmıştır. Dayanıklı tüketim malları ve otomotiv yan sanayiinde faaliyet gösteren bir işletmede yalın üretim teknikleri ile iyileştirmeler yapılmıştır. Uygulamalar sonucunda, kalıp değişim süresi, çevrim süresi, toplam ekipman verimliliği ve kalite iyileştirmeleri konularında olumlu sonuçlar alınmıştır.

Dayanıklı tüketim mallarıOtomotiv endüstrisiYalın üretim+5
Kenan Fatih Nefes
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Veri zarflama analizi ile etkinlik ölçümü: Bankacılık sektöründe bir uygulama

Bu çalışmada çok sayıda girdi ve çıktının bulunduğu durumlarda girdiyi çıktıya dönüştüren seçilmiş karar verme birimlerinin göreli etkinliklerinin ölçülmesinde kullanılan bir teknik olan Veri Zarflama Analizi yöntemi incelenmiş ve etkin çalışması ülke ekonomisi için büyük önem taşıyan bankacılık sektöründe bir uygulama analiz edilmiştir. Ayrıca Malmquist Toplam Faktör Verimlilik Endeksi yöntemi ile yıllar bazında etkinlik değerlerinde bir gelişme olup olmadığı da aynı uygulama içerisinde incelenmiştir. VZA bu çalışmanın teorik alt yapısını oluşturmaktadır. Söz konusu her iki teknik de son yıllarda bankacılık sektöründe çok sık kullanılmaktadır. Tezin uygulama bölümünde uygulamaya dâhil edilen ülkemizde faaliyet gösteren bankaların 2014, 2015, 2016, 2017 ve 2018 (30.09.2018 tarihi itibariyle) yıllarına ilişkin göreli etkinlikleri değerlendirilmiştir. Bu bankaların etkinliğini en iyi şekilde yansıttığı düşünülen girdi ve çıktı değişkenleri belirlenerek 2014, 2015, 2016, 2017 ve 2018 (30.09.2018 tarihi itibariyle) yıllarına ait veri kümeleri www.tbb.org web sitesinden elde edilen veriler ışığında derlenmiştir. Sonuç olarak ise Veri zarflama analizine göre yıllar içerisinde etkin banka sayısının 2014'den 2018'e doğru bir düşüş gösterdiği belirlenmiştir. Ayrıca yine 2014-2018 döneminde bankacılık sektöründe toplam faktör verimliliği bakımından genel itibariyle bir gerileme olduğu ortaya çıkmıştır.

Bankacılık sektörüEtkinlikEtkinlik tahmin modeli+4
Mert Güzelçay
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Hasta kayıt sistemi simülasyonu ve bir uygulama

Bu çalışmada; özel bir hastanede, poliklinik kayıt masalarındaki beklemeleri en aza indirgemek ve karışıklığı ortadan kaldırmak amacıyla yapılması düşünülen iyileştirmeleri test etmek amacıyla bir ARENA'da simülasyon modelinin kurulması ve bu iyileştirmelerin model üzerinde denenerek sonuçlarının incelenmesi amaçlanmıştır. Hastaların kayıt anındaki ve muayeneleri bittikten sonra yapılan sigorta işlemlerindeki bekleme sürelerini azaltmak için, kayıt masalarında çalışan personel sayısını optimize etmek bu çalışmanın başlıca hedefidir. Bunun için simülasyon ve optimizasyon kullanılmış, yapılan çalışmalarla elde edilen veriler ve farklı denemeler sonucunda, hastane yönetimine, hastaların maksimum memnuniyeti için poliklinik kayıt masalarında bulunması gereken minimum personel sayısı bildirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Simülasyon, ARENA, Hasta Kayıt Sistemleri, Personel Planlama

Elektronik sağlık kayıtlarıHastalarHastane kayıtları+6
Ceren Baran
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Kalite fonksiyon göçerimi ve kumanya üretiminde bir uygulama

Sanayi devriminden bugüne kadar geçen iki yüz yıllık süreçte üretim şekilleri çok değişmiştir. Bilgisayar tabanlı üretim ve tasarım gibi uygulamalarla insan gücüne olan ihtiyaç azalmıştır. Yakın çağın son dönemi, arzın merkezde durduğu değil talebin merkezde durduğu ve üretimi belirlediği bir dönemdir. Kalite fonksiyon göçerimi, tüketici taleplerini merkeze alan ve bu taleplerin karşılanması ile sonuçlanan bir çalışmadır. KFG çalışmasında tüketici talepleri nelerdir ve bu talepler nasıl karşılanır sorularına cevap aranmaktadır. Tüketici talepleri KFG çalışmasıyla birlikte gruplandırılmakta ve teknik gereksinimlerle birlikte oluşturulan korelasyonlarla başarılı bir sonuca gitmektedir. Bu çalışmada birinci bölümde iş, işin bileşenleri, süreç, süreç yönetimi,süreç iyileştirme gibi kavramlar açıklanmıştır. İkinci bölümde ise kalite fonksiyon göçerimi ve kalite fonksiyon göçeriminin tarihi hakkında bilgi verilmiştir. Üçüncü bölümde ise kumanya üretiminde kalite evi oluşturularak yapılan KFG çalışması anlatılmıştır.

KaliteKalite fonksiyon yayılımıSüreç+3
Şifa Çakır
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00

Other supervisors