Theses supervised by Prof. Dr. İsmail Bayram
14 theses · Afyon Kocatepe University
The effects of myrtle extract added to drinking milk on performance and some blood parameters of simmental calves
The concept of one health is relatively a new term indicating that the environment, the animals and the humans are inter-dependent to each other. One of the important aspects of one health concept is food obtained from the animal sources. The concept of "feed safety for food safety" illustrates that the organic and natural feed or feed additives should be given to the food producing animals to ensure the availability of safe and healthy food, without any antibiotic residues or growth hormones, for the human consumption. To lead a healthy life, the humans need good quality animal protein having good profile of amino acids which can only be obtained from the healthy food producing animals. In this study, the effects of myrtle plant extract on growth performance, diarrhea rate and immune function were evaluated in Simmental dairy calves pre-weaning. Individually housed 48 Simmental calves (40 ± 4) birth weight, 3 days old) were randomly assigned to four groups with 12 calves (6 males, 6 females) in each group; C (control group), MP (10 g probiotic/calf/day), MM (50 mL myrtle extract/calf/day) and MMP (10 g probiotic + 50 mL myrtle extract/calf/day) groups. The experimental period was 75 days. All calves were fed 2 × 2 L whole milk (4 L/day) until the end of the experiment. Starter feed was offered ad libitum after 2 weeks and roughage after 4 weeks in different buckets throughout the experiment. In the beginning of 3rd week (from the 15th day), weighed and fresh feed was offered to the calves every day. On next day the remaining feed was collected from the feed pots and stored in air sealed empty bags specific for every calf and this practice kept on going for next 7 days. On the 8th day the bags, having remaining feed of previous 7 days, were weighed. Feed intake and fecal score were recorded every day before feeding until the end of the experiment. The health status i.e. temperature, fecal consistency (to examine diarrhea), scours (feces with dry matter below 10 %), respiration (to check pneumonia), skin was examined for any ecto-parasitic infestation, anhydrosis, alopecia, any fungal infection and overall body condition of calves was daily examined to check any possible disease. In the supplemented calves no severity, less frequency with no diarrhea sequels was observed so fluid therapy was not required during whole of the duration of trial. Calves affected by diarrhea in the trial were treated according to the same antibiotic treatment procedure, regardless of the supplemented or non-supplemented group. Treatments were continued for 3 consecutive days. The treatment was continued for 3 consecutive days. Body weight of all calves was measured for 3 times; at birth, weight at 1 month and final weight at day 75 of the trial. Blood samples were taken on the 7th, 20th, 40th, 60th and 75th days of the trial. All calves were vaccinated with 5 ml Bovilis (Bovipast, MSD) subcutaneously from the neck region to protect them from respiratory system diseases when they reached the age of 21 days. The booster of the vaccine was inoculated 21 days after the first administration (when the calves were 42 days old). The vaccine contains inactive BRS virus (EV 908) with a TCID50 value of 105.5, inactive Parainfluenza 3 virus with a TCID50 value of 105.5 (SF-4 Reisinger strain) and 9X109 inactive Pasteurella (Mannheimia) haemolytica cells (serotype A1). The growth parameters BW, FI, FCR, biochemical and hematological were statistically evaluated as GLM. Significance level was set at (p≤0.05). In the study, the feed intake of calves in the MM group was higher (p=0.0001) than the other groups. Body weight was higher (p=0.0085) in MM supplemented groups (MM and MMP groups) than control and MP groups. However, feed conversion ratio was similar between the groups. The incidence of frequency, severity and duration of diarrhae and pneumonia were lower in myrtle plant extract and probiotic supplemented calves compared to the control group. Glucose, NEFA, BHBA, BUN, ALT, GGT and creatinine levels of blood biochemistry parameters were similar between the groups. However, significant differences were found between the groups in terms of total protein (p=0.0001), AST (p=0.0352) and IgG (p=0.0001) levels. IgG levels were higher in all experimental groups compared to the control group. There were no significant differences in blood physiology parameters except MCH (p=0.0022), MCHC (p=0.0097) and WBC (p=0.0001) values. Thus, feed intake, growth performance and immunity of calves were significantly affected by MM supplementation during the experiment. MM decreased the incidence of diarrhea in calves before weaning. There was a significant improvement in growth performance, reduction in calf diarrhea and an overall improvement in serum immunity compared to the control group. Therefore, we recommend supplementing the milk of dairy calves with myrtle extract alone or mixture of myrtle extract and probiotics during the pre-weaning period.
Yeni doğan buzağılarda süte ilave olarak laurik asit kullanımının etkileri
Laurik asit antibakteriyel ve antiviral etkileri bilinen orta zincirli bir yağ asididir. Bu çalışmada süt ile beslenen yenidoğan buzağılarda bir katkı olarak laurik asidin potansiyel prebiyotik etkilerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Buna göre herbirinde 10'ar adet olmak üzere toplam 30 adet holştayn ırkı dişi buzağı üç gruba ayrılmıştır. Gruplar; 1- İnek sütü ve buzağı başlangıç yemi ile beslenen kontrol grubu (K), 2- uygulama grubu ile aynı miktarda enerji alması sağlanması amacıyla soya yağı verilen pozitif kontrol grubu (PK) ve 3- standart beslemeye ilaveten süt içerisinde laurik asit alan uygulama (U) grubudan oluşturulmuştur. Çalışma buzağılar doğduktan sonra 3. Gün başlatılıp, sütten kesim yaşı olan 60. Günde tamamlanmıştır. Çalışma boyunca buzağılarda performans parametreleri ile doğumdan itibaren 3., 7., 15., 30., 45. ve 60. günlerde alınan kan örneklerinde bazı metabolizma parametereleri [glukoz, total protein, trigliseritler (TG), total kolesterol (TK), haptoglobulin (HG), serumamyloid A (SAA)] analiz edilmiştir. Laurik asit ilavesi buzağı başlangıç yemi tüketimi, canlı ağırlık artışı, hastalık insidensi ve kan parametrelerine istatiksel olarak anlamlı düzeyde etki etmemiştir. Ancak laurik asit verilen grupta hastalık insidensi istatiksel olarak anlamlı olmasa da rakamsal olarak diğer gruplardan az olup onların yarısı kadardır (vaka sayıları U, PK, K gruplarında sırasıyla; 3, 6, 6'dır). Ayrıca çalışmada ayırt etmeksizin hastalık geçirmiş tüm hayvanlar ile sağlık açısından hiç problem yaşamamış hayvanlarda gerek kan parametreleri gerekse performans yönünden karşılaştırılmıştır. Hastalık geçirmiş buzağıların (HGB) kanda glukoz seviyesi önemli düzeyde düşük (p< 0,001); TG, TK, HG ve SAA seviyeleri ise önemli düzeyde yüksek (p<0,001) bulunmuştur. Ayrıca hastalık geçiren buzağıların yem tüketimleri ve canlı ağırlık artışları sağlıklı buzağılardan önemli düzeyde düşük (p<0,001) bulunmuştur. Sonuç olarak, süte ilaveten laurik asitin buzağılara içirilmesinin performans ve metabolizma parametreleri üzerine önemli bir etkisi olmamasına rağmen hastalık insidensini düşürdüğü kanısına varılmıştır.
Nane (mentha piperita) ekstraktı ve suyunun yumurtacı tavuklarda performans, yumurta kalite özellikleri, hematolojik ve biyokimyasal parametreler üzerine etkisi
Antibiyotikler, büyüme hızını arttırmak, hastalıkların görülme sıklığını azaltmak veya kontrol etmek ya da bağışıklık tepkisini artırmak için kullanılmaktadır. Yakın geçmişte, ilaç direnciyle ve insan sağlığı ile ilgili önemli bir endişe ortaya çıktı. Antibiyotik direnci performans ve bağışıklık durumunu iyileştirmek için kanatlılarda kullanılabilecek alternatif ürünlerin aranmasına ve araştırılmasına yol açmıştır. Bu çalışma, sırasıyla yem ve içme suyuna nane yağı ve nane suyu içeren nane özütünün yumurtacı tavukların performansı ve bağışıklık parametreleri üzerindeki etkisini değerlendirmek üzere tasarlanmıştır. Toplam 252 Bobcock yumurtacı tavuk 7 gruba bölündü ve her grup her biri 9 tavuk içermek üzere 4 alt gruba bölündü. Grup A kontrol grubu olarak, diğer gruplar ise deneme grupları olarak ayrıldı. Grup A, Temel rasyona herhangi bir ilave yapılmadan beslendi. Grup B, C ve D'ye, 50, 100 ve 200 mg / kg yemde nane yağı ilave edilen diyetler sunulurken, E, F ve G gruplarının içme suyuna aynı miktarda nane suyu ilave edildi. Tavuklarda ışıklandırma rejimi olarak 16 saatlik aydınlık ve 8 saatlik karanlık uygulandı. Su ve yem ad-libitum olarak sunuldu. Kandaki antikor düzeyini belirlemek için çalışma başlangıcında tavuklar New Castle virüsüne karşı aşılanmıştır. Vücut ağırlıklarını belirlemek için tavuklar çalışma başlangıcında ve sonunda tek tek tartıldı. Yem tüketimi haftalık olarak ölçüldü. Üretilen yumurtalar günlük olarak kaydedildi ve haftalık ortalama yumurta verimi hesaplandı. Yumurtalar haftanın her günü tartıldı. Her gruptan deneyin başında, ortasında ve sonunda rasgele üç yumurta toplandı ve yumurta ağırlığı, yumurta sarısının renk endeksi, kabuk kırılma mukavemeti, ve Haugh Birimi parametreleri için analiz edildi. Yumurta kolesterol düzeyinin belirlenmesi için deneme sonunda alınan yumurta sarısı örnekleri kullanılmıştır. Depolama süresinin yumurta kalitesine etkisini belirlemek amacıyla, Denemenin sonunda, her gruptan her bir süre için 12'şer adet yumurta toplandı ve yumurta kalite özellikleri için 0, 15 ve 30 gün boyunca 4°C'de depolandıktan sonra yumurtalarda kalite analizi yapıldı. Çalışmanın sonunda her gruptan üç tavuk seçildi ve kalpten kan örnekleri toplandı. Sitratlı kanlarda, Tam kan sayımı yapılırken, kan serumunda Glikoz, kolesterol, HDL, LDL, toplam protein, AST, ALT, Ca ve P analizleri yapıldı. Serumda ayrıca ND virusuna karşı oluşan immun yanıtı belirlemek için IgG seviyesi belirlendi. Çalışma sonuçları göstermiştir ki, canlı ağırlık, ortalama haftalık yumurta ağırlığı, ortalama haftalık yumurta kütlesi, yumurta verimi, günlük yem tüketimi açısından gruplar arasında anlamlı olmayan farklılık belirlendi. Kontrol grubuna kıyasla grup C ve D FCR açısından 8. Haftada anlamlı derecede daha iyi ve grup G ve F daha düşük bulundu. Yumurta kalitesi özellikleri ise etkilenmemiştir. Haugh birimi açısından gruplar arasında bir fark görülmemiş ancak zamana bağlı olarak A,E ve F gruplarında belirgin bir düşüş eğilimi gözlenmiştir. Benzer şekilde 0, 15 ve 30 gün boyunca 4 ° C'de depolama sırasında yumurta kalitesi özelliklerinde anlamlı farklılıklar göstermemiştir. Hematolojk parametreler ve biyokimyasal parametreler bakımından gruplar arasında istatistik açıdan anlamlı farklılıklar görülmemiştir. Sonuç olarak rasyonlara nane yağı ve suyu ilavesinin deneme gruplarında FCR (YYO) (8. hafta) daha iyi etki göstermiş olduğu ve bunun yanında diğer parametreler üzerinde herhangi bir etki göstermediği sonucuna varılmıştır. Genel olarak nane yağı ve suyunun benzer sonuçlar veriyor olması suyun yağı ile benzer potansiyelini açıklamaktadır. Nane suyunun yağı ile birlikte potansiyelini araştırmak için çoklu doz seviyeleri ile daha uzun süreli ve daha ayrıntılı çalışmaların yapılmasına ihtiyaç bulunmaktadır.
Mısır tanesinde ADF analizi için NIR kalibrasyonu oluşturulması
Bu araştırma, Türkiye'de ilk defa olmak üzere, mısır tarımının yoğun olarak yapıldığı yedi ayrı bölgeden toplanan 320 adet tane mısır numunesinde Asit Deterjan Fiber (ADF) düzeyinin belirlenmesinde NIR kalibrasyonunun oluşturulması amacıyla gerçekleştirilmiştir. Toplanan 320 adet mısır numunesi önce öğütülmüş ve sonrasında her birinden ayrı ayrı spektralar toplanmıştır. Mısır numunelerinin kemometrik (yaş kimyasal) metotla referans analizleri yapılarak kalibrasyon çalışmaları yürütülmüştür. Araştırmada, bulunan spektralara ön uygulama olarak birinci türev gap 2 (first derivate gap 2) standart normal varyasyon (SNV) ve çarpımsal dağılım düzeltmesi (multiplicative scatter correction; MSC) uygulanılmıştır. Araştırmada ayrıca regresyon analiz metodu olarak PLS kullanılmıştır. Oluşturulan kalibrasyon setinin R=0.5544; R2= 0.3074 Standart Sapma = 0.6256 şeklinde değerleri alınmış, validasyon setinden ise R=0.4489; R2= 0.2015 Standart Sapma = 0.5623 değerleri elde edilmiştir. Kalibrasyon aralığı 1.074 olmuşken, validasyon aralığı 1.577 olarak belirlenmiştir. Sonuç olarak; Türkiye'nin mısır tarımının yoğun yapıldığı 7 farklı bölgesinden toplanan tane mısırın ADF içeriği ile ilgili olarak kalibrasyon geliştirilmeye çalışılan bu araştırmada üzerinde çalışılan numune sayısı doğru ve güvenilir bir kalibrasyon için yeterli gelmemiştir. Bu yüzden daha kapsamlı ve daha fazla numuneyle yapılacak çalışmalara gereksinim bulunmaktadır.
Mısır tanesinde NDF analizi için nır kalibrasyonu oluşturulması
Bu araştırma, Türkiye'nin yedi farklı bölgesinden getirilen toplam 320 (üç yüz yirmi) adet tane mısır numuneside NDF değeri yönünden NIR kalibrasyonu oluşturulması amacıyla gerçekleştirilmiştir. Çalışmada kullanılan mısır numuneleri, Türkiye'de mısır üretiminin yoğun olduğu illerden bizzat satın alınarak laboratuvara getirilmiştir. Laboratuara getirilen mısır numuneleri öğütülerek spektraları alınmıştır. Daha sonra laboratuvarda kimyasal maddeler kullanılarak NDF analizleri gerçekleştirilmiştir. Oluşturulan kalibrasyon setinin r=0.3353; r2= 0.1124 Standart Sapma = 3.4691 şeklinde değerleri alınmış, validasyon setinden ise r=0.3447; r2= 0.1188 Standart Sapma = 3.1730 değerleri elde edilmiştir. Araştırmada kalibrasyon aralığı 5.415 olarak bulunurken, validasyon aralığı ise 6.538 olarak tesbit edilmiştir. Sonuç olarak, bu araştırma ile Türkiye'nin bütün bölgelerini temsil edecek şekilde mısır tanesinde FT-NIR cihazında NDF kalibrasyonlarını bilimsel açıdan doğru sonuçlar vermesi adına daha fazla numune ile çalışmaların yapılmasına ihtiyaç bulunmaktadır
Mısır tanesinde nişasta analizi için nır kalibrasyonu oluşturulması
Bu araştırma Türkiye'nin yedi farklı coğrafi bölgesinden TMO ofislerinden getirilen toplam 320 (üç yüz yirmi) adet mısır numunelerinin nişasta değerlerinin kalibrasyonu NIR cihazı kullanılarak yapılmıştır. Araştırmada kullanılan mısır numuneleri Türkiye de mısır üretiminin yoğun olarak yapıldığı bölgelerden seçilmiştir ve laboratuvara getirilmiştir. Laboratuvara getirilen mısır numunelerinin öğütülmesi işlemi yapılmış daha sonra spektraları oluşturulmuştur. Bununla birlikte laboratuarda yaş kimyasal analiz yöntemleri kullanılarak nişasta değerleri bulunmuştur. Oluşturulan kalibrasyon setinin r=0.6410; r2= 0.4109 Standart Sapma = 4.4208 şeklinde değerleri alınmış, validasyon setinden ise r=0.5854; r2= 0.3427 Standart Sapma = 4.5662 değerleri elde edilmiştir. Kalibrasyon aralığı 44.53 bulunurken, validasyon aralığı ise 45.72. olarak bulunmuştur. Sonuç olarak bu araştırma sayesinde Türkiyenin 7 farklı bölgesini temsil edebilecek mısır tanesindeki nişasta miktarı FT-NIR cihazı kullanılarak kalibrasyonların bilimsel açıdan daha doğru sonuçlar vermesi için daha fazla miktarda numune ile çalışmaların yapılması gerektiği görülmüştür.
Süt ineklerinde süt üre nitrojen düzeyi ile besleme hastalıkları arsındaki ilişkinin belirlenmesi
Karbon, azot, oksijen ve hidrojenden oluşan Üre, kan ve vücut sıvılarında bulunan küçük bir organik moleküldür. Üre aynı zamanda sütün normal bir bileşeni olup, süte geçen üre miktarına süt üre azotu (MUN) denir. Süt ineklerinin proteince besleme durumunun biyolojik göstergesi olarak kullanılan "süt üre nitrojen" terimi son yıllarda ilgi çekmeye başlamıştır. Bu araştırma, süt ineklerinde süt üre azotu miktarı ile beslenme düzeyi arasındaki ilişkinin belirlenmesi amacıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın materyalini 100 farklı süt ineği işletmesinden toplanan süt numuneleri oluşturmuştur. İşletmelerin her birinden 4 defa süt örneği alınmış toplamda 400 adet süt numunesi elde edilmiştir. Alınan sütler 50 ml'lik steril tüpler içerisine konulmuş ve bozulmasını engellemek için her bir numunenin içerisine süt numunesi koruma tableti ilave edilmiştir. Alınan tüm örneklerde MUN, betahidroksibütirik asit (BHBA) ve aseton düzeyleri ölçülmüştür. Yapılan analizlere göre alınan süt numunelerinde MUN değerleri 12-16 mg/dl arasında olanlar normal (grup A) bu değerin altında olanlar düşük (grup B) üzerinde olanlar ise yüksek (grup C) olarak kabul edilmiştir. Ayrıca sütte ölçülen aseton ve BHBA değerlerinin yanı sıra toplam katı madde, yağ, yağsız kuru madde, ham protein, laktoz,doymuş yağ asidi, TUS, PUFA, MUFA ve aflatoksin M1 seviyelerine göre düşük, normal ve yüksek üre nitrojen değerleri ile karşılaştırılmıştır. Aseton ve BHBA değerleri erken laktasyon dönemdeki süt ineklerinin ketozis ve karaciğer yağlanması gibi hastalıklarını bildiren en önemli parametrelerdir. Dolayısıyla çiftliklerde subklinik olarak seyreden ve ortaya çıkarılamayan bazı beslenme hastalıklarının varlığı ve yokluğu bu parametrelerin ölçülmesi ile değerlendirilmiştir. Gruplar arası farkların karşılaştırılmasında tek yönlü varyans analizi (ANOVA) kullanılmıştır. Fark bulunan grupların arasında farkın hangi gruptan kaynaklandığının belirlenmesinde ise post-hoc test olarak Tukey-Kramer testi kullanılmıştır. Önemlilik düzeyi P<0,05 olarak alınmıştır. Araştırmada, grupların MUN değerleri sırasıyla: 14.46, 10.05 ve 20.15 mg/dl'dir. Araştırma sonunda gruplardan elde edilen sütte aseton değerleri sırasıyla 0.282, 0.276 ve 0.256 mmol/L düzeyindedir. Bu sonuç istatistik olarak anlamlı olmasına (P<0.05) ragmen her üç grubun değerleri de süt inekleri için belirlenen normal aseton değerleri arasındadır. Benzer şekilde sütte BHBA değerleri açısından farklılıklar bulunmaktadır (P<0.01). Bu değerler sırasıyla 0.120, 0.086 ve 0.080 mmol/L'dir. Sonuç olarak süt ineklerinde MUN değeri ile aseton ve BHBA değerleri arasında ve metabolik hastalıklar hakkında daha derin bilgiye sahip olmak için ayrıntılı çalışmalara ihtiyaç bulunmaktadır.
Mısır tanesinin konsantre yemlerde miktarının tespitine yönelik nır kalibrasyonu oluşturulması
6.ÖZET Bu araştırma tane mısırın yumurta tavuk yemlerinde kantitif olarak hangi oranda kullanıldığını yakın kızılötesi (NIR) cihazı yardımıyla belirlemek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Bu amaçla tane mısır karma yumurta tavuk yemine %1'den başlayarak % 60'a kadar her bir rasyonda %1 artırılarak 1'er kg'lık karışımlardan oluşan 60 adet farklı yumurta tavuk karma yemi oluşturulmuştur. Yem karışımlarının fonksiyonel NIR spektrumları, 10000-4000 nm/cm dalga boylarında elde edilmiştir. Spektraların kendi içerisinde kalibrasyon ve validasyon setleri program yardımı ile ayrılmıştır. Elde edilen spektralar PLS (Partial Least Square) yöntemi ile ikincil türev üzerinden (second derivative) değerlendirilmiştir. Normalizasyon çalışması yapılan verilerde SNV (Standard Normal Variate) metodu uygulanmıştır. Ayrıca birinci dereceden türev alınarak (1st Derivation B Cap 5 Points Gap 2) veriler regresyona hazır hale getirilmiştir. Outlier değerleri kalibrasyon setinden çıkarılarak normalleştirilen spektralara lineer regresyon uygulanmış ve kalibrasyon kalite parametreleri ortaya çıkarılmıştır. Bu aşamada R2 değeri, Validasyon ve Kalibrasyon setinin standart sapmaları hesaplanmıştır. Reflektanslara göre Regresyon Katsayıları ile elde edilen grafikler çıktı alınmıştır. Ayrıca validasyon setinin tahminleme rezidüal hatasının kareler toplamı da (V-Set PRESS) ortaya çıkarılmıştır. Outlier değerleri program tarafından belirlenmiş ve kalibrasyon kalitesini düşürmesinden dolayı çalışmaya dahil edilmemiştir. Araştırmada spektra seti olarak R değeri, 0.9985, R2 değeri, 0.9970, standart hata değeri ise, 0.9352 olarak tesbit edilmiştir. Elde edilen validasyon setinin tahminleme rezidüal hatasının kareler toplamı grafiği (V-Set PRESS) sayesinde temel bileşen değeri (Principal Components) 14 civarında olmuştur. Elde edilen regresyon tutarlılığı kalibrasyonun standart hata değerinin (SEC) tahminleme standart hatasına bölünmesi (SEP) sonucunda elde edilmiştir. Tutarlılık değeri 80 ile 110 arasında belirlenmiştir. Bu sonuçlar, NIR veya FT-NIR spektroskopisinin, tane mısırın yumurta tavuk yem karışımlarında kantitatif olarak hangi düzeyde katıldığının ayırt edilmesini öngörmede kullanılabileceğini göstermektedir. Bu nedenle sonuç olarak, karma yem karışımlarına giren her bir yem hammaddesinin yüzde olarak miktarını hızlı ve pratik bir yöntem olarak, FT-NIR spektroskopisi kullanarak kantitatif olarak tespit edilebileceği kanısına varılmıştır.
Soya küspesinin konsantre yemlerde miktarının tesbitine yönelik NIR kalibrasyonu oluşturulması
Bu araştırma %44 düzeyinde ham protein içeren soya küspesinin yumurtacı tavuk karma yemlerinde kantitatif olarak miktarını yakın kızılötesi (FT-NIR) yöntemiyle belirlemek maksadıyla gerçekleştirilmiştir. Bu amaçla %44 ham proteinli soya küspesi yumurta tavuğu karma yemlerine %1 düzeyinden başlayarak % 30 düzeyine kadar ve her bir konsantrasyonda %1 artırılarak toplamları birer(1) kg karışımlardan oluşan 30 farklı karma yem karışımı oluşturulmuştur. Oluşturulan karma yem karışımlarının fonksiyonel NIR spektrumları, 10000-4000 nm/cm dalga boylarında bulunmuştur. Spektraların kendi içerisinde kalibrasyon ve validasyon setleri program yardımı ile ayrılmıştır. Elde edilen spektralar PLS (PartialLeastSquare) yöntemi ile ikincil türev üzerinden (Second derivative) değerlendirilmiştir. Normalizasyon çalışması yapılan veriler üzerinde SNV (Standard Normal Variate) yöntemi uygulanmıştır. Ayrıca birinci dereceden türev alınarak (1st Derivation B Cap 5 PointsGap 2) veriler regresyona hazır hale getirilmiştir. Outlier değerleri kalibrasyon setinden çıkarılarak normalleştirilen spektralara lineer regresyon uygulanmış ve kalibrasyon kalite parametreleri oluşturulmuştur. Bu aşamada R2 değeri, validasyon ve kalibrasyon setinin standart sapmaları hesaplanmıştır. Reflektanslara göre Regresyon Katsayıları ile elde edilen grafiksel çıktılar alınmıştır. Ayrıca validasyon setinin tahminlemerezidüal hatasının kareler toplamı da (V-Set PRESS) ortaya çıkarılmıştır. Outlier değerleri program tarafından belirlenmiş ve kalibrasyon kalitesini düşürmesinden dolayı çalışmaya dahil edilmemiştir.Çalışmada, kalibrasyon setinin spektra değeri olarak R değeri, 0.9947, R2 değeri, 0.9894, standart hata değeri ise, 0.6762 olarak bulunmuştur. Validasyon setinin spektra değeri olarakR değeri, 0.9919, R2 değeri, 0.9839, standart hata değeri ise, 0.8398 olarak bulunmuştur. Elde edilen validasyon setinin tahminlemerezidüal hatasının kareler toplamı grafiği (V-Set PRESS) sayesinde temel bileşen değeri (Principal Components) 14 civarında olmuştur. Elde edilen regresyon tutarlılığı kalibrasyonun standart hata değerinin (SEC) tahminleme standart hatasına bölünmesi (SEP) sonucunda elde edilmiştir. Tutarlılık değeri 80 ile 110 arasında belirlenmiştir.Bu sonuçlar, soya küspesinin yumurta tavuğu karma yemlerinde kantitatif olarak miktarını tespit etmede FT-NIR veya NIR spektroskopi yönteminin, kullanılabileceğini göstermektedir. Bu nedenlerden dolayı sonuç olarak, yumurta tavuğu karma yem karmalarına ilave edilen her bir yem hammaddesinin miktarını kantitatif olarak hızlı ve pratik bir şekilde, FT-NIR spektroskopi metoduyla yüksek bir yüzde ile tespit edilebileceği sonucuna varılmıştır.
Süt ineği yeminde andız melası kullanımının pelet kalitesi ve üretim parametreleri üzerine etkisi
Süt İneği Yeminde Andız Melası Kullanımının Pelet Kalitesi ve Üretim Parametreleri Üzerine Etkisi Bu araştırmada süt ineği konsantre pelet yem üretiminde andız melası kullanımının bazı üretim parametreleri ve pelet kalite özellikleri üzerine etkisinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Denemede ticari bir yem fabrikasında kontrol ve deneme grupları için 12 ton yem (6 parti halinde) üretilmiştir. Her bir parti 2 ton yem içermektedir. Çalışmada bir kontrol ve bir deneme grubu olmak üzere iki grup düzenlenmiştir. Deneme grubuna %1 andız melası mikserde yemin üzerine top dres olarak ilave edilmiştir. Araştırmada kontrol grubu yemine andız pekmezi ilavesi yapılmamıştır. Fabrikada pelet yem üretiminde delik çapı 5 mm, et kalınlığı 65 mm olan disk kullanılmıştır. Fabrikada kontrol ve deneme grubu pelet yemleri üretimi süresince buhar sıcaklığı, elektrik akımı ve pelet üretim süresi kayıt edilmiştir. Mikserden, kondisyoner sonrasından, presden sonra ve soğutucu çıkışından üçer numune alınmış ve tüm numunelerde kuru madde analizleri dörder kez yapılmıştır. bPelet dayanıklılık indeksi (PDI) Pfost(Kansas Devlet Yöntemi) aleti ile ölçülmüştür. Araştırmada pelet dayanıklılık indeksi kontrol ve deneme grubunda sırasıyla, 97,44 ve 95,55 olarak bulunmuştur. Gruplar arasındaki farklılık istatistik olarak önemli değildir (p>0,05). Pelet yapım aşamaları sırasında, mikserden (M), kondisyoner sonrasında (KS), pelet pres sonrasında (PP) ve soğutucu (S) çıkışında alınan numunelerde yapılan KM analizlerinde kontrol grubunda ve deneme grubunda sırasıyla M: % 88,30 ve 88,76, KS: % 88,57 ve 88,11, PP: % 89,55 ve 90,11, S: % 89,70 ve 89,75 değerleri elde edilmiştir. Kondisyoner sonrası ve soğutucu çıkışında bulunan farklı sonuçlar istatistik olarak anlamlıdır (p<0,05). Kontrol ve deneme grubu yemlerinde yapılan besin madde analizlerine göre sırasıyla, Ham Yağ (HY); % 3,53 ve 3,62 (p<0,05), Ham selüloz (HS); % 8,33 ve 8,43 ve Ham kül (HK): % 10,31 ve 10,00 (p<0,05) değerleri bulunmuştur. Sonuç olarak, andız melasının süt ineği pelet yemlerine % 1 düzeyinde ilave edildiğinde pelet kalitesini düşürmediği gibi, KM düzeyi daha yüksek pelet yem yapımını sağladığı tesbit edilmiştir. Anahtar Kelimeler:Andız melası, süt yemi, pelet kalitesi
Soğan suyunun yumurtacı tavuklarda performans, yumurta kalite özellikleri, hematolojik ve biyokimyasal parametreler üzerine etkisi
Bu araştırma, yumurtacı tavukların içme sularına farklı oranlarda soğan suyu katılmasının, performans, yumurta kalitesi, hematolojik, serolojik ve bağışıklık parametreleri üzerine etkisini belirlemek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Toplam 240 adet, 40 haftalık yaşta Babcock beyaz yumurtacı tavuk her birinde 48 adet bulunan 5 gruba bölünmüştür. Her grup, 6 adet tavuk içeren 8 alt gruptan oluşmuştur. Araştırma 12 hafta boyunca sürdürülmüş ve gruplara sırasıyla, % 0; % 0,25; % 0,5; % 1,0 ve % 2 oranında soğan suyu ilave edilmiştir. Tavuklara su ve yem ad libitum olarak verilmiştir. Bağışıklık yanıtının belirlenmesi için deneme başlangıcında tavuklar New Castle virüsüne karşı aşılanmıştır. Canlı ağırlıkların belirlenmesi için deneme başlangıcında, ortasında ve sonunda tavuklar bireysel olarak tartılmıştır. Yem tüketimi haftalık olarak ölçülmüştür. Yumurta verimlerini belirlemek için günlük yumurta kaydı tutulmuş ve haftalık ortalama yumurta üretimi hesaplanmıştır. Yumurtalar ağırlıklarının belirlenmesi için haftada bir gün tartılmıştır. Yumurta kalite parametrelerinin belirlenmesi için her alt gruptan 3'er adet yumurta deneme başlangıcı, ortası ve sonunda rastgele toplanmıştır. Bu amaçla toplanan yumurtalarda, yumurta ağırlığı, kabuk kalınlığı, sarı indeksi, ak indeksi ile haugh birimi düzeyleri yönünden analizler yapılmıştır. Deneme sonunda, her bir alt gruptan üç adet tavuk rastgele seçilerek kalpten kan alınmıştır. Kan örneklerinde; tam kan sayımı ile glikoz, kolesterol, HDL, LDL, total protein, AST, ALT, Ca-P ve IgG gibi kan biyokimyası analizleri yapılmıştır. Çalışmadan elde edilen sonuçlara göre, içme sularına % 0,5 oranında soğan suyu katılan grupta kontrol grubuyla mukayese edildiğinde su tüketiminin önemli ölçüde arttığı belirlenmiştir (P<0,05). Bununla birlikte, canlı ağırlık, yem tüketimi, yumurta verimi ve yemden yararlanma oranı açısından gruplar arasında anlamlı farklılıklar bulunmamıştır. Benzer şekilde yumurta kalite parametreleri olarak kabuk kalınlığı, sarı rengi, Haugh birimi, yumurta ağırlığı, ak indeksi ve sarı indeksi açısından da gruplar arasında farklılıklar bulunmamıştır. New Castle virusuna karşı üretilen bağışıklık parametrlerinden IgG seviyesi bakımından içme sularına % 2 soğan suyu ilave edilen grup E'de, araştırmanın ikinci ve üçüncü aylarında diğer gruplarla kıyaslandığında daha yüksek IgG üretmiştir (P<0,05). Serolojik parametreler için, denemenin ikinci ayında kolesterol, LDL ve kalsiyum değerleri grup E'de belirgin bir şekilde artarken (P<0,05), glikoz, HDL, AST, ALT, total protein, TAS ve TOS gibi diğer parametreler bakımından gruplar arasında anlamlı farklılıklar bulunmamıştır. Ancak üçüncü ayda sadece ALT seviyesi kontrol grubuna göre sadece B grubunda anlamlı olarak artmıştır (P<0,05). Hematolojik parametrelerden sadece hemoglobin (Hb) konsantrasyonu % 1 soğan suyu ilaveli grup D'de artmıştır (P<0,05). Bununla birlikte, RBC, MCV, MCH, MCHC, trombosit, RDWC ve hematokrit düzeyleri gruplar arasında farklı bulunmamıştır. Sonuç olarak, içme sularına farklı oranlarda soğan suyu ilave edilen yumurta tavuklarında, performans üzerinde olumsuz bir etki göstermezken bazı performans parametreleri ve bağışıklık sistemi üzerinde olumlu etkiler gösterdiği sonucuna varılmıştır. İlave olarak çoklu doz seviyelerine sahip daha ayrıntılı çalışmaların yapılmasına ihtiyaç bulunmaktadır.
Farklı soya ürünlerinin in situ ve in vitro sindirilebilirlik düzeylerinin karşılaştırılması
Bu araştırma, dört farklı soya ürününün [Soya küspesi (SK), soy pass (SP), soya flake (SF), tam yağlı soya (TYS)] in-situ ve in-vitro parçalanabilirliğinin belirlenmesi amacıyla gerçekleştirilmiştir. Çalışmada, soya ürünlerinin rumende in-situ parçalanabilirliğini belirlemek için 3 adet Kahverengi İsviçre esmeri inek ve 3 adet Melez dişi Manda (Murrah x Anadolu) (> 2 yaşında) kullanılmıştır. Rumende yıkılabilirlik testleri için tüm hayvanlarda sol paralumbar fossaya sabit kanüller yerleştirilmiştir. Dört farklı soya ürünlerine ait numuneler rumende kuru madde (KM), ham protein (HP), ham yağ (HY), organik madde (OM) ve ham kül (HK) yıkılabilirliklerinin tespiti için naylon keselerde rumende 4., 8., 12., 16., 24. saat boyunca inkübasyona bırakılmıştır. Ayrıca çalışmanın ikinci aşamasında soya ürünlerinin in vitro yıkılabilirliklerini 48 saat süreyle belirlemek için Daisy inkubatör cihazı kullanılmıştır. Daisy inkubatör cihazından çıkarılan numuneler NDF analizine tabi tutulmuştur. İn situ denemelerinde sadece SP'da 24 saatlik KM sindirilebilirilik değerleri ortalamaları sığır ineğinde manda ineğine göre anlamlı bir biçimde farklı bulunmuştur (Sırasıyla %47,54 ve %49,61; P=0,0001). In situ en yüksek KM sindirilebilirliği 24. saatte SK'de manda ineğinde (%86,16), en düşük ise SP'de sığır ineğinde (%63,60) bulunmuştur. KM kinetik sindirilebilirilik değerleri arasında SF'de %2, %5, %8 ve SP'de %2 teorik pasaj hızlarında türler arasında farklılık görülmüştür. Sadece SF'de 24 saatlik HP sindirilebilirlik değerleri ortalamaları inekte mandaya göre anlamlı bir biçimde farklı bulunmuştur (Sırasıyla %50,47 ve %42,92; P=0,03). En yüksek HP sindirilebilirliği 24. saatte SK'de mandada (%83,04), en düşük ise SP'de inekte (%45,25) bulunmuştur. HP kinetik yıkılabilirlik değerleri arasında TYS'de b ve c fraksiyonlarında, SF'de UF'değerinde, SP'de ise a fraksiyonunda türler arasında farklılık görülmüştür. TYS ve SF için 24 saatlik HY yıkılabilirlik değerleri ortalamaları inekte mandaya göre anlamlı bir biçimde farklı bulunmuştur (Sırasıyla %60,46, %91,21; P<0,0001 ve %71,27, %38,13; P<0,0001). En yüksek HY sindirilebilirliği 24. saatte TYS'da mandada (%99,1), en düşük ise SK'de mandada (%64,24) bulunmuştur. HY kinetik yıkılabilirlik değerleri arasında TYS'de a, b, c; SF'de a, b; SP'de ise a, b, c farksiyonlarında, TYS'de %2, %5, %8; SF'de %5, %8; SP'de %5'lik teorik pasaj hızlarında türler arasında farklılık görülmüştür. Kullanılan hiçbir yem maddesinde HK değerlerinde türler arasında farklılık görülmemiştir. En yüksek HK değeri 24. saatte SK'da mandada (%84,07), en düşük ise SP'de inekde (%63,96) olarak bulunmuştur. HK kinetik yıkılabilirlik değerleri arasında TYS'de c; SF'de a fraksiyonlarında, TYS'de %5, %8 teorik pasaj hızlarında türler arasında farklılık görülmüştür. Daisy İnkubatörde 48 saat inkübasyondan sonra yapılan NDF analizi ile belirlenen in-vitro yıkılabilirlik sonuçlarına göre SK ve SF'de türler arasında anlamlı bir fark gözlemlenmiştir. En yüksek sonuç SK'de (%98,59), en düşük sonuç ise SF'de (%90,28) olarak hesaplanmıştır. Sonuç olarak, farklı soya ürünlerinin sindirilebilirliğinin mandalarda, ineklerden daha yavaş olabileceğini ve rumende ilk saatlerde KM parçalanabilirliğinin ineklerde mandalara göre daha hızlı olduğunu ortaya koymuştur. Ancak KM parçalanabilirliği, mandalarda daha ilerleyen saatlerde rumende ineklerden daha hızlı olmuştur. HP sindirilebilirliğinde SP gibi by-pass özelliği yüksek olan hammaddelerinin mandada rumen sindirilebilirliği diğer hammaddelere göre düşük olarak çıkmıştır. Numunelerin rumendeki inkübasyon süreleri uzadıkça HP sindirilebilirliği manda ineği yönünde pozitif olarak artmaktadır. Ayrıca TYS gibi yağ oranı yüksek hammaddelerde manda ineğinin HY sindiriminde sığır ineğine göre çok yüksek değerler vermiştir. Soya ürünlerinin mandalar ve inekler arasında karşılaştırmalı in-vivo, in-situ ve in-vitro yöntemleriyle yıkılabilirlik oranlarının belirlenmesi için daha fazla çalışmaya gereksinim vardır. Anahtar Kelimeler: Manda, İnek, Soya, in-situ, Daisy inkubatör, Yıkılabilirlik
Beyaz ticari yumurtacı tavuklarda l-karnitin ve kekik (oregano) katkıları kullanılarak yapılan alternatif zorlamalı tüy dökümü yöntemlerinin oksidatif stres ile 2. yumurtlama periyodunda yumurta verimi ve kalitesi üzerine etkileri
Bu araştırma, yem çekmeli zorlamalı tüy dökümü programına alternatif olabileceği düşünülen yonca unu esaslı ve düşük Na-Ca ihtiva eden zorlanım yemi kullanılarak yapılan zorlamalı tüy dökümü programlarının ve zorlanım periyodunda yem katkı maddesi olarak toz formda L-karnitin ve kekik bitkisinin, zorlanım dönemi parametreleri, verim dönemi performansı ve yumurta kalitesi üzerine etkilerini belirlemek amacı ile gerçekleştirilmiştir.Deneme, zorlanım uygulanmayan ve yem katkı maddeleri kullanılmayan bir negatif kontrol grubu (K); biri yem çekmeli olmak üzere 3 adet zorlamalı tüy dökümü metodu uygulanan deneme grupları (M: Kireç taşı, Y: Yonca, F: Düşük sodyum-kalsiyumlu yem), zorlanım uygulanan gruplara yem ilavesi olarak L-karnitin (100 ppm) ve Kekik bitkisi (%5) tozunun belirlenen oranlarda bireysel (MC, YC, FC, MK, YK, FK ) ve birlikte kullanıldığı (50 ppm; %2,5) gruplar (MCK, YCK, FCK,) olmak üzere, her grupta 6 tekerrür ve tekerrür gruplarında 15 adet hayvan olacak şekilde 13 grupta yürütülmüştür. Zorlanım periyodu boyunca tüy dökümü gruplarına gün ışığına maruz bırakılacak şekilde ışık kısıtlaması uygulanmıştır. Işık, zorlanım periyodunu takiben zorlanım gruplarında, verim döneminde 16 saat olacak şekilde periyodik olarak yükseltilmiştir. Deneme süresince tüm gruplarda su ad libitum olarak sağlanmıştır. Deneme ilk 14 gün alıştırma, 22 gün zorlanım ve 98 gün yumurtlama dönemi olacak şekilde toplam 134 gün boyunca sürdürülmüştür. Araştırma başlangıcında tüm hayvanlar Newcastle Hastalığına karşı kas içi enjeksiyon ile aşılanmıştır. Zorlanım periyodu boyunca 6 kez tartımlar yapılarak canlı ağırlık değişimleri hesaplanmıştır. Zorlanım yemlerinin tüketimleri 11. ve 22. günde ölçülmüştür. Biyokimyasal ve serolojik analizler için kan örnekleri zorlanım periyodunun 11. ve 22. günlerinde alınmıştır. Zorlanım periyodunun sonunda her gruptan canlı ağırlıkları belirlenen 6 adet hayvana ötenazi uygulanmış, bazı organ ağırlıkları ve bağırsak uzunlukları ölçülmüş, Ca ve P düzeyleri belirlenmek üzere sağ tibia kemikleri çıkarılmıştır. Verim dönemi yumurta verimleri ve ölümleri günlük, yem tüketimleri ve yumurta ağırlıkları 14 günlük periyotlarla ölçülmüştür. Verim döneminde her gruptan ağırlıkları belirlenen 18 adet yumurtaya iki kez kalite analizleri yapılmıştır.Çalışmada, iki dönem halinde değerlendirilen 22 günlük zorlanım periyodunun 0-11 gün aralığında, M gruplarında 21,03-26,85g arasında kireç taşı, Y gruplarında 22,60-30,47g yonca unu, F gruplarında 104,08-108,49g arasında zorlanım yemi tüketimleri ölçülmüştür. Bu dönemde gruplarda ölçülen canlı ağırlık kayıplarının M gruplarında %22,68-24,71 arasında, Y gruplarında %18,6-22,08 arasında, F gruplarında %2,37-4,90 arasında olduğu tespit edilmiştir. Grupların yumurta verimleri M gruplarında %10,93-12,83 arasında, Y gruplarında %8,49-10,50 arasında, F gruplarında %42,83-49,73 arasında gerçekleşmiştir. 0-11 gün periyodunda M ve Y gruplarında yem ilaveleri yapılması ile, tüketimler, canlı ağırlık kaybı ve yumurta verimi etkilenmemiştir. F gruplarında yem ilaveleri tüketimler ve yumurta verimi üzerine etki göstermeksizin, kekik bitkisinin bireysel ve L-karnitin ile birlikte ilavesinin canlı ağırlık kaybını azaltıcı etki gösterdiği görülmüştür. Bu dönemde, yem çekme metodu ile hedeflenen canlı ağırlık kaybına M gruplarında yaklaşıldığı, Y gruplarında şekillenen canlı ağırlık kaybının, M gruplarından düşük olmasına rağmen, yumurta veriminin M grupları ile benzer olduğu görülmektedir. Bu durum, 11 gün zorlanımla, Y gruplarında belirtilen canlı ağırlık kaybı ile yeterli bir dinlenme sağlanabileceğini göstermektedir. 11 gün zorlanımın iyi bir dinlenme için F gruplarında yetersiz olduğu ve kekik ilavesinin canlı ağırlık kaybını engellediği sonucuna ulaşılmıştır. Zorlanımın 11-22 gün periyodunda, yem çekme uygulanan M gruplarına kısıtlı tahıl uygulaması yapılmıştır. Y grupları yonca unu ve F grupları ise düşük Na-Ca ihtiva eden zorlanım yemi tüketmeye devam etmişlerdir. Araştırmada, M gruplarında 33,99-37,98g arasında arpa, Y gruplarında 22,51-29,03g yonca unu, F gruplarında 64,15-79,21g arasında zorlanım yemi tüketimleri ölçülmüştür. Bu dönemde M gruplarının arpa tüketime bağlı olarak canlı ağırlık kazandıkları, Y ve F gruplarında canlı ağırlık kaybının devam ettiği görülmektedir. M ve Y gruplarında, bu dönemde yumurtlamanın tamamen durduğu, F gruplarında %32,81-37,68 arasında yumurta verimi olduğu görülmektedir. 11-22 gün periyodunda M ve Y gruplarında yem ilaveleri, tüketimler üzerine anlamlı etki oluşturmamıştır. F gruplarında kekik bitkisinin bireysel ve L-karnitin ile birlikte ilavesinin zorlanım yemi tüketimini anlamlı olarak artırdığı görülmüştür. Kekik ilavesinin F gruplarında canlı ağırlık kaybını engellediği sonucuna ulaşılmıştır. 0-22 gün canlı ağırlık kayıplarına bakıldığında, değerlerin M gruplarında %14,61-17,14 arasında, Y gruplarında %31,14-33,74 ve F gruplarında %0,66-10,71 arasında olduğu görülmektedir. Yem ilavelerinin canlı ağırlık kaybı üzerine etkileri değerlendirildiğinde M gruplarında en yüksek canlı ağırlık kaybının MCK, en düşük canlı ağılık kaybının MK grubunda, Y gruplarında en yüksek kaybın Y, en düşük kaybın YCK, F gruplarında en yüksek kaybın F, en düşük kaybın ise FCK grubunda olduğu sonuçlarına ulaşılmıştır. Yumurta verimlerinin M ve Y gruplarında benzer, F gruplarından düşük, F grupları verimlerinin ise K grubundan anlamlı olarak düşük olduğu görülmüştür.Bu veriler ışığında, yonca unu ile yapılan kalitatif yem kısıtlaması ile canlı ağırlık kaybının %30'u geçtiği ve 11 gün açlığın sağladığı canlı ağırlık kaybından daha fazla canlı ağırlık kaybına neden olduğu söylenebilir. Zorlanım materyali olarak düşük Na-Ca yemi kullanımının kalitatif yem kısıtlaması etkisinin zorlanımın ikinci yarısında daha çarpıcı olduğu fakat yumurtlamanın devam ediyor olması nedeni ile 22 gün zorlanım süresinin bu metot için yeterli olmadığı söylenebilir. Bu uygulamada kekik ilavesinin canlı ağırlık kaybını engellediği ve kullanılmamasının daha yararlı olabileceği görülmektedir.Zorlanım periyodu yaşama güçlerinin M ve Y gruplarında benzer olduğu, M gruplarında yem ilavelerinin olumlu etki gösterdiği görülmektedir.Araştırmada kullanılan zorlamalı tüy dökümü metotlarının ve yem ilavelerinin, Newcastle hastalığına karşı aşılama ile oluşturulmuş immun yanıtı her iki örneklemde de etkilemedikleri görülmüştür.Oksidatif stres üzerine yonca unu programının, yem çekme ile benzer etkilere sahip olduğu, her iki programda da yem ilavelerinin kullanılan dozlarda anlamlı bir etki oluşturmadıkları tespit edilmiştir.Yonca unu gruplarında tek başına L-karnitin ilavesinin Ca depozitasyonunu azaltıcı etki gösterdiği, Yem ilavelerinin düşük Na-Ca rasyonu tüketen gruplarda sayısal olarak Ca depozitasyonunu azalttığı sonucu verilebilir. Yem çekme gruplarına L-karnitin, F gruplarında ise her iki yem ilavesinin P depozitasyonunu artırdığı sonucuna ulaşılmıştır.Ölçülen organ ağırlık ve uzunluklarının canlı ağırlığa yüzdesi ele alındığında zorlanım materyali olarak yonca ununun, yem çekme ile benzer etkilere sahip olduğu sonucuna varılmıştır.Araştırmada zorlanım periyodu sonrası 98 günlük verim dönemi performansları değerlendirildiğinde, yumurta verimleri açısından grup ortalamaları arasında farkların olduğu ve FCK grubu dışında kalan tüm deneme grupları verimlerinin kontrol grubundan anlamlı olarak yüksek olduğu sonucu bulunmuştur. Anlamlı olarak en yüksek yumurta verimlerinin M (%83,18), MC (%84,24), MK (%83,77) ve YCK (%85,19) gruplarında olduğu, en düşük verimin K (%64,38) ve FCK (%69,90) gruplarında olduğu görülmektedir.M gruplarında L-karnitin ve kekik bitkisinin bireysel ilavelerinin sayısal olarak yumurta verimine olumlu, bir arada kullanımının ise olumsuz etkilediği görülmektedir. Y gruplarında ise tüm yem ilavelerinin yumurta verimleri üzerine olumlu etkilediği görülmektedir.F, FC, FK gruplarının yumurta verimlerinin diğer zorlanım gruplarından anlamlı olarak düşük, K grubundan anlamlı olarak yüksek olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Sayısal olarak en düşük değerin FCK grubunda olduğu ve bu değerin K grubu ile benzerlik gösterdiği sonucuna varılmıştır.Gruplarda elde edilen yumurta ağırlıklarının 63,43 g ile 67,03 g arasında değişim gösterdiği ve gruplar arasında farkın şekillendiği sonucuna varılmıştır. En ağır yumurtaların anlamlı olarak K (66,97 g) ve FK (67,03 g) gruplarında, en hafif yumurtaların ise YCK (63,43 g) grubundan elde edildiği görülmektedir. 0-98 gün ortalama yem tüketimleri ve yemden yararlanma oranları açısından M ve Y gruplarının benzerlik gösterdiği görülmektedir. K grubunun günlük ortalama hayvan başı 132,53g yem tükettiği, anlamlı olarak en yüksek yem tüketiminin YCK (139,98g) grubunda, en düşük yem tüketiminin ise F (124,99g) grubunda olduğu görülmektedir. Yumurta kalite parametreleri değerlendirildiğinde, zorlanım metodunun ve yem ilavelerinin, verim döneminde yumurta kabuk kalınlığı ve hough birimini etkilemediği görülmektedir. Yumurta kalitesi üzerine M ve Y gruplarında benzer etkilerin görüldüğü sonucuna ulaşılmıştır.Bu parametreler esas alındığında sonuç olarak, yonca ununun, yem çekme metoduna alternatif olabileceği, bilhassa yonca ununa L-karnitin ve kekik bitkisinin bir arada katılmasının performans üzerine olumlu etkiler gösterdiği kanısına varılmıştır.
Geçiş dönemindeki süt ineklerine rasyona ilaveten organik çinko verilmesinin bazı verim ve kan parametreleri üzerine etkisi
Bu çalışma geçiş dönemindeki süt ineklerine rasyona ilave olarak verilen organik çinkonun süt verimi, karaciğerde yağ asidi metabolizmasını ilgilendiren bazı kan parametreleri ve bazı reprodüktif parametreler üzerine etkisini belirlemek amacı ile yapılmıştır. Çalışmada 20 adet Holştayn ırkı süt ineği kullanılmıştır. İnekler canlı ağırlıkları, laktasyon sayıları ve vücut kondisyon skorları farklılık oluşturmayacak şekilde uygulama (Ç) ve kontrol (K) olmak üzere iki gruba ayrılmıştır. Çalışmanın deney aşaması ineklerin doğumuna 3 hafta kala başlamış ve doğumdan 3 hafta sonra sonlandırılmıştır. Tüm hayvanlara aynı rasyon verilmiştir. Ç grubundaki hayvanlara sabah sağımından hemen sonra 5 g organik çinko (Optimin, Throuw Nutr.) içirilmiştir.Rasyondaki tüm yem hammaddeleri Weende Analiz Sistemlerine göre kuru madde, ham kül, ham selüloz, ham yağ, ham protein, Georing ve Van Soest'e göre (1970) de ADF,NDF içeriğince analiz edilmiştir. Çalışmadaki tüm hayvanlardan doğuma göre -21, -14, -7, 0, 7, 14, 21 günlerde kan alınmıştır.Alınan kanların serumları çıkartıldıktan sonra, serumlarda total kolesterol, Trigliserit, HDL (Yüksek Dansiteli Lipid), LDL (Düşük Dansiteli Lipid), BHBA (Betahidroksibütirik Asit), NEFA (Esterleşmemiş Yağ Asitleri) analizleri yapılmıştır. Süt verimi, boşta geçen gün sayısı, gebelik başına tohumlama sayısı, doğumdan sonra ilk östrus görülmesi için geçen gün sayısı ile ilgili bilgiler ise çalışmanın yapıldığı çiftlikte bulunan Dairy Plan (Gea Farm Tech./Almanya) sürü yönetim sistemi vasıtasıyla edinilmiştir. Serum TG ve VLDL seviyesi K grubunda doğumdan önceki 2 hafta boyunca düşmüştür (p<0,05; p<0,001 sırasıyla). Serum Kolesterol ve LDL konsantrasyonu Ç grubunda doğuma 2 hafta kala ve doğum sonrası 1. hafta düşmüştür (p<0,05). Ayrıca Ç grubunda serum LDL seviyesi doğumdan 2 hafta sonrasında da düşük bulunmuştur (P<0,05). Serum HDL seviyesi çalışma boyunca önemli bir değişim göstermemiştir. Serum NEFA konsantrasyonu doğumdan 2 hafta önce Ç grubunda düşmüş olmasına rağmen doğumda yükselmiş ve doğumdan sonra iki hafta boyunca yüksek seyretmiştir(p<0,001; p<0,01; p<0,01; p<0,05 sırasıyla). Serum BHBA konsantrasyonu Ç grubunda doğuma 2 hafta kala düşmüş ve bu düşüş doğum sonrası 2. haftaya kadar kesintisiz devam etmiştir (p<0,001; p<0,01; p<0,01; p<0,01, sırasıyla). Organik çinko ilavesi süt verimini değiştirmemiştir.Gruplar arasındaki bazı döl verimi parametreleri incelendiğinde Ç grubunda boşta geçen gün sayısı, tohumlama sayısı ve doğum ile ilk östrus arası geçen gün sayısının rakamsal olarak, buzağılama aralığının ise istatiksel olarak azaldığı (p<0,05) belirlenmiştir. Sonuç olarak, geçiş dönemindeki süt ineklerine rasyona ilaveten organik çinko takviyesi yapılması ile karaciğerde yağ metabolizması üzerine olumlu etkiler olduğu, süt veriminin etkilenmediği ve döl verimi parametrelerinin ise iyileştiği kanısına varılmıştır.