Theses supervised by Prof. Dr. Mahmut Zortuk
20 theses · Kütahya Dumlupınar University
Cezalı kantil regresyon modelinin yarı-parametrik bağlılaşımlı etkiler yöntemiyle tahmini ve bir uygulama
Bu tezde yakın tarihte Harding ve Lamarche (2017) tarafından geliştirilen yarı parametrik cezalı panel kantil regresyon tahmincileri ve daha uygulanabilir olan parametrik ikameleri incelenmekte ve öncülleriyle kıyaslanmaktadır. Bundan başka, cezalı panel kantil regresyon için bir ayar parametresi seçim algoritması, benzetim temelli bir test ve Hausman tipi bir belirlenme hatası testi de tanıtılarak Mincer tipi bir kazanç modelinde uygulamaları yapılmaktadır. Veriseti, TÜİK "Gelir ve Yaşam Koşulları Araştırması" anketinden belirlenen 2953 bireyin 2012 – 2015 yılları arasındaki bilgilerini kapsamaktadır. Test sonuçları (i) Harding ve Lamarche (2017) tahmincilerinin geleneksel benzerlerinden daha üstün olduklarını; (ii) optimum λ'nın yarı parametrik tahminci için 0.9, Lamarche (2010) tahmincisi için 1.4 ve diğer tahminciler için 1 olduğunu; (iii) modelin doğru olarak kurulduğunu ve bu bakımdan tutarlı olduğunu göstermektedir. Tahmin sonuçları ise tecrübe ile kazanç arasında ters U şeklinde bir ilişki olduğunu; sheepskin etkisine dair kısıtlı bir kanıt olabileceğini; daha çok öğrenim görenlerin daha çok kazandığını; mesleki lise mezunlarının normal lise mezunlarından daha çok kazandığını; medeni halin ve cinsiyetin kazançlar üzerinde her kantilde etkili olduğunu; sağlık durumunun ise yalnızca düşük kantillerde kazanç üzerinde etkili olduğunu ve son olarak kazacın en yüksek gelir kantili hariç iş kollarına göre değişkenlik gösterdiğini ortaya koymaktadır.
Seçilmiş OECD ülkelerinde beşeri sermaye ve ekonomik büyüme ilişkisi: Amprik bir yaklaşım
Panel veri modelleri yatay kesit ve zaman serisi boyutlarını birlikte içermektedir. Gözlenemeyen bireysel etkileri de modele dahil ederek ihmal edilmiş değişkenlerin oluşturabileceği sapmaları kontrol altına alabilmekte ve araştırmacıya geniş bir bakış açısı sağlamaktadır. Kantil regresyon modellerinde aritmetik ortalama hesaplama yöntemi yerine medyan hesaplama yöntemi kullanılmaktadır. Aritmetik ortalama hesaplama yöntemi aşırı değerlerden etkilenirken medyan hesaplama yöntemi tüm değerleri içine almaktadır. Bu sayede araştırmacı belirlenen kantiller ile modeli ayrı ayrı tahmin edebilmekte ve tüm model hakkında ilgi sahibi olabilmektedir. Panel veri ve kantil regresyon yönteminin birleşmesi ile de panel kantil regresyon yöntemi oluşmuştur. Çalışmada bu yöntem kullanılarak ülkelerin beşeri sermaye ve ekonomik büyüme ilişkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Birinci bölümde beşeri ve ekonomik büyüme kavramları ele alınmıştır. İkinci bölümde ise kantil regresyon, panel veri modelleri ve panel kantil modelleri açıklanmıştır. Üçüncü bölümde panel veri modelleri ve panel kantil regresyon modelleri Stata programında analiz edilmiş ve karşılaştırılmıştır. Sonuç bölümünde ise çalışma boyunca elde edilen bulgular özetlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Beşeri Sermaye, Kantil, Regresyon, Panel Veri, Panel Kantil.
Kantil ARDL yöntemi: Seçilmiş N-11 ülkeleri için bir uygulama
İnsanlığın giderek artan ihtiyaçlarının karşılanması ve toplum refahının gelişimi ekonomik büyümeyi de beraberinde getirmektedir. Bunun yanı sıra ülkeler, değişen ekonomik gelişmelere ayak uydurmak, toplumun ihtiyaçlarını karşılamak ve yaşam kalitelerini arttırmak için enerjiye ihtiyaç duymaktadırlar. Bu ihtiyacın kontrolsüz bir şekilde karşılanmasının çevre üzerinde bir takım olumsuzluklara sebep olmaktadır. Bu kapsamda yapılan bu çalışmada ekonomik büyüme ve enerji tüketiminin yanısıra ticari olarak dışa açıklığın karbon salınımı üzerindeki etkileri, seçilen N-11 ülkeleri için Kantil ARDL (QARDL) yöntemi kullanılarak incelenmiştir. Bu yaklaşım, geleneksel yaklaşımlar tarafından neredeyse göz ardı edilen değişkenler arasındaki genel ilişkinin daha kapsamlı bir şekilde incelenmesine olanak sağlamaktadır. QARDL yöntemi kullanılarak elde edilen sonuçlar seçilen ülkelerde gerek hata düzeltme parametresinde gerekse uzun ve kısa dönemli koentegre ilişkisinde kantiller boyunca çeşitli farklılıkların varlığını ortaya koymaktadır.
Altın petrol fiyatları ve döviz kurunun Türkiye borsası üzerine etkileri: NARDL yaklaşımı analizi
Bu çalışmada Türkiye ekonomisinde 1994: Q1 ile 2020: Q4 arası dönem için altın ve petrol fiyatları ile döviz kurunun BİST100 üzerindeki etkisi NARDL modelleri ve ilgili sınır testleri kullanılarak kısa ve uzun dönem ilişkisi araştırılmıştır. Değişkenler arasındaki ilişkinin analizi için WinRats 8.1 programı kullanılmıştır. Çalışmanın sonucunda tüm değişkenler ADF, PP ve KPSS birim kök test sonuçlarına göre I(1) düzeyinde durağan hale gelmektedirler. Yapısal kırılmayı dikkate alan Perron birim kök test sonuçlarına göre ise Bist100, Altın fiyatı, Petrol fiyatı Döviz kuru değişkenleri sırasıyla 2000, 2014 ve 2005 yıllarında yapısal kırılmaya uğradığı belirlenmiştir. Ayrıca yapısal kırılma olmadan serilerde birim kökün varlığını gösteren temel hipotez reddedilmiş ve dolayısıyla yapısal kırılma olmadan seride birim kökün varlığını gösteren temel hipotez kabul edilmiştir. Perron birim kök testine göre BIST100, AF, PF ve DK değişkenlerinde histeri etkisine rastlanmıştır. NARDL testi sonucuna göre, AF, PF ve DK değişkenlerinin BİST100 endeksi üzerinde uzun ve kısa dönemde asimetrik etkisi vardır. Bir başka ifade ile, AF, PF ve DK değişkenlerinde gerçekleşen pozitif ve negatif şokların etki büyüklüğü bir birine eşit değildir. Uzun dönemli model sonuçlarına göre, altın, petrol ve döviz kuru değişkenlerinin pozitif şokları BİST100 üzerinde analamlı etkiye sahip iken, negatif şoklar istatisiksel açıdan anlamlı etkiye sahip değilir. Kısa dönemli model sonuçlarına göre, şoklar nedeni ile değişkenler arasındaki uzundönemli denge değerinden sapmalar yaklaşık 1.2 dönem sonra tekrar uzun dönem denge değerine dönecektir. Kısa dönemli model sonuçlarına dayanarak bağımsız değişkenlerde gerçekleşen pozitif ve negatif şokların BİST100 üzerindeki nedensel etkileri incelendiğinde, altın, petrol ve döviz kuru değişkenlerinde gerçekleşen pozitif şoklardan BİST100 endeksine doğru nedensel etki varken, altın, petrol ve döviz kuru değişkenlerinde gerçekleşen negatif şokların BİST100 endeksi üzerinde nedensel etkisi olmadığı sonucuna varılmıştır.
The impact of risk management on profitability of commercial banks in Turkey
Banks are considered one of the most fundamental financial sectors . Its importance has increased with the increase in the services it offers to companies and individuals. Loans are among the most basic services. Banks are faced with various risks while carrying out their activities, these risks are divided into groups such as credit risks, market risks and operational risks. Not being able to manage any of them will negatively affect its profitability. Thus the banking sector and the economy in general. Therefore, in recent years developed countries and OECD countries have focused on laying the foundations for managing these risks and adopting unified guidelines to mitigate risks. The research aims to determine the effect of risk management on bank profitability in Turkey and whether this effect is positive or negative. To conduct the statistical study, the ten largest banks (commercial banks) were selected and considered as a statistical sample representing the banking sector as a whole, as these ten banks represent 90% of the total assets of commercial banks in Turkey. The research was implemented over a 9-year period from 2013 to 2021. Three variables, namely capital adequacy ratio, non-performing loans ratio and quick liquidity ratio, were adopted to represent risk management. return on assets ratio was adopted as a variable representing banking profitability. The results of the study support the importance of risk management on banking profitability. It also supports the tightening policies of the Central Bank of the Republic of Turkey applied to all banks operating in the Republic of Turkey in the last ten years, and the steps to develop methods for calculating the capital adequacy ratio and monitoring bad loans. Keywords: Banks, Commercial Banks, Profitability, Risk Management, Turkey Risk Management
Ticari açıklık ve ekonomik büyüme: G7 ülkeleri için ampirik bir yaklaşım
Dünyada küreselleşmenin artması ile birlikte ülkelerin daha karlı ticaret yapabilmeleri ve piyasada önemli rol oynayabilmeleri için ticari açıklık oldukça önemli bir rol oynamaktadır. Bu sebeptendir ki, iktisadi araştırmalar için en çok ilgi gören konuların başında ticari açıklık ve ekonomik büyüme arasındaki etkileşim gelmektedir. Ticari açıklık ve ekonomik büyüme ilişkisini inceleyebilmek adına birçok amprik ve teorik çalışmalar yapılmıştır. Ticari açıklık farklı bakış açıları ile değerlendirilecek bu alana katkılar devam etmektedir. Bu çalışmada ticari açıklık öncelikle kavramsal ve teorik olarak incelenecek ardından ekonomik büyüme arasındaki ilişkinin kurulabilmesi için ticari açıklık teorilerine, ayrıca teorik olarak ticari açıklık ve ekonomik büyüme arasındaki ilişki ortaya konacaktır. Ticari açıklık ve ekonomik büyüme etkileşimini ampirik olarak incelemek için OECD'den sağlanan DTÖ'ye üye ve dünyada en gelişmiş ülkelerinin başında gelen G7 ülkelerinin (Kanada, Fransa, İtalya, Almanya, Japonya, İngiltere, Amerika) 1995-2017 gayrisafi yurtiçi hasıla, ithalat, ihracat ve ihracat ithalat farkı veri setine panel eşbütünleşme ve panel nedensellik analizi uygulanacaktır. Panel eşbütünleşme testi uygulamadan önce yatay kesit bağımlılığı ve birim kök testleri uygulanmıştır. Analiz sonucunda ticari açıklık sayesinde ekonomik büyümenin gerçekleşebileceği ve bu büyümenin daha çok ithalattan kaynaklandığı sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Ekonomik Büyüme, Panel Eşbütünleşme Testi, Panel Nedensellik Testi Ticari Açıklık
Azerbaycanda yenilenebilir enerji tüketiminin ekonomik büyüme üzerindeki etkisi: Yeni nesil genişletilmiş ARDL Sınır Testi yaklaşımı
Bu çalışmada, Azerbaycan'da ithalat, ihracat, yenilenebilir ve yenilenemeyen enerji kullanımının GSYİH`a olan etkisini incelemektedir. Araştırma, 1990-2022 dönemine ait yıllık veriler kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Çalışmada ilk kez, Azerbaycan özelinde değişkenlerin durağanlıkları, Enders ve Lee (2012) ile Omay (2015) tarafından önerilen Fourier yaklaşımıyla araştırılmıştır. Ayrıca, eş-bütünleşme ilişkisi için Sam vd. (2019) tarafından önerilen Genişletilmiş ARDL sınır testi kullanılarak literatüre katkı sağlanması hedeflenmektedir. Durağanlık analizi sonucunda, yenilenemeyen enerji tüketimi dışındaki tüm değişkenlerin seviyede durağan olduğu bulgusuna ulaşılmıştır. Ardından, Genişletilmiş ARDL sınır testi kullanılarak değişkenler arasında eş-bütünleşme ilişkisi tespit edilmiştir. Genişletilmiş ARDL uzun dönem tahmin sonuçlarına göre, Azerbaycan'da ithalat, ihracat, yenilenebilir ve yenilenemez enerji kullanımının GSYİH`yı artan yönde etkilediği görülmektedir. İthalat ve ihracatta %1'lik bir artışın, Azerbaycan'ın GSYİH `da sırasıyla %0,12 ve %0,33 oranında artışa sebep olduğu bulunmuştur. Öte yandan, yenilenemeyen ve yenilenebilir enerji tüketiminde %1'lik bir artışın, ortalama olarak Azerbaycan'ın ekonomik büyümesinde sırasıyla %0,37 ve %0,17 oranında bir artışa neden olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca, değişkenler arasındaki neden-sonuç ilişkisinin belirlenmesi için Nazlioglu vd. (2016) tarafından önerilen Fourier Toda-Yamamoto nedensellik testi kullanılmış ve Azerbaycan'da ithalat ve ihracat değişkenlerinden ekonomik büyümeye doğru tek yönlü nedensellik belirlenmiştir. Çalışma, Azerbaycan için çeşitli politika önerileri sunarak tamamlanmaktadır.
MENA ülkelerinde göçmen havalelerinin ekonomik büyüme üzerindeki etkisi
This study examined the empirical relationship between migration remittances on economic growth in eight MENA countries selectively: Algeria, Egypt, Jordan, Lebanon, Morocco, Iran, Tunisia, and Oman, using panel data from 2002 to 2020. Working abroad provides people with a greater opportunity to earn a living wage. For this reason, the phenomenon of working overseas has increased significantly. In particular, workers' remittances to NEMA have augmented from $15.9 billion in 2002 to $59.6 billion in 2020. However, this did not positively impact REM and economic growth. The analysis uses a panel data technique: Cointegration tests, Pooled Mean Group / Autoregressive Distribution Lag. The cointegration result shows a long-run relationship; the PMG/ARDL model also shows a negative and long-run association between remittances and economic growth in selected MENA countries. When we apply the PMG/ARDL cross-sectional test for the short-run coefficients, all countries have, using the PMG/ARDL cross-sectional coefficient test for the short run all countries have a long-run and negative relationship among remittances and economic growth, except for Algeria and Morocco, which have a positive association between remittances and economic growth in the long run. Still, Tunisia has no significant association between remittances and economic growth. Keywords: Remittances, Economic Growth, Cointegration Test, PMG/ARDL model, MENA Countries, Panel Data.
Jordanian insurance companies, a comprehensive analysis with multi-criteria decision making process
The purpose of this empirical analysis is to identify the top currently performing company/s in the Jordanian insurance market using most recent publicly available financial statements, period covering January 2018 through December 2020, three annual audited financial statements for all insurance companies (the whole sector) were analyzed. The study uniquely focuses on utilizing multiple methods of analysis in order to achieve best results, and eliminate possible non compatibility of data with the available scientific methods, three Multi-Criteria Decision Making (MCDM) methods were conducted; the full Multi-Objective Optimization on the basis of Ratio Analysis (MOORA) multiplication, Evaluation Based on Distance from Average Solution (EDAS), and Technique for Order Preference by Similarity to Ideal Solution (TOPSIS). Additionally, the Criteria Importance Through Inter-Criteria Correlation (CRITIC) was conducted in order to identify the criteria weights in the analysis. Findings based on the previously identified methods showed consistent results, identifying the top and worst performing companies in the sector. Arab Orient Insurance Co ranked top all years. Keywords: Best Performing, CRITIC, EDAS, Jordanian Insurance Sector, MCDM Analysis, Multi-MOORA, TOPSIS
Türkiye'de Çevresel Kuznets Eğrisi Hipotezi: ARDL modeli yaklaşımı ve Granger nedensellik analizi"
Bu çalışma, Çevresel Kuznets eğrisi hipotezinin Türkiye için geçerliliğini test etmeyi amaçlamıştır. Çevresel Kuznets eğrisi hipotezi, çevre kirliliğinin ekonomik büyümeyle arttığı, ancak belirli noktasından sonra azaldığı iddiasını ireli sürülmüştür. Yapılan çalışmalarda, ölçek etkisi, kompozisyon etkisi, teknoloji etkisi ve model yapısı gibi yaklaşımlar incelenmiştir. Ekonomik büyüme ve çevre ilişkisi gibi konular ele alınmıştır. Kullanılan bu test sonucunda, GSYH, Enerji tüketimi ve Karbon emisyonların öncelikli durağan olmadığı sonucuna varılmış ve birinci dereceden farklarını alarak durağan olma durumuna getirilmiştir. ARDL eş-bütünleşme testi sonuçları ise değişkenler arasındaki uzun vadeli ilişkiyi belirlemek için kullanılmış ve istatistiksel olarak anlamlı bir uzun vadeli ilişki olduğu tespit edilmiştir. Bu eksende Diagnostik test sonuçları, ARDL modelinin uygunluğunu ve geçerliliğini değerlendirmek amacıyla kullanılmıştır. Son olarak yapılan bu çalışmada, Uzun dönem tahminlerini, değişkenlerin uzun vadeli etkileşimleri göz önünde bulundurulmuştur. Bu eksende yapılan Kısa dönem tahminleri ise, değişkenler arasındaki kısa vadeli etkileşimleri ve dinamik sonuçları analiz edilmiştir. Granger nedensellik sonuçları ise değişkenler arasındaki nedensellik ilişkisini değerlendirmek için kullanılmış ve çevresel faktörler ile ekonomik büyüme arasında ilişkilerin incelendiği ve karbon emisyonlarının ekonomik büyüme ve enerji tüketimi ile ilişkili olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Türkiye`nin toplam enerji tüketiminin ekonomik büyüme üzerine etkisi: Fourier birim kök ve fourier adl eş-bütünleşme yaklaşımı
Bu tez çalışmasında, Türkiye`nin verilerinin ulaşılabilirliğide göz önüne alınarak 1971-2019 yılları arasında olan toplam enerjinin tüketiminde ve ekonominin büyümesi arasında olan ilişki araştırılmıştır. Bu çalışmanın, literatüründe olan diğer çalışmalarından farklı olması durumunda değişkenlerin durağanlıkları için eski nesil birim kök testlerinin; ADF, PP ve KPSS testlerinde yanı sıra olarak bilinen, yapısal kırılmaları dikkate alınması durumunda ve son zamanlar sıklıkla kullanılan yeni nesil birim kök testleri; Fourier KPSS, Fourier ADF, Esnek Fourier ADF, Kesirli Esnek Fourier ADF de kullanılmaktadır. Değişkenler arasında uzun dönem denge ilişkisi için eski yöntemlerden olan; Johansen ve ARDL eş-bütünleşme testlerinin yanı sıra yeni yöntemlerden olan; Fourier ADL eşbütünleşme testi de kullanılmıştır. Ayrıca değişkenlerinim arasında olan nedensellik ilişkisi için Toda-Yamamoto ve yapısal kırılmalarını dikkate alınması durumu Fourier Toda Yamamoto nedensellik testi uygulanmıştır. Çalışmadaki bulgulara göre ilk olarak değişkenlerin durağanlıkları incelenmiştir. Bu durağanlık testlerinin ortak sonucu olarak, ekonomik büyüme ve enerji tüketimi değişkeni birinci farkında durağan bulunmuştur. ARDL ve Johansen testlerine göre değişkenler arasında uzun dönem denge ilişkisi bulunsada Fourier ADL testine göre bulunmamıştır. Çeşitli uzun dönem tahmin yöntemleri kullanılarak enerji tüketiminin ekonomik büyüme üzerindeki etkisi yorumlanmıştır. ARDL uzun dönem tahmin sonucuna göre Enerji tüketiminde %1`lik artış ortalama olarak ekonomik büyümede %1.64 oranında artışa neden olmaktadır. Ayrıca, Toda-Yamamoto ve Fourier Toda-Yamamoto nedensellik testine göre değişkenler arasında anlamlı bir nedensellik ilişkisi bulunmamıştır.
Demokrasi ve ekonomik özgürlüklerin banka performansına etkisi: Gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelere yönelik ampirik bir yaklaşım
Ülkelerin kurumsal yapısının toplumsal ilişkileri düzenlemenin yanı sıra, makro değişkenlerin arka planında yer alarak bankacılık performansını da belirlediği düşünülmektedir. Son yıllarda ekonomi alanında yapılan çalışmalarda kurumsal yapının etkisinin göz ardı edilemeyeceği görüşü hakim olmuştur. Bu sebeple de yapılan çalışmada kurumsal yapının temel bileşenleri olan demokrasi ve ekonomik özgürlüklerin bankacılık performansına olan etkisinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Demokrasi ve ekonomik özgürlüklerin banka performansı üzerindeki etkilerinin araştırıldığı çalışmada, gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin 2005-2017 yılları arasını kapsayan bankacılık sektörüne ait veriler kullanılmıştır. Panel veri seti ve dinamik model ile sistem GMM tahmincisi kullanılarak yapılan analizlerden elde edilen sonuçların tutarlı olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Çalışmada 36 gelişmiş, 46 gelişmekte olan ve hepsinin toplamı 82 ülke için ayrı ayrı analizler yapılmıştır. Diğer önemli bir özellik de, bankacılık performansının karlılık ve maliyet verimliliği yönleri ile analiz edilmesidir. Çalışmanın sonucunda demokrasi seviyesindeki artış aktif karlılığı arttırırken, net faiz marjını olumsuz etkileyerek azaltmaktadır. Ekonomik özgürlük seviyesindeki artış özkaynak karlılığı yüksek bir oranda artırmaktadır. Demokrasi maliyet verimliliğini artırırken, ekonomik özgürlük ise azaltmaktadır. Gelişmiş ülkelerde demokrasi karlılığı artırırken, maliyet verimliliğini azaltmaktadır. Gelişmekte olan ülkelerde ise ekonomik özgürlük karlılığı arttırmakta, fakat maliyet verimsizliğine yol açmaktadır.
Üniversite personelinin konut tercihi ve talebi: Kütahya Dumlupınar Üniversitesi örneği
Bireylerin tercihlerine yönelik farklı davranış kalıplarını gerçekçi olarak saptayabilmek oldukça zordur. Kişilerin tercihlerinin farklılık göstermesi, tek bir davranış kalıbıyla tercihlerin belirlenmesini olanaksız kılmaktadır. Rasyonel olarak bireylerin farklı koşullarda farklı seçenekler arasından kendilerine en yüksek faydayı sağlayacak alternatifi seçmeleri beklenir. Bu aşamada kişisel tutum ve farklılıkları, psikolojik faktörleri de modele yansıtabilmek gelişmiş tercih yapısı modellerinin uygulanmasını gerektirir. Nitel tercih modelleri; bireylerin iki alternatif arasında seçim yapması durumunda ikili tercih modelleri olarak, ikiden fazla alternatif arasından tercih yapması durumunda da çoklu tercih modelleri olarak isimlendirilirler. Nitel tercih modelleri bireylerin ve seçeneklerin dikkate alınması, seçim durumlarının farklılaşmasına göre, oldukça çeşitlendirilebilen modellerden oluşmaktadır. Teknolojinin gelişmesiyle bireylerin seçim durumlarını etkileyen, gözlenebilen ve gözlenemeyen faktörlerin de modellere katılabildiği, gelişmiş nitel tercih modelleri biçiminde karşımıza çıkmaktadır. Bu çalışmada, multinominal (çok terimli) lojistik regresyon modeli kullanılmıştır.
The impact of foreign direct investment and trade on economic growth in Gulf Cooperation council countries
Recently, the economic growth has experienced several changes, beginning with trade agreements and partnerships that provide both possibilities and problems, as well as access to the installation of protective policies for international commerce. Governments are interested in the topic of imposing restrictions trade restrictions, and the themes of trade openness are discussed because otherwise investments won't give that all of these facts led to the conception of the idea for this study. The studies diagnose the reality of foreign trade, sheds light on the foreign investment in the GCC and the role assigned to it in realizing the vision of the future, as well as seeking to know the influence of foreign trade and FDI in the economic GCC. This research examines the possessions of FDI and trade between 1998 and 2020 on the GCC of Bahrain, Kuwait, Qatar, Oman, K.S.A., and U.A.E. by the using of the PMG/ARDL. The outcome demonstrates that, in the long term, FDI is beneficial and important but that only at a 1% level, trade is bad and significant. However, according to short-term estimates, FDI has a big and negative result on economic growth while trade has no impact on GDP. And the study's test of causation demonstrates that there is no causality among FDI, trade and economic growth. Keywords: Foreign direct investment, Trade, Economic growth, Cointegration test, PMG/ARDL, Causality test, Gulf Cooperation Council countries.
The optimal sustainable insulation material using MCDM analysis
Rising cost of fuel is the new norm, and an increase in energy consumption leads to many troubles, such as a growth in harmful environmental emissions and a growth in energy consumption bills. Hence, its desirable and recommended to estimate the value of energy consumed for buildings in the first design state in order to reduce the impact of these issues, and obtain a sustainable building using the thermal insulation for its walls. The purpose of this experimental analysis is to determine the best insulating material among 12 selected materials, as the properties of these materials were analyzed based on several criteria. The study focuses on using multiple analysis methods in order to achieve the best results, and to eliminate potential inconsistencies of data with available scientific methods. The evaluation is conducted via implementing three multiple criteria decision-making methods (MCDM)the full Multi-Objective Optimization on the basis of Ratio Analysis (MOORA) multiplication, rating the choices and selection the solution nearest to ideal, "VIskriterijumsko KOmpromisno Rangiranje" (VIKOR) and the method of ordering options by analogy with the optimal method (TOPSIS). In addition to the significance of the criteria, find the weights of the criterion in the analysis by using the correlation between criteria (CRITIC). Results based on pre-established methods showed consistent results, with the highest and worst performing materials identified in buildings. Extruded polystyrene foam (XPS) is ranked the best among other materials.
The economic effect of refugees on host countries; Türkiye case
This study examines the economic impact of refugees on host countries by focusing on the example of Turkey. The Syrian crisis has led to a significant influx of refugees into Turkey, creating various challenges and opportunities for the host country's economy. Sectoral analysis data for the years 2008/2020 were analyzed to examine the impact of refugees on certain sectors. In this analysis, Refugee Budget evaluated the effects of unemployment on employment, unemployment, Inflation, Immigration Investments, income generation, consumption, and other sector-related variables in terms of their economic effects. The findings reveal that refugees have both positive consequences for the economy of the host country Turkey. On the positive side, refugees have an impact on economic growth by establishing businesses, investing capital, and creating employment opportunities. As a result, the research suggests that effective policies and interventions are important for Turkey as the host country of refugees to maximize the positive impact on its economy. These include measures such as the provision of vocational education and training programs, promoting entrepreneurship and innovation, improving labor market integration, and addressing informal sector problems. Cooperation and coordination between relevant governmental institutions, international organizations, and civil society are important to provide comprehensive support to refugees and to assess their economic development potential.
Yenilenebilir enerji dönüşümü: Seçilmiş ülkeler üzerine mekansal bir analiz
Mekansal analiz yöntemlerinde, analiz birimlerini oluşturan şehirler, ülkeler ya da bölgeler arası ilişkiler, birbirlerine olan coğrafi uzaklıklarına göre ağırlıklandırılarak ele alınmaktadır. Temel mantık, Tobler (1970)'in "Her şey birbiri ile ilişkilidir; ancak yakın olan şeyler uzak olanlara göre daha çok ilişkilidir" şeklinde ifade ettiği coğrafyanın temel yasasından ileri gelmektedir. Buna göre bir değişkene ait benzer değerler genellikle yakın konumlarda ortaya çıkar ve bu durum mekânsal kümelenme meydana getirir. Bu çalışmada, mekansal probit yöntemi kullanılarak ülkelerin yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımını teşvik etmek amacıyla düzenleyici politikalar arasında en yaygın uyguladığı sabit fiyat garantisi (FİT) teşvik politikasını benimseme durumuna etki eden faktörler incelenmiş ve mekânsal etkinin derecesi hesaplanmıştır. Bu sayede, ülkelerin bu politikayı benimserken birbirlerine yakın olmalarının ne derece önemli olduğu, bir diğer deyişle komşuluğun ve gruplararası etkileşimin değeri vurgulanmıştır. Çalışmada, gelişmiş ve gelişmekte olan seçilmiş 54 ülkeye ait ABD Enerji Bilgi İdaresi ve Uluslararası Yenilenebilir Enerji Ajansı veri tabanlarından elde edilen 1980-2018 dönemi yıllık verileri kullanılmıştır. Elde edilen bulgular, enerji tüketiminden kaynaklanan toplam karbondioksit emisyonu, kişi başına düşen gayri safi yurt içi hasıla ve ülkelerin Kyoto Protokolü'ne katılımlarının yenilenebilir enerji teşvik politikasını benimseme durumları üzerinde pozitif ve anlamlı etkisi olduğunu göstermektedir.
Ekonomik büyüme ve finansal gelişim ilişkisi: Geçiş ekonomileri üzerine ampirik bir yaklaşım
Gelişmişlik düzeyi her ne olursa olsun bütün ekonomiler için ekonomik büyüme ana hedeftir. Özellikle de piyasa ekonomisini benimseyen ve gelişmiş bir finansal sisteme sahip olmayan geçiş ekonomileri için bu durum daha fazla önem arz etmektedir. Bu sebeple bu çalışmanın kapsamını da geçiş ekonomilerinde ekonomik büyüme, finansal gelişme (bankacılık sektörü ve borsanın gelişimi) ve makroekonomik değişkenlerin ilişkisi oluşturmaktadır. Çalışmanın ilk bölümünde ekonomik büyüme ile ilgili temel kavramlara değinilmiş, akabinde bankacılık sektörünün ve borsanın tarihsel gelişimleri ve bu üç değişken arasındaki ilişkinin yanı sıra makroekonomik değişkenlerle ekonomik gelişme ilişkisi de incelenmiştir. İkinci bölümde geçiş ekonomileri anlatılmış ve makroekonomik göstergelerle gelişimleri ortaya konulmaya çalışılmıştır. Üçüncü bölümde geçiş ekonomilerinde bankacılığın ve borsanın gelişimi anlatılmıştır. Uygulama kısmında ise geçiş ekonomisi ülkelerinden; Bulgaristan, Hırvatistan, Macaristan, Kazakistan, Kırgızistan, Makedonya, Polonya, Romanya, Sırbistan ve Türkiye'den oluşan 10 ülkeye ait 2003-2011 dönemi ekonomik büyüme ve finansal gelişim arasındaki ilişki panel veri analizi ile araştırılmıştır.
Nigeria's financial development: a comparative study of two periods (2010-2014 and 2016-2020)
This study examines Nigeria's financial development during two separate periods: 2010-2014 and 2016-2020, by analyzing key indicators including GDP growth, inflation rates, foreign direct investment (FDI), and stock market performance. The objective is to provide an overview of Nigeria's financial landscape and assess the changes Uand trends observed over these specific periods. In the first period, 2010-2014, Nigeria experienced a relatively positive financial development. GDP growth averaged around 5%, driven primarily by the oil sector, which accounted for a significant portion of the country's revenue. However, the economy remained heavily dependent on oil exports, leaving it vulnerable to price fluctuations. Inflation rates during this period ranged from 9% to 13%, indicating a moderate level of price stability. FDI inflows showed signs of improvement, with various sectors attracting foreign investors, particularly in telecommunications and manufacturing. The stock market experienced mixed performance, with periods of growth followed by declines, influenced by global economic conditions and domestic factors. During the second period, 2016-2020, Nigeria faced various challenges that impacted its financial development. The country experienced an economic recession in 2016 and 2017 due to declining oil prices and production disruptions. This led to a significant contraction in GDP growth, which averaged around -1.5% during this period. Inflation rates surged, reaching double-digit figures due to exchange rate pressures, import restrictions, and supply chain disruptions. FDI inflows remained relatively subdued, as investor confidence was affected by economic uncertainties and policy inconsistencies. The stock market also faced significant volatility, with periods of decline and recovery, reflecting both domestic and global factors. Overall, Nigeria's financial development during these two separate periods exhibited a mixture of positive and challenging trends. While the first period witnessed moderate growth, stable inflation, and improving FDI inflows, the second period was characterized by economic recession, high inflation, and limited FDI. The stock market performance reflected these broader economic conditions and exhibited fluctuations in both periods. These findings emphasize the importance of addressing structural vulnerabilities, diversifying the economy beyond oil, and implementing consistent and investor-friendly policies to foster sustainable financial development in Nigeria.
The impact of stock market on United States economic growth
Stock market changes may significantly affect consumer and corporate confidence, investment choices, and economic development. The stock market is a key sign of the health of the economy as a whole. But in other hand, the impact of the stock market on the US economy carries a systemic risk. Due to the financial markets' interdependence, a substantial shock to the stock market can easily spread to other sectors of the economy, causing a more severe slump. This study analyzed the connection among stock market growth and US economic growth. Used time series data between 1975-2019, Cointegration tests, bound Autoregressive distribution lag (ARDL), and a causality test is using to validate the analysis. The outcome of the cointegration test demonstrates that the explained and explanatory variables have a long run association. Moreover, we perform the bound ARDL test to determine whether the connection is short or long. The outcome demonstrates that the association amongst the variables is long. Additionally, when the long-term connection was used, the consequences designated a negative and significant association among marketplace capitalization and US economic growth. However, there is no immediate correlation among market capitalization. The Causality Test reveals a one-way connection among market capitalization and US economic growth.