Theses supervised by Prof. Dr. Makbule Meziyet Arı

11 theses · İstanbul Gelişim University

Master'sOpen AccessTR

Okul öncesi dönemde aile tutumlarının çocuğun sosyal-duygusal gelişimdeki etkilerinin incelenmesi

Bu araştırmanın temel amacı, aile tutumlarının okul öncesi dönemde yer alan çocukların sosyal-duygusal gelişimleri üzerindeki etkisini değerlendirebilmektir. Bu amaç doğrultusunda, araştırmanın modeli belirlenirken tarama modeli tercih edilmiştir. Araştırmanın evrenini, okul öncesi dönemde çocuğu olan ebeveynler ve çocukları oluştururken örneklem grubunu ise evren içerisinden amaçlı örnekleme yöntemi ile seçilen 150 okul öncesi çocuğu ve bu çocukların 150 ebeveyni oluşturmaktadır. Araştırmanın verileri; Kişisel Bilgi Formu, Ebeveyn Tutum Ölçeği ve Okul Öncesi Sosyal Davranış Ölçeği-Öğretmen Formu'nun uygulanmasıyla edinilmiştir. Bu doğrultuda edinilen verilerin analizinde SPSS-28 paket programı kullanılmıştır. Normal dağılım varsayımının karşılanması sebebiyle, yapılan analizlerde Frekans ve Yüzde Analizi, Bağımsız Gruplar T Testi, Tek Yönlü ANOVA, Pearson Korelasyon Analizi ve Çoklu Regresyon Analizi gibi parametrik analiz yöntemleri tercih edilmiştir. Araştırma sonunda, aile tutumlarında çocuk cinsiyeti, çocuk yaşı, ebeveyn cinsiyeti, ebeveyn medeni durumu ve ebeveyn çalışma durumuna göre anlamlı farklar bulunmuştur. Ancak aile tutumlarında ebeveyn yaşı, ebeveyn öğrenim durumu ve aile tipi kapsamında anlamlı fark belirlenememiştir. Ayrıca, sosyal-duygusal gelişimde ebeveyn öğrenim durumu ve ebeveyn çalışma durumu kapsamında anlamlı farklar olduğu sonucu elde edilmiştir. Fakat sosyal-duygusal gelişimde çocuk cinsiyeti, çocuk yaşı, ebeveyn cinsiyeti, ebeveyn yaşı, ebeveyn medeni durumu ve aile tipine dayalı olarak anlamlı sonuçlar bulunamamıştır. Ek olarak; demokratik tutumun sosyal-duygusal gelişim ile arasında pozitif yönde; otoriter ise sosyal duygusal gelişim ile arasında negatif yönde anlamlı ilişki bulunmuştur. Ancak aşırı koruyucu tutum ve izin verici tutumu sosyal-duygusal gelişim ile arasında anlamlı bir ilişki bulunamamıştır. Son olarak; aile tutumlarının sosyal-duygusal gelişim üzerindeki etkisine yönelik kurulan modelin anlamlı olduğu bulunmuştur. Aile tutumlarının sosyal-duygusal gelişim üzerindeki bağımsız etkisi incelendiğinde; demokratik tutumun sosyal-duygusal gelişim üzerinde anlamlı bir etkisi olduğu bulgusu elde edilmiştir. Ancak otoriter tutum, aşırı koruyucu tutum ve izin verici tutumun sosyal-duygusal gelişim üzerinde bağımsız olarak bir etkiye sahip olmadığı sonucu elde edilmiştir.

Hande Gümüş
İstanbul Gelişim University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

4-6 yaş çocukların problemli medya kullanımının gelişim düzeyleri, dikkat, öz düzenleme ve yürütücü işlev becerileri üzerindeki etkisinin incelenmesi

Bu çalışma, 4-6 yaş aralığındaki çocukların problemli medya kullanım düzeyleri ile dikkat, öz düzenleme ve yürütücü işlev becerileri arasındaki ilişkiyi incelemekte, aynı zamanda sosyodemografik faktörlerin bu ilişki üzerindeki olası etkilerini değerlendirmektedir. Çalışmada, örneklemi İstanbul ili Şişli ilçesindeki Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı okul öncesi eğitim kurumlarına devam eden 4-6 yaş grubundaki 143 çocuk oluşturmaktadır. Veri toplama sürecinde "Denver II Gelişimsel Tarama Testi," "Conners Öğretmen Dereceleme Ölçeği – Yenilenmiş Kısa," "Problemli Medya Kullanım Ölçeği," "Öz Düzenleme Becerileri Ölçeği" ve "Çocukluk Dönemi Yürütücü İşlev Envanteri" kullanılmış; ebeveyn, öğretmen ve çocuklardan elde edilen veriler SPSS 22.0 programı ile analiz edilmiştir. Elde edilen bulgular, anormal ve şüpheli Denver sonuçlarına sahip çocuklarda problemli medya kullanımı, yürütücü işlev ve Conners puanlarının daha yüksek, öz düzenleme puanlarının ise daha düşük olduğunu göstermektedir. Gelir düzeyi açısından anlamlı bir fark tespit edilmezken, kardeş sayısının problemli medya kullanımı, yürütücü işlev ve Conners puanlarında anlamlı farklılıklara yol açtığı görülmüştür. Cinsiyet değişkeni bakımından erkek çocukların problemli medya kullanım puanlarının daha yüksek, kız çocukların ise öz düzenleme puanlarının daha yüksek olduğu saptanmıştır. Regresyon analizi sonuçları, problemli medya kullanımının öz düzenleme ve yürütücü işlev puanlarının anlamlı bir yordayıcısı olduğunu göstermektedir. Genel olarak, bulgular problemli medya kullanımının erken çocukluk döneminde bilişsel ve davranışsal beceriler üzerinde çok yönlü etkileri olduğunu, bu etkinin cinsiyet, kardeş sayısı ve gelişimsel düzey gibi faktörlerce şekillendiğini ortaya koymaktadır. Elde edilen sonuçlar, ebeveyn, eğitimci ve politika yapıcılar için çocukların medya kullanımını düzenleme, uygun içerik seçimi ve erken müdahaleye yönelik stratejiler geliştirme konusunda yol gösterici niteliktedir. Anahtar Kelimeler: Problemli medya kullanımı, öz düzenleme, yürütücü işlev, erken çocukluk dönemi, dikkat, gelişim

Bilgenur Bilici
İstanbul Gelişim University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

4-5 yaş çocuklara uygulanan kinetik beyin egzersizlerinin vücut kompozisyonu ve esneklik becerilerine etkisinin incelenmesi

Bu araştırma okul öncesinde eğitim alan 4-5 yaş grubu çocuklara uygulanan kinetik beyin egzersizlerinin vücut kompozisyonu ve esneklik parametreleri üzerine etkilerini incelemek amacıyla yapılmıştır. Yapılan bu araştırmada deneysel araştırma modeli içinde, yarı deneysel araştırma modeli kullanılmıştır. Araştırmaya İstanbul ili, Beylikdüzü ilçesinde bulunan okul öncesi eğitimi alan 4-5 yaş arası çocuklar ailelerinden izin belgeleri alınarak çalışmaya gönüllü olarak katılım sağlamışlardır. Araştırmada yer alan çocuklar deney grubu (n=23) ve kontrol grubu (n=23) olmak üzere iki gruba ayrılmış ve toplamda (n=46) çocuk araştırmaya katılmışlardır. Araştırmada yer alan deney ve kontrol grubundaki çocukların ön testlerinde vücut yağ yüzdeleri, çap-çevre ölçümleri, esneklik ölçümleri alınmıştır. Deney grubuna 8 hafta haftada 3 gün olacak şekilde kinetik beyin egzersiz programı uygulanmış, kontrol grubuna ise herhangi bir egzersiz programı uygulanmamıştır. 8 hafta sonunda her iki grubun son testleri alınarak veriler kaydedilmiştir. Araştırmada elde edilen veriler ortalama ve standart sapma olarak belirtilmiştir. Normallik testi için Kolmogrov ve Simirnov testi kullanılmış olup verilerin normal dağılması üzerine iki grubun karşılaştırılması için Bağımsız T testi kullanılmıştır. Verilerin istatistiksel analizi için SPSS for windows 25.0 paket programı kullanılmıştır. Bu araştırmada deney ve kontrol gruplarının sonuçları göz önüne alındığında çalışma programına katılmış olan çocukların katılmayan çocuklara göre ölçümlenen değerlerinde boy, vücut ağırlığı, yağ yüzdesi, bel çevresi, boyun çevresi, kalça çevresi ölçümlerinde anlamlı bir farklılığa rastlanmazken, esneklik değerlerinde anlamlı farklılıklar olduğu sonucuna varılmıştır.

Öznur Bayramoğlu
İstanbul Gelişim University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Çocuklarını ilkokula erken yaşta başlatan ebeveynlerin çocukların akademik ve sosyal gelişim sürecine ilişkin görüşlerinin incelenmesi

Bu çalışma, Türkiye'de ilkokula başlama yaşının orta ergenlik dönemindeki çocukların akademik başarı ve sosyal davranışları üzerindeki etkilerini incelemeyi hedeflemektedir. Eğitim sisteminin temel bileşenlerinden biri olan çocukluk ve eğitim politikaları, tarihsel süreçteki değişimler ve toplumsal dinamikler bireylerin gelişimindeki rolü üzerinde durmuştur. Türkiye'de 4+4+4 eğitim modeli ile birlikte ilkokula başlama yaşı 6 olarak belirlenmiştir. Bu durumun çocukların üzerindeki bilişsel, sosyal ve duygusal gelişimleri üzerindeki etkileri tartışılmıştır. Bu çalışmada çocukları ortaokul ve lise düzeyinde eğitim görmekte olan toplam 18 ebeveyn ile fenomenoloji deseninde görüşmeler yapılmıştır. Elde edilen veriler içerik analizi yöntemi ile incelenmiştir. Sonuçlara göre; ebeveynlerin çocuklarını okula gönderme kararında birçok faktör bulunmaktadır. 4+4+4 eğitim sistemi, okul yönetimi, çevre ailelerin tutumları, iş durumu, ekonomik durum ve aile içindeki öneriler önemli rol oynamaktadır. Ebeveynler, çocuklarının akademik ve sosyal durumunu dikkate alarak karar vermekte, ancak erken yaşta okula başlatma konusunda genellikle olumsuz görüşler bildirmektedir. Özellikle çocukların duygusal hazır olmaması, sosyal sorunlar ve özgüven kaybı gibi zorluklar dikkat çekmektedir. Ebeveynler, 4+4+4 eğitim sisteminin bireysel farklılıkları göz ardı ettiğini ve düşük gelirli ailelere yeterli destek sağlamadığını ifade etmektedir. Eğitim ortamındaki uyumsuzluk ve rehberlik hizmetlerinin yetersizliği de sıklıkla dile getirilmektedir. Çocukların akademik zorluklar yaşadığı, özellikle yazma ve dikkate dayalı derslerde gecikmeler olduğu gözlemlenmiştir. Bazı çocuklar ise bilişsel avantajlar ve sosyallik kazanmışlardır. Erken eğitim sürecinde çocuklar psikolojik stres, yabancılaşma ve sosyal uyum eksikliği yaşamıştır. Uzun ders süreleri ve pandemi koşulları da bu zorlukları artırmıştır. Ebeveynler, çocuklarını desteklemek için müdahale etmekte ve öğretmenlerle iş birliği yapmaya çalışmaktadır. Çocuklar, dikkat süresi, yazılı ödevler ve grup çalışmalarında zorluk çekse de, yaratıcılık ve liderlik becerileri ile dikkat çekmektedir.

Didem Albayrak
İstanbul Gelişim University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Rehabilitasyonda aile işlevselliğinin farklı kültürel ve sosyoekonomik bölgelere göre ölçülmesi

Bu araştırmanın amacı özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerinde eğitim gören çocuklarının ailelerinin işlevselliklerinin farklı sosyoekonomik ve kültürel bölgelere göre incelenmesidir. Bu araştırmanın evreni İstanbul ili Avcılar, Esenyurt ve Şişli ilçesinde yer alan çeşitli özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerine devam eden özel gereksinimli çocuklarının aileleridir. Araştırmanın örneklem gurubu ise amaçlı örnekleme yöntemi ile seçilmiş ve araştırmaya katılmak için gönüllü olan 420 aile oluşturmaktadır. Ailelere mevcutta devam ettikleri özel eğitim ve rehabilitasyon merkezleri aracılığı ile ölçek ve anketler uygulanmıştır. Araştırmanın verileri; bu araştırmada veri toplama aracı olarak Sosyodemografik Bilgi Formu ve Rehabilitasyonda Aile İşlevselliği Ölçeği kullanılmıştır. Araştırma sürecinde, özel eğitim ve rehabilitasyon merkezinde eğitim gören özel gereksinimli çocukların ailelerinden elde edilecek veriler SPSS-28 istatistik programında kodlanarak analiz edilmiştir. Bu bağlamda öncelikle katılımcıların kişisel bilgilerine ilişkin frekans ve yüzdeler hesap edilecektir. Araştırma sonunda aile işlevselliğinin yaşanılan yere, ebeveynin cinsiyetine, öğrenim durumuna, özel gereksinimli çocuğun cinsiyetine, aile tipine, ailenin ekonomik düzeyine, ailedeki çocuk sayısına, özel gereksinimli çocuğun yaşına ve tanısına göre anlamlı düzeyde yüksek puan aldığı sonucu elde edilmiştir.

Okul-aile birliğiÖzel eğitimÖzel eğitim kurumları+1
Nursena Budak
İstanbul Gelişim University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Rehabilitasyonda aile işlevselliğinin farklı kültürel ve sosyoekonomik bölgelere göre ölçülmesi

Bu araştırmanın amacı özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerinde eğitim gören çocuklarının ailelerinin işlevselliklerinin farklı sosyoekonomik ve kültürel bölgelere göre incelenmesidir. Bu araştırmanın evreni İstanbul ili Avcılar, Esenyurt ve Şişli ilçesinde yer alan çeşitli özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerine devam eden özel gereksinimli çocuklarının aileleridir. Araştırmanın örneklem gurubu ise amaçlı örnekleme yöntemi ile seçilmiş ve araştırmaya katılmak için gönüllü olan 420 aile oluşturmaktadır. Ailelere mevcutta devam ettikleri özel eğitim ve rehabilitasyon merkezleri aracılığı ile ölçek ve anketler uygulanmıştır. Araştırmanın verileri; bu araştırmada veri toplama aracı olarak Sosyodemografik Bilgi Formu ve Rehabilitasyonda Aile İşlevselliği Ölçeği kullanılmıştır. Araştırma sürecinde, özel eğitim ve rehabilitasyon merkezinde eğitim gören özel gereksinimli çocukların ailelerinden elde edilecek veriler SPSS-28 istatistik programında kodlanarak analiz edilmiştir. Bu bağlamda öncelikle katılımcıların kişisel bilgilerine ilişkin frekans ve yüzdeler hesap edilecektir. Araştırma sonunda aile işlevselliğinin yaşanılan yere, ebeveynin cinsiyetine, öğrenim durumuna, özel gereksinimli çocuğun cinsiyetine, aile tipine, ailenin ekonomik düzeyine, ailedeki çocuk sayısına, özel gereksinimli çocuğun yaşına ve tanısına göre anlamlı düzeyde yüksek puan aldığı sonucu elde edilmiştir.

Okul-aile birliğiÖzel eğitimÖzel eğitim kurumları+1
Nursena Budak
İstanbul Gelişim University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Sosyo-ekonomik durumun okul öncesi dönem çocuklarının çevre farkındalığına etkisi

Durmaksızın gelişen teknolojinin etkisi insanların yaşam tarzlarında değişikliklere neden olmaktadır. Değişikliklerin başlıca etkilerinden biri olarak yaşam alanlarının doğal ortamlardan betonlaşmış kalabalık şehirlere doğru şekillenmesi sonucunda insanların doğal çevre ile etkileşimi kısıtlanmış, hatta insanlar doğadan çekinir hale gelmiştir. Özellikle şehirleşme oranının ve sosyoekonomik düzeyin yüksek olduğu bölgelerde çeşitli nedenlerle çocukların doğrudan doğa deneyimlerinde bulunmasına olumsuz bir tavır sergilenmeye başlanmıştır. Bu tavır çocukların çevreye karşı olumlu tutum geliştirmesi için bir engel oluşturmaktadır. İçlerinde yaşadıkları çevre ne olursa olsun 21. yüzyıl ailelerinin sosyoekonomik düzeyleri çocukların teknolojiyle tanışma yaşına etki edebilmektedir. Bu araştırmada farklı sosyoekonomik düzeylerdeki çocukların çevre ile ilgili çeşitli durumlara karşı algılarının araştırılması amaçlanmıştır; hangi sosyoekonomik düzeydeki çocukların doğa deneyimlerinin daha fazla olduğu, bu deneyimlerin doğa farkındalıklarına bir etkisinin olup olmadığı ve yüksek farkındalık gösteren çocukların doğal ortamda aktif oyun deneyimi ve dijital ortamda oyun seçeneklerinden hangisini seçtikleri tespit edilmek istenmektedir. Bu amaç doğrultusunda, çalışmada nitel araştırma yöntemlerinden durum çalışması yöntemi kullanılmıştır. Çalışma grubunu Trabzon İl Milli Eğitim Müdürlüğü'ne bağlı 4 okul öncesi eğitim kurumundaki 20 çocuk; Rize İl Milli Eğitim Müdürlüğü'ne bağlı 3 okul öncesi eğitim kurumundaki 15 çocuk olmak üzere toplam 35 çocuk ve velileri oluşturmuştur. Veriler araştırmacı tarafından oluşturulan görsellerin kullanıldığı yarı yapılandırılmış görüşmeler ve demografik bilgi toplamak amacıyla oluşturulan aile bilgi formu ile toplanmıştır. Araştırma sonucunda çocuğun yaşı, kardeş sayısı, okul öncesi eğitim kurumundaki senesi, anne baba eğitim düzeyi, aile gelir düzeyi ve anne mesleğinin çevre farkındalığını etkilediği görülmüştür. Yüksek farkındalık gösteren çocukların doğal ortamda oyun oynamayı tercih ettikleri sonucuna ulaşılmıştır.

Beyza Ece Daş
İstanbul Gelişim University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Ebeveyn çocuk ilişkisinin 48-72 aylık çocukların sosyal problem çözme becerileri arasındaki farklılaşmanın incelenmesi

''Ebeveyn Çocuk İlişkisinin 48-72 aylık çocukların sosyal problem çözme becerileri arasındaki farklılaşmanın incelenmesi'' konulu araştırmada ebeveyn çocuk ilişkisinin 48-72 aylık çocukların sosyal problem çözme becerileri ve bu becerilerin ebeveyn-çocuk ilişkisi yönünden etkilenip etkilenmemesi aynı zamanda konunun çeşitli demografik parametreler açısından incelenmesi amaçlanmaktadır. Araştırmanın evren ve örneklemini, 2021-2022 eğitim-öğretim yılında İstanbul ili Küçükçekmece ilçesindeki Milli Eğitim Bakanlığına bağlı özel ve devlet okul öncesi eğitim kurumları oluşturmaktadır. İlişkisel tarama modelinde yürütülen araştırmanın veri toplama aşamasında; çocukların ailelerinden demografik bilgilerin alınması amacıyla ''Kişisel Bilgi Formu'' 48-72 aylık çocukların sosyal problem çözme becerilerini ölçmek amacıyla "Sosyal Problem Çözme Becerileri Ölçeği ve bu beceriyi ebeveyn çocuk ilişkisi yönünden inceleyebilmek amacıyla "Ebeveyn Çocuk İlişkisi Ölçeği'' kullanılmıştır. Araştırmanın sonucuna göre ebeveyn çocuk ilişkisinin 48-72 aylık çocukların sosyal problem çözme becerileri arasındaki farklılaşma incelendiğinde anne olumlu ebeveyn çocuk ilişkisi puanı bakımından, gruplar arasında anlamlı bir farklılık olduğu saptanmıştır. Buna göre olumlu sosyal problem çözme becerisi üst düzey olanların orta olanlara göre ebeveyn-çocuk ilişkisinden aldıkları puanın daha yüksek olduğu tespit edilmiştir.48-72 aylık çocukların sosyal problem çözme becerilerine etkisine ilişkin anne olumsuz ebeveyn-çocuk ilişkisi puanı, baba olumlu ebeveyn-çocuk ilişkisi puanı ve baba olumsuz ebeveyn çocuk ilişkisi puanları bakımından anlamlı bir farklılık tespit edilmemiştir. Baba yaşına göre Ebeveyn Çocuk İlişkisi Ölçeği'nden alınan puanlar incelendiğinde, baba yaşı düzeyleri arasında anne olumlu ebeveyn çocuk ilişkisi puanı, anne olumsuz ebeveyn çocuk ilişkisi puanı, baba olumsuz ebeveyn çocuk ilişkisi puanı arasında anlamlı bir ilişki olmadığı tespit edilmiştir. Ancak baba yaşı düzeyleri arasında baba olumlu ebeveyn çocuk ilişkisi puanları bakımından anlamlı bir farklılık olduğu saptanmıştır. Baba mesleğine göre Ebeveyn Çocuk İlişkisi Ölçeği'nden alınan puanlar incelendiğinde baba meslek düzeyleri arasında anne olumlu ebeveyn çocuk ilişkisi puanı, anne olumsuz ebeveyn çocuk ilişkisi puanı, baba olumsuz ebeveyn çocuk ilişkisi puanı arasında anlamlı bir ilişki olmadığı tespit edilmiştir ancak baba meslek düzeyleri arasında babanın olumlu ebeveyn çocuk ilişkisi puanı bakımından anlamlı bir farklılık tespit edilmiştir. Hangi meslek düzeyleri arasında anlamlı farklılık olduğunun tespiti incelendiğinde, baba meslek düzeyi memur olanların olumlu ebeveyn çocuk ilişkisi ortalama puanının, esnaflara, işçilere ve hizmet sektöründe çalışanlara göre daha yüksek olduğu yani, babasının mesleği memur olanların ebeveyn çocuk ilişkisinde olumlu tutumunun babası esnaf, işçi ve hizmet sektöründe olanlara göre daha fazla olduğu söylenebilmektedir. 48-72 aylık çocukların demografik bilgileri ile Sosyal Problem Çözme Becerileri arasındaki farklılaşma incelenmiştir. Buna göre yalnızca baba eğitim durumu düzeyleri ile Sosyal Problem Çözme Becerilerine etki düzeyleri arasında anlamlı bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Buna göre öğrenim durumu ortaöğretim olanların Sosyal Problem Çözme Becerilerine etki düzeyi alt düzeyde iken, eğitim durumu yükseköğretim olanların Sosyal Problem Çözme Becerilerine etki düzeyi orta düzeyde olduğu gözlenmektedir.

AileAile içi ilişkilerProblem çözme+3
Şeyda Akkuş
İstanbul Gelişim University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Çocuk gelişimi eğitimi alan ve almayan annelerin çocuk yetiştirme tutumlarının incelenmesi

Annelik beraberinde birçok sorumluluğu, yeni rolleri ve bir değişim sürecini getiren kritik bir geçiş dönemidir. Annelik rolü ve buna bağlı olarak çocuk yetiştirme davranışları bazı faktörlerden etkilenebilmektedir. Bu faktörlerden birisi çocuk gelişimi ile ilgili bilgi durumu olarak değerlendirilebilir. Bu kapsamda bu araştırmanın amacı, çocuk gelişimi alanında lisans seviyesinde eğitim alan anneler ile çocuk gelişimi alanında eğitim almamış annelerin çocuk yetiştirme tutumlarının çeşitli demografik değişkenlere göre incelenerek, iki grup arasındaki benzerlikler ve farklılıkların ortaya konulmasıdır. Araştırmada, ölçüt örnekleme ve kartopu örnekleme yöntemi ile belirlenen 52 çocuk gelişimi alanında lisans seviyesinde eğitim alan anne ve 51 çocuk gelişimi alanında eğitim almayan anne olmak üzere toplam 103 anneye ulaşılmıştır. Araştırma verileri araştırmacı tarafından geliştirilen "Kişisel Bilgi Formu" ve Kılınç (2011) tarafından geliştirilen "Çocuk Yetiştirme Tutum Ölçeği" aracılığıyla toplanmıştır. Verilerin analizinde SPSS 21 Paket Programı kullanılmıştır. Verilerin normal dağılıma uygunluğu için çarpıklık ve basıklık değerleri dikkate alınmıştır. Verilerin dağılımı doğrultusunda parametrik ve parametrik olmayan istatistiksel analizler gerçekleştirilmiştir. Ayrıca verilerin güvenirliği bağlamında Croanbach Alpha İç Tutarlık Katsayısı ölçeklerin geneli ve alt boyutları için hesaplanmıştır. Verilerin analizinde, frekans, aritmetik ortalama, standart sapma, t-testi, Pearson Correlation testi, tek yönlü varyans analizi, Post-Hoc test istatistikleri testlerinden yararlanılmıştır. Sonuç olarak çocuk gelişimi alanında lisans seviyesinde eğitim alan anneler ile çocuk gelişimi alanında eğitim almamış annelerin çocuk yetiştirme tutumları arasında, çocuk gelişimi alanında lisans seviyesinde eğitim anneler lehine anlamlı bir ilişkinin olduğu görülmektedir. Tüm sosyo-demografik değişkenlere göre demokratik ve koruyucu tutum puanları çocuk gelişimi alanında lisans seviyesinde eğitim alan annelerde daha yüksek olurken, otoriter ve aşırı hoşgörülü tutum puanlarının ise çocuk gelişimi alanında eğitim almayan annelerde daha yüksek olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bu kapsamda genç annelerin daha ileri yaşlardaki annelere göre, bir çocuk sahibi annelerin birden fazla çocuk sahibi annelere göre, küçük çocuk sahibi annelerin büyük çocuk sahibi annelere göre, kız çocuk sahibi annelerin erkek çocuk sahibi annelere göre, şimdiki çocuğu üçüncü ve daha sonraki çocuğu olan annelerin şimdiki çocuğu bir veya ikinci çocuğu olan annelere göre, çocuğuna kendisi bakım veren annelerin çocuğuna bakımda destek alan annelere göre çocuk yetiştirme tutumlarının anlamlı seviyede farklılaştığı görülmektedir.

Anne eğitimiAnnelerTutumlar+2
Vesile Nazlı Topçak
İstanbul Gelişim University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Okul öncesi dönem çocukların dijital oyun bağımlılık eğilimi ve oyun türlerine göre saldırganlık yönelimlerinin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı, okul öncesi dönem çocukların dijital oyun bağımlılık eğilimi ve oyun türlerine göre saldırganlık yönelimlerinin incelenmesidir. Araştırmanın çalışma grubunu İstanbul'un Sultangazi ilçesinde bulunan anaokullarına devam etmekte olan 5-6 yaş grubu 249 çocuk ve anne-baba oluşturmaktadır. Çalışmada veri toplama aracı olarak "Kişisel Bilgi Formu", çocukların saldırganlık yönelimini ölçmek amacı ile " 36-72 Aylık Çocuklara Yönelik Saldırganlık Yönelim Ölçeği" dijital oyun bağımlılık eğilimini ölçmek amacıyla "Dijital Oyun Bağımlılık Eğilimi Ölçeği" ve çocukların oyuncak tercihlerini öğrenebilmek için araştırmacı tarafından önceki çalışmalar incelenerek hazırlanmış olan "Çocukların Tercih Ettiği Oyun Türleri Formu" kullanılmıştır. Araştırmanın sonucunda elde edilen verilere göre, Dijital Oyun Bağımlılık Eğilimi geneli ile çatışma, sürekli oynama ve hayata yansıtma alt boyutları cinsiyete göre anlamlı düzeyde farklılık gösterdiği, erkeklerin Dijital Oyun Bağımlılık Eğilimi geneli ile çatışma, sürekli oynama ve hayata yansıtma alt boyutları düzeyleri kızlardan anlamlı derecede daha yüksek olduğu saptanmıştır. Başkalarına yönelik fiziksel saldırganlık ve nesnelere/eşyalara yönelik saldırganlık düzeyleri cinsiyete göre anlamlı düzeyde farklılık göstermekte ve bu saldırganlık düzeyleri erkeklerde daha yüksek olduğu görülmektedir. Saldırganlık yönelim ölçeğin geneli ile başkalarına yönelik fiziksel saldırganlık, başkalarına yönelik ilişkisel saldırganlık, kendine yönelik saldırganlık alt boyutlarının ailenin gelir durumuna göre anlamlı düzeyde farklılık gösterdiği görülmüştür. Dijital oyun bağımlılık eğilimi ölçeği geneli için; minyatür oyuncak tercih edenlerin dijital oyun bağımlılık eğilimi genel düzeyi, bebekler, güncel kahramanlar, manipülatif oyuncaklar, elektronik oyuncaklar, şiddet içerikli oyuncaklar ve müzikli oyuncaklar tercih edenlerin dijital oyun bağımlılık eğilimi genel düzeyinden anlamlı derecede daha yüksek olduğu saptanmıştır. Dijital oyun bağımlılık eğilimi ölçeği genelinin saldırganlık yönelim ölçeği geneli ile %26,9 düzeyinde, başkalarına yönelik fiziksel saldırganlık ile %32, başkalarına yönelik ilişkisel saldırganlık ile %17, nesnelere/eşyalara yönelik saldırganlık alt boyutu ile %25,9 düzeyinde pozitif yönlü anlamlı ilişki bulunmaktadır.

BağımlılıkOkul öncesi dönemOkul öncesi çocuklar+3
Ayşenur Gölge
İstanbul Gelişim University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

3-6 yaş anaokulu öğrencilerinin okula başlama kaygı düzeyinin, anne- çocuk bağlanma stiliyle ilişkisi

Bu araştırma, okul öncesi kuruma yeni başlayan 3-6 yaş aralığındaki çocukların 0-2 yaş bebeklik dönemlerinde bakım verene bağlanma stilinin okula başlama kaygısıyla ilişkisini incelemeyi amaçlamaktadır. Okul öncesi eğitime yeni başladıkları ve oryantasyon adını verdiğimiz alışma döneminde bakım verenden ayrılamama, okula adapte olamama durumunun 0-2 yaş sürecinde anneye bağlanma ile ilişkisinin olup olmamasını amaçlamaktadır. Araştırmanın örneklemini; 2021-2022 eğitim öğretim yılında İstanbul ilinde bulunan 3 farklı özel anaokuluna devam eden, öğrenime başlama dönemi olan Eylül ayından itibaren en az 1 ay okula gelmiş olup; anneden ayrılma güçlüğü yaşama, sınıfa girmek istememe, sınıfa girse bile sürekli ağlama sorunlarını yaşayan, 3-6 yaş aralığında bulunan çocuklar gözlemlenip anneleri ile çalışma yapılmıştır. Araştırma için gerekli olan veriler nicel araştırma yöntemlerinden biri olan ölçekler ile toplanmıştır. Araştırmanın örneklemi 2021-2022 öğretim yılında İstanbul ili Avcılar ilçesinde bulunan, Milli Eğitime bağlı özel okul öncesi eğitim kurumlarına devam eden 3-6 yaş aralığın da 70 çocuğun anneleri ile 6 okul öncesi öğretmeni olmak üzere toplam 76 kişiden oluşmaktadır. Okul yönetiminin desteği alınarak, anne ve çocuğun demografik özelliklerini belirleyebilmek amacıyla ailelere 'Anne- Bebek Tanıtıcı Bilgi Formu' doldurulmuştur. Bu form çocukta yaş, cinsiyet, kardeş sayısı, anne yaşı, annenin eğitim düzeyi, annenin mesleği ve annenin doğurganlığa ait bilgileri kapsamaktadır. Veri toplama aracı olarak; ''Anne- bebek Tanıtıcı Bilgi Formu '', ''Çocuk ayrılma kaygısı ölçeği'' anne- baba ve öğretmen formu, ''Anne- bebek bağlanma ölçeği'' uygulanmıştır. Çalışmadan elde edilen verilerin analizi SPSS 18 paket programı aracılığı ile gerçekleştirilmiştir. Araştırma sonuçlarına göre, okul öncesi eğitime yeni başlayan çocukların ayrılma kaygıları ile annelerinin ayrılma kaygısının 0-2 yaşta oluşan bağlanma stili arasında ilişki bulunamamıştır. Ayrıca çocuk ayrılma kaygısı puanının kardeş sayısı, annenin eğitim durumu, çocukların cinsiyeti, annelerin çalışma durumları ve annenin çocuk sayısı değişkenlerine göre farklılık göstermediği belirlenmiştir. Çocukların kaygılarının ise yaşlarına göre farklılık gösterdiği bulunmuştur. 3 yaş çocuğunun kaygı puanı, 4-5 yaş çocuğun kaygı düzeyine oranla anlamlı çıkmıştır.

Ana-babaya bağlanmaAnaokullarıAnksiyete+4
Özge Köse
İstanbul Gelişim University · Institute of Graduate Studies
2023
00

Other supervisors