Theses supervised by Prof. Dr. Mehmet Cihangir
19 theses · Osmaniye Korkut Ata University
Finansal verilerle etkinlik ölçümü: Türkiye'nin en büyük 500 sanayi şirketinden gıda ve içecek firmaları üzerine bir uygulama
Bu çalışmada veri zarflama analizi kapsamında CCR ve BCC modelleri kullanılarak 2016-2020 döneminde Türkiye'nin en büyük 500 şirketi (İSO 500 listesinde yer alan) ve gıda - içecek sektöründe faaliyet gösteren 45 şirketin etkinliklerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Etkinliklerin ölçümünde kullanılan modellerin çözümünde veri zarflama analizinin özel yazılımlarından olan DEA Solver (Data Envelopment Analysis Solver) yazılımı kullanılmış ve her bir yıl için ortalama etkinlik yüzdesi hesaplanmıştır. Analizde kullanılan veriler İSO 500 dergileri ve Kamuyu Aydınlatma Platformunun (KAP) da içinde bulunduğu birçok farklı kanaldan elde edilmiştir. Yapılan analiz sonucunda 2016-2020 döneminde Türkiye'nin en büyük 500 şirketi listesinde yer alan gıda firmalarının etkinlik ortalamalarının CCR modeline göre %64, BCC modeline göre %76 olduğu belirlenmiş ve 2020 yılı baz alındığında 45 gıda firmasından CCR modeline göre 9'unun, BCC modeline göre 22'sinin etkin olduğu tespit edilmiştir. Firmaların 2020 yılına ait CCR modeli dikkate alınarak etkinlik düzeyleri incelendiğinde, etkin olmayan 36 firmanın etkin olabilmesi için referans kümeleri hesaplanmış ve bu firmaların etkinliği sağlayabilmesi için yapması gereken öneri niteliğindeki potansiyel iyileştirmeler ayrı ayrı belirtilmiştir. Anahtar Kelimeler: Veri Zarflama Analizi, Etkinlik, İSO 500, Gıda ve İçecek Sektörü.
Şirketlerde finansal sıkıntıya neden olan işletme içi ve işletme dışı faktörlerin belirlenmesine yönelik Borsa İstanbul'da bir uygulama
Ticari şirketlerin temel amacı piyasa değerini maksimum düzeye çıkarmak ve sürdürülebilir olmaktır. Şirketler bu amaçlarını ekonomik sistem içerisinde yer alan aktörlerle uyumlu bir şekilde gerçekleştirmeye çalışırlar. Şirketler faaliyetlerini yürütürken işletme içi veya işletme dışı aktörlerin sebep olduğu birtakım sorunlarla karşılaşabilmektedirler. Şirketlerin maruz kaldığı en önemli sorunlardan birisi ise finansal sorunlardır. Şirketlerin yaşadığı finansal sorunlar veya zorluklar uzun zamandan beri araştırmacıların ilgisini çekmektedir. Konuyla ilgili literatürde oldukça fazla sayıda çalışma mevcuttur. Finans bilimi çevresinde bu konu farklı kavramlarla anlatılmaktadır. Kavramların birçoğu birbirlerini desteklemekte ve aynı anlama gelmektedir. Çalışmada da bu kavrama finansal sıkıntı adıyla yer verilmiştir. Finansal sıkıntı; şirketlerin vadesi gelen yükümlülüklerini karşılayamaması olarak ifade edilmektedir. Şirketlerin finansal sıkıntı yaşamasında ise birden fazla faktör etkili olabilmektedir. Finansal sıkıntıya neden olan bu unsurları ortadan kaldıramayan şirketler faaliyetlerini sonlandırmak zorunda kalabilmektedir. Şirketlerin varlıklarının devam edememesi sonucunda da ilgili taraflara birtakım maliyetler yüklenmektedir. Finansal sıkıntının bu bağlamda ele alındığında oldukça önemli bir konu olduğu görülmektedir. Finansal sıkıntının araştırılmasına katkı sağlamak amacıyla; finansal sıkıntının tespit edilmesi, finansal sıkıntının önceden tahmin edilmesi, finansal sıkıntının belirleyicilerinin ortaya çıkarılması ve finansal sıkıntının ölçülmesi için sayısal modellerin geliştirilmesini içeren çok sayıda çalışma gerçekleştirilmiştir. Bu çalışmaların amacı, şirketlerin varlıklarını devam ettirebilmelerini ve finansal sıkıntı konusunda ihtiyaç duyulan önlemlerin alınmasını sağlamaktır. Bu çalışmada, işletme içi finansal sıkıntı faktörlerinden olan finansal oranlar ve işletme dışı finansal sıkıntı faktörlerinden olan makroekonomik değişkenlerin finansal sıkıntıyla ilişkisi incelenmiştir. Çalışmanın örneklemi Borsa İstanbul imalat sektöründe yer alan şirketlerden oluşmaktadır. Bu kapsamda Borsa İstanbul'da 2006-2022 yılları arasında kesintisiz olarak işlem gören 109 şirket tespit edilmiştir. Çalışmada, şirketlerin finansal oran verileri ile Türkiye ekonomisini temsil eden makroekonomik değişkenlere ait veriler kullanılmıştır. Finansal sıkıntıyı temsil etmesi amacıyla sekiz farklı finansal sıkıntı tahmin modeline yer verilmiştir. Panel veri analizi yönteminin kullanıldığı çalışmada toplam 24 farklı tahmin modeli oluşturulmuştur. Analiz sonuçları genel anlamda değerlendirildiğinde oluşturulan modellerin çoğunda, bağımsız değişken olarak finansal oranların, makroekonomik faktörlerden daha fazla açıklayıcı olduğu görülmektedir. Bu sonuç, şirketlerin finansal sıkıntılı olma durumunu, işletme içi finansal sıkıntı faktörlerinden olan finansal oranların daha fazla etkilediğini göstermektedir.
COVİD 19 pandemisinin pay getirilerine etkisi: Borsa İstanbul ve OECD pay piyasalarından bulgular
Bu tezde COVID-19 pandemisinin Borsa İstanbul (BİST) ve OECD pay piyasalarında pay getirilerine etkisi incelenmektedir. Bu tez BIST sınai endeksi payları ve OECD pay piyasaları örnekleminde iki farklı uygulama bölümü içermektedir. İlk uygulama bölümünde COVID-19 kaynaklı yatırımcı duyarlılığı, COVID-19 vaka artışı ve kamu politika aksiyonlarının OECD pay piyasalarına etkileri panel veri analizi kullanılarak incelenmiştir. Bulgular COVID-19 kaynaklı yatırımcı duyarlılığının pay piyasa getirilerini negatif etkilediğini göstermiştir. COVID-19 vaka artışları pay piyasa getirilerini negatif etkilemektedir. Ayrıca bulgular COVID-19 kamu politika aksiyonlarının pay piyasa getirileri üzerinde olumlu etkisi olduğunu göstermiştir. Son olarak ülke spesifik sonuçlar ise sonuçların ülkeler arasında değişebildiğini göstermiştir. Ayrıca duyarlılık modeli sonuçları temel sonuçların farklı değişken tanımlamalarına karşı tutarlı olduğunu göstermiştir. İkinci uygulama bölümünde BIST sınai endeksi payları örnekleminde pay getirilerinin Dünya Sağlık Örgütü tarafından COVID-19'un pandemi olarak ilan edilmesine karşı nasıl tepki verdikleri ve paylara ve firmaya özgü mikro faktörlerin pay piyasa tepkileri üzerindeki rolü incelenmektedir. Payların piyasa tepkilerinin ölçülmesinde olay analizi yöntemi kullanılmıştır. Sonuçlar COVID-19'un pandemi olarak ilan edilmesinin negatif anormal getirilere yol açtığını göstermiştir. Ayrıca yapılan bağımsız örneklem t-testi sonuçları daha küçük, kurumsal yatırımcı oranı daha düşük, nakit oranı daha düşük, daha az karlı işletmelere ait payların ve kendine özgü oynaklığı daha yüksek payların COVID-19 karşısında daha düşük kümülatif anormal getirilere sahip olduklarını göstermiştir. Son olarak payların COVID-19 karşısında kümülatif anormal getirilere etkileyen faktörlerin belirlenmesi üzere çok değişkenli regresyon analizi uygulanmıştır. Bulgular aktif büyüklük, kurumsal yatırımcı oranı, nakit oranı ve karlılık oranı değişkenlerinin kümülatif anormal getirileri pozitif biçimde etkilediğini göstermiştir.
Türk aile yapısının finansal karar alma süreçleri üzerine etkisini ölçmeye yönelik yapısal eşitlik modeli ile bir uygulama: Ankara İli örneği
Finansal sistemde birçok anomalinin araştırıldığı davranışsal finans alanı, her geçen gün yeni konular ve araştırmalarla gelişmeye devam etmektedir. İnsan davranışları temelinde, finans alanının ilgi alanlarından birisi toplumsal içerikleri konu alan sosyolojinin ilgi alanına giren aile finans ilişkileridir. Toplumsal hayatın temel taşlarından biri olan aileler finansal sistem içinde önemli düzeyde fonlara sahip olup, bu fonları kullanmalarına rağmen finansal aktörlerce yeterince ilgi gösterilmediği, yeterince araştırmalara konu yapılmadığı görülmektedir. Oldukça karmaşık ve birçok alanla ilgili olan aile kurumunun, bireyin yaşamında en önemli çevresel etkenlerden biri olduğu gerçeğinden hareketle, toplumsal ilişkilere yol ve yön gösterdiği gibi finansal kararlarda da etkili faktörlerden biri olduğu açıktır. Finansal kararları etkileyen faktörlerin her geçen gün sorgulandığı finans literatüründe finansal kararların aile kaynaklı nedenlerini ortaya koymak hem bireyin refahı hem de finansal sistemdeki diğer aktörler için gerekli bir husustur. Bireyin yatırım, tasarruf, nakit ve borçlanmaya ilişkin finansal kararları finansal davranış olarak ifade edilmektedir. Aile yapıları, aile değerleri gibi aile özelliklerinin bireyin finansal davranışlarında etkisinin belirlenmesi, bu faktörlerin ortaya konması, araştırılarak sonuçlara ulaşılması gerekmektedir. Finansal davranışları etkileyen aile kaynaklı faktörlerin gözden geçirilmesi ve yeni faktörler eklenmesi literatüre katkı sağlayacaktır. Araştırma kapsamında ortaya konulan hususlarla ilgili olarak finansal aktörlerin bilgilendirilmesi, bilinçlendirilmesi, sağlıklı ve öngörülebilir finansal sistemin gelişimine katkı sağlayacak, bireysel ve kurumsal finans aktörlerine yol ve yön gösterecektir. Bu çalışmada Türk aile yapısının finansal kararlar üzerindeki etkisinin incelenmesi amaçlanmakta, aile yapıları ile birlikte aile değerlerinin de finansal kararlar üzerindeki etkilerinin incelenmesi hedeflenmektedir. Bu bağlamda aile yapıları ve aile değerleri değişkenlerinin, finansal yönetim davranış değişkenleri alt boyutları olan nakit yönetimi, borç/kredi yönetimi, tasarruf/yatırım yönetimi arasındaki ilişkileri irdelenmiştir. Ayrıca bireyin finansal bilgi düzeyi ve finansal tutum değişkenleriyle aile yapıları ve aile değerleri değişkenleri arasındaki ilişkilere de bakılmıştır. Demografik değişkenler arasındaki ilişkileri gözlemlemek, değişkenler arasında anlamlı düzeyde farklılık olup olmadığının tespiti amacıyla T-testi, Anova gibi parametrik testler kullanılarak sonuçlar yorumlanmıştır. Çalışmada temel olarak tezin amacına uygun olarak, Türk aile yapısının finansal kararlara etkisini test etmek amacıyla değişkenler arası çok yönlü nedensellik ilişki incelemesi ve değişkenler arası yol analizi yapan Yapısal Eşitlik Modeli (YEM) kullanılmıştır. Çalışmada kullanılan sosyodemografik ve sosyoekonomik değişkenler ile ilgili analiz sonuçlarında ailenin gelir düzeyi ile finansal tutum arasında, ailedeki çocuk sayısı ile tutum arasında, evlilik süresi ile finansal tutum arasında, ailedeki ebeveyn durumuyla finansal tutum arasında, ailenin çocuklu, çocuksuz çekirdek aile ile geniş aile yapısında olmaları ile finansal tutum arasında, ailenin yerleşim yerine göre aile yapıları ile finansal tutum arasında anlamlı bir ilişki bulunduğu tespit edilmiştir. Yapısal Eşitlik Modeli analiz sonuçlarına göre Türk aile yapısının finansal yönetim davranışı üzerinde etkisi olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca Türk aile yapısı alt boyutları olan sosyal aile algısı, aile yapısı algısı ve ailede güç dengesi alt boyutlarının da finansal yönetim davranışı üzerinde etkisi olduğu gözlemlenmiştir. Aile değerlerinin finansal yönetim davranışı üzerinde anlamlı düzeyde bir etkisi olmadığı görülmüştür. Çalışma kapsamında Türk aile yapısının finansal yönetim davranışına etkisinde finansal bilginin aracılık rolünün olduğu tespit edilmiştir. Bu sonuçlara göre aile yapıları kişinin finansal yönetim davranışlarını etkileyen önemli faktörlerden biri iken, Türk aile yapısının finansal yönetim davranışına etkisinde finansal bilgi düzeyi ise bu etkiye aracılık yapan bir faktör olarak gözükmektedir.
Bireysel yatırımcıların İslami finans okuryazarlığı üzerine TR63 bölgesi'nde ankete dayalı bir değerlendirme
Küresel anlamda varlığını kanıtlamış geleneksel finansal sistemler yaşamlarını hızla gelişerek devam ettirmektedirler. Bu sistemlerde bireylerin etkin rol oynaması hem kişisel ekonomiler hem de ülke ekonomileri açısından büyük bir önem arz etmektedir. İslam dininin ekonominin temel enstrümanlarından biri olan faizi şiddetle yasaklaması sonucunda, İslam dinine ve getirdiği kurallara bağlılığı güçlü olan pek çok bireysel yatırımcının alternatif yöntem ve uygulamaları bilmemesinden kaynaklı olarak tasarruflarını yeterince verimli ve etkin biçimde değerlendiremediği gözlenmektedir. Oysa yaşanan sorunlara çözüm olabilecek İslami yaşama uygun çok sayıda prensip, kural ve enstrümanlara dayalı İslami finansal sistemler geliştirilmiştir. Ancak çoğu ülkede bireylerin söz konusu sistemler hakkında fazla bilgiye sahip olmadıkları gözlenmektedir. Sistemin sorunsuz bir şekilde gelişerek hayatına devam edebilmesi için yatırımcıların bu konuda bilgilendirilmesi ve bilinçlendirilmesi gerektiği açıktır. Ancak bu bilinçlendirme öncesinde bireylerin konuyu ne ölçüde bildikleri ve benimsediklerinin ölçümlenmesi gerekmektedir. Böylelikle konuya ilişkin çözümlemeler daha kolaylıkla yapılabilecek, yol haritaları daha rahatlıkla çizilebilecektir. Ülkemizde de bu ölçümlemelerin yapılmasının önemi düşünülerek, çalışmamızda TR63 bölgesi olarak gruplandırılmış olan, Osmaniye, Hatay ve Kahramanmaraş illerini kapsayan bölgedeki bireysel yatırımcıların İslami finansal okuryazarlık düzeyleri ölçülmeye çalışılmış bu kapsamda bireylerin bazı demografik özellikleri, finansal davranış ve tutumları incelenmiştir. Araştırma, TR63 bölgesinde yaşayan bireysel yatırımcıları evren olarak kabul etmiştir. Araştırma kapsamında gerekli olan veriler kolayda örnekleme yöntemi ile ulaşılan 671 bireysel yatırımcıdan anket yöntemi kullanılarak elde edilmiştir. Elde edilen veriler Pearson ki-kare, t testi, anova, korelasyon gibi istatiksel yöntemler kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırmada bireysel yatırımcıların İslami finansal okuryazarlık düzeylerini belirlemek için katılımcıların verdiği yanıtların doğruluğuna göre toplam puan yöntemi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda TR63 bölgesi bireysel yatırımcılarının "İslami finans okuryazarlık düzeyleri" düşük çıkmıştır. Çalışma ulaşılan sonuç itibariyle alanında yapılan diğer çalışmalarla benzer sonuçlar göstermekle birlikte, İslami finans okuryazarlığı alanında güvenilir bir kaynak olmaya adaydır. Anahtar Kelimeler: Bireysel Yatırımcı, Finansal Okuryazarlık, İslami Finansal Sistem, İslami Finans Okuryazarlığı, TR63.
Bireysel yatırımcıların İslami finans okuryazarlığı üzerine TR63 bölgesi'nde ankete dayalı bir değerlendirme
Küresel anlamda varlığını kanıtlamış geleneksel finansal sistemler yaşamlarını hızla gelişerek devam ettirmektedirler. Bu sistemlerde bireylerin etkin rol oynaması hem kişisel ekonomiler hem de ülke ekonomileri açısından büyük bir önem arz etmektedir. İslam dininin ekonominin temel enstrümanlarından biri olan faizi şiddetle yasaklaması sonucunda, İslam dinine ve getirdiği kurallara bağlılığı güçlü olan pek çok bireysel yatırımcının alternatif yöntem ve uygulamaları bilmemesinden kaynaklı olarak tasarruflarını yeterince verimli ve etkin biçimde değerlendiremediği gözlenmektedir. Oysa yaşanan sorunlara çözüm olabilecek İslami yaşama uygun çok sayıda prensip, kural ve enstrümanlara dayalı İslami finansal sistemler geliştirilmiştir. Ancak çoğu ülkede bireylerin söz konusu sistemler hakkında fazla bilgiye sahip olmadıkları gözlenmektedir. Sistemin sorunsuz bir şekilde gelişerek hayatına devam edebilmesi için yatırımcıların bu konuda bilgilendirilmesi ve bilinçlendirilmesi gerektiği açıktır. Ancak bu bilinçlendirme öncesinde bireylerin konuyu ne ölçüde bildikleri ve benimsediklerinin ölçümlenmesi gerekmektedir. Böylelikle konuya ilişkin çözümlemeler daha kolaylıkla yapılabilecek, yol haritaları daha rahatlıkla çizilebilecektir. Ülkemizde de bu ölçümlemelerin yapılmasının önemi düşünülerek, çalışmamızda TR63 bölgesi olarak gruplandırılmış olan, Osmaniye, Hatay ve Kahramanmaraş illerini kapsayan bölgedeki bireysel yatırımcıların İslami finansal okuryazarlık düzeyleri ölçülmeye çalışılmış bu kapsamda bireylerin bazı demografik özellikleri, finansal davranış ve tutumları incelenmiştir. Araştırma, TR63 bölgesinde yaşayan bireysel yatırımcıları evren olarak kabul etmiştir. Araştırma kapsamında gerekli olan veriler kolayda örnekleme yöntemi ile ulaşılan 671 bireysel yatırımcıdan anket yöntemi kullanılarak elde edilmiştir. Elde edilen veriler Pearson ki-kare, t testi, anova, korelasyon gibi istatiksel yöntemler kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırmada bireysel yatırımcıların İslami finansal okuryazarlık düzeylerini belirlemek için katılımcıların verdiği yanıtların doğruluğuna göre toplam puan yöntemi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda TR63 bölgesi bireysel yatırımcılarının "İslami finans okuryazarlık düzeyleri" düşük çıkmıştır. Çalışma ulaşılan sonuç itibariyle alanında yapılan diğer çalışmalarla benzer sonuçlar göstermekle birlikte, İslami finans okuryazarlığı alanında güvenilir bir kaynak olmaya adaydır. Anahtar Kelimeler: Bireysel Yatırımcı, Finansal Okuryazarlık, İslami Finansal Sistem, İslami Finans Okuryazarlığı, TR63.
Bireysel yatırımcıların İslami finans okuryazarlığı üzerine TR63 bölgesi'nde ankete dayalı bir değerlendirme
Küresel anlamda varlığını kanıtlamış geleneksel finansal sistemler yaşamlarını hızla gelişerek devam ettirmektedirler. Bu sistemlerde bireylerin etkin rol oynaması hem kişisel ekonomiler hem de ülke ekonomileri açısından büyük bir önem arz etmektedir. İslam dininin ekonominin temel enstrümanlarından biri olan faizi şiddetle yasaklaması sonucunda, İslam dinine ve getirdiği kurallara bağlılığı güçlü olan pek çok bireysel yatırımcının alternatif yöntem ve uygulamaları bilmemesinden kaynaklı olarak tasarruflarını yeterince verimli ve etkin biçimde değerlendiremediği gözlenmektedir. Oysa yaşanan sorunlara çözüm olabilecek İslami yaşama uygun çok sayıda prensip, kural ve enstrümanlara dayalı İslami finansal sistemler geliştirilmiştir. Ancak çoğu ülkede bireylerin söz konusu sistemler hakkında fazla bilgiye sahip olmadıkları gözlenmektedir. Sistemin sorunsuz bir şekilde gelişerek hayatına devam edebilmesi için yatırımcıların bu konuda bilgilendirilmesi ve bilinçlendirilmesi gerektiği açıktır. Ancak bu bilinçlendirme öncesinde bireylerin konuyu ne ölçüde bildikleri ve benimsediklerinin ölçümlenmesi gerekmektedir. Böylelikle konuya ilişkin çözümlemeler daha kolaylıkla yapılabilecek, yol haritaları daha rahatlıkla çizilebilecektir. Ülkemizde de bu ölçümlemelerin yapılmasının önemi düşünülerek, çalışmamızda TR63 bölgesi olarak gruplandırılmış olan, Osmaniye, Hatay ve Kahramanmaraş illerini kapsayan bölgedeki bireysel yatırımcıların İslami finansal okuryazarlık düzeyleri ölçülmeye çalışılmış bu kapsamda bireylerin bazı demografik özellikleri, finansal davranış ve tutumları incelenmiştir. Araştırma, TR63 bölgesinde yaşayan bireysel yatırımcıları evren olarak kabul etmiştir. Araştırma kapsamında gerekli olan veriler kolayda örnekleme yöntemi ile ulaşılan 671 bireysel yatırımcıdan anket yöntemi kullanılarak elde edilmiştir. Elde edilen veriler Pearson ki-kare, t testi, anova, korelasyon gibi istatiksel yöntemler kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırmada bireysel yatırımcıların İslami finansal okuryazarlık düzeylerini belirlemek için katılımcıların verdiği yanıtların doğruluğuna göre toplam puan yöntemi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda TR63 bölgesi bireysel yatırımcılarının "İslami finans okuryazarlık düzeyleri" düşük çıkmıştır. Çalışma ulaşılan sonuç itibariyle alanında yapılan diğer çalışmalarla benzer sonuçlar göstermekle birlikte, İslami finans okuryazarlığı alanında güvenilir bir kaynak olmaya adaydır. Anahtar Kelimeler: Bireysel Yatırımcı, Finansal Okuryazarlık, İslami Finansal Sistem, İslami Finans Okuryazarlığı, TR63.
Rasyonel olmayan yatırımcı davranışlarının davranışsal finans açısından incelenmesi: TR-63 Bölgesinde bireysel yatırımcılar üzerinde ankete dayalı bir değerlendirme
Yatırımcıların kararlarında rasyonel davrandıkları görüşüne dayanan "Geleneksel Finans Teorileri", yapılan araştırmalar sonucunda tespit edilen irrasyonel davranışları açıklamada yetersiz kalmıştır. Bu irrasyonel davranışları açıklamak için psikoloji ve sosyoloji gibi bilim dallarının desteğiyle gerçekleştirilen çalışmalar sonucunda "Davranışsal Finans" adıyla yeni bir alan ortaya çıkmıştır. Davranışsal finans, rasyonelliğin kısıtlı olduğu durumlarda bireysel yatırımcıların kararlarını ve bu kararların finansal olaylar üzerindeki etkisini incelemekle birlikte insan davranışlarının yatırım kararı verirken nasıl etkili oluğu ile ilgilenmektedir. Bu çalışmada bireysel yatırımcıların davranışlarını etkileyen psikolojik faktörler ve davranışsal eğilimler çeşitli demografik özelliklerinden yararlanılarak incelenmeye çalışılmıştır. Araştırma, TR-63 bölgesindeki bireysel yatırımcılar baz alınarak, tesadüfi örnekleme yöntemi ile farklı meslek gruplarından rassal olarak seçilen 525 kişiye yüz yüze anket tekniği kullanılarak yapılmıştır. Elde edilen veriler Pearson Ki-kare analizi kullanılarak değerlendirilmiş, neticede bireysel yatırımcıların psikolojik ön yargıların etkisinde kaldıkları ve davranışsal eğilimleri kuvvetli ölçüde taşıdıkları bu nedenle rasyonel davranamadıkları gözlenmiştir. Çalışma, sonucu itibariyle bu alanda yapılmış benzer çalışmaların sonuçları ile paralellik göstermekle birlikte, davranışsal finans alanında güvenilir bir kaynak olmaya aday niteliğindedir.
Rasyonel olmayan yatırımcı davranışlarının davranışsal finans açısından incelenmesi: TR-63 Bölgesinde bireysel yatırımcılar üzerinde ankete dayalı bir değerlendirme
Yatırımcıların kararlarında rasyonel davrandıkları görüşüne dayanan "Geleneksel Finans Teorileri", yapılan araştırmalar sonucunda tespit edilen irrasyonel davranışları açıklamada yetersiz kalmıştır. Bu irrasyonel davranışları açıklamak için psikoloji ve sosyoloji gibi bilim dallarının desteğiyle gerçekleştirilen çalışmalar sonucunda "Davranışsal Finans" adıyla yeni bir alan ortaya çıkmıştır. Davranışsal finans, rasyonelliğin kısıtlı olduğu durumlarda bireysel yatırımcıların kararlarını ve bu kararların finansal olaylar üzerindeki etkisini incelemekle birlikte insan davranışlarının yatırım kararı verirken nasıl etkili oluğu ile ilgilenmektedir. Bu çalışmada bireysel yatırımcıların davranışlarını etkileyen psikolojik faktörler ve davranışsal eğilimler çeşitli demografik özelliklerinden yararlanılarak incelenmeye çalışılmıştır. Araştırma, TR-63 bölgesindeki bireysel yatırımcılar baz alınarak, tesadüfi örnekleme yöntemi ile farklı meslek gruplarından rassal olarak seçilen 525 kişiye yüz yüze anket tekniği kullanılarak yapılmıştır. Elde edilen veriler Pearson Ki-kare analizi kullanılarak değerlendirilmiş, neticede bireysel yatırımcıların psikolojik ön yargıların etkisinde kaldıkları ve davranışsal eğilimleri kuvvetli ölçüde taşıdıkları bu nedenle rasyonel davranamadıkları gözlenmiştir. Çalışma, sonucu itibariyle bu alanda yapılmış benzer çalışmaların sonuçları ile paralellik göstermekle birlikte, davranışsal finans alanında güvenilir bir kaynak olmaya aday niteliğindedir.
Rasyonel olmayan yatırımcı davranışlarının davranışsal finans açısından incelenmesi: TR-63 Bölgesinde bireysel yatırımcılar üzerinde ankete dayalı bir değerlendirme
Yatırımcıların kararlarında rasyonel davrandıkları görüşüne dayanan "Geleneksel Finans Teorileri", yapılan araştırmalar sonucunda tespit edilen irrasyonel davranışları açıklamada yetersiz kalmıştır. Bu irrasyonel davranışları açıklamak için psikoloji ve sosyoloji gibi bilim dallarının desteğiyle gerçekleştirilen çalışmalar sonucunda "Davranışsal Finans" adıyla yeni bir alan ortaya çıkmıştır. Davranışsal finans, rasyonelliğin kısıtlı olduğu durumlarda bireysel yatırımcıların kararlarını ve bu kararların finansal olaylar üzerindeki etkisini incelemekle birlikte insan davranışlarının yatırım kararı verirken nasıl etkili oluğu ile ilgilenmektedir. Bu çalışmada bireysel yatırımcıların davranışlarını etkileyen psikolojik faktörler ve davranışsal eğilimler çeşitli demografik özelliklerinden yararlanılarak incelenmeye çalışılmıştır. Araştırma, TR-63 bölgesindeki bireysel yatırımcılar baz alınarak, tesadüfi örnekleme yöntemi ile farklı meslek gruplarından rassal olarak seçilen 525 kişiye yüz yüze anket tekniği kullanılarak yapılmıştır. Elde edilen veriler Pearson Ki-kare analizi kullanılarak değerlendirilmiş, neticede bireysel yatırımcıların psikolojik ön yargıların etkisinde kaldıkları ve davranışsal eğilimleri kuvvetli ölçüde taşıdıkları bu nedenle rasyonel davranamadıkları gözlenmiştir. Çalışma, sonucu itibariyle bu alanda yapılmış benzer çalışmaların sonuçları ile paralellik göstermekle birlikte, davranışsal finans alanında güvenilir bir kaynak olmaya aday niteliğindedir.
Yeni sanayileşen ülkeler döviz piyasalarında adaptif piyasalar hipotezinin geçerliliği ve getiri öngörülebilirliği ile piyasa koşulları arasındaki ilişkinin Türkiye özelinde incelenmesi
Adaptif Piyasalar Hipotezi, piyasa etkinliğinin zamanla değişebileceğini savunan bir teoridir. Bu hipotez etkinlik düzeyindeki değişimlerin sebebini, piyasa koşulları başta olmak üzere birçok etkene bağlamaktadır. Etkin Piyasalar Hipotezi, piyasaların her zaman etkin olduğunu ve bu nedenle yatırımcıların geçmiş verileri kullanarak fazla getiri sağlayamayacağını savunmaktadır. Sonraki yıllarda yapılan çalışmalar, piyasaların her zaman etkin olmadığını ve yatırımcıların bazen rasyonel olmayan davranışlar sergilediğini göstermiştir. Adaptif Piyasalar Hipotezi, bu eleştirilere paralel olarak geliştirilmiştir ve piyasaların dinamik olduğunu, farklı etkenlere bağlı olarak zaman içinde değişen etkinlik düzeyleri sergileyebileceğini öne sürmektedir. Bu tezde Adaptif Piyasalar Hipotezinin geçerliliği Yeni Sanayileşen Ülkeler'in döviz piyasalarında incelenmektedir. Ayrıca getiri öngörülebilirliği ile piyasa koşulları arasındaki ilişki Türkiye döviz piyasası özelinde araştırılmaktadır. Bu doğrultuda söz konusu ülkelerin ABD Doları karşısındaki döviz piyasalarının, Ocak 2000 – Aralık 2023 dönemine ait aylık kapanış verileri Automatic Portmanteau ve Wild-Bootstrap Automatic Variance Ratio testleri kullanılarak analiz edilmiştir. Bu testler, kayan pencereler yöntemiyle elde edilen alt örneklemlere uygulanarak, piyasa getirilerinin öngörülebilirlik derecesinin zamanla değişimi incelenmiştir. Daha sonra, getiri öngörülebilirliği ile piyasa koşulları arasındaki ilişkiyi incelemek için Johansen Eşbütünleşme ve Granger Nedensellik analizleri kullanılmıştır. Analizler sonucunda elde edilen bulgulara göre Yeni Sanayileşen Ülkeler'in döviz piyasaları bazı dönemler etkin bir yapıya sahipken bazı dönemler etkin olmayan bir yapıya sahiptir. Bu durum Adaptif Piyasalar Hipotezinin geçerli olduğunu göstermektedir. Ayrıca Türkiye döviz piyasası özelinde incelenen analiz sonuçlarına göre Johanesen Eşbütünleşme testi sonuçları, serilerin uzun dönemde birlikte hareket ettiklerini göstermektedir. Granger nedensellik testi sonuçları ise değişkenlerden bazılarının Türkiye döviz piyasası etkinlik derecesi ile ilişkili olduğunu, bazılarında bu ilişkinin olmadığını göstermektedir. Bu kapsamda dış ticaret dengesi, dolar endeksi, brent petrol fiyatları, enflasyon ve politika faiz oranı Türkiye döviz piyasası etkinlik derecesi ile ilişkili olan değişkenlerdir. Tüketici güven endeksi, altın fiyatları ve BİST100 ise ilişkili olmayan değişkenler olarak tespit edilmiştir. Bu sonuçlar Türkiye döviz piyası etkinlik değişimi üzerinde tüketici algısı ve sermaye piyasası getirilerinden ziyade, fiyat istikrarı, dış denge ve küresel maliyet unsurları gibi temel makroekonomik dinamikler tarafından şekillendiğini göstermektedir.
Türkiye'deki havalimanı işletmelerinin karşılaştırmalı performans analizi: Kamu, yap-işlet-devret, yap-işlet, kiralama modeli havalimanı yatırımları için veri zarflama ve yeni nesil panel veri analizlerinden çıkarımlar
Havayolu taşımacılığı, ticaret, eğitim, kamu ve turizm amaçlı yolcu ve yük hareketlerinin kısa sürede ve görece düşük riskle gerçekleşmesini sağlamaktadır. Sektörün yarattığı yüksek katma değer nedeniyle havalimanı işletmelerinin verimliliği kritik öneme sahiptir. Bu çalışmada, 2000–2022 döneminde Türkiye'deki havalimanlarının işletme verimliliği ile buna etki eden unsurlar incelenmiştir. İlk aşamada Veri Zarflama Analizi (VZA) kullanılarak ülke çapında bir verimlilik haritası oluşturulmuş ve verimsiz birimler için iyileştirme hedefleri belirlenmiştir. Analizler, düzenli verilerine erişilebilen 44 havalimanını kapsamaktadır. İkinci aşamada Malmquist Toplam Faktör Verimliliği (TFP) endeksi hesaplanmış ve yeni nesil panel veri yöntemleriyle test edilmiştir. Bulgular, gelir ve yolcu artışının verimliliği artırdığını; personel sayısı ile apron kapasitesinin ise azalttığını göstermektedir. Elde edilen sonuçlar, havalimanı yöneticileri ve politika yapıcılar için karar destekleyici öneriler sunmaktadır.
Finansal esneklik ile finansal politikalar ilişkisinin incelenmesi ve finansal esnekliğin firmaya sağladığı değerin tespit edilmesi: Borsa İstanbul'da finans dışı firmalar üzerinde bir uygulama
Firmaların finansal politikalarının oluşturulmasında önemli bir faktör olan finansal esneklik, yatırım fırsatlarının değerlendirilmesinde firmalara imkânlar sağlamakta, özellikle kaynaklara erişimin zor olduğu dönemlerde firmalar için bir ihtiyaç haline gelmektedir. Ayrıca içinde bulunduğu ekonomik çevre koşullarından doğrudan etkilenen firmaların çevresindeki finansal sistemin yetersiz gelişimi kaynak yönetimini zorlaştırmakta bu durum firmaları finansal esneklik temelli finansal politika uygulamalarına yönlendirmektedir. Bu çalışmanın amacı Borsa İstanbul'da finans dışı sektörlerde faaliyette bulunan firmaların finansal esneklik durumunun belirlenmesi, finansal esnekliğin nakit varlık, sermaye yapısı, kâr dağıtımı ve sermaye yatırımlarından oluşan finansal politikalarla ilişkisinin incelenmesi ve firmaya sağladığı değerlerin tespit edilmesidir. Çalışmanın amacı kapsamında finansal esneklik literatürden elde edilen yedek borç kapasitesi yöntemi ile belirlenmiş ve finansal esneklik endeksi ile değer hesaplaması yapılmıştır. Çalışmada Borsa İstanbul'da 2005-2019 döneminde aktif olarak işlem gören 128 firmanın verileri kullanılmıştır. Veriler Borsa İstanbul Datastore ve Kamuyu Aydınlatma Platformundan elde edilerek statik, dinamik ve nitel tercihli panel veri analizi yöntemleri ile EViews 10 ve Stata 15 programları üzerinde analiz edilmiştir. Analiz sonuçları incelendiğinde ilk olarak Borsa İstanbul'da finans dışı sektörlerde faaliyette bulunan 128 firmanın yaklaşık %52'sinin (66 firma) inceleme dönemi içerisinde en az bir dönem finansal esnekliğe sahip olduğu belirlenmiştir. Bununla birlikte analize alınan firmaların finansal esnekliğe sahip oldukları dönemlerde nakit varlık birikimlerinin yüksek olduğu, sermaye yatırımlarını artırarak yatırımlarını iç kaynaklarla değil yedek borç kapasiteleri ile finanse ettiği aynı zamanda yatırım performansını da artırdığı, nakit kâr payı ödemeleri ile birlikte pay geri alımlarını da tercih ettiği ve son olarak uzun vadede yüksek portföy performansına sahip olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Analizlerde ayrıca finansal esneklik değeri yüksek olan firmaların sermaye yapılarını oluştururken borç oranlarını azaltıp öz kaynaklara ağırlık verdiği de tespit edilmiştir. Sonuçlar genel olarak değerlendirildiğinde Borsa İstanbul'da finans dışı sektörlerde faaliyette bulunan firmaların finansal politikaları üzerinde finansal esnekliğin önemli bir etkiye sahip olduğu ve finansal esnekliğin firmaların sermaye yatırımı ve portföy yatırım performansını artırarak firmalara değer sağladığı tespit edilmiştir. Elde edilen bu sonuçlarla literatür desteklenmiş, yapılan finansal esneklik tespitleri ve değerlendirmeleri ile literatüre katkı sağlanmıştır.
Finansal esneklik ile finansal politikalar ilişkisinin incelenmesi ve finansal esnekliğin firmaya sağladığı değerin tespit edilmesi: Borsa İstanbul'da finans dışı firmalar üzerinde bir uygulama
Firmaların finansal politikalarının oluşturulmasında önemli bir faktör olan finansal esneklik, yatırım fırsatlarının değerlendirilmesinde firmalara imkânlar sağlamakta, özellikle kaynaklara erişimin zor olduğu dönemlerde firmalar için bir ihtiyaç haline gelmektedir. Ayrıca içinde bulunduğu ekonomik çevre koşullarından doğrudan etkilenen firmaların çevresindeki finansal sistemin yetersiz gelişimi kaynak yönetimini zorlaştırmakta bu durum firmaları finansal esneklik temelli finansal politika uygulamalarına yönlendirmektedir. Bu çalışmanın amacı Borsa İstanbul'da finans dışı sektörlerde faaliyette bulunan firmaların finansal esneklik durumunun belirlenmesi, finansal esnekliğin nakit varlık, sermaye yapısı, kâr dağıtımı ve sermaye yatırımlarından oluşan finansal politikalarla ilişkisinin incelenmesi ve firmaya sağladığı değerlerin tespit edilmesidir. Çalışmanın amacı kapsamında finansal esneklik literatürden elde edilen yedek borç kapasitesi yöntemi ile belirlenmiş ve finansal esneklik endeksi ile değer hesaplaması yapılmıştır. Çalışmada Borsa İstanbul'da 2005-2019 döneminde aktif olarak işlem gören 128 firmanın verileri kullanılmıştır. Veriler Borsa İstanbul Datastore ve Kamuyu Aydınlatma Platformundan elde edilerek statik, dinamik ve nitel tercihli panel veri analizi yöntemleri ile EViews 10 ve Stata 15 programları üzerinde analiz edilmiştir. Analiz sonuçları incelendiğinde ilk olarak Borsa İstanbul'da finans dışı sektörlerde faaliyette bulunan 128 firmanın yaklaşık %52'sinin (66 firma) inceleme dönemi içerisinde en az bir dönem finansal esnekliğe sahip olduğu belirlenmiştir. Bununla birlikte analize alınan firmaların finansal esnekliğe sahip oldukları dönemlerde nakit varlık birikimlerinin yüksek olduğu, sermaye yatırımlarını artırarak yatırımlarını iç kaynaklarla değil yedek borç kapasiteleri ile finanse ettiği aynı zamanda yatırım performansını da artırdığı, nakit kâr payı ödemeleri ile birlikte pay geri alımlarını da tercih ettiği ve son olarak uzun vadede yüksek portföy performansına sahip olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Analizlerde ayrıca finansal esneklik değeri yüksek olan firmaların sermaye yapılarını oluştururken borç oranlarını azaltıp öz kaynaklara ağırlık verdiği de tespit edilmiştir. Sonuçlar genel olarak değerlendirildiğinde Borsa İstanbul'da finans dışı sektörlerde faaliyette bulunan firmaların finansal politikaları üzerinde finansal esnekliğin önemli bir etkiye sahip olduğu ve finansal esnekliğin firmaların sermaye yatırımı ve portföy yatırım performansını artırarak firmalara değer sağladığı tespit edilmiştir. Elde edilen bu sonuçlarla literatür desteklenmiş, yapılan finansal esneklik tespitleri ve değerlendirmeleri ile literatüre katkı sağlanmıştır.
Finansal esneklik ile finansal politikalar ilişkisinin incelenmesi ve finansal esnekliğin firmaya sağladığı değerin tespit edilmesi: Borsa İstanbul'da finans dışı firmalar üzerinde bir uygulama
Firmaların finansal politikalarının oluşturulmasında önemli bir faktör olan finansal esneklik, yatırım fırsatlarının değerlendirilmesinde firmalara imkânlar sağlamakta, özellikle kaynaklara erişimin zor olduğu dönemlerde firmalar için bir ihtiyaç haline gelmektedir. Ayrıca içinde bulunduğu ekonomik çevre koşullarından doğrudan etkilenen firmaların çevresindeki finansal sistemin yetersiz gelişimi kaynak yönetimini zorlaştırmakta bu durum firmaları finansal esneklik temelli finansal politika uygulamalarına yönlendirmektedir. Bu çalışmanın amacı Borsa İstanbul'da finans dışı sektörlerde faaliyette bulunan firmaların finansal esneklik durumunun belirlenmesi, finansal esnekliğin nakit varlık, sermaye yapısı, kâr dağıtımı ve sermaye yatırımlarından oluşan finansal politikalarla ilişkisinin incelenmesi ve firmaya sağladığı değerlerin tespit edilmesidir. Çalışmanın amacı kapsamında finansal esneklik literatürden elde edilen yedek borç kapasitesi yöntemi ile belirlenmiş ve finansal esneklik endeksi ile değer hesaplaması yapılmıştır. Çalışmada Borsa İstanbul'da 2005-2019 döneminde aktif olarak işlem gören 128 firmanın verileri kullanılmıştır. Veriler Borsa İstanbul Datastore ve Kamuyu Aydınlatma Platformundan elde edilerek statik, dinamik ve nitel tercihli panel veri analizi yöntemleri ile EViews 10 ve Stata 15 programları üzerinde analiz edilmiştir. Analiz sonuçları incelendiğinde ilk olarak Borsa İstanbul'da finans dışı sektörlerde faaliyette bulunan 128 firmanın yaklaşık %52'sinin (66 firma) inceleme dönemi içerisinde en az bir dönem finansal esnekliğe sahip olduğu belirlenmiştir. Bununla birlikte analize alınan firmaların finansal esnekliğe sahip oldukları dönemlerde nakit varlık birikimlerinin yüksek olduğu, sermaye yatırımlarını artırarak yatırımlarını iç kaynaklarla değil yedek borç kapasiteleri ile finanse ettiği aynı zamanda yatırım performansını da artırdığı, nakit kâr payı ödemeleri ile birlikte pay geri alımlarını da tercih ettiği ve son olarak uzun vadede yüksek portföy performansına sahip olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Analizlerde ayrıca finansal esneklik değeri yüksek olan firmaların sermaye yapılarını oluştururken borç oranlarını azaltıp öz kaynaklara ağırlık verdiği de tespit edilmiştir. Sonuçlar genel olarak değerlendirildiğinde Borsa İstanbul'da finans dışı sektörlerde faaliyette bulunan firmaların finansal politikaları üzerinde finansal esnekliğin önemli bir etkiye sahip olduğu ve finansal esnekliğin firmaların sermaye yatırımı ve portföy yatırım performansını artırarak firmalara değer sağladığı tespit edilmiştir. Elde edilen bu sonuçlarla literatür desteklenmiş, yapılan finansal esneklik tespitleri ve değerlendirmeleri ile literatüre katkı sağlanmıştır.
Yazılım endüstrisinde faaliyet gösteren firmaların değerini etkileyen faktörlerin tespit edilmesi: NASDAQ'da işlem gören yazılım üreticisi firmalar üzerinde uygulamalı bir yaklaşım
İçerisinde bulunduğumuz bilgi çağında yaşanılan teknolojik gelişmeler hem sosyal hem de kurumsal anlamda bir bilgi toplumu oluşturmuştur. Bilgi çağının oluşmasında en büyük paya sahip olan bilgisayarlar ve onlarla birlikte hayatımıza giren internet yeni bir ekonominin oluşmasında etkili olmuştur. Bu yeni ekonominin geleneksel ekonomiden en önemli farkı ise bilgi temelli endüstrileri içerisinde barındırmasından gelmektedir. Bilgi temelli endüstrilerin hayatımıza girmesi finans alanında yeni sorular doğurmuş ve bu sorulara yanıtlar bulunabilmesi için yeni araştırmaların önünü açmıştır. Geleneksel endüstrilerden farklı varlık yapısına sahip olmaları bilgi temelli endüstrilerde firma değerinin nasıl belirleneceği ve firma değerine etki eden faktörlerin neler olduğu gibi konular yeni bir araştırma alanı olmuştur. Maddi olmayan duran varlıkların ağırlıklı olması, temellerini internet üzerine kurmuş olmaları, ağ etkilerinin fazlaca görülmesi gibi nedenlerle bilgi temelli endüstrilerde faaliyet gösteren firmalar için değerleme konusu önemli bir hal almıştır. Geleneksel yöntemler ile değerleme konusu bu endüstrilerde faaliyet gösteren firmalar için yetersiz kalmaktadır. Bilgi temelli endüstrilerin firma değerine etki ettiği düşünülen birçok faktörü hesaplamalarına dahil etmemesi bu yöntemlerin yeniden gözden geçirilmesini gerektirmektedir. Bu çalışmada bilgi temelli endüstriler içerisinde yer alan yazılım firmalarının değerlemesinde etkili olan faktörlerin belirlenmesi, bu faktörlerin birbirleri ile ilişkilerinin incelenmesi, firma değerine olan katkılarının tespit edilmesi ve maddi olmayan duran varlıkların ağırlıklı olduğu firmalarda yapılacak olan değerleme analizleri için bir öneride bulunulabilmesi amaçlanmaktadır. Bu amaç kapsamında NASDAQ'da işlem gören ve yazılım endüstrisinde faaliyet gösteren 97 firma üzerinde bir uygulama yapılmıştır. Uygulama için gerekli verilere ulaşılabilmesi amacıyla nitel araştırma yöntemlerinden içerik analizi yöntemi kullanılmış ve bir soru seti hazırlanmıştır. Bu soru setinin cevaplarına örneklemi oluşturan firmaların resmi web siteleri, yayımlamış oldukları faaliyet raporları, finansal raporlar ve sürdürülebilirlik raporlarından ulaşılmıştır. Elde edilen veriler SPSS paket programından yararlanılarak analiz edilmiştir. Analizlere araştırmanın kavramsal çerçevesini oluşturan değişkenlerin birbirleri ile olan ilişkileri incelenerek başlanmıştır. Ardından firma değerini etkileyen faktörlerin belirlenebilmesi için çoklu doğrusal regresyon analizinden yararlanılmıştır. Bu kapsamda bağımlı değişken olarak araştırma örnekleminde yer alan yazılım firmalarının FD/FAVÖK çarpanı ele alınmıştır. Analiz sonuçlarına göre yazılım firmalarının değerini, araştırma kapsamında belirlenen bağımsız değişkenlerden çalışan büyümesi, mühendis sayısı, teknoloji yeteneği, maddi olmayan duran varlıkları, personel geliştirme kalitesi, büyüme stratejisi, risk ve yönetimi hakkında çalışmaları, bağış ve sosyal sorumlulukları, satış büyümesi ve net kar büyümesi etkilediği tespit edilmiştir. Elde edilen bu sonuçlarla bilgi temelli endüstrilerin değerlemesi konusunda literatüre katkı sağlanmıştır. Anahtar kelimeler: Bilgi temelli firmalar, entelektüel sermaye, firma değeri, maddi olmayan duran varlıklar, yazılım endüstrisi, yeni ekonomi
Yazılım endüstrisinde faaliyet gösteren firmaların değerini etkileyen faktörlerin tespit edilmesi: NASDAQ'da işlem gören yazılım üreticisi firmalar üzerinde uygulamalı bir yaklaşım
İçerisinde bulunduğumuz bilgi çağında yaşanılan teknolojik gelişmeler hem sosyal hem de kurumsal anlamda bir bilgi toplumu oluşturmuştur. Bilgi çağının oluşmasında en büyük paya sahip olan bilgisayarlar ve onlarla birlikte hayatımıza giren internet yeni bir ekonominin oluşmasında etkili olmuştur. Bu yeni ekonominin geleneksel ekonomiden en önemli farkı ise bilgi temelli endüstrileri içerisinde barındırmasından gelmektedir. Bilgi temelli endüstrilerin hayatımıza girmesi finans alanında yeni sorular doğurmuş ve bu sorulara yanıtlar bulunabilmesi için yeni araştırmaların önünü açmıştır. Geleneksel endüstrilerden farklı varlık yapısına sahip olmaları bilgi temelli endüstrilerde firma değerinin nasıl belirleneceği ve firma değerine etki eden faktörlerin neler olduğu gibi konular yeni bir araştırma alanı olmuştur. Maddi olmayan duran varlıkların ağırlıklı olması, temellerini internet üzerine kurmuş olmaları, ağ etkilerinin fazlaca görülmesi gibi nedenlerle bilgi temelli endüstrilerde faaliyet gösteren firmalar için değerleme konusu önemli bir hal almıştır. Geleneksel yöntemler ile değerleme konusu bu endüstrilerde faaliyet gösteren firmalar için yetersiz kalmaktadır. Bilgi temelli endüstrilerin firma değerine etki ettiği düşünülen birçok faktörü hesaplamalarına dahil etmemesi bu yöntemlerin yeniden gözden geçirilmesini gerektirmektedir. Bu çalışmada bilgi temelli endüstriler içerisinde yer alan yazılım firmalarının değerlemesinde etkili olan faktörlerin belirlenmesi, bu faktörlerin birbirleri ile ilişkilerinin incelenmesi, firma değerine olan katkılarının tespit edilmesi ve maddi olmayan duran varlıkların ağırlıklı olduğu firmalarda yapılacak olan değerleme analizleri için bir öneride bulunulabilmesi amaçlanmaktadır. Bu amaç kapsamında NASDAQ'da işlem gören ve yazılım endüstrisinde faaliyet gösteren 97 firma üzerinde bir uygulama yapılmıştır. Uygulama için gerekli verilere ulaşılabilmesi amacıyla nitel araştırma yöntemlerinden içerik analizi yöntemi kullanılmış ve bir soru seti hazırlanmıştır. Bu soru setinin cevaplarına örneklemi oluşturan firmaların resmi web siteleri, yayımlamış oldukları faaliyet raporları, finansal raporlar ve sürdürülebilirlik raporlarından ulaşılmıştır. Elde edilen veriler SPSS paket programından yararlanılarak analiz edilmiştir. Analizlere araştırmanın kavramsal çerçevesini oluşturan değişkenlerin birbirleri ile olan ilişkileri incelenerek başlanmıştır. Ardından firma değerini etkileyen faktörlerin belirlenebilmesi için çoklu doğrusal regresyon analizinden yararlanılmıştır. Bu kapsamda bağımlı değişken olarak araştırma örnekleminde yer alan yazılım firmalarının FD/FAVÖK çarpanı ele alınmıştır. Analiz sonuçlarına göre yazılım firmalarının değerini, araştırma kapsamında belirlenen bağımsız değişkenlerden çalışan büyümesi, mühendis sayısı, teknoloji yeteneği, maddi olmayan duran varlıkları, personel geliştirme kalitesi, büyüme stratejisi, risk ve yönetimi hakkında çalışmaları, bağış ve sosyal sorumlulukları, satış büyümesi ve net kar büyümesi etkilediği tespit edilmiştir. Elde edilen bu sonuçlarla bilgi temelli endüstrilerin değerlemesi konusunda literatüre katkı sağlanmıştır. Anahtar kelimeler: Bilgi temelli firmalar, entelektüel sermaye, firma değeri, maddi olmayan duran varlıklar, yazılım endüstrisi, yeni ekonomi
X, Y ve Z kuşaklarının tasarruf eğilimlerinin ölçülmesi üzerine Ankara ili'nde ankete dayalı bir değerlendirme
Tasarruf, bireylerin gelirlerinin tüketilmeyen ya da harcanmayan kısmı olarak tanımlanabilmektedir. Bu bağlamda; gelir düzeylerinin maksimum, gider düzeylerinin minimum olması durumlarında kişilerin tasarruf eğilimleri de yüksek düzeyde olabilmektedir. Ancak tasarruf eğilimini yalnızca gelir ve gider seviyeleri ile sınırlandırmak doğru bir yaklaşım olmayacaktır. Söz konusu eğilim, içerisinde davranışsal faktörleri ve bireysel olan değişkenleri de barındırmaktadır. Bireylerin, X, Y ve Z kuşakları olarak ayrılması birçok bilimsel araştırma ile desteklenmektedir. Bu bilimsel araştırmalara göre ortak değerler, inançlar, beklentiler ve davranışlara sahip olan bireyler aynı kuşak sınıflandırılmasında yer almaktadır. Dolayısıyla kuşaklar birçok yönden birbirinden ayrılan farklı gruplandırmaların bir araya gelmesiyle oluşmaktadır. Bu araştırma temel olarak söz konusu olan kuşakların tasarruf eğilimleri konusunda birbirinden farklılık gösterip göstermediğini değerlendirebilmeyi ve incelemeyi konu edinmektedir. Araştırmada kuşaklar arası tasarruf eğiliminin değerlendirilmesi amaçlanmaktadır. Araştırmanın ana kütlesini Ankara ilinde ikamet eden bireyler oluşturmaktadır. Belirlenen örneklem büyüklüğü (n= 533) ana kütleyi yeterince temsil eder boyuttadır. Bireylerden konu ile ilgili verilerin toplanabilmesi için araştırmada anket yöntemi kullanılmıştır. Elde edilen verilerin analiz edilmesinde ve hipotezlerin test edilmesinde SPSS 22.0 paket programı kullanılmıştır. Ölçeğin güvenirliliğini test etmek amaçlı yapılan güvenirlilik analizinden sonra hipotezlerin test edilmesi amacıyla t testi ve anova analizleri kullanılmıştır. Çalışmanın sonuçları göstermektedir ki bireylerin kişisel özellikleri ile tasarruf eğilimleri arasında kuşaklara göre anlamlı bir farklılıklar bulunmaktadır. Bununla birlikte bireylerin tercih ettikleri tasarruf aracı türleri ile tasarruf eğilimleri arasında kuşaklara göre bir farklılık bulunmaktadır ve X, Y ve Z kuşakları ile finansal okuryazarlıkları arasında kuşaklara göre bir farklılık olduğu tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: X, Y, Z Kuşakları, Tasarruf Eğilimi, Finansal Okuryazarlık, Tasarruf Araçları
X, Y ve Z kuşaklarının tasarruf eğilimlerinin ölçülmesi üzerine Ankara ili'nde ankete dayalı bir değerlendirme
Tasarruf, bireylerin gelirlerinin tüketilmeyen ya da harcanmayan kısmı olarak tanımlanabilmektedir. Bu bağlamda; gelir düzeylerinin maksimum, gider düzeylerinin minimum olması durumlarında kişilerin tasarruf eğilimleri de yüksek düzeyde olabilmektedir. Ancak tasarruf eğilimini yalnızca gelir ve gider seviyeleri ile sınırlandırmak doğru bir yaklaşım olmayacaktır. Söz konusu eğilim, içerisinde davranışsal faktörleri ve bireysel olan değişkenleri de barındırmaktadır. Bireylerin, X, Y ve Z kuşakları olarak ayrılması birçok bilimsel araştırma ile desteklenmektedir. Bu bilimsel araştırmalara göre ortak değerler, inançlar, beklentiler ve davranışlara sahip olan bireyler aynı kuşak sınıflandırılmasında yer almaktadır. Dolayısıyla kuşaklar birçok yönden birbirinden ayrılan farklı gruplandırmaların bir araya gelmesiyle oluşmaktadır. Bu araştırma temel olarak söz konusu olan kuşakların tasarruf eğilimleri konusunda birbirinden farklılık gösterip göstermediğini değerlendirebilmeyi ve incelemeyi konu edinmektedir. Araştırmada kuşaklar arası tasarruf eğiliminin değerlendirilmesi amaçlanmaktadır. Araştırmanın ana kütlesini Ankara ilinde ikamet eden bireyler oluşturmaktadır. Belirlenen örneklem büyüklüğü (n= 533) ana kütleyi yeterince temsil eder boyuttadır. Bireylerden konu ile ilgili verilerin toplanabilmesi için araştırmada anket yöntemi kullanılmıştır. Elde edilen verilerin analiz edilmesinde ve hipotezlerin test edilmesinde SPSS 22.0 paket programı kullanılmıştır. Ölçeğin güvenirliliğini test etmek amaçlı yapılan güvenirlilik analizinden sonra hipotezlerin test edilmesi amacıyla t testi ve anova analizleri kullanılmıştır. Çalışmanın sonuçları göstermektedir ki bireylerin kişisel özellikleri ile tasarruf eğilimleri arasında kuşaklara göre anlamlı bir farklılıklar bulunmaktadır. Bununla birlikte bireylerin tercih ettikleri tasarruf aracı türleri ile tasarruf eğilimleri arasında kuşaklara göre bir farklılık bulunmaktadır ve X, Y ve Z kuşakları ile finansal okuryazarlıkları arasında kuşaklara göre bir farklılık olduğu tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: X, Y, Z Kuşakları, Tasarruf Eğilimi, Finansal Okuryazarlık, Tasarruf Araçları