Theses supervised by Prof. Dr. Kamile Kabukcuoğlu

19 theses · Akdeniz University

DoctorateOpen AccessTR

Preterm erken membran rüptürü olan gebelerde meleis'in geçiş teorisine göre yapılandırılmış farkındalık programının anneliğe geçiş sürecine etkisi

Bu araştırmanın amacı preterm erken membran rüptürü olan gebelerde Meleis'in Geçiş Teorisi'ne göre yapılandırılan farkındalık programının anneliğe geçiş sürecine etkisini belirlemektir. Araştırma vaka-kontrol müdahale çalışmasıdır. Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi kadın doğum kliniğine Preterm erken membran rüptürü tanısı (PEMR) ile başvuran gebeler araştırmanın örneklem grubuna alınmıştır. Çalışma 30 deney ve 30 kontrol olmak üzere 60 gebe öntest-sontest izleme modeli kullanılarak, Aralık 2012-Haziran 2014 tarihleri arasında yapılmıştır. Deney grubunda Meleis'in Geçiş Teorisine temellenen Farkındalık Temelli Anneliğe Geçiş Programı'nın etkisi değerlendirilmiş, kontrol grubuna rutin klinik bakım verilmiştir. Farkındalık Temelli Anneliğe Geçiş Programı kapsamında, deney grubundaki gebelere preterm erken membran rüptürü, emzirme ve bebek bakımı konusunda eğitimler verilmiş, bebek maketi ile rol prova ettirilmiş, sessizliği dinleme egzersizi, beden tarama meditasyonu ve uzanma meditasyonu uygulatılmış, relaksasyon müziklerinin ve farkındalık egzersizlerinin önceden kaydedildiği bir MP3 çalar verilmiş ve egzersizleri kendi kendilerine uygulamaları istenmiş, şimdiki ana odaklanarak içlerinde bulundukları anneliğe geçiş deneyiminin eşsizliğini fark etmelerine teşvik edilmiştir. Araştırma verileri Prenatal Kendini Değerlendirme Ölçeğinin "gebeliğin kabulü", "annelik rolünün kabulü", "anneliğe hazır oluş" ve "eşi ile ilişkisinin durumu" alt boyutları, Maternal Bağlanma Ölçeği ve Postpartum Kendini Değerlendirme Ölçeği aracılığıyla toplanmış ve hastaların hastane kayıtlarından doğum haftası kaydedilmiştir. Sonuç olarak, farkındalık temelli bütünleştirici bakım uygulanan deney grubunda gebeliğin kabulü, annelik rolünün kabulü, doğuma hazır oluşluk düzeyi, eş ile ilişkiler artmıştır. Girişim öncesinde anneliğin kabulü ve doğuma hazır oluşluk düzeylerinde girişim sonrasına göre istatistiksel olarak anlamlı bir fark olduğu görülmüştür. Meleis'in Geçiş Teorisi çerçevesinde şekillendirilen Farkındalık Temelli Anneliğe Geçiş Programına katılan annelerin bebeğe bağlanma düzeylerinin postpartum birinci ayda daha fazla olduğu, dördüncü ayda ise deney ve kontrol grubu arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark olmadığı belirlenmiştir. Çalışma sonucunda birinci ay izlemlerde deney grubunun annelik rolü konusundaki farkındalık ve annelik rolünde yeterlilik düzeyi artarken, dördüncü ayda deney ve kontrol gurubu arasında istatistiksel olarak bir fark bulunmamaktadır. Farkındalık temelli hemşirelik girişimleri uygulanan deney grubunun doğum haftası 36.6±0.6 iken, kontrol grubunun 36.2±0.7 olarak belirlenmiştir. Girişim grubunun gebeliği kontrol grubuna göre 4 gün daha devam etmiştir, ancak aralarındaki fark istatistiksel olarak anlamlı değildir.

AnnelerBebek bakımıEmzirme+4
Öznur Körükcü
Akdeniz University · Institute of Health Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Barkin annelik fonksiyonu ölçeğinin uyarlanması ve psikometrik özelliklerinin incelenmesi

Amaç: Bu araştırmanın amacı, doğum sonrası annenin fonksiyonel durumunu belirlemek üzere Lynn Jennifer Barkin tarafından geliştirilmiş olan Barkin Annelik Fonksiyonu Ölçeği'nin Türk kültürüne uyarlayarak geçerlik ve güvenirliğini belirlemektir. Yöntem: Araştırma, basit tesadüfi örnekleme yöntemiyle belirlenen 15, 17, 18' nolu ve Meltem Aile Sağlığı Merkezlerinde 10 Şubat-15 Nisan tarihleri arasında gerçekleştirilmiştir. Araştırma örneklemini, doğum sonu 6-10 haftalık dönemde olan, 18-40 yaşları arasında, araştırmaya katılmaya gönüllü olan 235 anne oluşturmuştur. Veri toplama aracı olarak, anneleri tanıtıcı bilgi formu ve Barkin Annelik Fonksiyonu Ölçeği kullanılmıştır. Verilerin analizinde sayı, yüzde, aritmetik ortalama, Kendall W analizi, faktör analizi, Cronbach alfa katsayısı ve madde analizi kullanılmıştır. Bulgular: Ölçeğin Türkçeye uyarlamasında körlemesine ters çeviri yöntemi kullanılmıştır. Uzman görüşlerinin uyumluluk düzeyi Kendall W= 0.297 (p=0.004) bulunmuştur. Açımlayıcı faktör analizi sonucunda, ölçeğin 5 faktör altında toplandığı ve faktörlerin açıklanan varyansa toplam katkısının %59.9 olduğu belirlenmiştir. Ölçekten elde edilen puanlar doğrultusunda yapı geçerliliğine ilişkin ek kanıt elde etmek amacıyla doğrulayıcı faktör analizi (DFA) uygulanmıştır. DFA'nın uyum indekslerinin, Ki-kare (2) İyilik Uyumu 2(94)=159.93 (p=0.000), 2/sd=1.70, Yaklaşık Hataların Ortalama Karakökü (RMSEA) 0.05, Normlaştırılmamış Uyum İndeksi (NNFI) 0.94, Karşılaştırılmalı Uyum İndeksi (CFI) 0.96, Standartize Edilmiş Artık Ortalamaların Karakökü (SRMR) 0.06 ve İyilik Uyum İndeksi (GFI) 0.91 olduğu belirlenmiştir. Ölçeğin genel cronbach alfa güvenirlik katsayısı 0.73'tür ve ölçek alt boyutlarıdan, Öz Bakım Boyutu'nun 0.66, Anne Psikolojisi Alt Boyutu'nun 0.71, Bebek Bakımı Alt Boyutu'nun 0.62, Sosyal Destek Alt Boyutu'nun 0.69, Anneliğe Uyum Alt Boyutu'nun 0.50 olduğu hesaplanmıştır. Madde analizi sonucunda, maddelerin ayırt edicilik (rjx< 0.10) düzeyinin güçlü olduğu saptanmıştır. Sonuç: Sonuç olarak, "Barkin Index of Maternal Function" Türkçe formunun kadınların doğum sonu annelik fonksiyonunu ölçmek için geçerli ve güvenilir bir araç olduğu saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: Annelik fonksiyonu; Barkin Annelik Fonksiyon Ölçeği; Doğum sonu dönem

AnnelerAnnelikDoğum+3
Ruveyde Aydın
Akdeniz University · Institute of Health Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Doğum eyleminin 1. ve 2. evresinde anne pozisyonlarının kadın sağlığına olan etkisi: Bir meta-analiz çalışması

Amaç: Çalışma, doğumun 1. ve 2. evresinde epidural analjezi alan ve almayan annelere uygulanan dik ve rekumbent pozisyonların kadın sağlığına olan etkisini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Yöntem: Çalışmada sistematik sentezleme yöntemlerinden meta-analiz kullanılmıştır. Önceden belirlenmiş anahtar kelimelerle dahil edilme kriterleri doğrultusunda 1970-2015 tarihleri arasında yayınlanan makaleler, yüksek lisans ve doktora tezleri toplam 11 veri tabanında taranmıştır. Çalışmaların yanlılık riskleri Cochrane' e göre değerlendirilmiş, yayın yanlılığı, risk oranı etki büyüklüğü ve rastgele etkiler modeli ile genel etki büyüklüğü, heterojenite testleri ve duyarlılık analizleri yapılmıştır. Bulgular: Yapılan tarama sonucunda 29.094 kaynağa ulaşılmış, dahil edilme kriterleri doğrultusunda toplam 45 çalışma analize dahil edilmiştir. Doğumun 1. evresinde rutin epidural analjezi alan ve almayan annelerde dik pozisyonun normal doğum, müdahaleli doğum ve indüksiyon kullanım oranı üzerine etkisinin önemsiz olduğu belirlenmiştir. Doğumun 1. evresinde rutin epidural analjezi almayan annelerde dik pozisyonda sezaryen doğum oranının daha az oranda olduğu (RR= 0.625, % 95 CI= 0.416-0.940) saptanmıştır. Doğumun 2. evresinde rutin epidural analjezi alan annelerde ise dik pozisyonun doğum tipi üzerine etkisinin önemsiz olduğu belirlenmiştir. Doğumun 2. evresinde rutin epidural analjezi almayan annelerde ise dik pozisyonda müdahaleli doğum (RR= 0.683, % 95 CI= 0.506- 0.923) ve epizyotomi oranlarının daha az (RR= 0.811, % 95 CI= 0.723-0.910), postpartum kanama oranının ise daha fazla (RR= 1.386, % 95 CI= 1.081-1.775) olduğu saptanmıştır. Sonuç: Çalışma sonucunda; doğumun 1. evresinde rutin epidural analjezi almayan annelerde dik pozisyonun sezaryen doğum oranını azalttığı belirlenmiştir. 2. evrede rutin epidural analjezi almayan annelerde ise dik pozisyonun müdahaleli doğum ve epizyotomi oranını azaltırken postpartum kanama oranını arttırdığı belirlenmiştir. Kadının risk faktörleri gözönünde bulundurularak doğumda uygun olan pozisyona karar verilmeli, rutin olarak hareket kısıtlılığının kullanılmasından vazgeçilmelidir. Anahtar Kelimeler: Doğum; Travay; Pozisyon; Meta-Analiz; Hemşirelik

AnaljeziAnaljezi-epiduralDoğum+6
Ayşe Deliktaş
Akdeniz University · Institute of Health Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Kadınlarda üriner inkontinansın beden imajına etkisinin değerlendirilmesi

Amaç: Üriner inkontinans kadınların genel bir problemi olarak karşımıza çıkmaktadır. Kadınlar bu sorunla yaşamlarının birçok döneminde karşılaşmaktadır. Üriner inkontinansın yaşamı tehdit eden sonuçları olmasa da yaşam kalitesini ve beden imajı algısını olumsuz yönde etkileyebilmektedir. Pek çok türü olan üriner inkontinans, kadınlarda beden imajının olumsuz etkilenmesine ve sosyal izolasyona yol açmaktadır. Araştırmanın Yeri ve Zamanı: Araştırma Akdeniz Üniversitesi Hastanesi Üroloji ve Kadın Doğum poliklinikleri ve Antalya İlinde yaşayan, idrar kaçırma sorunu yaşadığını belirten, 18-49 yaş arası kadınlarla, Aralık 2022-Aralık 2023 tarihlerinde gerçekleştirilmiştir. Yöntem: Araştırma, betimsel fenomenoloji yöntemi kullanılarak yapılan nitel bir araştırmadır. Araştırmada 18-49 yaş arası, üriner inkontinans sorunu yaşadığını belirten gönüllü 15 katılımcı ile yüz yüze görüşülmüştür. Veriler kişisel bilgi formu ve yarı yapılandırılmış görüşme formu ile bireysel derinlemesine görüşmeler yapılarak toplanmıştır. Elde edilen verilerden kodlar ve temalar oluşturulmuştur. Bulgular: Kodlamalar sonucunda üç tema "Bedene İlişkin Duygu ve Düşünceler", "Aile Dışı İlişkiler" ve "Aile İçi İlişkiler" ve 10 alt tema oluşturulmuştur. Sonuç: Üriner inkontinans yaşayan kadınların deneyimleri ve beden imajları, beden algısından, eş, aile, sosyal çevre ve bireysel bakış açılarından etkilenmektedir. Bu kadınlar utanç, kaygı, öfke ve kendini yetersiz hissetme sorunları görülmektedir. Ayrıca, üriner inkontinans yaşama korkusu nedeniyle günlük aktivitelerden geri çekilmekte ve bu durum beden imajı algılarını olumsuz yönde etkilemektedir. Kadınlar fizyolojik olarak kısıtlanmış hissetmekte ve psikolojik sorunlar yaşamaktadır. Bu durum, üriner inkontinans bağlamında sağlık hizmetlerine yönelik kadınların yaklaşımını şekillendiren toplumsal paradigma ve kültürel normlara dair kapsamlı bir değerlendirme yapma ihtiyacını vurgulamaktadır. Sağlık personeli tarafından kadınlar üriner inkontinans bağlamında değerlendirilmelidir. Anahtar Kelimeler: beden imajı, üriner inkontinans, pelvik taban, hemşirelik

Ayşen Uzunlar
Akdeniz University · Institute of Health Sciences
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Mobil uygulamaya dayalı serviks kanseri farkındalık eğitiminin kadınların serviks kanserinden korunma ve erken tanıya ilişkin tutum ve davranışlarına etkisi

Amaç: Bu çalışma, 5 yıl veya daha uzun süredir papanicolaou testi(pap-smear) yaptırmamış kadınlara yönelik olarak geliştirilen 'mServiks Mobil Uygulaması' ile kadınların serviks kanseri farkındalığı, korunma ve erken tanıya yönelik tutum ve davranışları üzerindeki etkisi değerlendirildi. Yöntem: Çalışmanın örneklemini, Nisan 2024–Ekim 2024 tarihleri arasında Kütahya ilinde Yıldırım Beyazıt Aile Sağlığı Merkezi ve Zafertepe Aile Sağlığı Merkezi'ne başvuran 120 kadın (60 girişim, 60 kontrol) oluşturdu. Katılımcılar randomize edilerek gruplara ayrıldı. Kontrol grubunda yer alan kadınlara herhangi bir girişim uygulanmadı. Girişim grubundaki kadınlara ise 12 hafta boyunca 'mServiks Mobil Uygulaması' aracılığıyla serviks kanseri farkındalık eğitimi verildi. Çalışmanın verileri; Serviks Kanseri Farkındalık Davranışları Anketi, Serviks Kanserinden Korunmaya Yönelik Tutum Ölçeği, Serviks Kanseri Erken Tanısına Yönelik Tutum Ölçeği ve Mobil Uygulama Kullanılabilirliğini ve Kullanımını Değerlendirme Ölçeği aracılığıyla elde edildi. Elde edilen veriler Statistical Package for the Social Sciences (SPSS) 27.0 programı ile analiz edildi. Bulgular: Girişim ve kontrol grubunun sosyodemografik özellikleri benzer olduğu saptandı. Girişim ve kontrol grubu arasında; serviks kanseri farkındalığı, serviks kanserinden korunma tutumu, serviks kanseri erken tanı tutumu arasında anlamlı farklılık bulunurken, girişim grubunda yer alan kadınların pap-smear testi yaptırma (%21,6) ve HPV aşısı yaptırma oranının (%1,7) arttığı belirlendi. Girişim grubunda 'mServiks Mobil Uygulaması' kullanabilirliği ve sadakat puanları yüksek olduğu belirlendi. Sonuç: 'mServiks Mobil Uygulaması' ile verilen serviks kanseri farkındalık eğitiminin, kadınların serviks kanserine ilişkin farkındalık düzeylerini artırdığı, korunma ve erken tanıya yönelik tutum ve davranışları üzerinde olumlu etkiler yarattığı ve yüksek kullanılabilirliğe sahip bir mobil uygulama olduğu belirlendi.

Mobil aplikasyonObstetrik-hemşirelikOnkolojik hemşirelik+1
Fatmanur Sena Karakışla
Akdeniz University · Institute of Health Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Adölesan kız çocuğu annelerinin HPV aşısına ilişkin inanç ve tutumları

Amaç: Çalışmada, adölesan kız çocuğu annelerinin HPV aşısına ilişkin inanç ve tutumlarının belirlenmesi amaçlanmıştır. Yöntem: Araştırma adölesan kız çocuğu annelerinin HPV aşısına ilişkin inanç ve tutumlarını belirlemek amacıyla kesitsel ve tanımlayıcı türde planlanmıştır. Araştırma verileri, Eylül- Aralık 2023 tarihleri arasında, Antalya ili merkez mahalleleri içinde en çok 10-18 yaş aralığı çocuk nüfusuna sahip olan 2 Aile Sağlığı Merkezinde 10- 18 yaş aralığında kız çocuğu olan 246 anneden toplandı. Bulgular: Katılımcıların yaş ortalaması 42,13±5,95 yıl olup, büyük çoğunluğu evli, eğitim durumu lise ve üzeri, çekirdek ailede yaşayan ve gelirleri giderlerinin altında olan çoğunluğu çalışan ebeveynlerden oluşmaktadır. Ölçeğin ortalama toplam skoru 33,19±3,05'tir. Sonuç: Elde edilen verilere göre, ebeveynlerin yaşları arttıkça Karolina HPV Aşılama Tutumları ve İnançları Ölçeği (KHATİÖ) zararlar boyutu skoru anlamlı şekilde düşmektedir. Eğitim, medeni durum ve gelir açısından ise anlamlı fark yoktur. Geniş ailede yaşayan ebeveynlerin zararlar boyutu ve toplam KHATİÖ skorları çekirdek ailedekilere göre yüksektir. Adölesan kız çocuğu annelerinin HPV bilgisi düşüktür. Bu sonuçlar, serviks kanseri önleme programları ve tarama hizmetlerinin geliştirilmesine, HPV farkındalığının artırılmasına ve kadın sağlığının iyileştirilmesine katkı sağlayabilir. Çalışma, toplumun HPV bilgisi ve aşılama oranlarını artırma, bulaş oranlarını azaltma ve HPV aşısının ulusal aşı programına dahil edilme sürecinde ilerleme için teşvik edici olabilir.

Kader Manav
Akdeniz University · Institute of Health Sciences
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Travay sürecinde sanal gerçeklik gözlüğünün gebelerde doğum korkusu, doğum süresi ve non-stres testi sonuçlarına etkısi : Randomize kontrollü tek körlü çalışma

Amaç: Bu çalışma, doğumhanede sanal gerçeklik gözlüğü kullanılarak gebelere izletilen doğa videosunun, kadınlarda doğum korkusu, doğum süresi ve NST sonucuna etkisinin belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. Yöntem: Çalışmanın örneklemini, Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi' nde Mart 2022-Eylül 2022 tarihleri arasında vajinal doğum için gelen ve 72 primipar (36 müdahale, 36 kontrol), 72 multipar (36 müdahale, 36 kontrol) toplam 144 gebe oluşturdu. Randomizasyona uygun olarak kotrol grubuna dahil edilen gebelere rutin işlemler dışında herhangi bir uygulama yapılmadı. Müdahale grubunda yer alan aktif fazdaki gebelere 2 seans olacak şekilde 2 saat ara ile 20 dk sanal gerçeklik gözlüğü ile video izletildi. Veri toplama aracı olarak, Kişisel Bilgi Formu, Doğumhane Takip Formu, NST Takip Formu, Wijma Doğum Beklentisi/Deneyimi Ölçeği/ A Versiyonu (W- DEQ-A) ve Wijma Doğum Beklentisi/Deneyimi Ölçeği/ B Versiyonu (W- DEQ-B) kullanıldı. Çalışmada elde edilen veriler IBM SPSS V25 ile analiz edildi. Bulgular: Primipar ve multipar gebelerin, müdahale ve kontrol grubu arasında sosyo-demografik özellikleri benzer bulundu. Müdahale ve kontrol grubu arasında NST sonuçları ve toplam doğum süresi açısından istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmazken (p˃0.05), akselerasyon sayısı (p˂0.05) ve fetal hareket sayısını arttırdığı (p˂0.05), doğumun aktif fazının süresinin kısaldığı (p˂0.05) belirlendi. Ayrıca primipar ve multipar gebelerin kontrol grubunda W- DEQ-A ölçeğine göre şiddetli doğum korkusu yaşadığı, müdahale grubunun ise orta düzeyde doğum korkusu yaşadığı saptandı (p˂0.05). W- DEQ-B ölçeği sonuçlarında ise müdahale ve kontrol grupları arasında anlamlı farklılıklar belirlendi (p˂0.05). Sonuç: Doğumhanede gebelere sanal gerçeklik gözlüğü ile video izletmenin aktif faz süresinin ve doğum korkusunun azaltılmasında etkili olduğu NST sonuçlarını ve doğum süresini etkilemediği, belirlendi. AnahtarKelimeler: doğum korkusu, doğum süresi, hemşire, nonstres test, sanal gerçeklik gözlüğü

DoğumDoğum ağrılarıDoğum korkusu+2
Mine Oruç
Akdeniz University · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Down sendromu tanısına sahip çocukların annelerinin, travma sonrası büyüme bağlamında deneyimlerinin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı, Down sendromu tanısına sahip çocukların annelerinin travma sonrası büyüme bağlamında deneyimlerini inceleyebilmek ve annelik kavramıyla ilişkisinin feminist bir perspektif ile ortaya konulabilmektir. Nitel araştırma yöntemlerinden gömülü teori deseninin kullanıldığı bu araştırmada, kuram oluşturma amacı taşıması sebebiyle örnekleme yöntemlerinden amaçlı örnekleme yöntemi ile veriler toplanmıştır. Down Sendromu tanısına sahip çocuklarının özel eğitim hizmetinden yararlanma amacıyla bulunduğu kurum ve vakıflardaki 30 gönüllü kadın ile derinlemesine görüşmeler yapılmıştır. Görüşmede açık uçlu soru formu kullanılmıştır. Veri toplama aşamasında karşılaştırılmalı analiz prensibine bağlı kalınarak, görüşmeler neticesinde elde edilen veriler Strauss ve Corbin (1998) tarafından önerilen yaklaşım ile analiz edilmiştir. Elde edilen verilerin analizleri sonucunda Down Sendromu tanısına sahip çocukların annelerinde travma sonrası büyümenin mevcut olduğu ve katılımcıların travma sonrası büyümenin 5 farklı alanında değişimler yaşadığı tespit edilmiştir. Ayrıca toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin bakıma yansımaları olarak kadınların, çocuklarının bakımı için işten çıkmak zorunda kaldıkları ve eviçi işler ile birlikte bakım sorumluluğunu tek başına yüklendikleri, yaşadıkları ekonomik bağımlılık nedeniyle boşanmak isteyen kadınların eşlerinden boşanamadıkları tespit edilmiştir. Babaların bu süreçte finansal sağlayıcı olarak görev yaptığı ve sadece kamusal alanlarda eşlerine destek oldukları belirlenmiştir. Tam zamanlı anne olarak işlevsel hale gelen kadınlar, çocukları konusunda hassaslaşmış ve onları tanrının ödülü olarak görmüşlerdir. Kendi anneliklerini ise bu bağlamda kutsallaştırmışlardır. Çocuklarına mükemmel annelik yapmak isteyen kadınlar çocukları konusunda çeşitli endişeler barındırmakta ve insanlar konusunda seçici davranmaktalar. Tanıya ilişkin bilgi eksikli, sağlık çalışanları ile çevrenin özensiz davranışları ve eğitim eksikliği kadınların yaşadıkları süreci zorlaştırırken, sosyal çevreden (eş, aile arkadaş) destek bulma tam tersi bir etkiye sahiptir. Son olarak kadınlar, okul, özel eğitim, hastane, kafe gibi mekanlarda hemcinsleriyle yan yana gelmişler ve Down Sendromuna ilişkin tüm bildiklerini birbirleri ile paylaşarak mücadele ortaklığı yaşadıkları tespit edilmiştir. Anahtar kelimler: Travma sonrası büyüme, Down Sendromu, annelik, bakım, gömülü teori

Ana-çocuk etkileşimiAnnelerAnnelik+5
Çağla Gökgöz
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Toplumsal cinsiyet rolleri açısından erken yaşta evlilikler: Antalya ili Kadın Konukevleri örneği

Biyolojik cinsiyet kavramı kadın ve erkek arasında görülen biyolojik farklılıkların altını çizerken, toplumsal cinsiyet kavramı bu iki cins arasındaki toplumsal farklılıkları içerir. Kadın ve erkeğe toplumsal yapı tarafından öğretilen rol ve konumlar üzerinde duran toplumsal cinsiyet tartışmaları, bireylerin kadın ve erkek olmaları sebebiyle karşı karşıya kaldıkları farklı davranışları ve uygulamaları inceler. Zamana ve görüldüğü topluma göre farklılık gösteren bu tür uygulamaların gündelik yaşama pek çok yansıması bulunmaktadır. Dünya genelinde hemen hemen her toplumda hâkim olan ataerkil yapının toplum yaşamında görülme şekillerinden biri de toplumsal cinsiyete dayalı ayrımcılıktır. Kadına yönelik şiddet başta gelmek üzere, farklı tür ve şekillerde ki cinsiyetçi uygulamaların varlığını yoğun bir şekilde sürdürdüğü bilinmektedir. Bu çalışmada, cinsiyetler arası ayrımcılık türlerinden biri olan kız çocuklarının erken yaşta evlendirilmesi konusu incelenmektedir. Çalışma öncelikle toplumsal cinsiyet konusunu farklı yönleriyle analiz edecek, evlilik, aile kavramları ve Türk aile yapısı üzerinde durulacak, toplumsal cinsiyet ayrımcılığının bir yansıması olarak şiddet ve kadına yönelik aile içi şiddet üzerinde durulacak ve ardından çocuk gelin sorunu ele alınacaktır. Çalışma ayrıntılandırılırken konuya dair istatistiki bilgiler verilmiş ve çocuk yaşta evliliğin sebep ve sonuçlarına değinilmiştir. Kız çocukların evlendirilmesi sorununa yönelik genel bir çerçeve sunmayı amaçlayan bu çalışma ile erken evlenen kadınların yaşam deneyimlerinden yola çıkılarak içinde yer aldıkları ataerkil toplum düzeni ile erken evlilikler arasındaki bağlantılar Antalya İli merkez ilçelerinde bulunan Kadın Konukevlerinde kalmakta olan kadınlar özelinde keşfedilmeye çalışılacaktır.

Erken evlililkKadın konuk evleriKadınlar+1
Neslihan Avşar
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Hemşire tarafından yapılan yaşamı anlamlandırma görüşmelerinin jinekolojik kanser hastalarında travma sonrası gelişim, yaşamda anlam bulma ve spiritüel iyi oluşluk üzerine etkisi

Amaç: Jinekolojik kanser tanısı alan kadınlara hemşire tarafından yapılan Logoterapiye dayalı yaşamı anlamlandırma görüşmelerinin travmatik stres belirtisi, travma sonrası gelişim, yaşamda anlam ve spiritüel iyi oluşluk üzerine etkisini belirlemektir. Yöntem: Bu çalışma nicel ve nitel yaklaşımın birlikte kullanıldığı karma yöntem bir araştırmadır. Nicel aşama 68 jinekolojik kanser tanısı alan kadınla randomize kontrollü olarak yürütülmüştür. Girişim grubuna Logoterapiye dayalı yaşamı anlamlandırma görüşmeleri verilmiştir. Veriler; Kişisel Bilgi Formu, Travmatik Stres Belirti Ölçeği, Travma Sonrası Gelişim Envanteri, Yaşamda Anlam Ölçeği ve Spiritüel İyi Oluş Ölçeği kullanılarak toplanmıştır. Verilerin analizinde tanımlayıcı istatistikler ve parametrik-nonparametrik testler kullanılmıştır. Nitel aşama ise, girişim grubundaki 14 kadın ile yarı yapılandırılmış derinlemesine bireysel görüşme formu kullanılarak yürütülmüştür. Nitel verilerin analizinde Braun ve Clarke'nin tematik analiz yaklaşımı kullanılmıştır. Bulgular: Nicel veriler incelendiğinde, girişim ve kontrol grubundaki kadınların Travmatik Stres Belirti Ölçeği, Travma Sonrası Gelişim Envanteri ve Yaşamda Anlam Ölçeği toplam puan ortalaması arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık olduğu saptanmıştır (p=0.000). Gruplar arasında Spiritüel İyi Oluş Ölçeği toplam puan ortalamasında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık görülmemiştir (p=0.145). Nitel verilerin analizi sonucunda; yaşamı anlamlandırma görüşmelerinin faydaları, yaşanılan değişiklikler, yaşamın anlamı vb. olmak üzere sekiz ana tema belirlenmiştir. Sonuç: Logoterapiye dayalı yaşamı anlamlandırma görüşmelerinin kadınların travmatik stres belirtisini azalttığı, travma sonrası gelişim ve yaşamda anlam düzeyini arttırdığı saptanmıştır. Kadınların; psikolojik olarak rahatladıkları, anlam kaynaklarını ve sorumluluklarını fark ettikleri belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: jinekolojik kanserler, travma sonrası gelişim, yaşamın anlamı, hemşirelik, logoterapy

AnlamlandırmaHemşirelerHemşirelik+6
Ruveyde Aydın
Akdeniz University · Institute of Health Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Doğum eyleminde öz-yeterlik algısı ve etkileyen faktörler

Amaç: Doğum eyleminde öz-yeterlik, kadının doğumla baş etmesine yardım etmekle kalmayıp, anne refahını ve çeşitli perinatal sonuçlara ulaşmak için yararlı bir ölçüttür. Bu çalışma gebelerin öz-yeterlik algısını etkileyen faktörleri belirlemek amacıyla tanımlayıcı tipte planlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Çalışma, tanımlayıcı tipte tasarlanmıştır. Örneklem 18-45 yaş arasında ve 24.-40. gebelik haftasında olan 380 kadın oluşturmaktadır. Kasım 2019- Şubat 2020 tarihleri arasında Akdeniz Üniversitesi Hastanesi Kadın Doğum Polikliniğine gelen gebelerle Doğum Öz-yeterlik Ölçeği(CBSEI-32) kullanılarak yüz yüze görüşmelerle elde edilmiştir. Araştırmada elde edilen bulguların analizinde tek yönlü varyans analizi, bağımsız gruplar T testi ve regresyon analizi kullanılmıştır. Bulgular: CBSEI-32 ölçeği kullanılarak yapılan çalışmada gebelerin" doğum öz-yeterlik toplam" ortalaması 244.27±45.11 (Min=97; Maks=320) olarak saptanmıştır. Gebenin eğitim seviyesi ve öz-yeterlik algısı arasında anlamlı ilişki bulunmaktadır (p=0.001). Gebenin gelir düzeyi ve öz-yeterlik algısı arasında anlamlı farklılık bulunmaktadır (p=0.004). Antenatal eğitim ve öz- yeterlik algısı arasında anlamlı ilişki bulunmaktadır (p=0.000). Ek olarak antenatal eğitim alan gebelerin sonuç beklentisi ve yeterlik beklentisi alt boyutundan aldığı puanların daha yüksek saptanmıştır. Geçmiş doğum deneyiminden memnun olmayan gebelerin yeterlik beklentisi azalmaktadır. Sonuç: Bu çalışma, eğitim, ekonomik düzey gibi kadınlara güç veren değişkenlerin yüksek düzeyde doğum öz-yeterlikleriyle ilişkili olduğunu göstermiştir. Doğum öncesi eğitim, davranışsal yetenekler konusunda güven sağlar ve davranışı istenen sonuca götürür. Olumsuz doğum deneyimi, sonucu etkileyen davranışları negatif etkileyen önemli bir faktördür. Bu nedenle, doğum öncesi verilen eğitim ve normal doğumu destekleyen pozitif hemşirelik girişimleri doğum öncesi bakım sürecinde yapılmalıdır. Anahtar Kelimeler: Doğumda öz-yeterlik, doğum, hemşirelik bakımı

Doğal doğumDoğumHemşirelik bakımı+3
Fatmanur Sena Bostan
Akdeniz University · Institute of Health Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Beliren yetişkinlerin romantik ilişkilerde problem çözme becerilerinin toplumsal cinsiyet bağlamında incelenmesi

Bu araştırmada amaç, beliren yetişkinlik döneminde bireylerin romantik ilişki deneyimleri ile problem çözme becerilerini incelemek ve toplumsal cinsiyet bağlamda değerlendirmelerde bulunmaktır. Nitel araştırma yönteminin benimsendiği bu çalışmada Antalya'da yaşayan beliren yetişkinlerle görüşülmüştür. Katılımcılara kartopu tekniği ile ulaşılmıştır. Amaçlı örnekleme tekniğiyle belirlenen 30 beliren yetişkin ile derinlemesine görüşmeler gerçekleştirilmiştir Araştırma kriterlerleri; katılımcıların 18-26 yaş arasında, romantik ilişki deneyimine sahip olmalarıdır. Çalışma 30 katılımcı ile yapılmıştır. Görüşmede yarı yapılandırılmış soru formu kullanılmıştır. Araştırma sonucunda, beliren yetişkinlerin romantik ilişki deneyimlerine ilişkin olarak problem çözme becerilerine, öz kök aile ile ilişkilerine ve toplumsal cinsiyet rollerine ulaşılmıştır. Görüşülen beliren yetişkinlerin, deneyimledikleri romantik ilişkilerde, yaşadıkları problemlerin kısa ve uzun vadede devam eden iki türü olduğu anlaşılmıştır. Uzun süre devam eden problemlerin toplumsal kabuller ile ilişkili olduğu gözlemlenirken kısa süreli problemlerin ise bireylerin günlük hayatın akışında baskın taraf olma çabasından kaynaklandığı anlaşılmıştır. Erkekler, partnerlerinin ilişkide her şeyi sorun ettiklerini belirtirken kadınlar ise partnerlerinin çoğunlukla problemlerden kaçtıklarını ve çözümü kendilerine bıraktıklarını ifade etmişlerdir. İlişki dinamikleri içerisinde kadının ve erkeğin toplumsallaşma sürecinde bir ilişkiyi sürdürmek için çeşitli kodlarla donatıldığı anlaşılmıştır. Bu kodlar katılımcıların söylemlerden çıkarılmaktadır. Aynı zamanda katılımcılar, cinsiyet rollerinin doğru olmadığını ifade etseler de pratikte o roller ile yaşamayı hayatın bir parçası haline getirdikleri görülmüştür.

Cinsiyet rolleriDuygusal ilişkiGenç yetişkinler+3
Esin Nesrin Cebeci
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Doğum sonu dönemde olan kadınlarda beden imajı algısının değerlendirilmesi: Grounded teori çalışması

Amaç: Birçok kadın doğum sonrası dönemde gebelik öncesi bedenine kavuşmak istemektedir. Kadınların doğum sonrası evde bakım yüklerine iş yükünün de eklenmesiyle birlikte kendilerine daha az zaman ayıracağı ve bu durumun beden imajı algılarını etkileyeceği düşünülmektedir. Bu araştırma, doğum sonrası dönemde çalışan kadınların beden imajı algılarını incelemeyi amaçlamaktadır. Yöntem: Araştırma, grounded teori araştırma yöntemi kullanılarak yapılan nitel bir araştırmadır. Araştırmada doğum sonu dönemde üçüncü ayını tamamlamış ve bir yılını doldurmamış, aktif olarak iş hayatında yer alan gönüllü 22 katılımcı ile yüzyüze görüşülmüştür. Veriler kişisel bilgi formu ve yarı yapılandırılmış form ile derinlemesine görüşmeler yapılarak toplanmıştır. Elde edilen veriler açık, eksenel ve seçici şeklinde kodlanarak temel bir kurama dayandırılmıştır. Bulgular: Kodlamalar sonucunda temel kategori olarak "Keşke doğum sonrası eski bedenime kavuşsam…ama desteklenmem gerekiyor." ifadesi belirlenmiş, üç ana kategori "Kilo dalgalanmaları ve beden şekli", "Bedene ilişkin algı", "Beden imajı algısını iyileştirmeye yönelik öneriler" ve altı alt kategori oluşturulmuştur. Sonuç: Araştırma, doğum sonrası dönemde çalışan annelerin artan sorumlulukları nedeniyle kendilerine ve bedenlerine zaman ayırmakta zorlandıklarını göstermektedir. Doğum sonrası istenilen kiloya ulaşamama ve göğüslerde sarkma en sık görülen şikayetler olduğu belirlenmiştir. Olumsuz beden imajı algısının doğumdan sonra baskın olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Tüm kadınlara doğumdan sonra etkili kilo yönetimi için danışmanlık hizmeti verilmesi önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: beden imajı, doğum sonu dönem, hemşirelik, kadın

Beden imajıDoğumHemşirelik+2
Merve Koçhan
Akdeniz University · Institute of Health Sciences
2021
10
Master'sOpen AccessTR

Erkeklerin infertiliteye ilişkin algıları ve infertilite tedavi sürecindeki deneyimleri: Fenomenolojik bir çalışma

Amaç: Bu araştırmanın amacı; erkeklerin infertilite algılarını, infertilite tedavisi ile ilgili deneyimlerini ve erkeklerin bu süreçteki duyduğu ihtiyaçları derinlemesine incelemektir. Yöntem: Bu araştırma nitel araştırma yöntemlerinden fenomenoloji deseniyle yürütülmüştür. Araştırmanın örneklemi, infertilite tanısı almış IVF tedavisini tamamlamış 16 erkekten oluşmaktadır. Örneklem; olasılıksız örneklem stratejisinin amaca yönelik örnekleme biçimine göre belirlenmiştir. Araştırmanın verileri Mart 2018- Mayıs 2020 yılları arasında Özel Antalya Anadolu Hastanesi Tüp Bebek Merkezinde toplanmıştır. Verilerin toplanmasında, derinlemesine görüşme yöntemi kullanılmıştır. Verilerin analizinde betimsel ve tematik veri analizi kullanılmıştır. Bulgular: Verilerin analizi sonucunda 4 ana tema 16 kategori ve 65 kod elde edilmiştir. ''Çocuk isteği'' ana temasının altında; çocuğun anlamı, çocuk sahibi olma kararı, çocuk yapmayı ertelemek durumunda kalmak, vakit kaybetmeme isteği kategorilerine ulaşılmıştır. ''İnfertilite tanısını karşılama'' ana temasının altında; kendi içinde yaşananlar, kadın ile ilişkinin boyutu, çevredeki çocuklara bakış, paylaşmak konusu, aile büyükleri ve akrabalar ile ilişkiler kategorileri elde edilmiştir. ''Başlangıçtan Sona Doğru Tedavi Deneyimi'' ana teması altında; tedavi sürecinin zorlukları, tedavide etkinlik, tedavi sürecindeki beklentiler, tedavi sonucu, öneriler kategorilerine ulaşılmıştır. Son olarak ''Metaforlar'' ana temasının altında katılımcıların çocuk sahibi olamama ve tüp bebek tedavisine ilişkin metaforları saptanmıştır. Sonuç: Araştırmanın sonucu; erkeklerin infertiliteyi zorlu ve umut dolu bir süreç olarak algıladıklarını, tedavi sürecine dahil olmak istediklerini, yakın çevre ve sağlık personeli tarafından desteklenmeye ihtiyaç duyduklarını göstermektedir. Anahtar Kelimeler: erkek infertilitesi, infertilite tedavisi, deneyim, hemşirelik, fenomenoloji

DeneyimHemşirelikKısırlık+2
Tuğçe Atasayar
Akdeniz University · Institute of Health Sciences
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Hemşirelik bakımına yönelik "Cinsel İyilik Hali Modeli" nin geliştirilmesi: İnfertil kadınlarda bir uygulama örneği

Amaç: Çalışmanın amacı; Salutogenez Modeli ve infertil kadınlara yönelik yapılandırılan psikoseksüel hemşirelik bakımının etkisini değerlendiren araştırma bulgularından yararlanarak hemşirelerin bakım süreçlerinde kadınların cinsel iyilik halini geliştirmek için yararlanabilecekleri bir model geliştirmektir. Yöntem: Model geliştirme sürecinde teori-araştırma-teori stratejisi kullanılmıştır. Salutogenez Modeli' ne temellendirilerek yapılandırılan psikoseksüel hemşirelik bakım programının infertil kadınlarda etkinliğini inceleyen karma yöntem araştırma yürütülmüştür. Karma yöntem araştırmada araştırmanın nitel boyutunun deseni temellendirilmiş kuram çalışması, nicel boyutunun deseni ise randomize kontrollü çalışmadır. Model geliştirme sürecinde araştırmadan elde edilen bulgular, Salutogenez Modeli ve ilgili literatürden yararlanılmıştır. Bulgular: Psikoseksüel hemşirelik bakımının infertil kadınların cinsel fonksiyon ve memnuniyet düzeylerinde koruyucu, cinsel benlik saygısı ve öz-yeterlilik düzeyi üzerine geliştirici etkisinin olduğu tespit edilmiştir. Nitel bulgulardan "Cinsel iyilik haline ulaşmak için öncelikle birey olarak güçlendirilmem ve cinselliği anlamlandırmam gerekiyor." çekirdek kategorisi elde edilmiştir. Ayrıca, nitel bulgulardan cinsel iyilik halinin gelişimini destekleyen ve kısıtlayan unsurlara ilişkin bilgiler edinilmiştir. Elde edilen bulgular doğrultusunda Cinsel İyilik Hali Modeli geliştirilmiştir. Modelin temel kavramları, hemşire, insan, sağlığın varlığı, sağlığın yokluğu, psikoseksüel hemşirelik bakımı ve cinsel iyilik halidir. Modelin amacı, kavramları, varsayımları, araştırma ve uygulamada kullanımına ilişkin bilgiler sunulmuştur. Sonuç: Çalışmada psikoseksüel hemşirelik bakımına ilişkin hemşirelik girişimlerini spesifik bir şekilde belirten ve hemşirelerin etkin bakım verme sürecinde yararlanabilecekleri Cinsel İyilik Hali Modeli geliştirilmiştir. Modelin kullanımı ile yürütülecek psikoseksüel hemşirelik bakımının kadınların cinsel iyilik halini geliştirmede etkili olacağı düşünülmektedir.

Cinsel işlevlerCinsellikHemşireler+7
Ayşe Deliktaş Demirci
Akdeniz University · Institute of Health Sciences
2021
10
Master'sOpen AccessTR

Doğum sonu dönemdeki kadınlarda cinsel fonksiyon ve disparoninin değerlendirilmesi

Amaç: Bu çalışma doğum sonu dönemdeki kadınlarda cinsel fonksiyon ve disparoni varlığını belirlemek amacıyla planlanmıştır. Yöntem: Çalışma Eylül 2019 – Ocak 2020 tarihleri arasında Antalya ili Kepez İlçesinde bulunan 35 Nolu ve 7 Nolu Aile Sağlığı Merkez' lerinde yapılmıştır. Araştırma evrenini doğum sonu ilk bir yıl içerisinde olan ve vajinal doğum yapmış 200 kadın oluşturmuştur. Veri toplama aracı olarak, kişisel bilgi formu ve Carol Postpartum Cinsel Fonksiyon ve Disparoni Değerlendirme Ölçeği kullanılmıştır. Ölçekler yüz yüze görüşme yöntemi ile uygulanmıştır. Verilerin analizinde sayı, yüzde, aritmetik ortalama, Doğrulayıcı Faktör Analizi, Açıklayıcı Faktör Analizi, Tek Faktörlü Varyans Analizi, Kruskal-Wallis H Testi, Mann-Whitney U Testi, Bağımsız Gruplar İçin t-Testi kullanılmıştır. Bulgular: Carol Postpartum Cinsel Fonksiyon ve Disparoni Değerlendirme Ölçeği Cinsel Aktiviteye Hazırlık alt ölçeğinde kadınların %63.5'inde orta derece libido bozukluğu olduğu, %72'sinde lubrikasyon bozukluğunun olmadığı belirlenmiştir. Cinsel Aktivitede Rahatsızlık ve Ağrı alt ölçeğinde; vulvaya dokunulduğunda ağrı alanında kadınların %67.5'inde rahatsızlık yok/ hafif derecede rahatsızlık veya ağrı, penetrasyon sırasında ağrı alanında kadınların %61.5'inde rahatsızlık yok/ hafif derecede rahatsızlık veya ağrı, vajinal ilişki sırasında ağrı alanında kadınların %61'inde rahatsızlık yok/ hafif derecede rahatsızlık veya ağrı, vajinal ilişki sonrasında ağrı alanında kadınların %67.5'inde rahatsızlık yok/ hafif rahatsızlık olduğu belirlenmiştir. Ayrıca postpartum cinsel fonksiyon ve disparoni ile kadınların eğitim durumunun ve daha önceki doğumlarında uygulanan epizyotomi durumunun ilişkili olduğu belirlenmiştir. Sonuç: Çalışma sonucunda doğum sonundaki kadınlarda cinsel ilişkiye hazırlık alanında lubrikasyon bozukluğu saptanmamış fakat orta derece libido bozukluğu saptanmıştır. Vulvaya dokunulduğunda, penetrasyon sırasında, cinsel ilişki sırasında ve cinsel ilişki sonrasında hafif derecede rahatsızlık ve ağrı saptanmıştır. Doğum sonu izlemlerde kadınların cinsel yaşamı değerlendirilmeli, uygun tedavi ve bakım sağlanmalıdır. Anahtar Kelimeler: Postpartum dönem, cinsel fonksiyon, disparoni, hemşirelik

AğrıCinsel bozukluklarCinsel ilişki+5
Hanife Altıntaş
Akdeniz University · Institute of Health Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Doğum sonu dönemde kadınların annelik fonksiyonu ile maternal bağlanma ilişkisinin incelenmesi

DOĞUM SONU DÖNEMDE KADINLARIN ANNELİK FONKSİYONU İLE MATERNAL BAĞLANMA İLİŞKİSİNİN İNCELENMESİ Amaç: Bu araştırma, doğum sonu dönemde kadınların annelik fonksiyonu ile maternal bağlanma ilişkisinin incelenmesi amacıyla planlanmıştır. Yöntem: Çalışma 10 Mayıs -15 Kasım 2017 tarihleri arasında Antalya il merkezinde bulunan, yıllık doğum sayısı en fazla olan 35 Nolu ve 3 Nolu Aile Sağlığı Merkez'lerinde yapılmıştır. Araştırmanın evrenini, doğum sonu 8-11 haftalık bebeği olan, 18- 45 yaş arasında 250 anne oluşturmuştur. Veri toplama aracı olarak, anneleri tanıtıcı bilgi formu, Barkin Annelik Fonksiyonu Ölçeği ve Maternal Bağlanma Ölçeği kullanılmıştır. Ölçekler annelere yüz yüze görüşme yöntemiyle uygulanmıştır. Verilerin analizinde sayı, yüzde, aritmetik ortalama, Tek Faktörlü Varyans Analizi, Kruskal- Wallis H Testi, Bağımsız Gruplar İçin t Testi, Mann- Whitney U Testi, Nokta Çift Serili Korelasyon Analizi, Spearman Brown Sıra Farkları Korelasyon Analizi, Pearson Momentler Çarpımı Korelasyon Analizi ve Basit Doğrusal Regresyon Analizi kullanılmıştır. Bulgular: Barkin Annelik Fonksiyonu Ölçeği toplam puan ortalaması 76.97 ± 10.19, Maternal Bağlanma Ölçeği toplam puan ortalaması 100.92 ± 3.17 olarak belirlenmiştir. Annelik fonksiyonu ile maternal bağlanma arasında pozitif, düşük ve anlamlı bir ilişki olduğu belirlenmiştir (r=0.22, p= 0.00). Doğum şekli ile annelik fonksiyonu arasında pozitif ve düşük bir ilişki olduğu saptanmıştır (r= 0.11). Doğum şekli ile maternal bağlanma arasında sıfıra çok yakın bir ilişki olduğu belirlenmiştir (r= 0.01). Maternal bağlanma ile öz bakım, anne psikolojisi, bebek bakımı, sosyal destek ve anneliğe uyum puanları arasında pozitif, düşük ve anlamlı ilişkiler söz konusudur. Sonuç: Çalışma sonucunda maternal bağlanma ve fonksiyonel durum arasında anlamlı ilişki belirlenmiştir. Maternal bağlanma ve annelik fonksiyonunun alt ölçeklerinin anlamlı ilişki içinde olduğu belirlenmiştir. Doğum şekli ile fonksiyonel durum arasında ve maternal bağlanma arasında ilişki bulunmasına rağmen, vajinal doğumun farklılaşmadığı saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: Annelik fonksiyonu, maternal bağlanma, hemşirelik

BağlanmaDoğumHemşirelik+2
Mine Oruç
Akdeniz University · Institute of Health Sciences
2018
00
DoctorateOpen AccessTR

Obstetrik triyaj aciliyet skalası uyarlanması ve uygulama etkililiğinin değerlendirilmesi

Amaç:Obstetrik Triyaj Aciliyet Skalası'nın geçerlik ve güvenirliğini test etmek ve uygulama etkililiğinin değerlendirilmesini incelemektir. Yöntem:Araştırma, metodolojik olarak iki bölümden oluşmaktır. Birinci bölümde; Obstetrik Triyaj Aciliyet Skalası'ın geçerlik-güvenirlik çalışması 10 triyaj hemşiresi ile 160 obstetri acil senaryosu üzerinden yapılmıştır. İkinci aşamada; Obstetrik Triyaj Aciliyet Skalası'nın uygulama etkililiğinin değerlendirmesi ile 350 kadınla yapılmıştır. Veriler; Triyaj Senaryoları, Kişisel Özellikler Soru Formu ve Obstetrik Triyaj Aciliyet Skalası kullanılarak toplanmıştır. Veriler kappa, ki-kare, spearman korelasyon analizi kullanılarak değerlendirilmiştir. Bulgular:Obstetrik Triyaj Aciliyet Skalası iç geçerliği incelemesinde, dil ifade açısından madde içerik indeksi 0.983 ve ölçek içerik indeksi 0.863 olarak bulunmuştur. Obstetrik Triyaj Aciliyet Skalası basit kappa değeri: 0.795 ve ağırlıklı kappa değeri: 0.918 bulunmuştur. Triyaj personeli tarafından yapılan triyaj değerlendirmesi ile Obstetrik Triyaj Aciliyet Skalası ile yapılan triyaj değerlendirme sonuçlarının 0.588'lik pozitif yönlü ve istatistiksel olarak ileri derecede anlamlı bir ilişki olduğu saptandı (ki-kare= 154.360, p<.0001). Sonuç:Obstetrik Triyaj Aciliyet Skalası, geçerli ve güvenilir ölçüm aracıdır. Sağlık Bakanlığı Zorunlu Triyaj Skalası ile Obstetrik Triyaj Aciliyet Skala kategorizasyonu karşılaştırıldığında triyaj hemşiresi Obstetrik Triyaj Aciliyet Skalası kategorizasyonundan daha düşük triyaj kategorisi verdiği belirlendi. Triyaj hemşiresi tarafından yapılan Sağlık Bakanlığı Zorunlu Triyaj Skalası ile Obstetrik Triyaj Aciliyet Skalası arasında pozitif yönlü ve istatistiksel olarak oldukça anlamlı bir ilişki olduğu saptanmıştır. Obstetrik nedenlerle gelen hastaların Obstetrik Triyaj Aciliyet Skalası ile acil servis ünitesinde triyaj bölümde değerlendirilmesi yarar sağlayabilir. Anahtar Kelimeler: obstetrik triyaj, obstetrik triyaj aciliyet skalası, triyaj

Acil tıpObstetrikTriyaj+1
Esma Gültürk
Akdeniz University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Acil obstetrik bakım ünitesine başvuran gebelerin doğuma ilişkin korku düzeyleri

Amaç: Araştırma doğum ve kadın hastalıkları acil servise başvuran primipar gebelerin yaşadığı doğuma ilişkin korku düzeyini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Yöntem:Tanımlayıcı kesitsel bir çalışmadır.Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi doğum ve kadın hastalıkları acil servise Ağustos 2015-Şubat 2016 tarihleri arasındabaşvuran 19-35 yaşları arasında olan primipar 473 kadın örnekleme alınmıştır.Kişisel bilgi formu ve gebelerin doğuma ilişkin korku düzeyini belirlemek üzere "Wijma Doğum Beklentisi/Deneyimi Ölçeği A Versiyonu" kullanılarak veriler yüz yüze görüşme yöntemiyle toplanmıştır. Veriler SPSS 20.0 programında sayı, yüzdelik, istatistiksel testler kullanılarak değerlendirilmiştir. Verilerin değerlendirilmesinde t testi, varyans analizi ve post-hoc testleri kullanılmıştır. Bulgular: Gebelerin % 67,7' sinin doğum kasılmaları nedeniyle acil ünitesine başvurduğu saptanmıştır. Acil servise başvuran kadınların ortalama doğum korkusu puanı 66,33±25,25 olarak belirlenmiştir. Kadınların %21,8'inin klinik derecede doğum korkusu yaşadığı saptanmıştır. Acil servise başvuran kadınların başvurma nedenleri ve doğum öncesi eğitim alma, doğum sırasında yaşanabileceklere ilişkin bilgi sahibi olma, gebenin doğuma hazır hissetmesi, planlı ve istenen gebelikler ile doğum korkusu arasında anlamlı farklılık olduğu bulunmuştur. Sonuç: Acil obstetri servise başvuran primipar gebelerin üçte birinin doğum korkularının ağır derecede olduğu belirlenmiştir. Doğuma hazırlık eğitimi alan, doğum sırasında yaşayacaklarını bilen ve doğum için kendisini hazır hisseden kadınlarda doğum korkusunun daha düşük olduğu saptanmıştır. Bu nedenle, kadına gebelik sürecinde aktif doğum yöntemleri ve stresle baş etme yöntemleri öğretilmelidir. Kadınların doğuma hazırlık sınıflarından rutin olarak yararlanmaları sağlanmalıdır. Anahtar Kelimeler: acil doğum, doğum korkusu, hemşirelik, primipar, tokofobi

Acil servis-hastaneAcil tıpAnksiyete+3
Havva Apaydın
Akdeniz University · Institute of Health Sciences
2017
00

Other supervisors