Theses supervised by Prof. Dr. Ömer Faruk Tutkun

10 theses · Sakarya University

Master'sOpen AccessTR

İlkokul öğretmenlerinin sınıf içi istenmeyen öğrenci davranışlarına yönelik tutumları ve sınıf yönetimi becerileri

Bu araştırmanın temel amacı, ilkokul öğretmenlerinin sınıf yönetimi beceri düzeyleri, sınıf içi istenmeyen öğrenci davranışlarına yönelik tutum düzeyleri ve aralarındaki ilişkiyi ortaya koymaktır. Bu temel araştırma problemi çerçevesinde, ilkokul öğretmenlerinin sınıf yönetimi beceri düzeyleri ve sınıf içi istenmeyen öğrenci davranışlarına yönelik tutum düzeyleri, cinsiyet, medeni durum, yaş, algılanan gelir düzeyi, eğitim durumu, meslekteki hizmet süresi, öğretmenlik mesleğinde algılanan memnuniyet düzeyi, görev yapılan okulun bulunduğu çevrenin sosyo-ekonomik düzeyi, sınıf mevcudu, görev yapılan okul türü, hizmet içi eğitim faaliyetlerine katılım durumu, kadro unvanı değişkelerine göre incelenmiştir. Çalışmada, araştırma yöntemi olarak, nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın evreni, Sakarya ilinde 2024-2025 eğitim-öğretim yılında, devlet ilkokullarında görev yapan 6670 ve özel ilkokullarda görev yapan 985 olmak üzere, toplam 7655 ilkokul öğretmeninden oluşmaktadır. Araştırmanın örneklemini ise, tesadüfi örnekleme yöntemi ile ulaşılabilen toplam 562 öğretmen oluşturmaktadır. Araştırmanın veri toplama araçları, Şentürk ve Tanhan (2011) tarafından geliştirilen, Sınıf İçi İstenmeyen Öğrenci Davranışlarına Yönelik Öğretmen Tutumları Ölçeği (SİDÖTÖ) ve Yüksel (2013) tarafından geliştirilen ve Ergen (2016) tarafından yeniden uyarlanan, Sınıf Yönetimi Becerileri Ölçeği (SYBÖ) kullanılmıştır. Araştırmanın sonucunda elde edilen bulgular şu şekildedir: 1- İlkokul öğretmenlerinin sınıf içi istenmeyen öğrenci davranışlarına yönelik tutum düzeyi düşüktür. Fakat ilkokul öğretmenlerinin sınıf yönetimi beceri düzeyleri yüksektir. İlkokul öğretmenlerinin sınıf içi istenmeyen öğrenci davranışlarına yönelik tutum düzeyleri ile sınıf yönetimi beceri düzeyi arasında istatiksel olarak negatif yönlü düşük düzeyde anlamlı ilişki bulunmaktadır. 2- İlkokul öğretmenlerinin sınıf içi istenmeyen öğrenci davranışlarına yönelik tutum düzeyleri; cinsiyet, yaş, algılanan gelir düzeyi, öğretmenlik mesleğinden algılanan memnuniyet düzeyi, kadro unvanı değişkenlerine göre anlamlı farklılık göstermemektedir. Diğer yandan, İlkokul öğretmenlerinin sınıf içi istenmeyen öğrenci davranışlarına yönelik tutum düzeylerinde; medeni durum, eğitim durumu, meslekteki hizmet süresi, görev yapılan okulun sosyo-ekonomik düzeyi, sınıf mevcudu, okul türü, hizmet içi eğitime katılma durumu değişkenlerine göre anlamlı bir farklılık vardır. 3- İlkokul öğretmenlerinin sınıf yönetimi beceri düzeylerinde; medeni durum, yaş, algılanan gelir düzeyi, eğitim durumu, mesleki kıdem, kadro unvanı değişkenlerine göre açısından anlamlı bir fark yoktur. İlkokul öğretmenlerinin sınıf yönetimi beceri düzeylerinde; cinsiyet, öğretmenlik mesleğinden algılanan memnuniyet düzeyi, görev yapılan okulun bulunduğu çevrenin sosyoekonomik düzeyi, sınıf mevcudu, görev yapılan okul türü ve hizmet içi eğitim faaliyetlerine katılım durumu açısından anlamlı bir farklılık vardır.

Özgül Özdemir
Sakarya University · Institute of Educational Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Kenya'daki lise öğretmenlerinin çevrimiçi eğitimin etkinliğine ilişkin görüşleri

Bu araştırmanın temel amacı, Kenya'daki lise öğretmenlerinin çevrimiçi eğitimin etkinliğine yönelik algılarını ortaya koymaktır. Araştırma problemi çerçevesinde, Kenya'daki lise öğretmenlerinin çevrimiçi eğitimin etkinliğine ilişkin görüşleri; cinsiyet, medeni durum, coğrafi konum, okul türü (devlet veya özel), gelir seviyeleri, iş memnuniyeti, branşlarina ve mesleki kidemlerine temelinde incelenmiştir. Bu çalışmada, araştırma yöntemi olarak, betimsel araştırma yöntemlerinden tarama modeli kullanılmıştır. Araştırma evreni, Kenya'nın 47 ilinde görev yapan toplam 120.000 kayıtlı lise öğretmeninden oluşmaktadır. Araştırma örneklemi, bu evrenden rastgele örnekleme yöntemiyle seçilen 604 lise öğretmeninden oluşmaktadır. Veri toplama aracı olarak "Kenya Lise Öğretmenlerinin Çevrimiçi Eğitimin Etkinliği Konusundaki Görüşleri Anketi (2024)" uygulanmıştır. Araştırma sonucunda elde edilen bulgular şu şekildedir: 1. Kenyalı lise öğretmenlerinin çevrimiçi eğitime yönelik algıları karışıktır. Birçoğu çevrimiçi eğitimin ders organizasyonunu ve esnekliğini artırmada faydalı olduğunu kabul etse de, öğrenci katılımı, akademik dürüstlük ve dijital okuryazarlık konularında endişeler devam etmektedir. Bazı öğretmenler çevrimiçi platformları benimserken, diğerleri yeterli eğitim ve kaynaklara sahip olmadıklarını düşünmektedir. 2. Genç öğretmenler, dijital teknolojilere daha aşina oldukları için genellikle çevrimiçi eğitime daha olumlu bakmaktadır. Buna karşın, yaşlı öğretmenler çevrimiçi eğitimin avantajlarını kabul etse de, uyum sağlama ve teknik engelleri aşma konusunda zorluklar yaşamaktadır. Yaştan bağımsız olarak, öğretmen-öğrenci etkileşiminin kalitesi ve akademik dürüstlükle ilgili yaygın endişeler bulunmaktadır. 3. Erkek ve kadın öğretmenler, özellikle akademik dürüstlük ve öğrenci katılımı konusunda benzer endişelere sahiptir. Bununla birlikte, kadın öğretmenler, çevrimiçi platformların etkinliği konusunda biraz daha fazla çekinceye sahiptir. 4. Deneyimli öğretmenler, öğrenci katılımını sürdürme ve değerlendirme güvenilirliğini sağlama konusundaki zorlukları nedeniyle çevrimiçi eğitimin etkinliğine daha şüpheci yaklaşmaktadır. Daha az deneyime sahip öğretmenler ise dijital öğretim yöntemlerine daha açık olsa da, daha iyi eğitim ve desteğe ihtiyaç duyduklarını belirtmektedir. 5. Devlet okulu öğretmenleri çevrimiçi eğitimi benimsemeye daha istekli olsalar da, altyapı ve internet erişimi ile ilgili önemli zorluklarla karşılaşmaktadır. Özel okul öğretmenleri ise daha iyi kaynaklara sahip olmalarına rağmen, çevrimiçi öğrenme bağlamında öğrenci disiplini ve öz düzenleme konusunda endişelerini dile getirmektedir. Her iki grup da akademik dürüstlüğün büyük bir sorun teşkil ettiğini kabul etmektedir. 6. Şehirlerdeki öğretmenler, daha iyi altyapıya sahip olmaları nedeniyle çevrimiçi eğitimi daha etkili bulmaktadır. Buna karşın, kırsal bölgelerdeki öğretmenler internet erişimi yetersizliği ve dijital kaynak eksikliği gibi zorluklarla karşılaşmaktadır. Ancak, her iki grup da başarılı bir çevrimiçi öğretimi sağlamak için daha fazla destek ve eğitime ihtiyaç olduğunu vurgulamaktadır. 7. Yüksek gelirli öğretmenler, daha iyi dijital cihazlara ve internet erişimine sahip oldukları için çevrimiçi eğitime daha olumlu bakmaktadır. Buna karşılık, düşük ve orta gelirli öğretmenler çevrimiçi öğretimin etkinliğini artırmada daha fazla engelle karşılaşmaktadır. Ancak, tüm gelir seviyelerinde öğrenci katılımı ve akademik dürüstlük konularında endişeler devam etmektedir. 8. Orta seviyede iş memnuniyetine sahip öğretmenler, geleneksel öğretim yöntemlerinden yüksek derecede memnun olanlara kıyasla çevrimiçi eğitimi daha olumlu değerlendirmektedir. Tüm memnuniyet seviyelerinde, çevrimiçi eğitimin organizasyonel avantajları kabul edilse de, sanal öğrenme ortamlarında duygusal ve sosyal etkileşim konusundaki endişeler yaygındır. 9. Teknik ve fen bilimleri öğretmenleri, çevrimiçi eğitimi öğretim sürecini düzenlemesi ve kolaylaştırması açısından değerli bulmaktadır. Buna karşın, sanat ve beşeri bilimler öğretmenleri, çevrimiçi öğretimin etkileşim olanaklarını sınırladığı için daha az etkili olduğunu düşünmektedir. 10. Daha deneyimli öğretmenler, çevrimiçi eğitimin ders planlamadaki faydalarını kabul etmekle birlikte, öğrenci katılımını sağlama konusunda zorluk çekmektedir. Genç öğretmenler daha kolay uyum sağlasa da, anlamlı etkileşimleri garanti altına alma ve akademik dürüstlüğü koruma konusunda hâlâ zorluklar yaşamaktadır.

LiselerÖğretmenler
Franklıne Mıkwa
Sakarya University · Institute of Educational Sciences
2025
10
Master'sOpen AccessTR

Sağlık çalışanlarının "Okuma ve okuma alışkanlığı" kavramlarına yönelik görüşleri ve algıları: Bir metafor çalışması

Bu çalışmada sağlık çalışanlarının "okuma ve okuma alışkanlığına" yönelik algılarının metaforlar aracılığıyla ortaya çıkarılması, aynı zamanda geliştirilen metaforların tercih edilme nedenlerinin tespit edilmesi amaçlanmıştır. Araştırmada nitel yöntem kullanılarak fenomenoloji deseni uygulanmıştır. Çalışma grubunu Ankara ili sınırlarında görev yapmakta olan sağlık çalışanları oluşturmaktadır. Bu kapsamda, Ankara il sınırları içinde hizmet veren 112 Acil Sağlık Hizmetleri'nde görev yapan 500 sağlık çalışanı çalışma grubu olarak belirlenmiştir. Araştırmanın verileri, sağlık çalışanları için düzenlenerek ilk bölümde demografik bilgilerin yer aldığı, ikinci bölümde ise "okumak... gibidir; çünkü..." ve "okuma alışkanlığı… gibidir; çünkü…" şeklinde verilen ifadeleri tamamlayacakları görüşme formları aracılığıyla elde edilmiştir. Bu görüşme formu, uzman görüşüne tabi tutularak alınan eleştiriler doğrultusunda oluşturulmuştur. Araştırma sorularına yönelik elde edilen bulgular şunlardır: Bu araştırmada, sağlık çalışanlarının "okuma", "okuma alışkanlığı", "kitap", "kitaplık" ve "okuma saati" kavramlarına yönelik metaforik algıları incelenmiş, elde edilen bulguları doğrultusunda, sağlık çalışanlarının "Okuma" kavramına ilişkin algılarının büyük oranda olumlu olduğu gözlemlenmiştir. Katılımcılar okumayı "ışık", "yolculuk", "nefes" ve "şifa" gibi metaforlarla tanımlamışlardır. Bu metaforlar, okumanın yalnızca bilgi edinme işlevi değil; aynı zamanda zihinsel rahatlama, kişisel gelişim ve ruhsal yenilenme aracı olarak görüldüğünü göstermektedir."Okuma alışkanlığı" kavramına dair metaforlar ise daha çok süreklilik, ihtiyaç ve bağlılık temasına odaklanmıştır. Katılımcıların okumayı "bir bardak su", "diş fırçalamak", "günlük vitamin" ve "nefes almak" gibi metaforlarla ifade etmeleri, alışkanlıkların davranışsal boyutunu vurgulamaktadır. Bu bulgu, okuma alışkanlığının yalnızca bilgi edinmeye değil, bireyin yaşam rutini içinde yer edinmesine yönelik bir eğilim taşıdığını göstermektedir. "Kitap" kavramı, katılımcılar tarafından sıklıkla "dost", "hazine", "öğretmen", "ayna" gibi metaforlarla betimlenmiştir. Bu metaforlar, kitabın yalnızca bilgi kaynağı olmanın ötesinde duygusal, kültürel ve psikolojik birer rehber olarak da görüldüğünü ortaya koymaktadır."Kitaplık" kavramı ise daha çok bilgi birikimi, düzen ve aidiyet duygusunu temsil eden metaforlarla tanımlanmıştır. Katılımcıların kitaplığı "beyin", "arşiv", "kalp", "sessiz öğretmen" gibi ifadelerle metaforlaştırmaları, kitaplığın yalnızca bir saklama alanı değil; bir kimlik göstergesi, birikim simgesi ve entelektüel hafıza olarak algılandığını göstermektedir."Okuma saati" kavramı da katılımcılar tarafından oldukça değerli ve kişisel bir zaman dilimi olarak değerlendirilmiştir. "Kendime ayırdığım vakit", "çay molası", "zihin dinlenmesi", "içsel yürüyüş" gibi metaforlar, sağlık çalışanlarının okuma saatini mesleki yoğunluktan uzaklaştıkları, bireysel ve zihinsel yenilenme yaşadıkları özel bir zaman olarak gördüklerini ortaya koymuştur. Sağlık çalışanlarının okuma eylemine yönelik eğilimleri; 1. Bilgi Edinme: Sağlık çalışanları, mesleki ve kişisel alanlarda bilgi düzeylerini artırmak amacıyla okuma eylemine yönelmektedir. 2. Kişisel Gelişim: Okuma, bireylerin kendini geliştirme ve daha donanımlı hale gelme çabalarının bir parçası olarak görülmektedir. 3. Stres Yönetimi: Zorlayıcı çalışma koşullarının yarattığı stresi azaltmak amacıyla kitap okuma bir rahatlama yöntemi olarak kullanılmaktadır. 4. Duygusal Rahatlama: Okuma, sağlık çalışanlarının duygusal olarak rahatlamalarına ve içsel denge sağlamalarına yardımcı olmaktadır. Bu çalışma, sağlık çalışanlarının okuma ve okuma alışkanlıklarını anlamaya yönelik veriler sunarak; okuma kültürünün geliştirilmesi, mesleki destek sağlanması ve bireysel iyi oluşun artırılması için öneriler geliştirilmesine zemin hazırlayacağı söylenebilir. Anahtar Kelimeler: Sağlık, Sağlık çalışanı, Okuma, Okuma alışkanlığı, Metafor, Algı.

Filiz Demirhan
Sakarya University · Institute of Educational Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Özel gereksinimli çocuğa sahip ebeveynlerin yaşam doyumu,sosyal karşılaştırma ve psikolojik sağlamlık düzeyleri

Bu araştırmada, özel gereksinimli çocuğa sahip ebeveynlerin yaşam doyumu, sosyal karşılaştırma ve psikolojik sağlamlık düzeyleri ve aralarındaki ilişkinin ortaya konulması amaçlanmıştır. Çalışmada, araştırma yöntemi olarak, ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın evreni, 2022-2023 eğitim-öğretim yılında, İzmir ilindeki Rehberlik Araştırma Merkezleri tarafından takip edilen, bölgedeki özel eğitim okullarına ve özel eğitim sınıflarına devam eden özel gereksinimli öğrencilerin 13350 ebeveynlerinden oluşmaktadır. Araştırmanın örneklemi ise, bu evrenden kolay ulaşılabilir örnekleme yöntemi ile ulaşılabilen 618 ebeveynden oluşmuştur. Araştırmada veri toplama aracı olarak, Dağlı ve Baysal (2016) tarafından geliştirilen "Yaşam Doyumu Ölçeği", Şahin, Durak ve Şahin (1993) tarafından geliştirilen "Sosyal karşılaştırma Ölçeği" ile Doğan (2015) tarafından geliştirilen "Kısa Psikolojik Sağlamlık Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen bulgular: Özel gereksinimli çocuğa sahip ebeveynlerin yaşam doyumu ve psikolojik sağlamlık düzeyleri orta düzeyde, sosyal karşılaştırma düzeyleri ortanın üstünde bulunmuştur. Özel gereksinimli çocuğa sahip ebeveynlerin yaşam doyumu, sosyal karşılaştırma ve psikolojik sağlamlık düzeyleri arasında anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Özel gereksinimli çocuğa sahip ebeveynlerin yaşam doyumu düzeyleri ile cinsiyet, yaş, çocuğun cinsiyeti ve çocuğun yaşı arasında anlamlı fark bulunmamıştır. Özel gereksinimli çocuğa sahip ebeveynlerin yaşam doyumu düzeylerinin özel gereksinimli çocuk sayısı, eğitim durumu, medeni durum, iş durumu, algılanan ekonomik gelir, ebeveynin özel gereksinime sebep olarak gördüğü etmen, eşler arasındaki iletişim ve aile destek durumu değişkenleri ile anlamlı olarak farklılaştığı tespit edilmiştir. Özel gereksinimli çocuğa sahip ebeveynlerin sosyal karşılaştırma düzeyleri ile cinsiyet, yaş, çocuğun cinsiyeti ve çocuğun yaşı arasında anlamlı fark bulunmamıştır. Özel gereksinimli çocuğa sahip ebeveynlerin sosyal karşılaştırma düzeyleri özel gereksinimli çocuk sayısı, eğitim durumu, medeni durum, iş durumu, algılanan ekonomik gelir, ebeveynin özel gereksinime sebep olarak gördüğü etmen, eşler arasındaki iletişim ve aile destek durumu değişkenleri ile anlamlı olarak farklılaşmıştır. Özel gereksinimli çocuğa sahip ebeveynlerin psikolojik sağlamlık düzeyleri ile cinsiyet, yaş, çocuğun cinsiyeti ve çocuğun yaşı arasında anlamlı fark bulunmamıştır. Özel gereksinimli çocuğa sahip ebeveynlerin psikolojik sağlamlık düzeyleri özel gereksinimli çocuk sayısı, eğitim durumu, medeni durum, iş durumu, algılanan ekonomik gelir, ebeveynin özel gereksinime sebep olarak gördüğü etmen, eşler arasındaki iletişim ve aile destek durumu değişkenleri ile anlamlı olarak farklılaşmıştır. Anahtar Kelimeler: Özel gereksinimli, Ebeveyn, Yaşam Doyumu, Sosyal Karşılaştırma, Psikolojik Sağlamlık, Eğitim Programı, Aile, Çocuk.

Ebeveyn-çocuk ilişkisiEbeveynlerPsikolojik sağlamlık+6
Zekeriya Boztaş
Sakarya University · Institute of Educational Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

İsteğe bağlı İngilizce hazırlık sınıfı öğrencilerinin yabancı dilde yazma kaygıları üzerine bir çalışma

Bu çalışmanın amacı, Düzce Üniversitesi isteğe bağlı İngilizce hazırlık sınıfı öğrencilerinin İngilizce yazma kaygılarını incelemektir. Bu temel amaç doğrultusunda, cinsiyet, öğretim türü, öğrenim görülen kur, öğrencilerin kendi dil seviyeleri hakkındaki düşünceleri, barınma yeri türü, sosyo-ekonomik düzeyi, anne-baba eğitim durumu, anne-baba mesleği ve kardeş sayısı değişkenleri de ele alınmış ve bu değişkenlerin İngilizce yazma kaygısı ile ilişkisi incelenmiştir. Bunlara ek olarak, bu çalışmada, İngilizce yazma kaygı nedenlerinin, sonuçlarının ve katılımcıların çözüm önerilerinin ortaya konulması amaçlanmıştır. Araştırmada, araştırma yöntemi olarak karma yöntem ve karma yöntem araştırma desenlerinden gömülü desen kullanılmıştır. Bu çerçevede, nicel ve nitel araştırma yöntemlerinden faydalanılmıştır. Araştırmada, katılımcıların tamamına ulaşıldığı için evren-örneklem tayinine gidilmemiştir. Bu doğrultuda, çalışmanın evren-örneklemi, Düzce Üniversitesi Hakime Erciyas Yabancı Diller Yüksekokulu İngilizce hazırlık sınıfında öğrenim gören toplam 182 öğrenciden oluşmuştur. Öğrencilerin İngilizce yazma kaygılarını belirlemek için Cheng (2004) tarafından geliştirilen ve Öztürk ve Saydam (2014) tarafından Türkçeye uyarlanan İkinci Dilde Yazma Kaygısı Envanteri ve araştırmacı tarafından oluşturulan Kişisel Bilgi Formu kullanılmıştır. İkinci aşamada, yapılandırılmış görüşme formu kullanılarak gönüllü 60 öğrenci ve okuma-yazma dersi veren 11 öğretim elemanını ile görüşme yapılmıştır. Araştırma sonucunda elde edilen bulgular aşağıda verilmiştir: 1. Öğrenciler çoğunlukla orta düzey İngilizce yazma kaygısına sahiptir ve bunu sırasıyla yüksek ve düşük düzey kaygı takip etmektedir. 2. Erkek öğrencilerin İngilizce yazma kaygı düzeyinin kız öğrencilere göre istatiksel olarak anlamlı düzeyde düşük olduğu, birinci öğretim öğrencilerinin kaygı düzeyinin ikinci öğretim öğrencilerine göre düşük olduğu ancak bu farkın istatiksel olarak anlamlı olmadığı, A kurunda öğrenim gören öğrencilerin kaygı düzeyinin B kurunda öğrenim gören öğrencilere göre istatiksel olarak anlamlı düzeyde yüksek olduğu ve dil seviyesinin düşük olduğunu düşünen öğrenciler ile dil seviyesinin orta seviyede olduğunu düşünen öğrenciler arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farkın tespit edildiği görülmektedir. 3. Öğrencilerin İngilizce yazma kaygı düzeyleri ile barınma yeri, sosyo-ekonomik düzey, anne-baba eğitim durumu, anne-baba mesleği ve kardeş sayısı arasında anlamlı bir fark olmadığı ve kaygı düzeyleriyle okuma-yazma dersi devam durumları arasında anlamlı bir ilişki olmadığı görülmüştür. 4. Öğrenciler ve öğretim elemanlarına göre, öğrencileri en çok kaygılandıran nedenler dil yeterliliği ile ilgili sorunlar, konu ile ilgili fikir üretememe ve fikirleri organize edememedir. 5. Öğrenciler ve öğretim elemanlarına göre, öğrencilerin etrafındaki kişiler ve bulundukları ortam İngilizce yazma kaygısını olumlu ve olumsuz yönde etkilemektedir. 6. Öğrenciler ve öğretim elemanlarına göre, İngilizce yazma kaygısının öğrencilerin yazma performansını hem olumlu hem de olumsuz yönde etkilediği tespit edilmiştir. Ayrıca, öğretim elemanlarına göre, İngilizce yazma kaygısı öğrencilerin derse, yazma etkinliklerine, sınıftaki diğer etkinliklere katılımına ve sınav başarılarına olumlu ve olumsuz yönde etki etmektedir. 7. İngilizce yazma kaygısının azaltılması için öne çıkan öneriler; zaman baskısı, yazma konusu, dersin işlenişi, yazma ortamı ve dönüt sürecinde yoğunlaşmaktadır. Anahtar Kelimeler: Yabancı Dil, İngilizce, Dil Öğrenme, Kaygı, Yazma, Hazırlık Sınıfı, Öğrenci.

Dil kaygısıYabancı dil hazırlık okuluYabancı dil öğrenimi+5
Hilal İlhan
Sakarya University · Institute of Educational Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Okul öncesi öğretmenlerinin sınıf yönetimi beceri düzeyleri ile iş yaşam kalitesi arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu çalışmanın amacı, okul öncesi öğretmenlerinin sınıf yönetim becerileri ve iş yaşam kaliteleri arasındaki ilişkinin anlamlı olup olmadığının belirlenmesidir. Araştırmada, araştırma yöntemi olarak karşılaştırma türü ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın evren/örneklemi Sakarya ili merkez ve ilçelerindeki görev yapan toplam 500 okul öncesi öğretmeninden oluşmuştur. Araştırmada veri toplama araçları olarak, "İş Yaşam Kalitesi Ölçeği" ve "Sınıf Yönetimi Beceri Düzeyi Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen bulgular şunlardır: 1.Okul öncesi öğretmenlerinin sınıf yönetimi becerisi ile iş yaşam kalitesi düzeyleri arasında pozitif yönde anlamlı düzeyde bir ilişki vardır. 2.Okul öncesi öğretmenlerinin sınıf yönetimi becerisi düzeylerinde cinsiyet, medeni durum, yaş, algılanan gelir düzeyi, eğitim düzeyi, mesleki kıdem yılı, sınıftaki öğrenci sayısı, hizmet içi eğitim ve öğretmenlik mesleğini seçme değişkenleri açısında anlamlı bir fark yoktur. 3.Okul öncesi öğretmenlerinin sınıf yönetimi becerisi düzeylerinde kadro unvanı, okulun bulunduğu konum ve okul türü açısından anlamlı bir fark vardır. Buna göre, sözleşmeli olarak çalışan öğretmenler sınıf yönetim becerilerini, kadrolu ve ücretli öğretmenlere kıyasla daha yüksek algılamaktadırlar. İl merkezinde çalışan öğretmenler sınıf yönetim becerilerini, ilçe ve diğer yerleşim birimlerinde çalışan öğretmenlere kıyasla daha yüksek algılamaktadırlar. Özel okullarda çalışan öğretmenler sınıf yönetim becerilerini, devlet okullarında çalışan öğretmenlere kıyasla daha yüksek olarak algılamaktadırlar. 4.Okul öncesi öğretmenlerinin iş yaşam kalitesi düzeylerinde cinsiyet, medeni durum, yaş, eğitim düzeyi, mesleki kıdem yılı, kadro unvanı, sınıftaki öğrenci sayısı, hizmet içi eğitim, okulun bulunduğu konum ve okul türü açısından anlamlı farklılık yoktur. 5.Okul öncesi öğretmenlerinin iş yaşam kalitesi düzeylerinde algılanan gelir düzeyi ve öğretmenlik mesleğini seçme nedeni açısından anlamlı bir fark vardır. Buna göre, gelir düzeyini yüksek olarak tanımlayan öğretmenlerin iş yaşam kalitesi düzeyleri, gelir düzeyini daha düşük gören öğretmenlere kıyasla daha yüksektir. Öğretmenlik mesleğini sevdiği için seçen öğretmenlerin iş yaşam kalitesi düzeyleri, diğer öğretmenlere kıyasla daha yüksektir.

Okul öncesi dönemOkul öncesi eğitimOkul öncesi öğretmenler+4
Zehra Betül Yaman
Sakarya University · Institute of Educational Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Mesleki ve teknik eğitim genel müdürlüğü tarafından yurt dışına İngilizce dil eğitimi için gönderilen öğretmenlerin dil eğitimini tercih etme nedenleri

Bu çalışmanın amacı, "Mesleki ve Teknik Eğitim Genel Müdürlüğü Tarafından Yurt Dışına İngilizce Dil Eğitimi İçin Gönderilen Öğretmenlerin Dil Eğitimini Tercih Etme Nedenleri"ni ortaya koymaktır. Araştırmada karma yöntem kullanılmıştır. Bu çerçevede, araştırmada nicel araştırma yöntemlerinden betimsel araştırma yöntemi ve nitel araştırma yöntemlerinden yarı yapılandırılmış görüşme yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın evren/örneklemi 2017 ve 2018 yıllarında yurt dışına dil eğitimi için gönderilen 68 atölye ve laboratuvar öğretmeni ve 25 yöneticiden oluşmaktadır. Araştırmada veri toplama araçları olarak, "Anket" ve "Yarı Yapılandırılmış Görüşme Formu" kullanılmıştır. Araştırma sonucunda elde edilen bulgular aşağıda verilmiştir: 1- Öğretmen ve yöneticilere göre öğretmenlerin yurt dışında İngilizce dil eğitimini tercih etme nedenleri; en çok kişisel gelişime katkı sağlaması, yurtdışı eğitim imkânı sağlaması tatil, seyahat, farklı kültürden insanlarla tanışma fırsatı, alanda yabancı kaynaklı literatür araştırmaya kolaylık sağlaması, öğrencilerin kişisel gelişimine katkı sağlaması Millî Eğitim Bakanlığının yurt dışı eğitime katılmayı teşvik ediyor olması, kariyerde yükselme olanağı sağlaması, eğitim yapılacak ülkenin uygun olması, kurum değiştirebilme olanağı sağlaması şeklindedir. 2- Öğretmenlerin, yurt dışında İngilizce dil eğitimini tercih etme nedenleri, cinsiyet, medeni durum, eşin çalışma durumu, hizmet süresi, aylık gelir, dil sınav puanı ve atama alanı değişkenleri açısından anlamlı fark yoktur. 3- Farklı yaş gruplarına sahip olan katılımcılar kişisel, mesleki ve kurumsal nedenlere ait görüşlerinden kişisel nedenlere ait görüşleri arasında anlamlı bir fark vardır. Buna göre 46 ve üzeri yaş grubuna ait öğretmenler kişisel nedenlerin diğer yaş gruplarındaki öğretmenlere göre istatiksel olarak anlamlı düzeyde yüksek olduğu tespit edilmiştir. 4- Farklı eğitim seviyesine sahip olan katılımcıların yurtdışında İngilizce dil eğitimini tercih etmede kişisel, mesleki ve kurumsal nedenlere ait görüşleri arasında, mesleki nedenlere ait görüşleri arasında anlamlı düzeyde farklılık vardır. Buna göre, doktora eğitim seviyesine sahip öğretmenlerin mesleki nedenlerinin diğer eğitim seviyesindeki öğretmenlere kıyasla istatiksel olarak anlamlı düzeyde yüksek olduğu saptanmıştır. 5- Okuldaki görev durumuna göre katılımcıların yurt dışında İngilizce dil eğitimini tercih etmede kişisel, mesleki ve kurumsal nedenlere ait görüşleri arasında sadece kişisel nedenlere ait görüşleri arasında anlamlı düzeyde fark vardır. Buna göre laboratuvar şefi olarak görev yapan öğretmenlerin kişisel nedenlerinin diğer görev durumundaki öğretmenlere göre istatiksel olarak anlamlı fark tespit edildiği görülmüştür. 6- Dil eğitimi alınan döneme göre katılımcıların yurt dışında İngilizce dil eğitimini tercih etmede kişisel, mesleki ve kurumsal nedenlere ait görüşleri arasında sadece kişisel nedenlere ait görüşleri arasında anlamlı düzeyde farklılık vardır. Eylül 2017-Aralık 2017 zaman aralığında eğitim alan öğretmenlerin kişisel nedenleri diğer dönemlerde eğitim alan öğretmenlere kıyasla istatiksel olarak anlamlı düzeyde farklılık oluşturmaktadır.

Dil eğitimiYabancı dil eğitimiYabancı dil öğretimi+4
Abdullah Cansız
Sakarya University · Institute of Educational Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye ve Ürdün'de öğretmen yetiştirme sistemlerinin karşılaştırmalı olarak incelenmesi

Bu çalışmanın amacı, Türkiye ve Ürdün'deki öğretmen yetiştirme sistemlerinin karşılaştırmalı olarak incelenerek, Ürdün'ün öğretmen yetiştirme sistemlerinde yapılacak olan yeniliklere katkı sağlamaktadır. Bu çalışmada, nitel araştırma yöntemlerinden durum çalışması deseni ve yapılandırılmış görüşme tekniği kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubu, 2020-2021 eğitim-öğretim yılında eğitim veren Türkiye ve Ürdün'de devlet-vakıf ve özel üniversitelerinde görev yapmakta olan 10 öğretim üyesinden oluşmaktadır. Araştırmada veri doküman incelemesine dönük veriler, Ürdün ve Türkiye'deki resmî kurumlardan -Eğitim Bakanlıkları, Üniversiteler, Eğitim Kurumları vb. ve uluslararası raporlardan yararlanılarak elde edilmiştir. Öğretim üyelerinin görüşlerine dönük veriler ise, yapılandırılmış görüşme formu kullanılarak toplanmıştır. Verilerin analizinde içerik analizi yöntemi ve betimsel analiz yöntemi kullanılmıştır. Çalışma sonucunda elde edilen bulgular aşağıda verilmiştir: 1. Türkiye'de öğretmen yetiştirme politikalarına ilgi yüzlerce yıldır devam etmekte ve zamanımıza kadar sürmektedir. Türkiye'deki öğretmen yetiştirme sisteminin politikası, sürekli değişen bir politika olarak görülmektedir. Ürdün devleti, başlangıcından bu yana eğitim mevzuatı öğretmen yetiştirme politikaları ile ilgilenmektedir. 2. Türkiye'deki eğitim fakültelerine öğrenci seçiminde öğrencilerin ÖSYM tarafından hazırlanan Yükseköğretim Kurumları Sınavı'nı geçmesi gerektir. Ürdün'de ise sadece lise diplomasına veya eşdeğeri bir diplomaya sahip olmalıdır. 3. Türkiye'de ilköğretim ve ortaöğretim aşamasına yönelik çeşitli alanlar ile ilgili 4 yıllık 25 öğretmenlik programı bulunurken Ürdün'de ise sadece ilkokula yönlenen 4 yıllık 5 öğretmenlik programı bulunmaktadır. İki ülkede öğretmen eğitim programlarında öğretmenlik uygulaması 9-12 saat arası bulunmakta ve benzerlik olduğu görülmektedir. 4. Türkiye'de Öğretmenlerin atanması için ilk olarak Eğitim Fakültesi mezunu ya da diğer fakültelerden mezun olmakla pedagojik formasyon diplomasına sahip olmak gerekmektedir. Kişi ÖSYM tarafından yapılan sınavlarını başarıyla geçtikten sonra sözlü sınava davet edilmektedir. Ürdün'de, öğretmenlerin atanabilmesi için Eğitim fakültesinden veya diğer fakültelerden mezun olması gerekir. Öğretmen ataması, adayların mezuniyet kıdemi, başvuru kıdemi, lise diploması, lisans derecesi, rekabetçi sınav ve kişisel mülakat gibi rekabet kriterlerine dayanmaktadır. 5. Türkiye ve Ürdün'de hizmet içi eğitimin, büyük önem taşıdığı ve çeşitli alanlarında farklı programlar ile yapılarak; verimli, etkili olduğu görülmektedir. Hizmet içi eğitim Türkiye'de zorunlu olarak Millî Eğitim Bakanlığı tarafından yürütülmektedir. Ürdün'de zorunlu değildir ve Eğitim Bakanlığı, Ürdün Öğretmen Sendikası ve Kraliçe Rania Öğretmen Akademisi arasında işbirliği ile yürütülmektedir. 6. Türkiye ve Ürdün'ün öğretmen yetiştirme sisteminin güçlü yönleri: İki ülkede ortak güçlü noktalar olarak öğretmen yetiştirme politikalarının değişimi ve yenilenmesi, öğretim üyelerinin yeterliliği, eğitim programlarının içeriğinin iyi bir şekilde dağıldığı sonuçlarına ulaşılmıştır. 7. Türkiye ve Ürdün'ün öğretmen yetiştirme sisteminin zayıf yönleri: İki ülkede ortak zayıf noktalar olarak öğrenci seçiminde kişisel özellikleri ve öğretmenlik mesleğine uygunluğu ölçmediği, eğitim programlarında uygulamalı eğitim yetersizliği olduğu, hizmet içi eğitim programlarının istenen bir şekilde yürütülmediği belirlenmiştir. 8. Türkiye ve Ürdün'ün öğretmen yetiştirme sisteminin geliştirmek için öneriler: İki ülkeye ortak öneriler olarak öğrenci seçiminde kişisel, duygusal, sağlık özeliklerini ölçmesi, eğitim programlarında daha fazla uygulamalı derslerin bulunması ve öğretmenlik tecrübesine sahip olan öğretim üyelerinin seçilmesi gerektiği, öğretmenlerin atanmadan önce eğitim ve öğretim ile ilgili sertifikaya sahip olması gerektiği önerilmiştir. Anahtar Kelimeler: Eğitim Programı, Öğretmen, Öğretmen Yetiştirme, Karşılaştırmalı Eğitim, Türkiye, Ürdün.

Eğitim programlarıEğitim sistemiKarşılaştırmalı eğitim+3
Ahmad G. Alı Alzubı
Sakarya University · Institute of Educational Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Ortaokul öğretmenlerinin eğitim programı okuryazarlık algıları ile sınıf yönetimi kaygıları arasındaki ilişkinin incelenmesi: Gebze ilçesi örneği

Bu araştırmada, ortaokul öğretmenlerinin eğitim programı okuryazarlık düzeyleri ile sınıf yönetimi kaygısı arasında ilişkinin ortaya konulması amaçlanmıştır. Çalışmada, araştırma yöntemi olarak ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini, 2021-2022 eğitim-öğretim yılında Kocaeli iline bağlı Gebze ilçesinde görev yapmakta olan toplam 1300 ortaokul öğretmeni oluşturmuştur. Çalışmanın örneklemi ise, bu evrenden kolay ulaşılabilir örnekleme yöntemi ile ulaşılabilen toplam 495 ortaokul öğretmeninden oluşmuştur. Araştırmada veri toplama aracı olarak, Bolat (2017) tarafından geliştirilen "Eğitim Programı Okuryazarlığı Ölçeği" ve Özkul ve Dönmez (2019) tarafından geliştirilen "Sınıf Yönetimi Kaygı Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen bulgular şunlardır: 1. Ortaokul öğretmenlerinin program okuryazarlığı algıları ile sınıf yönetimi kaygıları arasında anlamlı bir ilişki bulunamamıştır. 2. Ortaokul öğretmenlerinin program okuryazarlık ve sınıf yönetimi kaygı düzeylerinin yüksek olduğu bulunmuştur. 3. Ortaokul öğretmenlerinin program okuryazarlığı algı düzeylerinin cinsiyete göre anlamlı olarak farklılaştığı görülmüştür. Erkek öğretmenlerin kadın öğretmenlere göre program okuryazarlığı algılarının daha yüksek olduğu belirlenmiştir. 4. Ortaokul öğretmenlerinin program okuryazarlığı algı düzeylerinde, medeni duruma, yaşa, eğitim düzeyine, mesleki kıdem yılına, eğitim düzeyine, branşa, kadro unvanına ve sınıftaki öğrenci sayısına göre anlamlı fark bulunmamıştır. 5. Ortaokul öğretmenlerinin sınıf yönetimi kaygı düzeylerinde cinsiyet, medeni durum, yaş, eğitim düzeyi, mesleki kıdem yılı, eğitim düzeyi, branş ve kadro unvanı değişkenleri açısından anlamlı fark bulunmamıştır. 6. Ortaokul öğretmenlerinin sınıf yönetimi kaygı düzeylerinde sınıftaki öğrenci sayısı bakımından anlamlı fark bulunmuştur. Buna göre sınıftaki öğrenci sayısı 30 kişiden fazla olan öğretmenler sınıf yönetimi kaygıları, sınıftaki öğrenci sayısı 30 kişiden az olan öğretmenlere kıyasla daha yüksek kaygı düzeyine sahiptir.

Fatma Çınar
Sakarya University · Institute of Educational Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

İmam Hatip Lisesi 11. sınıf öğrencilerinin felsefe dersine karşı tutumları

Bu araştırmada, imam hatip lisesi 11. sınıf öğrencilerinin felsefe dersine yönelik tutumlarının belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu çalışmada, araştırma yöntemi olarak, betimsel araştırma yöntemlerinden tarama modeli kullanılmıştır. Çalışmanın örneklemi, kolay ulaşılabilir örnekleme yöntemi ile kendilerine ulaşılan, 2021-2022 eğitim-öğretim yılı, Düzce ilinde bulunan 11 imam hatip lisesi, 11. sınıflarında öğrenim görmekte olan toplam 642 öğrenciden oluşmuştur. Çalışmada, veri toplama aracı olarak, kişisel bilgi formu ve Tecim (2015) tarafından geliştirilen felsefe dersi tutum ölçeği (FDTÖ) kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen bulgular sonucunda, imam hatip lisesi 11. sınıf öğrencilerinin felsefe dersine karşı tutum düzeyleri orta düzeyde bulunmuştur. İlgisizlik ve sevgi alt boyutunda, felsefe dersine karşı tutum düzeyi düşük bulunmuştur. Yararlılık ve güven alt boyutunda, felsefe dersine karşı tutum orta düzeyde bulunmuştur. Öğreticinin rolü alt boyutunda, felsefe dersine karşı tutum yüksek düzeyde bulunmuştur. Kız ve erkek öğrencilerin ilgisizlik, güven ve öğreticinin rolü alt faktör puanlarında ve felsefe dersi tutum puanında cinsiyet değişkenine göre anlamlı bir farklılık bulunurken; yararlılık ve sevgi alt faktör puanlarında cinsiyete göre anlamlı bir farklılık bulunamamıştır. Anne ve baba eğitim düzeyinin ilgisizlik, yararlılık, sevgi, güven ve öğreticinin rolü alt faktör puanlarında ve felsefe dersi tutum puanında anlamlı farklılık bulunamamıştır. Anne mesleğine göre felsefe dersine karşı tutumda; ilgisizlik, yararlılık, sevgi ve öğreticinin rolü alt faktör puanlarında ve felsefe dersi tutum puanında anlamlı farklılaşma yokken, güven alt faktör puanında anlamlı farklılaşma bulunmuştur. Baba mesleğine göre felsefe dersine karşı olan tutumda; İlgisizlik, yararlılık, sevgi, güven, öğreticinin rolü alt faktör puanlarında ve felsefe dersi tutum puanında anlamlı bir farklılaşma bulunamamıştır. Felsefe dersi tutum puanlarında en yüksek ortalamaya sahip olan öğrencilerin; ailesi ilde yaşayan, ekonomik durumu iyi olan ve her gün kitap okuyan öğrenciler olduğu bulunmuştur.

Seval Çakıl
Sakarya University · Institute of Educational Sciences
2022
00

Other supervisors