Theses supervised by Prof. Dr. Ömer Göksel İşyar

10 theses · Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty

Master'sOpen AccessTR

Kazakistan'ın Hazar Denizi konusunda enerji diplomasisi

Hazar bölgesi belirli bir coğrafi peyzaj alanına ve büyük maden rezervlerine sahip eşsiz bir su kütlesidir. SSCB'nin çöküşünden sonra denize erişimi olan ülke sayısının ikiden (SSCB ve İran) beşe (Rusya, İran, Kazakistan, Azerbaycan ve Türkmenistan) çıkmasıyla birlikte, Hazar'ın uluslararası hukuki statüsüne dair daha önceki anlaşmalar (Rusya Sosyalist Cumhuriyeti ile İran arasında 1921 ve SSCB ile İran arasında 1940) yeni devletler tarafından sorgulanmaya başlanmıştır. Hazar'ın hukuki statüsünün belirlenmesine ilişkin Hazar devletleri arasındaki anlaşmazlık, bu sorunun çözümüne engel olan birçok nedene dayanmaktadır. Çalışmada Hazar bölgesinin en son hukuki statüsünün pekiştirilmiş olduğu 20. yüzyıldaki tarihi arka planı ve 1991'den sonra ortaya çıkan yeni siyasi durumu incelenmektedir. Çalışmamızın temel konusu olan Kazakistan Cumhuriyeti'nin, ulusal çıkar, komşularla ve dünya güçleriyle iyi ilişkiler, denge ve çok yönlü politika ilkelerine dayalı dış politikası bağlamında, 1991'den itibaren Hazar bölgesi konusunda yürüttüğü diplomasi, aldığı siyasi kararlar, hukuki düzenlemelerin araştırılması neticesinde Kazakistan'ın ekonomi politikası, enerji politikası ve enerji güvenliği politikasının öncelikleri, prensipleri, araçları ve pratikteki sonuçları açıklanmaya çalışılmıştır. Aynı zamanda genel olarak bölgenin tarihsel arka planı da dikkate alınarak, söz konusu ekonomik ve siyasi çelişkinin temel aktörleri olan beş bölge ülkesinin (Azerbaycan, İran, Kazakistan, Rusya, Türkmenistan) Hazar su kütlesi konusunda uyguladıkları diplomasi ve verdikleri kararlar, giriştikleri iktisadi projelerde yaptıkları işbirlikleri de değerlendirilmiştir. Son olarak, Enerji güvenliğinin, Kazakistan devletinin ulusal güvenlik sisteminde önemli bir unsur olduğu, ülke ekonomisinin ağır payını oluşturduğu ve dış politikayı büyük ölçüde etkilediği sonucuna varılmıştır. Araştırma konusu, Kazakistan devletinin Hazar denizi enerji politikası olduğundan yola çıkarak, dış politika kavramının temel aktör sayılan devlet (Kazakistan) ile ilişkin olduğundan dolayı realist Uluslararası Ekonomi Politik teori çerçevesinde analiz edilmiştir.

DiplomasiEnerjiEnerji politikaları+5
Akbope Abılkash
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Suriye iç savaşı çerçevesinde Rusya'nın hibrit savaş stratejilerinin analizi

Bu çalışma, Rusya'nın Suriye'deki hibrit savaş uygulamalarını geniş bir perspektifte incelemektedir. Araştırma, "Rusya'nın Suriye'deki faaliyetleri hibrit savaş uygulaması mıdır?" ana sorusu üzerine inşa edilmiştir. Bu bağlamda araştırmanın temel argümanı, Rusya'nın Suriye'de başarılı bir hibrit savaş icra ettiğidir. Çalışmanın amacına ve önemine uygun olarak nitel araştırma yöntemi kullanılmış ve elde edilen veriler analiz edilerek yorumlanmıştır. Çalışmada hibrit savaş olgusu, uluslararası ilişkiler teorilerinden biri olan ofansif realizm teorisi ölçüt alınarak örnek olay (case study) olarak seçilen Suriye krizi perspektifinde analiz edilmiştir. Elde edilen bulgulara göre, Rusya Suriye'de hibrit savaş bileşenleri olan enformasyon harbi, propaganda, siber-elektronik harp, gayrinizami harekât ve konvansiyonel harekâtı koordineli bir şekilde uygulayarak başarılı bir hibrit savaş icra etmiştir. Çalışma, anarşik uluslararası sistemde güç dengesini değiştirmeye çalışan Rusya'nın ofansif realizmin temel varsayımlarına göre hareket ettiğini ortaya koymaktadır. Güç dengesini kendi lehine değiştirmek isteyen Rusya, bunun için güç kullanmaktan çekinmemiş ve Suriye iç savaşına müdahil olarak Soğuk Savaş sonrası Orta Doğu'da kaybettiği etki alanını tekrar kazanmak istemiştir. Bu doğrultuda Rusya'nın ortaya koyduğu stratejiler, Rusya'nın hibrit savaşın özelliklerini karşıladığını ve ofansif realist paradigmayla uyumlu olduğunu göstermiştir.

Hibrit savaşRusyaSavaş+4
Harun Aras
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Putin Dönemi Rusya'nın enerji politikaları bağlamında Sırbistan ile ilişkileri: Gazprom örneği

Çarlık Rusyası ve Sovyetler Birliği dönemlerinden farklı olarak modern Rus dış politikasında yeni eğilimler gözlemlenmektedir. Putin döneminde Rus bayrağının Avrupa ve Asya çevresinde daha fazla görünür olmasını sağlamak, Kızıl Ordu askerlerinden ziyade Rus enerji şirketlerinin yöneticilerine bırakılmıştır. Geçmişte ideolojik saiklerle şekillenen Rus dış politikası pragmatik bir çizgiye kaymış durumdadır. Rus dış politikasında enerjinin bir kaldıraç olarak kullanılabilmesinin yolunu açan gelişmeler, dev enerji şirketlerinin devletleştirilmesiyle başlamıştır. Yeltsin döneminde özelleştirilen Gazprom ve Rosneft gibi enerji devlerinin oligarklardan alınıp, bu şirketlerin devletleştirilmesi yönünde adımlar atılmıştır. Enerjinin, dış politika yapım süreçlerinde araç olarak kullanıldığı yeni Rus dış politika konseptinin en önemli aktörlerinden biri Gazprom'dur. Putin iktidarı ile birlikte Gazprom tamamen Kremlin'in politik bir aktörü olarak hareket etmeye başlamıştır. Putin döneminde Rusya'nın gücünü her alanda tahkim etme çabası ve aktif dış politikasının yansımaları Balkanları da etkilemiştir. Hem geçiş güzergâhı olarak bir transfer noktası olması, hem de enerjiyi tüketen bir pazar olarak potansiyeli; Balkanları, Rusya açısından oldukça değerli hale getirmektedir. Rusya'nın Balkanlar için geliştirdiği stratejinin odağındaki ülkelerden biri Sırbistan'dır. Sırbistan, Doğu Avrupa ve Batı Avrupa arasında bir kavşak noktası olarak, Balkanlarda stratejik bir bağlantı noktasıdır. Bu tez çalışmasında, Putin döneminde Rusya'nın yeni dış politika eğilimleri çerçevesinde Sırbistan'la ilişkileri değerlendirilmiştir. Rusya'nın Sırbistan'la kurduğu ilişkilerde (ekonomik ve enerji konulu) ana aktör olarak ortaya çıkan Gazprom şirketinin, Rus dış politikasının yapım süreçlerinde nasıl bir rol oynadığı incelenmiştir. Araştırma konusu, Uluslararası Ekonomi Politik (UEP) Teorileri çerçevesinde analiz edilmiştir.

EnerjiEnerji politikalarıGazprom+5
Mevlüt Akçapa
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Latin Amerika'da 2. Dünya Savaşı sonrası entegrasyon girişimlerinin karşılaştırmalı analizi

Bu çalışmanın konusunu Latin Amerika'daki bölgesel entegrasyon girişimleri oluşturmaktadır. Öncelikle bölgesel entegrasyon teorilerinin tanımı, içeriği ve gelişimi ele alınacaktır. Sonrasında ise Latin Amerika'da İkinci Dünya Savaşı sonrasında ortaya çıkan ve günümüze halen devam eden entegrasyon deneyimleri incelenecektir. Bu kapsamda LAFTA, ANDEAN, CACM, MERCOSUR, SICA, ALBA ve UNASUR girişimleri incelenecek entegrasyon girişimleridir. Bu entegrasyon girişimleri farklı dönemlerde ortaya çıkmış olması nedeniyle dönemsel özelliklerin entegrasyon girişimlerinde oluşturduğu farklar ve entegrasyon girişimlerinin kapsamlarından kaynaklı farklılıklar ve benzerlikler tartışılacak ve de neo-fonksiyonalist teorinin süreci açıklayıcı gücü sınanacaktır. Böylelikle günümüzde yaşanan entegrasyon süreçlerinde karşılaşılabilecek temel sorunlar tespit edilecektir.

Bölgesel bütünleşmeBölgeselleşmeBütünleşme+3
Samet Şentürken
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Güvenlik çıkarları bağlamında Rusya'nın Suriye krizi'ne ilişkin politikaları (2011-2016)

Sovyetler Birliğinin 1991 yılında dağılmasından sonra ardılı olarak ortaya çıkan Rusya ilk dönemlerde güvenliğini iç meseleleri ve ekonomik konularla tanımlamıştır. Bu güvenlik sorunlarının da ABD ve Batıyla hareket ederek çözülebileceği öngörülmüştür. Ancak daha sonra ABD ve Batı'nın öncülüğünde gerçekleşen Yugoslavya'nın dağılma süreci ve 1999 Kosova Müdahalesi gibi olaylar Rusya'nın güvenliğin Batıyla birlikte hareket ederek çözülemeyeceğini göstermiş ve Rusya'nın güvenliğini korumak için Batı ve ABD ile birlikte olmak yerine onları dengeleyerek olacağına karar vermiştir. Bu bağlamda kendisi ve güvenliği için önem arzeden bir devlet olan Suriye'de yaşananlarda Rusya'nın güvenliğini pek çok yönden etkilemektedir. Tezde Suriye'nin, Rusya'nın güvenlik çıkarlarını nasıl etkilediği araştırılmıştır. Rusya'nın güvenlik çıkarları bağlamında Rusya'nın Suriye politikasını analiz etmek için tezde güç dengesi modelleri içinden Stephan Walt'ın Tehdit Dengesi Modeli seçilmiştir. Birinci bölümde teori açıklanmıştır. İkinci bölümde Rusya'nın güvenlik politikası ana hatlarıyla incelenmiştir. Rusya'nın güvenlik kültürünü oluşturan faktörler ve güvenlik algısının değişimi açıklanmıştır. Üçüncü bölümde ise iki ülkenin birbiriyle olan güvenlik ilişkisi bakımından müttefikliği ele alınmıştır. Dördüncü bölümde de 2011-2016 arasında ortaya çıkan Suriye Krizi; Rusya'nın algıladığı tehditler bağlamında incelenmiştir.

GüvenlikGüvenlik politikalarıGüç dengesi+4
Nur Güven
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Putin dönemi Rus dış politikasında bir müdahalecilik örneği olarak Kırım'ın ilhakı

Tarih boyunca önemli bir coğrafyada bulunan ve önemli bir güç olan Rusya, devlet geleneğinde bulunan yayılmacı politikasıyla başka devletlere çoğu kez müdahalelerde bulunmuştur. Sovyetler Birliği'nin halefi olarak ortaya çıkan Rusya Federasyonu da Vladimir Putin ile beraber büyük güç statüsüne sıklıkla vurgu yapmış, dış ve güvenlik politikalarında çok kutupluluğu vurgulayan pragmatik politikalar izlemiştir. Rus ulusal çıkarların korunması bağlamında yakın çevreye özel bir önem veren Rusya, uluslararası arenada saygın bir aktör olarak görülme ve etkin politikalar izlemesinin yolunun yakın çevre üzerinde nüfuz kurmaktan geçtiğini düşünmüştür. Bu bağlamda Rusya için yakın çevrede öne çıkan aktör Ukrayna olmuştur. Ukrayna jeopolitik konumunun yanı sıra, boru hatları transit geçiş noktası konumunda olması ve Rusya'nın askeri üssünün bulunduğu Kırım'daki Sivastopol askeri üssüne ev sahipliği yapmasıyla önemli bir devlet konumundadır. Ukrayna bu söz konusu konumu dolayısıyla sadece Rusya için değil ABD ve AB için de dikkate alınması gereken bir aktör olmuştur. Bir yanda Batı diğer yanda Rusya gibi iki aktör arasında kalan Ukrayna çok yönlü politikalar izlemeye özen göstermiştir. Batı'nın bu ülkeyi, NATO'ya üye yapma ve AB'ye entegre etme kararlılığı, Rusya'nın Avrasya Ekonomik Birliği'ne çekme çabaları ile çatışınca Rusya Kırım'a müdahale bulunmuş ve bu bölgeyi ilhak etmiştir. Bu çalışmada da Rusya'nın Kırım'a müdahalesi saldırgan realizm yaklaşımı perspektifinde incelenmiş ve Rusya'yı Kırım'a müdahaleye iten saikler değerlendirilmiştir. Çalışmada Rusya'nın Kırım'a müdahale etmesinde Ukrayna ile olan tarihsel, kültürel ve duygusal motivasyonların yanında Kırım'ın Rus jeopolitiğinde arz ettiği konumun da çok önemli olduğu sonucuna varılmıştır. Bununla beraber Rusya'yı müdahaleye iten esas saikin, konjonktürel gelişmeler neticesinde önüne çıkan fırsatlar olduğu görülmüş ve Rusya taktiksel bir eylemle bu fırsatları avantaja çevirmiştir. Anahtar Kelimeler: Rusya, Kırım, Müdahalecilik, Saldırgan Realizm, Büyük Güç

KırımPutin, ViladimirRus işgali+5
Yusuf Yıldırım
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Arap Baharı sürecinde İran-Suriye ilişkileri (2011-2018)

Arap Baharı olaylarının Mart 2011'de Suriye'ye sıçraması sonucunda zor durumda kalan Esad yönetiminin en büyük destekçisi İran olmuştur. İran'ın Suriye ile 30 yıllık bir ittifak geçmişi olsa da verdiği destek bu ittifak ilişkisinin çok ötesinde olmuş, İran; Suriye rejiminin ayakta kalmasını kendi güvenlik meselesi olarak görmüştür. İran bu süreç içerisinde Suriye yönetimine askeri, diplomatik ve ekonomik anlamda her türlü desteği sağlamış; yönetimin ayakta kalabilmesi için tüm imkânlarını seferber etmiştir. Ilımlı politikaları ile öne çıkan Ruhani zamanında dahi İran'ın Suriye politikasında yumuşama görülmeyişi ikili ilişkilerin temellerinin sorgulanmasını beraberinde getirmiştir. İran'ın Suriye politikasını belirleyen ana dinamik stratejik çıkarlar olsa da ittifak ilişkisinin 1979 İran İslam Devrimi sonrası başlamış olması stratejik çıkarları belirleyen dinamikleri de araştırma ihtiyacını doğurmuştur. Zira devrim öncesi İran'ın çıkarları Suriye ile zıt düşerken, devrim sonrası koşullar İran'ın Suriye ile ittifak ilişkisi geliştirmesini zorunlu kılmıştır. Bu da devrim sonrası kurulan İslam Cumhuriyeti'nin devlet ve lider yapısı ile ilgilidir. Bu kapsamda çalışmanın amacı İran-Suriye ittifak ilişkisinin nasıl başladığını ve hangi temeller üzerine inşa edildiğini araştırmak, tüm bunların Arap Baharı sürecine yansımasını incelemektir. Yapılan çalışma konuyu, devletlerin dış politikalarını onların lider algılarıyla değerlendiren neoklasik realizm perspektifinden okumakta, İran'ın Suriye politikasını, bu devletin karakteristiği ve lider yapısı ile birlikte değerlendirmektedir.

Arap BaharıNeo-klasik realistOrta Doğu+4
Esra Nur Akkuş
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Güvenlik politikaları bağlamında Azerbaycan-İran ilişkileri

Azerbaycan Cumhuriyeti bağımsızlığını kazandığı tarihten itibaren, İran tarafından önemli ve varoluşsal bir tehdit olarak görülmüştür. Kendi iç güvenliği açısından bir tehlike olarak gördüğü için İran'ın, Azerbaycan'a yönelik adımları da bu ülkenin bölgede güçlü ve bağımsız bir aktör olarak varlığının engellenmesine hesaplanmıştır. Çalışmada "Ümmet" ülküsü ile kendini İslam ülkeleri arasında lider olarak konuşlandırmak isteyen İran'ın, bu amaç çerçevesinde Azerbaycan'la arasında bir merkez-çevre ilişkisi kurma çabalalarını analiz edeceğiz. Çalışma, Laik ve Batı yönlü bir ilerleme yolu seçen Azerbaycan'ın, İran'ın zaman zaman müdahaleci politikaları nedeniyle sınır komşusundan kendi iç güvenliğine, enerji güvenliğine ve hatta toprak bütünlüğüne karşın algıladığı tehditleri ve bunun Azerbaycan'ın dış politikasına ve İran'la ilişkilerine yansımalarını gözden geçirmektedir. Yüzyıllar süren tarihi bağlara ve ortak mezhepsel aidiyetlerine rağmen, iki ülke arasında devletlerin yapısal özelliklerinde iç politik yönelimler ve ideolojik açıdan oldukça keskin farkların nedenini neoklasik realist çerçeve dâhilinde açıklamaya çalışacağız. Araştırmada Güney Azerbaycan meselesini de göz önüne alarak, farklı liderler döneminde değişiklik gösteren ideoloji ve söylemlerin zaman zaman ilişkilerin gerginleşmesine veya stabilleşmesine nasıl etki ettiğini ve ortaya çıkan siyasi düğüm nedeniyle, iki ülke ilişkilerinde ortaya çıkan inişli çıkışlı tabloyu detaylı bir şekilde inceleyeceğiz. Çalışmada bahsedilen bu farklılıklar ve çıkar çatışmalarına rağmen, bu iki ülkenin, bölgedeki önemli ekonomik partnerler olarak kurdukları işbirliği hususuna da değinilmektedir.

AzerbaycanGüvenlikGüvenlik politikaları+3
Elnura Celilova
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Soğuk savaş sonrası dönemde Orta Asya'da İslam'ın siyasallaşması: Özbekistan örneği

Bu çalışma kapsamında, Soğuk Savaş sonrası dönemde Orta Asya'da ve Özbekistan özelinde İslam'ın siyasallaşması olgusu, din-siyaset ve uluslararası ilişkiler ekseninde temellendirilmiş, bu duruma sebep olan iç ve dış faktörler analiz edilmiş, Özbekistan özelinde dış politikada siyasal İslam'la mücadele için izlenen yöntemler açıklanmış ve bu açılardan literatürde oluşan boşluk doldurulmaya çalışılmıştır. Yapılan çıkarımlar neticesinde, siyasal İslam'la mücadelenin sadece ulusal güvenlik ve güç kavramları çerçevesinde ele alındığı; din, ekonomi ve temel hak ve özgürlükler gibi konuların göz ardı edildiği anlaşılmıştır. Bunun sonucunda kişilerin radikal gruplara yönelmeye devam ettiği ve dinin muhalif gruplar tarafından mevcut iktidarları devirmeye yönelik bir araç olarak kullanıldığı tespit edilmiştir. Bu kapsamda, söz konusu olgunun ve örneklemin realist teori bağlamında ele alınması uygun bulunmuş ve kuramsal çerçeve olarak realizm kullanılmıştır.

Din-siyaset ilişkileriOrta AsyaOrta Asya politikası+6
Esra Pulat
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Rusya ile ilişkiler bağlamında Türkiye'nin Ukrayna krizine yönelik politikaları

Bu araştırmada Türkiye'nin dış politikası Ukrayna-Rusya krizi bağlamında detaylı bir şekilde analiz edilmektedir. Sovyetler Birliği'nin dağılmasıyla birlikte bağımsızlığını kazanan Ukrayna ve Rusya arasında olan ilişkiler, son yıllara kadar Rus kontrolü altında ve sorunsuz bir şekilde devam etti. Fakat özellikle Ukrayna'da hakim olan liberal akım ve Batı ile yakınlaşmanın ardından Rusya ile Ukrayna arasındaki ilişkiler gergin ve hatta çelişkili bir hal aldı. Bu çalışma, Türkiye'nin dış politikasının son yıllarda Rusya ile Ukrayna arasında yaşanan krizi nasıl şekillendirdiğini tartışıyor. Ardından Kırım, Rusya-Ukrayna ilişkilerinin tarihsel süreci ve Türkiye'nin bu yöndeki politikası değerlendiriliyor. Son dönemde yaşanan kriz ve bu aşamaya giden süreçler anlatılmış, son olarak ise, çalışma boyunca Türkiye'nin krize ve gözetim politikasına ilişkin pozisyonuna ilişkin bilgiler genel bir değerlendirme ışığında verilmiştir. Anahtar Kelimeler: Rusya, Türkiye, İlişkiler, Ukrayna Krizi, Uyuşmazlık, Politika.

RusyaSavaşTürk-Rus ilişkileri+4
Solmaz Ismayılova
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00

Other supervisors