Theses supervised by Prof. Dr. Recep Alpyağıl

13 theses · İstanbul University

DoctorateOpen AccessTR

P. Van Inwagen metafiziğinde bağdaşmazlık sorunu

Nedensel determinizm, evrendeki tüm olayların bir ön-belirlenime bağlı olduğunu ve bu olayların nedeninin sadece önceden belirli olan doğa yasalarına tabi olduğunu iddia eden bir görüştür. Özgür irade tartışmalarında, bağdaşırcılık ve bağdaşmazcılık olarak adlandırılan iki farklı yaklaşım bulunmaktadır. Buna göre bağdaşırcı yaklaşımlar, özgür irade ile nedensel determinizmin birbiri ile bağdaşabileceğini ve birlikte var olabileceğini düşünür. Aksine, bağdaşmazcı yaklaşımlar nedensel determinizmin geçerli olduğu bir evrende, özgür iradenin var olamayacağını iddia eder. Bağdaşırcılık ise determinizmin geçerli olduğu bir dünyada bile özgür iradenin mevzubahis olabileceğini iddia eder. Bu tezde ele alacağımız temel yaklaşım, Amerikalı felsefeci Peter van Inwagen'ın özgür irade tartışmalarında tarafını tuttuğu bağdaşmazcı yaklaşımı olacaktır. Peter van Inwagen'ın bağdaşmazcılığa temel olarak ortaya koyduğu argümanlar, sonuç argümanı ve şans argümanı olarak özetlenebilir. Sonuç argümanı, hipotetik olarak nedensel determinizmin geçerli olduğu bir dünyayı hesaba katarak özgür iradenin böyle bir dünyada ne derece geçerli olduğunu sorgulamaktadır. Peter van Inwagen'ın şans argümanı ise fail-nedenselliğin kesin bir özgür irade sahipliği için yeterli olamayacağı çünkü içinde bulunduğu her olayda fail olarak kendini temsil eden insanın bu sefer de bu olayların sonuçlarının şansa bağlı olup olmadığı konusunda emin olamayacağını iddia etmektedir. Her iki argümanda da Peter van Inwagen, özgür irade yaklaşımı olarak bağdaşmazcılığı olumlayan ve bu pozisyonun tutarlılığını gösteren felsefi hamlelere başvurmaktadır. Dolayısıyla, tezimizde bağdaşmazcılığın aslında özgür irade ve nedensel determinizm ikilemini teorik anlamda çözmeye yönelik atılmış bir adım olduğunu savunuyorum. Tezde ayrıca, Peter van Inwagen'ın genel manada eylem felsefesi ve din felsefesine dair görüşleri de ele alınmıştır. Ek olarak, tezde sürekli olarak nedensel determinizm ve özgür irade arasındaki ilişkisel çerçeveyi çizebilmek adına, 'olay', 'nedensel güç' ve 'olgu bağlamı' kavramlarına metodolojik olarak başvurulmuştur. Bunun sebebi, salt etik bir özgür irade tartışması yapmak yerine, özgür irade metafiziğinin sınırları içerisinde kalınmaya özen gösterilmesidir.

Ahlaki eylemlilikDeterminizmDin felsefesi+5
Atilla Akalın
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

I. Kant'ın eleştirel felsefesinde teleolojik yargı ile muhayyile yetisi arasındaki ilişki

Bu çalışmada, Kant'ın eleştirel felsefesinde muhayyile yetisi aracılığıyla, teleolojiden teolojiye geçişliliğin imkanını araştırdık. Birinci bölümde, araştırmamıza zemin teşkil etmesi açısından, bilme fakültelerinin yani akıl, müdrike ve muhayyile yetilerinin işlevlerini ele aldık. Bununla birlikte, bir yandan Kant'ta nesnenin kuruluşunun anlaşılmasını amaçlarken bir yandan da muhayyilenin, aracı bir yeti değil kurucu bir yeti olmasının üzerinde durduk. Bu kurucu unsurun işlevleri arasında yer alan kavram altına alma, şematizm ve yargıda bulunma gibi temel faaliyetlere yer verdik. Bu da bizi, kavram ve yargılarla çalışan saf aklın tecrübeden bağımsız kullanımı ile duyular ve sezgilerle işleyen müdrikenin tecrübî kullanımı arasında var olduğu kabul edilen karşılıklılığı incelemeye götürdü. İkinci bölümde yargı yetisinin, aklın verdiği ilkelerle müdrikenin inşa ettiği nesneler arasında aracılık görevini yerine getirmesi meselesi üzerinde durduk. Muhayyile yetisinin müdrike ve akıl ile ilişkisi bakımından ortaya çıkan oyun ve uyum kavramlarını ele aldık. Böylelikle teleolojik yargılara geçmeden önce estetik yargıların evrensellik talebini güzel ve yüce üzerinden inceledik. Bu sayede estetik yargılardaki öznel evrenselliğin, Tanrı hakkındaki bilgimizin mahiyetini nasıl etkileyeceği üzerinde durduk. Son bölümdeyse, pratik alana ait özgürlük kavramı ile teorik alana ait doğa kavramlarını birbirine bağlayan yargı yetisini, teleolojik yargı bağlamında ele aldık. Aklın, evrensel ve koşulsuz olanla kurduğu sınırsız ilişkinin bir parçası olarak teleolojik yargıları inceledik. Bu alana ait kavramlardan gayelilik ve son amaç terimlerini çalışmanın merkezine alarak, bilmenin sınırını incelemeye çalıştık. Bu da bizi Kant'ın eleştirel felsefesinde, ahlakî bir dünyanın yaratıcısının varlığını araştırmaya sevk etti. Kant'ın tanrısı olarak adlandırabileceğimiz, pratik alanla sınırlı ve bu alanın düzenleyicisi olan Tanrı'nın varlığına çalışmamızda yer verdik. Araştırmamız boyunca Kant'ın belirlediği sınır kavramından hareketle, sınırın dışında kalan hakkında konuşmanın imkanını soruşturduk. Kant'ın eleştirel felsefesinde, teleolojiden teolojiye geçişliliğin, bizi Tanrı'nın varlığı hakkında kesin bir kanıta ulaştırmayacağını; pratik sahada postula edilmiş olan Tanrı idesinin anlamlandırılması hususunda bilgilendireceğini ifade ettik. Bu durumu ise, ancak sınırın dışından bakarak görebileceğimizi iddia ettik. Sınırın dışından bakmamızı sağlayan temel yeti, muhayyile melekesidir. Sonuç olarak, Kant felsefesinde teleolojik yargılarla muhayyile yetisi arasındaki ilişkiden hareketle doğrudan bir Tanrı varlığına işaret edilemeyeceği yargısına ulaştık. Bu sistem içerisinde kurucu bir unsur olarak telakki edilen muhayyilenin de bu belirsiz alanı ihata edemeyeceğini serimlemeye çalıştık.

Eleştirel düşünceEleştiriFelsefe+4
Ayşe Hilal Akın
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Çağdaş din felsefesinde zamansal teleolojik delil

Bu çalışmada, Tanrı'nın varlığı lehine delillerin teizmin doğrulanmasındaki işlevi, Richard Swinburne'ün (d. 1934- ) teleolojik delili özelinde tartışılmaktadır. Swinburne, teleolojik delilin çağdaş bir formu olan zamansal teleolojik delili, bilimsel gelişmeler ışığında tümevarıma dayalı, olasılıklı, evrendeki düzeni bütüncül bir bakışla açıklayan bir delil olarak inşa etmektedir. O, ileri sürdüğü bu delilin bir açıklama hipotezi olan felsefî teizme bir katkı yaptığı iddiasındadır. Tezimiz, açıklama hipotezi olarak felsefî teizmin tutarlılığının ve doğruluğunun yalnızca teizm lehine ortaya konan delillerden kaynaklanmadığını, başka bazı gerekçelerin de bunun için gerekli olduğu fikrini savunmaktadır. Bu amaçla girişte, teleolojik delili anlamayı kolaylaştıracak kavramsal çerçeve ortaya konulmuş ve ilgili literatüre dair bir değerlendirme yapılmıştır. İlk bölümde, delilin tarihsel gelişimini takip etmek açısından ehemmiyetli olan Paley ve Tennant'ın klasik teleolojik delilleri ele alındı. Bunun yanı sıra teleolojik delile günümüzde halen yöneltilen Hume, Kant ve Darwin'in klasikleşen itirazlarına da yer verildi. İkinci bölümde, tüm bu itirazlara rağmen, delilin; çağdaş ve sağlam bir versiyonunu inşa ettiği iddiasında olan Swinburne'ün teleolojik delili nasıl inşa ettiği sorusuna cevap arandı. Üçüncü bölümde ise Swinburne'ün delilinin sonuç önermesi ve felsefî teizminin temel iddiası olan "evrendeki düzen, ancak bir Tanrı varsa açıklanabilir" şeklindeki görüşüne yönelik teizm dışında alternatif bir açıklamanın bulunma ihtimali değerlendirildi. Bu bölümde, Swinburne'ün önerdiği kişisel açıklamaya dayanan felsefî teizmin doğrulanması için gerekli olan kıstasların ve delillerin işlevine dair değerlendirmeler yapıldı. Son olarak Swinburne'ün ortaya koyduğu açıklama hipotezi olan felsefî teizmin çağdaş din felsefesindeki konumu, ona yöneltilen itirazlar göz önünde bulundurularak anlaşılmaya çalışıldı. Sonuç olarak bu çalışma ile Swinburne'ün inşa ettiği felsefî teizm hipotezinin, evrendeki pek çok olayı ve olguyu açıklamada kullanılan hipotezler içinde güçlü bir alternatif izah olduğu görülmüştür. Ayrıca teizmin tutarlılığını göstermede ve Tanrı'nın varlığına inancı doğrulamada delillerin, özellikle de teleolojik delilin, katkısının bulunduğu, ancak teizmin iddiasını temellendirmek için bu mantıksal delillerden daha fazlasına ihtiyaç olduğu da anlaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Swinburne, Tanrı'nın varlığı, delil, Teleolojik delil, Açıklama hipotezleri, Felsefî teizm.

Bilimsel açıklamaDelilDin felsefesi+4
Adem İrmak
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Tanrı'nın varlığı açısından bilinç argümanı: J. P. Moreland örneği

Tanrı'nın varlığına dair öne sürülen argümanların bir kısmı, doğal sebep-sonuç ilişkilerine dayanan açıklamaların yetersiz olduğu durumlardan hareket etmektedir. Günümüzde bilincin doğası da hala gizemini korumaya devam eden önemli fenomenlerden biridir. Dolayısıyla bilincin mahiyeti bir açıklamaya ihtiyaç duymaktadır. Bilinç konusunda günümüzde iki önemli rakip görüş vardır: natüralizm ve teizm. Natüralist yaklaşımlar bilinci doğal bir fenomen olarak ele alıp açıklamaya çalışmaktadır. Buna karşın birçok teist filozof bilincin natüralist bir açıklamasının mümkün olmadığına işaret ederek, onun doğaüstü bir nedeninin ve kişisel bir açıklamasının olması gerektiğini ileri sürmektedir. Tanrı'nın varlığına dair bir delil olarak bilinç argümanı da bu yaklaşımı temel alan önemli bir argümandır. Bu çalışmada bilinç argümanı, James Porter Moreland'ın tümdengelim yöntemiyle ortaya koyduğu iki argüman temelinde ele alınmıştır. Bu argümanların ana hatları itibarıyla iki önemli savı vardır: İlk olarak, fiziksel olmayan zihinsel durumların var olduğu ileri sürülmekle düalist bir pozisyon benimsenmektedir. İkinci olarak ise, bu zihinsel durumlara veya onların fiziksel durumlarla olan ilişkisine dair başarılı hiçbir natüralist açıklamanın bulunmadığı iddia edilmektedir. Bu nedenle bu çalışmada, bilinç argümanını tartışmadan önce bu iki önemli iddianın daha iyi anlaşılabilmesi adına öncelikle natüralizm ve natüralist açıklamayı oluşturan temel bileşenler ele alınmıştır. Sonrasında günümüz zihin felsefesinde pek dikkate alınmayan düalizmin hala canlı bir seçenek olup olmadığı değerlendirilmiştir. Ardından, bu çalışmanın esas konusu olan Moreland'ın sunduğu bilinç argümanları, öncülleri detaylıca tartışılarak değerlendirmeye tabi tutulmuştur. Sonuç olarak, Moreland'ın sunduğu bilinç argümanlarının rakip görüş karşısında başarılı olduğu görülmüş, fakat bununla birlikte bilinç argümanının daha güçlü bir versiyonunun mümkün olup olmadığı tartışılmıştır.

Allah'ın varlığıBilinçDin felsefesi+7
İbrahim Yeşua Özçelik
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Serbestzâde'nin "Şerh-i Celâl tercümesi" adlı eserinin çeviri yazısı ve eserin kozmolojik delil bağlamında tahlili

Tezimizde Serbestzâde Ahmet Hamdî Efendi'nin (1864-1939), İlm-i Kelâm'dan "Akâid-i Adûdiyye" Şerhi Celâl Tercümesi isimli eseri çalışılmıştır. Bu tercümede yer alan 'kozmolojik delil' ile alakalı görüşler, bu delilin klasik ve modern dönemdeki bazı örnekleri ile karşılaştırmalı olarak tahlil edilmiştir. Kozmolojik delilin klasik versiyonlarından imkân ve hudûs, modern dönemden ise kelâm kozmolojik argümanın felsefî versiyonu kullanılmıştır. Klasik dönemde kaleme alınan İlm-i Kelâm'dan "Akâid-i Adûdiyye" Şerhi Celâl Tercümesi'nde kozmolojik delile yönelik yapılan eleştirilerle modern dönemde yapılan eleştiriler arasında paralellik olduğu görülmüş ve eserde bu eleştirilere verilen cevaplar ortaya konulmuştur. İlgili kısımların tahlilinin ardından şu görüşler tespit edilmiştir: Eserde, klasik delillerden hudûs argümanı konusunda felsefecilerin Tanrı'nın âlemi irâde ve kasıtla değil de zorunlu olarak var ettiği, âlemin de zamansal olarak kadîm olduğu iddiaları kabul edilmemiştir. Yine imkân bahsinde muhtar olan Tanrı'nın, âlemi "icâb" ile değil "icâd" ile meydana getirdiği sonucuna varılmıştır. Son olarak modern dönemde ortaya konulan kelâm kozmolojik argümanının felsefî versiyonunda ve bu versiyonun Şerh-i Celâl'deki yansıması olarak gördüğümüz devir ile teselsülün imkânsızlığı yani evrenin bir neden-sonuç ilişkisi halinde sonsuza değin gidemeyeceği konusunda aynı sonuca varıldığı görülmüştür. Neticede bu zincirin sonunda kendi irâde ve ihtiyârıyla karar verip yaratan, varlığı bir başkasına muhtaç olmayan bir Yaratıcı vardır.

Ahmed HamdiDin felsefesiKozmoloji+3
Melih Can Daşdelen
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Çağdaş zihin felsefesinde ontolojik nöro/fenomenal özdeşlik tezi ve eleştirisi

Bir psikiyatr ve düşünür olan Saffet Murat Tura (1955), Türkiye'de bilinç sorunu üzerine çalışan materyalist monist düşünürlerden biridir. Bu çalışmada, onun natüralist bilinç teorisi olan ontolojik nöro/fenomenal özdeşlik tezi ele alınacaktır. Ontolojik nöro/fenomenal özdeşlik tezi, insanın bilinçli fenomenal deneyimleri ile beynin nöral faaliyetlerini doğa bilimleri tarafından ele alınamayacak şekilde ontolojik olarak özdeş kabul eden bir teoridir. Bu çalışmada onun teorisi daha çok eleştirel bir yaklaşımla incelenecektir. Bu bakımdan teori üç açıdan ele alınacaktır: 1. Teorinin kendi içinde ne kadar tutarlı olduğunu göstermeye çalışmak, 2. Kendinden önceki teorilere kıyasla özgün olup olmadığını sorgulamak ve 3. Teorinin bağlı olduğu dünya görüşü olan natüralizmi, felsefe ve bilim ilişkisi ve din felsefesinin temel konularından biri olan özgür irade problemi açısından değerlendirmek.

BilinçDin felsefesiDoğacı zeka+6
Beyza Nur Bayat
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

C. Wolff'ta yeter sebep ilkesinin felsefi açıdan temellendirilmesi

Christian Wolff (1679-1757) 18.yy. Alman aydınlanma filozofudur. Bu çalışma, Wolff'ta yeter sebep ilkesinin (das Prinzip des zureichenden Grundes) felsefi açıdan nasıl temellendirildiğini ortaya koymaktadır. Bununla birlikte, bilginin temellendirilebilmesi noktasında ilkenin neden kaçınılmaz olduğunu gözler önüne sermektedir. Yeter sebep ilkesi bilindiği üzere Leibniz ile ontolojik bir ilke olarak sınıflandırılmış ve ün kazanmıştır. Wolff ise bu ilkeyi sistematik ve ayrıntılı bir biçimde ele almış olup, psikolojiye de dahil etmek suretiyle ilkenin kapsamını genişletmiştir. Yeter sebep ilkesinin psikolojiye de dahil edilmesi özgür iradenin imkanına dönük tartışmalara neden olmuştur. Bu açıdan tezimizde yeter sebep ilkesi bağlamında özgür irade meselesine de yer verilmiştir. Yine daha önceki Türkçe kaynaklarda Wollf'un hayatı, felsefesi ve eserleri ayrıntılı bir şekilde işlenmediğinden bu başlıklara da yer verilmiştir. Christian Wolff sadece felsefe tarihinde bir isim olmayıp, aynı zamanda din felsefesi konularını da etkilemiş bir isimdir. Bu açıdan onun din felsefesinin güncel konuları olan vahiy ve deizm meselesine de nasıl baktığına konunun izin verdiği ölçüde değindik.

DeterminizmWolff, ChristianYeter neden ilkesi+2
Ammar Sinan
İstanbul University
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

İbn Arabî metafiziğinde kötülük problemi

Kötülük problemi, içinde yaşadığımız dünyadaki kötülüklerle mutlak iyi, her şeyi bilen, her şeye gücü yeten teist Tanrı anlayışının bağdaşmadığı iddiasıdır. Bu çalışma, mistik felsefenin en önemli isimlerinden biri kabul edilen İbn Arabî'nin teodise anlayışını ortaya koymaktadır. İbn Arabî kötülük problemine felsefî açıdan ilahî isimler teorisi ile ahlakî açıdan ise dinî metinlere dayanan bir teodise anlayışıyla çözüm sunmaktadır. Tezimizde probleme ilişkin olarak ortaya konulan her iki çözüm yolunun İbn Arabî tarafından nasıl bir araya getirildiği sonuçlarıyla birlikte ortaya konulacaktır. İbn Arabî'nin felsefî ve ahlakî yaklaşımının ulaştığı cevaplar birbirinden farklıdır. Felsefî olarak İbn Arabî, varlığı sırf iyilik olarak görmektedir. Bu anlayışa göre "kötülük var mıdır?" sorusu felsefî açıdan "hayır" şeklinde cevaplandırılmaktadır. Ahlakî açıdan ise aynı soruya verilecek cevap "evet" olacaktır. Çalışmamızda İbn Arabî tarafından verilen her iki cevap birlikte gösterilecektir.

Din felsefesiFelsefeKötülük+6
Şükrü Topuz
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

"Bereketzâde İsmail Hakkı'nın "Metâlib-i Aliye" adlı eserinin çeviri yazısı ve eserin teleolojik delil bağlamında tahlili"

Bereketzâde İsmail Hakkı (1851-1918), bir 'isbât-ı vâcib' çalışması kaleme almıştır. Tezimize de adını veren bu eser, Metâlib-i Âliye'dir. Pek tanınmayan bu eser, kendinden önceki literatürden ilham ve ilaveler ile işlenmiş; Antik Yunan'a, İslam düşüncesine ve Aydınlanma felsefesine atıflarla, geniş bir felsefe temeli üzerine bina edilmiştir. Metâlib-i Âliye'de; evreni, canlıyı, insanı, ruhu, zihnî kuvveleri tahlil ile, Allah'ın varlığı rasyonel bir zeminde temellendirilmiştir. Tezimizde; öncelikle Metâlib-i Âliye'nin çeviri yazısı hazırlanmış, akabinde eser 'teleolojik delil' bağlamında tahlil edilmiştir. Eserde ileri sürülen fikirler, teleolojik delilin 'inâyet ve ihtirâ' delili, 'analojik teleolojik' delil, 'akıllı tasarım' ve 'antropik ilke' versiyonları ile karşılaştırmalı olarak çalışılmıştır. Teleolojik delile getirilen 'nedensellik' ve 'kötülük problemi' eleştirilerinde, eserin temellendirmeleri ön plana çıkarılmıştır. Eserde yer verilen Allah'ın varlığına dair diğer deliller de kısaca ele alınmış; 'ontolojik delil', 'kozmolojik delil', 'ahlâk delili', 'dinî tecrübe delili', 'irade delili', 'zihin delili', 'estetik delili' olarak eşleştirdiğimiz başlıklarda değerlendirilmiştir. Bu çalışma ile günümüz din felsefesi literatürüne, klasik bir eserin argümanları ile katkıda bulunmak hedeflenmiştir.

Bereketzade İsmail HakkıDin felsefesiKur'an-ı Kerim+2
Ruveyda Tezel
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Emrullah Efendi'nin "İlm-i Ahlâk" adlı eserinin çeviri yazısı ve eserin Euthyphron dilemması bağlamında tahlili

"İlm-i Ahlâk" eseri, Emrullah Efendi (1858-1914)'nin Dârülfünûn-ı Şâhânede okutulmak üzere 'hikmet-i nazariye' derslerinden ahlâk felsefesi için hazırladığı ders takrirleridir. Çok yönlü bir kişilik olan Emrullah Efendi'nin felsefeci yönünü ortaya çıkaran bu eser, nazarî ve amelî ahlâka ilişkin meseleleri tartışmaktadır. Nazarî ahlâk konuları altında mütalaa edilen ahlâkın kaynağı problemi de bu meseleler arasında yer almaktadır. Bu tez kapsamında, ahlâkın kaynağı problemi "Euthyphron dilemması" bağlamında ele alınmaya çalışılmıştır. Ahlâkın kaynağı problemi, ahlâk felsefesini olduğu kadar 'Tanrı-ahlâk ilişkisi'ne temas etmesi bakımında din felsefesini de ilgilendirmektedir. Meseleye dair bu bağlamda yürütülen tartışmalar, Euthyphron dilemması başlığı altında toplanmaktadır. Söz konusu dilemmanın, 'ahlâkın kaynağını Tanrı iradesine dayandıran' yönü "ilâhî buyruk teorisi", 'ahlâkın kaynağını Tanrı iradesi dışında bir ilkeye dayandıran' yönü ise genel olarak "doğal yasa teorisi" şeklinde isimlendirilmektedir. Bu çalışma kapsamında çeviri yazısı sunulan "İlm-i Ahlâk" eserinin tahlil edilmesiyle Emrullah Efendi'nin, ahlâkın kaynağına ilişkin teolojik karakterli bir doğal yasa görüşü benimsediği sonucuna varılmıştır. Nitekim düşünüre göre, ahlâkî ilke ve normların kaynağı akıl olup herhangi bir kuvvetin müdahelesi gerekmeksizin yine akıl vasıtasıyla keşfedilmektedir. Diğer taraftan o, akla bu salahiyeti verenin ve insanı iyi ile kötünün belirlenmiş olduğu bir tabiat üzere var edenin Tanrı olduğuna inanmaktadır. Buradan hareketle düşünürün, ahlâkın kaynağını doğrudan Tanrı iradesine atfetmek yerine Tanrı'nın yaratmış olduğu insan tabiatına işaret ettiği görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Emrullah Efendi, İlm-i Ahlâk, Ahlâkın Kaynağı.

AhlakAhlak felsefesiDin felsefesi+3
Zeynep Özçelik
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Bedri Ruhselman ve metafizik görüşleri

Bu tezde, Türkiye'de Neo-Spiritizm'in, yani "Deneysel Yeni Ruhçuluk"un kurucusu olan Dr. Bedri Ruhselman'ın (1898-1960) hayatının yanı sıra eserleri ve bilhassa metafizik görüşleri incelenmiştir. Buna paralel olarak, Ruhselman açısından yaratılış, ruh, ahiret, doğuş-enkarnasyon ve tekrardoğuş-reenkarnasyon gibi kavramlara yeni bir bakış açısı sunulmuştur. İlâhiyatın en önemli ve birincil konularından biri olan "öteâlem" hakkında Ruhselman'ın deneye dayalı görüşleri, klasik görüşün dışında, spiritizme önemli katkılar yapmıştır. Onun bu görüşleri doğrultusunda, İlâhi nizam ve kâinatı (onun düzenlediği İlâhî Nizam ve Kâinat adlı kitap çerçevesinde) anlamamız ve anlamlandırmamız daha kolay olabilir.

MetafizikRuhRuhselman, Bedri+2
Mehmet Hayri Cumhur Kestel
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
10
Master'sOpen AccessTR

İzmirli İsmail Hakkı'nın "Felsefe-i Ûlâ"sının çeviri yazısı ve eserdeki kötülük probleminin tahlili

Bu tez, İzmirli İsmail Hakkı'nın metafizik alandaki çalışmalarından biri olan Felsefe-i Ûlâ'dan hareketle hazırlanmıştır. Çalışmamızı Osmanlıca olarak yazılmış olan bu eserin çeviri yazısına yer vererek meydana getirdik. Tezimizde, din felsefesinin bazı temel problemleri bir son dönem Osmanlı düşünürünün eseri ekseninde sorgulanmıştır. Bu nedenle İzmirli'nin kötülük problemine karşı savunuları, bilgi ve varlık anlayışı, metafiziğin bir başka mevzuu olan isbât-ı vacip hususundaki görüşleri, Allah ile âlem ilişkisi bağlamındaki yaklaşımları tahlil edilmiş; bu görüşlerle din felsefesi alanının ilişkisi tesis edilmiştir. Çalışmamızın esas konusunu din felsefesi disiplininin temel meselelerinden biri olan kötülük problemi konusunda İzmirli'nin Felsefe-i Ûlâ'daki görüşleri oluşturmaktadır. Eserde kötülük problemi bağlamında ilahi inayet ve cüzi irade teodiselerinin ele alındığı fark edilmiştir. İnayet bahsi, bu konuda temel teodiseyi oluşturmaktadır. Düşünürümüzün kötülük problemi hakkındaki çözümlerinin güçlü ve başarılı olduğu söylenebilir. Zira o, kötü olgu ve olayların Allah'tan sâdır olmayacağı tezini temellendirirken bu görüşünü insanın cüzi iradesine vurgu yaparak desteklemiştir. Buna ilaveten İzmirli'nin Felsefe-i Ûlâ eseri metafiziği konu edinen bir diğer çalışması olan Muhtasar Mâ-ba'dü't-tabîa ile şekil ve içerik açısından karşılaştırılmıştır. Bu mukayesede düşünürümüzün metafizik sahadaki kavram ve muhteva tercihleri incelenmiştir. Böylece bu tezde İzmirli'nin metafizik meseleler hakkındaki görüşlerine yer verilmiş olup onları muhtelif açılardan ele alarak onun tercihlerinde nasıl bir yaklaşım benimsediğine işaret edilmiştir. Anahtar Kelimeler: İzmirli İsmail Hakkı, Felsefe-i Ûlâ, Mâ-ba'dü't-tabîa, Din felsefesi, Kötülük problemi.

Din felsefesiKötülükMetafizik+2
Hande Nur Bozbuğa
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessEN

Francis Collins ve teistik evrimin imkanı

In this study, the philosophy of American physician and geneticist Francis Collins, whose scientific and theological ideas based on the context of the harmony of these two fields, is investigated. Examining the original theological ideas of Collins developing within the frame of science appears to be a pioneer in those who have the same curiosity and concern. He is one of American scientists who think evolution is a forthright way that God uses to create the whole universe and advocate science and religion to be not in a war but rather in a harmony. In this respect, Theistic Evolution is such a perspective that it also refers to religious and scientific notions of Francis Collins which can be reconciled together. In the context of this thesis, Collins' biography and the process of his conversion in faith is investigated firstly. Then the contextual definition of Theistic Evolution, its history and background, and alternative perspectives are examined. In conclusion, the arguments of Francis Collins and his notion of Theistic Evolution besides BioLogos are examined. The main concern of the study is Collins' philosophy of the harmony between science and religion as it is detailed in his book, "The Language of God" which is also the main source of this study.

Collins, FrancisReligious philosophyReligion-science relationship
Nagihan Erkılıç
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00

Other supervisors