Theses supervised by Prof. Dr. Saime Oral

13 theses · Dokuz Eylül University

Master'sOpen AccessTR

Etkinliklerin destinasyona etkileri:2011 Erzurum Unıversıade Kış Oyunları

Etkinlikler, son yıllarda turizm ürünleri arasında önemli turistik çekicilikler olarak yer almaya başlamıştır. Artık destinasyonlar, etkinlikleri turizm talebi artırma, turizm sezonunu uzatma, ilave çekicilik yaratma, imaj geliştirme ve destinasyonun pazarlanmasında sürdürülebilirlik sağlama gibi birçok amaçla kullanmaktadır. Önemli turistik çekicilikler olarak görülen etkinliklerin turizm sektörüne sağladığı bu gibi faydalarının yanında destinasyonda ekonomik, sosyo-kültürel, çevresel ve politik alanda hem kısa hem de uzun dönemde birçok etkisi de bulunmaktadır. Bu çalışmanın amacı, önemli spor etkinliklerinden biri olan 2011 Universiade Kış Oyunları (2011 Dünya Üniversite Kış Oyunları)'nın ev sahibi bölgede bıraktığı etkilerin yerel halkın algısı üzerinden ortaya çıkartılmasıdır. Bu çalışmanın önemi, etkinliğin ev sahibi bölgede bıraktığı etkilerin belirlenmesi ile bu tür etkinliklerin organizasyonu aşamasında oluşturulan sürdürülebilir planlara kaynak oluşturulabilmektir. Bu çalışmada, etkinliğe ev sahipliği yapmış bölge insanının demografik profillerinin ve etkinliğin etkilerini nasıl algıladıklarının belirlenebilmesi için bir anket çalışması yapılmıştır. Bu anket çalışması sonucunda ortaya çıkan faktörler doğrultusunda 2011 Universiade Kış Oyunları'nın ev sahipliğini yapan Erzurum'da ne gibi etkiler bıraktığı belirlenmeye çalışılmıştır.Anahtar Kelimeler: Destinasyon, Etkinlikler, Etkinlik Etkileri, 2011 Erzurum Universiade Kış Oyunları

DestinasyonErzurum 2011 Üniversitelerarası Kış OyunlarıEtkinlik+6
Tuba Berberoğlu
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
DoctorateOpen AccessTR

Turizmde deneyimsel pazarlama: Tur operatörlerine yönelik bir uygulama

Turizm olayı deneyimler üzerine kurulmuş bir süreci ifade etmektedir. Postmodernizmle ortaya çıkan deneyimsel pazarlama yaklaşımında, Maslow?un ihtiyaçlar hiyerarşisi deneyimler hiyerarşisi ile ilişkilendirilebilmektedir. İnsanların yaşam kalitesinin artması ile birlikte turistik tüketimlerinde deneyim ön plana çıkmıştır. Bu çalışmanın amacı turizm sektöründe toptancı konumunda olan tur operatörlerinin Uzak Doğulu turistlere sundukları deneyimsel değeri belirlemek; deneyimsel değer ile müşteri memnuniyeti ve müşteri sadakati arasındaki ilişkiyi ortaya koymaktır. Çalışmanın birinci bölümünde, deneyim ve deneyimsel değer kavramlarına; ikinci bölümünde turizm işletmelerinde deneyimsel pazarlama literatürüne ve üçüncü bölümünde ise tur operatörlerine yönelik bir uygulamaya yer verilmiştir. Bu araştırma, Kapadokya?ya tur operatörleri aracılığı ile gelen Japon, Çinli ve Güney Koreli turistlerin katılımı ile gerçekleştirilmiştir. Pilot çalışma için 150, ana çalışma için 780 turistten bilgi toplanmıştır. Tesadüfi olmayan örnekleme yöntemlerinden kolayda örnekleme yöntemi tercih edilmiştir. Çalışmada, veri analizi aşamasında ilk olarak Uzak Doğulu turistlerin demografik bilgileri ve katıldıkları Kapadokya turuna ilişkin özellikleri incelenmiştir. Daha sonra verilere faktör analizi uygulanmış ve faktörler arasındaki korelasyon ve regresyon katsayıları incelenmiştir. Son olarak araştırma sonucunda belirlenen deneyimsel değer faktörlerinin araştırmaya katılanların milliyetlerine, geceledikleri konaklama işletmelerine, eşlik durumlarına ve tur sürelerine göre farklılık analizi gerçekleştirilmiştir. Araştırma sonucunda tur operatörlerinin Uzak Doğulu turistlere sundukları deneyimsel değerin; sosyal etkileşim, eğitsel, fonksiyonel, hediyelik eşya işletmesi deneyimi, restoran deneyimi, müze deneyimi, otel deneyimi, tur otobüsü deneyimi, verimlilik, kaçış, hatıra ve durumsallık değerleri olduğu belirlenmiştir. Tüketici memnuniyetinin sağlanmasında fonksiyonel, sosyal etkileşim, verimlilik ve eğitsel değerlerin önemli olduğu belirlenmiş ve deneyimsel değer ile müşteri memnuniyeti ve müşteri sadakati arasında ise anlamlı ve pozitif bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Son olarak, araştırma sonucunda belirlenen deneyimsel değer faktörlerinin araştırmaya katılanların milliyetlerine, geceledikleri konaklama işletmelerine, eşlik durumlarına ve tur sürelerine göre anlamlı farklılıklar gösterdiği tespit edilmiştir. Araştırmadan elde edilen sonuçlar doğrultusunda tur operatörlerinin ürün bileşenlerinin deneyimsel değer odaklı tasarımlarına yönelik sunulan öneriler, müşteri memnuniyeti ve sadakatine dolayısı ile ülke turizmine katkı sağlayacaktır. Anahtar Kelimeler: Deneyimsel Pazarlama, Deneyimsel Değer, Müşteri Memnuniyeti, Müşteri Sadakati, Tur Operatörleri, Uzak Doğu Turizm Pazarı.

Deneyimsel pazarlamaMüşteri sadakatiMüşteri tatmini+4
Ayşe Çelik
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Üretim sektöründe son mamül kalitesinin iyileştirilmesinde Altı Sigma ve Kaizen uygulamalarının etkileri

Günümüz dünyasında söz sahibi olan ve küresel ölçekte rekabet edebilen işletmelerin mantığını anlamak, "kalite" kavramından geçmektedir. Kalite kavramı; rekabet gücünü arttırmak isteyen işletmeler için, küreselleşmeyi farklı boyutlara taşıyan bu yeniçağda, oldukça önemli bir unsur haline gelmiştir. Global dünya şirketleri son yıllarda Altı Sigma ve Kaizen gibi metotları süreçlerinde kullanarak, faaliyet gelirlerinde önemli kazançlar elde etmektedir. Süreç mükemmelliğini hedefleyen bu kalite metodolojileri, uygulayan kuruluşlara karlılık, verimlilik ve pazar payı artışı sağlarken, sınıfının en iyi olma fırsatını sunmaktadır.Altı Sigma, müşteri istek ve gereksinimleri ile uyumlu ürün veya hizmet üretebilmek için geliştirilmiş, üretim süreçlerindeki değişkenliğin azaltılması yoluyla süreç kalitesinin iyileştirilmesini hedefleyen önemli bir kavramdır. Kaizen ise baş döndürücü gelişme ve değişimlere rağmen yenilikçi bir anlayışla ve küçük adımlarla kaliteyi arttırma yöntemidir. Altı Sigma ve Kaizen Metodolojileri insan faktörüne değer vererek, kurumlarda bulunan her seviyeden çalışanı kaliteyi arttırma sürecine dahil eder ve bir kurum kültürü oluşturmayı amaçlar. Bu sayede hem kurum, çalışanlarının iş verimliliğini arttıracak; hem de çalışanlar dahil oldukları sistemdeki rollerini benimseyerek, kurumun bir parçası olabileceklerdir.Bu çalışmada, Toplam Kalite Yönetimi (TKY) kapsamında uygulanan Kaizen ve Altı Sigma teknikleri incelenmiştir. Ülkemizde üretim sektöründe önde gelen ve proseslerinde bu teknikleri uygulayan iki kuruluşun bu konulardaki uygulamaları analiz edilmiştir. Bu analizlerin sonucunda Kaizen ve Altı Sigma teknikleri doğru şekilde uygulandığında kalite kayıplarının yok edilmesi ve verimliliğin arttırılması gibi başarılı sonuçlar sağladıkları görülmüştür. Bu çalışma ile son mamül kalitesini iyileştirmek için Altı Sigma ve Kaizen metotlarını uygulamak isteyen işletme ve kuruluşlara yararlı olabilecek, yönlendirici bilgiler sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Altı Sigma, Kaizen, Üretim, Kalite İyileştirmesi, TKY

Altı sigma yöntemiKaizenKalite geliştirme+3
Onur Korucu
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

OHSAS 18001 iş sağlığı ve güvenliği yönetim sisteminin İSO 14001 çevre yönetim sistemi ile ilişkileri ve bir örnek uygulama

OHSAS 18001 İş Sağlığı ve Güvenliği Yönetim Sistemi; kuruluşların hem ekonomik hem de iş sağlığı ve güvenliğine yönelik hedeflerine ulaşabilmeleri konusunda yardımcı olmak için planlanan, koordine edilen ve yürütülen bütünsel ve sistematik bir yönetim anlayışıdır. Bu yönetim anlayışı bir sistem dâhilinde yürütülmektedir. İş Sağlığı ve Güvenliği Yönetim Sistemleri standardının asıl amacı önleyici olmasıdır. Bununla birlikte sistem her ne kadar önleyicilik üzerine kurulmuşsa da, gerekli kontrol mekanizmalarını, düzeltici faaliyetleri ve geri besleme mekanizmalarını da içermektedir. Ülkemizde yaşanan iş kazalarının insani ve ekonomik boyutları düşünüldüğünde iş sağlığı ve güvenliği sisteminin önemi daha iyi anlaşılmaktadır.ISO 14001 Çevre Yönetim Sistemi ise özünde doğal kaynak kullanımının azaltılması, toprağa, suya, havaya verilen zararların minimum düzeye indirilmesini amaçlayan, risk analizleri tabanında kurulan bir yönetim modelidir. ISO 14001 bir ürün standardı değil sistem standardıdır ve ne üretildiğinden ziyade, nasıl üretildiği ile ilgilenmektedir. Bu standart çevre performansının izlenmesi ve sürekli iyileştirilmesi temeline dayanmakta ve çevre faktörlerine ilişkin olarak ilgili mevzuat ve kanunlar tarafından tanımlanmış koşullara uymayı şart koşmaktadır.Bu çalışmada OHSAS 18001 İş Sağlığı ve Güvenliği Yönetim Sistemi ve ISO 14001 Çevre Yönetim Sistemi ayrıntılı olarak açıklanmaktadır. Temel olarak aynı prensibe dayanan bu iki yönetim sistemi arasındaki ilişki, birlikte ve entegre olarak yürütülen bir kuruluşta incelenmiş ve somut verilerle desteklenmiştir.

GüvenlikISO 14001OHSAS 18001+7
Reşat Alp Toksöz
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Kamu sektöründe uygulanmakta olan orta vadeli harcama sisteminin ulusal ve uluslararası açıdan incelenmesi

Bu çalışmada Orta Vadeli Harcama Sisteminin ülkeler tarafından neden uygulanmak istendiği ve sistemin Türkiye açısından kamu giderlerini kontrol altına alabilme noktasında ki kabiliyeti incelemeye tabi tutulmuştur. Çalışmada ağırlıklı olarak uluslararası kuruluşların ortaya koyduğu kitaplar, araştırma raporları ve anketlerden istifade edilmiştir.Çalışmanın birinci bölümünde Orta Vadeli Harcama Sisteminin tanımı ve uygulama aşamalarına yer verilerek teorik bir çerçevenin oluşturulması hedeflenmiştir. Çalışmanın ikinci bölümünde Orta Vadeli Harcama Sisteminin uygulanışına ilişkin ülke örneklerine yer verilmiştir. Çalışmanın üçüncü bölümünde ise sistemin Türkiye özelinde incelenmesi gerçekleştirilmiştir.Araştırma sonucunda ülkelerin Orta Vadeli Harcama Sistemini uygulamak istemelerindeki temel nedenlerin bütçe performansının iyileştirilmesi, hükümet öncelikleri ile hazırlanan bütçeler arasındaki bağlantının kuvvetlendirilmesi ve kamu hizmet sunumunun kalitesinin arttırılması hususlarının olduğu tespit edilmiştir.Bu bağlamda sistemin incelemeye alınan ülkeler arasında kamu giderinin kontrolü anlamında en iyi olarak Avustralya'da uygulandığı görülmüştür. Türkiye'de uygulanmakta olan Orta Vadeli Harcama Sistemi, kamu giderlerinin kontrolü anlamında ekonomik daralmanın yaşandığı 2009 yılı hariç tutulduğunda 2006 yılından itibaren bir iyileşme sağlamıştır.Anahtar Kelimeler: Orta Vadeli Harcama Sistemi, Orta Vadeli Program, Orta Vadeli Mali Plan

Kamu harcamalarıKamu kuruluşlarıKamu sektörü+1
Mirac Gülçiçek
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Karar vermede iş zekasının önemi : Tekstil sektöründe bir araştırma

Karar verme, insan yaşamının gereklerindendir. Yaşadığımız her anda ve her olayda bir seçim yani bir karar vardır. İşletmeleri de yaşayan birer organizma olarak düşünürsek, işletme içinde de her gün binlerce karar alındığını kolaylıkla söyleyebiliriz. Bu kararlar, stratejik, taktiksel ya da operasyonel kararlar olabilir. Hangi türde olursa olsun, kararların sonuçları işletme açısından önem taşır, az ya da çok etki bırakır, hatta statejik kararlar ciddi değişimlere bile yol açabilir. Sonuçların işletme açısından olumlu olması doğru kararların verilmesiyle ilgilidir. Doğru karar, işletmeye yarar sağlayacak, onu hedeflerine ulaştıracak ya da farkedilen bir problemi çözecek karardır.Karar alma sürecinde en önemli girdi, bilgidir. Karar vericinin konu hakkında yeterli ve doğru bilgi sahibi olması, doğru kararı vermesinin de anahtarıdır. İşletmenin iç ve dış bütün kaynaklarından gelen verilerin toplanması, bunların depolanması, analiz edilmesi, raporlanması, geleceğe yönelik tahminlemelerde kullanılması ve bütün bunların işletmede tek bir ortak altyapı ile gerçekleştirilmesi İş Zekası ile mümkün olmuştur. İş zekası, işletme içindeki bütün fonksiyonları bütünleştirir ve bütün kullanıcılara yarar sağlar. Bu sayede en doğru kararları en hızlı biçimde alan işletmeye rekabet avantajı getirir. Yapılan bu çalışmada, karar verme süreci ve teknikleri araştırılmış, karar vermede bilgi teknolojilerinin önemine değinilmiş, karar vermeye yardımcı en son ve en etkili bilgi teknolojisi olarak kabul edilen iş zekası ve onun karar vermedeki önemi üzerinde durulmuştur. Uygulama kısmında ise, Türkiye'de iş zekasını ilk uygulayan işletmelerden olan Hugo Boss İzmir incelenmiştir.

Karar verme
Hilal Ateş
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Büyük ölçekli firmaların dış ticaret işlemlerinde dış kaynak kullanımının (outsourcing) yeri ve önemi

İnsanoğlu var olduğu andan itibaren sınırsız ihtiyaçlarını sınırlı kaynaklarla gidermeye çalışmıştır. Bunu yaparken bazı ihtiyaçlarını kendisi karşılayabilmiş, bazılarını ise karşılayamamıştır. Bunun sonucunda, giderek gelişen ve çeşitlenen ihtiyaçlarını karşılayabilmek için bir araya gelmişler ve işletmeleri meydana getirmişlerdir.Günümüzde gelişen ve küreselleşen dünya düzenine ayak uydurabilmek ve pazardan daha fazla pay almak isteyen işletmeler giderek büyümekte ve gelişmektedir. Bunun sonucunda büyük ölçekli hale gelen işletmeler sahip oldukları imkânları ve yetenekleri doğrultusunda sadece iç pazarlar yerine aynı zaman da uluslar arası pazarlarda da boy göstermeye başlamışlardır.Büyük ölçekli işletmelerin uluslararası pazarlarda etkin bir şekilde faaliyet gösterebilmeleri için dış ticaret işlemlerini eksiksiz olarak yerine getirmek zorundadır. Büyük ölçekli işletmeler bu süreci kendileri idare edebilirler ancak bu durum işletmelerin kendi uzman oldukları konulardan uzaklaşmalarına neden olacaktır. İşte bu noktada devreye dış ticaret işlemlerinin yürütülmesini sağlayan ve işletmelere bu faaliyetleri sonucunda bir takım avantajlar sağlayan tedarikçiler devreye girmektedir. Bu tedarikçilerin her biri kendi konusunda uzman olan ve işlemleri kusursuz bir şekilde yerine getirecek olan kuruluşlardır.Bu çalışmada da büyük ölçekli işletmelerin dış ticaret işlemlerindeki dış kaynak kullanımının önemi incelenecektir.Anahtar Kelimeler; Büyük Ölçekli İşletmeler, Dış Ticaret İşlemleri, Dış Kaynak Kullanımı

Taner Özorak
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

E-ticaret şirketlerinin markalaşma süreci: amazon.com ve yemeksepeti.com

2000'li yılların başlarından itibaren tüm dünyada, ulusal ve uluslararası ölçekte bilgi toplumuna yönelik girişimler yoğunlaşarak artmaktadır. Bilgi toplumuna geçiş sürecinin en önemli faktörlerinden olan bilgi ve iletişim teknolojilerindeki gelişmeler, çok hızlı bir şekilde yaygınlaşan ve yeni bir ticaret kavramı olan ?e-ticaret?i ortaya çıkarmıştır.İnternet ortamındaki fırsatları gören birçok yatırımcı e-ticaret şirketleri kurmaktadır. Sanal şirketler ardı ardına faaliyete geçmektedir. E-ticaret şirketlerinin sayısının çoğalması rekabeti arttırmaktadır ve internet ortamında faaliyette bulunun bu şirketler markalaşmaya gereksinim duymaya başlamaktadır. Fiziksel ortamda faaliyet gösteren şirketler gibi e-ticaret şirketleri de markalaşma süreçlerine odaklanmaktadır ve marka yönetimine önem vermektedir. Sanal ortamın fiziksel ortamdan farklı yapısı göz önüne alınarak elektronik ticaret şirketleri markalaşma süreçlerinde farkı noktalara dikkat etmeye başlamaktadır.Bu çalışmanın birinci bölümünde bilgi toplumuna geçiş sürecinin önemli unsurları olan yeni ekonomi ve internet kavramları açıklanarak e-ticaret konusu detaylı bir şekilde anlatılacaktır. İkinci bölümde markalaşma başlığı altında internette markalaşma sürecine odaklanılacak, e-ticaret şirketlerinin markalaşma süreci açıklanacak ve marka yönetimi kavramına yer verilecektir. Son bölümde ise Dünya'dan ve Türkiye'den marka olmuş elektronik ticaret şirketlerine birer örnek verilerek markalaşma süreçleri açıklanacaktır. Dünya'dan Amazon.com ve Türkiye'den Yemeksepeti.com şirketleri incelenecektir.Anahtar kelimeler: Sanal Şirketler, E-ticaret, Marka, Markalaşma, İnternette Markalaşma, Marka Yönetimi, Marka Değeri.

Elektronik ticaretMarkaMarka yönetimi+1
Şeyma Öztaş
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Yabancı sermaye yatırımlarının sigortacılık endüstrisi açısından yeri ve önemi

Gelişmekte olan ülkeler arasında son yıllarda liberalleşen ekonomi ile birlikte yabancı sermaye yatırımları alanında büyük bir rekabet görülmektedir. Özellikle sermaye çekebilmek için ülkeler yatırımcılara büyük kolaylıklar sağlamaktadırlar. Fakat ülkeler arasında devamlılığı arzulanan sermaye çeşidi genellikle doğrudan ve kalıcı olan sermaye yatırımları olmaktadır ve bu doğrudan yabancı sermaye yatırımlarıdır. Bu çerçevede yabancı sermaye yatırımcıları gidecekleri evsahibi ülkeyi seçerken öncelikle kendi çıkarlarına göre hareket edip daha sonra dolaylı olarak ülke çıkarlarına hizmet etmektedir. Bu yüzden yabancı sermaye yatırımları genellikle yeni açılan bakir sektörlere ve daha az yatırım gerektiren hizmet sektörüne yani ülkemizde olduğu gibi finans sektörüne kaymaktadır.Ülkemizde sigorta sektörü yukarıda bahsi geçen durum için çok iyi bir örnektir. Kendine özel bir yasası ve henüz bakir durumda olan pazarı ile birlikte az sayıdaki ufak çaplı sigorta şirketleri ile yabancı sermaye yatırımları için ideal bir yatırım ortamı yaratmakta ve endüstri diğer endüstrilere oranla çok daha fazla yabancı sermaye yatırımı çekmektedir.Bu çalışma çerçevesinde yabancı sermaye yatırımları ve sigorta endüstrisinin karakteristik özellikleri incelendikten sonra Türkiye ve Dünyadaki yatırım eğilimleri ve sigorta endüstrisinin durumuna kısaca göz atılmıştır. Daha sonra yabancı sermayeli şirketlerin Türkiye'deki sigorta sektöründeki yeri ve önemini kavrayabilmek için Dünya sigorta endüstrisi verileri ve Türkiye'deki Yabancı Sermayeye ve endüstriye ilişkin ilişkin sigorta verileri incelenmiştir.

Sigorta endüstrisiYabancı sermaye yatırımları
Mehmet Fatih Marankı
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Süreç inovasyonunun verimliliğe etkisi: Bir uygulama

Dünya son yirmi yıl içerisinde büyük bir ekonomik ve kültürel değişim içerisine girmiştir. Ürün, hizmet ve kültürel alışverişler, ekonomik sınırların kalkmasıyla birlikte değişimin daha da hızlı olmasına neden olmuştur. Ülkeler ve toplumların bu hızlı değişim sürecinde mevcut durumlarını geliştirebilmesi, değişime uyum sağlaması ve hatta değişimin öncüsü olması için gerekli olan anahtar unsur, inovasyondur.Oluşan küresel rekabet ortamında avantajı elde tutmak için yeni ve yaratıcı fikirleri ticarileştirip ürüne dönüştürme süreci olan inovasyon bugün birçok gelişmiş ülkenin ana politikası haline gelmiştir.Her ne kadar ülkemizde inovasyon sürecinin temelleri önce TÜBİTAK daha sonra da BTYK'nın kurulmasıyla uzun yıllar önce atılmış olsa da, alınan inovasyon kararlarının ve politikalarının, siyasi istikrarsızlık, yeterli yasal düzenlemelerin olmayışı ve devletin sanayiciye yol göstermemesi gibi nedenlerden dolayı hayata geçemediği görülmektedir.Hayata geçmeyen bu yapının eksikliği yaşanan son ekonomik krize kadar kendini hissettirmemiştir. Ülkemizde üretiminin %75'lik bölümü el işçiliğine dayanan ayakkabı sektörü, 1990-2000 döneminde ülkeye sıcak para akışını sağlayan bavul ticareti sayesinde altın çağını yaşamıştı. Ancak bu tarihten sonra Rusya pazarı, fiyatların daha düşük olduğu Uzakdoğu pazarına kaymış ve yerli üreticiler büyük bir sıkıntıya girmişlerdir. Ayakkabı sektöründe yaşanan bu negatif oluşum neticesinde işletmelerin maliyetlerini azaltmak amacıyla çeşitli arayışlara girmişlerdir. Bununla birlikte üretim süreçlerini daha verimli kılmak ve farklılık yaratmak için mevcut durumlarında yenilik yapan işletmelerin oluşan bu kriz ortamından daha az etkilendikleri gözlemlenmektedir.Yapılan bu çalışmada, üretim süreçlerinde yapılan yenilik faaliyetlerinin verimlilik üzerine etkileri incelenmiştir. Çalışmanın ilk bölümünde inovasyon ve verimlilik kavramları tanımlanmış ve bu kavramların işletmeler üzerindeki etkisi ortaya konmuştur. İkinci bölümde ise süreç yönetimi ve süreç inovasyonu konuları üzerinde durulmuş ve süreçlerde yapılan inovasyon faaliyetlerinin işletmelerin verimlilik ve performanslarına etkileri incelenmiştir. Ayrıca bu bölümde ülkemizin inovasyon süreci içinde ne gibi faaliyetlerde bulunduğu ortaya konmuştur. Çalışmanın son bölümde, Türkiye'de Ayakkabı Sektöründe son dönemde yaşanan sıkıntıların nedenleri süreç inovasyonu açısından değerlendirilerek, süreçlerde inovasyon faaliyetinde bulunan bir ayakkabı işletmesinin zaman ve iş etütleri yapılarak inovasyon öncesi ve sonrası durumları verimlilik açısından ortaya konmuş ve tartışılmıştır.Anahtar Kelimeler: İnovasyon, Süreç Yönetimi, Verimlilik

Süreç yenilemeSüreç yönetimiVerimlilik+1
Murat Şengün
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
DoctorateOpen AccessTR

Otel işletmelerinde marka değeri ve turistik tüketici satın alma davranışlarına etkisi: Çeşme örneği

Günümüzde ekonomik, sosyal ve kültürel anlamda yaşanan gelişmelerişletmelerin piyasadaki durumunu yakından ilgilendirmektedir. Piyasadayaşanan aşırı rekabet, işletmelerinin piyasadaki durumunu pazarlamadakiçabalarının verimliliğine göre değerlendirilmesi sonucunu ortayaçıkarmaktadır. Bu değerlendirmede ise tüketicilerin işletmenin sunduğu ürünve hizmetleri algılama biçimleri, tutumları ve davranışları belirleyiciolmaktadır. Bu nedenle işletmeler zorunlu olarak bu değişimlere uymak,sundukları ürün ve hizmetlerin tüketicilerin beklentilerini ve gereksinimlerinikarşılayacak şekilde planlamak ve meydana getirmek durumundadırlar. Bununyanında ürün ve hizmetlerin tüketicilere sağladığı yararlara ek bir değerkatmak durumundadırlar. İşletmelerin piyasada rekabet avantajı elde ederekhedeflerini gerçekleştirmesi doğrultusunda "marka ve marka değeri"oluşturma stratejisi bu değişimlere uyum sağlamada önemli bir araç olabilir.Mikro anlamda "marka ve marka değeri" stratejisinin oluşturulması sadeceişletmelere değil, bunun yanında makro anlamda, marka değerine sahipişletmelerden oluşan tüm bir endüstriye önemli derece de katkılar sağlayabilir.Piyasada meydana gelen değişimleri yakından izleyemeyen vedeğişimlere uyum sağlayamayan otel işletmelerinin ve gerekse diğer endüstriişletmelerinin işletme hedeflerini gerçekleştirmesi ve sonuçta varlığını devamettirebilmesi olanaklı değildir. Bu nedenle, otel işletmeleri için büyük önemiolan turistik tüketici gereksinimlerinin ve beklentilerindeki değişimlerininöğrenilebilmesi turizm piyasasının yakından izlenmesi ile başarılabilir. Eldeedilen veriler doğrultusunda tüketicilere odaklı ve onlara daha ek yararlarsunan, ürün ve hizmetlere değer katan yöntemlerin geliştirilmesi gerekebilir. Budurum ise işletmelerin pazarlama anlayışlarında "markalaşma ve markadeğeri" anlayışını benimsemeleri ile başarılabilir. Bu nedenle tüketicilere değerveren anlayış sayesinde işletmeler yeni tüketici ve müşteriler edinebilir, busayede karlarını ve verimliliğini artırabilir. Turizm piyasasında rekabet gücüelde ederek işletme hedeflerini gerçekleştirebilir. Tüm işletme hedefleriningerçekleşmesi ve istenilen başarının elde edilmesi ise tüketicilerin gözünde bir"marka" ve ?marka değeri?nin oluşturulması ile başarılabilir.Marka ve marka değeri oluşturmak isteyen otel işletmelerinin öncelikliolarak turistik tüketicilerin, otel işletmesinin belirlediği ve çeşitli unsurlardanoluşan markasına gösterdikleri tutum ve davranışlarının, tepkilerininölçebilmesini gerektirmektedir. Otel işletmesinin markasının turistik tüketicileriçin bir değer ifade etmesi, otel işletmesinin markasını oluşturan unsurların vemarka değeri olarak ifade edilen boyutlarının her birinde yüksek düzeydeolumlu tüketici tepkisi kazanılması ile gerçekleşebilir. Marka değerininboyutları olan markanın algılanan kalitesi, marka imajı, marka bağlılığı,marka farkındalığı ve marka çağrışımlarının her birinin tüketicialgılamalarında yüksek düzeyde değer ifade etmesi, işletmenin gelecekdönemlerde olumlu tüketici tepkileriyle karşılaşması anlamındadır. Sonuçolarak "marka ve marka değeri" işletmenin hedeflerine ulaşmasını sağlayan biraraçtır. İşletme bu aracı sürekli, yeni turistik tüketiciler aramak yerinesağlanan değer sayesinde "sadık tüketiciler" meydana getirerek pazarlamaprogramlarında etkinlik kazanmak için kullanmalıdır. Marka ve marka değerisayesinde meydana getirilen tüketici bağlılığı, turistik tüketicinin geri dönüşoranı üzerinde yaptığı yüksek düzeydeki katkı olarak otel işletmesinin markadeğerini artırdığı gibi hedeflerinin gerçekleştirilmesine de katkı sağlayabilir.Marka ve marka değeri oluşturulması otel işletmelerine piyasada önemlibir rekabet avantajı kazandırarak birçok yarar sunabilir. Markadan sağlananyararların elde edilebilmesi uzun zaman alan bir süreci kapsadığından veyüksek maliyet gerektirdiğinden dolayı işletmelerin markayı stratejik olarak elealmasını gerektirmektedir. Marka stratejik bir yatırımdır. Stratejik planlamagereği marka değeri yaratmak isteyen otel işletmeleri yöneticileri pazarlamaprogramlarını değer yaratacak şekilde planlamak ve yürütmekdurumundadırlar. İşletmenin isminin yanlış verilmesi gibi bir hata markanınimajı üzerinde, düşük kalitede hizmet sunması tüketici bağlılığı üzerindeolumsuz tüketici tepkileri oluşturabilir ve sonuçta işletmenin marka değerindenistenilen yarar elde edilemeyebilir. Bu nedenle markanın bütün unsurlarının vemarkayı temsil eden kişilerin ve kurumların markanın planlanmasında değeroluşturacak şekilde tasarlanması gerekmektedir.Otel işletmelerinde marka değeri ve turistik tüketicilerin satınalmadavranışlarına olan etkisi"ni ölçmeye yönelik yapılan bu çalışmada, Aaker'inmarka değeri boyutları ve Keller'in tüketicilerde marka imajını oluşturanmarka bilgisinin turistik tüketicilerin satınalma davranışları üzerindeki etkisianaliz edilmektedir. Konu, literatürde diğer araştırmacıların hizmet ve otelcilikendüstrisinde yaptıkları çalışmalar ile bütünleştirilerek, Türk turizmendüstrisindeki turistik tüketicilerin otel işletmelerinin marka değeri veboyutlarına olan satınalma davranışları ve niyetleri saptanmaktadır.Anahtar Kelimeler : 1) Marka, 2) Marka Değeri, 3) Satın Alma Davranışları,4) Otel İşletmeleri, 5) Farklılaşma

Konaklama işletmeleriMarkaMarka değeri+3
İbrahim Çetin
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Avrupa Birliği'ndeki önemli zeytinyağı ihracatçıları ve Türkiye

1970'li yıllardan itibaren başlayan, zeytinyağının insan sağlığı üzerindekifaydalarının ortaya konulmasına yönelik bilimsel araştırmalar ve 1990'lı yıllardansonra özellikle kanser üzerindeki olumlu etkileri üzerine yapılan araştırma sonuçlarıneticesinde, 1990'lardan sonra, zeytinyağı bölgesel nitelikli bir ürün olmaktan çıkmış,üretim alanlarının dışında da önemli miktarlarda tüketilen bir yağ olmuştur. Bu dadünya zeytinyağı ticaretinin artması sonucunu doğurmuştur.Dünya zeytinyağı üretiminin neredeyse tamamı Akdeniz ülkeleri tarafındanyapılmaktadır. Dünya zeytinyağı üretim, tüketim, ihracat ve ithalat verileriincelendiğinde en fazla payı AB ülkelerinin aldığı görülmektedir. AB ülkeleri içerisindeözellikle talya, spanya ve Yunanistan dünya zeytinyağı piyasasında etkin durumdadır.Türkiye de bir Akdeniz ülkesi ve üretici bir ülke olmasına rağmen dünya zeytinyağıpiyasasından yeterince pay alamamaktadır.?Avrupa Birliği'ndeki Önemli Zeytinyağı hracatçıları ve Türkiye? adlı buaraştırmada, ilk olarak zeytin hakkında genel bilgiler verilerek zeytinyağının eldeedilmesi, tanımı, çeşitleri ve yararları açıklanmaktadır. kinci bölümde, zeytinyağınındünyadaki ve Avrupa Birliği'ndeki yeri incelenmiş ve bu doğrultuda dünyada ve AB'dezeytinyağı üretim, tüketim, ihracat ve ithalat değerleri ele alınarak yorumlanmıştır.Çalışmanın son bölümünde Türk zeytinyağı sektörü üretim, tüketim, dış ticaretve uygulanan politikalar açısından incelenmiş, talya, spanya ve Yunanistan zeytinyağısektörü ayrı ayrı ele alınarak, bu ülkelerin sektör içerisindeki yeri ortaya konulmuştur.Türkiye'nin sektörde söz sahibi olabilmesi için üretimden pazarlamaya eksikliklerine vezeytinyağında uygulanan politikaların yetersizliğine dikkat çekilmiştir.

Demet Bakırlıoğlu
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2006
00
Master'sOpen AccessTR

Moda pazarlamasının önemi ve moda sanayiinden bir örnek: Vakko

Moda yüzyıllar boyunca tarihin kilometre taşı olan olaylarla yakın etkileşimine bağlı olarak insanlık için önemli bir kavram olmuştur. Günümüzde küresel akımların ve teknolojik gelişmelerin bir sonucu olarak moda, bugünün dünyasında çok daha önemli bir role kavuşmuştur. Bunun yanında, moda sanayisinde faaliyet gösteren firmalar pazarlamanın kendi pazar konumlarını güçlendirmede ve rakiplere karşı rekabet avantajını kazanmakta ne denli etkili olduğunu fark etmişlerdir. Böylelikle, moda sanayisi günden güne yeni yatırımları çeken, dinamik doğaya sahip gelişen bir iş kolu halini almıştır. Halihazırdaki literatür dikkate alındığında moda pazarlaması, artan önemine rağmen, araştırmacılar için yeni bir çalışma alanıdır. Bunun yanı sıra, birçok firma moda sanayisinde tasarım ve pazarlamanın beraber yürümesi gerektiği gerçeğini henüz kavrayamamıştır. Moda doğası gereği dinamik bir o!gu olduğundan, modadaki değişimlere anında tepki verebilmek için üretim ve pazarlama süreçlerinin yakın bir işbirliği gerekmektedir. Günümüz toplumları kendisine dayatılan bir modayı takip etmekten ziyade kendi arzularını dile getirmek suretiyle modaya yön vermektedir. Moda firmaları tüketici tercihlerini anlayabildikleri ve kendilerini tüketici tercihlerine uygun hale getirebildikleri sürece topluma yön verebileceklerini fark etmişlerdir. Firmaların yüksek kalitede, yaratıcı ve yenilikçi özellikleri içeren ürünlere sahip olması gerekliliği açıktır. Ne var ki, firmalar bu gereklilikle beraber günümüzdeki yoğun rekabet ortamında ayakta kalabilmek ve ürünlerinin tüketiciler tarafından benimsenerek moda halini alabilmesi için pazarlamanın kaçınılmaz bir rolü olduğuna da inanmaktadırlar. Bu nedenden dolayıdır ki günümüzün önde gelen moda firmaları ürünlerini kaliteli ve tasarım açısından farklı kılabilmenin yanı sıra pazarlama fonksiyonundan sonuna dek fayda sağlayarak ürünlerini tüketiciye etkin bir biçimde sunmayı başarmışlardır.

ModaModa endüstrisiModa tarihi+3
Berna Ersoy
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2002
00

Other supervisors