Theses supervised by Prof. Dr. Selma Karatepe

16 theses · İnönü University

Master'sOpen AccessTR

Lisansüstü eğitimde kalite yönetimi: İnönü Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü'nde bir uygulama

Bir ülkenin gelişmişliği, kaliteli ürün ve hizmet üretmesi ancak kaliteli bir eğitimle mümkündür. Birçok üniversite, eğitim kalitesi ile ilgilenmekte, eğitim kalitesini ve memnuniyet düzeyini ölçmeye ve iyileştirmeye çalışmaktadır. Kalite ölçülmezse, yönetilemez ve iyileştirilemez. Çalışmada, lisansüstü eğitim kalitesini belirleyen temel faktörler ve bu faktörlerin bazı değişkenlerle ilişkisi ve önem düzeyleri ortaya konmuştur. Bu araştırma, kalite yönetiminin lisansüstü eğitimle ilişkisini hem akademik hem de idari yönden ele almış, genelde üniversitelere özelde ise enstitülere odaklanmıştır. Tezde, öncelikle kalite yönetimi ve yüksek öğretim konusunda kavramsal bir tartışma sunulmuştur. Ardından, lisansüstü eğitim kalitesini belirleyen temel faktörlerin değişkenlerle ilişkisi tespit edilmiştir.Araştırmada anket yöntemiyle toplanan veriler kullanılmıştır. Araştırmanın evreni, 2011-2012 akademik yılında İnönü Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü'nde eğitim gören tezli yüksek lisans ve doktora öğrencilerinden oluşmaktadır. Lisansüstü eğitim kalitesini oluşturan beş temel faktör literatür taraması ile elde edilmiş araştırma sonuçları ile doğrulanmıştır. Çalışmada, lisansüstü eğitim kademesinde kalite yönetim modellerinin uygulanmasıyla kaliteli çıktıya ulaşılabileceğine vurgu yapılmaktadır. Literatür incelendiğinde eğitim kalitesine en kapsamlı yaklaşımın ?sistem yaklaşımı? olduğu saptanmıştır. Kaliteli eğitim, kaliteli yönetsel süreçlerle gerçekleştirilebilir. Girdi ve süreç kalitesi çıktı kalitesine yansır. Eğitimin çıktısı eğitim sürecinde değer katılmış girdilerdir. Akademik başarı, eğitim kalitesinin bir göstergesi olarak kabul edilmektedir.Sistem yaklaşımı ile tasarlanan bu model ?Lisansüstü Eğitim Kalitesini Belirleyen Temel Faktörler? modeli olarak sunulmuştur. Model, kaliteli lisansüstü eğitime ulaşabilmek amacıyla yapılacak yönetim girişimlerine rehberlik yapmaktadır. Lisansüstü eğitimde kaliteyi oluşturan faktörlerin diğer kurumlarca da genel kabul göreceği düşünülmektedir. Ortaya konulan ölçme aracı ile lisansüstü eğitim veren kurumların kalite ölçütünde kendilerini değerlendirebilecekleri ve bu değerlendirme sonuçlarından yola çıkarak kalitelerini geliştirebilecekleri beklenmektedir. Bu alanda yapılacak araştırmalarla geliştirilmeye açık bir model sunulmuştur. Lisansüstü eğitimde kalite yönetimini sorgulayan araştırmaların yetersiz sayıda olduğu tespit edilmiştir. Sonuç olarak, lisansüstü eğitimde kalite yönetimi alanında ulusal düzeyde daha ileri araştırmalar yapılması önerilmektedir.

KaliteKalite yönetimiLisansüstü öğretim+4
Mehmet Tosun
İnönü University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
DoctorateOpen AccessTR

Sosyal politika açısından Türkiye'de çocuk hakları sorunu: Alana ilişkin bir araştırma

Sosyal politika sorunu olarak günümüz çocuklarının gerçek taleplerini ortaya çıkarmak ve bu taleplere yönelik hak temelli bir çocuk politikasının oluşturulması için öneriler geliştirmek amacını taşıyan bu araştırma iki bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde çocuk olgusu, çocuk hakları, Türkiye'de çocuk hakları kapsamında cumhuriyet döneminden günümüze kadar çocuklara yönelik izlenen devlet politikalarının dönemsel gelişimi ve Türkiye'de çocuk haklarının mevcut durumu konusunda doküman taraması yapılmıştır. Alan araştırmasının yer aldığı ikinci bölümde ise evren olarak seçilmiş Malatya İli içindeki ortaöğretim ikinci kademe okullarında öğrencilerden çocuk haklarına yönelik beklenti, istek, görüş ve duygu durumlarını açıklayan kompozisyon yazmaları istenmiş ve bu kompozisyonlardan elde edilen verilerin toplanması, çözümlenmesi ve yorumlanmasında nitel araştırma yöntemleri kullanılmıştır. Çocukların çocuk hakları konusundaki gerçek taleplerini ortaya çıkarmak amacıyla yapılan bu araştırma sonucunda çocukların, kararlara katılma, kendini temsil etme, kendi sorumluluğunu taşıma, düşüncelerini ifade edebilme, toplum tarafından saygı duyulma, önemsenme, değer verilme, politik eylemlerde bulunabilme gibi özgürleştirici, bağımsızlaştırıcı hak taleplerinin olduğu saptanmıştır. Bu bakımdan, kanımızca günümüzde çocuklara yönelik bir sosyal politikanın yeni görev alanları "çocukları nasıl özgürleştirebiliriz" sorusu etrafında tanımlanmalıdır.

Yasemin Mamur Işıkçı
İnönü University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
DoctorateOpen AccessTR

Parlamenter sistem ile Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminin kamu yönetimi açısından karşılaştırılması: Milli Savunma Bakanlığı örneği

Türkiye'de sistem tartışmaları çok eskiye dayanmaktadır. Gerek parlamenter sistem gerekse başkanlık sistemi bazı dönemlerde kamuoyunu oldukça meşgul etmiş ancak 2018 yılına gelinceye kadar parlamenter sistem ile devam edilmiştir. Yapılan tartışmaların içeriğine bakıldığında ise bu tartışmaların çoğunlukla siyasi alanda yapıldığı, sistemlerin Türkiye'nin yönetimine uygunluğu konusunda akademik ve teorik alana inilmediği görülmektedir. Bu şartlar altında Türkiye'de 16 Nisan 2017 tarihinde halkoylaması yapılmış ve elde edilen sonuçla parlamenter yönetim şekli terk edilerek başkanlık sisteminin farklı bir çeşidi olan Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemine geçilmiştir. Bu çalışmada, öncelikle parlamenter sistem teorik olarak incelenmiş, kamu yönetimi açısından Türkiye'deki parlamenter sistem uygulamaları, parlamenter sistemin çıkış yeri olan Birleşik Krallık'taki uygulamalar ile karşılaştırılmış, iki ülke arasındaki benzerlikler ve farklılıklar tespit edilmiştir. Ardından aynı değerlendirmeler başkanlık sisteminin çıkış yeri olan ABD ve Türkiye için yapılmış, bu iki ülkedeki başkanlık sistemleri kamu yönetimi özelinde kıyaslanmıştır. Müteakiben Türkiye'deki parlamenter sistem uygulamaları ile Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile birlikte gelen yeni uygulamalar ve değişiklikler kamu yönetimi özelinde ele alınmıştır. Sistem değişikliği ile birlikte Türkiye'de en fazla değişikliğe uğrayan kurumlardan birisi Millî Savunma Bakanlığıdır. Bununla birlikte söz konusu bakanlık, Cumhuriyet tarihinden bu yana bünyesinde çok köklü kurum ve kuruluşları barındıran ve hakkında çok az çalışma yapılmış kurumlardan birisidir. Bu çalışmada, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminin Millî Savunma Bakanlığı üzerindeki etkileri detaylı bir şekilde incelenmiştir. Sistem değişikliğiyle yeni bir yapıya kavuşan Millî Savunma Bakanlığının Birleşik Krallık ve ABD'deki örnekleriyle kıyaslanmak suretiyle mevcut durumu kamu yönetimi açısından ele alınmıştır. Anahtar Kelimeler: Kamu yönetimi, parlamenter sistem, başkanlık sistemi, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi, Milli Savunma Bakanlığı

Başkanlık sistemiCumhurbaşkanlığı hükümet sistemiHükümet sistemi+3
Eray Karaman
İnönü University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Türkiye'nin göç ve iltica yönetim stratejisi: Kilis incelemesi

İnsanlık tarihi kadar eski, sosyal bilimlerin disiplinleri arası ortak ilgi ve çalışma alanı göç olgusu, günümüzün değişen koşullarında artan çeşitlilik ve hacmiyle göç alan toplum ve devletlerin kamu düzenini ve toplumsal istikrarını etkilemektedir. Göç ve iltica mevzusu toplum, devlet ve devletler arası kuruluşların ilgi ve odak noktası olarak kamu politikası ve hizmet alanına dahil edilmiştir. Devlet ve toplumların göç yüküyle orantılı göç yönetim kapasitesine sahip olması kamu düzeni ve sosyal istikrarın temini bakımından gerekli olduğu kadar göç yükünün sosyoekonomik gelişime dönüştürülmesi için önemli bir fırsattır. Araştırmanın konusu Türkiye'nin Cumhuriyetin kuruluşundan itibaren izlediği göç ve iltica stratejisinde değişim ve bu değişimin simgesi Göç İdaresi teşkilatının kitlesel göçlerde Kilis incelemesi üzerinden yeterliliği meselesidir. Araştırma kapsamında literatür taraması ile elde edilen bilgiler nitel ve nicel araştırma yöntemiyle sahadan toplanan bulgularla anlamlı bir bütünlük kazandırılarak göç ve iltica mevzusunda geliştirilen önerilere esas kılınmıştır. Türkiye'nin göç ve iltica tarihi ve stratejisi incelendiğinde içsel kanuni düzenlemeler ve taraf olduğu ikili ve çoklu düzey anlaşma ve sözleşmelerin göç ve iltica stratejisi paralelinde belirlendiği görülmektedir. Bu anlamda, Türkiye'nin Cumhuriyetin ilanı hemen sonrasında nüfus mübadeleleri ve İskân Kanunuyla somutlaşan göç ve iltica yönetim stratejisi ilerleyen süreçte 1951 Cenevre Sözleşmesi ve 1967 Katma Protokolüyle muhafaza edilerek ulus devlet kimliği oluşturma ve koruma amacını taşımaktadır. Ancak değişen içsel ihtiyaçlar ve dışsal koşullar mevcut göç yönetim stratejisi ve uygulamalarının gözden geçirilerek değişim için gerekli zemini hazırlamıştır. Neticede, Türkiye'nin göç alan ülke olarak değişen içsel ihtiyacı ve dışsal faktörlerin artan etkisiyle çakışması göç ve iltica alanında kapsamlı değişikliklere yol açmıştır. Türk göç ve iltica yönetim stratejisinde bahse konu değişim 2013 tarihli müstakil göç kanunu Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunun (YUKK) çıkarılması ve ihtisas kurum Göç İdaresinin faaliyete geçmesiyle somutlaşmıştır. Bu değişiklikler aynı zamanda göç ve iltica tarihinde bir milattır. Ancak Türk iltica ve göç yönetim stratejisinde değişime gidilmesine rağmen bir yandan göç ve iltica stratejisinin temel dayanağı Doğu kaynaklı göçlere mültecilik kapısı kapalı tutulmaya devam edilirken diğer yandan göç ve iltica alanında değişim sürecini gölgeleyen önemli sorunlu alanlar varlığını sürdürmektedir. Bu anlamda Türkiye her ne kadar resmiyette göç stratejisinin temelini oluşturan Doğu kaynaklı mülteci yükü almama prensibini muhafaza etmesine rağmen fiiliyatta son yaşanan 2011 Suriye Krizinde olduğu gibi kendine sığınanları insani mülahazalarla geçmişte olduğu gibi fiili mülteci olarak ülkesinde uzun yıllar kalmasına müsaade etmesi çelişik bir durumdur. Dolaysıyla Suriyeli sığınmacıların sonu gelmeyen misafirlik süreci resmi göç ve iltica stratejisine aykırı olması yanı sıra bu durumun kamu düzeni ve toplumsal istikrar üzerindeki olumsuz etki ve sonuçları göç ve iltica yönetiminin sorgulanmasına neden olmuştur. Bu anlamda Türk göç ve iltica yönetim kurgu ve pratiğinin kitlesel göç yönetiminde yeterlilik tartışmalarına yanıt mahiyetinde nüfusuna oranla en fazla sığınmacıya kucak açan Kilis vilayeti üzerinden göç yönetimi incelenmiştir. Bu araştırma kapsamında bir yandan güncel tartışmaların odağında yer alan Suriyeli Sığınmacılar meselesinin analizinde bir yandan 'Göç Kuramları' perspektifinden yararlanılırken diğer yandan sığınmacılar sorunundan en fazla etkilenen Kilis vilayetinde mevcut göç yönetimin yeterliliği irdelenmiştir. Kilis vilayeti incelemesinden elde edilen bilgi ve bulgular ışığında yeni dönem göç ve iltica yönetim stratejisinin taşıyıcısı Göç İdaresi merkez ve taşra teşkilatına ilişkin öneriler geliştirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Göç ve İltica Yönetimi, Göç ve İltica Yönetim Stratejisi, Kilis Kitlesel Sığınma Yönetimi

Göç yönetimiGöçlerKilis+3
Mehmet Aktaş
İnönü University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Kamu personelinin endüstri 4.0 bilgi düzeyleri ile rol belirsizliği algıları arasındaki ilişkinin yaratıcı örgüt kültürünün ılımlaştırıcı etkisi açısından incelenmesi: TÜBİTAK Bilgem örneği

Küreselleşme ve teknolojideki hızlı değişimin yer aldığı dinamik çevrede "yaratıcılık" ve "yenilikçilik" örgütlerin uzun dönem hayatta kalabilmeleri ve gelişmeleri açısından çok önemli rollere sahiptir. Bu bağlamda bütün birimlerin üretimle direkt veya dolaylı olarak birbirleri ile ilişkili çalışmasını planlayan, dijital veriler ile desteklenen yazılım ve bilişim teknolojilerinin bütünleşik olarak çalışmasını sağlayan bir devrim olarak ifade edilen Dördüncü Sanayi Devrimi, günümüzde özel sektörün yanı sıra kamu açısından da büyük öneme sahiptir. Bu çalışmada işgörenlerin Endüstri 4.0 bilgi düzeyleri ile rol belirsizliği algıları arasındaki ilişki ve bu ilişkide yaratıcı örgüt kültürünün ılımlaştırıcı (modoretör) etkisi incelenmiştir. Araştırmada anket tekniği kullanılmış olup TÜBİTAK BİLGEM'de görevli 201 işgören araştırmaya katılmıştır. Toplanan veriler istatistikî analize tabi tutulmuştur. Sonuçlar incelendiğinde işgörenlerin Endüstri 4.0 bilgi düzeyi ile rol belirsizliği algısı arasında anlamlı ve pozitif yönde bir ilişki ve bu ilişkide yaratıcı örgüt kültürünün moderatör etkisinin olduğu tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Endüstri 4.0 Bilgi Düzeyi, Rol Belirsizliği, Yaratıcı Örgüt Kültürü

Endüstri 4.0EndüstriKamu kuruluşları+5
Serhat Seçmen
İnönü University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Blokzincir teknolojisi ve kamu yönetiminde uygulanabilirliği

Blokzincir teknolojisi, bilgi teknolojileri alanında son on beş yılın en çok ses getiren konulardan biri olmuş, dünyanın farklı ülkelerindeki ve farklı sektörlerindeki kurum ve kuruluşlarda ilgi görmeye ve benimsenmeye başlamıştır. İlk başlarda sadece kripto para bağlamında ele alınan bu teknoloji, daha sonradan finans, sağlık, tedarik zinciri, sigorta ve nesnelerin interneti gibi alanlarda bireylerin yaşam tarzını etkilemeye başlamış ve aynı şekilde daha birçok alanı da dönüştürme potansiyeline sahip olduğunu göstermeye devam etmektedir. Blokzincir, en temel anlamıyla işlemlerin, kayıtların vb. verilerin tutulduğu şifreli bir yazılım teknolojisidir. Bu teknolojiyi dönüştürücü kılan ise kayıt defterinin "dağıtık" olmasıdır. Başka bir deyişle ağa bağlı olan bütün paydaşların, defterin tamamına veya bir kısmına aynı anda sahip olmasıdır. Bu yapının blokzincir olarak adlandırılmasının nedeni, defterde yapılan her güncellemenin bir önceki bloğa bir bilgi bloğu olarak eklenerek değiştirilemez ve denetlenebilir bir işlemler zinciri oluşturmasıdır. Defter, üzerinde mutabakat sağlanmadan değiştirilememektedir. Burada blokzincirin getirdiği asıl önemli yenilik ise, tüm bu işlemleri merkezi bir otoriteye ihtiyaç duymadan gerçekleştirmesi, böylelikle üçüncü taraflara olan ihtiyacı ortadan kaldırmasıdır. Kamu yönetimini değişime iten etkenlerin kabullenilmesine yol açan sebepler, geleneksel yönetim anlayışının eksikliklerinden kaynaklanmaktadır. Geleneksel kamu yönetimi anlayışı, istikrarlı dönemlerinde elde ettiği başarılarına rağmen, hızlı ve yaygın bir teknolojik değişimin yaşandığı günümüzde işlevselliğini kaybetmiştir. Bu yönetim anlayışının esneklikten yoksun olması, kamu yönetimlerinin değişen şartlara uyum sağlamada önemli sorunlar yaşamasına neden olmaktadır. Bunun yanında küreselleşme ile bilginin çok hızlı bir şekilde yayılması, farklı ülkelerdeki halkların diğer ülkelerdeki örnekler ile mukayese ederek kendi ülkelerindeki yönetimlerden daha hızlı, güvenilir ve kaliteli hizmet talebinde bulunmalarına sebep olmaktadır. Blokzincir, sunduğu dağıtık ve güven gerektirmeyen altyapısı, sistemin şeffaf ve izlenebilir olması, işlemlerin kesin ve mutabakat sağlanmadan değiştirilemezliği, maliyet tasarrufu ve verimlilik gibi üstün yönleri ile kamu yönetimine açıklık, etkililik, hesap verebilirlik, güvenilirlik ve katılımcılık bağlamında fayda sağlama potansiyeline sahiptir. Bu yönleriyle kimlik yönetimi, varlık kaydı ve tapu tescili, noter ve kayıtlandırma, elektronik oylama, akıllı kontratlar, sağlık hizmetleri ve gıda güvenliği gibi kamu yönetiminin farklı alanlarında kendine uygulama imkânı bulmaktadır. Bu araştırmada blokzincir teknolojisinin kamu yönetiminde uygulanabilirliği incelenmektedir. Öncelikle blokzincirin kavramsal çerçevesi sunulmuş, üstün ve zayıf yönlerine yer verilmiştir. Ardından blokzincir teknolojisi kamu yönetimi bağlamında ele alınarak kamu yönetimine sağlayacağı faydalar ve kamu yönetimindeki uygulama alanları ele alınmıştır. Müteakiben teknolojiyi daha iyi anlamak için, blokzincir altyapısı ile hayata geçirilmiş, dünyada ve Türkiye'deki uygulamalarından örnekler verilmiştir. Son olarak mevcut riskler ve engeller ele alınarak, blokzincir teknolojisinin kamu yönetiminde uygulanabilirliği konusunda değerlendirmelerde bulunulmuştur.

BitcoinBlockchainBlok zinciri sistemi+3
Bilgehan Cihangir
İnönü University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

T.C. Sağlık Bakanlığı sağlık hizmetleri politikalarında değişim ve yönetimi: Ağrı ili üzerinden bir inceleme

Değişimin kaçınılmaz olduğu felsefesine dayanarak, her geçen gün hayatın her noktasına nüfuz eden bir teknoloji olgusu, bunun beraberinde bilgi ve iletişim araçlarının hızı, ekonomik beklenti ve ihtiyaçlar çok boyutlu bir hal almıştır. Araştırmamızın ana omurgasını da bu konular oluşturmaktadır. Artık her şey çok hızlı değişmekte ve kontrolü kolay olmamaktadır. Değişen bireyler bulundukları organizasyonların kültür ve performansını değiştirmekte, algılar ihtiyaçlara ve tatminkârlık düzeyine göre derecelenmekte ve iş ve hizmet sağlayıcılar ise rekabet sarmalına son zamanlarda daha çabuk girebilmektedirler. Türkiye'de de görülen sağlık hizmetleri politikalarına doğrudan bir çok etmen bulunmaktadır. Değişim boyutunun merkezinde insan olduğu kabullenmesiyle, insanın bulunduğu çevre ve ortamına etkisini düşünmek daha ziyade değişimin başlangıç noktasını bize işaret eetmektedir. Özellikle de sağlık konusunda çoğunlukla içerden gelen itici güçler sebebiyle çözümlenmesi gereken ihtiyaçların değişkenliği, küresel gelişmeler, ekonomik kısıt ve düzenlemeler ve bilgi teknolojilerinin akıl almaz gelişim hızı, güçlü ulus-devlet yapısında ve hizmet anlayışında dönüştürücü etkiler oluşturmaya başlamıştır. Araştırmaya bu açıdan bakıldığında, halk sağlığının ve bunun sürdürülmesinde başta T.C. Sağlık Bakanlığının ve çalışanlarının konuya yaklaşımı çok büyük önem taşımaktadır. Bu araştırmada Türkiye'de özellikle son zamanlarda (2002'den bugüne kadar) oluşturulan birçok politikanın bu değişimle vatandaşlara olan etki ve uzantıları Sağlık Bakanlığı bazında ele alınmış ve Ağrı İli bir model olarak seçilerek gerek coğrafi olarak gerekse gelişmişlik düzeyi ve imkânlar-imkânsızlıklar sebebiyle tespit edilen tatmin seviyeleri değerlendirilmiştir. Elde edilen bulgularla birlikte Ağrı ilinde uygulanan sağlık hizmetlerinin sağlık çalışanlarınca benimsendiği, reform niteliğindeki aile hekimliği, birinci basamak hizmetleri, evde bakım hizmetleri, acil hizmetleri ve hasta bilgi alt yapısı sistemi gibi konuların uygulanabilirliğine olumlu katkılar sağlandığı değerlendirilmiştir. Anahtar Kelimeler: DeğiĢim, Reform, Kamu Hizmeti, Sağlık Hizmetleri,Yeni Kamu Yönetimi, Etkin Devlet, Sağlıkta DönüĢüm.

Sağlık BakanlığıSağlık Dönüşüm ProgramıSağlık hizmetleri+3
Mehmet Burhanettin Coşkun
İnönü University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlığının bütünşehir yönetimi kapsamında değerlendirilmesi: Malatya örneği

Kentlerin büyümesi beraberinde birtakım sorunları da getirmiştir. Bu sorunların çözülmesi amacıyla "Büyükşehir Belediyesi" olarak adlandırılan özel yönetim birimleri kurulmuş ve hizmet alanı yıllar içerisinde genişletilmiştir. 2012 yılında çıkarılan 6360 sayılı Kanunla Büyükşehir Belediyesi hizmet sınırı, il sınırı ile çakıştırılmış ve Bütünşehir Yönetimi adı verilen uygulama 30 büyükşehire yayılmıştır. Bu 30 büyükşehirde yine aynı kanunla il özel idareleri kaldırılmış ve yerine Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlığı (YİKOB) kurulmuştur. Bu araştırma, 30 ilde kurulu bulanan YİKOB'ların Bütünşehir Yönetimi kapsamındaki rolünü ve işlevini tespit etmek amacıyla Malatya ilinde gerçekleştirilmiştir. Teorik araştırmaların yanı sıra YİKOB'dan; YİKOB Başkanı, İdari ve Mali İşler Müdürü, Strateji ve Koordinasyon Müdürü, Doğal Kaynaklar, Ruhsat ve Kültür Varlıkları Müdürü, 112 Acil Çağrı Merkezi Müdürü; Yol Bakım ve Altyapı Koordinasyon Dairesi Başkanlığı'nda İlçe Yolları Şube Müdürü ile yüz yüze görüşme gerçekleştirilmiştir. Yapılan görüşmeler çerçevesinde YİKOB'un Bütünşehir Yönetiminin bir parçası olarak önemli eksikliklerinin bulunduğu, bazı konularda güçsüz bırakıldığı ve mevzuatla sınırlandırıldığı, yerel yönetim birimlerini zorlamak yerine işlerinin kolaylaştırdığı, kent yönetiminde herhangi bir müdahalesinin olmadığı ve bir aktör değil, yatırım ofisi olarak görev yaptığı ortaya çıkmıştır.

BelediyelerBüyükşehir belediyeleriBüyükşehirler+4
Enes Doğan
İnönü University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Liderlik tarzı örgütsel sessizlik ilişkisinde örgütsel politikanın düzenleyici rolü: Kamu kurumlarında bir araştırma

Birlikte yaşama iradesi gösteren bireyler için liderlik tarihin ilk çağlarından beri önemli bir kavram haline gelmiştir. İnsanlık tarihi boyunca birçok lider; kişisel özellikleri, bilgi, beceri seviyeleri veya toplumun onlara yükledikleri değerler ile ön plana çıkmıştır. İlk çağlardaki lider ihtiyaçları daha kısıtlı iken günümüzün artan rekabet ortamında liderlerin sahip olması gereken bilgi, beceri ve yetenek düzeyleri artmıştır. Liderin sahip olduğu kişisel özellikler, sergiledikleri davranış biçimleri veya toplumların lidere yükledikleri değer ve anlamlara yönelik bir çok çalışma yapılmıştır. Bu çalışmalar ile liderlik için gerekli özellikler ve davranış biçimleri tespit edilmeye çalışılmıştır. Liderlik kavramının önemli bir özelliği de çalışan hareketlerini etkileme kapasitesidir. Liderler sergiledikleri hareket tarzları ile takipçilerini etkilerler. Kamu çalışanlarının hareket tarzları bir çok faktörden etkilenmektedir. Bu faktörlerin başında içinde bulunulan kurum kültürü ve yöneticilerinden algıladıkları liderlik tarzı gelmektedir. Özgürlükçü ve çalışan fikirlerine önem veren bir örgüt iklimi ve bu iklimi destekleyen yöneticilerin varlığı kamu çalışanlarının kuruma yönelik yaratıcı ve yenilikçi görüş ve düşüncelerini açıklamakta cesaretlendirirken; aksi yöndeki örgüt iklimi ve yöneticilerin yönetim tarzları çalışanların örgütsel sessizliğe kapılmalarına sebep olmaktadır. Bu kapsamda kamu çalışanlarının sergiledikleri örgütsel sessizlik davranışının yöneticilerin liderlik tarzlarından etkilendiği kabul edilmektedir. Aynı şekilde kuruma hakim örgütsel politikanın çalışanların liderlerinden algıladıkları liderlik tarzı ile sergiledikleri örgütsel sessizlik arasındaki bu ilişkide düzenleyici etkiye sahip olduğu değerlendirilmektedir. Bu araştırmanın temel amacı; liderlik tarzı örgütsel sessizlik ilişkisinde örgütsel politikanın rolünü araştırmaktır. Yöneticilerin ortaya koydukları liderlik tarzı ve buna bağlı olarak, kamu çalışanlarının sessizlik davranışı sergileyip sergilemedikleri ve bu iki değişken arasındaki ilişkide kamu çalışanlarının örgütsel politika algılamalarının düzenleyici (moderatör) bir role sahip olup olmadığının ortaya çıkartılması amaçlanmıştır. Bu araştırmada liderlik tarzı örgütsel sessizlik davranışı ilişkisinin, örgütsel politika değişkeni aracılığıyla farklılık gösterebileceği düşünülmektedir. Ayrıca araştırmaya katılanların demografik özelliklerine göre mevcut değişkenler arasında farklılaşma olup olmadığı da araştırılmıştır. Çalışma üç bölümde oluşmaktadır. Birinci bölümde çalışmanın önemi, amacı, varsayımları ve sınırlılıkları açıklanmıştır. İkinci bölümde liderlik tarzları, örgütsel sessizlik ve örgütsel politika kavramlarına yönelik teorik bilgiler verilerek sebep ve sonuçlarına değinilmiştir. Çalışmanın son bölümünde yapılan korelasyon analizi sonucunda liderlik tarzları ve örgütsel sessizlik arasında anlamlı ilişkiler tespit edilmiştir. Daha sonra yapılan hiyerarşik regresyon analizi sonucunda örgütsel politikanın liderlik tarzları ve örgütsel sessizlik arasındaki ilişkide düzenleyici rol oynadığı tespit edilmiştir. Ayrıca demografik değişkenler ile liderlik tarzları, örgütsel sessizlik ve örgütsel politika algısı ortalamaları arasındaki ilişki incelendiğinde yaş, eğitim düzeyi ve çalışma süresi açısından kısmen farklılaştığı; ancak cinsiyet değişkeni açısından farklılaşmadığı tespit edilmiştir. Daha sonra korelasyon analizi ve hiyerarşik regresyon analizi ile tespit edilen ilişkilerin geçerliliği oluşturulan yapısal eşitlik modellemesi ile doğrulanmıştır. Son olarak elde edilen bulgular kapsamında değerlendirme ve sonuçlara yer verilmiştir. Anahtar Kelimeler: Dönüştürücü Liderlik, Etkileşimci Liderlik, Serbest Bırakan Liderlik, Örgütsel Sessizlik, Örgütsel Politika.

Dönüşümcü liderlikEtkileşimsel liderlikKamu kuruluşları+4
Salim Kurnaz
İnönü University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

"Biz Anadoluyuz Projesi"nin Türk kamu yönetimi açısından değerlendirilmesi

Biz Anadoluyuz projesi, birlik ve beraberliğimizi pekiştirmek, kardeşlik ruhu ve bilincini geliştirmek amacıyla, Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerinde bulunan 21 ilimizde ikamet eden ve ülkemizin diğer bölgelerinde bulunan 26 ilimizde ikamet eden 15 yaş altı 50.000 çocuğumuzun karşılıklı olarak ülkemizin farklı şehirlerini en az 3 gün süreyle ziyaretini içeren bir projedir. Tezde "Biz Anadoluyuz Projesi" Türk Kamu Yönetimi açısından tartışılmış, analiz edilmiş ve değerlendirilmiştir. Tezde beş araştırma sorusu bulunmaktadır: • Biz Anadoluyuz Projesi başarılı bir şekilde yürütülmüş müdür? • Biz Anadoluyuz Projesi başarılı bir şekilde amacına ulaşmış mıdır? • Biz Anadoluyuz Projesi'nin Türk Kamu Yönetimi'ne etkileri neler olmuştur? • Biz Anadoluyuz Projesinin yürütülmesinde yaşanan eksiklikler nelerdir, eksikliler nasıl telafi edilebilir? • Biz Anadoluyuz Projesi devam etmeli midir? Tezde örnek olay çalışması olarak projenin uygulandığı illerde görev yapan ve belirli bir meslek grubu olan 40 vali yardımcısının araştırma konusu hakkındaki düşünceleri detaylı bir şekilde tartışılarak, analiz edilmiş ve Türk Kamu Yönetimi açısından değerlendirilmiştir. Tez çalışmasında araştırma sorularına cevap vermek amacıyla birincil ve ikincil veri toplama yöntemlerinden yararlanılmıştır. Tez çalışmasında veri kaynağı olarak anket ile birlikte resmi yayınlar, resmi istatistikler, kitaplar, makaleler, tezler, gazeteler, dergiler ve web sitesi sayfaları gibi belgesel kaynaklar kullanılmıştır. Tez çalışmasında nicel ve nitel araştırma metodları birlikte kullanılmıştır. Verileri analiz etmek için Microsoft Excel yazılımı kullanılmıştır. Araştırma sonucunda elde edilen verilere göre, Biz Anadoluyuz Projesinin başarılı bir şekilde yürütüldüğü, başarılı bir şekilde amacına ulaştığı ve devam etmesi gerektiği ortaya çıkmıştır. Ayrıca araştırma sonucunda, Biz Anadoluyuz Projesi'nin yürütülmesinde yaşanan eksiklikler ve eksikliklerin nasıl telafi edilebilebileceği, projenin Türk Kamu Yönetimi'ne olan etkileri ortaya çıkmıştır. Araştırmacı ve katılımcıların öznelliği ve Türk kamu yönetiminde hiyerarşik örgütsel yapı araştırmanın bazı sınırlamaları olmuştur. Anahtar Kelimeler: Biz Anadoluyuz Projesi, Bakanlık Yönlendirme Kurulu, Bakanlık Yürütme Kurulu, İl Proje Yürütme Kurulları.

Biz Anadoluyuz ProjesiDoğu Anadolu bölgesiEğitim+3
Mehmet Soğukpınar
İnönü University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Kamuda kurumsallaşma ve kurumsal imaj: Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı örneği

Günümüz yönetimlerinde, kamu kurumlarının etkililiğinin ve verimliliğinin artırılmasının, kamu yönetiminde kurumsallaşma düzeyinin yükseltilmesine ve vatandaşların kamu kurumlarına ilişkin imajının olumlu yönde artırılmasına bağlı olduğu düşüncesi tartışmasız kabul görmektedir. Kamu yönetiminde örgütsel yapının revize edilerek verimlilik ve sürekliliğinin sağlanmasında kurumsallaşma düzeyi etkili iken iç ve dış hedef kitlelerin kurumla ilgili algılarının olumlu yönde gelişmesinde kurumsal imaj büyük önem arz etmektedir. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının kurumsallaşma düzeyi ve kurumsal imajı ile Bakanlığın kurumsal işleyişi arasında ilişkinin olup olmadığı sorusu ile yola çıkan bu çalışmada anket yöntemi kullanılmıştır. Kurumsallaşma düzeyinin ölçülebilmesi için Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı merkez teşkilatında çalışan personele, kurumsal imajın ölçümünde ise ülke genelinde toplam yedi ilde söz konusu bakanlıktan herhangi bir yardım ve hizmet alan ve almayan vatandaşlara anket uygulanmıştır. Yapılan analizler sonucunda Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının kurumsallaşma düzeyi yüksek ve kurumsal imajı olumlu çıkmıştır. Ayrıca, Bakanlığın kurumsallaşma düzeyi ile kurumsal imajı arasında doğru yönlü bir ilişkinin de olduğu sonucuna varılmıştır. Anahtar Kelimeler: Kamu, Kurum, Kurumsallaşma, Kurumsal İmaj, Yönetim, Kurumsal İletişim.

Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler BakanlığıKamu kuruluşlarıKurum imajı+2
Hasibe Gül Sevinç
İnönü University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Avrupa Birliği ve Türkiye'de düzensiz göç yönetiminin geri kabul anlaşmaları üzerinden değerlendirilmesi

Son yarım yüzyılda, dünyada ve özellikle Türkiye'de en önemli konulardan birisi göç olgusudur. Türkiye Cumhuriyeti kurulduğu tarihten itibaren birçok göç dalgası ile karşı karşıya kalmıştır. Bu toplumsal yer değiştirme hareketleri devletlerin ekonomik, sosyal ve siyasetleri üzerinde önemli etkiler yaratmaktadır. Ortaya çıkan bu yansımalar ile mücadele etme noktasında Türkiye'de göç ve göçmen yönetim konuları açısından geniş yelpazeli göç politikalarının üretilmesi gereksinimi kaçınılmaz olmuştur. Özellikle 2000'li yıllardan itibaren Avrupa Birliği'ne uyum sürecinin başlamasının yanı sıra 21. yüzyılda uluslararası göç ve göçmenlerle ilgili konuların devletin ve kamu yönetiminin ana konularından olması gerektiği düşüncesi oluşmuştur. Böylelikle Türkiye Cumhuriyeti'nin göç ile ilgili kamu politikalarını Avrupa Birliği mevzuatına paralel uygulamaları ile göç rejimi konusunda önemli bir adım atılmıştır. Dünya genelinde göçlerin artış göstermesi sadece Avrupa Birliği ülkelerinin kendi aralarındaki bir sorun olmanın ötesine geçmiş, birlik üye devletlerin sınırları dışarısından yönelen göçler ile de karşı karşıya kalmışlardır. Bu çerçevede Avrupa Birliği topluluğu içerisindeki ülkeler arasında kolektif bir politika yaratılması büyük önem taşımaya başlamıştır. Çalışmada; gerek başka devletlerden ülkemize yasadışı olarak giriş yapan göçmenlerin gönderilmesi gerekse Türkiye üzerinden başka ülkelere yasadışı giden göçmenlerin gönderilmesini sağlamak için bir araç olarak kullanılan "Geri Kabul Anlaşmaları" üzerinden düzensiz göç ve yine bu anlaşma çerçevesinde düzensiz göçün Türkiye'deki yansımalarını AB – Türkiye arasında imzalanan geri kabul anlaşması çerçevesinde ele alınıp değerlendirilmesi amaçlanmaktadır. Anahtar Kelimeler: Avrupa Birliği, Avrupa Birliği Yasa Dışı Göçmen Politikası, Türkiye'de Düzensiz Göç, Geri Kabul Anlaşması

Avrupa BirliğiDüzensiz göçGeri Kabul Anlaşması+4
Abdurrahman Muhammet Banazılı
İnönü University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
DoctorateOpen AccessTR

Türkiye'de bölgesel kalkınma politikalarının kurumsal analizi: Kalkınma ajansları örneği

Kalkınma sosyal, ekonomik ve kültürel gelişimi içerisinde barındıran bir kavramdır. Bu kavram, belli bir alanla sınırlandırılması halinde, ülke kalkınması ve bölge kalkınması gibi türlere ayrılabilmektedir. Bu ayrım kalkınma politikalarında da etkili olmuş ve 1950'lerden sonra bölgesel kalkınma politikaları dünyanın gündemini sık sık meşgul etmeye başlamıştır. 1970 ve 1980'li yıllara gelindiğinde ekonomik büyüme konusunda ortaya çıkan sorunların ortadan kaldırılabilmesi için merkezi yönetimlerin etkin olduğu yönetim anlayışından tüm paydaşların yönetimde etkin olduğu yönetim anlayışına geçilmeye başlanmıştır. Yönetim anlayışında yaşanan bu gelişmeler kamu politikalarında yeni aktörlerin oluşumunu hızlandırmıştır. Kamu politikalarının bir türü olan bölgesel kalkınma politikalarında bu dönemde kalkınma ajansları önemli aktörler haline gelmişlerdir. Bölgesel gelişmişlik farklarını azaltmak ve bölgesel gelişme hızına katkıda bulunmak ana hedefi ile kurulan kalkınma ajansları dünyada birçok ülkede çeşitli fonksiyonlar üstlenmişlerdir. Her ülkede kalkınma ajansları farklı kuruluş gerekçeleri ile ortaya çıkmıştır. Ülkemizde de 2006 yılında kurulmaya başlanan kalkınma ajansları kuruluşundan bugüne çeşitli faaliyetler yürüterek kuruluş hedeflerine varmaya çalışmıştır. Bu çalışmada kuruluşundan bugüne kalkınma ajanslarının gerçekleştirmiş olduğu faaliyetler incelenmekte, kalkınma ajanslarının iç ve dış paydaşlarının kalkınma ajanslarına ilişkin görüş ve önerilerine başvurularak elde edilen bulgular analiz edilmekte ve dünyadaki kalkınma ajansı uygulama örneklerine ilişkin veriler tahlil edilerek bölgesel kalkınma politikalarının önemli kurumlarından biri olan kalkınma ajanslarının kurumsal analizi gerçekleştirilmektedir. Çalışmada nicel yöntemin anket, nitel yöntemin ise görüşme ve doküman analizi tekniği ile birincil ve ikincil kaynaklardan elde edilen verilerden yararlanılmakta ve elde edilen bulgular analitik çözümleme yöntemi ile değerlendirilmektedir. Bu çalışma ile yapılan analiz sonucunda ajansların kuruluş hedeflerine varma başarısının; örgütün kurumsal, fonksiyonel ve finansal yapıları ile denetim ve insan kaynakları sisteminin bu hedefe varmasına imkân tanıyacak hale getirilmesine ve bu örgütlerin kurumsal itibar yönetimine uygun şekilde yönetilmelerine bağlı olduğu sonucuna varılmıştır. Anahtar Kelimeler: Kalkınma Politikası, Bölgesel Kalkınma Politikaları, Bölgesel Kalkınma Ajansları, Kurumsal Analiz

Bölgesel kalkınmaBölgesel kalkınma ajanslarıKalkınma politikaları
Murat Karaca
İnönü University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
DoctorateOpen AccessTR

Küreselleşmenin insan kaynakları yönetimine etkileri bağlamında Türkiye'de taşeronlaşma süreci

Yirminci yüzyılın son çeyreğinden itibaren hızlanarak belirginleşen ve yaşanmaya devam eden değişim ve dönüşüm süreci ekonomik, sosyal, siyasal ve kültürel alt sistemlerle etkileşim içinde genel olarak yönetim ve özelde ise kamu yönetimine ilişkin anlayış ve yapılanmaları da dönüştürmüştür. Yaşanan bu süreçte, küreselleşme olgusunun etkileri yadsınamayacak olup, bu etkinin tüm dünya ile birlikte Türkiye için de geçerli olduğu ortadadır. 1980 ve sonrasında geleneksel kamu yönetimine karşı ortaya çıkan ve yeni bir kamu yönetimi oluşturmayı amaçlayan bu gelişmeler, özel sektör yönetim anlayış ve tekniklerinin kamuda uygulanması ve özel sektör kültürüne dayalı bir kamu kültürü oluşturulması anlamına gelmektedir. Yeni kamu yönetimi anlayışı, toplam kalite yönetimi, stratejik yönetim ve performans yönetimi gibi özel sektör uygulamalarının kamu yönetiminde uygulanmasını ve böylece yeni bir yönetim kültürü oluşturulmasını amaçlamaktadır. Küreselleşme ve Avrupa Birliği süreci gibi dış etkenlerin yanısıra, ekonomik kriz ve bunalımları azaltma ve kamuda yönetim kalitesini yükseltmeyi sağlama amacı gibi iç etkenler, Türk kamu yönetiminin dönüşmesini zorunlu hale getirmiş olup, özellikle 2000'li yıllardan itibaren yönetimin değişimi ve dönüşümü adına önemli adımlar atılmıştır. Bu kapsamda, kamu yönetiminin temelini oluşturan çalışma hayatına ve personel rejimine ilişkin çok sayıda düzenleme yapılmış olup bu düzenlemelerin bir kısmının pratiğe aktarılması süreci oldukça sancılı geçmiş ve pek çok sorunu da beraberinde getirmiştir. Bu sorunların başında, çalışmamızın temel konusunu oluşturan taşeronlaşma meselesi; tanımı, kapsamı, kamu yönetiminde ortaya çıkış ve gelişim süreci ile sonrasında içinden çıkılmaz bir durum haline gelmesi nedeniyle ortadan kaldırılmasına yönelik yapılan düzenlemeler üzerinden ele alınmış ve bir türlü çözüme kavuşturulamayan bu konuya ilişkin yeni çözüm önerileri geliştirilmeye çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Küreselleşme, Avrupa Birliği, Yeni Dünya Düzeni, Evrensel Hukuk, Sosyal Devlet, Kamu Yönetiminde Dönüşüm, Kamu Personel Yönetimi, İnsan Kaynakları, İstihdam Politikaları, İş Güvencesi, Yasal Düzenlemeler, Sözleşmeli Personel, Esnek Çalışma, Taşeronlaşma, Özel Sözleşmeli Personel, Kadro Vaadi, Sürekli İşçi Kadrosu, Toplu Sözleşme, Sosyal Haklar

KüreselleşmeTaşeron çalışanlarİnsan kaynakları yönetimi
Fatma Albayrak
İnönü University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
DoctorateOpen AccessTR

Vatandaşın sosyal yardım hizmet algısı ve yönetimi: Diyarbakır örneği

Algı yönetimi, işletme biliminin yanı sıra son yıllarda kamu yönetiminde de kullanılmaya başlanan bir yönetim tekniğidir. Bu teknik, vatandaşa sunulan kamu hizmetinin doğru şekilde anlaşılmasını sağlamak adına yapılan çalışmalar bütünüdür. Kamu hizmetlerinde verimliliği arttırmak, ulaşılmak istenen amaçları gerçekleştirmek adına hizmetin doğru sunulmasının yanında vatandaşlarca doğru şekilde algılanması da önemlidir. Sunulan kamu hizmetinin ihtiyacı karşılamasının yanında doğru algılanması vatandaşın devlete güvenini ve aidiyet duygusunu arttıracaktır. Günümüzde devletler, çağdaş devletlerin en önemli özelliklerin birisi olan sosyal devlet anlayışının gereği olarak sosyal yardımlara önemli kaynaklar ayırmaktadır. Toplumun önemli bir kısmını ilgilendiren sosyal yardım hizmetinin sunumunda vatandaş algısı son derece önemlidir. Bundan dolayı sosyal yardımlarda vatandaşın algısının ölçülmesi, öğrenilmesi ve doğru algının oluşması için gerekli çalışmalar yapılmalıdır. Bu araştırmada sosyal yardımlarda vatandaşın hizmet algısı Diyarbakır ili örneği üzerinden değerlendirilmiştir. Algı ve algı yönetimi hakkında bilgi verilmiş, sosyal politika ve sosyal yardımlar açıklanmıştır. Ayrıca kamu hizmetleri ve sosyal yardımların sunumunda algı yönetime değinilmiştir. Daha sonra; Diyarbakır Merkez Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfından yardım alan vatandaşlarla yüz yüze görüşülerek anket yapılmıştır. Elde edilen veriler analiz edilerek hipotezler test edilmiştir. Bulgular yorumlanmış ve öneriler getirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Algı, Algı Yönetimi, Sosyal Yardım, Sosyal Politika, Sosyal Devlet.

AlgıAlgı yönetimiDiyarbakır+4
Mehmet Yiğit
İnönü University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Örgütsel stresin çalışanların iş doyum düzeylerine etkisi: Merzifon Kaymakamlığı örneği

En önemli sermayesi insan olan örgütlerin, çalışanlarının işten elde edeceği doyumu ve bu doyumu olumsuz etkileyebilecek örgütsel stres kaynaklarını iyi tahlil etmesi ve bunlara karşı çözümler üretmesi son derece önemlidir. Çalışanlarının gereksinimlerini olabildiğince yerine getiren ve onları memnun edebilen örgütler, yönetim sanatını daha güzel icra edebilmektedir. Böylece bireysel ve örgütsel hedeflere ulaşmak o derece kolay olabilecektir. Bu çalışma, örgütsel stres kaynakları ile çalışanlarının iş doyumu arasında bir ilişki olup olmadığını tespit etmek, ilişkinin yönünü ve derecesini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Araştırma verileri anket yöntemi ile elde edilmiştir. Araştırmanın çalışma grubu, Merzifon kaymakamlığının farklı birimlerinde çalışan teknik, idari ve sözleşmeli 145 personelden oluşmaktadır. Araştırma verilerini elde etmek için Kişisel Bilgi Formu, Örgütsel Stres Kaynakları Ölçeği, Minnesota İş Doyum Ölçeği kullanılmıştır. Bu ölçeklere bağlı olarak oluşturulan anket sonucunda araştırma konusu ile ilgili veriler toplanmıştır. Araştırma verileri, SPSS 18.0 (Statistical Package for Social Sciences for Windows 18. 0) programı ile analiz v edilmiştir. Toplanan verilerin çözümlenmesinde öncelikle çalışanlara ait demografik değişkenlerin tanımlayıcı frekans analizleri, standart sapmaları, ortalama değerleri ve yüzde dağılımları çıkarılmıştır. Daha sonra örgütsel stres kaynakları ölçeği ve iş doyumu ölçeği boyutlarından aldıkları puanların; demografik değişkenlere göre farklılaşıp farklılaşmadığını belirlemek ve değişkenlerin birbirleri ile olan ilişkilerin anlamlı olup olmadığını belirlemek üzere regresyon analizi ve bu ilişkinin yönünü ve derecesini belirlemek üzere korelasyon analizi yapılmıştır. Analiz sonuçlarında, çalışanların demografik özelliklerinin hem örgütsel stres ve hemde iş doyum düzeylerini anlamlı biçimde etkilemediği ortaya çıkmıştır. Diğer taraftan örgütsel stres ile iş doyumu arasındaki ilişkiye bakıldığında, örgütsel stresin çalışanların iş doyum düzeylerini anlamlı ve negatif yönde etkilediği söylenebilir. Örgütsel stres arttıkça iş doyumunun azalacağı ya da iş doyumu arttığında stres düzeyinin azalacağını söylemek mümkündür. Anahtar Kavramlar: Stres, Örgütsel Stres, İş Doyumu

Barış Çökük
İnönü University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00

Other supervisors