Theses supervised by Prof. Dr. Serkan Öztürk
10 theses · Gümüşhane University
Deprem tehlike analizleri ve kentsel dönüşüm planlaması: Kahramanmaraş-Dulkadiroğlu örneği
Türkiye'nin, dünyanın en aktif deprem bölgelerinin içinde olduğu göz ardı edilemez. Bu bölgelerde yatırımlar yapılırken, kentsel gelişimin planlanması göz ardı edilemez. Yeni seçilecek yerleşim alanlarında, bölgenin jeolojik-jeofizik-jeoteknik özelliklerinin dışında, deprem tehlikesinin detaylı bir şekilde irdelenmesi gerekmektedir. Depreme dayanıklı yapıların projelendirilmeden önce “Deprem Tehlike Analizleri” çalışmalarının mutlaka yapılması gerekmektedir. Bu çalışmada. Kahramanmaraş-Dulkadiroğlu bölgesinde yapılması planlanan deprem konutlarının proje sahasında jeofizik uygulamalar kapsamında belirlenen noktalarda yapılan mikrotremör ölçümleri sonucunda rezonans periyot aralıkları ve spektral büyütme oranları hesaplanmıştır. Zemin yapı periyot ilişkisi ve deprem tehlike düzeyi incelenmiş, yapının doğal periyodu, rezonans bölgesi kat adeti ve yapının yüksekliği arasındaki ilişkileri kullanılarak zemin hakim titreşim periyoduna karşılık gelen rezonans bölgesi kat miktarı eğrileri ile tespit edilmiştir. Ayrıca, spektral büyütme oranı ile de deprem tehlike düzeyi tespit edilmiştir. Sonuç olarak, kentsel dönüşüm projelerinde yapılacak olan yeni yerleşim yerlerinin yer seçimleri yapılırken depremden en az şekilde etkilenmesi yada etkilenmemesi için jeofizik yöntemlerden mutlaka yararlanılmalıdır. Yerbilimi verilerinden yoksun, sadece ekolojik ve teknolojik olarak geliştirilen akıllı şehirler, deprem gibi doğa olaylarına karşı korunmasız olacaktır. Bu çalışmada kentsel dönüşüm projelerinde uygulamaya geçilmeden önce planlama ve uygulama esaslarının belirlenmesinin ve aynı zamanda jeofizik parametrelerinin gerekliliği Kahramanmaraş-Dulkadiroğlu Örneği üzerinden vurgulanmıştır. Zemin hakim titreşim periyodu biliniyorsa, tasarlanan yapı yüksekliği kat miktarı rezonans bölgesi eğrilerinden kolayca tespit edilebilmektedir. Ayrıca, deprem rezonans ilişkisine bağlı olarak zemin hakim titreşim periyodu katman kalınlığı tartışılmıştır. Bundan ötürü zemin hakim titreşim periyotları hesaplamasında zemin kalınlığının yani ana kaya derinliğinin hesaplanması gerekmekte olduğu belirtilmiştir.
Mesleki ve teknik anadolu lisesi öğrencilerinin temel afet bilinci ve ilkyardım bilgi düzeylerinin karşılaştırılması: Ordu-Fatsa örneği
Afetler, beklenmedik bir zamanda karşılaşabileceğimiz ve meydana geldiğinde can ve mal kayıplarına sebep olan olayların sonuçlarıdır. Afetlerin etkisinin azaltılması için afet öncesi hazırlık döneminde belirli çalışmalar yapılmalıdır. Bu çalışmada, daha önce herhangi bir araştırma yapılmamış olan Ordu'nun Fatsa ilçesinde lise düzeyinde öğrenim gören Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi öğrencilerinin afet ve ilk yardım bilgi düzeyini belirlemek amacıyla bir araştırma ve değerlendirme gerçekleştirilmiştir. Fatsa ilçesinde yapılmış olan bu çalışma ile Fatsa'da iki farklı liselerde eğitim gören öğrencilerin afetlere hazırlık düzeyi ve ilk yardım seviyelerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Yapılmış olan araştırmanın katılımcılarını Ordu'nun Fatsa İlçesinde öğrenim gören lise öğrencileri oluşturmaktadır. Anket çalışması toplam 48 sorudan oluşmakta olup, farklı okullarda öğrenim gören rastgele 350 öğrenciye uygulanmıştır. Veriler SPSS paket programı ile birlikle değerlendirilip yorumlanmıştır. Elde edilen sonuçlara göre, ilkyardım testinde doğru cevap verme oranı sınıf düzeyi büyüdükçe artmış ve son sınıflarda en yüksek seviyeye ulaşmıştır. Bunun sebebi, sağlık eğitimi veren liselerde müfredattaki ilk yardım dersinin son sınıfta verilmiş olmasıdır ve bu durum testlerde bilgi düzeyini net bir şekilde etkilemiştir. Sonuçların tümü incelendiğinde, verilen eğitimlerin sadece teoride kalmaması öğrencilerin sürece dahil edilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
Depremlerden sonraki yeniden yapılanma sürecinde çelik prefabrik malzeme kullanımının gerekliliği üzerine küresel bir araştırma
Bu tez çalışmasında, çelik prefabrik yapıların yapısal özellikleri, ülkemizde ve dünya çapında kullanım oranları ile niçin kullanılması gerektiği konuları bilimsel kaynaklar ortaya konularak araştırılmıştır. Bu kaynaklardan çıkarılan sonuçlar derlenerek afet yönetimi için oldukça mühim olan yeniden yapılanma sürecine dikkat çekilmiştir. Çelik yapılar, yapısı gereği hafif ve esnek bir malzeme olmasından ötürü depreme mukavemet göstermektedirler. Bu ve daha birçok özelliğinden dolayı yüz ölçümünün büyük bir bölümü deprem bölgesinde yer alan ülkemizde konutların çelik prefabrikasyon ile yapılması gerekmektedir. Çünkü bu yapıların depremlerde yıkılmadığı veya hasar alarak ayakta kaldığı literatürdeki birçok araştırma sonucunda kanıtlanmış olup afet yönetiminde ileri seviyede bulunan ülkeler tarafından da kanıksanmıştır. Türkiye çelik üretiminde dünyada yedinci sırada bulunmakta olup bu durum yapı sektörüne yansımamaktadır. Her büyük deprem sonrasında yöneticilerimiz tarafından artık çelik konstrüksiyon konut yapacağız sözü verilse de bir takım sebeplerden dolayı bu durum gerçekleşememektedir. Depremler yaşandıktan sonra yeniden yapılanma sürecine gelindiğinde yıkılan veya ağır hasar alan binaların yerine çelik konstrüksiyon binaları inşa etmek gerekmektedir. Bu strateji kriz yönetiminin son basamağı olan yeniden yapılandırmada sağlam temeller atmayı sağlayacak ve risk yönetiminin ilk basamağı olan zarar azaltma evresindeki çalışmaları destekleyici nitelikte olacaktır. Bu bağlamda tam anlamda bir bütünleşik afet yönetimi döngüsü oluşturulabilecektir.
Artmakta olan dünya nüfusu, biyosferin yakın geleceği ve dünyayı bekleyen büyük afetlere bilim dünyasının bakışı
Dünya nüfusu, özellikle gelişmemiş ülkelerde kontrolsüz bir biçimde artmaktadır. Sanayileşme, plansız kentleşmeler, ekonomik sorunlar eğitimsizliğe ve doğal çevrenin tahribatına yol açmaktadır. Bundan da öte gerçek bir eğitime tabi tutulamayan bu büyük nüfus kitlesi, açlık ve yoksullukla mücadele etmektedir. Bu kitle savaşlara, terörizme ve bunlardan doğacak zararlara da açık haldedir. Aç veya yoksul toplumlar öncelikle temel ihtiyaçlarını karşılama eğilimindedirler. Afet algıları ve bilinçleri gelişmemiştir. Böylelikle bu toplumlarda zarar görebilirlik had safhadadır. Bütün bu problemlerden yola çıkarak bu araştırmanın amacı, farklı dallarda çalışan bilim insanlarının gözünden ve çok disiplinli bir bakışla en derindeki problemleri ortaya çıkarmak; "Grounded Theory (Yerleşik Kuram)" deseninden yeni kuramlar üretmek ve problemlere çözümler sunmaktır. Bu bağlamda "Nüfus", "Biyosferin Geleceği", "Afetler" fenomenlerini temel alan, "yarı yapılandırılmış" bir soru seti kılavuz olarak hazırlanmıştır. Tutarlılığı ve inandırıcılığı test edilip, ardından nitel veri ölçme aracı olarak kullanılmıştır. Bir dizi röportajlarla içinde Ekologların, Yapı ve Çevre Mühendislerinin, Kalkınma Uzmanlarının, Sosyologların ve Eğitim Bilimcilerin olduğu bir grup tamamı doktora mezunu bilim insanının, derinlemesine görüşme metoduyla bilgi birikimlerine başvurulmuştur. Elde edilen ses kayıtlarından oluşturulan veri yığını, tematik ve betimsel analiz yöntemleri birlikte kullanılarak, analiz edilmiştir. Çalışmalar neticesinde, sürdürülebilir bir dünyada yaşamadığımız, dengesiz gelir dağılımından kaynaklı olarak da eğitimsizliğe ve nüfus artışına, dolayısıyla iklim değişikliğine ve afetlere sebep olan en temel unsurun, yine insan ve eylemleri olduğu ortaya konmuştur. Afetlerin altında yatan en büyük problemin, nüfusa ve zarar görebilirlik kavramına çok az odaklanılması olduğu anlaşılmıştır. Araştırmacıların çalışmaları üzere çok sayıda problem ve kuram ortaya atılmıştır. Anahtar Kelimeler: Afet Yönetimi, Biyosfer, Nüfus Artışı, İklim Değişikliği
Afet ve acil durumlarda bağış davranışlarının incelenmesi: İzmir-Menemen örneği
Beklenmedik anlarda ortaya çıkan afet ve acil durumlar gerçekleştiği tüm alanlarda hem maruziyet yaşayan bireylere hem de bölgesel yönetimlere ekonomik sorunlar yaratmaktadır. Bu sorunları azaltmak veya tamamen sonlanmasını sağlamak için kişi ve kurumlardan yardım talep edilmektedir. Bağış adı altında gerçekleşen bu yardımların afet ve acil durumların olası etkilerini azalttığı bilinmektedir. Bireylerin afet ve acil durumlar için bağış yapma davranışını etkileyen faktörleri araştırmayı amaçlayan bu çalışma aynı zamanda bağışçı sayısının ve bağışların artmasının nedenlerini tespit etmektedir. Böylelikle hem bağışçı sayısında hem de bağış miktarında artış sağlamak hedeflenmiştir. Literatürde yapılan çalışmalar incelendiğinde afet ve acil durumlar için bağış davranışlarını hedef alan çalışmaların eksikliği görülmüştür. Mevcut eksiklikten dolayı gerek duyulan bu çalışma bazı kaynak yetersizlikleri nedeniyse sadece İzmir ilinin Menemen ilçesini kapsamaktadır. Tatsuya Nogami tarafından oluşturulan anket uzman görüşleri alınarak düzenlenmiş ve Türkiye şartlarına uyarlanmıştır. Oluşturulan bu anket formu online platformlar üzerinden uygulanmış ve sonuçları SPSS 26 paket programı ile analiz edilip değerlendirilmiştir. Sonuç olarak, afet ve acil durumlarda bireylerin bağış davranışının incelenmesinin bağışlar üzerinde pozitif etki yarattığı ve afet bilgisinin, afet ve acil durumlara hazırlığın ve yardım kuruluşları hakkındaki şüpheciliğin bağış davranışı üzerinde etkili olduğu görülmüştür.
Şehir ve bölge planlamada jeofizik uygulamalar ve depremselliğin planlamaya etkileri
Şehir ve Bölge Planlama, kamu yararı esas alınarak sürdürülebilir ve risk faktörlerinden arındırılmış yaşam alanları oluşturmayı hedefleyen, sosyal, ekonomik ve fiziksel çalışmaların bütünü olarak tanımlanabilir. Aşamalı olarak yürütülen planlama sürecine farklı disiplinlerden birçok meslek grubunun bir araya gelerek katkı sağlaması, şehrin veya bölgenin gelecek imajının tasarımında önemli bir faktördür. Yalnızca günün ihtiyaçlarını karşılamak adına, doğal çevre ile denge kurmadan, alanın jeolojik, jeofizik ve jeoteknik özellikleri incelenmeden yürütülen çalışmalar günümüz kentlerinin bugünkü sorunlarını ortaya çıkarmıştır. Bu tez çalışmanın ilk aşamasında, Şehir ve Bölge Planlamada jeofizik uygulamaların yeri ve Türkiye'deki kullanım alanları incelenmiştir. İkinci aşamada, jeofizik biliminin çalışma alanlarından biri olan depremselliğin planlamaya etkisi değerlendirilmiş olup Adıyaman ili deprem tehlike analizi yapılmıştır. Bu çalışma kapsamında, olasılıksal sismik tehlike analizinde uygulanan modellerden biri olan Gumbel uç değerler yöntemi kullanılmıştır. Adıyaman il merkezinden 200 km yarıçaplı bir alanı kapsayan bölge için 1900-2023 yılları arası kaydedilen depremlerin magnitüd değerleriyle, farklı zaman periyotlarında (orta ve uzun vadede) oluşabilecek depremlerin tekrarlanma süreleri ve oluşma olasılıkları tahmin edilmiştir. Sonuç olarak, istatistiksel değerlendirmelerle Adıyaman ili sınırları içerisindeki güncel deprem aktivitesi analiz edilmiş ve deprem tehlikesi açısından irdelenerek deprem riski ortaya konulmaya çalışılmıştır. Gumbel uç değerler dağılımına göre Mw=6.0, Mw=6.5, Mw=7.0 büyüklüklerinde depremlerin tekrarlanma periyodları 14 yıl, 36.6 yıl ve 95 yıldır. 5, 10, 30 ve 50 yıl içinde oluşma olasılıkları ise sırasıyla; Mw=6.0 için %30, %51, %88, %97, Mw=6.5 için %13, %24, %56, %74 ve Mw=7.0 için %5, %10, %27, %41 olarak belirlenmiştir.
Afetlerde gönüllülük: Bir karma yöntem araştırması
Bu araştırmada üniversite öğrencilerinin afetlerde gönüllülükten neden kaçındığını keşfetmek ve bu davranışı geçerli ve güvenilir biçimde değerlendirebilecek bir ölçek geliştirmek amaçlanmıştır. Araştırma keşfedici sıralı karma yöntemle yürütülmüştür. Çalışmanın nitel evresinde amaçlı örneklemle belirlenen 13 üniversite öğrencisiyle yarı yapılandırılmış görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Verilerin tematik analizi sonrasında 7 tema keşfedilmiş ve 81 maddelik ölçek madde havuzu oluşturulmuştur. Taslak ölçeğe alınan uzman değerlendirmeleri Lawshe tekniği ile değerlendirilmiş ve madde sayısı 81'den 64'e düşmüştür. Taslak ölçek önce pilot gruba uygulanarak tespit edilen hatalar düzenlenmiştir. Sonraki aşamada kolayda örnekleme yöntemi ile belirlenen 731 kişilik örnekleme uygulanmıştır. Veriler SPSS 25.0 ve AMOS 24.0 paket programlarıyla analiz edilmiştir. Taslak ölçeğin Kaiser Meyer Olkin değeri >0.6 ve Barlett's test değerleri ilişkisi p<0.05 olduğundan ölçeğin faktör analizine uygun olduğu belirlenmiştir. Ölçeğin yapı geçerliliğini belirlemek için yapılan Açımlayıcı Faktör Analizleri sonrasında ölçekten binişik ve faktör yükü 0.33 altında olan 32 madde çıkarılmıştır. Ölçek yapısı Doğrulayıcı Faktör Analizi ile değerlendirimiş ve 6 faktör 31 maddeden oluşan nihai ölçeğe ulaşılmıştır. Boyutlar; Değer (11 madde), Bilgi (5 madde), Ekonomi (3 madde), Reklam ve Tanıtım (5 madde), Aile Bağları (4 madde), Korku (3 madde) olarak oluşmuştur. Ölçeğin toplam Cronbach Alpha değeri 0.92 ile oldukça yüksektir, alt boyutlar ise 0.75 ile 0.93 arasında değişmektedir. Geliştirilen ölçekten alınan puanın yükselmesi afetlerde gönüllülükten kaçınmanın artmasına işaret etmektedir. Geliştirilen ölçek afetlerde gönüllülük alanında çalışan kurumların, bireyleri gönüllülük sürecine dahil etmesinde katkı sağlayabilir. Gönüllülük bilinçlendirmesinin bütün eğitim seviyelerine dahil edilmesi gönüllülüğe katılımı olumlu etkileyebilir.
Türk Kızılay afet personellerinin afet bilinci ve afete hazırlık düzeylerinin belirlenmesi üzerine bir çalışma
Türkiye'nin afetlerle sıkça karşılaşan bir ülke olması ve Türk Kızılay'ın afet yönetimindeki kritik rolü, kurumun afet bilinci ve hazırlık düzeyinin artırılmasını hayati hale getirmektedir. Toplumun afetlere karşı dirençli olması, Kızılay gibi öncü kuruluşların afetlere hazırlık ve müdahale süreçlerinde yüksek kapasiteye sahip olmasını gerektirmektedir. Bu bağlamda, bu araştırma Türk Kızılay Afet Yönetimi personelinin afet bilinci ve afete hazırlık düzeylerini belirlemeyi ve bu düzeylerin demografik faktörlerle olan ilişkisini incelemeyi amaçlamaktadır. Çalışma kapsamında, afet bilinci ve hazırlık düzeylerinin değerlendirilmesi için HASPAHA ölçeği kullanılmış ve katılımcıların yaş, cinsiyet, hizmet süresi ve görev pozisyonu gibi demografik özellikleri dikkate alınarak sonuçlar analiz edilmiştir. Elde edilen bulgular, afet bilinci ve hazırlık düzeylerinin yaş, cinsiyet ve hizmet süresi gibi faktörlerden anlamlı bir şekilde etkilendiğini göstermektedir. Özellikle ileri yaş ve uzun hizmet süresine sahip personelin afet bilinci puanlarının daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca, erkek personelin afet bilinci ve yarar algısının kadınlardan daha yüksek olduğu saptanmıştır. Bu çalışmanın sonucu afet bilinci ve hazırlık düzeyinin geliştirilmesine yönelik eğitim programlarının demografik faktörler göz önünde bulundurularak yeniden yapılandırılmasının gerekli olduğunu ortaya koymaktadır. Çalışma, genç ve kısa hizmet süresi olan çalışanlar için daha fazla saha eğitimi ve uygulamalı öğrenme fırsatlarının sunulmasını önermektedir. Ayrıca, toplumsal cinsiyet eşitliğini sağlamak amacıyla kadın personel için özel farkındalık kampanyaları ve eğitim programları düzenlenmesi gerektiği vurgulanmaktadır. Bu önerilerin uygulanması, Türk Kızılay personelinin afetlere daha hazırlıklı hale gelmesine katkı sunarak, toplumun genel afet dirençliliğini artırmayı hedeflemektedir.
Hatay Büyükşehir Belediyesi itfaiye çalışanlarının tükenmişlik düzeylerinin belirlenmesi üzerine bir çalışma
Her yıl dünyanın birçok yerinde farklı zamanlarda ve türlerde afetler meydana gelmektedir. Bu afetlerle mücadele edenler arasında yer alan itfaiye çalışanları, tükenmişlik sendromu gibi birçok olumsuz durumla karşı karşıya kalmaktadırlar. Tükenmişlik sendromu, çalışanın motivasyon ve istek kaybı yaşamasına, veriminin düşmesine neden olabilmektedir. Görevleri arasında hayat kurtarmak olan itfaiye çalışanlarının tükenmişlik sendromu yaşama ihtimalinin olması bu çalışmanın gerekliliğini ortaya çıkarmıştır. Bu çalışmadaki amaç, Hatay İtfaiyesinde çalışan personellerin tükenmişlik düzeylerini belirlemek, ortaya çıkan sorunlara ve sonuçlara göre değerlendirmeler yaparak çözüm önerileri sunmaktır. Araştırmanın verileri 1992 yılında Canan Ergin'in "Doktor ve Hemşirelerde Tükenmişlik ve Maslach Tükenmişlik Ölçeğinin Uyarlanması" adlı çalışmasında geliştirdiği "Maslach Tükenmişlik Ölçeği" kullanılarak toplanmıştır. Analizlerden elde edilen bulguların neticesinde tükenmişlik düzeyi puan ortalamalarının düşük seviyede olduğu görülmüştür. İtfaiye çalışanlarının mesleklerinden ötürü tükenmişlik ile ilgili bilgi sahibi olmaları, kurumun bu yönde psikolojik destek ve uygun çalışma ortamı sağlamalarının yararlı olacağı düşünülmektedir.
Afet yönetimine literal bir bakış: Bilimsel çalışmalar özelinde bir içerik analizi
Afetler insan yaşamını sosyal, siyasal ve ekonomik yönlerden etkileyerek, insanların normal yaşam döngüsünden uzaklaşmasına neden olmaktadır. Afetlerin yıkıcı etkilerini azaltmak amacıyla bilimsel çalışmaların ışığında faaliyetler yürütülmeli ve bu minvalde çalışmalar hazırlanmalıdır. Bu çalışma, "afet yönetimi" ile ilgili literatüre yönelik gerçekleştirilen mevcut bilimsel çalışmaları incelemeyi amaçlayan bir içerik analizi çalışmasıdır. Çalışma, Türkiye'de "afet yönetimi" alanı ile ilintili olan, 2010-2022 yılları arasında hazırlanan, "YÖK Ulusal Tez Merkezi"nden elde edilen 428 lisansüstü tez çalışması ve DergiPark veri tabanından erişilen 628 bilimsel makale çalışmasını kapsamaktadır. İçerik analizleri, belirlenmiş bir araştırma konusunu ele alan çalışmaların detaylı, objektif ve sistemli değerlendirilerek ele alan kapsamlı bir süreçtir. İçerik analizleri kapsamında değerlendirilen çalışmalar "PRISMA 2020" kılavuzuna uygun olarak desenlenmiştir. Çalışma, betimsel içerik analizi ve tematik içerik analizi olarak iki temel aşamadan meydana gelmektedir. Bu araştırma, alanla alakalı çalışmaları irdeleyerek, bu alandaki bilimsel çalışmaların öne çıkan temalarını ve bilimsel eğilimlerini ortaya koymayı amaçlamaktadır. Çalışma kapsamında gerçekleştirilen değerlendirmelere göre, çalışmaların yıllara göre genel olarak artış gösterdiği, alanın farklı disiplinlerce ilgi gördüğü, tezlerde ve makalelerde bazı üniversitelerin ve dergilerin alanda daha üretken olduğu, literatürün yer yer kısıtlı kaldığı ve boşluklarının doldurulmasının gerekliliği tespit edilmiştir. Ayrıca araştırmada yer alan çalışmaların genel olarak bağlamsal hususlarda tespit ve değerlendirme çalışması gibi hareket ettiği, çözüm arayışında olan çalışmaların kısıtlı kaldığı belirlenmiştir. Bu çalışmanın gerçekleştirilmesiyle alanda hazırlanan çalışmaların irdelenmesi ve literatüre katkı sağlayacak özgün bir çalışması sunulması hedeflenmiştir. Ayrıca araştırmacılara alanda yol gösterecek özgün bir kaynak olması da beklentiler arasında yer almaktadır. Anahtar Kelimeler: Afet, Afet yönetimi, İçerik analizi, Literatür araştırması, PRISMA