Theses supervised by Prof. Dr. Sibel Tunç

11 theses · Akdeniz University

Master'sOpen AccessTR

İnsan kanı serumunda karvedilol ilaç etken maddesinin yüksek performanslı sıvı kromatografisi (HPLC) yöntemi ile tayini için metot optimizasyonu ve validasyonu

Bu çalışmada, hipertansiyon, konjestif kalp yetmezliği ve miyokard enfarktüsünü takip eden sol ventriküler bozukluklarda etkili üçüncü nesil bir beta-bloklayıcı olan karvedilolun insan kanı serumunda izokratik ters faz yüksek performanslı sıvı kromatografisi (RP-HPLC) yöntemi ile analizi incelenmiştir. Karvedilol analizi için sabit faz olarak Supelco Discovery C18 (5 μm partikül büyüklüğünde, 4,6 mm iç çapında ve 150 mm uzunluğunda) ters faz kolonu, hareketli faz olarak asetonitril : %1 trietilamin (TEA) sulu çözeltisi (pH = 3,50 ± 0,01 değerine H3PO4 ile ayarlanmış) (30:70 (v/v)) karışımı kullanılmıştır. Karvedilol standart çözeltisi, Diyot Dizi (Array) Dedektörü (DAD) kullanılarak 210 nm, 240 nm ve 254 nm dalga boylarında analiz edilmiş ve karvedilolun 240 nm dalga boyunda maksimum absorbans verdiği gözlenmiştir. Band genişliği (bw) olarak 4, 8 ve 16 değerleri denenmiş ve en iyi sonuçlar bw değerinin 4 olduğu durumda elde edilmiştir. Referans dalga boyu olarak 360 nm belirlenmiştir. Akış hızı olarak 0,1 mL/dk, 0,2 mL/dk, 0,3 mL/dk, 0,5 mL/dk, 1,0 mL/dk ve 1,5 mL/dk denenmiştir. Analiz süresinin en kısa olduğu 1,5 mL/dk'lık akış hızı miktarı, optimum akış hızı olarak belirlenmiştir. Kolon sıcaklığı optimizasyonu için 25 0C, 30 0C, 35 0C, 40 0C, 45 0C ve 50 0C olmak üzere 6 farklı sıcaklık denenmiştir. Optimum kolon sıcaklığı olarak kolonun en verimli olduğu, kuyruklanmanın en az olduğu ve pik alanının en fazla olduğu 25 0C'lik sıcaklık değeri seçilmiştir. Enjeksiyon hacmi olarak 10 μL, 20 μL, 30 μL, 40 μL ve 50 μL'lik hacimler denenmiş ve 50 μL'lik enjeksiyon hacminde pik şekli bozulduğundan enjeksiyon hacmi için optimum olarak 40 μL'lik enjeksiyon hacim değeri belirlenmiştir. İç standart olarak yine bir beta-bloklayıcı olan propranolol kullanılmıştır. Analizler sonucunda karvedilol için tespit limiti (LOD) 45,38 ng/mL ve kantitatif tayin limiti (LOQ) 137,50 ng/mL olarak bulunmuştur. Yüzde geri kazanım miktarı 99,83 ± 0,84 olarak belirlenmiştir. Metot için doğruluk, doğrusallık, seçicilik, kantitatif tayin limiti (LOQ), gün içi ve günler arası kesinlik, tekrarlanabilirlik ile kısa ve uzun dönem kararlılık parametreleri belirlenerek metot validasyonu gerçekleştirilmiştir.

Kemal Kaplan
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Science
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Spektroflorimetrik metotla insan serum albumin proteini ile diklorprop, karbofuran, amitrol ve dikuat arasındaki etkileşimlerin incelenmesi

Bu çalışmada, kan plazmasında en çok bulunan protein olan insan serum albumin (HSA) proteini ile diklorprop (DCP), karbofuran (CF), amitrol (AR) ve dikuat (DQ) pestisitlerinin etkileşimleri floresans ve senkronize floresans spektroskopisiyle incelenmiştir. Floresans ölçümleri 4 farklı sıcaklıkta (288,15 K, 298,15 K, 310,15 K ve318,15 K'de) gerçekleştirilmiştir. HSA-AR sistemi hariç diğer tüm HSA-pestisit sistemlerinde etkileşim gözlenmiştir. HSA-DCP, HSA-CF ve HSA-DQ sistemleri için Stern-Volmer sönümleme sabiti, sönümleme hız sabiti, bağlanma sabiti, bağlanma yeri sayısı ve termodinamik parametre (?H, ?S ve ?G) değerleri hesaplanmıştır.DCP'nin HSA proteinine bağlanması prosesinde sönümleme mekanizması statik sönümleme olarak tespit edilmiştir. HSA-DCP sistemine ait bağlanma sabitleri 288,15 K, 298,15 K, 310,15 K ve 318,15 K'de sırasıyla 7,48x103 M-1, 6,62x103 M-1, 6,36x103 M-1 ve 5,39x103 M-1 olarak bulunmuştur. Ayrıca, HSA üzerinde 1 adet DCP bağlanma noktası mevcuttur. HSA-DCP sisteminin termodinamik parametre değerlerinden bağlanma prosesinde elektrostatik etkileşimin etkin olduğu sonucuna ulaşılmıştır. HSA- CF sistemi için çözelti sıcaklığının 288,15 K'den 318,15 K'e arttırılması ile bağlanma sabiti değerinin 3,38x103 M-1'den 1,29x103 M-1'e düştüğü ve bağlanma yeri sayısının az miktarda azaldığı gözlenmiştir. Termodinamik parametrelerin incelenmesiyle CF maddesinin HSA proteinine bağlanmasında hidrojen bağları ve van der Waalskuvvetlerinin etkin olduğunu anlaşılmıştır. HSA-DQ sistemi için 288,15 K ve 318,15K'de bağlanma sabiti değeri sırasıyla 4,04x103 M-1 ve 2,36x103 M-1 olarak hesaplanmıştır. Bu sistem için bağlanma yeri sayısı yaklaşık 1 olarak bulunmuştur. Ayrıca; termodinamik parametreler, DQ maddesinin HSA proteinine bağlanması prosesinin elektrostatik etkileşimlerle kendiliğinden gerçekleştiğini göstermiştir.ANAHTAR KELİMELER: İnsan serum albumin, dikloprop, karbofuran, amitrol, dikuat, floresans spektroskopisi.

İnanç Soylu
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Science
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Soğuk depolama ve taşıma uygulamaları için kompozit faz değişim malzemelerinin geliştirilmesi ve termal özelliklerinin belirlenmesi

Bu çalışmada, ürünlerin belirli bir süre için düşük sıcaklıklarda depolanmasına ve taşınmasına olanak sağlayabilecek polimer katkılı ve katkısız ötektik çözelti içeren kompozit faz değişim malzemeleri (FDM'ler) geliştirilmiş ve bunların termal özellikleri incelenmiştir. Mevcut literatür çalışmalarında geliştirilen FDM'lerden farklı bileşenler içeren, 0°C'nin altındaki düşük sıcaklıklarda uygulanabilme özelliği olan sodyum klorür-su (NaCl-H2O), magnezyum klorür-su (MgCl2.6H2O-H2O) ve lauril alkol-kaprilik asit (LA-KA) ötektik çözeltileri içeren kompozit FDM'ler geliştirilmiştir. Çalışmanın ilk kısmında FDM'lerin hazırlanmasında kullanılan çapraz bağlı sodyum poliakrilat (SPA), serbest radikal polimerizasyonu ile farklı oranlarda monomer kullanılarak sentezlenmiştir. Sentezlenen polimerler şişme testi, Fourier transform infrared (FTIR) spektroskopisi, termal gravimetrik analiz (TGA), diferansiyel taramalı kalorimetre (DSC) ve viskozite ölçümleri ile karakterize edilmiştir. Kütlece %20'lik akrilik asit kullanılarak sentezlenen SPA'nın şişme ve viskozite değerlerinin kütlece %30 ve %40'lık akrilik asit ile sentezlenen SPA'lara göre daha yüksek olduğu saptanmıştır. Çalışmanın ikinci kısmında, NaCl-H2O, MgCl2.6H2O-H2O, KCl-H2O ve LA-KA çözeltilerinin faz diyagramları DSC cihazı kullanılarak incelenmiştir ve uygun sistemler için ötektik çözelti konsantrasyonları belirlenmiştir. NaCl-H2O ve LA-KA çözeltilerinin ötektik noktaları sırasıyla kütlece %23,3 ve %30 olarak tespit edilmiştir. Kompozit FDM'lerin hazırlanmasında, FDM'lerin aşırı soğuma sıcaklığını düşürmek için çekirdekleştirici ajanlar (NA'lar) olarak susuz kalsiyum klorür (CaCl2) ve kalsiyum hidroksit (Ca(OH)2), termal iletkenliği arttırmak için çok duvarlı karbon nanotüp (MWCNT) ve halloysit nanotüp (HNT) ve çekirdekleştirici ajanların çökmesini ve faz ayrılmasını önlemek için SPA kullanılmıştır. Geliştirilen bütün FDM'lerin termal özellikleri DSC analizi ile belirlenmiştir. NaCl-H2O ötektik çözelti sistemi için en düşük erime sıcaklığı (-17,3°C olarak) ötektik+%1SPA+%3HNT+NA kompozit FDM sisteminde tespit edilirken, en yüksek gizli ısı değerleri ise sırasıyla 199,3 J/g, 200,1 J/g, 199,1 J/g ve 195,9 J/g olarak ötektik+%1SPA, ötektik+%1SPA+NA, ötektik+%1SPA+%1MWCNT ve ötektik+%1 SPA+%1MWCNT+NA kompozit FDM sistemlerinden elde edilmiştir. MgCl2.6H2O-H2O ötektik çözelti sistemi için en yüksek gizli ısısı değeri 94,9 J/g olarak ötektik+%1SPA+%3HNT+NA kompozit FDM'de saptanmıştır. Bu sistem için en düşük erime sıcaklığı, ötektik+%1SPA+%1HNT+NA kompozit FDM'de -13,3°C olarak tespit edilmiştir. LA-KA ötektik çözelti sistemi için -7,8°C erime sıcaklığı ile en düşük erime sıcaklığı ötektik+%1HNT+NA kompozit FDM'de tespit edilirken, -4,9°C'lik donma sıcaklığı ile en düşük donma sıcaklığı ötektik+NA kompozit FDM'de elde edilmiştir. LA-KA ötektik çözelti sisteminde erime sıcaklığındaki ve donma sıcaklığındaki en yüksek gizli ısı değerleri sırasıyla 185,2 J/g ve 170,9 J/g ile ötektik+%1HNT+NA kompozit FDM'de saptanmıştır. Ötektik+%3HNT+NA kompozit FDM, 0,3°C ile en düşük aşırı soğuma sıcaklığını sağlamıştır. Elde edilen deneysel sonuçlar; tez kapsamında geliştirilen kompozit FDM'lerin, düşük depolama ve taşıma sıcaklıklarına sahip ürünlerde kullanımı için uygun özellikler taşıdıklarını ve böylelikle ürün kalitesinin korunmasını ve ürün kayıp oranlarının azaltılmasını sağlama potansiyeline sahip olduklarını göstermiştir.

Hülya Güzel
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Science
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Meşe ağacı palamudu nişastası bazlı antibakteriyel özelliğe sahip biyoplastik nişasta/halloysit nanotüp/karanfil esansiyel yağı ve biyoplastik nişasta/halloysit nanotüp/gümüş nanopartikül kompozit materyallerin hazırlanması ve karakterizasyonu

Bu çalışmada, ülkemizde yaygın olarak yetişen meşe ağacı palamudundan elde edilen nişasta kullanılarak meşe ağacı palamudu nişastası bazlı yeni biyoplastik filmler hazırlanmıştır. Nişasta film matriksinin içerisine biyoplastik filmin mekaniksel ve termal özelliklerini iyileştirmek için halloysit nanotüp (HNT) katkılaması yapılmıştır. Ayrıca, biyoplastik filme antibakteriyel özellik kazandırmak için farklı miktarlarda karanfil esansiyel yağı (CEO) ve gümüş nanopartikül (AgNP) eklenerek Nişasta-HNT-CEO ve Nişasta-HNT-AgNP biyoplastik kompozit filmler hazırlanmıştır. Hazırlanan biyoplastik film örneklerinde, Fourier transform infrared (FTIR) spektroskopisi, taramalı elektron mikroskobu (SEM), opasite, renk, su temas açısı, mekaniksel dayanıklılık, termal gravimetrik analiz (TGA) ve su buharı gerçirgenlik analizleri ile karakterizasyon çalışmaları yapılmıştır. Gerçekleştirilen morfolojik analiz ile film matriksi içerisindeki CEO ve AgNP konsantrasyonlarındaki artışların etkisiyle biyoplastik film yüzeyinin pürüzsüzlülüğünde bir artışın olduğu gözlemlenmiştir. Opasite ölçüm sonuçları, Nişasta-HNT-CEO kompozit filmlerinin Nişasta-HNT-AgNP kompozit filmlerine göre daha yüksek opasite değerine sahip olduğunu göstermiştir. Nişasta-HNT-CEO filmlerde CEO konsantrasyonu arttıkça parlaklığın azaldığı, Nişasta-HNT-AgNP filmlerde ise AgNP konsantrasyonu arttıkça parlaklığın arttığı tespit edilmiştir. Nişasta-HNT-CEO ve Nişasta-HNT-AgNP biyoplastik kompozit filmlerde film matriksi içerisine katkılanan CEO ve AgNP konsantrasyonu arttıkça, film materyalinin su temas açısı değerinde bir artışın olduğu görülmüştür. Çalışılan film materyalleri arasında en yüksek su temas açısının 71° ile Nişasta-HNT-AgNP3 filmine ait olduğu belirlenmiştir. Biyoplastik filmlerin mekaniksel özellik ölçüm sonuçları nişasta film matriksi içerisine HNT ilavesinin kompozit filmlerin maksimum kopma kuvveti ve Young modülü değerlerinde belirgin bir artışa, maksimum kopma gerinimi değerlerinde ise azalışa neden olduğunu göstermiştir. AgNP konstantrasyonundaki artışla kompozit filmlerin kopma kuvveti ve Young modülü değerlerinde bir artış meydana gelirken; CEO konsantrasyonundaki artışla bu değerlerde belirgin bir azalma görülmüştür. Elde edilen filmler arasında en yüksek maksimum kopma kuvveti (18,71 MPa) ve Young modülü (1527 MPa) değerleri, Nişasta-HNT-AgNP3 filminde ölçülmüştür. Hazırlanan filmler arasında en yüksek maksimum kopma gerinimi ise %31,09 olarak Nişasta-HNT-%10 CEO filminde kaydedilmiştir. Nişasta bazlı film materyallerinin hazırlanması esnasında HNT'nin kullanımı filmlerin termal kararlılığında bir artışa neden olmuştur. Nişasta film matriksi içerisinde HNT, CEO ve AgNP varlığı, film materyalerinin su buharı geçirgenlik hızı (WVTR), permeans ve su buharı permabilitesi (WVP) değerlerinde bir azalmaya neden olmuştur. CEO ve AgNP içeren biyoplastik filmler hem Escherichia coli (E. coli)'ye hem de Staphylococcus aureus (S. aureus)'a karşı antibakteriyel özellik göstermiştir. Elde edilen deneysel sonuçlar, düşük maliyetli ve doğa dostu Nişaşta-HNT-CEO ve Nişasta-HNT-AgNP filmlerinin gıda ambalaj materyali olarak kullanılabilmeleri için büyük bir potansiyele sahip olduklarını ortaya koymuştur.

BiyoplastikEsansiyel yağlarGümüş nanopartiküller+4
Selin Sağdıç
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Science
2023
00
Master'sOpen AccessTR

PH'a duyarlı akıllı meşe ağacı palamudu nişastası/halloysit nanotüp/kuersetin kompozit filmlerin hazırlanması ve karakterizasyonu

Bu çalışmada, ülkemizde yaygın olarak yetişen meşe ağacı palamudundan elde edilen nişasta kullanılarak meşe ağacı palamudu nişastası bazlı yeni biyoplastik kompozit filmler hazırlanmıştır. Ayrıca, mor soğan kabuğundan doğal kuersetin maddesi ekstrakte edilmiş ve nişasta filmin pH'a duyarlı hale getirilmesi için film matriksine farklı oranlarda eklenmiştir. Nişasta film matriksinin içerisine biyoplastik filmin mekaniksel ve termal özelliklerini iyileştirmek için halloysit nanotüp (HNT) katkılaması yapılmıştır. Hazırlanan biyoplastik film örneklerinde, Fourier transform infrared (FTIR)spektroskopisi, taramalı elektron mikroskobu (SEM), opasite, renk, su temas açısı, mekaniksel dayanıklılık, termal gravimetrik analiz (TGA) ve su buharı geçirgenlik analizleri gerçekleştirilmiştir. Nişasta film matriksi içerisine HNT ilavesiyle film yüzeyinin pürüzlü hale geldiği gerçekleştirilen SEM analizi ile anlaşılmıştır. HNT içeren pürüzlü nişasta filmlerin içerisine kuersetin eklenmesiyle, film yapısındaki pürüzlülüğün dağıldığı ve filmin daha homojen bir hal aldığı görülmüştür. Gerçekleştirilen opasite ve transmittans analizlerinde, kuersetin ilavesiyle filmlerin opasite değerlerindeki artışın ve % transmittans değerlerindeki azalışın kuersetin miktarı ile paralel bir şekilde gerçekleştiği saptanmıştır. Nişasta film ile karşılaştırıldığında, film matriksi içerisine yapılan %3 HNT ilavesi, Nişasta-%3 HNT filmin ΔE değerinde %31,2 oranında artışa neden olurken, kuersetin ilavesi Nişasta-Kuersetin 1 filmin ΔE değerinde %146,1 oranında bir artışa neden olmuştur. Nişasta film matriksi içerisine kuersetin ilave edilmesi, nişasta filmin su temas açısı değerini 37°'den 27°'ye düşürmüştür. Nişasta-Kuersetin kompozit filmler ile karşılaştırıldığında, Nişasta-HNT-Kuersetin filmlerde su temas açısı değerinin 40°'ye kadar bir artış gösterdiği bulunmuştur.Nişasta film matriksi içerisine kuersetin ilavesi, nişasta filminin mekaniksel özellikleri üzerinde HNT'nin tersi yönde bir etkiye neden olmuştur. Nişasta filmin mekaniksel özellikleri ile karşılaştırıldığında; film matriksi içerisine kuersetin ilavesi, eklenen kuersetin miktarıyla paralel olarak filmin kopma kuvveti ve Young modülü değerlerinde bir azalmanın ve maksimum kopma gerinimi değerinde ise bir artmanın gerçekleşmesine neden olmuştur. Elde edilen filmler arasında en yüksek maksimum kopma kuvveti (14,53 MPa) Nişasta-HNT-Kuersetin 1 filminde, en yüksek Young modülü (1413,21 MPa) Nişasta-%3 HNT filminde ve en yüksek maksimum kopma gerinimi (%10,73) Nişasta-Kuersetin 10 filminde kaydedilmiştir.Nişasta film matriksi içerisine kuersetin ve HNT ilavesi, filmlerin termal kararlılığını arttırmıştır. Termal kararlılığı en yüksek olan filmin Nişasta-HNT-Kuersetin 10 filmi olduğu bulunmuştur. Nişasta film ile karşılaştırıldığında; nişasta film matriksi içerisine kuersetin ve HNT ilavesi, nişasta filminin su buharı geçirgenlik hızı (WVTR), permeans ve su buharı permeabilite (WVP) değerlerinde bir miktar azalmaya neden olmuştur. Nişasta-HNT-Kuersetin filminin taze tavuk etine uygulanması sonucunda, Nişasta-HNT-Kuersetin 5 filminin renginde zamanla bir değişim tespit edilmiştir. Bu değişimin tespit edilmiş olması, düşük maliyetli ve doğa dostu Nişasta-Kuersetin ve Nişasta-HNT-Kuersetin filmlerinin pH'a duyarlı olduğunu ve akıllı gıda ambalajı olarak kullanılabilmeleri için büyük bir potansiyele sahip olduklarını ortaya koymuştur.

BiyoplastikGıda ambalajıHalloysit+4
Şerife Çelik
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Science
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Polisakkarit bazlı pH'a duyarlı kolorimetrik yeni antimikrobiyal nanokompozit biyoindikatör filmlerin hazırlanması ve karakterizasyonu

Bu çalışmada, akıllı gıda paketlerinde yaygın olarak kullanılan nanokompozit filmlerin pH'a duyarlı indikatör olarak davranışı ve antimikrobiyal özelliği incelenmiştir. Meşe ağacı palamudu kullanılarak hazırlanan nişasta bazlı filme (N), kırmızı soğan kabuğundan ekstrakte edilen kuersetin (KUE) katkılandırılmış ve pH'a duyarlı nişasta bazlı kuersetin katkılı film (N-KUE) elde edilmiştir. Elde edilen filme antimikrobiyal özellik kazandırabilmek amacıyla nano-çinko oksit (ZnO) eklenmiştir. Böylece hem pH'a duyarlı hem de antimikrobiyal özellikte nişasta bazlı kuersetin ve nano-ZnO katkılı film (N-KUE-ZnO) elde edilmiştir. Bu filmlerin özellikleri, elde edilen metil selüloz bazlı (MC) ve %50 nişasta-%50 metil selüloz bazlı (NMC) filmler ile karşılaştırılmıştır. Kırmızı soğan kabuğundan kuersetin ekstraksiyonu için optimum ekstraksiyon koşulları belirlenmiştir. Kuersetin ekstraktının pH hassasiyetini belirleyebilmek amacıyla ekstraktın farklı pH çözeltilerindeki renk değişimi Ultraviyole-görünür (UV-Vis) spektroskopik yöntemle incelenmiştir. Elde edilen biyoplastik film örneklerinde Fourier dönüşümlü kızıl ötesi (FTIR) spektroskopisi, taramalı elektron mikroskobu (SEM), opasite, renk, mekaniksel dayanıklılık, termal gravimetrik analiz (TGA) ve su buharı geçirgenlik analizleri yapılmıştır. Filmlerin morfolojik görüntülerinde, N-KUE ve MC-KUE film yüzeylerinde %5 KUE katkılandırmasının pürüzlülüğü arttırdığı görülmüştür. %5 KUE katkılandırması ile NMC-KUE filmin morfolojik yapısında bir değişim olmadığı saptanmıştır. %3 ZnO katkılandırmasının tüm filmlerin yüzeylerinde heterojen bir yapı oluşturduğu gözlemlenmiştir. N film matriksine %5 oranında KUE eklenmesi ile filmin opasite (O) değerinin 5,22'den 5,52'ye, kuersetin içeren filme %3 oranında nano-ZnO ilave edildiğinde ise O değerinin 5,52'den 9,65'e yükseldiği tespit edilmiştir. N-KUE filmin parlaklık (L) değeri, saf N filme göre %61,84 azalmış, renk farkı (∆E) değeri %800,71 artmış ve beyazlık indeksi (WI) değeri %71,28 oranında düşmüştür. Filmlerin mekaniksel özellikleri karşılaştırıldığında; N ve MC filmlerin maksimum kopma kuvveti ve maksimum kopma gerinimi değerlerinin KUE katkılandırılmış filmlerde yükseldiği belirlenmiştir. N filme göre, N-KUE filmin maksimum kopma kuvveti ve maksimum kopma gerinimi değerleri sırasıyla %93,34 ve %296,56 oranında artış göstermiştir. NMC filmde KUE katkısı maksimum kopma kuvveti değerinde düşüşe neden olurken maksimum kopma gerinimi değerini arttırmıştır. Nano-ZnO katkılandırılmış tüm filmlerde ise maksimum kopma kuvveti ve maksimum kopma gerinimi değerleri düşmüştür. Filmlerin termal özellikleri incelendiğinde; termal kararlılığın tüm filmlerde KUE katkısı ile arttığı, nano-ZnO katkısı ile azaldığı belirlenmiştir. N filmin 206°C olan termal bozunma sıcaklığı N-KUE filmde 226,4°C'ye yükselirken, N-KUE-ZnO filmde ise 188,33°C'ye düşmüştür. Film matriksine KUE ve nano-ZnO katkılandırılması filmlerin su buharı geçiş hızı (WVTR), permeans ve su buharı geçirgenliği (WVP) değerlerini düşürmüştür. Filmlerin kanatlı etinde yapılan gıda uygulama testleri iki aşamada gerçekleştirilerek zamanla filmlerde meydana gelen renk değişimi gözlemlenmiştir. İlk aşamada, filmler gıdaya temas etmeyecek şekilde petri kutularının kapaklarının iç yüzeyine yerleştirilerek, petri kutularındaki kanatlı etlerinin pH değişimine bağlı olarak, yerleştirilen filmlerin renginde meydana gelen değişim gözlenmiş ve nano-ZnO katkılı filmlerde renk değişim hızının yavaş olduğu belirlenmiştir. İkinci aşamada, kanatlı et örnekleri N, N-KUE ve N-KUE-ZnO filmleri ile vakum paketleme yapılarak filmlerin gıdaya temas etmesi sağlanmıştır. N-KUE ve N-KUE-ZnO filmlerinde zamanla renk değişimi gözlenmiş ve renk değişiminin N-KUE-ZnO filmde daha yavaş gerçekleştiği belirlenmiştir. Elde edilen deneysel sonuçlar, düşük maliyetli ve doğa dostu N-KUE ve N-KUE-ZnO biyoplastik filmlerinin pH'a duyarlı olduğunu ve akıllı gıda ambalajı olarak kanatlı etlerinin paketlenmesinde kullanılabilmeleri için büyük bir potansiyele sahip olduklarını ortaya koymuştur.

Ahsen Tezer Karaboğa
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Science
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Daphne sericea ve daphne gnidioides bitki türlerinde bulunan majör fenolik bileşenin yüksek performanslı sıvı kromatografisi ile tayini için metot optimizasyonunun ve validasyonunun gerçekleştirilmesi ve bitkilerin farklı gelişim dönemlerinde biyokimyasal içeriklerinin belirlenmesi

Bu çalışmada, çiçeklenme döneminde toplanan Daphne sericea subsp. sericea Vahl. bitki türünün herba kısmında toplam fenolik madde miktarı analiz sonuçlarına göre optimum ekstraksiyon parametreleri belirlenmiştir. Çiçeklenme öncesi, çiçeklenme ve çiçeklenme sonrası dönemde toplanmış olan D.(Daphne) sericea ve D. gnidioides bitki türlerinin farklı (yaprak, çiçek ve herba) kısımlarının biyokimyasal karakterizasyonu gerçekleştirilmiştir. Biyokimyasal içeriklerinin belirlenmesi için her iki bitki türünde de toplam fenolik madde miktarı, toplam flavonoid madde miktarı, DPPH ve FRAP yöntemleri ile antioksidan aktivite miktarı, toplam klorofil miktarı, toplam karotenoid miktarı, toplam antosiyanin miktarı, C vitamini miktarı, fenolik ve flavonoid bileşen miktarı, organik asit bileşen miktarı, şeker bileşen miktarı, toplam yağ verimi ve yağ bileşenleri miktarı analizleri yapılmıştır. Ayrıca, D. sericea ve D. gnidioides bitki türlerinde bulunan rosmarinik asit maddesinin Yüksek Performanslı Sıvı Kromatografisi (HPLC) yöntemi ile tayini için metot optimizasyonu ve metot validasyonu gerçekleştirilmiştir. Optimum ekstraksiyon çözücüsü hacimce % 70'lik metanol çözeltisi, ekstraksiyon sıcaklığı 65 °C ve ekstraksiyon süresi 24 saat olarak tespit edilmiştir. D. sericea ve D. gnidioides bitki türlerinde toplam fenolik madde miktarı sırasıyla 26,89-38,90 mg GAE/g ve 39,33-74,94 mg GAE/g aralığında saptanmıştır. Bu bitki türleri için toplam flavonoid madde miktarı sırasıyla 22,21-30,57 mg CE/g ve 11,10-31,00 mg CE/g aralığında belirlenmiştir. D. sericea ve D. gnidioides bitki türlerinde C vitamini miktarı sırasıyla 21,08-27,50 mg/100 g ve 28,13-50,83 mg/100 g aralığında bulunmuştur. D. sericea bitki türünde kateşin, şiringik asit, sinapik asit, rosmarinik asit, klorojenik asit ve epikateşin fenolik bileşenleri tespit edilmiştir. D. gnidioides bitki türünde başlıca yağ bileşenleri olarak nonakosan, 1-eikosanol, heksakosan, linoleik asit, palmitik asit ve oleik asit saptanmıştır. D. sericea ve D. gnidioides bitki türlerinde bulunan rosmarinik asit maddesinin tayini için gerçekleştirilen metot optimizasyon çalışmalarında, farklı mobil faz bileşimleri denenmiş ve asetonitril/metanol/formik asit karışımı (10/90/0,5, V/V/V) uygun mobil faz olarak belirlenmiştir. Optimum mobil faz akış hızı 0,4 mL/dk olarak tespit edilmiştir. Optimum kolon sıcaklığı 30 °C olarak saptanmış ve optimum enjeksiyon hacmi 10 µL olarak bulunmuştur. Metot validasyonunun gerçekleştirilmesi için doğrusallık, doğruluk, kesinlik, gözlenebilme sınırı (LOD), tayin sınırı (LOQ) ve seçicilik parametreleri belirlenmiştir. Yüzde geri kazanım miktarı 101,36±7,19 olarak tespit edilmiştir. LOD ve LOQ değerleri sırası ile 0,37 mg/L ve 0,95 mg/L olarak hesaplanmıştır.

Daphne L.Daphne gnidioidesFenolik bileşikler+3
Tuba Seçmen
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Science
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Kontrollü ilaç salımı gösteren montmorillonit içerikli agar/κ-karagenan hidrojel yara örtüsü hazırlanması ve karakterizasyonu

Bu çalışmada, ideal bir yara örtüsünden beklenen hemen hemen tüm gereksinimleri karşılayan ağrı kesici ve antibakteriyel özelliğe sahip agar/κ-karagenan ve agar/κ-karagenan/montmorillonit hidrojel yara örtüsü materyalleri hazırlanmıştır. Hidrojel formundaki yara örtüsü materyallerinin bazı özelliklerini iyileştirmek için fenilalanin amino asiti ile modifiye edilen montmorillonit kili (MMT) kullanılmıştır. Hidrojellerin şişme kapasitesi üzerine hidrojellerin hazırlanması esnasında başlatıcı olarak kullanılan amonyum persülfat (APS) konsantrasyonunun ve çapraz bağlayıcı olarak kullanılan tri(etilen glikol) divinil eter (TEGDE) konsantrasyonunun, reaksiyon sıcaklığının ve polisakkarit kütle oranının (magar:mκ-karagenan) etkileri araştırılmış ve optimum reaksiyon koşulları belirlenmiştir. Deneysel sonuçlar, optimum koşullar altında hazırlanan hidrojelin ([APS]= 5x10-4 M, ([TEGDE]= 5x10-4 M, reaksiyon sıcaklığı T= 70 ºC ve magar:mκ-karagenan= 1:4) denge şişme kapasitesinin % 2523 olduğunu göstermiştir. Hidrojel matriksi içerisindeki MMT konsantrasyonu artışıyla hidrojellerin şişme derecesi azalmıştır. Hidrojel matriksi içerisindeki MMT miktarının %0'dan %5'e çıkması, hidrojellerin şişme miktarının 300 dakika sonunda %2458'den %1250'ye düşmesine sebep olmuştur. Ayrıca, farklı formülasyonlar kullanılarak hazırlanan tüm hidrojeller Fick tipi olmayan şişme davranışı göstermiştir. Hidrojeller Fourier transform infrared (FTIR), X-ışını kırınımı (XRD), taramalı elektron mikroskobu (SEM), enerji dispersif spektroskopisi (EDS), geçirimli elektron mikroskobu (TEM) ve diferansiyel taramalı kalorimetre (DSC) teknikleriyle karakterize edilmiştir. Hidrojel matriksi içerisindeki kil içeriğinin %0'dan %5'e arttırılmasıyla hidrojelin bozunma sıcaklığı, 256,6 ºC'den 262,1 ºC'ye çıkarılmıştır. Hidrojeldeki kil konsantrasyonunun artmasıyla hidrojellerin transparanlığı bir miktar azalmıştır. Agar/κ-karagenan ve agar/κ-karagenan/%5 MMT hidrojellerinin opasite değerleri sırasıyla 0,051 ve 0,132 olarak saptanmıştır. Geliştirilen hidrojel yara örtüsü materyallerinin şişme performansları, çeşitli simüle fizyolojik sıvılar (tuzlu su, sentetik idrar, sentetik yara sıvısı ve glikoz çözeltisi) içerisinde sistematik olarak incelenmiştir. Hidrojelin, 240 dakika sonunda, glikoz çözeltisindeki şişme derecesinin (%2682) tuzlu sudaki (%937), sentetik idrardaki (%746) ve sentetik yara sıvısındaki (%563) şişme derecesine göre daha yüksek olduğu gözlenmiştir. Hidrojel sistemlerden anti-inflamatuar lidokain hidroklorür (LDC) ve antibakteriyel kloramfenikol (CLP) ilaçlarının salımı UV-Visible spektrofotometre ve HPLC analizleri ile incelenmiştir. İlaç salım çalışmaları, sentezlenen hidrojellerden salınan lidokain hidroklorür ve kloramfenikol miktarının, hidrojel matriksi içerisindeki montmorillonit konsantrasyonuyla kontrol edilebileceğini göstermiştir. Hidrojel matriksi içerisine kil ve ilaç ilavesiyle hidrojellerin nihai basma gerilimi arttırılmıştır. Agar/κ-karagenan ve agar/κ-karagenan/%5 MMT hidrojellerinin (LDC ve CLP ile birlikte) nihai basma gerilimi sırasıyla 38,30 kPa ve 47,70 kPa olarak ölçülmüştür. Antibakteriyel testler, kloramfenikol içeren hidrojellerin E. coli ve S. aureus'a karşı yüksek antibakteriyel etkinliğe sahip olduğunu göstermiştir. Sitotoksisite deneylerinin sonuçlarına göre, hidrojeller MG-63 hücreleriyle biyolojik olarak uyumludur. Elde edilen deneysel sonuçlar, sentezlenen lidokain hidroklorür ve kloramfenikol içerikli agar/κ-karagenan ve agar/κ-karagenan/montmorillonit hidrojellerinin yara bakım uygulamaları için büyük potansiyele sahip olduğunu ortaya koymuştur.

Tülin Gürkan
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Science
2018
10
Master'sOpen AccessTR

Gıda takviyesi tabletlerinde bulunan glukozamin etken maddesinin yüksek performanslı sıvı kromatografisi (HPLC) yöntemi ile tayini için metot optimizasyonu ve validasyonu

Bu çalışma, gıda takviyesi tabletlerinde bulunan glukozamin etken maddesinin yüksek performanslı sıvı kromatografi (HPLC) cihazı ile metot optimizasyonunu ve validasyonunu kapsamaktadır. Glukozaminin gıda takviyesi tabletlerinden tespiti, Agilent marka 1100 model HPLC cihazı ile diyot dizi (array) dedektörü (DAD) kullanılarak sağlanmıştır. Sabit faz olarak Prodigy™ C18 (5 μm partikül büyüklüğünde, 150 mm uzunluğunda ve 3,2 mm iç çapında) ters faz sıvı kromatografi kolonu seçilmiştir. Gıda takviyesi tabletlerindeki glukozamin tespitinde referans standart madde olarak glukozamin sülfat kullanılmış ve Fmoc-OSu ile türevlendirme işlemi yapılmıştır. Glukozamin etken maddesinin metot optimizasyon çalışmalarında hareketli fazın belirlenmesi için farklı hareketli faz bileşimleri denenmiş ve asetonitril (ACN):H2O karışımı (50:50) (pH 4'e trifloroasetik asit (TFA) ile ayarlanmıştır) uygun hareketli faz olarak bulunmuştur. DAD dedektörü ile farklı dalga boylarında çalışmalar yapılmış ve glukozaminin maksimum absorplama yaptığı dalga boyu 206 nm olarak belirlenmiştir. Band genişliği (bw) için optimum değer 4 olarak seçilmiştir. Hareketli faz akış hızı belirlenirken Van Deemter eğrisinden yararlanılmış ve optimum akış hızı 0,6 mL/dk olarak tespit edilmiştir. Optimum kolon sıcaklık değeri 35 ºC olarak saptanmış ve optimum enjeksiyon hacmi 5 μL seçilmiştir. Tespit limiti (LOD) ve kantitatif tayin limiti (LOQ) değerleri sırasıyla 0,014 mg/L ve 0,046 mg/L olarak hesaplanmıştır. Kesinliği belirlemek için, gün içi ve günler arası çalışmalar yapılmış ve yüzde bağıl standart sapma (%RSD) değerleri hesaplanmıştır. Gerçeklik parametresi için gıda takviyesi tabletlerine belirli derişimlerde glukozamin maddesi ilave edilerek çalışmalar yapılmış ve %85,15-%116,88 aralığında %geri kazanım değerleri elde edilmiştir. Seçicilik parametresi için, deneylerde kullanılan gıda takviyesi tablet numunesinden farklı formülasyona sahip gıda takviyesi tableti kullanılmıştır. Kararlılık testleri için kontrol numuneleri hazırlanmış ve oda sıcaklığında 5 gün boyunca farklı günlerde kısa dönem kararlılıkları karşılaştırılmıştır. Glukozamin etken maddesi için yapılan optimizasyon ve validasyon çalışmaları sonuçları değerlendirildiğinde, sistemin sağlam ve uygulanabilir olduğu görülmüştür.

Ayşegül Semiz
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Science
2018
00
DoctorateOpen AccessTR

Antifungal özelliğe sahip kontrollü ilaç salımı gösteren ve sıcaklığa duyarlı kitosan/karboksimetil selüloz/ skleroglukan hidrojellerinin hazırlanması ve karakterizasyonu

Bu çalışmada, tırnak mantarı tedavisinde kullanılması amacıyla oda koşullarında sıvı halde bulunup tırnak yüzeyine uygulandığında jel hale dönüşen sıcaklığa duyarlı kitosan/karboksimetil selüloz/skleroglukan ve kitosan/karboksimetil selüloz/ skleroglukan/montmorillonit hidrojelleri hazırlanmıştır. Hidrojellerin mekanik ve termal özelliklerini ve şişme ve salım davranışlarını iyileştirebilmek amacıyla fenil alanin amino asiti ile modifiye edilmiş montmorillonit kili (MMT) kullanılmıştır. Hidrojellerin jelleşme sıcaklıklarını hassas bir şekilde belirleyebilmek amacıyla reolojik ölçümler yapılmış ve vücut dış sıcaklığında jelleşme gösteren optimum hidrojel sistemi belirlenmiştir. Farklı oranlarda MMT içeren optimum hidrojel sisteminin karakterizasyon testleri gerçekleştirilmiştir. Fourier transform infrared (FTIR), taramalı elektron mikroskobu (SEM), enerji dispersif X-ışını (EDX), haritalama, geçirimli elektron mikroskobu (TEM), X-ışını difraksiyon (XRD), termal gravimetrik analiz (TGA), diferansiyel taramalı kalorimetre (DSC), şişme testleri, temas açısı, opasite ve mekaniksel dayanıklılık analizleri ile karakterizasyon çalışmaları yapılmıştır. TEM ve XRD analizleri, hidrojellere katkılanan MMT'nin hidrojelin ağ yapısı içerisinde eksfoliye dağılım sergilediğini göstermiştir. TGA ile %0, %1, %3 ve %5 MMT içeren hidrojel sistemleri için bozunma sıcaklığının sırasıyla 145 °C, 158 °C, 165 °C ve 175 °C olduğu belirlenmiştir. DSC analizi sonucunda, hidrojel matriksi içerisinde bulunan MMT miktarının artmasıyla, hidrojellerin camsı geçiş sıcaklığı (Tg) değerlerinin arttığı saptanmıştır. Hidrojellere kil katkılanması ile hidrojellerin termal kararlılığı artmıştır. Hidrojellerin saf sudaki, asidik ortamdaki ve bazik ortamdaki şişme davranışları karşılaştırıldığında, en fazla şişmenin asidik ortamda ve en az şişmenin saf su ortamında olduğu tespit edilmiştir. Hidrojeller saf su ortamında ve bazik ortamda denge şişme değerine ulaşmış ve Fick olmayan tipte şişme davranışı sergilemişlerdir. Hidrojel içerisinde kil miktarının artmasıyla hidrojelin şişme miktarında belirgin derecede bir düşüş tespit edilmiştir. %0 MMT içeren hidrojel sisteminin temas açısı değeri 58,8° iken, hidrojel içerisindeki kil miktarının %5'e çıkarılması ile hidrojelin temas açısı değeri 77,9°'ye yükselmiştir. Kil ilavesi ile hidrojelin hidrofilik karakteri azalmıştır. Hidrojel içerisindeki kil konsantrasyonunun artması ile hidrojelin %transmittans miktarının azaldığı ve opasite değerinin arttığı gözlenmiştir. Mekanik sıkıştırma testi sonunda elde edilen basma gerilimi değerleri kil içermeyen sistem için 126,45±8,83 kPa ve en fazla kil içeren sistem için 266,99±6,60 kPa olarak tespit edilmiştir. Ayrıca, antifungal özellikli ilaç salımı ve antifungal aktivite çalışmaları gerçekleştirilmiştir. Hidrojellere antifungal özellikli oksikonazol nitrat (OXI) ilacı yüklenerek salım miktarları spektrofotometrik yöntem ile takip edilmiştir. %0, %1, %3 ve %5 MMT katkılı hidrojel sistemlerinden gerçekleşen OXI salım miktarları 420 dakika sonunda sırasıyla %70,33±1,74, %63,92±0,31, %58,78±1,45 ve %52,89±0,21 olarak belirlenmiştir. Böylelikle, OXI salımının hidrojel içerisindeki kil miktarının değiştirilmesi ile kontrol edilebildiği sonucuna ulaşılmıştır. OXI yüklü hidrojellerin antifungal aktivitesi Trikofiton mentagrafites dermofit türüne karşı incelenmiş ve hidrojellerin yüksek antifungal etki gösterdiği tespit edilmiştir.

Bahar Kancı Bozoğlan
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Science
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Asparagus lycicus (Likya kuşkonmazı) türünde bulunan asparajin etken maddesinin yüksek performanslı sıvı kromatografisi (HPLC) yöntemi ile tayini için metot optimizasyonu, validasyonu ve asparagus lycıcus bitkisinin fitokimyasal karakterizasyonu

Bu çalışmada, ülkemize özgü endemik bir bitki olan Asparagus lycicus (Likya Kuşkonmazı) bitkisinde bulunan asparajin etken maddesinin yüksek performanslı sıvı kromatografisi (HPLC) yöntemi ile tayini için metot optimizasyonu ve validasyonu gerçekleştirilmiştir. Ayrıca; bitkide toplam fenolik ve flavanoid madde, fenolik ve flavanoid madde bileşenleri, toplam antioksidan aktivite, C vitamini, organik asit bileşenleri, şeker bileşenleri, toplam antosiyanin madde, toplam yağ ve yağ asidi bileşenleri miktarları belirlenerek bitkinin fitokimyasal karakterizasyonu gerçekleştirilmiştir. Farklı mobil faz bileşiminde, akış hızında, kolon sıcaklığında ve enjeksiyon hacminde çalışılarak optimum metot koşulları belirlenmiştir. Sonuçta, mobil faz bileşimi su:metanol:formik asit karışımı (hacimce 95:5:0,1 oranında); akış hızı 0,3 mL/dk; kolon sıcaklığı 35 °C ve enjeksiyon hacmi 3 µL olarak belirlenmiştir. Metot validasyonunun gerçekleştirilmesi için doğrusallık, doğruluk, kesinlik, gözlenebilme sınırı (LOD), tayin sınırı (LOQ) ve seçicilik parametreleri saptanmıştır. LOD ve LOQ değerleri sırasıyla 0,28 mg/L ve 0,92 mg/L olarak hesaplanmıştır. Asparagus lycicus bitkisinin fitokimyasal karakterizasyonunu belirlemek amacıyla biyokimyasal içerik analizleri yapılmıştır. Asparajin içeriği 6,14 mg/g bitki olarak belirlenmiştir. Toplam fenolik ve toplam flavonoid içerikleri sırasıyla 13,22 mg GAE/g bitki ve 3,24 mg CE/g bitki olarak bulunmuştur. Fenolik ve flavonoid bileşen analizlerinde, rosmarinik asit, ferulik asit, klorojenik asit, o-kumarik asit, p-kumarik asit ve sinapik asit miktarları sırasıyla 28,8; 109,2; 531,2; 2,8; 17,6 ve 6,0 mg/kg bitki olarak tespit edilmiştir. Toplam antioksidan aktivite 13,2 mg/mg DPPH olarak bulunmuştur. C vitamini miktarı 234,6 mg/kg bitki olarak elde edilmiştir. Organik asit bileşen analizinde malik asit miktarı 2,9 mg/kg bitki olarak belirlenmiştir. Fruktoz ve glikoz miktarları sırasıyla 25,15 g/kg bitki ve 18,25 g/kg bitki olarak elde edilmiştir. Toplam antosiyanin içeriği 5,15 mg/kg bitki olarak belirlenmiştir. Yağ analizinde, toplam yağ içeriği % 9,65 olarak bulunmuştur. Ana yağ asidi bileşenleri olarak oleik asit (% 55,36), linoleik asit (% 32,01) ve palmitik asit (% 7,61) tespit edilmiştir.

Orçun Çınar
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00

Other supervisors