Theses supervised by Prof. Dr. Serdar Paşa

11 theses · Aydın Adnan Menderes University

DoctorateOpen AccessTR

Köpeklerde seçilmiş vektörel kaynaklı hastalıklarda ekokardiyografik bulgular, kardiyopulmoner biyobelirteçler ve koagulasyon profillerinin araştırılması

Amaç: Bu çalışmada seçilmiş vektör kaynaklı hastalıklardan hızlı test kitleri ile Ehrlichiozis, Dirofilariozis, Anaplazmozis, Leishmaniozis ve Babesiozis tanısı konulan köpeklerde ekokardiyografik bulgular, kardiyopulmoner biyobelirteçler (NT-proBNP, cTnI, Miyoglobin, CK-MB, D-Dimer ve cCRP), koagulasyon profilleri (APTT, PT, FİB) ile kandaki hematolojik değişikliklerin değerlendirilmesi amaçlanmaktadır. Gereç ve Yöntem: Araştırmanın hayvan materyalini Aydın Adnan Menderes Üniversitesi Veteriner Fakültesi Hayvan Hastanesi Küçük Hayvan İç Hastalıkları Poliklinikleri ve İzmir Cat & Dog Veteriner Polikliniği'ne getirilen farklı ırk, yaş ve cinsiyetten daha önce kalp hastalığı geçirmemiş Anaplazmozis, Dirofilariozis, Ehrlichiozis, Leishmaniozis ve Babesiozis ile monoenfekte (n=40) ve koenfekte (n=27) köpekler ile sağlıklı köpekler (n=18) oluşturdu. Çalışma kapsamına alınan köpekler ekokardiyografik bulgular, kardiyopulmoner biyobelirteçler ve koagulasyon profilleri yönünden değerlendirildi. Verilerin analizinde tanımlayıcı istatistikler ANOVA ve Kruskall-Wallis ANOVA testleri kullanıldı. Bulgular: Araştırma kapsamına alınan köpeklerde monoenfekte, koenfekte ve sağlıklı kontrol grubu köpekler karşılaştırıldı. Ekokardiyografik verilere göre LA (p=0,017), LA/Ao (p=0,035), SV (p=0,018) ve FS (p=0,011) değerlerinde anlamlı değişiklikler bulundu. Kardiyopulmoner biyobelirteçlerin analiz verilerine göre CRP (p=0,000), NT- proBNP (p=0,012) ve CK-MB (p=0,004) değerlerinde anlamlı değişiklikler bulundu. Koagulasyon profillerinin analiz verilerine göre PT (p=0,004), APTT (p=0,000), FİB (p=0,000) ve D-Dimer (p=0,000) değerlerinde anlamlı değişiklikler bulundu. Sonuç: Yapılan çalışma sonucu elde edilen verilere göre vektör kaynaklı hastalıkların tanısının yapılabilmesi, hastalığın prognozu ve tedavi seçeneklerinin belirlenmesinde ekokardiyografik muayene, kardiyopulmoner biyobelirteçlerin değerlendirilmesi ve koagulasyon profillerinin değerlendirilmesi gerektiği düşünülmektedir. Anahtar kelimeler: Ekokardiyografi, Kardiyopulmoner biyobelirteçler, Koagulasyon profili, Köpek, Vektör kaynaklı hastalıklar.

Doppler ekokardiyografiHastalık vektörleriKan pıhtılaşma bozuklukları
Ali Aydın
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Health Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Sol ventriküler disfonksiyonlu köpeklerde protrombotik durumun değerlendirilmesi

Bu çalışmada ekokardiyografik muayene sonucu sol ventriküler disfonksiyonu bulunan köpeklerde protrombotik durumun değerlendirilmesi amaçlandı. Çalışma aşamasında toplamda 35 köpekten 25'i hasta grubunu oluştururken, 10'u sağlıklı kontrol grubunu oluşturdu. Ekokardiyografik muayene sonucunda sağ parasternal pozisyonda B Mod ve M mod kullanılarak uzun eksen, kısa eksen ve apikal eksende görüntüler elde edilerek ejeksiyon fraksiyonu, fraksiyonel kısalma, diyastol ve sistol anındaki; interventriküler septum, sol ventrikülün iç çapı, sol ventrikülün dış duvarının ölçümleri alındı. Mitral kapaklar düzeyinde Mitral regürgitasyon varlığı değerlendirildi. Ekokardiyografik muayene sonucunda sol ventriküler disfonksiyonu bulunan hasta grubu köpekler ile sağlıklı kontrol grubu köpeklerde D-dimer, NT-proBNP, CK-MB, cTnI ve Myo gibi kardiyak biyobelirteçler ile APTT, FİB ve PT koagülasyon profilleri değerlendirildi. M-mod ekokardiyografik ölçüm sonuçlarının istatistiksel olarak değerlendirilmesi sonucu hasta gruptaki köpeklerde LA çapında artış (p=0,028), AO/LA oranında ise azalma (p=0,012) saptandı. Hasta ve kontrol grubu köpekler arasında PT zamanı açısından (p=0,001), D-dimer konsantrasyonu ölçümünde (p=0,000), CK-MB enzim aktivitesinde (p=0,023) miyoglobin konsantrasyonu ölçümünde (p=0,000) hasta ve kontrol grubu köpekler arasında istatistiksel açıdan önemli bir fark görüldü. Sonuç olarak sol ventriküler disfonksiyonu bulunan köpeklerde protrombotik durumun değerlendirilmesine yönelik olarak PT zamanı, D-dimer konsantrasyonu, CK-MB enzim aktivitesi ile miyoglobin konsantrasyonun ölçülmesinin önem arz ettiği vurgulanabilir.

BiyobelirteçlerEkokardiyografiEkokardiyografi-doppler+4
Ali Aydın
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Health Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

İshalli köpeklerde gastrointestinal biyobelirteçlerin araştırılması

Amaç: Bu çalışmada, çeşitli nedenlere bağlı ishal gelişen köpeklerde gastrointestinal biyobelirteçler arasında yer alan zonulin ve laktat düzeylerinin değerlendirilmesi amaçlandı. Gereç ve Yöntem: Çalışmaya etiyolojik olarak sınıflandırılmayan 30 ishalli köpek ile 15 sağlıklı köpek dahil edildi. Her bir köpeğin Vena cephalica antebrachii'sinden tekniğine uygun olarak kan örnekleri alındı. Antikoagulantsız tüplere alınan kan örneklerinden ELISA prensibine dayalı ticari test kiti (Canine Zonulin ELISA Kit, Cat No. MBS2605074) kullanılarak serum zonulin düzeyleri ölçüldü. Heparinli tüplere alınan kan örneklerinden ise el analizatörü (Lactate Pro 2, Arkray, Hollanda) kullanılarak plazma laktat seviyeleri ölçüldü. Bulgular: Serum zonulin konsantrasyonlarının ishalli köpeklerde 9,80 ± 6,7 ng/ml seviyesinde bulunmasına karşın sağlıklı köpeklerde serum zonulin konsantrasyonlarının 1,94 ± 1,4 ng/ml düzeyinde olduğu tespit edildi. İshalli köpeklerin plazma laktat seviyelerinin ise 9,02 ± 4,7 mmol/L seviyesinde olduğu buna karşın sağlıklı köpeklerin plazma laktat konsantrasyonlarının 1,21 ± 1,4 mmol/L düzeyinde bulunduğu tespit edildi. Yapılan istatistiksel değerlendirmede hem zonulin hem de laktat konsantrasyonlarının ishalli köpekler için yüksek düzeyde (p< 0,000) anlamlı olduğu tespit edildi. Sonuç: Sonuç olarak ishalli köpeklerde gastrointestinal biyobelirteçlerden zonulin ve laktat düzeylerinin kandaki konsantrasyonlarının arttığı ve ishale bağlı olarak bağırsaklarda meydana gelebilecek hasarın tespitinde zonulin ve laktatın dikkate alınabileceği, bu belirteçlerin ishalin prognozu ve sağaltımının takibinde kullanılabileceği kanısına varıldı.

BiyobelirteçlerDiyareGastrointestinal hastalıklar+5
Tugay Şen
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Health Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Aydın ilindeki köpeklerde neospora caninum enfeksiyonunun araştırılması

Bu çalışmada, Aydın ilindeki çiftlik, sokak ve ev ortamında köpeklerde N. caninum enfeksiyonunun araştırılması amaçlanmıştır. Çalışmada genel olarak 120 köpek değerlendirilmiştir. Bu hayvanlardan 36'sını çiftlik, 55'ini ise sokak, 29'nu ise ev ortamında bakılan köpekler oluşturmuştur. Her bir hayvana ait serum örnekleri anti-N. caninum antikorlarının belirlenmesi için ticari bir kit kullanılarak indirekt floresan antikor testi (IFAT) uygulanmıştır. N. caninum enfeksiyonun araştırılması için kullanılan 120 köpeğin 54 (%45)'ünün seropozitif olduğu belirlendi. Seropozitif bulunan köpeklerin 22 (22/36, %61,1)'sini sığır çiftliğinde yaşayan, 29 (29/55, %52,7)'unu sokakta yaşayan, 3 (3/29, %10,3)'ünü ise ev ortamında yaşayan köpekler oluşturmuştur. Çiftlik ve sokak köpeklerinde elde edilen N. caninum seroprevalansının ev ortamında yaşayan köpeklere göre istatistiksel açıdan önemli (p<0,001) olduğu belirlenmiştir. Çiftlik köpeklerinde N. caninum'un seropozitivitesi 1 yaşından küçüklerde önemli (p<0,01) düzeyde düşük, 5 yaşından büyüklerde ise önemli (p<0,01) düzeyde yüksek olduğu belirlenmiştir. Evde yaşayan 29 köpeğin 3 (%10,3)'ünde tespit edilen N. caninum enfeksiyonun seroprevalansının istatistiksel açıdan önemli (p<0,001) düzeyde olduğu belirlenmiştir. Bu çalışmada, IFA ile test edilen 120 köpeğin 17 (%14,2)'sinde hem N. caninum hem de T. gondii paraziti tespit edilmesine rağmen her iki parazit arasında istatiksel bir önem bulunmadığı belirlenmiştir. Sonuç olarak, elde edilen verilere göre Aydın ilinde çiftlik ve sokakta yaşayan N. caninum ile enfekte köpeklerin, sığırlarda abort ile ilişkili N. caninum enfeksiyonu için risk oluşturabileceği kanısındayız.

AydınFloresan antikor tekniğiKöpekler+2
Saadet Ocaklı
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Health Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Leishmaniasisin endemik olduğu Aydın/ Kuşadası'nda asemptomatik köpeklerde Lesihmania infantum enfeksiyonunun araştırılması

Bu çalışmada, Kuşadası/Aydın ilçesindeki sağlıklı köpeklerde Leishmania infantum enfeksiyonunun araştırılması amaçlanmıştır. Çalışmada, genel olarak klinik olarak sağlıklı görünen 100 köpek değerlendirilmiştir. Her bir hayvana ait serum örnekleri anti-L. infantum antikorlarının belirlenmesi için ticari bir kit (Qia-Gen) kullanılarak indirekt florasan antikor testi (IFAT) ve her bir hayvana ait EDTA'lı tüplere alınan periferal kan örneklerinde DNA izolasyonu yapılmış ve Leishmania. infantum'a özgü primer ve prob ile gerçek zamanlı PZR testi uygulanmıştır. Leishmania infantum enfeksiyonunun araştırılması için kullanılan 100 köpeğin 23 (%23)'ünün IFAT yöntemi ile seropozitif olduğu belirlenirken, gerçek zamanlı PZR testi ile köpeklerin hiçbirinde Leishmania DNA'sı pozitif bulunmamıştır. Seropozitif bulunan köpeklerin 9 (9/44 %20,45)'unu dişi, 14(14/56 %25)'ünü erkek köpekler; 11 (11/55 %20)'ini 1-3 yaş arası, 12 (12/45 %26,6)'sini 4-12 yaş arası köpekler; 2 (2/22 % 9,09)'sini ev köpeği, 21 (21/78 %26,92)'ini koruma köpekleri; 3 (3/16 %19,75)'ünü kısa tüylü köpekler, 6 (6/40 %15)'sını uzun tüylü köpekler, 14 (14/ 44 %31,82)'ünü normal tüylü köpekler; 15(15/60 %25)' ini gece-gündüz bahçede duran köpekler, 2(2/10 %20)'sini gece-gündüz sokakta olan köpekler, 1 (1/7 %14,29)'ini gündüz bahçe-gece evde olan köpekler, 1 (1/2 %50)'ini gündüz sokak-gece evde bulunan köpekler oluşturmuştur. Köpeklerin yaşları, cinsiyetleri ve ırkları ile Leishmania seropozitivite arasında herhangi bir istatistiksel korelasyon bulunmamıştır (p>0,05). Sonuç olarak, elde edilen verilere göre leishmaniasisin endemik olarak seyrettiği Aydın/Kuşadası ilçesinde Leishmania infantum ile enfekte asemptomatik köpeklerin insanlar ve duyarlı hayvanlar açısından için risk faktörü olabileceği kanısındayız.Anahtar Kelimeler: Asemptomatik; Köpek; Leishmania infantum; PZR; Seroprevalans

Aydın-KuşadasıKöpek hastalıklarıKöpekler+4
Mine Keskin Kürklü
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Health Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

İzmir/Çiğli ilçesindeki köpeklerde Ehrlichiosis, Anaplasmosis, Borreliosis ve Dirofilaria immitis'in prevalansı

Bu çalışmada, İzmir/Çiğli ilçesindeki köpeklerde vektörlele taşınabilen bazı enfeksiyoz hastalıklardan ehrlichiosis, anaplasmosis, borreliosis ve Dirofilaria immitis enfeksiyonlarının prevalanslarının serolojik olarak araştırılması amaçlanmıştır. Bu çalışmada, İzmir/Çiğli Belediyesi Veteriner İşleri Müdürlüğü kliniğine getirilen klinik olarak sağlıklı ya da klinik bulgu gösteren toplam 100 köpek kullanılmıştır. Köpeklerin ırk, yaş ve cinsiyetleri belirlenerek fiziksel muayeneleri yapılmıştır ve hastalıkların tanısı için serum örnekleri toplanmıştır. Köpeklerde her bir serum örneğinde ehrlichiosis, anaplasmosis, borreliosis ve Dirofilaria immitis enfeksiyonlarının belirlenmesi için ELISA prensibiyle çalışan SNAP* 4DX* Plus (IDEXX Laboratories) ticari hızlı test kiti uygulanmıştır. Bu çalışmada, muayene edilen 100 köpeğin 20 (%20)'sinin ehrlichiosis, 14 (%14)'ünün anaplasmosis ve 2 (%2)'sinin de Dirofilaria immitis yönünden seropozitif olduğu belirlenirken, borreliosis yönünden seropozitif hayvanlar tespit edilmemiştir. Ayrıca 14 olguda ehrlichiosis ve anaplasmosis, 2 olguda ehrlichiosis ve Dirofilaria immitis ile ko-enfeksiyon belirlenmiştir. Sonuç olarak, İzmir/Çiğli ilçesinin köpeklere vektörlerle taşınabilen ehrlichiosis ve anaplasmosis yönünden yüksek, D. immitis yönünden ise düşük oranda risk oluşturduğu düşünülmektedir. Aynı zamanda, bu hastalıkların İzmir/Çiğli ilçesinde mono veya ko-enfekte şeklinde görülebilmesinden dolayı köpeklerde hastalıkların ayırıcı tanısında dikkate alınmasının ve bu bölgede vektörlerle taşınabilen bu hastalıklara karşı gerekli koruyucu önlemlerin alınması gerekmektedir. Anahtar Sözcükler:Anaplasmosis, Borreliosis, Dirofilaria immitis, Ehrlichiosis, Köpek

AnaplasmaBorrelia enfeksiyonlarıDirofilaria immitis+6
Songül Taşkaya
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Health Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Kritik hastalıklı köpeklerde mikroalbuminüri'nin prevalansı

Bu çalışmada, kritik hastalıklı köpeklerde mikroalbuminürinin prevalansının değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Bu amaçla kritik hastalıklı toplam 100 köpek çalışma kapsamına alındı. Bütün köpekler klinik muayene, laboratuvar ve görüntüleme bulgularına göre travma, kan parazitleri, viral hastalıklar, dolaşım bozuklukları, zehirlenmeler ve tümörler olmak üzere 6 gruba ayrıldı. Çalışmaya alınan her köpek için ırk, yaş, cinsiyet gibi demografik bilgileri içeren bir anket formu dolduruldu. Kritik hastalıklı tüm köpeklerden kateterizasyon yöntemiyle 10ml idrar toplandı. Mikroalbuminürinin ve albümin/kreatinin varlığını ve derecesini saptamak amacı ile her bir köpekten alınan idrar örneği, "Healty Mate Vet 2AC" ticari idrar stik test kiti ile ölçüldü. Kritik hastalıklı 100 köpekte idrar stik testi ile idrarda mikroalbuminürinin ve albümin/kreatin oranınn prevalansının 100 köpeğin 91'inde (%91) pozitivite gösterdiği 9'unda ise mikroalbuminürinin negatif olduğu saptandı. Bununla birlikte idrardaki mikroalbuminüri üzerine yaşın etkili olduğu bildirilmesine rağmen bu çalışmada mikroalbuminüri üzerine yaşın etki etmediği belirlendi. Aynı zamanda kritik hastalıklı köpeklerde hastalığın şiddeti arttıkça mikroalbuminüri düzeyinin de arttığı belirlendi. Sonuç olarak, kritik hastalıklı köpeklerde özellikle erken renal bozukluğun ve hastalığın prognozunun belirlenmesinde mikroalbuminürinin rutin klinik uygulamalarda uygun bir parametre olduğu anlaşıldı. Bununla birlikte kritik hastalıklı köpeklerde böbrek bozukluklarının erken tanısında mikroalbuminürinin tespit edilmesi ile bu hayvanların yaşam sürelerinin ve yaşam kalitelerinin uzayabileceği kanısına varıldı.

Kritik hastalıkKöpek hastalıklarıKöpekler+4
Özden Güven
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Health Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Sağlıklı koyunlarda fluniksin meglumine ve meloksikam uygulamasının koagulasyon profili üzerine etkilerinin araştırılması

Bu çalışmada, sağlıklı koyunlarda fluniksin meglumine ve meloksikam uygulamasının koagulasyon profili üzerine etkilerinin araştırılması amaçlandı. Sağlıklı koyunların tespiti için her bir hayvanın fiziksel muayene bulguları, tam kan sayımı ve biyokimyasal parametreleri dikkate alındı. Fiziksel muayene bulgularıyla birlikte hemogram ve biyokimyasal verileri fizyolojik sınırlar içerisinde olan hayvanlar çalışma kapsamına alınıp gruplar içersine rastgele dağıtıldı. Sağlıklı koyunlar Grup 1 (n=7) ve Grup 2 (n=7) olmak üzere iki guruba ayrıldı. Grup 1' deki koyunlara fluniksin meglumin (Flumed, Alke, Türkiye) 2,2 mg/kg/gün dozunda intramusküler, Grup 2' deki hayvanlara da meloksikam (Maxicam, Sanovel, Türkiye) 0,5 mg/kg/gün dozunda subkutan olarak ilk 3 gün boyunca uygulandı. Her iki gruptaki hayvanların koagulasyon profillerinin [protrombin zamanı (PT), aktive edilmiş tromboplastin zamanı (APTT), fibrinojen konsantrasyonu] ve trombosit sayımının belirlenebilmesi için vena jugularis'den 0. saat, 3. saat, 6. saat, 12. saat, 24. saat, 2. gün, 3. gün, 6. gün, 12. gün ve 24. günde kan örnekleri sodyum sitratlı ve etilendiamin tetraasetikasit (EDTA)' lı tüplere 2' şer ml alındı. Çalışmadan elde edilen sonuçlarla, selektif Siklooksijenaz- 2 (COX-2) özelliği bulunan ve hem COX-1 hemde COX-2 enzimlerini aynı anda bloke eden non-steroid antienflamatuar (NSAI) iki ilacın koagulasyon parametrelerine olan etkisi değerlendirildi. Non-steroid antienflamatuar ilaçlardan ( NSAİİ) fluniksin meglumin ve meloksikam ile tedavi edilen koyunlarda zamana bağlı olarak trombosit sayısı ve fibrinojen konsantrasyonlarında azalma ve PT seviyelerinde ise uzamanın olduğu ve bu değişikliklerin istatistiksel açıdan önemli olduğu belirlendi. Gruplar arasında hemostatik değişiklikler açısından istatistiksel olarak belirgin bir farkın olmadığı belirlendi. Sonuç olarak NSAİİ' lerden fluniksin meglumin ve meloksikam ile tedavi edilen koyunlarda konvansiyonel rutin hemostatik değişikliklerden PLT, PT, FIB düzeylerinin dikkatle takibi alınması kanısına varıldı. Anahtar Kelimeler: Koyun, fluniksin meglumin, meloksikam, koagulasyon profili, trombosit.

Flunixine megluminKan trombositleriKoyunculuk+4
Sedat Turgut
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Health Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Ehrlichiosisli köpeklerin klinik değerlendirilmesinde C-reaktif protein kullanımının araştırılması

Amaç: Bu tez çalışmasında ehrlichiosisli köpeklerde CRP düzeylerinin belirlenmesi ve CRP ile çeşitli klinik bulgular arasındaki ilişkinin değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Çalışma kapsamına Ehrlichiosisli (n=20) ve sağlıklı (n=10) köpek olmak üzere toplamda 30 köpek dahil edildi. Tüm hayvanlarda, klinik skorlamalar ve serum CRP düzeyleri belirlendi. Bulgular: CRP' nin enfekte köpeklerde (89.75 ± 16.55) ile sağlıklılara kıyasla (4 ± 0.00) yüksek (p = 0.000) seyrettiği görüldü. Ayrıca ehrlichiosisli köpeklerin CRP düzeyleri ile klinik bulgulardan yalnızca letarji (r = -0.524, p = 0.018) ve peteşi / ekimoz (r = -0.467, p = 0.038) ile istatiksel olarak anlamlı korele bulundu. Sonuç: Ehrlichiosisli köpeklerde CRP artışı ve klinik semptomların yangı ile ilişkili olarak değiştiği ancak daha fazla örneklem ile konunun araştırılması gerektiği sonucuna varıldı. Anahtar kelimeler: Ehrlichioisis, CRP, Klinik görünüm

C reaktif proteinEhrlichiosisKöpekler+1
Şerif Fırat
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Health Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Isı stresi altındaki Saanen keçilerinde vitamin E ve Selenyum kullanımının antioksidan parametreler üzerine etkileri

Amaç: Çalışma, Isı Stresi Altındaki Saanen ırkı keçilerde Vitamin E ve Selenyum Kullanımının Antioksidan Parametreler Üzerine Etkilerini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Gereç ve Yöntem: Çalışmada klinik ve laboratuvar muayene (tam kan sayımı ve serum biyokimyasal bulgularına) sonuçlarına göre 1 yaş ve üzeri yaşta saanen ırkı 14 adet sağlıklı dişi keçi seçilmiştir. Seçilen bu keçiler gruplara rastgele dağıtılarak Grup 1 (n=7) ve Grup 2 (n=7) olmak üzere iki guruba ayrılmıştır. Hayvan grupları ayrı padoklara alınarak çalışma süresince besleneme rejimleri değiştirilmeden toplam karışım rasyonu ve adlibitum su ile bakım-yönetimleri sağlanmıştır. Çalışma kapsamında oluşturulan Grup 1'deki keçilere Vitamin E-Selenyum (Se) (Yeldif, Ceva, Türkiye) 2 ml yeldif / 50 kg canlı ağırlık dozunda, grup 2'deki keçilere ise 2 ml %0,9'luk NaCI her ayın ilk haftası tek doz subkutan olarak uygulanmıştır. Her iki gruptaki hayvanlardan toplam oksidan seviyesi (TOS), toplam antioksidan seviyesi (TAS) ve tiyol disülfit (total tiyol (TTL), nativ tiyol (NTL), disülfid (DS) düzeylerinin belirlenmesi için vena jugularistüren lityum heparinli tüplere 4' er ml kan örnekleri alınmıştır. Örnekleme ve uygulamaların tamamı 12 ay boyunca (mevsimsel) ayda bir kez olacak şekilde takip edilmiştir. Bulgular: Bu çalışmada, 12 ay boyunca takip edilen saanen ırkı keçilerde çevresel sıcaklık-nem indeksi (SNİ) ile antioksidan parametreler (TTL, NTL, DS, TAS, TOS) arasındaki değişimlere Vitamin E ve Selenyumun uygulamasının anlamlı bir etkisinin olup olmadığı incelenmiştir. Bu çalışmada SNİ değerlerinin arttığı yaz mevsiminde sıcaklık stresinin oluştuğu tespir edilmiştir. Zaman içerisinde dalgalanma gösteren TTL düzeyleri kontrol gurubuna nazaran çalışma grubunda özellikle Mart ve Ekim aylarında daha yüksek bulunmuştur. Şubat ayında özellikle kontrol grubunda belirgin bir artış gösteren NTL seviyesi diğer aylarda anlamlı bir değişiklik göstermemiştir. Vitamin E ve Selenyum uygulamasının antioksidan etkisi yıl sonunda DS seviyesindeki anlamlı düşüş ile ortaya konmuştur. Çalışmada TAS ve TOS düzeyleri her iki gruptada yıl içerisinde dalgalanmalar gösterse bile anlamlı bir değişiklik şekillenmemiş ve benzer bir seyir göstermişlerdir. SNİ ile antioksidan parametreler arasında yapılan regresyon analizinde, sadece TTL ile SNİ arasında pozitif yönlü ve anlamlı bir ilişki (p = 0.048) tespit edilmiştir. Sonuç: Bu çalışmada; tüm oksidatif stres parametreleri kapsamında çalışma ve kontrol grupları arasında değişimler gerçekleşmiş olsada bu değişimlerin önem arz etmediği tespit edilmiştir. Anahtar kelimeler: Vitamin E, Selenyum, sıcaklık stresi, TAS, TOS, tiyol disülfit, keçi

Sedat Turgut
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Health Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Beyaz kan hücre (WBC) sayısı yüksek (lökositozis) kedilerde serum amiloid A ve D vitamini düzeylerinin değerlendirilmesi

Amaç: Bu tez çalışmasında lökositozlu kedilerde Serum Amiloid A ve D Vitamini düzeylerinin değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Çalışma kapsamına Lökositozlu (n=20) ve sağlıklı (n=10) kedi olmak üzere toplamda 30 kedi dahil edildi. Tüm hayvanlarda, klinik skorlamalar ve serum amiloid A düzeyleri belirlendi. Bulgular: Çalışma grubundaki kedilerde, kontrol grubuna kıyasla fSAA düzeylerinin istatistiksel olarak anlamlı şekilde yüksek olduğu belirlenmiştir (p<0,05). Buna karşın, D vitamini düzeyleri bakımından iki grup arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık saptanmamıştır (p>0,05). Sonuç: Elde edilen bulgular doğrultusunda, fSAA düzeylerinin inflamatuvar süreçlerin varlığını ortaya koymada ve lökositozun altında yatan nedenin değerlendirilmesinde güvenilir bir biyobelirteç olduğu sonucuna varılmıştır. D vitamini düzeylerinin ise inflamasyonla olan ilişkisini daha doğru değerlendirebilmek için daha geniş vaka grupları ve kontrol edilen değişkenler ile yapılacak ileri çalışmalara ihtiyaç vardır. Anahtar kelimeler: kedi, lökositoz, serum amiloid A, D vitamini, inflamasyon

Serra Sanem Başnak
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Health Sciences
2025
00

Other supervisors