Theses supervised by Prof. Dr. Soner Duman

14 theses · Sakarya University

Master'sOpen AccessTR

Mâlikî mezhebinde maslahatla tahsis

Bu çalışmada, Mâlikî mezhebinde genel (âm) ifade taşıyan nasların, maslahat ilkesi doğrultusunda tahsis edilmesi meselesi ele alınacaktır. Kur'ân ve Sünnette yer alan birçok lafız, kapsamına giren tüm bireyleri kuşatan genel ifadeleri barındırmaktadır. Mâlikî fakihler ise kamu yararını önceleyen maslahat düşüncesiyle bu lafızların kapsamını bazı durumlarda daraltmış, yani tahsis etmiştir. Her ne kadar benzer uygulamalar diğer mezheplerde farklı adlarla veya belirli şartlar altında görülse de Mâlikî mezhebi maslahat temelli yaklaşımıyla bu konuda daha sistemli ve dikkat çekici bir yöntem geliştirmiştir. Ülkemizde doğrudan doğruya Mâlikî usûl anlayışında nassın maslahatla sınırlandırılması konusuna odaklanan bir akademik çalışma bulunmamaktadır. Bu durum, çalışmanın Mâlikî mezhebi ekseninde derinleştirilmesini gerekli kılmıştır. Araştırmanın temel amacı, Mâlikî mezhebine ait klasik kaynaklardan hareketle maslahatla tahsis uygulamasının teorik zeminini ortaya koymak ve bu yaklaşımın fürû literatürdeki yansımalarını örneklerle somutlaştırmaktır. Böylece "nassın bulunduğu yerde içtihada yer yoktur" şeklindeki genel kabul gören prensibin, maslahat ilkesi çerçevesinde ne ölçüde esnetilebileceği ve hangi şartlarda içtihada imkân tanındığı ortaya konulmaya çalışılacaktır. Bu bağlamda çalışmamız, naslara bağlılık düşüncesinden ödün vermeksizin maslahat gerekçesiyle esneklik sağlayan, kurallı ve dengeli bir içtihat anlayışının imkâna ilişkin tartışmalar bağlamında somut bir veri tabanı ortaya koymayı amaçlamaktadır. Bu yönüyle araştırma, İslam hukuk geleneği içerisinde içtihada dair dengeli yaklaşımların çağdaş tartışmalara katkı sunabilecek potansiyelini örneklemektedir.

Rumeysa Aydın
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

İbn Hazm'ın fıkıhta kesinlik arayışı

İbn Hazm'ın fıkıh usulüne ilişkin temel iddialarından biri, bu disiplinin gerek kaynakları gerekse bilgi üretim süreci bakımından kesinlik zeminine oturtulması gerekliliğidir. Bu anlayış doğrultusunda ilahî mesajı taşıyan ve fıkhî hükümlerin temelini oluşturan nasların sübut açısından kesinlik arz etmesi esastır. Zira dinî alan beşerî müdahaleye kapalıdır ve bu yönüyle tamemen şer'î bildirime dayanmalıdır. Dahası İbn Hazm'a göre naslar yalnızca sübut itibariyle değil, delâlet açısından da kesin olmalıdır. Bu durumda sübutu kat'î metinlerden fıkhî hükümlere ulaşabilmek için sonuçları kesinlik taşıyan yöntemlerin kullanılması zorunlu hale gelir. İşte bu kesinliği temin etmek adına İbn Hazm, Aristo mantığını geniş bir biçimde kullanmakta ve nassın dış formunu oluşturan dil yapısına özel bir önem atfetmektedir. Bu tez, İbn Hazm'ın kesin bilgiye ulaşma hedefinin, onun genel düşünce sistemini ve Zâhirî fıkıh anlayışını şekillendiren en önemli unsur olup merkezi bir konuma sahip olduğunu ortaya koymayı amaçlamaktadır. Çalışmanın ilk bölümünde, İbn Hazm'ın kesinlik anlayışının teorik temelleri ele alınmaktadır. Bu çerçevede, onun mantık anlayışı, bilgi teorisi, beyan düşüncesi, varlık tasnifi ve dil teorisi gibi farklı disiplinlerde geliştirdiği temel kavram ve yaklaşımlar incelenerek kesinliğin kurucu ilkeleri analiz edilmiştir. İkinci bölümde, İbn Hazm'ın fıkıh usulü anlayışı çerçevesinde şer'î delillerin hücciyet ve sübut açısından kesinliğinin nasıl temellendirildiği ele alınmıştır. Üçüncü bölümde ise, kesinliği ortaya konan şer'î delillerden hüküm çıkarma süreçleri incelenerek İbn Hazm'ın kesinlik arayışının tutarlılığı ve başarısı değerlendirilmiştir.

Muhammet Ali Acar
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
DoctorateOpen AccessAR

تأثير المنتجات المالية المصرفية الإسلامية على استثمار الأوقاف وإدارتها(البنك التشاركي الوقفي التركي نموذجا)

The profitable and charitable sectors, are the two characters which make the Islamic financial industry differ from other financial sectors, and its governed and controlled by the Islamic legal laws, used as an ethical framework aimed at embodying justice and developing funds. due to its disregard and neglect of the endowment charitable sector that develops societies, our topic is mainly to discuss the composition of Islamic financial products, and the possibility of applying them in endowment investment, through the endowment participatory bank model, by finding formulas for merging between the profit and charitable sectors, using the endowment as an activator. Our study aimed at identifying financial products suitable for endowment investment, taking into account its specificity, and to know the mechanism of merging between the for-profit and charitable sectors. We did not find out an academic scientific thesis in a detailed manner for several Islamic financial products, or any mechanism of merging between the two sectors, or discussed the point of making the endowment an alternative to the meaning of social responsibility or referred to field experiences and statistics; in order to reach our research objectives, inductive, analytical method and the method of comparison and criticism has been used. One of the most prominent results of our research is its inventory of the most important financial products suitable for waqf investment, such as speculation, participation, musharaka, muzara'a, musaqah, mughrasa, murabaha, salam, istisna'a with all its types type, installment sale, good loan, securities, all kinds of hiring, reward, endowment funds , current and investment deposits, microfinance, and the build-and-operate system (B.O.T)", the use of banking intermediation based on legitimate purposes in the integration process, the use of the endowment as an alternative to social responsibility, identifying the most important shortcomings of the integration process and their solutions, with the recommendation to generalize the experience of the endowment-participatory bank in various countries of the world Islamic.

Fares Zaher
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessAR

دراسة الأحكام المتعلقة بالزواج في القانون العراقي من منظور الفقه الإسلامي

Iraq consists of different ethnicities, religions, and sects; therefore, it is natural to them to follow their own laws and customs which refers to their affairs, including what is related to the issue of marriage. It is difficult to set a single law for all these people, so that they can act accordingly. However, after different stages of change and alteration, the legislators of Iraqi law were able to develop the personal law. This law has endured since 1959 to the present time with minor changes to some of its articles. This is what aroused our interest to study the provisions of this law and to analyze its articles to learn about the legal nature of these articles, their relationship to Islamic jurisprudence and to know the sources of their derivation from the jurisprudential schools. After studying these articles, we found that the Iraqi legislators did not adhere to a specific school of thought from the well-known Islamic schools of thought, even they did not rely on the opinion of the majority, so one may finds in some of the articles that they stands with the opinion of majority, sometimes prefers the opinion of one of them, at other times adopts sayings that are from outside the Islamic schools of thought. We also found the usage of expressions that have many meanings and are open to different interpretations.We also noticed in the study that some of its articles needed to be reviewed in their formulations, as well as taking into account in the light of the situation which has been evolved in the modern technological means, change in the customs and traditions with regard to expenses, dowry, and the woman's relationship with her husband, and the emergence of some types of marriage that were not usual before, such as misyar marriage and the marriages with the intention of divorce and other different rulings. This thesis took the descriptive and analytical approach in studying the articles and tried to identify the sources of the Iraqi legislators and put forward some proposals to reformulate some articles and develop other articles that were not addressed by the Iraqi Personal Status Law.

Abdulqahar Ahmed Azeez
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Nijerya hukuk sistemi içinde İslam hukukunun yeri

İslam hukuku, Nijerya hukuk sisteminde göz ardı edilemeyecek bir yere sahiptir. Bilhassa sömürge öncesi dönemde, Nijerya'nın kuzey eyaletlerinde İslam hukuku medenî hukuk ve ceza hukuku dahil olmak üzere hayatın çeşitli alanlarına uygulanacak şekilde detaylandırılmış ve uygulanmıştır. Söz konusu dönemde İslam hukuku Alkali, Emir ve temyiz mahkemelerinde esas hukuk olarak kabul edilmiştir. İslam hukukunun etki alanı İngiliz sömürü döneminde nispeten sınırlandırılmıştır. İngiliz sömürgeciler İslam hukukunu kişisel hukuk ve tarafların muvafakat ettiği diğer konularla ilgili olmak üzere sınırlamışlardır. Günümüzde Nijerya hukuk sistemi içerisinde yer alan farklı kanun metinlerinde İslam hukukunun bu sınırlı konumu varlığını sürdürmektedir. 1999 yılında Nijerya Devleti, demokratik bir hükümet sistemini benimsediğinde, kuzey eyaletlerinden on iki tanesi kapsamlı bir İslam hukuku sistemini benimsemeyi tercih etti. Bu, ülkede farklı kesimlerden ciddi bir eleştiriye yol açan tam teşekküllü bir hukuki çoğulculuğu ima etmekteydi. Bu araştırmanın amacı İslam hukukunun Nijerya hukuk sistemi içindeki yerini değerlendirmektir. Bu amaç doğrultusunda, araştırmanın hedefleri, Nijerya gibi laik bir devlette İslam hukukunun uygulanmasının ne tür sonuçlara yol açtığını incelemek ve nihaî olarak İslam mahkemelerinde karara bağlanan seçilmiş davaları tetkik ederek Nijerya`da İslam hukuku uygulamasının keyfiyetini ortaya koymaktır. Araştırmamızda ağırlıklı olarak deskriptif yöntem ve analitik yöntem uygulanmıştır. Veri toplama süreci, basılı materyallerden ve elektronik kaynaklardan bilgi toplama işlemini içermiştir. Araştırmamız, Nijerya'nın bazı eyaletlerinde yürürlükte olan İslam hukukunun uygulamaları ile söz konusu eyaletlerdeki güvenlik sorunları arasında doğrudan bir ilişki olmadığını da ortaya koymaktadır. Aynı şekilde sömürge mirası olan hukuki çoğulculuğun da önemli zorluklar yarattığı sonucuna varılmıştır.

Daud Salman
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessAR

تحقيق قسم المحظورات والمكروهات من كتاب الحاوي للفتاوىلأبي بكر الحصيري ومقارنته بكتاب عمدة الفتاوى للصدر الشهيد

Among the three sub-genres of Hanafi füru fiqh literature, works such as fatwa and nawazil have an important place. Because this literature shows that the fiqh istidlal and ijtihad activities within the madhab were carried out vividly without hesitation, in terms of containing the views of the faqihs belonging to the madhab in the later periods on issues that were not included in the founding texts of the first period. After the Hanafi school of law revealed its establishment and first texts in the Iraqi region where it first emerged, it gained widespread acceptance in the regions of Māwaraunnehir and Khorasan. In addition to the commentary of the founding texts, the jurists of this region have put forward a scientific work that can be felt within the madhab, especially on fatwa and nawazil. The works written by two great scholars on the fatwa literature of the Hanafi madhab in the region of Māwaraunnehir in the fifth century of the Hijri gained an important place in the Hanafi jurisprudence of the later period. One of them, Abu Bakr al-Hasîrî (v. 500), is still in manuscript with his work al-Hâwî fi'l-fatâwâ. The other of these works is the book called Umdatu'l-fatawa by Abu Hafs al-Sadr al-Shahid In this study, in addition to analyzing the part of al-Hasiri's work called al-Makrûhat wa'l-mahzûrat, we tried to address the issue of whether the sources, style and subjects of the fatwa are similar and different in the Hanafi fiqh thought of Mâwaraunnehir by comparing the section in question with the section in Sadrushshahid's work that contains the same subjects. Our research consists of an introduction and four chapters. The first chapter is devoted to Imam al-Hasiri and in this chapter the person of al-Hasiri and his work al-Hâwî fi'l-fatawa will be introduced. During this introduction, topics such as the sources used by al-Hasiri, the content he included, the way and style he handled the subjects, and the preferences in his fatwas will be emphasized. In the second part of the research, the personality of al-Sadr as-Shahid and his work called Umdetu'l-fatâva will be introduced. The third chapter is devoted to the comparison of the relevant parts of the works of al-Hasîrî and al-Sadr al-Shahid. The fourth part, which constitutes one of the main parts of our study, consists of the analysis of the part of the work called al-Hâwî fi'l-fatâwâ titled al-Makrûhat wa'l-mahzûrat. In our study, al-Hasîrî's work; In terms of the richness of its content, the abundance of its sources, and the choices it made not only to convey the fatwa, it has been determined that it appeared earlier than the relevant part of al-Sadr al-Shahidd's work. However, it has also been determined that both works have an important place in the fatwa literature as well as the general furu works of the later period.

Zehra Elbekri
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Osmanlı sonrası Arnavutluk'ta şer'iyye mahkemeleri ve İslâm hukukunun tatbiki

Bu tezin amacı Osmanlı sonrası Arnavutluk'ta kurulan şer'iyye mahkemelerinin terihçesini, yapısını, Arnavutluk hukuk sistemindeki yerini, muhâkeme usulünü ve uygulamalarını ele alarak medenî hukuk alanındaki Osmanlı'dan tevarüs edilen İslâm hukukunu incelemektir. Temel kaynak olarak 1912-1929 yılları arasındaki Arnavutluk Diyanet İşleri Şer'iyye Sicilleri ve arşiv belgeleri, Arnavutluk arşiv belgeleri, Arnavutluk ve Arnavutluk hukuk tarihi temel eserleri ve İslâm hukukunun klasik kaynakları kullanılmıştır. Giriş bölümünde tezin konusu, önemi, amacı, sınırlılıkları, yöntemi ve özellikle arşiv belgelerinin özelliklerini anlatarak temel kaynakları üzerinde durulmuştur. Birinci bölümde Arnavutluk hakkında genel bilgiler, 1912-1929 seneleri arasında hukuk ile ilgili kurumlar, İslâm dini kurumları ve Osmanlı'da şer'iyye mahkemeleri hakkında genel bilgilere yer verilmiştir. İkinci bölümde geniş bir perspektif ile İslâm dini kurumlarının en önemli dönüm noktaları ve değişimleri üzerinde durularak şer'iyye mahkemelerinin tarihçesi ele alınmıştır. Üçüncü bölümde şer'iyye mahkemelerinin yapısı, Arnavutluk hukuk sistemindeki yeri, görev ve yetkileri, muhâkeme usulü ve kullanılan dil meseleleri incelenmiştir. Dördüncü ve son bölümde Arnavutluk arşiv belgelerinde ve Şer'iyye Sicillerinde nikâh, talâk, miras ve bunlarla ilgli tespit edilen Aile hukuku uygulamaları irdelenmiş ve temel İslâm hukuku kaynaklarıyla karşılaştırılarak uygunlukları değerlendirilmiştir. Ekler bölümünde şer'iyye sicilleri ve arşiv belgelerinden örnekler, ayrıca Yüksek Şer'iyye Mahkemesi'nin organizasyonuyla ilgili en önemli tüzüklerin tercümeleri eklenmiştir. Çalışmamaızın sonucunda şer'iyye mahkemelerinin 1916-1929 seneleri arasında zaman zaman değişen uygulama ve iç organizasyonuyla Osmanlı'dan sonra Arnavutluk'ta baskın bir şekilde İslâm hukukunu uyguladığını tespit etmiş bulunuyoruz.

Arnavutluk hukukuKadı sicilleriİslam hukuku+4
Elton Karaj
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

El Furuk adlı eseri çevcevesinde Karafi'nin akitlere ilişkin görüşlerinin katılım bankacılığı uygulamaları perspektifinden değerlendirilmesi

Bu çalışmamızda klasik dönem âlimlerinden birinin İslam iktisadı alanına dair görüşlerinin günümüz iktisadî ve finansal konularının fıkhî çözümlemesini yaparken ne derece etkin olabileceği hususunu ele almaya çalıştık. Bu bağlamda hicri yedince asırda yaşamış olup Mâlikî fıkhının önde gelen âlimlerinden, orijinal yaklaşımları ile öne çıkan İmam Şehâbeddin el-Karâfî'yi (ö. 684/1285) esas aldık. Karâfî'nin kaleme aldığı "el-Furûk" adlı eserindeki malî-iktisadî konular bütünlüklü olarak değerlendirildiğinde mezhepler arası farklılıkların derli toplu ve objektif bir biçimde aktarıldığı ve ilgili konulara olan vukufiyetinden bu alanda geniş bir bilgi birikimine sahip olduğu görülmektedir. Bu çalışma çerçevesinde Karâfî'nin el-Furûk adlı eserinden yola çıkılarak onun finansal işlemlere ilişkin konuları derli toplu ele alındıktan sonra günümüzde İslam bankalarında yaygın olarak kullanılan belli başlı mali işlemlerle alakası kurulabilecek bazı öne çıkan hukuki konular ele alınmaya çalışılmıştır. Bu amaçla bu araştırmada Karâfî'nin fıkhî görüşlerinin diğer mezhep imamlarıyla mukayesesiyle birlikte çağdaş hukukçuların fikirleriyle de karşılaştırılması yapılmıştır. Böylelikle Karâfî'nin bu konulara ilişkin görüşleri netleştirilmeye çalışılmış, ona ait fıkhî yaklaşımı diğerlerinden ayıran noktalar tespit edilmiş, yaptığı fıkhî çıkarımların etki ve gücü ile zihni anlayışının kuvvet ve genişliği ortaya konulmaya çalışılmıştır. Çalışmamız, iktisadî ve finansal işlemlerin temelini oluşturan ve katılım bankacılığının da pratikteki işlemlerini teşkil eden akitleri merkeze almaktadır. Öncelikle Karâfî'nin el-Furuk adlı eserinde akitlere yönelik tarif, tespit, temellendirme ve tasnifleri tespit edilmiştir. Çalışmanın bölümlerini oluştururken Karâfî'deki taksim esas alınarak akitler; bedelli, teberru ve dayanışma akitleri olmak üzere üç kategoride incelenmiştir. Her bir bölüme ilişkin Karâfî'nin görüşleri tespit edilirken klasik dönemde gerek Karâfî'nin de mensubu bulunduğu Mâlikî mezhebinin gerekse diğer mezheplerin konuya nasıl yaklaştıkları göz önünde bulundurulmuştur. Bir bütün olarak bakıldığında bu çalışmamız, klasik dönemde yaşamış bir âlimin görüşlerinin, günümüz fıkhî-iktisadî meselelerinin hükmünü belirlemede yol gösterici özelliğini yitirmediğini, fıkıh mirasımızın organik ve canlı yapısının devam ettiğini ortaya koymaktadır.

Ahmed Babe Ahmed
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

İslam iktisadının klasik fıkıhla ilişki biçimi: İslami finans standartları örneği

İslami finans standartları, klasik fıkıh birikimi ve mevcut iktisadi ve finansal ihtiyaçları dikkate alarak İslami finans kurumlarının işleyişini belirlemeyi hedefleyen metinlerdir. Bu standartları dünya genelinde oluşturan kuruluşlar, genellikle Körfez ülkeleri, Malezya ve Endonezya gibi İslami finansın geliştiği Asya ülkeleri ve Türkiye gibi ülkelerde yer almaktadır. Farklı coğrafyalarda çalışan farklı kuruluşlar, benzerliklerin yanı sıra birçok farklılık ve zenginliği de ortaya koymaktadır. Bu kuruluşların kurumsal yapıları, standart hazırlama yöntemleri, klasik fıkıh mirasıyla ilişkileri, danışma kurulları yapıları ve özellikle fıkıh hükümlerinin dayanakları önemli konulardır ve araştırmanın temel konularını oluşturmaktadır. İslami finans standartları fıkhi yönü olan metinler olması hasebiyle klasik fıkıh ile bir şekilde ilişki kurmak durumundadır. Bu ilişkinin mahiyeti tezin temel amacını teşkil etmektedir. Bu amaç doğrultusunda İslami finans standartları geliştiren altı kuruluş tespit edilmiştir. Bu kuruluşlar AAOIFI, IFSB, TKBB, IIFM, DSN-MUI ve SACBNM'dir. İslami finans standartlarında klasik fıkıh ile ilişkilerinin görülebileceği en net alan hükümlerin gerekçelendirme ve dayanakları kısımlarıdır. Tezde de bu doğrultuda altı ayrı kurumdan on farklı konuda 44 standart tespit edilerek bu minvalde ele alınmıştır. Standartların incelenmesi neticesinde klasik fıkha hem kaynak hem de yöntem olarak İslami finans standartlarında sıkça başvurulduğu görülmüştür. Standartları dayanaklarında başvurulan yöntemler ise genel itibarıyla naslar, genel fıkıh ilkelerinden ibaha, zaruret, maslahat ve sedd-i zerai, klasik fıkıh kaynakları, diğer kuruluşların standart ve fetvaları, kıyas, kaideler, mezhep görüşleri, görüş birliği ve örf ve teamül olarak ifade edilebilir. İslami finans standartlarında genel hatlarıyla klasik fıkhın kutsanmadan fakat göz ardı da edilmeden dengeli bir kullanıma sahip olduğu, kuruluşların kendilerine has bazı kullanım alışkanlıklarının olduğu, çoğu zaman gösterilen dayanakların haklı gerekçelere dayandığı, literatürde çokça eleştirilen zaruret ve maslahat temelli yaklaşımların usulsüz kullanımlarının yaygın olmadığı kanaatine ulaşıldığını ifade etmek mümkündür.

İsmail Bektaş
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

İbn Teymiyye'nin Hanefîlik algısı

İslam hukuk düşüncesinin tarihsel gelişiminde ekolleşme yönündeki ilk ayrımın başlangıçta coğrafî bir isimlendirmeye dayalı olarak Ehl-i Hicâz ve Ehl-i Irak şeklinde olduğunu, kısa bir zaman sonra ise bu ayrımın coğrafî niteliklerinden sıyrılarak yöntemsel bir hüviyete kavuştuğunu söylemek mümkündür. Bu yöntemsel ayrımın iki ekolünü ise Ehl-i Hadis ve Ehl-i Rey teşkil etmektedir. Fıkıh mezheplerinin teşekkülü ile birlikte söz konusu ayrım önemini bir ölçüde yitirmiş olsa da bu ekolleşmenin izlerini fıkıh mezheplerinin usul anlayışlarında görmek mümkündür. İbn Teymiyye hicrî VII. ve VIII. Yüzyıllarda yaşamış, zihinsel kodları bakımından ehl-i hadis ekolünün karakteristik özelliklerini kendi üzerinde taşıyan, Hanbelî mezhebine mensup bir âlimdir. İslâmî ilimlerin hemen hemen bütün dallarına ilişkin yazdığı eserleriyle tarih boyunca büyük bir etki alanına sahip olan İbn Teymiyye'nin fıkıh ve usul alanında ehl-i rey'e ve bu ekolün temsilcisi mahiyetinde gördüğü Hanefîlere yönelik çeşitli değerlendirmelerde bulunduğu görülür. Sonraları "selefî düşüncenin kurucu ismi" olarak değerlendirilen İbn Teymiyye'nin, kendi düşünce sisteminin tarihsel serüveninde "öteki" olarak algılanan çevreler hakkındaki değerlendirmeleri önemlidir. Onun, kurucu imamlarından başlamak üzere Hanefîlerin gerek usul ve metodolojileri, gerekse somut fıkıh meselelerine yönelik fetva ve ictihadları hakkındaki bu değerlendirmeleri, selefî düşüncenin reye ve reyin temsilcisi konumundaki Hanefîliğe bakışını derinden etkilemiştir. Bu çalışmada İbn Teymiyye'nin Hanefîliğe yönelik değerlendirmeleri bir bütünlük içinde ele alınmış, onun Hanefîlerin yöntem ve uygulamalarında tasvip ettiği ve eleştirdiği noktalar açıklığa kavuşturulmaya çalışılmıştır. Bu değerlendirmeler bir bütünlük hâlinde incelendiğinde İbn Teymiyye'nin Hanefîliği usullerinin net olmaması, hile-i şerʻiyyeyi aşırı bir şekilde kullanmaları, nasslara muhalif şerʻî kıyasların olabileceği görüşünü benimsemeleri, haber-i vahidler ile amel konusunda ileri sürdükleri şartlar gibi konularda eleştirdiği görülmektedir.

Ömer Vekiloğlu
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
DoctorateOpen AccessAR

أثر التصرفات الفعلية في المعاملات المالية

The provisions of financial transactions change according to their effects, and these influences may be explicit as wording and other means of expression; it may be implicit as some acts of people. This research is to show the impact of actual behaviors in various sections of jurisprudence in its financial transaction division, from more than one side. Some of these actions, when combined with financial transactions, produce effects that would not have existed if these actions had not been there. Its effect may be in terms of establishment, correctness, necessity, expiration, property transfer or entitlement to security benefit. The research also shows that the effects of actual actions are not limited to the rightful contracts, but also extends to the corrupt contracts through their role of removing what is spoiling a contract. Through this research, it has been found that the effects of actual conduct in financial transactions vary depending on the type of contract involved; for example, in interest-based financial contracts, the impact of receiving is related to the validity of the contract, while in other contracts it has a different effect; it may affect the transfer of ownership; as in loan, gift and lease contracts, and may affect the transfer of compensation as in the sales contract. It also became clear that the effect of actual actions varies depending on the nature of the actual conduct. Research has shown that the nature of actual behaviors is diverse. It may consist of handling the contract, seizing or destroying it; or mixing it with other contracts or other conducts. The impact of these acts may vary depending on the nature of the act, for example: The initiation of a contract of royalty or speculation is different from destroying the subject of contract in the sales contract. The first has an impact on the creation of the contract formula and the second has an effect on the entitlement to the compensation. Thus, it is clear that the actual conduct has a more comprehensive effect than the expression of will by act. Through this research, we have tried to come up with an integrated theory on the impact of actual behaviors on financial transactions, and at the same time we have tried to show the forms of application of this theory in the different schools of jurisprudence

İbrahim Albakkar
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Hanefî Fıkıh düşüncesinde Farz-Vâcip ayırımı

Teklifî hüküm çeşitlerinden olan farz ve vâcip terimlerinin eş anlamlı olup olmadığı meselesi hem Hanefî mezhebi hem de diğer mezheplerin fıkıh usulü kitaplarında çokça tartışılan konulardan biridir. Hanefîler iki terimin eş anlamlı olmadığını, ayrı manalara delâlet ettiğini ve farklı neticeler doğurduğunu ifade ederken cumhur, farz ve vâcibin birbirinin yerine kullanılan eş anlamlı iki terim olduğunu savunmuştur. Neticede bu görüş farklılığı fıkhî ihtilaflara ve tartışmalara yol açmış ve neredeyse tüm usul ve fürû kitaplarında bu meseleye mutlaka temas edilmiştir. Hanefîler'in farz ve vâcip terimlerini farklı değerlendirmeleri meseleye yüzeysel olarak bakıldığında basit bir görünüm arz etse de konu bütüncül olarak ele alındığında girift ve karmaşık bir hal almaktadır. Bu nedenle ortaya konulan ayırım birçok mezhep müntesibi tarafından tam olarak anlaşılamamış ve farklı iddialar öne sürülmüştür. Kimi zaman da Hanefîler'in kavramları kullanırken kendi içlerinde tutarlı olmadıklarına ve birbirleriyle çeliştiklerine dair eleştiriler yöneltilmiştir. Çalışmamızda Hanefîler merkeze alınmakla birlikte karşı görüş sahiplerinin de meseleyi nasıl ele aldıkları ve Hanefîler'e ne tür eleştiriler yönelttikleri incelenmiştir. Özellikle Hanefîler'in tutarsızlığına yönelik eleştirilere ve problematik görünüm arz eden meselelere cevap aranmış ve Hanefî fıkıh kitapları bu doğrultuda tetkik edilmiştir. Önemine binaen tartışmanın lafzî veya mânevî olduğuna yönelik iddialar da ele alınmış ve bu iddialar detaylı olarak izah edilmeye çalışılmıştır.

FarzHanefilerMezhepler+4
Ebru Barış
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Muhammed b. İbrahim el-Hasiri'nin el-Havi fi'l-Fetava adlı eserinin Muamelat bölümünün tahkik ve tahlili

Bu araştırma Arapça ve Türkçe olmak üzere iki kısımdan oluşmaktadır. Tezin Arapça kısmı el-Hâvî fi'l-fetâva'nın tahkikinden oluşmaktadır. Türkçe kısım bir giriş, iki bölüm ve sonuç kısımlarından oluşmaktadır. Giriş kısmından sonra birinci bölümde Hasîrî'nin eseri öncesinde yazılmış fetva ve nevazil türü eserler hakkında bilgi verilmek suretiyle Hasîrî'nin eserinin fetva ve nevâzil literatürü içindeki yerinin belirlenmesine çalışılmış ayrıca birçok âlim gibi Hâsirî'nin de yetiştiği bir coğrafya olması sebebiyle Mâverâünnehir bölgesinin genel özellikleri ve tarihinden kısaca bahsedilmiştir. İkinci bölümde Hasîrî'nin hayatından söz edildikten sonra araştırmaya konu olan el-Hâvi fi'l-Fetâvâ adlı eserin ele alınmış ve müellifin fetva seçimindeki yöntemine ışık tutacak bazı örnek fetvaların tahlili yapılmıştır. Çalışmanın genel amacı hicrî V.yüzyıl Mâveraünnehir Hanefî fıkhında önemli bir yere sahip olan Ebubekir el-Hasîrî'nin, fetva literatürü arasında müstesna bir yere sahip olan el-Havî fi'l-fetâva adlı eserinin muamelat bölümünün edisyon kritiğini (tahkiki) yaparak ilim dünyasına kazandırmak ve tahkik edilen bölümün tahlilini yapmak suretiyle Mâveraünnehir Hanefî fıkıh literatürünün genel yapısı hakkında bazı tespitlerde bulunmaktır. Edisyon kritik ile daha önce yayınlanmamış olan eserin ilim dünyasına kazandırılması ve eserde yer alan ancak günümüze gelmemiş olan fetva literatürü hakkında bölge ve döneme ilişkin önemli bir veri tabanı sunmayı amaçladık. Çalışmanın tahlil bölümünde ise hem Hanefî fıkıh literatürü hem de el-Hâvî adlı eserde yer alan fetvaların seçiminde dikkate alınan hususlar öne çıkarılmaya çalışılmıştır. Eserin edisyon kritiğinde Türkiye'de bulunan yazma nüshaları esas alınmış, Türkiye Diyanet Vakfı İslam Araştırmaları Merkezi'nin (İSAM) belirlediği tahkik yöntemine uyulmuştur. Hâsîrî'nin eseri Hanefî fetâvâ literatürü alanında çok farklı kaynaklardan yararlanarak telif edilmiş olduğundan zengin bir içeriğe sahip oluğunu tespit ettik.

El-Havi fi'l-FetavaFetvalarMuhammed b. İbrahim el-Hasiri
Shaker Jabarı
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Hanefî mezhebinin teşekkül süreci

Hanefî mezhebi, ilk tezahürlerinin sahabe döneminde görüldüğü ve tâbiîn döneminde bir okula dönüşen re'y ekolünün Ebû Hanîfe ve öğrencileri öncülüğünde billurlaşması sürecinde teşekkül etmiştir. Ebû Hanîfe'nin ders halkasında ortaya koyduğu içtihat metodu ve farazî meselelerin tartışılması ve bunlardan elde edilen asılların yazılmasıyla, bir birikim oluşmuş ve bu birikim Ebû Yûsuf ve daha İmam Muhammed tarafından tasnif edilerek kitap haline getirilmiştir. İmam Muhammed, bu işlemi hocasının ilk defa ortaya koyduğu konu tertibi, kitâb ve bâb sistemine göre yapmıştır. Ebû Hanîfe'nin dünyanın farklı coğrafyalarından gelen öğrencileri de bulundukları şehirlerde tesis ettikleri ders halkalarında yüzlerce öğrenci yetiştirerek ve onun görüşlerini rivâyet ederek mezhebin teşekkülüne katkıda bulunmuşlardır. Öğrencileri Ebû Hanîfe'nin sadece fıkhî görüşlerini değil aynı zamanda itikadî görüşlerini de rivâyet etmişlerdir. Hicrî ikinci asırda özellikle Ebû Yûsuf'un kâdılkudât olmasıyla Hanefî düşünceye sahip olanların devletle olumlu ilişkiler geliştirmesi, mezhebin teşekkülüne olumlu katkılar sağlamıştır. Hicrî üçüncü ve dördüncü asırlarda Hanefî düşünceye sahip olanların tedris, telif ve rivâyet çalışmaları artarak devam etmiştir. Mezhep usûlünün tedvin çalışmaları İsa b. Ebân'la ivme kazarak devam etmiştir. Bununla birlikte özellikle usûl ve fürûda bölgeler arasında kısmî farklılıklar oluşmaya başlamıştır. Mezheplerin oluşumuyla ilgili farklı teoriler ileri sürülse de her mezhep kendine özel şartları çerçevesinde teşekkülünü tamamlamıştır. Hanefi mezhebinin teşekkülünü tamamladığı üç farklı gösterge ile anlaşılmaktadır. Bunlardan ilki, muhtasar ve şerh kitaplarının yazılmasıdır. İkincisi, usûl kitaplarının tedvin edilmesidir. Üçüncüsü ise nevâzil tarzı eserlerin kaleme alınmasıdır. Tüm bu çalışmalar, dördüncü asrın son çeyreğine girilmeden tamamlanmış ve mezhep teşekkül etmiştir.

Ashabu`r-ReyEbu HanifeHanefiler+5
Adnan Hoyladı
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00

Other supervisors