Theses supervised by Prof. Dr. Sevin Arslan
14 theses · Çağ University
Yunan, Roma ve Türk mitolojisinde tanrılar (Benzerlik ve farklılıkları)
Mitoloji, geçmişten günümüze hayatımızda var olan bir kavram olarak karşımıza çıkmıştır. Her toplumun kendine has yaratıp ve inandıkları mitleri bulunur. Bu mitler nesilden nesile sözlü ya da yazılı olarak bir şekilde aktarılıp günümüze ulaşmıştır. "Yunan, Roma ve Türk Mitolojisinde Tanrılar (Benzerlik ve Farklılıkları)" başlığını taşıyan bu tezde, Yunan mitolojisindeki "12 Olympos Tanrısı" esas alınmış ve bu tanrılar işlevleri bakımından Türk mitolojisindeki tanrılarla benzerlik ve farklılıkları karşılaştırılarak incelemesi yapılmıştır. Tezde, mit ve mitolojinin tanımı, farklı toplumların yaratılış mitleri, Yunan, Roma, Türk mitolojileri ve tanrıları, tanrıların hayatları ve fiziksel özellikleri incelenmiştir. Bu bağlamda Yunan ve Roma tanrılarının Türk mitolojisinde de var oldukları görülmüş ve sahip oldukları özellikler göz önüne alınarak karşılıkları aranmıştır. Birbirinden farklı coğrafyada yaşayan milletlerin mitolojileri, değişik kültürlere dayanmasına karşın tanrılarının benzer görevlerde olmaları metin merkezli incelemeyle ortaya konulmuştur. Yunan, Roma ve Türk mitolojilerindeki tanrıların insani ve ruhani özelliklerin ne derece de hakim olduğu ispatlanmıştır. Yapılan kaynak taramaları sonucunda Yunan, Roma ve Türk mitolojilerinde yer alan tanrıların benzer ve farklı özelliklerinin yanı sıra Yunan ve Roma tanrılarının insani özelliklerinin olduğu Türk mitolojisindeki tanrıların ise daha çok ruhsal tanrılar da olduğu saptanmıştır.
Anadolu sahası türkülerinde renkler
Renklerin tarihsel süreçteki temel anlamları ile insanlar üzerindeki psikolojik etkileri, halk ozanlarının dikkatini çekmiş ve türkülerde sıklıkla bu ifadelere yer vermelerine neden olmuştur. Renk kavramı, halk ozanlarının duygu ve düşüncelerini ifade etmede birer sembol olurken türkülerde de içerik zenginliğini artırmıştır. "Anadolu Sahası Türkülerinde Renkler" başlığını taşıyan bu tezde, Selami Yücel'in Tüm Türküler adlı kitabında geçen 7232 adet türkü taranmıştır. Taranan türkülerden içinde renk ifadesinin geçtiği ve Anadolu sahasında söylenmiş toplamda 697 adet türkü tespit edilmiştir. Tespit edilen türkülerde geçen renklerin, türkülerde hangi anlamlara geldiği ve türkülerdeki kullanım oranlarına ilişkin verileri incelenmiştir. Tezde, renklerin doğuşu, yapılan çalışmalar ve dünya tarihindeki yeri, Türk kültür ve mitoloji tarihindeki önemi, tek tanrılı dinlerde ve tasavvufta hangi manalara geldiği ortaya konulduktan sonra Anadolu türkülerinde hangi anlamlara geldiği sorusuna cevap aranmıştır. Söz konusu kitapta renkleri ifade eden kelimeler ve ilgili tamlamalar, seçilen türküler yoluyla araştırılmıştır. Bu bağlamda, renklerin birbiriyle olan ilgisi, türkülerdeki kullanım sıklığı, türkülerin söz konusu konularına etkisi ile hangi anlamlarda kullanıldığı, tezde incelenen konular arasındadır. Böylece bu tezde, Anadolu türkülerinde renk kavramının nasıl yer aldığı metin merkezli bir incelemeyle ortaya konmaya çalışılmıştır.
Türk masallarında kardeş ilişkileri
Anlatmaya bağlı edebi türlerden biri olan masallar, ait olduğu toplulukların kültürel ve milli değerlerini içinde barındırmaktadır. Bu değerler, masal anlatıcıları vasıtasıyla kuşaktan kuşağa aktarılarak günümüze kadar ulaşmıştır. Masallar, bir milletin inançlarını, hayata bakışını, adet, gelenek ve göreneklerini kendine has bir üslupla yansıtmaktadır. "Türk Masallarında Kardeş İlişkileri" başlığını taşıyan bu tezde, Türk masalları içerisinde kardeşliğin yeri ve önemi vurgulanarak kardeşlik anlayışının temelleri üzerinde çıkarımlarda bulunulmuştur. Türk masallarında kardeşlik kavramı ve kardeşliğin önemi ile ilgili üvey kardeşlik, kan kardeşliği, kıskançlık, kardeş katli, sevgi, hoşgörü, miras paylaşımı gibi temel etmenlerin kardeşlik üzerindeki etkileri göz önünde bulundurulmuştur. Bilhassa olumsuz kardeşlik ilişkilerinin nedenlerine değinilmiştir. Belirlediğimiz masallardan hareketle neden-sonuç ilişkisi, soru-cevap yöntemiyle kardeş ilişkileri irdelenmiştir.
Ahmet Ümit'in Patasana romanında mitolojik olgular
Son dönemin başarılı roman yazarlarından biri olan Ahmet Ümit, roman, hikâye, şiir, öykü, masal, deneme yazıları gibi birçok alanda duygu ve düşüncelerini dile getirmiştir. Eserlerinde sosyal ve siyasi yaşamla beraber mitolojik ve dini unsurlara değinmiştir. Mitolojik olguların en yoğun olduğu eseri Patasana'dır. Bu çalışmanın amacı Ahmet Ümit'in Patasana romanındaki mitolojik olgularını tespit etmektir. Yazarın yaşamı, kimliği; romanın özeti, romandaki mitolojik ögeler saptanmıştır. Tezin inceleme alanı Ahmet Ümit'in Patasana romanında yer alan kurgusal yirmi sekiz tablet ve dış kurgusal örgüde ülkemizde yaşanan 1915 olaylarının kişisel ve toplumsal travma etkileri ile sınırlandırılmıştır Bu çalışmada özellikle de roman içinde yer alan tabletlerdeki tanrılara, kişilere ve olay örgüsüyle beraber ele alınan mitolojik olgulara değinilmiştir. Romanda olay örgüsünün işlenişi sırasında Gılgamış destanına ait tabletlerden de bahsedilir. Bu nedenle çalışmamızda Patasana romanı ile Gılgamış Destanını da karşılaştırma gereği duyulmuştur. Böylece hem benzerlik hem de farklılıklarla beraber Patasana romanındaki mitolojik ogelerin asıl değeri ortaya konulmuştur. Çalışma Giriş; Mit ve Mitoloji, Yazar Ahmet Ümit'in Hayatı, Sanatı ve Eserleri; Patasana romanı hakkında genel bilgiler, Patasana romanında mitoloji, sonuç ve değerlendirme bölümünden oluşmaktadır. Çalışmada literatür tarama yöntemi kullanılmış konuyla ilgili süreli, süresiz yayınlara başvurulmuştur. Ayrıca karakter tahlillerinde karşılaştırma yönteminden yararlanılmıştır. Patasana romanı, iç içe geçmiş yirmi sekiz bölümden oluşmaktadır. Bu bölümlerde ayrıca Patasana'nın yazdığı yirmi sekiz Hitit tableti yer almaktadır ve bu tabletlerde tanrılara, kişilere, olaylara, mitolojik unsurlara değinilmiştir. Patasana eserinde iki farklı olay örgüsü yer almaktadır. Biri Gaziantep yakınlarındaki Antik Kent'teki kazı çalışmalarında işlenen dört cinayeti, diğeri ise Patasana'nın hayatı, itirafları ve Hitit İmparatorluğu'nun çöküşünü konu edinmektedir. Ümit, Patasana aracılığı ile tabletlerde Hatti ülkesinin yönetimi ve tanrıları hakkında bilgiler vermektedir. Bu bilgileri verirken olayları mitolojik olgular etrafında oluşturması, Ümit'in bu konulardaki bilgi ve kültür birikimini de ortaya koymaktadır. Yapılan kazı çalışmaları sırasında Gılgamış destanına ait tabletler bulunması sebebiyle Patasana romanı ile Gılgamış Destanı arasında var olan benzerlikler karşılaştırılmıştır. Romandaki mitolojik ögelerin teorik bilgilerinden yola çıkılarak yazar Ahmet Ümit'in bundan nasıl yararlandığı ve romanlardaki metinle nasıl ilişki kurduğu incelenmiştir. Kavram olarak mitoloji, mitler, mitlerin doğuşu, mitlerin sınıflandırılması, tanrıların ritüelleri ve bu unsurların romanlardaki karşılığı ve ne şekilde ele alındıklarına dikkat edilmiştir.
Siverek halk hekimliği uygulamaları
"Siverek Halk Hekimliği Uygulamaları" adlı tez çalışması, alan araştırmasının yapıldığı bölgede günümüzde uygulanmakta olan tedavi, yöntem ve süreçleri bölgenin değer ve tutumları çerçevesinde ele alınarak hazırlanmıştır. Siverek ilçe merkezi ve köylerinde halk kültürünün önemli bir unsuru haline gelmiş olan halk hekimliği, derlenip tahlil edildikten sonra sentezlenerek sunulmuştur. Siverek (İlçe) halk hekimliğine dair inanç ve uygulamalardan meydana gelen çalışmada, yörenin kültür değerlerinden yola çıkarak halk hekimliğinde hastalıklara karşı uygulanan tedavi ve yöntem bilgileri elde edilmiştir. Elde edilen bilgiler kaynak kişi ve hastalıklara karşı kullanılmış olan tedavi, yöntem ve süreçleri tezin içerisinde yer almaktadır. Tez çalışması üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde, çalışmanın yapıldığı bölge hakkında bilgiler, ikinci bölümde halk hekimliği kavramının tanımı, tarihsel gelişim ve değişimi, toplum içerisindeki yeri, inceleme alanları ve ilgili terimlere üçüncü bölümde ise halk hekimliğine dair bölgede uygulanan hastalık ve tedavilerine yer verilmiştir. Bu çalışma, alan araştırması yöntemlerinden biri olan görüşme tekniği ile ortaya konmuştur. Görüşmelerde ses kayıt cihazı, kamera ve kaynak kişiye yöneltilecek olan sorular önceden hazırlanmıştır. Tez çalışmasının sonucunda ise Siverek halk kültüründe sözlü kaynaklarla günümüze kadar süregelmiş olan halk hekimliği verileri bir araya getirilmiştir. Bu veriler ışığında Anadolu halk kültürünün devamlılık niteliğinin ön plana çıktığı açıkça görülmektedir.
Binbir Gece Masallarında aşk ve vuslat
Binbir Gece Masalları Doğunun geleneksel edebiyat kültürünün en önemli yapı taşlarından biridir. Sürekli bir geçmişi olan bu eserde birçok hikâye, manzume ve masal yer almaktadır. Örnek teşkil eden özellikleri edebi değerinin artmasını ve ilgi çekici, belirgin bir başyapıt olmasını sağlamıştır. Masallarda bulunan kahramanlara Arap tarihindeki önemli vezirlerin, şairlerin, edebiyatçıların ve hatta padişahların isimleri verilmiştir. Masalların genelinde İslâm ve Arap kültürüne ait birçok unsura rastlanılır. Tüm evrenin düşünce sistemine ve edebi sanata büyük ölçüde etkili olan Binbir Gece Masallarının gerçek kıymeti 19. asırın sonu ve 20. asrın başında ortaya çıkmıştır. Binbir Gece Masallarında "Aşk" ve "Vuslat" temalarının incelenmesi, çalışma-nın asıl amacını oluşturmaktadır. Bu iki kavramdan yola çıkarak binlerce sayfalık külliyat içerisinde sözü edilen kavramların işlendiği masallara erişmek ve masal sonlarının nasıl gerçekleştirildiğini araştırmaktır. Türkiye'de bu eser ile ilgili iki yüzün üzerinde akademik, edebi vb. çalışma olduğu görülmüştür. Aşk ve vuslat üzerine herhangi bir çalışma yapılmadığı tespit edilmiştir. MS. 9. yüzyılda derlenmiş, 1704-1717 arasında Fransızca ve İngilizceye çevril-miş olan Binbir Gece Masallarında, 264 masal vardır. Araştırmanın temelinde bu masallardan hareketle iki araştırma yöntemi uygulanmaktadır: Karma araştırma yöntemlerinden nicel ve nitel yöntemleri ile metin analiz yöntemi.
Mitat Enç'in Uzun Çarşının Uluları adlı eserinde halk bilimsel unsurlar
Halk bilimi, halkların yaşantılarını, geleneklerini, göreneklerini çeşitli durumlar karşısında gösterdikleri tavırları, inanışlarını, hayatın en önemli evreleri olan geçiş dönemlerindeki uygulamalarını inceleyen bir bilim dalı olarak çok geniş bir alanı kapsamaktadır. Halklar yaşadıkça halk bilimi de gelişmeye devam edecektir. Aynı zamanda tarihsel araştırmalar geliştikçe ve sonuçlandıkça halk bilimine ait yeni bulgular elde edilecektir. Türk halk bilimi ve halk bilimi dairesi içinde bulunan halk edebiyatı unsurları çeşitli eserlerde çeşitli şekillerde kullanılmıştır. Bu eserler, halkın yaşayış biçimlerini gösterme ve sonraki nesillere aktarmada çok büyük görevler üstlenmektedirler. Mitat Enç, halk bilimi unsurlarına yer verdiği Uzun Çarşının Uluları adlı hikâye kitabında Gaziantep ve yakın çevresindeki halk kültürlerine bolca yer vermiştir. Mitat Enç, bölgenin yaşantısını, cumhuriyet sonrasındaki modernleşme sürecini, halkın geleneklerine olan bağlılığını ve modernleşme karşısındaki şaşkınlığını samimi bir üslupla ve yine halkın diliyle aktarır. O bölgenin halk kültürünün toplu bir yansıması olarak görülecek Uzun Çarşının Uluları halk bilimi açısından oldukça zengin bir birikime sahiptir. Bu çalışmada amaç; toplumun hafızası olarak kabul edilebilecek halk bilimi unsurlarının küreselleşmeyle birlikte kaybolmaya başlandığı bir dönemde, bu unsurların Uzun Çarşının Uluları kitabındaki kullanımlarını tespit etmektir. Bu araştırmayla birlikte bir hikâye kitabının içine yerleştirilmiş halk bilimi ve halk bilimi içinde değerlendirilen halk edebiyatı unsurlarının kullanılış şekilleriyle, karakterler üzerinden verildiği örneklerle ne kadar zengin olduğu bir kez daha gözler önüne serilmiş olacaktır.
Türkiye sahası türkü metinlerinde gözyaşı kavramı üzerine bir motif çalışması
Türk Halk Edebiyatının bizzat halk tarafından oluşturulmuş anonim halk edebiyatı ürünleri olan türküler, yaratıcısı olan halkın bireysel ve toplumsal yaşam deneyimlerinin, aşk, ayrılık, gurbet, hasret, çaresizlik, sevinç, neşe gibi ortak duygularının, göç, savaş gibi ulusal düzeydeki olaylar karşısındaki tavır ve tutumlarının, sosyal ve ekonomik koşullarının anlaşılmasında başvurulması gereken önemli kaynaklar arasındadır. Türkiye sahası türküleri üzerinde yapılan motif çalışmaları ve farklı yöntemlerle gerçekleştirilen araştırmalar türkülerin barındırdığı bu zengin unsurların anlaşılmasında son derece faydalı olmuştur. Bu çalışmada Türkiye sahası türkülerinde gözyaşı motifinin nicel ve nitel boyutları analiz edilmektedir. Bu bağlamda TRT Türk Halk Müziği Sözlü Eserler Antolojisi'nde yer alan türküler taranarak, sözü edilen türkülerin kendi içlerinde konu bakımından sınıflandırılmasını bilhassa gözyaşı motifini oluşturan ağlama ve gözyaşı kavramları ile türevlerinin bu türkülerde hangi konularda ve bağlamda, hangi anlamlar ve söz sanatları kullanılarak işlendiği üzerinde durulmuştur. Ayrıca sözü edilen türkülerin bölgelere göre dağılımı da göz önünde bulundurulmuştur.
Adana âşıklık geleneğinde Âşık Ali Anbarcı
Âşıklık geleneği köken olarak kam, şaman ve baksılık mesleklerine dayanan ve bunlardan gelişim gösteren, yeni bir geleneğe ve icra töresine sahip olan bir yaratı alanıdır. Türk halk kültürü içinde önemli bir yere sahip olan âşıklık geleneği, kendine has kuralları ve icrası olan bir hazinedir. Âşıklar, içinde bulundukları toplumun duygu ve düşüncelerini dile getirmiş ve Türk kültürünün bugünlere ulaşmasında bir köprü vazifesi görmüşlerdir. Yapılan araştırmalar ve incelemeler sonucunda Adana yöresinde âşıklık geleneğinin yüzyıllardır süregeldiği tespit edilmiştir. Bu açıdan bakıldığında Adana yöresi âşıklık geleneğinin incelenmesi gereken konu olarak karşımıza çıktığı görülmektedir. Tezin konusunu Adana âşıklık geleneğinde Âşık Ali Anbarcı'nın hayatı, sanatı ve eserleri oluşturmaktadır. Bu çalışmanın amacı, Adana yöresi âşıklık geleneği çevresinde yetişen Âşık Ali Anbarcı'nın edebi yönünü birçok açıdan ele alarak, onun Adana âşıklık geleneği içerisindeki yerini tespit etmek ve kapsamlı olarak bilim dünyasına tekrar tanıtmayı amaçlamaktır. Badeli âşıklardan olan sanatçının eserlerinde aşk, tabiat, yiğitlik, millet, Yörükler gibi tarihsel ve sosyal konular ağırlıklı olarak yer alır. Bu çalışmada, öncelikle âşığın doğup büyüdüğü Adana yöresi tanıtılmaya çalışılmıştır. Âşık Ali'nin 434 şiiri konularına göre tasnif edilerek şekil, içerik ve üslup bakımından ayrıntılı bir biçimde tahlil edilip gelenekteki yeri belirlenmeye çalışılmıştır. Tez çalışmasında tema ve içerik analizine dayalı betimsel analiz, yöntem olarak kullanılmıştır. Veriler nitel araştırma yöntemi olan doküman, gözlem ve görüşme tekniği kullanarak elde edilmiştir. Ayrıca, Âşık Ali'yle ilgili kaynak kişilere de ulaşılarak elde edilen veriler çalışmada kullanılmıştır. Öte yandan âşıklık geleneği ve âşık edebiyatı üzerine yazılmış eserler literatür taraması yapılarak incelenmiştir. Çalışma sırasında yararlanılan kaynaklar kaynakça bölümünde yer almıştır.
Cengiz Aytmatov'un Beyaz Gemi Gün Uzar Yüzyıl Olur Ve Dişi Kurdun Rüyaları romanlarında ölüm olgusu
Ölüm olgusu, insanlık tarihi boyunca üzerinde durulan, varlık ve yokluk düşüncesinin irdelenmesinin temelinde yer alan önemli konuların başında gelmektedir. Tarih boyunca birçok düşünür bu olguyu; tarihi, felsefi, psikolojik, dini ve edebi anlamda ele alarak fikirlerini beyan etmiştir. Bu çalışmada, Kırgız yazar Cengiz Aytmatov'un Beyaz Gemi (1973), Gün Uzar Yüzyıl Olur (1980) ve Dişi Kurdun Rüyaları (1986) romanlarınlarındaki ölüm olgusu'nun tespit edilmesi, edebi olarak incelenmesi, Türk Halk Bilimi ve Psikanalitik Kuram çerçevesinde analiz edilmesi, sonuçların ortaya konulması hedeflenmektedir. Cengiz Aytmatov' un eserleri üzerine birçok inceleme yapılmış olmasına rağmen onun mesajlarını iletme yöntemi olan "ölüm olgusu" üzerinde durulmadığı görülmektedir. Edebiyat ve halk biliminde önemli bir yer teşkil eden bu konunun yazar tarafından ölümün normal, cinayet, intihar yanısıra bireysel veya katliam, toplu halde ölüm türlerinin nasıl ele alındığını ve işlendiğini sanatsal açıdan açıklığa kavuşturulması ve romanlardan örneklerle çıkarımlarda bulunurak metin merkezli bir çalışma olduğunu vurgulayarak literatüre bu konuda önemli bir katkı sağlayacağı görüşündeyiz. Bu çalışmada ayrıca ölüm öncesi, ölüm esnasında ve ölüm sonrasında uygulanan ritüel ve pratiklere de yer verilecektir.
Âşık Fatma Taşkaya'nın hayatı, sanatı ve şiirleri
Türk kültürünün önemli bir parçası olan âşıklık geleneği köklü bir geçmişe sahiptir. Âşıklık geleneği, kendine özgü kuralları olan ve bu kurallar çerçevesinde nesilden nesile aktarılan bir gelenek olarak karşımıza çıkmaktadır. Sözlü geleneğin ustaları âşıklar, yüzyıllarca toplumun sesi olmayı başarmışlardır. Şiirlerinde siyasi ya da sosyal olayları işleyerek toplumun aksayan yönlerine parmak basmışlardır. Ne yazık ki âşıklık geleneği zaman geçtikçe eski popülerliğini yitirmektedir. Bu geleneğin gelecek nesillere aktarılması için toplantılar ve şölenler düzenleyen illerimizin başında Adana gelmektedir. Adana âşıklık geleneğinin tarihi çok eskiye dayanmaktadır. Karacaoğlan ve Dadaloğlu gibi gelenekte derin izler bırakmış şairlerimiz Adana/Çukurova kültüründe yetişmişlerdir. Onlar da tıpkı günümüzdeki âşıklar gibi toplumun sözcüsü olmuşlardır. Adana âşıklık geleneği ve Adanalı âşıklar hakkında birtakım çalışmalar bulunmaktadır. Ancak genellikle erkek âşıkları konu alan çalışmalar yapılmıştır. Gelenekte var olan kadınlara yönelik araştırmaların çok az yapılması geleneğin aktarılması hususunda önemli bir sorun teşkil etmektedir. Oluşan bu soruna dikkat çekmek ve geleneğe katkı sağlayan Adanalı kadın âşıklar hakkında bilgi vermek amacıyla bu çalışma yapılmıştır. Adana'nın önemli kadın âşıklarından biri olan Âşık Fatma Taşkaya'nın 111 şiiri üzerinde şekil ve içerik bakımından detaylı inceleme yapılarak bir kadın olarak gelenekteki varlığı ispatlanmaya çalışılmıştır. Bu araştırmada elde edilen bilgiler, yazılı ve sözlü kaynaklar ışığında bilimsel bir çalışma niteliği taşımaktadır.
Varsak Türkmenleri ve Mardin merkez Sünni Arapları arasında karşılaştırmalı halk kültür araştırması
Bu çalışma, Varsak Türkmenleri ile Mardin merkez Sünni Araplarının halk kültürlerini keşfetmeyi ve karşılaştırmayı amaçlamaktadır. Amaç, kültürel unsurların daha homojen hale geldiği bir dünyada benzersiz yerel özellikleri belgelemektir. Bugüne kadar Mardin merkez Sünni Arapların âdetleri hakkında herhangi bir araştırma yapılmamıştır. Bu çalışma, kültürel özellikleri karşılaştırarak hem benzerlikleri hem de farklılıkları vurgulamayı amaçlamaktadır. Bu konuda ileride yapılacak araştırmalar için de yol gösterici olabilir. Kültürler arasındaki benzerlikler, paylaşılan kültürel öğelerden kaynaklanırken, farklılıklar toplulukların yaşam koşullarına uyum sağlamak için buldukları çözümlerden kaynaklanmaktadır. Çalışmada doğum, evlenme, ölümle ilgili yaşayış âdetleri, halk inanışları, giyim-kuşam, yiyecek-içeceklerle ilgili âdetler, toplulukların edebi ürünleri ile ilgili dökümlere, gözlem ve kaynak kişilerle görüşülerek, halk kültürleri arasında karşılaştırma yapılmak suretiyle ulaşılmıştır ve de konuyla ilgili yazılı kaynaklardan da yararlanılmıştır.
İlköğretim seviyesinde belli dönemlere ait seçilmiş hikâye kitaplarındaki halk bilimi unsurları
Bu çalışma; daha önce 100 Temel eser içerisinde bulunan, günümüzde 1000 Temel Eser arasında yer alan İslamiyet öncesi- sonrası ve Cumhuriyet Dönemi öncesi- sonrasında yer alan "Dede Korkut Hikâyeleri ve Cumhuriyet Öncesi Yazarlardan Çocuklara Hikâyeler" adlı kitaplarda bulunan halk bilimi unsurlarının tespiti ve değerlendirmesini yapmak amacıyla hazırlanmıştır. Söz konusu hikâyelerde halk bilimi unsurlarına yer verilip verilmediği belirlenerek, halk bilimi unsurlarının bu hikâyeler yoluyla hayatın içerisinde ne oranda yaşatıldığı ve ilköğretim düzeyindeki çocuklara gelenek-göreneklerini tanıtmak, değerlerine sahip çıkmanın önemini vurgulamak amaçlanmıştır. Halk bilimi alanında pek çok çalışma yapılmış olmasına rağmen, ilköğretim düzeyinde daha önce 1000 Temel Eser arasında yer alan, Türk yazarlara ait öykülerde halkbilimi unsurlarının çalışılmamış olması, eğitim alanında halkbilimi kullanımına yönelik araştırmaların fazla olmadığı, gözlemlenmiştir. Bu eksiklikten yola çıkılarak, çalışmada "Dede Korkut Hikâyeleri ve Cumhuriyet Dönemi Öncesi Yazarlardan Çocuklara Hikâyeler" kitaplarındaki halk bilimi unsurları belirlenmiş, bu unsurların toplum hayatında ne oranda yer aldığı ve ilköğretim düzeyindeki çocuklara, toplum kültürüne ait değerleri doğru bir biçimde aktarmanın neden önemli olduğunu göstermek amaçlanmıştır.
Adana Türk halk hekimliğinde psikolojik hastalıklarla ilgili sağaltım pratikleri
Halk hekimliği, geleneksel yöntemlerle hastalıkları iyileştirme çabalarının bir parçası olup, kökeni Eski Türklerin Şaman inancına dayanmaktadır. Günümüzde şifacı, üfürükçü, ocaklı gibi kişiler aracılığıyla sürdürülmekte ve modern alternatif tıbbın temelini oluşturmaktadır. Tedavi yöntemleri dini-büyüsel ve akılcı-realistik olarak ikiye ayrılmaktadır. Bu çalışma, Adana ve 15 ilçesinde yapılan saha araştırmasına dayanarak halkın psikolojik rahatsızlıklara yönelik uyguladığı sağaltım pratiklerini incelemektedir. Depresyon gibi sorunlara karşı başvurulan ritüeller, bitkisel tedaviler, ocaklar ve ziyaret yerleri değerlendirilmiştir. Geleneksel uygulamaların halk hafızasında yaşatıldığı ve modernleşmeye rağmen varlığını sürdürdüğü görülmüştür. Çalışmada, kaynak kişilerle yapılan görüşmelerle bu tedavilerin kültürel arka planı, inanç sistemi ve süreçleri ele alınmış; elde edilen veriler halk kültürünün sürekliliği açısından değerlendirilmiştir. Tezde ayrıca kaynak kişilere sorulan sorular ekler bölümünde sunulmuştur. Üç bölümden oluşan çalışmanın birinci kısmı araştırma bölgesine, ikinci kısmı halk hekimliğinin kavramsal çerçevesine, üçüncü kısmı ise Adana ve ilçelerinde psikolojik hastalıklara yönelik tedavi yöntemlerine ayrılmıştır. Amaç, halk hekimliği verileri üzerinden Anadolu kültürünün sürekliliğini ortaya koymaktır.