Theses supervised by Prof. Dr. Sibel Uygur
14 theses · Çukurova University
Çeti [Prosopis farcta (Banks & Sol.) Mac.]' nin çimlenme biyolojisi ve kimyasal mücadelesi üzerine araştırmalar
Çeti [Prosopis farcta (Banks & Sol.) Mac.] çok yıllık bir yabancı ot türü olup, kültür bitkilerinde, sulanmayan taban arazilerde, mera ve ören yerlerinde, demiryolu, havaalanı ve karayolu kenarlarında sorun olmaktadır. Bu çalışma, Çeti'nin çimlenme biyolojisi ve etkin kimyasal mücadele yöntemini araştırmak amacıyla 2009-2010 yıllarında yapılmıştır. Laboratuvar koşullarında yürütülen çimlenme biyolojisi çalışmalarında, farklı dormansi kırma yöntemleri (ön ısıtma, ön soğutma, H2SO4, KNO3, saf suda bekletme, kesme, mekanik zararlandırma) uygulanmış Çeti tohumlarının üç farklı sıcaklıktaki (20, 25 ve 30°C) çimlenme durumları gözlenmiştir. Bu yöntemlerden en çok 30 °C' de kesme, H2SO4 ve KNO3 uygulamalarının Çeti tohumlarının çimlenmesinde etkili olduğu gözlenmiştir. Yapılan çimlenme denemelerinde ise Çeti tohumlarının çimlenmesi için en uygun sıcaklık 30 °C ve 35 °C olarak belirlenmiştir Çeti'nin kimyasal mücadelesi ile ilgili çalışmalar iki farklı deneme alanında yürütülmüştür. Denemelerde glyphosatenin farklı formlarını içeren dört farklı herbisit (glyphosate diamonium tuzu 424 g/l (600 ml/da ? 1000 ml/da), glyphosate potasyum tuzu 441 g/l (600 ml/da ? 1000 ml/da), glyphosate isopropylamine tuzu 607 g/l (450 ml/da -750 ml/da), glyphosate isopropylamine tuzu 480 g/l (600 ml/da ? 1000 ml/da) ve 2,4-D (200 ml/da) kullanılmıştır. Seçilen herbisitlerin 2,4-D hariç, iki farklı dozu denemeye alınmıştır. Uygulamalar sonrasında yapılan periyodik sayımlar ve gözlemler sonucunda; glyphosate isopropylamine tuzunun 750 ml/da dozu, glyphosate diamonium tuzunun 1000 ml/da dozu, glyphosate potasyum tuzunun 1000 ml/da dozu ve 2,4-D 200 ml/da dozunun Çeti'nin kimyasal mücadelesinde etkili olduğu belirlenmiştir.
Adana ili buğday ekim alanlarında kısır yabani yulaf (Avena sterilis L.) 'ın accase (Acetyl-Coa Carboxylase) enzimi inhibitörü herbisitlere karşı oluşturduğu dayanıklılığın önemi ve dayanıklı popülasyonların haritasının oluşturulması
Yapılan bu çalışma 2011-2012 yılları içerisinde Adana İlinin önde gelen tarım ürünlerinden biri olan buğday bitkisinde en önemli zararlılarından biri olan Kısır yabani yulaf (Avena sterilis L.)'ın ACCase etki mekanizmasına sahip Cladinafop-propargyl etkili maddesinin oluşturduğu artan herbisit dayanıklılığı problemini ortaya çıkarmak için ele alınmıştır. Adana İlçelerinde toplam 679 buğday tarlasından örnekleme yapılmıştır. Buğday ekiminin yoğun olduğu yerlerde her 5 km'de belirli bir hat üzerinde durularak tarlaların koordinatları kayıt altına alınmış, Kısır yabani yulaf kaplama alanına bakılmış, Kısır yabani yulaf tohumları toplanmış ve toplanan her tarla örneği kese kağıtları içerisinde muhafaza edilmiştir. Dormansisi kırılan bu tohumlar daha sonra yetiştirilerek (2-4 gerçek yaprak dönemi) herbisit dayanıklılığını belirlemek adına Cladinafop-propargyl'in 6 farklı dozu (0, N/4, N/2, N=tavsiye dozu, 2N, 4N, 8N) hızlı testlemelere ve 4 farklı dozu (0, N=tavsiye dozu, 2N, 4N, 8N) sera denemelerine tabi tutulmuştur. Sonuçta 2011 yılında 80 popülasyondan % 49'nun dayanıklılık indeksi 2'den büyük (dayanıklı popülasyonlar), % 41'nin dayanıklılık indeksi 1-2 arasında (riskli olarak kabul edilen popülasyonlar) ve % 10'unun dayanıklılık indeksi 1'den küçüktür (hassas popülasyonlar). 2012 yılında ise 62 popülasyondan % 74'nün dayanıklılık indeksi 2'den büyük ve % 26'sının dayanıklılık indeksi 1-2 arasındadır. Kısaca bu doğrultuda herbisit dayanıklılığının arttığı gözlenmiştir. Elde edilen bulgular doğrultusunda Adana ili dayanıklılık haritası oluşturulmuştur.
Adana ili buğday ekim alanlarında ALS inhibitörü herbisitlere karşı dayanıklılık kazanmış yabani yulaf (Avena sterilis L.) ile yabani hardal (Sinapis arvensis L.) popülasyonlarının belirlenmesi ve dayanıklılık haritalarının oluşturulması
Adana İli önemli tarım ürünlerinden buğday içerisinde sorun olan iki önemli yabancı ot türünün,Yabani Yulaf (Avena sterilis L.) ve Yabani Hardal (Sinapis arvensis L.)'ın ALS (Asetolaktat sentaz) inhibitörü herbisitlere karşı oluşturduğu dayanıklılık problemini ortaya koymak için bu çalışma yapılmıştır. Çalışmada, 2011 ve 2012 yıllarında, Adana ili ilçelerinde toplam 679 buğday tarlasında sürveyler yapılmıştır. Sürveyler esnasında her beş km'de durularak en yakın buğday tarlası incelenmiş ve adı geçen yabancı otların yoğunluğuna bağlı olarak örnekler toplanmıştır. Toplanan örnekler laboratuvara getirilerek, dormansileri kırılmış ve testlemeler için hazırlanmıştır. Herbisit dayanıklılığını belirlemek için Mesosulfuron-methyl + iodosulfuron-methyl- sodium ve Pyroxsulam+cloquintocet-sodium etkili maddeli herbisitlerin altı farklı dozu (0, N/4, N/2, N=tavsiye dozu, 2N, 4N, 8N) hızlı testlemelerde, dört farklı dozu (0, N=tavsiye dozu, 2N, 4N, 8N) ise sera denemelerinde uygulanmıştır. Sonuç olarak testlenen 90 adet Yabani Yulaf ve 22 adet Yabani Hardal örneği Pyroxsulam+cloquintocet-sodium'a karşı dayanıklı bulunmuştur. 37 adet yabani yulaf ve 26 adet yabani hardal örneği ise Mesosulfuron-methyl + iodosulfuron-methyl- sodium'a karşı dayanıklı bulunmuştur. Çalışmalar sonucunda elde edilen dayanıklılık verileri ile Adana ili ve ilçelerine ait dayanıklılık haritaları oluşturulmuştur.
Çukurova Bölgesi'nde sorun olan meryem dikeni [Silybum marianum (L.) Gaertner]'nin yabancı ot olarak önemi ve biyolojik mücadelesi üzerine araştırmalar
Bu çalışma, Çukurova Bölgesi, buğday ve çayır-mera alanlarında önemli bir yabancı ot türü olan Meryem Dikeni [Silybum marianum (L.) Gaertner]'nin biyolojik mücadelesine yönelik olarak yaşam döngüsünü belirlemek ve olası biyolojik mücadele olanaklarını ortaya koymak amacıyla Kasım 2006'dan Mayıs 2011'e kadar yürütülmüştür. Birbirlerinden ekolojik olarak farklı üç bölge, Çatalan, Karataş ve İmamoğlu'nda sabit parseller oluşturulmuştur. Bu parsellere iki haftaya bir periyodik olarak gidilerek bitkinin kotiledon, fide bitkisi, rozet ve olgun bitki dönemleri kaydedilmiştir. Her parselde işaretlenen bitkilerin boyları, çapları, kapitula sayıları ve çapları, kapituladaki tohum sayıları ve bir bitkinin ürettiği toplam tohum sayıları belirlenmiştir. Çukurova Bölgesi'nde ortalama olarak bir metrekarede 6,06 adet Meryem Dikeni saptanmıştır. Ortalama bitki boyu 117,16 cm, bitki çapı 1,68 cm, bir bitkinin oluşturduğu kapitula sayısı 7,66 ve kapitula çapı 2,83 cm saptanmıştır. Ortalama olarak bir kapituladaki tohum sayısı 65,63 adet iken bir bitkide oluşan tohum sayısı 533,14 adet saptanmıştır. Toprakta bulunan tohum bankası ilkbaharda 1577,61 adet/m2, sonbaharda 5764,92 adet/m2 bulunmuştur. Kapituladaki tohumlara ana zarar veren böcekler; Larinus latus Herbst (Col: Curculionidae) ve Rhinocyllus conicus Froelich (Col: Curculionidae) olup Meryem Dikeni'nin biyolojik mücadelesinde potansiyel öneme sahip doğal düşmanlardır.
Portakal bahçelerindeki ana zararlı yabancı otlar ve üzerlerindeki unlu bit türleriyle ilişkilerinin araştırılması
Bu çalışma 2015 ve 2016 yıllarında Adana İli'nde farklı ekolojik özelliklere sahip altı portakal bahçesinde yürütülmüştür. Bahçe içerisinde belirli bir yönteme göre dolaşılarak yabancı ot türleri, bu türlerin yoğunlukları, gelişim dönemleri ve üzerlerindeki unlubit türleri araştırılmıştır. Ondört bitki familyasına ait 25 farklı yabancı ot türünde beş farklı unlubit türü belirlenmiştir. Turunçgil bahçeleri için en önemli unlubit türü olan turunçgil unlubiti Planococcus citri (Risso); Ebegümeci (Malva sylvestris L.), Halep Otu (Linaria sp.), İt Üzümü (Solanum nigrum L.), Kırmızı Köklü Horoz İbiği (Amaranthus retroflexus L.), Kırmızı Üçgül (Trifolium incarnatum L.), Semiz Otu (Portulaca oleraceae L.)'nda bulunmuştur. Belirlenen diğer türler: Chorizococcus sp., Peliococcus turanicus (Kiritshenko), Phenacoccus solani (Ferris), Phenacoccus solenopsis (Tinsley) türleridir.
Comparison of different assay techniques used for detecting acetyl-CoA carboxylase (ACCase) and acetolactate synthase (ALS)-inhibitors herbicide resistance in sterile wild oat (Avena sterilis L.)
Intensive use of herbicides has resulted in the occurrence of herbicide resistance. Recently, herbicide resistance has become a global issue threatening agricultural food production. ACCase and ALS-inhibitor-resistant weeds constitute more than one-third of all the reported resistance cases worldwide becoming the main constraint to wheat production in Mediterranean environments. However, different techniques have been devised to detect herbicide resistance in weeds. This study was aimed to compare the reliability and validity of quick tests [filter paper and agar-based (seed and seedling)], greenhouse (whole-plant pot) and molecular tests for detecting the resistance to acetyl-CoA carboxylase (ACCase) and acetolactate synthase (ALS)-inhibiting herbicides in sterile wild oat (Avena sterilis L.) in Adana, Turkey. In the molecular test, ACCase genes of the resistance and susceptible populations were sequenced and compared. As a result, greenhouse tests confirmed that the resistant population of A. sterilis has a high-level of resistance to clodinafop-propargyl (11.97 fold) and pyroxsulam (42.88 fold); and low resistance level to pinoxaden (2.1 fold) and mesosulfuron-methyl+iodosulfuron-methyl-sodium (1.08 fold). The levels of resistance obtained from quick tests were less than 5-folds in all herbicides. Six mutation points "Serine (Ser), Glycine (Gly), Threonine (Thr), Valine (Val), Glutamine (Gln) and Phenylalanine (Phe)" were detected in the ACCase gene. In conclusion, the agar-based tests provided feasible, accurate, rapid and cost-effective herbicide resistance confirmations which need less space than a greenhouse and filter paper tests. The molecular test confirmed the target-site resistance in the resistant population. The study reports these mutations for the first time in A. sterilis in Turkey.
Farklı ayçiçeği hatlarının canavar otu türlerine (Orobanche spp.) ve bazı herbisitlere karşı dayanıklılık reaksiyonlarının araştırılması
Ayçiçeği yetiştiriciliğinde sorun olan yabancı otlar içerisinde özellikle tam parazit Canavar Otu türleri ana zararlıdır. Sürdürülebilir ayçiçeği yetiştiriciliğinde, Canavar Otu türlerine ve herbisitlere dayanıklı ayçiçeği çeşitlerinin yetiştirilmesi oldukça önemlidir. Hibrit ayçiçeği çeşitleri içerisinde, sadece imazamox ve tribenuron methyl aktif maddeli herbisitlere dayanıklı çeşitler bulunmaktadır. Bu herbisitlerin hassas ayçiçeği çeşitlerinde kullanılması, bitkilerin ölümüne neden olmaktadır. Bu çalışma, 2019-2020 yılları arasında Canavar Otuna ve imazamox ile tribenuron methyl aktif maddeli herbisitlere genetik olarak dayanıklı restorer (baba) ayçiçeği hatlarının belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. Çalışma, Doğu Akdeniz Tarımsal Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü sera ve tarla deneme alanlarında yürütülmüştür. Sera koşullarında, ileri generasyon kademesine sahip 30 restorer ayçiçeği hattının Canavar Otuna, sera ve tarla koşullarında 1300 restorer ayçiçeği hattının Canavar Otuna ve imazamox ile tribenuron methyl aktif maddeli herbisitlere dayanıklılık durumları belirlenmiştir. Yapılan çalışmada, ayçiçeği üretim alanlarından toplanan Canavar Otu tohumlarının bakla, mercimek ve domates bitkilerinde zarar yapmadığı, 30 restorer ayçiçeği hattı içerisinde 3 hattın Canavar Otuna dayanıklı olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca sera ve tarla koşullarında denemeye alınan 1300 adet restorer ayçiçeği hattından, 261 hattın Canavar Otuna, 434 hattın imazamox, 269 hattın tribenuron methyl aktif maddeli herbisitlere dayanıklı olduğu ortaya konmuştur.
Çukurova Bölgesi'nde hayvan otlatılan alanlardaki zehirli yabancı ot türleri ve bu türlerin tohumlarının buğday ürününe karışma oranlarının saptanması
Genel olarak yabancı ot türlerinin farklı kültürlerdeki dağılışı ve yoğunlukları ile ilgili çalışmalar bulunmakla birlikte, bunlardan zehirli olan türlerin sistematik ve kimyasal özellikleri üzerine yapılmış yeterli çalışma bulunmamaktadır. Öte yandan zehirli yabancı ot türlerine ait tohumların, farklı kültür bitkileri tohumlarına karışmaları mümkün olduğundan hem insan sağlığı açısından hem de bu ürünlerin tohumlarının yurtdışına ihracı sırasında sorunlar yaşanmaktadır. Bu nedenle yapılmış olan bu çalışmayla birlikte; Çukurova Bölgesi'nde bulunan zehirli yabancı ot türlerini belirlemek için, 2021 ve 2022 yıllarında hayvan otlatılan yol ve tarla kenarlarında zehirli yabancı ot sürveyi yapılmıştır. Adana, Mersin, Osmaniye ve Hatay illerinde gerçekleştirilen zehirli yabancı ot sürveyinde toplam 26 bitki familyasına ait 58 zehirli yabancı ot türü ile karşılaşılmıştır. Sürvey sonuçları analiz edildiğinde her iki yılda da Köpek Dişi Ayrığı [Cynodon dactylon (L.) Pers.]'nın Çukurova Bölgesi'nde en yaygın tür olarak karşımıza çıkmıştır. Ayrıca bu çalışmada; Çukurova Bölgesi'nden 2019 ve 2021 yıllarında üreticilerden toplanmış olan 85 adet buğday ürünü içerisine karışmış olan 13 bitki familyasına ait 21 adet zehirli yabancı ot türü tohumu tespit edilmiştir. Buğday ürünü içerisine %7,99'luk karışma oranı ile en fazla bulunan tohumu zehirli yabancı ot türünün Sarı Taş Yoncası [Melilotus officinalis (L.) Pall.]'nın, ayrıca Rastlama Sıklıklarına göre en fazla bulunan tohumu zehirli yabancı ot türünün ise %52,94'lik bir oranla Yabani Hardal (Sinapis arvensis L.) olduğu tespit edilmiştir.
Çukurova bölgesi örtü altı muz yetiştiriciliğinde sorun olan yabancı ot türlerinin belirlenmesi ve mücadele olanaklarının araştırılması
Muz, tropik bir iklim meyvesidir. Ancak bazı mikro-klimalarda subtropik iklim koşullarında da yetiştirilebilmektedir. Anavatanı Güney Çin, Hindistan ve Hindistan ile Avustralya arasında kalan adalardır. Türkiye'de ilk olarak, 1935 yılında Mısır'dan Alanya'ya, oradan da Anamur'a getirilerek açıkta üretim yapılmaya başlanmış ancak, oluşan düşük sıcaklıklardan dolayı zararlanmalar gözlenmiştir. Ülkemizde, muz yetiştiriciliği; Akdeniz Bölgesinde, Mersin-Antalya kıyı şeridinde, Toros Dağları tarafından korunmuş, mikro-klima olanaklarının daha uygun bulunduğu Anamur, Bozyazı, Alanya ve Gazipaşa'da yaygın olarak yapılmaktadır. Özellikle Anamur ve Bozyazı'da açık alanlar yerine, plastik ve cam seralarda yetiştirmeye başlamışlardır. Son yıllarda seralarda, Çukurova, İskenderun, Dörtyol, Erdemli ve Antalya'nın değişik bölgelerinde ekonomik olarak yetiştirilmeye başlanmıştır. Yapılan bu araştırmada Çukurova Bölgesi örtü altı muz yetiştiriciliğinde sorun olan yabancı ot türlerinin yaygınlıkları, yoğunlukları ve popülasyon dağılımları, ana zararlı yabancı ot türleri, muz seralarında sorun olan ana zararlı yabancı otların mücadele olanakları belirlenmiştir. Çukurova Bölges'inde survey çalışmalarından elde edilen verilere göre rastlama sıklığı dikkate alınarak ilk beş yabancı ot türü, Su teresi (Cardamine hirsuta L.),Semizotu ( Portulaca oleraceae L.),Benekli darıcan [ Echinochloa colona (L.) Link.], Kırmızı köklü tilki kuyruğu ( Amaranthus retreflexus L.) Benekli sütleğen (Euphorbia nutans Lag.) olarak belirlenmiştir. Çalışmada yabancı otlar ile mücadelede; organik herbisit (yağ asidi amonyum tuzları), bitkisel yağ (%45 karanfil yağı+%45 tarçın yağı), malç tekstili, muz yaprağı malçı ve glyphosate etkili maddeli herbisit çalışmaya alınmıştır. Uygulamalardan en etkili sonuç, malç tekstili ve muz yaprağı malçı olarak belirlenmiştir. Herbisitler arasında ise birbiriyle paralel olarak en iyi sonuç %97,84 ile bitkisel yağ uygulamasından alınmıştır. Bu çalışma ile anlaşılmaktadır ki yabancı otlar ile mücadelede herbisit kullanımı, diğer mücadele yöntemlerinin yetersiz kaldığı durumlarda başvurulması gereken bir yöntem olmalıdır.
Bitkisel yağların ve ekstraktların yabancı otların çimlenmesine olan allelopatik etkilerinin araştırılması
Bu çalışmada, Tesbih Ağacı (Melia azedarach L.) meyve ekstraktı, limon kabuğu ekstraktı ile Karanfil (Syzygium aromaticum L.), Kekik (Origanum syriacum L.), Nane (Mentha spicata subsp. spicata L.), Okaliptus (Eucalyptus globulus Labill.) ve Lavanta (Lavandula angustifolia Mill.) uçucu yağlarının, önemli yabancı ot türlerinden Kırmızı Köklü Horoz İbiği (Amaranthus retroflexus L.) ve İtalyan Çimi (Lolium multiflorum L.) tohumlarının çimlenmesi üzerine olan biyoherbisidal etkileri araştırılmıştır. Tesbih ağacı meyveleri ve limon kabuğu ekstraktları kaynatılıp elde edilen ekstrakt kendi haline bırakılmış, oluşan 3 fraksiyon ayrı ayrı yabancı ot tohumları üzerine test edilmiştir. Ayrıca tesbih ağacı yağı, meyveleri öğütülerek soxhlet cihazı teknolojisiyle 2 fraksiyon halinde elde edilmiştir. Uçucu yağlarda ise Defne Firması yağları kullanılmıştır. Yağlar ve ekstraktlar petri kutularında 25±2°C sıcaklıkta çalışan iklimlendirme odalarında 7 ayrı dozda (%0-kontrol, %1, %5, %10, %25, %50 ve %100 µl/petri) test edilerek, denemeler 28 gün devam etmiştir. Sonuç olarak Kırmızı Köklü Horoz İbiği'ne uçucu yağlar her dozunda tam biyoherbisidal etki gösterirken, uçucu yağların %1'lik dozları karanfil yağında %71, kekik yağında %100, lavanta yağında %68, nane yağında %97 ve okaliptüs yağında ise %63 oranında İtalyan Çimi tohumlarının çimlenmesini engellemiştir. Elde edilen ekstraktların tohum çimlenmesi üzerine engelleyici etkileri iki yabancı ot türlerinde farklılık göstermiştir. Tesbih ağacı meyve ekstraktının, Kırmızı Köklü Horoz İbiği tohumlarının çimlenmesi üzerindeki engelleyici etkisinin en yüksek %100, %50 ve %25'lik dozlarında olduğu, %10'luk dozundan sonraki uygulamalarında etki oranının düştüğü tespit edilmiştir. İtalyan Çimi tohumlarında çimlenmeyi engelleyen en önemli dozun ise %100'lük doz olduğu gözlemlenmiştir. Limon kabuğu ekstraktı ise Kırmızı Köklü Horoz İbiği tohumlarının çimlenmesini en yüksek üst ve alt fraksiyon uygulamalarının %100 ve %50'lik dozları engellerken, İtalyan Çimi tohumları üzerinde çok fazla etkili olmadığı gözlemlenmiştir.
Pamuktaki yabancı otların popülasyonlarının saptanması ve mısırda kullanılan bazı herbisitlerin pamuktaki fitotoksisitelerinin belirlenmesi
Herbisitlerin kültür bitkilerinde oluşturduğu yan etkilerden birisi de fitotoksisite olarak da adlandırdığımız zararlanmalardır. Herbisit sürüklenmesi, hedef dışı yanlış uygulamalar, herbisit tank kalıntısı, herbisit taşınması, uygulamadan önce kalibrasyonlarının yapılmaması, ekim nöbetinde kullanılan herbisitin bir sonraki üründe fitotoksisitesi, herbisitlerin önerilen fenolojik dönemde uygulanmaması ve uygulama esnasında çevresel koşulların uygunsuzluğu fitotoksisitelerin başlıca nedenlerindendir. Bu çalışmanın ilk aşamasında pamuk ekim alanlarında sorun olan yabancı ot türleri belirlenmiş, diğer kısmında ise mısır bitkisinde kullanılan bazı herbisitlerin farklı dozlarının yukarıda belirtilen olası durumlardan dolayı pamuk bitkisinde oluşturabileceği zararlanmaların (fitotoksisitenin), zarar miktarlarının, verim kayıplarının ve oluşabilecek simptomları tespit etmek ve araştırmak üzere yapılmıştır. 2023 yılında bölgemizde pamuk ekim alanlarında yabancı otları popülasyon yoğunluklarını belirlemek amacıyla yapılan survey sonucuda; 12 bitki familyasına ait 26 yabancı ot türü tespit edilmiş olup, en yaygın türler sırasıyla Topalak (Cyperus rotundus L.), Kırmızı Köklü Horozibiği (Amaranthus retroflexus L.) ve Çakal Kavunu (Cucumis melo var. agrestis) olarak belirlenmiştir. Fitotoksisite çalışmaları için uygulamalar pamuk bitkisi 2-4 yaprak, taraklanma başlangıcı, çiçeklenme başlangıcı dönemlerinde iken yapılmıştır. Çalışmada, 225 g/l Isoxaflutole + 90 g/l Thiencarbazone-methyl + 150 g/l Cyprosulfamide (safener), %50 Dicamba + %25 Tritosulfuron aktif maddeye sahip herbisitlerin dört farklı dozu [önerilen dozun dörtte biri (N/4), önerilen dozun yarısı (N/2), önerilen doz (N), önerilen dozun iki katı (2N)] kullanılmıştır. 225 g/l Isoxaflutole + 90 g/l Thiencarbazone-methyl + 150 g/l Cyprosulfamide (safener) uygulaması kontrol dışındaki tüm dozlarda yaprak ve bitki dokularında kloroz(sararma), bitki boy gelişiminde durma, geriye doğru ölüm, %50 Dicamba + %25 Tritosulfuron uygulaması ise kontrol dışındaki tüm dozlarda solgunluk, gövde ve yaprak saplarında nekrotik (koyu kahverengi veya kırmızı, bitki dokusu) lezyonlar, bitki gelişim geriliği, gövde kalınlaşması ve odunsu doku oluşumu, geriye doğru ölüm simptomları meydana getirmiştir. Her iki herbisitin de 2N ve N dozları, 28. gün sonunda pamuk boyları, verimi ve toprak üstü kuru aksam ağırlığı üzerinde en fazla etkili olan dozlar olarak kontrol parseli ile kıyaslandığında öne çıkmıştır. Kontrol parseline kıyasla pamuk klorofil miktarını en çok olumsuz etkileyen herbisit, Isoxaflutole + Thiencarbazone-methyl aktif maddesinin 2N, N ve N/2 dozları olmuştur. Bu dozların etkisi, istatistiksel olarak diğer uygulamalardan farklı bulunmuştur. Dicamba aktif maddeli herbisitin ise klorofil oluşumu üzerinde önemli bir etkisi olmadığı tespit edilmiştir. Bu nedenle uygulamalar esnasında gerekli önlemler alınmalı ve kurallara uygun olarak herbisit uygulamaları yapılmalıdır
Mısır ekim alanlarındaki yabancı ot türleri ile popülasyon yoğunluklarının saptanması ve farklı mücadele yöntemlerinin etkinlik ve ekonomik yönden karşılaştırılması
Herbisitler, yabancı otları kontrol altına alırken yapılan yanlış tarımsal uygulamalar sonucunda kültür bitkilerinde fitotoksisiteye neden olabilmektedir. Verim kayıplarına sebep olabilecek yanlışların başında yüksek doz, kalibrasyon hatası, tekrarlanan uygulamalar, çok yüksek veya düşük sıcaklıklarda yapılan uygulamalar gelmektedir. Bu çalışma, tek başına yapılan çıkış öncesi veya çıkış sonrası uygulamalar, çıkış öncesi uygulama üzerine çıkış sonrası uygulamalar, çıkış öncesi uygulamalar üzerine mekanik mücadele ve tek başına yapılan mekanik mücadelenin çiftçi açısından ekonomik değeri, verimde oluşturduğu kayıplar, yabancı otlar üzerindeki etkisinin birbirlerinden farklarının belirlenmesi ile Çukurova Bölgesi'nde mısır ekim alanlarında bulunan yabancı ot türleri ve bunların popülasyon yoğunluklarının saptanması amacıyla yapılmıştır. Çalışmada, tarla denemeleri iki farklı lokasyonda (Yeniköy ve Yeşilova) yürütülmüştür. Denemelerde, mekanik mücadele ile kimyasal mücadele (280g/l Dimethenamid-P + 250 g/l Terbuthylazine, 312.5 g/l S-Metolachlor + 187.5 g/l Terbuthylazine, 75 g/l Mesotrione + 30 g/l Nicosulfuron) uygulamaları kombine edilmiştir. Çalışma sonunda, elde edilen verim kayıpları ve maliyet analizine göre kârlılığın en yüksek olduğu yabancı ot mücadele yöntemlerinin sırasıyla; tek başına mekanik mücadele, düşük dozda kullanılan çıkış öncesi herbisit uygulamaları, çıkış öncesi herbisit üzerine uygulanan mekanik mücadele ve tek başına kullanılan çıkış sonrası herbisit uygulaması ile çıkış öncesi uygulama üzerine çıkış sonrası herbisit uygulaması olduğu saptanmıştır. En düşük kârlılığın ise yabancı ot mücadelesi yapılmayan parsellerde olduğu belirlenmiştir. Sonuç olarak, zorunlu olunmadığı sürece herbisit uygulamalarından kaçınılmalı ve oluşabilecek verim kayıpları göz önünde bulundurularak uygun mücadele yöntemi seçilmelidir.
Çukurova bölgesi turunçgil bahçelerinde ana zararlı yabancı ot türlerinin belirlenmesi ve mücadelelerinde agroekolojik yöntemlerin araştırılması ile örtücü bitkilerin allelopatik etkileri
Turunçgil yetiştiriciliğinde sürdürülebilirliğin sağlanması için, yabancı otlar ile mücadelede herbisitlere alternatif agroekolojik yöntemlere ihtiyaç günden güne artmaktadır. Bu yöntemlerin belirlenmesi ve bölgede problem olan yabancı otların dinamiklerinin belirlenmesi amacıyla bu çalışmalar yapılmıştır. Çukurova Bölgesi'nde 2021 ve 2022 yıllarında, yabancı ot türlerinin belirlenmesi amacıyla 111 turunçgil bahçesinde surveyler gerçekleştirilmiştir. Surveylerde, 29 familya'ya ait 106 yabancı ot türü ile karşılaşılmış olup, sırasıyla Şifa Otu (Conyza canadensis L.), Semiz Otu (Portulaca oleraceae L.), Ebe Gömeci (Malva sylvestris L.) ve Eşek Marulu (Sonchus oleraceus L.) türleri en sık rastlanan, ana zararlı türler olarak belirlenmiştir. Öte yandan 2020 ve 2021 yıllarında, mandarin bahçesinde, yürütülen çalışmalarda sıra arasında örtücü bitki olarak Adi fiğ (Vicia sativa L.), arpa (Hordeum vulgare L.), çavdar (Secale cereale L.), Çayır düğmesi (Poterium sanguisorba L.), korunga (Onobrychis sativa Lam.), turp (Raphanus sativus L.), Tüylü fiğ (Vicia villosa L.) ve karışımlarının etkinliği araştırılmıştır. Sonuçlara göre, Vicia villosa L., Secale cereale L., Vicia sativa L. ve Hordeum vulgare L. tek başına ekilen en başarılı örtücü bitki uygulamalar olduğu ve H. vulgare+V. villosa'nın yaklaşık %99, S. cereale+R. sativus+V. villosa'nın %96 etki ile karışım olarak ekilen örtücü bitki türlerinin, yabancı ot türlerini en çok baskılayan uygulamalar olduğu belirlenmiştir. Sıra üzerine ise malç tekstili, biçme (motorlu tırpan), organik ve sentetik herbisitler uygulanmıştır. Bu uygulamalar sonucunda malç tekstili, yabancı otlar üzerinde %100 etki göstererek en başarılı uygulama olarak belirlenmiştir. Bunu sentetik herbisitler ile aynı etkiye sahip Karanfil+Tarçın yağı ve Aminoasit tuzu organik herbisitleri takip etmiştir. Laboratuvar çalışmalarında allelopatik etkinliği araştırılan üç ekstraktan, Adi fiğ ve Tüylü fiğ ekstraktlarının, tere (Lepidium sativum L.) tohumlarının çimlenmesini %95 oranında engellediği, İtalyan çimi (Lolium multiflorum L.)'nde ise etki olmadığı görülmüştür. Sonuç olarak, örtücü bitkiler sahip oldukları rekabetçi özellikleri (habitus, allelopati,..) sayesinde yabancı otları başarılı bir şekilde baskılamaktadır. Anahtar Kelimeler: Agroekoloji, Örtücü bitki, Allelopati, Yabancı ot, Mücadele.
Çukurova bölgesi tarla bitkilerindeki ekim nöbeti sistemleri,yabancı ot türleri, zarar durumları ve tohumlarınınürünlere karışma oranları
Bu çalışma, Çukurova Bölgesi'nde sürdürülebilir yabancı ot mücadelesi için bölgenin ekim nöbeti desenini belirlemek, bu desen içeririsinde yaygın olarak yetiştiriciliği yapılan kültür bitkilerindeki yabancı ot türlerinin zarar-yarar durumunu ortaya koymak ve hasat sırasında ürünlere karışan yabancı ot tohumlarını saptamak amacıyla yapılmıştır. Çalışmada, 2021-2023 yılları arasında Çukurova Bölgesi'nde dokuz farklı rotada, ekim nöbeti surveyi ve yabancı ot surveyi yapılmıştır. Bölgede ayçiçeği, buğday, mısır, pamuk ve soya olmak üzere beş farklı kültür bitkisinde yapılan yabancı ot surveylerinde yoğunlukları (adet/m2) saptanan yabancı ot türlerinin zarar-yarar durumu, "Yabancı Ot Zarar-Yarar Algoritması"na göre belirlenmiştir. Ayrıca, bölgede yabancı ot mücadelesindeki başarının ortaya konması ve tohumluk yabancı ot türlerine gereken önemin verilmesi için hasat edilen ayçiçeği, buğday, mısır ve soya ürünlerinden örnekler alınmıştır. Alınan örnekler laboratuvar ortamında incelenmiş, tanıları koleksiyon karşılaştırılmalı ve uzman yardımları ile yapılmıştır. Çalışma sonunda, ekim nöbeti surveylerinde, bölgede 15 farklı tarla bitkisi yetiştirilmesine rağmen, ekim nöbetinin zayıf olduğu, sulama sistemi olan ve güney bölgelerde ekim nöbeti deseninin daha zengin olduğu tespit edilmiştir. Çukurova Bölgesi'nde, "Yabancı Ot Zarar-Yarar Algoritması"na göre ayçiçeği ekim alanlarında 12 adet ana zararlı ve dokuz adet potansiyel ana zararlı; buğday ekim alanlarında 13 adet ana zararlı ve dokuz adet potansiyel ana zararlı; mısır ekim alanlarında 20 adet ana zararlı ve beş adet potansiyel ana zararlı; pamuk ekim alanlarında 17 adet ana zararlı ve altı adet potansiyel ana zararlı; soya ekim alanlarında 17 adet ana zararlı ve sekiz adet potansiyel ana zararlı yabancı ot türü belirlenmiştir. Bölgede, ayçiçeği, buğday, mısır, pamuk ve soya ekim alanlarında toplamda 193 adet yabancı ot türü bulunmasına rağmen bu türlerden 58 türün zararlı (ana zararlı ve potansiyel ana zararlı) olduğu, diğer türlerin ise yararı zararından fazla olduğu için agroekosistem için yararlı olduğu ortaya konulmuştur. Hasat sırasında ise ayçiçeği ürününe 63, buğday ürününe 106, mısır ürününe 22 ve soya ürününe 36 adet yabancı ot türüne ait tohumların karıştığı tespit edilmiştir. Sonuç olarak, bölgede tarımsal üretimde ve verimde sürdürülebilirliğin sağlanması için, ekim nöbeti deseni zenginleştirilerek herbisit rotasyonu ile entegre edilmeli, ana zararlı/potansiyel ana zararlı yabancı ot türleri bazında mücadele stratejileri oluşturulmalı, ürün içerisine karışan yabancı ot tohumları takip edilerek yapılan mücadelenin etkinliği araştırılmalıdır.