Theses supervised by Prof. Dr. Yakup Çelik
10 theses · Yıldız Technical University, Gazi University, Başkent University
Cihan Aktaş'ın hikâyelerinde kadınların dünyası
Cihan Aktaş'ın 1991 yılında yayımladığı ilk hikâye kitabı Üç İhtilal Çocuğu'ndan bu yana yayımlanmış, toplam on hikâye kitabı vardır. Bu kitapların hemen hepsinde kadınların günümüz dünyasındaki meseleleri ele alınmış, hikâye edilmiştir. Hikâye kahramanları, yaşları, medenî halleri, eğitim durumları ve meslekleri bakımından çeşitlilik göstermektedir. Hikâyelerin başkişilerinin neredeyse tamamı kadın kahramanlardır. Cihan Aktaş'ın hikâyelerinde, çeşitli niteliklere sahip kadınların modern hayat dolayısıyla içinde bulundukları meseleler anlatılmaktadır. Kadın kahramanların hemen hepsini birleştiren ortak bir özellik olarak "huzursuzluk" öne çıkmaktadır. Cihan Aktaş'ın hikâye külliyatıyla gerek karakterlere olan bakış açısı gerekse hikâyelerinde söz konusu ettiği meseleler bakımından Türk edebiyatında Müslüman muhafazakar kadın yazarlar içinde bir farklılık yarattığı görülmektedir. Bu çalışmada, Cihan Aktaş'ın yayımlanan on hikâye kitabındaki hikâyeler tematik olarak incelenmiş ve hikâye kahramanlarının içinde bulunduğu huzursuzluk hâlleri ile huzursuzluktan çıkma çabaları ortaya koyulmuştur. Anahtar kelimeler: kadın, hikâye, muhafazakârlık, huzursuzluk, modern hayat.
Fethi Naci'nin "Eleştiri ünlükleri" üzerine bir inceleme
Eleştiri ve eleştirmenlik, birbiriyle bütünleşen bu iki kavram, Türk edebiyatının geçmişten günümüze en çok tartışılan konuları arasında yer almaktadır. Özellikle eleştirinin edebiyatımızda kuramlarla gelişen bir alan olmasından daha çok, beğenme-beğenmeme gibi veya çeşitli ideolojik kavramlara bağlı olarak oluşması, eleştiride öznellik - nesnellik sorunsalını gündeme getirmektedir. Fethi Naci, edebiyatımızda eleştiriye katkısı bulunmuş önemli eleştirmenlerimizden biridir. 1980-1995 yılları arasında kaleme aldığı "Eleştiri Günlükleri", deneme- eleştiri türünün önemli örnekleri arasında yer almaktadır. Bu bildiride, Fethi Naci'nin "Eleştiri Günlükleri" ele alınmakta ve yazarın incelemeleri eleştirel bir okumayla incelenmektedir. Çalışmamızda kaynak olarak, Fethi Naci'nin Eleştiri Günlükleri temel alınmıştır. Ayrıca Fethi Naci eleştirisindeki dönem değişimlerini ele alan Yıldız Ecevit'in "Fethi Naci'de Toplumcu Estetiğin Üç Aşaması" adlı makalesinden ve Türk edebiyatında eleştiri üzerine çalışmış yazarların eserlerinden yararlanılmıştır.
Yakup Kadri Karaosmanoğlu'nun eserlerinde eğitim değerleri
Toplum içerisinde yer alan bireyleri istenilen bir yaşam düzeyine ulaştırma çabasının en etkili araçlarından birisi eğitimdir. Eğitim, bireylere, toplumun istediği davranışları ve ihtiyaç duyduğu davranış değişikliklerini kazandırma ve onların, toplumun içerisinde bulunduğu şartlara uyum sağlamalarını kolaylaştırma ve bunu gerçekleştirme görevleriyle yükümlüdür. Bu sayede eğitim, toplumun sosyal gelişmesini güçlendirerek var olan sorunlara çözüm bulmaya çalışmaktadır.Bir toplumda yaşayan bireylerin davranışları ve bireyler arası ilişkiler, içerisinde bulunulan dönemde yaşanan toplumsal değişmeyi yansıtır. Bu nedenle toplumsal değişim aile, ekonomi, din, siyaset, hukuk ve eğitim gibi toplumsal kurumlarda kendini gösterir.Toplumsal değişme özellikle 19. yüzyılda Avrupa'da başlayarak hızla yayılmıştır. Bu değişimden Ülkemizde etkilenmiştir. Ancak Batı'da yaşanan değişim ve dönüşüme uyum sağlama kolay olmamıştır. Uyum sağlama sürecinde ?Batı-Osmanlı? ikilemi ortaya çıkmış ve bunun sonucu olarak medeniyet, kültür ve zihniyet farklılığı noktasında bir takım sosyal sorunlar doğmuştur. Değerler sistemi etkilenmiş ve bunun sonucunda yaşanan toplumsal değişimler bir çok edebi esere konu olmuştur.O dönemin bir yazarı olan Yakup Kadri'de olaylardan etkilenmiş ve Balkan Savaşından Birinci Dünya Savaşına, Milli Mücadele'den yeni Türkiye Devleti'nin kuruluşuna ve 1950'li yılları kapsayan toplumsal hayatımızı çeşitli yönleri ile romanlarında kaleme almıştır.Yakup Kadri Karaosmanoğlu, yazılarında uslüba önem vermiştir. İyi bir gözlemci ve aynı zamanda iyi bir okur olan Yakup Kadri, mensur şiir, hikaye, tiyatro, roman, hatıra, anı, makale gibi çeşitli edebi türlerde eserler yazmıştır. Eserlerinde, Tanzimat ve sonrası yaşanan olaylar Batı medeniyeti ile karşılaşan insanımızın değişme çizgisi, nesillerin tartışmaları ve çatışmaları trajik bir şekilde dile getirmiştirToplumun sorunlarına duyarlı olan Yakup Kadri, özellikle önemini vurguladığımız eğitim konusunu eserlerinde ne derecede yansıtmaktadır? sorusundan yola çıkılarak hazırlanan çalışma ile bu sorunun cevabı aranmıştır.Eserlerinde daha çok Tanzimat'tan 1950'li yıllara kadar ülkemizde yaşanan sorunları ve toplumsal değişmeyi dile getiren Yakup Kadri, direk olarak eğitimle ilgili sorunlara eğilmemiş olmakla birlikte eğitimin bağlantıl olduğu değişen değerler, aile yapısı, aydın insanlar, din ve inanç gibi konular üzerinde durmuş ve bu çerçeveden eğitimin önemini vurgulamıştır.
Türk ve Kırgız edebiyatında destanî unsurların mukayesesi
Edebiyatımızda ve kültürümüzde destanların önemli bir yere sahip olduğu şüphesizdir. Zira destanlar, tarihin en karanlık çağlarından bilgiler verir, Türk boylarının başından geçirdiği çeşitli hadiseleri belirli bir gelenek çerçevesinde bizlere aktarır, milletlerin, millet vasfını kazanmalarında önemli rol oynarlar.Bu çalışmanın konusu modern romanda, Türk destanlarının etkilerini incelemek ve iki kardeş boy olan Kırgız-Türk romanları arasında karşılaştırma yapmaktır. Fakat bu unsurlar, her iki toplumun folklorik, ahlâkî ve dînî birçok özelliğini ortaya koymuş olduğundan dolayı çok farklı bilim dallarından faydalanmayı gerekli kılmıştır.Tezimizde, Türk ve Kırgız toplumlarının ortak ve farklı özellikleri ortaya çıkarken, sanatkârların yaklaşım ve değerlendirmeleri de sergilenmiştir. Karşılıklı anlayış, etnik-folklorik-ahlâkî unsurlar, töre ve gelenek görenekler destanî bakış açısı çerçevesinde ele alınmıştır.Türkiye'den iki ve Kırgızistan'dan bir romancının ele alınan toplam dört romanı, sıradan romanlar olmayışları; millî hâfızalarımızı tazeleyişleriyle önemli eserlerdir. Tezimiz, bu millî hâfızaların arındırılıp tazelenmesine önemli katkı sağlayacaktır.Anahtar Sözcükler1.Destan2.Millî3.Motif4.Töre5.Gelenek
İlköğretim 6. sınıf Türkçe derslerinde dil bilgisi kavramlarının öğretilmesi ve kavratılması
Bu araştırmanın genel amacı, İlköğretim 6. sınıfta okuyan öğrencilerin dilbilgisi kavramlarını algılama düzeyleri ne seviyededir ve İlköğretim 6. sınıföğrencileri Türkçe dersinde gördükleri dil bilgisi kavramlarını istenilen düzeydeöğreniyorlar mı sorularına yanıt aramaktır.Araştırma nedensel karşılaştırmalı yöntem modelinde bir çalışmadır. AraştırmaAnkara ilinde çeşitli semtlerde bulunan biri özel, diğerleri devlet okulu olmak üzere onokul ve bu okullarda bulunan toplam 217 öğrenci ile gerçekleştirilmiştir. Bu araştırmadaveri toplama aracı olarak, araştırmacı tarafından hazırlanan ve uzman görüşlerince onaylanan 30 soruluk test kullanılmıştır.Veri toplama aracından elde edilen sonuçlara göre öğrencilerin çoğunun 6. Sınıfdil bilgisi kavramlarını algılama düzeyleri düşük bulunmuştur. Özel okul ile devletokullarının kavramları algılama düzeyleri açısından karşılaştırılmasıyla, özel okulundaha başarılı olduğu sonucuna ulaşılmıştır.Anahtar Sözcükler: Kavram, Dil bilgisi kavramları, Dil bilgisi kavramlarının Öğretimi.
Cihan Aktaş'ın hikâyelerinde kadınların dünyası
Cihan Aktaş'ın 1991 yılında yayımladığı ilk hikâye kitabı Üç İhtilal Çocuğu'ndan bu yana yayımlanmış, toplam on hikâye kitabı vardır. Bu kitapların hemen hepsinde kadınların günümüz dünyasındaki meseleleri ele alınmış, hikâye edilmiştir. Hikâye kahramanları, yaşları, medenî halleri, eğitim durumları ve meslekleri bakımından çeşitlilik göstermektedir. Hikâyelerin başkişilerinin neredeyse tamamı kadın kahramanlardır. Cihan Aktaş'ın hikâyelerinde, çeşitli niteliklere sahip kadınların modern hayat dolayısıyla içinde bulundukları meseleler anlatılmaktadır. Kadın kahramanların hemen hepsini birleştiren ortak bir özellik olarak "huzursuzluk" öne çıkmaktadır. Cihan Aktaş'ın hikâye külliyatıyla gerek karakterlere olan bakış açısı gerekse hikâyelerinde söz konusu ettiği meseleler bakımından Türk edebiyatında Müslüman muhafazakar kadın yazarlar içinde bir farklılık yarattığı görülmektedir. Bu çalışmada, Cihan Aktaş'ın yayımlanan on hikâye kitabındaki hikâyeler tematik olarak incelenmiş ve hikâye kahramanlarının içinde bulunduğu huzursuzluk hâlleri ile huzursuzluktan çıkma çabaları ortaya koyulmuştur. Anahtar kelimeler: kadın, hikâye, muhafazakârlık, huzursuzluk, modern hayat.
Sezai Karakoç'un Leyla ile Mecnun eserinin hermenötik açıdan değerlendirilmesi
Edebi eleştirinin üzerine oturduğu temel, anlama ve yorumlama etkinliğidir. Hermenötik kuramları işte bu gereksinime karşılık vermek üzere vardır. Edebi eleştiri ile hermenötik arasındaki bu doğal yakınlık edebiyat alanında yeterli ölçüde değerlendirilmiş değildir. Hangi eleştiri okulu olursa olsun edebi eleştirinin hermenötik çalışmalarından sağlayacağı kazanımlar çok fazladır. Yorum ve anlama etkinliklerine dil ve metin bağlamından kopmadan yanıt arayan bir hermenötik kavrayışı her şeyden önce edebiyata ve edebi eleştiriye hizmet edecektir. Eleştirel hermenötik ve genel olarak hermenötik, bir edebi eleştiri okulu olarak değilse de edebi eleştirinin zemini olarak anlama ve yorumlama uğraşılarına yön verebilecek imkânlar sunmaktadır. Bu imkânların neler olabileceğini değerlendirmek ve edebi eleştiri yaklaşımlarına yeni ufuklar kazandırmak edebi eleştiri geleneklerinden çok daha eski ve köklü bir geleneğe sahip olan hermenötiği yakından tanımakla mümkündür. Bu çalışma, bu bağlamda, hermenötik yaklaşımın metnin tarihselliğini, ait olduğu dil ve kültür alanını ve anlamanın açıklamaya önceliğini savunan görüşlerini odak noktasına alarak örnek bir uygulama çabasına girişmiştir. Öncesinde eleştirinin ve hermenötik geleneğin geçmişine panoramik bir bakış getirilmiş ve karşılaştırmayı kolaylaştıracak bazı verilerden yararlanılmıştır. Bu bağlamda, Sezai Karakoç'un Leylâ İle Mecnun adlı yapıtının uygulamaya konu edilme nedeni de hermenötik yaklaşımın ölçütlerine uyarlanabilecek güçlü bir edebiyat ürünü olması ve hermenötik okumaya zengin imkanlar sağlamasıdır. Yine çalışmaya esas ve bir sınırlama olarak, hermenötik disiplin içinde en son ve kapsamlı çalışma olması nedeniyle Gadamer hermenötiği benimsenmiştir. Anahtar sözcükler: Hermenötik, Hermenötik Okuma, Leyla ve Mecnun, Sezai Karakoç
Ayşe Kilimci insan-eser-üslûp
Günümüz öykü yazarlarından Ayşe Kilimci'nin hayatı, sanatı, eserleri, dil ve üslûbu hakkında derinlemesine bir araştırmanın yapıldığı bu çalışmada yazarın Türk edebî hayatına yaptığı katkılar değerlendirilmiştir. Ayşe Kilimci'nin hikâyeleri, araştırma - inceleme tarzındaki çalışmaları ve katkıda bulunduğu eserler bu çalışmada temel kaynaklar olarak kullanılmıştır. Yazarın hayatı ile ilgili bilgiler (ailesi, tahsil hayatı, hususî hayatı, yazı hayatı ve kültür çevresi) mülâkat, eser ve belge inceleme yöntemleriyle ortaya çıkarılmıştır. Yazarın basılı olan yüzün üstündeki hikâyesi yapı - tema ve anlatım bakımından incelenmiştir. Yazarın eserleri, kendisi ile ilgili yapılan çalışmalar, yazılan makaleler ve kendisinin katkıda bulunduğu kitaplar incelenerek hikâyeciliğine, dil ve üslûbuna ait özgün hususlara ve şimdiye kadar dikkat edilmeyen yönlerine işaret edilmiştir. Kendine has üslûbu ve özgün anlatımıyla Türk hikâyeciliğinin beğenilen isimlerinden Ayşe Kilimci, toplumsal sorunları sanatçı duyarlılığıyla dile getiren, toplumda gördüğü aksaklıklara dil ve edebiyat vadisinde çözümler arayan bir yazardır. Çocuk kitapları hariç basılı yedi hikâye kitabı olan Ayşe Kilimci; kadın, çocuk, aşk, ölüm, göç, eğitim, kentleşme, fakirlik, cinsellik, sanat, adaletsizlik, kuşak çatışması, evlilik, konut sorunu, ahlaki, toplumsal ve kültürel yozlaşma gibi tema bakımından zengin eserler ortaya koymuştur. Kurgu yönünden öykülerine baktığımızda merkezde bir veya birden fazla kişinin olduğu öykülerinin yanı sıra bir sembol, durum, mekân veya mektup vasıtasıyla da kurgu oluşturmuştur. Yerel söyleyişlere sıkça yer veren ve yalın bir dil kullanmaya özen gösteren yazar, karakterleri konuşturmada başarılıdır. Hikâyelerinde deyimler, atasözleri, halk deyişleri ve yerinde argo gibi unsurlar eksik olmayan yazarın kullandığı imgeler, canlı ve etkileyicidir. Eserlerinde mizahî ve metaforik bir sesin varlığı söz konusudur. Bu tezde Ayşe Kilimci'nin hayatı, sanatı ve eserleri ele alınmakla birlikte hikâyeleri detaylı bir şekilde incelenerek edebiyat tarihindeki yeri belirgin hale getirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Ayşe Kilimci, hikâye, mizah, yerel söyleyiş, tematik zenginlik.
Ayşe Kilimci insan-eser-üslûp
Günümüz öykü yazarlarından Ayşe Kilimci'nin hayatı, sanatı, eserleri, dil ve üslûbu hakkında derinlemesine bir araştırmanın yapıldığı bu çalışmada yazarın Türk edebî hayatına yaptığı katkılar değerlendirilmiştir. Ayşe Kilimci'nin hikâyeleri, araştırma - inceleme tarzındaki çalışmaları ve katkıda bulunduğu eserler bu çalışmada temel kaynaklar olarak kullanılmıştır. Yazarın hayatı ile ilgili bilgiler (ailesi, tahsil hayatı, hususî hayatı, yazı hayatı ve kültür çevresi) mülâkat, eser ve belge inceleme yöntemleriyle ortaya çıkarılmıştır. Yazarın basılı olan yüzün üstündeki hikâyesi yapı - tema ve anlatım bakımından incelenmiştir. Yazarın eserleri, kendisi ile ilgili yapılan çalışmalar, yazılan makaleler ve kendisinin katkıda bulunduğu kitaplar incelenerek hikâyeciliğine, dil ve üslûbuna ait özgün hususlara ve şimdiye kadar dikkat edilmeyen yönlerine işaret edilmiştir. Kendine has üslûbu ve özgün anlatımıyla Türk hikâyeciliğinin beğenilen isimlerinden Ayşe Kilimci, toplumsal sorunları sanatçı duyarlılığıyla dile getiren, toplumda gördüğü aksaklıklara dil ve edebiyat vadisinde çözümler arayan bir yazardır. Çocuk kitapları hariç basılı yedi hikâye kitabı olan Ayşe Kilimci; kadın, çocuk, aşk, ölüm, göç, eğitim, kentleşme, fakirlik, cinsellik, sanat, adaletsizlik, kuşak çatışması, evlilik, konut sorunu, ahlaki, toplumsal ve kültürel yozlaşma gibi tema bakımından zengin eserler ortaya koymuştur. Kurgu yönünden öykülerine baktığımızda merkezde bir veya birden fazla kişinin olduğu öykülerinin yanı sıra bir sembol, durum, mekân veya mektup vasıtasıyla da kurgu oluşturmuştur. Yerel söyleyişlere sıkça yer veren ve yalın bir dil kullanmaya özen gösteren yazar, karakterleri konuşturmada başarılıdır. Hikâyelerinde deyimler, atasözleri, halk deyişleri ve yerinde argo gibi unsurlar eksik olmayan yazarın kullandığı imgeler, canlı ve etkileyicidir. Eserlerinde mizahî ve metaforik bir sesin varlığı söz konusudur. Bu tezde Ayşe Kilimci'nin hayatı, sanatı ve eserleri ele alınmakla birlikte hikâyeleri detaylı bir şekilde incelenerek edebiyat tarihindeki yeri belirgin hale getirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Ayşe Kilimci, hikâye, mizah, yerel söyleyiş, tematik zenginlik.
Ayşe Kilimci insan-eser-üslûp
Günümüz öykü yazarlarından Ayşe Kilimci'nin hayatı, sanatı, eserleri, dil ve üslûbu hakkında derinlemesine bir araştırmanın yapıldığı bu çalışmada yazarın Türk edebî hayatına yaptığı katkılar değerlendirilmiştir. Ayşe Kilimci'nin hikâyeleri, araştırma - inceleme tarzındaki çalışmaları ve katkıda bulunduğu eserler bu çalışmada temel kaynaklar olarak kullanılmıştır. Yazarın hayatı ile ilgili bilgiler (ailesi, tahsil hayatı, hususî hayatı, yazı hayatı ve kültür çevresi) mülâkat, eser ve belge inceleme yöntemleriyle ortaya çıkarılmıştır. Yazarın basılı olan yüzün üstündeki hikâyesi yapı - tema ve anlatım bakımından incelenmiştir. Yazarın eserleri, kendisi ile ilgili yapılan çalışmalar, yazılan makaleler ve kendisinin katkıda bulunduğu kitaplar incelenerek hikâyeciliğine, dil ve üslûbuna ait özgün hususlara ve şimdiye kadar dikkat edilmeyen yönlerine işaret edilmiştir. Kendine has üslûbu ve özgün anlatımıyla Türk hikâyeciliğinin beğenilen isimlerinden Ayşe Kilimci, toplumsal sorunları sanatçı duyarlılığıyla dile getiren, toplumda gördüğü aksaklıklara dil ve edebiyat vadisinde çözümler arayan bir yazardır. Çocuk kitapları hariç basılı yedi hikâye kitabı olan Ayşe Kilimci; kadın, çocuk, aşk, ölüm, göç, eğitim, kentleşme, fakirlik, cinsellik, sanat, adaletsizlik, kuşak çatışması, evlilik, konut sorunu, ahlaki, toplumsal ve kültürel yozlaşma gibi tema bakımından zengin eserler ortaya koymuştur. Kurgu yönünden öykülerine baktığımızda merkezde bir veya birden fazla kişinin olduğu öykülerinin yanı sıra bir sembol, durum, mekân veya mektup vasıtasıyla da kurgu oluşturmuştur. Yerel söyleyişlere sıkça yer veren ve yalın bir dil kullanmaya özen gösteren yazar, karakterleri konuşturmada başarılıdır. Hikâyelerinde deyimler, atasözleri, halk deyişleri ve yerinde argo gibi unsurlar eksik olmayan yazarın kullandığı imgeler, canlı ve etkileyicidir. Eserlerinde mizahî ve metaforik bir sesin varlığı söz konusudur. Bu tezde Ayşe Kilimci'nin hayatı, sanatı ve eserleri ele alınmakla birlikte hikâyeleri detaylı bir şekilde incelenerek edebiyat tarihindeki yeri belirgin hale getirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Ayşe Kilimci, hikâye, mizah, yerel söyleyiş, tematik zenginlik.