Theses supervised by Prof. Dr. Yıldıray Çete

13 theses · Akdeniz University

Medical SpecialtyOpen AccessTR

Kontrast verilen hastalarda kontrast nefropatisi gelişimi ve risk faktörleri

Giriş ve Amaç: Kontrast madde verilmesine sekonder kantrast nefropatisi gelişimi, hastalarda mortalite ve morbidite nedenlerindendir. Kontrast nefropatisi gelişimi için risk faktörlerinin bilinmesi hem yüksek riskli hastaların seçimini kolaylaştıracak, hem de erken tedavinin hangi hastalarda başlanması gerektiği konusu hakkında yol gösterici olacaktır. Yapılan çalışmanın birincil amacı kontrast nefropatisi gelişimi ile ilişkili risk faktörlerinin saptanmasıdır. Yöntem: Yapılan çalışma geriye dönük bir çalışma olup, Akdeniz Üniversitesi Hastanesi erişkin acil servisine başvuran, bilgisayarlı tomografi tetkiki sırasında kontrast madde kullanılmış olan, 72 saat içerisinde kontrol böbrek fonksiyon değerleri görülmüş olan 18 yaş üstü tüm hastalar dahil edilmiştir. Çalışmaya alınan hastaların yaş, cinsiyet, önceki böbrek hastalığı öyküsü, diabetes mellitus, hipertansiyon, konjestif kalp yetmezliği ve multiple myelom gibi kronik hastalıkların olup olmadığı, kullanılan kontrast maddenin tipi, kullanılan kontrast maddenin dozu, başlangıç ve takip böbrek fonksiyon testleri, acil serviste ya da yatırıldığı serviste bu hastalara uygulanan tedaviler ve klinik sonlanımları veri formuna kaydedildi. Kontrast madde nefropatisi intravasküler kontrast madde uygulamasını takiben üç gün içinde serum kreatinin düzeyinde %25 veya 0.5 mg/dL (44.2 mmol/L) artış olan ve farklı etiyolojilerin dışlanmasından sonra ortaya çıkan ABY tablosu olarak tanımlandı. Bulgular: Çalışmaya 350 hasta alındı. Hastaların yaş ortalaması 58±17.7'di. Bu hastaların 49'unda (%14) kontrast madde nefropatisi geliştiği saptandı. Kontrast madde nefropatisi gelişimi ile 65 yaş ve üstünde olmak arasında istatistiksel anlamlı bir ilişki saptandı (p=0,006). Kontrast madde nefropatisi gelişimi için birden fazla risk faktörüne sahip olmak ta (KKY ve KBH, KKY ve nefrotoksik ilaç kullanımı, DM ve nefrotoksik ilaç kullanımı, HT ve KBH grubu ve KBH ve nefrotoksik ilaç kullanımı) anlamlı bulundu (hepsinde p<0.05). Sonuç: Yaşlı hastalar ve birden fazla risk faktörüne sahip olan hastalar kontrast madde nefropatisi gelişimi açısından risk altındadırlar. Anahtar kelimeler: Kontrast madde, kontrast madde nefropatisi, acil servis.

Leyla Sürmeli
Akdeniz University
2015
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

İkinci intercostal aralık hizasından cilt ve plevra arasındaki mesafenin yaş, cins ve kütle endeksi ile ilişkisi

Tansiyon pnömotoraks hayatı tehdit eden acil bir durumdur. İğne dekompresyon yöntemi en sık tercih edilen acil tedavi yöntemidir. Geleneksel olarak ikinci interkostal aralık midklaviküler hattan uygulanır. İğne dekompresyon yönteminin başarısı doğru uzunlukta bir kateter ile plevraya girilebilmesine bağlıdır. Çalışmanın amacı farklı vücut kitle indeksindeki hastaların cilt ve plevra arasındaki mesafesini ikinci intercostal aralık midklaviküler hattan yapılan ultrasonografi ölçümleri ile tomografi ölçümlerini karşılaştırıp, acil bir durum olan tansiyon pnömotoraks hastalarında uygun kateter uzunluğunu bulmaktır. Akdeniz Üniversitesi Hastanesinde herhangi bir sebeple toraks tomografisi çekilen 18 yaşından büyük, gebe olmayan, entübe olmayan 150 hasta çalışmamıza alındı. Cilt ve plevra arasındaki mesafe ölçümü için altın standart olarak bilgisayarlı tomografi ölçümleri baz alındı ve sternum orta hattından 8 cm uzaklık hesaplanarak ikinci interkostal aralık midklaviküler hattın her iki tarafından ölçümleri yapıldı. Çalışmaya alınan hastaların tümü ele alındığında %58'i (n:87) erkek, %42'si (n:63) kadındı. Hastaların yaş ortalaması 56,23±16 idi. Çalışmaya katılan hastaların %64.7'si (n:97) genç, %35.3'ü (n:53) yaşlıydı. Tüm hastalarda sol taraftan yapılan ölçümlerde cilt ve plevra arasındaki mesafe ortalaması 36.2±1.34 mm iken, kadınlarda 37.7 mm, erkeklerde bu mesafe 33.3 mm olarak saptandı. Tüm hastalarda sağ taraftan yapılan ölçümlerde cilt ve plevra arasındaki mesafe ortalaması 36.19±1.31 mm iken, kadınlarda 43.1 mm ve erkeklerde 31.2 mm olarak saptandı. Standart branül uzunluğunun 50 mm olduğu düşünüldüğünde sağ taraftan yapılan ölçümlerde 22 (%14.6) hastada ve sol taraftan yapılan ölçümlere göre 23 (%15) hastada plevral boşluğa ulaşılamayacağı yani işlem başarısızlığı gelişeceği saptandı. İşlem başarısızlığı gelişecek hastaların her iki taraf ölçümlerinde de 22'sinin kadın olduğu belirlendi. İstatistiksel bir fark olmasa da, VKİ'ye göre kilolu olan hastaların cilt plevra arasındaki mesafesinin daha fazla olduğu görüldü. Sonuç olarak, hastaların yaklaşık %15'inde standart branüller ile ikinci interkostal mesafe midklaviküler hattan yapılacak iğne dekompresyon tedavisi, branül boyunun yetmemesi nedeni ile başarısız olacaktır. Vücut kitle indeksi arttıkça cilt ile plevra arasındaki mesafe artmaktadır. Bu durumda obez hastalarda işlem başarısızlık oranının daha yüksek çıkacağı öngörülmüştür. Acil servise travma ile gelmiş ve tansiyon pnömotoraks olduğunu düşündüğümüz olgularda iğne torakostomi için uygun branül uzunluğunu acilde yapılan ultrasonografi ile saptamak, prob ile cilt basısı, meme dokusu, kas dokusu, yağ dokusu ya da hasta ajitasyonu gibi nedenlerle doğru ölçümler vermemektedir.

CinsiyetDeriPlevra+4
Ahmet Mert Aydemir
Akdeniz University
2016
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Akut böbrek yetmezliğinde acil hekimi tarafından yapılan renal ultrasonografinin değeri

Acil serviste ABY tanısı alan hastalarda postrenal ABY?nin dışlanması ve ABY etiyolojisinin erken ayırt edilmesi, hastaların yönetimini ve prognozunu belirlemektedir. Birçok avantajı nedeniyle renal US ilk seçilecek görüntüleme yöntemi olarak tanımlanmaktadır. Çalışmamızda acil serviste böbrek fonksiyonlarında bozulma saptanan yetişkin hastalarda, acil servis hekimi tarafından uygulanan renal US?nin radyolog tarafından yapılan konvansiyonel renal US ile uyumluluğu araştırılmıştır. İleriye dönük kesitsel özellikteki çalışmamız 3. basamak üniversite hastanesi acil servisinde yapıldı. Acil servise herhangi bir yakınmayla başvuran ve kreatinin düzeyinde bazal değerlerine göre %50 artış tespit edilen ya da kreatinin düzeyi laboratuvar üst sınırının üzerinde olan hastalar değerlendirildi. Bu hastalardan hekimin klinik kararına göre renal US görüntelemesi planlananlar çalışmaya dahil edildi. 18 yaşından küçük olan, renal replasman tedavisi alan, gebe olan, vital bulguları stabil olmayan hastalar çalışmadan dışlandı. Çalışmaya alınan hastalara acil serviste görevli kıdemli araştırma görevlisi ya da acil tıp uzmanı tarafından yatakbaşı renal US yapıldı. Böbrek görüntülenmesi ile ilgili parametreler çalışma formuna kaydedildi. Daha sonra hastaya bir radyolog hekim tarafından konvansiyonel renal US yapıldı. Dahil etme kriterlerini karşılayan 154 hasta başvurusu olduğu belirlendi. Bu hastalardan 21i çeşitli nedenlerle dışlandı ve 133ünün istatiksel analizi yapıldı. Ultrasonografik olarak postrenal yetmezliğin saptanması açısından acil hekimi ve radyoloji hekiminin değerlendirmesinin yüksek derecede uyumlu olduğu saptandı (Kappa=0.75). Acil hekiminin yaptığı renal USnin postrenal yetmezliği dışlamadaki duyarlılığı ve özgüllüğü sırası ile %79 ve %91 olarak tespit edildi. Kuramsal eğitimi verilmeyen ve günlük pratik uygulamada kullanılmayan parametreler (böbrek boyutunun ölçülmesi gibi) açısından acil hekimi ile radyoloji hekimi arasındaki uyumluluğun zayıf olduğu saptandı. Sağ ve sol böbrek boyutunun ölçülmesinde kappa değeri sırasıyla 0.217 ve 0.28, ekojenitenin değerlendirilmesinde 0.2 ve 0.11 bulundu. Çalışmamızda postrenal yetmezliğin dışlanmasında acil hekiminin yaptığı US?nin radyoloji hekimi ile yüksek derecede uyumlu olduğunu, ancak böbrek görüntülenmesiyle ilgili diğer parametrelerde uyumluluğun zayıf olduğunu bulguladık. Buna göre, US eğitiminin tüm yönleri ile kuramsal eğitim programlarına girmesine ve günlük pratikteki uygulamalarda yerini almasına ihtiyaç vardır.

Acil servis-hastaneBöbrek hastalıklarıBöbrek yetmezliği-akut+2
Özgür Önder Karadeniz
Akdeniz University
2011
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Akut pankreatit tanısı alan hastalarda kısa dönem prognozu tahmin etmede HAPS'ın değeri

Erken tanı ve tedavinin çok önemli olduğu akut karın ağrısı nedenlerinden birisi akut pankreatitdir. Tanı konan hastaların %80?inde akut pankreatit atağı hafiftir ve ciddi morbidite olmaksızın iyileşir, kalan %20 hastada ise ciddi hastalık gelişir ve lokal ve sistemik komplikasyonları ile yüksek oranda morbidite ve mortalite ortaya çıkar. Akut pankreatit hastalarında ortalama ölüm oranı %5tir. Bu çalışma ile acil serviste akut pankreatit tanısı konulan hastalarda HAPSın erken dönemdeki kötü prognozu öngörmedeki değeri araştırıldı. Bu geriye dönük çalışmada 01.01.2006 ile 15.06.2010 tarihleri arasında Akdeniz Üniversitesi Hastanesinde akut pankreatit tanısı alan 16 yaş üzerindeki travma dışı tüm yetişkinler incelenmiştir. Yoğun bakım yatışı ya da 5 (beş) günden daha uzun hastane yatışı ya da ölüm olaylarından herhangi birisinin varlığı kötü prognoz olarak kabul edildi. Hastaların demografik özellikleri, hesaplanan HAPS değeri ile prognozları incelendi. Çalışmaya akut pankreatit kesin tanısı alan 144 hasta dahil edildi. Hastaların 69u (% 47,9) erkek ve 75?i (%52,1) kadındı. Hastaların yaş ortalaması 58.7 ve ortancası 61 olarak hesaplandı. Biliyer pankreatit kadınlarda %34.7 oranında iken erkeklerde bu oran %27.1 olarak bulundu. Hastaneye yatan 144 hastanın 14ünde yoğun bakım ihtiyacı geliştiği, bu hastaların 5inin öldüğü,e serviste yatan hastalardan ise 3 hastada hastane içi ölüm geliştiği tespit edilmiştir. Kötü prognostik göstergelerden en az birisine sahip hastaların yaklaşık %59?unda HAPS skorunun pozitif olduğu saptandı. HAPS ile pankreatit seyrini tahmin etme arasındaki ilişki anlamlı bulundu (p=0.013). Ancak HAPS ve kötü prognoz arasındaki ilişki dikkate alındığında Odds oranının 2.3 (%95 CI 1.18 ? 4.52) olduğu ve %58 duyarlılığa ve %62 seçiciliğe sahip olduğu tespit edildi. Sonuç olarak HAPS hızlı ve kolay elde edilen parametrelerle bakılan bir skorlama sistemidir. Ancak kötü prognozu öngörmede seçiciliği ve duyarlılığı istenilen düzeyde değildir. Bu nedenle akut pankreatit hastalarında başka skorlama sistemleri ile değerlendirme gereksinimi devam etmektedir

Karın ağrısıPankreas hastalıklarıPankreatit+2
Ali Vefa Sayraç
Akdeniz University
2012
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Geleneksel laringoskopi ile video destekli laringoskopi yöntemlerinin, normal ve zor havayolu çocuk simülasyon maketinde karşılaştırılması

Acil Tıp Uzmanlığının en bilinen "motto" su, yani temeli, İngilizce kaynaklarda "ABC" olarak kısaltılan, havayolu açıklığının güvence altına alınması ve solunum ve dolaşım desteğinin sağlanmasıdır. Acil servislere başvuran ister çocuk ister erişkin olsun genel durumu kötü olan kritik hastaların yönetim sürecinde bu uygulamanın hayati önemde olduğu aşikardır. Bu nedenle tüm acil tıp uzmanları eğitim süreçleri boyunca ABC uygulamalarını çok iyi öğrenmek, alternatif becerilere sahip olmak ve bu becerilerde ustalaşmak zorundadırlar. Çocuk hava yolu, anatomik doğal farklılıklar (büyük oksiput, büyük dil, küçük çene, yumuşak dokuların fazlalığı, küçük ağız, dar hava yolu, kısa boyun, daha sefalik ve öne yerleşimli larinks, dar krikoid halka gibi) nedeniyle alışkın olmayan, yetişkin acil servislerinde başlı başına zorluk yaratabilir. Örneğin vokal kordları geçen entübasyon tüpü dar krikoid halka nedeniyle daha ileri gidemeyebilir, hatta vokal kord altına yerleşmiş bir yabancı cisimde temel yaşam desteği manevraları, hatta cerrahi krikotirotomi yetersiz kalabilir. Ek olarak artan oksijen ihtiyacı, azalmış fonksiyonel rezüdüel kapasite, özellikle küçük çocuk ve infantlarda larengeal irritasyonda artmış vagal tonusa bağlı bradikardi ve bronkospazm yatkınlığı, yetişkin benzeri kooperasyonun kurulamaması gibi fizyolojik ve kognitif diğer doğal nedenlerin acil servis hekimlerinin işini daha da zorlaştırdığı öngörülebilir. Nadir de olsa ciddi travmayla gelen pediyatrik hastalar, ki mideleri genelde boş değildir, acil servisin ameliyathane şartlarına göre daha kaotik ortamında belki de olabilecek en kötü senaryodur. Son yıllarda geliştirilen alternatif havayolu açma tekniklerinden birisi de videolaringoskobidir. Zor hava yolunda başarıyı arttırdığını, endotrakeal entübasyon süresini kısalttığını, başarısız entübasyon riskinin azalttığını, görüşü arttırdığını, servikal mobilizasyonu azalttığını gösteren acil ve pediyatrik acil uygulamalarından çıkmış çalışmalar son yıllarda artış göstertmiştir. Bu nedenle zor hava yolunda ilk seçenek olarak önerilmeye başlanmış ve videolaringoskopi ile yapılan çalışmalar artmıştır. Burada yapılan çalışmanın amacı çocuk yaş grubunda geleneksel entübasyon yöntemi ile video destekli görüntüleme yönteminin entübasyon başarısı, süresi (glottik açıklığın görüldüğü süre, endotrakeal tüpün yerleştirilme süresi), girişim sayısı, Cormack-Lehane derecelendirmesi, glottik açıklık yüzdesi, dental bası, öğrenme süreci, normal ve zor (rijid boyunluklu) havayolu senaryolarında karşılaştırılmasıdır. 24 acil servis araştırma görevlisi çocuk simülasyonu sağlayan (6 yaş) SimJunior® eğitim maketi üzerinde normal ve zor hava yolu simülasyonlarında her iki yöntem ile toplam 144 entübasyon gerçekleştirdi. Normal hava yolunda kullanılan laringoskoplar arasında entübasyon süreleri ve tüpün yerleştirme süreleri açısından anlamlı fark bulunmazken, glottisin görüş açıklığı, (Cormack-Lehane derecelendirme, POGO), dental bası ve zorluk dereceleri arasında videolaringoskopi düz bıçak kullanımı lehine istatistiksel anlamlı fark saptandı. En önemli sonuç ise, zor hava yolu senaryosunda V-Miller laringoskopta entübasyon süresinin kısaldığı, glottik açıklığı görüş süresinin kısaldığı, glottik görüş ve açıklığın daha iyi olduğu, dental basının daha az olduğu, uygulayıcılar için daha kolay olduğu izlenmiştir. Videolaringoskoplar üzerinde yapılan çalışmalardan çıkacak dikkate değer sonuç, belki de, zor hava yolu senaryolarında etkinliğini göstermesi olabilir. Acil serviste entübasyon gerektiren çocuk travma hastalarında entübasyon için ilk tercih veya ilk alternatif tercih V-Miller laringoskopi olabilir

EntübasyonLaringoskopiSolunum sistemi+1
Hasan Murat Akdağ
Akdeniz University
2014
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Akdeniz Üniversitesi Hastanesi erişkin acil servisine yapılan tekrar başvuruların değerlendirilmesi

Amaç: Tekrar başvuru, bir hastanın acil servisten taburcu edildikten sonraki 72 saat içinde tekrar acil servise başvurması olarak tanımlanmıştır. Hastanelerin iş yükünü ve sağlık harcamalarını artıran tekrar başvuruların nedenleri tam olarak anlaşılamamıştır. Bu çalışmanın amacı, tekrar başvuru yapan hastaların demografik, sosyolojik ve klinik özelliklerini saptamak, tekrar başvuruların tıbbı, kurumsal veya bireysel risk faktörlerini belirlemektir. Akdeniz Üniversitesi Hastanesi Erişkin Acil Servisten 01.01.2019 - 31.12.2019 tarihleri arasında taburcu edilip tekrar başvurularını tespit etmek ve bu başvuruların özelliklerini incelemektir. Yöntem: Bu retrospektif kesitsel bir çalışmadır. 2019 yılı içerisinde Erişkin Acil Servis'ten taburcu olan hastaların kayıtları geriye dönük olarak Hastane Bilgi Yönetim Sisteminden tarandı. Çalışmamızın evrenini ilk başvuru sonrası 72 saat içinde tekrar başvuru yapan hastalardan oluşturduk. Tekrar başvuru verileri bir bilgisayar yazılımı ile Hastane Bilgi Yönetim Sisteminden alınan verilerden ayrıldı ve bu hastaların verileri dikkatle incelenerek ilk başvuru ve tekrar başvuruları karşılaştırıldı. Bulgular: Çalışma sürecinde acil servise 105.982 hasta başvurmuş 3020 (%2,8) hasta çalışmaya dâhil edilmiştir. Hastalarımızın yaş ortalaması 40,98'dir. Hastaların %70'i aynı şikâyetle hastaneye tekrar başvurmuşlardır. Birinci ve ikinci başvurular incelendiğinde en sık acil servise geliş şikâyetleri; karın ağrısını, bulantıishal ve kaşıntı-kızarıklıktır. Hastaların %62'sinin triaj kategorisi değişmemiştir. İlk başvuruda triaj kategorisi 3 saptanıp ikinci başvuruda triaj kategorisi 1 olarak değerlendirilen 2 hastamız mevcuttur. Tekrar başvuruda birinci ve ikinci triaj kategorisi 2 olan hastamız vefat etmiştir. Tekrar başvuran hastalarında %84'ü taburcu edilmiştir. Sonuç: Acil servise tekrar başvuru oranı ve sebepleri literatürdeki çalışmalara göre önemli bir kalite ölçütüdür. Çalışmamızda acil servise tekrar başvuru oranının literatürdeki çalışmalarla benzer olduğunu gördük. Tekrar başvuruların büyük kısmının taburcu edildiği ve şikâyetlerinin devam etmesi üzerine tekrar acil servise başvurduğu görüldü. Doğru reçete düzenlenmesi, yeterli semptomatik tedavi verilmesi ve hastaların daha iyi bilgilendirilmesiyle tekrar başvuruların büyük oranda önlenebileceği düşünüldü. Anahtar Kelimeler: Acil Servis, Tekrar Başvuru

Acil servis-hastaneAcil tıpAntalya+2
Manolya Yıldız Ünal
Akdeniz University
2022
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Multitravma ile acil servise başvuran hastaların torakoabdominal bilgisayarlı tomografi çekimlerinde acil tıp ve radyoloji hekimlerinin yorumlarının karşılaştırılması

Travma en sık acil servis başvuru nedenlerindendir. Travma hastasının yönetiminde doğru tanı ve kesin tedavinin hızlıca uygulanması hayati önemdedir. Bu nedenle acil tıp uzmanlarının abdomen ve toraks bilgisayar tomografi (BT) görüntülerini değerlendirmesi hastaların yönetiminde oldukça önemlidir. Buna karşın acil hekimlerinin bu konudaki bilgi ve becerilerini değerlendiren çalışma oldukça az sayıdadır. Bu çalışmanın birincil amacı acil tıp uzmanlık öğrencilerinin abdomen ve toraks tomografisi görüntüleri yorumu ile radyoloji uzmanı tarafından yapılan yorum arasındaki uyumluluğu saptamaktır. 01.01.2018 ile 31.10.2021 tarihleri arasında Akdeniz Üniversitesi Hastanesi Acil Servisi'ne başvuran, abdomen ve toraks BT çekilen 2442 hastanın rapor ve görüntüleri incelendi. Abdomen ve toraks BT görüntülemede akut patoloji saptanan ve saptanmayan toplam 47 hastanın görüntüleri seçildi. Görüntüleri yorumlamak için 12 acil tıp asistanı çalışmaya dahil edildi. Seçilen görüntülerin her biri, hastaların klinik bilgileri ve muayene bulguları verilmeden, çalışmaya dahil olan acil tıp asistanları tarafından değerlendirildi ve bulgular hazırlanan forma kaydedildi. Acil tıp asistanları kıdemine göre gruplandırılıp her grubun yorumları radyolog yorumuyla karşılaştırıldı ve uyumları analiz edildi. Çalışmada ATA'nın abdomen BT yorumları, radyoloji uzman yorumları ile karşılaştırıldığında uyumluluğun %90 (n=3942) ve Kappa değerinin 0.38 olduğu bulundu. Toraks BT ATA yorumları, radyoloji uzman yorumları ile karşılaştırıldığında uyumluluk %86 (n=2820) ve Kappa değeri 0.58 saptandı. Abdomen BT ve toraks BT yorumları bir arada değerlendirildiğinde ise uyumluluk %88 ve Kappa 0.51 idi. Ayrıca tüm BT yorumları için kıdemli ATA grubunun radyoloji uzman yorumu ile uyumu daha yüksekti. Acil tıp eğitiminde BT yorumlama ile ilgili pratik ve teorik eğitimlerin arttırılması ile uyum oranları daha da yükseltilebilir. Acil tıp asistanlığına yeni başlayan bir hekimin, eğitim süresi sonunda BT yorumlamada radyolog yorumuna yakın duyarlılık ve seçicilik ile uzman olacağını göstermektedir. Anahtar kelimeler: Abdomen tomografisi, toraks tomografisi, multitravma, acil tıp asistanı, uyumluluk

AbdomenAcil servis-hastaneAcil tıp+4
Hasan Can Güven
Akdeniz University
2022
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Travma ile ave evre 1-2 hemorajik şokta olan hastalarda batın bilgisayarlı tomografisinin değeri

Travma ile Başvuran ve Evre 1-2 Hemorajik Şokta Olan Hastalarda Batın Bilgisayarlı Tomografisinin Değeri Giriş ve Amaç: Travma, dünya üzerinde en önemli ölüm nedenidir. Ülkemizde acil servislere başvuran hasta grupları arasında önemli bir yer tutmaktadır. Ülkemizde ölüm ve engellilik durumları için önemli bir grubu oluşturmaktadır. Travma hastalarının yönetiminde görüntüleme yöntemleri yaralanmaların yerini ve erken müdahalesini sağlamak için önemli bir basamak olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu yöntemler de e-FAST, X-Ray ve BT görüntülemeleri olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu çalışmada, acil servise başvuran ve pan-BT çekilen travma hastalarında hemorajik şok durumu, e-FAST bulguları arasındaki ilişki ve bu ilişkiye etki eden faktörler değerlendirildi. Bu çalışmada birincil amacımız ATLS hemorajik şok sınıflamasına göre evre 1-2 hemorajik şokta kabul edilen ve E-FAST uygulaması normal olan travma hastalarında batın tomografisinin hastanın yönetimini değiştirip değiştirmediğini saptamaktır. Materyal ve Metot: Bu çalışma, Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Klinik Araştırmalar Etik Kurulu'ndan alınan izin ile Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Acil Servisi'nde retrospektif olarak gerçekleştirildi. Çalışmaya 01 Eylül 2021-01 Eylül 2022 arası travma ile başvuran ve acil serviste pan-BT çekilmiş 18 yaş üstü hastalar dahil edildi. Hastaların bir radyoloji hekimi ya da acil servis hekimi tarafından ilk başvuruda yapılan ve hastane veri sistemine eklenen E-FAST ve tüm vücut BT sonuçları kaydedildi. Elde edilen veriler analiz edildi. Bulgular: Çalışmamızda 465 hasta takip edildi, hastaların yaş ortalaması 36,96±17,05'ti. Bu hastaların %75,5'ini erkek hastalar oluştururken, 413 hastanın Hastaların %54,4'ünde yüksek enerjili travma öyküsü mevcuttu. Hastaların %84,1'inin evre 1-2 şok tablosunda olduğu saptandı. Hastaların %3,9'unda mortalite geliştiği ve %3,6 hastanın batın operasyonu geçirdiği tespit edildi. Acil servisten taburcu olan hasta oranı %38,1 olarak saptandı. Batın BT bulgularına göre e-FAST bakısının duyarlılığı %28 iken özgüllüğü %97 olarak saptandı. Başvuru sırasında evre 1-2 şok tablosunda olan, e-fast değerlendirmesi normal olan hastalarda, penetran yaralanma yoksa, karın ağrısı devam etmiyor ise ve takip 42 sırasında akut karın muayene bulguları gelişmemiş ise abdominal cerrahi girişim ihtiyacının olmadığı tespit edildi. Sonuç: Acil servise başvuran travma hastalarında intraabdominal kanama ve yaralanma varlığını saptamak için ilk tanı yöntemi olarak e-FAST kullanılmaktadır. Batın travması olan hastalar için e-FAST uygulaması önemli bir tanı yöntemi iken, kullanıcı bağımlı olması ve retroperitonal olarak yetersiz olması en önemli negatif yönüdür. Bizim çalışmamızda, evre 1-2 hemorajik şoku olan hastalar için e-FAST ile negatif görüntüleme gerçekleştirilmiş olsa bile batın BT görüntülemesinin pozitif sonuç verebileceği gözlenmiştir. Ancak batın BT pozitif olsa bile bu hastaların çoğu takip edilip sonrasında taburcu edilmiştir. Opere edilen hastalar abdominal penetran yaralanması ya da abdomimal semptom ve fizik muayane bulgusu olan hasta grupları olmuştur. Düşük evre şok kabul edilen abdominal muayene bulgusu ve semptomu olan hastalara, abdominal penetran yaralanmalara e-FAST negatif olsa bile batın BT öneriyoruz. Geri kalan düşük evre şok grubu hastalarda ise hekimin kararı belirli olacaktır. Anahtar Kelimeler: e-FAST, Acil Servis, Bilgisayarlı Tomografi, hemorajik şok

Acil servis-hastaneAcil tıpHemorajiler+4
Ahmet Şimşek
Akdeniz University
2023
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Abdominal cerrahi ya da brid ileus öyküsü olan ve acil serviste klinik olarak ileus düşünülen hastalarda rutin abdomen tomografisi gerekli midir?

Giriş: Karın ağrısı, acil servislere sık başvuru nedenleri arasındadır. Bunun yanı sıra erken ve doğru tanınması mortalite ve morbidite oranlarını doğrudan etkilemektedir. Sıklıkla bulantı ve kusmanın eşlik ettiği karın ağrısı dispeptik şikayetlerden perforasyona kadar geniş bir spektrumda görülmektedir. Yapılan çalışmanın birincil amacı acil serviste anamnez, fizik muayene ve ayakta direk karın grafisi (ADBG) ile ileus tanısı alan ve geçmiş tıbbi öyküsünde abdominal cerrahi ya da brid ileus öyküsü olan hastalarda karın tomografisinin rolünü saptamaktır. Materyal ve Metot: Akdeniz Üniversitesi Hastanesi Acil Servisine 01.01.2022-31.12.2022 tarihleri arası 12 aylık dönemde karın ağrısı nedeniyle başvuran hastaların hastane bilgi yönetim sistemi üzerinden belirlenmesi ve sonrasında hastaların demografik verileri, klinik özellikleri ve görüntüleme bilgilerinin toplanması ile gerçekleştirildi. Hastaların takip ve sonlanımları kayıt altına alınarak elde edilen bulgular arasında analiz yapıldı. Bulgular: Çalışmaya 158 katılımcı dahil edildi. Tüm katılımcıların ayakta direkt batın grafilerinde hava sıvı bulgusu mevcuttu. Hastaların %50'sini kadınlar oluştururken ortalama yaş 60,22±16,27 olarak saptandı. Hastaların %39,2'sinde malignite öyküsü mevcutken, %98,7'sinde geçirilmiş batın cerrahisi öyküsü vardı. Takip edilen hastaların %84,8'si servis yatışı ile takip edildi, %2,5'inde eksitus görüldü. Hastaların BT'de ek bulguları ile sonlanımları arasında anlamlı farklılık görüldü (p=0,043). BT'de ek patoloji varlığını etkileyen malignite öyküsünün odds oranı2,67 olarak gözlenirken, hassasiyet varlığının odds oranı 2,79 olarak hesaplandı. Ek patoloji türlerinin hastaların operasyon geçirme sıklığını anlamlı ölçüde değiştirdiği gözlendi. Sonuç: Çalışmamızda saptanan bulgular ile, hastaların bilinen malignite öyküsünün olması, muayenelerinde batın hassasiyetinin ve defans varlığının saptanması hastalarda ek bir patolojinin gözlenebileceğini gösterirken, ek patolojilerin hastaların operasyon geçirmesi üzerine anlamlı bir etkisinin olduğu saptandı. Bu durum, hastaların değerlendirilmesinde öykü ve fizik muayenelerinin abdominal BT ihtiyacı ve operasyon olma olasılığının belirlenmesinde çok önemli olduğunu göstermektedir. Anahtar Kelime: İleus, Acil Servis, Mortalite

AbdomenAcil servis-hastaneAcil tıp+6
Mehmet Aydınyurt
Akdeniz University
2023
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Acil servis asistanlarının cerrahi krikotirotomi hakkındaki özgüven ve uygulama becerileri üzerine simülasyon eğitiminin etkisi

Bu çalışmada, cerrahi krikotirotomi simülasyon eğitiminin asistan hekimlerin özgüveni üzerindeki etkisini araştırmayı amaçlamaktadır. Cerrahi krikotirotomi, tıbbi acil durumlarda kritik bir girişimdirve doktorların bu beceriyi kendinden emin bir şekilde uygulamaları hayati öneme sahiptir. Araştırmada acil servisimizde çalışmakta olan asistan doktorlara tanımlayıcı bilgileri içeren anket soruları ve cerrahi krikotirotomi hakkında bilgi ve özgüven düzeyini ölçen ön test değerlendirme soruları yönlendirilmiş ve sonrasında sözel ve görsel eğitim verilmiştir. Her asistanın oluşturduğumuz hayvan modeli üzerinden pratik eğitim alıp en az bir defa maket üzerinde uygulamayı tecrübe etmesi sağlanmıştır. Eğitim sonrası ''Prosedürel Becerilerin Doğrudan Gözlemlenmesi (DOPS)" ile işlem süresi ve işlem basamaklarının puanlaması yapılıp son olarak işlem sonrası son test değerlendirme formu doldurmaları istenmiştir. Eğitim öncesi ve sonrası değerlendirmeler incelendiğinde, katılımcıların cerrahi hava yolu yönetimi konusundaki bilgi düzeyi ve özgüvenlerinin eğitim sonrasında arttığı belirlenmiştir. Ayrıca, işlem süresi ile "Prosedürel Becerilerin Doğrudan Gözlemlenmesi" (DOPS) sonuçları arasında negatif bir ilişki bulunmuş ve eğitim sonrası değerlendirme ortalamaları ile eğitim öncesi değerlendirme ortalamaları arasında pozitif bir ilişki saptanmıştır. Sonuçlar, cerrahi krikotirotomi simülasyon eğitiminin doktorlara bu kritik beceriyi öğrenme ve uygulama konusunda yardımcı olduğunu göstermektedir. Bu eğitim, doktorların acil durumlara daha fazla özgüvenle yaklaşmalarını sağlar ve bu da hastaların daha iyi bakımına katkıda bulunabilir. Bu çalışma, cerrahi eğitimde simülasyonun önemini vurgulamakta ve doktorlara kritik becerileri öğrenmelerinde destek olan bir eğitim yöntemi olarak cerrahi krikotirotomi simülasyon eğitimini önermektedir. Ayrıca, bu tür eğitimlerin doktorların özgüvenini artırabileceği ve hasta güvenliğini geliştirebileceği düşünülerek bu konunun düşünülmesini teşvik etmektedir.

Acil servis-hastaneAcil tıpKrikotirotomi+1
Merve Kırdar
Akdeniz University
2023
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Antalya ili kamu hastaneleri acil servis başvurularının değerlendirilmesi

Antalya İli Kamu Hastaneleri Acil Servis Başvurularının Değerlendirilmesi Giriş ve Amaç: Acil servis kalabalıklaşması hasta sağlığına olumsuz etkileri olan evrensel bir problemdir. Ülkemizde acil servis başvuru sayıları, acil sağlık hizmetlerinin etkin ve kaliteli yürütülebilmesi için olması gerekenin çok üzerindedir. Bu çalışmanın amacı Antalya il merkezindeki dört büyük kamu hastanesinin acil servis başvuru sayılarının ve bu başvuruların sonuçlanma şeklinin karşılaştırılması ile acil servislerin ve sağlık sisteminin daha iyi işleyebilmesi için bilgi edinmektir. Materyal ve Metod: 01 Ocak 2019 - 30 Haziran 2019 tarihleri arasında Akdeniz Üniversitesi Hastanesi, SBÜ Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Antalya Kepez Devlet Hastanesi, Antalya Atatürk Devlet Hastanesi Acil Servisine başvuran tüm hastalar ile çok merkezli, geriye dönük, gözlemsel b ir çalışma olarak yapılmıştır. Bulgular: Çalışmaya 820562 hasta alındı. Yaş ortalaması 31.7±21.1 idi. Cinsiyet dağılımı 414561 (%50.5) erkek ve 406001 (%49.5) kadın şeklinde olmuştur. En fazla başvuru SBÜ Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne (%45.6) yapılırken en az hasta başvurusu Akdeniz Üniversitesi Hastanesi'ne (%8.6) yapılmıştır. En çok başvuru Ocak ayında (%19.6) en az başvuru Şubat ayında (%13.8) yapılmıştır. Günlük hasta sayısı ortalaması hafta içi günler için 4378±505, hafta sonu ve tatil günleri için 4861±684 olarak bulundu. En çok ambulans kabulü yapan merkez Kepez Devlet Hastanesi'dir (%27.5). Sonuç: Tatil günlerinde günlük hasta ortalaması hafta içi günlere göre daha fazladır. Kış aylarının hasta sayıları üzerine etkisi yoktur. Akdeniz Üniversitesi Hastanesi Acil Servis başvuru sayıları diğer merkezlere göre düşüktür fakat kırmızı alan hastası oranı, yatış ve hastane dışı sevk oranlarının hepsi tek tek diğer hastanelerle karşılaştırıldığında yüksektir.

Acil servis-hastaneAcil tıpAntalya+3
Musa Küçükkapdan
Akdeniz University
2020
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

ST segment yükseklikli miyokard enfarktüsü tanısı alan hastalarda başvuru EKG bulgularının prognoz üzerindeki etkisi

Göğüs ağrısı ile acil servise başvuran bir hastada AKS öncelikle tanınması ya da ekarte edilmesi gereken bir hastalık grubudur. Acil servis hekimleri başta odaklanmış hikaye, yeterli fizik muayene ve EKG yorumu olmak üzere AKS tanısına yönelik girişimleri ve hastanın risk değerlendirmesini hızla ve uygun şekilde yapabilmelidir. Çalışmamızda Akdeniz Üniversitesi Hastanesi Acil Servisine 01.01.2018 ile 31.11.2019 tarihleri arasında başvuran ve STYME tanısı olan 399 hasta çalışmaya alındı. Bunların arasından EKG kaydı olmayan ve sonlanımında anjiyosu yapılmayan hastalar dışlandıktan sonra 333 hastanın demografik verileri incelendi, EKG bulguları not edildi, anjiyografisinde işlem yapılan damarlar ile hastaların hastane içi, ilk 1 aylık ölüm, tekrar miyokard enfarktüsü geçirme ve taburcu olma sonlanımları not edildi. Hastalarımızın 270'inin erkek (%80,8), 63'ünün kadın (%18,9) olduğu tespit edildi. Hasta grubumuzun yaş ortalamasının 61.87 (54-72) olduğu bulundu. Hasta takiplerinde hastane içi ve ilk bir aylık sürede toplamda 33 hastanın öldüğü saptandı. Erken dönem ölüm ile hastanın yaşı, başvuru sistolik kan basıncı, kalp hızı, resiprokal ST segment çökmelerinin mm cinsinden toplam miktarı ve yatış süresi ile korelasyon olduğu saptandı. Bu yüzden hastaların başvuru vital değerleri dikkatle incelenmeli, en kısa sürede EKG çekimi yapılmalıdır. Oluşabilecek komplikasyonları engellemek için erken reperfüzyonla beraber uygun tedavinin verilmesi sağ kalım oranlarını artırabilir.

Acil servis-hastaneAcil tıpAkut koroner sendrom+6
Şeyda Kaptan
Akdeniz University
2020
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Pulmoner emboli ile D-dimer düzeyinin korelasyonu ve yaşa göre eşik değerlerinin belirlenmesi

Giriş ve Amaç: Acil servise göğüs ağrısı, dispne, takipne, senkop şikâyetleri ile başvuran hastalarda, pulmoner emboli, hayatı tehdit eden ve erken dönemde tanı konmaz ve tedavi başlanmaz ise ölüm oranlarının arttığı nedenlerden birisidir. Pulmoner emboli tanısında ilk olarak tanı algoritmaları ve sonrasında ise D-dimer gibi laboratuvar tetkikleri ve pulmoner BT anjiyografi gibi görüntüleme tetkikleri kullanılır. Çalışmanın birincil amacı, pulmoner BT anjiyografi ile pulmoner emboli tanısı konan hastalarda yaşa göre D-dimer eşik düzeylerinin belirlenmesi; ikincil amaçları ise D-dimer düzeyi ile radyografik olarak belirlenen pulmoner emboli şiddeti arasındaki ilişkinin saptanması ve ekokardiyografi ve elektrokardiyografi sonuçları ve 30 günlük mortalite arasındaki ilişkisinin belirlenmesidir. Materyal ve Metod: 01 Ocak 2015 ile 30 Aralık 2019 tarihleri arasında Akdeniz Üniversitesi Hastanesi Acil Servisinde pulmoner BT anjiyografi çekimi yaptırılan ve D-dimer tetkiki istenen hastalar çalışmaya dahil edilmiştir. Retrospektif olarak hastane bilgi yönetim sistemi ve hasta dosyaları incelenerek, hastaların demografik özellikleri (yaş ve cinsiyet), klinik özellikleri, laboratuvar sonuçları, skorlamaları, görüntüleme raporları, hastaların 1 aylık mortalitesi ve 30 gün içinde aynı şikâyetler ile acil servise tekrar başvuruları değerlendirildi. Eksik dosya verisi olan ve PTE ön tanısı dışında istemi yapılan hastalar çalışmadan dışlandı. Bulgular: Çalışmaya dahil edilen hastaların 2613'i (%41,9) erkek, 3628'sı (%58,1) kadın idi. Hastaları yaş ortalaması 43,27±17,43 olarak saptandı. Pulmoner BT anjiyografi çekilen 1507 hastanın 147'sine (%9,8) PE tanısı konmuştur. Çalışma hastalarından 20'sinin (%0,3) 1 ay içerisinde ex olduğu saptandı. D-dimer değerinin PE varlığını öngörmedeki eşik değeri 1,34 mg/L olarak hesaplandı. D-dimer değerinin <50, 50-60, 60-70, 70-80, >80 yaş aralıklarına göre PE varlığını öngörmedeki eşik değerleri sırasıyla 1,18, 1,19, 1,58, 1,79, 2,83 mg/L hesaplandı. Pulmoner arter darlık seviyesi periferik arterlerden santral arterlere doğru gittikçe hastaların D-dimer ortalamasının da orantılı olarak arttığı görülmüştür. Yüksek D-dimer seviyesi (p<0.001), yüksek troponin seviyesi (p<0.001) ve ekokardiyografide sağ yüklenme bulgusu olması (p=0.004) ile mortalite arasında anlamlı ilişki bulundu. Çalışmamızda en çok mortalite görülen EKG ritmi sinüs taşikardisi (%2); en çok mortalite görülen ek EKG bulgusu S1Q3T3 (%2,6) olduğu bulundu. 1 aylık mortalite açısından prognoz tahmininde troponinin anlamlı eşik değeri 0.027 ng/L, D-dimerin anlamlı eşik değeri 2,7 mg/L olarak hesaplandı. Sonuç: Yaş aralıklarına göre D-dimer eşik düzeyi çalışmamızca belirlenmiştir. Yaş arttıkça PE tanısı için D-dimer eşik değeri de artmaktadır. D-dimer düzeyi ile pulmoner emboli şiddeti arasında zayıf ancak anlamlı korelasyon bulunmaktadır. Elektrokardiyografi ve ekokardiyografi bulguları PE tanısını koymak ya da dışlamak için yeteri kadar güvenilir olmayıp, hekimin klinik karar verme süreçlerine yardımcı olarak kullanılabilirler.

AnjiyografiD-dimerEkokardiyografi+5
Nafis Vural
Akdeniz University
2021
00

Other supervisors