Theses supervised by Yrd. Doç. Candan Güngör
10 theses · Dokuz Eylül University
Erken Çağ Orta Asya Türk Şaman geleneğinde hayvan figürleri ve onların seramik sanatında yorumları
Türklerin İslam'la tanışmasından önceki süreçte ideolojik, sosyolojik ve kültürel olarak yönlendirici fonksiyon üstlenen Şamanlık felsefesi, Türk kültürünün bütün yönlerini kapsamaktadır. Türklerin zamanla kabul ettikleri dinlerde de (Manihaizm, Budizm, Hıristiyanlık, Musevilik) Şaman öğelerini Türk bilincinden ve Türk kültüründen tamamen silip atamamıştır. Şamanlık, yeni oluşan kültür çevresine bir denge oluşturup ayak uydurarak yaşamını sürdürmüştür. Takip edilen öğeler Şaman unsurlarını yeni dinlerin alt yapısına itmiştir ki, bugün bunlar Türk geleneksel inancının oluşturmakta ve dini kaynaklarda batıl inanç olarak bilinmektedir.Bütün yönleriyle Şamanlık, eski Türklerin yalnızca inanç sistemini değil, aynı zamanda felsefesini de oluşturur. Şaman dünya görüşünün en karakteristik özelliklerinden biri tabiatla cemiyetin birbirinden ayrılmadan, bir bütünlük oluşturmasıdır. Bu nedenledir ki Şamanlığı bütünüyle `'doğa dini'' diye adlandırmak mümkündür. Bu bağlamda doğanın en temel unsurlarından sayabileceğimiz hayvanlara Şamanların verdiği değer oldukça önemlidir. Yaradılış döngüsü içinde anlamlandırılan Yüce Ruh kavramının Şamana hayvanlar aracılığıyla acıma, koruma, şefkat, saygı duygularını ihsan ederek, tüm bunların hayatı yönlendirdiğini düşünmüştür.Şaman felsefesine göre, hayvanlar, fiziksel dünyamızda başarıya erişebilmemiz için nasıl davranmamız ve ne yapmamız gerektiğine ilişkin bazı belirli nitelikler ve davranışlar sergiler. Bütün yaşamımız boyunca her hayvanın bize öğreteceği ve bizimle paylaşacağı şifa güçleri vardır.Türkçe Anahtar Kelimeler:1- ?aman 2- Şamanizm - Din -4- Seramik 5- Sanat
Seramik doku'ya mikrodünya görüntülerin yansıması ve seramik biçimlendirmede kullanılması
Doğa herhangi bir insan müdahalesi olmadan kendiliğinden oluşmuştur. İnsan doğadan sonra var olmuştur ama doğayı ve doğanın yaşamsal hareketlerini izleyerek yeni keşifler yapmışlardır. Bu nedenle insanın yaşamı doğayla birlikte şekillenmiştir diyebiliriz. Çünkü sanat ve bilimin geldiği bu noktada tamamen model olarak alınan doğanın durmadan kendini yenilemesi ile insanda hayranlık uyandıran `doğa' vardır.İnsan dünyaya gözünü açtığı ilk andan itibaren şekillerle karşılaşmaktadır. Bu şekillerin kendine has dokuları vardır. Dokular o nesnenin yaşamsal işlevine bağlı olarak gelişmiştir ve her dokunun bir işlevi gerçekleştirmek için var olduğunu açıklık kazanmıştır. Diğer taraftan ise gözle görülmeyecek kadar küçük nesneler (mikroorganizmalar) vardır. Bilimin hızla ilerlemesi ile görülemeyecek kadar küçük nesneler artık gözler önüne serilmiştir. Sanat, doğa ve bilim karşıt öğelermiş gibi düşünülse de sanat ve bilim her an doğayı model alması ile aralarında yoğun bir ilişki kurulmuştur.Tez çalışmasında birinci bölümde sanat, doğa ve bilim ilişkisine değinilmiştir. İkinci bölümde çıplak gözle görebildiğimiz dokular anlatılmıştır. Üçüncü bölümde ise görülemeyecek kadar küçük olan nesnelerin (mikrodünya) dokusunun tasarımda ve sanatsal çalışmalarda, tasarımcıya sonsuz üretim için olanak fırsatı sunması ele alınmıştır. Bu noktada seramik malzemesi ile şekillendirmede yeni tasarımlar ve onların uygulamaları yapılmıştır.Türkçe Anahtar Kelimeler: 1- Doku 2- Mikrodünya 3- Fraktal 4- Strüktür5- Hücre
Karacasu Çömlekçiliğinden yola çıkılarak hediyelik ürün tasarımı ve uygulaması
Karacasu Çömlekçiliğinden Yola Çıkılarak Hediyelik Ürün Tasarımı ve Uygulaması? isimli çalışmam dört ana bölümden oluşmaktadır. İlk bölüme ?Karacasu İlçesine Kısa Bir Bakış? adı verilmiştir. Bu bölümde Karacasu ilçesinin coğrafi konumuna, tarihine, Karacasu ilçe merkezine 12 km uzaklıktaki Geyre köyü sınırları içerisinde bulunan Afrodisyas antik kentine ve Karacasu çömlekçiliğinin kısa tarihine değinilmiş, bu konular hakkında bilgiler verilmiştir. İkinci bölümde Karacasu çömlekçiliği üretim süreci anlatılmıştır. Çamur yapısı, çamur yatakları, çamur hazırlama, şekillendirme, çarkla şekillendirmede kullanılan aletler, astarlama, kurutma ve pişirme aşamalarına değinilmiştir. Üçüncü bölümde ise, Karacasu çömlekçi atölyelerinde üretimi yapılmış ve yapılmakta olan formlar, fotoğraflı olarak açıklanmış, Karacasu çömlekçiliğinde yapılan dekorlama teknikleri anlatılmış ve dekor aşamasında kullanılan yöreye özgü aletler tanıtılmıştır. Dördüncü ve son bölüm olan ?Hediyelik Ürün (Turistik Eşya)? bölümünde; uygulama önerileri, tasarım ve yapım tekniklerine yer verilmiştir. Türkçe Anahtar Kelimeler: 1. Karacasu 2. Kil 3. Çömlekçilik 4. Astar 5. Geleneksel 5
Yaş çamur üzerine serigraf baskı
?Yaş Çamur Üzerine Serigraf Baskı? başlıklı tez çalışmamda seramik sanatında sıklıkla ve birçok değişik yöntemlerle kullanılan serigrafi yöntemini inceledim. Şimdiye kadar serigrafide alanında birçok değişik yöntem kullanılmış, bununla beraber deri sertliğindeki ve yaş çamurun üzerine serigrafi yoluyla birçok transfer yöntemi denenmiştir. Bu çalışmamada serigrafi yöntemini deri sertliğine gelmemiş olan yaş çamur üzerine doğrudan baskı yöntemiyle grafiksel tasarımın aktarımı çalışması yapılmıştır. Araştırmanın ilk bölümünde ?Baskının Tanımı ve Tarihçesi?, ikinci bölümde ?Seramik Yüzeylerde Baskı ve Tarihçesi? ve üçüncü bölümünde ise araştırmamın asıl konusu olan ?Yaş Çamur Üzerine Transfer Yöntemleri? incelenmiş ?Yaş Çamur Üzerine Transfer Yöntemi? nin üzerinde durulmuştur. Dördüncü bölümde ?Serigrafinin Tanımı ve Tarihi?, beşinci bölümde ?Serigrafi Baskısında Kullanılan Araç ve Gereçler? e? yer verilmiştir. Altıncı bölümde elde edilen verilerin ışığında, yaş çamur üzerine farklı bir transfer yöntemi olan serigrafi yöntemiyle baskının aşamasının uygulaması yapılmış ve aşamaları fotoğraflanmıştır. Yaş çamur üzerine serigraf baskı yönteminin bize sağladığı avantajlar arasında baskı yapılan çamura istenilen şekli verebilmesine olanak vermiştir. Çıkartma yöntemiyle ulaşamadığımız kıvrımlara baskı yapmamızı sağladığı gibi diğer kağıt üzerinden transferlere göre daha net ve keskin çizgiler çıkmasını sağlamaktadır.
Cam sanatında vitray teknikleri
Sanatın gücü, tüm nesnelerin üzerindeki etkisini camın üzerinde de göstermiştir. Tarihsel süreçteki sanatsal faaliyetlerde malzeme olarak camın etkisi yoğun olmasa bile, sanat, kuşkusuz tüm nesneleri nasıl kabul ediyorsa camı da bu sanatsal süreçte kendi içinde bir sürekliliğinin oluşmasına katkıda bulunmuştur. Teknolojinin ilerlemesi ve beğenilerin farklılaşması camı da etkilemiştir. Camın teknik olarak çok farklılık göstermesi kullanım alanlarındaki etkiyi yüksek kılmasını sağlamıştır. Cam tekniklerinden biri olan vitray tekniğinde, çağın ilerlemesi ile kendi bünyesindeki tüm vitray teknikleriyle çağdaş form ve çizgilerin hızlı devreye girmesini sağlamıştır. Cam vitray sanatında farklı tekniklerin ve yorumların gelişmesi, yeni arayışların önünü açmıştır. Bu aşamanın yanı sıra vitray eğitimi, yaygın eğitimden örgün eğitime geçmeye başlamıştır. Bu oluşuma katkı sağlayan birçok fakülte, yüksekokul ve diğer eğitim kuruluşları cam vitray sanatının örgün eğitimdeki yerini almasına öncülük etmişlerdir. Bu sayede cam sanatının tekniklerinden biri olan vitray, sanatsal ve camın yerleşik hayata girişi ve oluşumu süresindeki yerini korumaktadır. Anahtar Kelimeler: cam, vitray, sanat, saydamlık, ışık.
Günümüz takı tasarımında cam kullanımı ve uygulamalar
"Günümüz Takı Tasarımında Cam Kullanımı ve Uygulamalar" başlıklı tez çalışması; takının ve camın eş zamanlı sayılabilecek değişim süreçlerinde öne çıkan temel kavramlar ve camın bir söylem olarak takıda nasıl konumlandığı konuları üzerine eğilmektedir. Camın günümüz takı tasarımı açısından yerinin ortaya konulmasının amaçlandığı araştırmada; iki farklı disiplin arasındaki ilişkiler takının ticari yönünden ziyade sanatsal yönü üzerinden ele alınmıştır. Bu yaklaşımın oluşumunda ise çeşitli yönleriyle incelenen takı türleri üzerinden, cam takıların konumlandığı tür ya da türlerin saptanması etkili olmuştur. Bu bağlamda camın takıda oluşturduğu anlatım dilinin, iki disiplin arasındaki ilişkinin somut göstergeleri olarak belirlenen örneklemler üzerinden ortaya konulması amaçlanmıştır. Çalışmada tanımlanmaya çalışılan "günümüz takısı" söylemi ise; takının belirli bir tarz ya da akım ile bağlılığını yitirmeye başladığı 20. yüzyılın sonu ve 21. yüzyılı işaret etse de, geçmişin temel kavramları üzerinden incelenmesini gerekli kılmıştır. Türkiye'de takının çağdaş yaklaşımla ele alınma sürecinin, batılı ülkeler ile aynı yönde ilerleyememiş olması araştırma konusunu dünya genelindeki yaklaşımlara yönlendirmiştir. Takı malzemesi olarak camın hem sanatsal hem de klasik ancak yenilikçi bir yaklaşım sergileyebileceğinin göstergesi olarak tasarlanan iki koleksiyon ile Türkiye'deki klasik takı algısının dışına çıkabilecek ve takı yönelimlerini destekleyici bir çalışmanın gerçekleştirilmesi amaçlanmıştır. Araştırmada ortaya konulan nitel araştırma verilerinin tamamlayıcısı olarak, çalışmanın varmak istediği noktayı temsil eden bu iki koleksiyonun, ilgili alanda çalışma yapan/yapacak tasarım dünyasına yeni bir bakış oluşturacağı öngörülmektedir. Araştırmada takı ve cam üzerine gerçekleştirilen söylemlerin aktarımında literatür taramasının yanında gözlem, katılımlı gözlem ve yarı yapılandırılmış görüşmelerin verileri kullanılmıştır. Seçilen konu ile ilgili çalışmaların doğrudan ya da dolaylı gözlenerek veri toplanabilmesinde kişisel ve kurumsal interaktif yayınlar da kullanılmış, takı tasarlama biçimlerinde camın tercih edilme şekillerinin ve sıklıklarının ne yönde olduğunun saptanmasında etkili bir yöntem olmuştur. Türkçe Anahtar Kelimeler: 1-Günümüz Takısı/Çağdaş Takı 2-Cam Takı 3-Cam Hamuru 4-Çeşm-i Bülbül 5-Çağdaş Cam Hareketi
Anamorfik sanat üzerine araştırmalar ve seramik uygulamaları
'Anamorfik Sanat Üzerine Araştırmalar ve Seramik Uygulamaları' adı altında hazırlanan bu çalışma, temelde perspektif etkiyle oluşturulan görsel algıya dayalı bir illüzyon ortaya koyan eserlere merak duyulması sonucunda başlamıştır. Tasarımların temelinde esas alınan düşünce Anamorfik sanatın tarihi üzerine yapılan araştırmalar sonucunda incelenen ilk örneklerinde işlenen konular doğrultusunda yön bulmuştur. Anamorfik sanatın tarihi araştırıldığında üretilen eserlerde çeşitli tekniklerle uygulanan çizimlerin daha çok dönemin kralları gibi siyasi kişilikler ve öğeler ya da dini inançları temsil eden çeşitli sahnelere rastlanmıştır. Bu sanatın ilk örnekleri 'Anamorfik Perspektif' yanılsamaları tekniğinin özelliklerini taşımaktadır. Daha sonraları silindirik ve konik biçimli aynaların üzerine çarpıtılmış görüntülerin yansıtılarak asıl görüntünün ortaya çıkmasının amaçlandığı 'Anamorfik Ayna' yanılsamaları olarak bilinen eserler üretilmiştir. Günümüzde plastik sanatlarda mimaride ve sokak sanatlarında kullanımı yaygınlaşan bu sanatın anamorfik perspektif etkiyle üretilen eserleri genellikle geniş alanlarda uygulamalar olarak karşımıza çıkmaktadır. Ayna yardımıyla oluşturulan kompozisyonlar belirli sınırları olan düz yüzeyler üzerine çarpıtmayauğramış çizimlerin uygulanmasıyla ya da iki veya üç boyutlu deforme edilmiş formların kullanılan çeşitli aynalara yansıtılması sonucu gerçek görüntününortaya çıkmasıyla oluşturulmuştur. Bu çalışma kapsamında uygulanan tasarımlarda Anamorfik sanatın tarihindeki örneklerde görülen dini konulu kompozisyonlardan yola çıkılarak Hıristiyanlık tarihi inancında rastlanılan yedi ölümcül günahın temsil ettiği şeytanların illüstrasyonları doğrultusunda kavramsal bir yaklaşımla seramik formlar üzerine uygulamalar yapılmıştır. Formlar üzerindeki deforme görüntülere, belirli açılardan bakılarak ve çeşitli araçlar yardımıyla asıl kompozisyonun ortaya çıkarılması amaçlanmıştır. Anahtar Kelimeler: Anamorfik, Yanılsama, Perspektif, Ayna, Algı
Foça Antik Kenti seramik buluntularıının restorasyonu
Seramik sanatı ilk çağlardan günümüze değin uzanan en eski el sanatlarından bir tanesidir. Bu yüzden arkeoloji açısından büyük önem arz eder. Seramik buluntular sayesinde tarihleme çok daha kolay yapılabilmektir. Çünkü seramik, bronz, ağaç gibi maddelere oranla korozyona karşı son derece dirençlidir.Restorasyon, herhangi bir sebeple hasar görmüş eserin sanatsal değerine ve eski şekline zarar vermeden onarmak ve rehabilite etmektir. Konservasyon ise; seramik, resim, heykel gibi sanat eserlerinin nesiller boyunca muhafaza edilmesi anlamına gelmektedir.Ülkemiz muazzam bir kültür mirasına sahiptir. Sayısız ören yeri bulunan ülkemizde böylelikle restorasyon ve konservasyon büyük önem kazanıyor. Ne yazık ki; ülkemizde yok denecek kadar az restorasyon ve konservasyon laboratuarı bulunmaktadır. Bu işlemler son derece pahalı ve sabır gerektiren zahmetli süreçlerdir. Yüz binlerce eser depolarda kötü şartlar altında saklanmaktadır. Konusunda uzman konservatör ve restoratörler ise yetişememektedir.Foça ( Phokaia) Antik Kenti de önemli ören yerlerinden biridir. 2008 kazı döneminde Ege Üni. Edebiyat Fak. Arkeoloji Böl. Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ömer Özyiğit tarafından gözetilen seramik eserlerin restorasyon ve konservasyonu ile 22 adet buluntu İzmir Arkeoloji Müzesi' ne teslim edilmiştir.
Sicilya Bölgesi Rönesans Dönemi Mayolika dekorlarının incelenmesi ve uygulanması
?Mayolika?, bisküvi pişirimi yapılmış seramik form üzerine uygulanan ham sır yüzeyine yapılan dekorasyona verilen genel addır. ?Mayolika? adı, bu tekniğin, 13. yüzyılda İtalya'ya taşındığı, İspanya kıyılarında bir ada olan ?Mayorka?dan gelmektedir.İtalyanca ?Rinascimento? sözcüğünden kaynaklanan ?Rönesans? terimi, yeniden doğuş veya yeniden diriliş anlamına gelmektedir ve 14-16. yüzyıllarda İtalya'da klasik modellerin etkisi ile sanat ve yazın alanındaki canlanış olarak tanımlanmaktadır. Rönesansın yaratıcı ateşinde mayolika, İtalya'da yeni bir estetik seviyeye ulaştığından, hem teknik hem de stil yönünden İtalya'yla ilişkilendirilmiştir. Başta ?Toscana? bölgesinde olmak üzere tüm İtalya'da mayolika üretimi yapılmıştır. Sadece önemli merkezlerdeki atölyelerde mayolika üretimi yapılmamış, küçük kasabalarda da yerel seramik okulları kurulmuştur.Akdeniz'in en büyük adası olan ve İtalya anakarasından Messina Boğazı ile ayrılan Sicilya da Rönesans döneminde önemli bir mayolika üretim merkezi olmuştur. Özellikle son yıllarda ada ile ilgili araştırmalara hız verilmiş, adanın ilk ve eski mayolikalarının büyüleyici durumuna az da olsa ışık tutulmuştur. Sicilya adasının en önemli mayolika üretim merkezleri, Palermo, Caltagirone, Trapani, Sciacca ve Sciacca şehri yakınlarındaki Burgio'dur. Sanatçıların merkezler arasındaki hareket sıklığı ve fikir değişimleri nedeniyle ürünleri birbirinden ayırmak çok zor olmuştur ve bazı merkezlerin tarihi de halen yazılmayı beklemektedir.Yapılmış olan bu çalışmada, ?Rönesans Dönemi Sicilya Bölgesi Mayolika Dekorları? incelenmiş ve günümüz şartlarında, sır üzerine çeşitli renklendirici pigmentlerin uygulanması, coperta tekniğinin uygulanması ve sır üzerine renkli sır uygulanması olmak üzere, üç farklı teknikte mayolika uygulamaları yapılmıştır.
Odun yakıtlı fırınlarda tuz sırı pişirimi
Tuz pişirimi tekniği ilk olarak 15. yy.da Almanya'nın Rhineland bölgesinde görülmüş, kısa zamanda birçok ülkede uygulanmıştır. Sır pişirimi gerektirmeyen bu yöntem, ekonomik oluşu ve uygulama kolaylığı ile seramik endüstrisinde ve kullanıma yönelik kap kacak üretiminde yaygın olarak kullanılmaya başlanmıştır. Tuz sırları kendine özgü doku ve renk özellikleriyle birçok sanatçıyı etkilemiş, seramik sanatında da önemli bir yere sahip olmuştur.Yapılmış olan çalışmanın amacı; odun yakıtlı fırınlarda tuz sırı pişirim tekniğini uygulayarak, seramik yüzeylerde farklı doku ve renk seçenekleri oluşturmaktır. Çalışmada tuz pişirimi tekniği üzerine kapsamlı bir araştırma yapılarak, kullanılan bünye, astar ve sır reçeteleri incelenmiştir. Ulaşılan bilgiler doğrultusunda, yüksek dereceye uygun bünye hazırlanarak, farklı astar ve sır reçeteleri uygulanmıştır.Çalışmanın sonucunda; odun küllerinin ve tuz buharının seramik bünyede oluşturduğu farklı yüzey etkileri araştırılarak, parıltılı ve ince bir sır tabakası elde edilmeye çalışılmıştır. Uygulanan astar ve sır denemeleri ile yüzeydeki renk ve doku özelliğine çeşitlilik kazandırılmıştır. Bununla beraber başarılı bir tuz pişiriminin, bilgi birikimi ve deneyimler sonucu geliştirilebileceği sonucuna varılmıştır.