Theses supervised by Yrd. Doç. Dr. Celal Pekdoğan
10 theses · Gaziantep University
Osmanlı Devleti'nin yurtdışında katıldığı sergiler
Sergi olarak isimlendirdiğimiz ticari, sanayi, zirai ve kültürel unsurların tanıtımı amacıyla yapılan organizasyonların tarihi oldukça eskidir. Sanayileşmenin ve ticari faaliyetlerin gelişerek yoğunlaştığı 18.yüzyılın ikinci yarısından itibaren Avrupa Devletleri'nde üretimin artması, yeni Pazar ve hammadde ihtiyacını da beraberinde getirmiştir. Bu ihtiyacın giderilebilmesi için, sanayi ürünlerinin ve üretim araçlarının tanıtılması amacı ile uluslararası sergiler düzenlenmeye başlamıştır. Ayrıca bu sergilerde ülkelerin sanayi, teknoloji, bilim ve tarım alanındaki gelişme ve yeniliklerin tüm milletlere duyurularak çok daha geniş bir alana hitap edilmesi amaçlanmıştır. İlk ulusal nitelikli sanayi sergisi 1789'da Fransa'da düzenlenmiştir. 1849'a kadar bu ülkede çok sayıda sergiler düzenlenmiştir. Avrupa'da 19.yüzyıl boyunca açılan sanayi sergileri milyonlarca insan tarafından ziyaret edilmiştir. Osmanlı Devleti'nde ise çeşitli ürünlerin sergilendiği ve eğlence niteliğinde olan geleneksel panayırlar eskiden beri kurulmuştur. Ancak 1851'e kadar Osmanlı Devleti'nin uluslararası sergiler hakkında genel bir fikri olmamıştır. 1851 I.Londra Sergisi Osmanlı Devleti'nin katıldığı ilk sergi olmuştur. Ardından 1855 Uluslararası Paris Sergisine katılmıştır. Osmanlı Devleti, 18. yüzyıl'da içte ve dışta bir takım sıkıntılarla karşı karşıya kalmış olmasına karşın, uluslararası sergilere yoğun bir şekilde ilgi göstermiş, ülkesine ait her biri kendine has özellikler taşıyan ürünlerini sergilere göndererek tüm dünya'ya tanıtmayı hedeflemiştir. Osmanlı Devleti'nde 1862 sergisinden sonra II. Uluslararası Londra Sergisinden sonra en çok ülke içerisinde yankı uyandıran 1867 II. Uluslararası Paris Sergisi olmuştur. Çünkü ilk defa bir Osmanlı Padişahı kendi ülkesinin sınırları dışında bir Avrupa ülkesini görmek arzusuyla Avrupa Seyahatine çıkmıştır. III. Napolyon'nun daveti ile seyahat hazırlıkları başlamıştır. Sultan Abdülaziz bu seyahati ilk başta razı olmamış fakat Ali ve Fuat Paşaların ısrarıyla bu sergiye katılma kararı almıştır. Osmanlı Devleti'nin bu sergiye katılmaktaki amacı ise; kendi ülkesinde bulunan kaynakları sergi yoluyla tanıtmak, ülkesi üzerine ilgi toplamak, Avrupa Devletleri olan problemlerini çözmek ve destek sağlamaktır. 1867 II. Uluslararası Paris Sergisi'nden sonra 1873 Viyana Uluslararası Sergisi'ne katılan Osmanlı Devleti, tahıl ürünlerinin yerini alan mimari eserleri, dünya şartlarının gereği olarak ön plana çıkarmıştır. Sergide özellikle III. Ahmet Çeşmesi'nin minyatürü sergilenmiştir. Ayrıca bu sergide resim sergileri de açılmıştır Osmanlı Devleti bu sergilerden sonra Fransız Devrimi'nin 100.yılına rastlayan 1889 Paris Sergisi'ne katılmak içinde 1888'de resmen müracaat etmiştir. Amerika'nın keşfini anmak adına düzenlenen 1889 Şikago (Chicago) Sergisi'ne de katılmıştır. Bu sergi ticaret odası açısından büyük bir başarı olmuştur. Osmanlı Devleti'nin katıldığı son Uluslararası sergi 1990 Paris Uluslararası Sergi'si olmuştur. Anahtar Kelime: Sanayi Devrimi, Osmanlı Devleti, Uluslararası Sergiler, Sultan Abdülaziz, III. Napolyon.
159 Numaralı Ayntab Şer`îyye Sicili'nin transkripsiyonu ve değerlendirmesi (H.1319-1323, M.1903-1907; Sayfa 1-242)
Hicri 1319-1323 (M. 1903-1907) tarihli 159 numaralı Ayntab Şer'îyye sicili toplam 499 sayfadan oluşmaktadır. Bu çalışmada, şer'îyye sicilinin ilk 242 sayfasında 302 hüküm tespit edildilerek transkripsiyonu ve değerlendirilmesi yapıldı. Bu hükümlerin içerisinde i?lam, hüccet, veraset, vasi tayini, vekâlet, vakfiye, miras taksimi, gasp gibi hükümler yer almıştır. Hükümlerin değerlendirilmesi yapılarak Ayntab?ın sosyal, siyasal, kültürel, ekonomik-iktisadi açıdan var olan bilgilerine katkıda bulunmak amaçlanmıştır. Hükümler içinde tespit edilen kaza, nahiye, kasaba, köy ve diğer yer isimleri belirlenerek coğrafi açından da şehrin yerleşimine katkı sağlanmaya çalışılmıştır.Ayrıca 159 Numaralı Ayntab Şer'îyye sicili içerisinde Ermeni isimleri ve mahalleleri tespit edilmiştir. Bunun yanı sıra Ermenilerinde sorunlarını şer?i Mahkemeler kanalı ile çözdükleri de görülmüştür.Anahtar kelimeler: Ayntab, şer'îyye sicili, İ?lâm, Kassâm, Hüccet, Vakfiye
157 numaralı Ayntâb Şer'îyye Sicili'nin transkripsiyonu ve değerlendirmesi (h.1316-317/m.1898-1899; sahîfe 1-134)
Osmanlı Devleti'ni anlamak ve anlamlandırmak adına önemli bir rol üstlenen belge türlerinden birisi de hiç şüphesiz şer'iyye sicilleridir. Bu belgeler, Osmanlı İmparatorluğu'nun askeri, hukuki, iktisâdi, dini ve idari müesseseleri gibi birçok alanda çok değerli bilgiler içermektedir. Tezimizin temelini teşkil eden 157 Numaralı Ayntâb Şer'iyye Sicili de H. Cemaziye'l-evvel 1316 / M. Ekim 1898 tarihinden H. Cemaziye'l-âhir 1317 / M. Ekim 1899 tarihleri arasındaki bir yıllık zaman dilimini kapsamakta olup; Osmanlı hukuki yapısının yanı sıra bu dönem Ayntâb'ındaki idari, dini, sosyal, kültürel, iktisadi, askeri ve eğitimsel yapıya ışık tutabilecek bilgiler içermektedir.
155 nolu (H.1308-1310) Gaziantep Şer`iyye sicilinin transkripsiyonu ve değerlendirmesi
ÖZET 155 NOLU (H.1308-1310/M. 1894) GAZİANTEP ŞER 'İYYE SİCİLİNİN TARNSKRİPSİYONU VE DEĞERLENDİRMESİ BABANINOĞLU, Yüksel Yüksek Lisans Tezi, Tarih Bölümü Danışman: Yrd.Doç.Dr. Celal PEKDOĞAN Haziran 2004 H.1308-1310 tarihli 155 Nolu Gaziantep Şer 'iyye Sicili toplam üç yüz doksan safyadır. Defterin bir, iki, üçüncü sayfalan yazısızdır. Dördüncü sayfada Naib Mehmed Rüştü Efendinin tayin yazısı bulunmaktadır. Beşinci belge Safer 1308 tarihiyle başlar. Son belge Receb 1310 tarihiyle son bulur. Yüz seksen dokuzuncu belgeden son belgeye kadar olan kısım Naib Mehmed Rüştü Efendinin zamanına aittir. Defterde 585 belge vardır. Bunların içinde tereke; imam, mütevelli, hatib atamaları; nafaka ve velayet davaları; borç davaları yer almaktadır.
Gaziantep bibliyografyası (1790-1928)
X ÖZET Gaziantep Bibliyografyası (1790-1928), SEVEROĞLU, Semiha Zehra, Yüksek Lisans Tezi, Tarih Ana Bilim Dalı, Tez Yöneticisi: Yrd.Doç.Dr. Celal PEKDOĞAN, Haziran 2004, 389 sayfa 19. yüzyıldan itibaren sosyal bilimler içerisindeki yerini alan tarih, uzun yıllar siyaset merkezli yapısını korumuştur. Ancak 20. yüzyılın ikinci yansından itibaren bu anlayış değişmiş, tarih toplum merkezli olarak yazılmaya başlamıştır. Bu anlayış çerçevesinde gerek dünyada gerekse Türkiye'de köy, şehir ve bölge tarihi çalışmaları büyük bir hızla artmış, konu edilen bölge ve şehirlerin tarihi ve kültürü aydınlatılmıştır. Gaziantep de bu şehirlerden biridir. Gaziantep, stratejik konumu ve iklim koşullan dolayısıyla ilk çağlardan beri insan topluluklarının yerleşme ve geçit sahası olmuştur. Bu da Gaziantep'in önemli ölçüde tarihî ve kültürel mirasa sahip olmasını sağlamıştır. Çalışmada bu mirası ortaya çıkarmak ve araştırmak isteyenlere Gaziantep ile ilgili bir bibliyografya hazırlanmıştır. Bibliyografya 1790-1928 yıllan arası Gaziantep tarihi ve kültürüne ait başvurulabilecek dokümanlan ihtiva etmektedir. Tarih araştırmalannda ilk gidilecek yer arşivlerdir. En güvenilir ve birinci elden bilgiyi arşivlerde bulunabilir. Bu nedenle çalışmada devlet arşivlerinden olan Başbakanlık Osmanlı ve Cumhuriyet Arşivleri 'nde bulunan Gaziantep ile ilgili belgelerin bir bölümü katalog şeklinde sunulmuştur.XI Bir şehirle ilgili araştırma yaparken sadece arşivlerden faydalanılmaz. Başvuru kaynaklarından biri de şehirle ilgili yapılmış çeşitli yayınlardır. 1790-1928 yıllan arası Gaziantep ile ilgili yayınlar araştırılırken Ankara ve İstanbul'daki çeşitli kütüphanelerden faydalanıldı. Ulaşılabilen yayınlar, birkaç Arap harfli Türkçe eserle, o dönemin popüler yayınlan olan salnamelerden ibarettir.
1 numaralı Ahıska Şer`iyye Sicili'nin transkripsiyonu ve değerlendirilmesi: H. 1183?1241/M. 1769?1825
Osmanlı Devleti'nin yerel mahkeme kayıtları olan Şer`iyye sicilleri hiç şüphesiz şehir tarihçiliğinin en önemli kaynakları olduğu gibi sosyal, kültürel ve iktisadi tarihin vazgeçilemez belgeleri arasında yer almaktadır. Bu çalışmada H.1183-1241(M.1769-1825) tarihlerini ihtiva eden ve 194 sayfadan oluşan 1 numaralı Ahıska Şer`iyye Sicilinin transkrip ve değerlendirilmesi yapıldı. Sicilde yer alan belgelerin miras, boşanma ve mehir talebleri, tereke kayıtları, alacak-verecek dâvâları, vasi ve vekil tayini, nafaka talepleri, hayvan hırsızlığı, yaralama ve katl gibi konularla ilgili olduğu görüldü. Neticede Ahıska'nın 1769 ile 1825 yılları arasındaki sosyo-politik, sosyo ? ekonomik ve sosyo ? kültürel durumunun anlaşılmasına katkı sağlandı.
Osmanlı idari taksimatında Şırnak kazası ve aşiretler arası mücadeleler(1850-1914)
Osmanlı İmparatorluğu mükemmel bir idari sistem çerçevesinde yönetilmekteydi. Bu idari sistem yukarıdan aşağıya doğru eyaletler, vilayetler, sancaklar, kazalar, nahiyeler ve köylerden teşekkül edilmekteydi. Tanzimat Fermanı ile beraber imparatorluğun sosyal, ekonomik, idari, kültürel ve siyasi yapısında değişikliğe gidilmiştir. Bu devrin en önemli özeliklerinden biri de merkez ve taşra idarelerinde yapılan değişikliklerdir. Hiç şüphesiz modern anlamdaki idare sistemin oluşumunda, yapılan bu değişikliklerin etkisi büyüktür. XIX. yüzyılın ikinci yarısından itibaren Osmanlı idari taksimatına nahiye statüsünde dâhil olan Şırnak; Bitlis, Hakkâri ve Van vilayetleri sınırında yer aldığından dolayı 1875 yılında kazaya tahvil edilmiştir. Bundan sonraki süreçte kaza idaresi için gerekli memurlar Şırnak?a atanmaya başlanmıştır. Böylece kazada düzenli bir idari yapılanmaya gidilerek, kaymakam başkanlığında kaza idare meclisi kuruldu ve çalışmalarına başladı. Fakat bu durum böyle devam etmeyerek 1886 yılında Şırnak kazası lağv edilerek tekrardan nahiyeye tahvil edildi. Şırnak?ın kaza statüsünü kaybetmesini kendi iç dinamiğinde aramak gerekir. Özellikle Şırnak?ta ikamet etmekte olan aşiretler çoğu zaman merkezi idarenin uygulamalarına karşı çıkmışlardır. Çünkü merkezi idarenin tam anlamıyla tesisi onlar için bir güç kaybı olabilirdi. Bu nedenle idareciler ile aşiret reisleri zaman zaman karşı karşıya gelmişlerdir. Gerek halkın merkezi hükümete yaptığı itirazlar, gerekse yer aldığı coğrafi konum nedeniyle Şırnak, 23 Temmuz 1914?te tekrardan kazaya tahvil edilmiştir. Tez çalısmamızın amacı, sınırlarını 1850?1914 olarak belirledigimiz dönemde Şırnak Kazası?nın siyasi, idari ve sosyal tarihini ele alarak bir ?kaza? tarihini ortaya koymaktır. Tanzimatla beraber kazada uygulanan idari taksimat ve yörede yaşayan aşiretlerin birbirleriyle olan münasebetleri tez çalışmamızın kapsamını meydana getirmiştir. Çalışmamızda Osmanlı Arşiv Kaynakları ve Diyarbekir Vilayet Salnameleri?nin yanında dönem hakkında bilgi veren ikinci el kaynaklardan da yararlanılarak konu bütünlüğü sağlanılmaya çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Osmanlı İmparatorluğu, idari yapı, kaza, Şırnak, aşiret.
Demokrat Parti ile ilgili bibliyografya çalışması (1945-1961)
Mustafa Kemal Atatürk 1923 yılında kurduğu Türkiye Cumhuriyeti Devleti?nde demokratik rejimin en önemli unsurlarından olan düşünce özgürlüğünü savunmuştur. Bu amaçla ilki 1925, ikincisi 1930 yıllarında iki kez çok partili siyasi hayata geçiş adımı atılmış, ancak ikisinden de sonuç alınamamıştır. Bu girişimlerin başarısız olması üzerine çok partili hayat denemelerine 1946 yılına kadar ara verilmiştir. İkinci Dünya Savaşı sonrasında kurulan yenidünya düzeni, Türkiye?de çok partili siyasal hayatı zorunlu kılmıştır. 1946 yılında demokrasi söylemiyle kurulan Demokrat Parti, 1950 seçimlerini kazanarak 27 yıllık tek parti iktidarına seçimle son vermiş ve yönetime geçmiştir. Demokrat Parti ya da Menderes dönemi olarak adlandırılan bu periyotta 1950, 1954 ve 1957 yıllarında olmak üzere üç genel seçim yapılmış ve bu dönemde Adnan Menderes beş kez başbakan olarak hükümet kurmuştur. Demokrat Parti, 1960 yılında yapılan bir darbe ile iktidardan uzaklaştırılmıştır. Demokrat Parti iktidarı döneminde siyaset, seçkinler uğraşı olmaktan çıkarak, geniş halk kitlelerine ulaşmış, böylelikle Türk siyasi kültürüne olumlu etkide bulunulurken, bürokratik-baskıcı devlet geleneğinin yumuşaması ve milli bir ticaret-sanayi burjuvazisinin doğmasını sağlanmıştır. Tarım reformu, barajlar ve hidroelektrik santraller, eğitim ve ulaşım hizmetlerinin yaygınlaştırılmasının sonucu olarak siyasi yapının katı kalıpları yıkılmış ve Türkiye, tarihinin en önemli değişimini yaşamıştır. Bu çalışma bu değişimleri ortaya koyarak, farklı bakış açılarından 1945?1961 yıllarıyla ilgili çeşitli çalışmaları incelemiş ve bibliyografik olarak bir araya getirmiştir.Anahtar kelimeler: Demokrat Parti, Demokrasiye Geçiş, Adnan Menderes
148 numaralı Ayntâb şer'îyye sicili'nin transkripsiyonu ve değerlendirmesi(H. 1288-1291 / M. 1871-1874) (S. 136-270)
Şer'îyye Sicilleri, Osmanlı Devleti'nde yargı yetkisine sahip olan kadılar tarafından verilmiş olan kararları, onların tuttukları zabıtları, idari, siyasi ve hukuki yazışmaları içeren vesikalardır. Belli bölgelere ait ayrı ayrı tutulan bu vesikalar Osmanlı tarihinin derinlemesine incelenmesi ve araştırılması açısından önemli kaynaklardır. Halep Vilayeti'ne bağlı bir sancak olan Ayntâb'a ait 174 adet Şer'iyye Sicili bulunmaktadır. Bu çalışma, toplamda 270 sayfa olan Hicri 1288-1291 (M.1871-1874) tarihli 148 Numaralı Ayntâb Şer'iyye Sicilinin 136'dan 270. Sayfaya kadar olan kısmın transkripsyon ve değerlendirilmesini kapsamaktadır. Transkripsyonu yapılan kısımda 391 adet hüküm bulunmaktadır. Hükümlerde tereke, vakfiye, alacak-borç, vasi tayini, evlenme, nafaka, alım-satım, miras gibi hukuki içerikli kouların yanı sıra idari içerikli konularda yer verilmiştir.
Ceyb-i Hümâyûn Hazinesi ve H. 1288 (R. 1872) tarihli Ceyb ve Harc-ı Hâssa Defterlerinin transkripsiyonu ve değerlendirmesi
Başarı iyi bir hazine, iyi bir hazine başarı gerektirir sözünden hareketle geçmişten günümüze tüm devletler dolu bir hazineyi temel amaçları olarak belirlemişlerdir. Osmanlı Devleti de kuruluşundan itibaren hazine konusuna büyük önem vermiştir. Bu çalışma, R.1288 (M.1872) tarihli Ceyb ve Harc-ı Hâssa defterlerinin transkripsiyonunu, tarih metodolojisinin esaslarına göre tasnif ve tahlilini yaparak bir senteze ulaşma iddiasını taşımaktadır. Aynı zamanda Osmanlı Devleti?nin iç hazinesi olan Ceyb-i Hümâyûn Hazinesi?ni de tarihi seyri içerisinde sunarak sağlam temeller üzerine oluşturulması amacını taşımaktadır. Bu amaç doğrultusunda çalışma, dört bölümde ele alınmıştır. Birinci bölümde, giriş kısmı açıklanmıştır. İkinci bölümde, Osmanlı merkez malî sistemi, Osmanlı hazine sistemi, Osmanlı?nın kuruluşundan itibaren tarihi seyri içerisinde Ceyb-i Hümâyûn Hazinesi ele alınmıştır. Ayrıca bu bölümde R. 1288 tarihli defterlerimizin yazıldığı dönem olan Sultan Abdülaziz dönemi sosyal, siyasi ve malî çerçevede ele alınmıştır. Bununla birlikte bu bölümde R.1288 tarihli Ceyb ve Harc-ı Hâssa defterlerinin transkripsiyonu yapılmıştır. Üçüncü bölümde materyal ve yöntem açıklanmıştır. Dördüncü bölümde transkripsiyonu yapılan defterler tarih metodolojisi çerçevesinde değerlendirilmiştir. Transkripsiyonunu yaptığımız defterler on iki adet olup her defter bir aya mahsustur. Osmanlı padişahının gelir ve giderlerini ihtiva eden bu defterler, Ceyb-i Hümâyûn Hazinesi?nin neyi ifade ettiğini, Osmanlı hazine sistemindeki yerini, diğer hazinelerle olan ilişkisini, Osmanlı saray hayatını, Osmanlı?daki din etkisini ortaya koyması bakımından önemlidir. Çalışmanın değerlendirme kısmında gelir ve masraf kalemleri tasnif ve tahlil edilmiş olup veriler tablo ve şekiller ile desteklenerek sunulmuştur. Anahtar kelimeler: Ceyb-i Hümâyûn, İç Hazine, Enderûn Hazinesi, Osmanlı?da hazine, Abdülaziz