Theses supervised by Yrd. Doç. Dr. İsmail Yürük

12 theses · Çukurova University

Master'sOpen AccessTR

Hz. Aişe ve Peygamber sonrası siyasi hayattaki rolü

İlk dönem siyasî olayların şekillenmesinde Hz. Aişe'nin yeri ve önemini, ana kaynaklara dayalı olarak ortaya koymayı amaçlayan tezimiz, zaman olarak Hz. Peygamber, ilk dört halife ve kısmen de Hz. Muaviye dönemini kapsamaktadır. Tezimiz, şahıslar üzerinde yoğunlaşmak, fikir-hadise irtibatı çerçevesinde olayların perde arkasını aralamak, erken dönem kaynaklara dayanmak ve kaynak kritiğini esas almak gibi Mezhepler Tarihi alanının genel prensiplerine uygun olarak hazırlanmaya çalışılmıştır.Birinci bölümde genel olarak İslam öncesi ve sonrası dönemde kadının toplumsal statüsü ve aldıkları görevler ile bu görevlere getiriliş biçimleri üzerinde durulmuştur.İkinci bölümde ilk olarak Hz. Aişe'nin hayatı, bir kadın olarak kişiliği ve Hz. Peygamber döneminde onun hanımı ve bilgisi ile ileri gelen bir şahsiyet olarak Hz. Aişe'nin sahabe arasındaki statüsü ortaya konmaya çalışılmıştır. Ayrıca İfk olayı, bu olay karşısında Hz. Peygamberin tavrı, Teyemmüm ayetinin gelmesi meselesi ve Hz. Peygamberin hayatının son günlerinde Hz. Aişe'nin yeri konuları üzerinde durulmuştur. Çünkü bu olaylar özellikle sonraki dönem fıkhi ve felsefi düşüncenin şekillenmesi açısından önemidir.Üçüncü bölümünde Hz. Aişe'nin siyasî ve sosyal hayattaki yeri üzerinde durulmuştur. Hz. Aişe'nin isminin ön plana çıktığı olayların analizi yapılmış, İslam düşüncesinin ilk döneminde dinî inanç ve pratiklerin şekillenmesinde Hz. Aişe'nin görüşleri ve yer aldığı olayların etkileri tesbit edilmeye çalışılmıştır. Burada gerek halifelerin seçimi ve gerekse toplumu ilgilendiren meselelerin çözümü esnasında Hz. Aişe'nin her zaman aktif bir konumda olması dikkate şayandır.Anahtar Kelimeler: Hz. Aişe, İfk Olayı, Siyaset, Dört Halife Dönemi, Cemel Savaşı.

Dört Halife DönemiSiyaset
Sevde İla
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2007
00
Master'sOpen AccessTR

İslam kelamında nedensellik ve adetullah

Nedensellik ve Adetullah tartışmalarının evrenin anlaşılmasında ne gibi farklılıkları içerdiğini anlatmayı amaçlayan tezimiz, zaman olarak ilk çağ felsefi düşünüşünden günümüz evren ve fizik anlayışına kadar uzanmaktadır. Tezimiz şahısların felsefi düşünüşleri üzerinde yoğunlaşarak, birbirini etkileyen evren fikirlerinin nasıl cereyan ettiğini ve bu durumun İslam inancı açısından ne gibi sonuçlar doğurduğunu ortaya koymaya çalışmaktır. Bu fikirlerin kelam ilmi açısından neler ifade ettiğini değerlendirmek amacındayız.Çalışmamız dört bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde ilkçağ ve doğa filozoflarının evren fikirleri, atomculuk öğretisi ve bunun İslam düşünüşünü nasıl etkilediği üzerinde durulmuştur.İkinci bölümde, Aristoteles'in dört neden fikrinden doğan nedensellik anlayışını, tarihinin ve sistemleşme sürecinin izahı yapılmaya çalışılmıştır.Üçüncü bölümde nedenselliğin İslam felsefesindeki yankıları incelenmiştir. Ayrıca bu bölümde özellikle Mutezile'de var olan tevlid ve tevellüd fikrini ve bu fikrin nedensellik ile ilgisi izah edilmeye çalışılmıştır.Son olarak dördüncü bölümde Sünnetullah kavramını ve bu kavramın tarihi seyri içerisinde Adetullah fikrine nasıl dönüştüğü anlatılmıştır. Bu kısmın sonunda ise son dönem biliminin ortaya koyduğu verilerle Adetullah fikrinin paralelliğini ve mucizenin imkânını izah etmeye çalıştık.

KelamMutezileNedensellik+4
Yusuf Okşar
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessTR

İbn Hazm'da irade ve insanın hürriyeti problemi

?İbn Hazm'da İrade ve İnsanın Hürriyeti Problemi? isimli tezimizin konusu, İbn Hazm'ın Kelam ilminin konuları kapsamına giren ve hem kelamcıları hem de filozofları ilgilendiren irade ve insanın hürriyeti meselesindeki görüşlerinin araştırılmasıdır. Bu sebeple İbn Hazm'ın görüşlerini hem kelamcılar hem de filozoflarla karşılaştırmalı olarak incelemeye çalıştık.Birinci Bölüm'de Endülüs'ün siyasî, dinî, sosyo-kültürel yapısı, İbn Hazm'ın hayatı, siyasî, ilmî ve mezhebî şahsiyeti, usulü ve Endülüs'ün İbn Hazm üzerindeki etkileri gibi konuları ele almaya gayret ettik.İkinci bölümde ise ?İbn Hazm'da İrade ve İnsanın Hürriyeti Problemi? başlığı altında öncelikle araştırmamızın temel kavramları olan irade ve hürriyet kavramlarını inceledik. Yine bu bölümde irade ve hürriyet probleminin felsefede nasıl ele alındığını, İslam felsefesinde konunun nasıl değerlendirildiğini, kelam ekollerinin konuya nasıl yaklaştıklarını göstermeye çalıştık. Bu bölümü incelerken hürriyet problemi ve bu problemi yakından ilgilendiren irade, kudret-istitâat, fiil, kaza ve kader gibi konulara özellikle İbn Hazm'ın bakışına kelam ekollerinin görüşleriyle karşılaştırmalı olarak yer vermeye çalıştık.Anahtar Kelimeler: İbn Hazm, İrade, Fiil, İnsan Hürriyeti, Kelam.

FelsefecilerKelamÖzgürlük+3
Şule Burcu Çam
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Şia kelamında ilahi sıfatlar

?Şia Kelamında İlahi Sıfatlar? isimli tezimiz üç bölümden oluşmaktadır. Tezimizin temel konusunu kendisini Şia olarak tanımlayan siyasi itikadi fırkanın Allah'ın zatı ve sıfatları hakkındaki görüşleri oluşturmaktadır. Bu görüşlerin dayanağının daha iyi anlaşılması açısından Şia'nın ortaya çıkışına ve tarihi gelişimine de tezimizde ayrıca yer vermeyi uygun bulduk.Şia, etimolojik olarak arkadaş, taraftar anlamına gelen bir kelime iken H. 2. asrın sonlarında ortaya çıkan bir fırkanın ismi olmuştur. Başlangıçta siyasi bir nitelik taşıyan bu muhalif hareket zamanla itikadi bir mezhebe dönüşmüştür. Hz. Peygamberin vefatının ardından halefinin kim olması gerektiğine dair tartışmalar, sonraları yaşanan Kerbela vakası ve farklı kültür ve inançların etkisi Şia'nın doğuşuna etki eden faktörlerin başında gelmektedir.Şia, zaman içinde çok sayıda alt guruplara ayrılmıştır. Zeydiyye, Keysaniyye, İsmailiyye ve İmamiyye bu gurupların başlıcalarıdır. İmamiyye Şiası bunlar arasında belli görüşleriyle ön plana çıkmıştır. Öyle ki Şia denince umumiyetle İmamiyye fırkası anlaşılmaktadır. İmamiyye din anlayışını tevhid, nübüvvet, imamet, mead ve adalet temelleri üzerine kurmuştur. İmamet hakkındaki inançları onları hem diğer mezheplerden, hem de diğer Şii guruplardan ayıran bir özellik olmuştur. Bu anlamda İmametin Hz. Peygamberden sonra nass ve tayinle Ali b. Ebi Talip ve onun Fatıma'dan olan evlatlarının hakkı olduğuna inanırlar.İmamiyye Şiası on ikinci imamın gaybetinin ardından akidesini tamamlamış, gaybet ve recat inançlarına dayalı bir imamet nazariyesini esas olarak kabul etmişlerdir. Önceleri imamlar kanalıyla gelen ahbara dayalı bir gelenek geliştiren İmamiyye Şiası, Şeyh Saduk'tan itibaren inançlarını akli delillerle savunmaya ve bir kelam sistematiği oluşturmaya başlamıştır.Mutezilî âlimlerden de ders alan Şii bilginleri tevhid esasına imamlarını tanrılaştırmadıklarını isbat cihetinde büyük önem vermişlerdir. Bu doğrultuda Allah'ın zatından ayrı kadim sıfatların olmadığını isbatlamaya gayret etmişlerdir. İmamiyye Şiası sıfatları zıtlarını Allah'tan nefyetmek için kullanır. Onlara göre sıfatlar zati ve fiili olarak ikiye ayrılır fakat sonuçta bütün sıfatlar birbirinin ve zatın aynısı olarak kabul edilir.Anahtar Kelimeler: Şia, İmamiyye, Tevhid, Zat, Sıfat.

Allah`ın sıfatlarıMezheplerİslamiyet+1
Şehrazat Zengin Karayılan
Çukurova University
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Mütekaddimun ve müteahhirun dönemi kelamcılarında delil

Ehl-i Sünnet kelam geleneğinin Mütekaddimun ve Müteahhirun kelamcıların sistemlerinde delil kavramının yerini ortaya koymayı amaçlayan tezimiz, tarih olarak onuncu asır ile on dördüncü asır arasındaki süreci kapsamaktadır. Araştırmamız süresince öncelikle zikrettiğimiz dönem kelamcıların eserlerinden yararlandık. Ardından bu konuda yazılmış çağdaş eserlerden faydalandık. Araştırmamız boyunca tarih ilminin temel prensiplerine tabi olduk.Birinci bölümde, İslam düşünce geleneğinde bilgi kavramını inceledik. Bu kapsamda bilginin tanımı, bilgi elde etme yolları ve bilginin sınıflandırılması meselelerini ele aldık.İkinci bölümde, delil kavramının ilk dönem ve müteahhir kelamcılarca nasıl tanımlandığını, bu kavramla yakından ilgili olarak değerlendirdiğimiz delalet, burhan, hüccet gibi kavramları ele aldık.Üçüncü bölümde, delil medlul ilişkisini, delil türlerini ve Ehl-i Sünnet kelam geleneğinde kullanılan başlıca istidlal yöntemlerini Bakıllani ve Gazali'yi örnekleyerek ele aldık.Anahtar Kelimeler: Bilgi, delil, istidlal, mütekaddimun, müteahhirun

Fatih Yıldız
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Şii paradigmanın oluşum sürecinde Hüsniye'nin yeri ve önemi

Alevi-Bektaşi çevreler tarafından yazılı kaynak olarak kabul edilen Hüsniye adlı eser araştırmamızın kaynağını oluşturmaktadır. Şiiliğin Anadolu'da yayıldığı dönemde birçok yazılı kaynak gibi elden ele dolaşan Hüsniye adlı eseri incelerken, fikir-hadise irtibatı çerçevesinde olayların perde arkasını aralamak, konuyla ilgili kaynaklara dayanmak ve kaynak kritiğini esas almak gibi Mezhepler Tarihi alanının temel prensiplerine uygun çalışmalar yapılmıştır.Şia'yı desteklemek ve Ehl-i Sünnetin görüşlerini çürütmek gayesiyle kaleme alınan eser, Abbasi halifesi Harun Reşid zamanında Bağdat'ta zengin bir tüccarın cariyesini Cafer es-Sadık'ın hizmetine vermesi ve burada cariyenin ders alarak ilmi yüksek bir merhaleye ulaşması ile başlar. Harun Reşid'in huzurunda Basralı İbrahim Halid, İmam Ebu Yusuf ve İmam Şafi'nin katıldığı münazarada bulunur. İmamet, hidayet-dalalet, nübüvvet, rü'yetullah, Ali b. Ebi Talib'in imameti, Fedek arazisi, mut'a nikâhı, yetmiş üç fırka hadisi ve Şia'nın hak mezhep olduğu, Ehl-i Beyt'e reva görülen zulümler, Gadir Hum hadisesi gibi konularla ilgili münazaraya girer.Bu çalışmanın birinci bölümünde Hüsniye'nin nasıl ortaya çıktığı, yazarının kim olduğu, yazılış amacının ne olduğu sorularına cevap aranmıştır. Ayrıca eserde geçen Şii motifler işlenerek ve esere yazılan reddiyeler tanıtılmıştır.İkinci bölümde Hüsniye'de yer alan konular, itikadi ve fıkhi olmak üzere iki ana başlık altında incelenmiştir. Böylece eserin içeriği hakkında geniş bilgi verilmiştir.Üçüncü bölümde ise Hüsniye'nin Şiilikle ilişkisi ile Hüsniye'nin Şiilikteki yeri ortaya konmuştur. Yine bu bölümde Hüsniye'ye yapılan tenkitlere yer verilerek eseri analiz etme imkânı sağlanmış ve böylece çalışma tamamlanmıştır.Anahtar Kelimeler: Hüsniye, Şiilik, Ehl-i Beyt, İbrahim Halid, İmamet

Harun er-ReşidHüsniyeMezhepler+3
Murat Han Aksoy
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Bağdadi'nin İslam dışı saydığı mezheplerin kaynaklar açısından değerlendirilmesi

Peygamberin vefatından sonra başlayan süreçte müslümanlar arasında ortaya çıkan ihtilaflar daha sonra kurumsallaşarak birer mezhep halini almıştır. Bu mezhep hareketleri İslam mezhepler tarihçileri tarafından kayda alınmak suretiyle çeşitli eserler yazılmış ve bunların her biri kendine has bir metodla mezhepleri tasnif etmiştir. İlk zamanlarda ?Makale? adıyla yazılan bu eserler Fırak veya Milel ve Nihal türleriyle devam etmiştir.Hicri beşinci asırda Bağdadi tarafından yazılan el-Fark Beyne'l-Fırak, mezheplerin tasnifi açısından diğer eserlere göre farklı bir konumda olup, onlarda yer almayan ?İslam'a mensup olmadıkları halde İslam'a nispet edilen fırkalar? başlığı altında bir tasnif bulunmaktadır. Bağdadi bu bölümde İslam dışı saydığı mezhepleri tespit ederek onların görüşlerini ortaya koymuş ve nedenlerini açıklamıştır. Bunlar içerisinde aşırı Şii fırkalarının önemli bir yer işgal etmesi, onun yaşadığı dönemde bu ana fırkanın alt gruplarının gerek siyasal gerekse toplumsal alanda önemli bir otoriteye sahip olmalarını göz önünde bulundurmak gerekir.Bağdadi'nin diğer iki eserinde de aynı metodu takip ettiği görülmektedir. Matematik ilmine rağbeti dolayısıyla onun mezhepleri yetmiş üç fırka hadisine dayandırdığını söyleyebiliriz ve hatta Usulu'd-Din isimli eserini on beş ana başlığa taksim edip bunlarında her birini tekrar on beş alt başlıkla detaylandırması da bunun bir delilidir.Bağdadi'nin tasnifinde İslam dışı saydığı mezheplerin Nevbahti/Kummi'in Kitabu'l-Makalat ve'l-Fırak, Eş'ari'nin Makalatü'l-İslamiyyin, Malati'nin et-Tenbih ve'r-Red, İsferaini'nin et-Tabsir fi'd-Din ve Şehristani'nin el-Milel ve'n-Nihal'inde ne şekilde yer aldığı da ayrı bir önem arz etmektedir.Anahtar Kelimeler: Abdulkahir el-Bağdadi, el-Fark Beyne'l-Fırak, İslam dışı fırkalar, Nevbahti/Kummi, Eş'ari, Malati, İsferayini, Şehristani.

Abdulkadir el BağdadiEl-Fark Beynel FırakEş`ari+5
Güzide Ülger
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Mâturidî'nin Kitâbu't-Tevhid'inin kelâm metodu açısından değerlendirilmesi

Ehl-i Sünnet kelâmını sistemleştiren imamlardan biri Ebu Hasan el-Eş'ari diğeri ise Ebu Mansur el-Mâturidî'dir. İmam Mâturidî ilme ve ilim adamlarına büyük önem veren ?Samaniler? devletinin hüküm sürdüğü topraklarda yaşamıştır. Mâturidî'nin günümüze kadar gelen iki eserinden biri ?Kitâbu't-Tevhid?tir. Mâturidî, kelami konuların tamamına bu eserinde değinmiştir. Eser aynı zamanda konuların ele alınışı bakımından birçok ilkleri içinde barındırır. Önceki kelam eserlerinde üzerinde hiç durulmayan veya yeteri kadar önem verilmeyen bazı konulara bu eserde gerektiği kadar değinilmiştir. Kitâbu't-Tevhid Maturidiyye akidesinin temel kaynağı hem de Mu'tezile başta olmak üzere çeşitli islami fırkalar, bazı dinler, inançlar ve felsefi görüşler açısından en eski kaynaklardan biri durumundadır.Bütün bilimler için genel geçer bir yöntem söz konusu değildir. Bununla beraber her bilimin kendine has metodu vardır. Mâturidî'nin kelâm metodunun şekillenmesinde onun zamanında varolan Mutezile, Ashabü'l-Hadis ve Şia gibi fırkaların etkisi büyük olmuştur. Mâturidî, kelâm sistemini kurarken ilk olarak bilginin tarifi ile başlamıştır. Daha eserinin başında bilgi kaynaklarından bahseder. Her konuda taklitçiliğe şiddetle karşı çıkan Mâturidî ancak delille doğrunun ortaya çıkacağını ifade eder. Bu delillere ulaşmada aklın, duyu organlarımızın ve haber'in öneminden bahseder. Aklı, bilgiye ulaşmada araç olarak gören mâturidî içtihad, tümevarım, tümdengelim gibi birçok akli metodu tüm kelâm meselelerinin çözümünde kullanmıştır.Kelâmda izlemiş olduğu mutedil tutum ve engin hoşgörüsüyle de geniş kitlelere ulaşabilmiştir. Eş'ari kelâmcıları nakli esas alıp onu akılla desteklerken, Mâturidî akıl sahasına giren konularda naklin ışığı altında akla itimat etmiştir. Mâturidî'nin akla olan bu itimatı onun bazı âlimler tarafından Mu'tezile'ye yakın görülmesine ve dolayısıyla da yerilmesine sebep olmuştur. Oysaki o, bazı konularda akılcı davranırken nakli geri plana atmamış konuları işlerken nakli delillere sıklıkla yer vermiştir.Anahtar Kelimeler: Ehl-i Sünnet, Mâturidî, Metot, Kitâbu't-Tevhid, Delil.

Ehl-i sünnetKelamKitabüt`t-Tevhid+2
Talip Kızılkaya
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

İlk dönem Sünnî makâlât türü eserlerde Şiî fırkaların tasnifi problemi

Makâlât türü eserler İslâm Mezhepler Tarihi alanında yapılan araştırmalarda başvurulan önemli kaynaklardandır. Sünnî makâlât türü eserlerde Şiî fırkaların nasıl algılandığını ele alan çalışmamızı İslâm Mezhepleri Tarihi açısından son derece önemli olan bu eserlerden Ebü'l-Hasen Ali b. İsmâîl b. Ebî Bişr İshâk b. Sâlim el-Eş'arî el-Basrî (ö. 324/935-36)'nin Makâlâtu'l İslâmiyyin, Ebû'l-Hüseyn Muhammed b. Ahmed b. Abdirrâhman el-Malatî et-Tarâifi el-Askalânî (ö. 377/987)'nin et-Tenbih Ve'r-Red, Ebû İshâk Rüknüddîn İbrâhîm b. Muhammed b. İbrâhîm el-İsferâyînî (ö. 418/1027)'nin et-Tabsir Fi'd-Din, Ebû Mansûr Abdülkahir, b. Tâhir b. Muhammed et-Temîmî el-Bağdâdî (ö. 429/1037-38)'nin el-Fark Beyne'l-Fırak ve Ebü'l-Feth Tâcüddîn (Lisânüddin) Muhammed b. Abdilkerîm b. Ahmed eş-Şehristânî (ö. 548/1153)'nin el-Milel Ve'n-Nihal adlı eserlerine dayalı olarak ortaya koymaya çalıştık. Söz konusu eserler gerek metot, gerekse üslup ve yazılış gayeleri açısından İslâm Tarihinde ortaya çıkan mezhepleri anlama ve açıklama hususunda önemli bir yere sahiptirler. Çalışmamız üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde Mezhepler Tarihi açısından makalât türü eserlerden ve bu eserlerin öneminden, Şiî fırkalarda kullanılan bazı kavramların anlam ve içeriğinden bahsedilmiş, Mezhepler Tarihinde oldukça önemli bir yere sahip olan yetmiş üç fırka hadisi hakkında bilgi verilmeye çalışılmıştır. Bunun yanında Sünnî makalât geleneğinin ilk temsilcileri ve eserlerine, Şiîliğin ortaya çıkışı ve teşekkül sürecine yer verilmiştir. İkinci bölümde ilk dönem Sünnî makalât yazıcılığında önemli bir yere sahip olan söz konusu olan eserlerde Şiî fırkaların tasnifi, her bir kaynakta yer alan Şiî fırkaların görüşleri yer almaktadır. Üçüncü ve son bölümde ise Sünnî makalât türü eserlerin tasniflerinde takip edilen metotlar, Şiî fırkaların tasnifindeki temel yaklaşımlar, tasnifte esas alınan prensipler, Şiîliğe yönelik eleştirilerin analizi ortaya koyulmuştur. Ayrıca son bölümde Şiî fırkaların sayısal tasnifine ve söz konusu eserlerdeki Şiî fırkaların karşılaştırmalı analizlerine yer verilmiştir. Anahtar Kelimeler: Yetmiş üç fırka, Makâlât, Fırka, Şiî, Sünnî.

MakalatMezheplerMezhepler tarihi+5
Mine Gök
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

İslam kelamında araz teorisi (Şemsüddin es-Semerkandî örneği)

Şemsüddin es-Semerkandî örnekleminde İslam Kelamında Araz çalışmamız, kelam ilminin metodolojisini temsil eden varlık anlayışının önemli bir prensibi olan araz kavramı etrafında şekillenmektedir. Aristoteles'ten itibaren felsefe tarihindeki yerini alan ve tercüme faaliyetleriyle inanç sistemimize kazandırılan araz kavramı, İslami sentez ve operasyonlar neticesinde metafizik alanınımızın temel bir argümanına dönüşmüştür. Yazarımız es-Semerkandî, bu konuda üzerine düşen görevi en iyi bir biçimde yerine getirerek, Mâturidî ekolünde Aristo felsefesini kendine özgü felsefesiyle sentezleyerek felsefi kelam misyonunu başarıyla ortaya koymuştur. Semerkandî, araz kavramını; idrak, ilk anda idrak edilen, ilk anda idrak edilemeyen, idraki ve idrak edileni kapsayan konular olmak üzere dört ana başlıkta detaylı bir şekilde ele almaktadır. İdrak başlığı altında mutlak idrak, bilginin anlamı, içsel ve dışsal duyular, insan nefsi gibi konuları psikolojik, biyolojik ve epistemolojik yönlerden işlemektedir. İlk anda idrak edilenlerin anlatıldığı başlıkta; görülenler, işitilenler, tadılanlar, koklananlar ve dokunulanlar gibi fiziksel konulara ve dil felsefesine değinilmektedir. Üçüncü bölüm olan ilk anda idrak edilmeyenler konusu kapsamında nicelik, boyutların sonluluğu, boşluk, mekân, hareket, zaman, kuvvet ve ahlak bağlamında matematik, geometri, ilahiyat, fizik ve etik kurallarına temas edilmiştir. Araza ayırdığı son bölümde ise nitelik, görelilik gibi felsefi olgulardan ve arazın intikali, bekası, iki mahalle girişi, kendisiyle var olması gibi arazla ilgili genel geçer konulardan bahsedilmiştir. Semerkandî, araz konusuyla ilgili eserlerinde metot olarak akla ve akli bilimlere dayanan bir yol takip etmiştir. Felsefe ve mantık bilimlerindeki vukûfiyetini ve fikri bağımsızlığını mükemmel ortaya koyarak kendini akli bilimlerde hiçbir şey ve hiç kimseyle kayıtlı görmeyerek her konuda özgün düşüncelerini ortaya koymuş, alanlarında otorite olarak kabul edilen birçok bilim adamlarının fikrini zikrederek yerine göre onları reddetmek, onarmak veya haklarını vermekten de hiç geri durmamıştır.

ArazBilgiKelam+3
Tarık Tanrıbilir
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Va'd ve Va'îd bağlamında Allah kelamında değişmezlik ve teolojik yansımaları

Allah kelamında, özellikle haber verdiği va'dve va'îdinde değişimin olup olmayacağı meselesi Tanrı'nın adaleti ve O'nun insan tarafından tanınması için oldukça önemlidir. Allah'ın gelecekle ilgili mükafat haberleri için va'd, ceza haberleri için kullanılan va'îd ve bunlarla ilişkisi olan adalet, zulüm, tebeddül, teğayyür gibi kavramların lügat ve ıstılah bakımından izah edilmesi meselenin sağlıklı bir şekilde ele alınmasına zemin oluşturmuştur. Kur'anî bağlamda ele alınan Allah kelamında va'd, dünyevî ve uhrevî olmak üzere peygamberlere ve müminlere yöneliktir. Dünyevî va'dler daha çok yardım ve zafer şeklinde gerçekleşir. Ahirette de peygamber ve müminlere yaptıkları iyilikler ve taatler karşılığında cennet ve bazı üstünlüklerin verileceği va'dedilir. Va'îdin ise kâfirler ve günahkârlar için söz konusu olduğuna vurgu yapılır. Allah'ın insanlara verdiği sözlerde herhangi bir değişimin olup olmayacağı meselesi kelam ekollerince genellikle va'd ve va'îd başlığı altında tartışılır. Onlar Allah'ın, Kur'an'da va'd ettiklerini vereceği hususunda hem fikirdirler. Ancak bu ekoller büyük günah, adalet, tevbe ve şefaat gibi meseleler nedeniyle O'nun va'îdinin gerçekleşip gerçekleşmeyeceği konusunda farklı düşüncelere sahiptirler. Şiî düşüncesinde ise bu mesele "beda" anlayışı çerçevesinde değerlendirilir.

AllahGelecekGelecek zaman+4
Hamdi Akbaş
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Bilgi ve iman problemi bağlamında Kur'an'da delillendirme yöntemleri ve kelâmî yansımaları

"Bilgi ve İman Problemi Bağlamında Kur'an'da Delillendirme Yöntemleri ve Kelâmi Yansımaları" adlı çalışmamız Kur'an'da belirlenen İslam inançlarının örneklem metoduyla, akla ve hislere hitap ederek bireyin imanını oluşturma yöntemleri etrafında şekillenmektedir. Bu bağlamda öncelikle Kur'an'ın bunlara hangi kavramlarla işaret ettiğinin tespit edilmesi önem arz etmektedir Her ne şekilde olursa olsun Kur'an'ın ortaya koyduğu delillerin zihni kabulü, onların çağrıştırdıkları anlamları kavramaya ve bunun bir sonucu olarak iradi tasdike ulaşmaya bağlıdır. Bu süreçte delili kabule götüren bilginin ve Tanrı katında kabul görecek imanî hasletin nasıl olması gerektiği de araştırmamızda temas edilmesi gereken diğer bir husustur. Kur'an, özellikle Allah'ın varlığının ve birliğinin ispatının insan tasavurrunda gerçekleşmesi için bir bütün olarak evreni ve içindekileri delil olarak göstermektedir. İnsanın içerisinde yaşadığı dünyanın ona örnek gösterilmesi önemlidir. Ayrıca insanın Tanrıyı kabule hazırlanması açısından Kur'an'ın ortaya koyduğu delillerin kesin bilgi oluşturması da manidardır. Kur'an'daki delillendirme yöntemlerinin bilhassa inanç ilkeleri olan tevhid, nübüvvet ve ahiret konularına yoğunlaşmakta olması bilgiye dayanan imanın algısı açısından önemlidir.

Allah'ın varlığıDelilKanıt+4
Esra Hergüner
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00

Other supervisors