Theses supervised by Yrd. Doç. Dr. Mehmet Özalp
11 theses · Artvin Çoruh University
Artvin-Saçinka yöresindeki orman ve otlak arazilerinde bazı toprak özelliklerinin yükselti ve derinlik kademelerine göre değişiminin irdelenmesi
Araştırma alanı, Türkiye'nin Doğu Karadeniz Bölgesi'nde Artvin'e yaklaşık 32 km. mesafede bulunan Saçinka Yöresi'ndeki Godrahav Deresi Havzasının sınırları içerisinde bulunmaktadır. Bu çalışmada, Artvin-Saçinka yöresi, Godrahav Deresi Yağış Havzası sınırları içerisinde bulunan orman ve hemen bitişiğindeki ormandan dönüştürülen otlak alanlarında toprakların bazı fiziksel, hidro-fiziksel ve kimyasal özellikleri ile aşınım eğilimlerinin arazi kullanım şekline, yükselti kademelerine ve derinlik kademelerine göre göstermiş oldukları farklılıklar araştırılmıştır. Bu amaçla, araştırma alanını temsil edecek şekilde iki farklı arazi kullanım şeklinden (orman, otlak) ve iki farklı yükseklik kademesinden (700?950, 950?1200) toprak örnekleri alınmıştır. Her bir farklı yükseklik kademesinden 24'er, her iki derinlik kademesinden (0?10 cm, 10?20 cm) de 24'er olmak üzere hem orman (bozulmamış) ve hem de otlak alanlardan (bozulmuş) toplam 96 adet toprak örneği alınmıştır. Araştırma alanından alınan bu toprak özellikleri üzerinde; tekstür, toprak fraksiyonları, su tutma kapasitesi, geçirgenlik, nem sabitleri, hacim ağırlığı, tane yoğunluğu, gözenek hacmi, organik madde, pH, erozyon eğilimleri gibi 19 adet toprak özelliği analiz edilmiştir. Toprak özellikleri arazi kullanım şekline, yükselti kademelerine ve derinlik katmanlarına göre korelasyon ve varyans analizi yöntemleriyle karşılaştırılmış, farklılıklar ve ilişkiler araştırılmıştır. Araştırma sahası toprak özelliklerinin arazi kullanım şekline göre istatistiksel anlamda önemli farklılık gösterdiği belirlenmiş, her üç aşınım eğilimi indeksine göre de araştırma alanı toprakları sınır değerlerden büyük çıkarak erozyona karşı duyarlı bulunmuşlardır.Anahtar Kelimeler: Toprak erodibilitesi, arazi kullanım şekli, fiziksel ve hidrofiziksel toprak özellikleri.
Fırtına Havzası'nda yaylaların ve yaylacılığın zaman içerisindeki değişimi ve ortaya çıkan bazı çevresel sorunlar
Bu çalışma, Fırtına Havzası'nda yer alan yaklaşık 60 yaylanın içerisinden seçilen 9 örnek yaylada yaşayan kişilerle birebir yapılan anket ve söyleşiler sonucunda geçmişten günümüze yaylacılık faaliyetlerinin nasıl değiştiğini ortaya koymak amacı ile yürütülmüştür. Ayrıca, mevcut yaylacılık kültürünün son durumunun ortaya konulmasının yanında, hem yaylacılık kültürünün değişimi hem de doğa temelli turizmdeki artışın neden olduğu bazı çevresel sorunlar da tespit edilmiştir.Araştırma sırasında farklı amaçlar için yaylacılık faaliyetlerinde bulunan toplam 114 kişi ile yapılan anketlere verilen yanıtlar SPSS paket programı aracılığı ile irdelenmiştir. Anket uygulamasına ilave olarak, geçmişteki yaylacılığın günümüzdeki yaylacılık kültürüne nasıl dönüştüğünün ve halen değişmeye devam eden unsurların neler olduğunun anlatıldığı söyleşiler ses kayıt cihazları ile kayıt altına alınarak bu çalışmada kullanılmıştır.Değerlendirilen analiz sonuçları ile Fırtına Havası'ndaki yaylalarda ve yaylacılık kültüründe eskiye nazaran genel bir değişimin olduğu ortaya çıkmıştır. Yaylalarda bulunan açık hane sayısında, sahip olunan hayvan varlığı ve yapılan hayvancılık faaliyetinde önemli miktarda azalma olduğu tespit edilmiştir. Bunun yanında, yaylalara gelen ziyaretçi sayısında artış olduğu ancak bu artışın geleneksel yaylacılardan çok sadece yaz aylarının bir kısmını (özellikle Temmuz ve Ağustos aylarında) ağırlıklı olarak rekreasyonel amaçlı olarak yapanlar nedeni ile olduğu belirlenmiştir. Bu nedenle, yaylalardaki evlerin (eski ya da yeni) kullanım şekli bazılarında gelir amaçlı pansiyonlar, bazılarında ise sadece kişisel tatil yeri veya sağlık amaçlı alanlar olarak değişiklik göstermiştir.Anahtar Kelimeler: Yaylalar, yaylacılık faaliyetleri, çevresel sorunlar, Fırtına Havzası.
Artvin Şavşat yöresinde korunga (Onobrychis sativa Scop.) yem verimi ve kalitesinin yükseltiye göre değişimi
Bu çalışma, toprak yapısı ve yükseltiye bağlı olarak, Artvin ili koşullarında yetiştirilmekte olan korunga bitkisinde; bitki boyu, yeşil ve kuru ot verimi ile yem kalite parametreleri bakımından meydana gelebilecek değişimleri araştırmak amacıyla yürütülmüştür.Araştırma, Artvin ili Şavşat ilçesinde 3 farklı yükselti kademesinde (850, 1010 ve 1475 m) homojen özelliklere sahip 3 farklı korunga parseli üzerinde 3 tekerrürlü olarak yürütülmüştür. Çalışmada aynı tohum çeşidi kullanılmış, gübreleme, çapalama ve sulama uygulamaları yapılmamıştır. Araştırma sahasında bulunan korunga bitkisinden vejetasyon süresi ve çiçeklenme dönemleri dikkate alınarak bitki boy ölçümleri yapılmış, deneme parsellerinden bitki örnekleri ve toprak numuneleri alınarak çeşitli analizler yapılmıştır. Analiz sonuçlarına göre; ilin coğrafi yapısı gereğince 1475 rakımlı yerlerde dahi yetiştiriciliği yapılan korunga bitkisinin, bitki boyu bakımından her 3 yükseltide de benzer olduğu tespit edilmiştir. Alınan bitki örnekleri üzerinde yapılan tartım ve analizler neticesinde, korunga bitkisinin yeşil ot ve kuru ot veriminin, yetiştiriciliği yapılan bölgenin yükseltisine bağlı olarak değişmekle birlikte, 1475 m rakımda önemli düzeyde verim düşüklüğünün olduğu ortaya çıkmıştır. Yapılan çalışmada, alınan toprak numuneleri üzerinde yapılan analizler neticesinde; irdelenen toprak özelliklerinden toprak pH'sı, organik madde ve toplam azot miktarları incelendiğinde, yükseltiler arasındaki farklılığın istatistiki anlamda önemli olduğu (p<0,01) belirlenmiştir. Ayrıca, bazı toprak özellikleri ile bitki besin maddeleri içeriği arasında önemli (P<0.01) düzeyde korelasyonun bulunduğu saptanmıştır. Bu durum, korunga bitkisi yetiştiriciliğinde toprak yapısının önemli olduğunu ve toprak özelliğinin, yem kalite parametrelerini belirlemede önemli etkenlerden biri olduğunu göstermektedir.Sonuç olarak, Artvin ili koşullarında korunga bitkisi yetiştiriciliği yapılırken yükseltinin dikkate alınması ve toprak analizine dayalı gübreleme önerileri doğrultusunda uygulamaların yapılması yerinde olacaktır.
Artvin Ardanuç-Aydın Köyü yaylası mera vejetasyonu ile bazı toprak özelliklerinin yükseltiye göre değişiminin irdelenmesi
Artvin'in Ardanuç ilçesi Aydın Köyü meralarında yürütülmüş olan bu araştırmada mera vejetasyonu ile bazı toprak özelliklerinin yükseltiye göre değişiminin irdelenmesi amaçlanmıştır.Bu amaçla; 1900, 2000 ve 2200 metre yükseltilerde tesadüf blokları desenine göre üç tekrarlı olarak kurulan deneme parsellerinde her biri 1 m2 olan toplam 36 adet tel kafes kurulmuştur. Bu kafeslerden alınan bitki örnekleri öncelikle teşhis edilmiş ve botanik kompozisyonlarına ayrılmış, sonra da yaş ve kuru ot verimleri ile otlatma kapasiteleri hesaplanmıştır. Buna göre; merada, ortalama yaş ot verimi 647.22 kg/da, ortalama kuru ot verimi 196,67 kg/da olarak tespit edilmiştir. Botanik kompozisyonun ise %46.19 ile buğdaygillerden, %14.36 ile baklagillerden ve %39.45 ile diğer familyalardan oluştuğu tespit edilmiştir.Ayrıca, her bir yükselti kademesindeki kafeslerden, 0-20cm derinlikten, 12 adet bozulmamış (silindirli) 12 adet de bozulmuş olmak üzere toplam 72 adet toprak örneği alınmıştır. Alınan bu toprak örnekleri ile geçirgenlik, hacim ağırlığı, iskelet içeriği, ince kısım ve kök miktarı, tekstür, tane yoğunluğu, gözenek hacmi, organik madde, toprak reaksiyonu (pH) analizleri yapılmıştır.Bu analiz sonuçları varyans analizi yöntemiyle karşılaştırılmış ve mera alanındaki toprakların; ortalama geçirgenliği 171.85 mm/sa, ortalama hacim ağırlığı 0,83 gr/cm³, ortalama kum miktarı %86.60, ortalama kil miktarı %2.62, ortalama toz miktarı %10.78, ortalama tane yoğunluğu 2.10 gr/cm³, ortalama gözenek hacmi %60.06, ortalama organik madde % 5.01, ortalama pH değeri 5.72 olarak tespit edilmiştir.
Borçka ve Deriner barajlarının Çoruh havzasında neden olduğu arazi kullanım değişiminin ve arazi tahribatının irdelenmesi
DSİ Çoruh Barajlar Projesi kapsamında, Çoruh Nehri'nin Artvin ili sınırları içinde kalan Aşağı Çoruh Havzasında (AÇH) yapımı planlanan toplam 7 büyük baraj ve HES tesisinin özellikle inşaat aşamasında havza üzerinde çok önemli etkileri olmaktadır. Ancak, AÇH'da gerçekleştirilen bu büyük çaplı yatırım projelerinin özellikle vadinin ekolojisi ve arazi kullanımı üzerindeki olumsuz etkileri henüz tam olarak ortaya konulamamıştır. Bu eksikliği nispeten ortadan kaldırmayı hedefleyen bu çalışmada; AÇH'da yürütülen projelerden işletmede olan Borçka Barajı ve HES ile inşası devam eden Deriner Barajı ve HES tesislerinin havzanın özellikle ekolojisi ve arazi kullanımı üzerindeki etkilerinin irdelenmesi bu araştırmanın ana amacı olarak ele alınmıştır. Bunun yanında, arazi kullanım değişiminin Coğrafi Bilgi Sistemleri (CBS) yardımı ile tespiti ve bu değişimlerin sayısallaştırılarak haritalandırılması ile inşaat sırasında ortaya çıkan arazi tahribatına karşı yürütülen erozyon kontrol ve ağaçlandırma çalışmalarının özetlenmesi bu tez çalışmasının diğer bir amacını oluşturmuştur.Yapılan sayısallaştırma çalışmaları neticesinde Borçka Barajı ve HES tesisinin Çoruh Nehri Vadisinde arazi kullanımında yarattığı değişimin yaklaşık 1058,2 ha olduğu, inşa edilen yeni yol ile su kotu arasında ise yaklaşık 210,1 ha olduğu hesaplanmıştır. Deriner Barajı ve HES tesisi nedeniyle oluşacak gölün su kotu ile Çoruh Nehri tabanı arasında kalarak arazi kullanımı değişen alan ise 2698,5 ha olurken, yeni yol ile su kotu arasında kalarak değişime uğrayan alan ise 1316,1 ha olarak bulunmuştur.Ayrıca, çalışmamız sonucunda, AGM ile Borçka İşletme Şefliğinin barajların inşası ile oluşan arazi tahribatını gidermek için yürüttüğü erozyon kontrol ve ağaçlandırma çalışmalarında toplam 311500 fidan dikimi gerçekleştirdiği ve bu çalışmalar için sırası ile 122.092,81 TL ve 93.517,38 TL masraf yaptığı ortaya çıkarılmıştır.Bu değişimler sonucunda belki de ortaya çıkan en önemli sorunlardan birinin ise çoğunluğu vadi tabanında bulunan sınırlı büyüklükteki tarım alanlarının artık kullanılamaz hale geldiğidir. Doğu Karadeniz ve özellikle Artvin'in dağlık ve engebeli bir arazi yapısına sahip olduğu da göz önünde bulundurulduğunda bu sorunun ciddiyeti çok daha artmaktadır.
Nehir tipi hidroelektrik santrallerinin Artvin'deki orman ekosistemlerinde neden olduğu arazi kullanım değişiminin ve arazi tahribatının belirlenmesi
Bu çalışmada, sayıları Ülkemizde son yıllarda oldukça artan nehir tipi hidroelektrik santrallerin (HES) -özellikle inşaat aşamasında- orman ekosistemine ve bu ekosistemin bağlı bulunduğu doğal kaynaklara olan olumsuz etkilerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Bunun yanında, HES tesislerinin hem inşaat aşamasında hem de işletme aşamasında etkisi altında kalan arazilerde meydana gelen kullanım değişiminin CBS teknikleri ile tespiti de bir diğer hedef olarak seçilmiştir. Çalışmada Artvin'in Murgul İlçesi sınırlarında tamamı ormanlık alan içerisinde bulunan Kabaca HES tesisi örnek alan olarak seçilmiştir. Tesis için yapılan iki regülatör, santral binası ve trafo merkezi gibi yapılar ile özellikle de ulaşım ve yaklaşım yollarının yapımı sırasında ortaya çıkan yüksek hacimlerdeki kazı malzemesinin çevreye verdiği ciddi zararların büyüklüklerinin alansal hesaplamaları yapılmıştır.Yapılan hesaplamalar, tamamı ormanlık arazi içerisinde bulunan bu tesisin -hem orman arazisinin kullanımında yaptığı değişim hem de ormanda yarattığı tahrip birlikte değerlendirildiğinde- yaklaşık 10.989 ha'lık bir ormanlık alanı yok ettiği belirlenmiştir. Buna ilave olarak, bir tesis için ortaya çıkan bu miktar Artvin'de planlanan toplam 116 HES tesisine oranlandığında ilin ormanlık alanlarında meydana gelebilecek arazi kullanım değişimi ve tahribat miktarının yaklaşık 1.274,72 ha olacağı tahmin edilmiştir.Artvin'de planlanan ve bir kısmı inşaat aşamasında olan HES projelerinin, yapıldığı havzadaki doğal kaynaklara olan olumsuz etkilerinin en aza indirilmesi için öncelikle ?Entegre (bütünleşik) Havza Planlaması? yapılmalıdır. Ayrıca, genel olarak, mevcut öngörülen HES projesi sayısının düşürülmesi, bir dere ekosistemi üzerine birden fazla HES projesine izin verilmemesi, ekosistem tahribatını en aza indirecek inşaat tekniklerinin özendirilmesi ve yapılan yanlış uygulamalara karşı ağır yaptırımlar uygulanması gibi önlemler de alınmalıdır. Bölgedeki orman ekosistemlerinin devamlılığı ve işlevlerini sağlıklı bir şekilde yerine getirebilmeleri açısından bu önlemlerin alınması oldukça önemlidir.
Baraj ve yol inşası nedeniyle tahrip edilen alanlarda yapılan erozyon kontrol çalışmalarının toprak özelliklerinin iyileştirilmesi üzerine etkilerinin irdelenmesi
Devlet Su İşleri tarafından uygulanan Çoruh Barajlar Projesi ile son yıllarda Çoruh Nehri Havzasında ekolojik ve sosyo-ekonomik açıdan ciddi değişimler meydana gelmektedir. Bu projelerden biri olan Deriner Barajının inşası ve buna bağlı olarak yapılan yol çalışmaları sonucunda oluşan arazi tahribatının da bölgedeki doğal kaynaklar üzerinde önemli etkileri olduğu gözlenmektedir. Ortaya çıkan bu tahribatlar ve bunlara karşı alınan önlemlerin başarı durumu ise bilimsel açıdan yeterince irdelenmemiştir. Bu çalışmada, Deriner Barajı projesi kapsamında yapılan yol çalışmaları sonucunda ortaya çıkan sorunlu alanlardaki erozyon kontrol ve ağaçlandırma uygulamalarının, alandaki toprak erozyonunu önlemede ve toprak özelliklerini iyileştirmede etkili olup olmadığı konuları incelenmiştir. Bu amaçla yol yapımı sırasında tahrip edilmiş ve teraslama yapılarak farklı türlerle (yalancı akasya ve sarıçam) ağaçlandırılmış iki erozyon kontrol alanı ile müdahale görmemiş ormanlık alandan toprak örnekleri alınmıştır. Tüm alanın iyi bir şekilde temsil edilebilmesi için teraslama çalışmaları yapılan alanlarda hem teras hem de teras aralıklarından üçer örnek olmak üzere toplam 60 adet bozulmuş toprak örneği alınmıştır. Bu alanlarla karşılaştırmak amacıyla terasların üst kısmında bulunan ormanlık alandan da toplam 15 adet bozulmuş toprak örneği alınmıştır. Araştırma alanından alınan bu toprak örnekleri üzerinde tekstür, pH, organik madde, toplam azot, toplam kireç ve elektrik iletkenliği olmak üzere toplam 6 adet toprak analizi yapılmıştır. Erozyon kontrolü ve ağaçlandırma çalışmaları yapılan alanlardaki toprak özelliklerinde iyileşme olup olmadığı yapılan varyans analizleri ile ortaya konulmaya çalışılmıştır. Yapılan istatistikî değerlendirmeler sonucunda erozyon kontrol ve ağaçlandırma sahasındaki terasların ve teras aralarının toprak özellikleri arasında önemli seviyede fark olduğu belirlenmiştir. Yine yapılan değerlendirmeler sonucunda ağaçlandırma yapılan alanlardaki toprak özelliklerinde belirli bir seviyede iyileşme gerçekleştiği ama bu iyileşmenin doğal orman örtüsü altındaki toprak özellikleri ile kıyaslandığında yeterli olmadığı belirlenmiştir. Ayrıca yalancı akasya ile yapılan ağaçlandırma çalışmalarının, sarıçam ile yapılan ağaçlandırma çalışmalarına göre toprağı daha fazla iyileştirdiği ortaya konulmuştur.Anahtar Kelimeler: Arazi tahribatı, toprak erozyonu, erozyon kontrol ve ağaçlandırma çalışmaları, toprak özelliklerinin iyileştirilmesi.
Yarı kurak alanlarda gerçekleştirilen ağaçlandırma çalışmalarının bazı toprak özellikleri üzerine etkilerinin irdelenmesi: Polatlı (Sarıoba) örneği
Ülkemiz arazilerinin aşırı ve yanlış kullanımları sonucunda özellikle bitki örtüsü ve toprak kaynakları tahrip edilmiş, verimsizleşmiş ve hatta çoraklaşmış birçok alan oluşmuştur. Bunun yanında, iklimsel, topoğrafik ve sosyo-ekonomik zorlukların ve kısıtlamaların bulunduğu bölgelerde oluşan bu arazi tahribatı daha da ciddi boyutlara ulaşmaktadır. Örneğin İç Anadolu Bölgesi, aşırı ve yanlış kullanımların yoğun olarak yaşandığı bir bölgedir ancak sahip olduğu yarı-kurak iklim bu bölgedeki tahrip derecesini daha da arttırmıştır. Bu tip alanlarda bitki örtüsünün tekrar oluşturulması ve bozulan toprak özelliklerinin iyileştirilmesi amacı ile uzun yıllardır ağaçlandırma projeleri ve çalışmaları yürütülmektedir. Ancak bu ağaçlandırma çalışmalarının özellikle toprak karakteristikleri üzerinde olumlu etkisinin olup olmadığı konusunda bilimsel araştırmalar oldukça eksiktir. Bu çalışmada, Ankara İli Polatlı ilçesi Sarıoba Köyü'nde önceleri mera olarak kullanılan ancak aşırı ve ağır otlatma sonucu üzerinde oluşan toprak erozyonu ile bozulan arazide yapılan ağaçlandırma çalışmalarının toprak özellikleri üzerine etkisi araştırılmıştır. Bu amaçla, 1997 yılında üzerinde ağaçlandırma yapılan ve aynı bölgede üzerinde ağaçlandırma yapılmayan iki alandan 0-30/30-60/60-90 cm derinliklerden 3'er adet olmak üzere, tesadüfî örnekleme yöntemine göre alınan 60 adet toprak örneği tekstür, organik madde, pH, kireç, azot, fosfor, EC, tarla kapasitesi, solma noktası ve faydalanılabilir su açısından analiz edilmiştir. Analiz sonuçları ağaçlandırma yapılan alandaki toprakların genel anlamda daha iyi özellikler içerdiğini ortaya koymuştur. Ağaçlandırılan alandaki topraklarda organik madde, fosfor, kil, azot, tarla kapasitesi, toz, solma noktası, faydalanılabilir su miktarı daha yüksekken ağaçlandırılmayan alandaki topraklarda ise pH, kum, kireç değerleri daha yüksek bulunmuştur.
Çoruh Nehri üzerinde tamamlanan, inşası devam eden ve planlanan büyük barajların neden olduğu ve olacağı arazi kullanım değişimlerinin belirlenmesi
Büyük barajların genelde neden olduğu en ciddi olumsuzluğun, rezervuar alanlarında farklı amaçlarla kullanılan arazilerin (örn: orman, tarım, yerleşim) su altında kalması sonucunda nehir havzaları üzerinde meydana gelen oldukça ciddi ekolojik, ekonomik, sosyal (özellikle demografik) ve kültürel değişimler olduğu gösterilmektedir. Bu nedenle, büyük barajların sebep olduğu arazi kullanım değişimlerini kısa zamanda, güvenilir bir doğrulukla ve en az maliyetle tahmin etmek, havzalardaki ciddi değişimlerin önceden bilinmesi ve sonrasında da bu havzaların planlanması açısından oldukça önemlidir. Benzer değişimler Devlet Su İşleri?nin Çoruh Barajlar Projesi kapsamında planlanan çok sayıda büyük baraj ile Çoruh Nehri Havzası üzerinde de yaşanmaktadır. Bu çalışmada, Çoruh Nehri'nin Artvin İl sınırları içerisinde kalan Aşağı ve Orta Çoruh Havzası üzerinde tamamlanan, inşası devam eden ve planlanan 7 büyük baraj ve HES tesisinin neden olduğu arazi kullanımındaki değişikliklerin ortaya çıkarılması amaçlanmıştır. Söz konusu barajlar nedeni ile sular altında kalacak arazilerin kullanım şekillerini ve alansal büyüklüklerini ortaya koymak için meşcere ve CORINE Arazi Örtüsü (CLC-2006) haritaları ile bazı barajların istimlak /kamulaştırma verilerinden yararlanılmıştır. Hesaplamalar göstermiştir ki, söz konusu barajların tümünün tamamlandığı varsayıldığında her iki haritaya göre değişik amaçlarla kullanılan yaklaşık 8137 ha alanın sular altında kalarak değişime uğrayacağı tahmin edilmektedir. Bu alanlardan en büyük oranın orman (meşcere haritasında %62; CLC-2006?da %52) vasfındaki araziler, en küçük oranın ise yerleşim (meşcere haritasında %0,77; CLC-2006?da %1.77) alanları olduğu görülmektedir. Bunlara ilaveten, Borçka, Deriner ve Artvin Barajlarından elde edilen istimlak/kamulaştırma (kadastro parselleri) verileri ile meşcere ve CLC-2006 haritalarından hesaplanan veriler karşılaştırıldığında bu iki haritadan tahmin edilen alan hesaplamalarının gerçeğe yakın sonuçlar vermediği tespit edilmiştir.
Borçka Barajı Yağış Havzası'nda meydana gelen toprak erozyonu ve sediment veriminin wepp erozyon tahmin modeli ve cbs teknikleri kullanılarak belirlenmesi
Doğal kaynaklarımızın yıllardır süregelen aşırı ve bilinçsiz kullanımı ile bitki, toprak ve su arasındaki doğal denge bozulmuş ve bunun sonucunda da hızlandırılmış toprak erozyonu, sel ve taşkın olaylarında artış ile sedimantasyon gibi sorunlar ciddi boyutlara ulaşmıştır. Bu sorunlara karşı gerekli önlemlerin alınması gerekmektedir ancak bu amaca ulaşmak için öncelikle bu sorunların boyutları ve nedenleri ile ilgili verilerin ortaya konulması şarttır. Toprak erozyonunun bir alandaki miktar ve şiddetini ortaya koymak için iklim, toprak özellikleri, topoğrafik koşullar, bitki örtüsü ile insan faaliyetleri olmak üzere 5 ana faktörün etki derecelerinin belirlenmesi gerekmektedir. Ancak, bu faktörlerin her birinin çok sayıda alt faktörü de olduğu göz önünde bulundurulduğunda özellikle arazi koşullarında toprak kayıplarını tahmin etmenin zamansal ve finansal açıdan büyük güçlükler içerdiği açıktır. Bu nedenle, USLE (Universal Soil Loss Equation) ile başlayan ve daha sonraları ise RUSLE (Revised Universal Soil Loss Equation), WARSEM (Washington Road Surface Erosion Model) ve WEPP (Water Erosion Prediction Project) gibi giderek artan sayıdaki modelleme yöntemleri ile devam eden süreçte bir havza üzerindeki erozyonun tahmini çalışmaları bilgisayar ve CBS teknikleri kullanılarak tahmin edilmeye ve modellenmeye başlanmıştır. Önemli ölçüde kolaylıklar getiren bu yeni tekniklerin ülkemizde kullanımı ise oldukça sınırlıdır. Bu modellemelerin sıkça kullanıldığı alanlardan birisi de büyük baraj havzalarıdır çünkü bu baraj rezervuarlarına ulaşan sediment miktarına dair verilerin kısa sürede ve hızlı bir şekilde belirlenmesi hem barajların elektrik üretimindeki işletim ömürleri hem de rezervuar havzasındaki sorunlu alanların ortaya çıkarılarak gerekli önlemlerin alınması açılarından oldukça önemlidir. Üzerinde büyük baraj projelerinin planlandığı Çoruh Nehri Havzası (ÇNH) söz konusu modelleme tekniklerinin uygulanabileceği çok sayıda örnek alan içermektedir ki bunlardan biri olan Borçka Barajı Havzası bu araştırmada çalışma alanı olarak seçilmiştir. Bu çalışmanın ana amaçları; havzada oluşan toprak kaybı ve sediment verimi miktarlarının WEPP modeli ve CBS teknikleri kullanılarak kısa sürede ve az masrafla hesaplanması ve böylece Çoruh Nehri Havzası'nda bir erozyon tahmin modellemesi uygulayarak toprak erozyonu olgusunun havza bazında irdelenmesi çalışmalarının başlatılması olarak belirlenmiştir. Yağış havzasında ana kaya, arazi kullanımı, eğim ve bakı faktörleri dikkate alınarak 15 model havza seçilmiştir. Seçilen bu model havzaların tamamından 240 adeti 0-10 cm, ve 240 adeti 10-30 cm derinlik kademesinden olmak üzere toplam 480 adet bozulmuş (poşet), 480 adet de bozulmamış (silindir) toprak örneği alınmıştır. Alınan örnekler üzerinde tekstür, hacim ağırlığı, geçirgenlik, su tutma kapasitesi, toprak reaksiyonu, organik madde içeriği gibi bazı fiziksel, hidro-fiziksel ve kimyasal analizler yapılmıştır. Çalışma sonucunda, 86576.83 ha'lık bir alana sahip olan Borçka Barajı Havzası'nda yıllık toplam sediment miktarı 360431.70 ton, yıllık ortalama sediment miktarı ise havza genelinde toplam 242.41 ton/ha/yıl olarak bulunmuştur. Birim alandan (ha bazında) ise yılda 4.16 ton sediment verimi gerçekleştiği hesaplanmıştır. Ayrıca, analizi yapılan toprak özellikleri seçilen model havzalar, ana kaya gurubu, arazi kullanımı ve toprak derinliği bakımından karşılaştırılmış ve karşılaştırmaların önemli kısmının istatistiksel anlamda farklılık gösterdiği belirlenmiştir. Bu çalışma sonucunda elde edilen veriler Çoruh Nehri Havzasında planlanan diğer baraj projeleri için de benzer modellerin uygulanabilmesi açısından önemli bir örnek teşkil edecektir. Anahtar Kelimeler : Borçka Barajı Havzası, Toprak kaybı, Yüzeysel akış, Sediment verimi, CBS, WEPP (Water Erosion Prediction Project).
Artvin'in Godrahav Deresi Havzası'ndaki orman yollarından meydana gelen toprak erozyonunun WEPP-Road modeli kullanılarak belirlenmesi
Toprak erozyonu, ülkemizin en önemli çevre sorunu olarak kabul edilmektedir. Tarım alanları, bozuk ormanlar, yangın sahaları yanında ormanların işletilmesi ile elde edilen ürünün alandan çıkarılması amacı ile inşa edilen orman yolları da toprak erozyonunun en önemli kaynakları olarak sıralanabilir. Buna karşılık, toprak kaybının hızlı ve güvenilir bir şekilde tahmin edilmesi veya ölçülmesi ise oldukça zor ve masraflıdır. Dolayısı ile USLE, SWAT, WEPP gibi bazı modeller ile toprak erozyonu ve/veya sediment verimi gibi verileri bulmaya yönelik çalışmaların sayısı artmaktadır ve ülkemizdeki kullanımı da özellikle son on yıllık süreçte yaygınlaşmıştır. Ancak, yeni bir çalışma konusu olması nedeni ile ülkemizde bu tip modellerin kullanıldığı bilimsel araştırmalar oldukça kısıtlıdır. Bu çalışmada, Artvin İli sınırları içerisinde yer alan ve Çoruh Nehri alt havzalarından biri olan Godrahav Deresi Havzası'ndaki orman yollarından meydana gelen sediment miktarlarının WEPP-Road Modeli ile tahmin edilmesi irdelenmiştir. Bu amaçla, araştırma alanındaki ana kaya (granit ve bazalt) ve orman işletim şekli (koru ve baltalık) temel alınarak 12 farklı orman yolu seçilmiştir. Her bir yol 3 segmente ayrıldıktan sonra, örnek yollar için WEPP-Road modelinde gerekli olan yol eğimi, yol uzunluğu, yol genişliği, yol şekli, yol yüzeyi, trafik, dolgu eğimi, dolgu uzunluğu, tampon bölge eğimi, tampon bölge uzunluğu ve taşlılık değerleri elde edilerek program çalıştırılmış ve orman yollarından meydana gelen sediment miktarı hesaplanmıştır. Sonuçlar, araştırma sahasındaki orman yollarından 16.87 ton/ha/yıl sedimentin ayrıldığını, bu miktarın tüm Godrahav Deresi Havzası'ndaki mevcut orman yollarına uyarlandığında toprak kaybı miktarının toplam 746.15 ton/ha/yıl civarına ulaştığı ve bunun da söz konusu havzanın ürettiği toplam sediment miktarı içerisinde %2.6'lık bir paya sahip olduğu belirlenmiştir. Ayrıca, üretilen sediment miktarlarının hem ana kaya hem de orman işletim tipi bakımından farklılık göstermediği de bu çalışmanın sonucunda tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: WEPP-Road, orman yolları, ana kaya ve orman örtüsü