Theses supervised by Yrd. Doç. Dr. Nurgül Yavuzer
14 theses · İstanbul Nişantaşı University
Ortaokul son sınıf öğrencilerinin mantık dışı inançlarının karar verme davranışları ile ilişkisinin incelenmesi
Bu araştırma ortaokul son sınıf öğrencilerinin mantık dışı inançlarının karar verme davranışları ile ilişkisinin incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Araştırmanın örneklemini 2014-2015 eğitim-öğretim yılında İstanbul ili Fatih ilçesinde bulunan ortaokullarında bulunan 550 öğrenci oluşturmuştur.Araştırmada veri toplama aracı olarak "Kişisel Bilgi Formu", "Ergenler İçin Bireysel İnançlar Ölçeği" ve "Ergenlerde Karar Verme Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırma kapsamında toplanan veriler IBM SPSS 21 Statistics paket programı kullanılarak analiz edilmiştir. Analizlerin değerlendirilmesinde p değeri anlamlılık düzeyi olarak p≤.05 kabul edilmiştir. Araştırma sonucunda karar verme ölçeği alt boyutları olan karar vermede öz saygı, ihtiyatlı seçicilik, umursamazlık, panik, sorumluluktan kaçma ile bireysel düşünce alt ölçeği boyutları olan başarı talebi, rahatlık talebi ve saygı talebi arasındaki ilişkiler test edilmiş, saygı talebi ile rahatlık talebi ve panik arasında anlamlı bir ilişki bulunmazken, alt boyutlara ilişkin diğer tüm analizlerde anlamlı ilişkiler bulunmuştur
Çalışanların örgütsel bağlılık ve iş güvenliği algıları arasındaki ilişki: Gebze Organize Sanayi Bölgesi örneği
Örgütsel bağlılık, uzun yıllardır örgütsel verimlilikle ilişkisi bağlamında çeşitli araştırmaların konusu olarak incelenmektedir. Çalışanın örgütüne duyduğu bağlılığın çalışanların performansı ve işletmenin verimliliğine katkı sunduğu bildirilmekte olup, çok sayıda değişkenle ilişkisi ve etkileşimi farklı araştırmalarda çalışılmıştır. Bu araştırmada örgütsel bağlılığın çalışanların iş güvenliği algılarıyla ilişkisi incelenmektedir. Bu amaçla Gebze Organize Sanayi Bölge'sinde makine sektöründe faaliyet gösteren bir işletmede çalışan 120 kişi araştırmanın örneklemi olarak seçilmiştir. Çalışanlara Meyer ve Allen tarafından geliştirilen Örgütsel Bağlılık Ölçeği, Williamson ve arkadaşları tarafından geliştirilen İş Güvenliği Ölçesi ve Kişisel Bilgi Formu uygulanmıştır. Yapılan analizler sonucunda örgütsel bağlılığın iş güvenliği ile pozitif yönlü ve anlamlı düzeyde ilişkili bolduğu, katılımcıların iş güvenliği algıları arttıkça örgütsel bağlılıklarının da buna paralel olarak arttığı bulunmuştur. İkinci adımda, örgütsel bağlılığın alt boyuları olan duygusal bağlılık, devam bağlılığı ve normatif bağlılık boyutlarının da katılımcıların iş güvenliği algıları ile pozitif yönlü ve anlamlı düzeyde ilişkili olduğu tespit edilmiştir. Örgütsel bağlılığın ayrıca çalışanların cinsiyetine, eğitim düzeyine göre anlamlı olarak farklılaştığı tespit edilmiştir. İş güvenliği algısının ise yalnızca kendisine bağlı çalışanları olan katılımcılar arasında farklılıştığı bulunmuştur.
Aleksitimik skoru yüksek olanlarda benlik algısı, benlik saygısı ve değişik demografik özelliklerin değerlendirilmesi
Bu araştırmanın amacı normal bireylerdeki aleksitimi demografik özellikler, kendilik algısı, benlik saygısı ve diğer Rosenberg benlik Saygısı Ölçeği alt kategorileri arasındaki ilişkileri incelemektir. Bu amaç doğrultusunda 18-60 yaş aralığında 603 kişiye Demografik Bilgi Formu, Toronto Aleksitimi Ölçeği (TAÖ), Sosyal Karşılaştırma Ölçeği ve Rosenberg Benlik Saygısı Ölçeği uygulanmıştır. Yapılan analizler sonucunda sosyo demografik değişkenlerden olan eğitim ve yaşın, sosyal karşılaştırma skorunun ve benlik saygısının, aleksitimi yüksek skorları ile ilişkisi saptanmıştır. Bu sonuçlar aleksitiminin bireylerde kendilik algılarının ve benlik saygılarının düşmesine neden olduğu söylenebilir.
The observation of 14-18 years old adolescents emotional expressions, personality traits and percieved parental attitudes
The Observation of 14-18 years old high school student, who are in the period of adolescence,the relationships between emotional expression characteristics, personality traits and perceived parental attitudes made in Luleburgaz. This study has investigating attending various high schools in 544 high school students in public and private schools between the ages of 14-18 who study formed the sample of the study. Research data were collected using a 'Eysenck Personality Inventory', 'Emotions Expressionism Styles Inventory' and 'Perceived Parental behavior scale was used'. Research also used Eysenck Personality Questinnair to (EPQ), the Eysenck Personality Inventory (EPI) or psychoticism (P) is the latest and new forms created with the participation of scale. APPENDIX A way with successful results that have been applied in many European countries, the criminals and the criminal groups were not obtained. Haluk YAVUZER relied in determining the criminal personality. Emotions Expressionism Styles Inventory, was developed to determine Araz and Erkuş 2014 by way of verbal and nonverbal expression. Perceived Parenting Behavior Scale (ECJ), Deverux et al (1969), Cornell has been developed to be used in a cross-cultural research at the University. The validity and reliability of the Urkia Binnur Greenleaf (1988) and by "Locus of Control and prerequisites for Youth" has been used in research. The data obtained from the participating students to analyze the data was analyzed by SPSS 21 software packages by making proper coding. to determine the demographic characteristics of frequency, reliability and scale descriptive statistics such as average percentage is calculated by Cronbach's alpha coefficient. In a research problem and sub-problems Pearson Correlations, T-test and one-way analysis of variance was used (One-way ANOVA). Statistically significant differences between age groups which differ from the existing Benfor to be able to determine that Tamhane and post-hoc tests were used. The findings of the research are in general: 1-Double features are correlated with the anger expression styles. 2-Personality characteristics and style of acting out the emotion of sadness there is a relationship between happiness and a sense of style relationship.3- Externalizing personality traits. 4-Perceived attitudes of parents are acting out his anger correlated style. 5-Perceived parental attitudes and the perceived relationship between vardır.6-Style acting out the emotion of sadness there is a relationship between parental attitudes style externalizing the feelings of happiness. In the analysis carried out by demographic information was sought answers to these titles by age 1- Expression of anger styles Is it changing? 2-Does the differentiation by gender, personality traits? 3-Parent behavior is detected by sex does the change? 4-Anger by gender, the feeling of sadness and happiness Does the expression styles differ? 5-Anger by gender expression styles Does the change? 6-Feeling of sadness by gender expression styles Does the change? 7-A sense of happiness by gender expression styles Does the change? 8-Does the differentiation by age, personality traits? 9- Does the change is detected by the attitude of the parents and age? 10- According to the age;| anger, sadness and a sense of happiness Does the differing styles of expression? 11- Is happiness a sense of the changing styles of expression according to the age? 12- According to the age, is a sense of sadness expression style changes? Keywords: Adolescents, Emotional Expressions, Personality Traits, Perceived Parental Attitudes.
Anne babaların çocuk yetiştirme tutumları ile benlik saygıları arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı anne babaların çocuk yetiştirme tutumları ile benlik saygıları arasında ilişki olup olmadığını incelemektir. Yine yaş ile ebeveynlerin benlik saygıları arasındaki ilişki incelenmiştir. Bunun yanında ebeveynlerin cinsiyeti, evlilik yılı, çocuk sayısı, eğitim durumu, mesleği ve aylık gelir düzeylerine göre benlik saygılarının farklılaşıp farklılaşmadığı incelenmiştir. Araştırma İstanbul' da yaşayan 146 evli çift üzerinde yapılmıştır. Anne babaların çocuk yetiştirme tutumlarını belirlemek amacıyla Schaefer ve Bell (1958) tarafından geliştirilen ve Le Compte ve Özer (1978) tarafından uyarlaması yapılan Aile Hayatı ve Çocuk Yetiştirme Tutumu Ölçeği (PARI) ölçeği kullanılmıştır. Anne babaların benlik saygılarını belirlemek amacıyla Rosenberg (1965) tarafından geliştirilen Rosenberg Benlik Saygısı Ölçeği kullanılmıştır. Bunların yanında ailelerin araştırma kapsamında belirlenen özelliklerini öğrenmek amacıyla araştırmacı tarafından geliştirilen Kişisel Bilgi Formu kullanılmıştır. Araştırma kapsamında anne babaların çocuk yetiştirme tutumları ile benlik saygıları arasındaki ilişkiyi ölçmek amacıyla pearson momentler çarpım korelasyonu kullanılmıştır. Anne babaların yaş ile benlik saygıları arasındaki ilişkiyi araştırmak için korelasyon analiz yöntemi kullanılmıştır. Anne babaların belirlenen özelliklerine göre (cinsiyet, evlilik yılı, çocuk sayısı, eğitim durumu, meslek ve aylık gelir düzeyi) benlik saygılarının farklılaşıp farklılaşmadığını ölçmek için t testi ve ANOVA kullanılmıştır. Farklılık gözlenen gruplar post-hoc testlerinden olan Tukey çoklu karşılaştırma testi ile incelenerek hangi gruplar arasında farklılık olduğu belirlenmiştir. Araştırma sonucunda özellikle demokratik ve eşitlikçi ebeveyn tutumları ile olumlu benlik algısı arasında anlamlı düzeyde ilişki görülmüştür. Bunun yanında meslek sahibi olmanın ve yüksek düzey gelire sahip olmanın benlik saygısı üzerinde olumlu etkiye sahip olduğu görülmüştür
Bir grup ergenin bazı bireysel farklılıklarının bireysel karar verme süreçleri ile ilişkisinin incelenmesi
İnsanlar ister özel hayatlarında olsun isterse meslek hayatlarında tüm hayatı boyunca karar verme durumları ile karşılaşırlar. Karar verme, olasılıkları ve seçenekler değerlendirip sonuçları takip etme gibi faaliyetleri kapsar. Çözüm için doğru yaklaşım, karar vermeyi gerekli kılan konunun doğru bir şekilde açıklamasının yapılmasıdır. Karar verme davranışı, gerekli olan bilgilerin bir araya getirilebilmesi için amaçların belirlenmesini, bu bilgiler doğrultusunda seçeneklerin oluşturulmasını ve var olan seçenekler arasından amaca en uygun olanının seçilmesini içerir. Genel olarak karar verme, olası seçeneklerden birisini seçmesi olarak da açıklanabilir. Karar verme sürecine etki eden değişkenler kişinin sezgileri, bağımlılık durumu, aile yapısı, akran baskısı, zekası, önyargıları, duyguları, motivasyon durumu, stresleri, kişilik özellikleri ve problem çözme becerileri olarak sıralanabilir. Araştırmacılar, gençlerin ve yetişkinlerin karar verme becerileri ile yakından ilgilenerek, karar verme yetilerinin seviyesini belirleyebilmek için ölçme çalışmaları yapmaktadırlar . Özellikle ergenlerin kişilik gelişimlerinde bu dönemdeki karar verme becerileri önemli bir etkendir. Etkili karar verme konusunda düşük becerilere sahip olan ergenler ergenlik dönemi sonunda kimlikleri ve rolleri ile ilgili ne yapacaklarına dair bunalım içine girerken bu konuda yüksek becerilere sahip ergenler ise sağlıklı bir kişilik oluşturmada güçlük yaşamazlar.Ergenlerin karar verme süreçleri bireysel farklılıklara göre de değişkenlik göstermektedir. Her birey bu karar verme sürecini kendi kişilik özelliğine göre tecrübe edip sonuca varır. Ergenlerin karar verme süreçlerinde zamanı iyi kullanma, desteği içten alma, kendini gerçekleştirebilme, kendine saygı ve benzeri özellikler ergenlerin bu sürecinde önemli rol oynamaktadır.
Psikolojik danışmanlık hizmeti verenlerde tükenmişlik düzeyleri ve yaşam doyumları arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırmanın temel amacı; psikolojik danışmanlık hizmeti verenlerin tükenmişlik düzeyleri ile yaşam doyumları arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Araştırmanın, alanda bu yöndeki eksikliği gidermeye katkı sağlayacağı ve daha sonraki çalışmalar için veri niteliğinde özgün bir çalışma olacağı düşünülmektedir. Ayrıca bazı sosyodemografik faktörlerin bu değişkenlerle olan ilişkisi de incelenmiştir. Araştırma 2016 yılında farklı kurumlarda psikolojik danışmanlık hizmeti veren 150 kişinin katılımı ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmada veriler Kişisel Bilgi Formu ile Maslach Tükenmişlik ölçeği ve Diener Yaşam Doyumu ölçeği ile elde edilmiştir. Araştırmada elde edilen verilen SPSS 18.00 (Sosyal Bilimler İçin İstatistik) paket programı ile analiz edilmiştir. Elde edilen sonuçlara göre tükenmişlik ve yaşam doyumu arasında düşük düzeyde ve ters bir ilişki bulunmuştur. Yaşam doyumu artarken tükenmişlik azalmaktadır. Yaşam doyumu azalırken tükenmişlik artmaktadır. Kadınların, duygusal tükenme, duyarsızlaşma, kişisel başarı ve tükenmişlik(toplam) düzeylerinin erkeklere oranla daha yüksek olduğu saptanmıştır. Maddi geliri 5000 TL ve üzeri olan psikolojik danışmanlarda duygusal tükenme fazladır. Araştırmadaki bu bulgular tartışılmış; kuramsal ve uygulamalı alanlarla ilgili önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Psikolojik Danışma, Yaşam Doyumu, Tükenmişlik
Banka çalışanlarında iş doyumsuzluğuna verilen tepkiler ve örgütiklimi
Günümüzde, bilgi teknolojilerinin sürekli gelişimi ve değişimi bankacılık sektöründe klasik yönetim anlayışının değişmesine neden olmuştur. Bankacılık sektöründeki artan rekabet koşulları işletmelerde verimliliğin sağlanması konusundaki gerekliliği daha belirgin hale getirmiştir. Ancak örgütte çalışanların örgüt iklimine adapte olabilmesi ve iş doyumsuzluğu yaşamaması için gerekli koşulların sağlanması kritik bir öneme sahip olup, işverenlerin burada gösterdikleri tutumlar büyük önem taşımaktadır. Bu çalışma 2016-2017 yılında İstanbul ili, Albaraka Türk bankasında görev yapan ve araştırmaya gönüllü olarak katılan 238 erkek, 74 kadın olmak üzere toplam 312 bankacılık sektörü çalışanı üzerine, yapılan kapsamlı bir araştırmadır . Katılımcılara "Kişisel Bilgi Formu", "İş Doyumsuzluğuna Verilen Tepkiler Ölçeği (İDVTÖ)", "Örgütsel İklim Ölçeği" uygulanmıştır. Verilerin analizi yapılırken SPSS for Windows programı kullanılarak çözümlenmiştir. Verilerin değerlendirmesinde iş doyumsuzluğuna verilen tepkilerle örgütsel iklim arasındaki ilişkiye yönelik Pearson korelasyon analizi yapılmıştır. Çalışma grubunu oluşturan bankacılık sektörü çalışanlarının iş doyumsuzluğuna verilen tepki düzeylerinin ve örgütsel iklim algılarının cinsiyet, medeni durum ve öğrenim durumu değişkenlerine göre incelenmesi amacıyla bağımsız gruplar t testi yapılmıştır. Katılımcıların iş doyumsuzluğuna verilen tepki düzeylerinin ve örgütsel iklim algılarının yaş ve bankacılık sektöründeki çalışma süreleri değişkenlerine göre incelenmesi amacıyla Kruskal Wallis-H testi ve anlamlı farklılık gözlenen test sonuçlarında gruplar arasındaki farkı tespit etmek amacıyla Mann Whitney U testi kullanılmıştır. Ayrıca katılımcıların aynı bankada çalışma süreleri ve aylık gelir değişkenleri değişkenleri için tek yönlü varyans analizi kullanılmış; varyans analizine göre gruplar arasında anlamlı farklılıkların olduğu durumlarda farklılığın hangi grupların arasında olduğunu belirlemek amacıyla Tukey ve Tamhane Testi yapılmıştır. Tüm araştırmada istatistiksel önemlilik düzeyi 0,05 olarak kabul edilmiştir. Araştırmada ulaşılan bulgular alt boyutlarda sunulmuş, tartışılmış ve gerekli öneriler geliştirilmiştir.
Kişilerarası duyarlılık eğitiminin üniversite öğrencilerinin empati ve iletişim becerilerine etkisi
Bu araştırmanın amacı üniversite öğrencilerine verilen kişilerarası duyarlılık eğitiminin, empati ve iletişim becerilerine olan etkisini incelemektir. Araştırmanın diğer bir amacı, kişisel değerlendirme formunda yer alan değişkenler ile üniversite öğrencilerinin empati ve iletişim becerileri arasında anlamlı farklılık olup olmadığının belirlenmesidir. Araştırma 2016 – 2017 öğretim yılında Gaziosmanpaşa Üniversitesi Sosyal Bilimler Meslek Yüksekokulu Çocuk Gelişimi Programı'nda öğrenim gören 48 öğrenci üzerinde yürütülmüştür. Araştırmada kullanılan ölçekler; Ad, soyadı, yaş, annenin eğitim durumu, babanın eğitim durumu, annenin ve babanın çalışıp çalışmama durumu, kardeş sayısı, bölümünü lisansa (4 yıla) tamamlamayı düşünüp düşünmediği, yaşamınızın çoğunu geçirdiği yerleşim birimi gibi değişkenler hakkında bilgi toplamak amacıyla "Kişisel Değerlendirme Formu", her iki grupta bulunan öğrencilerin empati ve iletişim becerileri düzeylerini belirlemek amacıyla, Korkut (1996b) tarafından geliştirilen İletişim Becerileri Değerlendirme Ölçeği ve Dökmen (1988) tarafından geliştirilen Empatik Eğilim Ölçeği kullanılmıştır. Toplanan veriler; SPSS 17 programı kullanılarak değişkenler arasındaki normal dağılım ve homojenlik durumuna göre Paired Samples Test ve Independent Samples Testleri ile analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda, kişilerarası duyarlılık eğitiminin, empati ve iletişim becerisi düzeyleri arasında anlamlı bir ilişki olduğu görülmüştür. Ayrıca kişisel değerlendirme formunda yer alan diğer bağımsız değişkenlerle empati ve iletişim becerisi düzeyleri arasında anlamlı bir fark olup olmadığı incelenmiştir. Araştırmadan elde edilen sonuçlar tartışılmış ve gelecek araştırmalar için önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler; Empati, İletişim Becerisi, Kişilerarası Duyarlılık
6. sınıf öğrencilerinde bağlanma stilleri ve algılanan anne baba tutumları
Bu çalışmanın temel amacı bebeklik dönemindeki anne baba ya da bize bakım veren kişiler ile olan ilk ilişkilerimiz sonucu oluşturduğumuz bağlanma ve ilişkilerimizin niteliğine göre geliştirdiğimiz bağlanma stillerinin önemine dikkat çekerek genel olarak ergenlik döneminin başlangıcı sayılabilecek dönemdeki 6. sınıf öğrencilerinin bağlanma stillerinin algılanan anne baba tutumları ve bazı demografik özellikleri ile ilişkisin incelenmesidir. Araştırma İstanbul ili, Esenler ilçesindeki 2016 – 2017 eğitim öğretim yılında evreni temsil eden Atışalanı Ortaokulu, Örfi Çetinkaya Ortaokulu ve Yunus Emre Ortaokulu'ndaki 133 erkek ve 164 kadın olmak üzere toplam 297 ortaokul 6.sınıf öğrencisinden elde edilen bulgular ile yürütülmüştür. Araştırmaya gönüllü olarak 6. Sınıf öğrencilerinden 132 erkek ve 170 kadın olmak üzere toplam 302 kişi katılmıştır. Ancak bu öğrencilerin 5 tanesinin anketleri öğrencilerin aynı soruya birden fazla işaretleme yaptıkları için geçersiz sayılmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak "Kişisel Bilgiler Formu", "İlişki Ölçekleri Anketi" ve "Anne Baba Tutumları Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırmada verilerin değerlendirilmesinde tamamlayıcı istatistiksel yöntemler olarak sayı, yüzde, ortalama, standart sapma kullanılıp; t testi, anova, scheffe testi, pearson korelasyon ve regresyon analizi uygulanarak bulgular elde edilmiştir. Algılanan anne baba tutumlarının güvenli ve kayıtsız bağlanmayı etkilemediği sonucu çıkmıştır. Araştırmaya katılan öğrencilerin algılarına göre anne baba tutumları puan ortalamasıyla bağlanma stilleri arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmamıştır. Algılanan anne baba tutumları ile bazı demografik değişkenler arasındaki ilişkiler ve bağlanma stilleri ile bazı demografik değişkenler arasındaki ilişkiler incelenmiştir. Anahtar Kelimeler: Algılanan anne baba tutumu, bağlanma stilleri, ergenlik.
11-14 yaş grubu ergenlerin algılanan ana–baba tutumları ile sosyal-duygusal öğrenme becerileri arasındaki ilişkilerin incelenmesi
İnsanların çevresiyle ilişkisi ve yaşam boyu elde ettiği başarılar, temel olarak sahip oldukları becerilerle şekillenmektedir. Bu beceriler içerisinde sosyal ve duygusal beceriler, insanların sosyalleşmesini ve hayat boyu başarısını şekillendiren beceriler olarak öne çıkmaktadır. Doğumdan itibaren aile ve çevreyle kurulan etkileşimin biçimlendirdiği sosyal ve duygusal beceriler, öğrenilebilir becerilerdir ve anne baba tutumları bu becerilerin biçimlenmesinde önemli rol üstlenmektedir. Bu araştırmada anne baba tutumları ile sosyal ve duygusal öğrenme becerileri arasındaki ilişki incelenmiştir. Araştırmada 11-14 yaş grubundaki 5.6.7.8. sınıfta öğrenim gören 314 katılımcıdan elde edilen veriler istatiksel yöntemlerle analiz edilmiştir. Veri toplama aracı olarak Eldeleklioğlu (1996)'nun geliştirdiği Ana Baba Tutumları Ölçeği (ABTÖ) ve Kabakçı ve Owen, (2010)'in geliştirdiği Sosyal ve Duygusal Öğrenme Becerileri Ölçeği (SDÖBÖ) kullanılmıştır. Araştırma bulgularına göre öğrencilerin koruyucu-istekçi ebeveyn algısının daha yüksek olduğu, öğrencilerin sosyal ve duygusal öğrenme becerilerinin ortanın üstü seviyede olduğu, ebeveyn tutumlarının bütün alt boyutları ile sosyal ve duygusal öğrenme becerileri arasında anlamlı bir ilişki olduğu görülmektedir. Literatürdeki bulgular genellikle demokratik ana baba tutumunun olumlu etkisine işaret ederken bu araştırmada koruyucu-istekçi ana baba tutumunun olumlu etkisinin daha yüksek olduğu bulunmuştur. Sonuç olarak ana baba tutumları ile öğrencilerin ana baba tutumları arasında istatiksel olarak anlamlı bir ilişkinin olduğu, korucuyu-istekçi ana baba tutumlarının öğrencilerin sosyal ve duygusal öğrenme becerilerini diğer ana baba tutumlarından daha fazla etkilediği görülmektedir.
11-15 yaş arası ergenlerde okul yaşamı zorbalığı ve siber zorbalığın bazı demografik özellikler açısından incelenmesi
Bu çalışma 11-15 yaş arası ergenlerde okul yaşamı zorbalığı ve siber zorbalığın bazı demografik özellikler açısından değerlendirilmesi ve farklılıkları belirlenmesi amaçlanmıştır. Çalışmada İstanbul ilinde rastgele örneklem yoluyla seçilen 2 okulda 354 ortaokul öğrencisinden anket yoluyla araştırma yapılmıştır. Veriler, Tanımlayıcı Özellikler Soru Formu, Okul Yaşamı Zorbalığı Belirleme Ölçeği-Ergen Formu ve Siber Mağdur-Zorba Ölçeği kullanılarak toplanmıştır. Ölçek alt boyutlarının güvenirlik katsayıları Alpha=0.88 ve yukarısı bulunmuştur. Elde edilen verilerin değerlendirilmesinde istatistik programı kullanılmıştır. Araştırma problemlerinin belirlenmesine yönelik olarak korelasyon analizi, t-testi ve tek yönlü varyans analizi (ANOVA) testleri yapılmıştır. Araştırma sonucunda öğrencilerin %19,66' sının siber zorbalığa maruz kaldığı, %96,51' inin okul yaşamı zorbalığına maruz kaldığı sonucuna ulaşılmıştır. Siber zorbalığa maruz kalma düzeyleri artan öğrencilerin siber zorbalık eğilimlerinde de artış olduğu belirlenmiştir. Okul yaşamı zorbalığına maruz kalma düzeyleri artan öğrencilerin okul yaşamı zorbalığı eğilimlerinde de artış olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Siber zorba eğiliminin erkeklerde yüksek olduğu, 7. sınıfların siber zorba mağduru olma düzeyi 5. sınıflara göre yüksek olduğu, anne eğitim düzeyine göre siber zorba eğilimi ve siber zorba mağduru düzeylerinin farklılaştığı, baba eğitim düzeyine göre siber zorba eğilimi ve okul yaşamı zorba eğilimi düzeyinin farklılaştığı sonuçlarına ulaşılmıştır.
Kadınların sosyal sorun çözme becerilerinin çeşitli değişkenlere göre incelenmesi: İstanbul ili örneği
Bu çalışmada, kadınların çeşitli değişkenler ile sosyal sorun çözme becerileri düzeyleri arasındaki ilişki incelenmiştir. Çalışma gönüllü katılım sağlayan, İstanbul il sınırları içerisinde yaşayan, 18 yaş üstü 406 kadının anket doldurması ile gerçekleştirilmiştir. Anket soruları; Türkçe geçerlik ve güvenirliği Duyan ve Gelbal (2008) tarafından yapılan, Sosyal Sorun Çözme Envanteri ve kadınların sosyo- demografik durumlarının, ekonomik düzeylerinin, iş yaşamlarının, aile ve sosyal yaşamındaki etki ve durumlarının belirlenmesi için oluşturulan kişisel bilgi formundan meydana gelmiştir.Araştırmanın amaçlarına uygun olarak, araştırmaya katılan kadınların kişisel bilgileri ve görüşlerini betimlemek için frekans (f) ve yüzde (%) hesaplamaları yapılmıştır. Veri setine normallik testi yapılmış ve grubun normal dağılmadığı tespit edilmiştir. Görüşleri betimlemek için alt gruplara Kruskal Wallis H Testi uygulanmış ve sonuçları tablo haline getirilip, yorumlanmıştır. Çalışmaya katılan kadınların envanterden almış oldukları puanlara göre sorun yönelimi başarılarının % 71,6 ve sorun çözme becerisi başarılarının %74,4 olduğu saptanmıştır.Araştırmaya katılan kadınların, medeni durum değişkenine göre istatiksel olarak anlamlı bir farklılık bulunmamıştır. Çalışma değişkenine göre; çalışmayan kadınların sorun çözme becerileri, çözüm alt boyutu haricindeki tüm alt boyutlarda ve soruna yönelim boyutunda çalışanlara göre daha düşük olduğu görülmüştür.Ebeveynleriyle yaşayan kadınların, yalnız yaşayan ve eş ve /veya çocuklarıyla yaşayan kadınlara göre sorun yönelimi becerilerinin daha düşük olduğu; eğitim değişkeninde eğitim seviyesi yükseldikçe, sorun yönelim becerisi ve sorun çözme becerisinin arttığı bulunmuştur. Ayrıca yaşlarının, çocuk sahibi olma durumlarının, yaşamlarının büyük bölümünü geçirdikleri yerin, gelir durumlarının, yardım istedikleri kişilerin sosyal sorun çözme becerileri üzerindeki etkisi istatiksel olarak anlamlı bulunmuştur.
Evli ve boşanmış bireylerin psikolojik dayanıklılıklarının karşılaştırılması
Bu çalışmanın amacı, evli ve boşanmış bireylerin psikolojik dayanıklılık düzeylerinin karşılaştırılmasıdır. Araştırmanın örneklemini İzmir İli'ne bağlı Konak İlçesi içerisinde yaşayan 260 evli ve boşanmış birey oluşturmaktadır. Veri toplama aracı olarak "Yetişkinler için Psikolojik Dayanıklılık Ölçeği" ve "Kişisel Bilgi Formu"ndan yararlanılmıştır. Veri analizinde, ölçekten elde edilen veriler normal dağılım göstermediği için SPSS İstatistik programında parametrik olmayan testlerden Mann Whitney U testi kullanılmıştır. Araştırma bulgularında; cinsiyet değişkenine göre aile uyumu alt boyutunda, hem kadınlar hem de erkekler açısından, evli bireylerin psikolojik dayanıklılık düzeylerinin yüksek olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Araştırma sonuçlarında yaş değişkenine göre de evli ve boşanmış bireylerin psikolojik dayanıklılık düzeyleri istatistiksel açıdan anlamlı düzeyde farklılaşmaktadır. Evli ve boşanmış bireylerin psikolojik dayanıklılık düzeylerinin medeni durum değişkenine göre kendilik algısı, gelecek algısı ve yapısal stil alt boyutlarında anlamlı bir farklılık bulunmazken, sosyal yeterlilik, aile uyumu ve sosyal kaynaklar düzeylerinin boşanmış bireylere göre anlamlı olarak yüksek bir seviyede olduğu sonucu bulunmuştur. Ek olarak evli ve boşanmış bireylerin eğitim durumu, çocuk sayısı, çalışma durumu ve gelir düzeyi değişkenlerine göre farklı alt boyutlarda anlamlı düzeyde farklılıklar bulunmuştur.