Theses supervised by Yrd. Doç. Dr. Sait Yılmaz

11 theses · İstanbul Beykent University

Master'sOpen AccessTR

Genişleme sürecinde Avrupa Birliği'nin enerji politikaları ve Türkiye

Sanayileşme ile birlikte ülkelerin enerjiye gereksinimleri giderek artmaktadır. Petrol ve doğalgaz kullanımının gelecek yıllarda da artması beklenmektedir. Enerji kaynaklarına ulaşım ve enerji kaynakları üzerindeki hâkimiyet kurma isteği ülkeler arasındaki mücadeleyi arttırmaktadır. Türkiye enerji üreten ülkeler ile enerji gereksinimi olan ülkeler arasında yer almaktadır. Bu konumu Türkiye'yi enerji mücadelesinin merkezine taşımakta ve önemli bir enerji köprüsü yapmaktadır.AB ülkeleri de enerjide artan oranda dışa bağımlıdırlar. Bu durum giderek güvenlik sorunu haline dönüştüğünden alternatifler oluşturulmaya çalışılmaktadır. Bu durumda da aday ülke konumundaki Türkiye önem kazanmaktadır.Bu çalışmada AB ülkeleri ve Türkiye'nin enerji politikalarının ortak çıkarlar taşımasından yola çıkarak ve Türkiye'nin jeopolitik konumu nedeniyle enerji köprüsü olması göz önüne alınarak Türkiye'nin AB üyeliğinin önemi vurgulanmaya çalışılmaktadır. Türkiye özellikle enerji alanında AB için vazgeçilmez bir ülkedir. Enerjiye kolay ve ekonomik ulaşımda boru hatları tercih edildiğinden mevcut projeler temel alınarak Türkiye'nin enerji koridoru ve terminali olması özelliği incelenmiştir.Anahtar Kelimeler: AB Enerji politikaları, Genişleme, Rusya, Türkiye Enerji Politikaları, Boru Hatları Projeleri

Avrupa BirliğiBoru hatlarıEnerji+3
Nazmiye Özge Angı
İstanbul Beykent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Barack Obama ve sonrası Amerikan dış poitika süreci ve Türkiye

Bu tez çalışmasında yeni başkan Barack Obama döneminde ABD'nin dünya ve Türkiye ile olan ilişkilerinin ne şekilde gelişebileceği üzerinde durulmuştur. İlk olarak Amerika Birleşik Devletleri'nin dış politika karar alma süreci ve George W.Bush dönemi politikaları incelemiştir. Obama'nın başkan seçilmesinden bu güne dek yaşanan gelişmelere de bu çalışma kapsamında yer verilmiştir. Buna göre 44. Başkan Barack Obama döneminde de hegemonik güç odaklı politikaların yumuşak güç kurgusu altında sürmesi beklenmektedir. Bu hipotez; Realizm, güç ve geleneksel Amerikan Dış Politikası kavramları ekseninde açıklanmaya çalışılmaktadır.

Amerika Birleşik DevletleriObama, BarackTürk dış politikası+3
Mehmet Kaan Önem
İstanbul Beykent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Devlet güvenliği kapsamında istihbarat alanında karşılaşılan sorunlar

Bu tez çalışmasında istihbarat alanında ülkemizde yaşanan sorunlar ele alınmaktadır. İstihbarat alanında yapılan çalışmalara, istihbarat ile ilgili kurum ve kuruluşların görev ve sorumlulukları ile yaşanan sorunlara bakıldığında bu sorunların aşılabilmesi ve istihbarat alanında ülkemizin her anlamda doğru bir politika ve strateji edinebilmesi için ciddi yapısal değişikliklerin olması gerektiği görülmektedir. Bu hipotez kapsamında, diğer ülkelerdeki istihbarat yapıları ve istihbarat alanındaki genel sorunlar, istihbarat kuruluşlarının yasal dayanakları incelenerek sorunlara çözüm arayışlarında bulunulmaktadır.

DevletDevlet görevleriDevlet idaresi+5
Onur Seçkin
İstanbul Beykent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Asya'daki güç mücadelesi ve Pakistan

Geçtiğimiz yüzyılın hiçbir zaman önemini yitirmeyen bölgesi olarak görülen Ortadoğu bölgesi bir asır boyunca çeşitli devletlerin veya çıkar guruplarının mücadele alanı olmuştur. Ancak bu mücadele alanının artık yavaş yavaş Asya kıtasına özellikle Orta ve Güney Asya'ya doğru kaydığı görülmektedir. Doğalgaz ve petrol rezervlerinin yanı sıra bölgede Rusya'nın hala hissedilir etkisi, büyüyen 2 önemli dev olarak nitelenen Çin ve Hindistan'ın bu bölgede olması ve ABD'nin Afganistan savaşı sonrası bölgede yerini alması, bu bölgenin stratejik konumunun tekrar gözden geçirilmesini gerektirmektedir. Bu çalışmada bölgedeki büyük devletlerin varlığı arasında sıkışmış, dünyanın tek Müslüman nükleer gücü olan Pakistan İslam Cumhuriyeti masaya yatırılmıştır. Tarihi süreci, kuruluşu, iç politikadaki tercihleri ve toplumsal yapısı incelenerek 11 Eylül öncesi ve sonrası gelişmeler değerlendirilmiştir. Pakistan'ın mevcut şartlarının jeopolitik konumuyla ilişkileri incelenmiş ve bu bölgenin neden önem kazandığı gözler önüne serilmeye çalışılmıştır.

AsyaGüçGüç dengesi+3
Yıldıray Yörük
İstanbul Beykent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Neo-con sonrası dönem Türk-Amerikan ilişkilerinde yeni sürece panoramik bakış

Bu tez çalışmasında, Obama dönemi Türk-Amerikan ilişkileri sorgulanarak, problem sahaları ve muhtemel politikaların gelişimi ele alınmaktadır. Osmanlı İmparatorluğu'nun son dönemlerinde ekonomik ve ticari faaliyetler ekseninde gelişmeye başlayan Türk-Amerikan ilişkileri, Cumhuriyet döneminde durgunluk yaşamış ve II. Dünya Savaşı'nın sona ermesiyle oluşan iki kutuplu sistemde ilişkiler, özellikle 1947-1960 döneminde altın çağını yaşamıştır. 11 Eylül saldırılarının ardından ABD'nin yeni güvenlik stratejisi çerçevesinde Irak ve Afganistan'da gerçekleştirdiği operasyonlar ve Türkiye'nin bölgeye bakış açısı, iki ülke arasındaki müttefiklik ilişkisinin sorgulanmasına neden olmuştur. Barack Obama'nın ABD Başkanı seçilmesi ve hemen ertesinde gerçekleştirdiği Türkiye ziyareti, iki ülke arasında gerilen ilişkilere pozitif bir ivme kazandırmıştır. Bu çalışmada; ABD'nin önümüzdeki dönemlerde izleyeceği dış politika öncelikleri, bölgesel problemlere (Irak, Afganistan, İran vb.) bakış açısını ve İsrail, Ermenistan gibi Türk-Amerikan ilişkilerinde kronikleşen problemlerin mevcut durumu ve gelecekteki muhtemel gelişmeler değerlendirilmiştir.

Amerika Birleşik DevletleriObama, BarackTürk-Amerikan ilişkileri+2
Ahmet Taner Göksu
İstanbul Beykent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

2003 yılı sonrası PKK terör örgütü ile ilgili gelişmeler

Bu yüksek lisans tezi, Türkiye'deki faaliyet gösteren bölücü terör örgütü PKK ve Türkiye'nin bu örgüte karşı verdiği mücadeleyi konu edinmektedir. Bu bağlamda Çalışmada dört bölüme ayrılmış ve dönemler itibarıyla 1984-2003, 2003-2006 ve 2006-2010 dönemleri ile gelinen son aşamayı incelemektedir. Bu çerçevede örgütün, TSK ile 2003 yılına dek giriştiği silahlı mücadele safhası ve bu safhayı kaybetmesinin ardından 2003 yılından itibaren yöneldiği siyasallaşma safhaları iki ayrı kırılma noktası olarak ele alınmıştır. Siyasallaşma safhası ile birlikte PKK terörünün sıradan bir bölücü hareket olmaktan çıkarak büyük güçlerin Ortadoğu bölgesine yönelik planları içerisine dahil edildiği ve otuz yıllık geçmişi olan terörün artık lokal bir problem olmaktan çıktığı anlatılmaktadır.Tez, 2010 yılı içerisindeki olayları da içermesi nedeniyle; gerek sürecin tam bir analizinin yapılabilmesi, gerekse geleceğe dair daha net çıkarımlar oluşturulabilmesi açısından kaynak olabilmesi düşünülerek hazırlanmıştır. Tezin hazırlanmasında kaynak taraması yönteminden faydalanılmıştır.Anahtar Kelimeler: PKK, Terörle Mücadele, Demokratik Açılım Politikası

Kürt sorunuKürtlerPKK+4
Mehmet Murat Özsoy
İstanbul Beykent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

PKK terör örgütünün ETA ve IRA terör örgütleri ile karşılaştırılması

Bu yüksek lisans tezi, Türkiye, İspanya ve İngiltere'nin bölücü teröre karşı verdiği mücadeleyi konu edinmektedir. Bu bağlamda çalışmada ETA, IRA VE PKK terör örgütleri ayrıntılı ve karşılaştırmalı analizlerle analiz edilmiştir. Çalışma yapısal olarak üç bölüme ayrılmış; ilk bölümde terörün kavramsal boyutu incelendikten sonra ikinci bölümde ETA-IRA ve PKK terörü incelenmiş, bunlar arasında karşılaştırmalar yapılmış, son bölümde ise İspanya, İngiltere ve Türkiye'nin terörle mücadele konusunda geliştirdikleri politikalar değerlendirilmiştir.Bu çalışma, son dönem sıkça gündeme gelen İspanya ve İngiltere modelleri ve PKK-ETA, PKK-IRA karşılaştırmalarına açıklık getirmesi açısından da önemli değerlendirmelerde bulunmaktadır.

ETAIRAPKK+3
Ahmet Kalem
İstanbul Beykent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

1990 sonrası Türkiye siyasal gündemine etki eden medyatik propaganda unsurları

Yeni sermaye düzeninin basın sektörüne de egemen olmasıyla, sektör ciddi bir yapısal dönüşüm içine girmiştir. Bu yapısal dönüşüm basına atfedilen kamuoyunu bilgilendirme görev ve sorumluluğunun da dönüşüm geçirmesine neden olmuştur. Bu bağlamda çalışmada medyanın sahip olduğu dinamikler, siyasi aktörlerle arasındaki ilişkiler ve bu çerçevede siyasal sürecin nasıl şekillendiği üzerinde durulmuştur. Bu ilişki ağının ve siyasal şekillenmenin açıklanmasında tarihten günümüze çeşitli örneklere yer verilmiştir. Çalışmada 1990 sonrası basında meydana gelen tekelleşme ve bunun basın objektifliğine etkileri siyasetle ilişkiler açısından ele alınmış, Türkiye'de 1990 sonrası basın ve siyaset alanındaki gelişmeler incelenerek basın-siyaset ilişkisi değerlendirilmiştir.

GazetelerGündem belirlemeKamuoyu oluşturma+7
Esra Kargın
İstanbul Beykent University
2011
00
Master'sOpen AccessTR

20. ve 21. yüzyılda İran ve İran'ı bekleyen gelişmeler

Bulunduğu coğrafya ve sahip olduğu köklü uygarlık İran'ı dünya konjüktüründe önemli bir yere getirmiştir. Kilit ülke konumunu yıllar boyunca muhafaza etmiştir. İran'ın bu denli önemli oluşu kendi iç dinamiklerinin yapıtaşını oluşturmuştur. Salt tarihsel olarak ele alınmamıştır. Sosyal, siyasal ve kültürel açıdan da ele alınmıştır. Daha öncede değinildiği gibi kilit bir noktada bulunması, topraklarının birçok uygarlığa ev sahipliği yapmasına neden olmuştur. Bu uygarlıklar sadece tarihsel açıdan ele alınmış siyasi açıdan değerlendirilmemiştir.İran tarihi ve aslında Dünya tarihi açısından önemli bir gelişme olan İran islam devrimi üzerinde durulmuştur. Zira, İslam Devrimi, rejimi değiştiren bir hareket olsa da; İran, tarihsel devamlılığı en fazla ve köklü politik yapılardan biridir. Bu nedenle, rejim değişse de; sosyo?politik dinamiklerde kökten bir değişim beklenmemelidir; çünkü kültürel antropoloji ve sosyoloji açısından, geçmişin tortularının toplum üzerindeki belirleyiciliği yadsınamaz boyutlardadır. Devrim oluştuğu süreç içersinde birçok farklı kesimin desteğini alarak oluşmuştur. İstenilen tek şey Şahlık rejiminin son bulması ve İran halkının düşünsel açıdan, ekonomik açıdan ''özgürleşmesi'''dir. İran kalabalık ve genç bir nüfusa sahiptir, ayrıca dünyanın önde gelen petrol üreticisi ülkelerinden biri olması ekonomisini önemli bir hale getirmiştir. Bu çalışmada kısaca İran ekonomisi ve demografik yapıyada değinilmiştir.Ayrıca İran'ın son zamanlarda dünya kamuoyunu ciddi şekilde işgal eden nükleer enerji üretimine yer verilmiştir. Bu sürecin nasıl başladığına, nasıl geliştiğine ve nükleer enerjinin gerçekten ''enerji'' amaçlı olarak üretildiğine mi yoksa dünya ülkelerinin iddia ettiği gibi bir ''bomba'' yapımına dönüştüğü konuları hakkında bilgi verilmiştir.. Bunun dışında İran'nın Ortadoğu ülkeleriyle, komşularıyla ve her fırsatta düşmanlığını ifade etmekten kaçınmadığı Amerika Birleşik Devletleri'yle ilişkilerine değinilmiştir.Anahtar Kelimeler: İran, İran Tarihi, Devrim, Nükleer Enerji, Ortadoğu, Petrol, Amerika Birleşik Devletleri.

20. yüzyıl21. yüzyılNükleer enerji+3
Arife Karakaş
İstanbul Beykent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'nin 2003-2010 yılları arasında Kuzey Irak politikası

2003-2010 yılları arasında Türkiye'nin Kuzey Irak Politikası başlıklı tezde, belirtilen tarih aralığında Kuzey Irak'ta yaşanan siyasal değişimler ile Türkiye'nin Kuzey Irak politikası ele alınmıştır.Tezde ilk olarak 2.dünya savaşı sonrası dünyada yaşanan gelişmeler ve Ortadoğu bölgesinin jeopolitik önemi üzerinde durulmuş, ardından Körfez Savaşı ve Kuzey Irak'a yansımaları ele alınmıştır. Körfez savaşının siyasal sonuçlarının analiz edilmesi hedeflenmiştir. Tezin ana bölümünün zeminini oluşturan siyasal olaylar gösterilmiştir. 1. Körfez Savaşı sonrasında bölgenin genel durumu, Kuzey Irak'ta otorite boşluğunun ortaya çıkması ile Kürt gruplarının özerkleşme süreci irdelenmiştir. Tezin diğer bölümlerinde 1991 sonrası ortaya çıkan Kuzey Irak söylemi ve Kuzey Irak'taki siyasal yapılanmaya değinilmiştir. Bu bölümde Kuzey Irak'ta etkin olan Kürdistan demokrat partisi ve Kürdistan yurt severler birliğinin oluşum ve gelişim süreci açıklanmıştır. Kuzey Irak'ı bugün resmi olarak temsil eden siyasal yapının anlaşılması hedeflenmiştir.11 Eylül 2001 sonrası dönemin analiz edildiği bölümde, ABD'nin Irak işgali sonrasında yaşanan gelişmelere değinilmiştir. Tezin esas kısmında Türkiye'nin 2003-2010 tarihleri arasında Kuzey Irak'ta izlediği politikalara değinilmiş, Türkiye'nin Kuzey Irak konusundaki kaygıları üzerinde durulmuş, 2003-2010 tarihleri arasındaki Kuzey Irak politikası irdelenmiştir. 1 Mart Tezkeresinin reddi ve Irak'ın işgali sonrası bölgede yaşanan gelişmeler ile ilgili bir değerlendirme yapılarak Kuzey Irak'taki son durum ortaya konulmuştur.Anahtar Kelimeler: Kuzey Irak, Politika, ABD, Savaş.

Amerika Birleşik DevletleriIrakKuzey Irak+5
Hatice Sultan Gezgin
İstanbul Beykent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Çin Halk Cumhuriyeti'nin sahip olduğu güç unsurları çerçevesinde geçmişinin, bugünün ve geleceğinin değerlendirilmesi

Napolyon'a atfedilen bir söze göre ?Orada uyuyan bir dev var, Çin. O devi uyandırmayın zira bir gün Çin uyanırsa bu gelişme dünyayı sarsabilir?, Bu sözlerin yüzyıllar önce işaret ettiği gibi, Çin Halk Cumhuriyeti, sahip olduğu tarihi, kültürel ve sosyo-ekonomik potansiyellerini harekete geçirmiş ve yeniden yükselişe geçmiştir. İçinde bulunduğumuz dönemde, dünya ekonomisi durgunluk göstermesine rağmen, Çin'in ortaya koyduğu ekonomik gelişme, birçok literatürde, uyuyan devin uyanması, ejderhanın tırnaklarını bilemesi, yeni bir süper gücün doğması gibi ifadelerle çokça üzerinde durulan bir konu olmaya başlamıştır. Ayrıca 1990'lardan sonra ortaya çıkan ABD'nin çektiği, tek kutupluluğun yol açtığı küreselleşme sancıları, bölgesel milli devletlerin ortaya çıkması ve son olarak bu ülkenin başta Ortadoğu olmak üzere dünya enerji kaynaklarına el koyma girişimleri, dünya ekonomisi, siyaseti ve askeri dengeleri açısından, dikkatlerin Çin Halk Cumhuriyeti'ne çekilmesini de beraberinde getirmiştir.ÇHC'nin küresel bir rol oynayıp oynamayacağı, tek bir ses olarak konuşup konuşamayacağı ve var olan yapıların, yeteneklerin ve vasıtaların, Çin Halk Cumhuriyeti'ni, küresel bir güç haline getirip, getiremeyeceği konusunda, önemli şüpheler vardır. Bu tez çalışmasında Çin Halk Cumhuriyeti'nin sahip olduğu potansiyel ve sınırlayıcılar gözden geçirilerek, ülkenin geçmişi, bugünü ve gelecekteki muhtemel durumu değerlendirilecektir.

GüçGüç dengesiUluslararası ilişkiler+1
Hasan Karaarslan
İstanbul Beykent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00

Other supervisors