Accounting
590 theses under this subject heading
Muhasebe ve finansal göstergelerin hisse fiyatına etkisinin panel veri analizi ile BIST imalat sektöründe incelenmesi
Bu tez kapsamında muhasebe ve finansal göstergelerin piyasa değeri ile ilişkisi incelenmektedir. Globalleşme ile ekonomik sınırlar ortadan kalkmış ve finansal piyasalar da büyümeyi güçlendirmiştir. Son yıllarda dünya merkez bankalarının da uyguladığı genişletici para politikaları küçük yatırımcıların sayısında önemli artışlara neden olmuştur. Finansal piyasaların etkin olması, genişletici para politikaları ile beraber küçük yatırımcılar da finansal piyasalardaki payını arttırmıştır. Yatırımların temelini de yatırım yapılan varlığın değeri ve değerinde oluşması beklenen artış belirlemektedir. Yatırım kararı sürecinde şirketlerin finansal verileri karar alım sürecini etkileyen unsurlardan bir tanesidir. Bu çalışmada da değer ve fiyat kavramı ve değerleme sürecinin dinamiklerinden bahsedilmiştir. Şirketlerin fiyatlarını etkileyen faktörler olarak şirket değerleme yöntemlerinde kullanılan çarpanlar seçilmiş ve faktör analizi ile faktörler indirgenmiştir. Faktör analizi sonucunda Fiyat/Özkaynak, Firma Değeri/Satışlar ve BIST imalat sektörü getirisi panel veri analizi ile incelenmiştir. BIST imalat sektörü 2017 Q4 ve 2022 Q3 dönem verileri çarpanları ile hisse senedi getirisi arasındaki ilişki Rassal (tesadüfi) etkiler modeli ile incelendiğinde model anlamlı çıkmıştır. Modelin açıklama oranı %17,27; Fiyat / Özkaynak çarpanı ve sektör getirisinin anlamlı olduğu ancak Firma Değeri / Satışlar çarpanının anlamlı bir etkisi olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Avrupa Birliği Çiftlik Muhasebe Veri Ağı (FADN) sisteminin Türkiye'deki tarımsal işletmelerde uygulanabilmesi için model önerisi
Avrupa Birliği'nde Ortak Tarım Politikası' nın yürütülebilmesi için bir veri tabanının kurulması ihtiyacı 1965'li yıllarda hissedilmeye başlanmış ve bu amaçla, Avrupa Birliği Tarım Muhasebesi Veri Ağı (FADN) oluşturulmuştur. FADN, İngilizce'de Farm Accountancy Data Network (FADN) olarak ifade edilmektedir. Bu kavram Türkçe'ye Çiftlik Muhasebe Veri Ağı (ÇMVA) olarak tercüme edilmiştir. Türkiye'de Çiftlik Muhasebe Veri Ağı sistemi yıllar önce kurulmaya başlanmış ancak tam bir netice alınamamıştır. Oysa bu sistem Türkiye için önemlidir ve tarım politikalarının yönlendirilmesi için bu sistemin kurulması gerekmektedir. Günümüzde, Çiftlik Muhasebe Veri Ağı Sistemi konusunda Türkiye'de 12 pilot ilde kuruluş çalışmaları başlatılmış, ancak önceki çalışmalar gibi tam bir başarı elde edilemeden sekteye uğramaması için çalışmaların yürütülmesinin ve başarısının geniş bir işbirliği ve katılım gerektirdiği gözlenmiştir. Türkiye'de uygulanan muhasebe sisteminde FADN sisteminden elde edilen verilerin doğru kullanımı için değişime gidilebilir. Bu nedenle, tarıma özel bir muhasebe sistemi ihtiyacı doğabilir, diğer bir ifadeyle, bu çalışmada, belki de şu an uygulanmakta olan tekdüzen hesap planının değişime uğrayabileceği veya tamamen tarıma özel bir muhasebe sistemi kurulması gerekliliğinin yakın zamanda ihtiyaç olarak karşımıza çıkabileceği kanaatine varılmıştır. Ancak bunun gerçekleşebilmesi için çiftçilerin kayıt tutma alışkanlığı edinmesi ve bu kayıtların uzmanlar veya muhasebeciler eliyle değerlendirilerek analiz ve değerlendirmeleri yapacak olan kurumlara iletilmesi gerekmektedir. Bu çalışma; FADN Sisteminin temel unsurları, FADN'nin Avrupa Birliği'ndeki tarım işletmelerinde uygulanışı, FADN sisteminde işletme seçimi, Avrupa Birliği'nde FADN uygulamaları, Türkiye'de uygulanan Çiftçi Kayıt Sistemi (ÇKS) ve yetersizlikleri, FADN Sisteminin Türkiye'ye Sağlayacağı Faydalar, FADN sisteminin uluslararası muhasebe standartları ve Türk vergi normları ile uyumluluk düzeyi, Çiftlik Muhasebe Veri Ağı (ÇMVA) kurulum modeli, modelin uygulanma süreçleri, modelin envanter işlemleri, modelin muhasebe işlemleri, FADN sistemi hesap planı, FADN sisteminin çıktıları ile masraf, maliyet, gelir ve brüt kâr ve Standart Çıktı (SO) hesaplama yöntemi, gerçek tarımsal işletmelerine ait mali tabloların hazırlanması konu başlıklarından oluşmaktadır.
Dış ticaret işlemlerinin Türkiye Muhasebe Standartlarına göre muhasebeleştirilmesi ve bir uygulama
Küreselleşmenin hızla artması ülkeler arasında dış ticareti zorunlu hale getirmiştir. Tüm dünyada dış ticaret yapan işletme sayısı gün geçtikçe hızla artmaktadır. Çünkü insanlar ihtiyaçlarını karşılarken sadece kendi bulundukları şehir ya da ülkede değil farklı ülkelerden de alışveriş yapabilmektedir. Bu durum, ihracat ve ithalatta artışa neden olmaktadır. Bu artışın kayıt altına alınabilmesi için bilgi sistemlerinden yararlanılması gerekmektedir. Bu bilgi sistemleri arasında işletmelerin mali nitelikli işlemlerinin kayıt altına alınabilmesi ve gerçeğe uygun bilgi üretilebilmesi için muhasebe bilgi sisteminden yararlanılmalıdır. Çalışmanın amacı; dış ticaret yapan işletmelerin mali nitelikteki işlemlerinin Türkiye Muhasebe Standartlarına göre muhasebeleştirme işlemlerinin nasıl yapılması gerektiğini açıklamak olarak belirlenmiştir. Bu amaç doğrultusunda çalışma üç bölüm olarak tasarlanmıştır. Birinci bölümde dış ticaret kavramı, dış ticarette kullanılan belgeler, dış ticarette ödeme şekilleri ve dış ticarette teslim şekilleri konuları genel hatlarıyla açıklanmıştır. İkinci bölümde muhasebe standartlarının tanımı, dış ticarette önem arz eden standartlar, finansal raporlama standartlarına uygun hesap planı taslağı ve bu taslakta yer alarak dış ticaret işlemlerinde kullanılan hesaplar incelenmiştir. Çalışmanın son bölümünde ise uygulama örneği olarak dikkate alınan A İşletmesi'nin ithalat ve ihracat işlemleri Türkiye Muhasebe Standartları dikkate alınarak Kamu Gözetimi Kurumu tarafından oluşturulan finansal raporlama standartlarına uygun hesap planı taslağındaki hesaplar aracılığıyla muhasebeleştirilmiştir.
Muhasebe meslek mensuplarının entegre raporlamaya ilişkin farkındalık düzeylerinin tespiti: Bir alan araştırması
Entegre raporlama küresel piyasalarda varlığını devam ettirilebilmesine,rekabet edebilmesine, potansiyel yatırımcıların işletmeye yatırım yapmasına katkı sağlamaktadır. Bununla birlikte bazı çıkar gruplarının ihtiyaç duyduğu finansal veya finansal olmayan verileri açık, anlaşılır, karşılaştırılabilir, doğrulanabilir, gerçeğe ve ihtiyaca uygun bir dille sunmayı amaçlamaktadır.Bu amaç doğrultusunda işletmeler finansal veya finansal olmayan raporları düzenleyerek çıkar grupları olarak tanımlanan başta devlet olmak üzere, çalışanlar, ortaklar, potansiyel yatırımcılar, sivil toplum kuruluşları ve kredi kuruluşlarının kullanımına sunmaktadır. Çalışmada Ankara ilinde bağımlı veya bağımsız olarak faaliyet gösteren muhasebe meslek mensubuna entegre raporlama konusunda 23 ifade yöneltilmiştir. Beş farklı boyut altında toplanan bu ifadeler muhasebe meslek mensuplarının entegre raporlamaya ilişkin farkındalık düzeylerini ortaya koymaktadır. Çalışmaya geri dönüş sağlayan 388 muhasebe meslek mensubundan elde edilen veriler ile analiz edilmekte ve bulgular açıklanmaktadır. Çalışmada verilerin normal dağılım göstermesinden dolayı t-testi ve anova testine analizleri uygulanmaktadır. Çalışmada demografik özellikler açısından muhasebe meslek mensuplarının farkındalıklarının olup olmadığı analiz edilmektedir. Çalışma sonucunda eğitim düzeyi, aylık gelir, mesleki deneyim, mesleki unvan ve entegre raporlama bilgisi açısından katılımcı farkındalığının olduğu ortaya konmaktadır.
Adli muhasebe mesleği ve Türkiye'de uygulanabilirliği
İşletmelerde ve hayatın hemen her alanında, çeşitli kişi ve kurumlarca yapılanmuhasebe vb. hilelerinin ve bunların neden olduğu ekonomik kaybın büyükboyutlara ulaşması, ticari ve ekonomik anlaşmazlıklar, mali tablo kullanıcılarınıyanıltmaya yönelik uygulamaların artması; muhasebenin kapsamını genişleterek, Adli Muhasebe olarak anılan mesleğin doğmasına neden olmuştur.ABD başta olmak üzere, gelişmiş batılı ülkelerde yaygın uygulama alanı bulan,ülkemizde henüz yasal zemine oturtulmamış ve tam anlamıyla uygulama alanıbulamamış olan Adli Muhasebecilik mesleğinin kapsamı, özellikleri, adlimuhasebecinin nitelikleri, adli muhasebe mesleğinin benzer mesleklerden farkları,adli muhasebeci eğitimi, Türkiye'de uygulanabilirliği, hukuk sistemimizdeki yeri,sigorta kapsamına alınması yönündeki öneriler ve konun daha iyi anlaşılabilmesiaçısından grafikler ve tablolar yardımıyla adli muhasebe denetimi (Hile Denetçiliği)hakkında ayrıntılı bilgi verilmektedir.Anahtar kelimeler; Adli Muhasebe, Adli Muhasebecilik Mesleği ve bumesleğin Türkiye'de ki durumu.
Transfer fiyatlaması ve Türkiye uygulaması
Transfer fiyatlandırması, dünya ekonomisinin bütünleşmesi, küreselleşme olgusunun hızla artması ve ülkeler arasındaki ticaret hacminin genişlemesi sonucunda, en önemli vergi konusu olarak gündemdeki yerini almıştır. Türkiye'de ?Transfer Fiyatlandırması Yoluyla Örtülü Kazanç Dağıtımı? 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu'nun 13. maddesi ile 1 Ocak 2007 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Bu düzenlemeye göre, kurumların ilişkili kişilerle emsallere uygunluk ilkesine aykırı olarak tespit ettikleri bedeller ile mal veya hizmet alım ya da satımında bulunması durumunda, kazanç transfer fiyatlandırması yoluyla örtülü olarak dağıtılmış sayılmaktadır. Genel olarak transfer fiyatlandırması kuralları OECD Transfer Fiyatlandırması Rehberi örnek alınarak düzenlenmiştir.Bu çalışmada, transfer fiyatlandırması konusu Kurumlar Vergisi Kanunu, OECD normları ve diğer kanunlar çerçevesinde pozitif ve negatif yönleri ile birlikte ayrıntılı olarak incelenmiştir. Mevcut transfer fiyatlandırması düzenlemesi ile Türk Vergi Sisteminin özellikle OECD Transfer Fiyatlandırması Rehberi ve uluslararası gelişmelere uygun bir yapıya kavuştuğu sonucuna varılmıştır.
Türkiye'de faktoring ve faktoring işlemlerinin muhasebeleştirilmesi
Global dünya ekonomisinde birbirine her geçen gün daha bağımlı bir hale gelen firmalar ticarete ayak uydurabilmek, rekabet güçlerini artırabilmek, faaliyetlerini daha sağlıklı ve uzun ömürlü sürdürebilmek için yeni ve maliyeti düşük finansman kaynaklarına ihtiyaç duymaktadır. Bu boyutta firmaların alternatif finansman kaynağı olan ihtiyacı faktoring hizmetlerinin ortaya çıkmasına neden olmuştur. Faktoring, her türlü mal ve hizmet satışlarından doğan, fatura veya fatura yerine geçen belgelere dayalı, vadeli alacakların faktoring şirketine temlik edilmesi karşılığında finansman ve tahsilat hizmetlerinin sunulmasıdır. Faktoringin tanımından da anlaşılacağı gibi faktoringin temel fonksiyonu, vadeli alacakları satın alarak onları nakde çevirmek olmakla birlikte; faktor, müşterisine borcun tahsili ve yönetimi, riskin üstlenilmesi ve finansman sağlanmasıdır. Ülkemizde 1980'li yıllarda bankalar sayesinde uygulamaya konan faktoring hizmetleri yıllar itibariyle hızla artış göstermiş, günümüzde finans piyasasında özellikle KOBİ'lerin vazgeçilmez finansman kaynakları arasında yer almıştır.Bu tezin çalışma konusu kısa vadeli bir finansman kaynağı olan faktoringin incelemesi ve faktoringi muhasebe açısından irdeleyerek faktoring işlemlerinin muhasebeleştirilmesi hakkında bilgi vermektir.
Yıllara yaygın inşaat, taahhüt ve onarım işlerinde muhasebe işlemleri inşaat taahhüt işletmelerinde iç kontrol ve denetim
Ülkemizde inşaat sektörü ekonomi açısından lokomotif sektörlerden birisi olup Cumhuriyetin ilanı ile gelişmeye başlayan bir sektördür. Cumhuriyetin ilk yıllarında demiryolu hatları ve büyük su projeleri ile başlayan inşaat sektörü, dünyadaki liberalleşme rüzgarlarının başladığı İkinci Dünya Savaşından sonra tırmanışa geçmiştir. Genel olarak emek-yoğun bir teknoloji ile çalışan inşaat sektörünün istihdamın yaratılması ve işsizliğin azaltılmasında payı büyüktür. Türkiye, bölgesinde pek çok inşaat alt sektöründe üretim kapasitesiyle üretim üssü olma özelliğini taşımaktadır. Demir-çelik, çimento, seramik ve kaplama malzemeleri, mimarlık, boya ve yapı kimyasalları, seramik sağlık gereçleri, yalıtım, plastik boru ve profil, iklimlendirme, soğutma ve klima, aydınlatma, doğal taş ve mermer gibi bir çok alt sektörün can damarı inşaat sektörüdür.Ülkemizde inşaat işleri vergi hukuku açısından yıllara yaygın inşaat ve onarım işleri ile yıllara yaygın olmayan inşaat ve onarım işleri olmak üzere ikiye ayrılmaktadır.Yıllara yaygın inşaat taahhüt ve onarım işlerinin başlangıç ve bitiş tarihleri farklı dönemlerde olması nedeniyle farklı bir vergileme sistemine sahiptir.Bu çalışmanın amacı, çok farklı coğrafyalar ve bölgelerde faaliyet gösteren inşaat taahhüt işletmelerinin denetim ve iç kontrol sisteminin incelenmesine yöneliktir.Bu çalışmada, yıllara yaygın inşaat taahhüt ve onarım işletmelerinin yapısı, özellik arz eden hesapların işleyişi ile TMS 11 İnşaat sözleşmeleri standardı detaylı olarak incelenmiş olup, inşaat taahhüt ve onarım işletmelerinde iç kontrol sistemi ve denetimin nasıl olması gerektiğini incelemeye çalışılmış ayrıca bilanço hesapları, stok hesapları ve maliyet hesaplarının denetimi açıklanmıştır.Anahtar Kelimeler: İnşaat, TMS 11, Denetim, İç Kontrol,
Türkiye'de vakıfların vergi ve muhasebe uygulamaları açısından değerlendirilmesi
Günümüzde ülke ekonomisine yön veren kamu ve özel sektör dışında üçüncü bir sektör olarak sivil toplum kuruluşlarının önemi gittikçe artmıştır.Vakıflar, bu sivil toplum kuruluşları içerisinde, ülke ekonomisine ve toplum hayatına sağladığı faydalar düşünüldüğünde önemli bir yere sahip olmuştur.Vakıflar, insan yararına hizmet ederek hayır amacı sağlamayı benimsemişlerdir.Vakıfların, amaçlarına uygun olarak işlevlerini yerine getirmeleri sırasında, ülke ekonomisi içerisinde bulunmaları nedeniyle bir takım vergisel yükümlülükleri de yerine getirme zorunlulukları ortaya çıkmıştır.Vakıfların, vergisel yükümlülükleri konusunda, diğer işletmelerden bir farklarının bulunmadığı görülmüştür.Vakıfların, vergisel yükümlülüklerini yerine getirmeleri aynı zamanda iyi bir muhasebe sistemlerinin bulunması zorunluluğunu da beraber getirmiştir.Vakıfların, hayır amacına yönelik kuruluşlar olması, bunlarda uygulanan muhasebe sisteminin diğer ticari işletmelerden farklı olması sonucunu doğurmuştur.Bu çalışmada, vakıfların işlevlerini yerine getirirken, Türk Vergi Kanunları karşısındaki durumu değerlendirilmiş ve vakıflarda muhasebe sisteminin işleyişi uygulamalarla beraber anlatılmaya çalışılmıştır.
21 no'lu Türkiye Muhasebe Standardı kapsamında kur farklarının muhasebeleştirilmesi ve finansal tabloların çevrilmesine ilişkin uygulama
Küreselleşmeyle birlikte ülkeler arasındaki sınırlar ortadan kalkmış, işletmelerin yaptıkları ticari faaliyetler artmıştır. Bu gelişmeler sonucu kaliteli, anlaşılabilir ve ortak bir muhasebe bilgisine ihtiyaç duyulmuş, her işletmenin farklı uyguladığı muhasebe politikaları ve bu politikalara göre hazırladıkları finansal tabloların uluslararası kabul görmüş standartlara dayanılarak hazırlanması gerekmiştir. Bu amaçla dünyada Uluslararası Finansal Raporlama Standartları oluşturulmuş, Türkiye de bu standartları uygulamayı kabul etmiştir. 2013 yılından itibaren muhasebe kayıtları, Türkiye Finansal Raporlama Standartları'na göre tutulacaktır. 21 nolu Türkiye Muhasebe Standardı, geçiş yapılacak bu standartlar arasında önemli bir yer tutmaktadır.1983 yılında yayınlanan döviz kuru değişimlerinin finansal tablolara etkileri ile ilgili IAS 21 standardı, 1993 yılından itibaren çeşitli değişiklikler görerek günümüze kadar gelmiştir. Türkiye'de TMS 21 adını alan Kur Değişim Etkileri Standardı 31.12.2005 tarihinde yayınlanmış olup, kur değişimlerinin muhasebeleştirilmesi konusunda atılmış önemli bir adımdır. Uluslararası faaliyetlerin ve yabancı sermaye hareketlerinin giderek artması dövize dayalı işlemlerin, dolayısıyla kur farklarının artmasına neden olmuş, bu bağlamda TMS 21'in de önemi artmıştır.
Türkiye Muhasebe Standardı 11 inşaat sözleşmeleri kapsamında inşaat taahhüt işlemlerinin muhasebeleştirilmesi, raporlanması ve uygulama örneği
İnşaat işletmeleri için yıllara yaygın inşaat taahhüt işlerinde dönem kârı veya zararı ile maliyetlerin doğru tespit edilmesi ve ilgili oldukları hesap dönemlerine aktarılması çok önemlidir. Yıllara yaygın inşaat taahhüt işlerinin muhasebeleştirilmesinde ülkemizde kullanılan yöntem tamamlanma yöntemidir. Bu yöntemde, inşaat işinin kârının veya zararının, gelirinin, maliyetinin tespit edilebilmesi için işin tamamının yapılması gerekir. İş tamamlandıktan sonra kâr veya zarar ortaya çıkmaktadır. Bir diğer yöntem olan tamamlanma oranı (yüzdesi) yöntemi ise Türkiye Muhasebe Standardı 11'in İnşaat Sözleşmeleri Standardının kabul ettiği yöntemdir. Tamamlanma oranı yöntemi, bir inşaat işi yıllara yaygın olarak başladığında farklı hesap dönemleri oluşturduğunu ve dönemsellik ilkesine uyulması gerekliliğini gösterir. Bu yöntemde muhasebeleştirme yapılırken işin tamamlanma oranına göre gelir ve maliyetler kayıt edilir ve hangi dönemde gerçekleştilerse o hesap dönemlerine aktarılır. Böylelikle finansal tablolar güvenilir olur, kullanıcıların daha doğru ve güvenilir bilgilere ulaşması da sağlanmış olur. Anahtar Kelimeler: 1. ĠnĢaat 2. ĠnĢaat Muhasebesi 3. ĠnĢaat SözleĢmeleri 4. MuhasebeleĢtirme 5. Raporlama.
Türkiye Finansal Raporlama Standartlarına uyumlu hesap planı önerisi
Bir işletmenin mali nitelikteki işlemlerini toplayan, sınıflandıran, kayıt altına alan, özetleyen ve raporlayan muhasebe sistemi, bu işlevlerini yerine getirirken belli bir düzen ve sistematik halinde çalışmaktadır. Muhasebe bilgi sisteminde üretilen bilginin doğruluğu ve güvenilirliği, hem işletme içi hem de işletme dışı bilgi kullanıcıları için karar vermede kullanımı açısından oldukça önemlidir. Muhasebe bilgi sistemi içerisinde üretilen bilginin özellikle kayıt fonksiyonunu yerine getirirken izlenen sistematik, hesap çerçevesi ve hesap planı ile düzenlenmektedir. Bazı özellikli sektörler hariç, diğer tüm işletmeler için oluşturulmuş hesap planı hem standardın sağlanması hem de karşılaştırılma yapılabilmesi açısından kullanılmaktadır. Ticaretin ve işletme faaliyetlerinin çeşitlenmesi zaman zaman kullanılan hesap planında bazı eklemeler yapılması sonucunu yaratsa da son yıllarda Türkiye'de muhasebe standartlarının kullanılmasının zorunluluğu, hesap planını oldukça yetersiz bırakmıştır. Bu nedenle hazırlanan bu çalışmada, Türkiye Finansal Raporlama Standartları ve Türkiye Muhasebe Standartları kapsamında kullanılan hesaplarında dahil olduğu bir hesap planı aktarılmaya çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Hesap planı, TFRS, TMS.
İnşaat işletmelerinde gayrimenkul yatırım ortaklığı vergisel avantajları ve muhasebeleştirilmesi
İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi 25'nci maddesinde kişilerin konut sahibi olmaları, yiyecek, giyim ve sağlık gibi yaşam standardının bir gereği olduğu ifade edilmektedir. Birleşmiş Milletler bünyesinde de Konut İnşaat ve Planlama Merkezi birimi bulunmaktadır. Türkiye'de gayrimenkul sektöründe 1950 yılından itibaren, Anadolu'dan büyük şehirlere yönelik göçler sonucu kentli nüfusun artması sonucu, konut ihtiyacı ivme kazanmış vekentleşme ile birlikte konut ihtiyacında büyük bir artış olmuştur. İhtiyaçlara cevap vermek için inşa edilmek istenilen gayrimenkul projeleri uzun ve yüksek maliyetli olmasından dolayı bu projelerin finansmanında yaşanılan finansal sıkıntılar, bu sıkıntıları uzun vadeli finansal kaynaklarla giderilmek istenmesi ve bağlanılan vergisel avantajlar GYO'ların ortaya çıkmasında rol oynamıştır.Ancak Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı ile ilgili Türkiye'de ilk yasal düzenleme 1995 yılında Sermaye Piyasası Kurulu'nca hazırlanmış faaliyetlerini Sermaye Piyasası Kurulu tarafında denetlenmesi ve borsada işlem görmesi nedeniyle kolaylıkla paraya çevrilebilir olması, mali tabloların kamuoyuna açıklanması ve alım satım faaliyetlerinin bağımsız ekspertiz şirketlerince değerlenmesi GYO'ları daha güvenilir kılmaktadır. Türkiye'de son yıllarda ekonominin lokomotifi durumuna gelen inşat firmalarının Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı gibi profesyonel bir şekilde organize olmuş firmalara teslim edilmesi gerekmektedir. Kayıtdışılığın, kalitesiz yapıların, çarpık kentleşmenin önlenmesi açısından GYO'ların teşvik kapsamının genişletilmesi gerekmektedir. Bu tezin amacı Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı kuruluşu, işleyişi, vergi avantajları ve muhasebe kayıt işletmelerinin normal inşat işletmeleri ile GYO'lar arasındaki farklılıklar irdelenmiştir. Anahtar Kelimeler: Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı, İnşaat, Muhasebe
TMS 20 kapsamında yatırım teşviklerinin muhasebeleştirilmesi
Küreselleşmenin ekonomiyi de kuşatması sonucunda yatırımlar artık ülke sınırlarını aşarak etki alanını arttırmıştır. Yatırımcıların gittiği ülkelerde hem yeni yatırımlar yapması hem de var olan yatırımlara ortak olmaları bir takım suistimallerin de ortaya çıkmasına neden olmuştur. Uluslararası finansal raporlamaların ve muhasebe sistemlerinin kurulması bu suiistimallerin önlenmesi ya da en azından azaltılmasını hedeflemiştir. Ülkemizde de bu bağlamda Türkiye Muhasebe Standartları geliştirilerek global sisteme uygun hale getirilmiştir. Türkiye Muhasebe Standartlarının (TMS) yatırım ve teşviklere ayrı bir başlık olarak değinmesi mevcuttaki durumun önemine de işaret etmektedir. Zaten sınırlı olan kaynakların daha çok gelir elde edilecek ve daha fazla istihdam sağlayacak alanlara kaydırılması konusunda teşvikler önemli yer tutmaktadır. Özellikle gelişmekte olan ülkelerde teşvik sisteminin uygulanması zaruridir. Türkiye de teşvikler konusunda pek çok yasa çıkarılmış ve zamanın şartlarına göre değişiklikler yaparak günümüze kadar gelmiştir. Bu çalışma ile yatırım çeşitleri, teşvik ve türleri ile etkinliği ele alınmış olup, birkaç örnek uygulama ile TMS 20 kapsamındaki mevzuat hakkında bilgi verilmiştir.
The efficiency analysis of accounting transparency and realisation on ias 1 presentation of financial statements within transnational management
Accounting standards are counted to be the force that guarantees the proper compliance of a company to the accounting principles. Each standard has a specific role in the accounting processes, however each company has its own attitude to all of them. This attitude depends on number of factors, such as the scale of company, region of activities, its own principles and etc. At the time when a world is living through globalisation and integration, international companies are ruling companies in the world as they cover big territories and involve many people. In order to be able to properly manage such companies the management has an obligation to create certain standards inside the companies that would fit its entities all around the world. These standards are playing the role of a unique and universal "language" within certain sphere of activities. Respectively, the company has to deal with its accounting issues as well and determine its own standards within the company which at the same time have to fit the international accounting standards as well. While each company has to follow these standards in full power, in reality it rarely happens and most of the time companies live through number of gaps. The compliance of standards is the liability of the company management and it directly affects both image and prosperity of the company. Below we will observe all the issues that a company faces while trying to comply one of the most important accounting standards, IAS 1 and what happens when a standard is mistreated. As a result of gaps in standard compliance we will see the effect of management mistakes on the company image and performance. Besides that, we will overview the experience that was gained in an international construction company regarding standard compliance and elimination of transparency and disclosure failure, its consequences which will show what actions should be taken in order to keep the image and performance of a company on top.
The analysis and modelling of accounts receivable management: An application from the health care industry
Over the history it was clearly observed how healthcare industry plays an important role not only in the physical and mental state of society but in economic sphere as well. Unlike most other businesses taxation and privileges applied in healthcare industry differ depending on their political, social and economic influences. If we look at the budget of one country we will be able to observe how big proportion of the budget funds fall under healthcare industry sector, and it includes both healthcare implementing (clinics, hospitals, test centres, etc.) and development services (institutions, scientific projects, etc.) If we look at the definitions the term receivables stand for the due funds that should be received by one side for the services and/or products provided to the other side. In accounting it is included in balance sheet and consider all debts owed to the company (contractor company, services and/or products providing side). For company's managerial level employees, receivables are one of the most important dues of their job and it is reasonably considered as the power that makes company keep going. Despite the size of the company all the company owners/managers observe receivables as their top priority. In this thesis paper the importance of receivables management for a unit of healthcare industry would be shown, by presenting some samples on private clinic located in Baku, Azerbaijan. The experience of accounting team will help to understand the true meaning of receivables, what they depend on, what they control and influence, how it should be managed and how company should react on the changes within the company and the country in order to keep the receivables flow in proper condition. Below we will firstly observe the main aspect of proper receivables management procedure and see them on the examples shown on private clinic model. Besides that, the purpose of this thesis is to show algorithm of steps that should be taken in possible situations that can be met in some healthcare industry unit.
Teknokentlerde vergi uygulamaları
Globalleşen dünyada bilgiye erişim kolaylaşmış ve bu bağlamda bilginin üretime dönüşmesi meselesi uygarlıkların bir yarış sahasına dönüşmüştür. Dünyada birçok ülke bu yarışta söz sahibi olabilmek için teknolojiye yatırım yapmakta ve girişimcilere birçok teşvikler sağlamaktadır. Bu teşvikler çerçevesinde birçok ülke, teknoloji geliştirme bölgeleri kurulmasını teşvik etmiş ve bu bölgeleri mümkün olduğu kadar cazip birer yenilik merkezine dönüştürmeyi bir devlet politikası haline getirmiştir. Ülkemizde teknoloji geliştirme merkezleri karşımıza teknoparklar ya da teknokentler olarak çıkmaktadır. Bu çalışmada önemi gittikçe artan Teknoloji Geliştirme Bölgelerinin Türkiye'de kuruluş aşamalarını ve ülke ekonomisi açısından sosyoekonomik etkileri ile uygulanan vergi istisnaları ve muafiyetleri ile yatırımcıların teşvik edilmesine olan katkıları incelenmiştir.
İnşaat muhasebesinde ticari kara geçiş ve mali tabloların düzeltilmesi ve Türk vergi uygulama örneği
Küreselleşme; sermaye hareketlerinin, çok uluslu şirketlerin ve tek bir küresel pazarın egemenliğinde yeni ekonomik paradigmaya işaret etmektedir. Bu yeni durum, beraberinde ortak bir küresel dilin kullanılmasını zorunlu hale getirmiş ve tek bir muhasebe dilinin yaratılmasını zorunlu kılmıştır. Şirketler için küresel anlamda rekabet koşullarına adapte olabilmek için; doğru, güvenilir, şeffaf bilgilerin önemi büyüktür. Uygulamada iki inşaat şirketinde vergi mevzuatı karşılaştırması yapılarak ticari kara geçişin ve mali tabloların düzenlenmesi, Türk Vergi ve Türk Ticaret Kanunu göz önünde tutularak gerçekleştirilmektedir. Özel inşaatlarda muhasebe kayıtları ve inşaat onarım işlerinde muhasebe kayıtlarının yapılması ve binanın kullanma izninin alınması için Sosyal Güvenlik Kurumu'ndan (SGK) ilişkisizlik belgesi alınması, asgari işçilik hesaplaması yapılarak SGK'na bildirilmesi, ticari kara ve mali (vergi) matrahı karına geçiş ve mali tabloların düzenlenmesi ve vergi uygulamaları örneklerle açıklamaya çalışılacaktır.
Marmara ve Ege bölgesindeki devlet üniversitelerinin iktisadi ve idari bilimler fakültelerinde verilen derslerin mali müşavirlik sınavlarına denkliği
Globalleşen dünya ile hızlı değişim döngüsüne tanık olan muhasebe bilgi sisteminin sürekli gelişiminin takibi gereklidir. Rekabet ortamında başarı; doğru, tarafsız ve güvenilir bilgi üretimi sağlayan muhasebe fonksiyonun görevidir. Küresel dünyada değişen ihtiyaçlar karşısında muhasebeden beklentilerde farklılaşmaktadır. Gelişen süreç içerisinde muhasebe ve finans işlemlerinin hayati önem taşıması ile mesleği yerine getiren kişilerin eğitimleri önemli bir konu olmuştur. Bu eğitimlerin verildiği programlardan biri olan lisans programlarının içeriği, muhasebeye ilişkin verilen derslerin eğitimin kalitesi ve etkinliği ile büyük ölçüde ilgilidir. Buradan yola çıkılarak yeterli bilgi ve pratiğin kazandırılmasında üniversite eğitiminin önemi büyüktür. Bu araştırmada Marmara bölgesinde 17, Ege bölgesinde 11 devlet üniversitesinin İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi bünyesinde bulunan toplam 122 bölüm incelenmiştir. Bu çalışmanın amacı, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi bünyesinde verilen muhasebe eğitiminin SMMM Staj Başlatma ve SMMM Yeterlilik Sınavı açısından denkliğin belirlenmesidir. Bu amaç çerçevesinde Marmara ve Ege bölgesinde bulunan devlet üniversitelerinin iktisadi ve idari bilimler fakültelerinin web sitelerine ulaşılarak ders içerikleri incelenmiş, zorunlu ve seçmeli ders ayrımına gidilmiştir. Bu ayrım sonucunda iki bölge ayrı ayrı ele alınıp zorunlu ve seçmeli ders toplamları bölüm toplamlarına oranlanarak derslerin yüzdesine ulaşılmıştır. Derslerin yüzdesinden yola çıkılıp, sınav konularının yüzdesel ağırlığını karşılayıp karşılamaması araştırılmıştır. Araştırmadan elde edilen sonuçlara göre, sınav konularının dağılımında üniversitelerdeki seçmeli derslerin daha ağırlıkta verildiği ve Ege bölgesinin Marmara bölgesine oranla sınav konularını daha çok karşılayıcı bir eğitim verdiği sonuçlarına ulaşılmış ve çözüm önerilerinde bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Muhasebe, SMMM, Meslek Mensubu
Canlı varlıkların TMS-41 kapsamında tek düzen hesap planında muhasebeleştirilmesi
Tarımsal faaliyetler, bazı özellikleri dikkate alındığında diğer mal ve hizmet üretimi etkinliklerinden ayrılır. Genel bir bakış ile tarımsal faaliyetler de mal üretimi sonucunu doğuran ekonomik etkinliklerdir ancak elde edilen ürünler toplumun beslenmesi gibi yaşamsal bir işlevi gerçekleştirir. Tarım, yapılış teknik ve yöntemleri değişmiş olsa bile bütün zamanlar için toplumun gerçekleştirmek zorunda olduğu üretim alanıdır. Vazgeçilmez olma niteliğini gelecek zamanlarda da koruyacaktır. Günümüz dünyasında, özellikle gelişmiş ülkelerde tarım, modern araç-gereç ve yöntemlerle, büyük üretim organizasyonları tarafından ve pazar için çok büyük miktarlarda üretim yapılan bir sektördür.2000'li yıllardan sonra ülkemizde de tarımsal faaliyetlere büyük işletmelerin ve sermaye gruplarının yatırım yaptıkları görülmektedir. Küçük aile işletmelerinin yanında modern tarım işletmeleri ortaya çıkmaya devam etmektedir. Tarım işletmelerinin diğer sorunlarının yanında muhasebe sorunu da vardır. Çalışmanın ilerleyen bölümlerinde tarımsal muhasebe sorununun nasıl ortaya çıktığı ve çözümü geniş olarak tartışılacaktır. Tarım işletmelerinin muhasebe sorunu küreselleşme olgusunun varlığı dikkate alınarak çözümlenmeye çalışılmış ve muhasebe ile ilgili uluslararası kurumlar tarafından oluşturulan muhasebe standartları bu işletmelerde de uygulanmaya başlanmıştır. Çalışmamızda, TMS-41 Tarımsal Faaliyetler Standardını, ülkemizde var olan Tekdüzen Hesap Planını kullanarak bir hayvancılık işletmesinin tarımsal üretimine uygulayıp ortaya çıkan sonuçları değerlendireceğiz. Uygulamamızda, akademisyenlerce Tekdüzen Hesap Planına eklenmesi önerilen hesap grupları ve bu gruplar içerisindeki hesaplar öneri olmanın ötesine taşınmış, profesyonel muhasebe programı olan Zenom Programına bu hesap grupları eklenmiş etlik kuzu üreten işletmenin yevmiye kayıtları eklenme yapılmış Tekdüzen Hesap Planı ile yapılmış, yevmiye defteri ve defteri kebir oluşturulmuştur. Bize göre, TMS-41 Standardı Tekdüzen Hesap Planının alternatifi değildir. Bu durum diğer Türkiye Muhasebe-Finansal Raporlama Standartları içinde geçerlidir. Yapılması gereken mevcut hesap planına standartlara uygun hesapların eklenmesi ve vergi kanunlarında gerekli değişikliklerin yapılmasıdır. Anahtar Kelimeler: Tarım Muhasebesi, Canlı Varlıklar, TMS 4 , Küçükbaş Hayvanlar
Adli muhasebe ve çalışan hileleri ile hile yapanların karakteristik özellikleri
Günümüz teknolojisindeki hızlı gelişim ve değişimler ile küreselleşen dünyada yapılan hilelerin niteliği değişmiş, profesyonelce işlenen ve işletmelerin farklı fonksiyonlarını hedef alıp ciddi kayıplara neden olan bu suçların geleneksel yöntemler ile bulmak ve önlemek çok zor bir hale gelmiştir. Hem işletmelerde hem de kamu kurum ve kuruluşlarında meydana gelen ve son yıllarda önemli zararlara neden olan bu suç ve hileler karşısında bir takım yöntem ve tekniklerin geliştirilmesi gerekliliği doğmuştur. İşte bu aşamada hile konusunda uzman ve "adli muhasebe" olarak adlandırılan yeni bir alan ortaya çıkmıştır. Son yıllarda, gelişmiş ülkelerde çok sık uygulama alanı bulan adli muhasebe, adli sorunların çözümünde, muhasebeden, denetimden ve ilişkili tüm alanların araştırma yeteneklerinden faydalanmayı ifade eder. Bu çalışmada amaç adli muhasebe kapsamında çalışan hileleri hakkında bilgiler vererek ülkemizde ve dünyada yaşanan hile olaylarında niteliksel olarak hilekâr profilini incelemek ve hangi özellikteki insanların bu tür hilelere yöneldiğini tespit etmektir. Çalışmamız giriş bölümü ile birlikte dört bölümden oluşmaktadır. İkinci bölümde adli muhasebe kavramı, adli muhasebecilik mesleği ve özellikleri ile adli muhasebe mesleğinin etik kuralları hakkında detaylı bilgiler vermeye çalıştık. Tezin üçüncü bölümünde, hile, hile türleri ve özellikleri, hile denetçiliği mesleği ve özellikleri, hile denetimi ile hile denetiminde kullanılan teknikler açıklanmaya çalışılmıştır. Son olarak dördüncü bölümde çalışan hileleri, çalışanların yaptığı hile türleri ve özellikleri, çalışanları hile yapmaya iten nedenler ve hile üçgeni ile hile yapan çalışanların genel karakteristik özellikleri ACFE hile raporlarındaki veriler üzerinden açıklanıp yorumlamaya çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Adli Muhasebe, Hile, Çalışan Hileleri
Finansman modeli olarak sukuk, Türkiye'deki işleyişi ve muhasebeleştirilmesi
İslami bankacılık sistemi, Müslümanların ihtiyaçlarından doğan ve bu sebeple Müslüman bilim insanlarının geliştirmiş olduğu bir sistemdir. Bu sistem Müslümanların dini hassasiyetlerini içeren İslamiyet dininin kurallarına ters düşmeden faiz sebebi ile finansal sistem dışında kalan sermayenin finansal sisteme katılmasını ve İslam dini hassasiyetleri olan toplumların finansal ihtiyaçlarını karşılamayı amaçlamaktadır. Tezde sukukun hareket alanı olan piyasalar tanımlanmış, sukuk sistemini veya sistemin çalıştığı piyasaları ilgilendiren islami finansal kuruluşları anlatılmış, sukukun diğer finansman araçları ile karşılaştırılması yapılmıştır. Tezin son üç bölümünde dünyada işlem gören sukuk tanımlanmalarına girilmiş ve sukuk türleri anlatılmıştır. Türkiye deki sukuk finansman modelinin Türkiye deki uygulaması olan kira sertifikaları ve kira sertifikalarının tarafları açısından muhasebeleştirilmeleri örneklerle açıklanmıştır. Anahtar Kelimeler: Sukuk, kira sertifikası, sukukun muhasebeleştirlmesi
Azerbaycan ve Türkiye muhasebe sistemleri hesap planları karşılaştırılması
Muhasebenin temel görevi işletme içi ve işletme dışı kişi ve kuruluşlara bilgi üretmektir. Üretilen bilgileri doğru analiz ederek kullanan işletmeler başarılı olmaktadır. Günümüzde, artan teknolojik imkanlar ve ülkeler arasındaki sınırların ortadan kalkmasıyla işletmeler teknoloji, küreselleşme, artan rekabet şartları gibi konularda sürekli değişmektedir. Söz konusu durum farkı ülke ve kuruluşların muhasebe bilgilerini herkes tarafından anlaşılan bir "dil"de, yani benzer standartta hazırlanmak zorunda bırakmıştır. Artık, bir çok ülke Uluslararası Muhasebe Standartları bazında kendi standartlarını hazırlamıştır. Bu çalışmada Azerbaycan ve Türkiye hesap planları incelenerek benzer ve farklı yönleri karşılaştırılacaktır.
İç kontrol sisteminin oluşturulmasında etkili olan faktörler ve inşaat sektöründe satın alma sisteminin incelenmesi
Büyümeyi hedefleyen işletmeler gelecek ile ilgili stratejilerini etkin ve verimli bir biçimde planlayarak ve hissedarlara güvenilir ve şeffaf bir yatırım ortamı sağlayarak başarıya ulaşabilirler. Bunun için öncelikli olarak sağlıklı çalışan bir iç kontrol sisteminin olması ve sistemi kontrol eden, riskleri değerlendiren, sistemin iyileştirilmesi için tavsiyelerde bulunan aynı zamanda ihtiyaç halinde danışmanlık hizmeti veren bir iç denetim departmanına ihtiyaç duyulmaktadır. Rekabet koşulları ve bilişim teknolojileri gibi alanlardaki gelişmeler ile büyüyen işletmelerin insan kaynağının artmasıyla hata, hile, usulsüzlük, yolsuzluk gibi konularda önlem alınması adına iç denetimin işletme içinde ve dışında önemi gün geçtikçe artmaktadır. Bu çalışmada denetim ve kontrol ile ilgili temel kavramlara değinilmiş, iç kontrol sistemi ve iç denetimin işletmeler açısından önemine vurgulanmıştır. Çalışmanın sonunda bir işletmede gerçekleştirilen denetim uygulaması anlatılmış olup iç denetim sonucunda hazırlanmış olan denetim raporu ve uygulamada elde edilen bulgular değerlendirilmiştir. Çalışmanın sonucunda iç kontrol sisteminin etkinliğini sağlanmasında iç denetimin rolüne ilişkin önerilerde bulunulmuştur. Son olarak bir inşaat firmasıyla yapılan mülakat sonucunda ilgili firmanın denetim, iç kontrol ve satın alma süreçleri incelenmiştir.