Innovation

596 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

BEEPS 2012 - 2014 dönemi araştırmasına ait veriler çerçevesinde şirketlerin inovasyon yapmalarını etkileyen faktörler

Bu çalışmada, günümüzde şirket ve devletler nezdinde her geçen gün daha fazla önem kazanan inovasyon kavramı çerçevesinde, özel şirketleri yenilik yapmaya sevkeden faktörler incelenmektedir. Bu bağlamda, Dünya Bankası ile Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası tarafından ortaklaşa yürütülen ve 2012-2014 yılları arasında Türkiye de dâhil olmak üzere Doğu Avrupa ve Orta Asya'da yer alan 30 ülkede faaliyette bulunan 15.883 kuruluşta uygulanan BEEPS Araştırması uyarınca elde edilen veriler baz alınmaktadır. Bu çerçevede ilk olarak yenilik literatüründe söz sahibi olan teorisyenler ile ampirik araştırma sonuçları incelenmektedir. İkinci olarak, güncel BEEPS Araştırması verileri ışığında yeniliğin belirleyicileri lojistik regresyon analizleri aracılığıyla irdelenmektedir. Araştırma sahası olarak Arnavutluk, Ermenistan, Azerbaycan, Beyaz Rusya, Bosna Hersek, Bulgaristan, Hırvatistan, Çek Cumhuriyeti, Estonya, Makedonya, Gürcistan, Macaristan, Kazakistan, Kosova, Kırgız Cumhuriyeti, Letonya, Litvanya, Moldova, Moğolistan, Karadağ, Polonya, Romanya, Rusya, Sırbistan, Slovakya, Slovenya, Tacikistan, Türkiye, Ukrayna ve Özbekistan seçilmiştir. Sonuçlar inovasyonun belirleyicilerinin, yeniliğin çeşitleri bazında ufak değişikliklere uğramalarının yanı sıra bu alanda şirketin büyüklüğü, tepe yöneticisinin tecrübesi, uluslararası sertifikasyonlar, sübvansiyonlar, danışman tayini, eğitim programları, kredi kullanımı, yabancı firmadan edinilen lisanslı teknolojiler, Ar-Ge harcamaları gibi unsurların öne çıktığı gözlemlenmektedir.

Araştırma-geliştirmeLojistik regresyon analiziYenilik+1
Yasemin Şükran Uçar
TOBB Economics and Technology University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessEN

Information sharing within organizations: Relationship to innovative behavior and informational justice

This stuԁу aimeԁ at examining the meԁiator roӏe of informationaӏ justice on the reӏationship ƅetween information sharing anԁ innovative ƅehavior. The stuԁу was conԁucteԁ in reӏationaӏ screening moԁeӏ. The sampӏe of the stuԁу consisteԁ of 606 participants from the defense industry. A weƅ ƅaseԁ questionnaire was useԁ to coӏӏect ԁata in the stuԁу. The surveу ӏink was shareԁ with the participants via sociaӏ meԁia anԁ Whatsapp pӏatforms. Within the scope of the research, reӏiaƅiӏitу, vaӏiԁitу, normaӏitу, ԁescriptive, correӏation, regression, t-test anԁ ANOVA anaӏуzes were conԁucteԁ. SPSS for Winԁows v.22 was useԁ to anaӏуze the ԁata in the stuԁу. As a resuӏt of the stuԁу, it was ԁetermineԁ that informationaӏ justice haԁ a meԁiating roӏe in the reӏationship ƅetween information sharing anԁ innovative ƅehaviors. No significant ԁifferences were founԁ in information sharing accorԁing to ԁemographic characteristics of the participants.

JusticeInformationDemographic characteristics+3
Onur Öğülmüş
TOBB Economics and Technology University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

1980 dönemi Türk romanında yenilik arayışları

1980-1990 arası yıllar edebiyatımızda roman türünün gelişimi açısından önemli bir kırılma ve yenilenme dönemidir. İlgili dönemin romanlarına yönelik eleştirilerde, dönem romanlarının genellikle 12 Eylül 1980 askerî darbesi ile ilişkilendirildiği görülür. Bu tespit yanlış olmamakla birlikte, büyük eksiklikleri de barındırır. Dolayısıyla 1980'li yıllarda yaşanan kültürel ve toplumsal gelişmeler, yeni edebî anlayışlar üzerine daha derin bir okuma yapılmasını gerektirir. Yeni yeni görülmeye başlayan postmodernizm, büyülü gerçekçilik, varoluşçuluk, Erich Fromm okumaları, fantastik ve masalsı anlatımlar, çoklu bakış açılarının öne çıkması ve yeni bir eleştiri anlayışının devreye girmesi dönem romanını anlamak için oldukça önemlidir. Bütün bunların yanı sıra, yazma sürecinin romanın mevzusu hâline getirilmesi de dönem romanlarının öne çıkan göstergeleri arasında yer alır. Söz konusu felsefi ve edebî anlayışlar, dönem insanının gerçekliği farklı farklı algılamasına sebep olurken, gerçeğin bireye göre çeşitlenmesi sanatçıları yeni arayışlara sevk eder. Bu tür yenilikler romanlarda, anlatıcı ve bakış açısı tekniklerinde de kendini gösterir. Dolayısıyla dönem zihniyetinde ortaya çıkan bu dönüşümün romanlara yansıması, anlatıcı ve bakış açısı merkezli bir okuma ile ortaya konmaya çalışılmıştır. Çalışmada dönemin edebiyat ortamı, sanat ve edebiyat yıllıkları, öne çıkan ödüller, ayrıca yeni eleştiri tutumları bir arada incelenmiştir. Anahtar Kelimeler: 1980 Romanı, Yenilik, Arayış, Anlatıcı, Bakış Açısı

1980 sonrasıAnlatıcıBakış açısı+4
Yaren Ezgi Şen
TOBB Economics and Technology University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

İç girişimciliğin inovasyon ve örgütsel inovasyon kültürü üzerindeki etkisi: Lojistik sektöründe bir uygulama

Son dönemlerde küreselleşmenin hızlı bir biçimde gerçekleştiği dünya üzerinde birçok köklü değişim yaşanmaktadır. Değişim sonucu ticari anlamda ülkeler arasındaki sınırların ortadan kalkmasıyla zorlu rekabet koşullarının meydana gelmesi söz konusu olmaktadır. Bu bağlamda işletmelerin, zorlu rekabet koşullarına uyum sağlayabilmek için çeşitli inovasyon ve rekabet odaklı stratejiler belirlemesi ve uygulaması gerekmektedir. İşletmelerin bu tarz stratejileri hayata geçirebilmesi için iç girişimcilik faaliyetlerini desteklemesi önem arz etmektedir. Risk alma, yenilikçilik ve proaktiflik gibi iç girişimcilik özelliklerinin işletmelerin inovasyon faaliyetlerini ve örgütsel inovasyon kültürlerini destekleyebileceği düşünülmektedir. Bu çalışmanın amacı, lojistik sektöründe faaliyet gösteren işletmelerin iç girişimciliklerinin inovasyon ve örgütsel inovasyon kültürleri üzerindeki etkilerini araştırmaktır. Bu çalışmanın örneklemini lojistik sektör çalışanları oluşturmaktadır. Bu bağlamda lojistik sektörü çalışanlarına anket uygulaması yapılmıştır. Toplamda 321 anket elde edilmiştir. Elde edilen veriler ile değişkenler arasındaki ilişkiyi analiz etmek amacıyla çoklu doğrusal regresyon analizi kullanılmıştır. Analiz sonuçlarına göre risk alma boyutu firma yenilikçiliği, paylaşılan görüş, açık görüşlülük, teknolojik yeniliğe yönelim, öğrenme yönelimi, risk alma isteği ve gelecekteki pazar yönelimi boyutları üzerinde anlamlı etkisi olduğu tespit edilmiştir. Proaktiflik boyutunun ise kurum içi bilgi paylaşımı, öğrenme yönelimi, risk alma isteği ve gelecekteki pazar yönelimi boyutları üzerinde anlamlı etkisi olduğu saptanmıştır. Yenilikçilik boyutunun da firma yenilikçiliği, öğrenmeye bağlılık, paylaşılan görüş, açık görüşlülük, kurum içi bilgi paylaşımı, teknolojik yeniliğe yönelim, öğrenme yönelimi, risk alma isteği ve gelecekteki pazar yönelimi boyutları üzerinde olumlu yönde anlamlı etkiye sahip olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Lojistik, İç Girişimcilik, İnovasyon, Örgütsel İnovasyon Kültürü

GirişimcilikLojistikLojistik sektörü+4
Safa Kocademir
Tarsus University · Institute of Graduate Studies
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Türkiye'nin yeni dönem büyüme ve inovasyon/yenilikten faydalanma stratejileri: Turizm sektörü

Schumpeter'in görüşlerinden etkilenen birçok iktisat yaklaşımında ekonomik büyüme ve teknolojik değişim ilişkisi incelenmektedir. Porter' e göre rekabet avantajı sürekli değişim, ilerleme ve geliştirme yoluyla yani inovasyon ile kazanılmaktadır. Uluslararası yatırımların yaygınlaşması ve farklı kültürlerarası alışverişin artması uluslararası turizm talebinin gelişmesinde önemli bir etken olmuştur. Amerika, Avrupa ve Asya-Pasifik bölgelerinin uluslararası turizm hareketliliğine bakıldığında öncelikli yönelim gösterilen bölgeler olduğu görülmektedir. Çalışmada, OECD Güney Avrupa ülkeleri, seçilmiş Asean ülkeleri, Çin ve Hindistan ülkelerinin 2010-2020 dönemleri baz alınarak inovasyon ve turizm gelirleri ile ekonomik büyüme ilişkisi panel veri analizi üzerinden incelenmiştir. Bağımlı değişken olarak ekonomik büyüme ; bağımsız değişkenler olarak kamu harcaması, sabit sermaye yatırımları, dış ticaret hacminin GSYH'ye oranı, iş gücüne katılım oranı, ortaöğretimde okullaşma oranı, patent sayısı, uluslararası turizm gelirleri ve kukla değişken (Küresel Pandemi 2020) kullanılmıştır. Dinamik panel veri analizinde (Kenae ve Runkle) gecikmeli bağımlı değişken, kamu harcaması, beşerî sermaye, inovasyon, turizm talebi ve sabit değer bağımlı değişkeni açıklamakta anlamlıdır. Değişkenlerdeki %1'lik artış bağımlı değişken ekonomik büyümeyi açıklamada kamu harcamaları negatif (%-0,931), beşerî sermaye pozitif (%0,116) ve turizm talebi pozitif (%0,498) etkilemektedir. İnovasyon değişkenindeki bir birimlik artış ekonomik büyüme değişkenini -3,568 birim azaltmaktadır. Analiz sonuçları, turizmin ekonomik büyümeyi arttırdığını göstermektedir.

Ekonomik büyümeTurizm gelirleriYenilik
Turhan Ademir
Süleyman Demirel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
Master'sOpen AccessTR

TRB1 bölgesindeki üniversitelerin teknoloji ve inovasyon sistemleri ile bölgesel kalkınma odaklı vizyonu

Bilim, teknoloji ve inovasyon sistemi, Türkiye'de bilimsel araştırma sahasına olumlu yönde katkı sağlayan kuruluşlardan oluşmaktadır. Bu sistem, vizyon (hedefe uygun görünüm) odaklı bilim ve teknoloji politikalarının ortaya çıkmasında devlete önemli katkılar sağlamaktadır. Vizyon odaklı politikaların verimli bir şekilde sürdürülebilmesi için akademisyenlerin, kamunun ve özel sektörün iş birliği yapması önem arz etmektedir. Bu iş birliğini, TRB1 bölgesinde yer alan üniversitelerin teknoloji ve inovasyon sistemi içinde bölgesel kalkınma alanında uygulanan çalışmalarının etkisini yerel ve bölgesel olarak incelemek, bir ilk olarak bu tezin amacıdır. Uygulanan anket çalışması, TRB1 bölgesindeki üniversitelerde görev yapan akademik personellere uygulanmıştır. Bölgedeki üniversitelerde İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesinde görev yapan akademik personele 17 sorudan oluşan anket formu uygulanmış ve toplam 250 kişiye ulaşılmıştır. Anket çalışması sonucu teknoloji, ekonomi, girişimcilik, üniversite ve sanayi iş birliği ile ilgili değişkenler ve akademisyenlerin özellikleri/görüşleri arasındaki ilişkiyi inceleyen hipotezler test edilmiştir. Üniversitelerde akademik personel ve öğrenciler için girişimcilik, marka ve patent faaliyetleri, bilime ve uygulamaya dönük projeler, teknoloji ve yenilikçi ürünlerini kendi bünyesinde değerlendirme işlemlerinin küreselleşme sürecinde önemli gelişme sağlayacaktır.

BingölBölgesel kalkınmaEkonomik kalkınma+7
Sefa Sezer
Siirt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Fen bilimleri öğretmenlerinin kişisel yönelimleri ile bireysel yenilikçilik (İnovasyon) düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı fen bilimleri öğretmenlerinin kişisel yönelimleri ile bireysel yenilikçilik (inovasyon) düzeyleri arasındaki ilişkiyi incelemektir. Betimsel türdeki bu araştırmada nicel araştırma yaklaşımlarından ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemini 2022-2023 eğitim öğretim yılında İstanbul, Siirt ve Elâzığ başta olmak üzere birçok ilde, Millî Eğitim Bakanlığına bağlı ortaokullarda görev yapan 424 öğretmen oluşturmaktadır. Araştırma verilerinin elde edilmesinde "Bireysel Yenilikçilik Ölçeği", "Kişisel Yönelim Bildirimi Ölçeği" ve araştırmacı tarafından hazırlanan "Kişisel Bilgi Formu" kullanılmıştır. Araştırma sorularını cevaplandırmak için betimsel istatistikler raporlanmış, t-testi, ANOVA, korelasyon analizi ve çoklu doğrusal regresyon analizi gerçekleştirilmiştir. Araştırma sonucunda öğretmenlerin kişisel yönelim bildirimi ölçeği alt boyut puan ortalamaları arasında orta ve yüksek düzeyde, pozitif yönde ve anlamlı derecede bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Öğretmenlerin sırasıyla sezgisellik, sorgulama ve yaratıcılık yönelimleri diğer yönelimlerinden yüksek bulunmuştur. Öğretmenlerin kişisel yönelimlerinin cinsiyet, herhangi bir TÜBİTAK projesine dahil olma ve çalışılan okullarda yenilikçi fikirlerin desteklenme durumu değişkenlerine göre anlamlı derecede farklılaştığı belirlenmiştir. Öğretmenlerin bireysel yenilikçilik ölçeği genel puan ortalamalarına göre yüksek seviyede yenilikçi olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca öğretmenlerin çoğunluğunun yenilikçilik seviyelerinde yüksek seviyede, yenilikçilik kategorilerinde ise öncü ardından sorgulayıcı kategorilerinde olduğu belirlenmiştir. Öğretmenlerin bireysel yenilikçilik düzeylerinin eğitim düzeyi ve çalışılan okullarda yenilikçi fikirlerin desteklenme durumu değişkenlerine göre anlamlı derecede farklılaştığı tespit edilmiştir. Öğretmenlerin çalışkanlık, bilimsellik, yaratıcılık ve sezgisellik yönelimlerinin bireysel yenilikçiliğin yaklaşık olarak %38'ini yordadığı sonucuna ulaşılmıştır. Çalışkanlık ve bilimsellik alt boyutlarından kaynaklı bir artışın, bireysel yenilikçilik ölçeği toplam puanındaki azalma ile ilişkili olduğu belirlenmiştir. Ayrıca yaratıcılık ve sezgisellik alt boyutlarından kaynaklı bir artışın, bireysel yenilikçilik ölçeği toplam puanındaki artış ile ilişkili olduğu tespit edilmiştir. Araştırmadan elde edilen bulgular doğrultusunda alanyazına öneriler sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Bireysel Yenilikçilik, Eğilim, Eğitim, Fen Bilimleri Öğretmeni, İnovasyon, Kişisel Yönelim, Yenilik

Bireysel yenilikçilikBranş öğretmenleriFen bilgisi dersi+7
Mehmet Şakir Güneş
Siirt University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2023
00
DoctorateOpen AccessEN

Impact of innovation and R&D activities on firm-level labor productivity: The case of Turkish manufacturing sector

This study analyses how various types of innovation and R&D investments impact labor productivity at the firm level within the Turkish manufacturing sector, utilizing microdata from the 2013 and 2019 World Bank Enterprise Surveys. Innovation is disaggregated into product/service, process, organizational/management, and marketing dimensions, alongside measures of external knowledge acquisition, formal training, R&D expenditure, and average wages. In order to be able to identify the impact, different firm-size categories small, medium, and large are also considered. Empirical results consistently highlight average wages as the most robust and statistically significant driver of productivity across all models and firm sizes, underscoring the pivotal role of skilled and well-compensated labor. Organizational and management innovation delivers strong positive productivity gains in medium and large firms, while marketing innovation is particularly effective in larger enterprises. Process innovation yields significant benefits primarily for small firms, whereas product/service innovation shows limited and often insignificant effects, implying longer gestation periods or the need for complementary capabilities. R&D spending, though conceptually important, exhibits weak and frequently insignificant or negative associations especially among smaller firms suggesting that absorptive capacity and strategic alignment are critical for realizing R&D returns. Formal training programs produce few productivity improvements except in large firms, pointing to potential design or delivery shortcomings. Acquisition of external knowledge emerges as a significant productivity enhancer in medium and large firms. The findings demonstrate that innovation and R&D alone cannot guarantee productivity growth without concurrent investments in workforce skills, organizational capacity, and strategic planning. Policymakers and managers should therefore adopt a holistic, size-sensitive innovation framework that prioritizes human capital development, strengthens internal management practices, and aligns R&D efforts with firm capabilities to achieve sustainable productivity improvements.

Innovation
Fazal Rahman Amırzaı
Selçuk University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Ar-Ge harcamaları ve nanoteknoloji patentleri arasındaki ilişkinin analizi: Gelişmiş, gelişmekte olan ülkeler ve Türkiye için bir uygulama

İnovasyon günümüzde ülkelerin ve firmaların ilgisini çeken ve sıkça gündeme gelen bir kavramdır. Bu nedenle inovasyonun ölçümü araştırmacılar tarafından ilgi gören bir konudur. İnovasyonun göstergeleri ve ölçüm araçları olarak kullanılan araştırma ve geliştirme (AR-GE) ve patentler arasındaki ilişkinin incelenmesi de oldukça önem kazanmaktadır. Bu çalışma ile 2006 ve 2022 yılları arasında gelişmiş ülkelerin, gelişmekte olan ülkelerin ve Türkiye'nin toplam AR-GE harcamaları ve nanoteknoloji patent başvuruları arasındaki ilişki incelenmektedir. Amaç gelişmiş, gelişmekte olan ülkeler ve Türkiye için araştırma-geliştirme harcamalarında meydana gelen bir değişimin, nanoteknoloji patent başvuru sayılarında nasıl bir artış ya da azalışa neden olduğu analiz edilmektedir. Türkiye'nin bu konuda gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler arasındaki konumu belirlenmeye çalışılmaktadır. Bu çalışma kapsamında OECD ve USPTO'dan elde edilen ikincil verilerin analizi, panel veri ve basit doğrusal regresyon yöntemi ile Stata 14.2, IBM SPSS Statistics 23 ve E-Views 12 programları aracılığı ile gerçekleştirilmiştir. Analiz sonucunda elde edilen bulgulara göre AR-GE harcamaları ile nanoteknoloji patentleri arasında gelişmiş ülkeler için orta ve pozitif yönlü, gelişmekte olan ülkeler ve Türkiye için güçlü ve pozitif yönlü ilişkiler olduğu görülmüştür. AR-GE ve patent literatüründe ve tez çalışmalarında nanoteknoloji patentleri ve AR-GE harcaması ilişkisini inceleyen herhangi bir çalışmaya rastlanmadığından dolayı hem Türkiye hem de Türkiye gibi gelişmekte olan ekonomiler ve gelişmiş ekonomiler için bu çalışmanın bulgularının literatüre katkı sağlayacağı düşünülmektedir.

NanoteknolojiPatentlerİnovasyon
Birdal Acun
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Rekabetten yaratıcı yıkıma pazar yoğunlaşması ve inovasyon arasındaki ilişkinin G-20 ülkelerinde test edilmesi

Çalışmanın amacı klasik iktisat öğretisi ile şekillenen ve günümüze kadar süren, piyasada rekabetin varlığı veya yokluğunun inovasyonu nasıl etkilediğine ilişkin görüşlerin aktarılması ve sonrasında da ortaya konulan görüşlerin uygunluğunun veriler kapsamında test edilmesidir. Adam Smith ve Joseph A. Schumpeter ile iki ana eksen olarak belirlenen bu görüşlerden Adam Smith'in görüşüne göre rekabet, piyasalar ve ticaret için ilke olarak iyidir, buna karşın tekel hakkı gibi imtiyazlar iyi yönetimin büyük düşmanıdır ve inovasyonu baltalamaktadır. Kapitalizmin merkezine yenilikçiyi ve girişimciyi; gerekli itici güç olarak da sürekli yenilemek, yenilenmek, değiştirmek veya daha doğru bir ifadeyle inovasyonu koyan Schumpeter ise, bu kapsamda büyük firmaya ya da pazarda hâkim olan firmaya, yoğunlaşmaya veya merkezileşmeye karşı değildir, tam tersine bu durumları inovasyon için bir gereklilik olarak görmektedir. Bu kapsamda teorik olarak verilmiş olan Smithyen ve Schumpeteryen görüşlerden hangisinin geçerli olabileceği 2009-2019 yılları arası G-20 ülkelerinin verileri yardımıyla Ar-Ge harcaması, kişi başı GSYH, ticari açıklık oranı, doğrudan yabancı yatırım oranı, Herfindahl-Hirschman endeksi ve piyasada rekabet düzeyi endeksinin patent başvuru sayısına etkisi panel veri analizi ile sınanmış, sınama sonuçlarında piyasadaki rekabet düzeyindeki artışın, Smithyen görüşlerde ifade edildiği gibi inovasyonda pozitif bir değişime (artışa) yol açtığı görülmüştür.

G-20 ülkeleriRekabetRekabet piyasaları+5
Ali Arıöz
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessEN

Forming a favourable environment for managing innovation in organization

The research on innovation had been a vast field that draws a lot of thinking and creativity. The condition necessary for forming a favorable environment in an organisation is just a light reflecting to proposed pathway a company can utilize to attaining success innovation. Innovation according to Austrian economist Joseph Schumpeter outlined in (The theory of economic development) where he proposed 5 types of innovation. Product, Process, Business, Source of supply, Mergers and divestment. There have been several work on innovation which lead to addition types of innovation. To understand the topic innovation, one must be able to comprehend component of innovation, Nature of innovation, the importance, Stages of Innovation, Pace of innovation, creativity in both organisation and individuals. The strategies we can use to motivate members. It will also be helpful if the role learning plays in innovation process is analyzed. The structure of an organisation is also a sure significant criteria for organisation's innovation. Innovatio strategy, cost minimization strategy, and Imitation strategy must also be well studied and understand their relevance effect to innovation process. In other to findout the conditions for forming innovation, a qualitative research was done using deductive and abductive method of reasoning. From previous works on this field, I was able to collate four conditions that favour innovation in an organisation: the importance of teamwork and the involvement of every employee, the importance of management participation, the importance of effective communication and information flow, the importance of an innovative culture. Driving through these condition, I went for an empirical Data were collection via questionnaire and interviews. It was conducted in both Twenty English and Turkish companies. Ground theory was used in the interpretation of datas. On analysis of my empirical datas, I foundout that all the previous four conditions from past literatures were very significant and had ties that strongly relates them with my empirical findings at both research geographical locations: Importance of teamwork and involvement of all employee, Importance of management participation, Importance of effective communication and information flow, Importance of an innovative culture. In concluding part, the result were all discussed and blended with each other. İt was realised that all the above four condition were interwoven and depended on each other. They had a very strong tie with eachother including the two new emerging condition I came-up with the "ımportance of the employees vocatıonal traınıng" and "importace of employee's role integratıon around specıaltıes and process rather than department"

InnovationInnovation strategiesInnovative behaviour+1
Akıntan Olumıde Oluayo
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Pozitif-negatif duyguların, otomatik düşüncelerin ve bazı kişisel değişkenlerin okul yöneticilerinin yenilik yönetimi yeterlik inanç düzeyleri üzerindeki etkisi

Araştırma, pozitif ya da negatif duyguların, olumlu ya da olumsuz otomatik düşüncelerin, cinsiyetin, medeni durumun, eğitim düzeyinin ve kıdemin okul yöneticilerinin yenilik yönetimi yeterlik inanç düzeyleri üzerindeki etkisini incelemeye yönelik olarak yapılmış olan betimsel bir çalışmadır. Araştırma evrenini; 2014-2015 Eğitim-Öğretim yılında İstanbul İli, Avrupa Yakası Bayrampaşa, Fatih, Eyüp, Gaziosmanpaşa, Sultangazi, Bakırköy, Esenler, Beylikdüzü, Bahçelievler ve Beşiktaş ilçelerinde kamu ilköğretim ve ortaöğretim (ilkokul, ortaokul ve lise) kurumlarında görev yapan 2230 okul yöneticisi(müdür, müdür başyardımcısı ve müdür yardımcısı) oluşturmuştur. Belirtilen evrenden tesadüfî örneklem yöntemi kullanılarak 304 okul yöneticisi, araştırmanın örneklemini oluşturmuştur. Araştırmada gerekli verileri elde etmek için "Pozitif ve Negatif Duygular Ölçeği (PNDÖ), "Otomatik Düşünceler Ölçeği (ODÖ)", "Okullarda Yenilik Yönetimi Ölçeği OYYÖ)" ve "Kişisel Bilgiler Formu" kullanılmıştır. Verilerin toplanması amacı ile ölçekler Okul Yöneticilerine uygulanmıştır. Verilerin çözümlenmesinde SPSS Paket Programı'ndan yararlanılmıştır. Araştırmada, okul yöneticilerinin yenilik yönetimi yeterlik inanç düzeylerinin, pozitif ve negatif duygulara, otomatik düşüncelere ve kişisel değişkenlere göre anlamlı bir farklılık gösterip göstermediğini belirleyebilmek için Parametrik İstatistik olan MANOVA (Çok Değişkenli Varyans Analizi) Tekniği kullanılmıştır. Araştırmada, farklılığın nereden kaynaklandığını saptamak amacı ile de Tukey Testi, Games-Howell Testi ve t-testi kullanılmıştır. Araştırmada, pozitif ya da negatif duygu durumuna sahip olmanın, okul yöneticilerinin yenilik yönetimi yeterlik inanç düzeyleri (girdi yönetimi, yenilik stratejisi, örgütsel kültür, proje yönetimi) üzerinde anlamlı bir etkisinin olup olmadığı incelenmiştir. Araştırmanın sonucunda, pozitif duygu durumuna sahip olan yöneticilerin yenilik yönetimi yeterlik inanç düzeyleri, negatif duygu durumuna sahip olan yöneticilerinkinden anlamlı düzeyde yüksek çıkmıştır. Ayrıca araştırmanın sonucunda, pozitif ya da negatif duygulara göre yöneticilerin yenilik yönetimi yeterlik inancının alt boyutlarında yer alan girdi yönetimi, yenilik stratejisi, örgütsel kültür ve proje yönetimi puanlarının anlamlı olarak farklılık gösterdiğini ortaya koymuştur. Araştırmada, olumlu ya da olumsuz otomatik düşüncelerin, okul yöneticilerinin yenilik yönetimi yeterlik inanç düzeyleri (girdi yönetimi, yenilik stratejisi, örgütsel kültür, proje yönetimi) üzerinde anlamlı bir etkisinin olup olmadığı incelenmiştir. Araştırmanın sonucunda, olumlu otomatik düşüncelere sahip olan yöneticilerin yenilik yönetimi yeterlik inanç düzeyleri, olumsuz otomatik düşüncelere sahip olan yöneticilerinkinden anlamlı düzeyde yüksek çıkmıştır. Ayrıca araştırmanın sonucunda, otomatik düşüncelere göre yöneticilerin yenilik yönetimi yeterlik inancının alt boyutlarında yer alan girdi yönetimi, yenilik stratejisi, örgütsel kültür ve proje yönetimi puanlarının anlamlı olarak farklılık gösterdiğini ortaya koymuştur. Araştırmada, cinsiyetin okul yöneticilerinin yenilik yönetimi yeterlik inanç düzeyleri (girdi yönetimi, yenilik stratejisi, örgütsel kültür, proje yönetimi) üzerinde anlamlı bir etkisinin olup olmadığı incelenmiştir. Araştırmanın sonucunda, cinsiyete göre yöneticilerin yenilik yönetimi yeterlik inanç düzeyleri arasında anlamlı bir farklılık çıkmamıştır. Araştırmada, medeni durumun okul yöneticilerinin yenilik yönetimi yeterlik inanç düzeyleri (girdi yönetimi, yenilik stratejisi, örgütsel kültür, proje yönetimi) üzerinde anlamlı bir etkisinin olup olmadığı incelenmiştir. Araştırmanın sonucunda medeni duruma göre, bekar olan yöneticilerin yenilik yönetimi yeterlik inancı düzeyleri, boşanmış olan yöneticilerin yenilik yönetimi yeterlik inancı düzeylerinden anlamlı düzeyde yüksek çıkmıştır. Ayrıca araştırmanın sonucunda, medeni duruma göre, yöneticilerin yenilik yönetimi yeterlik inancının alt boyutlarında yer alan girdi yönetimi, yenilik stratejisi, örgütsel kültür ve proje yönetimi puanlarının anlamlı olarak farklılık gösterdiğini ortaya koymuştur. Araştırmada, eğitim düzeyinin okul yöneticilerinin yenilik yönetimi yeterlik inanç düzeyleri (girdi yönetimi, yenilik stratejisi, örgütsel kültür, proje yönetimi) üzerinde anlamlı bir etkisinin olup olmadığı incelenmiştir. Araştırmanın sonucunda, eğitim düzeyine göre yöneticilerin yenilik yönetimi yeterlik inanç düzeyleri arasında anlamlı bir farklılık çıkmamıştır. Araştırmada, kıdemin okul yöneticilerinin yenilik yönetimi yeterlik inanç düzeyleri (girdi yönetimi, yenilik stratejisi, örgütsel kültür, proje yönetimi) üzerinde anlamlı bir etkisinin olup olmadığı incelenmiştir. Araştırmanın sonucunda, kıdeme göre, kıdemi 6-11 yıl olan ve 12-17 yıl olan yöneticilerin yenilik yönetimi yeterlik inancı düzeyleri, kıdemi 24 yıl ve üstü olan yöneticilerin yenilik yönetimi yeterlik inancı düzeylerinden anlamlı düzeyde yüksek çıkmıştır. Ayrıca araştırmanın sonucunda, kıdeme göre yöneticilerin yenilik yönetimi yeterlik inancının alt boyutlarında yer alan girdi yönetimi, yenilik stratejisi, örgütsel kültür ve proje yönetimi puanlarının anlamlı olarak farklılık gösterdiğini ortaya koymuştur. Anahtar Kelimeler:Yenilik Yönetimi, Pozitif-Negatif Duygular, Otomatik Düşünceler, Yönetici, Öznel İyi oluş

Kişisel bilişsel değişkenlerOkul yöneticileriOkul yönetimi+6
Serkan Mürtezaoğlu
İstanbul Aydın University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
DoctorateOpen AccessTR

İşletmelerde rekabet üstünlüğü sağlamaya yönelik inovasyon stratejileri ve ürün inovasyonu modelleri: İstanbul ayakkabı endüstrisinde bir araştırma

1980'lerden itibaren yoğunlaşan küresel rekabet karşısında ancak sürdürülebilir rekabet üstünlüğüne sahip işletmeler hayatlarını devam ettirebilmektedirler. İşletmeler maliyet liderliği, farklılaştırma ve odaklanma stratejileri uygulayarak rakiplerinin önüne geçebilirler. Bu rekabet stratejilerinin uygulanmasında en önemli araçlardan birisi katma değer yaratan bir süreç olarak inovasyondur. Bu çalışmada işletmelerin rekabet üstünlüğü kazanmalarında inovasyonun etkisi ortaya konulmaya çalışılmaktadır. Çalışmanın amacı; İstanbul Ayakkabı Endüstrisi'nde inovasyon yapmanın işletmelere rekabet üstünlüğü sağladığı ana hipotezinin geçerliliğini araştırmaktır. İnovasyon, işletmelerin değişen şartlara uyumunu sağlamak amacıyla görece daha ucuz ve/ veya farklı ürünler, süreçler, yöntemler geliştirerek artı değer yaratmayı hedefledikleri çalışmalardır. Genel olarak dört tür inovasyon üzerinde çalışılmaktadır: Ürün inovasyonu, süreç inovasyonu, pazarlama inovasyonu ve örgütsel inovasyon. İnovasyon çalışmalarının başarısını diğer unsurlar yanında üst yönetimin yeniliklere yaklaşımı ve uygun örgüt iklimi de etkilemektedir. İnovatif işletmelerin uygulayabilecekleri çeşitli stratejiler bulunmaktadır: Saldırgan strateji; rakiplerin önüne geçerek teknoloji liderliğini ve piyasa liderliğini ele geçirmektir. Savunmacı strateji; saldırgan strateji uygulayan işletmelerin yakından izlenmesidir. Taklitçi strateji; ölçek ekonomileri ve/ veya üretim ve dağıtımda etkinlik, ürün ve süreçlerde maliyet düşürücü tasarım değişiklikleri ve maliyetlerin kontrolü ile maliyet üstünlüğü sağlanmasıdır. Bağımlı strateji; işletmenin güçlü bir işletmenin taşeronu olarak hayatını sürdürmesidir. Geleneksel strateji; işletmelerin gelişmiş zanaat becerileri, özel hünerleri ve yöresel özelliklerini ürünlerine yansıtmalarıdır. Fırsatçı strateji; işletmelerin niş pazarlarda tüketicilerin tatmin edilmemiş istek ve ihtiyaçlarını görüp bu talebi karşılamalarıdır. İşletmeler çevresel unsurlar (pazarın durumu, rakiplerin tutumları, devletlerin teşvikleri vb.) ile yetenekleri ve kaynaklarını göz önünde tutarak rekabet stratejileri ile uyumlu inovasyon stratejilerini belirlerler. İşletmelerin tüketicilerin değişen istek ve ihtiyaçları ile teknolojik gelişmelere rakiplerinden önce cevap verme işlemi ürün inovasyonu çalışmaları ile olanaklı olmaktadır. Bu çalışmalarda ürün inovasyonunun hangi alanlarda, ne zaman ve ne kadarlık bütçeler ile yapılacağı sorularına cevap vermeye çalışan çeşitli karar modelleri bulunmaktadır: Cooper ve Edgett modeli, bağlamsal model, O'Conner ve Demartion modelleri. İnovatif ürün çalışmalarının nasıl yapılacağı ile ilgili süreç modelleri ise şunlardır: Bilginin işlenmesine dayalı model, stratejik ürün inovasyon süreci modeli, kapı süreci modeli, alfa/ beta sevkiyat modeli ve huni modeli. Araştırmanın ana modeline göre; işletmenin ürün, süreç, pazarlama ve örgütsel inovasyon stratejileri ile inovatif ürün süreç modelleri rekabet üstünlüğü elde edilmesini etkilemektedirler. Ana araştırma modeli doğrultusunda beş hipotez oluşturulmuştur. İstanbul Ayakkabı Endüstrisi'nde yapılan araştırma sonucu hipotezler test edilmişlerdir. İstanbul, Türkiye'de Ayakkabı Sektörü'nün en çok geliştiği ildir. Araştırma İstanbul'daki ihracatçı ayakkabı üreticileri üzerinde yüz yüze anket yöntemi ile uygulanmıştır. Ana kütleyi oluşturan 150 işletmeden 110 işletmeye anket yapılmıştır. Çalışmanın sonuçlarına göre; ayakkabı üreten işletmelerin büyük bölümü KOBİ niteliğindedir. Bu işletmeler rekabet stratejisi olarak en çok farklılaştırma stratejisi izlerken en az odaklanma stratejisi izlemektedirler. İşletmelerin maliyet liderliği stratejisi seçimi ile çalışan sayıları, farklılaştırma stratejisi ile hukuki yapıları ve odaklanma stratejisi ile fason yaptırılan üretim miktarı ve fason üretim yapma durumu arasında ilişki bulunmaktadır. İşletmelerin % 85,5'inde ar- ge bölümü bulunmaktadır. İşletmelerde ar- ge bölümü bulunması ile kullanılan üretim teknolojisi arasında ilişki görülmektedir. İşletmeler genel olarak inovasyon işbirliklerine açık değildirler. İşletmelerin inovasyon işbirlikleri yapıp/ yapmama durumları ile üretim teknolojileri arasında anlamlı ilişki bulunmaktadır. Ayakkabı üreticileri yoğun olarak karma inovasyon stratejisi izlemektedirler. Stratejiler tek tek ele alındığında; ürün, süreç ve pazarlama inovasyon stratejisi olarak en çok saldırgan strateji ve en az taklitçi/ bağımlı strateji izlenmektedir. Örgütsel inovasyon stratejisi olarak en çok saldırgan strateji ile taklitçi/ bağımlı strateji ve en az geleneksel/ fırsatçı strateji uygulanmaktadır. İşletmeler ürün inovasyonu yaparken genellikle süreç modellerini birlikte kullanmaktadırlar. Kapı süreci modeli en çok tercih edilen model olurken bilginin işlenmesine dayalı model en az kullanılan model durumundadır. İşletmeler inovasyon çalışmalarına yatkındırlar. İşletmelerin % 85,5'i inovasyon yaptığını belirtmiştir. İşletmeler en çok süreç inovasyonu sonra sırasıyla pazarlama inovasyonu, ürün inovasyonu ve örgütsel inovasyon gerçekleştirmişlerdir. İşletmelerin büyük bölümü yaptıkları inovasyonların rekabet üstünlüğü kazanmalarında olumlu etkileri olduğunu bildirmişlerdir. İnovasyon yapmanın yüksek ve orta derecede en çok yarar sağladığı ilk üç alan; ürünlerin kalitesinin yükselmesi, iş sağlığı ve güvenliğinin gelişmesi ile ürün sunumunda kapasitenin yükselmesidir. Araştırmanın ana hipotezi şöyledir: H1= İstanbul'da kurulu, ayakkabı üretici/ ihracatçı işletmelerin uyguladıkları inovasyon stratejileri ve inovatif ürün süreç modelleri rekabet üstünlüğü üzerinde pozitif etkiye sahiptir. Ana hipotezden yola çıkılarak yeni hipotezler belirlenmiştir. Hipotezler Çoklu Regresyon Analizi ile test edilmiştir. H11'de ilgili işletmelerin uyguladıkları inovasyon stratejilerinin rekabet üstünlüğü üzerinde pozitif etkiye sahip olup olmadıkları araştırılmaktadır. H11, inovasyon çeşitleri doğrultusunda ürün, süreç, pazarlama ve örgütsel inovasyon stratejileri bağlamında alt hipotezler oluşturularak test edilmiştir. H11a'da ilgili işletmelerin uyguladıkları ürün inovasyonu stratejilerinin rekabet üstünlüğü üzerinde pozitif etkiye sahip olup olmadıkları araştırılmaktadır. H11a yapılan Çoklu Regresyon Analizi sonucu doğrulanmaktadır. Katsayılar çizelgesine göre; yalnızca geleneksel ürün inovasyonu stratejisi rekabet üstünlüğü sağlamaktadır. H11b'de ilgili işletmelerin uyguladıkları süreç inovasyonu stratejilerinin rekabet üstünlüğü üzerinde pozitif etkiye sahip olup olmadıkları araştırılmaktadır. H11b yapılan Çoklu Regresyon Analizi sonucu doğrulanmaktadır. Katsayılar çizelgesine göre; saldırgan ve fırsatçı süreç inovasyonu stratejileri rekabet üstünlüğü sağlamaktadır. H11c'de ilgili işletmelerin uyguladıkları pazarlama inovasyonu stratejilerinin rekabet üstünlüğü üzerinde pozitif etkiye sahip olup olmadıkları araştırılmaktadır. H11c yapılan Çoklu Regresyon Analizi sonucu doğrulanmaktadır. Katsayılar çizelgesine göre; saldırgan ve savunmacı pazarlama inovasyonu stratejileri rekabet üstünlüğü sağlamaktadır. H11d'de ilgili işletmelerin uyguladıkları örgütsel inovasyon stratejilerinin rekabet üstünlüğü üzerinde pozitif etkiye sahip olup olmadıkları araştırılmaktadır. H11d yapılan Çoklu Regresyon Analizi sonucu doğrulanmaktadır. Katsayılar çizelgesine göre; yalnızca savunmacı örgütsel inovasyon stratejisi rekabet üstünlüğü sağlamaktadır. Araştırmanın ikinci hipotezinde (H12) inovatif ürün süreç modellerinin rekabet üstünlüğü üzerinde pozitif etkiye sahip olup olmadıkları incelenmektedir. Yapılan Çoklu Regresyon Analizi sonucu hipotez doğrulanmamaktadır. Başka bir deyişle; işletmelerin uyguladıkları inovatif ürün süreç modelleri rekabet üstünlüğünü etkilememektedir. Araştırma sonuçları değerlendirilerek ayakkabı üreten işletmelere yönelik ürün inovasyon yapısı ve ayakkabı işletmelerinin yapısal özelliklerinin kombinasyonlarını esas alan iki aşamalı bir model geliştirilmiştir. Küçük ölçekli işletmelere önemli ölçüde geliştirilmiş inovatif ürün modeli ve büyük ölçekli işletmelere özgün inovatif ürün modeli önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: İnovasyon, inovasyon stratejileri, ürün inovasyonu modelleri, İstanbul Ayakkabı Endüstrisi, ayakkabı işletmelerinde ürün inovasyonu.

Ayakkabı endüstrisiRekabetRekabet gücü+4
Cengiz Kastan
İstanbul Aydın University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Okul öncesi eğitim öğretmenlerinin algılarına göre okul müdürlerinin liderlik stilleri ile yenilik yönetimi arasındaki ilişki

Araştırmanın amacı; okul öncesi eğitim öğretmenlerinin algılarına göre okul müdürlerinin liderlik stilleri ile yenilik yönetimi arasında ilişkinin ne düzeyde olduğu belirlenerek literatüre katkıda bulunmak amaçlanmaktadır. Araştırma ilişkisel tarama modeliyle ve nicel yaklaşımla yürütüldü. Araştırmanın evrenini, 2014-2015 eğitim-öğretim yılında İstanbul İli, Küçükçekmece ilçesindekindeki Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı resmi bağımsız anaokulları ve ilkokul bünyesindeki anasınıflarında çalışan 379 okul öncesi eğitim öğretmeni oluşturmaktadır. Araştırma evrenin tamamına gidilmesi amaçlanarak araştırma evreninin %66.4'üne ulaşılmıştır. Araştırmanın amacı açıklanarak bilgilendirme sonrası araştırmaya katılım için izin alınan ve verileri eksiksiz dolduran 252 okul öncesi eğitim öğretmeni oluşturmaktadır. Verilerin toplanmasında; Öğretmen Bilgi Formu, Çok Faktörlü Liderlik Ölçeği ve Okullarda Yenilik Yönetimi Ölçeği ölçme araçları kullanıldı. Verilerinin çözümlenmesi ve yorumlanması için SPSS 17.0 paket programında Cronbach alpha, yüzdelik değerlendirmeler, ANOVA, t-testi, Kruskal-Wallis Test, Mann Whitney-U, Korelasyon analizi ve Post-Hoc önemlilik testleri kullanılarak analiz edildi. Araştırma sonuçlarına göre, araştırmada okul öncesi eğitim öğretmenlerinin algılarına göre okul müdürlerinin liderlik stilleri "Çok Faktörlü Liderlik Ölçeği" alt boyutlarından toplam aritmetik ortalaması ve standart sapma değeri en yüksek puanı "Dönüşümcü Liderlik" boyutunun aldığı sonucuna ulaşılmıştır. Okul müdürlerinin liderlik stillerine ilişkin okul öncesi eğitim öğretmenlerin kişisel-mesleki özelliklerinden yaş, çalışma süresi ve mesleki kıdem değişkenlerine göre istatiksel olarak anlamlı fark gözlemlenmezken öğretmenlerin eğitim durumu, okul türü, okuldaki öğretmen ve öğrenci sayısı değişkenlerine göre istatistiksel olarak anlamlı fark belirlendi. Araştırmada okul öncesi eğitim öğretmenlerinin algılarına göre okul müdürlerinin yenilik yönetimi "Yenilik Yönetimi Ölçeği" alt boyutlarından toplam aritmetik ortalaması ve standart sapma en yüksek puanı "Proje Yönetimi" boyutunun aldığı sonucuna ulaşılmıştır. Okul müdürlerinin yenilik yönetimine ilişkin okul öncesi eğitim öğretmenlerinin kişisel-mesleki özelliklerinden yaş, eğitim durumu, mesleki kıdem ve çalışma süresi değişkenlerine göre istatistiksel olarak anlamlı fark gözlenmezken öğretmenlerin okul türü, okuldaki öğretmen ve öğrenci sayısı değişkenlerinde ise istatistiksel olarak anlamlı fark belirlendi. Okul öncesi eğitim öğretmenlerinin algılarına göre okul müdürlerinin liderlik stilleri ile yenilik yönetimi puan ortalamaları arasında istatistiksel açıdan pozitif yönde yüksek düzeyde anlamlı ilişki olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Okul Öncesi Eğitim Öğretmeni, Okul Müdürü, Liderlik Stilleri, Yenilik Yönetimi.

Eğitim yönetimiLiderlikOkul yöneticileri+5
Fulya Esen
İstanbul Aydın University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

İlkokul müdürlerinin yenilik yönetimi yeterliklerine ilişkin öğretmen algıları: İstanbul ili avcılar ilçesi örneği

Eğitim örgütlerinin nitelikli liderler tarafından yönetilmesi, eğitimin niteliğinin arttırılması için oldukça önemlidir. Halen görevde bulunan ilkokul müdürlerinin yenilik yönetimi açısından yeterlik düzeylerinin öğretmenlerin algılarına göre değerlendirilmesini sağlamak ve çeşitli değişkenler açısından elde edilen sonuçlar ışığında gelecekte ilkokul müdürlerinin gerekli olan yeterliklere göre yetiştirilmelerine katkı sağlamak için bu araştırmanın yapılmasına ihtiyaç duyulmuştur. Bu araştırma ile ilkokullarda görev yapan öğretmenlerin okul müdürlerinin yenilik yönetimi yeterliklerini İstanbul ili Avcılar ilçesindeki eğitim örgütlerinde nasıl algıladıklarını tespit etmek amaçlanmıştır. Araştırmanın evrenini İstanbul ili Avcılar ilçesinde ilkokullarda görev yapan öğretmenler olmak üzere toplam 1070 öğretmen oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemi, 17 kamu ve 5 özel okul olmak üzere 22 ilkokuldan rastgele ve gönüllülük esasına dayalı olarak olarak seçilen 398 öğretmenden oluşmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak Bülbül'ün (2012a) geliştirmiş olduğu "Okullarda Yenilik Yönetimi Ölçeği''nin öğretmen formu kullanılmıştır. Geçerlilik ve güvenilirlik çalışmaları araştırmacı tarafından Bülbül (2012a) ve öğretmen formu Göl ve Bülbül (2012, s. 106) tarafından düzenlenmiş olan ölçek 32 madde ve dört alt boyuttan oluşmaktadır. İlkokul müdürlerinin yenilik yönetimi yeterliklerine ilişkin; öğretmenlerin algılarına göre yapılan bu çalışmada ölçeğin alt boyutlarına ilişkin Cronbach's Alfa iç tutarlılık katsayıları sırasıyla Girdi Yönetimi için .91, Yenilik stratejisi için .94, Örgütsel Kültür ve Yapı için .96 ve Proje Yönetimi için .97 ölçeğin toplam Cronbach's Alfa katsayısı ise .98 olarak tespit edilmiştir. Söz konusu ölçek 'hiç katılmıyorum' seçeneğinden 'tamamen katılıyorum' seçeneğine doğru cevaplandırılabilen ve 5'li Likert tipi bir ölçektir. Ölçeğin ilk kısmında öğretmenlerin çalıştıkları okul türü, cinsiyeti, eğitim durumu, mesleki kıdemi, branşı, okuldaki öğretmen ve öğrenci sayıları ve kaç yıldır o okulda görev yaptıkları gibi demografik bilgilerin toplandığı kişisel bilgi formu yer almıştır. Araştırmada toplanan veriler, SPSS 17.0 istatistik paket programı yardımı ile çözümlenmiştir. Alt probleme bağlı olarak verilerin çözümlenmesinde yüzde, frekans, aritmetik ortalama, standart sapma değerleri belirlenmiştir. Öğretmenlerin, müdürlerinin yenilik yönetimi yeterliklerine ilişkin algılarının, çalıştıkları okul türüne, cinsiyetlerine ve branşlarına göre farklılaşıp farklılaşmadığını saptamak için Man Whitney U testi; mesleki kıdemlerine göre farklılaşıp farklılaşmadığını saptamak için ise Kruskal Wallis testi uygulanmıştır. Bu araştırmada elde edilen bulgular şöyledir: Araştırma bulguları, araştırmaya katılan öğretmenlerin, ilkokul müdürlerinin "Yenilik Yönetimi Yeterliği" toplam ölçek puanlarındaki algılarına göre "çok katılıyorum" düzeyine karşılık geldiğini ortaya koymuştur. Öğretmenlerin, ilkokul müdürlerinin "Yenilik Yönetimi Yeterliklerine ilişkin algılarının Örgütsel Kültür ve Yapı, Proje Yönetimi ve Yenilik Stratejisi alt boyutlarında 'Çok Katılıyorum' düzeyine karşılık gelirken; 'Girdi Yönetimi' alt boyutundaki algılarının ise 'Orta derecede katılıyorum' düzeyine karşılık geldiği belirlenmiştir. Alınan puanların ortalamaları dikkate alındığında öğretmenler müdürlerini en çok "Örgütsel Kültür ve Yapı", ikinci sırada "Proje Yönetimi", üçüncü sırada "Yenilik Stratejisi'' ve en son sırada ise "Girdi Yönetimi" boyutunda yeterlik sahibi görmektedirler. Öğretmenlerin ilkokul müdürlerinin yenilik yönetimi yeterliklerine ilişkin algıları, çalıştıkları okul türüne göre ölçeğin toplam puanları ve tüm alt boyutlarındaki puanlarda farklılaşmaktadır. İlkokul müdürlerinin yenilik yönetimi yeterliklerine ilişkin olarak okul türü değişkenine göre; özel okullarda çalışan öğretmenlerin algılarının kamu okullarında çalışan öğretmenlerin algılarına göre daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. İlkokul müdürlerinin yenilik yönetimi yeterliklerine ilişkin öğretmen algılarının branş türü değişkenine göre sadece yenilik stratejisi alt boyutuna göre anlamlı farklılık gösterdiği tespit edilmiştir. Toplam ölçek puanına ve diğer alt boyutlara ilişkin puanlarda ise anlamlı farklılık göstermemektedir. Bu sonuca göre, diğer branş sahibi öğretmenlerin algılarının, ilkokul müdürlerinin yenilik yönetimi yeterliklerine yönelik olarak yenilik stratejisi boyutunda, sınıf öğretmenlerinin algılarına göre daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Cinsiyet ve mesleki kıdem değişkenine göre öğretmen algıları arasında anlamlı bir fark bulunmamaktadır. Ancak ortalamalar dikkate alındığında; erkek öğretmenler kadın öğretmenlere göre ve 1-10 yıllık mesleki deneyime sahip olan öğretmenler diğer kıdem sahibi öğretmenlere göre yenilik yönetimi konusunda müdürlerini daha fazla yeterli görmektedirler. Okul müdürlerinin öğretmenler tarafından algılanan yeniliği yönetme becerilerinin, 'çok katılıyorum' düzeyinden en üst düzeye çıkarılması sağlanmalıdır. Bilgi toplumunda yeniliğin ve değişimin hızlı ve kaçınılmaz olduğu göz önünde bulundurulmalı; okul müdürlerinin eğitimin niteliğinin arttırılması için çağın koşullarına uygun yenilikçi liderlik özelliklerinin arttırılması sağlanmalıdır. Özel okullarda görev yapan öğretmenlerin, müdürlerine yönelik yeniliği yönetme yeterlik algılarının kamu okullarında görev yapan öğretmenlerin algılarına göre daha yüksek olduğunun bu çalışma ile tespit edilmesinden hareketle alanyazına katkı sunması açısından okul müdürlerinin yenilik yönetim yeterliklerinin hem kamu okulları hem de özel okullar açısından özellikle okul türü değişkenine göre incelenmesi önerilmektedir. Ayrıca müdürlerin yenilik yönetimi yeterliklerine ilişkin olarak ortaokul, lise veya diğer öğretim kurumlarının da sadece öğretmen algılarına göre değil aynı zamanda tüm paydaşları kapsayan; öğrenci ve veli algılarına göre de incelenmesinin faydalı olacağı düşünülmektedir. Eğitimin niteliğinin arttırılması için hem kamu hem de özel okullar arasında işbirliği yapılması ve bulunan sonuçlarla ilgili olarak ortak proje ve seminerlerin yapılması önerilmektedir. Anahtar Sözcükler: Yenilik, Yenilik Yönetimi, Liderlik, Yenilikçi Liderlik, Eğitim Örgütlerinde Yenilik Yönetimi

Eğitim yönetimiMüdürlerYenilik+7
Mustafa Öztürk
İstanbul Aydın University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
DoctorateOpen AccessTR

İnovasyon için topluluklardan faydalanma (Crowdsourcing) ve üniversite öğrencilerinin kullanılabilirliği: İstanbul Kemerburgaz üniversitesi

İnovasyon kavramı kurumların yapılması gerekenler listesinde en başlarda yer alıyor olsa da, her şeyin zaman içerisinde eskidiği gibi, o da eski ve yetersiz kalmaya başlamıştır. Özellikle de kaynakların yetersizliği ve rakiplerin çokluğu kurumları ve bilim adamlarını bir adım daha ileri gitmeye yönlendirmiştir. Açık İnovasyon kavramı, kurum içinde gerçekleşen inovasyon sürecinin dış kaynaklarla bütünleşmesinin yolunu açmıştır. Açık inovasyon kavramını en iyi ve en verimli şekilde kullanabilmek için çeşitli araçlar araştırılırken, topluluklardan faydalanma yöntemi bir adım öne çıkmıştır. En önemli unsur olan topluluğun zekâsından ve tecrübesinden yararlanmak üzerine kurulu bu yöntem, çok yeni olmakla beraber kurumların yavaş yavaş faydalanmaya başladıkları bir yöntem olma yolunda ilerlemektedir. Bu çalışmanın amacı, yeni bir kavram olan topluluklardan faydalanma kavramını Türkçe literatüre detaylarıyla tanıtmak ve üniversite öğrencilerinin bu yöntem için uygun bir topluluk çeşidi olduğunu ispatlamaktır. Çalışmanın varsayımı üniversite öğrencilerinin topluluklardan faydalanma yöntemi için uygun bir topluluk olmasıdır. Bunun için de, bir üniversite (İstanbul Kemerburgaz Üniversitesi) örneklem olarak seçilmiş ve öğrencilerine anket uygulanmıştır. 500 anket dağıtılmış, 450 sağlıklı dönüş alınmıştır. Çalışmanın son bölümünde elde edilen veriler istatistik programı (SPSS) aracılığıyla incelenmiş ve yorumlanmıştır. Çalışmanın değişkenleri, yaş, cinsiyet, sınıf, öğrenim türü (burslu/ücretli) ve akademik birim (fakülte/myo) şeklinde belirlenmiştir. Çalışmanın sınırlaması tek bir üniversitede uygulanmış olmasıdır. Elde edilen veriler göstermiştir ki, üniversite öğrencileri bu yöntem için doğru bir topluluktur ve bu yönteme katılmakta gönüllüdürler.

Kitle kaynakProfesyonel öğrenme topluluklarıYenilik+4
Zeynep Ayfer Bozat
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Teknokentte girişimcilere sağlanan yararlar ve vergisel boyutta incelenmesi ve bir uygulama

Teknolojinin ve dijital dünyanın hâkim olduğu günümüz dünyasında yeni bir sanayi devrimi olarak kabul edilen endüstri 4.0 ile artık küreselleşen teknoloji ve bilginin önemini göstererek, küresel boyutta bu gelişmelere ayak uydurulması gerektiği gözler önüne sermektedir. Yaşadığımız 21. yüzyılda bilgi yoğun teknolojilerin yerine inovasyona dayalı ileri teknolojiler yer verilmiştir. Teknoloji ve inovasyonun ekonomik büyüme ve kalkınmada stratejik bir öneme sahip olduğu yaşadığımız dönemde açıkça görülmektedir. Günümüz çağında bu teknolojik gelişmişliğe ve entelektüel sermaye birikimine sahip olmak ve değişen dünyada uluslararası alanda rekabet edebilen, katma değer katarak ülke ekonomilerini ve gelişmişlik düzeylerini ilerletebilen bir ülke olmak için bu sürece hızlı şekilde adapte olmak gerekmektedir. Bu teknolojik ilerlemeye yetişebilmek ve sahip olabilmek için teknoloji üretimi yada teknoloji transferi yoluyla mümkün olduğu göz önüne alındığında teknoloji transferinin getirdiği yüksek maliyetlerin sürdürülebilir bir teknolojik gelişmişliği zorlamaktadır. Bu durumda ülkelerin teknoloji elde etme gayreti içinde teknolojik üretime yönelmesi amacıyla bilgi üretiminin ve bilginin ticarileştirilmesi amacıyla uygun ortamların yaratılması oldukça önemlidir. Bu bilgi birikimlerinin teknoloji üretiminde ve teknolojiye aktarılmasında gerekli ortamların olması gerekmektedir. Bu açıdan üniversite, sanayi ve devletin bir arada olduğu Teknokentlerde bu ortamların en uygun olduğu yapılardır. Teknokentlerde faaliyet gösteren firmalara çok çeşitli avantajlar sağlanmaktadır. Bunların bir kısmı vergisel olamayan avantajlar olabileceği gibi diğer kısmıda vergisel olan avantajdır. Vergisel olmayan avantajlar; teknogirişim sermayesi, risk sermayesi, hibe ve krediler şeklinde olabileceği gibi vergisel olan avantajlarla da kanun ve yönetmeliklerce belirlenen çeşitli muafiyetler bulunmaktadır. Mevcut kanunlar çerçevesinde Teknokentlerde faaliyet gösteren girişimcilere, faaliyette bulundukları Ar-Ge, yazılım, tasarım faaliyetlerinden elde etmiş oldukları kazançlardan gelir ve kurumlar vergisinden 2023 tarihine kadar muaftırlar. Aynı şekilde mükelleflerin gelir ve kurumlar vergisinden muaf tutulması süresi dâhilinde Ar-Ge, yenilik ve tasarım faaliyetleri ile ilgili olmak üzere yapılacak olan ithal eşya üzerinden gümrük vergisinden her türlü harç ve fonlardan da muaftırlar. Yine bu girişimler için personel çalıştıran işverenlere SGK işveren desteği primi ile de destek verilmektedir. Çalışmada da ülkemizde teknolojik gelişimine katma değer sağlayan Teknokentler hakkında genel bir bilgilendirme ile Teknokentlerde faaliyet gösteren firmalara sağlanan avantajlar ve bu avantajlar neticesinde mükellefiyetlikleri belirtilmiştir. Çalışmanın uygulaması ile Teknoloji Geliştirme Bölgeleri içinde faaliyet gösterilmesi halinde sağlanan avantajların ve bölge dışında faaliyet gösterilmesi halinde faaliyetlerin karşılaştırmalı olarak açıklanmasına yer verilmiştir.

Endüstri 4.0GirişimcilerGirişimcilik+7
Nazan Akan
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Master'sOpen AccessEN

An examination of the role of technical and non-technical innovation on the customer loyalty

Customer loyalty strongly depends on the customer satisfaction which is the measure of the fulfillment of their expectations and needs with a pleasurable experience of the product, process or service. Among many other strategies, the companies use innovation for ensuring the customer satisfaction with their product or service, as it is a highly competitive market today, and new ideas in any manner are appreciated if they are more effective to the customers. It is crucial for the companies to understand how the innovation influences the perceptions of their target market in order to invest in the innovation efficiently. The focus of this dissertation is on evaluating the role of technical and non-technical innovation on the customer loyalty in Turkey and Germany. The customer loyalty has been evaluated using the variables technical and non-technical innovation capabilities, whereas the influence on loyalty has also been assessed through the variables intellectual experience, affective experience, reputation, word of mouth, new market penetration and differentiation. The study is based on primary research method where the extensive literature review was conducted to develop a conceptual framework and a questionnaire for survey is adapted from a scholar, Dr. Pantea Foroudi's survey which is already done on the similar topic. This questionnaire was then used for survey, which was administered to collect primary data. Simple random sampling has been used to draw a sample of 114 customers from Turkey and 106 customers from Germany. Frequency distribution analysis, Mann Whitney U test, correlation test and multiple regression analysis have been conducted to reach the findings. The result reported that males are more loyal to innovative companies in Germany, whereas females are more loyal in Turkey. Most of the respondents who are loyal to innovative companies have age between 20-30. It has been found that majority of the customers from both the countries are loyal to the innovative companies and have positive perceptions about the quality and value for price offered by them. The technical innovation of the companies has been found to be positively associated with the customer loyalty as it effects on the customers' intellectual and affective experience. Similarly, new market penetration and differentiation has also positive influence on customer loyalty. The customers reported that they find innovative companies more trustworthy and reputable. The comparison of customer responses for Germany and Turkey has revealed that the German consumers focus more on innovation as compared to those of Turkey. Recommendations have been suggested in the light of findings of the study.

GermanyTarget marketComparative analysis+5
Mırza Imran Ul Haque
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Master'sOpen AccessEN

Kamerun Buea Belediye Konseyinde ve Litvanya'nın Vilnius Belediyesinde akıllı şehir inovasyon inşası (2013-2017)

This research studies the building of Smart City Innovation in the BMC of Cameroon and the VMC in Lithuania over the last five years (2013-2017). The core purpose of this research is to show the innovation process of the Buea Municipal Council in Cameroon (BMC), Vilnius Municipal Council (VMC) in Lithuania and to understand how the inhabitants of the cities have been benefiting from their environment whether positively or negatively. The sources of my findings will be obtained from journal, articles, newspapers and a questionnaire that will be completed by experts (politicians, entrepreneurs, university lecturers and doctoral students). Hence, the creation of new policy for regional development, Social capital, partnership, entrepreneurship, non-governmental organizations in Cameroon as well as Lithuania has brought tremendous assistants to the economy. It is assisting the countries to realize their 2020 and 2035 vision of economic innovations, while Research and networking aid development by linking people together through communication such as the social media and cell phones which therefore creates strong social capital. Nevertheless, some hard barriers separate the BMC and the VMC from their smart city innovational development such barriers include poor leadership, little finances obtained from the central government, bribery and corruption. Keywords: Social Capital, Smart City, Municipal Council, Innovations, Economic development

Smart citiesMunicipalitiesEconomic development+5
Mercy Teme Etoke
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'deki üniversitelerin kariyer merkezlerinin iş modeli inovasyonu: E-kariyer, kariyer karnesi modeli

Bu çalışmanın amacı, üniversitelerin kariyer merkezlerinin kritik iş süreçlerinin iş modeli inovasyonu çerçevesinde gözden geçirilerek bütünleşik bir e-kariyer sisteminin ve bu sistemin çıktısı olan kariyer karnesi modelinin ilk kez geliştirilerek ortaya konulmasıdır. Çalışmada, kariyer kavramı, kariyer geliştirme kavramı, kariyer modelleri ve aşamaları incelenmiş kariyer geliştirme kavramı kapsamında üniversitelerin kariyer merkezi faaliyetleri araştırılmıştır. Öte yandan Türkiye'nin de içinde bulunduğu pek çok ülkenin benimsediği Yükseköğretim modeli olan Bologna sisteminin gelişimi ve Türkiye'de uygulama adımları hakkında bilgi verilmiş ayrıca Bologna sürecinin temel öğrenim çıktıları olan bilgi, beceri ve yetkinlik kavramları ele alınarak açıklanmıştır. Ayrıca örgütlerin iş yapış şekillerini belirleyen iş modeli ve yönetim tarzını ortaya koyan süreç yönetimi kavramları açıklanarak inovasyon bakış açısı ile iş süreçleri iyileştirme çalışmaları araştırılarak ortaya konulmuştur. Bu çalışmanın uygulama kısmı, Türkiye'de faaliyet gösteren bir Vakıf üniversitesinin Kariyer Planlama Uygulama ve Araştırma Merkezinde gerçekleştirilmiştir. Bu çerçevede söz konusu örgütlerde ele alınan süreçlerden sorumlu beyaz yakalı çalışanların verdikleri bilgiler ve form ve dokümanlardan edinilen bilgiler dikkate alınmıştır. Çalışmanın sonucunda, kariyer merkezlerinin iş modeli inovasyonu süreçlerinin gözden geçirilmesi, iyileştirilmesi ve bir otomasyon sistemi olan süreç yönetim ve takip sistemine entegre edilmesine yönelik bir uygulanma olan e-kariyer sistemi oluşturulmuştur. Aynı zamanda e- kariyer modelinin bir çıktısı olan kariyer karnesi modeli ortaya konulmuştur. Bu çalışmanın literatüre kuramsal ve uygulamada katkıları bulunmaktadır. Çalışmanın kuramsal katkısı, üniversitelerin kariyer merkezlerinin iş modeli inovasyonu çerçevesinde bütünleşik bir kariyer sisteminin geliştirilerek ortaya konulmasıdır. Çalışmanın uygulamadaki katkısı ise, üniversitelerin kariyer merkezlerinin iş modeli inovasyonu çerçevesinde süreç yönetim ve takip sistemine entegre bütünleşik e-kariyer sisteminin ve kariyer karnesi uygulamasının Türkiye'de ilk defa geliştirilerek uygulamasının yapılmasıdır.

Elektronik kariyerKariyerKariyer planlama merkezi+3
Sevgi Sönger
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
DoctorateOpen AccessTR

Kurum kültürü ve dönüşümcü liderlik tarzının ürün inovasyonu üzerindeki etkisi: Tekstil sektöründe bir araştırma

Değişimin olağanüstü hızı yaşandığı günümüzde, kurumların bu hıza ayak uydurabilmeleri için sağlam bir temele sahip olmaları gerekmektedir. Sadece teknolojik anlamda değil sosyal ve kurumsal yaşamın her düzeyinde değişim yaşanmaktadır. Bu değişimle başarabilmek kurum için doğru yapılanmış bir yönetim tarzı ve kültürü geçmektedir. Kurum kültürü, bir kurumu diğer kurumlardan farklılaştırır ve böylelikle kurumun algı, düşünce ve davranışını belirlemektedir. Kurum kültürü iç bütünleşme ve dış çevreye uyumu sağlayarak kurumun en alt kademesinden en üst kademesine kadar çalışanların felsefesini yansıtır. Bu kapsamda değerlendirilen kurum kültürü kurum üyelerince kabul edilip paylaşılan; varsayımlar, değerler, semboller, yorumlar, sloganlar, maddi kültür unsurları ve kurumsal uygulamaların bütününü oluşturmaktadır. Son yıllarda inovasyon, literatürde daha fazla araştırma yapılmasına ve iş dünyasında daha fazla yatırıma sebep oldu. Yaşanan teknolojik gelişmeler inovasyonu, iş dünyasının gündeminin ana maddelerinden biri haline getirdi. Kurum kültürü ise öteden beri ilgi çeken ve araştırılan bir kavram olma özelliğini devam ettiriyor. Bununla birlikte, kurum kültürü ile ilgili son yılların literatürüne bakılınca, inovasyon ile ilişkilendirilen birçok çalışma bulunmaktadır. Kurum kültürü ve inovasyonun birbiriyle ilişkilendirildiği birçok çalışma bulunmakla birlikte, inovasyonu destekleyen kurum kültürünün belirleyicileri konusunda bir görüş birliği bulunmamaktadır.Bu çalışmada dönüşümcü liderlik tarzının ürün inovasyonu üzerinde ki etkisini ele alırken diğer yandan dönüşümcü liderlik tarzının kurum kültürü ile ilişkisi de incelenmiştir. Çalışma beş ana bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde, Kurum Kültürü; ikinci bölümde, Dönüşümcü Liderlik Tarzı, üçüncü bölümde, Ürün İnovasyonu ele alınmıştır, dördüncü bölümde, literatürde yapılan ilgili çalışmalar ve son bölüm ise, araştırmanın sonuçları ortaya çıkartılmıştır. Anahtar Kelimeler: Kurum Kültürü, Dönüşümcü Liderlik, İnovasyon

Dönüşümcü liderlikKurumsal kültürLiderlik+6
Ali Arafat
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Avrupa Birliği sürecindeki reformlar ışığında Türkiye'de yerel yönetimler

Türkiye Cumhuriyeti'nin Avrupa Birliği serüveni yarım asrı aşkın bir zaman önce başlamıştır. Bu serüvende Avrupa Birliği ile ilişkiler kimi zaman askeri müdahalelerden dolayı, kimi zamanda ekonomik ve siyasi istikrarsızlıktan dolayı sekteye uğramış olsa da, hiçbir zaman tamamen bir yol ayrımı yaşanmamıştır. İktidara gelen her hükümet birliğe üyelik yolunda çaba göstermiş ve birliğe tam üyelik amacıyla reform çalışmalarına katkıda bulunmuştur. 2000'li yıllardan sonra hız kazanan yolculukta, Birliğin Türkiye'den istediği şartlar uyum paketleriyle bir bir yasalaşmaya başlamıştır. Toplumda da etkisi hissedilmeye başlanan reformlar, yerel yönetimleri de kapsayacak hale getirilmiştir. Çünkü uzun yıllar köklü değişimlere uğramayan yerel yönetimler, Avrupa Birliği'nin standartlarını karşılayamayacak duruma gelmiştir. Özellikle aşırı merkeziyetçilik, yerel yönetimlerin hantallaşmasına, bürokratik işlemlerin artmasına, yerel ihtiyaçların iyi tespit edilememesine, şeffaflık ve demokratiklik gibi unsurların gelişememesine neden olmuştur. Avrupa Birliği ise, ortaya koyduğu antlaşmalar ve kabul ettiği ilkelerle, yerel yönetimlerde çok daha çağdaş ve çok daha demokratik kurallar benimsemiştir. Avrupa Birliği'ne girmek için yoğun reformlar yapan Türkiye de, en önemli sınavlarından birisini yerel yönetimler alanında vermektedir. Anahtar Kelimeler: Yerel Yönetimler, Avrupa Birliği, Türkiye, Yerelleşme

Avrupa BirliğiUyumYenilik+3
Mehmet Ülker
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Sosyal medya kullanımının inovasyon, bireysel yaratıcılık ve çalışan performansına etkisi

İnternet teknolojisinin gelişmesi ve yaygınlaşması ile birlikte, sosyal medya kullanımı da gelişmektedir. Katılımcılar sosyal medya kanallarında, herhangi bir eğitime ya da teknik bilgiye ihtiyaç duymadan, farklı formatlardaki içerikleri, temel kısıtlar dışında özgürce paylaşabilmektedirler. Sosyal medyanın artan gücü, firmaların pazarlama anlayışında köklü değişikliklere gitmesine neden olmaktadır. Sosyal paylaşım siteleri, bloglar vb. sosyal medya platformları, televizyon ve radyo gibi geleneksel pazarlama kanallarının yerini almaktadır. Firmalar pazarlama kampanyalarını, sosyal medya aracılığıyla, geleneksel pazarlama kanalları ile mümkün olamayacak kadar hızlı ve etkili bir biçimde gerçekleştirebilmektedirler. Bu değişim firmalara, düşük maliyetli, kişiselleştirilmiş ve bilgi açısından zengin pazarlama kampanyaları oluşturma fırsatını sağlamaktadır. Bireyler, internet teknolojilerindeki gelişmeler sayesinde tüketicilere dönüşmekte ve kendi aralarında firmalar, ürünler, markalar hakkında bilgi paylaşımı gerçekleştirmekte ve etkileşim içinde kalmaktadırlar. Tüketicilerin sosyal medya platformlarında daha fazla zaman geçirmesi ve daha fazla paylaşımda bulunması katılımcı kültürü oluşturmaktadır. Sosyal medya kullanıcıları, içerik üretmenin yanı sıra bu içeriğin tüketimini de gerçekleştirmektedir. Sosyal medyanın sağladığı iletişim olanakları düşünüldüğünde, bireylerin ve firmaların sosyal medya alanlarına ayırdıkları zamanın artmakta olduğu gözlemlenmektedir. Bireyler için, günlük hayatlarının büyük bir kısmını ayırdıkları iş yaşamı ve iş yaşamındaki performansları çok önemlidir. Bireyler iş yaşamlarında da sosyal medyayı farklı amaçlar ile kullanmaktadırlar. Bu amaçlar bireylerin çalışmakta olduğu firmaları ve çalışma performanslarını etkilemektedir.

MedyaPerformansSosyal medya+4
Emre Akdeğirmen
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2015
00
DoctorateOpen AccessTR

Açık inovasyonun müşteri entegrasyonu ve yeni ürün tasarım sürecinde ürün farklılaşma stratejisine olan etkisi ile sürdürülebilir stratejik rekabet üstünlüğü üzerine bir araştırma

Bu tezin amacı globalleşen pazar ile değişen iş dünyasındaki işletmelerin pazardaki varlıklarını devam ettirebilmeleri için bulundukları pazarda ürün farklılaşma tabanlı bir strateji ile rakiplerine karşı sürdürülebilir bir rekabet üstünlüğünü incelemektir. Ürün farklılaşma stratejisi üzerindeki müşteri entegrasyonu ve yeni ürün tasarımının başarasından doğan yeni bir paradigma olan açık inovasyonun etkileri farklı boyutları ile analiz edilmiştir. İnceleme sırasında, pazar ve müşteri yapısındaki dinamizm doğrultusunda işletmenin yeni ürün tasarımı ve müşterinin işletmedeki süreçlere daha fazla entegre edilmesinin önemli olduğu görülmüştür. İşletmelerin, inovatif ürünler için ihtiyaç duyduğu bilgi ve çözümlere klasik inovasyona göre açık inovasyon yaklaşımı ile daha etkin bir şekilde ve daha az bir kaynak ihtiyacı ile ulaştığı görülmüştür. İşletmelerin ürün farklılaşma stratejilerinin başarılı olabilmesi için müşterinin yeni ürün tasarım sürecine dahil edilip beklenti ve taleplerinin daha net karşılandığı ve bu sürecin daha verimli sonuçlandığı görülmüştür. İşletmelerin rekabet stratejileri üzerinde etkin olan müşteri, tedarikçi işletme, ikame ürün, pazara girecek yeni işletme tehditleri, pazardaki rekabetin şiddeti gibi faktörler ile ürün farklılaşma stratejisi arasındaki ilişki açıklanmıştır. Yapılan anket çalışmalarının değerlendirilmesiyle işletmelerin ürün tasarımı, müşteri entegrasyonu ve ürün farklılaştırma stratejilerinin ortaya çıkması hedeflenmiştir. İşletmelerin rekabet üstünlükleri sürdürülebilir bir boyut kazandığı zaman anlamlı olmaktadır. Bu durum işletmenin özgün niteliklerinin diğer rakipleri tarafından kolay taklit edilemeyen üstünlüklerinin ve teknolojik gelişmeler doğrultusunda devamlı kendilerini geliştirmek için açık inovasyon ile dış kaynak bazlı bilgilerin süreçlerine entegre edilmesinin önemini ortaya çıkarmıştır. İşletmelerin hem rakiplerinden üstün ve farklı ürünlere sahip olmaları hem de pazardaki genel rekabet risklerinden korunmaları yönünde önemli bir rekabet üstünlüğü sağlayacaktır.

Açık inovasyonBilgi entegrasyonuBütünleşme+7
Güven Pado
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00

Related subjects