Agricultural policies
75 theses under this subject heading
Küresel ısınmanın Türkiye'de tarım sektörü üzerine etkisi: Bir ARDL modeli uygulaması
Atmosferdeki sera gazı yoğunluğunun artması ile yer küre ve denizlerde meydana gelen sıcaklık artışlarına küresel ısınma denilmektedir. Küresel ısınma sonucunda ortaya çıkan iklim değişikliği tarım sektörünü olumsuz etkilemektedir. Bu çalışmada, 1985-2016 zaman periyodunda küresel ısınmanın Türkiye'de tarım sektörü üzerine etkilerinin ortaya koyulması amaçlanmıştır. Bu amaçla, tarımsal GSYH, buğday üretimi, mısır üretimi, çeltik üretimi değişkenlerinin her biri ile ortalama sıcaklık, toplam yağış, toplam karbondioksit miktarı arasındaki ilişki ARDL modeli ile yıllık veri seti kullanılarak tahmin edilmiştir. Elde edilen tahmin sonuçlarına göre, tarımsal GSYH ile karbondioksit ve yağış miktarı arasında negatif bir ilişki vardır. Sıcaklık ile tarımsal GSYH arasında negatif bir ilişki bulunamamıştır. Buna karşın, iklim değişikliğinin genel etkisi negatif yöndedir. Yapılan analizlerde çeltik üretimi ile sıcaklık ve yağış değişkenleri arasında anlamlı bir ilişki bulunamazken, karbondioksit miktarının çeltik üretimi üzerinde olumsuz bir etkisi olmadığı ortaya çıkmıştır. Mısır üretimi ile iklim değişikliği ilişkisi incelendiğinde ise kısa dönemde yağış ve karbondioksit miktarının üretimi negatif yönde etkilediği tespit edilmiştir. Buna karşın uzun dönemde mısır üretimi ile iklim değişikliği arasında anlamlı bir sonuç bulunamamıştır. Buğday üretimi ile sıcaklık, yağış ve karbondioksit değişkenleri arasında ise bir eşbütünleşme ilişkisi olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Sözcükler: Küresel Isınma, İklim Değişikliği, Tarım Sektörü, ARDL.
Mesleki ve teknik Anadolu liselerinde tarım bölümünü seçen öğrencilerin beklentilerinin değerlendirilmesi üzerine bir araştırma: Bursa ili örneği
Verimi yüksek, yoğun ve başarılı bir ekonominin altyapısını oluşturan en önemli unsurlardan biri donanımlı, gelişime açık, başarılı ve yaratıcı iş gücü ile olacağı bilinmektedir. Bunun yolu da en ince ayrıntısına kadar düşünülüp planlanmış mesleki formasyondan geçmektedir. Kişiye seçeceği meslek dalıyla alakalı tarım, sanat, teknik, otomotiv, endüstri sanayisi gibi bilgi, beceri ve kabiliyeti kazandırmak, seçtiği dalda kendini geliştirmeyi planlamak, mesleki ve teknik eğitimin ana yapı taşını oluşturmaktadır. Mesleki eğitim bireylerin kişisel gelişimi, mesleki yeterlilik ve toplumda yer edinmesi için önemli bir geçiş kapısıdır. Mesleki ve teknik liselerinin kuruluş amacına yönelik olarak; ülkenin ve bulunduğu yörenin değişen şartlarına uyum sağlayabilen, problemle karşılaştığı zaman analitik düşünebilen, analiz edip doğru çözümler bulan, sorumluluk alabilecek mesleki donanıma sahip, iyi düzeyde iletişim kurabilen takım çalışmalarına uyumlu, seçmiş olduğu branşta yenilikleri takip eden, donanımlı ve vasıflı ara eleman yetiştirmektir. Bu araştırma meslek liselerinde tarım bölümünü tercih eden öğrencilerin demografik yapısını, öğrencinin sahip olduğu demografik yapının okula karşı tutumlarını ne düzeyde etkilediği, Türk eğitim sisteminde tarım meslek liselerinin bulunduğu konumu değerlendirilmesi, nitelikli eleman olarak kendilerini geliştirmeleri için imkânların sağlanma durumlarını ve öğrencilerin meslek seçimi yeterliliğinin ne düzeyde olduğunun belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu hedef doğrultusunda 113 öğrenciye anket uygulanmıştır. Anket sonucunda edindiğimiz veriler tanımlayıcı istatistik ve Ki-kare hipotez yöntemleri kullanılarak yorumlanmıştır. Tarım bölümünü seçen öğrencilerin tutumları irdelenerek ortaya çıkan durumlar sonuç bölümünde belirtilmiştir.
Tarımsal destek uygulamaları: IPARD desteklerinin Kütahya tarımına etkisi
Bu çalışmada; Türkiye ekonomisinde önemli bir yere sahip olan tarım sektörüne yönelik yapılan desteklemeler ve Avrupa Birliği destekleme programı olan IPARD, Kütahya örneğinde incelenmiştir. Tez çalışması dört bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde Türkiye tarımı ve şimdiye kadar uygulanan tarım politikaları ele alınmıştır. Bu bölümde Türkiye tarımı ekonomik yönden ele alınmış olup ekonomi açısından ne denli önemli olduğu incelenmiştir. İkinci bölümde AB'de tarım ve tarım politikaları ele alınmıştır. Bölümün devamında ise Türkiye tarımı ile AB tarımı karşılaştırılarak uyum sürecinden bahsedilmiştir. Üçüncü bölümde tezin konusu olan IPARD ve tezin uygulama alanı olan Kütahya ile ilgili bilgilere yer verilmiştir. Son bölümde IPARD'ın Kütahya'daki uygulaması; büyükbaş süt üretimi ve et tavukçuluğu üretimi ile tıbbi ve aromatik bitki yetiştiriciliğine yönelik destekleri ve tarımsal eğitime sağladığı katkılar boyutunda incelenmiştir. Çalışmada bir taraftan; AB fonları ile Türkiye tarımının sorunlarının çözülmeye çalışılması anlatılırken, diğer yandan bu tür programların şimdiye kadar Türkiye'de uygulanmaması eleştirel bir bakış açısıyla ele alınmıştır. IPARD'ın Kütahya ili tarımına katkıları incelenmiş olup, ulaşılan olumlu yansımalar sonucunda benzer desteklerin yaygınlaştırılarak sürdürülmesi gerekliliği vurgulanmıştır. Anahtar Kelimeler: Avrupa Birliği, Tarım, IPARD, Kütahya.
Türkiye`de tarım politikaları (1928-1938)
ÖZET Bu çalışma resmi belgelerin kullanılması yoluyla, 1928-1938 dönemi tarım politikalarını incelemekte ve bu politikaların ortaya çıkış ve uygulanış biçimlerim ortaya koymayı amaçlamaktadır. Çalışmanın sınırlarını tarımsal alt yapımn geliştirilmesi ve dönemin belli başlı tarım ürünlerine yönelik politikalar oluşturmaktadır. 1928 yılı Ziraat Vekaleti'nin yeniden kurulduğu yıldır. Vekaletin yeniden kurulmasıyla birlikte tarımsal eğitim de yeniden organize edilmiş ve tarımsal bilginin üretilmesinin ve aktarılmasının kanalları yaratılmıştır. Yirmili yıllarda başlatılan makineleşme çabalan, bu dönemde önemli bir dönüşüme uğramıştır. Dünya bunalımının sonucunda traktör kullanımının maliyetli hale gelmesi, geleneksel üretim tekniklerinin geliştirilmesini gündeme getirmiştir. Bu amaçla üretimde pulluk ve at kullanımının yaygınlaştırılmasına çalışılmıştır. Sulama ile ilgili çabalar ise bütçe olanaklarının kısıtlı oluşu nedeniyle yeterince uygulanamamıştır Tarımsal kredi sorununun çözümü, kredi kooperatiflerinin geliştirilmesi ve Ziraat Bankası'mn kredi olanaklarının artırılması biçiminde olmuştur. Ziraat Bankası kredilerinin küçük üreticilere yönlendirilmesi, kredi politikasındaki en önemli dönüşümdür. Kooperatifçiliğin geliştirilmesinin bir başka yönünü ise satış kooperatifleri ile ilgili düzenleme oluşturmaktadır. Bu dönem toprak reformu ile ilgili çabaların başlatıldığı dönemdir. Topraksız ve az topraklı köylülerin varlığı, toprak dağıtımı ile ilgili düzenlemeleri zorunlu kılmaktadır. Sorunun çözümü, geniş çaplı bir toprak reformunun yapılmasında görülmektedir. Bu alandaki çabalar sonuçlarını dönem içerisinde vermemişse de, yapılan anayasa değişikliği ile büyük mülklerin kamulaştırılması kolaylaştırılmıştır. Tarımsal ürünlere yönelik politikalar ise ürünlere göre değişiklik göstermektedir. Bu alandaki temel amaç üretimin artırılması ve kalitenin yükseltilmesidir. Bu dönemde buğdayda ortaya çıkan fiyat düşüşlerini önlemek için devlet müdahalesi gündeme gelmiştir. Tütün ve afyon ürünlerinin dış satımında ise devlet tekeli söz konusudur.
Adana ilinin tarımsal üretimi ve tarıma yönelik teşvik uygulamaları
Tarımsal faaliyetler insanlığın ilk iktisadi faaliyetleridir. Tarım sektörü ekonomik, sosyal, politik ve teknik yönleriyle diğer sektörlerden farklı olan ve vazgeçilmez öneme sahip bir sektördür. Tarım sektörü insanların en temel ihtiyacı olan beslenme ihtiyacını doğrudan karşılayan bir sektör olması ve çağımızda her toplum için zorunlu bir amaç haline gelmiş mevcut ekonomik kalkınmayı sürükleyecek kaynakları sağlaması bakımından yüzyıllardır önemini korumaktadır.İçinde bulunduğumuz yüzyılda gıda maddelerinin stratejik konumda olması ve artan dünya nüfusunun beslenme gereksiniminin karşılanması konusunda güçlükler yaşanması, tarımsal ürünlerin önemini bir kat daha artırmıştır. Bu bağlamda tarımsal üretim miktarı ve ürün çeşitliliği için, ilin sahip olduğu toprakların niteliklerinin belirlenerek arazi planlamasının yapılması bir zorunluluk olarak ortaya çıkmaktadır. Tarım sektörünün sahip olduğu bu önem ve tarımsal üretimin doğa koşullarına bağlı olması nedeniyle üretimde risk ve belirsizliklerin fazla olması v.b. gibi nedenlerden ötürü tarım sektörü hemen hemen bütün ülkelerde desteklenmiş ve desteklenmesine devam edilmektedir.Bu amaçla Adana ili'nin tarımsal üretimi ve tarıma yönelik teşvik uygulamaları çalışmamızın konusu olarak seçilmiş ve il tarımsal yapısının üretim alanlarında karşılaştığı problemlerin temel nedenlerinin tespit edilmesine ve uygun yatırım alanlarının belirlenmesine çalışılmıştırAnahtar Kelimeler: Adana, Tarımsal Kalkınma, AB Ortak Tarım Politikası, Tarımsal Üretim, Tarımsal Teşvikler
1923-1960 yılları arası hükümet ve siyasal parti programlarında tarım
Osmanlı Devleti'nin tarıma dayalı ekonomisi; özellikle Osmanlı-Rus savaşından sonra yaşanan büyük göç dalgası ve Balkan, I. Dünya Savaşları ve Milli Mücadele süreciyle istikrarsız ve sürdürülemez bir üretimsiz döneme girmiştir. Savaşın getirdiği zorlu şartlar ve göç, Anadolu topraklarında hem işgücünü azalmasına hem de üretimin düşmesine sebep olmuştur. Bu sebeple Cumhuriyet'in kuruluş döneminde Atatürk, kırsal kalkınmaya öncelik vermiş, Anadolu'nun köylülerin üretici hale dönüşmesi ve modern tarım teknikleriyle tanışarak güçlendirilmesiyle kalkınmasını planlamıştır. Bu sebeple bu dönem tarımsal ve tarıma dayalı sanayi planlarını uygulama konulduğu bir dönem olarak görülmektedir. İsmet İnönü' dönemi ise II. Dünya Savaşı'nın getirdiği olumsuz ekonomik koşulların kendini hissettirdiği bir dönem olmuştur. Uzun yıllar boyunca savaşa girme ihtimaline karşı desteklenen ordu mühimmat ve asker giderleri ağır vergilerin uygulanmasına sebep olmuş, Varlık Vergisi ve Milli Korunma Kanunu gibi vergilerin getirilmesi toplumda özellikle üretici köylü kesimde sıkıntılara sebep olmuştur. İnönü dönemi bu sebeple her ne kadar kuruluş dönemi alınan kalkınma modelinin uygulanmasını siyasal parti programlarında belirtmiş ise de uygulamada ağır vergiler üreticilerin daha fakirleşmesine tarımda verimin düşmesine sebep olmuştur. Adnan Menderes dönemi ise dış politikanın getirdiği sükûnetin ülkenin tarım politikasına da yansıdığı bir dönem olmuştur. Menderes döneminde vergilerde hafifletme ve tarım politikasında modern tekniklere geçiş ve makineleşme sürecinin başlatıldığı görülmektedir. Çiftçinin desteklendiği ve sulama politikalarının güçlendirildiği bu dönemde köylü çiftçiye destek politikasının siyasal parti politikalarında da yer bulduğu görülmüştür. Bu çalışma da Türkiye Cumhuriyeti'nin bu üç önemli döneminin hükümet ve siyasal parti programlarında tarım politikası incelenmiştir. Birinci bölümde yeni devletin kırsal kalkınma politikasının temelleri incelenirken ikinci bölümde dış ve iç siyasal koşuların getirdiği zorlukların tarım politikasına etkisi incelenmiştir. Adnan Menderes döneminde ise tarımda makineleşme ve sulama ağırlıklı politikanın hükümet ve siyasal parti programlarında işlenişi ele alınmıştır. Anahtar Kelimeler: Osmanlı Devleti, Balkan, I. Dünya Savaşları, Milli Mücadele, Atatürk, İsmet İnönü, II. Dünya Savaşı, Adnan Menderes.
Tarımsal korumacılık, korumacılığın ölçümü ve türkiye
Bu çalışmada tarımsal korumacılığın kavramsal çerçevesi, ölçüm sorunu ve başlıca ülkelerde destek bileşimlerine bağlı olarak tarımsal korumacılığın zaman içerisindeki değişimi incelenmiştir. Tarımsal korumacılığın ölçümü bölümünde, dünyada bu amaçla en fazla kullanılan yöntem olan OECD yaklaşımı esas alınmış ve yönteme ilişkin eleştiriler tartışılmıştır. Başlıca ülkelerin korumacılık düzeyinin belirlenmesi için dünya tarım ürünleri piyasalarında etkili olan ve/veya korumacılık açısından önem arz eden 11 ülke belirlenmiştir. Ülkeler Nominal Yardım Katsayılarına göre düşük, orta ve yüksek düzeyde koruma sağlayan ülkeler olmak üzere üç gruba ayrılmıştır. Ayrıca ülkelerin farklı uygulamaları ve özgün koşulları dikkate alınarak kendi içerisinde de incelenmişlerdir. Ülkelerin korumacılık düzeylerinin değişiminde başlıca göstergeler olarak Yüzde Üretici Destek Tahmini, Nominal Yardım Katsayısı ve Nominal Koruma Katsayısı değerleri kullanılmıştır.Nominal Yardım Katsayıları düşük düzey koruma sağlayan ülkeler grubunda 1,04 ile 1,11 (Avustralya, Brezilya, Çin), orta düzeyde 1,16 ile 1,43 (Amerika Birleşik Devletleri, Avrupa Birliği, Kanada, Rusya, Türkiye) ve yüksek düzeyde 2,12 ile 2,76 (Güney Kore, İsviçre, Japonya) arasında değişmiştir. Üretimden bağımsız desteklerin destek bileşimleri içerisindeki oranı genel olarak artsa da, fiyat çarpıklıklarına yol açarak ticareti bozan pazar fiyatı desteğinin oranı hala yüksektir. Ayrıca neredeyse bütün ülkelerin politikalarında çevre konusunun öneminin arttığı görülmüştür. Nominal Koruma Katsayısına göre ülkelerin temel gıda hammaddesi durumunda olan ürünleri daha fazla koruduğu söylenebilir. Bu durumda, ülkelerin en azından bu ürünlerde kendine yeterli olma ve dünya piyasalarına olan bağımlılığı azaltma kaygıları etkili olmaktadır. Bu yüzden tarımın serbest ticaret görüşmelerinde en sorunlu alan olma özelliğini daha uzun yıllar koruyacağı söylenebilir.
1980 yılından sonra Türkiye'de uygulanan tarımsal destekleme politikaları ve ekonomik etkileri
Tarım sektörü içerisinde birçok unsuru barındıran bir mozaiktir. Sektör; başta canlıların beslenme ihtiyaçlarını karşılama olmak üzere, belirli bir nüfusa istihdam sağlama, farklı sektörlere hammadde tedarik etme, bütçe ve dış ticaret gibi alanları etkileme gibi birçok faktörü içerisinde barındırmaktadır. Bu unsurlarla aslında diğer sanayi ve hizmet sektörlerinde, sosyal, ekonomi ve hatta siyasal alanlarda önemini ve ağırlığını bir kez daha ortaya koymaktadır. Tarımın önemini artıran bu sebepler tarım sektörünün geliştirilmesini ve bu doğrultuda desteklenmesini gerekli kılmıştır. Tarım sektöründe uygulanan ve uygulanmak istenen politikaları yakın tarih açısından düşünürsek Cumhuriyet'le birlikte daha fazla gündeme gelmiş ve önem kazanmıştır. Ülkenin içinde bulunduğu ekonomik durum da göz önünde tutulup, daha dışa kapalı bir ekonomi modeli çizilmesine rağmen tarım ile ilgili uygulanan politikalar ve politikaların başarı durumu o yıllarda GSYH, istihdam ve dış ticaret verilerinde kendini göstermektedir. 1980'li yıllardan itibaren ise tarım ve diğer sektörler adına daha serbest, korumacı politikaların azaltıldığı ve neoliberal politikaların gündemimizde daha fazla yer kapladığı bir süreç başlamıştır. Türkiye'de her daim önemini koruyan, ancak zaman zaman bunun bilincinde olunmayıp istemeden de olsa yanlış politika kararları alınan, ya da iyi sonuçlar almak isterken hüsranla karşılaşılan bir sektör konumundadır aslında tarım. 1980'li yıllardan itibaren ülkemizde birçok alanda etkisini hissettiren değişimler serbestleşmenin büyük pay sahibi olduğunu göstermektedir. Fakat bu özgürleşmenin etkileri farklı alanlarda kendini farklı şekillerde göstermiştir. Tarım sektöründe 1980 öncesi görülen sert ve müdahaleci anlayış ile, daha sonra uygulanan daha özgür ve yumuşak politika anlayışının çok farklı sonuçları olmuştur. Müdahaleci olmayan anlayış ile birçok kısıtlama ortadan kaldırılmış fakat ithalat hacmi yükselmiş ve dış ticaret verilerinde tablo kötü bir yere doğru gitmiştir. 1980'li yıllar ve sonrası ülkemizde uluslararası kuruluşların da etkisini ciddi derecede hissettiğimiz ve belki de en çok tarım sektörünün etkilendiği bir dönemin kapısını açmıştır. 2000'li yıllar ve sonrasında günümüze kadar olan süreçte ise tarım politikaları ve bu yönde uygulanan desteklemeler daha planlı ve programlı yapılmaya çalışılmış ve daha iyi bir noktaya gelinmiştir. Fakat birçok gelişmekte olan ülkede olduğu gibi Türkiye'nin de tarım alanında kendine özgü problemleri bulunmaktadır. Bu çalışma Türkiye'de tarım sektörünü üç başlık altında incelemiştir. Çalışmanın birinci bölümünde Türkiye'de tarım sektörünün GSYH, istihdam ve dış ticaret verilerinde nerede olduğu, hangi yüzdelik dilimlere sahip olduğu tablolar yardımıyla aktarılmaya çalışılmış ve tarımsal desteklemelerin tarihçesi, amaçları ve temel araçlarına değinilmiştir. İkinci bölümde ise özellikle 1980'li yıllardan itibaren tüm dünyada ve ülkemizde tarım, ekonomi ve dış ticaret alanlarında vermiş oldukları kararlar ile gündeme gelen IMF, Dünya Bankası, DTÖ ve AB gibi kurum ve kuruluşların ülkemizi nasıl ve ne yönde etkiledikleri ele alınmıştır. Üçüncü bölümde ise Türkiye'de uygulanan tarımsal destekleme politikaları adeta bir kronolojik sıraya göre günümüze kadar aktarılmaya çalışılmış, bu politikalar ve ekonomik etkileri çeşitli tablo ve grafiklerle desteklenmiştir. Anahtar Kelimeler: Tarım Sektörünün Özellikleri, Tarım Politikaları, Tarımsal Destekler, Devlet Müdahaleleri, Tarımsal Destekleme Politikalarının Ekonomik Etkileri
Türkiye'de tarım destekleme politikaları ve etkinliğinin arttırılmasına yönelik değerlendirme
Tarım, beslenme ihtiyacını karşılamanın yanı sıra ekonomiye olan katkısı ve tarım dışı sektörlere sağladığı hammadde bakımından oldukça stratejik bir sektördür. Bir diğer ifadeyle tarım sektörü, ülke ekonomilerinde kalkınmanın finansmanı açısından önemli bir yere sahiptir. Bu çalışmanın amacı, tarım sektörünün önemi göz önünde bulundurularak Türkiye'de uygulanan tarım destekleme politikalarını değerlendirmeyi ve etkililiğini ampirik olarak test etmeyi amaçlamaktadır. Çalışmada Türkiye'de 1991-2019 dönemini kapsayan 29 yıllık veri seti ile tarımsal desteklerin tarımsal çıktı üzerindeki etkisi ARDL sınır testi ve Toda-Yamamoto nedensellik yöntemleriyle araştırılmıştır. Analiz neticesinde gerek kısa gerekse de uzun dönemde tarımsal destekleme politikaları tarımsal çıktı üzerinde istatistiksel olarak anlamlı bir etkiye sahip değildir. Bununla birlikte kişi başı GSYİH'deki artışın tarımsal çıktıyı azalttığı bulgusu hem kısa hem uzun dönemde istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur. Elde edilen bu sonuçların sağlamlığını test etmek amacıyla yürütülen FMOLS ve DOLS tahmincileriyle de benzer sonuçlar elde edilmiştir. Son olarak ilgili değişkenler arasındaki nedensel ilişkileri araştırmak için kullanılan Toda-Yamamoto tahmin sonuçları, yalnızca kişi başı GSYİH'dan tarımsal çıktıya doğru tek yönlü bir nedensellik ilişkisine işaret etmektedir. Elde edilen bulgular göz önünde bulundurulduğunda ilgili dönemde tarım sektörüne verilen tarımsal destekleme politikaların etkili olmadığı, politika yapıcıların verimliliği ve çıktıyı arttıracak sade ve etkili tarımsal destekleme politikaları yürütmesi gerekmektedir.
İsrail, Hollanda ve Çin tarım modelleri ışığında Güneydoğu Anadolu Projesi bölgesinde tarımsal gelişme
Bu çalışmanın amacı, dünyanın önemli tarım üreticilerinden olan Hollanda, İsrail ve Çin'de uygulanan tarım politikalarının analiz edilerek, GAP Bölgesinde tarımsal başarının arttırılmasına katkı sunmaktır. GAP Bölgesinde her alanda değişim, dönüşüm ve atılımın başlatılarak, uzun vadede azim ve kararlıkla, ekonomik istikrar ve güven, sürdürülebilir kalkınma, Ar-Ge ve eğitim hamlesiyle nitelikli beşerî sermayenin, milli teknoloji hamlesiyle teknoloji ve yenilik kabiliyetinin artırılması gerekmektedir. Tarımsal üretimde dijital dönüşümün önceliklendirilmesi, tarımda suyun verimli kullanılmasına yönelik su tasarrufu sağlayan yağmurlama ve damla sulama gibi modern sulama sistemleri yaygınlaştırılmalıdır. Çevresel, sosyal ve ekonomik olarak sürdürülebilir, arz talep dengesini gözeten, üretim yapısıyla uluslararası rekabet gücünü artırmış, ileri teknolojiye dayalı, altyapı sorunlarını çözmüş, örgütlülüğü (kooperatifçilik, birlik) ve verimliliği yüksek, etkin bir tarım sektörü oluşturulmalıdır. Dijitalleşme, yapay zekâ ve veriye dayalı iş modelleri ile tarımsal bilgi sistemleri geliştirilerek, başta yüksek katma değerli tıbbi ve aromatik bitkiler ve tohum olmak üzere, ürün güvenilirliği, bitki çeşitliliği ve üretimini artırmak amacıyla, iyi tarım uygulamaları, organik tarım, sözleşmeli üretim, kümelenme, araştırma, pazarlama, satış (mezat, online satış) ve markalaşma faaliyetlerinin topyekûn desteklenmesi önem arz etmektedir. Çiftçiye bedelsiz arazi imkânı, ürün satış garantisi, ithalat koruması, sigortacılık hizmetleri, finansa erişimin kolaylaştırılması, kredi kullandırma prosedürlerin azaltılması, faizlerin tamamen kaldırılması, eğitimli iş gücü ve sosyal olanaklar, aktif örgütleme ve planlı üretim ve denetim ile GAP Bölgesi gıda lojistik üssü olacak ve Türkiye hem sanayi alanında hem de tarımsal alanda dünyadaki en iyi ekonomiler arasına girebilecek potansiyele sahip bir ülke olarak öne çıkacaktır.
Türk tarımında kamu yapılanması ve kamu hizmetlerinin değerlendirilmesi
Bu çalışma Türk tarımındaki kamu yapılanması ve bu yapı aracılığıyla sunulan hizmetlerin değerlendirilmesi amacıyla yapılmıştır. Başta Tarım ve Orman Bakanlığı olmak üzere bakanlığa bağlı ve ilgili kuruluşlar ile tarıma hizmet veren diğer kuruluşlar yasal ve kurumsal açıdan incelenip bu yapılar aracılığıyla sunulan hizmetler ve uygulanan politikalar ilgili kurumların performans raporları da dikkate alınarak tartışılmıştır. Ayrıca buğday, pamuk, mısır, et, süt gibi temel ürünlerde OECD verileri ışığında politik göstergeler de ele alınarak uygulamada karşılaşılan sorunlar literatüre dayalı olarak tartışılıp çözüm olanakları geliştirilmeye çalışılmıştır. Son 10 yıllık çalışmalarda amaç tarımın kalkınması ve rekabet gücünün arttırılması, üreticilerin gelir düzeyinin iyileştirilmesi, doğal kaynakların sürdürülebilir varlığının korunması ve kullanımı yönündedir. Çalışma sonucunda tarımda bugüne kadarki kamu yapılanması ve bu yapı aracılığıyla sunulan hizmet ve politikalarda devamlılık, tutarlılık ve eşgüdüm anlamında önemli sorunların yaşandığı görülmüştür. Türkiye'de tarımın işleyişine yönelik uygulanan politikalarla yasal ve kurumsal yapılarda ihtiyaçlar ve çoğu zaman da politik tercihler doğrultusunda gerçekleştirilen yapısal değişikliklerden kaynaklı bu sorunlar bugün tam anlamıyla çözülebilmiş değildir.
Türkiye ve AB ülkelerinde tarımsal destek politikalarının karşılaştırmalı analizi
Tarım yüzyıllardan bu yana insanoğlunun yaşamını devam ettirmesi için stratejik bir sektördür. Bütün dünya ülkelerinde tarım sektörü sahip olduğu özelliklerden dolayı çeşitli şekillerde desteklenmekte, ülke kaynaklarının önemli bir kısmı tarımsal destekleme politikalarıyla bu alana aktarılmaktadır. Kamusal müdahale temelinde yapılan tarımsal destekleme politikaları; kamu kesimi tarafından tarım ürünlerinin fiyatlarına doğrudan ya da dolaylı olarak yapılabilecek çeşitli müdahaleleri içermektedir. Bu müdahaleler, düzenleme şeklinde yapılabileceği gibi, fiyat oluşumuna doğrudan ya da dolaylı olarak etki eden diğer mekanizmalarla da olabilmektedir. Destekleme politikaları tüm dünyada liberalleşme trendine rağmen etkinliğini sürdürmekte, özellikle gelişmiş birçok ülkede tarım halen en çok kollanan sektör olarak varlığına devam etmektedir. Uygulanan politikalar kamu bütçesi, üretici ve tüketici refahı, kaynak kullanım seçeneklerini değiştirmekte, üretim, istihdam, dış ticaret, gelir dağılımı gibi makro politikaları etkilemekte ve ulusal gelir ve refah üzerinde seçilen politikalar doğrultusunda belirleyici etkiler oluşturmaktadır. Avrupa Birliği?nde tarım sektörünün desteklenmesi ve yönlendirilmesi Ortak Tarım Politikası (OTP) kapsamında yürütülmektedir. OTP, AB?nin ilk ortak politikası olup birlik bütçesinin de yaklaşık yarısı bu amaçla kullanılmaktadır. Avrupa Birliği?nin tarımsal politikasının temel amacı; topluluğa üye ülkelerin tarımsal üretimini artırmak, üreticilere daha iyi bir yaşam sağlamak, çevre dostu tarım uygulamalarını teşvik etmek, bitki ve hayvan sağlığı standartlarının yaygınlaştırılması, kırsal bölgeler arasında işbirliği ve kırsal gelişmeyle ilgili deneyim ve bilgi alışverişini sağlamak ve arzın devamlılığını sağlamak için tarım piyasalarını istikrara kavuşturmaktır. Türkiye?nin AB uyum çalışmalarında en kapsamlı alanı tarım sektörü oluşturmakta, AB tarım politikalarına entegrasyonun sağlanması birliğe tam üye olabilmek en önemli koşul olarak Türkiye?nin karşısına çıkmaktadır. Bu çalışmada, Türkiye?de ve AB?de uygulanan destekleme politikaları, yaşanılan önemli siyasi ve sosyal olaylara göre tarihsel dönemlere ayrılarak değerlendirilmiş, yapılan desteklerin hangi amaçla verildiği ve belirlenen amaçlara ulaşılıp ulaşılmadığı araştırılmıştır. Avrupa Birliği?nde uygulanan desteklerle, Türkiye?de uygulanan desteklerin karşılaştırılması sonucu Türkiye için başlıca kısıtlar ve farklılıklar ortaya konulmuş, uyuma yönelik yapılması gereken başlıca önlemler belirlenmiş ve reform önerileri tartışılmıştır.
Türkiye'de uygulanan zeytinyağı politikaları
Türkiye, zeytin ve zeytinyağı sektöründe dünya sıralamasında ilk beşin içinde yer almaktadır. Bu nedenle zeytinyağı sektörü, Türkiye için büyük bir önem taşımaktadır. Buna karşın ülkemiz bu sektöre ilişkin dengeli ve sürdürülebilir bir politika geliştirememenin sıkıntısını yaşamaktadır.Yapılan çalışmada öncelikle dünyada ve Avrupa Birliği (AB)'nde zeytinyağı sektörü genel çerçevede değerlendirilmiş, özellikle AB'de konuya ilişkin uygulamalar ile Zeytinyağı Piyasa Düzeni ve yapılan reformlar üzerinde durulmuştur. Daha sonra çalışmanın ana amacı doğrultusunda Türkiye'de zeytincilik genel hatlarıyla anlatılmış, zeytinyağı sektöründe var olan yasal düzenleme ve politikalar incelenmiştir. Böylece, Türkiye'nin bu alandaki mevcut durumunun ortaya konulması ve özellikle üretici gözüyle durumun değerlendirilmesi amaçlanmıştır.Bu tez çalışmasının temel amacına uygun olarak Balıkesir, İzmir, Manisa, Aydın ve Muğla illerinde üreticilerle anket çalışması yapılmıştır. Varılan sonuçlar doğrultusunda, durumun genel değerlendirilmesi yapılmış ve zeytinyağı sektörüne ilişkin önerilerde bulunulmuştur.
Kanonik korelasyon analizi ile tarım ve ekonomi ilişkisinin değerlendirilmesi
Tarım gerek gıda ihtiyacının karşılanmasında kullanılması gerek sanayiye ham madde sağlamasından ötürü ülke ekonomilerinin temelini oluşturur. Ülkelerin ekonomik gelişiminde büyük rolü olan tarım aynı zamanda ekonomi ile sürekli ilişkili içinde olmuştur. Bu çalışmada tarım ve ekonomi arasındaki ilişkinin incelenmesi ve değişken setleri arasında korelasyona en çok katkıda bulunan değişkenlerin bulunması amaçlanmıştır. Bu doğrultuda, Türkiye'ye ait 2014-2019 yılları aralığındaki tarım ve ekonomi arasındaki ilişki Kanonik Korelasyon Analizi ile incelenmiştir. Ekonomi seti için gayri safi yurt içi hasıla, toplam girişim sayısı, Gini katsayısı ve toplam ihracat; tarım seti için bitkisel üretim değeri, hayvansal üretim değeri, tahıllar ve bitkisel ürünlerin üretim miktarı, hayvansal ürünlerin üretim miktarı ve toplam işlenen tarım alanı değişkenlerinden oluşmaktadır. Setlerde yer alan değişkenlerin korelasyonları ayrı ayrı incelendiğinde en yüksek korelasyon ihracat ile hayvansal ürünlerin üretim miktarı değişkenleri arasında tespit edilmiştir. Oluşturulan iki değişken setinde birinci setin kendi içinde, ikinci setin kendi içinde varyans açıklama oranı iki grubun ayrı ayrı açıklama oranından daha yüksek bulunmuştur.
Tarımda bitkisel üretim değerinin belirleyicileri üzerine bir model çalışması: Türkiye örneği
Son yıllarda yaşanan COVID 19 küresel salgını ve ardından yaşanan Rusya-Ukrayna arasındaki yüksek gerilim nedeniyle oluşan gıda tedarik zincirindeki kırılma gıda güvenliği konusunu yeniden gündeme getirerek tarım sektörü üzerine yapılan birçok tartışmaları da beraberinde getirmiştir. Özellikle son günlerde Türkiye'de gıda fiyatlarında yaşanan hızlı artış enflasyonu tetikleyerek yüksek rakamlara çıkmasına neden olmuştur. Bu bağlamda çalışmada amacı tarımda bitkisel üretim değeri üzerine etkisini Türkiye'de 81 adet Düzey 3 bölgesi (iller) kapsamında ele alınmıştır. Çalışmada, temel mekansal ekonometrik modeller olan mekansal gecikme modeli ve mekansal hata modelleri kullanılmıştır. Tarım sektörüne ait yapılan birçok çalışmada geleneksel ekonometrik yöntemler esas alınmıştır. Oysaki tarım sektörü yapısal olarak mekânsal ilişkinin yoğun olarak gözlemlendiği bir sektör olarak bilinmektedir. Bu bağlamda çalışmada tarımsal üretim değeri üzerindeki saptanan etkisinin olası mekansal bağımlılığın ihmalinden kaynaklanıp kaynaklanmadığını kontrol etmek için mekansal ekonometrik modeller uygulanmıştır. Literatür gözden geçirildiğinde kullanılan yöntemin çalışmayı özgün kılan nokta olduğunu söylemek mümkündür. Araştırmada elde edilen bulgulara göre 2015 yılı için tarımsal sulamada kullanılan enerji tüketimi, toplam ihracat oranı, tüketici fiyat endeksi, sıcaklık değişkenlerinin bitkisel üretim değerini pozitif yönde etkilediği görülmektedir. Bir başka ifade ile bölgeler arasında mekânsal ilişkinin varlığı söz konusudur. 2020 yılı içinde aynı yönlü ilişkinin söz konusu olduğu görülmektedir. İki yıl karşılaştırıldığında 2015 yılında bitkisel üretim değerini en fazla etkileyen değişken tarımsal sulamada kullanılan enerji miktarı olduğu, 2020 yılında ise sıcaklık ve toplam ihracat değerinin ilk sırada; tarımsal sulamada kullanılan enerji tüketiminin ise ikinci sırada etkileyen unsur olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Düzey 3 bölgeleri, Mekansal gecikme modeli, Mekansal hata modeli, Tarım sektörü
Küresel gıda krizi nedenleri etkileri ve uygulanan politikaların etkinliği
2006 yılından itibaren hızla artmaya başlayan gıda fiyatları 2008 yılının haziran ayında son 30 yılın en yüksek seviyesine ulaşmıştır. Bu durum özellikle yoksul ülkeleri olumsuz olarak etkilemiş ve gıda güvenliği olarak adlandırılan tehlikeye atmıştır. 1,5 yıl içerisinde 100 milyondan fazla insan açlıkla karşı karşıya kalmıştır. Bu durum pek çok insanı etkilediği için gıda krizi veya gıda fiyat krizi olarak adlandırılmıştır.Gıda krizinin pek çok sebebi vardır. Artan dünya nüfusu, yüksek petrol fiyatları, değişen tüketim kalıpları, tarım sektöründeki altyapı sorunları, spekülatif yatırımlar bu sebeplerin bazılarıdır. Sebeplerin etkileri üzerinde bilim adamları arasında tam bir uzlaşma sağlanamamış olsa da, dünyada özellikle yoksul ülkeleri etkileyen bir gıda krizinin olduğunu herkes kabul etmektedir. Bu sebeplerin dışında gıda krizinin en büyük sebebi satın alım gücünün olmaması başka bir ifade ile yoksulluktur.Gıda krizi özellikle gelişmekte olan ve az gelişmiş ülkeleri etkilemiştir. Özellikle bu ülkelerde yaşayan yoksul insanlar daha fazla desteğe ve yardıma ihtiyaç duymuşlardır. Gıda krizi sebebiyle artan kamu harcamaları bütçe açıklarına sebep olmuş ve bu ülkeler de bütçe açıklarından kurtulabilmek için uluslararası desteğe ihtiyaç duyar hale gelmişlerdir.Birleşmiş Milletler, Dünya Bankası, Uluslararası Para Fonu, FAO yoksul ülkelere yardım eden başlıca uluslararası kuruluşlardandır. Dünya Bankası ve Uluslararası Para Fonu gıda krizinin etkilerini azaltmak için milyarlarca dolarlık fon yaratmış olmalarına rağmen politika ve önlemlerinin gıda krizine yol açtığı yönündeki eleştirilerle de karşı karşıya kalmışlardır.Bir ülke Dünya Bankası ve Uluslararası Para Fonu'nun yardımına ihtiyaç duyarsa onların kurallarına göre uymak zorundadır. Bu kurallara göre devletin ekonomideki payı azaltılmalı, özelleştirme özendirilmeli, gıda yardımları ve tarım teşvikleri azaltılmalı, ithalatın önündeki engeller kaldırılmalıdır. Bu gibi koruyucu tedbirlerin kaldırılması, ülkedeki işsizliği ve yoksulluğu ciddi şekilde arttırmıştır. Üretilen tarım ürünleri miktarı ve gıda alımını sağlayan gelir düzeyinde önemli azalmalar meydana getirmiş ve gıda krizi özellikle yoksul ülkelerde yıkıcı etkiler yaratmıştır.Anahtar Sözcükler1.Gıda Krizi2.Gıda Güvenliği3.Açlık4.Uluslararası Para Fonu5.Dünya Bankası
Türkiye'de tarım sektörüne yönelik özelleştirme uygulamalarının incelenmesi ve değerlendirilmesi
Bu çalışma, Türkiye'de tarım sektörüne yönelik özelleştirme uygulamalarının incelenmesi ve değerlendirilmesi üzerinde durmaktadır. Çalışmada, tarım sektörüne yönelik özelleştirmeler iktisadi etkinlik, üretim, istihdam, kamu yararı, özelleştirme yöntemleri vd. yönleri ile ele alınıp, tarıma yönelik özelleştirmelerin başarı derecesi ortaya konulmaktadır. Çalışmada, tarıma yönelik özelleştirmelerin, tarım sektörü üzerinde beklenildiği gibi olumlu sonuçlar doğurmadığı sonucuna varılmaktadır.Çalışma, temel olarak üç bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde kamu iktisadi teşebbüsleri, özelleştirme ve tarım sektörü ile ilgili genel bilgilere yer verilmiştir. Bu bölümde KİT'ler ve özelleştirmenin kavramsal boyutu, tarihçesi, yasal çerçevesi ele alınırken; tarımın tanımı, fonksiyonları, tarihsel gelişimi, küreselleşme ve AB ortak tarım politikalarına yer verilmiştir.İkinci bölümde, tarıma yönelik özelleştirme uygulamalarına yer verilmiştir. Bu bölümde, Türkiye'de tarımsal KİT'lerin özelleştirilmesinde süreçlere yer verilmiş; tarımda, başta küreselleşme olmak üzere, özelleştirmede etkili olan unsurlar ele alınmış; Türkiye'de özelleştirilen tarımsal kuruluşlar ayrı ayrı incelenmiştir.Üçüncü bölümde tarıma yönelik özelleştirme uygulamaları, iktisadi etkinlik, üretim, istihdam, kamu yararı ve özelleştirme yöntemleri vd. boyutları ile değerlendirilmiştir. Çalışma sonunda, tarımsal kuruluşların özelleştirilmesinin başta tarım sektörü olmak üzere, ülke ekonomisine önemli ölçüde katkı sağlamadığı, tarımsal kazançların cazibesini yitirdiği, tarım sektörünün birkaç ulusal veya uluslararası firma tarafından yönlendirildiği, devletin bu alanda üretim ve denetiminin zayıfladığı, özelleştirmelerin tarımda üretim, istihdam gibi temel göstergeleri olumsuz etkilediği sonuçlarına varılmıştır.Anahtar Sözcükler;1.Tarım sektörü2.Özelleştirme3.Tarımsal destekleme4.Küreselleşme5.Kamu iktisadi teşebbüsleri
Demokrat Parti tarım politikaları (1950–1960)
Tarım, ekonominin ve Üretimin temelini oluşturur. Bunun sebebi tarımın bir ülkenin geçim kaynakları arasında birinci sırada yer almasıdır. Geçmişteki ve günümüzdeki güçlü devletler tarıma özel bir önem göstermişlerdir. Tarımda dünyadaki en ileri teknikler kullanılsa bile, tarım doğa koşullarına büyük ölçüde bağlılık gösterir. Bu sebepten dolayı Türkiye; Tarım için avantajlı bir ülkedir. Sahip olduğu yüzey şekilleri, iklim, toprak ve bitki örtüsü ile çeşitliliğe sahiptir. Bu fiziki koşulların birbiri ile bağlantılı bir biçimde çalışması sonucu tarımsal ürünlerin büyük bir kısmı, yüksek kalitede üretilmektedir. Türkiye'nin tarımsal geleceği için, tarıma ilişkin tüm konular üzerinde hassasiyetle duran, engelleri kaldıran bir politika ortaya koymak hayati önem taşımaktadır. Bu politikanın getirdiği uygulamalar, tarımda verimlilik ve gelir artışı sağlayarak Türkiye'yi bol, kaliteli, ucuz ve dünya ile rekabet edebilen ürünler yetiştiren bir tarım ülkesi haline getirecektir. Türkiye'de Demokrat Parti'nin 1950-1960 yılları arasındaki tarım politikaları, tarımla ilgili icraatları önemli gelişmeleri beraberinde getirmiştir. Üretim alanındaki ıslah çalışmaları, tarımda makineleşme gibi gelişmeler, bu dönemin genel özelliklerindendir. Anahtar Kelimeler: Demokrat Parti, Tarım, Politika.
Cumhuriyet'ten günümüze uygulanan tarımsal destekler ve OECD ülkeleriyle mukayesesi
Bu çalışmanın amacı, ülkemizde tarım sektörünün yıllar içindeki yapısını ve uygulanan tarımsal destek ve politikaların üretime etkisini anlamaktır. Bu nedenle Cumhuriyet'ten günümüze uygulanan tarımsal destekler incelenmiş ve sonuçları daha doğru değerlendirmek için OECD ülkeleriyle mukayese edilerek ele alınmıştır. Değerlendirme ise TUİK, WORD BANK, DPT, OECD gibi resmi kurumlardan alınan tarım verileri üzerinden yapılmıştır. Ülkemizde tarımsal destekler Cumhuriyet'in kuruluşundan günümüze kadar devam etmiştir. Ancak 1980 yılından sonra uygulanan tarımsal desteklerde azaltılmaya gidilmiştir. Bunun üretime etkisi, sektördeki çözülmeyi arttırırken, büyüme hızını düşürmüştür. Birçok tarım ürünü üretiminde kendi kendine yeterlilik seviyesi azalırken, gıda ürünleri tüketiminde ithalata yönelmeler başlamıştır. Günümüzde tarım ürünleri üretiminde ve ticaretinde özellikle OECD ülkeleri önemli konuma sahiptir. Bu ülkelerin ekonomilerinde tarımın payı düşük, ancak birçok tarım ürününde yeterlilik seviyesinin üzerinde üretim yapılmaktadır. Toplam tarım ürünleri ihracatında ilk sıralarda yine bu ülkeler yer almaktadırlar. Bunun en önemli nedeni, bu ülkelerin daha önceki yıllarda tarım sektörlerinin ihtiyacına yönelik ve istikrarlı olarak uyguladıkları desteklerdir. Anahtar Kelimeler: Tarımın Önemi, Tarımsal Destekler, Tarım Üretimi, Tarımın Ekonomideki Yeri.
Tek Parti Dönemi (1923 - 1945) tarım politikalarında devletçilik
Bilindiği üzere birçok araştırmaya konu olan devletçilik kavramı ülkemizde pek çok alanı olduğu gibi tarımı da çok yakından etkilemiştir.Bu çalışmada özellikle 1923-1945 döneminde yapılan yeniliklerin devletçilikle paralel olduğunu göstermeye çalıştık. Bu yeniliklerin ülke tarımının gelişimine nasıl etki ettiği ayrıntılarıyla belirtiliyor.Ayrıca günümüzde hala etkili bir şekilde o dönemden kalma kurumların varlığını da belirtmeyi ihmal etmedik.Aynı zamanda tarımın geliştirilmesine yönelik faaliyetlerin siyaset arenasındaki değişimi de gözler önüne serilmiş ve çözüm yolları irdelenmiştir.Anahtar Sözcükler1.Devletçilik2.Tarım3.Yenilik4.Siyaset5.Gelişim
Neoliberal politikalar ve tarımda dönüşüm: Türkiye örneği 1980-2006
1980'li yıllarda ivme kazanan neoliberal politikalardan tarım kesimi önemli ölçüde etkilenmiştir. Uygulanan neoliberal politikalar sonucunda tarım rejimi dönüşüme uğrayarak ?Tarımsal Neoliberalizm? olarak adlandırdığımız tarım rejimi oluşmuştur. Söz konusu rejimde piyasalar, küresel sermayenin etkisine girmekte ve sermaye tarımda etkinlik kazandıkça, üretim biçimleri dönüşerek küreselleşmektedir. Bahsedilen rejimin yerleşmesi ABD ve AB gibi büyük tarım üreticileri tarafından, uluslararası örgütler aracığıyla sağlanmakta ve bu ülkeler kendi tarımlarına müdahale etmeye devam ederken gelişmekte olan ve az gelişmiş ülkeler, piyasaların serbestleştirilmesi yönünde dolaylı ve doğrudan baskılar ile karşılaşmaktadırlar. Bu nedenle tez çalışmasında, tarımda ortaya çıkan dönüşümün incelenmesi amaçlanmıştır.Tez üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde neoliberal küreselleşmenin, tarımda nasıl biçimlendiği, tarımsal neoliberalizm kavramı altında incelenmektedir. Neoliberal küreselleşme bir rejim olarak ele alınmış ve bu bağlamda rejimi belirleyen üç değişken olan güç, hegemonya ve uluslararası örgütler incelenerek neoliberalizm, hegemonik güç yada güçler tarafından biçimlendirilen, çeşitli uluslararası örgütler ve çok uluslu şirketler ile yürütülen yeni bir dünya düzeni olarak tanımlanmıştır.İkinci bölümde tarım rejimleri incelenmiştir. Rejim kavramının tarıma nasıl uygulandığı ve üçüncü tarım rejimi olarak nitelendirilen tarımsal neoliberalizmin, geçmişteki tarım rejimlerine göre farklılığı açıklanmış ve söz konusu rejimin ilke, norm ve davranış kuralları incelenmiştir. DTÖ sürecindeki gelişmeler ve UTTA'ya taraf olan ülkelerin farklı uygulamaları üzerinde durulmuş ve böylelikle sözü edilen anlaşmadaki, tarıma ilişkin kararlar irdelenerek, çeşitli ülkelerin uygulamaları örneklerle gösterilmiş ve bunların ülkeler üzerindeki etkileri, seçilmiş ürünlerdeki verimlilik ve üretim rakamlarıyla ortaya konulmuştur. Tarım rejiminin temel unsurları ele alınarak, küresel sunum zincirlerinin işleyişi örneklerle incelenmiştir.Tezin üçüncü bölümünde, tarımsal neoliberalizmin Türk tarımı üzerindeki etkisi, ikinci bölüme koşut biçimde incelenmiştir. Türkiye'nin taraf olduğu UTTA'da yükümlendiği şartlar ele alınarak, neoliberal tarım rejiminin kurallaşması ortaya konulmuştur. IMF stand by anlaşmaları, DB tarım reformu uygulama projesi, Türkiye'nin UTTA'daki yükümlülükleri ve AB'ye üyelik müzakereleri sürecinde ortaya çıkan gelişmeler incelenmiştir. Tarımsal neoliberalizmin üretim üzerindeki etkileri, sözleşmeli üretim uygulamaları ve tohumculuk, pazarlama yönü ise süpermarketler bağlamında incelenmiştir. Örnek endüstrilerdeki üretim, tüketim verileri ile şirketlerin paylarını gösteren yoğunlaşma oranları kullanılarak rekabetteki azalma üzerinde durulmuş ve ele alınan örneklerle tarımdaki üretim yapısının doğrudan ve dolaylı olarak nasıl etkilendiği ve ülkemizde küresel üretim biçimlerine nasıl geçildiği de gösterilmiştir.
Avrupa Birliği'ne katılım sürecinin Türkiye'nin tarım politikalarına olası etkileri ve organik tarımın stratejik önemi
Tarım sektörleri reform sürecinde olan ülkeler için, alternatif politikalar ve bu politikaların başarı şansı, ülkenin sosyal, ekonomik, kültürel ve toplumsal dengesinin korunması için hayati önem taşımaktadır. Bu bağlamda, AB Ortak Tarım Politikası'na uyum sağlamaya çalışan ve bu süreçte sosyo-ekonomik açıdan önemli sorunlarla karşılaşması beklenen Türkiye'nin, organik tarım konusunda atacağı adımlar daha da önem kazanmaktadır. Türkiye açısından organik tarım, doğal kaynaklarının uygunluğu, iklimsel avantajlar, emek-yoğun üretim şekli, yaratılan katma değer, ihracat fırsatları gibi pek çok açıdan anlamlı ve çekicilik arz eden, stratejik anlamda önemli bir sektör olarak karşımıza çıkmaktadır. Gerek üretim düzeyi, gerek dünya ticaretinden aldığı pay anlamında, Türkiye'nin bugünkü pozisyonuna bakarak, potansiyelini yansıtan bir noktada olmadığını söylemek mümkündür.Bu çalışmada, dünyada bu alanda öncü olan ülkelerin uyguladıkları politikalara bakıldığı zaman, Türkiye'nin, finansal desteklemeler, iç pazarın gelişimi, ihracatın artırılması, araştırma-geliştirme gibi dolaylı ve dolaysız ilgili pek çok alanda atması gereken çeşitli adımlar tartışılmıştır.
Avrupa Birliğinde tarım sektöründeki firmaların kişibaşı gelir düzeyine etkisinin analizi
Tarımsal faaliyetler, insanlık tarihi kadar eski ve insanlığın var olduğu sürece de ihtiyaç duyulan uygulamalardır. Gelişen ticari ve sanayi zeminiyle birlikte tarımsal faaliyetin boyutları da yeniden şekillenmiş ve başlı başına bir sektör, bir endüstri halini almıştır. Tarım sektörü, üretimin mahiyeti ve yapısı itibariyle kendine has özellikler sergilemekte ve tarım sektörünü bir anlamda bu özellikler şekillendirmektedir. Doğallık, mevsimsellik, toplumsallık ve ekonomiklik yönleriyle tarım sektörü, tarım işletmelerini de bu yönde şekillendirmiş ve faaliyet sınırlarını da bu özelliklerle belirlemiştir. Kıta Avrupa'sı, sanayi devrimiyle birlikte tarımda da reforma gitmiş; verimli, ekonomik ve sürdürülebilir tarımın yollarını aramıştır. Bu süreçte Avrupa Birliği, tarımsal faaliyetlere ilişkin süreklilik arz eden bir reformlar zinciri sergilemiş ve ulaşılan noktada ortak bir tarım politikası meydana getirmiştir. Bu politika ile tarıma destek ve yön vermeyi hedefleyen birlik, özellikle de 2000 sonrası reformlarla birlik ülkelerinde tarımsal faaliyeti ve tarım işletmelerini teknolojiyle de buluşturarak ileri seviyelere taşıyabilmiştir. Tarımsal gelirlerin ekonomideki önemi tartışılmaz bir gerçek olmakla birlikte birlik ülkelerinin tarım işletmeleri, milli gelir içerisinde doğrudan ve dolaylı bir paya sahiptirler. Ancak, gelişmiş ülkelerle gelişmekte olan ülkeler arasında bu pay noktasında farklılıklar görülmekle birlikte gelişmiş ülkelerde tarım sektörü istihdamının sanayiye yönelmesi ve sektörün küçülmesi bu noktada önemli etken olmuştur. Anahtar Kelimeler : Tarım Sektörü, Tarımsal İşletmeler, Tarım Gelirleri, Ortak Tarım Politikası
Avrupa Birliği tarım politikalarında reformlar ve sonuçları
Tarım, insanlık tarihinin ilk zamanlarından bu yana yaşamın birincil kaynağı ve insanoğlunun varlığını sürdürebilmesini olanaklı kılan en eski üretim faaliyetidir. Tarım sektörü, insanların en temel ihtiyaçlarını karşılaması bakımından, toplumsal yaşamın merkezinde yer almaktadır. Tarım sektörü ve sektörü yönlendiren tarım politikaları, toplumsal yaşamdaki bu merkezi konumun yanı sıra günümüzde, küreselleşmenin ve uluslararası ticaret hacminin giderek büyümesinin de etkisiyle yeni koşullara uyarlanmakta ve önemini korumaktadır.Tarım politikaları, hem ulusal hem de Avrupa'nın bütünleşme sürecinde olduğu gibi uluslararası/uluslarüstü seviyede ele alınabilir. İkinci Dünya Savaşı nedeniyle yaşanan kıtlığın yarattığı endişenin yanı sıra, Avrupa Topluluğunun aktif nüfusunun çok önemli bir bölümünü oluşturan tarım sektörü çalışanlarının gelir düzeyinin korunması ve üye ülkelerin ulusal tarım politikaları arasındaki derin farklılıkların giderilmesi gerekliliği Topluluğu tarımda ortak bir politika oluşturmaya yöneltmiştir. Avrupa Birliği'nin ilk ortak politika tecrübesi olan Ortak Tarım Politikası, yaklaşık yarım yüzyıldır uygulanan ve geçirdiği reformlarla günümüze kadar ulaşan bir Topluluk pratiğidir.Bu çalışmamızda amaç, geçmişten günümüze Ortak Tarım Politikası'nda gerçekleştirilen reformları ve bu reformların doğurduğu sonuçları incelemektir. Çalışmamızda, Avrupa Birliği'nin tarım politikalarındaki değişimin nedenselliğini ortaya koymak açısından, Birliğin tarımsal yapısı ve tarımın Birlik ekonomisindeki yeri, gerek dönemsel gerekse güncel istatistiki verilerin de yardımıyla analiz edilmektedir.Anahtar Kelimeler: Avrupa Birliği, Tarım Sektörü, Ortak Tarım Politikası, Ortak Tarım Politikası Reformları