Space design
115 theses under this subject heading
Pozitif tasarım ölçütlerinin aydınlatma ürünleri ve mekân ilişkisi bağlamında araştırılması
Kullanıcıların duygularına, ihtiyaçlarına ve beklentilerine önem verilmesi ve onları mutlu eden ürünlerin tasarlanması, son yıllarda tasarımın en önemli hedeflerinden biri haline gelmiştir. Buna bağlı olarak sürdürülen çalışmalarda, insanları hangi ürünlerin neden mutlu ettiği üzerine araştırmalar yapılmaktadır. Tasarım yazınında, mutluluk ve öznel iyi oluş kavramları üzerinden, insanların yaşamını daha kaliteli hale getirmek ve geliştirmek üzerine durulurken, aynı zamanda bu hedeflerin ürün tasarımıyla nasıl ilişkilendiğine de bakılmaktadır. Bu nedenle pozitif psikolojiden beslenen pozitif tasarım da, insanların öznel iyi oluşlarını arttırıp, onların yaşamlarını daha iyi hale getirmeyi beklemektedir. Pozitif tasarım boyutları izlenerek yapılan ürün tasarımında, ürün kullanıcı arasındaki ilişkileri gösteren belli ürünlerle yapılan çalışmalar bulunmaktadır. Buna rağmen, tasarım yazınında insan hayatında günlük ihtiyaçları da içerisinde bulunduran ürünler ile ilgili bazı eksiklikler bulunmaktadır. Bu kapsamda, bu araştırma ile insanların günlük hayatlarında hem bir ihtiyaç hem de farklılık yaratmak adına kullanmayı tercih ettikleri aydınlatma ürünleri üzerinden, pozitif tasarımın boyutları incelenecektir. Aynı zamanda ürünlerin deneyimleri ile birlikte, ürünlerin belirlenmiş olan mekânlarda kullanımın değerlendirilmesine de bakılacaktır. Toplamda 40 katılımcının, farklı özelliklere sahip 5 farklı aydınlatma ürününü, bir araştırma ortamında deneyimlemeleri sağlanmıştır. Ardından yarı yapılandırılmış mülakatlarla katılımcılara ürünler hakkındaki fikirleri sorulmuş ve katılımcıların deneyimleri ve fikirleri üzerinden pozitif tasarımın boyutları hem ürün bazında hem de ürün ve mekânın bir arada kullanılması üzerinden incelenmiştir. Ürünlerin bire bir deneyimlenmesi ile ortaya çıkan sonuçlar ve ürünlerin ortamlarda yerleştirilmiş halini gösteren ortam fotoğraflarıyla aydınlatma ürünleri özelinde pozitif tasarım boyutlarına göre değerlendirmeler yapılacaktır. Bu çalışmanın sonuç bölümünde ise, ürün tasarımı ve kullanıcı tercihlerinin hangi kriterlere göre şekillendiği, ürünlerin belirli mekânlar içerisinde kullanıcılar tarafından nasıl değerlendirildiği ve pozitif tasarımın boyutlarının kullanım deneyimine etkilerine bakılacaktır. Bu çalışmanın hem ürün tasarımı hem de iç mekân tasarımı yazınına, aydınlatma ürünleri özelinde pozitif tasarımın etkileri konusunda katkıda bulunması beklenmektedir. Anahtar Kelimeler: Öznel İyi Oluş, Pozitif Tasarım, Ürün Deneyimi, Ürün Tasarımı, Aydınlatma Ürünleri
Oyun mekanları tasarım ölçütlerinin 'yapılandırılmış çevre' bağlamında değerlendirilmesi
Çocuklar gerçek deneyimleri; çevrelerini, nesneleri ve fikirlerin birbiriyle nasıl ilişkilendirildiğini keşfederek kazanırlar. Çocuk mekânları, çocukların bu deneyimleri kazanmalarında etkin bir yere sahiptir. Bu mekânların tasarım kurgusunda, çocukların ergonomik, duyusal, algısal ve zihinsel boyutları yer alır. Çocuk ne kadar fazla uyarıcı ile tanıştırılırsa, onun çeşitli alanlardaki gelişimi de o kadar desteklenir. Mekân içerisinde yaratılan çeşitlilik öğrenme ve oyun olanaklarını artıracağından çocukların bu doğrultuda gelişimine daha fazla katkısı olacak ve bu katkı da ilerideki yaşamı üzerinde etkin bir rol oynayacaktır. Çalışmanın konusu; günümüzde kapalı mekânlarda oldukça yaygınlaşan "çocuklar için tasarlanan oyun alanlarında mekân-donatı ilişkisini ışık, doku, renk, malzeme ve form açısından incelenmesi ve bu mekânların çocuk gelişimi ve algısı üzerindeki etkisi" nin değerlendirilmesidir. Araştırmada oyun kavramı ve kuramları, çocukların mekân algısı, çocuk oyun mekânları, yapılandırılmış çevre, mekânsal uyarıcı ve deneyimin çocukların oyun algısının mekânsal yansımaları olan ışık, renk, doku ve malzemenin oyun alanlarındaki kullanımları değerlendirilmektedir. Daha sonra hızla çoğalan oyun mekân çeşitleri incelenerek durum tespiti yapılmış olup, ardından mekân tasarımı ve çocuk gelişim uzmanı kişilere uygulanan araştırma anlatılmıştır. Bu çalışmada, çocuklar için tasarlanan oyun mekânlarında çocuk gelişimi, tasarım süreci ve tasarım kriterleri ele alınarak mevcut oyun mekânları değerlendirilmiştir. Bu değerlendirmede, çocuklar için tasarlanmış oyun mekânlarında göz ardı edilen gereksinimler, oyun mekânlarında kullanılması gereken renk, doku, ışık ve malzeme kriterleri incelenmiştir. Aynı zamanda çocuk oyun alanları tasarımında iki farklı disiplin olan mekân tasarımının ve çocuk gelişiminin oyun mekânlarının tasarım ölçütleri değerlendirilmektedir. Çocuk gelişimine yeterli ve doğru katkıyı sağlaması açısından mekân tasarımında pek çok nokta büyük öneme sahiptir. Çalışma; bu noktalar üzerine değerlendirmelerde bulunacaktır. Anahtar Kelimeler; Oyun mekânları, Yapılandırılmış Çevre, Işık, Renk, Doku, Malzeme.
Hastane mekânlarında deneyim tasarımı bağlamında kullanılan çevresel grafik tasarım elemanlarının etkisi
Sağlık mekânlarında kullanıcıların sosyal ve psikolojik gereksinimlerini karşılayabilen tasarım anlayışına yönelik artan farkındalık mekân-hasta/çalışan psikolojisi ile ilgili araştırmaları ön plana çıkarmaktadır. Hastalara güven ve memnuniyet sağlayabilen, tedaviyi destekleyici yaklaşıma sahip hasta odaklı sağlık mekânı tasarımları çalışmanın çıkış noktasını oluştururken, tasarım disiplinlerinin kesiştiği alanlar içerisinde "Deneyim Tasarımı" ise fiziksel çevre içeriğinin etkilerini değerlendirmek, kullanıcıların mekân deneyimini anlamak açısından çalışmaya yön vermektedir. Bununla birlikte hastanelerin iç mekânlarında yer alan "çevresel grafik tasarım" elemanları, hastaların mekân deneyimi ile oluşan yönlendirme, bilgilendirme ve mekân algısı gibi kriterleri biçimlendiren unsurlar olarak karşımıza çıkmaktadır. Öte yandan, çevresel grafik tasarım, mekân ilişkisi ve deneyim tasarımı kesişiminde yapılan çalışmaların yetersiz olması nedeniyle hastane mekânlarında deneyim tasarımı ile çevresel grafik tasarımın kullanıcılar üzerindeki etkilerinin incelenmesi tezin odak noktasını oluşturmaktadır. Bu bağlamda, çalışmanın birinci bölümünde hastane mekanlarındaki deneyim tasarımı ve çevresel grafik tasarımı arasındaki ilişki ve teoriler incelenmiştir. İkinci bölümde, sağlık mekanlarında yer alan çevresel grafik tasarım elemanları; fotoğraf, illüstrasyon, tipografi ve piktogram olarak ayrı başlıklar altında ele alınmış, kullanıcıların mekân deneyimine olan etkileri araştırılmıştır. Ayrıca, hastane mekanlarındaki fotoğraf, tipografi, illüstrasyon ve piktogram alt başlıklarında ele alınan çevresel grafik tasarım elemanlarının sağlık mekanları ile olan ilişkisinde etkili olan tasarım ölçütleri belirlenmiştir. Üçüncü ve dördüncü bölümlerde, hastanelerde görülen güncel çevresel grafik tasarım uygulamaları incelenerek, çevresel grafik tasarım elemanlarının bu mekanlardaki işlevi tespit edilmiştir. Bu doğrultuda çalışmaya katkı sağlayabilecek yeterli görsel elemana sahip araştırma mekanları belirlenmiş ve bu hastanelerde anket çalışması öncesinde yapılan gözlemler beşinci bölümde anlatılmıştır. Son bölümde ise hasta, sağlık personeli ve doktor gibi kullanıcı gruplarına uygulanan anketler ile çevresel grafik tasarım elemanlarının; bilgilendirme, rahatlama, yönlendirme, kurumsal algı, estetik, mekân aidiyeti ve güvenlik ölçütlerinin kullanıcıların mekân deneyimi üzerinde yol açtığı etkilere dair veriler elde edilmiş ve değerlendirilmiştir. Bu çalışmada sağlık mekanlarında, çevresel grafik tasarım elemanlarının kullanıcı algısı üzerindeki etkileri araştırılmış ve aktif bir etkileşim alanı olan hastane mekânlarında karşımıza çıkan çevresel grafik tasarım elemanlarının belirlenmesinde rol oynayan tasarım ölçütlerinin, deneyim tasarımı üzerindeki etkileri belirlenmiştir. Çalışmanın sonucunda, iç mekân tasarımında çevresel grafik tasarım elemanlarının, kullanıcının mekân algısını ve mekân verimliliğini etkilediği gerçeğinden yola çıkarak, her iki alanı da kapsayan bir deneyim tasarımı vasıtasıyla ortaya konacak çözümlemelerin, sağlık mekânlarında çevresel grafik tasarım bağlamında katkı sağlaması hedeflenmiştir.
Gestalt kuramı bağlamında reklam tasarımında mekan kullanımı
Tüketim ve tasarım kavramlarını bir araya getiren reklam, ürün veya hizmet hakkında bilgi vererek ikna etme yolunu kullanırken, tasarım ve estetiği önceleyen anlayışa sahip bir iletişim aracıdır. Tüketici ile sağlanan bu iletişim toplumun içinde bulunduğu kültürü yansıtırken, aynı zamanda toplumu yönlendirici bir güce sahiptir. Bu güce sahip olan reklamın başarısı, tasarımın başarısı ile doğru orantılıdır. Bu araştırma kapsamında; günümüzde reklam anlayışını doğru tanımlamak amacıyla, öncelikle reklamın tarihçesi ele alınacak, reklamın verdiği mesajın tüketici tarafından anlamlandırma süreci olan algı ve görsel algı Gestalt algı kuramı bağlamında incelenecektir. Reklam tasarım ilişkisi analiz edilerek bileşenleri araştırılacak, reklam tasarımı, reklam mekanlarının tasarımı ve verdiği mesajın tüketici üzerindeki etkisi, disiplinler arası tasarım ve tüketici perspektifinden analiz edilecektir. Çalışmanın sonunda tez kapsamında hazırlancak reklam filmi izletilerek uygulanan anket ile izleyicilerin reklam mekanlarını ne kadar fark ettiği, reklamın vermek istediği mesajı mekanın ne kadar pekiştirdiğini, mekan tasarımının bütünlük sağlamadaki etkisini ölçme amacıyla, reklam tasarım ve mekan tasarım arasındaki ilişki elde edilen veriler ile değerlendirilecektir.
Kozmetik mağazaları yerleşim planında, makyaj uygulama alanı konumunun, kullanıcıların tercihleri üzerindeki etkisi
Değişen yaşam standartlarıyla birlikte günümüzde insanların kişisel bakım ve kozmetik ihtiyaçları da çeşitlenmektedir. Çeşitlilikteki bu artış, kozmetik sektöründe de farklı arayışlara sebep olmaktadır. Kozmetik endüstrisindeki rekabet sonucunda, firmalar yeni satış ve pazarlama yöntemleri geliştirmektedir. Satış ve pazarlama stratejilerinden biri de; firmalar ve son kullanıcı arasındaki marka tercihi, sadakat bağı ve ürün satın alma kararını doğrudan etkilediği literatürde sıklıklar belirtilen kullanıcı deneyimidir. Bu çalışma kapsamında kullanıcı deneyiminin, kozmetik mağazalarında kullanıcılara ücretsiz sunulan makyaj uygulama hizmeti yolu ile değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Firmaların sunduğu ücretsiz makyaj uygulama hizmetinin genel kullanıcı deneyimi üzerindeki etkisi araştırılmıştır. Literatürde, mağaza iç mekânında kullanıcı deneyiminin, iç mekânla ilgili birçok değişkene bağlı olduğu görülmüştür. Araştırma kapsamında, sektörde pazar payı yüksek altı farklı kozmetik mağazasının yerleşim planları analiz edilerek mağaza planında kullanıcılara sundukları makyaj uygulama hizmetinin yerleşimindeki farklılık, mahrem ve açık yerleşim olarak sınıflandırılmıştır. Bu sınıflandırma, mağaza içerisinde, makyaj uygulama hizmetini alan kullanıcıların ziyaret sıklığı ve mağaza tercihini ne yönde etkilediğini araştırmak için kullanılmıştır. Araştırma kapsamında, çevrimiçi anket yöntemi ile veri toplanmış ve toplanan veri istatistiki olarak anlamlı bilgiler elde etmek için analiz edilmiştir. Analiz sonucunda açık mağaza planının kullanıcı ziyaret sıklığı ve mağaza tercihi üzerinde olumlu etkisi olduğu anlaşılmıştır.
Mekan ve insan ilişkisinde yer duygusunun sanal gerçeklikle deneyimlenmesi üzerine bir inceleme
İnsan ve mekân ilişkisi kapsamında ele alınan yer duygusunun gerçek ve sanal mekanlar üzerinden ele alınmasıyla, sanal gerçeklik teknolojileriyle birlikte yer duygusu bağlamında kullanıcıların mekânsal tercihlerinin incelenmesi bu çalışmanın amacını oluşturmaktadır. Çalışmada mekânın kavramsal karşılıkları literatür üzerinden incelenmiş, insan ve mekân ilişkisi algı ve deneyim konularıyla ele alınmıştır. İnsan ve mekân ilişkisi çerçevesinde yer duygusu kavramı incelenmiştir. Mekânsal ilişkilerin ve yer duygusunun teknolojik gelişmelerle birlikte incelenmesi ardından, mekânın kavramsal boyutunda ele alınan insanın var olma gayesinin fiziksel mekânlar dışında sanal mekânlar için de tartışılması için araştırmada deneysel yöntem kullanılmıştır. Deney çalışması için kontrol ve deney gruplarının, katılımcıların teknoloji ilgileri ve yetkinlikleri doğrultusunda belirlenmesi ardından yer duygusuna dair mekânsal değerlendirmeleri gerçek ve sanal mekânlar üzerinden karşılaştırılarak incelenmiş, yer duygusunun teknolojiyle ilişkisi gerçek ve sanal iç mekân kurguları üzerinden ele alınmıştır. Nitel ve nicel araştırma yöntemlerinin birlikte kullanıldığı çalışma sonrasında, sanal gerçeklik teknolojileri ile sanal mekân deneyimine katılanların; mekânı fiziksel olarak deneyimleyen gerçek mekân deneyimcilerine kıyasla yer duygusu bağlamında mekânsal tutumlarının daha olumsuz olduğu gözlemlenmiştir.
Çağdaş müze mekânlarının tasarımında kullanıcı deneyiminin bir bağlam yaratma aracı olarak kullanımı
20.yy.'ın ikinci yarısında Postmodern kültürün, 21.yy.'ın içinde bulunduğumuz ilk yarısında dijital teknolojilerin etkilediği düşünce ve davranışlar; bireylerin olayları, nesneleri ve kavramları farklı bir bağlamda tüketmeye başlamalarına neden olmuştur. Hemen her alanda izlenebilen bu değişim, mekân kavramının farklı bağlamlardaki varlığının ve niteliğinin yeniden araştırılmasının yolunu açmıştır. Yalnızca fiziksel ve algısal sınıflandırmalarla ele alınan bir kavram olmaktan çıkan mekân, günümüz ideolojilerinin sunduğu açılımlarla öteki/üçüncü mekân olarak, yeni boyutlar kazanmıştır. Topluma hizmet için çalışan bir sergi mekânı olarak müze mekânları da gelişen mekân algısı dahilinde hem gerçek ortamlarında hem de sanal ortamlarda anlatımı kuvvetlendirmek adına yeni bağlamlar, yeni alanlar ve bunlar üzerinden yeni deneyimler sunmaktadır. Dünkü algısına kıyasla 'ne' göstereceğinden çok 'nasıl' göstereceğine odaklanan mekânlar haline gelen çağdaş müzeler, ev sahipliği yaptıkları sergileri bir tür deneyim mekânı haline getirmiş; bu yaklaşım, sergilerin temsil türlerinin ve gösterim tekniklerinin çeşitlenmesini sağlamıştır. Bu çeşitlilik serginin var olduğu reel ve sanal platformlarda sergi deneyimi kavramının önemine vurgu yapmaktadır. Bu bağlamda çalışma genelden özele bir akışla, 'Mekân Kavramı', 'Bir Sergi Mekânı Olarak Müzeler' ve 'Bir Deneyim Mekânı olarak Sergiler' olmak üzere üç temel başlık üzerinde yapılandırılmıştır. Çalışmanın sonucunda literatür araştırmasına paralel bir şekilde sentezlenen analiz bölümü yer almaktadır.
Paylaşımlı çalışma mekânlarında kişiselleştirme problemine yeni bir öneri: Genişletilmiş gerçeklik uygulamalarının kullanımı
Bu araştırmada, paylaşımlı çalışma mekânlarının kişiselleştirilememesi problemi ve kullanıcıların dijital bir kişiselleştirme yöntemi ile anonim mekanları kendilerine ait birer çalışma mekanına dönüştürebilme potansiyelleri incelenmiştir. Yapılan çalışmalar ile bu probleme günümüz teknolojik imkânları ve değişen çalışma kültürünün gereklilikleri doğrultusunda genişletilmiş gerçeklik ile yeni bir deneyim önerisi sunmak amaçlanmıştır. Nitel araştırma yöntemlerinden durum çalışması deseni ile gerçekleştirilen bu çalışmada veri toplama aracı olarak gözlem ve görüşmelerden yararlanılmıştır. Araştırma bulgularına göre kullanıcıların uygulama sayesinde, uygulama süresince hissedilen seçim ve yerleşim yapma özgürlüğü, özel alan kurgusu yaratabilme imkânı sağlaması gibi avantajlar yarattığı; bu nedenle motivasyon ve aidiyet durumlarını olumlu yönde etkilediği sonucu ortaya çıkmıştır. Kullanıcıların fiziksel mekânın hibrit deneyimdeki rolü üzerinden yaptıkları değerlendirmeler sonucunda; fiziksel mekânın yaratılan dijital kurgu için mekânsal referanslar sağladığı, bu nedenle hibrit mekânın fiziksel bağlamından tamamen kopmasını engellediği sonucu ortaya çıkmıştır. Elde edilen sonuçlar doğrultusunda araştırmanın; genişletilmiş gerçeklik teknolojisinin bu alanda özgün bir kişiselleştirme aracı olabilme potansiyeli konusunda daha sonraki araştırmalar için bir veri kaynağı olması hedeflenmiştir.
Psikiyatri kliniklerinde deneyimsel tasarımın hastalar üzerine etkileri: Özel Boylam Hastanesi örneği
Sağlık mekânlarında kullanıcıların sosyal ve psikolojik gereksinimlerini karşılayabilecek tasarım anlayışına yönelik farkındalığın artması ile destekleyici tasarım yaklaşımlarının önemi giderek yaygınlaşmaktadır. Özellikle psikiyatri kliniklerinde hastaların mekânsal deneyime dayalı psikolojik gereksinimlerini karşılayan fiziksel-çevresel faktörler ve tasarım yaklaşımları hastaların iyileşme sürecinde önemli bir rol oynamaktadır. Deneyimsel tasarım, sağlık mekânlarında doğru uygulandığında hastalara güven ve memnuniyet sağlayabilen, tedaviyi destekleyici ve psikolojik olumlu etkileri barındıran bir unsurdur. Bu tezde; (1) deneyimsel tasarım kavramının tanımına ve sınıflandırılmasına, (2) sağlık mekânlarında deneyimsel tasarımın işlevine, (3) psikiyatri kliniklerinin deneyimsel tasarım yaklaşımlarına yer verilmiş ve (4) iyileşme sürecinde deneysel tasarımın etkilerini araştıran bir anket çalışması gerçekleştirilmiştir. Çalışma sonucunda ortaya çıkan bulgular ışığında, psikiyatri kliniklerinin iç mekân tasarımında deneyimsel tasarımın sağlık mekânı deneyiminde hastaların mekân algısı ve buna bağlı olarak iyileşme sürecini destekleyen yönleri ele alınmıştır. Bu bağlamda tezin, deneyimsel tasarım kriterleri bağlamında psikiyatri kliniklerinin mekân tasarımına ışık tutması ve katkı sağlaması hedeflenmiştir.
Okulların mekân kalitesi ile öğretmenlerin iş yaşam kalitesi arasındaki ilişki
Bu çalışmada; kamu liselerinde görev yapan öğretmenlerin görev yaptıkları okulların mekân kalitesine ilişkin algıları ile iş yaşam kalitesine ilişkin algılarının ve bunlar arasındaki ilişkinin belirlenmesi, okulların mekân kalitesinin öğretmenlerin iş yaşam kalitesini yordama durumunu tespit etmek amaçlanmıştır. İlişkisel tarama modelinde tasarlanan araştırma, 2020-21 eğitim-öğretim yılı Diyarbakır ve Batman merkez ilçeleri kamu liselerinde görev yapan 446 öğretmenin katılımı ile yürütülmüştür. Veriler, Kaliteli Okul Binaları Ölçeği ve İş Yaşam Kalitesi Ölçeği ile toplanmıştır. Araştırmanın verilerinin analizinde; tanımlayıcı istatistikler, korelasyon ve regresyon analiz teknikleri kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen sonuçlara göre, öğretmenler genel olarak okulların mekân kalitesinden biraz/kısmen memnundurlar. Öğretmenlerin genel olarak iş yaşam kalitesi algıları orta düzeydedir. Araştırmaya katılan öğretmenlerin okul mekân kalitesi ve iş yaşam kalitesine ilişkin algılarının kullanılan bazı bağımsız değişkenlere göre istatistiksel olarak anlamlı şekilde farklılaştığı tespit edilmiştir. Okulların mekân kalitesi ile öğretmenlerin iş yaşam kalitesi arasında pozitif yönde yüksek düzeyde ilişki belirlenmiştir. Genel olarak öğretmenlerin okul mekân kalitesi algıları, iş yaşam kalitesi algılarının olumlu ve anlamlı yordayıcısıdır. Anahtar Sözcükler: Okul mekân kalitesi, okul mekân tasarımı, okulların fiziksel ortamı, iş yaşam kalitesi, lise, öğretmen.
Karma gerçeklikte çoklu mekan tasarımı
Bu tez araştırması, varoluşundan beri gerçeği arayan insanın yeni çağda kendi gerçeğini yaratma çabalarına eğilmiştir. Günümüzde sanal ve artırılmış gerçeklikte teknolojik yeterliliğe ulaşılması sonucu artık karma gerçeklik ortaya çıkmıştır. Fiziki ve bedeni sınırlılıkların ortadan kalktığı karma gerçeklik çağı neredeyse başlamak üzeredir. İlk metaevren dönem yeni başlamaktadır. Tez çalışmasında karma gerçeklik ekipmanlarıyla tek bir fiziki mekanın ayrı ayrı sanal düzenlemeler ile aynı anda birçok kişi tarafından kullanılabilmesine yönelik grafik tasarım gerçekleştirilmiştir. Tezin birinci bölümü algı, gerçek, zaman, mekan ve simülasyon kavramlarını içermektedir. İkinci bölümde artırılmış gerçeklik, üçüncü bölümde sanal gerçeklik ve dördünce bölümde karma gerçeklik konuları geniş biçimde yer almaktadır. Karma gerçeklikte çoklu mekan tasarımı, örnek uygulama çalışması beşinci bölümde anlatılmaktadır. Tez Türkiye'deki ilk karma gerçeklik konulu tezdir. Bu nedenle sadece grafik tasarım alanına değil mimariden yazılıma kadar bütün alanlar için kaynak oluşturabilmesine yönelik derin bir araştırmanın ürünüdür. Karma gerçeklikte çoklu mekan tasarımı tezi kendinden sonraki karma gerçeklik çalışmaları için temel yapı oluşturma görevini üstlenmesi nedeniyle uzun bir araştırmanın son sözü değil, yep yeni bir düşüncenin ilk kelimeleridir.
Mekan ve harabe ilişkisi
Değişen birçok faaliyet ve koşullar ile birlikte yıkıntı ve harabe hale gelen mekansal yapılar kimi zaman bir direniş alanı kimi zaman da hatırlatıcı bir gösterge veya yaratıcı deneyimlerin yapılabileceği alan olmuştur.Yıkımın yaratıcı bir yöntem olabilirliği ise çeşitlilik göstermektedir. Bu yöntem kullanım alanına göre ''temizleyen yıkım''ya da ''yaratan yıkım'' kavramlarını oluşturmuştur. "Mekan ve Harabe İlişkisi" başlıklı Yüksek Lisans Sanat Çalışması Raporu'nda ise bu başlıklar kapsamında yıkım ve harabe kavramları irdelenerek sanat yapıtları ve sanatçı örnekleri ile birlikte kişisel çalışmaların yorumlanması amaçlanmıştır. Araştırmanın birinci bölümünde; ilk olarak mekan kavramı ve yıkım–harabe kelimelerinin etimolojik kökenlerinden faydalanarak kavramlarının anlamları üzerinde durulmuştur. Bölümün devamında ise, bir yapının yıkıma uğrama nedenleri araştırılmış, veriler ile örneklendirmeler yapılmıştır. İkinci bölümde ise; mekan ve harabe kavramları üzerine üretilen sanat eserleri sanatçı örnekleri ile incelenmiştir. Yaratan yıkım kavramının ortaya çıkmasında etkili olan, rasyonalist manifestosunun fiili yıkıcılık ve sistem kuruculuğunun tam tersine sistemleri bozmayı ve çürütmeyi hedefleyen Küf Manifestosu ele alınmış ve manifestonun söylemleri üzerinde durulmuştur. Üçüncü bölümde ise; mekan ve harabe ilişkisi üzerine yapılan araştırma ve örneklerin yardımı ile kişisel seramik çalışmalara dair yorumlara yer verilmiştir.
Mimari mekan tasarımlarında yer alan grafik tasarım öğelerinin anlamsal analizi
Çeşitli ürünlerin ve markaların bulunduğu mekan olan Alışveriş Merkezleri hem mimari hem de grafik tasarım alanında kesişim noktası olmaktadır. Bu bağlamda AVM'lerde tercih edilen grafik tasarım öğelerinin mekan içerisinde nasıl uygulandığı önem arz etmektedir. Bu kapsamda çalışmanın amacı, AVM'lerde yer alan, kolon giydirmelerinde, yönlendirme levhalarında, bilboardlar da, zemin uygulamalarında ve yanı sıra aydınlatmalarda kullanılan grafik tasarım uygulamalarının, mekana kattığı anlamsal boyutu ortaya çıkarmaktır. Alan çalışması, Şişli bölgesinde bulunan, ödül almış üç farklı AVM üzerinden yapılmıştır. Birincisi Trump AVM, tasarım ödülü, ikincisi Kanyon AVM, mimari ödülü, üçüncüsü ise ÖzdilekPark AVM, çevrecilik ödülü almış, AVM'ler üzerinden gerçekleşmiştir. Araştırmada, bütüncül çoklu durum deseninde nitel araştırma yöntemi kullanılarak AVM'lerde yer alan grafik tasarım öğeleri illüstrasyon, tipografi, piktogram ve renk unsurları bakımından incelenmiştir. Her AVM kendi içinde başlıklar altında analiz edilmiştir. Bu bağlamda Trump görsel grafik öğelerinin niteliği yönünden, Kanyon AVM, teknik anlamda mimari tasarımsal unsurların yerine getirilmeye özen gösterildiği ve standartları bir üst seviyeye çıkaran mimari özellikleri bakımından, Özdilek AVM'de Çevreye gösterdiği duyarlılık bakımından her biri kendi alanlarında ödüle layık görülmüştür. Trump AVM, Kanyon AVM ve ÖzdilekPark AVM her biri farklı alanlarda gösterdikleri özen ve deneyimi ortaya koyarak mekanlara kazandırdıkları anlam ve mimari mekan tasarımına kattıkları boyut ile diğer yapılara öncülük etmektedirler.
Nörobilim etkileşimli mekân tasarımı kavramının özel gereksinim sahibi yetişkin veçocuk bireyler için rehabilitasyon merkezi özelinde araştırılması
Tez çalışmasında özel gereksinim sahibi bireylerin bulunduğu çevreyi anlamlandırmasına imkan yaratacak, kullanımını kolaylaştıracak, mekânsal farkındalığını arttıracak, fiziksel erişimini kolaylaştıracak, stresini azaltacak rehabilitasyon merkezleri tasarım kriterleri incelenmiştir. Çalışma nörobilim ile mimarlık arasındaki ilişkiyi araştırmak ve nörobilim etkileşimli mekân kavramını özel eğitim ve rehabilitasyon merkezleri üzerinden ortaya koymayı amaçlamıştır. İncelemeler ve ulaşılan bulgular ile, özel gereksinimli bireyler için yeni planlanacak olan rehabilitasyon merkezlerine ve kullanımı devam eden rehabilitasyon merkezlerinin tasarım kriterlerine ilişkin bir öneri setinin geliştirilmesi hedeflenmiştir. Literatür taraması, mimarlık ve nörobilim alanında yapılmıştır. Mimarlık alanında mekân tasarım kriterleri; mimarlık ve nörobilim ortak alanında ise mekân tasarımının insan beyni üzerindeki etkisini araştıran çalışmalar incelenmiş ve ülkemizde özel gereksinim sahibi çocuklara yönelik birçok eğitim merkezi olmasına rağmen kullanıcının ihtiyaçları doğrultusunda yetersiz oldukları varsayılmıştır. Bu doğrultuda araştırmanın asıl amacı nörobilimin insanın mekân içerisindeki deneyimine ilişkin araştırmalardan faydalanarak, özel gereksinim sahibi bireylerin kendilerini bulundukları mekana ait hissedebilecekleri tasarımların önünü açmak olmuştur.
Sanat yapıtının farklı mekanlarda anlam problematiği
Tarih boyunca, sanat ve mekan arasındaki ilişki sürekli değişim gösterir. Nadire kabineleri, değerli nesnelerin biriktirilip gösterildiği mekansal düzenlemelerin ilk örnekleridir. Tarihsel aşamalar boyunca gelişen ve büyüyen kabineler, müzelere dönüşmeye başlar. Kabinelerdeki akıldışı ve hayal gücüyle oluşturulan düzen, müzelerde yerini akılcı, bilimsel ve tarihsel disiplinlere bırakır.Nesnelerin teşhir edildikleri mekanlarla olan bağları, tarihsel süreci kapsayan gelişmelere paralel olarak,değişim göstermiştir. Sosyo-ekonomik ve kültürel politikaların kuşattığı sistemin etkisi sonucu dönüşen sanat,daima özgürlük arayışı içinde olmuştur. Sanatçıysa, yeni anlatım biçimleri ve deneyimlerle, sistemin yönlendiriciliği ve tahakkümleri karşısında yer almaktadır.
Geçmişten günümüze animasyon filmlerinde mekân kullanım analizi
Mekân ve sinema arasındaki bağ günümüzde önemli bir konudur. Birbirinden farklı gibi görünen bu iki disiplin, filmlerdeki sanal karakterlerin yaşadığı üçboyutlu mekânların tasarım aşamasında birbirine oldukça yakındır. Mimarinin gelişim sürecine bakıldığında gelişen ve değişen yaşam şartları ile birlikte geleneksel çizimden bilgisayar destekli tasarıma doğru hızla ilerleyen bir teknoloji söz konusudur. Mimarlık sunum aşamasında animasyonu anlatım dili olarak kullanırken animasyon sineması da mimarlığı tasarım aşamasında anlatım dili olarak kullanmaktadır. Bu anlamda çalışmada, günümüz animasyon sinemasında mekân kullanımı ve zaman içindeki değişiminin irdelenmesi amaçlanmıştır. Çalışma, literatür araştırmasına ve film analizlerine dayalı olarak gerçekleştirilmiştir. Konu ile ilgili filmler izlenerek incelenmiş ve animasyon filmlerinin mekânsal analizleri; mekân-karakter, mekân-kurgu bağlamı üzerinden irdelenmiştir. Bu doğrultuda, dört bölümden oluşan tez çalışmasında sinema ile mekânın birbirlerine olan faydaları ve iki farklı alanın gelişimine katkıları ele alınmıştır. Animasyon sinemasının başlangıcından günümüze yapım özelliği, izlenme oranı, eleştiriler dikkate alınarak ödüllü filmler arasından 11 adet film seçilmiştir. 1929 yılından günümüze dönem özelliklerine göre isim yapan animasyon filmlerinin mekân ve karakter odaklı yaklaşımlar bağlamında, sinema kurgusunun mekân üzerinden izleyiciye nasıl yansıtıldığının ortaya konulması hedeflenmiştir. Bu anlamda çalışmada Animasyon tarihi ve animasyon filmlerinde tasarıma yönelik literatür araştırması yapılmış, kaynaklar incelenmiş, ilgili filmler izlenmiş, mekân, sinema kavramları ve animasyon filmlerinde mekânsal özellikler irdelenmiştir. Elde edilen veriler doğrultusunda, seçilen Animasyon filmlerinin mekânsal analizleri mekân, karakter, renk, anlatı değişkenleri üzerinden yapılmıştır. Araştırma sonucunda üç boyutlu animasyon filmlerindeki sahneler, mimari yaklaşımlarla birlikte değerlendirilerek incelenmiş ve filmlerin arka planlarını oluşturan sahne tasarımındaki mimari öğelerin filmin asıl karakterleri kadar önemli olduğu tespit edilmiştir.
Teknolojinin konut mekan tasarımına etkisi ve akıllı evler; İstanbul örneği
Mekân düzenlemeleri 1980'li yıllardan günümüze teknolojik gelişmelere paralel olarak toplumun ihtiyaçlarına ve beklentilerine göre her geçen gün gelişmektedir. Bu çalışmada, tarihsel gelişim sürecinde teknolojinin mekân tasarımına yansımaları, konut mekânı ve 'akıllı ev' kavramları üzerinden irdelenmiştir. Çalışma; yerinde inceleme, literatür araştırması ve gözleme dayalı olarak gerçekleştirilmiştir. Mekân tasarımının fonksiyonel, estetik ve konfor koşulları, örnekler üzerinde analiz yapılarak anlatılmıştır. Artan dünya nüfusu ve kentleşme hızına paralel olarak kentlerin önemli unsurlarını oluşturan yüksek akıllı konutlar tüm dünyada güncel çözümler olarak üretilmektedir. İstanbul'da da son yıllar içerisinde kentsel dönüşüm ile yapı stoğu değişerek akıllı ev olma iddiasıyla üretilen yüksek konutlar artmıştır. Araştırılan örnekler, akıllı ev kavramını projelerini tanımlamak için kullanan yüksek konut projelerinden seçilmiştir. Çalışmanın amacı teknoloji ve mekân tasarım ilişkisi, etkileşimi ve değişimi kavramlarıyla ilişkili olan otomasyon sistemleri ve 'akıllı ev' kavramlarını seçilen örnekler üzerinden anlamaktır. Birinci bölümde; mekân ve teknoloji ilişkisi, ikinci bölümde, mekân tasarım gelişimleri, konut tipolojileri ve mekânsal özellikleri irdelenmiştir. Üçüncü Bölümde, akıllı evler ve otomasyon sistemleri tanımları, özellikleri ve çeşitleri irdelenmiş, dünyadan örnekler araştırılırken İstanbul'dan seçili 10 yapı araştırılmıştır. Çalışmanın Dördüncü bölümünde ise araştırılan örneklerden İstanbul'da bulunan Nisbetiye On Rezidans yapısı detaylandırılarak genel özellikleri, plan, mekân ve otomasyon özellikleri incelenmiştir. Çalışmanın Beşinci bölümünde konu ile ilgili güncel teknolojiler değerlendirilmiştir. Geleceğin teknolojisi ve önemli bir parçası olarak düşünülen akıllı ev sistemleri yüksek konut projelerinde kentlerin vazgeçilmez unsurları olacağı ön görülmektedir. Bu doğrultuda çalışmanın teknoloji ve mekân tasarımı alanında araştırma yapan öğrencilere, akademisyenlere ve diğer araştırmacılara faydalı olacağı düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler; Teknoloji, Konut, Mekân, Akıllı ev sistemleri, Otomasyon
İç mekan tasarımında sürdürlebilirlik: Sürdürülebilir yapı analizi örneği
İnsanlar tarih boyunca kendilerine ait bir yaşam alanı belirlemek amacı ile çevrelerine sınırlar belirlemiştir. Bu sınırlar ile ihtiyaçları ve istekleri doğrultusunda mekânları oluşturmuşlardır. İnsanlar her türlü ihtiyaçlarını doğal çevrenin sunduğu kaynaklardan sağlamaktadır. Zaman içerisinde bu kaynakların bilinçsiz bir şekilde tüketilmesi beraberinde birçok sorunu getirmiştir ve doğanın dengesini bozmuştur. Doğadaki kaynaklar ve enerjiler, etkileşim ve dönüşüm ilişkisi içerisindedir. Bu etkileşim bozulduğu zaman doğanın insanlara sunabileceği kaynaklar yok olmaya doğru gitmektedir. Sürdürülebilirlik, doğadaki kaynak ve enerjilerin doğal döngülerine zarar vermeden bu kaynakların ihtiyaçlara göre kullanılması anlamına gelmektedir. Sürdürülebilirliğin sözlük anlamı var olanı koruma durumu olarak tanımlanmıştır. Bugün birçok kurum ve kuruluş sürdürülebilirlik için çalışmakta ve kendini geliştirmektedir. Yeşil bina kavramının ortaya çıkmasıyla birlikte yeşil bina sertifikasyon sistemleri uygulanmaya başlanmıştır. Bu tür sistemler ilk önce gelişmiş ülkelerde geliştirilmiş ve daha sonra birçok ülkede kullanılmıştır. Birçok ülke kendi yeşil alan sertifikasyon sistemlerini geliştirmiştir veya diğer ülkelerin uluslararası sertifikasyonlarını kullanmaktadır Bu çalışma, 6 temel bölümden meydana gelmektedir. Girişte iç mekân analizinde sürdürülebilirlik kavramı genel olarak ele alınmıştır. 1. Bölümde; sürdürülebilirlik kavramının tanımı yapılarak, sürdürülebilir kalkınmanın boyutları açıklanmıştır. 2. Bölümde sürdürülebilir kalkınmanın iç mekân tasarımına etkisi incelenerek, mimarlık ve iç mimarlık ilke ve yöntemleri açıklanmıştır. 3. Bölümde sürdürülebilir tasarım esasları anlatılmıştır. İç mekân çevre koşulları, enerji tüketimi ve kullanımı, kaynak kullanımı açıklanarak, sürdürülebilir tasarım faktörlerinin iç mekânsal olarak değerlendirilmesi yapılmıştır. 4. Bölümde; sürdürülebilir iç mekân tasarım kriterleri bağlamında bir model olarak Temmuz 2014'te LEED Gold Sertifikası alan Torun Tower incelenmiştir. Proje hakkında genel bilgiler verildikten sonra projenin LEED sertifikası kapsamında analizi yapılmıştır. Proje analizi kısmında LEED Sertifikasının temel kategorileri olan; sürdürülebilir araziler, su verimliliği, enerji ve atmosfer, malzemeler ve kaynaklar, iç mekân çevre kalitesi, yenilik ve bölgesel öncelik irdelenmiştir. Burada her kategori için amaç, gereksinim ve modelin değerlendirilmesi ile puanı açıklanmıştır. Daha sonra projenin analizleri değerlendirilmiştir ve özet olarak sunulmuştur. Sonuç bölümünde ise yapılan çalışmadan elde edilen bulgular özetlenmiştir. Anahtar Kelimeler: LEED Sertifikasyon Sistemi, Sürdürülebilirlik, İç Mekân, Torun Tower, Ekolojik İç Mekân, Sürdürülebilir Malzeme
Sosyal medya kullanımının mekân tasarımına etkisi
Tüketim kültürünün temelini oluşturan kavramlardan biri iletişimdir. Bireylerin özgürce iletişime geçebildiği sosyal medya uygulamalarının gelişimiyle birlikte, mekân tasarım algısında psikolojik, fizyolojik, ekonomik ve sosyal-kültürel değişiklikler gözlemlenmiştir. Uygulamalarda yer bulmuş popüler mekânları ziyaret etme isteği duyan bireyler, paylaşılan görsellerin ve yorumların etkisinde kalmaya başlamıştır. Algıyı yönlendiren ziyaretçi değerlendirmeleri, mekân tasarımında dönüşümlere sebep olmuştur. Böylelikle, gösteri toplumu için yaşayan bireylerin sosyal medya uygulamalarında içerik üretebilmesine elverişli olan mekân atmosferleri yaratılmaya başlanmıştır. Bu bağlamda araştırmada; sosyal medya uygulamalarının bireyler üzerindeki yönlendirici etkisi belirlenerek, mekân tasarımına olan yansımalarının incelenmesi amaçlanmıştır. Veri toplama yönteminde ise, anket tekniği uygulanmıştır. Katılımcıların mekân tasarımı bağlamında değerlendirmeleri toplanarak, istatistiksel analiz teknikleriyle yorumlanmıştır. Araştırmanın katılımcıları, basit seçkisiz örnekleme yöntemi ile seçilmiştir. Örneklem grubunu; sosyal medya kullanıcısı olan 279'u kadın, 179'u ise erkek olmak üzere toplam 458 birey oluşturmuştur. Sonuç olarak sosyal medya uygulamalarının mekân tasarımı üzerindeki rolü, yeme–içme, turizm, mağaza mekânları kapsamında incelenmiş ve mevcut etkinin var olduğu saptanmıştır. Anahtar kelimeler: Sosyal medya, mekân, tasarım, tüketim, bağımlılık
Tarihsel süreçten günümüze kahve mekânlarının iç mekân tasarımlarının incelenmesi
Mekân; her anlamı ve bütünüyle bir insanoğlu eseridir. Geçmişten günümüze insanlar barınma fonksiyonundan başlayarak eğitim, sosyalleşme gibi farklı ihtiyaçları doğrultusunda mekânlara ihtiyaç duymaktadır. Tarihsel süreçte etkileşim, iletişim ve sosyalleşmeyi sağlayan kahve mekânları, gündelik yaşamı biçimlendiren önemli unsurlar olmuşlardır. Modern yaşamda, kahve mekânları oluşturdukları sosyalleşme imkânından dolayı etkin toplumsallaşma alanları olarak öne çıkmaktadır. Oldenburg'un "üçüncü yer" kavramı ile vurguladığı sosyalleşme olgusu kahvenin mekânla ve yerle kurduğu ilişkiyi farklı ölçeklerde tanımlamaktadır. Kahve mekânları hem geçmişte hem de günümüzde sadece kahve içilen alanlar olarak değil, günümüz teknolojilerinin sağladığı olanaklarla farklı işlevlere ev sahipliği yapmıştır. Kahvenin hazırlanma, üretim ve pişirme ritüellerinin gelişimi ve değişimi kahve mekânlarının tasarımını ve mekânsal karakterini etkilemiştir. Bu bağlamda süreçler 1. dalga, 2. dalga ve 3. dalga olarak isimlendirilmiş, günümüzde söz konusu tanımlar kahveyi ve kahve mekânlarını da tanımlamak için kullanılmaktadır. Bu çalışmada; tarihsel süreçten günümüze kahve mekânlarının değişen ve gelişen tasarım anlayışı ve mekân algısı araştırılmış, 2. dalga ve 3. dalga kahve mekânlarının tasarım konseptleri, mekânsal atmosfer/ambiyans özellikleri incelenmiş ve seçilen 3. dalga kahve mekânlarının mekânsal karakteri detaylandırılmıştır. Dalga kahve mekânları malzeme, renk, aydınlatma bakımından farklılıklar gösterirken incelenen mekânlar birbirinden bağımsız kimliklere sahip mekânlardır. Beş bölümden oluşan çalışmanın birinci bölümünde araştırma kapsamı ve yöntem tanımlanmıştır. İkinci bölümde, mekânın tanımı, algısı ve ambiyans özellikleri açıklanmıştır. Üçüncü bölümde, kahve, kahvehane tarihi, 2. dalga ve 3. dalga kavramları, kahve ve kahve mekânlarının özellikleri incelenmiştir. Dördüncü bölümde alan çalışması olarak belirlenen 3. dalga kahve mekânlarında mekân ambiyansını tanımlayan özellikler, yerinde gözlem ve görsel materyaller incelenerek oluşturulan matrisler ile analiz edilmiştir. Beşinci bölümde kullanıcı deneyimleri doğrultusunda kullanıcı açısından mekânın algısı ve anlamına dair veriler elde edilmiş, kullanıcılardan alınan cevaplar değerlendirilmiştir.
Mekân tasarımında yeni bir evren: Metaverse
Dijital çağ ile birlikte mekân kavramı gerçek çevre olmaktan öteye taşınmıştır. Sanal gerçeklik, artırılmış gerçeklik ve karma gerçeklik gibi dijital destekli ortamların yaratılması, mekân kavramına farklı bir yaklaşım sergilemeyi gerektirmektedir. Metaverse kavramı; sanal dünya ve dijital araçlarla, insan iletişimi ve sosyal etkileşimi mümkün hale getiren teknolojilere dayanmaktadır. Bu kavram içerisinde oluşturulan etkileşim mekânları, fiziksel gerçeklik dışında üretilmesi nedeniyle estetik bir kaygı taşımaktadır. Mekânlar, Metaverse kavramı içerisinde farklı ihtiyaç ve amaçlar doğrultusunda kullanılmakta; bu ihtiyaç ve amaçlar doğrultusunda şekillenmektedir. İhtiyacı ve amacı değişen mekân kavramı ile tasarım anlayışları da değişmektedir. Metaverse, tasarımcılara düşük maliyetli, estetik ağırlıklı ve özgür bir tasarım alanı oluşturmaktadır. Tasarımın belirli kalıplara ve zorunluluklara bağlı kalmadan oluşturulması; tasarımcılara deneyerek öğrenme, özgür düşünme ve hayal gücünü zorlama gibi imkânların verilmesine olanak sağlamaktadır. Bu özgür ortam, tasarım için bir oyun alanı haline gelerek tasarımcıların öğrenmesine, öğretmesine ve denemesine katkı sağlamaktadır. Bu doğrultuda çalışmada; Metaverse evrenindeki mevcut tasarımların nasıl ve hangi anlayışla uygulanmakta olduğu, tasarım anlayışının bu evrenlerde ne yönde seyrettiği ve gelecekte, gerçek çevrede var olan tasarımcı kimliğinin sanal mekânlarda hangi yönde şekilleneceğinin incelenmesini amaçlanmıştır. Bu kapsamda, sanal ve gerçek çevre kavramları incelenmiş, Metaverse evrenindeki tasarım anlayışı ele alınmıştır. Sonuç olarak, Metaverse evreninde tasarımcıların mekâna yaklaşımı ve tasarım kıstasları irdelenmiş, değişen dünyada güncel kalınabilmesi adına disiplinlerarası bir anlayışa sahip olunması ve Metaverse tasarım teknolojilerinin tasarımcılar tarafından benimsenmesi gerektiği tespit edilmiştir.
Metropolde yaşamak: farklı yaşam eşı̇klerı̇ne bağlı olarak dönüşebı̇len esnek konut ı̇ç mekanları
Dünya genelinde metropollerde yaşayan nüfusun artmasıyla beraber metropolde yaşam farklılaşmakta, kalabalıklaşan kent mekanlarında yaşam zorlaşmakta, konutlarda farklı ve çeşitli kullanıcı tipleri için farklı ihtiyaçlar ortaya çıkmaktadır. Bununla birlikte bireyler, yaşam döngülerindeki eşiklere bağlı olarak yaşam mekanlarına farklı zamanlarda farklı adaptasyon süreçleri yaşamaktadırlar. Tez çalışmasının amacı, konut mekanlarının metropol yaşamı ve yaşam döngüsündeki eşiklere bağlı olarak oluşan farklı durumlara adapte olabileceği esnek mekan tasarımları üzerine fikirler üretmektir. Bu bağlamda amaç; metropolde farklı yaşam biçimleri için kolektif, paylaşım ve dayanışma odaklı, ekonomik, esnek ve sürdürülebilir konut iç mekan tasarımlarını araştırmak ve geliştirmektir. Çalışma kapsamında öncelikle metropolde dönüşen yaşam biçimleri, İstanbul'da metropol yaşamı, konut iç mekanlarında esneklik ile ilgili literatür araştırması yapılmıştır. Sonraki aşamada, İstanbul metropolünde seçilen bir alanda alan araştırması yapılmış; ve alan araştırması sonucunda bu alan için farklı ölçeklerde kent ile ilişkili olarak esnek bir iç mekan ve yaşam sistemi tasarlanmıştır. Alan araştırması üç aşamadan oluşmaktadır; öncelikle, alan çalışması yapmak üzere seçilen Maslak Sanayi Bölgesi analiz edilmiş, mevcutta ve gelecekteki durumu ile ilgili bilgiler toplanmıştır. İkinci aşamada alan çalışması yapmak üzere seçilen Maslak Sanayi Bölgesinde mevcut kullanıcı grupları ile ilgili araştırmalar yapılmıştır. Bu bağlamda mevcut durumu anlamak için röportaj, anket ve gözlemler yapılmıştır. Üçüncü aşamada, İstanbul metropolünde yaşamakta olan potansiyel kullanıcı tiplerini, ihtiyaçlarını ve yaşam biçimlerini anlamaya yönelik araştırmalar yapılmıştır. Bu bağlamda ortak ihtiyaç ve farklılaşan ihtiyaçların belirlenmesi için röportaj, anket ve gözlemler yapılmıştır. Tezin sonucunda alan araştırması sonucu elde edilen bilgi ve veriler doğrultusunda esnek bir iç mekan ve yaşam sistemi önerisi getirilmiştir. Önerilen malzemeler, üretim şekilleri, sosyal alanların ve atölyelerin çalışma prensipleri, yaşam biçimleri, vb. farklı boyutlarıyla projenin bütüncül bir sistemi tanımlaması amaçlanmıştır. İstanbul metropolünde alternatif bir yaşam önerisi olan bu proje çalışması ile, temelde her bireyin hakkı olan fakat günümüzde bunu elde etmenin bir lüks olarak sayıldığı her yaşta konforlu yaşam hakkına nasıl ulaşabileceği araştırılmaktadır.
Wellbeing and its spatial experience: development of SPA design and contemporary spa spaces
Wellbeing as a notion gains importance day by day hand in hand with the status of healthiness. World Health Organization (WHO) defines health as "state of complete physical, mental and social well-being and not merely the absence of disease or infirmity" on the one hand; on the other hand, Global Wellness Institution (GWI, 2017) stresses wellness as intellectual, religious and medical movements and modern concept with ancient roots beginning with the Ayurveda treatments followed by Traditional Chinese Medicine, Ancient Greek doctrines, Roman Medicine and movements in United States and Europe in 19th century. Today, wellbeing and being healthy are the ultimate goals that are difficult to endure due to increasing stress level in modern world, working environment with high-intensity and expectations from civilized human. As a result of these, people need to have treatments and experiences to relax and stay strong. In this content, spa spaces compel attention. As the word spa literally refers to the abbreviation of sanus (salus/ sanitas) per aquam that means health coming from water in Latin. The relation between human beings and water starts in the mother womb and continues in many forms. People are always attracted to water and this interest originates from different aspects like need for bathing, religious and spiritual rituals and the belief to curative powers of water. Bathing can take place where water exist as bathtub, shower or even river, sea, ocean, lake. While human baths throughout the history, the forms of bathing shaped according to different reigns, beliefs and politics. Thus, personal and public bathing spaces emerged in relation to these routines and rethorics . In this thesis study, well-being and its spatial experience and spa design development and contemporary spa spaces, further to that, the emerging role of Turkish Hamam spatiality and its atmospherical penetration in contemporary spa design is also examined and discussed. Thesis consist of five main chapters: In first chapter; the purpose of thesis, literature review and hypothesis are stressed. To comprehend the definition of spa, the construction of spa spaces and the history behind these spaces and experiences literature study is done. In addition to that, a future projection is stressed throughout the evolution of spa in the context of hypothesis. In second chapter; the roots of bathing need, spa culture and their spatial typologies and the emergence of them are examined. In order to fully understand, spa rituals throughout the history beginning with Indus Valley, following to that Ancient Greek, Romans, Asia and Ottoman Empire Eras are discussed; further to that, the essential thresholds are examined in a timeline. In third chapter; planning a spa is analyzed deeply. In this content; spa types, determination of spa concept, spa design principals and obligations, spa components and spatial requirements, layout needs and user flows are revealed. In fourth chapter; under the indications and inputs of previous chapters, the spatial aspects and criteria that affect spa experience are specified. In this content, since in modern world, the boundaries between spa types are getting ambigous and the spas are evolved into "days spas" where users can reach any time they want and "destination spas" where users need to plan a journey to use in practical use; one destination spa in Turkey (Canyon Ranch Kaplankaya) and one resort hotel spa outside of Turkey (Joali Maldives), one city hotel spa outside of Turkey (Villa Magna Madrid) and one city hotel in Turkey (Fairmont Quasar Istanbul) are dismantled in relation to defined criteria set. In considerations of these evaluations, the increasing demand to Turkish Hamam is observed and stressed. In fifth chapter, concluding remarks and future projections are discussed. In this part; in addition to the evaluations and sectional results, it is stressed that the significance of Turkish hamam is getting more and more important gradually with its flexible and corvertible spatial aspects and utilization of spatial characteristics of Turkish Hamam emerges as an increasing demand in the design of contemporary spa ambient, while this find out is stressed and the reasons are briefly discussed on the final chapter.
Tasarlanan mekanın retoriği
21. yüzyıl başından itibaren hızla gelişmekte olan nörobilim alanlarında yapılan araştırmalar insanların tüm düşünce, duygu ve davranışlarının beyinlerinde meydana gelen bir dizi elektrokimyasal reaksiyon sonucu oluştuğunu göstermektedir. Kişilerin çevrelerindeki mekândan aldıkları duyusal uyaranlar, vücutlarının içsel durumu hakkında bilgi veren duyguları ve önceki deneyimlerinden arta kalan anılarıyla birlikte, eylemlerini belirlemektedir. Dolayısıyla her mekân, o mekânı deneyimleyen kişiler için o veya bu şekilde davranmalarına neden olacak mesajlar içermektedir. İnsan-mekân etkileşimlerini inceleyen mevcut araştırmalar, konuya daha çok yapılı çevre üzerinden kullanıcı ekseninde yaklaşmakta; tasarımcıların malzeme, strüktür ve organizasyon tercihleriyle mekân kullanıcıları üzerinde ne tür etkiler oluşturabileceklerini inceleyen tasarımcı eksenli araştırmalar bulunmamaktadır. Bu çalışmada algı ve davranış yönetimi konusunda disiplinler arası bir çalışma alanı olan retorik, mekân tasarımı bağlamında ele alınmış; tasarımcıların retorik stratejilerini kullanarak mekân kullanıcılarını belli düşünce, duygu ve davranışlara sevk edebilecekleri öngörülmüştür. Algı ve davranış sistemlerinin nörolojik altyapısı üzerine temellendirilen çalışmanın ana bölümleri Aristoteles'in ikna kategorileri olan Logos, Pathos ve Ethos olarak belirlenmiştir. Logos bölümünde mekânsal söylemi oluşturan ışık, renk, form, ses gibi öğelerin algılanma biçimleri ve kişiler üzerinde oluşturabilecekleri etkiler incelenmiş; retorik figürlerin mekân tasarımında kullanım biçimleri açıklanarak örneklenmiştir. Pathos bölümünde tüm insanlarda ortak olan temel duygu sistemleri ve bunların mekân tasarımıyla ilişkileri irdelenerek mekânı deneyimleyen kişilerde bu temel duyguların nasıl uyandırılabileceği araştırılmıştır. Ethos bölümünde ise farklı mekân tiplerinde mekânsal karakter oluşumları örnekler üzerinde incelenmiştir. Yapılan incelemeler neticesinde retorik stratejilerinin mekân tasarımı dâhil iletişim kaygısı güden her alanda kullanılabileceği düşünülmektedir.