Ağrı
75 theses under this subject heading
Abdominal cerrahi işlem uygulanan hastalarda ağrı algısı ile ameliyat sonrası hissedilen ağrı şiddeti arasındaki ilişkinin değerlendirilmesi
Bu araştırma, abdominal cerrahi işlem uygulanan hastalarda ağrı algısının ameliyat sonrası ağrıya etkisini incelemek amacıyla tanımlayıcı olarak yapılmıştır. Araştırmanın örneklemini bir devlet hastanesinin Genel Cerrahi ile Kadın Hastalıkları ve Doğum servislerinde abdominal cerrahi girişim geçiren 126 hasta oluşturmuştur. Eylül 2018-Ocak 2019 tarihleri arasında yürütülen çalışmada veriler Tanıtıcı Bilgiler Formu, Ağrı Özellikleri Formu ve Ağrı İnançları Ölçeği ile toplanmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde, tanımlayıcı istatistikler, t testi, ANOVA, Pearson korelasyon testleri kullanılmıştır. Araştırmadaki hastaların %73' ünün kadın, yaş ortalamasının 48.63, %67.5' inin ilköğretim mezunu olduğu saptanmıştır. Hastaların %86.1'inin orta ve üstü şiddette ağrısının olduğu, %96.7' sinin ağrı şiddetinin zamanla azaldığı, %46.8' inin ağrı şiddetinin beklediğinden az olduğu, %92.1' inin ağrı nedeniyle aktivitelerini yerine getirmekte zorlandığı belirlenmiştir. VAS skorunun 8. saatte en şiddetli iken, 16., 24., ve 32. saatlerde anlamlı bir şekilde azaldığı (p<0.05), cinsiyetin ve ağrı şiddetinin beklenilenden fazla olmasının VAS ile ilişkili olduğu saptanmıştır (p<0.05). Hastaların Organik İnançlar puan ortalaması 3.12, Psikolojik İnançlar puan ortalaması 2.37 olarak bulunmuştur. Hastaların eğitim durumu arttıkça psikolojik inançlar puanının azaldığı, jinekolojik cerrahi geçiren hastaların organik inançlar alt boyut puan ortalamasının daha yüksek olduğu saptanmıştır (p<0.05). Hastaların organik inanç boyut ortalaması ile sadece 24. saat VAS skoru arasında ilişki olduğu (p<0.05), psikolojik inançlar alt boyut puan ortalaması ile VAS skorları arasında bir ilişki olmadığı belirlenmiştir (p>0.05). Araştırmadan elde edilen sonuçlar doğrultusunda, abdominal cerrahi uygulanan hastaların orta ve üstü şiddette ağrısının olduğu, cinsiyetin ve ağrı beklentisinin deneyimlenen ağrıyı, eğitim durumunun ve uygulanan cerrahi tipinin ise ağrı inançlarını etkilediği belirlenmiştir. Bu bağlamda, etkili ağrı kontrolünün sağlanmasında ağrıya yüklenen anlam ve ağrı inançlarının belirlenmesi, hastaların ağrısına yönelik sunulacak bakımın şekillendirilmesinde ve bireyselleştirilmesinde ağrı algısının göz önünde bulundurulması önerilmektedir.
Kırsal turizm kapsamında Ağrı ili'nin arıcılık turizmi potansiyelinin değerlendirilmesi
Günümüz koşullarında turizm anlayışının değişmesiyle beraber daha çok ön plana çıkan kırsal turizm ve arıcılık turizmi; tamamen doğaya dayalı, ekolojik, insanlara yeni ve keşfedilmemiş deneyimler sunan aynı zamanda gerçekleştirildiği bölgeye büyük getirileri olan turizm türleridir. Bu araştırmanın temel amacı; yerel halkın ve arıcıların Ağrı'daki turizm faaliyetlerinin mevcut durumu ve arıcılık turizmi hakkındaki görüşlerini öğrenmektir. Araştırmanın ikinci amacı ise Ağrı ilinin arıcılık turizmi potansiyelini belirlemektir. Bu araştırma, söz konusu amaca uygun olacak şekilde genel ve derinlemesine sonuç elde edebilmek adına karma yöntemler araştırması olarak tasarlanmıştır. Araştırma deseni olarak eşzamanlı/sıralı/yakınsayan desen kullanılmıştır. Araştırmada veri toplama tekniği olarak ise yarı yapılandırılmış mülakat ve anket tekniği kullanılmıştır. Nitel aşama verileri MAXQDA Nitel Veri Analiz Programı kullanılarak analize tabi tutulmuştur. Nicel aşamada elde edilen verilerin istatistiksel analizlerinin yapılmasında ise SPSS 25.0 istatistik paket programı kullanılmıştır. Yapılan araştırmanın nitel aşamasında elde edilen verilerden yola çıkarak toplam 3 tema ve 9 alt kod oluşturulmuştur. Nicel araştırmada kullanılan ölçeğin ise 39 önerme ile 6 boyuttan oluştuğu tespit edilmiştir. Araştırmadan elde edilen veriler ışığında Ağrı yerel halkının ve arıcıların arıcılık turizmine yönelik düşüncelerinin olumlu yönde olduğu ancak altyapının oluşturulması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Kırsal Turizm, Arıcılık Turizmi, Apiterapi, Ağrı.
Parsiyel kalça protezi operasyonlarında PENG (Pericapsular nerve group) blok uygulanan ve uygulanmayan hastaların postoperatif tramadol tüketimi, klinik etki ve yan etkilerinin karşılaştırılması
Amaç: Parsiyel kalça protezi operasyonlarında PENG (pericapsular nerve group) blok uygulanan ve uygulanmayan hastaların postoperatif tramadol tüketimi, klinik etki ve yan etkilerinin karşılaştırılmasıdır. Gereç ve Yöntem: Hastanemiz etik kurul onayı ve hastaların yazılı onamları alındıktan sonra parsiyel kalça protezi (PKP) cerrahisi planlanan, 18-75 yaş arası, genel anestezi (GA) sonrası PENG blok uygulanmış (Grup P) 24 hasta ve PENG blok uygulanmamış (Grup K) 24 hasta olmak üzere toplam 48 hasta çalışmaya dahil edildi. Hastaların demografik verileri (yaş, cinsiyet, vücut kitle indeksi, ASA skoru) kaydedildi. Ultrasonografi eşliğinde 20 ml % 0,5'lik bupivakain ile Grup P'de bulunan hastalara GA sonrası PENG blok yapılmış, Grup K'da bulunan hastalara ise sadece GA uygulandı. Postoperatif BIS skoru, ilk 24 saatlik VAS ve NRS skorları, vital bulguları, kullanılan tramadol ve remifentanil miktarları, ek analjezi ihtiyacı, mini mental test skoru, Riker ajitasyon ve sedasyon skoru, hasta konfor skoru, modifiye aldrete derlenme skorlaması ile intraoperatif ve postoperatif komplikasyonlar (taşikardi, bradikardi, hipertansiyon, hipotansiyon, kaşıntı, bulantı-kusma, aritmi) kaydedildi. Bulgular: Parsiyel kalça protezi (PKP) cerrahisi uygulanan Grup P ve Grup K'nın intraoperatif ve postoperatif komplikasyonları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık bulunmadı; ancak Grup K'da remifentanil iv infüzyonu ortalama 0,13 mcg/kg/dk'dan giderken Grup P'de ise 0,05 mcg/kg/dk'dan uygulanmış olup istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık bulundu (p<0,01). Grup P, BİS skoru değerleri preoperatif ölçümü ile intraoperatif çıkış (uyanma sonrası) ölçüm değerleri karşılaştırıldığında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık VI göstermektedir (p=0,01). Grup K, BİS skoru değerleri preoperatif ölçümü ile intraoperatif çıkış (uyanma sonrası) ölçüm değerleri karşılaştırıldığında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık göstermektedir (p=0,01). Grup P ve Grup K arasında BIS skoru değerleri karşılaştırıldığında ise istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık bulunmadı (p=0,14). Postoperatif OAB ve nabız değerleri Grup P'de grup K'ya göre daha düşük olup OAB (p<0,01) ve nabız (p<0,01) değerleri karşılaştırıldığında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık bulunmaktadır (p<0,05). Postoperatif 0. dk, 10. dk, 30. dk, 60. dk, 2. saat, 4. saat, 6. saat, 12. saat ve 24. saatlerde değerlendirilen VAS (p<0,01) ve NRS (p<0,01) skorları her iki grupta da Grup P'de daha düşük olup istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık bulunmaktadır (p<0,05). Grup P ve Grup K arasında postoperatif tramadol kullanımı karşılaştırıldığında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık bulunmaktadır (p=0,04). Modifiye aldrete derlenme skorlamasında Grup P ve Grup K arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık bulunmaktadır (p<0,01). Grup P ve Grup K arasında hasta konfor skorunun karşılaştırılmasında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık bulunmaktadır (p=0,04). Sonuç: PKP cerrahisi uygulanan hastalarda intraoperatif ve postoperatif analjezik amaçlı PENG blok uygulanan hastaların VAS ve NRS skorları, kullanılan tramadol ve remifentanil miktarları, hasta konfor skoru, postoperatif OAB ve nabız değerleri PENG blok uygulanmayan kontrol grubuna göre istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık göstermektedir. Bu durum PKP planlanan hastalarda PENG blok uygulamasının intraoperatif ve postoperatif multimodal analjezinin bir parçası olarak iyi bir seçenek olduğunu göstermektedir. Anahtar kelimeler: VAS ve NRS skorları, BİS skoru.
Jinekolojik cerrahide ultrasonografi eşliğinde yapılan rektus kılıf bloğunun postoperatif analjezi üzerine etkileri
Amaç: Çalışmamızda jinekolojik cerrahide pfannenstiel (transvers) kesi ile yapılan miyomektomi ve histerektomi olgularında ultrasonografi eşliğinde levobupivakain ile yapılan rektus kılıf bloğunun, peroperatif sevofluran ve postoperatif tramadol tüketimi üzerine olan etkilerini araştırmayı amaçladık.Gereç ve Yöntem: Çalışmamız, Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Balcalı Hastanesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon Kliniğinde, T.C. Sağlık Bakanlığı Etik Kurul onayı ve yazılı hasta onayı alınarak yapıldı.Çalışmaya Jinekolojik Cerrahi kliniğinde pfannenstiel kesi ile miyomektomi ve histerektomi operasyonu yapılacak 20-70 yaş arası, ASA I-II grubu, 75 hasta alındı.Hastalar rastgele seçilen ve toplam 75 hastadan oluşan üç gruba ayrıldı.Grup I (n=25) hastalara genel anestezi indüksiyonu ve entübasyon sonrası preoperatif % 0,25 levobupivakain serum fizyolojik içinde 0,2 ml/kg volüm (maksimum 40 ml) ile ultrasonografi eşliğinde rektus kılıf bloğu, grup II (n = 25) hastalara peroperatif % 0,25 levobupivakain serum fizyolojik içinde 0,2 ml/kg volüm (maksimum 40 ml) ile insizyon bölgesinden açık teknik ile rektus kılıf bloğu, grup III (n = 25) hastalara peroperatif operasyon bitiminden 30 dakika önce 2 mg/kg intravenöz tramadol yapıldı.Postoperatif ağrı tedavisi için her üç gruba da tramadol ile Hasta Kontrollü Analjezi (HKA) cihazı, 0,2 mg/kg bolus doz ve 10 dakika kilit süresi ile kuruldu.Her üç grupta da peroperatif inspire edilen (%) sevofluran konsantrasyonu, peroperatif ve postoperatif sistolik ve diyastolik kan basıncı, kalp atım hızı,oksijen saturasyon değerleri ölçülerek kaydedildi.Ayrıca yine postoperatif dönemde HKA ile tüketilen total tramadol miktarı,VAS ağrı skoru değerleri ile bulantı-kusma,ek analjezik gereksinimi,gaz-gaita çıkışı olan olgu sayısı ve olası yan etkiler izlenerek kayıt edildi.Bulgular: Grupların demografik özellikleri,operasyon süreleri ve preoperatif hemodinamik parametreleri birbirine benzerdi.Peroperatif dönemde inspire edilen sevofluran konsantrasyonu (%), grup I hastalarda grup II ve grup III hastalara göre anlamlı oranda daha düşük saptandı (p = 0,0001), grup II ve III arasında ise istatistiksel fark yoktu (p > 0,05).Postoperatif dönemde ise sistolik-diyastolik arter kan basınçları, kalp atım hızları her üç grupta klinik açıdan hemodinamik sınırlar içerisinde ve birbirine benzer saptandı. 24 saatlik kümülatif tramadol tüketimi grup I ve grup II hastalarda birbirine benzer (p>0,05), grup III hastalardan ise düşük bulundu (p = 0,0001), grup I ve II'de ise benzer bulundu (p>0,05). VAS ağrı skoru da grup I hastalarda postoperatif 30. dk, 1., 2., 4., saatlerde grup II ve III'den daha düşük olarak saptandı (p = 0,021) (p = 0,020) (p = 0,045) (p = 0,044). Grup II ve grup III arasında anlamlı fark saptanmadı (p>0,05). Gruplar arasında bulantı-kusma ve ek analjezik gereksim insidanslarında istatiksel olarak anlamlı farklılık saptanmadı (p>0,05). Grup III hastalarda gaz-gaita çıkışı saptanmamış iken, grup I hastaların 5'inde, grup II hastaların 1'inde gaz-gaita çıkışı saptanmış olup, istatiksel olarak anlamlı bulundu (p<0,05).Sonuç: Preoperatif (preempitif) ultrasonografi eşliğinde levobupivakain ile yapılan rektus kılıf bloğu uygulamasının, peroperatif inspire edilen sevofluran konsantrasyonunu (%) ve postoperatif tramadol gereksinimini azalttığı, etkin bir analjezi sağladığı, hemodinamik parametreleri klinik anlamlı etkilemediği ve ciddi yan etkilere yol açmadığı sonucuna varıldı.Anahtar sözcükler: Jinekolojik cerrahi, Hasta Kontrollü Analjezi, Levobupivakain, Rektus Kılıf Bloğu, Sevofluran, Ultrasonografi
Epizodik ve kronik migren hastalarında kişilik özelliklerinin araştırılması
Giriş ve Amaç: Migren yaygın görülen nörolojik bir bozukluk olmasının yanı sıra eş zamanlı psikiyatrik semptomların yüksek oranda görüldüğü ataklarla seyreden veya kronikleşebilen bir baş ağrısı türüdür. Günümüze kadar yapılan çalışmalarda migrenli bireylerde belirli kişilik özelliklerinin etkisi araştırılmıştır. Çalışmamızda ise, sağlıklı bireylere kıyasla epizodik ve kronik migren tanılı olguların klinik ve sosyodemografik özellikleri ile kişilik profilleri arasında karşılaştırma yapılması amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Çalışmaya Uluslararası Baş Ağrısı Tanı Kriterlerine (ICHD-3 beta International Classification of Headache Disorders) göre kronik migren tanısı almış 70 hasta, epizodik migren tanısı almış 70 hasta ve 70 sağlıklı kontrol grubu dahil edildi. ICHD-3 beta yalnızca tanı doğruluğu için değil, çalışmadan hariç tutma kriterleri için de kullanıldı. Her hastadan ayrıntılı bir klinik öykü toplandı ve fizik muayene yapıldı. Her hastanın yaşı, cinsiyeti, migren ilişkili hastalık süresi, aylık ağrılı gün sayısı, baş ağrısı şiddeti bilgileri kaydedildi. Ağrı şiddeti görsel bir analog skala olan (VAS) kullanılarak değerlendirildi. Burada 0 ağrısız ve 10 akla gelebilecek en kötü ağrı olarak değerlendirildi. Tüm hastalarda bulantı, kusma, fotofobi veya fonofobi, osmofobi ve auranın varlığı sorgulandı. Kişilik özelliklerini belirlemeye yönelik Minnesota Çok Yönlü Kişilik Envanteri (MMPI) kullanıldı. Bulgular: Hasta ve kontrol gruplarının yaş, cinsiyet, eğitim düzeyi, gibi sosyodemografik özellikleri arasında istatiksel olarak anlamlı farklılık yoktu. Kronik migren hastalarının VAS skoru epizodik migren hasta grubuna göre istatiksel olarak anlamlı yüksek bulundu (p < 0.05). Gruplar arasında migren semptomları olan osmofobi, fotofobi, fonofobi, bulantı semptomları arasında istatistiksel açıdan anlamlı farklılık bulunmadı (p > 0.05). Epizodik migren hastalarında, kronik migren hasta grubuna kıyasla diğer bir migren semptomu olan aura istatistiksel açıdan anlamlı olarak yüksek bulundu (p < 0.05). MMPI ile değerlendirilen kişilik özellikleri incelendiğinde; kronik ve epizodik migren hasta gruplarında hipokondriyazis, paranoya, histeri, depresyon, hipomani, psikopatik sapma, kadınlık, erkeklik, psikasteni, şizofreni, sosyal içe dönüklük puanlarının ortalamaları kontrol grubuna göre daha yüksek bulundu (tüm kişilik özellikleri için p < 0.05). Kronik migren hastalarında histeri puanlarının ortalaması epizodik migren hastalarına göre yüksek bulundu (p < 0.05). Sonuç: Çalışmamızda, epizodik ve kronik migrenlilerde hipokondriyazis, paranoya, histeri, depresyon, hipomani, psikopatik sapma, kadınlık, erkeklik, psikasteni, şizofreni, sosyal içe dönüklük gibi kişilik özelliklerinin artmış olduğu izlendi. Ayrıca kronik migrenlilerde histeri daha yüksek oranda görüldü. Migrenli hastalarda kişilik bozuklukları yüksek oranda görülebilmektedir. Ağrı tedavisine odaklanmanın yanı sıra kişilik değişikliklerini tanımlayıp, uygun tedavi şemaları oluşturmakla bu hastaların tedavileri kolaylaşabilir. Bu olgulara yaklaşımda psikologlar, psikiyatristler ve nöroloji uzmanlarının dahil olduğu multidisipliner bir değerlendirme ile migren hastalarının tedavilerinde daha başarılı sonuçlar elde edilebilir. Migren hastalığında eşlik eden psikiyatrik bozuklukların ayrıntılı olarak belirlenmesi için daha fazla sayıda olgunun ele alındığı klinik çalışmalara ihtiyaç vardır. Anahtar Kelimeler: Migren, MMPI, Kişilik özellikleri
1960 ile 1980 yılları arasında Ağrı ili
Türkiye' de Cumhuriyet dönemi ile hızlanan değişim sürecinin ülke geneline yayılmasını sağlama adına birçok çalışma yapılmış ve ilgili kurumlar bu amaca ulaşma adına faaliyete geçirilmiştir. Cumhuriyetin ilerleyen zamanlardaki önemli kurumlarından birisi hiç şüphesiz Devlet Planlama Teşkilatı'dır. DPT'nin kurulması ile birlikte ülkedeki yatırımların bir plan çerçevesinde ele alınması sağlanmaya çalışılmış böylece düzenli bir kalkınma hamlesinin takibi arzulanmıştır. 1960-1980 sürecinde eğitim, sağlık, ekonomik ve toplumsal alanda çağdaşlaşma yönünden azımsanamayacak derecede önemli değişiklikler yaşanmış olmakla birlikte bu süreç arzulandığı ya da planlandığı şekilde sürdürülememiştir. 1960-1980 yılları arasında ülke genelinde ve Ağrı ili özelinde idari, eğitim, toplumsal ve ekonomik alanda önemli değişiklikler ortaya çıkmıştır. İlde yeni idare, eğitim ve sağlık kurumları yapılmaya gayret gösterilmiştir. Ekonomik alanda tarım ve hayvancılık sektöründe halkı bilinçlendirme amacıyla kooperatifler kurulmuş, hayvancılık için kredi imkânları sağlanmıştır. Sanayi ve ticareti geliştirmek adına sanayi kuruluşları da yine bu dönemde faaliyete geçirilmiştir. İlde İran'la sınır ticaretinin yapılmaya başlanması da ekonomiyi canlandırmıştır. Ekonomik faaliyetler alanında tarım ve hayvancılık ilin gelişiminde lokomotif görevi üstlenmiştir. Bu tez çalışmasında Ağrı ilinin 1960 ile 1980 yılları arasında yönetim, eğitim, nüfus, sosyal ve ekonomi gibi alanlarda meydana gelen toplumsal değişimler ele alınmıştır. Bu değişimin detaylı olarak incelenebilmesi için ilde yapılan sayımlara ait dokümanlar, nüfus defterleri, il yıllıkları ve raporları, ulusal ve yerel gazeteler, il hakkında yazılan kitaplar, Devlet Arşivleri Başkanlığı belgeleri ve TBMM Zabıt Ceridelerinde yer bulan ilgili konuşma metinleri kullanılmıştır. Anahtar Kelimeler: Ağrı İli, Ekonomi, Toplum, Yönetim, 1960-1980.
Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesi'nde vardiyalı ve vardiyasız çalışan personelin uyku, yaşam kalitesi, beslenme ve fiziksel aktivite durumunun karşılaştırılması
Amaç: Bu çalışmanın amacı vardiyalı ve vardiyasız çalışan personelin uyku, yaşam kalitesi, beslenme ve fiziksel aktivite durumunun karşılaştırılmasıdır. Gereç ve Yöntem: Araştırma vardiyalı ve vardiyasız çalışan 18-65 yaş arası erkek personel üzerinde gerçekleştirilmiştir. Çalışma kapsamında katılımcılara Pittsburgh Uyku Kalite İndeksi (PUKİ) ve SF-36 Yaşam Kalitesi Değerlendirme Ölçeği uygulanmıştır. Ayrıca katılımcıların demografik özellikleri, besin tüketim sıklık durumları ve 3 günlük besin tüketim kaydı ile fiziksel aktivite düzeyi de sorgulanmıştır. Bireylerin antropometrik ölçümleri de araştırmacı tarafından bizzat alınmıştır. Bulgular: Vardiyalı çalışan grubun sigara tüketme alışkanlık oranının daha yüksek olduğu tespit edilirken (p=0,002) vardiyasız çalışan grubun eğitim seviyesinin daha yüksek olduğu sonucuna varılmıştır (p=0,001). Gruplar arasında antropometrik ölçüm değerleri arasında fark tespit edilmemiştir (p>0,05). Katılımcıların uyku kalitesi incelendiğinde gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark tespit edilmezken uyku süresi alt puanının vardiyalı çalışan grupta daha yüksek olduğu saptanmıştır (p=0,001). Gruplar arasında SF-36 Yaşam Kalitesi puanları arasında fark tespit edilmemiştir (p>0,05). Vardiyalı çalışan grubun enerji, karbonhidrat ve protein tüketim miktarının daha yüksek olduğu saptanmıştır (p<0,001). Vardiyasız çalışan bireylerin ise doymuş, tekli ve çoklu doymamış yağ asitleri ile yağ tüketim yüzdelerinin daha yüksek olduğu saptanmıştır (p<0,001). Gruplar arası kolesterol tüketim miktarları arasında fark bulunmazken vardiyalı çalışan grubun posa tüketim miktarının daha yüksek olduğu tespit edilmiştir (p<0,05). Fiziksel aktivite durumu incelendiğinde ise gruplar arasında fark olmadığı tespit edilmiştir (p>0,05). Sonuç: Çalışmada bireylerin çalışma modelinin sigara tüketim durumu ve beslenme alışkanlıkları üzerinde etkili olabileceği sonucuna varılmıştır. Vardiyalı çalışma programına maruz kalan bireylerin yakından takip edilmesi ve bireylere gerekli konularda eğitim verilmesi oldukça önemlidir.
Akut göğüs sendromu ile başvuran orak hücre anemili hastalarda mi-RNA düzeyinin krizle ve hastalığın prognozu ile ilişkisinin değerlendirilmesi
Giriş ve Amaç: Orak hücre anemisi (OHA), HbS'in homozigot olduğu durumda anemi, sık krizler, çeşitli organ hasarları ile sonuçlanan bir hastalıktır. MikroRNA'lar, genom üzerinde proteine translasyonu gerçekleşmeyen hedef geni baskılayarak hücrenin gelişim, farklılaşma ve ölümü gibi farklı olaylarda düzenleyici rol oynayan 19-25 nükleotid uzunluğunda RNA'lardır. Bu çalışmada Akut göğüs sendromu tanısı alanorak hücre anemili hastalarda ağrılı kriz ve stabil dönemdeki mi-RNA düzeylerinin krizle ilişkisinin değerlendirilmesi amaçlandı. Gereç ve Yöntem: Bu çalışmada Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Hematoloji Bilim Dalı'nda izlenen 20 orak hücre anemili hastadan kriz döneminde ve aynı hastalardan stabil dönemde kan örnekleri alındı. Kontrol grubu olarak anemisi ve sistemik bir hastalığı olmayan aynı yaş grubundan 20 sağlıklı çocuktan kan örnekleri alındı. Hasta ve kontrol grubundan tam kan sayımı, hemoglobin elektroforezi (alkali ve asit pH'da) ve biyokimya parametreleri çalışıldı. Hastalardan hsa-miR-144 ve hsa-miR-451 gerçek zamanlı PCR ile tetkik edildi. Elde edilen veriler istatistiksel olarak karşılaştırıldı. Bulgular: Orak hücre anemili hastalarda kontrol grubuna göre hemoglobin, hematokrit, lenfosit değerleri düşük, trombosit ve monosit değerleri ise yüksek idi (p<0,001). Orak hücreli anemili hastalarda akut göğüs sendromu döneminde HbA 2 (%) değeri yüksek, Hb A (%) değeri ise düşük bulundu (p<0,05). Hastalarda kriz döneminde bakılan miRNA 451 ve miRNA-144-3P düzeyleri, kontrol grubundaki hastaların oranlarına göre yüksek olmasına karşın istatistiksel açıdan anlamlı bulunmadı (p>0,05). Hastaların kriz sıklığı miRNA 451 ve miRNA 144-3P düzeyleri arasında anlamlı bir ilişki saptanamadı (p>0,05). Sonuç: Çalışma sonucunda miRNA-144 ve miRNA-451 düzeyleri Akut göğüs sendromu tanısı alan orak hücre anemili hastaların ağrılı kriz dönemlerinde yüksek saptandı. Orak hücre anemisinde miRNA düzeylerinin krizle ilişkisinin net bir biçimde belirlenebilmesi için daha geniş çalışmalara ihtiyaç duyulmaktadır. Anahtar Kelimeler: Akut göğüs sendromu, Çocuk, mikroRNA, Orak hücre anemisi.
Investigation of pain anxiety and methods of coping with pain in patients receiving service from migrant health centers
This research was carried out to examine the pain anxiety of patients and their methods of coping with pain. The sample of the study consisted of 518 patients who applied to three Migrant Health Centers and an Enhanced Migrant Health Center in Malatya between February and May 2022. The research is of descriptive type. Data were collected with a questionnaire consisting of 27 questions examining the sociodemographic characteristics of Syrian patients, coping with pain and the effect of anxiety on pain, and the Pain-Anxiety Symptoms Scale (PASS-20) Short Form. The analysis of the data in the research was carried out using the SPSS (Statistical Program in Social Sciences) 23 program. Data were evaluated with frequency, percentage, Mann Whitney U test for comparison of independent paired groups, and Kruskal Wallis H test for comparison of three or more independent groups. It was determined that 61.8% of the patients included in the study were female, 40.7% were primary school graduates, and their mean age was 36.10±12.88. Syrian patients who experience pain in some parts of their body often experience pain in the head and neck region (x2=10.80, p=0.030), the pain is very severe (x2=23.040, p<0.001), and culture is effective in coping with pain (z=26.550), p<0.001) and sleep was the most preferred non-pharmacological method (x2=19.070, p<0.001). The mean score of the patients from the pain anxiety symptoms scale was 47.61±17.74. This shows that the Syrian patients included in the study experience moderate pain anxiety. According to the results of this study, it is recommended to conduct information and awareness programs for Syrian patients in order to reduce the stress caused by pain in Syrian patients and to use the methods of coping with pain effectively. Keywords: Pain, Anxiety, Coping, Migrant Health Center
Ağrı ilinde tarımsal yayım hizmetlerinin değerlendirilmesi
Bu çalışmanın amacı; Ağrı ilinde tarımsal yayım hizmetlerindeki mevcut durumu saptayarak tarımsal yayım hizmetlerinin etkinliğini artırmak için gerekli koşulları tartışmak ve bu yönde öneriler geliştirmektir. Bu amaçla Ağrı İl Tarım ve Orman Müdürlüğüne kayıtlı bitkisel ve hayvansal üretim faaliyetini gerçekleştiren 100 işletme belirlenerek anket çalışması yapılmıştır. İşletmelerle yapılan anketlerden elde edilen veri sonuçlarına göre; İşletme sahiplerinin %12'si kadın, % 88'i erkek olup işletmelerin kullanımında cinsiyet olarak erkeklerin çoğunlukta olduğu kadının büyük emeği olmasına rağmen erkekler kadar etkin olmadıkları görülmektedir. Üreticilerin %34 ünün hayvancılığı aile ihtiyacı için yaptığı, %36'sınında ticari amaçla yaptığı tespit edilmiştir. Bu çalışma sonucuna göre üreticilerin elde ettikleri kaynakları etkin kullanmadıkları geleneksel yöntemlere çok fazla bağlı kaldıkları görülmektedir. Üreticilerin yeni teknoloji ve uygulamalarıdan daha fazla yararlanması için kırsal alanda yayım faaliyetinin etkin olması gerektiği ve yayım faaliyeti arttıkça üretim ve verimde artış olabileceğini belirtmişlerdir. Sivil toplum kuruluşları önder çiftçilerle birlikte kırsaldaki çiftçilerin tarımsal yayım faaliyetlerine katılımının sağlamada beraber rol alabileceği sonucuna ulaşılmıştır.
Terapötik dokunuşun sezaryen sonrası ağrı ve konfor üzerine etkisi
Terapötik Dokunuşun Sezaryen Sonrası Ağrı ve Konfora Etkisi Araştırma, terapötik dokunuşun kadınların sezaryen sonrası ağrı ve konfor düzeyine etkisini belirlemek amacı ile randomize kontrollü, deneysel tipte yapıldı. Araştırma Eylül 2023-Kasım 2023 tarihleri arasında Hatay Dörtyol Devlet Hastanesinde yer alan Kadın Hastalıkları Servisinde sezaryen ile doğum yapan kadınlarla yürütüldü. Verilerin toplanmasında Kişisel Bilgi Formu, ağrıyı değerlendirmek için Vizüel Ağrı Skalası, konforu değerlendirmek için Doğum Sonu Konfor Ölçeği kullanıldı. Analizler, IBM SPSS V25 Software ve R Studio ile gerçekleştirildi. G*Power analizi yapıldığında örneklem büyüklüğü 90 kadın olarak hesaplandı (45 deney, 45 kontrol). Veriler sayı, yüzde, t testi ve ANOVA ile analiz edildi. Kritik anlamlılık değeri p<0,05 olarak alındı. Araştırmada, Vizüel Ağrı Skalası ölçümlerinde gruplar arası karşılaştırma sonuçları incelendiğinde deney ve kontrol grubu ön test ile son test sonuçlarında istatistiksel olarak anlamlı fark olduğu ama bu farkın deney grubunda daha fazla olduğu belirlendi. İkinci TD sonrası deney grubunda Doğum Sonrası Konfor Ölçeği'ne ve alt boyutlarına ilişkin ölçümlerin tamamında son test sonuçları, ön test sonuçlarından anlamlı olarak daha yüksek olduğu belirlendi. Kontrol grubunda ise sosyokültürel konfor alt boyutunda grup içinde anlamlı bir farklılaşma elde edilmedi. Terapötik dokunuşun sezaryen sonrası ağrı düzeyini azalttığı ve konfor düzeyini arttırdığı bulundu. Anahtar Kelimeler: Ağrı, Doğum Sonu Dönem, Ebelik, Konfor, Terapötik Dokunma
Jinekolojik abdominal cerrahilerde peroperatif deksmedetomidin verilmesi ile yara yerine levobupivakain infüzyonunun ağrıya etkilerinin karşılaştırılması.
Bu çalışmada fentanil kullanımına ve cerrahiye bağlı hiperaljezi ve kronik ağrıyı önlemede deksmedetomidin ile levobupivacainin etkinliği araştırıldı. Jinekolojik abdominal cerrahi operasyonu olacak ASA I, II risk grubunda 18-65 yaş arası 75 hasta çalışmaya alındı ve hastalar randomize 3 gruba ayrıldı. Grup D: Deksmedetomidin, grup L: Lokal ve grup K: KontrolTüm gruplara fentanil, propofol, rokuronyum ve sevofluran ile standart genel anestezi verildi. Grup D'ye anestezi indüksiyonundan önce 0,5 mcg/kg deksmedetomidin iv yoldan 10 dk'da ardından 0,4-0,6 mcg/kg/sa infüzyonu verildi. Grup L'ye insizyon alanına katater yerleştirildi. Ardından 10 ml/sa levobupivakain infüzyonu postoperatif dönemde 48. sa'e kadar devam edildi. Grup K'ya anestezi indüksiyondan önce iv 10 ml SF 10 dk'da verildi.Tüm gruplarda digital basınç algometresi ile ağrı eşiği ölçümü preoperatif ve postoperatif 24. ve 48. sa'de ön kol, insizyon, insizyon 2 cm üstü ve insizyon 2 cm altında yapıldı. Postoperatif VAS, ilk analjezik istek zamanı, analjezik tüketimi kaydedildi. Postop 6. ayda ve 12. ayda kronik ağrı gelişip gelişmediği kaydedildi.Postoperatif 24. ve 48. saat VAS değerleri grup D ve grup L'de grup K'dan düşük bulundu (24. saatte sırasıyla 1,20±1,08, 1,10±1,07, 1,96±1,33 ve 48. saatte 0,48±0,85, 1,50±1,06, 0,58±0,83) (p?0,05). Grup D ve grup L'de grup K'ya göre analjezik tüketiminde azalma saptandı (postoperatif 0-24 saatte sırasıyla 97,62±26,55 ml, 93,62±31,82 ml ve 127,94±35,76 ml) (p?0,05). Grup L'nin insizyon ağrı eşik değerleri grup K'dan yüksek bulundu (p?0,05) (24. saatte sırasıyla 873,330±398,410 g, 667±233,57 g ve 48. saatte 909,330±409,77 g, 667,79±233,57 g). Altıncı ayda kronik ağrı gelişmesi grup D, grup L ve grup K'da sırasıyla %22, %25, %63 oranlarında görüldü (p?0,05).Deksmedetomidin ve yara yerine levobupivakain infüzyonunun analjezik ihtiyacını azalttığı, analjezi kalitesini artırdığı ve kronik ağrı gelişimini önlediği bulunmuştur. Hiperaljeziyi önlemede yara yerine levobupivakain ve deksmedetomidin infüzyonunun etkili olduğu sonucuna varılmıştır.Anahtar Kelimeler: Fentanil, deksmedetomidin, levubupivakain, hiperaljezi, kronik ağrı.
ESWL uygulamasında üç farklı analjeziğin karşılaştırılması
Giriş - Amaç: ESWL (Extracorporeal Shock Wave Lithotripsy), üst üriner trakta bulunan taşın tedavisi için noninvaziv bir prosedürdür. Ancak bu tedavi yönteminin ağrılı bir işlem olduğu, işlem sırasında genel veya rejyonal analjezi gerekliliği yapılan çalışmalarla ortaya konulmuştur. Bu çalışmada ESWL tedavisi görecek hastalar için 3 farklı ajanın analjezik etkinliğinin ve yan etkilerinin karşılaştırılması amaçlanmıştır.Gereç ve Yöntem: Çalışma Ağustos 2006 ? Şubat 2007 arasında Düzce Üniversitesi ESWL polikliniğinde 30' arlı 3 gruptan oluşan toplam 90 hasta üzerinde yapılmıştır. 1. gruba parasetamol 1 g IV, 2. gruba lornoksikam 8 mg IV, 3. gruba tramadol 1.0 mg/kg IV uygulama öncesinde verildi.ESWL uygulaması sırasında hastaların ağrı değerlendirmesini yapmak için VAS (vizüel analog skala) kullanıldı. Prosedürden önce, prosedürün 1. dakikasında ve ESWL boyunca her 5 dakikada bir hemodinamik parametreler (noninvaziv sistolik-diastolik ve ortalama arter basıncı, kalp tepe atımı, solunum sayısı, periferik oksijen satürasyonu) kaydedildi. Prosedür boyunca yan etkiler bradikardi, bradipne, pruritis, bulantı kusma, baş ağrısı, baş dönmesi) kaydedildi. Hasta memnuniyeti ve ürolog memnuniyeti değerlendirildi.Bulgular: KAH ölçümleri, SAB ölçümleri, DAB ölçümleri, OAB ölçümleri, SPO2 ölçümleri gruplara göre istatistiksel olarak anlamlı farklılık göstermemektedir. VAS ölçümleri değerlendirildiğinde parasetamol, lornoksikam ve tramadolün etki başlangıç süreleri yakın olsa da, parasetamol ve lornoksikamın anajezik etki başlangıcının tramadole göre daha hızlı olduğu, ancak ilerleyen dönemde üç analjeziğin etki güçleri arasında fark olmadığı kanısına varıldı. Yan etki değerlendirmesinde gruplar arasında anlamlı fark görülmedi. Eklenen alfentanil miktarında, hasta memnuniyeti, ürolog memnuniyeti ve voltaj ölçümlerin de anlamlı farklılık görülmedi.Sonuç: Elde edilen veriler değerlendirildiğinde ESWL ağrı tedavisinde 1 g IV parasetamol, 8 mg IV lornoksikam ve 1 mg/kg IV tramadolün benzer etkiye sahip olduğu gözlenmiştir.Anahtar Kelimeler: ESWL, parasetamol, lornoksikam, tramadol, ağrı
Üniversite öğrencilerinin rekreasyonel eğilimleri ve rekreasyonel etkinliklere katılımına engel olan faktörler: Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesi örneği
Bu çalışmanın amacı, üniversite öğrencilerinin rekreasyonel eğilimlerinin ve rekreasyonel etkinliklere katılımına engel olan faktörleri belirleyerek, bu nedenleri bazı değişkenlere göre farklılaşıp farklılaşmadığını belirlemektir. Çalışmaya Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesi?nde 2012-2013 öğretim yılında öğrenim gören lisans öğrencileri, örneklem grubunu ise İslami İlimler Fakültesi, Fen-Edebiyat Fakültesi ve Eğitim Fakültesi?n de normal ve ikinci öğretim öğrencileri içerisinden tesadüfi örneklem metodu ile seçilen ve araştırmaya gönüllü olarak katılan 239 erkek (%48.8) ve 251 kadın (%51.2) olmak üzere toplam 490 kişi gönüllü olarak katılmıştır. Çalışmada veri toplama aracı olarak ?Boş Zaman Engelleri? ölçeği kullanılmıştır. Çalışmada kullanılan ölçek, bireyleri Boş Zaman Engellerini belirlemeye iten, (1) ?zaman ve ilgi eksikliği?, (2) ?birey psikolojisi?, (3) ?bilgi eksikliği?, (4) ?ulaşım sorunu?, (5) ?tesis yetersizliği? ve (6) ?arkadaş eksikliği? gibi 6 alt boyuttu ölçmeye yönelik 27 maddeden oluşmaktadır. Bireylerin Boş Zaman Engelleri, ?Kesinlikle Önemsiz (1)? ve ?Önemsiz (2)?, ?Önemli (3)?, ve ?Çok Önemli (4)? şeklindeki 4?lü Likert tipi ölçek üzerinde değerlendirilmiştir. Ölçek, araştırmaya katılan öğrencilerin görüşlerinin cinsiyet, öğretim türü ve sınıflara göre yapılan karşılaştırmasında Anova ve bağımsız iki örnek t testi uygulanmış olup, bu uygulama sonucu anlamlı bulunan farklılığın kaynağını belirlemek amacıyla Duncan testi yapılmıştır. Verilerin istatistiksel analizinde ölçeğin alt boyutlarını ortaya çıkarabilmek için faktör analizi uygulanmış ve faktör analizinde varimax eksen döndürmeli temel bileşenler analizi yöntemi uygulanmıştır. Anketin iç tutarlılığını test etmek için faktör analizi sonucunda belirlenmiş olan alt boyutlara ve toplam ölçeğe Cronsbach?s Alfa iç tutarlılık testi uygulanmıştır. Çalışmada kullanılan ölçekte yer alan altı faktörün üçünde belirtilen bağımsız değişkenlere göre farklılaşmaların gözlemlendiği ancak, bu farklılaşmaların daha çok ?zaman ve ilgi eksikliği? alt boyutunda yoğunlaştığı anlaşılmıştır. Bu farklılaşmanın ortaya çıkmasında ise; cinsiyet, sınıf ve öğretim türü gibi değişkenlerin etkili olduğu anlaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Boş zaman, rekreasyon, engel, üniversite öğrencileri, kampus,
Bilgi ekonomisi bağlamında e-okul hizmetinin öğrenci velileri tarafından değerlendirilmesi: Ağrı ili örneği
Uluslararası ölçekte kıymet yaratan bilgi, ekonomik etkinliklerde önemli etken olmaktadır. Ekonomik etkinliklerde bilginin fazla kullanımı, bilgi ve iletişim teknolojilerinde oluşan ilerlemeler ve ekonomik faaliyetlerin küreselleşmesi, bilgi ekonomisini meydana getirmiştir. Bilgi ekonomisi kapsamında bilgi ve iletişim teknolojilerinde yaşanan gelişmeler ve ortaya çıkan araçlar, dünyada olduğu gibi ülkemizde de birçok alanda yenilikler yapılmasını sağlamıştır. Bu alanlardan biri de Milli Eğitim Bakanlığı tarafından geliştirilen e-Okul uygulamasıdır. e-Okul uygulamaları da bir okul yönetim-bilgi sistemidir. Bu araştırmanın amacı ise e-Okul Veli Bilgilendirme Sistemi'nin öğrenci velileri tarafından ne kadar kullanıldığını ölçmek ve ortaöğretim kurumlarının en önemli parçası olan Anadolu Liseleri'nde öğrencisi bulunan velilerin e-Okul Veli Bilgilendirme Sistemi'ne ilişkin görüşlerini ve memnuniyet düzeylerini belirlemektir. Çalışmanın evrenini Ağrı İl Merkezi Anadolu Liseleri'nde okuyan öğrencilerin velileri (359) oluşturmaktadır. Araştırmada toplanan veriler SPSS paket programı (versiyon 25) kullanılarak analiz edilmiştir.. Verilerin analiz edilmesinde betimsel istatistik ölçüleri (Frekans ve yüzde), ölçme aracından elde edilen ölçümlerin geçerliği ve güvenirliği için açımlayıcı faktör analizi, Cronbach alfa katsayısı ve madde toplam puan korelasyonları kullanılmıştır. Ölçeğin toplam puanı ile alt faktörleri arasındaki ilişkilerin incelenmesi için Pearson korelasyon katsayısı kullanılmıştır. Verilerin normalliğini test etmek için çarpıklık ve basıklık katsayıları kullanılmıştır. Son olarak araştırma kapsamındaki hipotezlerin test edilmesi için bağımsız örneklemler t-testi ve tek yönlü varyans analizi (ANOVA) kullanılmıştır. Araştırma sonucunda; bilgi ekonomisi bağlamında velilerin e-Okul Veli Bilgilendirme Sistemini kullanma düzeyleri demografik özelliklerine göre farklılık göstermiştir. Çıkan sonuçlara göre öğrenci velilerinin uygulamayı kullanma memnuniyet düzeyleri yüksek çıkmıştır. Sistemin genel olarak bilgi ekonomisi bağlamında kullanılabilir olduğu ortaya çıkmıştır. Bunun yanı sıra sistemin birkaç aksaklığı söz konusudur ve bununla ilgili öneriler yapılmıştır
Açık kalp damar cerrahisi sonrası hastalarda mediasten ve toraks tüpü çıkarılmasına bağlı gelişen ağrıda soğuk uygulamanın etkisi
Amaç: Araştırma, mediasten ve toraks tüpleri çıkarma işlemi sırasındaki ağrıyı azaltmak için yapılan soğuk uygulamanın etkinliğini değerlendirmek amacıyla yapıldı. Yöntem: Araştırmanın örneklemini, özel sağlık grubuna bağlı bir hastanede açık kalp ameliyatı olan, yoğun bakımda yatan 20 deney, 20 kontrol olmak üzere 40 hasta oluşturdu. Araştırmanın verileri 'Hasta Tanılama Formu', 'Ağrı Değerlendirme Formu', 'Cilt Sıcaklığı Değerlendirme Formu (Deney grubu için)' ve 'Sayısal Ağrı Değerlendirme Ölçeği' ile yüz yüze görüşme yöntemi ile toplandı. Veriler, SPSS Statistics 22 (IBM SPSS, Türkiye) programı ve iki grup arası karşılaştırmalarında; Student t Testi, Mann Whitney U, Ki-Kare Testi, Continuity (Yates) Düzeltmesi ve Fisher Kesin Ki-Kare Testi kullanılarak analiz edildi. Araştırmada deney grubu hastalarına tüp çıkarılmadan önce ağrı değerlendirilmesi ve cilt sıcaklığı ölçümü yapıldı, hemen sonrasında 20 dakika soğuk uygulama ve ağrı değerlendirilmesi yapıldı. Soğuk uygulama yapılmadan önce, tüp çıkarılmadan önce, tüp çıkarıldıktan 5 dakika sonra olmak üzere toplam 3 kez cilt sıcaklığı ve ağrı değerlendirilmesi yapıldı. Kontrol grubu hastalarına, soğuk uygulama yapılmadan 3 kez ağrı değerlendirilmesi yapıldı. Bulgular: Elde edilen bulgularda, hastalara ait genel özellikler açısından benzer olduğu saptandı(p>0,05). Her iki grubun ilk ağrı ölçümleri istatiksel olarak anlamlı bir faklılık bulunmadı(p>0,05). Tüp çıkarıldıktan hemen sonra ve tüp çıkarıldıktan 5 dakika sonraki ağrı skorları kontrol grubunun deney grubuna göre anlamlı düzeyde yüksek saptandı(p<0,05; p<0,01). Sonuç: Mediasten ve toraks tüpü çıkarılma işlemi öncesi uygulanan soğuk uygulamanın ağrıyı azalttığı, soğuk alerjisi olmayan hastalara uygulanabileceği önerilir. Anahtar kelimeler: Ağrı, kalp cerrahisi, soğuk uygulama, mediasten ve toraks tüpü
Lumbal disk hernili hastalarda hastalığın evresi ve seviyesinin denge üzerine etkisi
Amaç: Bu çalışmanın amacı, LDH tanısı alan hastalarda disk hernisinin evresi (bulging ve protrüzyon) ve seviyesinin (L4-5 ve L5-S1) hastaların ağrı şiddeti, özürlülük düzeyleri ve denge üzerine etkilerini araştırmaktı. Yöntem: Lumbal disk hernisi tanısı alan toplam 119 (kadın:64, erkek:55) hasta çalışmaya dahil edildi. Hastaların ağrı şiddeti (görsel analog skala), özürlülük düzeyi (Ostwestry Özürlülük İndeksi (OÖİ)) ve Biodex Denge Sistemi kullanılarak denge ile ilişkili özellikleri (Postüral stabilite, Kararlılık Sınırları İndeksleri (KSİ) ve Duyusal Etkileşim Denge testi (DEDT)) değerlendirildi. Bulgular: L4-5 seviyesinde bulging ve protrüzyon evresindeki hastaların denge performansları karşılaştırıldığında, protrüzyon evresindeki hastaların sadece sağ ön yön indekslerinde istatiksel olarak anlamlı fark vardı (p<0.05). Bulging ve protrüzyon evresindeki hastaların OÖİ skorlarında arasında ise fark yoktu (p>0.05). İki farklı seviyedeki bulging tanısı alan hastalar birbiri ile karşılaştırıldığında seviyeye göre hiçbir özellikte istatistiksel olarak anlamlı fark bulunamadı (p>0.05). Diğer taraftan protrüzyon evresindeki hastaların karşılaştırılmasında ise hastaların yaş ortalamasının, toplam stabilite indeksi ile medial-lateral stabilite indekslerinin ve gözler açık yumuşak zemin test indeksi hariç diğer tüm DEDT indekslerinin L4-5 seviyesindeki hastalarda istatistiksel olarak daha yüksek olduğu belirlendi (p<0.05). Ayrıca L4-5 seviyesindeki protrüzyon tanılı hastaların KSİ skorları da (test zamanı, ön, sağ ön, sol arka yönler); L5-S1 seviyesindeki hasta skorlarına göre daha düşüktü. OÖİ skorları yine hastalık seviyesindeki farklıktan etkilenmedi (p>0.05). Sonuç: Çalışmamızın sonuçları, özürlülük düzeyi ve denge performansının hastalık seviyesinden bağımsız olarak bulging ve protrüzyonlu hastalarda benzer olduğunu göstermiştir. Sonuçlarımız LDH'sinde hastalık seviyelerine göre özellikle protrüzyonlu hastalarda dengedeki etkilenimin daha fazla olduğunu desteklese de bu durumun daha çok artmış yaşa bağlı olduğu düşünülmektedir.
İlköğretim 7. sınıf öğrencilerinin kültürel mirasın korunması bilincine yönelik hazırbulunuşluk düzeylerinin ölçülmesi (Ağrı ili örneği)
Ülkemiz, her köşesi ayrı renklerden oluşan kültürel mozaiklerle örülüdür. Bu değerli tarihi doku zamana karşı koyamamakta, her geçen gün biraz daha yıpranmakta, yok olmaktadır. Ancak bu fiziki yok oluştan daha tehlikeli olanı bu kültürel değerlerin insanların bilinçlerinden silinmesidir. Bu nedenle ülkemizde yaşayan her birey kültürel değerlerini farkına varmalı ve onları korumak için özel bir çaba göstermelidir.Bu çalışmanın amacı; Ağrı ili ve ilçelerinde öğrenim gören 7. sınıf öğrencilerinin kültürel mirasın korunması bilincine yönelik hazır bulunuşluklarını tespit etmektir. Araştırmanın verilerini toplamak için anket tekniği kullanılmıştır. Çalışmanın örneklemini Ağrı ili ve ilçelerinden rasgele seçilen 33 ilköğretim okulunda öğrenim gören 872 öğrenci oluşturmaktadır. Anket sorularına verilen cevaplar SPSS 15.0 istatistik programında analiz edilerek yüzde ve frekans değerleri tablolaştırılmış elde edilen bulgular tartışılarak yorumlanmıştır.Ayrıca ilköğretim ikinci kademe derslerinin müfredat programları, ders kazanımları ve 2011?2012 eğitim öğretim yılında Milli Eğitim Bakanlığı tarafından hazırlanarak okullara dağıtılan ilköğretim ders kitaplarında yer alan üniteler, kültürel miras öğeleri dikkate alınarak incelenmiş ve elde edilen bulgular tablolar halinde sunularak yorumları yapılmıştır.Araştırma kapsamında anket uygulamasına katılan öğrencilerin kültürel mirasın korunması bilinci konusunda yeterli hazırbulunuşluğa sahip olmadıkları sonucuna varılmış ve elde edilen sonuçlardan hareketle çeşitli önerilerde bulunulmuştur.Anahtar Sozcukler: Kultur, Kultur Varlıkları, Kulturel Miras, Koruma Bilinci.
On birinci dönem Ağrı milletvekillerinin faaliyetleri ve 1957-1961 Ağrı'da siyasal yaşam
Bu çalışmanın amacı 1957 ve 1960 yılları arasında Ağrı milletvekillerinin faaliyetleri ve askeri ihtilal sonucu kurulan koalisyon hükümetinin çalışmalarını kapsamaktadır. Çalışma beş bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde, Demokrat Parti öncesi siyasal yaşam ve Demokrat Parti iktidarının ilk dört yılı ele alınmıştır. İkinci bölümde, XI. Dönem TBMM için 1957 seçimlerinin yapılması ele alınmıştır. Üçüncü bölümde, XI. Dönem Ağrı milletvekillerinin biyografisi XI. Dönem Ağrı milletvekillerinin mecliste katıldıkları oylamamlar ve ele alınmıştır. Dördüncü bölümde, XI. dönem Ağrı milletvekillerinin yasama çalışmaları ve meclis konuşmaları ele alınmıştır. Beşinci bölümde ise 1957- 1961 Ağrı'da Siyasal yaşam ve XI. Dönem Ağrı milletvekillerinin 27 Mayıs Askeri darbesinden sonra yargılanma süreçleri ve 1961 seçimleri ele alınmıştır.Bu çalışmanın sonunda Türk siyasi hayatında önemli bir yere sahip olan On birinci Dönem Ağrı Milletvekillerinin, 27 Mayıs 1960 Askeri İhtilali kadar olan çalışmaları ele alınarak 1961 seçiminin Türk demokrasi tarihi açısından önem ve değerlendirilmesi yapılmıştır. Anahtar Kelimeler: Ağrı, Hükümet, Meclis, DP, CHP, İhtilal, Seçim
Özel eğitim sınıfında çalışan öğretmenlerin Sosyal Bilgiler öğretim programına ilişkin görüşleri (Ağrı ili örneği)
Bu araştırma Ağrı ilinde görev yapan özel eğitim sınıflarında çalışan öğretmenlerin Sosyal Bilgiler öğretim programına ilişkin görüşlerinin belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. Araştırmada Nitel Araştırma Yöntemi kullanılmıştır. Araştırmada oluşturulan çalışma grubundan daha detaylı ve zengin bilgiler alınabilmesi amacıyla bu yöntem tercih edilmiştir. Araştırma grubu için yarı yapılandırılmış görüşme formu düzenlemiş ve uygulanmıştır. Araştırma grubu, Ağrı il merkezi, Doğubayazıt, Taşlıçay ve Hamur ilçelerinde 2014-2015 eğitim öğretim yılında 12 okulda görev yapan 20 özel eğitim öğretmeninden oluşmaktadır. Araştırma grubunda yer alan öğretmenler okullarda çalışıyor olmaları ve özel eğitim konusunda deneyimli olmaları dikkate alınarak belirlenmiştir. Araştırmada elde edilen bulgulara göre özel eğitim sınıflarında çalışan öğretmenlerin özel eğitim öğrencilerine Sosyal Bilgiler öğretiminde, rol oynama ve drama, anlatım, problem çözme, gösteri, soru-cevap, basamaklandırılmış ve tartışma yöntemini ve diğer yöntemleri kullandıkları ortaya çıkmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgulara dayalı olarak öneriler ortaya konarak, araştırma sonuçlandırılmıştır.
Ağrı M tipi kapalı ceza infaz kurumunda bulunan tutuklu çocukların sosyal bilgiler dersinde yer alan ''Haklarımı öğreniyorum'' konusudaki bilgilerinin değerlendirilmesi
Sosyal Bilgiler dersi ile ceza infaz kurumlarının ortak amaçlarından biri bireylere toplumsal duyarlılık kazandırmak ve sosyalleşmesini sağlamaktır. Sosyalleşme; bireyin kendini ve çevresini tanıması ve çevresine uyum sağlamasıdır. Topluma uyum sağlayamadığından suça yönelen insanların barındırıldığı ceza infaz kurumlarındaki temel amacın hükümlü ve tutukluların eğitim ve iyileştirme çalışmalarıyla sosyalleşmesini sağlama olduğu düşünüldüğünde Sosyal Bilgiler dersinin ceza infaz kurumlarında sosyalleşme için etkili bir ders olduğu kabul edilebilir. Bu nedenle ceza infaz kurumlarında yapılan eğitim faaliyetlerinde Sosyal Bilgiler Dersi ile ilgili konuların öğretimi büyük önem taşımaktadır. Eğitimli nüfuslar gücü ve güçlü bir geleceği vaat ettikleri için gelişmiş ülkelerin ve gelişmekte olan ülkelerin stratejik hedeflerinde öncelik sahibidirler. Türkiye'de de son yıllarda eğitimle ilgili ciddi reformlar yapılmıştır. Eğitimle ilgili çalışmaların yoğunluk kazandığı önemli kurumlardan biri de ceza infaz kurumlarıdır. Bu çalışmada Ağrı M Tipi Ceza İnfaz Kurumu'nda bulunan çocukların Sosyal Bilgiler dersi Haklarımı Öğreniyorum konusunda bilgi düzeylerinin belirlenmesi ve konu ile ilgili yapılan öğretim programının uygulanması sonucunda çocukların bilgilerinin değişiminin ölçülmesi amaçlanmaktadır. Araştırmada "Tek grup öntest-sontest kontrol grupsuz desen" kullanılmıştır. Araştırmada farklı yaş ve sosyo-ekonomik özelliklere sahip olan çocukların Sosyal Bilgiler dersi ile ilgili orta düzeyde bilgilerinin olduğu görülmüştür. Bu sonuç Sosyal Bilgiler dersinin geniş yelpazeye sahip konularının olması ve temel bilgileri içeren bir ders olmasından kaynaklanmaktadır. Sonuç olarak topluma dönecek olan çocukların ceza infaz kurumlarında eğitim almaları büyük önem arz etmektedir. Sosyal bilgiler dersi ise ülkenin eğitimli nüfusa sahip olma konusundaki amacına hizmet edecek en uygun özelliklere sahip derslerden biridir.
Ağrı ilindeki sporcuların atletizm, kayak ve tenis spor dallarına yönelmesine neden olan motivasyonel etkenlerin araştırılması
Bu araştırmanın amacı, Ağrı ilinde sporcuların atletizm, kayak ve tenis branşlarına katılmasına neden olan motivasyonel etkenlerinaraştırılmasıdır. Araştırmanın amacı için literatür taraması yapılmış ve böylece araştırmanın problemine ilişkin bilgilere yer verilmiştir. Araştırma kapsamında spor branşları ile ilgili H. SUNAY'ın 1996'da geliştirmiş olduğu anket uygulanmış ve anketten elde edilen bulgularla araştırmanın problemine çözüm aranmıştır. Elde edilen veriler SPSS anket programına girilmiştir. Girilen veriler SPSS 17 programında değerlendirilerek çizelgeler halinde gösterilmiştir. Verilerin çözümlenmesinde kişisel bilgi değişkenleri (yaş, cinsiyet, vb.) frekans ve yüzde dağılımları bulunarak tanımlayıcı istatistikler yapılmıştır. Ki-Kare (X2) değerleri hesaplanarak ilişkinin anlamlı olup olmadığı istatistiksel olarak test edilmiştir. Yapılan testlerde alfa anlamlılık düzeyiα = 0.05olarak alınmıştır. Araştırma sonucunda Ağrıda, kız ve erkek sporcuların uğraştıkları spor branşı ile ilgili beklentilerine ilişkin görüşleri arasında farklılıklar belirlenmiştir. Buna göre, kız sporcuların antrenör ve beden eğitimi öğretmeni olma beklentileriyle spor yaptıkları görülmüştür. Erkek sporcuların ise çevresiyle spor yapan popüler bir insan olarak ilişkilerini sürdürmek ve daha iyi maddi olanaklara kavuşma beklentilerinin yüksek olduğu saptanmıştır. Dışsal motivasyon faktörlerinden çevre koşulları, okul spor salonu-tesisleri, televizyon yayınları ve gazete- dergilerin etkilerinin az olduğu görülmektedir. Erkek ve kız sporcuların spor branşlarını seçme nedenleri önem sırasıyla; Beden eğitimi öğretmeni olmak, başarı kazanmaktan zevk duymak, sağlıklı olmak ve sağlığını korumak, çevre koşulları, sporun olumlu katkıları, spor branşını sevmeleri, ilgili spor branşıyla uğraşarak sağlıklı olma ve üniversite düzeyinde eğitim görme şeklindedir. Anahtar Kelimeler: Spor, spora katılma, motivasyon, atletizm, kayak, tenis
Gürbulak Sınır Kapısının Ağrı ili üzerindeki sosyo-ekonomik etkileri
Sınır ticareti, komşu iki ülke arasında özel anlaşmalara göre yapılan ve her iki ülkenin de sınıra yakın bölgelerini kapsamına alan bir ticaret türüdür. Sınır ticareti ile bölge ekonomisine canlılık getirilmesi, bölge insanının refah seviyesinin yükseltilmesi, mal kaçakçılığının azaltılması ve istihdamın artırılması ve göçün önlenmesi amaçlanmaktadır. Türkiye'nin Doğu ve Güneydoğusunda bulunan diğer sınır illerinde olduğu gibi, iklim, yer şekilleri, toprak gibi doğal unsurlar ile ulaşım gibi beşeri açıdan olumsuz unsurlara sahip olması nedeniyle kişi başına düşen gelir açısından ülke ortalamasının altında bulunan Ağrı ili için alternatif gelir kaynaklarının oluşturulması için sınır ticareti oldukça önemlidir. Ağrı ilinde Gürbulak Sınır Kapısı ve Sarısu Sınır Ticaret Merkezinden gerçekleştirilen sınır ticaretinden beklenen faydaların sağlanabilmesi için sınır ticareti kapsamındaki ürün yelpazesinin geliştirilmesi ve kota miktarlarının arttırılması sağlanmalı ayrıca ticari faaliyet sırasında karşılaşılan fiziki altyapı ve ulaşım sorunlarının çözülmesi gerekmektedir. Anahtar Kelimeler: Ağrı İli, Sınır Ticareti, Gürbulak Sınır Kapısı.
Iğdır, Ağrı, Erzurum illerinde futbol antrenörlüğü yapan bireylerin liderlik tarzlarının belirlenmesi
Bu araştırmanın amacı Iğdır, Ağrı, Erzurum illerinde futbol antrenörlüğü yapan bireylerin liderlik tarzlarını belirlemektir. Araştırmaya Iğdır, Ağrı, Erzurum illerinden toplam 112 futbol antrenörü katılmıştır. Araştırmada antrenörlerin liderlik tarzlarını belirlemek için 1980 yılında Chelledurai ve Saleh tarafından geliştirilen Sporda Liderlik Ölçeği kullanılmıştır. Antrenörlerin liderlik tarzlarını belirlemeye yönelik bu ölçek 5 boyut ve toplam 40 sorudan oluşmaktadır. Araştırmaya katılan futbol antrenörlerine uygulanan kişisel bilgi formu ve sporda liderlik ölçeğinden elde edilen verilerin değerlendirilmesi ve analizinde; ölçeğin 5 boyutundan elde edilen değerler kullanılarak standart sapma, aritmetik ortalama ve mod değerleri bulunmuştur. Çalışmada kişisel bilgi formunda yer alan antrenörlerin yaş, medeni durum, eğitim durumu, antrenörlük kademesi, futbolculuk ve antrenörlük yaşantılarının değerleri ile sporda liderlik ölçeği boyutlarına verilen cevaplar arasında anlamlı farklılıklar olup olmadığını tespit etmek için tek yönlü varyans analizi (One Way Anova) kullanılmıştır. Çalışma sonucunda araştırmaya katılan futbol antrenörlerinin daha çok demokratik liderlik ve vizyoner liderlik tarzlarına sahip oldukları görülmektedir. Anahtar Kelimeler: Liderlik, Futbol, Antrenörlük