ARDL

80 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Borsa temelli finansal gelişme ve ekonomik büyüme arasındaki ilişki: Türkiye örneği

Bu tez çalışması, Türkiye örneği üzerinden finansal gelişme ile ekonomik büyüme arasındaki ilişkiyi incelemeyi amaçlamaktadır. Finansal gelişme ve ekonomik büyüme, iktisadi kalkınmanın temel unsurları olarak kabul edilmekte ve bu ilişki, iktisat literatüründe uzun süredir tartışılan önemli bir konu olmuştur. Türkiye'deki finansal gelişme ile ekonomik büyüme arasındaki ilişkiyi daha iyi anlamak ve ekonomi politikalarının gelecekteki yönlendirmeleri için önemli bir referans sağlamak amacıyla araştırılmaktadır. Bulgular, ekonomi politikası yapıcılarına, finansal sektör paydaşlarına ve araştırmacılara fayda sağlayacak bir analiz sunmayı hedeflemektedir. Çalışmanın analiz kısmında, Türkiye ekonomisinin 1999:1-2023:1 dönemine ilişkin çeyreklik veriler alınmıştır. Çalışmanın analizinde eşbütünleşme analizi için ARDL (Autoregressive Distributed Lag-ARDL) yaklaşımından yararlanılmıştır.

ARDLBorsaEkonometrik analiz+6
Dilan Gürçek
Tekirdağ Namık Kemal University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'nin hizmet ihracatının belirleyicileri

Ulusal ve uluslararası ticaretteki payı her geçen gün artan hizmet sektörü, dünya ekonomisinde temel gelir kaynağı sağlayan sektörlerden biri olarak gösterilmektedir. Türkiye ekonomisi içinde dinamik bir role sahip olan hizmet dış ticareti, cari işlemler hesabının dengelenmesinde önemli rol üstlenmektedir. Hizmet dış ticaretinin öneminden hareketle oluşturulan bu çalışmada, Türkiye'nin hizmet ihracatı ile reel döviz kur endeksi, sanayi üretim endeksi, hizmet sektörü güven endeksi ve Avrupa Birliği'nin sanayi üretim endeksi arasındaki ilişki 2011:01-2023:06 dönemine ait aylık verilerle analiz edilmiştir. Çalışmada öncelikle geleneksel birim kök testi ile yapısal kırılmalı birim kök testleri kullanılarak serilerin durağanlıkları incelenmiştir. Daha sonra ARDL sınır testi ile seriler arasındaki eşbütünleşme ilişkisinin varlığı araştırılmıştır. Son olarak uzun ve kısa dönem katsayı tahmin sonuçları elde edilmiştir. Sonuçlara göre; uzun dönemde AB'nin sanayi üretim endeksinde yaşanan bir birimlik artış, Türkiye'nin hizmet ihracatını pozitif etkilemektedir. Ancak reel döviz kur endeksi, Türkiye'nin sanayi üretim endeksi ve Türkiye'nin hizmet sektörü güven endeksi uzun dönemde hizmet ihracatını etkilememektedir. Ayrıca kısa dönem tahmin sonucuna göre; kısa dönemde meydana gelecek sapmalar 3,28 dönem sonrasında uzun dönem dengesine ulaşmaktadır. Bu sonuçlara göre; Türkiye'nin hizmet ihracatında etkili olan en önemli faktörün, Avrupa Birliği'nin ekonomik performansı olduğu anlaşılmaktadır.

ARDLHizmet sektörüUluslararası ticaret+1
Havva Dilara Atiş
Tarsus University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
DoctorateOpen AccessEN

Three essays on behavioral economics

This dissertation consists of three essays about Behavioral Economics. The first essay discusses the behavioral patterns of economically disadvantaged Turkish people for the years 2006 and 2019. The second essay investigates what kind of behavioral economics principles applies to the Central Bank of the Republic of Turkey's monetary policy behavior. Lastly, the third essay examines if the Status Quo Bias, one of the Behavioral Economics concepts, is valid for Turkey during the recent economic crisis. Hence, this dissertation contributes to the growing literature on Behavioral Economics by examining Turkey using Behavioral Economics methods on individual, institutional, and macro levels.

ARDLBehavioral economicsBehavioral finance+4
Feyza Özdinç
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessEN

The effects of uncertainty in energy prices on the economy of the Caspian Sea countries: Evidences from Russia, Kazakhstan and Azerbaijan

By taking into account the role of crude oil in the world economy, the prices of petrol become one of the main indicators of the economic growth. In addition, the uncertainty in the price of crude oil has various effects in both oil exporting and importing countries. However, oil-producing countries are more vulnerable to the volatility in crude oil prices. Countries in the Caspian Sea region, including Russia, Kazakhstan and Azerbaijan depend heavily on oil export revenues, therefore, the uncertainty in oil prices influences macroeconomic variables in these nations. This thesis empirically examined the effects of uncertainty in crude oil prices on the gross domestic product in the selected countries using some macroeconomic variables such as exchange rates, interest rates, inflation rates and oil prices (Brent). Autoregressive Distributed Lag model was used to assess the long run and short run relationship between the volatility in oil prices and the gross domestic product (GDP). The result of the thesis indicates that the gross domestic product (GDP) responds to the uncertainty in oil prices for both short and long run, although at varying degrees. Based on the results of the estimation, the uncertainty in oil prices has negative impact on the gross domestic product for all three countries in both the long term and the short term. Meanwhile, our findings indicate that the effect of oil price uncertainty on the gross domestic product (GDP) in the short-run is greater than in the long-run. The results of this thesis have significant implications for policymakers.

ARDLAzerbaijanUncertainty+7
Elshan Abdullayev
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Ülke CDS primi ve iç borçlanmanın vade yapısı arasındaki ilişkinin analizi: Türkiye örneği

Kamu borçlanması gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler için ekonomik büyüme ve gelişme, ekonomik aktivitenin arttırılması noktasında önemli rol oynamaktadır. CDS primi ise, ülkenin mevcut görünümü ve ekonomisini yansıtan bir gösterge olarak kabul edildiğinden ülkeler için oldukça önemli bir kavram olarak öne çıkmaya başlamıştır. Borçlanma piyasalarıyla yakından ilişkili olan CDS primi, kamu borçlanması ve borçlanma maliyetleri üzerinde doğrudan etkili olmaktadır. Bu tez çalışmasının amacı, kamu borç yönetiminde önemli bir gösterge olarak değerlendirilen iç borçlanmanın ortalama vadesi ile Türkiye'nin beş yıllık CDS priminin nasıl bir ilişkisi olduğunu ortaya koymaktır. Bu ilişki ortaya konulurken literatürde CDS primi üzerinde etkisi bulgulanan çeşitli kamu borç göstergeleri de analizlerde değerlendirmeye alınmaktadır. İlişkinin tespit edilmesi aşamasında ekonometrik yöntem olarak ARDL Sınır Testi (Autoregressive Distributed Lag Bound Test) yaklaşımı kullanılmaktadır.

ARDLBorçlanmaKamu borçları+4
Merve Zorlutuna Kavkacı
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de gıda fiyatları endeksinin tarım ürünleri üretici fiyat endeksi ve döviz kuru arasındaki ilişkinin analizi: ARDL model

Gıda fiyatları, tüketiciyi hızlı ve doğrudan etkilemesi nedeniyle enflasyon söz konusu olduğunda önde gelen ekonomik olgulardan biridir. Literatür incelendiğinde Dünyada ve Türkiye gıda fiyatlarında yaşanan artışları etkileyen ortak nedenlerin; tarımsal üretim faktörlerinde yaşanan değişimler, iklim koşulları, son dönemde Rusya-Ukrayna savaşı nedeniyle yaşanan lojistik problemler gibi bileşenleri olduğu görülmektedir. Türkiye açısından bakıldığında şehirleşme, göç, işgücü ve gelir dağılımı yapısının değişmesi gibi faktörler öne çıkmaktadır. Gıdanın tarladan ya da imalattan son tüketiciye ulaşma sürecinde yaşanan fiyat değişimleri konusunda kamuoyunda bilinen bir tartışma bulunmaktadır. Araştırmanın odak noktasına alınan bu hususta, tarım ürünleri fiyatları ile gıda fiyatları arasında bilimsel bir ilişkinin varlığı incelenmiş ayrıca döviz kurlarının fiyatlara olan etkisi üzerine çalışılmıştır. Kapsama alınan serilerden Gıda Fiyatları Endeksi, enflasyon hesaplamaları dahilinde Türkiye İstatistik Kurumu tarafından aylık olarak hesaplanan Tüketici Fiyat Endeksinin alt grup endekslerinden biridir. Çiftçinin üreterek piyasaya sunduğu mal ve hizmetlerin fiyatlarında yaşanan aylık değişimlerin resmi olarak ölçüldüğü Tarım Ürünleri Üretici Fiyat Endeksi ile Dolar ve Euro kuru serileri de çalışmaya dahil edilmiştir. Analizlerde değişkenlere ait 2010 Ocak-2022 Ağustos dönemi verileri kullanılmıştır. Serilerin durağanlıkları incelenmiş ardından seriler arasında olası ilişkiler Engle-Granger, Johansen ve ARDL eşbütünleşme yöntemleri ile analiz edilmiştir. Sonuç olarak Tarım ürünleri üretici fiyatları, Gıda fiyatları ve Dolar kuru arasında istatistiksel olarak anlamlı eşbütünleşme ve hata düzeltme modelleri elde edilmiştir. Gıda fiyatlarının uzun dönemde çiftçinin piyasaya sunduğu mal hizmet fiyatlarından ve dolar kurundan etkilendiği, kur etkisinin daha önemli olduğu bulunmuştur.

ARDLDöviz kuruEnflasyon+7
İsmet Demirağ
İskenderun Technical University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

İş kazası ile insani gelişmişlik endeksi ve alt bileşenleri arasındaki ilişkinin incelenmesi: Seçilmiş OECD ülkelerinde bir uygulama

Toplum, kültürel, ekonomik ve sosyal ilişkilerle birbirlerine bağlanmış insanlar bütünüdür. Çalışanlar için iş ve iş hayatı bu ilişkilerin merkezinde yer alır. Bu nedenle İş Sağlığı ve Güvenliği bütün toplumlar için çok önemlidir. Ülkelerin sosyo-ekonomik gelişmişliği ile İş Sağlığı ve Güvenliği arasında güçlü bir ilişki vardır. İş Sağlığı ve Güvenliği bilincinin yüksek olduğu ülkelerde iş kazaları daha az yaşanmakta ve/veya iş kazaları sonucu daha az kazazede hayatını kaybetmektedir. İş kazası sayıları ülkelerin gelişmişliklerinin bir göstergesi olarak kullanılabilir. Bununla birlikte İnsani Gelişme Endeksi (Human Development Index, HDI)'de yine ülkelerin gelişmişliğinin göstergesi olarak kullanılmaktadır. HDI'nın değerinin artması daha uzun ve daha sağlıklı bir yaşam, bilgili olmak ve iyi bir yaşam standardına sahip olmak anlamına gelmektedir. HDI'nın sağlık, refah ve eğitim olmak üzere üç alt boyutu mevcuttur. Bu çalışmada HDI ve alt boyutları ile iş kazası sayıları arasındaki ilişki kısa ve uzun vadede araştırıldı. Bunun için 1990-2020 yılları arasında bazı seçilmiş OECD ülkeleri (Almanya, İngiltere, Belçika, Fransa, Çekya, Polonya, Slovakya, Macaristan ve Türkiye) için iş kazalarından kaynaklanan ölüm sayıları, insani gelişme endeksi ve alt boyutları panel veri olarak düzenlendi. İlgili değişkenlerin ülkeler için yatay kesit bağımlılığı ve homojenlik testleri dikkate alınarak ikinci nesil panel birim kök testi uygulandı. Pesaran CIPS testine göre ilgili değişkenler birinci farkta durağan elde edildi. Daha sonra iş kazaları ve insani gelişme endeksi arasında eşbütünleşme ilişkinin olduğu Westerlund testi ile elde edildi. Bu ilişkinin daha iyi anlaşılabilmesi için insani gelişmişlik endeksinin alt boyutları ile iş kazalarından kaynaklanan ölüm sayıları arasında uzun dönem ilişkiler elde edildi. Bir politika olarak kişi başına düşen milli gelir iyileştirilerek toplum refahı artırıldığında, sağlık alt yapısı güçlendirilip beklenen yaşam süresi artırıldığında ve eğitime yeni başlayan bir bireyin beklenen eğitim süresini artırmak için politikalar geliştirilip yatırımlar yapıldığında iş kazası ve iş kazasından kaynaklanan ölüm sayılarının azalacağı sonucu elde edildi

ARDLBirim kök testleriEşbütünleşme testleri+4
Rabia Sağır
İskenderun Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Öncü makroekonomik göstergelerin enerji tüketimin üzerine etkisi: Türkiye örneği

Enerji tüketimi, makroekonomik açıdan büyük bir öneme sahiptir. Yapılan araştırmalar, enerji tüketiminin makroekonomik göstergeleri etkilediğini ve aynı zamanda makroekonomik göstergelerin enerji tüketimini etkilediğini göstermektedir. Bu çalışmada, literatürdeki genel eğiliminin aksine makroekonomik göstergelerin enerji tüketimi üzerindeki etkisini ele almaktadır. Makroekonomik göstergeler olarak gayri safi yurtiçi hâsıla, ithalat, ihracat ve doğrudan yabancı yatırımlar ve belirlenmiştir. Türkiye'nin 1970 ve 2022 yılları arasındaki yıllık verileri kullanılarak, fosil enerji tüketimi ve yenilenebilir enerji tüketimi olmak üzere iki ayrı model oluşturulmuş, geleneksel birim kök sınaması yöntemlerinden ADF testi, yapısal kırılmalı birim kök testlerinden Perron ve Zivot-Andrew testleri uygulanmıştır. Durağanlık test sonuçlarına göre ARDL yöntemi ile eşbütünleşme ilişkisi belirlenmiş ve son olarak sonra Toda-Yamamoto testi ile nedensellik ilişkileri incelenmiştir. Sonuç olarak iki modelin de eşbütünleşme ilişkisine sahip olduğu ve ülkenin GSYİH'nın fosil enerji ve yenilenebilir enerji tüketimi üzerinde negatif etkisi olduğu görülmüştür. Bu durum fosil yakıt tüketimi için ülkede enerji verimliliğinin arttığı ve üretimin enerji tasarrufu sağlayan bir yapıya dönüştüğünü gösterebilirken yenilenebilir enerji tüketimi için üretimin hala fosil yakıtlardan sağlandığı gerçeğini işaret etmektedir. Ayrıca yenilebilir enerji tüketiminin GSYİH, ihracat ve doğrudan yabancı yatırımlar ile çift yönlü; ihracat değişkeni ile enerji tüketiminden ihracata doğru tek yönlü nedensellik ilişkisi olduğu tespit edilmiştir. Ancak ihracat ile fosil enerji tüketimi arasında çift yönlü ve fosil enerji tüketiminden doğrudan yabancı yatırımlara doğru tek yönlü nedensellik ilişkisi görülmüştür.

ARDLEkonomik büyümeEnerji tüketimi+1
Tuğçe Okuldaş
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Doğrudan yabancı yatırımların finansal belirleyicileri: Türkiye üzerine ekonometrik bir analiz

Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerde görülen sermaye yetersizliği doğrudan yabancı yatırımlarla giderilmeye çalışılmaktadır. Bu sebeple doğrudan yabancı yatırımlar gelişmekte olan ülkeler için oldukça önemlidir. 1980 yılından sonra gelişmekte olan ülkelerde doğruda yabancı yatırımların hacmi hızla artmıştır. Bunun nedeni olarak serbest piyasa ekonomisine geçiş sonucu dünyanın ortak bir pazar haline gelmesi gösterilebilmektedir. Doğrudan yabancı yatırımların bazı ülkelerde fazla bazı ülkelerde az olmasından dolayı, doğrudan yabancı yatırımların hangi belirleyicilerden etkilendiği önemli bir konu olmaktadır. Bu bağlamda bu çalışmada 1995-2020 yılları arasında Türkiye'ye girişi olan doğrudan yabancı yatırımlara etki eden finansal belirleyicilerin zaman serisi analizi ile belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu doğrultuda reel efektif döviz kuru, BIST100 endeksi, piyasa kapitülasyonu ve tüketici fiyat endeksi değişkenleri ile doğrudan yabancı yatırım değişkeni arasındaki kısa ve uzun süreli ilişkiyi saptamak için ARDL yöntemi kullanılmıştır. Yapılan çalışma sonucunda, uzun dönemde BISTT100 endeksi ile doğrudan yabancı yatırım arasında pozitif ve anlamlı bir ilişki bulunurken, kısa dönemde BIST100 endeksi ile doğrudan yabancı yatırımlar arasında anlamlı bir ilişki bulunamamıştır. Kısa dönemde tüketici fiyat endeksi ile doğrudan yabancı yatırım arasında anlamlı ve negatif bir ilişki tespit edilirken, uzun dönemde anlamlı bir ilişki tespit edilememiştir. Ayrıca, doğrudan yabancı yatırımlar ile reel efektif döviz kuru ve piyasa kapitülasyonu değişkenleri arasında kısa ve uzun dönemde istatiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunamamıştır. Bulgular, BIST100 endeksi değişkeninin doğrudan yabancı yatırımları artırdığını ve tüketici fiyat endeksi değişkenin ise doğrudan yabancı yatırımları azalttığını göstermektedir. Dolayısıyla, Türkiye'de doğrudan yabancı yatırımların artırılması için, BIST100 endeksine olan güveni artırmaya ve enflasyonun ise yabancı yatırımcılar için kabul edilebilir seviyelere çekilmesine yönelik politikalar uygulanması önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: Doğrudan Yabancı Yatırım, Finansal Belirleyiciler, Zaman Serisi Analizi, ARDL Modeli

ARDLDoğrudan yabancı sermaye yatırımlarıEkonometrik analiz+4
Derya Salgut
Şırnak University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessEN

Impacts of political stability on economic growth of Nigeria

Despite the fact that the connection between political stability and economic execution is generally clear since an edge of least regulating security and legitimacy of the public authority is expected to make business exchanges and ventures both in fixed capital and in theory, from one perspective; as is vital for economies to work reasonably and proficiently for people to have a sense of security and social attachment to endure, then again; for a long time this relationship was taken as given and both at the hypothetical and experimental level the assessment of the potential impacts of one variable on the difference was not explored. Henceforth, since the last part of the 80's to date a reappearance of the interest to quantify the effects of political instability scenes on economic development is noticed. The outcomes got in this exposition it is proposed to talk about the current conditions by taking the reasonable impacts of the financial crisis that buildout in 2008 on the political strength of the countries in question and, simultaneously, the impacts that these political flimsiness increments would have in the recuperation and the subsequent financial development. With an example of 61 created and non-industrial nations it is discovered that, for the 1996-2020 time period, the connection between political soundness and financial development is positive and critical, particularly when changes in per capita pay and the political steadiness and peacefulness levels are noticed. Moreover, it is likewise affirmed that for a similar time span just nations with higher improvement levels will in general be steadier. Along these lines, it is contended that given the factors endogeneity, in the approach configuration to support financial development (or steadiness) there can't be a compromise that favors one goal by forfeiting the other, just as no friendly security strategy configuration should be made by forfeiting monetary recuperation and development components. Moreover, it is likewise viewed as that the requirement for the monetary arrangement configuration to be unequivocal rests in the need to reinforce the State foundations.

ARDLEconomyEconomic growth+3
Nnamdı Stephen Emesowum
İstanbul Gelişim University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessEN

Foreign direct investment as a vehicle for economic growth in Nigeria

This research study aimed to investigate the empirical justification for foreign direct investments' relationship with economic growth in Nigeria. The study utilized time series data ranging from 1972-2020, with gross capital formation (GCF), labor proxied by population aged 14-65, and foreign direct investment (FDI) as the explanatory variables of the study and GDP growth (annual; %) as the response variable of the study. The Autoregressive distributive lag (ARDL) estimation technique was employed to ascertain the presence of cointegration among the variables, to estimate the short-run and long -run coefficients and check for the significance of their individual impacts on economic growth in Nigeria. Findings showed FDI to have a positive and significant impact on economic growth on the long run, however it had negative and insignificant impact in the short run. GCF was seen to only have a positive significant impact on economic growth in the short run but its positive effect on the long run was insignificant. Labor was seen to have positive significant impact on economic growth in Nigeria both in the short run and on the long run. VAR Granger causality test was used to investigate the existence of causal relationships in among the variables and results showed the existence of unidirectional causality between FDI and economic growth, labor and economic growth, economic growth and GCF as well as FDI and labor. However, a bi-directional causal relationship was seen between FDI and GCF. It was concluded that GCF, labor and FDI are significantly influential to economic growth in Nigeria.

ARDLForeign direct investmentsEconomic growth+5
Michael Chukwuasiokwu Nkwor
İstanbul Gelişim University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessEN

Effects of unemployment on economic growth in Somalia

This study looked at the connection between Somalia's unemployment rate and its economic growth. This study was done with the intention of analyzing how unemployment affects economic growth and offering suggestions on how to improve economic growth and decrease unemployment in Somalia in light of the country's current economic difficulties. The World Bank database and United Data database were used to provide annual secondary data spanning the years 1991 to 2020. The ARDL Bound Testing and the Parsimonious Error Correction Model (ECM) of the ARDL Model were used to analyze the data collected in order to test the relationship and analyze the effect, respectively. The results demonstrated a long-term relationship between Somalia's unemployment rate and economic growth, as well as a negative relationship between unemployment and GDP.

ARDLEconomic growthEconomic effect+3
Samıro Omar Salad
İstanbul Gelişim University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessEN

The impact of international trade on sustainable development in Morocco

The role and importance of international trade cannot be denied. There is not a single country in the world that does not have international trade. Sustainable development is the need of the future and a must for future generations. This research examines international trade's impact on sustainable development in Morocco from 1990 to 2019. For this purpose, the study analyzes the effects of trade on sustainable development in Morocco with the help of an (ARDL) model. The predicted model shows significant trade, FDI, and GDP per capita, a positive relationship between energy and sustainable development, but a negative relationship between renewable energy sources and sustainable development in Morocco. The study shows that more policy measures are needed to achieve sustainable development.

ARDLEconomic developmentEnergy resources+7
Roqia Drayf
İstanbul Gelişim University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Sofistike ürün üretimi ve ihracat üzerine etkileri: Türkiye örneği

Teknolojik gelişmelerle birlikte, uluslararası piyasalarda kendilerine yer bulmak isteyen ülkelerin ürettikleri ürünlerde teknolojiyi kullanması bir zorunluluk haline gelmiştir. Türkiye de 1980'li yılların başından itibaren benimsediği ihracata dayalı büyüme modeliyle birlikte teknolojik ürün üretimine yönelmiş, yaşadığı 1994, 2001 ve 2008 yerel ve küresel krizlerine rağmen yüksek teknoloji ile üretilen ürünlerin ihracat içindeki payını artırmıştır. Ülkelerin ürettikleri ürünlerde ne oranda teknoloji kullanıldığı ve üretimin ne kadarının bilgi ve teknolojiye dayandığı ekonomik kompleksite endeksiyle ölçülmektedir. Bu endeks, ülkelerin ihracat yapabilme kapasitelerini, ihraç ürünlerinin tercih edilebilme olasılıklarını ve ülkelerin sofistike ürün üretebilme kabiliyetlerinin ortaya konulması açısında önemlidir. Bu bağlamda ekonomik kompleksite endeksinin temel belirleyicisi olan sofistike ürün üretimi, ülkelerin ekonomik kompleksite endeksinde üst sıralarda olmasıyla doğrudan bağlantılıdır. Bu çalışmanın temel amacı, üretiminde bilgi ve teknolojinin yoğun olarak kullanıldığı ve yüksek teknolojili ürünler olarak adlandırılan sofistike ürünlerin Türkiye'nin ihracatına etkisini araştırmak ve bu doğrultuda en uygun ihracat politikalarını belirlemeye çalışmaktır. Bu nedenle çalışmada sofistike ürün üretebilme yeteneğinin göstergesi olarak kabul edilen ekonomik kompleksitenin, Türkiye'nin ürün ihracatına etkisi 1982 - 2019 yılları arasını kapsayan dönem için ele alınmış ve araştırılmıştır. Çalışmada öncelikle sanayi devriminden bu yana teknolojik gelişmeler, uluslararası ticareti açıklamaya yönelik teorik yaklaşımlar, ekonomik kompleksite endeksinin ortaya çıkışı ve beraberinde sofistike ürün üretiminin Türkiye'nin ihracatına etkisi teorik olarak ele alınmış, daha sonrasında da ampirik araştırma yapılmıştır. Bu araştırma da ARDL sınır testi kullanılmış olup elde edilen sonuçların teori ile uyumlu olduğu ve sofistike ürün üretiminin Türkiye'nin ihracatını artırıcı bir etki yaptığı sonucuna ulaşılmıştır. Türkiye'nin 1980 yılı sonrasında birçok yerel ve küresel kriz yaşaması ve bu dönemlerde ihracata dayalı büyüme modelini benimsemiş olması Türkiye'nin ekonomik kompleksite endeksinde daha üst sıralara yükselmesinin gerekliliğini ortaya koymaktadır. Elde edilen bulgulara göre, sofistike ürün üretimini arttırmanın ve buna bağlı olarak ekonomik kompleksite endeksinde ilk sıralarda yer almanın şartı üretimde daha fazla teknoloji kullanılmasından geçmektedir.

ARDLEkonomik karmaşıklıkEkonomik kompleksite endeksi+3
İbrahim Özaytürk
Niğde Ömer Halisdemir Üniversity · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Türkiye'de konut piyasasında arz ve talep dinamikleri: Mekânsal Panel ARDL ve makine öğrenmesi yaklaşımıyla bir analiz

Bu çalışma, Türkiye konut sektöründe arz ve talep dinamiklerini mekânsal etkileşimler ve doğrusal olmayan ilişkiler çerçevesinde analiz etmeyi amaçlamaktadır. Konut piyasası, ekonomik büyüme, finansal istikrar ve toplumsal refah açısından stratejik öneme sahip olmasına rağmen; geleneksel doğrusal ve tek-bölge varsayımlarına dayalı modeller, piyasanın karmaşık yapısını açıklamakta yetersiz kalmaktadır. Bu çalışma, söz konusu sınırlılıkları aşmak amacıyla mekânsal ekonometri ve makine öğrenmesi yöntemlerini bütünleşik bir analitik çerçevede ele almaktadır. Çalışmada, Türkiye'nin NUTS-2 düzeyindeki bölgelerine ait Ocak 2013–Ocak 2025 dönemini kapsayan aylık frekanstaki panel veri seti kullanılarak öncelikle mekânsal bağımlılık yapıları ve eşbütünleşme ilişkileri analiz edilmiştir. Ardından konut arz ve talebi ayrı ayrı Mekansal Panel ARDL modeli aracılığıyla kısa ve uzun dönem dinamikleri bakımından analiz edilmiştir. Elde edilen bulgular, konut piyasasında mekânsal yayılma (spillover) etkilerinin hem arz hem de talep tarafında anlamlı olduğunu ve bölgesel etkileşimlerin göz ardı edilmesinin model yanlılığına yol açtığını göstermektedir. Ekonometrik analizleri tamamlayıcı nitelikte, makine öğrenmesi yaklaşımı kapsamında XGBoost algoritması kullanılarak konut arz ve talebine ilişkin tahmin modelleri geliştirilmiştir. Model açıklanabilirliği, SHAP yöntemi aracılığıyla sağlanmış; değişkenlerin marjinal etkilerinin bölgelere ve zaman dilimlerine göre farklılaştığı ortaya konmuştur. Mekânsal bilginin modele dâhil edilmesine dayanan tasarım sonuçları, mekânsal değişkenlerin tahmin performansını anlamlı ölçüde artırdığını göstermektedir. Çalışmadan elde edilen bulgular, Türkiye konut piyasasında tek tip ve talep ağırlıklı politika yaklaşımlarının sınırlı etkinliğe sahip olduğunu ortaya koymaktadır. Bölgesel farklılıkları gözeten kredi politikaları, arz esnekliğini artırmaya yönelik arsa ve imar düzenlemeleri ile mekânsal temelli erken uyarı sistemlerinin geliştirilmesi, konut piyasasında istikrarın sağlanması açısından öne çıkan politika çıkarımları arasındadır. Sonuç olarak bu tez, Türkiye konut piyasasının analizine yönelik veri temelli, bütüncül ve uygulanabilir bir yöntemsel çerçeve sunmaktadır.

ARDLMakine öğrenmesiMekansal ekonometri yaklaşımı+2
Murat Celal Çınar
Nevşehir Hacı Bektaş Veli University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Döviz kuru ve dış ticaret ilişkisinde J-Eğrisi etkisinin incelenmesi: Türkiye örneği

İhracata dayalı büyüme stratejisi, ülkelerin kalkınma hedeflerinin gerçekleştirilmesinde önemli bir unsur olmuş, ülkelerin imalat sanayilerinin ihracat yapılarında verimliliğe ve teknolojiye dayalı çeşitli farklılıklar yaratmıştır. Küreselleşmenin olgunlaşması ve ihracata dayalı büyüme politikalarının gelişmesi ile birlikte döviz kuru ve dış ticaret ilişkisi giderek önem kazanmaya başlamış, bunun yanında katma değerli üretim, ekonomik büyüme için önemli bir unsur haline gelmiştir. Fakat özellikle gelişmekte olan ülkelerde katma değerli üretimin az olması, ihracat mallarının ithal ara malı girdilerinden oluşması gibi sorunların varlığı durumunda, dalgalı veya sabit kur rejimlerinde, olası bir kur şoku durumunda yerli malı yabancı mal karşısında reel olarak değer kaybedecektir. İktisat literatüründe, kur şokları karşısında ilgili malın ihracatında kısa dönemde olumsuz bir etki görülürken, uzun dönemde olumlu bir etki oluşacağı düşüncesi J-Eğrisi Etkisi olarak adlandırılmaktadır. OECD, imalat sanayi ürünlerini teknolojik yoğunluğuna göre yüksek, orta-yüksek, orta-düşük ve düşük teknoloji şeklinde dört farklı kategoriye ayırarak sınıflandırmaktadır. İhracat mallarındaki bu sınıflandırmayla birlikte, Türkiye'nin reel geliri, ilgili yabancı ülkenin reel geliri ve ikili reel döviz kuru değişkenleri arasındaki olası simetrik/asimetrik kısa ve uzun dönemli ilişkiler, 2003Q1-2020Q4 dönemi için çeyreklik veriler kullanılarak 4 farklı teknoloji yoğunluğuna göre, gruba dahil edilen ülkeler örneği için ARDL/NARDL sınır testi yöntemleri ile incelenmiştir. Kısa dönem hata düzeltme modeline göre: Düşük teknoloji yoğunluğuna göre imalat sanayinde ABD ve yüksek teknoloji yoğunluğuna göre imalat sanayinde Almanya örnekleri kısa dönemde J-Eğrisi Etkisinin varlığını desteklerken uzun dönem denklemine göre: Orta-yüksek teknoloji yoğunluğa göre imalat sanayinde Fransa örnekleri J-Eğrisi Etkisinin uzun dönemde varlığını desteklemektedir.

ARDLDöviz kuruJ eğrisi+4
Bestehan Ergül
Pamukkale University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye' de beşeri sermaye ve ihracat arasındaki ilişki

Globalleşen dünya ekonomilerinde, ihracat ve beşeri sermaye kavramları önemli bir yere sahiptir. Çünkü ihracat beraberinde ülkeye büyüme, kalkınma, döviz, girişimcilik ve teknoloji de getirebilmektedir. Beşeri sermaye ise teknolojinin üreticisi ve kullanıcısı olduğu için ekonomide büyük bir öneme sahiptir. Bu çalışmada beşeri sermaye ve ihracat arasındaki ilişki incelenmiştir. Çalışmanın temel amacı, Türkiye' de ekonomik büyümenin unsurlarından olan ihracatın gerçekleşebilmesi ve geliştirilebilmesi için fiziki sermayeye ek olarak beşeri sermayenin de gerekli olabileceğini ifade etmektir. Aynı zamanda dış ticaretimizi şekillendiren ihracat kavramı üzerinde durularak, beşeri sermaye ile etkileşim içinde olup olmadıkları incelenmiştir. Türkiye için 1988-2018 yıllarına ait yıllık veriler, ARDL (Auto-Regressive Distributed Lags) modeli çerçevesinde analiz edilmiştir. Birim kök testi olarak ADF ve PP testleri uygulanmıştır. Eş bütünleşme ilişkisinin varlığı ARDL sınır testi ile belirlenmiştir. Analizin sonuçlarına göre beşeri sermaye, ihracat ve ekonomik büyüme arasında uzun dönemli ve anlamlı bir ilişki olduğu gözlemlenmiştir. Modelin kararlılığına bakmak için de CUSUM ve CUSUMSQ grafikleri incelenmiş ve değişkenlere yönelik herhangi bir kırılmanın olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Son olarak değişkenler arasında nedensellik ilişkisi olup olmadığını ölçmek için Granger nedensellik testi uygulanmıştır.

ARDLARDL Sınır TestiBeşeri sermaye+3
Zeliha Betül Bülbül
Hatay Mustafa Kemal University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Alternatif yatırım araçları ile hisse senedi fiyatları arasındaki ilişkinin doğrusal olmayan eşbütünleşme analizi ile incelenmesi: Türkiye örneği

Doğrusal zaman serisi yöntemleri ekonometri literatüründe sıklıkla kullanılmaktadır. Fakat iktisadi ve finansal değişkenlerin modellenmesinde doğrusal yöntemler yetersiz kalabilmektedir. Bundan dolayı, değişkenlerin asimetrik etkilerinin belirlenmesinde doğrusal olmayan yöntemlerin tercih edilmesi daha doğru olmaktadır. Bu çalışmanın amacı; Türkiye için 2003Q1-2021Q3 dönemine ait çeyreklik veriler kullanarak hisse senedi fiyatları ile alternatif yatırım araçları arasındaki asimetrik ilişkiyi doğrusal olmayan ARDL (NARDL) modeli yaklaşımıyla incelemektir. Bu doğrultuda, tezin ilk bölümünde analizde kullanılan değişkenlere ait genel bilgiler ele alınmıştır. Tezin ikinci bölümünde uygulamada kullanılan ekonometrik metodoloji anlatılmıştır. Tezin üçüncü bölümünde ise uygulama ve bulgular yer almaktadır. Çalışmada karşılaştırma yapmak amacıyla hem doğrusal hem de doğrusal olmayan ARDL modelleri tahmin edilmiştir. Her iki yaklaşımda da hisse senetleri ile alternatif yatırım araçları arasında uzun dönemli bir ilişki tespit edilmiştir. Doğrusal ARDL modelinde altın, döviz ve faiz oranlarındaki pozitif ve negatif değişmelere BIST100 endeksi kısa ve uzun dönemde aynı tepkiyi verdiği, doğrusal olmayan ARDL modelinde ise pozitif ve negatif değişimlere farklı tepkiler verdiği sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca yapılan Hatemi-J (2012) asimetrik nedensellik testi sonuçlarına göre değişkenler arasında asimetrik nedensellik ilişkisine rastlanmıştır. BIST100 endeksinin pozitif bileşenlerinden altın fiyatlarının pozitif ve negatif bileşenlerine, BIST100 endeksinin negatif bileşenlerinden altın fiyatlarının pozitif, faiz oranlarının ise negatif bileşenlerine doğru bir nedensellik ilişkisi bulunmuştur. Altın, döviz ve faiz oranlarının pozitif bileşenlerinden BIST100 endeksinin negatif bileşenlerine doğru nedensellik varken, altın, döviz ve faiz oranlarının negatif bileşenlerinden BIST100 endeksinin pozitif bileşenlerine doğru bir nedensellik ilişkisi tespit edilmiştir.

ARDLAlternatif alım satım sistemleriAltın+7
Lütfü Sizer
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Kantil ARDL yöntemi: Seçilmiş N-11 ülkeleri için bir uygulama

İnsanlığın giderek artan ihtiyaçlarının karşılanması ve toplum refahının gelişimi ekonomik büyümeyi de beraberinde getirmektedir. Bunun yanı sıra ülkeler, değişen ekonomik gelişmelere ayak uydurmak, toplumun ihtiyaçlarını karşılamak ve yaşam kalitelerini arttırmak için enerjiye ihtiyaç duymaktadırlar. Bu ihtiyacın kontrolsüz bir şekilde karşılanmasının çevre üzerinde bir takım olumsuzluklara sebep olmaktadır. Bu kapsamda yapılan bu çalışmada ekonomik büyüme ve enerji tüketiminin yanısıra ticari olarak dışa açıklığın karbon salınımı üzerindeki etkileri, seçilen N-11 ülkeleri için Kantil ARDL (QARDL) yöntemi kullanılarak incelenmiştir. Bu yaklaşım, geleneksel yaklaşımlar tarafından neredeyse göz ardı edilen değişkenler arasındaki genel ilişkinin daha kapsamlı bir şekilde incelenmesine olanak sağlamaktadır. QARDL yöntemi kullanılarak elde edilen sonuçlar seçilen ülkelerde gerek hata düzeltme parametresinde gerekse uzun ve kısa dönemli koentegre ilişkisinde kantiller boyunca çeşitli farklılıkların varlığını ortaya koymaktadır.

ARDLDoğrusal regresyonDurağanlık+3
Taner Akmercan
Kütahya Dumlupınar University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessEN

MENA ülkelerinde göçmen havalelerinin ekonomik büyüme üzerindeki etkisi

This study examined the empirical relationship between migration remittances on economic growth in eight MENA countries selectively: Algeria, Egypt, Jordan, Lebanon, Morocco, Iran, Tunisia, and Oman, using panel data from 2002 to 2020. Working abroad provides people with a greater opportunity to earn a living wage. For this reason, the phenomenon of working overseas has increased significantly. In particular, workers' remittances to NEMA have augmented from $15.9 billion in 2002 to $59.6 billion in 2020. However, this did not positively impact REM and economic growth. The analysis uses a panel data technique: Cointegration tests, Pooled Mean Group / Autoregressive Distribution Lag. The cointegration result shows a long-run relationship; the PMG/ARDL model also shows a negative and long-run association between remittances and economic growth in selected MENA countries. When we apply the PMG/ARDL cross-sectional test for the short-run coefficients, all countries have, using the PMG/ARDL cross-sectional coefficient test for the short run all countries have a long-run and negative relationship among remittances and economic growth, except for Algeria and Morocco, which have a positive association between remittances and economic growth in the long run. Still, Tunisia has no significant association between remittances and economic growth. Keywords: Remittances, Economic Growth, Cointegration Test, PMG/ARDL model, MENA Countries, Panel Data.

ARDLForeign exchange incomeEconomic growth+7
Hamed El Sayed
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de Çevresel Kuznets Eğrisi Hipotezi: ARDL modeli yaklaşımı ve Granger nedensellik analizi"

Bu çalışma, Çevresel Kuznets eğrisi hipotezinin Türkiye için geçerliliğini test etmeyi amaçlamıştır. Çevresel Kuznets eğrisi hipotezi, çevre kirliliğinin ekonomik büyümeyle arttığı, ancak belirli noktasından sonra azaldığı iddiasını ireli sürülmüştür. Yapılan çalışmalarda, ölçek etkisi, kompozisyon etkisi, teknoloji etkisi ve model yapısı gibi yaklaşımlar incelenmiştir. Ekonomik büyüme ve çevre ilişkisi gibi konular ele alınmıştır. Kullanılan bu test sonucunda, GSYH, Enerji tüketimi ve Karbon emisyonların öncelikli durağan olmadığı sonucuna varılmış ve birinci dereceden farklarını alarak durağan olma durumuna getirilmiştir. ARDL eş-bütünleşme testi sonuçları ise değişkenler arasındaki uzun vadeli ilişkiyi belirlemek için kullanılmış ve istatistiksel olarak anlamlı bir uzun vadeli ilişki olduğu tespit edilmiştir. Bu eksende Diagnostik test sonuçları, ARDL modelinin uygunluğunu ve geçerliliğini değerlendirmek amacıyla kullanılmıştır. Son olarak yapılan bu çalışmada, Uzun dönem tahminlerini, değişkenlerin uzun vadeli etkileşimleri göz önünde bulundurulmuştur. Bu eksende yapılan Kısa dönem tahminleri ise, değişkenler arasındaki kısa vadeli etkileşimleri ve dinamik sonuçları analiz edilmiştir. Granger nedensellik sonuçları ise değişkenler arasındaki nedensellik ilişkisini değerlendirmek için kullanılmış ve çevresel faktörler ile ekonomik büyüme arasında ilişkilerin incelendiği ve karbon emisyonlarının ekonomik büyüme ve enerji tüketimi ile ilişkili olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

ARDLARDL Eşbütünleşme TestiEkonomi+7
Alı Gulıyev
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessEN

The relationship between health care expenditure and life expectancy at birth: Case of Turkey

The main objective of this study is to examine the relationships between health expenditures and life expectancy at birth in Turkey during the period 1980-2017. Earlier studies have demonstrated the positive relationship between health expenditures and life expectancy at birth. The Autoregressive Distributed Lag bounds test approach to co-integration and Error Correction Model were applied in order to investigate the long-run and short-run relationship between the dependent variable, life expectancy at birth and its determinants. As demonstrated in many previous studies, the Bounds test finding shows a long-run relationship between life expectancy at birth and health expenditures. The empirical results reveal that all independent variables (health care expenditure per capita, Gross Domestic Product per capita, and physicians per person) have a positive impact on life expectancy at birth while except GDP per capita (at 5 percent), all statically significant at 1 percent. However, the study found out that physicians per person has a statistically significant negative impact on life expectancy at birth in the short run. Likewise, unlike the long run, GDP per capita is statistically insignificant, with a negative coefficient, which implies the negative relationship between GDP per capita and life expectancy at birth. This study has also important policy recommendations. The findings of this study indicate that life expectancy can be improved significantly when the GDP per capita, HCE per capita, and physicians per person increases. Hence policymakers should strive to increase health expenditures and the number of physicians, which they believe are major drivers of the fundamental increase in life expectancy. This will contribute to the growth and development of the country's economy together with the improvement of public health.

ARDLAutoregressive Distributed Lag Bounds TestLife expectancy at birth+3
Bilal Coşkun
Ankara Yıldırım Beyazıt University
2022
00
Master'sOpen AccessEN

The impact of foreign direct investment on economic growth: Bangladesh perspective

The core objective of this study is to evaluate the impact of Foreign Direct Investment (FDI) on the economic development of Bangladesh. The theoretical viewpoints explained the effects of FDI on economic development in host countries, and empirical analysis identified the impact of FDI on economic growth, showing the causal link between them. The thesis consists of three correlated studies on the impact of FDI in case of Bangladesh. The first study aimed at exploring the economic growth pattern, the second study discussed the FDI scenarios and the final study examined the Impact of FDI on economic growth of Bangladesh from 1973 to 2022 by using econometric analyses. This study adopted the Autoregressive Distributed Lag (ARDL) method. According to the Error Correction Model (ECM), there is a low speed adjustment from the short run to the long run. The ARDL limits test demonstrated the existence of a long-run relationship between GDP and FDI. According to the Long term ARDL test results, FDI has a negative and insignificant impact on the GDP of Bangladesh in the long run. But the results of the regression analysis have shown that FDI has a favorable effect on economic growth. The ARDL result is consistent with the Dependency theory where it has not supported the Endogenous theory arguments in case of Bangladesh. Finally, the outcome is unclear for Bangladesh, and FDI has not been proven to be a significant determinant of Bangladesh's economic growth. Therefore, the study has rendered some policy recommendations to ameliorate the absorptive capacity of Bangladesh to exploit FDI. Keywords: Foreign Direct Investment, Economic Growth, Economic impact, Bangladesh.

ARDLBangladeshForeign direct investments+3
Tasnima Jahan Suraiya
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessEN

Türk Lirasi (TRY) artışı: En büyük nedenini bulması

The exchange rate has always been of much debate and focus, owing to the fact it's paramount importance and the role it plays in the lives of the people and economy of a country as a whole. Hence, the thesis deemed it necessary to examine and find the biggest factor or factors that affected the rate of exchange in Turkey. In the thesis collected monthly observations of the data after the revaluation of 2005 until the very end of 2020. Furthermore, using correlation matrices, cointegration analysis (ARDL) which indicated both short-run and long-run relationship, and the Toda and Yamamoto's (1995) which is a modified version of the Granger causality test found that the Turkish Lira (TRY) is affected by three different variables (interest rates, trade, and the inflation rate). The result of this thesis has indicated a strong bidirectional causality between the rate of exchange and inflation and a medium bidirectional causality between the rate of exchange and interest rate and unidirectional causality from the balance of trade to the rate of exchange.

ARDLValue analysisValue added share+5
Muqadas Azızı
Gaziantep University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00

Related subjects