ARDL
64 theses under this subject heading
Türk Lirasi (TRY) artışı: En büyük nedenini bulması
The exchange rate has always been of much debate and focus, owing to the fact it's paramount importance and the role it plays in the lives of the people and economy of a country as a whole. Hence, the thesis deemed it necessary to examine and find the biggest factor or factors that affected the rate of exchange in Turkey. In the thesis collected monthly observations of the data after the revaluation of 2005 until the very end of 2020. Furthermore, using correlation matrices, cointegration analysis (ARDL) which indicated both short-run and long-run relationship, and the Toda and Yamamoto's (1995) which is a modified version of the Granger causality test found that the Turkish Lira (TRY) is affected by three different variables (interest rates, trade, and the inflation rate). The result of this thesis has indicated a strong bidirectional causality between the rate of exchange and inflation and a medium bidirectional causality between the rate of exchange and interest rate and unidirectional causality from the balance of trade to the rate of exchange.
Türkiye'de döviz kuru oynaklığı ve dış ticaret: ARDL analizi
Küreselleşen dünyada, Türkiye gibi gelişmekte olan ülkeler için kritik bir ekonomik sorun olan dış ticaret açığı ve bu açığa neden olan faktörler, araştırmalara konu olmuş ve günümüzde de olmaya da devam etmektedir. Döviz kurlarında yaşanan dalgalanmalar ekonomide fiyat değişikliklerine yansımakta bu durum ise insanlığın var olduğu sürece devam edecek olan dış ticaret ve iktisadi büyüme kavramları açısından göz önünde bulundurulması gereken önemli bir konu haline gelmektedir. Bu nedenle çalışmanın en temel amacı döviz kuru ile dış ticaret dengesi arasındaki bu ilişkiyi incelemektir. Çalışmanın birinci bölümünde para miktarının dolaylı ve doğrudan olmak üzere ödemeler dengesi üzerinde etkisi olması sebebi ile öncelikle para politikası şokları aktarılmıştır. İkinci bölümünde döviz kuru riski ve yönetimi ile ilgili bilgilendirme yapılmış, üçüncü bölümde uluslararası ticaret ile ilgili bilgiler belirtilmiştir. Çalışmanın dördüncü bölümünde ise literatür araştırmasına yer verilmiş ve çalışmanın temel amacı olan ekonometrik uygulama bölümü aktarılmıştır. Türkiye'de 2006: Q1-2021: Q3 dönemi ele alınmış, durağanlık analizleri yapılmış, kısa ve uzun dönem analizleri için ARDL yönteminden faydalanılmıştır. TÜFE bazlı (2006=100) reel efektif döviz kuru, ekonomik büyüme ve mal dengesi değişkenleri ARDL analiz yöntemine dâhil edilmiştir. Elde edilen analiz sonuçlarına göre, değişkenler arasında eşbütünleşme ilişkisi olduğu saptandığından ve ARDL modeli kurulmuş olup, modelin açıklama gücü 0.91 gibi yüksek bir değer çıkmış ve istatistiki olarak anlamlı bulunmuştur. Uzun dönemde RDK (Reel Efektif Döviz Kuru) serisi ile DA (Dış Ticaret Dengesi) bağımlı değişkeni arasında anlamlı bir ilişki olsa da kısa dönemde bu ilişki anlamlı bulunamamıştır. DA değişkeni uzun dönemde RDK' dan etkilense de kısa dönemde etkilenmemektedir. Modelin kararlılığına bakmak için de CUSUM ve CUSUMSQ grafikleri incelenmiş ve değişkenlere yönelik herhangi bir kırılmanın olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Literatürde bu konu üzerine birçok çalışma yapılmıştır ancak bu çalışmayı özgün kılan 2006:Q1-2021:Q3 döneminde, ARDL analiz yöntemiyle DA değişkeni üzerinde GSYH ve RDK ilişkisinin test edilmesidir. Anahtar Kelimeler: Döviz Kuru, Şok, Risk, Uluslararası Ticaret
Seçili risk ve belirsizlik endeksleri ile gelişmekte olan ülke borsaları arasındaki ilişkiler: Ekonometrik bir uygulama
Küreselleşen menkul kıymet piyasalarının gelecekteki hareketlerinin tahmin edilmesinde çeşitli risk ve belirsizlik endeksleri gösterge olarak kullanılmaktadır. Bu çalışmanın amacı, Ekonomik Politika Belirsizlik (EPU), Finansal Stres (FSI), Jeopolitik Risk (GPR) ve Volatilite (VIX)'ten oluşan seçilmiş risk ve belirsizlik endeksleri ile Türkiye borsası (BIST100), Brezilya borsası (BVSP), Güney Afrika borsası (JTOPI), Rusya borsası (MOEX), Meksika borsası (MXX), Hindistan borsası (NIFTY50) ve Çin borsası (SSI)'den oluşan gelişmekte olan ülke borsaları arasındaki ilişkileri belirlemektir. Çalışmada, veri seti olarak 01.01.2003-31.12.2019 dönemi için VIX endeksinin günlük logaritmik verileri ve 01.01.2003-01.12.2019 dönemi için risk ve belirsizlik endekslerinin aylık logaritmik verileri kullanılmıştır. Değişkenler arasındaki ilişkilerin analizinde, değişkenlerin düzeyde durağan mı yoksa birinci farkta mı olduğuna bağlı olarak ARDL sınır testi ve QRES kullanılmıştır. Değişkenler arasındaki nedensel ilişkinin analizinde ise , farklı durağanlık düzeylerine sahip serilerin analizine olanak sağlayan Toda-Yamamoto nedensellik testi ve düzeyde durağan olan değişkenler için Granger nedensellik testi uygulanmıştır. Elde edilen bulgulara göre, seçili gelişmekte olan ülke borsaları ile risk ve belirsizlik endeksleri arasında kısa ve uzun dönemde iktisadi teoriye uygun istatistiksel olarak anlamlı ilişkiler tespit edilmiştir. Ayrıca, bu çalışmanın sonuçları borsa yatırımcılarına, politika uygulayıcılarına ve diğer ilgili taraflara önemli bilgiler sunmaktadır. Anahtar kelimeler: VIX endeksi, QRES, ARDL, Toda-Yamamoto Nedensellik Testi, BİST100.
Finansal içerme ile finansal istikrar arasındaki ilişkinin belirlenmesi: Irak için bir uygulama
Bu tez çalışmasının amacı Irak'ta finansal içerme ile finansal istikrar arasındaki ilişkinin tespit edilmesidir. Bu amaç doğrultusunda öncelikle Irak'ın makroekonomik, bankacılık sektörü ve sermaye piyasası göstergeleri kullanılarak 2004-2020 dönemi için finansal istikrar endeksi (FIE) oluşturulmuş ve analizde bağımlı değişken olarak kullanılmıştır. Çalışmanın bağımsız değişkenleri ise ATM sayısı, bankacılık yoğunluğu, bankacılık yaygınlığı, kredi derinliği ve mevduat derinliğinden oluşmaktadır. Ancak bankacılık yoğunluğu ile bankacılık yaygınlığı arasında yüksek korelasyon olduğundan iki ayrı model kurulmuştur. Çalışma kapsamında yapılan PP ve ADF birim kök testlerine göre değişkenler durağan olduğu için veriler ARDL sınır testi ile sınanmıştır. Birinci modelin analiz sonucuna göre uzun dönemde FIE ile ATM sayısı arasında kısa ve uzun dönemde negatif ilişki bulunmaktadır. FIE ile kredi derinliği arasında kısa dönemde negatif, uzun dönemde pozitif yönlü ilişki tespit edilmiştir. İkinci modelde ise yine FIE ile ATM sayısı arasında kısa ve uzun dönemde negatif ilişki tespit edilmiştir. Öte yandan ikinci modelle yapılan analiz sonucu FIE ile mevduat derinliği arasında pozitif, FIE ile kredi derinliği arasında negatif ilişki olduğu anlaşılmıştır.
Kripto paralar ve BIST100 arasında eşbütünleşme ilişkisi: ARDL sınır testi yaklaşımı
Bu çalışmada son yıllarda popülaritesi ve buna paralel olarak kullanım alanı oldukça artan kripto paralar ile Borsa İstanbul'un en temel göstergesi kabul edilen BİST 100 endeksi arasındaki eşbütünleşme ilişkisinin araştırılması amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda Bitcoin, Ethereum, Binance Coin, Tether ve Cardano olmak üzere 31.12.2021 tarihinde en yüksek piyasa değerine sahip olan 5 adet kripto para birimi ve BİST 100 endeksine ait 01.01.2018-31.12.2021 zaman aralığında günlük veriler kullanılmıştır. Kripto para birimlerinin bağımsız ve BİST 100 endeksinin bağımlı değişken kabul edildiği çalışmada daha anlamlı sonuçlara ulaşabilmek adına USD/TL ve US500 endeksi kontrol değişkeni olarak çalışmaya eklenmiştir. Çalışmada farklı düzeyde durağan serilerle analiz yapmaya imkan sağladığından analizlerde ARDL yaklaşımı tercih edilmiştir. Analizler Eviews istatistik paket programı kullanılarak yapılmıştır. 1001 günlük gözlemden oluşan zaman serilerine 01.01.2018-31.12.2021 ve pandemi sonrası 01.04.2020-31.12.2021 dönemleri için ayrı ayrı olmak üzere toplamda 24 adet ARDL testi uygulanmıştır. Test sonuçları Pesaran, Shin ve Smith (2001) ve Narayan (2005) 'ın önerdiği referans değerler ile karşılaştırılmış ve anlamlı sonuç bulunamadığından kripto paralar ile BİST 100 arasında eşbütünleşme ilişkisi olmadığı yargısına varılmıştır.
Doğrudan yabancı yatırımlar ile ekonomik büyüme arasındaki ilişkinin incelenmesi: Türkiye örneği
Küreselleşmenin etkisi ile zaman içerisinde ülkeler ekonomik büyümelerini sürdürülebilmek için doğrudan yabancı yatırımlara duyulan ihtiyaç giderek artmaktadır. Doğrudan yabancı yatırımlar (DYY) sermaye oluşumu, teknoloji, yönetim bilgisi, ticaret ve rekabetçilik gibi kanallar aracılığıyla ülkelerin ekonomik büyüme ve kalkınma süreçleri üzerinde etkili olmaktadır. Dolayısıyla DYY'ler Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerde yaşanan temel ekonomik sorunların eksiklikleri gidermede önemli bir araç konumunda yer almaktadır. Bu doğrultuda, Türkiye'ye gelen doğrudan yabancı yatırımların Türkiye'nin ekonomik büyümesine ne yönde etkileyeceğini tespit etmek önem kazanmıştır. Çalışma, Türkiye'de 1990-2020 yıllarını kapsayan doğrudan yabancı yatırımlar ile ekonomik büyüme arasındaki ilişkiyi ARDL zaman serisi yöntemiyle analiz etmektedir. Analizde kişi başı GSYH, doğrudan yabancı yatırım, brüt sabit sermaye oluşumu ve enflasyon değişkenleri arasında gerçekleşen kısa ve uzun dönem ilişkiler ele alınmaktadır. Bu açıklamalar doğrultusunda, Genişletilmiş Dickey Fuller ve Philips Perron birim kök testilerinden elde edilen ampirik bulgular sonucunda, değişkenlerin düzey değerlerinde durağan olmadığı ancak birinci farklarında durağan hale geldiklerini görülmektedir. ARDL sınır testi sonuçlarına göre Türkiye'de söz konusu değişkenlerin eş bütünleşik olduğu, daha açık bir ifade ile değişkenlerin uzun vadede birlikte hareket ettiği tespit edilmiştir. Buna ek olarak uzun dönemde DYY, BSSO ve ENF değişkenleri kısa dönemde ise DYY ve BSSO değişkenleri GSYH rakamları üzerinde pozitif yönde bir ilişki olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Türkiye'de tarım destekleme politikaları ve etkinliğinin arttırılmasına yönelik değerlendirme
Tarım, beslenme ihtiyacını karşılamanın yanı sıra ekonomiye olan katkısı ve tarım dışı sektörlere sağladığı hammadde bakımından oldukça stratejik bir sektördür. Bir diğer ifadeyle tarım sektörü, ülke ekonomilerinde kalkınmanın finansmanı açısından önemli bir yere sahiptir. Bu çalışmanın amacı, tarım sektörünün önemi göz önünde bulundurularak Türkiye'de uygulanan tarım destekleme politikalarını değerlendirmeyi ve etkililiğini ampirik olarak test etmeyi amaçlamaktadır. Çalışmada Türkiye'de 1991-2019 dönemini kapsayan 29 yıllık veri seti ile tarımsal desteklerin tarımsal çıktı üzerindeki etkisi ARDL sınır testi ve Toda-Yamamoto nedensellik yöntemleriyle araştırılmıştır. Analiz neticesinde gerek kısa gerekse de uzun dönemde tarımsal destekleme politikaları tarımsal çıktı üzerinde istatistiksel olarak anlamlı bir etkiye sahip değildir. Bununla birlikte kişi başı GSYİH'deki artışın tarımsal çıktıyı azalttığı bulgusu hem kısa hem uzun dönemde istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur. Elde edilen bu sonuçların sağlamlığını test etmek amacıyla yürütülen FMOLS ve DOLS tahmincileriyle de benzer sonuçlar elde edilmiştir. Son olarak ilgili değişkenler arasındaki nedensel ilişkileri araştırmak için kullanılan Toda-Yamamoto tahmin sonuçları, yalnızca kişi başı GSYİH'dan tarımsal çıktıya doğru tek yönlü bir nedensellik ilişkisine işaret etmektedir. Elde edilen bulgular göz önünde bulundurulduğunda ilgili dönemde tarım sektörüne verilen tarımsal destekleme politikaların etkili olmadığı, politika yapıcıların verimliliği ve çıktıyı arttıracak sade ve etkili tarımsal destekleme politikaları yürütmesi gerekmektedir.
Ekonomik büyüme ve uluslararası sermaye akımları üzerine ampirik bir inceleme
Bu çalışma, teorik çerçeve olarak, tüm biriktirilebilir sermaye girdilerine göre sabit getirili ve her bir girdinin de azalan verimliliğe tabi olduğu Cobb-Douglas tipi bir üretim fonksiyonu ile tanımlanan bir içsel büyüme modelinden hareketle, 1980-2018 dönemi kapsamında gelişmiş ve gelişmekte olan 40 ülkeden oluşan bir örneklem üzerinden uluslararası sermaye akımları ve ekonomik büyüme ilişkisini doğrusal ve doğrusal olmayan bir bağlamda sorgulamaktadır. Bu amaçla bir optimal kontrol probleminin çözümü sonucunda elde edilen bir büyüme eşitliği temelinde geliştirilen üç ampirik model çerçevesinde, uluslararası sermaye akımı biçimlerinden doğrudan yatırım, portföy yatırımı ve diğer yatırımın net sermaye giriş oranlarındaki değişmelerin çalışan başına GSYH büyüme oranını kısa ve uzun dönemde doğrusal ve doğrusal olmayan bir şekilde etkileyip etkilemediği ve bu etkilerin örneklem kapsamındaki ekonomilerin daralma ve genişleme dönemlerinde asimetrik bir karakter sergileyip sergilemediği sırasıyla ARDL ve NARDL ile araştırılmıştır. Elde edilen bulgular, sermaye akımı biçimlerinden doğrudan yatırım, portföy yatırımı ve diğer yatırımın net sermaye giriş oranlarındaki değişmelerin uzun dönemde çalışan başına GSYH büyüme oranını doğrusal ve doğrusal olmayan bir bağlamda pozitif olarak belirgin bir şekilde etkilemediği, gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde sistematik bir biçimde simetrik ve asimetrik etkilerle ilgili çok az kanıtın bulunduğu saptanmıştır. Bu sonuçlar, örneklem kapsamındaki ülkelerin yapısal özellikleri, finansal serbestleşme stratejileri, finansal gelişme ortamları ve kurumsal gelişme düzeyleriyle ilişkili olabilmektedir.
The effect of credit composition on economic growth: Evidence from Turkiye
The literature explores the link connecting financial development and the real economy, emphasizing the singular roles of entrepreneur/enterprise and household credits. Many studies in literature, however, examine financial development as a whole and neglect to analyze the individual influences of its elements. A credit composition is a measure of how bank credits are divided between enterprises and households. We will gain insight into the channels by which the financial system affects the economy through this decomposition. This study looked into the short and long-term influences of credits extended to enterprises and households on economic growth in Turkey between 1986 and 2021. A thorough examination of this link in the context of Turkey is necessary. In the aftermath of the 2008 financial crisis, Turkey realized large inflows of foreign capital at low costs. The enrichment of Turkey in terms of foreign resources enabled the residents of Turkey to benefit from these resources through the credits given by the banks. The rapid credit growth in the Turkish economy in recent years and the increase in the ratio of credits to Gross Domestic Product have also increased the power of loans to affect various macroeconomic variables. It is perceptible from the literature that financial development and economic growth have a strong tie, but it is noteworthy that there are relatively few studies that examine the tie connecting the type of credit and growth. The first study on the influences of credit type on various macroeconomic variables was conducted by Beck, Büyükkarabacak, Rioja and Valev (2012). For the first time, they systematically examined the influence of household and enterprise credits on growth in one of the most comprehensive studies in this field. Researchers found that enterprise credits stimulate economic growth, while household credits do not, based on data from 45 developed and developing countries in the 1994-2005 period. This study was trailed by a limited number of studies that used panel data analysis. Time series analysis was employed in two studies by Majeed, Iftikhar, and Atiq (2019) as well as Škare, Sinkovic, and Rochon (2019). A study conducted by Majeed et al. (2019) in Pakistan using the ARDL model found that enterprise credits were positive and significant for Pakistan's economic growth, but household credits did not. In their analysis for Poland using the Johansen cointegration test, Škare et al. (2019) concluded that business and household loans have a significant influence on economic growth. There has been no study that examines the influence of credit type on economic growth using time series analysis for Turkey. The analysis investigated short and long-term links using an autoregressive distributed lag (ARDL) model based on bound testing. The ARDL cointegration test was chosen because it is more advantageous than other cointegration tests in many respects. Based on the study's findings, the link under consideration appears to differ significantly depending on the type of credit involved. A positive influence of enterprise credits on economic growth has been determined, but household credits are not long-term contributors to economic growth. There is a two-way causality for enterprise credit and growth in the short and long term while no causality link was detected for household credit and growth. Enterprise credits positively affect economic growth, indicating that more appropriate investments are made when enterprise credits increase. Moreover, the total private bank credits in Turkey have not been found to have an influence on the growth of the economy. In light of this finding, it is imperative that we examine the influence of credit composition on economic growth.
Savunma harcamalarının ekonomik büyüme üzerindeki etkisi
Bu çalışmada Savunma harcamaları ve cari işlemler dengesi ekonomik büyümeyi etkileyen önemli giderler arasında görülmektedir. Kavramlardan cari açık ise, herhangi bir devlette istenmeyen bir durum olarak görülürken, en önemli makroekonomik sorunlar arasında yer alan bir göstergedir. Diğer makroekonomik parametreler olan enflasyon ve Gayri Safi Milli Hasıla (GSMH) ekonomik büyüme oranı ve cari işlemler dengesi ile savunma harcamaları arasında bulunan ilişki üzerine literatürde iktisatçılar tarafından yürütülmüş birçok ampirik çalışma bulunmaktadır. Bu çalışma kapsamında ARDL analizi yapılarak 1980-2020 yılları için Türkiye'deki ve Dünyadaki savunma harcamaları ile ekonomik büyüme, enflasyon oranı, cari işlemler dengesi ve GSMH gibi makroekonomik göstergeler arasındaki ilişki incelenmiştir.
ARDL ve NARDL tahmin yöntemleriyle tüketici fiyat endeksi ve seçilmiş alt kalemlerine döviz kurunun geçiş etkisi: Türkiye örneği
1970'li yılların sonlarına doğru başlayan küreselleşmenin etkileriyle beraber ülkeler arasındaki ticaret ilişkileri artmıştır. Bu duruma uyum sağlamak için dünya ülkelerinin yeni adımlar atması gerekmiştir. Sabit kur rejimi yerine dalgalı kur rejiminin uygulanmaya başlanması da bu adımlardan birisidir ve bu durum yerel ve ulusal paranın önemini arttırarak döviz kuru üzerine yapılan çalışmaları arttırmıştır. Özellikle gelişmekte olan ülkelerin döviz kurunda meydana gelen değişiklikler yerel piyasaları ve refah seviyesini etkilediği için döviz kuru geçiş etkisi kavramı önem kazanmıştır. Döviz kuru geçiş etkisi, nominal döviz kurunda meydana gelen belirsizliklerin ithalat fiyatları üzerinde neden olduğu değişim etkisi olarak açıklanabilmektedir. Çalışmalar sonucunda geçiş etkisinin, Türkiye gibi gelişmekte olan ülkeler üzerinde etkili olduğu belirlenmiştir. Çalışmada döviz kurunda görülen değişimlerin tüketici fiyatları ve alt grupları üzerindeki etkileri incelenmiştir. 2006 Ocak ve 2023 Mayıs ayları arasındaki aylık veriler Genişletilmiş Dickey Fuller (ADF) ve Phillips Perron (PP) birim kök testleriyle sınanmış, çıkan sonuçlara göre otoregresif gecikmeli dağılım (ARDL) yöntemi ve doğrusal olmayan sınır testi yaklaşımı (NARDL) uygulanmıştır. Kısa dönemli ilişkilerse hata düzeltme modelleriyle (ECM) tahmin edilmiştir. Sonuç olarak döviz kuru geçiş etkisinin Türkiye için önemi ortaya konulmuş ve önerilerde bulunulmuştur.
Afganistan'da enflasyon: Yapısal nedenler ve olası çözümleri
Bu tez konusunun seçilmesindeki amaç, Afganistan'da ciddi bir ekonomik problem olan ve sıkıntıları halen hissedilmekte olan enflasyonist baskıların yapısal nedenlerini ve olası çözümlerini tespit etmektir. Son on yılda Afganistan'daki enflasyon sorunu bilim adamlarının, politika uygulayıcıların ve genel kamuoyunun dikkatini çeken en tartışmalı konulardan biri olmuştur. Son yıllarda enflasyonun hızlı bir şekilde artması ve halkın bundan duyduğu memnuniyetsizlik ile birlikte enflasyonun kökeni ve nedenleri hakkında çeşitli ve bazen çelişkili analizler sunulmuştur. Enflasyonun dış kaynağına ilişkin hükümet yetkilileri tarafından vurgulanan ve desteklenen görüşler, Merkez Bankası'nın enflasyon raporunun sunumu ile ülkede yaygın yansımalara yol açan analizler arasında yer almıştır. Bu raporda ve arkasından gelen analizlerde enflasyonun temel nedenleri arasında; dış nedenler (ithal enflasyon), ekonomik tekelin varlığı, yasal boşluk, yolsuzluk ve kurumlar arası para politikasında anlayış eksikliği gibi iç yapısal nedenler enflasyonun arasında sayılmaktadır. Anılan rapor ve analizlerde, enflasyonun olası çözümleri arasında; anti-tekel kanunların çıkarılması, dış ticaret politikalarının yeniden gözden geçirilmesi, tüm sektörlerde (tarım, sanayi vb.) reformların yapılması, gümrük tarifelerinde indirimler uygulanması, üretimi teşvik eden politikaların uygulanması, Afganistan Merkez Bankası'nın daha etkin çalışabilir bir yapıya kavuşturulması gibi önlemler sıralanmıştır. Bu çalışmanın sonuç bölümünde de yapılan analiz ve tespitlere dayanılarak bir takım çözüm önerilerinde bulunulmuştur. Çalışmada 4 farklı ekonometrik test yöntemi kullanılmıştır. Bunlar sırasıyla; Mevsimsellikten arındırma, Birim Kök (Unit Root) Testi, ARDL sınır Testi, ve Toda Yamamoto nedensellik Testidir. Ekonometrik analizler, incelenen değişkenler arasında hem kısa dönem hem de uzun dönem itibariyle birtakım ilişkilerin olduğunu göstermektedir. Bu ilişkiler ayrıntılı bir şekilde çalışmanın Bulgular Bölümü'nde ele alınmış ve tartışılmıştır. Anahtar Kelimeler; Afganistan, Enflasyon, Merkez Bankası, Yolsuzluk, Tekel, Para Politikası, ECM(Hata Düzeltme Modeli), ARDL(Autoregressive-Distributed Lag), Birim Kök.
Türkiye'de çevre kirliliğinin belirleyicileri: Eşbütünleşme ve nedensellik analizleri (1980 - 2017)
Küresel ısınma ile birlikte ortaya çıkan iklim değişikliği, orman yangınları ve deniz seviyesinde yükselme gibi gelişmeler dikkatleri sürdürülebilir kalkınma kavramına çekmiştir. Bilim insanlarınca gerekli önlemlerin alınmaması durumunda gelecekte dünyayı bekleyen tehlikelerin vurgulanması, sürdürülebilir kalkınma kavramının çerçevesinin belirlenmesi açısından önem arz etmekte ve çevre kirliliği üzerinde etkisi olan dinamiklerin ele alınmasını gerektirmektedir. Bu çalışmada Türkiye'de 1980-2017 döneminde çevre kirliliğinin belirleyicilerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Bu nedenle ekonomik büyüme, yenilenemez enerji tüketimi, yenilenebilir enerji tüketimi, sanayileşme, ticari açıklık, doğrudan yabancı yatırım (FDI), finansal gelişme, nüfus yoğunluğu, kentleşme, patent, tarımsal katma değer, tarım arazisi, küreselleşme (genel), ekonomik küreselleşme, finansal küreselleşme, sosyal küreselleşme ve politik küreselleşmenin karbondioksit (CO2) emisyonu üzerindeki etkisi analiz edilmiştir. Çalışmada eşbütünleşme ilişkisinin tespiti amacıyla Otoregresif Gecikmesi Dağıtılmış Model (ARDL), sınır testi kullanılmıştır. Sınır testi sonucunda kurulan tüm modellerde uzun dönemde eşbütünleşme ilişkisi tespit edilmiştir. Ayrıca uzun dönemde ekonomik büyüme, yenilenemez enerji tüketimi, sanayileşme, ticari açıklık, FDI, finansal gelişme, nüfus yoğunluğu, kentleşme, küreselleşme (genel), ekonomik küreselleşme, finansal küreselleşme ve sosyal küreselleşmenin CO2 emisyonu üzerindeki etkisinin pozitif; yenilenebilir enerji tüketimi, patent başvurusu, tarımsal katma değer ve politik küreselleşmenin CO2 emisyonu üzerindeki etkisinin ise negatif olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Çevresel Kuznets Eğrisi (EKC) Hipotezi, Kirlilik Sığınağı Hipotezi ve Kirlilik Hale Hipotez'lerinin geçerliliğinin test edildiği analizlerde ise Türkiye'de EKC Hipotezi ve Kirlilik Sığınağı Hipotez'inin geçerli olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Son olarak çalışmada çevre kirliliği ve belirleyicileri arasındaki nedensel ilişkiler, Toda-Yamamoto nedensellik testi ile incelenmiştir. Nedensellik analizi sonucunda yenilenemez enerji tüketimi, ticari açıklık, nüfus yoğunluğu, kentleşme, tarım arazisi ve sosyal küreselleşme ile CO2 emsiyonu arasında iki yönlü nedensellik gözlemlenmiştir. Yenilenebilir enerji tüketimi, FDI, finansal gelişme, sanayileşme, küreselleşme (genel), ekonomik küreselleşme, finansal küreselleşme ve politik küreselleşmeden CO2 emisyonuna doğru ise tek yönlü nedensellik tespit edilmiştir. Ekonomik büyüme, tarımsal katma değer ve patent ile CO2 emisyonu arasında ise nedenselliğin yönü ile ilgili kesin bir yargıya ulaşılamamıştır.
Ülke kredi temerrüt takas (CDS) primini etkileyen faktörler, Türkiye uygulaması
Kredi temerrüt takas primi (CDS) bir ülkenin borç ödeme kabiliyeti hakkında bilgi veren önemli göstergelerden bir tanesidir. Bu gösterge kullanılarak ülkelerin risklilik durumları kıyaslanabilmektedir. Kredi derecelendirme şirketleri tarafından dönemsel olarak gerçekleştirilen ülke kredi derecelendirme notları da, ülke kredi temerrüt takas primleri gibi ülke kredibilitesi hakkında bilgi vermektedir. Bu çalışmada, 2005 yılından 2020 yılı Kasım ayına kadar olan dönemde, ülke CDS primi ve kredi derecelendirme şirketleri (Fitch, Moody's ve S&P) tarafından gerçekleştirilen ülke notlandırmaları grafik analizi yöntemiyle kıyaslanmıştır. Şirketlerin not artırımlarında temkinli olunduğu ve CDS primlerinde düşüşlerin devam etmesi ve riskliliğin azaldığı gözlense dahi aynı notta uzun süreli kalındığı, 2016 yılından sonra ise not azaltışlarında hızlı ve kısa süreli değişiklikler yapıldığı görülmüştür. CDS primlerinde yaşanan hareketliliğin orta vadede kredi derecelendirme notlarına etkisi olduğu tespit edilmiştir. İncelenen dönemde, ülkede yaşanan sosyal ve ekonomik olaylar ve makroekonomik faktörlerin ülke kredi temerrüt takas primlerine etkisi incelenmiştir. Bağımsız değişkenlerin, CDS primleri üzerine uzun ve kısa dönem etkisi ARDL yaklaşımı ile analiz edilmiştir. Analiz sonuçlarına göre, CDS primi üzerinde uzun dönemde borsa endeksi ile büyüme oranının negatif ve döviz kurunun ise pozitif etkisinin olduğu tespit edilmiştir. Belirlenen değişkenlerin CDS primi üzerinde kısa dönem etkisi incelendiğinde borsa endeksinin negatif, döviz kuru, gösterge faiz oranı ve ülkede yaşanan olayların ise pozitif etkisi olduğu görülmüştür. Ülke CDS primi ile makroekonomik faktörler arasında Toda-Yamamoto tarafından geliştirilen yöntem kullanılarak nedensellik sınaması gerçekleştirilmiştir. Borsa endeksinden ve faiz oranından CDS primi yönünde ve CDS priminden ödemeler dengesi hesabı ile GSYİH yönünde tek yönlü nedensellik bulunduğu ve CDS priminin döviz kuru ve enflasyon oranı ile nedensellik ilişkisinin bulunmadığı tespit edilmiştir. CDS primi üzerinde uzun dönemde borsa endeksi ve büyüme oranının negatif ve döviz kurunun pozitif etkisi tespit edilmiş ancak etkisi olduğu tespit edilen faktörlerden yalnız borsa endeksinde gerçekleşecek ve beklenmeyen bir şokun CDS primi üzerinde değişim yaratacağı sonucuna ulaşılmıştır.
Kredi temerrüt swaplarının iktisadi ve finansal değişkenler ile ilişkisinin Türkiye ekonomisi için ampirik analizi
Gelişen ekonomi ile tüm dünyada kredi türev piyasalarının gelişimi 2000'li yılların sonrasında hız kazanmıştır. Kredi temerrüt swapları (CDS'ler) yaygın olarak en çok kullanılan kredi türevleri arasında yer almakta olup gelişen piyasalarda zamanla kredi notlarına alternatif olarak ülkelerin kredi risklerini ölçmede önemli bir göstergeyi ifade eder hale gelmiştir. Yaşanan finansal krizler sonrasında kredi notlarının ülke kredi riskini yeterince yansıtmadığı görüşünün finansal piyasalarda hakim olmasıyla birlikte yatırımcılar, kredi temerrüt swaplarını çok daha yakından takip etmeye başlamışlardır. Bu çalışmanın amacı, Türkiye'nin ülke kredi risk primleri (CDS) ile seçilmiş bazı makro iktisadi ve finansal değişkenler arasındaki ilişkilerin ortaya konulmasıdır. Bu kapsamda, piyasa istikrarını temsil eden bazı değişkenlerin oynaklıklarının CDS primleri üzerindeki etkileri de incelenmiştir . Çalışmada, Türkiye ekonomisinde Haziran 2006 ile Aralık 2020 dönemlerini kapsayan aylık veriler kullanılmış ve değişkenlerin farklı düzeylerde tümleşik olmaları sebebi ile doğrusal bir ARDL modeli oluşturularak kısa ve uzun dönem katsayılar sınır testi yöntemi ile belirlenmiştir. Bu çerçevede, uzun dönemde beklentilerle uyumlu olarak CDS primlerini; USD (Amerikan Doları) döviz kurunun, istihdam oranının, VIX Endeksinin, kısa vadeli dış borç stok toplamının, Eurobond getirisinin ve enflasyon oranının anlamlı ve pozitif olarak yordadığı, BİST 100 Endeksinin, Türkiye'nin gösterge 2 yıllık tahvil fiyatlarının ve portföy yatırımlarının anlamlı ve negatif olarak yordadığı sonuçlarına ulaşılmıştır. Bunlarla birlikte yine beklentilerle uyumlu olarak uzun dönemde döviz kuru volatilitesinin ve VİX Endeks volatilitesinin de CDS primlerini anlamlı ve pozitif olarak etkilediği görülmüştür. Anahtar Kelimeler: CDS, İktisadi Göstergeler, ARDL Analizi
Makroekonomik faktörlerin banka kredileri üzerindeki etkisinin incelenmesi: Türkiye örneği
Bankacılık faaliyetleri reel ekonomi ve finansal sistem içerisinde önemli bir role sahiptir. Bankalar tarafından gerçekleştirilen faaliyetlerden belki de en önemlisi banka kredileridir. Ülkenin ekonomik faaliyetlerinin yerine getirilmesinde banka kredileri öncülük etmektedir. Bu noktada banka kredilerinin ekonomideki hangi değişkenlerden etkilendiğinin belirlenmesi pek çok kesim açısından yararlı olacaktır. Bu çalışmanın amacı makroekonomik faktörlerin banka kredileri üzerindeki etkisinin Türkiye örneği ile incelenmesidir. Bu sayede hem banka kredilerini etkileyen dinamiklerin ortaya konulması hem de politika yapıcılar açısından öneriler sunulması mümkün olacaktır. Makroekonomik değişkenlerden para arzı, enflasyon, faiz oranı, ekonomik büyüme ve döviz kuru bağımsız değişkenler olarak çalışmaya dahil edilirken ticari banka kredilerine bağımlı değişken olarak yer verilmiştir. 2005-2022 dönemi çeyreklik verileri kullanılarak gerçekleştirilen analizlerde birim kök testleri ve gecikmesi dağıtılmış otoregresif modellerden (ARDL) yararlanılmıştır. Uzun dönemde ticari banka kredilerinin, faiz oranı ve dolar kurundan negatif yönde etkilendiği tespit edilmiştir. Kısa dönemde ise para arzı ve faiz oranının pozitif, ekonomik büyümenin ise gecikmeli değerlerinin krediler üzerinde negatif etkiye sahip olduğu belirlenmiştir.
Kredi temerrüt swapları ile Borsa İstanbul (BİST) 100 endeksi arasındaki ilişkinin analizi
Kredi Temmerrüt Swap sözleşmeleri en basit tanımıyla, kredi riskinden doğan borcun yerine getirilememesi durumuna karşı yapılan bir çeşit finansal uzlaşma yöntemidir. Riskten korunma tekniği olarak da kullanılan Kredi Temerrüt Swapları, en bilinen adıyla CDS (Credi Default Swap)'dır. Ülke riskini belirli ölçüde içeren CDS primleri, ülkelerin geri ödememe riskinin sayısal versiyonu olarak kabul edilmektedir. Risk iştahı olan yatırımcıların risk alırken yatırımların geri dönmemesi noktasındaki beklentileri CDS primlerinin, analizlerde ve yatırım kararlarında önemli bir değişken olarak ele alındığını araştırmalarda göstermektedir. Çalışmada Kredi Temerrüt Swap primleri ile Borsa İstanbul BİST-100 Endeksi arasındaki uzun dönemli ilişkinin tespit edilmesi amaçlanmıştır. Bu amaçla çalışmada, Türkiye'nin beş yıl vadeli CDS primleri ile BİST-100 Endeksine ait 2 Ocak 2001- 31 Aralık 2020 dönemi günlük kapanış değerlerinden oluşan veri seti kullanılmıştır. Araştırma modeli olarak ARDL sınır testi yaklaşımı kullanılmıştır. Sonuç olarak, değişkenler arasında uzun dönemde negatif ve istatiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Kurulan ARDL modeli tahmin sonucuna göre endeks üzerinde oluşan bir şokun etkisi BİST-100 için 1 günde, CDS primleri için de 6 günün sonunda bu şoku atlatarak dengeye gelmektedir. Ayrıca çalışmada kısa dönemli sapmaların yönünü belirleyen Hata Düzeltme Modeli tahmin değerine göre, kısa dönemli şokların etkisi bir dönem sonra yüzde yedi oranında azalarak dengeye yaklaşmaktadır.
Rekabet gücü doğrultusunda Türkiye'nin ihracatını etkileyen faktörler
Uluslararası ticarette yaşanan gelişmeler, ülkelerin ihracat pazarlarında yoğun bir rekabetle karşı karşıya kalmasına neden olmuştur. Geleneksel ticaret teorilerinin maliyet/fiyat temelli rekabet yaklaşımının günümüz uluslararası ticari ilişkilerini açıklama konusunda yetersiz kalması, rekabet gücü elde edebilmek için maliyet/fiyat üstünlüğü dışındaki faktörlerinde ele alınmasını gerektirmektedir. Yapılan bu çalışmada Türkiye'nin ihracattaki rekabet gücünün tespit edilmesi amacıyla ticaret sonrası verileri kullanan ölçüm yöntemlerinden Balassa tarafından oluşturulan açıklanmış karşılaştırmalı üstünlükler yönteminin yanı sıra açıklanmış karşılaştırmalı üstünlükler yönteminin eksiklerini gidererek yeni türevleri Vollrath tarafından geliştirilen rekabet gücü ölçüm yöntemleri kullanılmıştır. Rekabet gücü ölçümlerinden elde edilen veriler doğrultusunda belirlenen ihracat mallarının talebini etkileyebileceği düşünülen makroekonomik faktörler tespit edilmeye çalışılmıştır. Bu maksatla bağımlı değişken olarak rekabet gücü ölçümlerinden elde edilen veriler doğrultusunda belirlenen iki mal grubu ile iki model kapsamında ihracat talep fonksiyonu beşerî sermaye, reel döviz kuru, yurt dışı gelir düzeyi, nispi ihracat fiyatı ve gayrisafi sabit sermaye yatırımı açıklayıcı değişkenleri ile tahmin edilmeye çalışılmıştır. 2001-2019 yıllarını kapsayan dönemde ihracat ile açıklayıcı değişkenler arasındaki ilişkileri tespit etmek için ARDL sınır testi ve Toda-Yamamoto nedensellik analizleri yapılmıştır. Çalışma sonucunda iki ihracat grubu açısından uzun dönem ve nedensellik ilişkisi bakımından en önemli faktörün beşerî sermaye olduğu görülmüştür. Ayrıca reel döviz kurunun da iki ihracat grubunu uzun dönemde etkilediği bulgusuna erişilmiş olup yurt dışı gelir düzeyi, gayrisafi sabit sermaye yatırımı ve nispi ihracat fiyatı açıklayıcı değişkenlerinin etkilerinin ve nedensellik ilişkilerinin, oluşturulan iki mal grubu açısından farklılık gösterdiği sonucuna varılmıştır.
Enflasyon ve işsizlik arasındaki ilişkinin değerlendirilmesi: Türkiye örneği (1988-2021)
Bu çalışma, Türkiye'de 1988-2021 döneminde işsizlik ve enflasyon arasındaki ilişkiyi analiz etmeyi amaçlamaktadır. Çalışmada, Dünya Bankasından elde edilen yıllık veriler kullanılarak enflasyon (ENF) ve işsizlik (UNEMPLOYMENT) değişkenleri incelenmiştir. Serilerin durağan olup olmadığını belirlemek için birim kök testleri (ADF, PP, DF-GLS, KPSS) uygulanmıştır. Birim kök testi sonuçlarına göre, LNENF ve LNUNEMPLOYMENT serileri düzeyde birim köke sahiptir, yani durağan değillerdir. Ancak, birinci farkları alındığında durağan hale gelmektedirler. ADF, PP ve DF-GLS testlerinde hipotezin birim kök varlığına işaret etmesi reddedildiği için serilerin durağan olduğu söylenebilir. KPSS testi ise serilerin durağan olduğunu desteklemektedir. Ardından, eşbütünleşme testi olan ARDL modelleme yaklaşımı kullanılarak uzun dönem ilişkisi incelenmiştir. ARDL(1,0) modeli kullanılarak elde edilen sonuçlara göre, LNENF değişkeni önceki dönemlerdeki enflasyonla pozitif bir ilişki göstermektedir. Ancak, LNUNEMPLOYMENT değişkeni istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki göstermemektedir. Ayrıca, serisel korelasyon, değişen varyans ve kalıntıların normal dağılımı gibi testler yapılmıştır. Serisel korelasyon ve değişen varyans olmadığı, kalıntıların ise normal dağıldığı sonucuna varılmıştır. Son olarak, reset testi yapılarak modelin kurma hatası olup olmadığı kontrol edilmiştir. Elde edilen sonuçlar, modelin kurma hatası olmadığını göstermektedir. Bu bulgulara göre, çalışmada analiz edilen dönemde enflasyondan işsizliğe nedensellik ilişkisinin var olduğu söylenebilir.
Analysis of the dynamic and causal relationship between exchange rate and selected macroeconomic variables in Somalia: ARDL and Toda-Yamamoto methodologies
The main target of this study is to analyze the long and short-run interaction between the exchange rate and the selected macroeconomic indicators like the gross domestic product, inflation rates, domestic investment, government spending, and the trade openness in Somalia. The study covers 50 years ranging from 1970 to 2019 and applied various econometric techniques to estimate the dynamic and the causal relationship between the said variables. At the outset, to avoid being encountered in the problem of spurious regression, it has been tested the presence of a unit root in the series using augmented Dickey-Fuller and the Phillips-Perron unit root tests. After that, the autoregressive distributed lag models (ARDL) specified the autoregressive distributed lag models and then followed by testing the causality using Toda-Yamamoto techniques. As the ARDL bound findings depict, there's a long-run relationship among the analyzed series. The findings found a positive relationship between exchange rate and economic growth. Likewise, the trade openness variable has been ascertained that it has a positive relationship with exchange rates. A negative relationship has been observed between the exchange and inflation rate. Similarly, according to the results of the ARDL, the same nexus is found between domestic investment and the exchange rate. The government expenditure variable was found to have a mixed impact on the exchange rate. Notably, the study revealed the negative impact of the civil war, as it's likely to cause the exchange rates to depreciate against the US dollar.
Factors affecting the foreign direct investment in Kenya (Autoregressive distributed lag model ardlm)
Considering the empirical and literature debates and gaps on factors affecting Foreign Direct Investment, the core objective of this paper was to inquire and investigate the Short Run and Long Run epitope, determinants and the effect of Foreign Direct Investment on the Kenyan economy. This study employed an Autoregressive Distributed Lag Model with a Bound Test for Co-integration in examining the multivariate time series data which converts and covers from 1970-2020 in exploring the short run and long run nexuses among the variables. Findings of the study for the factors effecting the FDI in Kenya, in the long run, gross savings, interest rate, trade openness, growth domestic product have a significant and positive link with Foreign Direct Investment inflows into the Kenya. On the other hand, rate of inflation, infrastructure and exchange rate have a negative and significant association with Foreign Direct Investment. According to the variable of infrastructure the study revealed that infrastructure is negatively associated with FDI and it is contrary with many studies made by this topic. The results in this study imply the need for proper management of the inflationary pressures on the economy which affects FDI inflows negatively. So, the country's monetary administrations should improve and implement policies and procedures that will effectively manage all inflation and interest rate in order to come up with long lasting and sustained at levels that will guarantee raising the degree of FDI inflow.
The role of monetary policy in controlling the rate of inflation in Iraq (2004 - 2020)
This dissertation demonstrated the part of monetary policy in regulating the inflation rate in Iraq. To attain this purpose, a modeling technique of the Autoregressive Distributed Lagged (ARDL) approach has been used, and Monthly information has been collected for the period (31/12/2004 to 31/7/2020). Hence, the outcome of the unit root test for stationary implies that the inflation rate is stable at the level, and other variables are stable at the initial alteration. However, the Johansen Co-integration Test result reveals the relationships between the inflation rate and all changes for the far future. Moreover, the Granger causality outcome shows two-direction causality among narrow money supply and exchange rate granger causes inflation rate. Unidirectional granger connection between inflation rate granger causes board money supply as well as the interest rate. Finally, the outcome of the (ARDL) model reveals that the money supply, as well as exchange rate, is significant and favorably linked to inflation. The conclusion is that a rise in the money supply and exchange rate causes Iraq to experience severe inflation. The interest rate has an essential and contradictory association with the interest rate as well as the inflation rate in Iraq. It specifies that a rise in the interest rate causes a reduced inflation rate in Iraq.
Türkiye'de turizm ve ekonomik büyüme ilişkisi: 2000 yılı sonrası için bir analiz
Bu çalışmada, turizm ve ekonomik büyüme arasındaki ilişkinin Türkiye ekonomisi için teorik ve ampirik olarak incelenmesi amaçlanmıştır. Ampirik analizler için Türkiye ekonomisinin 2003:1-2022:3 dönemlerine ilişkin üçer aylık veriler kullanılmıştır. Değişkenler arasındaki eşbütünleşme ilişkisi Sınır Testi aracılığıyla test edilmiştir. Gecikmesi Dağıtılmış Otoregresif Model (ARDL) yöntemiyle değişkenlerin kısa ve uzun dönemli ilişkileri analiz edilmiştir. Analizin son kısmında Toda-Yamamoto Nedensellik Testi kullanılarak değişkenlerin nedensellik ilişkisi tespit edilmiştir. Ampirik analiz sonuçlarına göre, turizm ve ekonomik büyüme değişkenleri arasında eşbütünleşme ilişkisi olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. ARDL modeli sonuçlarına göre, turizmin ekonomik büyümeye etkisi uzun dönemde istatistiksel olarak anlamsızdır. Kısa dönemli ilişkisinin incelendiği hata düzeltme modelinde ise turizmin ekonomik büyüme üzerindeki kısa dönemli etkisi anlamlı ve pozitif yönlüdür. Ekonomik büyümeyle turizm arasında çift yönlü nedensellik ilişkisi, ekonomik büyümeyle döviz kuru arasında çift yönlü nedensellik ilişkisi ve turizmden döviz kuruna doğru tek yönlü bir nedensellik ilişkisi tespit edilmiştir.
Türkiye'de kadın istihdamı ve iktisadi büyüme ilişkisi
Bu çalışmada, kadın istihdamı ile iktisadi büyüme arasındaki ilişkinin Türkiye ekonomisi için teorik ve ampirik olarak incelenmesi amaçlanmıştır. Ampirik analizler, Türkiye ekonomisinin 2005:1-2022:9 dönemine ait aylık verileri ile gerçekleştirilmiştir. Sınır Testi aracılığıyla değişkenler arasındaki eşbütünleşme ilişkisi test edilmiştir. Değişkenlerin kısa ve uzun dönemli ilişkileri ise Gecikmesi Dağıtılmış Otoregresif Model (ARDL) ile analiz edilmiştir. Toda-Yamamoto Nedensellik Testi kullanılarak ise değişkenlerin nedensellik ilişkisi tespit edilmiştir. Gerçekleştirilen ampirik analizler sonucunda kadın istihdamı ile iktisadi büyüme arasında eşbütünleşme ilişkisinin olmadığı saptanmıştır. ARDL modeli ile bulunan sonuçlar, kadın istihdamının iktisadi büyüme üzerinde uzun dönemde anlamlı ve pozitif yönlü bir etkisi olduğunu göstermiştir. Hata düzeltme modeli sonuçlarına göre ise kadın istihdamının iktisadi büyüme üzerindeki kısa dönemli etkisi belirsizdir. Kadın istihdamından ekonomik büyümeye doğru tek yönlü bir nedensellik ilişkisinin olduğu nedensellik analizi sonuçlarına göre tespit edilmiştir.