Cognitive behaviour therapy

79 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Bilişsel davranışçı grup terapisinin serebral palsi tanısı olan çocuklara sahip ebeveynlerde iyi oluş, aile yaşam kalitesi ve sosyal dahil olma üzerindeki etkisi

Bu tez çalışmasının temel amacı; SP'ye sahip çocukları bulunan ebeveynlerde araştırma kapsamında geliştirilen ve 10 oturumdan oluşan Bilişsel Davranışçı Grup Terapisi'nin bireysel iyi oluş, aile yaşam kalitesi ve sosyal dahil olmalarının üzerindeki etkilerinin incelenmesidir. Bu çalışma karma yöntemle gerçekleştirilmiş olup nicel ve nitel yöntemler kullanılmıştır. Çalışma 6 deney ve 6 kontrol grubunda olmak üzere 12 katılımcıdan oluşmaktadır. Veriler standart ölçekler ve yarı-yapılandırılmış görüşmelerden elde edilen verilerin tema analizi yöntemiyle çözümlenmesinden elde edilmiştir. Analizler sonucunda gruplar arası karşılaştırmada ölçeklerde anlamlı bir fark görülmezken; bireysel ölçümlerde güvenilir değişim endeksine göre anlamlı farklar bulunmuştur. Tema analizinden elde edilen bulgular terapiden alınan fayda ve gruba ilişkin değiştirilmesi gereken yanlar olmak üzere iki üst temadan oluşmaktadır. Elde edilen bulgular literatür ışığında tartışılmıştır.

Bilişsel davranış terapileriEbeveyn-çocuk ilişkisiEbeveynler+6
Başak Çakır
TOBB Economics and Technology University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Bilişsel davranışçı terapi süreçlerinin duygu işlemlemenin ardışık modeli çerçevesinde değerlendirilmesi

Oturum içerisindeki duygusal deneyimlemenin terapi başarısı ile ilişkisi birçok araştırma tarafından ortaya konmuştur. Duygu işlemlemenin ardışık modeli ise, danışanların rastgele değil, belirli bir biçimde sıralanmış ve zaman içerisinde farklılaşan duygusal deneyimleme süreçlerinden geçerek değiştiğini ileri sürmektedir. Farklı psikoterapi yaklaşımlarından destek bulan model şimdiye kadar bilişsel davranışçı terapide (BDT) test edilmemiştir. Bu araştırmada, modelin varsayımları doğrultusunda, oturum içerisinde ortaya çıkan duygusal deneyimlerin oturumlar arası seyri ve psikoterapi süreç değişkenleri ile ilişkisi vaka serisi deseni ile incelenmiştir. Bu kapsamda, doğal ortamda yürütülmüş 4 adet psikoterapi sürecinden toplam 78 oturuma ait video kayıtları, bir dakikalık kesitlere dönüştürülmüş ve elde edilen 3.314 dakika Duygusal Anlamsal Durumların Sınıflandırılması (DADS) el kitabı ile gözlemsel olarak kodlanmıştır. Oturumlardan elde edilen kodların, her oturumda puanlanan Terapötik İttifak Ölçeği, Seans Değerlendirme Ölçeği ve Anlık Olumsuz Duygu Durum Derecelendirmesi ile zaman sıralı ilişkileri, tek vaka desenlerine özgü Simulasyon Modelleme Analizi ile test edilmiştir. Danışanlar arası karşılaştırmalar ise çok düzeyli modelleme analizine dayalı multinomiyal lojistik regresyon analizi ile incelenmiştir. Sonuçlar, psikolojik yakınmalardaki rahatlamanın ötesine geçerek, daha temeldeki duygusal zorlukların ve temel inançların ele alındığı vakalarda oturumlar arası duygu işlemlemenin duygu işlemlemenin ardışık modeline uygun şekilde ilerlediğini göstermiştir. Bu vakalarda psikoterapi süreç ölçümleri ile oturum içi duygusal deneyimlerin ilişkili olduğu ve terapi ilerledikçe danışanların iyilik halinin arttığı görülmüştür. Diğer yandan başvuru sorunları üzerinde derinleşmeyen vakaların psikoterapi sürecinde modelle uyumlu bir duygusal işlemleme ortaya çıkmamıştır. Bu vakalarda terapi ilerledikçe iyilik hali artmamış ve psikoterapi süreç ölçümleri ile oturum içi deneyimler arasında anlamlı ilişkiler bulunamamıştır. Çok düzeyli modellemeden elde edilen sonuçlar ise, danışanların oturum öncesinde daha yüksek olumsuz duygulanıma sahip olduğu ve oturum içerisinde duygusal işlemlemenin gerçekleştiği oturumların, anlık duygu durum üzerinde daha etkili olduğunu göstermiştir. BDT'de oturum-içi duygusal deneyimlemenin mikro düzeyde incelendiği ve tüm psikoterapi sürecinin ele alındığı ilk araştırma özelliği taşıyan çalışmanın sonuçları, duygusal işlemlemenin BDT'de etkili bir mekanizma olduğuna işaret etmektedir.

Bilişsel davranış terapileri
Özge Yüksel Şengün
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Bilişsel egzersiz terapi yaklaşımı ölçeği'nin gebe bireylerde geçerliği, güvenirliği ve duyarlılığının belirlenmesi

Bu çalışma gebe bireylerde Bilişsel Egzersiz Terapi Yaklaşımı (BETY) Ölçeği'nin geçerlik, güvenirlik ve duyarlılığını belirlemek amacıyla yapıldı. Çalışmaya 150 birey dahil edildi. Çalışmaya dahil edilen bireylere geçerliği değerlendirebilmek amacıyla Short From-36 (SF-36), Durumluk-Sürekli Kaygı Envanteri (The State-Trait Anxiety Inventory- STAI) ve Gebelikte Cinsel Yanıt Envanteri (Pregnancy Sexual Response Inventory- PSRI) anketleri uygulandı. Geçerlik için yapılan istatistiksel analizler sonucunda BETY Ölçeği'ne verilen yanıtlara göre tavan-taban etkisi gözlenmedi. BETY Ölçeği ile SF-36 alt parametrelerinden fiziksel nedenlere bağlı rol güçlüğü (r= -0,421), vitalite (r= -0,515) ve ağrı (r= 0,494) arasında orta dereceli kolerasyon olduğu saptandı. Güvenirliği değerlendirmek amacıyla test-tekrar test yöntemi kullanıldı ve 30 bireye bir hafta sonra BETY Ölçeği tekrar uygulandı. Sınıf içi güvenirlik katsayısı (ICC, %95 güven aralığı) hesaplandı. Spearman kolerasyon analizine göre iki ölçüm arasında (rho=0,941, p<0,001) güçlü derece kolerasyon bulundu. ICC katsayısı da (0,973, p<0,001) oldukça yüksekti. Bunlara ek olarak iç tutarlık için Cronbach alfa katsayısına (0,841) bakıldı ve ölçeğin iç tutarlılığının yüksek olduğu bulundu. Ölçeğin duyarlılığının belirlenebilmesi için 3 ay sonra bütün ölçekler 30 gebe bireye tekrar uygulandı ve Wilocoxon testi ile değişime bakıldı. BETY ölçeği, SF-36 alt parametrelerinden fiziksel nedenlere bağlı rol güçlüğü, vitalite ve genel sağlık algısı ile PSRI gebelik dönemi, STAI-I ve STAI-II skorlarındaki değişim istatistiksel olarak anlamlı bulundu (p<0.05). Bu çalışma ile gebe bireylerde BETY Ölçeği'nin geçerli, güvenilir ve duyarlı bir değerlendirme aracı olduğu olduğu sonucuna varıldı. Anahtar Kelimeler: Gebelik, Bilişsel Egzersiz Terapi Yaklaşımı Ölçeği, geçerlik, güvenirlik, duyarlılık

Beyin egzersizleriBilişBilişsel davranış terapileri+4
Ebru Kaya
Hacettepe University
2023
00
DoctorateOpen AccessEN

Testing the effect of cognitive behavioral group psychotherapy on the relapse tendency in individuals who have received substance abuse treatment

The aim of this study is to examine the effects of cognitive behavioral group therapy and irrational beliefs that are believed to be related to relapses, psychological resilience, emotion regulation and the effects in self-efficacy variables of individuals in the substance use tendencies (substance use desires and substance use probabilities) who have been treated with substance dependence.It is an experimental study based on research, experiment and control group and pre-test, post-test model. Cognitive Behavioral model based group therapy was applied in the study to reduce the relapse tendency levels of the substance-treated young people through psychological endurance, self-efficacy, irrational beliefs and emotional regulation variables. 24 participants aged 18-24 years who had used and treated substance within the scope of supervised release by the Ministry of Justice, 12 were experimental and 12 were randomly assigned to the control group. Variables in the study were measured by self-assessment scales; Relapse prediction scale, Difficulties in Emotion regulation scales (DERS), Resistance Scale, General self-efficacy scale and irrational beliefs scale. These five scales were given as pre-tests for the experimental and control group. For the experimental group, cognitive behavioral group therapy sessions were conducted by the researcher for 13 weeks as a weekly session. For the control group, no studies were conducted on drug addiction and relapse, and in some weeks information was provided on topics other than research topics. The final test was given to the experimental and control group after the end of the experiment group process. Findings obtained at the end of the experimental process were examined with "Anova for Mixed Measurements" and "t test for Relative Measurements". Analyzes revealed that there was no significant change in the control group, while the participants in the substance-dependence treatment group showed a significant decrease in the likelihood of substance use and substance use after cognitive behavioral group therapy. When the variables considered to be related to relapses were examined, it was seen that in the experimental group there was a significant decrease in the irrational beliefs and emotions regulation strength scores after cognitive behavioral group therapy and a significant increase in the scores of the psychological resilience scores. In the control group, no significant change was found between pre-test and post-test. There was no significant difference in self-efficacy between study and control groups before and after the study. The results were interpreted by considering the relativistic effect of cognitive behavioral theory and therapy, the relativity of the variables used in the study, and the relation with cognitive behavioral approach.

Cognitive behaviour therapyDrug addictionRecurrence+4
Ezel Avcı
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Klinik olan ve olmayan örneklemde temel psikolojik ihtiyaçlar ile irrasyonel inanışlar ve depresyon değişkenlerinin ilşkiselliğinin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı, klinik olan ve olmayan örneklemde temel psikolojik ihtiyaçlar ile irrasyonel inanışlar ve depresyon değişkenlerinin ilişkiselliğini araştırmaktır. Araştırma verileri kolaydan örneklem yöntemiyle seçilen 100 klinik örneklem, 100 klinik olmayan örneklem olmak üzere 200 katılımcıdan oluşmaktadır. Araştırmaya katılan bireylere Bilgilendirilmiş Onam Formu, Demografik Form, Genel Tutum ve İnanışlar Ölçeği Kısa Formu, Temel Psikolojik İhtiyaçlar Ölçeği ve Beck Depresyon Envanteri uygulanmıştır. Verilerin analizinde, IBM SPSS 22 programı aracılığıyla, bağımsız örneklem t testi, varyans analizi ve Pearson korelasyon analizi kullanılmıştır. Araştırmanın bulgularına göre, temel psikolojik ihtiyaçlar, depresyon ve irrasyonel inanışların birbirleriyle anlamlı bir ilişki içinde oldukları bulgulanmıştır. İrrasyonel inanışlar, depresyonla pozitif, temel psikolojik ihtiyaçlarla negatif yönlü bir ilişki; depresyon ve temel psikolojik ihtiyaçlar ise, negatif yönlü bir korelasyon ilişkisi göstermektedir. Klinik olan ve olmayan örnekleme göre, depresyon puan ortalamaları farklılık gösterirken, irrasyonel inanışlar ve temel psikolojik ihtiyaçlar puan ortalamasında anlamlı bir farklılık gözlenmemiştir. Buna göre, klinik örneklemde depresyon puan ortalaması daha yüksek bulunmuştur. İrrasyonel inanışlar, depresyon ve temel psikolojik ihtiyaçların ilişkiselliğine ilişkin yeterli çalışmanın olmaması noktasında, literatürdeki eksikliğin giderilmesi önerilmektedir.

Akılcı olmayan inançlarBilişsel davranış terapileriDepresyon+2
Fatma Bahar Yağcı
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
DoctorateOpen AccessEN

Healthy eating attitudes and behaviours group program: A randomised controlled feasibility study

Eating disorders (ED) are serious mental health illnesses interfering psychological, physical and social well-being. Besides the severity of ED, most of the individuals presenting symptoms are either not detected or treated. Among ones undergoing treatment, full recovery and remission are also not very likely. Given subclinical and clinical ED symptoms commonly occur among university students and negatively influence their well-being, screening ED related symptoms among university students, identifying students with a high risk of developing ED, and providing psychological intervention to them would be an important step for psychological health improvement. In this regard, in the first part of this thesis (Study 1), it is aimed to investigate levels of ED symptoms and related psychological problems among Turkish university students. Furthermore, since there is no ED prevention program available for university students in Turkey, in the second part of this thesis (Study 2), it is aimed to develop a Cognitive Behaviour Therapy oriented ED prevention program for female university students presenting a high risk for ED. A further aim was to examine feasibility, acceptability and efficacy of this program. 1584 university students (1195 females, 385 males, and 4 others) from Istanbul participated in Study 1. The mean age of the participants was 21.55 (SD = 3.37), and their mean BMI was 22.06 (SD=3.62). Participants were asked to fill out Demographic Information Form, Eating Disorders Examination Questionnaire (EDEQ), Eating Attitudes Test – 40 (EAT-40), Body Image Satisfaction Questionnaire (BISQ), and Sociocultural Attitudes towards Appearance Questionnaire-4-Revised (SATAQ-4R) in either paper-pencil or online format. The analysis showed that 22.3% of the students are not satisfied with their weight. 10.9% of the students met clinical severity criteria of EAT-40 and 6.6% of the students met the clinical severity criteria of EDEQ-Total score. Analyses for comparing female and male students revealed that female students had statistically significantly higher scores in EAT-40, subscales and total EDEQ, Thin/Low Body Fat Internalization, General Attractiveness Internalization, Family Pressure subscales of SATAQ-4R than their male peers. Male students had significantly higher scores in Muscular Internalization and Peer / Significant Other Pressures subscales of SATAQ-4R. Percentage of female students meeting clinical severity criteria of EAT-40 and EDEQ-Total were higher than male students meeting clinical severity criteria for these instruments. Analyses further showed that students who approved participating in Study 2 presented higher levels of ED and related psychopathology compared to students who did not approve. Participants of Study 2 consisted of 38 female university students, and they were randomly assigned to 6 session - Healthy Eating Attitudes and Behaviours Group Program (experimental group), single session - Eating Disorders and Body Dissatisfaction: A Group Work (active control group) or wait-list control condition. EDEQ, SATAQ-4R, Body Shape Questionnaire (BSQ), Difficulties in Emotion Regulation Scale-16 (DERS-16) and Group Feedback Form were administered as outcome measures. Analyses revealed that experimental group resulted in significantly higher improvement in subscales and total EDEQ, BSQ, DERS, and Thin/Low Body Fat Internalization subscales of SATAQ-4R from baseline to post assessment and baseline to 1-month follow up assessment compared to active and wait-list control conditions. The effect size for improvement in these outcome measures reflected large effect. Experimental group condition also presented high levels of feasibility and acceptability. Informativeness, being fun, and offering good rapport and communication with group friends were found to be the most favourable aspects of this program. Overall, the findings of the current study highlight the importance of targeting ED symptoms and related problems their given significance among university students in Istanbul, Turkey. With its good level feasibility, acceptability and preliminary efficacy, Healthy Eating Attitudes and Behaviours Group Program would be beneficial for reducing ED related psychopathology, body dissatisfaction, emotion regulation difficulties and internalization of thin/low body fat ideal among Turkish female university students.

Body dissatisfactionFeeding and eating disordersCognitive behaviour therapy+5
Başak İnce
İstanbul Arel University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Çevrimiçi bilinçli farkındalık temelli bilişsel terapi uygulamasının algılanan stres ve ruminatif düşünce düzeyi üzerine etkisi

Çevrimiçi bilinçli farkındalık temelli bilişsel terapi uygulamasının bireylerin algılanan stres ve ruminatif düşünme biçimi düzeylerine etkisi açısından karşılaştırmayı hedefleyen bu araştırmada tek grup öntest-sontest kontrol grupsuz model uygulanmıştır. Araştırmanın çalışma grubu; İstanbul ili, Sultanbeyli, Arnavutköy, Güngören, Bakırköy ilçeleri okullarında çeşitli kademelerde çalışan 12 rehber öğretmenden oluşmaktadır. Araştırmada 'Kişisel Bilgi Formu', 'Algılanan Stres Ölçeği (ASÖ-14)' ve 'Ruminatif Düşünme Biçimi Ölçeği' katılımcı grubuna program öncesi öntest ve program sonrası sontest olarak uygulanmıştır. Elde edilen verilerin analizi SPSS programı, Bağımlı-T Testi ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmada, 8 oturum 90 dakikadan oluşan bir program uygulanmıştır. Elde edilen veriler, bireylerin algılanan stres ve ruminatif düşünme biçimi düzeyi puanlarında anlamlı bir farklılık olmadığını göstermektedir.

Bilinçli farkındalıkBilişsel davranış terapileriBilişsel farkındalık+6
İlke Aygün
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Kadınların boşanma sonrası yaşama uyumu: Bilişsel Davranışçı Kurama dayalı psikoeğitim programının etkililiği

Bu araştırmanın amacı, Bilişsel Davranışçı Kurama dayalı geliştirilen psiko-eğitim programının boşanmış kadınların boşanma sonrası duygusal/sosyal uyum düzeyleri üzerindeki etkisini incelemektir. Araştırmada karma yöntem araştırmalarından iç içe karma desen kullanılmıştır. Bu bağlamda araştırmanın nicel deneysel aşamasında ön test-son test-izleme ölçümlerinin yapıldığı kontrol gruplu gerçek deneysel model kullanılmıştır. Ayrıca deney öncesinde boşanmış kadınların boşanma sonrası yaşama uyuma ilişkin ihtiyaç ve görüşlerini belirlemek ve programın alt yapısını oluşturmak amacıyla 12 kadınla yüz yüze görüşmeler yapılmış ve araştırmanın nitel verileri toplanmıştır. Araştırmanın deneysel sürecine her iki grupta 15 kadınla başlanmış ancak deney sürecindeki deney kayıpları soncunda deney grubunda 12 kadınla, kontrol grubunda 11 kadınla grup süreci tamamlanmıştır. Araştırmanın verileri Fisher Boşanmaya/Ayrılığa Uyum Ölçeği-Kısa Formu ve Kişisel Bilgi Anketi aracılığıyla toplanmıştır. Araştırma sonucunda Bilişsel Davranışçı Kurama dayalı geliştirilen psiko-eğitim programının boşanmış kadınların boşanma sonrası yaşama uyumunu arttırmada etkili olduğu bulunmuştur. Aynı zamanda psiko-eğitim programı kadınların yas tepkilerini, ilişkiden duygusal ayrışma düzeylerini, öfke tepkilerini azaltmada ve kendilik değerlerini arttırmada etkili olmuştur. Kontrol grubunda anlamlı farklılıklar görülmemiştir. Beş hafta sonra gerçekleştirilen izleme ölçümlerinde psiko-eğitim programının etkililiğinin devam ettiği görülmüştür.

Bilişsel davranış terapileriBilişsel-yaşantısal teoriBoşanma+5
Nilüfer Uyar
Hacettepe University · Institute of Educational Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Bilişsel davranışçı terapi yönteminin tinnitus üzerindeki etkinliğinin değerlendirilmesi

Bu çalışmanın amacı Bilişsel Davranışçı Terapi yönteminin tinnitus üzerindeki etkinliğini incelemektir. Bu çalışmaya en az altı aydır subjektif tinnitus yakınması olan 18–60 yaşları arasındaki 30 birey katılmıştır. Deney grubunda 15, kontrol grubunda 15 toplam 30 tinnituslu birey araştırmaya dahil edilmiştir. Araştırmanın çalışma grubu seçilirken amaçlı örnekleme yöntemlerinden ölçüt örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Araştırmada deney ve kontrol gruplu ön test ve son test ölçümlü 2x2'lik yarı deneysel desen kullanılmıştır. Araştırmada sekiz hafta boyunca toplam 8 seans uygulanmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak, Tinnitus Engellilik Anketi ve Görsel Analog Skalası kullanılmıştır. Tinnituslu bireylerin demografik bilgileri ise araştırmacı tarafından oluşturulan "Kişisel Bilgi Formu" kullanılarak elde edilmiştir. Araştırmaya katılan tinnituslu bireylere Kulak Burun Boğaz muayenesi ve odyolojik inceleme yapılmıştır. Araştırmada çalışma grubundan elde edilen veriler Sosyal Bilimler İçin İstatistik Programı 25.0 paket programı kullanılarak analiz edilmiştir. Analizlerde deney ve kontrol gruplarının ölçüm araçlarından aldıkları puanların ön test ve son testlerde istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık gösterip göstermediği incelenmiştir. Değişkenlere ilişkin hesaplanan puanlar Mann-Whitney U testi ve Wilcoxon İşaretli Sıralar Testi kullanılarak karşılaştırılmıştır. Araştırmada elde edilen bulgulara göre, deney ve kontrol gruplarında yer alan tinnituslu bireylerde Bilişsel Davranışçı Terapi uygulanan deney grubunun Tinnitus Engellilik Anketi ve Görsel Analog Skalası öncesi ve sonrası toplam puanları arasında istatistiksel olarak deney grubu lehine anlamlı bir farklılık bulunmuştur. Araştırma sonucunda Bilişsel Davranışçı Terapi yönteminin tinnitus düzeyi, şiddeti, süre, sıklık, rahatsız olma, tinnitusa bağlı dikkat eksikliği ve uyku sorununu azaltmada önemli bir etkisinin olduğu bulunmuştur.

Bilişsel davranış terapileriOdyolojiPsikoterapi+1
Fatih Bal
İstanbul Gelişim University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Grupla yapılan bilişsel davranışçı terapi ve çözüm odaklı kısa süreli terapinin lise öğrencilerinde sınav kaygısına etkisinin karşılaştırmalı incelenmesi

Giriş ve Amaç: Ergenlik döneminde en sık karşılaşılan problemlerden biri sınav kaygısıdır. Bu araştırmanın temel amacı grupla yapılan Bilişsel Davranışçı Terapi ve Çözüm Odaklı Kısa Süreli Terapinin lise öğrencilerinde sınav kaygısına etkisinin karşılaştırmalı incelenmesidir. Gereç ve Yöntem: Araştırmada örneklem seçimi olarak basit rastgele örnekleme seçimi kullanılmıştır. Araştırma evrenini 2020-2021 Eğitim-Öğretim yılında Kocaeli ili Darıca ilçesindeki özel bir lisedeki öğrenciler oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklem grubunu ise 2020-2021 Eğitim-Öğretim yılında Kocaeli ili Darıca ilçesindeki özel bir lisede 12. sınıfta öğrenim görmekte olan 113 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak Bilgilendirilmiş Onam Formu, Kişisel Bilgi Formu, Aile İzin Formu, Skala-90 Ölçeği, Sağlık Anksiyetesi Ölçeği ve West-Side Sınav Kaygısı Ölçeği kullanılmıştır. Aynı zamanda öğrencilere Grupla Yapılan Bilişsel Davranışçı Terapi ve Çözüm Odaklı Kısa Süreli Terapi uygulanmıştır. Toplanan veriler Statistical Package for the Social Sciences (SPSS) paket programı kullanılarak analiz edilmiştir. Bulgular: Araştırmadan elde edilen bulgu sonuçlarına göre; Çözüm Odaklı Terapi ve Bilişsel Davranışçı Terapi uygulanan Öğrencilerin Ön Test- Son Test Puanlarına Göre West-Side Sınav Kaygısı Ölçeği Puanları karşılaştırıldığında Çözüm Odaklı Kısa Süreli Terapi ve Bilişsel Davranışçı Terapi uygulaması sonrası sınav kaygısı son test puanlarında azalma olduğu görülmüştür. Bu durum her iki terapi modelinin de sınav kaygısını azaltmada etkili olduğunu göstermektedir. Kontrol grubu, Çözüm Odaklı Kısa Süreli Terapi ve Bilişsel Davranışçı Terapinin sınav kaygısı üzerindeki etkisi incelendiğinde ise Çözüm Odaklı Kısa Süreli Terapi grubunun Sınav Kaygısı Ölçek puanlarındaki düşüşün diğer iki gruptaki öğrencilerin puanlarına göre anlamlı şekilde farklı olduğu saptanmıştır. Sonuç: Çözüm Odaklı Terapi ve Bilişsel Davranışçı Terapi uygulamaları, lise öğrencilerinin sınav kaygı düzeyleri için kontrol grubuna göre anlamlı derecede daha faydalıdır. Farklı gruplarda ve daha geniş örneklemlerde bu verilerin çoğaltılması önerilir.

Bilişsel davranış terapileriLise öğrencileriSınav kaygısı+2
Miraç Özkan
İstanbul Gelişim University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Bı̇lı̇şsel Egzersı̇z Terapı̇ Yaklaşımı Değerlendirme Ölçeğı̇'nı̇n diz osteoartrit tanısı alan bı̇reylerde geçerlı̇ğı̇, güvenı̇rlı̇ğı̇ ve duyarlılığının belı̇rlenmesı̇

Bu çalışma diz osteoartrit (OA) tanısı alan bireylerde Bilişsel Egzersiz Terapi Yaklaşımı (BETY) Ölçeği'nin geçerlik, güvenirlik ve duyarlılığının incelenmesi amacıyla planlandı. Çalışmaya Kellgren-Lawrence skalasına göre Evre 1 veya 2 düzeyinde diz osteoartrit tanısı almış olan 150 birey dahil edildi. Hastaların değerlendirilmesinde günlük yaşam aktiviteleri için Sağlık Değerlendirme Anketi (SDA); yaşam kalitesi için Kısa Form 36 (KF-36) Yaşam Kalitesi Ölçeği, anksiyete ve depresyon düzeyleri için Hastane Anksiyete ve Depresyon Skalası (HADS), hastalık şiddeti için Western Ontario and McMaster Üniversiteleri Osteoartrit İndeksi (WOMAC), biyopsikososyal etkilenim için BETY ölçeği kullanıldı. BETY ölçeği ile diğer ölçekler arasındaki korelasyona Spearman korelasyon analizi ile bakıldı (r=-0,252; 0,633). Güvenirlik yöntemi olarak Cronbach Alfa Katsayısı ve madde toplam korelasyonu kullanıldı. Ölçeğin iç tutarlılığının incelenmesi için Cronbach's Alfa katsayısına bakıldı ve tüm bireylerde ilk değerlendirme için Cronbach's Alfa Katsayısı 0,887, 1 hafta sonraki ölçümlerde 0,917, 3 ay sonraki ölçümlerde 0,843 olarak mükemmel iç tutarlılık bulundu. Güvenirliğin bir başka göstergesi olan madde toplam korelasyonu ise (item total korelasyon) 0,632 ile 0,854 arasında değişmekteydi (p<0,05). BETY ölçeğinin duyarlığının incelenmesi için geçerlik çalışmasında diz OA tanısı alan bireylerde sıklıkla kullanılan ölçeklerle, BETY ölçeğinin katılımcılar tarafından doldurulan ilk ölçüm ile 3 ay sonra doldurulan ölçeklerin sonucundaki değişim Wilcoxon Eşleştirilmiş İki Örnek Testi ile incelendi. Çalışmamızın sonucunda BETY ölçeğinin diz OA tanılı bireylerde geçerli, güvenilir ve duyarlı olduğu sonucuna varıldı. Bu sonuç BETY ölçeğinin OA' lı bireylerde biyopsikososyal etkilenimi ve tedavi etkinliğini değerlendirmek için klinikte uygulanabilir olduğunu gösterdi.

Bilişsel becerilerBilişsel davranış terapileriDuyarlılık+3
Zeynep İrem Bulut
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Bilişsel egzersiz terapi yaklaşımı ölçeğinin bel ağrısı olan bireylerde kullanımı: Güvenirlik, geçerlik ve duyarlılık çalışması

Bu çalışma Bilişsel Egzersiz Terapi Yaklaşımı (BETY) Ölçeği'nin bel ağrısı olan bireylerde güvenirliği, geçerliği ve duyarlılığını incelemek amacıyla planlandı. Çalışmaya bel ağrısı tanısı almış 150 birey dahil edildi. Güvenirlik değerlendirmesi için test-tekrar test yöntemi, sınıf içi güvenirlik (ICC) katsayısı ve iç tutarlılık analizi yapıldı. Geçerliği belirlemek için BETY Ölçeği'nin Oswestry Dizabilite İndeksi (Oswestry Disability Index, ODİ), Kısa Form-36 (Short Form 36, SF-36), Hastane Anksiyete ve Depresyon Skalası (Hospital Anxiety and Depression Scale, HADS), Fiziksel Performans Testleri'yle (Physical Performance Tests, FPT) korelasyonu incelendi ve ROC analizi yapıldı. Ölçeğin duyarlılığını incelemek için 30 bireyin ilk ve 1,5 ay sonraki değerlendirme sonuçları arasındaki farkların birbiriyle korelasyonuna bakıldı. 30 bireyin bir hafta arayla BETY Ölçeği'ne verdikleri cevapların korelasyonu (r=0,876, p<0,001) ve ICC katsayısı (0,933, p<0,001) mükemmeldi. İç tutarlılık analizi için hesaplanan Cronbach alfa katsayısı (0,936) da mükemmel bulundu. BETY Ölçeği ile diğer test ve ölçekler arasındaki korelasyon r=-448 ile r=684 arasında bulundu (p<0,001). BETY Ölçeği'nin kesme noktası değerleri, ODİ'nin minimal ve orta derecede yeti yitimini ayıran 10 değeri referans alınarak %89 duyarlılık ve %80 özgüllükle 40 puan, ODİ'nin orta derece ve ağır yeti yitimini ayıran 20 değeri referans alınarak %85 duyarlılık ve %58 özgüllükle 50 puan olarak bulundu. Duyarlılık analizinde BETY Ölçeği ile ODİ, HADS-A, HADS-D, FPT ve SF-36'nın 5 alt parametresi arasında r=-0,433 ile r=0,554 arasında orta derecede korelasyon olduğu belirlendi. Çalışmamızın sonucunda BETY Ölçeği'nin bel ağrısı olan bireylerde, biyopsikososyal durumun değerlendirilmesinde kullanılabilecek geçerli, güvenilir ve duyarlı bir ölçek olduğu gösterildi.

AğrıBel ağrısıBiliş+4
Hasan Özbek
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu (DEHB) tanısı almış ergenlere yönelik bilişsel davranışçı bir tedavi programı geliştirme ön çalışması

Bu tez çalışması, DEHB'si olan ergenlerin, yönetici işlev becerilerini güçlendirmeyi ve yaşam kalitesini artırmayı hedefleyen bir BDT programı hazırlama projesinin ilk adımı olarak planlanmıştır. Bir ön araştırma niteliğinde olan bu tez, üç çalışmadan oluşmaktadır. Birinci çalışmada, Brown Dikkat Eksikliği Bozukluğu Ölçeği-Ergen Formu'nun (Brown DEBÖ-E) ve Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğunda Algılanan Yaşam Kalitesi Ölçeği-Ergen Formu'nun (DEHBAYKÖ-E) geçerlik ve güvenirlikleri incelenmiştir. Yaşları 14-18 yaş arasında değişen DEHB tanısı almış (n=54) ergenlerle, normal (n=200) ergenlerden oluşan bir örneklem üzerinde, Brown DEBÖ-E'nin Cronbach alfa katsayısı .92, test tekrar test korelasyonu .94,, yapı geçerlik analizlerinde tek faktörlü olduğu saptanmıştır. Aynı örneklemde DEHBAYKÖ- E'nin Cronbach alfa katsayısı .89, test tekrar test korelasyonu .93, yapı geçerlik analizlerinde tek faktörlü olduğu bulunmuştur. İkinci çalışmada, alan yazındaki benzer programlar incelenerek "Yönetmen Benim-Ergen" BDT grup programı hazırlanmıştır. Üçüncü çalışmada ise hazırlanan BDT programı yaşları 15-17 arasında değişen DEHB tanısı almış 12 ergenden oluşan bir grupta uygulanarak, programın DEHB semptomları, yönetici işlevler, yaşam kalitesi ve umutsuzluk düzeyi üzerindeki etkisi incelenmiştir. Grup BDT programı sonrasında, katılımcıların Brown DEBÖ-E toplam puan ile organizasyon ve öncelik belirleme, odaklanma ve dikkati sürdürme alt ölçek puan ortalamalarının program öncesine kıyasla anlamlı bir biçimde daha düşük olduğu bulunmuştur DEHBAYKÖ-E puan ortalamaları ise bilişsel davranışçı grup terapisinden sonar anlamlı bir biçimde artmıştır. Öte yandan, Beck Umutsuzluk Ölçeği (BUÖ) ile değerlendirilen umutsuzluk düzeylerinde anlamlı bir düşüş ve hem ergenler hem de ebeveynler tarafından bildirilen DEHB semptomlarında anlamlı bir azalma saptanmıştır.

Bilişsel davranış terapileriBilişsel davranışlarDavranış tedavisi+2
Berfin Dobrucalı
Ege University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Genç yetişkinler için yönetici işlevlere odaklanan bilişsel davranışçı bir program geliştirme ön çalışması

Bu tez çalışmasının ilk amacı, yönetici işlevlerde sorun yaşayan genç yetişkinlere yönelik Bilişsel Davranışçı bir grup terapisi programı geliştirmek ve bunu bir ön çalışmayla deneyerek programa son şeklini vermektir. İkinci amacı ise geliştirilen bu program yardımıyla, yönetici işlevlerde sorun yaşayan genç yetişkinlerin yaşam kalitelerini arttırmak ve umutsuzluk düzeylerini azaltmaktır. DEHB tanısı almış, 18-30 yaş aralığında, duygu düzenleme, zaman yönetimi, planlama, düzenleme, problem çözme gibi konulardan en az birinde sorun yaşayan, 5'i kadın 5'i erkek toplam 10 genç yetişkin, katılımcı olarak tercih edilmiştir. Ancak Mental Retardasyon/Anlıksal Yetersizlik, Öğrenme Bozukluğu, Majör Depresyon, Bipolar Bozukluk ya da Madde ile İlişkili Bozukluklara dair ek tanısı olan genç yetişkinler bu çalışmanın dışında tutulmuştur. Tek grup ön test-son test desenine sahip bu çalışmada veri toplama araçları olarak, Brown Dikkat Eksikliği Bozukluğu Ölçeği-Yetişkin Formu (Brown DEBÖ-Y Formu), Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu'nda Algılanan Yaşam Kalitesi Ölçeği-Yetişkin Formu (DEHB-AYKÖ-Y Formu), Beck Umutsuzluk Ölçeği (BUÖ) ve Kişisel Bilgi Formu kullanılmıştır. Veri analizinde, eşleştirilmiş örneklemler t testi (paired sample t test) kullanılmıştır. Toplanan veriler SPSS 20.0 (Statistical Package for the Social Sciences) paket programı ile analiz edilmiştir. Analizler sonucunda, katılımcıların DEHB-AYKÖ-Y Formu'nun Psikososyal Uyum Alt Ölçeği puanları ile Brown DEBÖ-Y Formu'nun Düzenleme ve Harekete Geçme Alt Ölçeği puanları hariç diğer bütün ölçek ve alt ölçeklerden aldıkları öntest ve sontest puanları arasında araştırmanın lehine anlamlı farklılıklar bulunmuştur. Bulgular literatür ışığında tartışılmıştır.

Bilişsel davranış terapileriBilişsel davranışlarGençler+6
Beliz Bicil Tokay
Ege University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Master'sOpen AccessEN

The impact of physiotherapist counseling in improvement on anxiety and depression behavior in mothers of children with disabilities in Kingdom of Saudi Arabia: Randomized control trial

It is known that the parents of children with disabilities, especially the mothers are much more under stress; and this situation have negative impacts. Problems such as high levels of irritability, aggressive verbal and physical behaviors, depression and anxiety are frequently seen among them. Purpose: This study aims to assess the level of anxiety and depression among the mothers of children with disabilities, and to evaluate the impact of Cognitive Behavioral Therapy (CBT) techniques on anxiety and depression symptoms in these mothers in Kingdom of Saudi Arabia (KSA). We also evaluated how the mother's CBT intervention influenced the child's therapy performance. Method: This study is a single-blinded, parallel intervention and control groups randomized clinical trial with the allocation ratio 1:1. 70 participants were chosen and recruited based on the children data registered in Disabled Children Association in Jeddah in KSA. The assessment of anxiety and depression symptoms was conducted using Beck Anxiety and Beck Depression Inventories and CBT was used as the intervention therapy for mothers allocated in the intervention group. The data were collected, coded, and statistical analyzed. Results: CBT techniques had improved the anxiety and depression in mothers of disabled children (p<0.001, p<0.001). A blinded physiotherapist evaluated the performance of the children's physical therapy sessions and reported that the ones whose mothers took CBT demonstrated better performance compared to the control group (p=0.016). Conclusion: Supporting mothers of the children with disabilities with CBT can be beneficial to both decrease anxiety and depression symptoms in mothers and have the potential to create positive impacts in children physical therapy results.

Mother-child interactionAnxietyMothers+5
Mona Afana
Bahçeşehir University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessEN

Investigating cognitive and metacognitive processes in people with obsessive compulsive disorder: The role of cognitive behavioral therapy on the episodic memory & prospective metamemory

While previous studies proposed that individuals with obsessive-compulsive disorders (OCD) experience episodic memory problems, recent studies supported that this deficit was perceptual rather than actual. It was thought that metacognitive processes in OCD differ from controls and shown that people with OCD have lower confidence for their memory. Moreover, it was suggested that cognitive behavioral therapy (CBT) interventions can be effective in treating OCD and these interventions may help regulate metacognitive strategies for OCD have problems with. Therefore, the first aim of the current study is to investigate episodic memory performance (recognition), JOL judgments, and accuracy in patients with OCD compared to healthy controls. The second aim is to investigate the effect of CBT on these cognitive processes in OCD. It was hypothesized that OCD patients would have lower JOL confidence, JOL accuracy, and poorer recognition performance. It was expected to observe improvement in these processes after CBT sessions. For that purpose, participants diagnosed with OCD and HCs matching with the OCD group in terms of age and education were compared on performances of JOL judgments and recognition memory using episodic memory task involving neutral familiar and unfamiliar word-human face pairs. Participants were scanned through Structural Clinical Interview for DSM-V and given several clinical questionnaires. OCD patients undergone 10 CBT sessions; their memory, metamemory and clinical scores were obtained after the CBT. A significant difference was established between groups for JOL judgments before CBT, not for the recognition performance. After CBT, an improvement was observed in OCD patients' cognitive processes.

Cognitive behaviour therapyMetacognitive skillsMatacognitive awereness+7
İrem Yılmaz
Bahçeşehir University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessEN

The impact of cognitive behavioral therapy on metacognition and recognition memory in people with Obsessive-Compulsive Disorder

It was established that individuals with OCD experience cognitive effects associated with the disease. However, which cognitive processes and how this effect occurs is still unclear since studies investigating memory in OCD are controversial. Recent studies suggested that metacognitive processes differ in OCD compared to healthy controls and may be associated with both clinical symptoms and cognitive impact of the disease. Moreover, cognitive behavioral therapy (CBT) is reported that it is one of the most effective behavioral treatment methods and causes improvement in negative metacognitive processes seen in OCD. For this goal, 46 individuals diagnosed with OCD and 50 healthy controls were compared on JOL judgments, JOL accuracy, and recognition memory scores using familiar and unfamiliar neutral stimuli (word-scene photo pairs). Participants were also given BDI, BAI, MOCI, Y-BOCS(only for clinical group), SCID-V(only for control group). Additionally, it is sought to explore the potential impact of CBT on these cognitive areas. Ten sessions of CBT were applied to OCD patients; their clinical scores, memory, and metacognition scores were acquired following CBT. It was expected that individuals with OCD would have lower JOL judgments, JOL accuracy, and recognition performance scores. Also, it was hypothesized that an increase in these scores would be observed following CBT. It was observed that when non-disease-related stimuli were presented, OCD patients did not encounter a memory problem but gave lower JOL judgments and JOL accuracy scores. After the therapy sessions, participants' JOL judgments and JOL accuracy scores increased significantly, but memory scores did not change.

Cognitive behaviour therapyObsessive compulsive disorderRecognition memory+2
İlknur Yaren Pala
Bahçeşehir University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessEN

Investigating the role of verbal episodic memory and judgement of learning in Obsessive-Compulsive Disorder: Effects of cognitive behavioral therapy

Studies investigating memory processes and memory confidence in obsessive-compulsive disorder (OCD) provided equivocal results. Besides these contradictory findings about memory and memory confidence, it is an almost generally accepted finding that metacognition and meta-memory processes are the central cognitive problems in OCD. It was also proposed that metacognitive processes may cause cognitive impairment in individuals with OCD. Moreover, it has been suggested that CBT may have improved one's perspective and confidence in one's cognitive performance. This study aimed to investigate the role of verbal episodic memory and metacognitive judgments (judgment of learning: JOL) in OCD, and to examine changes after cognitive behavioral therapy (CBT). For this purpose, clinical measurements were obtained from a total of 96 participants, including 46 individuals diagnosed with OCD and 50 controls. They were asked to complete an experimental task assessing verbal episodic memory performance and OCD evaluations. All of these measurements were collected from the OCD group both before and after 10 sessions of CBT. Likewise, the same measurements were taken from the healthy control group matched with the OCD group in terms of age, education, and gender. As a result, after CBT, an increase was observed in the JOL judgments and accuracy of the OCD group, while such a difference was not observed in their memory performances.

Cognitive behaviour therapyEpisodic memoryObsessive compulsive disorder+1
Serra Akyurt Güvener
Bahçeşehir University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Bilişsel davranışçı yaklaşıma dayalı çevrim içi bir grup rehberliği programının lise öğrencilerinin sınav kaygısına etkisi

Bu çalışmanın amacı bilişsel davranışçı yaklaşıma dayalı bir grup rehberliği programının çevrim içi ve yüz yüze uygulanmasının lise öğrencilerinin sınav kaygısına etkisini incelemektir. Çalışma Mardin Fen Lisesinde 2021-2022 eğitim öğretim yılı 2. döneminde 9. ve 10. Sınıf öğrencileri ile yapılmış; deney grubunda 10, kontrol grubunda 12 olmak üzere toplam 22 öğrenci ile tamamlanmıştır. 8 oturum olarak geliştirilen grup rehberliği programı deney grubuna çevrim içi olarak, kontrol grubuna yüz yüze uygulanmıştır. Çalışmada her iki gruba da ön test ve son test olarak Sınav Kaygısı Ölçeği uygulanmıştır. Elde edilen veriler istatistik programları ile analiz edilmiştir. Yapılan analiz neticesinde deney ve kontrol grubunda bulunan öğrencilerin uygulama sonrasında Sınav Kaygısı Ölçeğinden aldıkları puanlarda düşüş gözlenmiştir. Ayrıca yapılan analizler ile uygulama öncesi sınav kaygısı puanlarının birbirlerine benzer olduğu görülen deney ve kontrol grubu öğrencilerinin uygulama sonrası kaygı puanları arasında anlamlı bir farklılık gözlenmemiştir. Dolayısıyla hazırlanan grup rehberliği programının çevrim içi uygulanmasının öğrencilerin kaygı düzeylerinin düşmesinde yüz yüze uygulanması ile benzer düzeyde etkili olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

Bilişsel davranış terapileriBilişsel davranışlarGrup rehberliği+3
Fatma Mine Kılıç
Mardin Artuklu University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessEN

The effectiveness of cognitive behavioral therapy in reducing performance anxiety in elite Turkish athletes

Performance anxiety has been a hot research topic for a couple of decade; however, the research is relatively rare with athletes. Elevated levels of anxiety symptoms may especially be problematic during a sport performance that requires increased focus, high physical strength and high control. The aim of the present study is to investigate the effectiveness of cognitive behavioral therapy (CBT) to reduce performance anxiety of elite athletes. 22 voluntary participants from a group of elite Turkish sprinters, between the ages of 15 and 19, were randomly assigned to CBT group or control group. After six sessions of CBT, it is expected that participants of CBT group show significantly reduced levels of anxiety before the competition, and significantly improved scores compared to participants from the control group. In accordance with a pretest-posttest design, the CBT application was held between two competitions, the scores of the competitions were used as performance measurement. The anxiety levels of participants were measured before each competition with Four Systems Anxiety Questionnaire (FSAQ). 2X2 ANOVA and Paired samples t-test detected significant differences between pretest and posttest scores of CBT group in terms of performance and anxiety level, whereas there was no significant difference for control group. The implications of the results were discussed regarding treatment of performance anxiety in sports.

Cognitive behaviour therapyAnxietyPerformance+5
Birge Birgin
Boğaziçi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

İntihar girişiminde bulunan depresyon tanılı bireylere çevrimiçi uygulanan bilişsel davranışçı terapinin intihar düşüncesi, bilişsel esneklik ve umutsuzluk üzerine etkililiği: Randomize kontrollü çalışma

Amaç: Bu çalışmanın amacı intihar girişiminde bulunan depresyon tanılı bireylere çevrimiçi uygulanan bireysel bilişsel davranışçı terapinin intihar düşüncesi, bilişsel esneklik ve umutsuzluk üzerine etkililiğini incelemektir. Gereç ve yöntem: Araştırma randomize kontrollü ön test, 1., 3. ve 6. ay izlem desenlidir. Araştırma Haziran 2021-Kasım 2022 tarihleri arasında yürütülmüştür. Araştırmanın örneklemini bir devlet hastanesinin psikiyatri polikliniğine başvuran son altı ay içinde en az bir kez intihar girişiminde bulunmuş standart tedavi alan depresyon tanılı 50 birey oluşturmuştur. Basit randomizasyon yöntemi ile müdahale ve kontrol grubuna 25'er birey atanmış ve müdahale grubundaki bireylere 20 seans bireysel Çevrimiçi Bilişsel Davranışçı Terapi uygulanmıştır. Araştırma verileri öz bildirime dayalı İntihar Olasılığı Ölçeği, Bilişsel Esneklik Envanteri, Beck Umutsuzluk Ölçeği, Beck Depresyon Ölçeği ve Beck Anksiyete Ölçeği ile toplanmıştır. Verilerin analizinde tanımlayıcı istatistikler, bağımsız gruplarda t testi, Mann Whitney U, tekrarlayan ölçümlerde ANOVA ve Wilcoxon Signed Ranks Test kullanılmıştır. Bulgular: Çevrimiçi Bilişsel Davranışçı Terapi sonrası 1. ve 3. ay izlem ölçümlerinde İntihar Olasılığı Ölçeği puan ortalamaları müdahale grubu lehine anlamlı düzeyde düşmüştür (p=0,000). Müdahale grubuna uygulanan Çevrimiçi Bilişsel Davranışçı Terapinin etkisinin 1. ve 3. aylarda korunduğu saptanmıştır (F=26,132; p=0,000). Uygulanan Çevrimiçi Bilişsel Davranışçı Terapi müdahale grubu bireylerinin İntihar Olasılığı Ölçeği puan ortalamaları üzerine anlamlı düzeyde etki etmiştir (F=72,589; p=0,000). Çevrimiçi Bilişsel Davranışçı Terapi sonrası 1., 3. ve 6. ay izlem ölçümlerinde Bilişsel Esneklik Envanteri puan ortalamaları müdahale grubu lehine anlamlı düzeyde yükselmiştir (p=0,000). Müdahale grubuna uygulanan Çevrimiçi Bilişsel Davranışçı Terapinin Bilişsel Esneklik Envanteri puan ortalamaları üzerine etkisinin 1., 3. ve 6. aylarda korunduğu saptanmıştır (F=31,260; p=0,000). Uygulanan Çevrimiçi Bilişsel Davranışçı Terapi müdahale grubu bireylerinin Bilişsel Esneklik Envanteri puan ortalamaları üzerine anlamlı düzeyde etki etmiştir (F=223,568; p=0,000). Çevrimiçi Bilişsel Davranışçı Terapi sonrası 1., 3. ve 6. ay izlem ölçümlerinde Beck Umutsuzluk Ölçeği puan ortalamaları müdahale grubu lehine anlamlı düzeyde düşmüştür (p=0,000). Müdahale grubuna uygulanan Çevrimiçi Bilişsel Davranışçı Terapinin Beck Umutsuzluk Ölçeği puan ortalamaları üzerine etkisinin 1., 3. ve 6. aylarda korunduğu saptanmıştır (F=7,199; p=0,000). Uygulanan Çevrimiçi Bilişsel Davranışçı Terapi müdahale grubu bireylerinin Beck Umutsuzluk Ölçeği puan ortalamaları üzerine anlamlı düzeyde etki etmiştir (F=19,688; p=0,000). Çevrimiçi Bilişsel Davranışçı Terapi sonrası müdahale grubu bireylerinin Beck Depresyon Ölçeği ve Beck Anksiyete Ölçeği puan ortalamalarının anlamlı düzeyde düştüğü saptanmıştır (p=0,015; p=0,002). Araştırmada 6 aylık izlem boyunca kontrol grubunda 4 birey ve müdahale grubunda 1 birey intihar girişimini tekrarlamıştır. Sonuç: Bu araştırmada uygulanan Çevrimiçi Bilişsel Davranışçı Terapi'nin bireylerin intihar riskini, intihar girişiminin tekrarlanmasını, umutsuzluğu azalttığı ve bilişsel esnekliği arttırdığı saptanmıştır. Çevrimiçi Bilişsel Davranışçı Terapi'nin bireylerin depresyon ve anksiyete düzeylerini de düşürdüğü saptanmış olup klinik seyirlerinde de iyileşme sağlanmıştır.

Bilişsel davranış terapileriDepresyonPsikiyatrik hemşirelik+6
Rahime Aslan
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Health Sciences
2023
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Bilişsel davranışçı terapi temelli kilo kontrolü mobil "Bİ'KİLO" uygulamasının geliştirilmesi ve etkililiğinin sınanması

mSağlık uygulamaları mesafe, damgalanma, uzmana erişim zorlukları gibi tedaviye erişimdeki engellerin aşılmasını kolaylaştırabilir ve maliyet etkinliği sağlayabilir. Artan morbidite ve mortalite oranları ile ilişkili olan fazla kilo ve obezitenin birçok ruhsal yönünün ve ilişkili alanların değerlendirilmesi tedavide önemlidir. Bu çalışmanın amacı mobil kilo kontrolü uygulaması Bi'Kilo'nun etkinliğinin obeziteyle ilişkili 4 temel alanda sınanmasıdır. Bu çalışma, TÜBİTAK 1001- Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Projelerini Destekleme Programı tarafından 122S049 proje numarası ile desteklenmiştir. Fazla kilolu ve obezitesi olan 77 yetişkin Bi'Kilo mobil uygulamasının tüm içeriklerine erişim sağlayabilen çalışma grubu ve yalnızca psikoeğitim içeriklerine erişim sağlayan kontrol gruplarına randomize edilmiş, antropometrik ölçümleri yapılmış, leptin, ghrelin ve HOMA-IR değerleri ölçülmüş, katılımcılara yeme tutum ve davranışlarını ölçen ölçekler ve beş nörobilişsel test uygulanmıştır. Çalışmayı 33 katılımcı tamamlamıştır. Çalışmamızda Bi'Kilo mobil uygulamasının kullanımıyla çalışma grubununda vücut kitle indeksi, kilo, duygusal yeme davranışında azalma, farkındalık ve odaklanma davranışında artma olduğu bulunmuştur. Çalışma sonunda geliştirilen Bi'Kilo mobil uygulaması Türkçe, BDT temelli olarak geliştirilmiş ve etkinliği randomize kontrollü bir çalışma ile değerlendirilen ilk mobil uygulamadır. Gelecekteki araştırmalarda mSağlık uygulamalarının tasarımında rehberli uygulama tasarımı kullanılması, kişiselleştirme ve motivasyon unsurlarının arttırılması, yeme bağımlılığının ayrıca değerlendirilmesi, fiziksel aktivite içeriklerinin arttırılması, kullanıcı profillerinin tanımlanarak bu profillere özgün içeriklerin oluşturulması etkinlikte artış sağlayabilir. Anahtar Kelimeler: kilo kontrolü, mobil sağlık, bilişsel davranışçı terapi, obezite

Bilişsel davranış terapileriDuygusal yemeKilo değişimi+3
Leman Deniz Tarlacık
Eskişehir Osmangazi University
2023
00
Master'sOpen AccessEN

Analyzing the effects of group psychological counseling program accordi̇ng to results of projective assessment tests applied to 8-10 years old children

Projective tests are evaluation methods that have a multi-faceted perspective to identify and understand the individual's inner world, feelings and thoughts. Group psychological counseling is effective for the identified problem areas via projective tests. The present research was carried out as two steps so there were two main purposes. First purpose of the research is to determine the problem Beier Sentence Completion Test, The second purpose of the research is to examine the effectiveness of the group psychological counseling program in the identified problem area. Beier Sentence Completion Test was applied to 76 children. Total negative score of fear subtest was determineted to be high in this research. 36 children with high levels of fear are divided into three groups as experimental, control I and control II in order to reduce the level of fear and increase the overall well-being of these groups. Cognitive behavioral weighted approach group psychological counseling program was applied to experimental group. The activities that are not related to fear were applied for control I group. No application was made for control II group. Beier Sentence Completion Test was applied for post-test measurement after group psychological weighted approach group psychological counseling program is effective in reducing children's fear levels and increasing their general well-being. These results were discussed under the light of relevant literature. Keywords: Projective Test, Beier Sentence Completion Test, Fear, Group Psychological Counseling, Cognitive Behavioral Therapy Approach.

Cognitive behaviour therapyGroup counsellingFear+2
Işıl Akçay
Yeditepe University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Sosyal kaygı belirtilerine sahip üniversite öğrencilerinde sanal gerçeklik ile maruz bırakma tekniğinin bilişsel davranışçı temelli psikoeğitim ile karşılaştırılması

Özellikle bilişsel davranışçı terapi (BDT) merkezinde bir tedavi yaklaşımı olarak ele alınan sanal gerçeklik ile maruz bırakma tekniği (SGMBT) kaygı bozuklukları başta olmak üzere birçok psikolojik rahatsızlığın tedavisinde kullanılmaktadır. Bu rahatsızlıkların arasında sosyal anksiyete bozukluğu (SAB) da yerini almaktadır. Deney grubunda 11'i kadın 3 erkek, psikoeğitim grubunda ise 9'u kadın 3'ü erkek olmak üzere 26 kişinin katıldığı bu araştırmada sosyal kaygı belirtileri olan 18-30 yaş arasındaki üniversite öğrencilerinde SGMB'nin etkinliği ve bu etkinliğin psikoeğitim grubuna uygulanan BDT temelli psikoeğitim seansından daha anlamlı olup olmayacağı incelenmiştir. SGMB grubu dört seans süresince 2 farklı sosyal koşula iki defa sanal gerçeklik gözlükleri ile Özel Terapi Tıp Merkezi'nde maruz bırakılmıştır. Psikoeğitim grubunda ise birisi yüz yüze geri kalanı online olmak üzere tek seans süren bir psikoeğitim verilmiştir. Bu psikoeğitim sonrası da BDT dinamiklerinin SAB üzerinde kullanımı anlatan bir broşür katılımcılar ile paylaşılmıştır. Ön test son test şeklinde uygulanan ölçeklerin analizi sonucu SGMB'nin sosyal kaygı belirtilerini azaltmada anlamlı bir etkiye sahip olduğu bulunmuştur Bunun yanında BDT temelli psikoeğitim seansının da psikoeğitim grubundaki öğrencilerin sosyal kaygı skorlarını düşürmede etkili bir yöntem olduğu görülmüştür. Ancak SGMB'nin sosyal kaygı belirtilerini azaltmada psikoeğitim seansından daha etkili olduğuna dair bir sonuca ulaşılamamıştır. Bu noktada sanal gerçeklik ile maruz bırakma yöntemlerinin hem tek başına hem de terapi süreçlerinde etkin bir tedavi yöntemi olarak kullanılmasının önemi vurgulanırken, yapılandırılmış uzun süreli psikoeğitim programlarının da öğrencilerin sosyal kaygı seviyelerini ve belirtilerini pozitif etkilemede önemli bir araç olabileceğinin önemi de belirtilmiştir.

Anksiyete bozukluklarıBilişsel davranış terapileriKaygı+4
Mert Aksoy
Antalya Bilim University · Institute of Graduate Studies
2023
00

Related subjects