Biodiesel
78 theses under this subject heading
Türkiye biyodizel piyasası incelenmesi, düzenlenmesi ve 2020 projeksiyonu
Dünyada hızlı nüfus artışı ve sanayileşme sonucu insanların yaşamını sürdürebilmesi için önemli bir girdi olan enerjiye ihtiyaç gün geçtikçe artmaktadır. Neredeyse bütün ülkelerin enerji sorunları ile karşılaştığı günümüzde, dünya enerji gereksiniminin büyük çoğunluğunu karşılayan fosil kaynaklı yakıtların tükenme riskiyle karşı karşıya oluşu ve kullanımı esnasında ortaya çıkardığı çevresel sorunlar ülkeleri alternatif enerjiye doğru yöneltmektedir. Bu çalışma ile yenilenebilir enerji kaynağı çeşidi olan biyodizel enerjisinin Türkiye'deki durumunun araştırılması, örnek ülke biyodizel piyasaları incelenerek Türkiye biyodizel piyasasının gelişmesi için öneriler sunulması amaçlanmaktadır. Yapılan araştırmalar sonucu 2000'li yılların başında hareketlenen biyodizel piyasasının günümüzde durağanlaştığı ve ülkemizin hâlihazırda ciddi bir tarımsal potansiyeli olmasına karşın biyodizel üretiminin beklenen düzeyin altında seyrettiği görülmektedir. Bu durumun başlıca sebebi olarak piyasa belirsizliklerinden kaynaklı oluşan hammadde arzı sorunları ve politika eksiklikleri göze çarpmaktadır. Çalışma kapsamında yapılan analizler sürecinde ülkemize örnek teşkil edebilecek Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupa Birliği biyodizel piyasaları incelenmiş, elde edilen bulgular sonucu Türkiye biyodizel piyasası paydaşlarından tedarik zincirinin elemanları olan tarımsal üreticiler, biyodizel üreticileri ve akaryakıt dağıtıcıları için mali değerlendirmelerde bulunulmuştur. Ayrıca biyodizel sektörünün ülke açısından maliyet fayda analizi yapılmıştır. Son olarak 2015-2020 yılları biyodizel piyasası projeksiyonunu gözlemleyebilmek için çift üssel düzeltme ve regresyon metotları kullanılarak tahmin analizi yapılmış, edilen bulgular sonucu piyasa etkinliğini arttırmak amaçlı iki farklı senaryo üzerinden önerilerde bulunulmuştur.
Rezene (Foeniculum vulgare L.), kişniş (Coriandrum sativum L.), kimyon (Cuminum sativum L.) ve anason (Pimpinella anisum L.) tohumlarından biyodizel üretim olanaklarının belirlenmesi
Bu tez çalışmasında genellikle uçucu yağ eldesi ve baharat amaçlı kullanılan anason (Pimpinella anisum L.), rezene (Foeniculum vulgare L.), kişniş (Coriandrum sativum L.) ve kimyon (Cuminum sativum L.) tohumlarından biyodizel üretim olanakları incelenmiştir. Bu tohumların yağ asidi profilleri incelendiğinde yapılarında yüksek miktarda biyodizel için elverişli olan C18:1C6 (petroselinik asit) ve C18:2 (linoleik asit) içerdikleri tespit edilmiştir. Çalışmada petroselinik ve linoleik asit açısından zengin olan bu tohumların, uçucu yağları alındıktan sonra ve uçucu yağları alınmadan önceki sabit yağ profilleri incelenerek muhtemel bir biyodizel üretiminde ortaya çıkabilecek sonuçların kıyaslanması amaçlanmıştır. Çalışmada uygulanan bir yöntem; tohumların hiçbir işlem görmeden soğuk sıkım ile sabit yağlarının alınması ve ardından çıkan posalardan clavenger cihazı ile su distilasyonu işleminin uygulanıp uçucu yağlarının alınması, diğer yöntem ise; buhar destilasyonu uygulanarak uçucu yağlarının elde edilmesi ve çıkan posaların soğuk sıkım işlemi ile sabit yağlarının eldesi şeklindedir. Uçucu yağları alınan tohumların posalarında kalan sabit yağların değerlendirilebilirliğini görebilmek amacıyla tezde yöntem iki farklı şekilde yürütülmüştür. Her iki uygulamada da; yağ asidi profilleri incelenmiş ve çıkan değerler sonucunda muhtemel bir biyodizel üretiminde ortaya çıkabilecek veriler hesaplanmıştır. Yapılan çalışmada her iki uygulama için de; uluslararası biyodizel standartlarına uyumlusonuçlar elde edilmiştir.
Thermodynamic analysis and emission assessment of a diesel engine fueled with various fuels
In this study, JIS#2 diesel and BDF100 biodiesel fuels are used to operate the diesel engine at 1800 rpm for with and without after treatment systems. After treatment systems are considered as Diesel Oxidation Catalyst (DOC) and Diesel Particulate Filter (DPF). The silicon carbide (SiC) and cordierite are used as DPF materials. The fuels are used in the diesel engine at 100 Nm, 200 Nm and full load (294 Nm) for without after treatment system test, while they are tested at 100 Nm and 200 Nm engine loads for after treatment systems. The exhaust emissions, particle concentration, soot concentration and specific fuel consumptions of the engine are experimentally evaluated, and the energy, exergy, environmental, enviroeconomic, sustainability, thermoeconomic and exergoeconomic analyses are performed. The biodiesel fuel is 100% biodiesel (BDF100) which is basically obtained from the cooking oil. The fuels are used to operate 4-cylinder, 3L, turbocharged and intercooled diesel engine. Scanning Mobility Particle Sizer (SMPS) is used to measure the size distribution of the engine exhaust emission particles. The measurement of the THC (Total Hydro Carbon), NOx, CO and CO2 exhaust emissions, particle numbers (PN), soot, specific fuel consumptions are conducted during the experiment. It is found from this thesis that (i) Most of the exhaust emissions rates (except NOx) are inversely proportional to engine load. If the engine load increases, the NOx emissions increase too. (ii) The CO2 and NOx emission rates of the biodiesel fuel are generally more than the diesel fuel, while the CO and HC emission rates of the diesel fuel are more than the biodiesel fuel. (iii) The lower heating value (LHV) of the diesel fuel is more than the LHV of the biodiesel fuel. (iv) The specific fuel consumption of the biodiesel fuel is higher than the diesel fuel. (v) The particle concentration of the diesel fuel is higher than the biodiesel fuel. Moreover, the maximum total particle concentrations are calculated at 100 Nm torque for both of the fuel types and the particle concentrations of the fuels are inversely proportional to the engine load. (vi) The soot concentration is inversely proportional to the engine load. Also, the soot concentration of the biodiesel fuel is less than diesel fuel. (vii) The maximum energy efficiency is found for the diesel fuel, while the biodiesel fuel has the minimum rate. (viii) The energy efficiency is directly proportional to the engine load. (ix) The biodiesel fuel has higher exergy efficiency than the diesel fuel at every engine load. (x) The environmental and enviroeconomic parameters are directly proportional to the engine load. (xi) When the DOC is used with cordierite diesel particulate filter, the exhaust emission particle reduction rate is found as 98.57%. If the DOC is used with SiC diesel particulate filter, 99.97% of the exhaust emission particle can be prevented. Despite the fact that there is a little difference, the SiC diesel particulate filter prevents more exhaust emission particle than cordierite. (xii) The biodiesel fuel causes less entropy generation than the diesel fuel for every engine loads and after treatment option (with and without after treatment). The biodiesel fuel is more effective than the diesel fuel in terms of efficiency, environmental and economic aspects. The biodiesel fuel has also less total nanoparticle concentration and entropy generation than the diesel fuel for every engine load and after treatment option (with and without after treatment).
Biyodizel üretiminde yağ asidi bileşenlerinin yakıt özelliklerine etkisinin araştırılması
Yağ asidi ve metil esterlerinin yapı, miktar, çeşit ve fiziksel özellik ilişkileri hakkında detaylı bilgiye sahip olunmasının dizel motorun çalışma performansı ve motorun çalıştığı iklim koşullarında talebe karşılık verebilecek nitelikteki biyodizel yakıtının üretilmesinde son derece önemli olduğu bilinmektedir. Bu çalışmada yağ asidi profilinin farklılığı göz önünde bulundurularak on adet bitkisel yağ belirlenmiş ve bu yağlardan biyodizel üretimi gerçekleştirilmiştir. Üretilen biyodizellere ait yakıt özellikleri laboratuvar ortamında ilgili cihazlar ile analiz edilmiş TS EN 14214 standartları ile uyumlu sonuçlar elde edilmiştir. Yağ asidi profilinin etkisinin araştırılması amacıyla kullanılan tüm yağ numuneleri için gaz kromatografisi analizi gerçekleştirilmiştir. İlişkiyi verecek bir model geliştirilmesi amacıyla makine öğrenmesi yöntemi kullanılmıştır. Ayrıca makine öğrenimi verilerden öğrenme mantığı ile çalıştığından ideal bir veri seti oluşturulabilmesi amacıyla öznitelik seçimi analizi gerçekleştirilmiştir. Özniteliklerin yani yağ asitlerinin seçimi için filtre yöntemleri ve sarmalayıcı yöntemler kullanılmıştır. Bu yöntemler çeşitli regresyon yöntemlerine uygulanarak setan sayısı ve CFPP ile yağ asitleri arasında bir ilişki olduğu doğrulanmıştır. Üç filtre yöntemi ile de palmitoleik asit ile setan sayısı arasındaki korelasyonun çok düşük olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Setan sayısını tahmin etmede en etkin üç yağ asidi sırasıyla linoleik, linolenik ve oleik asit, CFPP tahmininde etkin olanlar ise palmitik, stearik ve erusik asit olarak belirlenmiştir. Ayrıca oleik, linoleik ve linolenik asitin de negatif yönde etkili yağ asitleri olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Viskozite, akma ve bulutlanma noktalarının ise modellemeye uygun olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Biyodizel üretiminin yapıldığı bir tepkimeli damıtma kolonunun kontrolü
Bu çalışmada yemeklik ayçiçek yağının kalsiyum oksit (CaO) katalizli transesterleşmesiyle biyodizel üretiminde kullanılan tepkimeli damıtma kolonunun alt ürün sıcaklığının denetimi Model Öngörülü Denetim (MPC) yöntemiyle incelenmiştir. 1.5 metre yüksekliğinde, 5 mm çapında ve 4 L kaynama kazanı hacmine sahip laboratuvar ölçekli dolgulu kolonu sıyırma ve tepkime bölgelerine ayrılmış olup 80 cm uzunluğundaki tepkime bölgesi ile 40 cm uzunluğa sahip sıyırma bölgesi raschig halkaları ile doldurulmuştur. Tepkime bölgesine ayrıca CaO katalizör ilavesi yapılmıştır. Kolonun alt bölümünde yer alan kazanın içindeki çözeltiyi kaynatmak için 700 W gücünde bir balon ısıtıcı kullanılmıştır. Kolonun kazan, zenginleştirme, tepkime ve sıyırma bölgesi sıcaklıkları 4 adet termoçift aracılığıyla gerçek zamanlı olarak ölçülmüştür. Proses denetim çalışmalarına başlamadan önce ilk olarak Aspen HYSYS v12.1 yazılımı aracılığıyla prosesin benzetimi yapılmıştır. Sistemin benzetim çalışmalarıyla incelenen işletim parametreleri, Design Expert 13.0 yazılımıyla optimize edilmiştir. Yatışkın hal optimizasyon sonuçları azami %99,49 dönüşüm için gerekli yemeklik ayçiçek yağı besleme akış hızı 2,27 ml/dk, besleme molar oranı 6,03 ve kazan sıcaklığı 80,3 ℃ olduğunu göstermiştir. Bu parametreler kullanılarak gerçekleştirilen deneysel çalışmada 7 saatlik yatışkın durum için %97,2 dönüşüm elde edilmiştir. Nihai olarak, optimum işletme parametrelerinde çalıştırılan sistemin Ayrımlı ve Ayrımsız MPC algoritmalarıyla denetimi deneysel olarak gerçekleştirilmiştir. Prosesin ayar değişkeni olarak kazan ısı yükü seçilmiş, denetlenen değişken olarak ise kazan sıcaklığı belirlenmiştir. Geliştirilen ayrımlı ve ayrımsız denetim algoritmaları ve modelleri Matlab ve Simulink yazılımları aracılığıyla oluşturulmuştur. Denetim algoritmaları çeşitli set etkileri için test edilerek denetleyici performansları ölçülmüştür. Hesaplanan Mutlak Hata Toplamı (IAE) ve Hata Kareleri Toplamı (ISE) değerleri, Ayrımlı MPC algoritmasının daha iyi bir denetim performansına sahip olduğunu göstermiştir.
Tarım traktörlerinde biyodizel (B20) ve dizel yakıtı kullanımının motorun aşınmaya maruz kalan parçaları üzerindeki etkilerinin incelenmesi
Bu çalışmada, %20 biyodizel + %80 dizel yakıt karışımının (B20), dizel yakıt ile karşılaştırmalı olarak motor performansı, motor ana parçaları ve enjektörler üzerindeki etkileri araştırılmıştır. Bu amaçla aynı marka ve modelde 55 kW gücündeki iki farklı tarım traktörü benzer tarımsal işlerde hem dizel yakıtı hem de B20 yakıt karışımı kullanılarak 1000 saat çalıştırılmıştır. Yapılan performans testlerinde B20 yakıt kullanımında dizel yakıta göre %3 güç, %2 tork düşüşü ve özgül yakıt tüketiminde %5 artış olduğu tespit edilmiştir. Emisyonlarda karbonmonoksit (CO) %40, hidrokarbon (HC) %19, partikül madde (PM) değerlerinde %46 düşme ve azotoksit (NOx) değerinde %7 artış olduğu görülmüştür. Traktörlerin tarlada çalışma esnasında 200 saat bakım aralıklarında alınan yağların numune analizlerinde yağın içerisinde kayda değer aşınma metallerine ve kimyasal analiz sonuçlarında olumsuzluğa rastlanmamıştır. 1000 saat sonrasında demonte edilen her iki motorun ana parçalarının görsel incelemesi de motor yağı analiz sonuçlarını desteklemektedir. 1000 saatlik çalışmadan sonra, her bir enjektör iğnesi ve meme ucu, görsel inceleme, taramalı elektron mikroskobu (SEM) ve enerji dağılımlı X-ışını (EDX) yoluyla enjektör memesinin işlevsel değerlendirmesi açısından incelenmiştir. Analiz sonuçlarına göre B20 yakıtı için, C oranının %73,47, O oranının ise %23,34 olarak elde edildiği diğer elementlerin ise oransal olarak %1'in altında değerlerde oldukları görülmektedir. Aynı şekilde dizel yakıt için C %50,49, O'nin ise %19,95 olarak tespit edildiği diğer elementlerin değerlerinin yüzdesel olarak düşük kaldığı tespit edilmiştir. Ayrıca, enjektör meme uçları ve iğneleri üzerindeki tortuları incelemek için Fourier dönüşümü kızılötesi spektroskopisi (FTIR) spektral analizi de kullanıldı. Enjektör iğnelerinde poliizobütilen süksinimit (PIBSI) ve inorganik bileşenler, enjektör meme uçlarında ise yaşlandırma ürünleri ve inorganik bileşenler gözlendi. Enjektör meme fonksiyonu açısından B20 ve dizel yakıt sonuçları arasında anlamlı bir fark bulunmamıştır.
Nanopartikül katkılı biyodizel yakıtlar üreterek bir dizel güç santralinde etkili parametrelerin incelenmesi
Bu çalışmada transesterifikasyon reaksiyonu kullanılarak atık ayçiçek ve pamuk yağlarından üretilen biyodizel yakıtlarını, hacimce %5, %10 ve %20 oranlarında standart dizel yakıt ile harmanlayarak yeni yakıt numuneleri elde edilmiştir. Elde edilen karışımların fiziksel ve kimyasal özelliklerini iyileştirmek amacıyla B5 (%5 Biyodizel + %95 Dizel Yakıt) ve B10 (%10 Biyodizel + %90 Dizel Yakıt) yakıt numunelerine 50 ppm, 75 ppm ve 100 ppm oranlarında nanopartikül içerikli katkı maddeleri dozlanmıştır. Elde edilen yeni yakıt numunelerinin dizel bir motordaki yanma karekteristiği ve emisyon değerleri karşılaştırılarak en ideal yakıt numunesinin tespitinin yapılması hedeflenmektedir. Böylelikle çevreye duyarlı, mevcut rezervlerin daha verimli kullanılmasını sağlayan ve dışa bağımlılığı nispeten engelleyen yeni bir yakıt türünün dizel bir güç santralinde kullanılabilirliğinin temelleri oluşturulacaktır.
Biyodizel yakıtlı bir dizel motorunda piston ve subaplarda seramik kaplama uygulamalarının motora etkilerinin araştırılması
Bu çalışmada içten yanmalı dizel motorda yanma odası çevresinde oluşan yüksek sıcaklıkların farklı kaplama malzemeleri ile kaplanmış olan piston üzerindeki etkileri incelenmiştir. Gerçekleştirilen çalışmadan yakıt olarak biyodizel tercih edilmiştir. Piston başları ve supaplar plazma sprey kaplama yöntemi ile zirkonyum, nikel - krom ve nikel - alüminyum ara bağlayıcı malzeme ile alüminyum oksit kaplanmıştır. Her numune için motor yağı yenilenmiş olup kullanılmış yağ numuneleri içerisinden aşınan partüküllertin tespiti amacıyla elementel olarak analiz edilmiştir. Termal kamera ile motorlar gözlenmiş, ısı farklılıkları fiziksel olarak karşılaştırılmıştır. Kaplanmış ve kaplanmamış pistonların kullanım sonrası durumları SEM ve EDX analizleri ile değerlendirilmiştir. Piston özelinde gerçekleştirilen bu çalışmada ile yanma odası bileşenlerinin aşınma durumları incelenmiştir.
Dizel motorlarda biyodizel kullanımının motor aşınmasına olan etkilerinin incelenmesi
Dünyadaki teknolojik gelişmelerin paralelinde hızla artan enerji ihtiyacı nedeniyle, enerjiyi yoğun olarak kullanan sektörler, araştırma geliştirme faaliyetlerini, alternatif enerji kaynaklarının geliştirilmesi üzerinde yoğunlaştırmışlardır. Alternatif enerji kaynağı arayışlarında, otomotiv sektörü önemli bir yer tutmaktadır. Fosil kökenli yakıtların ekonomiler üzerinde oluşturduğu baskı ve olumsuz etkilerde üzerinde düşünülmesi gereken bir husustur. Özellikle küresel ısınmanın tehlikeli boyutlara ulaşması, günümüzde kullanılan enerjilerin ?Yenilenebilir ve Sürdürülebilir? olmasını mecbur kılmıştır.İçten yanmalı motorlar, icadından sonra çok hızlı bir gelişme göstererek endüstride çok yaygın olarak kullanılır duruma gelmişlerdir. Enerji kaynağı olarak petrol ürünleri kullanılan bu makinelerde, petrolün sonlu (yenilenemez) bir enerji kaynağı olduğu ve yakın bir gelecekte tükeneceğinin ortaya çıkarılmasıyla yerlerini doldurabilecek başka makineler ve alternatif yakıt arama çalışmaları başlatılmıştır. Dizel motorlarında ise gaz yakıt olarak doğal gaz, bir pilot yakıt ile birlikte kullanılırken, bitkisel yağlar ve bunlardan elde edilen etil ve metil esterler yalnız başına ya da çeşitli oranlarda petrol kaynaklı dizel yakıtı ile karıştırılarak kullanılabilmektedir.Bu çalışmada; biyodizel hakkında kapsamlı bilgi vererek dizel motorlarda kullanılabilirliği belirlenmiş; yapılan deneysel çalışma ile dizel motorlarda biyodizel kullanımının belirli bir çalışma saati sonrasında egzos gazı emisyonları ve yağlama yağı üzerindeki değişimlerini gözlemleyerek motor aşınmasına olan etkileri sonuçlar doğrultusunda yorumlanmıştır.
Dizel motorlarda biyodizel kullanımının motora etkilerinin dizel yakıtı ile deneysel karşılaştırmalı olarak incelenmesi
Geleneksel motor yakıtlarına alternatif yakıtların mevcut motor teknolojisi ile üretilen motora etkilerinin incelendiği bu çalışmada biyodizel ve geleneksel dizel yakıtları eş zamanlı ve eşit koşullarda aynı özellikte iki ayrı motorda kullanılmış, yakıtların motorlar üzerine etkileri karşılaştırmalı olarak gözlenmiştir.Deneysel olarak yapılan bu incelemede farklı test ve analiz cihazlarından faydalanılmış sonuçları değerlendirilmiştir. Belli periyotlarla motor yağından alınan numuneler ICP spektrometresi ile elementel olarak analiz edilmiş, motor aşınmalarına yakıtın etkisi araştırılmıştır. FTIR analizleri ile motor yağında oluşabilecek oksidasyonlar ve yağ özelliklerinin değişimi karşılaştırılmıştır. Motorların izlenmesi açısından önemli bir parametre olan motor yağlarındaki TBN değişimleri yine karşılaştırmalı olarak incelenmiştir.Termal kamera ile motorlar gözlenmiş, ısı farklılıkları fiziksel olarak karşılaştırılmıştır. Titreşim ölçümleri yapılmış, motorda yanmadan kaynaklanan titreşimler etüt edilmiş, değerler karşılaştırılmıştır. Enjektör basınç değerleri izlenmiş, yakıtların enjektörler ve yakıt pompaları üzerine etkileri SEM analizleri ile değerlendirilmiştir.Kısa süreli testler ile yapılan karşılaştırmalar sonucu biyodizel B100 olarak motorda kullanımının motorlar üzerinde ek iyileştirmeler ile mümkün olduğu, her iki yakıtın da avantaj ve dezavantajları bulunduğu değerlendirilmiştir.Bu tez çalışması DPÜ BAP komisyonunun 2008/7 numaralı projesi desteğinde yürütülmüştür.Anahtar Kelimeler: Aşınma, biyodizel, dizel, EDS, enjektör, FTIR, ICP, motor, SEM, termal analiz, vibrasyon, yağ analizi, yakıt.
İşletmelerin sosyal sorumlulukları kapsamında biodizel-dizel yakıt seçimine ilişkin bir uygulama
ÖZET Günümüz organizasyonlarında kar elde etmek "ve varlıklarım sürdürme amaçlan yanımda, toplumsal fayda sağlama faktörü ön planda değerlendirilmeye başlanmıştır. Toplumsal fayda kavramı içinde, sosyal sorumluluklar ve sürdürülebilir kalkınma bağlamında işletmelerin kurulması ve faaliyette bulunması zorunlu hale gelmektedir. İşletmelerin sosyal sorumlulukları bağlamında, karlılık ile birlikte üretim yöntemleri açısından doğal çevreye zarar vermeyen ürün alternatifleri ortaya konulmalıdır. Bu amaçla, çevreye duyarlı alternatif enerji kaynaklarından biodizelin petrol kökenli dizel ile karşılaştırılması yapılmış, karar analizi uygulamasıyla üstün ve zayıf yönleri değerlendirilmiştir. Biodizel- dizel yakıtlar belirlenen sekiz ana, yirmi dokuz alt kriter açısından, Analitik Hiyerarşi Prosesi(AHP) ile Expert Choice programı yardımıyla karşılaştırması yapılmıştır. Ulaşılan karşılaştırma sonuçlan ışığında, biodizel yakıtın %57.5, dizel yakıtın ise %42.5 tercih edilirlik yüzdesi bulunmuştur. Yapılan duyarlılık analizleri sonucunda, değerlendirilen sekiz kriterin tercih ağırlıklarında olabilecek muhtemel değişikliklerin bulunan %15'lik nihai farkı ne düzeyde etkileyebileceği değerlendirilmiş, karar verme yüzdesinde maksimum %1.9' hık dizel aleyhine değişim görülmüştür. Dolayısıyla biodizel yakıtın dizel yakıta nazaran %15 oranında tercih edilebilir bir yatırım ürünü olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Biodizelin üretimde kullanımı, işletmelerin maliyetlerini azaltması bakımından rekabet gücü elde etmesi, istihdam olanaklarını artırarak ülke ekonomisine katkıda bulunması, hissedarların beklentilerini karşılaması ve ekolojik dengeye minimum düzeyde zarar vermesi nedenleriyle birçok açıdan işletmelerin sosyal sorumluluklarım yerine getirmelerine katkıda bulunacaktır.
Farklı metil ester yakıtlarla çalışan bir dizel motorunda su buharı enjeksiyonunun performansa ve NOx emisyonlarına etkilerinin teorik ve deneysel olarak araştırılması
Dizel yakıt, yenilenemeyen yakıtlar kategorisindedir ve kaynaklarının belirli bir zaman sonra tükenmesi muhtemeldir. Neden olduğu yüksek miktardaki zararlı emisyonlar, elde edilmesi ve taşınması esnasında ortaya çıkan güçlükler ve yüksek maliyetler de göz önünde bulundurulursa, dizel yerine kullanılabilecek yenilenebilir yakıtlara gereksinim duyulmaktadır. Biyoyakıtlar, yenilenebilir olması, temin edilmesinin kolaylığı ve motor emisyonlarını azaltması gibi nedenlerden dolayı fosil yakıtlara alternatif olarak görülmektedir.Pek çok yönden dizel yakıttan daha çevreci olan biyoyakıtların en önemli dezavantajı içerdikleri yüksek miktarda oksijen nedeniyle NOx emisyonlarında artışa neden olmalarıdır. NOx emisyonları insan ve çevre sağlığı üzerinde neden oldukları büyük zarar nedeniyle Avrupa Birliği, IMO, US EPA gibi pek çok uluslararası kuruluş tarafından sürekli sıkılaştırılan düzenlemelerle kontrol altına alınmaya çalışılmaktadır.Bu tez çalışmasında biyoyakıtlardan salınan yüksek NOx emisyonunu kontrol altına almak için farklı yakıtlarla çalışan tek silindirli tabi emişli bir dizel motoruna emme manifolduna farklı oranlarda su buharı püskürtme uygulaması yapılarak performans ve emisyonlara olan etkisi deneysel ve teorik olarak incelenmiştir. Tam yük şartlarında gerçekleştirilen deneysel çalışmada üç farklı tipte metil ester ve dizel yakıt karışımları (kütlece %10,%20) ile çalışan motora farklı oranlardaki (%10, %20, %30) buhar enjeksiyonunun emisyon ve performansa etkileri incelenmiştir. Teorik çalışmada ise üç farklı metil esterin yanması tek ve iki bölgeli yanma modeline göre modellenmiş, elde edilen teorik sonuçlar deneysel sonuçlarla doğrulanmıştır.
Biodiesel yakıtı ile çalıştırılan bir diesel motorunda hava fazlalık katsayısı kontrolü ile azot oksit emisyonunun azaltılması
Dünyadaki enerji ihtiyacı sürekli bir artıs egilimindedir. Bununla beraber bu enerji ihtiyacının büyük bir kısmının karsılandıgı konvansiyonel enerji kaynakları (kömür, petrol, dogal gaz vb.) sınırlı rezervlere sahiptir. Bu rezervlerin hızlı bir sekilde azalıyor olması ülkeleri alternatif kaynaklar bulmaya yöneltmistir. Bu alternatiflerin bir tanesi de bitkisel ve hayvansal yaglardan üretilen biodieseldir. Bu yakıt konvansiyonel enerji kaynaklarına olan bagımlılıgın azalmasını saglarken, aynı zamanda da sahip oldugu özellikler sayesinde çevreyle daha barısık bir enerji kaynagı olarak görülmektedir. Bu çevresel avantajlarının basında dogada ~%99 oranında çözünebilmesi ve kükürt dioksit, hidro karbon ve karbon monoksit gibi emisyonlarda motorine göre çok daha düsük degerlere sahip olması gösterilebilir. Bunun yanında bu yakıta kaynaklık eden bitkiler sayesinde dogadaki karbon dioksit döngüsü de daha saglıklı gerçeklesebilmektedir. Tüm bu avantajlarının yanında biodiesel yüksek viskozite, düsük ısıl deger ve bazı malzemeler üzerinde asındırıcı/çözücü etkiye sahip olmak gibi bazı olumsuz özelliklere de sahiptir. Bunlarla birlikte azot oksit emisyonlarında artıslara neden oldugu da görülmektedir. Bu sorunun asılabilmesi amacıyla çok farklı teknolojiler gelistirilmis ve denemeler yapılmıstır. Hazırladıgımız bu çalısmada; azot oksit emisyonlarının artısına bir çözüm getirmeyi amaçlamıstır. Bu amaçla 4 silindirli turbo beslemeli bir Diesel motoru üzerinde denemeler yapılmıs; performans ve emisyon degerleri alınmıstır. Deney kapsamında hava fazlalık katsayısı üzerinde yapılacak ayarlamaların emisyon degerleri üzerindeki etkisi incelenmistir. Sonuç olarak hava fazlalık katsayısının bir miktar düsürülmesi ile özellikle yüksek motor hızlarında azot oksit azaltımında verimli sonuçlar alınmıstır. Hava fazlalık katsayısının azaltılması ile tam yük sartında %2,3'lük bir güç kaybına karsılık azot oksit emisyonlarında %9,6'lık bir azalma saglanmıstır. Anahtar kelimeler: Biodiesel, egzoz emisyonu, azot oksit, hava fazlalık katsayısı
Bitkisel yağ esterleri-motorin karışımının motor performansı ve emisyonlarına etkisi
Dünya nüfusunun artması, ve hızlı sanayileşme enerjiye duyulan ihtiyacı artırmıştır. Mevcut enerji kaynaklarının sonlu olması, yeni ve yenilenebilir kaynakların araştırılmasını zorunlu hale getirmiştir. Dünya genelinde tüketilen petrolün büyük kısmı motorlarda yakıt olarak kullanılmaktadır. Bu kapsamda içten yanmalı motorlarda kullanılabilecek alternatif enerji kaynaklarının araştırılması büyük önem taşımaktadır. Bu çalışmada dört zamanlı, hava soğutmalı, tek silindirli bir dizel motora yakıt olarak, belirli oranlarda karıştırılmış motorin ? biyodizel karışımı konulmuş ve motorun performansı ile egzoz emisyonlarındaki değişimler incelenmiştir. Yakıt olarak sırasıyla %100 motorin (D100), %10 biyodizel ? %90 motorin (B10), %20 biyodizel ? %80 motorin (B20) ve %50 biyodizel ? %50 motorin (B50) karışımları kullanılmıştır. Bu karışımlar sırasıyla motora yakıt olarak gönderilmiş ve motor üzerine uygulanan yük miktarı ayarlanıp dizel motorun devri ölçülmüş, hemen akabinde de elektrik motorunun devri ölçülmüştür. Bu esnada silindir içine yerleştirilen alıcı aracılığıyla silindir içi basınç dataları kaydedilmiştir. Bu işlemler gerçekleştirilirken diğer yandan emisyon değerleri (CO, CO2, HC, O2, NOx ve lambda) okunmuştur. Kontrol paneli üzerindeki 50 ml'lik balon vasıtasıyla da motorun 50 ml'lik yakıtı kaç saniyede tükettiği tespit edilmiştir. Son olarak da yakıt içine, egzost çıkışına ve ortama yerleştirilen termokupllar vasıtasıyla yakıt, egzost çıkış ve ortam sıcaklıkları tespit edilmiştir. ANAHTAR SÖZCÜKLER: Alternatif Yakıt, Biyodizel, Motorin, Dizel Motoru.
Biyodizel yakıt karışımlarının performans ve emisyon üzerine etkilerinin deneysel araştırılması
Dizel yakıtları birçok alanda kullanılmakta ve ülke ekonomisinde önemli bir yer teskil etmektedir. Petrolün her geçen gün azalması, petrol krizleri ve çevre bilincinin artması ile yenilenebilir enerji kaynaklarına ilgi artmıstır. Biyodizel, dizel motorları için, bitkisel ve hayvansal yaglar gibi yenilenebilir kaynaklardan üretilebilen alternatif bir yakıttır.Ve ayrıca toksin olmayan, dogada kolay bozunabilir, çevreci bir yakıttır. Avrupa Birligi'nin 2003/30/EC direktifi ile 2005 sonunda piyasaya arz edilen fosil yakıtlara %2 oranında biyoyakıt eklenmesi zorunlulugu getirilmistir. Bu çalısmada, gelecekte fosil kaynaklı yakıtlara alternatif olarak kullanılması düsünülen biyodizel, bir direk püskürtme sistemine sahip dizel motorunda farklı karısım oranlarında test edilmistir. %20 soya + %20 ayçiçek + %60 kanoladan elde edilmis biyodizel ile %30 kanola + %70 soyadan elde edilmis biyodizelin test edilmesi suretiyle, test motorunun motor momenti, motor gücü, özgül yakıt tüketimi olarak sınıflandırılan performans karakteristiklerine ulasılmıstır. Deney motorunun egzoz çıkıs borusundan gaz analiz cihazı propları ile egzoz emisyon degerleri alınmıstır. Ayrıca silindir içi basınç degisiklikleri ölçülmüstür. Deneylerden önce motor, referans dizel yakıt ile test edilmis ve elde edilen performans ve egzoz karakteristikleri motorun alternatif yakıt deneylerinde referans olusturmustur. Her iki yakıt karısımı ile yapılan deneylerden elde edilen sonuçlar referans karakteristiklerle karsılastırılmıs ve sonuçlar grafiklerle sunulmustur. Anahtar Kelimeler : Dizel motor, alternatif yakıt, biyodizel, motor performansı, egzoz gazı emisyonları , silindir içi basınç degisimi x
Alternatif yakıtların dizel motorlarda kullanımı teknik ve ekonomik analizi
Enerji ihtiyacı, dünyada sanayilesme ve artan nüfus nedeniyle günden güne artmaktadır. Bunun dogal sonucu olarak tüm dünyada enerji açıgı olusmaktadır. Bu nedenle sanayilesmis ve sanayilesmekte olan ülkeler enerji ihtiyaçlarını karsılamak amacı ile yeni enerji kaynaklarına yönelmektedirler. Günümüzde motorlu tasıt endüstrisinin temel enerji kaynagı petrol ürünleridir. Petrol kaynaklarındaki olumsuzluklar, alternatif yakıtların kullanımının yaygınlasacagını göstermektedir. Etanol, metanol, dogalgaz, hidrojen ve biyodizel gibi alternatif enerji kaynaklarının mevcut motorlarda kullanılabilirlikleri çogu arastırmacının üzerinde durdugu konulardandır. Bu alternatif yakıtların dizel motorlarında kullanımlarının arastırıldıgı bu çalısmada etanol, metanol, dogalgaz, hidrojen ve biyodizelin dizel motorlarında kullanılabilme potansiyelleri ve örnek deneyler-çalısmalar incelenmistir. Etanol ve metanol kullanıldıgında performanslarda kısmi düsüsler görülmüs, emisyonlarda artıslar tespit edilmistir. Ayrıca motor üzerinde modifikasyona ihtiyaç duyulmaktadır. Dogalgaz ve hidrojen kullanıldıgında performanslarda düsüsler görülmüs ancak ekonomik yönden kullanılabilirligi yönünde olumlu görüsler olusmustur. Biyodizel ile ilgili olarak yapılan deneyde 4 zamanlı 6 silindirli bir sehir içi otobüs motoru kullanılmıstır. Deneylerde biyodizelin performanslarda çok az düsüsler gösterdigi ancak emisyon testlerinde oldukça olumlu sonuçlar verdigi tespit edilmistir. Bu avantajlarının yanında biyodizel yüksek viskozite, düsük ısıl deger ve bazı malzemeler üzerinde asındırıcı/çözücü etkiye sahip olmak gibi bazı olumsuz özelliklere de sahiptir. Anahtar kelimeler: alternatif yakıtlar ve kaynaklar, biyodizel, etanol, metanol, hidrojen, dogalgaz, dizel motorlar
Örnek dizel motorda motorin ve atık kızartma yağından elde edilmiş biyodizel için EGR stratejilerinin karşılaştırılması
Dünyada artan enerji ihtiyacı ve bu artan enerji ihtiyacının karşılanması sırasında çevreyeverilen zarar son yıllarda çok önemli boyutlara gelmiştir. Bu ihtiyaçların karşılanması içinalternatif enerji kaynakları ortaya koymak ve bu kaynakların kullanımı sırasında çevreyeyayılan egzoz gazı emisyonlarının azaltılması bu deneysel çalışma için çıkış noktası olmuştur.Araştırma konusu olarak atık yemeklik yağ biyodizeli, hem ucuz hammadde olması, hem debu atık yağların tekrar kullanımı ile çevreye verilen zararın en aza indirilebilmesi açısından,NOx emisyonları azaltma yöntemlerinden EGR yöntemi ise Diesel motorlarda fazla birmodifikasyona gerek olmadan uygulanabilirliği açısından seçilmiştir. Yakıtların güç, yakıttüketimi, emisyonlar ve is yönünden EGR stratejilerinin karşılaştırmalı bir analizini yaparakbiyodizel için en uygun EGR oranını saptamak çalışmanın amacını oluşturmaktadır.Çalışmada bir Diesel motoruna %0, %5, %10, %15, %20 EGR oranları uygulanmış, 6 farklıdevir şartında, tam gaz pozisyonunda uygulanarak, moment, güç, soğutma suyu sıcaklığı,egzozdaki NOx, CO, HC, ?, CO2, O2 gaz emisyonlarının hacimsel değerleri, egzoz gazının kabsorplama katsayısı ve yakıt debisi parametreleri ölçülmüştür.Çalışmanın sonucunda, atık kızartma yağı biyodizeli yakıt olarak kullanıldığında %20 EGRoranıyla, NOx emisyonları %65,7'e kadar, motorinin yakıt olarak kullanılması durumunda ise%54,4'e kadar düşme gözlenmiştir. Motora EGR uygulandığında, aynı EGR oranında, atıkyağdan elde edilen biyodizelin yakıt olarak kullanılmasıyla motorine kıyasla daha fazlaoranda NOx emisyonunun düşürülebileceği anlaşılmış, NOx emisyonu düşürülmesi sırasındakötüleşen diğer gaz emisyon seviyelerinin kısıtlanması açısından %10 EGR oranı sınır şartıolarak kabul edilmiştir.Bu sınır şartında, atık kızartma yağından elde edilen biyodizelin örnek bir Diesel motordahiçbir ayar yapılmadan kullanılması durumunda, %10 EGR oranı uygulanarak diğeremisyonları ve performansı büyük miktarlarda kötüleştirmeden NOx emisyonlarının ortalama%27,08, maksimum ise %36,1 oranında düşürülebileceği sonucuna varılmıştır.Anahtar Kelimeler: EGR, atık kızartma yağı, biyodizel, emisyonlar, is, NOx
Experimental investigation of the production of biolubricant from waste frying oil
In this study, waste sunflower frying oil used in fish frying was used for the synthesis of biodiesel and biolubricant through a transesterification reaction. The reaction was carried out with homogeneous and heterogeneous catalysts selected as potassium hydroxide, magnesium hydroxide, calcium carbonate, dopamine and bentonite-chitosan-KOH. The parameters affecting the reaction were determined as temperature, time, amount of catalyst, and molar ratio of methanol/WSFO. The stirring speed was as a constant value of 600 rpm. The best conditions for getting the highest conversion rate were studied with KOH, CaCO3, and bentonite-chitosan-KOH catalysts at 65 °C for 120, 60, and 90 minutes, 5:1, 4:1, and 3:1 methanol oil ratio, and a 1% catalyst amount. KOH catalyst yielded 88.4% ester (FAME) from the obtained biodiesel. The biodiesel yield was low in the experiments with the other catalysts. In addition, biodiesel was analyzed for its heating value, density at 15 °C, viscosity at 40 °C, flash point, water, and cloud point. The structure of the produced biolubricant was tested using the FTIR, and its thermal stability was investigated using the TGA technique. The pour point, flash point, viscosity index, and viscosities of the biolubricant at 40 and 100°C were determined.
Development of biodiesel production processes and additives for improvement of diesel performance and emissions
Biodiesel is an alternative fuel for diesel engines that is receiving great attention world wide. It is renewable, it can be used either pure or in blends with diesel fuel in unmodified diesel engines and it reduces some exhaust pollutants. It can be produced easily from common feedstocks. Nowadays, production of biodiesel from different non-edible feedstocks and effects on performance and emissions in compression ignition engines are great interests.In this work, Ricinus Communis oil, Pistacia Terebinthus oil and waste chicken oil were used as feedstock for the biodiesel production. In addition to biodiesel production, engine performance and exhaust emission experimental studies were performed. As a result, the objective of this study was to explore the utility of Ricinus Communis oil, Pistacia Terebinthus oil and waste chicken oil as a potential source of biodiesel fuel.
Üretiminde farklı alkoller ve katalizörler kullanılan biyodizellerin yakıt özellikleri, motor performansları ve egzoz emisyonlarının incelenmesi
Bu çalışmada, siyah hardal (Brassica nigra L.) tohumundan elde edilen siyah hardal yağından farklı alkoller (metanol-C1, etanol-C2, izo-propanol-C3, bütanol-C4, pentanol-C5) ve farklı katalizörler (sodyum hidroksit, potasyum hidroksit) kullanılarak transesterifikasyon metodu ile biyodizel üretimi gerçekleştirilmiştir. Üretim öncesi en uygun biyodizel verimini sağlamak için katalizör oranı, alkol miktarı, reaksiyon sıcaklığı ve reaksiyon süresi işlem parametrelerinin kullanıldığı polinomsal regresyon matematiksel modeli destekli optimizasyon çalışmaları yapılmıştır. Belirlenen koşullarda; metanol ve etanol ile yapılan optimizasyon çalışmalarında biyodizel elde edilirken, izo-propanol, bütanol ve pentanol ile yapılan çalışmalarda ester ve gliserol ayrışması gözlemlenmemiştir. Sonraki aşamada, elde edilen yakıtların yakıt özellikleri belirlenmiştir. Daha sonra, bu yakıtlar bir dizel motorda test edilerek motor performans ve egzoz emisyon değerleri tespit edilmiştir. Sonuç olarak, yakıtlar arasında en yüksek biyodizel verimi %0.4 KOH ve %20.39 metanol ağırlıklarında, 57.1oC reaksiyon sıcaklığı ve 54.1 dakika reaksiyon süresinde %97.335 olarak belirlenmiştir. Ölçülen yakıt özellikleri dikkate alındığında, genel olarak standartları sağladığı görülmüştür. Motor testlerinde ise yakıtlardan elde edilen en yüksek efektif motor tork ve efektif motor gücü ortalama değerleri petrodizele göre sırasıyla %8.25 ve %7.3 oranlarına kadar daha düşük, efektif özgül yakıt tüketimi ortalama değerleri ise %12.97 oranına kadar daha yüksek çıkmıştır. Biyodizel yakıtların ED'ye göre CO, HC ve SO2 ortalama emisyon değerlerinin düşük olduğu tespit edilirken, EGS değerlerinin yüksek, CO2 ve NOx ortalama emisyon değerlerinin ise NaOHEB yakıtı dışında yüksek çıktığı bulunmuştur.
Hydroxy (HHO) and hydrogen (H2) enriched compressed natural gas (CNG) usage in biodiesel fuelled compression ignition (CI) engines
Reduction of diesel fuel dependency is intended with more environmentally friendly and economical methods in this experimental thesis. For this purpose, canola oil methyl ester (COME) and palm oil methyl ester (POME) are produced and blended with standard diesel fuel at various volumetric ratios (25%, 50%, 75% and 100%). Beside, pure hydrogen, hydroxy (HHO) and compressed natural gas (CNG) fuels are used with different volumetric flow rates. The amount of liquid fuel injected into the cylinders is reduced by 15%-30% via fuel pump plunger pin without structural changes on the diesel engine with controlled by stepping motor and devices. Instead of the reduced liquid fuel, 15%, 25% and 35% (by volumes) Hydroganated (H2 and HHO) gases mixed with CNG; and supplied by using mixture chamber before intake manifold of the test engine. Engine performance and exhaust emission graphs and terms are included in order to avoid the difficulties on fuel mixtures definitions. Results were compared and discussed with optimum amount of diesel injection and optimum mixture percentages. As a result; HHOCNG is firstly examined with pilot biodiesel injection and results were explored in-depth.
Effects of engine parameters on performance and emission characteristics of a variable compression ratio engine
This study investigates the performance and emission characteristics of a variable compression engine which is fueled with alternative fuels such as biodiesel and diesel-biodiesel blends. Camelina Sativa (false flax) oil which has variety of usage and has a potential of being feedstock for biodiesel production were used as alternative fuel. Also various common oils such as sunflower and canola oil were used as feedstocks for biodiesel production. Experimental study was conducted with a four stroke, single cylinder, naturally aspirated, multi fuel variable compression ratio engine by using diesel and alternative fuels. Experiments were performed at 1500 rpm and under partial load condition with three different compression ratios. Theoretical study was performed with the aid of Diesel RK software. Technical specifications of test engine were modelled using Diesel RK software and performance and emission characteristics were evaluated and compared with experimental results. The study showed that, increasing compression ratio significantly improves thermal efficiency and specific fuel consumption of the engine for all test fuels. The engine emitted lower carbon monoxide emission but higher carbon dioxide and nitrogen oxides (NOx) emission when operated at higher compression ratios. Furthermore, biodiesel usage increased specific fuel consumption slightly. The engine emitted lower carbon monoxide emission but, higher nitrogen oxides (NOx) emissions when biodiesel used as fuel.
Üzüm ve vişne çekirdeği yağlarından elde edilen metil esterlerin motor performans ve emisyon karakteristiklerine etkilerinin incelenmesi
Enerji, insanların her alanda faydalandıkları çok önemli ve vazgeçilmez bir unsurdur. Günümüzde kullanılan en önemli enerji kaynaklarının başında fosil kaynaklı yakıtlar gelmektedir. Fosil kaynaklı yakıtların zamanla tükeniyor olması, zararlı emisyonlarının atmosfere salınıp küresel ısınmayı arttırması, gün geçtikçe fiyatlarının artması gibi nedenler alternatif enerji arayışlarını kaçınılmaz kılmıştır. Bu çalışmada, vişne ve üzüm çekirdeği yağlarından transesterifikasyon yöntemi ile elde edilen biyodizellerin belirli oranlarda (%5, %10, %15, %20) motorin yakıtı ile karıştırılarak farklı yakıt formları (VSNB05, VSNB10, VSNB15, VSNB20, UZMB05, UZMB10, UZMB15, UZMB20) oluşturulmuştur. Hazırlanan yakıt formlarının tek silindirli, hava soğutmalı, doğrudan enjeksiyonlu bir dizel motora ait performans ve egzoz emisyon karakteristiklerine etkisi incelenmiştir. Maksimum tork ve maksimum güç elde edilen motor hızlarında biyoyakıt karışımların sağladığı verilerin motorine göre azaldığı, tüm yakıt türleri için düşük devirlerde özgül yakıt sarfiyatlarının nispeten yükseldiği, 2500 dev/dk motor hızında minimum özgül yakıt sarfiyatı verilerinin sağlandığı, yüksek motor devirlerinde ise özgül yakıt sarfiyatı verilerinin tekrar artış gösterdiği tespit edilmiştir. Bunun yanı sıra, tüm yakıt formları için motor hızı artışıyla beraber egzoz gazı çıkış sıcaklıklarının da arttığı görülmüştür. Tüm yakıt formları için motor hızı artışıyla birlikte CO ile O2 emisyon değerlerinin azaldığı, CO2 emisyonu verilerinin arttığı, biyoyakıt karışımlara ait CO ve CO2 emisyonu verilerin motorine göre daha düşük sağlandığı, düşük motor devirlerinde tüm yakıt türlerinde HC emisyon verilerinin diğer devirlere göre yüksek olduğu, maksimum torkun elde edildiği 2000 dev/dk motor hızına kadar NOX emisyonlarının yükseldiği, bu hızdan sonra emisyonların azaldığı, bunun yanı sıra biyoyakıt karışımlara ait duman koyuluğu değerlerinin motorin yakıtına göre daha az olduğu belirlenmiştir.
Bir dizel motorda kullanılan su-biyodizel emülsiyon yakıtlarının performans ve emisyon karakteristikleri
Emisyon normları her geçen gün daha da katılaşmakta ve araştırmacıları ilave tedbirler alarak çevreye salınan emisyonları daha alt seviyelere çekmeye zorlamaktadır. Bu amaçla araştırmacılar tarafından kullanılan birçok yöntem mevcuttur. Bunlardan bir tanesi de su-yakıt emülsiyonlarıdır. Emülsiyon yakıt kullanımı özellikle azot oksit (NOx) ve partikül madde (PM) emisyonlarını eş zamanlı azaltmada oldukça etkin bir yöntemdir. Bu çalışmada, dizel, ayçiçek biyodizeli, saf su ve sürfaktan (Span 80 + Tween 80) kullanılarak emülsiyon yakıtlar hazırlanmıştır. Yakıtlar D (dizel), DS5 (93% dizel + 5% su + 2% sürfaktan), DS10 (88% dizel + 10% su + 2% sürfaktan), B (biyodizel), BS5 (93% biyodizel + 5% su + 2% sürfaktan), BS10 (88% biyodizel + 10% su + 2% sürfaktan) şeklindedir. Emülsiyon yakıtlar manyetik bir karıştırıcı yardımıyla oda sıcaklığında 1 saat boyunca 1500 (dev/dak) hızla karıştırılarak hazırlanmış ve yakıt özellikleri tespit edilmiştir. Son olarak da 4 zamanlı, 4 silindirli, turboşarjlı, su soğutmalı bir dizel motorunda motor performans ve emisyon testleri gerçekleştirilmiştir. Emülsiyon yakıtlar motor tork ve fren gücü değerleri ile karbon monoksit (CO) ve azot oksit (NOx) emisyonlarında azalmaya sebep olmuştur.