Breast feeding
143 theses under this subject heading
Obez ve normal kilolu olan annelerin erken dönemde emzirme öz yeterliliği ile emzirme başarılarının karşılaştırılması
Araştırma, obez ve normal kilolu annelerin doğum sonu dönemde emzirme başarısı ve öz-yeterlilikleri arasındaki ilişkiyi belirlemek ve obez ile normal kilolu olan grup arasında karşılaştırma yapmak amacıyla tanımlayıcı ve karşılaştırmalı olarak yapılmıştır. Araştırma örneklemini Zekai Tahir Burak Kadın Sağlığı Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nin doğum sonu servislerinde yatan, araştırma kriterlerine uygun 113 obez, 111 normal kilolu anneler oluşturmuştur. Veri toplama aracı olarak anne ve bebeğe ait demografik özellikleri sorgulayan Kişisel Bilgi Formu, postnatal dönemde kullanılan Emzirme Öz-Yeterlilik Ölçeği kısa şekli, Emzirmeyi Tanılama ve Değerlendirme Ölçeği LATCH kullanılmıştır. Verilerin analizi için sayı, yüzdelik, ortalama, standart sapma, t-testi, Ki Kare testi, Pearson Korelasyon analizi kullanılmıştır. İstatistiksel anlamlılık değeri olarak p<0.005 kabul edilmiştir. Çalışmamızda obez olan kadınların gebelik öncesi BKİ ortalaması 31.41±2.4, normal kiloluların ise gebelik öncesi BKİ ortalaması 22.25±2.8 bulunmuştur. Çalışmamızda obez annelerin bebeklerine anne sütü dışında herhangi bir ek gıda verme durumu normal kilolulara göre anlamlı derecede daha yüksek bulunmuştur. Çalışmamızda hem obez hemde normal kilolu annelerde EÖÖ puanı artıkça LATCH emzirme başarısı puan ortalamaları artmaktadır (p<0.05, r:0.613). Araştırmamıza katılan normal kilolu annelerin EÖÖ obez annelere oranla yüksek bulunmuştur. LATCH emzirme başarısı puan ortalamalarının ise; obez annelerin normal kilolulara oranla daha düşük olduğu belirlenmiştir (p<0.05). Çalışmamız sonucunda anne sütü hakında eğitim/bilgi alan obez annelerde hem EÖÖ hemde LATCH emzirme başarısı puan ortalaması yüksek bulunmuştur. Obez ve normal kilolu annelerin bebeklerine anne sütü dışında ek gıda verme oranı artıkça hem EÖÖ puan ortalaması hemde LATCH emzirme başarısı puan ortalaması düşük bulunmuştur. Çalışmamız verileri ışığında, obez kadınlarda emzirme başarısını artırmak için emzirme öz-yeterlilik algısının yükseltilmesi, antenatal dönemden başlayan ek emzirme danışmanlık hizmetinin verilmesi, ebe ve hemşire tarafından anneye verilen eğitimlerin emzirme durumlarının sürdürülmesi açısından doğum sonu dönemde obez grupta gerekirse ev ziyaretleri ile desteklenmesi önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: Emzirme başarısı, emzirme öz-yeterlilik, maternal obezite
Yardımcı üreme teknikleri ve spontan yolla gebe kalan annelerin emzirme tutumunun ve emzirme öz yeterliliğinin karşılaştırılması
Bu araştırma, yardımcı üreme teknikleri ve spontan yolla gebe kalan annelerin postpartum emzirme tutumunun ve emzirme öz yeterliliğinin değerlendirilmesi amacıyla tanımlayıcı ve karşılaştırmalı tipte yapıldı. Araştırmanın örneklemini 47 yardımcı üreme teknikleri ve 74 spontan yolla gebe kalan toplam 121 anne oluşturdu. Veriler, 01.12.2020-01.05.2021 tarihleri arasında araştırmacı tarafından oluşturulan Anne Tanılama Formu, Emzirmeye İlişkin Soru Formu, Emzirme Tutum Değerlendirme Ölçeği (ETDÖ), Emzirme Öz Yeterliliği Ölçeği (EÖYÖ) ve LATCH Emzirme Tanılama Ölçüm Aracı kullanılarak postpartum 4. ay ve 6. aylarda telefon görüşmeleri ile toplandı. Verilerin değerlendirilmesinde ki kare, Mann-Whitney U, independent sample t test, Kruskal Wallis testi ve Pearson korelasyon analizi kullanıldı. Araştırmada spontan yolla gebe kalan annelerin 4. ay ve 6. ay ETDÖ puan ortalamalarının sırasıyla 120,77±19,64 ve 113,01±21,48, 4. ay ve 6. ay EÖYÖ puan ortalamalarının sırasıyla 55,11±10,28 ve 51,93±12,94, 4. ay ve 6. ay LATCH puan ortalamalarının sırasıyla 8,51±1,97 ve 7,97±2,53 olduğu saptandı. Yardımcı üreme teknikleri ile gebe kalan annelerin 4. ay ve 6. ay ETDÖ puan ortalamalarının sırasıyla 96,38±13,03 ve 92,87±13,89, 4. ay ve 6. ay EÖYÖ puan ortalamalarının sırasıyla 40,04±9,32 ve 37,49±10,39, 4. ay ve 6. ay LATCH puan ortalamalarının sırasıyla 6,51±2,42 ve 6,79±2,75 olduğu saptandı. Spontan yolla gebe kalan annelerin yardımcı üreme teknikleri ile gebe kalan annelere göre daha yüksek düzeyde emzirme başarısı, daha olumlu emzirme tutumu ve yüksek emzirme öz yeterliliğine sahip olduğu belirlendi (p<0,05).
Bebek dostu hastanelerde çalışan çocuk hemşirelerinin anne sütü ve emzirme ile ilgili bilgi düzeyleri
Annelerin, anne sütü ve emzirme ile ilgili bilgi eksikleri anne sütüyle beslenen bebek sayısında azalmalara sebep olduğundan doğum sonrası emzirmenin ilk bir saat içinde başlatılması ve anneye doğru emzirme tekniklerinin öğretilmesi önemlidir. Bu nedenle hemşireler annelerin emzirme davranışlarını olumlu yönde etkilemeli, emzirmeyi yönetmeli, desteklemeli, yetersizlik hisseden anneleri belirlemeli, onlara çözüm aramalı ve annelerin bebeklerini ilk altı ay sadece anne sütü ile beslemesini sağlamalıdır. Hemşirelerin bu rollerini gerçekleştirebilmesi için anne sütü ve emzirme ile ilgili bilgi düzeyleri yeterli olmalıdır. Bu çalışma ile çocuk hemşirelerinin anne sütü ve emzirme ile ilgili bilgi düzeylerini belirlemek amaçlanmıştır. Bu çalışma tanımlayıcı-kesitsel olup, Ocak -Haziran 2022 tarihleri arasında Orta Karadeniz Bölgesindeki bir il merkezi ve ilçelerinde bulunan, bebek dostu hastanelerde çalışan 166 hemşire ile yürütülmüştür. Veriler "Hemşire tanımlayıcı bilgi formu" ve "Anne sütü ve emzirme ile ilgili bilgi düzeylerini belirleme formu" ile toplanmıştır. Kırk maddeden oluşan formdan alınabilecek en düşük puan 0, en yüksek puan 40'tır. İstatistiksel analizlerde SPSS paket programı kullanılmış, tanımlayıcı bilgi formundan elde edilen veriler, sayı ve yüzde (%), anne sütü ve emzirme ile ilgili bilgi düzeylerini belirleme formundan elde edilen veriler ortalama±standart sapma ile raporlanmıştır. Bağımsız iki grup arasındaki verilerin karşılaştırılmasında Mann Whitney U testi, bağımsız ikiden fazla grup için Kruskal Wallis testi kullanılmıştır. İstatistiksel anlamlılık p<0,05 olarak kabul edilmiştir. Hemşirelerin %51,8'i 26-35 yaş aralığında, %97'si kadın, %69,3'ü lisans mezunu, %42,8'i 1-5 yıl arasında çalışmakta olup, %26,5'i anne sütü ve emzirme danışmanlığı ile ilgili herhangi bir eğitim almamıştır. Hemşirelerin anne sütü ve emzirme ile ilgili bilgi düzeyi puan ortalamaları 29,92±2,85 ile ortalamanın üzerindedir. Çalışmada 16 yıl ve üzeri çalışan hemşirelerin bilgi düzeylerinin 1-5 yıl çalışan hemşirelerden anlamlı düzeyde yüksek olduğu belirlenmiştir (p<0,05). Sonuç olarak çalışmaya katılan hemşirelerin anne sütü ve emzirme ile ilgili bilgi düzeyleri ortalamanın üzerindedir. Bebek dostu hastanelerde çalışan hemşirelerin tam bir bilgi donanımına sahip olması gerektiği düşünülürse, hemşirelerin bilgi düzeyleri istenilen düzeyde değildir. Hemşirelere anne sütü ve emzirme danışmanlığı ile ilgili hizmet içi eğitim programlarının düzenlenmesi önerilmektedir. Anahtar Kavramlar: Anne sütü, bebek dostu hastane, emzirme, hemşire, bilgi düzeyi Bilim Kodu: 1032.8
0-12 aylık bebeği olan annelerde algılanan sosyal desteğin, postpartum depresyonun ve bebek beslenme tutumunun emzirme öz-yeterliliği üzerine etkisinin değerlendirilmesi
0-12 Aylık Bebeği Olan Annelerde Algılanan Sosyal Desteğin, Postpartum Depresyonun ve Bebek Beslenme Tutumunun Emzirme Öz-Yeterliliği Üzerine Etkisinin Değerlendirilmesi Bu çalışma, 0-12 aylık bebeği olan annelerde algılanan sosyal desteğin, postpartum depresyonun ve bebek beslenme tutumunun emzirme öz-yeterliliği üzerine etkisinin değerlendirilmesi amacıyla tanımlayıcı ve ilişki arayıcı tipte yapılmıştır. Çalışma, 15 Aralık 2023 – 15 Mart 2024 tarihleri arasında Ankara İl Sağlık Müdürlüğü Toplum Sağlığı Birimine bağlı üç aile sağlığı merkezinde yürütülmüştür. Çalışmaya 200 anne dahil edilmiştir. Verilerin toplanmasında "Bireysel Bilgi Formu", "Emzirme Öz-yeterliliği Ölçeği-Kısa Formu (EÖYÖ)", "Bebek Beslenmesi Tutum Ölçeği (BBTÖ)", "Edinburg Postpartum Depresyon Ölçeği (EPDÖ)" ve "Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği (ÇBSDÖ)" kullanılmıştır. Verilerin analizinde "Student t testi", "Tek yönlü varyans analizi (One Way ANOVA)" ve "Welch ANOVA" testleri kullanılmıştır. EÖYÖ ile diğer ölçekler ve bazı değişkenler arasındaki ilişkinin ve etkinin incelenmesi amacıyla "Pearson korelasyon analizi" ve "Yapısal eşitlik modeli"nden yararlanılmıştır. Çalışmamızda annelerin EÖYÖ toplam puan ortalaması 60,93±6,78, BBTÖ toplam puan ortalaması 65,65±5,72, ÇBSDÖ toplam puan ortalaması 65,55±17,18, EPDÖ toplam puan ortalaması 8,28±5,02' dir. Annelerin EÖYÖ toplam puan ortalaması ile EPDÖ toplam puan ortalaması arasında negatif yönde zayıf bir ilişki vardır (r=-0,186, p<0,05). Annelerin EÖYÖ toplam puan ortalaması ile ÇBSDÖ toplam puan ortalaması ve yaşayan çocuk sayısı arasında pozitif yönde zayıf bir ilişki vardır (sırasıyla, r=0,170, r=0,157, p<0,05). Yapısal eşitlik modellemesinde eğitim düzeyinin yüksek ve emzirme güçlüğünün olması durumunda EÖYÖ puanı azalırken (p<0.001), BBTÖ ve ÇBSDÖ puanı arttıkça EÖYÖ puanının arttığı belirlenmiştir (p<0.01). Çalışma sonucunda emzirme öz-yeterliliğini etkileyen faktörlerin çok yönlü olduğu belirlenmiştir. Hemşireler; emzirme öz-yeterliliğini etkileyebilecek bireysel, obstetrik ve sosyo-kültürel özellikleri emzirme danışmanlığında dikkate almalıdır. Anahtar Kelimeler: Bebek beslenmesi tutumu, emzirme öz-yeterliliği, hemşirelik, postpartum depresyon, sosyal destek.
Doğum sonrası ilk yirmi dört saatte anne sütünün azalmasına sebep olan faktörler
Bu çalışma İlk yirmi dört saatte anne sütü azalması ve/veya yetersizliği konusunda etkileyen faktörleri belirlemek ve nomogram ile eğitim ve izlemde rehberlik etmesi amacıyla tasarlandı. Haziran 2019- Haziran 2020 tarihleri arasındaki Bir yıllık periyotta Diyarbakır Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Çocuk Hastalıkları ek binasına başvuran 15-49 yaş arası herhangi bir doğum şekli ile doğum yapan kadınlar çalışmaya dahil edildi. Anne sütü azalan ve/veya yetersizliği olan hastalar var olan çalışmamızda klinikal prediksiyon modelimizin sonucu olarak değerlendirildi. Aday prediktörler annenin kilosu, doğum şekli, meme başının çöküklüğü, doğum için başlangıçta indüksiyon verilmesi, doğum sonrası bebeğin anne kucağına verilmesi (ten tene temas) ve bebeğin 5. dakika apgar skoru olarak belirlendi. Üç aday prediktör, anne sütü azalan ve/veya yetersizliği sonucu ile güçlü bir şekilde ilişkili bulundu. Bunlar meme başı çöküklüğü [OR:2.6 (1.06-6.4)], anne kucağına verilmeme [OR:6.5(3.1-13.2)] ve Bebek 5. dakika apgar skoru düşüklüğü [OR:2.37(1.1-5.07)] varlığıydı. Sonuç olarak, meme başı çöküklüğü, anne kucağına verilmeme ve bebek 5. dakika apgar skoru düşüklüğü, sezaryen ile doğum ve doğum için indüksiyon verilmemesi gibi temel parametrelere bakılarak doğum sonrası ilk yirmi dört saatte anne sütü azalan ve/veya yetersizliği olan hastaları öngörülebileceği belirlendi. Anne sütü azalan ve/veya yetersizliği öngörmede çizilen nomogramlar doğum sonrası sağlık çalışanlarına klinikte rehberlik hizmeti sunacaktır.
Göçmen ve mülteci kadınların emzirme özyeterliliği ve ilk 6 ayda formül süt tercih sebepleri
Bu çalışma 0-24 ay arasında çocuğu olan göçmen ve mülteci kadınların emzirme öz yeterliliği ve ilk 6 ayda formül süt tercih sebeplerinin belirlenmesi amacıyla tanımlayıcı tipte yapılan bir araştırmadır. Araştırma Diyarbakır İl Sağlık Müdürlüğü'ne bağlı Göçmen Sağlığı Merkezi'ne başvuran toplamda 200 göçmen ve mülteci anne ile yüz yüze anket uygulanarak gönüllülük esasına dayalı olarakyapılmıştır. Verilerin toplanmasında katılımcı annelerin anne sütü ve formül mama ile beslemeye yönelik tutumlarını kapsayan 8 soruluk sosyo-demografik soru formu ve17 sorudan oluşan IOWA Beslenme Tutum Ölçeği kullanılmıştır. Çalışma verileriIBM SPSS Statistics 29.0 analiz programı ile değerlendirilmiştir. Güvenilirliğin test edilmesi için Cronbach alfa katsayısı ve madde toplam korelasyonu değerlendirilmiş; ölçeğin Cronbach Alpha iç tutarlılık katsayısı 0.68 olarak saptanmış ve ölçeğin güvenilir olduğu bulunmuştur (0.60≤α<0.80). Çıkan sonuçların anlamlılığı p>0.05 düzeyinde değerlendirilmiştir. Çalışmanın yapılabilmesi için etikkurul izni, kurum izni ve çalışmaya katılan annelerden aydınlatılmış onam formu alınmıştır. Araştırmaya katılan annelerin yaş ortalaması 27,3 olup eğitim seviyesi ilkokul ve altı %71,5 yüksekokul ve üzeri %9 olarak saptanmıştır. Katılımcıların yaşı düştükçe formül süte yönelimin arttığı, eğitim seviyesi yükseldikçe anne sütü tercihinde bir artış olduğu gözlemlenmiştir. Çalışmamızda normal vajinal doğum oranı epidural/spinalle vajinal doğuma oranla daha yüksek bulunmuştur (%74.5 ; %8.5). Doğum şekli ile annenin anne sütü tercihi arasında anlamlı bir farklılık olduğu saptanmıştır (p<0.05). Geçmişte emzirme deneyimi olan annelerin büyük kısmı (%68.7) bebek beslenmesinde anne sütünü tercih etmektedir. Doğum sonrası çevresinden destek gören annelerin anne sütüne yönelimlerinin daha fazla olduğu (%73,1) saptanmış buna karşın doğum sonrası destek görme ile anne sütü seçimi arasında anlamlı bir fark bulunamamıştır(p>0.5). Sonuç olarak; yeni doğum yapan annelerin sütünün az olması veya yeterli olmayışı gibi durumlarda annelerin formül mamaya yönelmemesi için doğru emzirme ve süt sağma tekniklerinin hemşire, ebe ve sağlık çalışanları tarafından anlatılması gerekmektedir. Göçün yarattığı olumsuz sonuçları ortadan kaldırmak ya da en aza indirmek amacıyla göç eden annenin fiziksel, ruhsal ve sosyal olarak tam bir iyilik hali için psikososyal alanda hizmet veren psikolog ve sosyal hizmet uzmanlarının deneyim ve bilgisine başvurulması, bebek dostu hastane girişimlerinin teşvik edilmesi önerilmektedir.
Sezaryen sonrası sırt masajı ve sıcak uygulamanın emzirme üzerine etkisi
Bu çalışma sezaryen sonrası sırt masajı ve sıcak uygulamanın; anne sütünün gelme zamanına, anne sütü miktarına, emzirme başarısına ve anne bebek iletişimine etkisini belirlemek amacıyla deneysel çalışma olarak yapıldı. Araştırmanın evrenini Gaziantep Cengiz Gökçek Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesinde araştırma verilerinin toplandığı tarihlerde yatmakta olan ilk sezaryenle doğum yapan kadınlar oluşturdu. Araştırmanın örneklem büyüklüğü için güç analizi yapıldı. Örnekleme sırt masajı grubuna 60, sıcak uygulama grubuna 60, kontrol grubu 60 olmak üzere toplam dahil edilme kriterlerini karşılayan 180 kadın dahil edildi. Verilerin toplanmasında; tanıtıcı bilgi formu, anne bebek iletişim formu, emzirme tanılama ölçeği (LATCH Assement Tool) ve Bebeğin Aldığı Anne Sütü Miktarını Puanlama Sistemi (İMDAT) kullanıldı. Verilerin analizi SPSS programında yapıldı. Kontrol grubuna herhangi bir girişimde bulunulmadı. Uygulanan girişimler sonunda deney grubunda yer alan sırt masajı ve sıcak uygulama grubundaki kadınların anne sütünün daha erken geldiği ve anne sütü inme zamanında en etkili yöntemin sırt masajı olduğu belirlendi (p<0.05). Sırt masajı ve sıcak uygulamanın annenin süt gelme zamanını kısalttığı, bebeğin aldığı anne sütü miktarını, emzirme başarısını ve anne bebek iletişimini artırdığı belirlendi (p<0.05). Anahtar Sözcükler: Emzirme, Sezaryen, Sırt Masajı, Sıcak Uygulama
Emziren annelerin anne sütü bankacılığına ilişkin inanç ve görüşleri: nitel bir çalışma
Emzirmeyi destekleyen tüm programlara rağmen bebeklerin altı ay boyunca sadece anne sütü ile beslenmesi tüm toplumlarda istenilen seviyede değildir. Çeşitli nedenlerle anne sütüyle beslenemeyen bebeklere mama ile besleme yapılmaktadır. Ancak mama anne sütünün yerini alamaz. Bu nedenle anne sütü bankacılığı, bebeklerin anne sütünden mahrum kalmamaları adına çözüm kaynağı olmuştur. Avrupa'da 281 adet aktif, 18 adet açılması planlanan anne sütü bankası bulunmasına rağmen Türkiye'de dini inançlardan dolayı süt bankası bulunmamaktadır. Bu nedenle çalışmamız, emziren annelerin anne sütü bankacılığına ilişkin inanç ve görüşlerini belirlemek amacıyla nitel tasarımda yapılmıştır. Araştırmanın evrenini, Gaziantep Sağlıkçılar Aile Sağlığı Merkezine başvuran kadınlar oluşturmuştur. Örneklemi ise amaçlı örnekleme yöntemi ile belirlenen 30 anne oluşturmuştur. Veriler, tanıtıcı özellikler formu, erişkinlerin anne sütü ile ilgili algı ölçeği ve yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılarak toplanmıştır. Çalışmanın etik kurul ve kurum izinleri alınmıştır. Veriler MAXQDA nitel araştırmalar programı ile analiz edilmiştir. Çalışmamızda annelerin tamamına yakınının anne sütü bankacılığı hakkında detaylı bilgilerinin olmadığı, süt bankacılığını dinen sakıncalı buldukları, süt kardeşlerin dinen evlenmelerinin yasak olduğunu, ihtiyaç halinde sütannelik yapabileceklerini ifade ettikleri, yarısından fazlasının kendi bebeklerinin sütannesinin olmasını istemedikleri, yarısının ise sadece anne ve bebeğin bilgileri verildiği takdirde bu bankaları kullanabilecekleri ve eğer zor durumda kalırlarsa sadece yakın çevrelerinden sütanne talep edecekleri saptanmıştır. Sonuç olarak, emziren anneler süt bankasının güzel bir uygulama olduğunu fakat dinen sakıncalı olduğunu ifade etmişlerdir. Eğer sütler karıştırılmazsa, annenin ve bebeğin bilgileri ailelere verilirse, bebeklerin cinsiyeti aynı olursa, temizlik ve hijyen konusuna dikkat edilirse bu bankalara süt bağışında bulunabilecekleri ve ihtiyaç halinde süt alıp kullanabilecekleri saptanmıştır.
Dini tutum ve emzirme tutumu arasındaki ilişki ve bu ilişkinin emzirme üzerindeki etkileri
Araştırmada dini tutum ve emzirme tutumu arasındaki ilişki ve bu ilişkinin emzirme üzerindeki etkilerini değerlendirmek amaçlanmıştır. Araştırmanın evrenini 0-24 aylık bebeğe sahip olan (N=460) anneler oluşturmuştur. Bu annelerden basit rastgele örnekleme yöntemi kullanılarak örneklem seçimi yapılmıştır(n=203). Araştırma 5 aile hekimi 4 hemşire ve ebenin çalıştığı bir aile sağlığı merkezinde gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın verileri yüksek lisans öğrencisi Cuma Tunçkaşık tarafından bu aile sağlığı merkezinde anneler ile yüz-yüze iletişim kurarak toplanmıştır. Verilerin toplanması yaklaşık 15 dk sürmüştür. Veriler toplanmaya başlamadan araştırma hakkında annelere bilgi verilmiş araştırmaya katılmaya olurlarının olup olmadığı sorgulanmıştır. İstatistiksel analizde verilerin normal dağılıma uygunluğu Kolmogorov Smirnov testi ile değerlendirilmiştir. Araştırmada elde edilen verilerin değerlendirilmesinde tanımlayıcı istatistiklerin (yüzde, frekans, ortalama, standart sapma, minimum, maksimum) yanı sıra iki bağımsız değişkenin karşılaştırılmasında t testi, ikiden fazla değişkenin karşılaştırılmasında ANOVA testi kullanılmıştır. İki ölçek arasındaki ilişki person korelasyon katsayısı ile değerlendirilmiştir. Emzirmeye ve bebeği beslemeye yönelik verilerin dağılımına baktığımızda, bebeklerin %82.8'nin doğumdan hemen sonra emzirildiği, %51.7'sinin annesinin emzirme deneyimine sahip olduğu, %59.1'nin annesinin bebeğini sadece ilk 6 ay emzirmeyi düşündüğü, %57.6'sının yalnızca anne sütü ile beslendiği, % 82.3'nün kolostrum ile beslenebildiği, %46.8'nin doğar doğmaz emzirildiği belirlenmiştir. Annelerin DYÖ tutumu ile ETDÖ tutumu arasında istatistiksel olarak pozitif yönlü orta düzeyde anlamlı bir ilişki olduğu belirlenmiştir. Sonuç olarak emzirme tutumunun istendik düzeyde olmadığı ve dini tutum ile emzirme tutumu arasında bir ilişki olduğu belirlenmiştir.
Babil ilinde annelerin emzirme konusunda bilgi ve uygulamalarının değerlendirilmesi
Bu çalışma, Irak'ın Babil ilinde annelerin emzirme konusunda bilgi ve uygulamalarını belirlemek amacıyla yapılmıştır. Bu çalışma tanımlayıcı kesitsel tipte olup, evrenini, Irak'ın Babil ilinde yaşayan ve emziren anneler oluşturmuştur. Çalışma 1 Mart 2022 – 31 Ekim 2022 tarihleri arasında Irak'ın Babil ilinde yaşayan 258 emziren anne ile yürütülmüştür. Araştırmanın verileri kadınların demografik özelliklerine ve emzirmeye ilişkin sorular içeren ve iki bölümden oluşan bir anket formu kullanılarak online toplanmıştır. Araştırma kapsamında toplanan verilerin analizinde frekans analizi (sayı, yüzde, ortalama), Bağımsız Örneklem t testi ve One Way ANOVA analizleri kullanılmıştır. Annelerin %32,9'u 31-40 yaş aralığında, %37,2'si ev hanımı, %36'sı ilköğretim mezunu, %50 sinin geliri giderine eşit, %52,7'si ilde ikamet ettiği, %32,2'sinin eşi ve çocukları ile birlikte yaşadığı, %37,2'sinin 2 çocuk sahibi olduğu belirlenmiştir. Ayrıca annelerin %68,6'sında emzirme deneyimi bulunduğu ve %59,3'ünün ilk altı ay emzirdiği saptanmıştır. Annelerin "emzirme konusundaki bilgi düzeyi" anketine verdiği yanıtların ortalaması 3,13±0,56 ve "emzirme konusundaki uygulamaları" anketine verdiği yanıtların ortalaması, 3,11±0,50 olarak saptanmıştır. Emzirme deneyiminin, ilk 6 ay emzirmenin, yerleşim yerinin, yaşın, eğitim ve gelir durumun annelerin bilgi düzeyini istatistiksel olarak etkilediği saptanırken (p<0,05), emzirme konusundaki uygulamalarını istatistiksel olarak etkilemediği belirlenmiştir (p>0,05). Araştırma sonucunda annelerin emzirme konusundaki bilgi düzeyinin ve uygulamalarının orta düzeyde olduğu belirlenmiştir. Annelerin emzirme konusunda bilgilerinin artırılması ve başarılı emzirme uygulamalarının yaygınlaştırılması için annelere sağlık profesyonelleri tarafından gerekli danışmanlıkların verilmesi önerilmektedir.
Irak dhiqar şehirindeki annelerin emzirmeye yönelik memnuniyetlerinin araştırılması
Background: Nutrition plays an important role in maintaining healthy growth and development during infancy. The best form of nutrition for the baby is breast milk. Breast milk is special for every baby and its nutritional content varies according to the baby's needs. The most economical, healthy and practical way to feed breast milk is by breastfeeding. Breastfeeding strengthens the bond between mother and baby. The United Nations International Children's Fund (UNICEF) and the World Health Organization (WHO) also recommend breastfeeding only for the first six months, and breastfeeding with complementary foods until at least two years of age. For this reason, in order to increase breastfeeding success, it is important to know the satisfaction of mothers about their breastfeeding experiences in the early period and to maintain effective breastfeeding by creating an appropriate education plan. Aim: This research aims to evaluate mothers' satisfaction with their breastfeeding experience in Dhiqar City, Iraq. Method: The research was conducted as a descriptive cross-sectional type in order to determine the thoughts of breastfeeding mothers about their breastfeeding experiences in Iraq. The population of the study consisted of 199 mothers living in Dhiqar, Iraq between November 2022 and February 2023 who met the sampling criteria. As a data collection tool, a Mother Information Form and the Arabic version of the Maternal Breastfeeding Evaluation Scale (MBFES-A) were used. Number, percentage, mean, standard deviation, t-test and ANOVA tests were used in the analysis of the data. The Tukey test was used to determine the differences between groups. Result: 45.7% of the mothers were in the age range of 30-39 years, 74.4% were secondary school graduates, 65.8% were working, 61.8% had a monthly income equal to their expenses, and 93.5% lived in a city. It was determined that 43.7% had four or more children, 71.4% had had an unplanned pregnancy and 76.4% had had a normal delivery. In addition, 56.8% had received information about breastfeeding during pregnancy, 93.5% did not have any problems with breastfeeding in the partum / postpartum period, 48.2% breastfed their baby immediately after birth and 74.4% gave first breast milk to their baby after birth. The mean MBFES-A scale score of the mothers was 56.35±7.04, the mean of the Infant Satisfaction / Growth Sub-Dimension was 18.36 ±3.56, the mean of the Maternal Enjoyment/role attainment Sub-Dimension was 19.41±3.19 and the lifestyle/body image sub-dimension was 19.41±3.19. The mean of the Lifestyle/ Body Image Sub-dimension was determined to be 18.57±2.30. It was determined that there were statistically significant differences in the participants' MBFES-A scores according to their education level, economic status perception, place of residence, number of children, whether their pregnancy was planned, whether they had received information on breastfeeding during pregnancy, whether they had had any problems with breastfeeding at the birth or afterwards, how long after the birth they had breastfed the baby, and what food they had first given to the baby after the birth (p>0.05). No significant relationship was found between the sex of the baby and its age in months and breastfeeding satisfaction (p>0.05). The mother's age, employment status and family type were found to affect different dimensions of breastfeeding satisfaction (p<0.05). Conclusion: According to the results obtained from the research, it was determined that the sociodemographic characteristics of the mother, the characteristics of birth, the infant and breastfeeding affected maternal breastfeeding satisfaction and its different dimensions. It was concluded that the gender of the baby and the month of the baby have no effect on the breastfeeding satisfaction of the mother. It is recommended by nurses that mothers' satisfaction with the breastfeeding experience and the factors affecting it be evaluated, and that individualized breastfeeding counselling be provided.
COVİD pandemisi döneminde postpartum sağlık problemlerinin incelenmesi
Araştırma, mevcut Covid pandemisi döneminde; gebeliğin son trimestrinde Covid-19 enfeksiyonu geçiren ve geçirmeyen, miyadında doğum yapan, bebeğinin doğumdaki boy ve kilosu normal sınırlar içinde olan, normal taburculuk süresi içinde taburcu olan, postpartum annelerdeki sağlık problemlerini, emzirme tutumunu, postpartum spesifik anksiyetesini ve annelik fonksiyonlarını incelemek amacıyla yapılmıştır. Araştırmanın evrenini, Çankırı Devlet Hastanesi'nde ve Çankırı İl Sağlık Müdürlüğü'ne bağlı birinci basamak sağlık hizmetlerinde takip edilen pospartum anneler oluşturmuştur (N:1200). Örneklemini ise araştırmaya dâhil edilme kriterlerini taşıyan anneler oluşturmuştur (n:168). Araştırmada veriler; Anne Tanılama Formu, Postpartum Fiziksel Sorunları Belirleme Formu, Emzirme Tutumunu Değerlendirme Ölçeği, Postpartum Spesifik Anksiyete Ölçeği ve Barkin Annelik Fonksiyonu Ölçeği ile toplanmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde; yüzdelik ve standart sapma hesaplaması yapılmış, ayrıca verilerin normallik varsayımını sağlayıp sağlamadığını test etmek için Shapiro-Wilk testi uygulanmıştır. Kategorik bağımsız değişkenleri karşılaştırmalarda Chi-Square testi uygulanmıştır. Araştırma sonucunda; Covid-19 enfeksiyonu geçiren ve geçirmeyen annelerin postpartum sağlık problemleri arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki olduğu saptanmıştır (p<0.05). Fakat Covid pandemisi döneminde enfeksiyonu geçiren ve geçirmeyen annelerin emzirme tutumunun, postpartum anksiyete düzeylerinin ve annelik fonksiyonlarının farklılık göstermediği belirlenmiştir (p>0.05). Anahtar Kelimeler: Anksiyete, Covıd-19, Emzirme, Motivasyon, Postpartum, Sağlık.
Vajinal doğumda erken ten temasının emzirme başarısı ve emzirme öz yeterliliği üzerine etkisi
Araştırma vajinal doğumda erken ten temasının emzirme başarısı ve emzirme öz yeterlilik üzerine etkisini incelemek amacıyla randomize kontrollü yarı deneysel nitelikte yapılmıştır. Araştırmanın evrenini Çankırı Devlet Hastanesi'nde vajinal doğum yapan (N:139), örneklemini araştırma katılım şartlarına uyan 32'si deney 32'si kontrol grubu olmak üzere toplam 64 anne oluşturmuştur (n:64). Deney grubundaki annelere doğum sonu erken ten teması uygulanmış, kontrol grubunda ki annelere hastane rutinleri uygulanmıştır. Araştırma verileri; Genel Bilgiler Formu, LATCH Emzirme Tanılama ve Değerlendirme Ölçeği ve Emzirme Öz Yeterlilik Ölçeği Kısa Şekli formları ile toplanmıştır. Araştırmada erken ten teması uygulanan annelerin emzirme başarısı ve emzirme öz yeterlilik düzeyinin kontrol grubuna göre anlamlı düzeyde yüksek olduğu belirlenmiştir (p<0,05). Annenin, yaşının, yaşayan çocuk sayısının, emzirme tecrübesinin, gebeliğinin planlı olma durumunun ve bebeğin emme süresi ve ilk emzirilme zamanının, emzirme başarısını ve emzirme öz yeterlilik düzeyini etkileği belirlenmiştir. Erken ten temasını konusunda annelerin ve sağlık çalıaşanlarının farkındalıklarının artırılması ve hastanelerin rutin uygulamalarına erken ten teması uygulamasının dahil edilmesi önerilmektedir.
Yenidoğanın erken dönemde emzirilmesine etki eden faktörler
bu çalışma, yenidoğanın erken dönemde emzirilmesine etki eden faktörleri incelemek amacıyla, Çukurova Üniversitesi Balcalı Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum servisinde, 63 sağlıklı anne ve bebeklerinde uygulanan kesitsel bir çalışmadır. Veriler, literatürden yararlanarak geliştirilen sosyo-demografik bilgiler, emzirme ve anne sütünün önemi, gebeliğe ve doğuma ait özellikler, emzirmeye isteklilik vb. sorulardan oluşan anket formu ve LATCH emzirme tanılama aracı kullanılarak yüz yüze toplandı. Ayrıca rutin olarak bakılan maternal prolaktin değerleri kaydedildi.Annelerin bebeklerini ilk 30 dakikada emzirmeye başlayanların oranı %73 idi. Annelerin anne sütüyle ilgili düşünce ve deneyimleri ile bebeklerini erken dönemde emzirmeleri arasında ilişki bulunamadı (p>0.05). Vajinal doğum yapan annelerin %95.4'ü 30 dakika içinde bebeklerini emzirirken, sezaryenle doğum yapanlarda bu oran %61 idi. Genel anestezi alan annelerin %50'si ilk 30 dakikada bebeklerini emzirirken, rejyonel anestezi (spinal, epidural) uygulanan annelerde bu oran %71.4 idi. Bebeklerin sosyo-demografik özelliklerinin bebeklerin erken dönemde emzirilmelerine etkili olmadığı bulundu (p>0.05). Annenin doğum şekli ile prolaktin seviyeleri arasında ilişki anlamlı bulundu (p<0.05). Annelerden bebeklerini ilk 5 dakikada emzirenlerin prolaktin seviyesi 380.164+84.77 ng/ml, 6-30 dk'da 301.745+115.31 ng/ml, ilk 30 dk'dan daha geç emzirenlerin ise 277.772+115.84 ng/ml idi. Sezaryen doğumda annelerin LATCH puan ortalamaları 5.56+3.3, vajinal doğumda ise 7.18+3.4 idi. Bu durumda olabildiğince vajinal doğumların desteklenmesi, sezaryen endikasyonlarının uygun konulması, eğer sezeryan gerekiyorsa da rejyonel anestezinin kullanılması, bebeklerin erken dönemde anne sütüyle beslenmesinin sağlanması önemlidir. Hemşirelerin, LATCH emzirme tanılama aracını kullanarak erken dönemde annelerin bebeklerini emzirmelerini değerlendirmesi, bu konuda hemşirelere hizmet-içi eğitim verilmesi önerilebilir.Anahtar sözcükler: Anne Sütü, Erken emzirme, Hemşirelik, LATCH, Prolaktin.
COVİD-19 sürecinde emziren kadınların emzirmeye ilişkin bilgi ve davranışlarının incelenmesi
Bu çalışma Covid-19 pandemi sürecinde emziren kadınların emzirmeye ilişkin bilgi ve davranışlarının incelenmesi amacıyla yapıldı. Çalışma, 15.02.2021-31.08.2021 tarihleri arasında Yozgat Bozok Üniversitesi Araştırma ve Uygulama Hastanesine doğum sonu dönemin ilk 6 aylık sürecinde herhangi bir nedenle hastaneye başvuran, bebeğini emzirmeye devam eden kadınlardan oluşmaktadır; araştırmaya katılmayı kabul eden, bebeğini emziren, Covid-19 tanısı almamış, 18-35 yaş arasındaki 382 kişi ile yürütüldü. Araştırmanın verileri 'Hasta Tanıtım Formu', 'Emzirme Öz Yeterlilik Ölçeği (EÖYÖ)', 'Covid-19 Sürecinde Emzirme Bilgi ve Davranış Formu' kullanılarak elde edildi. Verilerin değerlendirilmesinde Bağımsız Örneklem T-testi, Tek Yönlü Varyans Analizi, Mann Whitney U Testi, Kruskal Wallis H testi kullanıldı. Çalışmanın anlamlılık düzeyi p<0.05 olarak kabul edildi. Araştırmaya katılan kadınların EÖYÖ puan ortalaması 54.97± 10.14 olarak belirlendi. Doğumda tensel temas uygulanan kadınların ve bebeğini doğum sonrası ilk 30 dakika içinde emziren annelerin EÖYÖ puan ortalaması daha yüksek olduğu saptandı (p<0.05). Katılımcıların %72.8'i pandemi sürecinde doğum yapmaktan korktuklarını, pandemi döneminin emzirme eylemini etkilediğini ifade eden (%31.7) katılımcıların %43.8'nin stres kaynaklı bebeklerinde huzursuzluk/anne sütünde azalma yaşadıklarını ve katılımcıların %59.2'sinin pandemi sürecine özgü emzirmeye ilişkin bilgi almadıkları saptanmıştır. Şimdiki gebeliğinde emzirmeye dair bilgi alma ve emzirme sıklığının EÖYÖ puan ortalamasını etkilemediği belirlendi (p>0.05). Ancak ebe/hemşireler tarafından pandemi sürecinde emzirmeye özgü bilgilendirilen kadınların EÖYÖ puan ortalaması diğer gruplara göre daha yüksek olduğu belirlendi (p<0.001). Bu çalışma sonucunda; Covid-19 pandemi sürecinde rutin emzirme eğitiminin EÖYÖ etkilemediğini, ancak doğum sonunda sürece özgü emzirme eğitimi alındığında EÖYÖ puanını arttırdığı saptanmıştır. Bu nedenle emzirmenin doğum sonrası başlatılması ve devamlılığı için anne sütü ve emzirme konularında hemşireler tarafından sürece özgü eğitimler verilerek anneler desteklenmelidir. Anahtar kelimeler: Covid-19, Emzirme, Emzirme Öz Yeterliliği, Hemşirelik, Anne sütü
Emzirme süresinin ve anne-baba tutumunun lise giriş sınavı'na (LGS) etkisi
Emzirme ve emzirme süresi ile bebeğin sonraki gelişimi, bilişsel, eğitimsel, zihinsel, psikomotor ve davranışsal işleyişi arasında ilişkiler bulunmaktadır. Bu çalışmanın amacı, öğrencilerin akademik başarısı ile emzirme süresi, anne baba tutumu ve diğer değişkenlerle olan ilişkisini ortaya koymaktır. Bu çalışma kesitsel tipte olup, 2019 yılında Yozgat il merkezindeki lise 9.sınıfta okuyan öğrenciler arasında yapılmıştır. Araştırmaya katılmaya ailesi ve kendisi tarafından yazılı onam veren ve liselere giriş sınavına (LGS) giren, 238'i sınavla öğrenci alan okullardan olmak üzere toplam 501 öğrenci ve ailesi araştırmaya katılmıştır. Veriler, emzirme, bebek beslenmesi ve gelişimi, anne-baba tutum ölçeği (ABTÖ) ve babanın bebek bakımına katılım ölçeği (BBKÖ) ile toplanmıştır. Veriler, ki-kare, t testi, Anova, lineer ve çok multinominal regresyon ile değerlendirilmiştir. Araştırmaya katılan çocukların %11,6'sın 6 aydan daha kısa süre, %66,9'unun 12 ay ve daha uzun süre emzirildiği, ortalama emzirme süresinin 16,2 ay olduğu saptanmıştır. Doğumda ilk olarak anne sütünün verilmesi, ilk 4 ay ve daha fazla sadece anne sütü ile besleme emzirme süresinin 12 ay ve daha olmasını olumlu etkilerken (p<0,05), ilk emzirmeye başlama zamanı, emzirme sıklığı, babanın bebek bakımına katılım düzeyi ve annenin emzirme konusunda eğitim alması, aile ve doğumla ilgili diğer faktörler önemli bulunmamıştır. Akademik başarıyı çok değişkenli doğrusal regresyon analizinde önem sırasına göre, baba eğitim düzeyinin yükselmesi (β=0,204), sınava hazırlanma (β=0,199), koruyucu (β=0,179) ve demokratik (β=0,097) anne-baba tutumunun artması, ilk yürümeye başlama yaşının kısalması (β= -0,121) ve anne yaşının artması (β=0,091) LGS puanını artırmaktadır. Bu değişkenler LGS başarısının %19,7 (R2=0,197)'nı açıklamaktadır. Emzirme süresi, ek gıdaya başlama zamanı, otoriter ana-baba tutumu ve diğer faktörler istatistiksel olarak önemli bulunmamıştır. Emzirme süresinin akademik başarı üzerine etkisi önemli bulunmazken, anne-baba tutumunun koruyucu ve demokratik olması, baba öğretim düzeyin yüksek olması ve erken yürüme olumlu yönde etkilemektedir.
1-8 aylık bebeği olan annelerin emzirme ve doğum şeklinin maternal bağlanmaya etkisi
Bu araştırma, 1-8 aylık bebeği olan annelerin emzirme ve doğum şeklinin maternal bağlanmaya etkisini belirlemek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Kesitsel türde olan bu araştırmanın evrenini 01.08.2017-31.09.2017 tarihleri arasında Şırnak Devlet Hastanesine başvuran 1050 anne oluşturmuştur. Minimum örneklem büyüklüğü power analiziyle belirlenen 110 anne olarak belirlenmiş ancak çalışma 1-8 aylık bebeği olan, araştırma kriterlerine uyan ve araştırmaya katılmaya gönüllü, okuma yazma bilen 252 anne ile yüz yüze görüşülerek yapılmıştır. Verilerin toplanmasında Tanıtıcı Özellikler Formu ve "Maternal Bağlanma Ölçeği" kullanılmıştır. Veriler SPSS 23.0 programı kullanılarak analiz edilmiştir. Annelerin maternal bağlanma düzeyi ile tanıtıcı özellikleri incelendiğinde; kendi anneleri (97.3±6.0) ve babaları (97.4±5.9) ile ilişkileri iyi olanların, daha önce bebek bakımı konusunda bilgisi olanların (97.5±6.0), bebeğe bakım verirken yorulmadığını söyleyenlerin (97.3±6.3), doğumdan sonra bağımsızlıkların kısıtlandığını orta derecede hissedenlerin (97.5±6.1), bebeğinin sakin bir bebek olduğunu düşünenlerin (97.9±5.3) maternal bağlanma düzeyleri anlamlı şekilde yüksek bulunmuştur (p<0.05). Doğum şekli (normal/sezaryen) ve bebek beslenmesi (anne sütü/mama/anne sütü+mama karışımı) ile maternal bağlanma düzeyi arasında ise anlamlı bir farklılık saptanmamıştır (p>0.05). Araştırma verilerimizden elde edilen bulgular doğrultusunda annelerin kendi anne ve babaları ile iyi ilişkiler içinde olması, daha öncesinden bebek bakımı konusunda bilgili olması, bebeğe bakım verirken yorulmadığını ve doğumdan sonra bağımsızlığının kısıtlandığını hissetmemeleri, bebeklerini sakin bir bebek olarak tanımlamaları anne-bebek bağlılığını olumlu yönde etkilemiştir.
Emzirme başarısı ve öz yeterliliği ile maternal bağlanma arasındaki ilişki
Araştırma, doğurganlık çağındaki (15-49 yaş) kadınlarda 'emzirme başarısı ve öz yeterliliği ile maternal bağlanma arasındaki ilişki' yi belirlemek amacıyla yapılmış kesitsel ve tanımlıyıcı bir çalışmadır. Araştırma Gaziantep İli Büyükşehir Belediye sınırları içinde yer alan Şahinbey ilçesinde Kavaklık Rotary Aile Sağlığı Merkezinde Mart-Haziran 2017 tarihleri arasında yapılmıştır.Bu çalışmada kadınların Sosyo-demografik özelliklerini belirlemeye yönelik 'Anket Formu', 'LATCH Emzirme Tanılama Aracı', 'Emzirme Öz-Yeterlilik Ölçeği', 'Maternal Bağlanma Ölçeği'kullanılmıştır. Veriler, SPSS 17 paket programı ile analiz edilmiştir. Verilerin analizinde sayılar, yüzdelikler, en az ve en çok değerler ile ortalama ve standart sapmaların yanı sıra normal dağılmayan ölçümlerde Kruskall Wallis Analizi, Spearman Korolesyon analizi anlamlı çıkan bulgularda ileri analiz olarak Mann Whitney-U analizi kullanılmıştır. Araştırmada LATCH emzirme tanılama aracından ortalama 9.87±0.42, emzirme öz yeterlilik ölçeğinden 63.51±10.71 ve maternal bağlanma ölçeğinden 101.58±2.28 puan almışlardır. Emzirme öz yeterlilik puan ortalaması ile maternal bağlanma puan ortalamaları arasında istatistiksel olarak pozitif yönlü, düşük düzeyli anlamlı ilişki vardır (p<0.05). Emzirme öz yeterlilik puanı arttıkça maternal bağlanma puanı da artmaktadır.
Preterm bebeklerde parmak besleme yönteminin total oral beslenmeye geçiş süresine etkisi
Preterm bebekler anne memesindeki ilk deneyimlerinde anne sütü alma konusunda çok başarı sağlayamamaktadır. Bebekler besin gereksinimlerini anne sütü ile karşılayabilecek duruma gelene kadar, emzirmeye ek olarak parmak besleme, kaşık, damlalık, kap, biberon gibi diğer destekleyici beslenme yöntemlerinin kullanılması gerekmektedir. Bu çalışma, preterm bebeklerde parmak besleme yönteminin fizyolojik ölçüm, oksijen saturasyon düzeyi, büyüme, total oral beslenmeye geçiş ve hastanede kalış süresine etkisini araştırmak amacıyla planlandı. Araştırma, Çukurova Üniversitesi Balcalı Hastanesi Yenidoğan Yoğun Bakım Bakım Ünitelerinde (YYBÜ 1 ve YYBÜ 2) Şubat 2016- Kasım 2016 tarihleri arasında deneysel olarak yapıldı. Çalışma YYBÜ 1 ve YYBÜ 2'de tam enteral beslenmeye geçen 32 hafta (düzeltilmiş yaş dahil) ve üzeri gestasyonel haftaya sahip olan preterm bebeklerle yapıldı. Deney 1 grubundaki preterm bebeklere (n=20) total oral beslenmeye geçene kadar parmak besleme uygulaması yapıldı. Kontrol grubundaki bebeklere (n=20) herhangi bir girişim yapılmadı. Veriler "Preterm Bebeği Tanıtıcı Bilgi Formu" ve "Preterm Bebek İzlem Formu" ile toplandı. İstatistiksel analizler SPSS (IBM SPSS Statistics 20) adlı paket program kullanılarak yapıldı. Bulguların yorumlanmasında frekans tabloları ve tanımlayıcı istatistikler kullanıldı. Normal dağılıma uygun olan ölçüm değerleri için parametrik olan yöntemler kullanıldı. Parametrik olan yöntemlere uygun şekilde, iki bağımsız grubun ölçüm değerleri ile karşılaştırılmasında "Independent Sample t Test" (t tablo değeri) yöntemi kullanıldı. Normal dağılıma uygun olmayan ölçüm değerleri için parametrik olmayan yöntemler kullanıldı. Parametrik olmayan yöntemlere uygun şekilde, iki bağımsız grubun ölçüm değerleri ile karşılaştırılmasında "Mann-Whitney U Testi" (Z tablo değeri) yöntemi kullanıldı. Araştırmanın yapılabilmesi için etik onay, resmi izin ve annelerden aydınlatılmış onam alındı. Parmak ile beslenme ve feedingle beslenme grubundaki preterm bebeklerin total oral beslenmeye geçiş süresi ortalamaları arasında parmakla beslenen grup lehine anlamlı fark olduğu belirlendi (p<0.05). Yenidoğanın cinsiyeti, gestasyon haftası ve bebek doğum ağırlığı sınıfları ile gruplara göre istatistiksel olarak anlamlı ilişki bulunamadı (p>0.05). Her iki grubun taburculuk ağırlıkları ve taburculuk süresi ortalamaları arasında anlamlı fark olmadığı saptandı (p>0.05). Ulusal ve uluslararası literatür incelendiğinde preterm bebeklerde emzirmeye ek destekleyici yöntem olarak kullanılan parmak besleme yöntemini inceleyen çalışmaya rastlanmamış olması nedeniyle özgün bir çalışmadır. Emzirmeye ek destekleyici yöntem olarak parmak besleme yöntemi kullanılan preterm bebeklerin feedingle beslenen bebeklerden daha kısa sürede total oral beslenmeye geçtiği saptandı. Yenidoğan yoğun bakım ünitelerinde preterm bebeklerde parmak besleme yöntemi ile beslenme yapılması önerilebilir. Anahtar Sözcükler: Emzirme, hemşirelik, parmak besleme, preterm bebek, yenidoğan yoğun bakım.
Annelerde doğum sonu konfor ile emzirme öz-yeterliliği arasındaki ilişki
Bu araştırmada; Yeni doğum yapan annelerde, doğum sonrası konfor düzeyi ile emzirme öz-yeterliliği arasındaki ilişkinin belirlemesi amaçlanmıştır. Kesitsel, tanımlayıcı tipte tasarlanan çalışmanın evrenini Şubat 2017-Nisan 2017 tarihleri arasında Diyarbakır Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesinde postpartum dönemindeki anneler(0-6 haftalık) oluşturmuştur. Araştırma verileri, Katılımcı Tanıtım Formu, Doğum Sonu Konfor Ölçeği (DKSÖ), Emzirme Öz Yeterliliği Ölçeği (EÖYÖ) kullanılarak toplanmıştır.Toplam gebelik sayısı ve çocuk sayısı beş ve üzerinde olan annlerin DSKÖ ve EÖYÖ puan ortalamaları daha az çocuk sahibi ve gebelik tecrübesi olan annelere göre anlamlı düzeyde yüksek bulunmuştur (p<0,05). Sezaryen doğum yapan annelerin normal doğum yapanlara göre annelerin emzirme öz yeterlilikleri daha düşük çıkmıştır (p<0,05). Doğum sonu konfor ve emzirme öz yeterliliği arasında pozitif yönlü zayıf korelasyon tespit edilmiştir (p<0,05 ,r:0,178). DSKÖ alt boyutları olan fiziksel konfor ve sosyo kültürel konfor ile emzirme öz yeterliliği arasında pozitif yönlü zayıf korelasyon görülürken, psiko sipritüel konfor ile emzirme öz yeterliliği arasında bir ilişki saptanmamıştır. Postpartum dönemde annelerin doğum sonu konforlarının, emzirme öz yeterliliği üzerinde etkili bir faktör olduğu saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: Anne, Doğum sonu konfor, Emzirme öz yeterliliği, Hemşirelik, Lohusa
Adana ili Çukurova ilçesindeki annelerin ilk 6 ay sadece anne sütü verme durumlarına sosyodemografik ve psikopatolojik özelliklerinin etkisi
Amaç: Anne sütü, bebeğin dengeli beslenerek, sağlıklı büyüme ve gelişimi için oldukça önemli bir besindir. Dünya Sağlık Örgütü ilk 6 ay sadece anne sütünü önermektedir. Bu çalışmanın amacı, Adana'nın Çukurova ilçesinde yaşayan annelerin sosyodemografik özellikleri ve psikopatolojik özelliklerinin incelenmesi ile bu özelliklerin ilk 6 ay sadece anne sütü verme durumlarına etkisinin araştırılmasıdır. Gereç ve Yöntem: Bu çalışma kesitsel tipte bir araştırmadır. Araştırmada rastgele seçilen 284 kadına, Kasım 2015-Şubat 2016 tarihleri arasında ulaşıldı. Veri toplamak amacıyla kadınlara sosyo-demografik özelliklerini belirlemeye yönelik 27 soruluk anket ve 53 sorudan oluşan Kısa Semptom Envanteri uygulanmıştır. İstatistiksel değerlendirmeler için SPSS 19 for Windows paket programı, istatistiksel analiz olarak frekans tabloları, ki-kare testi, ANOVA testi, Mann-Whitney U testi ve çoklu lojistik regresyon analizi kullanılmıştır. Bulgular: Annelerin % 37,0'si bebeğine ilk 6 ay sadece anne sütü vermişti. Kadınlardan lise ve üzeri okullardan mezun olanların, gebelik döneminde anne sütü eğitimi alanların, doğum sonrası ilk yarım saat emzirenlerin, çalışmayanların bebeğine ilk 6 ay sadece anne sütü verme oranı anlamlı olarak daha yüksekti. Fakat kadınlardan bebeği bir hastalık geçirenlerin, bebeğinden ayrı kalanların, aile büyükleriyle aynı evde yaşayan veya aile büyüklerinden bebek beslenmesi konusunda etkilenenlerin, sigara içenlerin, meme başıyla ilgili sorun yaşayanların ilk 6 ay sadece anne sütü verme oranı anlamlı olarak daha düşüktü. İlk 6 ay sadece anne sütü vermeyen annelerin somatizasyon, obsesif kompulsif bozukluk, kişiler arası duyarlılık, depresyon, anksiyete bozukluğu, hostilite, fobik anksiyete, paranoid düşünce, psikotizm puan ortalamaları anlamlı olarak daha yüksektir. Sonuç: Araştırmamızda ilk 6 ay sadece anne sütü verme oranı % 37 olarak bulunmuştur. Kadınlar için doğum sonrası dönem, oldukça hassas bir dönem olmakla birlikte psikiyatrik rahatsızlık risklerinin de arttığı bir dönemdir.
Bireysel emzirme danışmanlığının laktasyon süreci üzerine etkisi
Amaç: Bireysel emzirme danışmanlığının laktasyon süreci üzerine etkisini belirlemektir. Gereç ve yöntem: Araştırma randomize kontrollü girişimsel bir araştırmadır. Araştırmanın örneklemini bir üniversite hastanesi Obstetri Polikliniği'ne başvuran gebeler oluşturmuştur (girişim=51, kontrol=51). Araştırmada antenatal dönemde girişim grubuna bireysel emzirme eğitimi, kontrol grubuna ise eğitim kitapçığı verilmiştir. Doğum sonu dönemde her iki gruba beşinci gün ile altıncı ay arasında ev ziyareti ve telefon izlemi gerçekleştirilmiştir. Emzirme danışmanlığının laktasyon süreci üzerine etkisi; sadece anne sütü ile emzirme süresi, meme sorunları ve emzirme başarısı ile değerlendirilmiştir. Araştırmanın verileri Gebe, Lohusa-Yenidoğan Tanıtım Formu, Anne Sütü ile Besleme Soru Formu, Meme Sorunları Tanılama Formu, LATCH Emzirme Tanılama Ölçüm Aracı ve Emzirme Öz Yeterlilik Ölçeği kullanılarak toplanmıştır. Bulgular: Girişim ve kontrol grubundaki annelerin bebeğini sadece anne sütü besleme açısından, tüm izlemlerde, iki grup arasında anlamlı fark bulunmuştur (p<0,05). Kontrol grubundaki annelerin meme başı çatlağı, meme başı ağrısı, engojman ve kanal tıkanıklığı meme sorunlarını daha fazla yaşadığı, iki grup arasında istatistiksel açıdan anlamlı fark olduğu tespit edilmiştir (p<0,05). LATCH Emzirme Tanılama Ölçüm Aracı toplam puanlarında beşinci ve on beşinci gün izlemlerinde iki grup arasında fark bulunmuştur (p<0,05). Emzirme özyeterlilik ölçeği toplam puanlarının iki grup arasında, tüm izlemlerde farklı olduğu tespit edilmiştir (p<0,05). Sonuç: Araştırma sonucunda bireysel emzirme danışmanlığı verilen annelerin bebeklerini daha uzun süre sadece anne sütü ile beslediği, daha az meme sorunu yaşadığı, emzirme yeterliliklerinin daha yüksek olduğu saptanmıştır. Anahtar kelimeler: Bireysel Danışmanlık, Anne Sütü, Meme Sorunları, Emzirme Başarısı, Emzirme Öz yeterliliği
Bir sağlık kuruluşunda doğan bebeklerin emzirilme süreleri ve etkileyen faktörler
Emzirme, bebeklerin hem anatomik ve fizyolojik gelişimine hem de psikolojik gelişimine katkı sağlayan önemli bir beslenme biçimidir. Uluslararası kuruluşlara göre tüm bebekler doğumu takip eden ilk altı ay yalnızca anne sütü ile beslenmeli ve emzirme, iki yaşına değin sürdürülmelidir. Bu araştırmanın amacı, bir sağlık kuruluşunda doğum yapmış annelerin bebeklerini emzirme sürelerinin ve etkileyen faktörlerin belirlenmesidir. Araştırma kesitsel tiptedir. Araştırmanın evrenini Kırşehir Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde 01.01.2018-31.12.2019 tarihleri arasında doğum yapmış olan 4203 kadın oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemi, bilgisayar ortamında, 0.2 etki büyüklüğü, %95 güven düzeyi, %80 güçle 200 olarak hesaplanmıştır. Veriler, sağlık kuruluşu kayıtlarından telefon numaraları alındıktan sonra yapılan telefon görüşmeleri yoluyla toplanmıştır. Veriler bilgisayar ortamında; sayı, yüzde, ortalama, ortanca, Mann Whitney U ve Kruskal Wallis analizleri ile değerlendirilmiştir. Araştırmada annelerin %56.5'inin bebeğini 24 aydan daha kısa süre emzirdiği belirlenmiştir. Annelerin çalışma durumu ile emzirme süreleri arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmuştur (p<0.05). Buna göre çalışmayan annelerin emzirme süresinin daha uzun olduğu belirlenmiştir. Bu sonuçlar doğrultusunda; emzirmenin sağlıklı biçimde başlatılması ve sürdürülmesi için gebelere emzirme eğitimi ve danışmanlığı verilen çalışmaların planlanması önerilir.
Yenidoğanda Hepatit-B aşısı sırasında uygulanan nazik insan dokunuşu, kanguru bakımı ve emzirmenin ağrı düzeyi, ağlama süresi ve fizyolojik parametrelere etkisi: Randomize kontrollü çalışma
Bu çalışmanın Nazik İnsan Dokunuşu (Gentle Human Touch-GHT), Kanguru Bakımı (Ten Tene Temas) ve Emzirme yöntemlerinin yenidoğanlarda uygulanan Hepatit-B aşısı öncesinde, sırasında ve sonrasında ağrı, ağlama süresi ve fizyolojik parametreler üzerindeki etkilerini incelemeyi ve bu yöntemlerin etkinliğini karşılaştırmayı amaçlanmaktadır. Bu çalışmada etik kurul, kurum izni ve ebeveyn onamı alınmıştır. Çalışma Kırşehir Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde randomize kontrollü deneysel bir tasarımla yürütülmüştür. Nazik İnsan Dokunuşu (n=40), Kanguru Bakımı (n=40) ve Emzirme grubu (n=40) olmak üzere üç gruba ayrılmıştır ve gruplara alınan bebekler gestasyon yaşı ve doğum kilosu değişkenleri benzer şekilde seçilmiştir (p >0,05). Gestasyon yaşı 38-42 hafta, doğum kilosu 2000 gram ve üzeri olan 120 sağlıklı yenidoğan dâhil edilmiştir. Veriler anne ve bebeklere ilişkin tanıtıcı bilgi formu, NIPS, kalp tepe atımı, oksijen satürasyonu ve ağlama süresi zamanı ölçülerek toplanmıştır. Hepatit-B aşısı uygulaması sırasında yenidoğanlara Nazik İnsan Dokunuşu ve Emzirme toplanda 5 dakika s ile süre uygulanmıştır. Aşı uygulaması öncesinde, sırasında ve sonrasında NIPS ağrı skoru, ağlama süresi ve fizyolojik değişimler ölçülmüş, gruplar arasındaki farklar Shapiro-Wilk normallik testi, Kruskal-Wallis testi, Tek Yönlü ANOVA, Tukey HSD testi ve Ki-kare testi gibi istatistiksel yöntemlerle değerlendirilmiştir. Müdahale sırasında ve sonrasında NIPS skorları, ağlama süresi ve kalp tepe atımı açısından gruplar arasında anlamlı farklılıklar bulunmuştur (p<0,05). Nazik İnsan Dokunuşu uygulanan yenidoğanlarda müdahale sırasında NIPS skoru en düşük (5,55 ± 0,90), ağlama süresi en kısa (0,09 ± 0,02), kalp tepe atımı en stabil (150,48 ± 13,51) ve oksijen satürasyonu en yüksek (96,73 ± 1,21) olarak ölçülmüştür. Kanguru Bakımı grubunda ise müdahale sırasında NIPS skoru 6,35 ± 0,73, ağlama süresi 0,14 ± 0,03 , kalp tepe atımı 159,23 ± 13,81 ve oksijen satürasyonu 95,55 ± 1,43 olarak bulunmuştur. Emzirme grubunda müdahale sırasında NIPS skoru en yüksek (6,83 ± 0,44), ağlama süresi en uzun (0,19 ± 0,03), kalp tepe atımı en yüksek (168,33 ± 14,18 ) ve oksijen satürasyonu en düşük (95,45 ± 1,13) olarak bulunmuştur. Bulgular, Nazik İnsan Dokunuşu uygulanmasının yenidoğanlarda aşı kaynaklı ağrıyı azaltmada en etkili farmakolojik olmayan müdahale olarak belirlenmiştir. Bu nedenle, sağlık çalışanları ve hemşirelerin farmakolojik olmayan ağrı yönetimi stratejilerini klinik uygulamalara entegre etmeleri önerilmektedir.