Controller
162 theses under this subject heading
Denetimli Serbestlik ve Yardım Merkezleri ile Koruma Kurulları şube müdürlüğünde görev yapan personelin iş doyumunun ölçümlenmesi (İstanbul, Ankara, İzmir, Mersin, Antalya, Balıkesir illeri örneği)
Araştırmamızın amacı; Türkiye'de Resmi Gazete'nin 20/07/20005 tarih ve 25881 sayısında yayımlanarak yürürlüğe giren 03/07/2005 tarihli ve 5402 sayılı Denetimli Serbestlik ve Yardım Merkezi ile koruma Kurulları Kanunu gereğince faaliyete geçen denetimli serbestlik şubelerinde görev yapan personelin sahip olduğu özellikler ile iş doyumu arasında ilişki olup olmadığını incelemektir.Araştırmanın örneklimini; İstanbul, Ankara, İzmir, Antalya, Mersin, Balıkesir, illerinde bulunan denetimli serbestlik şubelerinde çalışan 142 denetleme memuru, 78 denetim görevlisi oluşturmuştur. Araştırmada kullanılan ölçek, "Minnesota İş Doyumu Envanteri" çalışanların iş doyumu düzeylerini belirlemek amacıyla 1967 yılında Weiss, Dawis, England ve Lofquist tarafından geliştirilmiştir.Araştırma sonucunda, Minnesota genel iş doyumu, içsel iş doyumu ve dışsal iş doyumu ortalama puanlarının karşılaştırıldığı araştırmamızda, pozisyona göre, eğitim düzeylerine göre, şubedeki çalışan sayısının yeterli/yetersiz algısına göre ve son olarak personelin işine olan sevgisinin derecesine göre iş doyumu ölçekleri arasında anlamlı fark saptanmıştır. Anahtar Sözcükler: Denetimli Serbestlik, Denetim Görevlisi, Denetleme Memuru, ?? Doyumu
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nda işlem denetçisi
Dünyada ekonomik nedenler ile işletmelerin büyümesi, rekabetin artması, para ve sermaye piyasalarının gelişmesi, çıkar gruplarını değişik ekonomik kararlar almaya zorlamıştır. Çıkar gruplarının ekonomik karar almalarında temel nokta; güvenilir ve doğru bilgidir. Doğru ve güvenilir bilgi elde etmek için işletme faaliyetleri üzerinde denetim yapılması ihtiyacı ortaya çıkmaktadır.Denetim yapılmasını gerektiren en önemli unsur, finansal nitelikli bilgilerin doğru ve güvenilir olup olmadığının tespit edilmesi ihtiyacıdır. Finansal nitelikli bilgilerinin güvenilirliğine engel olabilecek birçok faktörden söz etmek mümkündür. Bilgilerin güvenilirlik düzeyini artırmak amacıyla bağımsız bir uzmanın inceleme yapması ve bu konuda görüş belirtmesi önemlidir.Ülkemizde bağımsız denetim, sermaye piyasası mevzuatı ile Bankacılık Düzenleme Ve Denetleme Kurumu mevzuatı hükümleri dâhilinde sınırlı sayıda yapılmaktadır. Ayrıca 3568 sayılı yasa ile sınırlı sayıda zorunlu olmamak kaydı ile vergi denetimi yapılmaktadır.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu 397. maddesi ile sermaye şirketlerinde denetim yapılması zorunlu hale gelmektedir. Yeni yasa denetim boyutunu bir uzmanlık alanı görüp denetim yapacak kişi ve kuruluşlarda bir takım özellikler aramıştır. Bununla birlikte Türk Ticaret Kanunu denetçileri bağımsız denetçi, işlem denetçisi, özel işlem denetçi olmak üzere üçe ayırmıştır.Bu çalışmada 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun uygulama alanı yeni olan işlem denetçisi ele alınmıştır. Çalışmada genel denetim teorisinden yola çıkılmış 6102 Türk Ticaret Kanunu'nun yürürlüğe girmesi ile şirket hukuku alanında getirdiği yenilikler genel olarak değerlendirmiş, kimlerin işlem denetçi olabileceği, işlem denetçisinin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununa göre yapacağı denetimler ile görev ve sorumlulukları açıklanmaya çalışılmıştır.
Marmara bölgesindeki üniversitelerin muhasebe yüksek lisans programlarındaki derslerinin Kamu Gözetimi Kurumu bağımsız denetçilik sınavına denkliği
2000 yılından sonra meydana gelen ve muhasebe mesleğini ilgilendiren denetim skandalları denetçilere olan güvenin azalmasına sebep olmuştur. Dünya çapında yaşanan skandallar denetim sektöründe düzenlemeler ve değişiklikler olması sonucunu doğurmuştur. Ekonomik gelişmeler, globalleşen dünya ve bilgi akışının hızlanmasıyla birlikte dünyanın her noktasından bilgiye ulaşım sağlanmakta, bununla birlikte bilginin güvenilirliği önem kazanmaktadır. Bilgi kullanıcılarının, güvenilir bilgiye olan ihtiyaçları denetim faaliyetlerine olan ilgisini arttırmıştır. Bu nedenle bağımsız denetim ve bağımsız denetçi kavramları önem kazanmıştır. Bağımsız denetim faaliyetini yürütecek olan bağımsız denetçi statüsündeki kişilerin, denetim sektördeki etkinliği mesleki anlamda yeterli donanıma sahip olmaları ile doğru orantılıdır. Yeterli teorik bilginin kazanımı için en büyük pay şüphesiz üniversitelere ve verilen eğitime düşmektedir. Çalışmanın amacı bağımsız denetçi olmak isteyen kişilere, Marmara Bölgesindeki üniversitelerin yüksek lisans muhasebe programlarında verilen derslerin girecekleri bağımsız denetçilik sınavı konuları açısından denkliği sağlayıp sağlamadığının belirlenmesidir. Araştırmada Marmara bölgesindeki bütün üniversitelerin web sitelerinin taranması sonucunda 13 üniversitenin muhasebe yüksek lisans programları dahilinde toplam 21 programın verisine ulaşılmıştır. Ulaşılan veriler ve Kamu Gözetimi Kurumu (KGK) bağımsız denetçilik sınav konuları ilişkilendirilerek Avrupa Kredi Transfer Sistemi (AKTS) denkliği ile incelenmiş, derslere göre yüzdesel dağılım ile sınav konularının üniversiteler açısından sağlanıp sağlanmadığını belirten verilere ulaşılmıştır. Araştırma sonucunda; muhasebe ve finans yüksek lisans programlarının muhasebe ve denetimi programlarına göre sınav konularını karşılamasının daha fazla olduğu belirlenmiştir. KGK sınav konularına ait dağılımın eşit olmasından yola çıkılarak denetim alanı ile ilgili ağırlığın arttırılmasının meslek mensuplarının çalışmalarına katkı sağlayacağı sonuçları tespit edilmiş ve bu konuda önerilere yer verilmiştir. Anahtar Kelimeler: Bağımsız Denetim, Bağımsız Denetçi, Bağımsız Denetçilik Sınavı, Yüksek Lisans Eğitimi
BDS 701 ile bağımsız denetim raporundaki değişikliklerin bağımsız denetçiler üzerindeki etkisi: Türkiye uygulamasında potansiyel etkisi üzerine kalitatif çalışma
Denetçi raporu denetim sürecinin sonuçlarının direkt sunulduğu en bağımsız mecradır. Tarafsız, şeffaf ve güvenilir bilgiye olan ihtiyacın giderek artması, denetim standartlarının gerek denetçinin sorumlulukları gerekse görüş oluşturulması yönünde yenilenmesini gerektirmiştir. Uluslararası Denetim ve Güvence Standartları Kurulu (IAASB)'nun 2006 yılında ajandasına alarak başlattığı çalışmalar sonuçlanmış ve 15.12.2016 itibariyle yeni ve gözden geçirilmiş raporlama standartlarının yürürlüğe konulması yönünde karar alınmıştır. IAASB'nin bu süreçte yaptığı araştırmalar kullanıcıların denetçi raporunun sadece finansal tabloların ilgili standartlara olan uyum derecesini ifade eden görüş paragrafını okuduklarını ortaya koymuştur. Paydaşlar, IAASB'nin denetçi raporunun yeniden ele alınması kapsamındaki çalışmalarında, kendileri için daha kullanılabilir bilgi içeren ve daha bilgilendirici denetçi raporlarına olan ihtiyacını özellikle dile getirmiştir. Yeni raporlama standartları denetçi raporunda yer verilen kilit denetim konuları bölümü ile denetçi raporunun okuyucularına işletme hakkında detaylı bilgiler vermekten ziyade gerçekleştirilen denetim süreci hakkında detaylı bilgi sunmayı amaçlamaktadır. Çalışmamızın amacı, BDS 701 çerçevesinde, yeni ve gözden geçirilmiş raporlama standartlarında yer alan kilit denetim konularının belirlenmesinden ve bu kapsamda açıklanacak uygun bilgilerin raporlanmasına kadar ki mesleki yargı sürecinin ortaya konulmasıdır. Bu standart şeffaflığı artırarak finansal tablo okuyucusunun finansal tabloları daha iyi anlamasına neden olacak olup, yatırımcıların yapacakları yatırımlar konusunda bir yol gösterici mahiyette olacağı düşünülmektedir. Uluslararası mecralarda yarışabilmek için bu standardın önemi büyüktür.
Türk Ticaret Kanunu'na göre anonim şirketlerde bağımsız denetçi
Bağımsız denetim faaliyetinin ana karakterini oluşturan bağımsız denetçi, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'yla birlikte önemli değişikliklere uğramıştır. Düzenlenen yeni kanunla birlikte anonim şirketin denetlenmesi sistemi tamamen değiştirilmiş olup denetçi anonim ortaklığın bir organı olmaktan çıkarılmış, denetim görevi, ortaklığın dışında tamamen bağımsız kişilere verilmiştir. Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre, anonim şirketlerin denetlenmesinde görev alacak denetçinin 3568 sayılı Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlik ve Yeminli Mali Müşavirlik Kanunu'na uygun olarak ruhsat alması gerekmekte, ayrıca Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kanunu'nca yetkilendirilmesi gerekmektedir. Ekonomik bir birim olarak faaliyet gösteren anonim şirketlerde, bağımsız denetçi tarafından yürütülecek etkin bir bağımsız denetim süreci sonucunda elde edilen veriler, bağımsız ve tarafsız şekilde sunulan görüş raporları, yatırımcı vb. bilgi kullanıcılarının karar alma aşamasında büyük önem arz etmektedir. Bu çalışmada, düzenlenen yeni Türk Ticaret Kanunu açısından bağımsız denetçi kavramı anonim şirket bazında ele alınarak detaylı bir incelemeye tabi tutulmuş, eksik ve tutarsız yönler ortaya çıkartılmaya çalışılmıştır.
Bağımsız denetçilerin hileye ilişkin sorumluluklarının finansal tablolardaki rolü ve önemi
Geçmişten günümüze gelen muhasebe hileleri günden güne artmış ve gerek ülkemizde gerekse dünya açısından önemli bir yer almıştır. ACFE Raporlarında yer edinilen hile faktörünün önüne geçilememiş günden güne miktar ve tutar olarak artış göstermiş ve günümüzde ise halen bu sayı artmaktadır. Devlet ve özel sektör açısından hile kaynaklı nedenlerden kayıplarda oldukça büyük bir yer edinilmektedir. Devlet için oluşan bu kayıplar vergi kaybı, özel sektör için oluşan bu kayıplarda kazanç kaybıdır. Özellikle Sanayi Devrimi sonucundan ortaya çıkan işletmenin faaliyet alanının genişlemesi, üretim yöntem ve modellerinin gelişmesi, işletmelerin geniş organizasyon yapılarının ortaya çıkması ve yönetimi artık işletme sahipleri değil de bu konuda uzman kişilere yaptırması, denetim mesleğini ön plana çıkartmıştır. İşletme ortaklarının işletme faaliyet alanlarından uzaklaşması sebebiyle de denetim hizmetine ihtiyaç artmıştır. İşletme yönetimi ya da işletme çalışanlarının yaptıkları hileler nedeniyle devlet ve finansal tablo kullanıcıları olumsuz yönde etkilenmekte ve finansal krizler ortaya çıkmaktadır. Özellikle Enron skandalından dolayı oluşan büyük kayıp, ekonomiye ciddi zararlar vermiş ülkelerde bundan ötürü önlem ve tedbirlerini genişletme yoluna gitmişlerdir. Sürekli artan hile kaynaklı kayıpların önüne geçilmesi için, devlet ve işletmeler bu konu hakkında çalışmalar yapmış bağımsız denetim kuruluşları oluşturmuş ve bağımsız denetçilik mesleğini meydana getirmişlerdir.
Muhasebe denetiminde iç kontrol kapsamında iç denetimin irdelenmesi
İsletmeye güven esasının temelinde sağlam bir iç kontrol sistemi yatar. Finansal raporlamanın güvenilirliği, isletme faaliyetlerinin etkililiği ve verimliliği, yasalara ve diğer düzenlemelere uygunluk iç kontrol sisteminin amaçlarını oluşturur. Bu amaçların başarılmasına yönelik olarak yeterli ölçüde güvence sağlamak üzere oluşturulan ve isletmenin yönetim kurulu, yöneticileri ve personeli tarafından etkilenen bir süreç olarak tanımlanan iç kontrol sistemi, bir isletmede uygulanan tüm yöntem ve politikaları içine alan bir kavramdır.İyi çalışan bir iç kontrol sistemi kontrol riskini düşürecektir. Bu sayede denetçi ana kütleden seçtigi daha az sayıda örnek üzerinde çalışma imkânı bulacaktır. iç kontrol sisteminin etkin olması, denetçinin denetim esnasında hata yapma riskini, zaman, emek ve parasal maliyetleri düşürmektedir. Bu da muhasebe denetim sürecini kolaylaştırmaktadır.
İslami finansal okuryazarlık: Vergi müfettişleri üzerine bir araştırma
Kişinin yaşamını planlamak, tercihlerini elde etmek ve gerektiğinde bu süreçte istediği an istediği müdahaleyi yapabilmesi günümüz kapitalist düzeninde çoğunlukla "para" ile mümkün kılınabilmektedir. Parayı elde etme, koruma ve daha da artırma çabası ise sağlam bir finans yönetimi gerektirmektedir. Söz konusu finans yönetiminin başarısı ise finansal okuryazarlık kavramı ile doğru orantılı ve güçlü bir ilişki içerisindedir. Tam bu noktada küresel ekonominin benimsediği ve İslam dinince yasak olan bazı finansal enstrümanların İslam dinine uyarlanması ve bu husustaki finansal kararların dinin gerektirdiği inanç ve değerlere zıt düşmemesi İslami finans kavramını ve önemini ortaya çıkarmıştır. İslami finans kavramını anlamak, günlük hayata ve İslami değerlere uygunluğunun farkındalığı ile alınacak finansal kararlara uygulayabilmek ise İslami finansal okuryazarlık düzeyinin geliştirilmesiyle mümkün olacaktır. Bu çalışmada ulusal ve uluslararası ölçekte önemi artan İslami finansal okuryazarlık düzeyi ve özelinde İslami finans ürünlerinin ne kadar bilinir olduğu, ekonomik aktörlerden biri olan Vergi Müfettişleri için ölçülmeye çalışılmıştır. Türkiye'de görev yapan 289 Vergi Müfettişine "Google Forms" ile hazırladığımız anket ulaştırılmıştır. Bu anket çalışmasının sonuçlarından elde edilen veriler de SPSS programı ile analiz edilmiştir. Yapılan analiz sonucunda İslami finans ürünlerine ilişkin bilgi düzeyinin cinsiyet, öğrenim durumu ve unvana göre anlamlı bir farklılık gösterebildiği görülmüştür. Demografik değişkenlere göre en yüksek farklılık gösteren ürünlerin Müşareke ve Müdarebe olduğu; Sukuk, Riba ve Murabaha ürünlerine ait bilgi düzeyinin ise hiçbir demografik değişkene göre farklılık göstermediği görülmüştür. Ayrıca çalışma bölgesi değişkenine göre bilgi düzeyinin farklılık göstermediği görülmüştür. Sonuç olarak vergi müfettişlerinin İslami finansal okuryazarlık düzeyinin düşük olduğu tespit edilmiştir.
Bağımsız denetçilerde rol belirsizliği, rol çatışması ve algılanan iş yükünün iş tatmini üzerindeki etkisi
Bu çalışmada; bağımsız denetçilerin algıladığı rol belirsizliği, rol çatışması ve iş yükünün, iş tatminleri üzerindeki etkisi araştırılmıştır. Türkiye genelinde yeminli mali müşavir ve serbest muhasebeci mali müşavir ünvanı ile bağımsız denetçilik yapan kişiler arasında kolayda örnekleme tekniği ile belirlenen 171 kişiye anket uygulanmıştır. Uygulanan anket formunda, rol belirsizliği ve rol çatışması ölçeği, iş yükü algısı ölçeği ve Minnesota iş tatmini ölçeği uygulanmıştır. Çalışanların içsel tatminleri artıran unsurlar olan başarmak, tanınmak, övgü almak, sorumluluk yüklenmesi, terfi etmek ve işin kendisi iken; dışsal tatmin ise, ödüller, maaş artışları, şirket politikası, çalışma şartları, fiziksel koşullar, iş güvencesi, iş yerinde insan ilişkilerinin iyi olması ile oluşmaktadır. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre, denetçilerde rol belirsizliği, rol çatışması ve iş yükü algısı, içsel tatmini azaltmaktadır. Rol belirsizliği ve iş yükü algısı ise, dışsal tatmin üzerinde negatif belirleyiciliğe sahiptir. Genel tatmin düzeyini azaltan en güçlü faktörler, rol belirsizliği ve iş yükü algısıdır. Bununla birlikte, rol belirsizliği yaş ve gelir düzeyine göre farklılaşmaktadır. Rol çatışması medeni duruma, kıdeme ve psikolojik destek alma durumuna göre farklılaşmaktadır. Denetçilerin algıladığı iş yükünün cinsiyet, eğitim düzeyi, kıdem ve psikolojik destek almaya göre değiştiği gözlenmiştir. Dışsal tatmin cinsiyet, eğitim durumu ve çocuk sayısına göre değişmektedir. Genel tatmin eğitim durumuna göre değişmektedir. Bağımsız denetçilerin iş tatmin düzeyleri üzerinde rol belirsizliği ve algılanan iş yükünün negatif etkileri belirlenmiştir.
Yapısal riskin bağımsız denetim riskinin denetçi açısından kabul edilebilirliği üzerindeki rolünün değerlendirilmesi
Günümüz Türkiye şartlarında bağımsız denetime tabi olan işletme kapsamının artışına paralel olarak bağımsız denetçi ve denetim kuruluşlarının sayısı da hızlı bir artış göstermiştir. Denetlenen işletmelerin finansal tablolarındaki hatalardan ve hilelerden dolayı bağımsız denetçinin denetim riskini hedeflenen düzeye indirememesi yapısal risk faktörünü ve kontrol ortamlarının risk seviyelerini doğru tespit ederek denetim riskinin makul bir düzeyde sağlanamamasından kaynaklanmaktadır. Bu nedenle denetçinin hangi durumlarda yapısal riskin kabul edilebilir olmadığına karar vermesi veya yapısal riski çok yüksek olsa dahi kontrol testleri sonucu denetim riskini hedeflenen düzeye indirebileceğini yorumlanması ve bazı ölçek yeni yöntemlerle ulaştığı sonuca bağlı kararını vermesi gerekmektedir. Çalışmamızda, bağımsız denetçilerin, denetim öncesi müşteri firmayı ve sektörü tanıma, firma hakkında bilgi ve referans toplama ve denetime olan ihtiyacın bilinmesi ayrıca varsa önceki denetçi ile görüşülerek firmanın finansal durumu ve yönetimin profili hakkında bilgi alınarak, bu denetim işinin etik kurallar gereği mesleğin itibarına leke düşürecek bir durum taşımadığı farkındalığı ile denetim öncesi yapısal riski ve kontrol riski analizini hangi politika ve prosedürlerle yapıldığını araştırarak, denetçinin hangi durumlarda müşteriyi kabul veya reddetme kararı aldığı incelenmiştir.
Bağımsız denetçiler için güvence hizmetlerinde etik kurallar
Denetim, bağımsız bir muhasebecinin, finansal raporlama çerçevesine uygun olarak, şirketin finansal tablolarının gerçeğe uygun sunumunun tüm önemli yönleriyle ilgili görüşünü ifade etmek amacıyla bir şirketin finansal kayıtlarını ve prosedürlerini gözden geçirme sürecidir. Yönetim kurullarının şirketlerin çeşitli yatırımcılarına ve paydaşlarına karşı sorumlu olmasını sağlamak için kullandığı en önemli mekanizmalardan biri, dış ve profesyonel denetçiler tarafından kayıtların ve kurumsal performans göstergelerinin denetlenmesine yönelik düzenlemeler yapmaktır. Kurul, firmanın hukuka uygunluğunu ve kamuya ait finansal tabloların bütünlüğünü sağlamak için nihai sorumluluğu taşıdığından, kurul, raporlama sistemlerini geliştirmek için bağımsız denetçiler için düzenleme yapmalı ve işbirliği yapmalıdır. Son yıllarda, yatırımcılar ve profesyonel kuruluşlar genellikle denetim işlevinin şirkete bağlı olmayan kişiler tarafından yerine getirilmesi ve çoğunlukta dış yöneticilerle bir denetim komitesinin kontrolü altında olması gerektiği konusunda anlaşmaya varmışlardır. Bazı önemli borsalarda (örneğin, New York Borsası dahil), listeleme firmalarının dış direktörlerin hakim olduğu denetim komitelerine sahip olması bir listeleme gereksinimidir. Bu nedenle bağımsız denetçi şirketler için oldukça önem arz etmektedirler. Bağımsız denetimde, muhasebe meslek mensuplarının sunduğu tüm hizmetler için geçerli olan temel etik ilkeler şunlardır: Dürüstlük, tarafsızlık, mesleki yeterlik ve özen, sır saklama, mesleğe uygun davranıştır. Bağımsız denetim gereklilikleri, etik kurallar uyarınca denetim dışı güvence hizmetleri için dikkate alınmalıdır. Sağlanan güvence dışı hizmetlerin bir parçasını oluşturan herhangi bir yönetim sorumluluğunun, güvence denetiminin konusu üzerinde bir etkisi olup olmadığına karar verilmelidir. Bu yaklaşım çerçevesinde, firmaların ve güvence ekip üyeleri, bağımsızlığa yönelik tehdit oluşturan koşulları, ilişkileri belirlemek, değerlendirmek ve gerektiğinde bu tehditleri ortadan kaldırmak veya bunları kabul edilebilir bir düzeye indirmek için uygun önlemleri almakla yükümlüdür. Özellikle, sorumlu taraf ve kullanıcı açısından zihnin bağımsızlığı ve görünüşü konusunda da özel bir dikkat gösterilmelidir. Bu çalışmanın amacı, bağımsız denetçiler için güvence hizmetlerinde etik kuralları incelemektir.
Maarif müfettişlerinin sınıf öğretmenlerine mesleki rehberlik yapma düzeyleri ile öğretmen motivasyonu arasındaki ilişki
Bu araştırmanın amacı, maarif müfettişlerinin sınıf öğretmenlerine mesleki rehberlik yapma düzeylerine ve bu davranışların öğretmenleri ne düzeyde motive ettiğine ilişkin öğretmen görüşlerini belirlemek ve maarif müfettişlerinin mesleki rehberlik davranışları ile bu davranışların öğretmenleri motive etme düzeyleri arasındaki ilişkiyi belirlemektir. Araştırmanın çalışma evrenini 2014-2015 eğitim-öğretim yılında Uşak il merkezinde bulunan, 31 ilkokulda görev yapan sınıf öğretmenleri oluşturmaktadır. Araştırmada örneklem yöntemi kullanılmamış araştırma evrenindeki bütün öğretmenlere ulaşılmaya çalışılmıştır. Bu doğrultuda, 216 öğretmene ulaşılmıştır. Hatalı ya da eksik doldurulan 19 ölçek çıkarıldıktan sonra 197 ölçek değerlendirmeye alınmıştır. Verilerin toplanmasında, Arslantaş (2007) tarafından geliştirilen 55 maddelik ölçek izin alınarak kullanılmıştır. Araştırma sonucunda elde edilen verilerin çözümlenmesinde betimsel istatistiklerin yanı sıra T-Testi, Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA) ve Korelasyon Analizi kullanılmıştır. Verilerin analizi sonucunda, öğretmenlerin maarif müfettişlerinin mesleki rehberlik yapma rollerine ilişkin görüşlerinin birbirlerine benzer olduğu görülmekte ve müfettişlerin bu rollerini "az" derecede gerçekleştirdikleri bulgusuna ulaşılmıştır. Maarif müfettişlerinin mesleki yardım ve rehberlik konularında gösterdiği davranışların öğretmenlerin motivasyonuna etkisi ise "orta" derecede çıkmıştır. Maarif müfettişlerinin mesleki rehberlik davranışlarını gösterme düzeyleri ile bu davranışların öğretmenleri motive etme derecesi arasında anlamlı pozitif yönlü bir ilişki bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: Müfettiş, Rehberlik, Mesleki Rehberlik, Motivasyon, Öğretmen Motivasyonu
Türkiye'de vergi incelemeleri: Vergi müfettişleri üzerine bir alan araştırması
Vergi, devletin kamu harcamalarını finanse edebilmek amacıyla toplumu meydana getiren gerçek kişi ve kurumlardan ödeme gücüne göre, karşılıksız ve zorunlu olarak aldığı ekonomik değerlerdir. Devletin en önemli gelir kaynağı olan vergiler, modern devletlerde olduğu gibi ülkemizde de beyan esasına dayalı olarak tespit edilmektedir. Vergi denetimin türlerinden olan Vergi incelemesi ise ödenmesi gereken vergilerin doğruluğunu araştırmak, tespit etmek ve sağlamak amacı ile yapılan denetim şeklini ifade etmektedir. 10.07.2011 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanan 646 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile vergi denetimi alanındaki çok başlılığa son verilerek vergi denetim birimleri tek çatı altında toplanmıştır. 646 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin yürürlüğe girdiği tarihte Maliye Bakanlığı ve Gelir İdaresi Başkanlığına bağlı dört farklı denetim birimi kaldırılarak Vergi Denetim Kurulu kurulmuştur. Bu düzenleme ile vergi denetimi yapma görevi vergi müfettişlerine verilmiştir. "Türkiye'de Vergi İncelemesi: Vergi Müfettişleri Üzerine Bir Alan Çalışması" isimli çalışma üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde denetim kavramı, vergi ve vergilendirme kavramlarına kısaca değinilmiş sonrasında vergi denetimi ele alınmıştır. İkinci bölümde Türkiye'de vergi incelemeleri ve inceleme süreçleri ele alınmıştır. Üçüncü bölümde ise, vergi müfettişlerinin görüşleri anket vasıtası ile toplanmıştır. Vergi inceleme elemanlarının görüşlerine başvurma amacı ile geliştirilen 20 ifade yer almaktadır. Katılımcıların, yirmi ifadelerinin yanıtları 5'li Likter ölçeği ile toplanmıştır. Veri toplama aracı ile elde edilen verilerin istatistiksel analizleri SPSS 22.0 paket programı ile gerçekleştirilmiştir. Veri toplama aracının (araştırma ölçeğinin) güvenilirliği Cronbach's Alpha katsayısı hesaplanarak ölçülmüştür. Araştırma ölçeğinin Cronbach's Alpha değeri α = 0,906 olarak hesaplanmıştır. Anket kapsamında toplanan veriler ışığında çıkan sonuçlardan elde edilen analizlerle Türkiye'deki vergi incelemeleri değerlendirilmiş, vergi müfettişleri üzerine yapılan alan araştırması ile vergi inceleme elamanları görüşleri ışığında öneriler yapılmıştır.
CHP parti müfettişlik raporlarına göre İzmir (1935-1950)
9 Eylül 1923 tarihinde kurulan Cumhuriyet Halk Partisi 1923 yılından 1946 yılına kadar Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin siyasi hayatında tek başına söz sahibi olarak yönetimi üstlenmiştir. Tek başına iktidarda olmanın doğuracağı parti içi ve parti dışı muhalefet sıkıntılarının olumsuz sonuçlarını engellemek, parti teşkilatı ve çalışmaları üzerinde denetim ve kontrol sağlamak, partinin merkezi otoritesini sağlamlaştırmak amacıyla 1923 yılında Parti Müfettişliği adıyla bir teftiş mekanizması kurulmuştur. Ülke birden fazla ilden oluşan mıntıka bölgelerine ayrılarak çeşitli alanlarda müfettişler ve milletvekilleri tarafından teftişlerinin yapılması sağlanmıştır. Her parti müfettişi bölgesini iki kez teftiş etmekle görevlendirilmiştir. Parti Müfettişliği kurumunun önemi kısa sürede artmış ve ülke içerisinde hem denetimin merkezi hem de halkın isteklerinin ve şikayetlerinin sesi olmuştur. 1932 yılında kurulan Halkevlerinin de denetimini sağlayan bölge müfettişlikleri ülkede her alanda yaşanan sorun ve sıkıntıları denetleyebilme gücüne sahip olmuşlardır. 1935 yılında yapılan düzenleme ile bu kurum daha etkin hale getirilmiştir. Bu çalışma, 1935-1950 yılları arasında parti müfettişleri ve İzmir milletvekilleri tarafından yapılan teftişler sonucunda oluşturulan raporlar ışığında İzmir ilinin parti örgütlenmesi, Halkevi çalışmaları, sosyal, kültürel, ekonomik, eğitim, spor ve sağlık gibi alanlardaki çalışmaları hakkında bilgi vermektedir.
Denetçi görüşü ve denetimin kalitesi bağlamında kilit denetim konularının rolü: Bir saha incelemesi
Bağımsız denetim faaliyetinin ve neticesinde yayınlanan raporların en kritik rolü rapor kullanıcılarının alacakları kararlara olan etkileridir. Finansal tabloların yansıttığı bilgileri önemli derecede etkileyebilecek işletme içinde ve dışında yer alan risklerin standartlar çerçevesinde değerlendirilerek kilit denetim bulgularının açık ve net bir şekilde ortaya konulması bağımsız denetçiden beklenmektedir. Kilit denetim konuları denetlenen işletmeye dair işletme yönetimine bildirilmiş en riskli konular arasından belirlenmektedir. Bu bağlamda kilit denetim konularının belirlenmesi makul güvencenin sağlanabilmesi, denetçi görüşü ve denetimin kalitesi ile doğrudan ilişkilidir. Bu tez çalışması ile, kilit denetim konularının denetçi tarafından belirlenmesine dair süreçleri etkileyebilecek faktörlerin saha incelemesi çalışması ile tespit edilerek denetçi görüşü ve denetimin kalitesine olası etkileri analiz edilmek istenmiştir. Bu sayede özellikle son dönemde denetim raporlarının iletişim gücünü etkileyen unsurların başında gelen kilit denetim konularının belirlenmesine etki eden süreçlerinin iyileştirilmesi ve dolayısıyla denetimin kalitesinin artırılmasına dair uygulayıcılara fayda sağlayacağı düşünülmüştür. Çalışma üç ana bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde bağımsız denetimin önemi ana başlığı altında, bağımsız denetçilik mesleği, bağımsız denetimden beklentiler ve işletme yönetiminin iddiaları gibi konular ile birlikte bağımsız denetim süreci içerisinde özellikle kilit denetim konuları özelinde uygulamaya dair literatür destekli teorik bilgiler yer almaktadır. İkinci bölümde bağımsız denetim faaliyetinin zaman içerisinde değişen yaklaşımları, risk odaklı denetim yaklaşımı, müşteri kabul prosedürleri, kanıt toplama ve raporlama gibi uygulama odaklı önemli konular bulunmaktadır. Üçüncü bölümde ise aktif olarak bağımsız denetim faaliyetleri içerisinde yer alan bağımsız denetçiler ile anket yöntemi ile gerçekleştirilen saha inceleme çalışması, bulgular ışığında istatistiki analizler neticesinde oluşan sonuç ve değerlendirmelere yer verilmiştir.
Müfettiş ve müdürlerin ders denetimi uygulamalarının çağdaş denetim özellikleri ve ilkeleri doğrultusunda değerlendirilmesi
Araştırmada 1999 ve 2014 yılları arasında müfettişler tarafından gerçe kleştirilmiş olan ders denetimleri ile 2014 yılından sonra okul müdürleri tarafından gerçekleştirilmeye başlanan ders denetimi uygulamalarının ve denetleyici özelliklerinin, çağdaş denetim özelliklerine ve ilkelerine uygunluğunun belirlenmesi amaçlanmaktadır. Araştırmanın evrenini Ankara ilindeki ilköğretim öğretmenleri, çalışma grubunu ise 2019-2020 eğitim öğretim yılında Ankara ilindeki ilköğretim okullarında görev yapmakta olan ve hem müfettiş hem de okul müdürü ders denetimi geçirmiş 42 sınıf ve branş öğretmeni oluşturmaktadır. Araştırmanın çalışma grubu uygun örneklem yolu ile belirlenmiştir. Araştırmada nitel araştırma yöntemleri arasında yer alan durum çalışması deseni kullanılmıştır. On sekiz soruluk yarı yapılandırılmış görüşme formu ile toplanan veriler içerik analizi yöntemi ile analiz edilmiştir. Araştırmada okul müdürlerinin ders denetimi uygulamaları; gözlem yaptıkları öğretmene rehberlik yapma, ders denetimlerinin öncesinde ve sonrasında öğretmeni bilgilendirme, öğretmenlerin ders denetimi esnasında kendilerini çoğunlukla rahat hissetmesi, meslektaş fikir ve görüş paylaşımlarına izin verme, okul müdürünün ders denetimi yapabilecek yeterlikte görülmesi, okul müdürünün objektif değerlendirmeler yaptığını düşünme gibi konularda çağdaş denetim özelliklerine ve ilkelerine uygun bulunmuşken; müfettişlerin bu konularda çağdaş denetim özellik ve ilkelerine uygun davranmadıkları sonucuna ulaşılmıştır. Buna karşılık okul müdürlerinin de müfettişler gibi ders denetimlerini geleneksel araçlarla gerçekleştiriyor olmaları açısından, müdürlerin ders denetimlerini ses kaydı, video kaydı gibi alternatif yöntemlerle gerçekleştirmelerinin çağdaş denetim ilke ve özelliklerine uygun olacağı belirtilmiştir.
Anonim şirketlerde denetimin konusu ve kapsamı
Tezde, anonim şirketlerde denetimin konusu ve kapsamını incelenmektedir. Denetim; konusu ve kıstasları, denetçi niteliği, süreçleri, hak ve yükümlülükleri, sorumlulukları ile somutlaştırılmış hukuki bir kurumdur. Denetime ilişkin düzenlemelerin düşünsel temellerini, evrensel nitelikteki kurumsal yönetim ilkeleri ile pozitif hukukun parçası olan dürüst resim ilkesi oluşturmaktadır. Denetimin amacı, mesleki standartlara dayanarak finansal tabloların, hukuk ve muhasebe ölçüleri karşısındaki güvenilirliğine ilişkin güvence elde etmektir. Denetimin konu ve kıstası ile oluşturduğu bütüncül yapıda kapsamı doğru belirlenmezse öncelikle denetim ve buna bağlı olarak finansal tablolar sakatlanır. Tez denetimin konusunu ve kapsamını, denetimin bütüncül yapısı ve muhasebe yönü dışında hukuki boyutu ile konu edinmektedir.
Finansal bilgi manipülasyonunun ölçülmesi: Borsa İstanbul'da işlem gören imalat sanayi firmaları üzerine bir değerlendirme
Messod D. Beneish'in 1997 yılında finansal bilgi manipülasyonunu ortaya çıkaran bir model geliştirmesi ve 1999 yılında da bu model üzerinde iyileştirmeler yaparak nihai Beneish modelini ortaya koyması üzerine, araştırma çevreleri bu modelin sağladığı kolaylıkla finansal bilgi manipülasyonunu belirli bir doğruluk oranıyla ortaya çıkarma konusunda birçok araştırma gerçekleştirmiştir. Bu tez çalışmasının esas amacı, Beneish modelinin manipülasyonu ortaya çıkaran bir model olduğunu kabul ederek ve denetçi görüşlerinin finansal tablo kullanıcılarının güvenebileceği tek unsur olduğundan hareketle, denetçi görüşlerinin bu model uygulanarak ortaya çıkan sonuca ne derece paralel bir şekilde verildiğinin irdelenmesidir. Bu amaca ulaşmak üzere, Beneish (1999) modeli, Borsa İstanbul'da (BİST) işlem gören imalat sanayi firmaları üzerinde uygulanmıştır. Çalışmanın sonucunun güçlendirilmesi adına uygulama, 2018, 2019 ve 2020 yılları için ayrı ayrı yapılmıştır. Uygulama sonuçları, literatürdeki bu alandaki çalışmalardan farklı olarak denetçi görüşleriyle kıyaslanmıştır. Aynı zamanda denetim şirketleri de kendi içerisinde ''dört büyük denetim şirketleri (Big4)'' ve ''diğer şirketler'' olarak gruplandırılmış ve böylece Big4 şirketleri ile diğer şirketlerin yapmış oldukları denetimin çıktısı olan denetçi görüşlerinin, uygulama sonucuyla olan paralelliğinin karşılaştırılması yapılmıştır. Bu tez çalışması neticesinde, denetçi görüşleri ile Beneish Modeli uygulanarak ortaya konulan manipülasyon yapılma ihtimali arasında önemli bir paralellik bulunmadığı sonucuna ulaşılmakla beraber, denetçi tarafından tespit edilen ve niceliksel ve niteliksel olarak denetçi görüşünü etkilemeyecek yanlışlıkların, manipülatif işlemler sonucu ortaya çıkmış olabileceğini belirtmek gerekmektedir.
Adli muhasebe ile banka iç denetimi arasındaki ilişki: Vak'a analizi
1980'li yıllarda yaşanan ve skandal olarak nitelenen uluslararası ve büyük ölçekli muhasebe hileleri ve yolsuzluklar (Enron, Arthur Andersen vb.) muhasebe ve denetimin önemini göstermiş ve öncelikle Amerika'da, "Forensic Accounting" olarak bilinen ve Türkçemize "Adli Muhasebe" olarak çevrilen özel bir muhasebe ve denetim mesleğini gündeme getirmiştir. Amerikan Sermaye Piyasası Kurulu (SEC)'in yaptığı düzenlemeler ve çıkarılan yasalarla, olumsuz durumların tekrar yaşanmaması için adli muhasebeciler şirketlerde istihdam edilmeye başlanmıştır. Ülkemizde henüz bir meslek olarak faaliyet göstermeyen adli muhasebe ile ilgili olarak literatürde çeşitli çalışmalar yapılmaktadır. Bu çalışmamızda, adli muhasebe ile iç denetim ilişkisi özellikle iç denetimin en eski ve sektörün öncüsü olarak kabul gören banka iç denetimi (banka müfettişleri) ilişkisi ortaya konulmak istenmiş olup, banka müfettişlerinin çalışmaları verilerek adli muhasebe tanımı ve faaliyetleri ile uygunluğu gösterilmeye çalışılmıştır. Çalışmanın adli muhasebenin tanım ve tarifi ile eğitim ve mesleki formasyonu için yapılacak çalışmalara katkı sağlayacağı değerlendirilmiştir.
Bağımsız denetçilerin etik ve kozmetik muhasebe farkedilebilirliği üzerine bir araştırma
Son yıllarda yaşanan muhasebe ve denetim skandalları denetimde etik konusuna dikkat çekmiş ve meslek etiği kavramına olan ilginin artmasına neden olmuştur. Kozmetik muhasebe kavramı da üzerinde özenle durulması gereken etik bir konudur. Mali tabloların şeffaf oluşturulmamasına neden olduğu bilinen ve bazı durumlarda şirketlerin finansal durumları ile ilgili yanıltıcı bilgiler sunan kozmetik muhasebe uygulamaları etik kavramı ile yakından ilişkilidir. Bu çalışmanın amacı; bağımsız denetçilerin etik ve kozmetik muhasebe fark edilebilirliklerinin üzerine demografik özelliklerinin etkisini araştırmaktır. 30 bağımsız denetçiye anket uygulanarak veriler toplanmıştır. Çalışmada değişkenlere ait geçerlilik ve güvenilirlik analizi yapılmıştır. Değişkenlere ait tanımlayıcı istatistikler sunulmuştur. Hipotezleri test etmek için istatistiksel analiz tekniklerinden parametrik istatistiksel tekniklerinden Bağımsız Örneklemeler T Testi (Independent-Samples t Test), Tek Yönlü Varyans (One-Way ANOVA) analizleri uygulanmıştır.
Otomatik gerilim regülatörlerinde denetleyici optimizasyonu için meta-sezgisel algoritmaların kullanılması
Senkron generatörler mekanik enerjinin elektrik enerjisine dönüştürüldüğü elektrik üretiminde kullanılan temel makinelerdir. Senkron generatörlerin çıkış gerilimi uygulanan uyartım akımına ve devir sayısına bağlıdır. Senkron generatörler çoğunlukla şebekeye bağlı çalıştıkları için şebekenin elektriksel yük dinamiklerinden ve arıza olaylarından doğrudan etkilenirler. Bu tür etkilerden dolayı senkron generatörün çıkış gerilimi değişebilir. Senkron generatörlerin çıkış gerilimi sabit tutulmaz ise güç sistemine ve bu güç sisteminde çalışan cihazlara zarar vereceği gibi enterkonnekte sisteme bağlı şebekelerin verimini de düşürecektir. Güç sistemi şebekeleri enterkonnekte şebeke olduğu için bu gerilim değişimi ne kadar düşük olursa olsun bir an önce tespit edilip sistem kararlı hale getirilmelidir. Bu sebeple otomatik gerilim regülatörleri (OGR) gibi çeşitli denetleyici sistemler kullanılarak gerilim sabit tutulmalıdır. Bu tez çalışmasında, senkron generatörün çıkış gerilimini düzenleyerek şebekenin ve şebekedeki çalışan cihazların gerilim seviyesini ayarlayıp sabit tutmak amacıyla denetleyicisiz, P, PI, PID, PSO ve GA tabanlı hibrit denetleyicili sistemler tasarlanıp senkron generatörün çıkış gerilimi kontrol edilmiş ve sonuçları karşılaştırılmıştır. Senkron generatörün çıkış gerilimini ayarlamak için kullanılan PID denetleyicili bir OGR'nin kazanç parametrelerinin optimizasyonu için meta-sezgisel algoritmaların kullanılması sisteminin gerilim regülasyonu performansını artırdığı görülmüştür. Karşılaştırma kriterleri maksimum aşım, yükselme zamanı ve oturma zamanıdır. Karşılaştırma sonuçlarında geçici yanıt analizi, yer kök analizi ve frekans cevabı analizi değerlendirilip sunulmuştur.
Bilişim teknolojilerinin denetim mesleğine etkileri
Son yıllarda yaşanan hızlı teknolojik gelişmeler hayatımızın her alanında kendini göstermiştir. Teknolojik gelişmelerin etkisiyle birçok işletmede, başta muhasebe bölümü olmak üzere bilgisayarlar kullanılmaktadır. Muhasebede bilgisayarların kullanımı bu gelişmelere paralel olarak karmaşıklaşmakta ve zorlaşmaktadır. Bilgisayarların muhasebe bölümünde kullanımı gerekli bilgileri kaydetmesinin yanında kaydedilen bu bilgilerin denetlenmesini de kaçınılmaz kılmıştır. Bu noktada denetçiden beklenen, bu gelişmelere uygun olarak denetçinin gerekli teknolojileri kullanma konusunda yeterli düzeyde eğitimli olmasıdır. Denetimde bilişim teknolojileri yardımıyla iş ve işlemlerin otomasyonu sağlanarak üretim artışı ve maliyet azaltılması temel amaç olmuştur. Bu aşamada bilişim teknolojileri denetçilere büyük katkılar sağlamaktadır. Bu çalışmada, muhasebe, muhasebe denetimi ve yaşanan teknolojik değişmeler doğrultusunda denetim mesleğinde meydana gelen değişimler üzerinde araştırma yapılmış ve araştırmaya katkı sağlayacağı düşüncesiyle anket yöntemine başvurulmuştur. Anahtar Kelimeler: BiliĢim teknolojileri(BT), BT Denetimi, Muhasebe Denetimi, Denetim, Osmaniye.
Kayıt dışı ekonomi ile mücadelede vergi denetiminin etkinliği: Vergi müfettişleri üzerine bir araştırma
Fiilen gerçekleşmiş olmasına rağmen ekonomik faaliyetlerle ilgili kayıtların tutulmaması olarak nitelendirilen kayıt dışı ekonomi, kamu idarelerinin denetimi dışında kalan her türlü ekonomik işlem ve faaliyetlerdir. Günümüzde, devletlerin önemli sorunlarından biri olan kayıt dışı ekonomi nedenleri, sonuçları ve mücadele yöntemleri itibariyle karmaşık ve çok yönlü bir olgu olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu çalışmanın amacı kayıt dışı ekonomi ile mücadelede vergi denetiminin etkinliğinin ortaya konması, sorunların tespit edilmesi ve çözüm önerileri sunulmasıdır. Bu amaç doğrultusunda Vergi Denetim Kurulu Başkanlığında görev yapan 386 Vergi Müfettişi ile anket uygulaması yapılmıştır. Anket verileri SPPS istatistik programı ile analiz edilmiştir. Analiz sonucu elde edilen bulgular incelendiğinde kayıt dışı ekonomiye bakış ile vergi denetimine bakış arasında istatistiksel olarak pozitif yönlü anlamlı bir ilişki olduğu sonucuna varılmıştır. Buna ek olarak kayıt dışı ekonomiye bakış ve vergi denetimine bakışın katılımcıların cinsiyet, yaş, eğitim düzeyi ve mesleki deneyimlerine göre farklılaşmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Demographic engineering, forced migration and resettlement policies in General Inspectorates
This thesis attempts to focus on General Inspectorates which were active institutions between 1927-1952, by looking at them in context of demographic engineering, forced migration and resettlement policies. Population policies which are inevitable requirement for the nation-building process, are tried to be understood with this institution. The effectivity of General Inspectorates in the Eastern parts of Turkey are tried to be shown, even if they create a small part of this broader project. In addition to these, this thesis highlights the importance of the General Inspectorates' intermediary role to impose the centralized power as decentralized units. This thesis which mostly bases on information from the Republican archive, attempts to examine nation-building process and demographic engineering policies by giving examples from the implementations of the General Inspectorates in the Eastern provinces.