Businesses
924 theses under this subject heading
Uluslararası fuarların katılımcı işletmelere etkileri: Marmomacc Taş Tasarımı ve Teknolojisi Fuarı katılımcı işletmeleri üzerine bir araştırma
Uluslararası pazarlama karması öğelerinden biri olan tutundurma kavramı, işletmelerin üzerinde durması gereken önemli bir kavramdır. Bir tutundurma aracı olan fuarlar, işletmelerin uluslararasılaşmaları ve hedef pazar seçiminde belirleyicidir. Küreselleşme ile birlikte uluslararası fuarlar özellikle son yıllarda önemli bir yere sahiptir. Uluslararası fuarların işletmeler açısından etkilerini inceleyebilmek için fuarların katılımcı işletmelerle ilişkilendirilmesi gerekmektedir. Bu tür bir ilişkilendirme, uluslararası işletmelerin katılım gösterdikleri uluslararası fuarların avantaj ve dezavantajlarını inceleyebilmesini sağlamaktadır. Bu çalışmada, uluslararası fuarların, katılımcı işletmeler üzerine etkileri literatürdeki kavramlar ve analizlerden yararlanılarak incelenmiş ve uluslararası fuarların işletmeler açısından yarattığı etkiler analiz edilmiştir. Verilen teorik bilgi, İtalya'nın Verona kentindeki 'Marmomacc Taş Tasarımı ve Teknolojisi Fuarı (Marmomacc Stone Design and Technology Fair)' isimli uluslararası mermer/doğaltaş fuarında yapılan nicel araştırma sonuçları ile ilişkilendirilmiş ve uluslararası fuarların katılımcı işletmeler açısından önemli etkileri olduğu sonucuna varılmıştır.
Otel işletmelerinde çalışan motivasyonunun sağlanmasında ABCD modelinin kullanılması
Otel yöneticilerinin en temel görevlerinden biri, çalışanlarının motivasyonlarını sağlamaktır. Ancak gerçekleştirilen birçok araştırma, otel işletmelerinde düşük çalışan motivasyonu sorunun örgütsel bir patoloji haline geldiğini göstermektedir. Bu sorun çalışanların tüketim, müşterilerin ise üretim süreçlerinden soyutlanamamasından dolayı sadece çalışan performansı açısından değil; aynı zamanda otelin satış, müşteri tatmini, maliyetleri ve finansal performansı açısından da büyük sorunlara yol açmaktadır. Araştırmada bu soruna çözüm önerileri sunmak adına farklı disiplinlerden elde edilen güncel bilgilerin yer aldığı ve farklı motivasyon teorilerini bir araya getiren yeni bir dürtü temelli motivasyon modeli olan ABCD modeli denenmiştir. Antalya ve İstanbul bölgelerinden toplanan 805 geçerli anketten elde edilen veriler üzerinde gerçekleştirilen AFA ve DFA sonuçları ABCD modelinin otel işletmelerinde çalışan motivasyonu olgusunu açıklamada oldukça iyi performans sergilediğini göstermiştir. Otel işletmelerinin kazanma dürtüsü boyutunda ücret ve maaşlar, terfi olanakları, ödüllendirme sıklığı, çalışanların onurlandırılması ve sosyal yardımların sağlanması; öğrenme dürtüsü boyutunda işletme dışı eğitimleri alabilmeleri, yöneticilerin çalışanların öğrenmelerine ve kendilerini geliştirmelerine yardımcı olmaları, performans değerlendirme kriterlerinin çalışanlara aktarılması ve çalışanlara işletmenin genel durumlarına ilişkin doğru ve zamanlı bilgi sağlanması; koruma dürtüsü boyutundaysa çalışanlar arasında ayrımcılık yapılmaması ve hakkaniyetin sağlanması konularında yetersiz kaldıkları görülmüştür. Bu konular üzerinde daha fazla yoğunlaşarak çalışanların iş motivasyonlarının anlamlı düzeyde arttırabilecekleri tespit edilmiştir. Bağlanma dürtüsü boyutunda ise aşırılıkların gözlendiği ve çalışanların klikler oluşturarak örgüt amaçlarından çok kliklerinin amaçları doğrultusunda hareket ettikleri gözlenmiştir. Bu nedenle, bağlanma dürtüsü tatmini için harcanacak çaba, kaynak ve zamanın kazanma ve koruma dürtüleri için harcanması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Otel İşletmeleri, Çalışan Motivasyonu, ABCD Modeli, Türkiye
Otel işletmelerinde iş yükü algısı ve iş yükünün insan kaynakları yönetiminde kullanımı
Otel işletmelerinde çalışanların performansı son derece önemlidir. Çalışanların performanslarında ise iş yükü önemli bir faktördür. Aynı zamanda, iş yükünün yöneticiler tarafından dikkate alınması insan kaynakları yönetimindeki birçok sorunun önlenmesine de katkı sağlamaktadır. İş yükü ile ilgili personel algılarının belirlenmesi amacıyla hazırlanan bu çalışmada ayrıca, yöneticilerin insan kaynakları fonksiyonlarının yürütülmesinde iş yüküne önem verip vermediklerinin belirlenmesine de çalışılmaktadır. Çalışma, Eskişehir'de bulunan 28 otelden 262 çalışan ve 90 yönetici olmak üzere toplam 352 personelin katılımı ile gerçekleştirilmiştir. Çalışma verilerinin toplanmasında, anket tekniğinden yararlanılmıştır. Elde edilen veriler; faktör analizi, bağımsız örneklem T testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA) ve Pearson korelasyon analizi ile test edilmiştir. Araştırmada; personelin iş yükü algılarının, fiziksel, zihinsel, konumsal, çevresel ve duygusal olmak üzere toplam beş faktörden oluştuğu belirlenmiştir. İş yükü algısında konumsal faktörün birincil öncelikle tercih edildiği görülmüştür. Çalışanların ve yöneticilerin demografik özellikleri ile iş yükü algıları arasında eğitim durumu, departman, yaş ve iş tecrübesi açısından anlamlı ilişkiler tespit edilmiştir. Çalışanların ve yöneticilerin genel iş yüküne ilişkin algılamalarının ise orta düzeyde olduğu belirlenmiştir. Ayrıca, yöneticilerin insan kaynakları yönetimi ile ilgili faaliyetleri yürütürken iş yüküne en fazla planlama ve kariyer yönetimi fonksiyonlarında önem verdiklerine yönelik bulgulara da ulaşılmıştır.
Yer hizmeti işletmelerinde uygulanan iş sağlığı ve güvenliği yönetim sistemleri başarı faktörleri ve uygulamadaki sorunların belirlenmesine yönelik bir araştırma
İş Sağlığı ve Güvenliği Yönetim Sistemlerinin başarıyla uygulanması çalışanların emniyetini sağlamakta, sağlıklarını korumada ve bu sayede etkinlik ve verimliliklerini artırmada önemli bir role sahiptir. Bu rol işletmelerin amaçlarını gerçekleştirmesinde ve toplumsal maliyetlerin azaltılmasında önemli bir araç konumundadır. Bu nedenle İş Sağlığı ve Güvenliği Yönetim Sistemleri başarısının artırılmasında fayda vardır. Bu çalışmada, Türkiye'de hava taşımacılığı sektöründe faaliyet gösteren yer hizmeti işletmelerinin uygulamış oldukları İş Sağlığı ve Güvenliği Yönetim Sistemlerinin başarısını etkileyen faktörler ile uygulamada yaşanan sorunları tespit ederek belirlenen sorunlara yönelik çözüm önerilerinin geliştirilmesi amaçlanmıştır. Araştırmada, bağlamı dikkate alarak derinlemesine bilgi toplanılması amaçlandığından, nitel araştırma deseni tercih edilmiş ve tümevarımsal ve betimsel nitel veri analizi yöntemleri kullanılmıştır. Araştırma Türkiye'deki A grubu ruhsat sahibi yer hizmeti işletmeleri ile yer hizmetleri kapsamında faaliyet gösteren ikram kuruluşları üzerinde yapılmıştır. Araştırmada iki farklı grup üzerinde iki farklı veri toplama yöntemi ile çalışılmıştır. İş sağlığı ve güvenliği yönetim sistemlerinin üst düzey yöneticilerinden Nominal Grup Görüşmeleri yöntemi ile veri toplanmıştır. 24 İSG uzmanından oluşan ikinci grup katılımcılardan ise açık uçlu anket aracılığıyla veri toplanmıştır. Araştırma verileri, nitel veri analizi yöntemleri ile çözümlenmiş, araştırma soruları temel alınarak bulgular tanımlanmış ve yorumlanmıştır. Araştırma verilerinin analizi sonucunda yer hizmeti işletmelerinde uygulanan İSGYS'lerin başarı faktörleri pozitif emniyet kültürü, üst düzey yönetimin desteği, paydaşlar, İSGYS uygulamaları, mevzuat ve İSG profesyonelleri temaları altında değerlendirilmiştir. İSGYS'lerin uygulanma sorunları ve çözüm önerileri de başarı faktörlerine benzer olarak ortaya çıkmıştır. Araştırma sonucunda İSGYS'lerin başarısını etkileyen, uygulanma sorunlarını ortaya çıkaran ve çözüm önerilerinde öncelikli olan asıl temanın pozitif emniyet kültürü olduğu görülmektedir.
Çok uluslu işletmelerde örgütsel yapıya dair farklılıklar ve çok uluslu işletmelerin Türkiye'deki yönetim yapıları
İnsanların birlikte yaşama alışkanlıkları ile ortaya çıkmış olan kültür kavramı toplulukların çeşitlenmesi ile anlam kazanmıştır. Çok sayıda unsuru barındıran bu kavram bir arada çalışma alışkanlıkları ile işletmelere taşınmıştır. Ulusların arasında mesafelerin çok olduğu dönemlerde işletmeler daha çok yerel kültürlerden etkilenmişlerdir. Globalleşmenin etkisi ve gelişen teknoloji ile birlikte uluslar arasındaki mesafeler kısalmıştır. Bu durum çok uluslu işletmelerin ortaya çıkmasını sağlamıştır. Çok uluslu işletmeler gittikleri her yeni ülkede ya da bünyelerine kattıkları farklı ulustan her çalışanda hakim olan yerel kültürün haricinde farklı kültür boyutları ile karşılaşmışlardır. Ortaya çıkan kültürel farklılıklar yeni bir inceleme alanı olmuş; öyle ki bu farklılıkların işletme başarısına ve devamlılığına doğrudan etkileri olduğu tespit edilmiştir. Bu sayede örgüt kültürünün önemini arttırmış ve örgüt kültürü ile ilgili modellerin ortaya çıkmıştır. Prof. Hofstede öncülük ettiği bu modelleri belirli boyutlar altında toplamış ve aynı işletmenin farklı iştiraklerinde ayrıştırılan boyutları incelemiştir. Çalışmada örgüt kültürü ve Hofstede'nin örgüt kültürü modeli incelenerek Türkiye'de Telekomünikasyon sektöründe yer alan çok uluslu işletmelerde bu kavramlar röportaj yöntemi ile araştırılmıştır. Dikkat edilen unsur doğu kültürü olan Çin kültüründen Huawei ve batı kültürü olan Birleşik Krallık kültüründe Vodafone gibi iki farklı ancak birlikte çalışan işletmenin incelenmesi olmuştur.
Hedef maliyetleme açısından muhasebe bilgi sistemine ilişkin bir model önerisi ve bir işletme uygulaması
Bu çalışma, hedef maliyetleme açısından muhasebe bilgi sistemine ilişkin bir model önerisi koymak ve bu modelin işletme uygulamasının analiz edilmesine yöneliktir. Ayrıca, konuyla ilgili olması yönüyle, maliyet yönetimi, maliyet yönetim sistemleri ve çağdaş maliyet sistemleri de açıklanmış bulunmaktadır. Bunların yanında, çalışmanın esasını oluşturması açısından hedef maliyetleme ile muhasebe bilgi sistemi detaylı olarak incelenmiş ve bu iki konunun bütünleştirilmesi neticesinde de bir model önerisi ortaya konulmuştur. Çalışma, 3 bölümden oluşmaktadır. Birinci ve ikinci bölüm teorik kısım olup üçüncü bölümde bilgi sistemi modeli ortaya konulmuş ve ardından bu modelin işletme uygulaması yapılmış ve uygulamanın sonuçları analiz edilerek öneriler ifade edilmiştir.
Havayolu işletmelerinin sosyal paylaşım sitelerindeki sayfalarında elektronik müşteri sadakati oluşturulabilmesine etki eden faktörler
Günümüzde teknoloji alanında yaşanan hızlı gelişmelerle beraber, işletmelerin pazarlama plan ve faaliyetleri bu doğrultuda yeniden şekillenmeye başlamıştır. Bu yeni şekillenme, sosyal medya sitelerini ortaya çıkarmış ve bu sayede işletmelerle müşteriler arasında interaktif bir iletişim ortamı oluşmuştur. Bu duruma havayolu işletmeleri de kayıtsız kalamamış ve işlemlerini, soysal medya ortamına taşımaya yönlendirmiştir. Sosyal medya siteleri sayesinde havayolu işletmeleri, farklı özelliklere sahip müşterilerle iletişime geçerek onların istek ve ihtiyaçlarını belirleyebilmekte, sorunlarına anında müdahale edebilmekte, hizmetleri ile ilgili en güncel bilgileri onlarla paylaşabilmektedir. Söz konusu faaliyetler de kullanıcıların tekrar bu sayfaları ziyaret etme niyetini, bir diğer ifade ile elektronik sadakati olumlu yönde etkileyebilmektedir. Bu bağlamda çalışma; havayolu işletmelerinin sosyal medya sitelerinde yer alan sayfalarında, elektronik sadakat yaratma çabaları üzerinde etkili olduğu düşünülen kişiselleştirme, etkileşim, sayfa tanınırlığı, online zevk alma, kullanılabilirlik, üye profili, e-memnuniyet, aidiyet duygusu, sosyal bulunuşluk, online işletme itibarı, değişim maliyeti, e-güven değişkenleri ile e-sadakat arasındaki ilişkiyi ortaya çıkarmaya odaklanmaktadır. Araştırma kapsamında 5'li Likert ölçeği ile hazırlanan anket gerçekleştirilmiştir. Anketler, Türkiye'de faaliyet gösteren havayolu işletmelerinin, sosyal paylaşım siteleri olan Facebook ve Twitter'daki sayfalarını takip eden 490 kişiye uygulanmıştır. Verilerin analizi amacıyla Mann-Whitney U, Kruskal Vallis ve Korelasyon Analizi yöntemleri kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre; söz konusu değişkenler ile e-sadakat arasında pozitif ve anlamlı ilişki olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Sermaye yapısı firmanın performansı üzerindeki etkisi
Sermaye yapısı işletmelerin iyi performansa ulaşabilmesi için en önemli konulardan birisidir. Bu çalışmanın amacı sermaye yapısının firma performansı üzerindeki etkisinin araştırmaktır. Bu amaç doğrultusunda, 2008-2013 yılları arasında Borsa İstanbul'da işlem gören 130 imalat şirketinin finansal verileri panel veri analizi yöntemiyle analiz edilmiştir. Öz sermaye karlılığı (ROE), aktif karlılığı (ROA), pay başına kar (EPS) ve Tobin Q oranı çalışmada bağımlı değişkenler olarak ele alınmıştır. Kısa vadeli yabancı kaynaklarının aktif toplamına oranı (STDTA) ve uzun vadeli yabancı kaynakların aktif toplamına oranı (LTDTA) sermaye yapısı ölçütü olarak bağımsız değişken olarak kullanılırken, satışların büyüme oranı ile firma büyüklüğü kontrol değişkenleri olarak seçilmiştir. Çalışmada, Kısa vadeli yabancı kaynaklarının aktif toplamına oranı (STDTA) ile Akif karlılığı (ROA), Pay başına kazanç (EPS) ve Tobin Q oranı arasında anlamlı ve negatif bir ilişki olduğu, ancak Kısa vadeli yabancı kaynaklarının aktif toplamına oranı (STDTA) ile ROE arasında anlamlı bir ilişki olmadığı ortaya çıkmıştır. Uzun vadeli yabancı kaynaklarının aktif toplamına oranı (LTDTA) ile ROE, EPS ve Tobin Q oranı arasında anlamlı ve negatif ilişki olduğu görülürken, Uzun vadeli yabancı kaynaklarının aktif toplamına oranı (LTDTA) ile ROA arasında pozitif ve anlamlı bir ilişki olduğu ortaya çıkmıştır. Öte yandan, satışların büyüme oranı ve firma büyüklüğü ile firma performansı arasında anlamlı bir ilişki olmadığı tespit edilmiştir. Sonuç olarak, çalışmanın bulgularında, genel olarak sermaye yapısı ile firma performansı arasında negatif bir ilişki olduğu gözlenmektedir.
Örgütlerde sosyal medya kullanımı: Sosyal medya algıları, amaçları ve kullanım alışkanlıkları
Bu çalışma örgütlerin sosyal medya algılarının, kullanım amaçlarının ve kullanım alışkanlıklarının belirlenmesine yöneliktir. Bu kapsamda Eskişehir'de faaliyet gösteren 138 işletmeden elektronik anket yoluyla elde edilen veriler araştırma amaçları doğrultusunda değerlendirilmiştir.
Türkiye'deki imalatçı şirketlerde finansal başarısızlığın genelleştirilmiş lineer modeller ile tahmini
Bu çalışmanın amacı, çeşitli bağımsız değişken kullanılarak yüksek performanslı finansal başarısızlık tahmin modellerinin oluşturulmasıdır. Seçilen değişkenler muhasebe verilerine dayalı değişkenler (finansal oranlar), makroekonomik büyüklükler ve piyasa değişkenleri olup finansal başarısızlık tahmin modellerinin oluşturulması için, bu değişkenler arasında çeşitli kombinasyon yapılmıştır. Yalnızca muhasebe verilerine ve piyasa değişkenlerine tabi modeller de oluşturulmuştur. Bu bağlamda, beş tür model oluşturulmuştur ve bunlar finansal başarısızlıktan bir yıl önce (t-1), iki yıl önce (t-2) dönemlerine ve çapraz bir dizayna (t-1 ve t-2) tabi tutulmuştur. Dolayısıyla, toplam olarak on beş model oluşturulmuştur ve bu modeller Genelleştirilmiş Lineer Modellerdir (lojistik regresyona tabidir). Aslında, bu istatistik yöntem finansal durum (başarısız veya başarılı) gibi ikili olan bağımlı değişkenler için uygundur. Makroekonomik büyüklükler standart olup kullanılan diğer veriler Borsa İstanbul'da kayıtlı imalatçı şirketlerden temin edilmiştir. Tüm veriler (makroekonomik büyüklükler dâhil) 2009-2013 dönemine aittir. Elde edilen sonuçlara göre, t-1 döneminde en performanslı model, muhasebe verilerine dayalı değişkenler ile sağlanmıştır. Bunun anlamı, bu değişkenlerin finansal başarısızlığın bir yıl önceden tahmin edilmesinde yeterli olmasıdır. Ancak, t-2 döneminde bu değişkenler finansal başarısızlığın tahmininde yetersiz bulunmuştur ve bu dönemde güvenilir bir model elde edilmesi için başka değişkenler (özellikle piyasa değişkenleri) ile bir kombinasyon yapılmıştır. Makroekonomik büyüklüklerin finansal başarısızlığın saptanmasında önemli bir rol oynadığı bulunmuştur. Fakat veri setindeki çoklu doğrusal bağlantı sorunu (korelasyon ve kısmi korelasyona göre) nedeniyle modellerin çoğunda yer almamıştır. Aslında, yalnızca GSYH t-1 döneminde bir modelde yer almıştır. Bu modeldeki diğer değişkenler piyasaya dayalı olmak üzere, piyasa değişkenlere karşı GSYH'in finansal başarısızlık riski ile pozitif ilişkide olduğu saptanmıştır. Bu durum, makroekonomik şokların ve para politikasının imalat sanayi sektörü üzerindeki muhtemel etkilerine bağlanmıştır. Ayrıca, çapraz dizayn modellerin tahmin gücü zayıf bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: Finansal başarısızlık, muhasebe verileri (finansal oranlar),makroekonomik büyüklükler, piyasa değişkenleri, Genelleştirilmiş Lineer Modeller (lojistik regresyon)
Makroekonomik ve firmaya özgü değişkenlerin gayrimenkul yatırım ortaklıkları getirileri üzerindeki etkisi: Borsa İstanbul üzerine bir uygulama
Gayrimenkul Yatırım Ortaklıkları (GYO) ilk olarak 1961'de ABD'de kurulmuş olup daha sonra başta Avrupa ve Asya- Pasifik bölgesi olmak üzere bütün dünyada hızlı bir gelişim göstermiştir. GYO'lar kuruluşlarından itibaren tüm dünyada gayrimenkul piyasasının en önemli kurumsal yatırımcıları haline gelmişlerdir. Bu tez araştırmasının amacı, Türkiye açısından gerek makroekonomik ve gerekse firmaya özgü bazı değişkenlerle sermaye piyasalarının en önemli kurumlarından biri olan GYO'ların getirileri arasında bir ilişki olup olmadığı ve eğer bir ilişki varsa bu ilişkinin yönü ve derecesinin belirlenmesidir. Bu çalışma üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde; GYO kavramı, GYO'ların tarihçesi ve dünyadaki gelişimi, GYO'ların örgütlenme biçimleri ve türleri, ikinci bölümde; GYO'ların öğeleri, faaliyetleri, önemi, yararları, vergi ve hukuki boyutu, risk, getiri ve değerlemeleri, üçüncü ve son bölümde ise literatür taraması ve uygulama bölümü yer almaktadır. Çalışmada kullanılan makroekonomik değişkenler; altın fiyatları, Dolar/TL döviz kuru ve gösterge tahvil faiz oranı; firmaya özgü değişkenler ise GYO portföy büyüklüğü, GYO piyasa değeri / defter değeri ve GYO fiyat/kazanç oranıdır. Araştırmada verilerin analiz edilmesinde çoklu doğrusal regresyon analizi yönteminden yararlanılmıştır. Araştırma sonucunda her üç makroekonomik değişkenle GYO getirileri arasında anlamlı ve negatif yönlü bir ilişki olduğu, buna karşın firmaya özgü değişkenlerden sadece GYO piyasa değeri/defter değeri ile GYO getirileri arasında anlamlı ve pozitif yönlü bir ilişki olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Gayrimenkul Yatırım Ortaklıkları, Makroekonomik Değişkenler, Firmaya Özgü Değişkenler
İşletmelerin ekogirişimcilik faaliyetleri kapsamında sürdürülebilir (temiz) üretim uygulamaları: Arçelik buzdolabı fabrikası örneği
1970'li yılların başında artan nüfus ve çevre sorunlarının problem yaratmasıyla gündeme gelmeye başlayan sürdürülebilir kalkınma, ülkeleri bu doğrultuda politikalar uygulama ve çözüm önerileri geliştirmeye itmiştir. Zamanla kalkınmanın sadece ekonomik ölçütlerden ibaret olmadığı, bunun yanında çevresel ve sosyal göstergeleri içinde barındıran bir sürdürülebilirlik anlayışıyla hareket etmenin doğruluğu kabul görmüştür. Bu anlamda, ekogirişimcilik faaliyetlerini benimseyerek daha az kaynak kullanarak ve az atık ve kirlilik yaratarak daha fazla mal ve hizmet yaratma felsefesine dayanan sürdürülebilir (temiz) üretim, imalat sanayisinin sürdürülebilir kalkınma yolunda atılan adımlar konusunda büyük önem taşımaktadır. Bu çalışmanın amacı, Arçelik Buzdolabı Fabrikasının çevre konularına yaklaşımı doğrultusunda benimsediği politika ve gerçekleştirdiği ekogirişimci faaliyetlerin üretim süreçlerine ve işletme performansına etkilerini ortaya koymaktır. Çalışma kapsamında, şirketin ekogirişimcilik algısını ölçmek ve Arçelik Buzdolabı Fabrikasında yapılan sürdürülebilir (temiz) üretim faaliyetlerini belirlemek için yarı-yapılandırılmış görüşme formu ile analiz yapılmıştır. Ayrıca işletmelerin sürdürülebilirliği ve ekogirişimciliğini tespit etmek adına Arçelik Eskişehir Kampüsünün ekolojik ayakizi hesaplanmıştır. Değerlendirme sonucunda Arçelik'in gerek ulusal gerekse uluslararası mevzuata uyumu, benimsediği çevre politikaları ve bu kapsamda gerçekleştirdiği ekogirişimci faaliyetlerle sürdürülebilir (temiz) üretim uygulamaları gerçekleştirebilmek adına alt yapı oluşturduğu ve bu yönde çalışmalar yaptığı tespit edilmiştir. Bu doğrultuda ekolojik ayak izi hesaplamalarına ve sürdürülebilir (temiz) üretim performanslarını artırmaya yönelik yapılabilecekler, şirketin yanı sıra karar alıcılara ve diğer şirketlere de öneri olarak sunulmuştur. Anahtar Sözcükler: Girişimcilik, Ekogirişimcilik, Ekolojik Ayak İzi, Sürdürülebilirlik, Temiz Üretim
Kümelerde yenilikçilik kapasitesi ile ağdaki konum arasındaki ilişkiler: Eskişehir-Bilecik-Kütahya seramik kümesi
Belirli bir coğrafik alanda yoğunlaşan işletmelerin oluşturduğu iş sistemleri olan kümeler doksanlı yıllardan itibaren farklı alanlardan araştırmacıların dikkatini çekmektedir. Bu çalışma, Türkiye seramik ürünler üretiminin yaklaşık %50'sini gerçekleştiren Eskişehir-Bilecik-Kütahya (EBK) Seramik Kümesinin yapısını, gelişimini, boyutlarını incelemeyi ve işletmelerin ağlardaki konumları ile yenilikçilik performansları arasındaki ilişkileri analiz etmeyi amaçlamaktadır. Bu kapsamda kümede yer alan 56 işletme/kurum ile derinlemesine görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Sosyal ağ analizi yöntemiyle kümedeki aktörlerin ticari ve informal ilişkilerini yansıtan ağ haritaları oluşturulmuş, buradan elde edilen verilerle de işletmelerin yenilikçilik performansı ve ağdaki konumları arasındaki ilişki Heckman Seçim Modeli ile tahmin edilmiştir. Çalışma bulguları, EBK Seramik Kümesinde yer alan işletmelerin değer zincirindeki temel faaliyetlere küme içinde erişebildiklerini, informal İlişkiler ağının ise az sayıda aktöre ve bağlantı sayısına sahip olduğunu göstermektedir. Buna ek olarak, işletmelerin sahip oldukları bağlantı sayılarını ifade eden derece merkezliliği ve ağdaki diğer aktörlere ne kadar kısa sürede ulaşabileceğini gösteren yakındalık merkezliliğinin işletmelerin yenilikçilik performansını arttırdığı görülmektedir.
Konaklama işletmelerinin yönetim muhasebesi ve finansal analiz kapsamında değerlendirilmesi
Her işletme gibi konaklama işletmeleri de hem hayatiyetlerini hem de karlılıklarını sürdürebilmek için müşteri memnuniyetini üst düzeyde tutmak zorundadırlar. Bunu sağlamak için de kendilerine rekabet üstünlüğü sağlayacak yöntem ve araçları kullanmaları gereklidir. Bu çerçeve içerisinde, konaklama işletmelerinin; gelecek için yön gösterebilecek bir yönetim muhasebesine, verimlilik ve karlılıklarını değerlendirebilmek içinde finansal analiz uygulamalarına ihtiyaçları vardır. Böylece iyi ve güçlü bir muhasebe sistemiyle yöneticilerin desteklenmesi, işletme amaçlarına ulaşmada doğru kararlar alınmasını sağlayabilecektir.Çalışmamızda, yönetim muhasebesi ve finansal analiz tekniklerinin, konaklama işletmelerine özgü şartlara nasıl uyarlanabildikleri ve böylece, işletme yönetimlerine nasıl fayda sağlayabilecekleri gösterilmeye çalışılmıştır. Bu kapsamda çalışma üç bölümden oluşmuştur.Birinci bölümde, turizm sektörü ve konaklama işletmeleri tanımlanmış, sınıflandırılmış ve organizasyon yapıları hakkında bilgi verilmiştir. İkinci bölümde, yönetim muhasebesi ve finansal analiz hakkında temel bilgiler verilmiş ve genel çerçeveleri çizilmeye çalışılmıştır. Üçüncü bölümde ise, öncelikle konaklama işletmelerinin farklı özellikleri ortaya konulmaya çalışılmıştır. Daha sonra, finansal analizin temel tekniği rasyo analizine yer verilmiştir. Burada, konaklama işletmelerinin özellikleri dikkate alınarak, maliyetlerinin belirlenmesinde ve performanslarının ölçülmesinde rasyolardan nasıl faydalanılabileceği gösterilmeye çalışılmıştır.
İşletmelerin uluslararasılaşma sürecinde ihracat stratejileri ve bir araştırma
Geçmişten günümüze her dönemde işletme kavramı çeşitli evrelerden geçmiştir. Geçmişte işletmeler sınırları belli bir alanda yaşamsal faaliyetlerini sürdürürken küreselleşme olgusunun çekim alanı etkisiyle rekabet ve uluslararasılaşma gibi kavramlarla zenginleşerek karmaşık bir yapıya bürünmüştür. Özellikle kendi kabuğunda faaliyetlerini sürdüren işletmeler; yaşadığı ülke sınırları dışında da faaliyet gösteren işletmelerle yaşamak zorunda kaldığı rekabet bir takım uluslararasılaşma stratejilerini geliştirme refleksini yaşatmıştır. İşletmelerin uluslararasılaşmasının bir seçenekten çok zorunluluk haline dönüşmesi uluslararasılaşma stratejilerinin doğru tanımlanmasını ve uygun stratejinin seçimini gerektirmektedir. İşletmeler uluslararası pazarlara açılırken kontrol düzeyi ile yüklenecekleri risk arasında uygun stratejiyi belirlemek durumundadırlar. Uluslararasılaşma sürecinde ilk basamak olarak tercih edilen en etkin strateji ihracat stratejisidir. Çalışma üç bölümden oluşmaktadır. İlk iki bölüm teorik alanını oluşturmaktadır. Birinci bölümde; işletme, strateji kavramı ve türleri hakkında teorik çalışma yapılmıştır. İkinci bölümde; stratejinin bir boyutu olarak uluslararasılaşma kavramı ile stratejileri hakkında teorik konulara yer verilmiştir. Üçüncü bölüm; uygulamalı çalışma olarak Şırnak?taki işletmelerin uluslararasılaşma sürecindeki ihracat stratejilerin nasıl oluşturulduğu, karşılaştıkları sorunları tespit etmeye, yaşanan değişimleri belirlemeye ve şirketlere faydalı olacağı düşünülen bazı önerilerde bulunmaya çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: İşletme, Strateji, Uluslararasılaşma, Uluslararasılaşma Süreci, Uluslararasılaşma Stratejileri, İhracat, İhracat Stratejiler
Kaynak tüketim muhasebesi ve endüstri 4.0'ın üretim işletmeleri üzerindeki etkisi
Günümüzde işletmelerin kârlarını en yüksek seviyeye çıkarmalarında maliyetlerin düşürülmesi önemli bir etkendir. Maliyetlerin belirlenmesinde ise, verilerinin doğru ve zamanında hesaplanmasının yanında güncel olması da önemlidir. Bu nedenle zaman içerisinde birçok yeni yaklaşım ortaya çıkarılmış ve yeni öneriler geliştirilmiştir. Geliştirilen bu yaklaşımların yine de bazı konularda yetersiz kaldıkları düşünülmektedir. Zaman içerisinde Alman Maliyetleme Modeli ile faaliyet tabanlı maliyetleme modelinin birleşmesiyle ortaya çıkan kaynak tüketim muhasebesi modeli geliştirilmiştir. Bu çalışmada kaynak tüketim muhasebesi modelinin temel varsayımları araştırılmış ve Bir Üretim İşletmesi'nde uygulanarak sonuçları değerlendirilmiştir. Geleneksel maliyetleme modeli kullanan bu işletmenin kaynak tüketim muhasebesi modeline geçmesi halinde maliyet kalemlerinde yaratacağı azalışlar ile maliyet unsurlarında oluşan değişimler ortaya konulmuştur. Yaşanan değişimlerle birlikte teknolojinin hayatımızın her aşamasında yer alması Endüstri 4.0 devrinin başlamasını sağlamıştır. Artık nesneler birbiri ile iletişime geçebilmekte, robotlar üretimin her aşamasında yer alabilmektedir. Bu nedenle Endüstri 4.0 muhasebe açısından yenilikler getirmekte ve bu durum maliyetlere de yansımaktadır. Özellikle güncel konuların izlenmesi ve yorumlanması amacı ile yapılan bu çalışmada; güncel maliyetleme yaklaşımları, kaynak tüketim muhasebesi modeli ve Endüstri 4.0 ele alınmıştır. Endüstri 4.0'ı 2011 yılından beri uygulayan Siemens A.G. şirketi verilerinden yararlanılarak finansal tabloları analiz edilmiştir. Analiz sonucunda şirketin Endüstri 4.0 ile olumlu sonuçlar elde ettiği tespit edildiği için, "Bir Üretim İşletmesi'nde de uygulanmıştır. Çalışmanın uygulama bölümünde, öncelikle Bir Üretim İşletmesi'nde kaynak tüketim muhasebesi modeli uygulanarak analizler yapılmıştır. Daha sonra aynı üretim işletmesinde Kaynak tüketim muhasebesi modelinin teknoloji ile ilişkilendirilmesinin maliyetlerde yaratacağı sonuçlar merak edildiğinden Endüstri 4.0 ile ilişkilendirilerek yeniden maliyetleme yapılıp analiz edilmiştir. Ortaya çıkan sonuçlar değerlendirildiğinde kaynak tüketim muhasebesi modeli ile Endüstri 4.0 yaklaşımının birlikte uygulanması sadece kaynak tüketim muhasebesi modelinin uygulanmasına göre atıl maliyetlerin % 6,8 oranında azalmasına neden olmaktadır. Yapılan literatür taramasında kaynak tüketim muhasebesi modeli ile Endüstri 4.0 yaklaşımını birlikte ele alan bir çalışma tespit edilmemiştir. Bu da çalışmanın özgün değerini ortaya koymaktadır. Anahtar Kavramlar: Kaynak Tüketim Muhasebesi, Endüstri 4.0, Güncel Maliyetleme Yaklaşımları
Havayolu işletmeleri için uçak seçim stratejisinde SWARA tabanlı EDAS ve COPRAS yöntemlerinin kullanımı
Havayolu işletmeleri için uçak satın alımı yüksek maliyetlerden dolayı stratejik öneme sahiptir. Bu sebeple işletmeler için belirli kriterleri dikkate alarak doğru uçağı seçmek oldukça önemlidir. Uçak seçimi gibi stratejik konularda çok kriterli karar verme yöntemleri kullanılabilmektedir. Bu yöntemler; stratejik yönetim, yöneylem araştırmaları, lojistik ve ekonomi gibi alanlarda seçim, sıralama ve sınıflama problemleri için kullanılmaktadır. Bu çalışmada havayolu işletmeleri için uçak seçiminde çok kriterli karar verme yöntemlerinden SWARA tabanlı EDAS ve COPRAS yöntemleri kullanılarak örnek bir model uygulanması amaçlanmıştır. Çalışmada geleneksel iş modelini ve topla-dağıt ağ yapısını uygulayan işletmelerin tercih ettikleri hem dar gövde hem de geniş gövde yolcu uçakları için değerlendirme yapılmıştır. Satın alma maliyeti, yakıt kapasitesi, maksimum koltuk kapasitesi, menzil, maksimum kalkış ağırlığı ve kargo kapasitesi olmak üzere 6 kriter belirlenmiştir. Dar gövde için 7 tane yolcu uçağı alternatifi, geniş gövde için de 9 tane yolcu uçağı alternatifi değerlendirmeye alınmıştır. Çalışmada öncelikle havacılık sektör tecrübesine sahip akademisyenlerden oluşan 10 uzmana SWARA anket formu uygulanmıştır. Uzmanlardan kriterleri kendi önceliklerine göre sıralamaları ve daha sonra da elde ettikleri sıralamaya göre kriterlerin göreli önem değerlerini belirlemeleri istenmiştir. Her bir uzman için elde edilen verilere SWARA yöntemi uygulanarak kriter ağırlıkları belirlenmiştir. Daha sonra 10 uzman için belirlenmiş olan kriter ağırlıklarının ortalamaları alınarak her bir kriter için nihai ağırlıklar elde edilmiştir. Kriter ağırlıkları belirlendikten sonra hem dar gövde hem de geniş gövde yolcu uçakları için EDAS ve COPRAS yöntemleri uygulanarak sıralamalar elde edilmiştir. Dar gövde yolcu uçakları için hem EDAS hem de COPRAS yöntemlerinde A321neo uçağı, geniş gövde yolcu uçaklarında ise A350-1000 uçağı en iyi alternatif olarak çalışmanın sonucunda ortaya çıkmıştır.
İşletmelerin sürdürülebilir rekabet gücü ve rekabet üstünlüğü sağlamada verecekleri stratejik kararların kaynak tüketim muhasebesi modeliyle doğrulanmasına yönelik amprik bir çalışma
Dünya çapında artan küreselleşme olgusu ile birlikte günümüzde faaliyet gösteren işletmeler, kendilerini şiddetli bir rekabet ortamının içinde bulmaktadır. İşletmelerin böyle bir ortamda hayatta kalabilmelerinin yolu rakip işletmeler ile rekabet edebilme yeterliliğine sahip olmalarından ve hatta rakipleri karşısında sürdürülebilir rekabet üstünlüğü elde edebilmelerinden geçmektedir. İşletmelerin rakiplerine karşı sürdürülebilir rekabet üstünlüğü elde edebilmelerini sağlayan temel argümalarından birisi de maliyet bilgileridir. Bu nedenle üretim işletmelerinde üretim süreci sonucunda ortaya çıkan maliyetlerin doğru, güvenilir, yeterli, gerçeğe uygun ve detaylı olarak saptanması ve üretilen mamul maliyetlerinin de benzer niteliklere sahip maliyet bilgilerine dönüştürülmesi gerekmektedir. Bu bağlamda, geliştirilen maliyetleme modellerinin en temel amacı, üretilen mamullerin maliyetlerinin; doğru, güvenilir, yeterli, gerçeğe uygun ve detaylı olarak hesaplanmasını sağlamaktır. Ancak gerek geleneksel maliyetleme modelleri gerekse çağdaş maliyetleme modelleri istenilen nitelikte maliyet bilgilerini tam olarak üretmekte yetersiz kalmaktadır. Bu nedenle çağdaş maliyetleme modellerinin eksikliklerini gidermek amacı ile kaynak tüketim muhasebesi modeli adı altında yeni bir maliyetleme modeli geliştirilmiştir. Bu çalışmanın temel amacı; geliştirilen kaynak tüketim muhasebesi modelini bir üretim işletmesinde kurmak, modelde üretilen maliyet ve yönetim muhasebesi bilgileri aracılığıyla, işletme yöneticilerinin sürdürülebilir rekabet üstünlüğü sağlamada verecekleri fiyatlandırma kararlarını desteklemektir. Çalışma dört bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde kavramsal çerçeve başlığı altında rekabet kavramı ve kaynak tabanlı yaklaşım kavramı ayrıntılı olarak ele alınmıştır. İkinci bölümde kaynak tüketim muhasebesi modeli ve analize tabi diğer maliyetleme modelleri (geleneksel maliyetleme modeli, faaliyet tabanlı maliyetleme modeli ve zamana dayalı faaliyet tabanlı maliyetleme modeli) açıklanmış ve karşılaştırmalı olarak ele alınıp değerlendirilmiştir. Üçüncü bölümde analize tabi maliyetleme modelleri (kaynak tüketim muhasebesi modeli, geleneksel maliyetleme modeli, faaliyet tabanlı maliyetleme modeli ve zamana dayalı faaliyet tabanlı maliyetleme modeli) bir üretim işletmesinde uygulanarak sonuçlar alınmıştır. Alınan sonuçlar karşılaştırmalı olarak analiz edilerek değerlendirilmiştir. Son bölümde ise işletme yöneticileri tarafından verilecek fiyatlandırma kararları analize tabi maliyetleme modelleri kapsamında analiz edilmiştir.
Maddi olmayan duran varlıkların finansal performansa etkisi: Borsa İstanbul teknoloji şirketlerinde bir uygulama
Günümüzde bilgi ekonomisi ile birlikte maddi olmayan duran varlıklar önem kazanmaya başlamıştır. Maddi olmayan duran varlıklar; fiziksel bir varlık özelliği taşımayan, belirlenebilir, kontrol edilebilir ve gelecekte ekonomik yarar sağlayan iktisadi kıymetlerdir. İşletmelerin varlıkları içerisinde maddi olmayan duran varlıkların ağırlığı giderek artmakta ve işletmelerin gelişmesi açısından önemli yer tutmaktadırlar. Aynı zamanda maddi olmayan duran varlıkların kayıt, değerleme ve raporlaması ile şirketlerin finansal performansını nasıl etkilediği önemli bir konudur. Bu çalışmada; maddi olmayan duran varlıklarla ilgili genel bilgiler verilmiş, entelektüel sermaye arasındaki fark belirtilmiş, maddi olmayan duran varlıkların kayıt, değerleme, raporlamasının nasıl yapıldığı ve Borsa İstanbul'da işlem gören, Teknoloji (XUTEK) endeksinde yer alan 14 adet teknoloji ve bilişim şirketlerinin maddi olmayan duran varlıklılarının finansal performansı araştırılmıştır. Finansal performanslarının belirlenmesi için finansal oranlar belirlenmiş ve bu oranlar hesaplanarak TOPSIS (İdeal Çözüme Benzerlik Bakımından Sıralama Performansı Tekniği) yönteminde uygulanmıştır. Araştırma sonucunda, şirketlerin finansal performans sıralamasına göre şirketlerin maddi olmayan duran varlık devir hızı, karlılık ve büyüme oranları yüksek çıkanlar gerek duran varlıklar gerekse varlıklar içerisinde maddi olmayan duran varlık ağırlık oranı yüksek olan şirketler, ilgili yılın en iyi finansal performans gösteren şirketleri olduğu belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler : Maddi Olmayan Duran Varlık, TMS (Türkiye Muhasebe Standartları) 38, TOPSIS (İdeal Çözüme Benzerlik Bakımından Sıralama Performansı Tekniği), Finansal Performans, Borsa İstanbul Teknoloji Şirketleri.
İşletmelerde insan kaynakları yönetimi ve yenilik ilişkisinin toplam kalite yönetimi uygulamalarında incelenmesi:Marmara Bölgesinde ampirik bir uygulama
Yenilik kavramı günümüzde işletmelerin rakiplerine karşı rekabette üstün olabilmek, yeni pazarlara girebilmek ve varlığını sürdürebilmek adına geçmişten günümüze kadar kullandıkları sistemlerin, süreçlerin ve teknolojilerin yenilenmesi süreci olarak tanımlanabilir. İşletmelerin en önemli rekabet aracı ve müşteri memnuniyetini sağlamada etkili bir yöntem olan yenilik kavramı işletmeler tarafından önemle üzerinde durulması gereken bir kavramdır. Yenilik sürecinin başarılı olması yeniliklere açık yetenekli ve donanımlı bireylerin işletmeye kazandırılması ile mümkün olmaktadır. İşletmeye seçilecek personellerin yeniliğe açık, araştırmacı, disiplinli, yetenekli ve günün bilgi ve teknolojilerini yakından takip eden bireyler olması çok önemli olmakla birlikte, işletmenin halihazırda çalışanlarının da yeniliğe teşvik edilmesi ve eğitimlerle desteklenmesi büyün önem arzetmektedir. Toplam kalite yönetimi anlayışını benimsemiş etkin bir insan kaynakları yönetimi, bağlı bulunduğu işletmenin yenilik süreçlerine katkı sağlamak adına işe yeni başlayan çalışanlara ve işletmede çalışmaya devam etmekte olan personellere etkili orantasyon eğitimleri vererek işletmenin verimlilik elde etmesine katkı sağlayabilir. Oryantasyon daha işin başında işi sıkı tutarak çalışanların sürekli gelişmesine katkı sağladığı için insan kaynakları yönetimi tarafından başarıyla sürdürülmesi gereken bir süreçtir.
İşletmelerin kurumsal sosyal sorumluluk uygulamalarında kurumsal yönetimin etkisi: BİST 100 üzerinde bir uygulama
İşletmelerin daha fazla ekonomik kar elde etmek için doğal kaynakları tüketmesi, çevresel sorunları da beraberinde getirmiştir. İşletmelerin faaliyetlerini sürdürürken kar elde etmenin ötesinde, topluma ve çevreye karşıda sorumluluklarını yerine getirme çabası, kurumsal sosyal sorumluluk kavramı ile ifade edilmektedir. İşletmelerin çevre bilinci ile faaliyetlerini sürdürmesini esas alan kurumsal sosyal sorumluluk, işletmelerin kurumsal yönetim anlayışının bir parçası olarak görülmektedir. Dolayısıyla etkili bir kurumsal yönetime sahip işletmelerin kurumsal sosyal sorumluluklarını etkin bir şekilde yerine getirmesi beklenmektedir. Bu çalışmanın amacı Türkiye'de işletmelerin kurumsal sosyal sorumluluk uygulamalarında kurumsal yönetimin etkisini incelemektir. Çalışmada 2016 yılı Borsa İstanbul'da BİST100 endeksinde işlem gören 91 işletmeye ait veriler kullanılmıştır. İşletmelerin kurumsal sosyal sorumluluk uygulamalarında kurumsal yönetimin etkisi İkili Lojistik Regresyon (Binary Logistic Regression) tekniği ile analiz edilmiştir. Yapılan analiz sonucunda Türkiye'de işletmelerin kurumsal sosyal sorumluluk uygulamaları ile kurumsal yönetim düzeyleri arasında istatiksel açıdan anlamlı bir ilişki bulunmadığı tespit edilmiştir. Ayrıca analizde kontrol değişkeni olarak; işletme büyüklüğü, endüstri profili, halka açıklık oranı, öz sermayenin defter değeri ve ekonomik performans değişkenleri kullanılmıştır. Kontrol değişkenlerinden işletme büyüklüğü, endüstri profili, halka açıklık oranı ve öz sermayenin defter değeri değişkenleri ile işletmelerin kurumsal sosyal sorumluluk uygulamaları arasında istatistiki açıdan anlamlı ve pozitif yönde bir ilişki bulunduğu tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Kurumsal Sosyal Sorumluluk, Kurumsal Yönetim,
İşletmelerin sürdürülebilirlik uygulamalarında kurumsal yönetimin etkisi: İMKB üzerine bir uygulama
Bu çalışmada kurumsal yönetimin sürdürülebilirlik üzerindeki etkisi incelenmeye hedeflenmiştir. Bunun için sürdürülebilirlik kavramı ve bu kavramının kurumsal yönetim ile olan ilişkisi incelenmiştir. Tezin birinci bölümünde sürdürülebilirlik kavramı hakkında tarihsel gelişimi, önemi ve boyutları hakkında literatür araştırması yapılmıştır. Sürdürülebilirlik raporlaması ile ilgili kuruluşlar incelenmiştir ve örneklemi oluşturmak için en yaygın kullanılan Küresel Raporlama Girişiminin (GRI) oluşturduğu raporlama kılavuzu hakkında bilgiler verilmiştir. Tezin ikinci bölümünde kurumsal yönetim kavramı, teorileri, ilkeleri hakkında literatür araştırması yapılmıştır. Ayrıca hem Yurtdışında hem de Türkiye'de yapılan, sürdürülebilirlik ve kurumsal yönetim ilişkisini inceleyen çalışmalar derlenmiştir. Tezin üçüncü bölümünde ise, Borsa İstanbul'da işlem gören ve GRI Standartlarına göre sürdürülebilirlik raporu hazırlayan 17 işletmenin 2013-2016 yılları arasındaki 68 işletme/yıl verisi, tek tek işletmelerin konsolide mali tablolarından ve sürdürülebilirlik raporlarından toplanmıştır. Türkiye'de işletmelerin sürdürülebilirlikleri ile kurumsal yönetim arasındaki ilişkinin analizinde Dengeli Panel Veri Analizi kullanılmıştır. İşletmelerin sürdürülebilirlik uygulamalarının sürdürülebilir raporlama (GRI Raporlama Standartlarına uygun) hazırlamalarıyla ölçüldüğü çalışmada, kurumsal yönetim uygulamaları ise; yönetim kurulunun yapısına ilişkin özellikler (büyüklüğü, bağımsız üye sayısı, toplumu etkileyen üyelerin varlığı), ceo ikiliği ve sosyal sorumluluk komitesinin varlığı ile gerçekleştirilmiştir. Ayrıca işletmelerin büyüklüğü ve karlılığı da sürdürülebilirlik uygulamalarını etkilemesi muhtemel değişkenler olması sebebiyle modelde kontrol değişkenleri olarak dahil edilmiştir. Böylece işletmelerin sürdürülebilirliklerini etkileyen ve kısıtlayan kurumsal yönetim faktörleri belirlenmiştir. Yapılan analiz sonucunda işletmelerin sürdürülebilirlik uygulamalarını arttıran faktörler, yönetim kurulunda yer alan toplumu etkileyen üyeler ve işletme karlılığı olarak tespit edilmiştir. İşletmelerin sürdürülebilirlik uygulamalarını azaltan faktörler ise yönetim kurulu büyüklüğü, yönetim kurulunda yer alan bağımsız üyeler, sosyal sorumluluk komitesinin varlığıdır. Anahtar Kelimeler: Sürdürülebilirlik, Sürdürülebilirlik Raporlaması, Kurumsal Yönetim
Büyük ve orta boy işletmeler için finansal raporlama standardı (BOBİ FRS) uygulamasının işletmelerin yönetsel kararları üzerine etkisi ve bir uygulama örneği
BOBİ FRS uygulaması özetle bağımsız denetim kapsamına giren işletmelerin mali tablolarını düzenleme usul ve esaslarını içeren standartlar bütünüdür. Çalışmada mali tablolarını BOBİ FRS uygulamasına göre düzenleyen işletmelerde, BOBİ FRS uygulamasının işletme yönetsel kararları üzerindeki etkisinin araştırılması amaçlanmıştır. Artan rekabet koşulları, karlılık yüzdelerinin düşüklüğü, doğru finansal bilgilere ulaşamada maddi zorluklar sonucunda özellikle küçük yatırımlar yönelik gerçeğe uygun ve standartlara uyumlu mali verilere duyulan ihtiyaç tez konusunun önemini ortaya koymaktadır. İşletme yönetimleri, işletmelerin rekabet ortamında varlıklarını sürdürebilmeleri ve paydaşların menfaatlerinin korunabilmesi ancak doğru kabul edilebilir, açık anlaşılabilir, şeffaf ve hesap verilebilir bilgilerle mümkündür. İhtiyaç duyulan bilgilerde bulunması gereken özellikler BOBİ FRS uygulamasının amaçları ile örtüşmekte olup, tezin önemini ortaya koymaktadır. Tez konusunun araştırılmasında, alanında düzenlenmiş olan tez, makale, KGK düzenlemeleri v.b. çalışmalar incelenmiş olup, elde edilen kaynakçalardan hazırlanmış uygulama kısmında ise bağımsız denetime tabi bir şirketler dahil edilmiştir. Bağımsız denetim şirketi bünyesinde, BOBİ FRS kapsamında denetime tabi şirketlerin mali tabloları esas alınarak denetlenen şirketlerin yöneticileri ile tez kapsamındaki konularda yüzyüze görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Sorulan sorular ile BOBİ FRS uygulamasının şirket yönetim kararlarına olan etkisi araştırılmıştır. Ulaşılan bulgu ve sonuçlar tezin sonuç ve değerlendirme bölümünde ele alınmıştır. Anahtar Kelimleler: Büyük ve Orta Boy İşletmeler İçin Finansal Raporlama Standardı (BOBİ/FRS), Büyük ve Orta Boy İşletmeler İçin Finansal Raporlama Standardı (BOBİ/FRS) 'nin Finansal Tablolara Etkisi, İşletmelerde Karar Alma Süreci
Faaliyet tabanlı maliyet sisteminin inşaat işletmelerinde uygulanmasına yönelik ampirik bir çalışma
İşletmelerin küresel rekabet ortamına uyum sağlayabilmeleri ve bu ortamda başarılı olabilmeleri için faaliyetlerini daha verimli hale getirmeleri gerekmektedir. Bu bağlamda ülkemizde faaliyet gösteren işletmeler, faaliyetlerini sürdürebilmek için önemli bir unsur olan maliyet verilerinin doğru hesaplanması önem kazanmıştır. Bu açıdan işletme yöneticilerinin ileriye dönük karalar almalarında kendilerine yol gösterecek bir maliyet sistemine ihtiyaçları vardır. Geleneksel maliyetleme yöntemine alternatif olarak işletmenin üretim maliyetlerini hesaplamada işletme faaliyetlerini temel alan Faaliyet Tabanlı Maliyetleme Sistemi çalışmamızın konusunu oluşturmaktadır. "Faaliyet Tabanlı Maliyet Sisteminin İnşaat İşletmelerinde Uygulanmasına Yönelik Amprik Bir Çalışma" adı altında hazırlanan bu çalışma, Faaliyet Tabanlı Maliyetleme Sisteminin inşaat sektöründe uygulanması ve sistemin geleneksel maliyetleme yöntemi ile olan farlılıkları ortaya koymak amacı ile yapılmıştır. Konya ilinde faaliyet gösteren inşaat ve taahhüt işletmesi model olarak seçilmiştir. Çalışmanın birinci bölümünde, temel maliyet kavramları, maliyet hesaplama yöntemleri ve modern maliyetleme yöntemleri hakkında bilgilere yer verilmiştir. İkinci bölümde Faaliyet Tabanlı Maliyetleme Sistemi hakkında detaylı bilgilere yer verilmiş ayrıca Faaliyet Tabanlı Maliyetleme Sistemi ve geleneksel maliyetleme yönteminin karşılaştırılması yapılmıştır. Üçüncü bölümde Faaliyet Tabanlı Maliyetleme Sisteminin inşaat işletmesinde uygulamasına yer verilmiş ve geleneksel maliyetleme yöntemine göre yapılan hesaplamalar ile karşılaştırılarak incelemesi yapılmıştır. Anahtar Kelimeler: Geleneksel Maliyetleme Yöntemi, Faaliyet Tabanlı Maliyetleme Sistemi, İnşaat ve Taahhüt İşletmeleri