Translation
430 theses under this subject heading
Abdulla Aliş: Seçme Eserler-Masallar (Türkiye Türkçesine çeviri ve dil incelemesi)
Masallar, geçmişten günümüze kadar gelen sözlü halk edebiyatı ürünlerinden biridir. Bu çalışmada Tatar çocuk edebiyatı üzerine çalışmalar yapmış olan Tatar yazar Abdulla Aliş'in "Seçme Eserler" kitabında yer alan masalları ele alınmıştır. Bu masallar çocuklar için eğlendirici ve aynı zamanda öğretici nitelik taşımaktadır. Saylanma Eserler kitabında yer alan Abdulla Aliş'in masalları üzerinde Tatar Kiril alfabesinden Latin alfabesine transkripsiyonu, Türkiye Türkçesine aktarması, dil incelemesi, söz dizimi, söz varlığı ve sözlük çalışması yapılmıştır. Dil incelemesi, söz dizimi ve söz varlığı çalışmalarında konu metinlerden verilen örneklerle açıklanmıştır. Söz varlığı çalışmasında ise kelimeler sınıflandırılıp örnekleri verilmiştir. Sonuç kısmında da bütün çalışmanın değerlendirilmesi yapılmıştır. Anahtar Kelimeler: Tatar Çocuk Edebiyatı, Abdulla Aliş, Tatar Edebiyatı, Tatar Türkçesi, Tatar Masalları
Şeyhî'nin Husrev ü Şîrîn'i (İnceleme-metin-çeviri-dizin/sözlük)
Bu tez çalışmasında 15. yüzyılda Şeyhî (ö.1425'den sonra) tarafından yazılan Husrev ü Şîrîn mesnevisi ele alınmıştır. Nizamî-yi Gencevî'nin (1141-1209) 1177-1181 yılları arasında yazdığı aynı adlı eserinden çevrilerek Türkçeye kazandırılan eser, birebir çeviri bir eser olmaktan ziyade bir uyarlama niteliğindedir. Eser, Anadolu'daki ilk Türkçe olan Eski Anadolu Türkçesiyle kaleme alınmıştır. Eski Anadolu Türkçesinin son dönemlerinde, Arapça ve Farsça sözcük ve ibarelerin dilde epeyce kullanıldığı bir dönemde yazılan eser, döneminin dil karakteristiğini iyi yansıtması açısından hayli mühim bir eserdir. Eser hakkında genel bilginin yanı sıra eseri dil özellikleri açısından incelediğimiz çalışmamız altı ana bölümden oluşmaktadır: Giriş kısmında eserin yazar(lar)ının hayatı ve eserleri hakkında bilgi verilmiş, eserin yazılış tarihi, kendisinden önce yazılmış Husrev ü Şîrîn'ler kısaca tanıtılmış, yurt içinde ve yurt dışında bulunan yüzün üzerinde nüshası ayrıntılı olarak açıklanmıştır. Bu nüshalar arasından bizim esas aldığımız nüsha hakkında da ayrıntılı bilgi verilmiştir. Hemen ardından çalışmada izlenilen yöntem alt başlığı altında çalışmada takip ettiğimiz yol anlatılmıştır. İkinci bölümde Dil İncelemesi başlığı altında metnin dil özellikleri ortaya konmuştur. Çalışmanın üçüncü bölümü 6956 beyitten oluşan eserin yazı çevirimini yaptığımız Metin bölümüdür. Bu bölümde nüsha üzerinde yapılan düzeltmeler dipnotlar şeklinde verilmiştir. Çalışmanın dördüncü bölümü metnin günümüz Türkçesine aktarıldığı Çeviri bölümüdür. Çeviri yaparken beyitte anlatılmak istenen ifade, yapılan telmihler mümkün olduğunca dipnotlarla kaynak göstermek suretiyle açıklanmıştır. Çalışmanın son ana bölümü metnin tüm söz dağarcığını ortaya koyan Dizin/Sözlük kısmıdır. Alfabetik olarak sözcükleri sıraladığımız bu bölümde her sözcüğün karşısına anlamı ve hangi beyitte ya da beyitlerde geçtiği yazılmıştır. Türkçe dışındaki sözcüklerin yanına geldiği dil belirtilmiştir. Sonuç kısmında ise bu çalışma sonunda ortaya çıkan bulgularımız ve görüşlerimiz özetlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Husrev ü Şîrîn, Şeyhî, Eski Anadolu Türkçesi, mesnevi, Ferhad u Şîrîn
Basın çevirilerinde diller ve kültürlerarası farklılıklar
Bu çalışmanın amacı İngilizcedenTürkçeye yapılan basın çevirileri kapsamında dilsel ve kültürel farklılıklarınhangi biçimlerde ortaya çıktığını ve sonuç olarak ürüne ne gibi etkilerde bulunduğunu değerlendirmektir. Bu kapsamda İngilizceden Türkçeye yapılan basın çevirileri değerlendirilmeye alınmış olup elde dilen verilere diller ve kültürlerarası çeviri ve etkileşim açısından bir analiz yapılmıştır. 2016, 2017 ve 2018 yıllarında sunulmuşBBC (20), Euronews (8) ve Sputnik News (4) haber ajanslarından toplamda 32 adet haber metni ve çevirileri ele alınmıştır. Spor, sağlık, kültür ve sanat, bilim ve teknoloji, politik ve yaşam ve seyahat başlıklı alanlarından metinler derlenmiştir. Bu inceleme nesnelerine dilsel ve kültürel farklılıklar özelinde işlevselci bir yaklaşım modeli olan ve göndergesel, anlatımsal, duyumsal ve ilişkisel işlevden oluşan Christiane Nord'un Dört İşlev Modeliuygulanmıştır. Elde edilen bulgular ışığında, ele alınan bütün metin türleri açısından göndergesel ve ilişkisel işlevlerin çoğu zaman çevirmen tarafından uygun stratejiler doğrultusunda yerine getirildiği ancakanlatımsal ve duyumsal işlevin tam manasıyla gerçekleştirilemediği gözlemlenmiştir. İngilizce ve Türkçe arasındaki dilsel farklılıkların, iki ülke arasındaki coğrafi uzaklığın, kültüre özgü dil kullanımlarının ve evrensel dil kullanımlarının dilsel ve kültürel farklılıklar noktasında en önemli faktörler oldukları belirlenmiştir. Bunun yanı sıra, Türkçeye yapılan basın çeviri metinlerinin çeşitli adaptasyonlarla sunulduğu ve birçok noktanın eksik olarak verildiği de belirlenmiştir. Bu adaptasyonlar içerisinde içermeme, ekleme, açımlama ve yeniden düzenleme süreçleri mevcuttur. Yeni bir bilim dalı olan Çeviribilim kapsamında basın çevirilerinin dünya genelinde 2000li yılların başından itibaren ele alındığı dikkate alınarak Türkiye genelinde oldukça az çalışıldığı gözlemlenmiş ve bu doğrultuda daha fazla çalışma yapılması tavsiye edilmektedir.
Göstergebilimsel Bir Serüven: Üç öyküsüyle Türkçe'de Oscar Wilde
"Göstergebilimsel Bir Serüven: Üç Öyküsüyle Türkçe'de Oscar Wilde" başlıklı bu çalışma, Wilde'ın The Selfish Giant, The Devoted Friend ve The Nightingale and The Rose başlıklı üç masalsı öyküsünü göstergebilimsel bakış açısıyla ve çeviri göstergebilimi bağlamında incelemektedir. Göstergebilim ile birlikte çeviri göstergebilimini ve amaçlarını uygulamalı örnekler ortaya koyarak tanıtmayı hedeflemektedir. Eserin "Gösterge ve Göstergebilim" başlıklı ilk bölümü kuramsal çerçevedir. Göstergeyi, göstergebilimi ve çeviri göstergebilimini tanımlamakla birlikte uygulama kısmında kullanılan yöntemin, yaklaşımlarından sentezlenerek elde edildiği göstergebilimin, özellikle de yazınsal göstergebilimin üç önemli ismi Algirdas Julien Greimas, Roland Barthes ve Jean-Claude Coquet'nin kuramlarını da özetlemektedir. "Bütünce ve Uygulama" başlıklı ikinci bölümü ise uygulama kısmıdır. Oscar Wilde'a ve dönemine ilişkin özet bilgi verildikten sonra söz konusu üç eser burada göstergebilimsel çözümlemeye tabi tutulmuştur. Çözümlemeler, öykülerin 1962'de Penguen yayınevi tarafından yayınlanan özgün metinleri üzerinden gerçekleştirilmiştir. Öykülerin iki tanesi için sekiz, biri için de yedi farklı çevirmen tarafından gerçekleştirilmiş olan Türkçe çevirileri çeviri göstergebilimi ölçütleriyle değerlendirilmiştir. Prof. Dr. Sündüz Öztürk Kasar tarafından geliştirilen Çeviride Anlam Bozucu Eğilimler Dizgeselliği uyarınca elde edilen bulgular tablolar üzerinde topluca gösterilmiş ve sayısal verilerle de ifade edilmiştir. Bu çalışma, hem göstergebilimle, göstergebilimin çevirideki rolüyle ve çevirmene nasıl yardımcı olabileceğiyle ilgilenen akademik okurlara hem de genel anlamda göstergebilime ve çeviri göstergebilimine ilgi duyan tüm okurlara ışık tutabilmek amacındadır.
Türkçe–Rusça-Ukrayna dili öykü çevirileri ve karşılaşılan sorunlar
Çeviri; farklı halklar, ırklar ve ülkeler arasında anlaşmayı sağlayan ortak bir çözüm yoludur. Ülkelerin kültürü, tarihi, ulusal serveti ancak bu yolla dilden dile taşınmaktadır. Bu nedenle de çeviri her zaman için çok önemli bir bilim dalı olmuştur ve her ülkede bu konuya büyük bir önem verilmektedir. Edebȋ çeviri ise, oldukça zor bir alandır. Kültürel ve tarihsel ögelerle bunların uyandırdığı çağrışımların aktarılması, dilsel karşılıklarının tam olarak bulunması ve metinler arası ilişkilerin aktarılması edebȋ çevirinin en zor noktalarından bir kısmıdır. Bu çalışmada; Türkçe – Rusça - Ukrayna Dilinde yapılan çeviriler ele alınmıştır. Günümüze kadar yapılan çalışmalar incelendiğinde üç ülke edebiyatlarının çevirisinde daha fazla çalışmaya ihtiyaç duyulduğu görülmektedir. Çeviribilimin, nispeten yeni bir bilim dalı olması nedeniyle, özellikle Türkçe-Rusça ve Ukrayna Dilinde yapılmış olan çevirilerde, daha çok çözüm yolu geliştirilmrsine gerek duyulduğu görülmektedir. Bu çalışmada, edebî çevirilerde yaygın olarak kullanılan Yorumlayıcı Çeviri Kuramından yararlanılmıştır. Öncelikle, ilk kez, Rus edebiyatından Akeksandr Kuprin'in "Narlı Bilezik" ve Ukrayna edebiyatından Marko Vovçok'un "Kız Öğrenci" adlı öyküsü Türkçeye; Selim İleri'nin "Deniz Kızının Öyküsü" adlı çalışması Rusçaya ve Ukrayna Diline çevrilmiştir. Daha sonra karşılaşılan çeviri sorunları; maddeler hâlinde, örnekleri ve çevirmenlerden alınan çözüm önerileri de değerlendirilerek incelenmiştir.
Diller arasındaki yapısal farkların edebî çeviri sürecine etkisi: Halid Ziya Uşaklıgil'in Aşk-ı Memnu romanı örneğinde
The idea that the activity of translating is not a mere linguistic transfer but rather that it is a multidimensional activity with complex nature is accepted by modern translation theories in general. What complicates the work of translating so much is the existence of several factors which influence the process of translating directly or indirectly. Structural differences between the languages involved in the translation process are an example for one of these factors which influence the translation process directly. There are some similarities between certain languages in the world, as they belong to the same language family. But it is not possible to speak about a complete identity even between these languages. Since the lifestyle and cultural values of a community affect the morphology, the syntax and the vocabulary of a language. On the basis of these presuppositions, this study seeks to answer the question: "What effect do the syntactical and morphological differences between Turkish and German have on the literary translation process?". In accordance with this purpose, Halid Ziya Uşaklıgil's novel Aşk-ı Memnu and its German version with the title Verbotene Lieben translated by Wolfgang Riemann were analyzed comparatively on the basis of translation theories. First of all, the source text and its translation were analysed by taking the "translation-oriented text analysis model" of Christiane Nord as a basis. After that, the translation problems caused by interlingual structural differences were determined and it was examined which translation techniques were used by the translator to solve such problems. As a result, it was noticed that the translator preferred a content-oriented method of translating by disregarding some of the literary characteristics of the source text. In the translation process, he paid special attention to making the source text easily readable for German readers. But in the translation analyses it was determined that for some parts of the source text it was possible to keep both the content and the literary style of the source text. Keywords: Literary Translation, Aşk-ı Memnu, Interlingual Structural Differences, Style
Kültür spesifik çeviri incelemesi: Ahmet Hamdi Tanpınar'ın huzur romanının karşılaştırmalı analizi
In the study, a comparative analysis of the German translation version of the novel 'Huzur', written by Ahmet Hamdi Tanpınar has been investigated in the context of the scientific principles of criticism. The culture-specific samples, selected from the novel, provide for the study the comparative critics. The desired point to be reached is to determine, how the culture-specific examples, selected from the source text, transferred by means of cultural elements in the target culture and how these elements are in the target culture receipted. The study is made up of four sections. The first section involves the translation process, translation studies, translation theory, translation criticism and theoretical information about culture. In the second section the subject of the study is firstly in the original language, then in the target language analyzed. In addition to this, information about the author and the translator of the work is presented. The third section consists of a comparative analysis made in accordance with the scientific information, obtained from the first section The last section is intended as a summary. The results of the comparative analyses are given and in accordance with these data, the possible solution offers are discussed. In this context, the comments are generated from the transfer of the work is mainly related not to structural, but to contextual properties. Keywords: Translation, Equivalence, Literary translation, Literary translation criticism, Culture, Analysis, Meaning beyond the text
Michael Endes Roman "Die unendliche Geschichte" im Türkischen. Eine übersetzungskritische Analyse
It is well known that translation of children's and youth literature bears special importance in Translation Studies and contains many translation problems. Furthermore, there have been very few translation criticism studies in the field of children's and youth literature translation. The aim of this study is to contribute to discussions on translation of children's and youth literature through the example of Michael Ende's children's fantasy novel Die unendliche Geschichte, which has been translated into many languages. The first Turkish translation of the novel, entitled Bitmeyecek Öykü, was made by Saadet Özkal in 1986 and published by Ren. The second translation, also entitled Bitmeyecek Öykü, was made by Saffet Günersel in 1996 and published by Kabalcı. A third translation by Saadet Özkal was published by Kabalcı in 1999 once again with the same title. The children's fantasy novel Die unendliche Geschichte includes many translation problems especially due to the fact of having specific visual, linguistic and stylistic means. The purpose of this study is to analyze different translation techniques of the mentioned translators within the scope of functional and child-centered theory, to discuss its translatological aspects, and to find out to what extent the translation techniques effect the translation quality. First, analysis was conducted to determine the skopos of translations based on paratexts. This was followed by an identification of the sections that convey message of the source text and constitute a translation problem. The translation techniques which were benefited by the translators to solve translation problems were analyzed comparatively. According to this, Özkal's (Ende, 1986; 1999) translation is the source text oriented and Günersel's (Ende, 1996) translation is the target recipient oriented by considering of translation function.
H. 1111 (1699-1700) tarihli Ahkâm Defteri'nin (MAD 9885) Latin harflerine çevrilmesi ve değerlendirilmesi (s. 1-181)
Ahkâm Defterleri, Divân-ı Hümâyun'da görüşülen konular hakkında padişah adına çıkan kararların yazıldığı defterlerdir. Hüküm adı verilen bu kararlar Divân'dan çıkan fermanların bir kopyası niteliğindedir. Maliye Ahkâm Defterleri ise Osmanlı Maliye teşkilatı içerisinde en yetkili kurum olan Defterdarlıktan çıkardı. Defterdarlığa bağlı alt kalemlerden olan gelir-gider kalemlerinin en önemlisi olan Başmuhâsebe, diğer kalemlerin yöneticisi konumunda olması nedeniyle gelir ve giderleri denetler ve kaydını tutardı. Tutulan bu kayıtlar bu gün Osmanlı Mali Tarihi açısından araştırmacılar için oldukça önemli verileri bünyesinde barından başvuru kaynaklarının başında gelir. Özellikle 17. yüzyılda yapılan uzun süreli savaşların yenilgiyle sonuçlanması ekonominin kötüye gitmesine neden olmuştur. Üzerinde çalıştığımız 9885 numaralı Ahkâm Defteri, Osmanlı Devleti için bir dönüm noktası olan Karlofça Antlaşması'ndan sonra tutulması sebebiyle bize dönemin ekonomik şartları hakkında önemli bilgiler vermektedir. Çalışmamız dört bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde 1695-1703 yılları arasında tahtta buluna II. Mustafa dönemi siyasi olaylar aktarılmış ardından 17. yüz- yılın ikinci yarısından itibaren devletin ekonomik durumu ele alınmıştır. İkinci bölümde Osmanlı maliye teşkilatı anlatılmıştır. Üçüncü bölümde Ahkâm Defterleri hakkında bilgi verilerek defterimizde bulunan 404 hükmün transkripsiyon ve özetlerine yer verilmiştir. Dördüncü bölümde ise defterin değerlendirmesi ve hükümlerin konularına göre dağılımı verilmiştir. Anahtar Kelimeler: Osmanlı Devleti, Maliye, Defterdarlık, Hüküm, Ahkâm Defteri
H.1111 (1699-1700) tarihli Ahkâm Defteri'nin (mad 9885) Latin harflerine çevrilmesi ve değerlendirilmesi (S. 182-363)
Osmanlı Devleti kuruluşundan itibaren teşkilâtlanmaya başlamış, klasik dönemde kurumlarını oturtmuş ve yüzyıllar boyunca çok geniş bir coğrafyada askerî ve siyasî alandaki varlığı ile hüküm sürdüğü kadar kurumsallığı ile de var olmuştur. Osmanlı Devleti'nin Mâliye Teşkilâtı da bu bilinçle ve erken dönem olarak nitelendirilebilecek I. Murad zamanında kurulmuştur. Başlangıçta doğal olarak basit hâlde olan bu kurum zamanla ihtiyaçlara binâen geliştirilmiştir. Mâliye Teşkilatı'nın yüzyıllar boyunca birçok alt kurumu olmuş, kimileri zamanla atıl duruma gelmiş, kimileri de Mâliye Nezâreti'nin kuruluşuna kadar devam etmiş ve ardından da bu nezâretin bir parçası hâline gelmişlerdir. Tüm bu alt kurumlarda devletin her türlü parasal işlerinin kaydedildiği defterlerden birçoğu bir kültürel ve tarihî miras olarak bugünlere kadar gelebilmiştir. Bu defterler bugün Başbakanlık Osmanlı Arşivi'nde farklı kategorilerde tasniflendirilmiştir. Bu araştırmanın konusu olan Mâliyeden Müdevver Defterler, Osmanlı Devleti'nin Mâliye Teşkîlatının ürünü olup 26.000 defterden oluşmaktadır. Çalışma konusu olarak seçilen MAD 9885 numaralı defterin üzerinde çalıştığımız kısmı 183 ve 363 sayfa aralığını kapsamaktadır ve 1699-1700 yılları arasında tutulmuştur. Belirtilen sayfalar dâhilinde defterin incelenen kısmı 90 varaktır ve içerisinde iptal edilmemiş hükümler hariç 407 adet hüküm bulunmaktadır.
Tezkiretü'l-Evliya tercümesi (100b-140b) dil incelemesi
Tezkiretü'l-Evliya, İran tasavvuf şairi Feridüddin Attâr tarafından 1200-1230 yıllarında Farsça yazılmış bir eserdir. Eser evliyaların, şeyhlerin yaşamlarını kerametlerini, fikir dünyalarını, hâllerini konu edinmektedir. Dini konuları ele almasından dolayı bu eser özellikle Türklerin yazı diline geçmesiyle birlikte dini yönden halkı aydınlatmak için birçok kez farklı kişilerce Anadolu Türkçesine tercüme edilmiş önemli bir eserdir. Yurt içi ve yurt dışındaki kütüphanelerde tercümeleri mevcuttur. Üzerinde çalıştığımız Tezkiretü'l-Evliya adlı eser de, Aydınoğlu Mehmet Bey döneminde yapılan tercümenin Amerikan Kongre Kütüphanesi (Library of Congress) Mansuri Koleksiyonu (Mansuri collection) Turkish Manuscript No.3'te kayıtlı bulunan nüshasıdır. 1528 yılında Muhammed Hirevi tarafından intinsah edilen bu nüshanın 100b-140b yaprakları üzerinde yaptığımız çalışma giriş, dil özellikleri, transkripsiyonlu metin ve dizin-sözlük bölümünden oluşmaktadır. Girişte Feridüddin Attar'ın hayatı, ve eserleri, Tezkiretü'l-Evliya adlı eser, bu eserin tercümeleri, mütercimleri ve eserin nüshaları hakkında bilgi verilmiştir. İkinci bölümde Eski Anadolu Türkçesinin dil özelliklerini taşıyan eserin imlası, ses bilgisi ve şekil bilgisi incelenmiş ve metinden verilen örneklerle açıklanmıştır. Üçüncü bölümde eserin günümüz alfabesine transkripsiyonlu çevirisi yapılmıştır. Çeviri yaparken gerekli görülen yerlerde cümlenin bağlamından hareketle düzeltmeler yapılmış ve dipnotta gösterilmiştir. Dördüncü bölümde ise dizin-sözlük yer almaktadır. Bu bölümde eserde geçen bütün kelimeler alfabetik sıraya göre dizinlenmiştir. Ayrıca eserin söz varlığını ortaya koymak için kelimelerin metinde geçen anlamları verilmiş ve yabancı kelimelerin ait oldukları dil belirtilmiştir. Eserin incelenen bölümünün tıpkıbasımı tezin sonuna eklenmiştir.
Michael Ende'nin çeviri çocuk edebiyatı kitaplarının çocuk edebiyatına uygunluğu ve çocuk edebiyatının temel ögeleri bakımından incelenmesi
Michael Ende'nin Çeviri Çocuk Edebiyatı Kitaplarının Çocuk Edebiyatına Uygunluğu ve Çocuk Edebiyatının Temel Ögeleri Bakımından İncelenmesi Çocukla buluşacak olan kitaplar çocuğun hayal evrenine dili ve görselliğiyle ulaşabilmeyi başardığı oranda işlevini yerine getirebilir. Düşünen, sorgulayan, okuma alışkanlığı edinmiş bireyler çocukluğunda kendisine o dünyayı açan kitaplarla buluşabilmiş kimselerdir. Bu tezin hedefi Michael Ende'nin eserlerini çocuk edebiyatının temel özellikleri açısından incelemektir. Bu çalışmada Michael Ende'nin Çocuk Edebiyatına yönelik olarak üretmiş olduğu eserler çocuk edebiyatının temel ilkelerine ve çocuk edebiyatına uygunluğu bakımından incelenmiştir. Araştırmada nitel araştırma türlerinden olan belge (doküman) incelemesi tekniğinden yararlanılmıştır. Michael Ende'nin basımı olan Türkçeye çevirisi yapılan eserleri üzerinde araştırma yapılmıştır. Toplamda 5 kitap incelenmiştir. Araştırma 4 bölümden oluşmaktadır. Kitaplar ise iç yapı ve dış yapı olmak üzere iki başlığa göre incelenmiştir. Yapılan incelemelerden elde edilen sonuçlara bakıldığında eserlerde kahramanların çocukların özdeşim kurabileceği karakterler olduğu belirlenmiştir. Konularının hayatı ve insanı anlamlandırabilme açısından okura yön verdiği görülmüştür. İncelenen kitaplar verdiği mesaj açısından çocuk edebiyatına elverişli görülmüştür. Dil ve anlatım özelliklerinin genel olarak Türkçe bilincini yansıttığı gözlemlenmiştir. Resim özellikleri bakımından okurun hayal kurmasında ve içeriği tahmin etmesinde kolaylaştırıcı etkisinin olduğu gözlemlenmiştir. Anahtar kelimeler: Çocuk, çocuk ve edebiyatı, çocuğa görelik, Michael Ende
Terceme-i Ahlâk-ı Muhsînî (1a ? 99b)(inceleme-metin)
Yaptığımız bu çalışma XVI. yüzyılda Kütahya'daki edebî muhitin en önemli âlim şairlerinden Firâkî Abdurrahman Çelebi'nin ?Ahlâk-ı Muhsînî? isimli eserini içermektedir. ?Ahlâk-ı Muhsînî? Firâkî'nin en önemli ve kaynaklarda en çok adı zikredilen eseridir.Eserde metin kısmına geçilmeden önce, eserin ana temasını oluşturan ahlâk kavramı üzerinde durulmuştur. Burada ilk olarak ahlâk ilminin özelliklerine ve diğer bilimlerle olan ilişkisine değinilmiş, ardından ahlâk kavramının İslam öncesi ve İslam sonrası özellikleri üzerinde durulmuş ve İslamiyeti kabulle birlikte Türklerde oluşan yeni ahlâk algısı verilmeye çalışılmıştır.Daha sonra Türk ? İslam kültürü ve edebiyatı içerisinde yazılmış olan önemli ahlâk kitapları kronolojik bir sıra içerisinde verilmiştir. Ayrıca bu eserler verilirken telif ya da tercüme oluşlarına göre de tasnif edilmişlerdir.?Ahlâk-ı Muhsînî? her ne kadar genel bir ahlak kitabı olarak bilinse de oluşturulduğu gelenek içerisinde bir ?siyasetnâme? olarak algılamak gerekmektedir. Çalışmamızda ?Ahlâk-ı Muhsînî?nin neden bir siyasetnâme olarak ele alınması gerektiği sebepleriyle birlikte açıklanmıştır. Eserin siyasetnâme özelliği taşıması itibariyle de Türk ? İslam kültüründeki siyasetnâmelerle ilgili geniş bilgi verilmiştir.Firâkî Abdurrahman Çelebi, eserini Farsçadan tercüme etmiştir. Eserin müellifi ise Hüseyin Vâiz Kâşifî'dir. Bu sebeple Kâşifî'nin hayatı, edebî kişiliği ve eserleriyle ilgili bilgi verilmiştir. Ardından da Firâkî ve eserin ithaf edildiği Şehzâde Bayezid ile ilgili gerekli bilgiler verilmiştir.Eserin incelemesinde Süleymâniye Kütüphânesi, Reşid Efendi Bölümü, nr.1077'de kayıtlı olan nüsha kullanılmıştır. Bu nüsha toplam 183 varaktan oluşmaktadır.Anahtar Kelimeler :Kütahya, Ahlâk, Siyasetnâme, Nasihatnâme, Firâkî, Kâşifî
Beytül'l-Hikme ve tercümeler dönemindeki önemi
Fethedilen yeni bölgelerle geniş bir coğrafyaya hâkim olan Müslümanlar, bu topraklarda farklı kültür ve medeniyetlerle etkileşime girmişlerdir. Gerek İslam düşüncesinin iç dinamikleri, gerekse sosyal, kültürel ve siyasi faktörler miladi 9. yüzyılda Abbasilerin başkenti Bağdat'ı bir bilim ve felsefe merkezi haline getirmiştir. Halife Me'mun döneminde gelişimini tamamlayıp sistemleşen Beytü'l-Hikme ile zirveye ulaşan tercüme faaliyetleri sonucunda başta Yunanca olmak üzere, Süryanice, Farsça ve Hintçe gibi dillerde üretilen felsefe-bilim literatürü Arapçaya tercüme edilerek kadim medeniyetlerin mirası Müslümanlara intikal etmiştir. Çalışmamızın birinci bölümünde tercüme hareketini hazırlayan tarihi seyri ve fikrî arka planı ele almaya çalıştık. İkinci bölümde ise öncelikle Beytü'l-Hikme'nin kuruluşu ve işleyişini değerlendirdik. Akabinde tercüme faaliyetinin hamilerini, mütercimleri ve tercüme ettikleri eserleri ele alarak, tercümenin İslam kültüründeki etkilerini inceledik. Sonuç olarak Beytü'l-Hikme ve tercüme faaliyetlerinin İslam dünyasında felsefî düşüncenin teşekkülündeki rolünü mercek altına aldık. Anahtar Kelimeler: Beytül hikme, tercümeler dönemi, tercüme faaliyetleri, Abbasiler
Yakup Paşa Gazavatnamesi, latin harflerine çevrilmesi ve değerlendirilmesi
Gazavatnameler ya da gazanameler, gazaları ve gazilerin kahramanlıklarını anlatan eserlerdir. Genel olarak, tek savaş veya akından bahsedenler gazaname, birden çok savaştan ya da akından bahsedenler ise gazavatname olarak adlandırılır. Gazavatnameler, kroniklerle beraber Osmanlı tarihinin bazı kere eksik bıraktığı noktaları dolduran önemli belgelerdir. Çalışma konusu olan Yakup Paşa Gazavatnamesi, 1493 yılında, o sırada Bosna Valisi olan Yakup Paşa'nın yaptığı akınları ve savaşları anlatır. Eserde, Yakup Paşa'nın yaptığı akınlar, bu akınlara cevap vermek üzere Paşa'ya karşı Macar Kralı'nın topladığı birliklerin yaptığı Kırbova Savaşı anlatılır. Macarların bu savaştaki komutanı Derencil adlı bir bandır ve yapılan savaş sonunda Yakup Paşa'nın kuvvetleri sayıca çok üstün olan düşman kuvvetlerine karşı galip gelir. Yakup Paşa Gazavatnamesinin yazarı Bahşî adlı bir şairdir. Eserde; gaza komutanını yüceltilmesi, ona kutsal özellikler atfedilmesi, yaptığı kahramanlıklarını abartılması gibi gazavatname türünün özellikleri mevcuttur. Çalışmanın içerisinde, bu gazavatname ile Osmanlı tarihi eserlerinin aynı dönemi anlatan kısımlarının karşılaştırılması yapılmıştır. Anahtar Kelimeler: Yakup Paşa, Gazatname, Kırbova Savaşı, Derencil.
241 numaralı Maliyeden Müdevver Defterinin latin harflerine çevirisi ve değerlendirilmesi
Osmanlı Devleti, feth ve ilhak ettiği yerlerin mufassal ya da icmal olarak genel bir sayımını yaptırırdı. Bu defterler günümüzde Başbakanlık Osmanlı Arşivi'nde Maliyeden Müdevver Defter'i adı altında tutulmaktadır. Yapılan literatür taraması sonucunda, konu ile ilgili yapılmış kısıtlı çalışmaların olduğu görülmüştür. Yapılan çalışmaların ise, Halil İnalcık, M. Akif Erdoğru ve Doğan Yörük gibi ilim adamları tarafından yapıldığı tespit edilmiştir. Ancak yapılan bu çalışmalarda, 241 numaralı defterin yalnızca bazı kısımlarını kullandıkları anlaşılmaktadır. Bunun da, literatür için olumsuz bir durum olduğu düşünüldüğünden, bu eksiklik ele alınan çalışmayla giderilmeye çalışılacaktır. Karaman bölgesine ait olan bu defter incelenerek, tımar sahipleri ve döneme ait nüfus, mahalle, köy, mezra dağılımı ve isimleri tespit edilecektir. Bu çalışmanın temel amacı, 241 numaralı maliyeden müdevver defteri'nin Osmanlıcadan Latin harflerine çevrilmesidir. Yapılan bu çeviri sonucunda, literatürdeki eksiklik giderilerek, konu ile ilgili çalışma yapacak olan araştırmacılara büyük kolaylıklar sağlanacağı umulmaktadır. Çalışmanın sonunda, Karaman beylerbeyliği'ne tabi olan vilayetler ve vilayetlere bağlı olan karye, mezra ve mahallelerin isimleri ve sayıları tespit edilmiştir. Defterin çevirisi ve incelenmesi sonucunda, defterde 5 vilayet, 306 köy 41 mahalle ve 54 mezranın kaydına rastlanılmıştır. Bu mahalle ve köylerin bazıları gayrimüslimlere ait olduğu saptanmıştır. Ayrıca Defterde yapılan nüfus taramasında, 9286 hane, 1215 mücerred ve 10501 neferin kaydı yer almaktadır. Daha sonra bu yerlerde sakin olan nüfus sayısı tespit edilmiş bu nüfusun karye, mezra ve mahalleye göre dağılımı tablo şeklinde verilerek o günkü nüfus dağılımının kentsel ve kırsal alana göre durumu ortaya konulmuştur. Anahtar Kelimeler: Karamanoğulları, Karye, Osmanlı, Tahrir, Tımar.
Hüseyin Cahit Yalçın`ın sürgün hayatı ve sürgün edebiyatına olan tesirleri
Osmanlı Devleti'nin çöküş ve dağılma dönemleri içerisinde düşünce yapısını derinden etkileyen özgürlükçü akımların sosyal hayatta kendini göstermesiyle, aydın kitle tabir ettiğimiz insanlar, düşünce ve duygularını serbest ve bağımsız bir şekilde aktarmak istemişlerdir. Onların bu teşebbüsleri Sultan II. Abdülhamit devrinin başlıca meselesi olarak tezahür ederken 1. Dünya Savaşı ve Osmanlı'nın yıkılışı zamanlarında da yönetimlere karşı muhalif kimliğin oluşmasında büyük rol oynamıştır. I. Dünya Savaşı yılları ve ardından yaşanılan Milli Mücadele döneminden sonra ise aydınlar, daha başka bir tutum sergileyerek yeni Türkiye Cumhuriyeti 'nin oluşmasında inkılapların yanında yer almışlardır. Bu dönem itibariyle bazı gazeteciler, siyasetçi kimlikleriyle ön plana çıkarak kendini göstermişlerdir. Hüseyin Cahit ise bu gazeteci - siyasetçi kimliği taşıyanların başında gelen şahsiyetlerdendir. Yaşadığı tarih itibariyle döneminin en önemli gazetecileri ve siyasetçileri arasında görülürken, taşıdığı kimlik, daima onu ön plana çıkarmış, içinde bulunduğu her siyasi ortamda dikkatleri üzerinde toplamaya yetmiştir. Ayrıca Hüseyin Cahit'in genel olarak hayatına baktığımızda, Malta ve Çorum olmak üzere iki defa sürgün yaşayan fakat bu sürgün dönemlerinde boş durmayarak dil öğrenmenin yanında bir çok tercümeler başta olmak üzere eser kaleme aldığını görürüz. Bu çalışmalarla sadece bir siyasetçi - gazeteci olmayıp aynı zamanda bir edebiyatçı olduğunu da göstermiştir. Hüseyin Cahit'i konu edindiğimiz bu çalışmamızda ise onun, sadece sürgün yıllarını değil, tezin adından da anlaşılacağı gibi sürgün hayatımn edebi yönüne olan etkisinden de bahsettik. Kronolojik hayat hikayesinin yanında edebi çizgisini ve gazeteciliğini verdiğimiz gibi, bunun yanında tercümelerini de konu edindik. En sonundaki bibliyografyada ise çalışmamızda faydalandığımız kaynaklan verdik. Hüseyin Cahit Yalçın'ın geçirdiği hayat safhalarının ardından bıraktığı eserler, incelenmeye değer nitelikteki bir hazine gibi karşımızda dururken, biz de bu hazineden istifade etmek için onun hayatını konu edindik. Tezimizin bu ve benzeri konular üzerine çalışacak kişilere kaynaklık etmesini ve yol göstermesini dileriz. Anahtar Kelimeler: Siyaset, Sürgün, Tercümeler, Gazetecilik, Edebiyat
Türkiye'deki çeviri konulu tezler üzerine bibliyometrik ve tematik bir inceleme (1985-2020)
Bu çalışmada, 1985-2020 yılları arasında Türkiye'de gerçekleştirilen çeviri konulu lisansüstü tezlerin çeşitli parametreler çerçevesinde bibliyometrik ve tematik bir incelemesi amaçlanmaktadır. Bu amaç doğrultusunda, çalışmanın bütüncesini (korpus) oluşturmak için Yüksek Öğretim Kurulu Ulusal Tez Merkezi veri tabanında (https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/giris.jsp) arşivlenen lisansüstü tezlere Gelişmiş Tarama seçeneğinden herhangi bir filtreleme uygulamaksızın çeviri anahtar kelimesiyle ulaşılmıştır. Yapılan tarama sonucunda 656'sı yüksek lisans, 157'si doktora ve 1'i sanatta yeterlilik olmak üzere toplam 814 tez araştırmanın bütüncesine dâhil edilmiştir. Bütünce kapsamındaki tezler öncelikle akademik düzey, yayın yılı, yayın dili, üniversite, enstitü, anabilim dalı, danışman, araştırma modeli ve veri toplama teknikleri gibi değişkenler açısından bibliyometrik çözümlemeye, sonrasında ise içerdikleri konular (temalar) ve anahtar kelimeleri bakımından içerik çözümlemesine tabi tutulmuşlardır. Anahtar Sözcükler: Lisansüstü tezler, Çeviri, Bibliyometrik ve tematik inceleme, Türkiye
Natural language processing (NLP) of languages that use Arabic alphabet
In general and globally, about 7,000 natural spoken languages are available. Technically observed, about 20 languages of these resourced well in NLP term. Almost all the Arabic scripted languages are considered a low-resourced language, only the Arabic language itself in some aspects of NLP are well resourced. In addition, some Arabic-scripted languages are very low-resourced in text or abounded Arabic scripts such as Old Turkish language (Ottoman script). Widely speaking, all Arabic-scripted languages require NLP resources to bridge the gap with advanced tools and use available materials. Our study's main aim is to transfer learning from well-resourced languages, for instance, Arabic language to other Arabic-scripted languages. We successfully implemented a sample of transfer learning and applied them to a very low-resourced language, such as Ottoman Turkish and Kurdish language, Arabic and Parso-Arabic scripted languages. This transfer learning is a machine-based transliterate, the automatic transliteration from Ottoman to the modern Latin Turkish script. The system achieved 73.3% accuracy in general. Related to the Kurdish NLP, the transliteration system was implemented too. Moreover, we focused on the hurdles and barriers that researchers experience in this field. The conclusions related to Arabic-scripted languages NLP are: first, it is hard to process Arabic scripted low-resourced languages, but using transfer learning of the similar languages experience may make it possible. Second: there should be minimum resources and knowledge about the language to start with its NLP.
Çeviribilimde sömürgecilik-sonrası dönemeç: Çeviriyle sömürgeleştirilenin çeviriyle özgürleştirilme çabası
Bu doktora tezinin ana amacı, tarihsel ve ideolojik bağlamıyla Sömürgecilik-Sonrası kuramı incelemek ve bu kuramların çeviribilime yansımalarını tartışarak katkılarını belirlemektir. Bu doğrultuda tezde öncelikli olarak İspanya, Fransa ve İngiltere'nin sömürgecilik girişimleri ana hatlarıyla anlatılmıştır. İkinci bölümde tez; Edward Said, Homi Bhabha ve Gayatri C. Spivak üzerinden Sömürgecilik-Sonrası kuramın temellerini ve gelişimini özetler. Üçüncü bölümde Sömürgecilik-Sonrası yaklaşımlarda ve çeviribilime bu yaklaşımların yansımasında öne çıkan kavramlar tartışılmıştır. Burada kavramlar, eleştiri noktaları ve olumlayıcı noktalar olarak ayrılmıştır ve örneklerle somutlaştırılmıştır. Özellikle yazın çevirisi odaklı olan bu örnekler kültürel çeviri ve ideolojik çeviri örneklerini de içermektedir. Tezin ekler bölümünde yer alan Terimce kısmında, yerli terminolojide henüz karşılığı oluşturulmamış ya da konu yerli alana yabancı olduğu için üzerinde fikir birliğine varılmamış kimi terimlere karşılık bulunmuştur. Sözlükçe kısmı da benzer bir düşünceyle oluşturularak küçük örnekler ve basit bir dille söz konusu terimler açıklanmıştır. Sömürgecilik-Sonrası çevir yaklaşımlarında sıkça geçen Yerlileştirici-Yabancılaştırıcı çeviri önerilerinin ne tür bir farklılık yaratacağını somutlaştırmak amacıyla, Necip Mahfuz'un Şevk Sarayı adlı eserinin ilk iki bölümünün Türkçeden İngilizceye yapılmış çevirileri de ekler kısmına alınmıştır.Sömürgecilik-Sonrası yaklaşımlarda çokça geçen melezlik kavramı, bu tezde güncel kültürel ve yazınsal çeviri uygulmalarıyla ilintilendirilmiştir. Böylece özcü özne-nesne inşası, kutuplaştırıcı politikalar, erek-kaynak metinlerin birbirine zıt unsurlar olarak kurulması eleştirilmiş, eşdeğerlik kavramının melezlik üzerinden açıklanan bulgularla yeniden düşünülmesi önerilmiştir. Yapısökümcü çeviri önerileri, çevirmen görünürlüğüne ve eşdeğerlik anlayışına farklı bakış açıları sunmaktadır. Tezin, Sömürgecilik-Sonrası yaklaşımları yerli araştırma dünyasına daha tanıdık hale getirerek yeni sorgulamalara yön vermesi beklenmektedir.
Şerîf Mehmed'in Mensur Ferruh u Hümâ hikâyesi [İnceleme-metin (76b-154b)]
Bu tezde XVI. yüzyıl sonları ile XVII. yüzyıl başlarında yaşamış olan Türk Edebiyatı mütercim ve müelliflerinden Şerîf Mehmedin Türkçe yazmış olduğu Mensur Ferruh u Hümâ Hikâyesi incelenmiştir. Şerîf, bu mensur hikâyeyi Gazanfer Ağanın aracılığı ve Sultan III. Mehmedin emriyle manzum bir eserden nesre çevirmiştir. Hikâyenin konusu Ferruh ile Hüma arasındaki beşerî aşktır. Eserin dört nüshası bulunup (Berlin Staatsbibliothek, İstanbul Üniversitesi Nadir Eserler Kütüphanesi, Sadberk Hanım Müzesi Kütüphanesi, Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesi) bu çalışma hazırlanırken musannif hattıyla kaleme alındığı belirtilmiş olan Topkapı-Revan nüshası esas alınmıştır. Bu çalışma Ferruh u Hümâ hikâyesinin metin incelemesi, nüshalarının tanıtımı ve değerlendirilmesi ile transkripsiyonlu metninden oluşmaktadır. Anahtar Kelimeler: Şerîf Mehmed, Ferruh u Hümâ, mensur, hikâye.
Zemahşeri Mukaddimetül Edeb eserinin Osmanlı Türkçesi ile tercümeli Tahran nüshası (elif-dal kısmı) (giriş- dil özellikleri- transkripsiyonlu metin-dizin )
Mukaddimetü'l-Edeb, meşhur İslam filozofu Abu al-Kasım ez-Zemahşerî tarafından yazılan bir eser olup Mahmud Kaşgari'nin Divanü Lügati't-Türk'ünden sonra gelen mühim bir sözlüktür. Zemahşerî'nin 1127-1144 yılları arasında yazıp, Harezmşah Atsız'a sunduğu, Arapça pratik bir sözlüktür. Mukaddimetü'l-Edeb çok önemli bir eser olduğu için, yazılışından itibaren Türk dilinin her döneminde ilgi görmüş ve istinsah edilmiştir. Nüshaları istinsah edildiği dönemin dil özelliklerini taşımaktadır. Biz bu çalışmada Osmanlı Türkçesi ile tercümeli olan Tahran nüshasını seçip bu nüshanın transkripisyonu ve dizinini hazırlayarak dil özelliklerinin bir kısmını ortaya koyduk. Nüsha Arapça alfabetik sırayla yazılmış ve her harf harekesine göre üç bölümden oluşmaktadır. Biz ise dizin kısmında geçen kelimeleri Türkçe alfabetik sıraya göre ve her kelimenin nereden geldiğini belirttik. Tahran nüshası Osmanlı Türkçesinin dil özelliklerini taşımaktadır. Mukaddimetü'l-Edeb'in nüshaları türkologlar tarafından incelenmiş ve bu nüshaların kendi dil özellikleri ortaya çıkarılmıştır. Ancak çalıştığımız Tahran nüshası, bildiğimiz kadarıyla türkologlar tarafından çalışılmamıştır. 270 varaktan oluşan yazmanın 120 varakını {elif-dal} kısmını çalıştık. Bu çalışmanın transkripisyonu ve dizini hazırlarken çalışmamıza yarayabilecek kitapları, çalışmaları, sözlükleri kullandık ve kaynakça kısmında belirttik. Tahran nüshasında bazı kelimeler okunaklı olmadığı için bu kelimeleri çift parantez içerisinde nüshada okunduğu gibi orjinalini ve transkripisyonunu yazdık. Ayrıca metin ve dizin ile ilgili açıklamalar kısmında bu kelimelerin tahmini manalarının listesini oluşturduk.
Siyâhîzâde Alî Efendi ve Gülşen-i Ahbâr adlı Pend-i Attâr tercümesi
Giriş ve beş bölümden müteşekkil olan bu çalışmada, XVIII. yy. da yaşamış olan Tab'î mahlaslı Siyâhîzâde Alî b. Şeyh Mehmed'in Gülşen-i Ahbâr isimli Pendnâme tercümesinin incelenmesi, kaynak metinle karşılaştırılması ve çeviriyazı metninin ortaya konması hedeflenmektedir. Tezin giriş bölümünde, çalışmanın amacı, muhtevası ve yöntemi hakkında kısaca bilgiler verilmiştir. Birinci bölümde, "nasihat" kelimesinin, lügat ve ıstılah anlamları üzerinde durulduktan sonra bu kavram etrafında gelişen edebî türün İslâmî Edebîyatlarındaki (Arap, Fars ve Türk) önemi ve gelişmesi üzerinde kısaca durulmuştur. Çalışmanın ikinci bölümünde, başta Attâr'ın hayatı, eğitimi, tasavvufî ve edebî kişiliği ile eserleri olmak üzere Attâr'ın Pendnâme'sinden bahsedilmiştir. Üçüncü bölümde, Siyâhîzâde'nin hayatı, edebî kişiliği ve eserlerinin yanısıra Gülşen-i Ahbâr isimli tercümesi üzerinde durulmuştur. Dördüncü bölümde ise, Siyâhīzâde'nin Gülşen-i Ahbâr isimli tercümesi değerlendirip kaynak metinle karşılaştırılmıştır. Çalışmamızın beşinci bölümünde, adı geçen tercümenin Latinize edilmiş metni yer almaktadır. Metin, eserin yegâne nüshası olan Süleymaniye Ktp. İbrahim Efendi koleksiyonunda, 619 numaradaki nüshadan hareketle oluşturulmuştur. Anahtar kelimeler: Attâr, Pendnâme, Pendnâme Tercümesi, Tab'î, Siyâhîzâde Alî, Gülşen-i Ahbâr.
Marzuban-name metninde geçen hayvan tasvirleri üzerine bir inceleme
14. yüzyıl Anadolusu beylikler döneminde Türkçe okuma bilen beylerin istekleri doğrultusunda ve halkın anlayabilmesi açısından pek çok dinî, ahlâkî ve tasavvufî eser Türkçeye tercüme edilmiştir. Bu eserlerden birisi olan Marzubân-nâme padişahlığa hazırlanacak şehzadeler için çevrilmiş bir nasihat kitabıdır. Eser, içindeki hayvanların insan özelliği göstermesi açısından fabl türüne yakındır. Marzubân-nâme'de bulunan elli üç hikâyenin yirmi ikisinde ana karakterler hayvanlar olup on yedi hikâyede insanlar ile hayvanlar birlikte yer almaktadırlar. Eserdeki hayvanlar; insan özellikleri taşıyanlar, insanlarla konuşanlar ve doğal özellikleri ile bulunanlar olmak üzere üç grupta toplanabilir. Hayvanlar, bazen olumlu bazen de olumsuz yönleriyle eserde yer almıştır. Bu çalışmadaki amaç, Marzubân-nâme adlı eserde ana veya yan karakter olarak geçen tüm hayvanların sembolize ettiği olumlu veya olumsuz anlamları incelemek, farklı yönlerini ortaya koymak ve Türk kültürüne göre yapılmış değişiklikleri tespit etmektir. İnceleme yapılırken Prof. Dr. Zeynep Korkmaz'ın Marzubân-nâme Tercümesi adlı çalışması esas alınmıştır. Eserde kırk beş tane hayvan bulunmaktadır. Her hayvan için çeşitli karakter özellikleri çıkartılmış, her bir özellik için bu çıkarımın yapıldığı cümlelerden örnekler verilmiştir. Ayrıca hikâyelerde verilmek istenen nasihatler değerlendirilip hikâye özetlerinin altında Nasihat başlığıyla verilmiştir. Sonuç olarak eserdeki hayvanların hangi değerleri temsil ettiği ve bunların Türk kültürüne aktarılırken değişip değişmediği hakkında bir değerlendirme yapılmıştır. Anahtar Kelimeler: Marzubân-nâme, hayvan hikâyeleri, motif, Eski Anadolu, fabl