Old Age history

144 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Roma İmparatorluk Döneminde Prusias ad Hypium

Roma'nın Anadolu'daki ilk eyaletlerinden biri olan Bithynia'nın doğusunda, eskiden Mariandyni ülkesi olarak bilinen coğrafyada, günümüzde ise Düzce ilinin 8 km kuzeyinde yer alan Konuralp adı verilen yerleşimin altında kalmış olan Prusias ad Hypium kenti, Roma İmparatorluğu döneminde bölgenin önemli kentleri arasına girmiş ve bu durumunu uzun bir süre korumuştur. Roma öncesine dair bilgilerimizin sınırlı olduğu kent, Roma'ya hizmet etmiş olan idari ve askeri sınıfa mensup pek çok önemli şahsiyetin de yurdu olmuştur. Çalışmamızda Roma İmparatorluk Döneminde, Prusias ad Hypium kenti ele alınmaktadır. Bu kapsamda, kentin tarihi, sosyokültürel ve idari yapısı vb. gibi birçok konu hakkında çok yönlü bir kaynak taraması yapılmıştır. Kaynak taramasından sonra çalışmamızda, II. el kaynak niteliğindeki Modern çalışmalar ile I. el kaynak olarak değerlendirebileceğimiz, epigrafik, nümizmatik ve filolojik bilgi ve belgelerden yararlanılmış ve bu belgelerin orijinal hallerine de çalışmada yer verilmiştir. Bu doğrultuda çalışmamızda, özellikle İmparatorluk döneminde ünlenen Prusias ad Hypium kentinin Grek kolonistler tarafından kurulduğu ilk yıllardan, Roma İmparatorluğu egemenliğinde timokrasiyle yönetilen aristokratlar şehri haline geldiği zamana kadar geçen süre tüm yönleriyle ele alınmıştır. Anahtar Kelimeler: Prusias ad Hypium, Roma İmparatorluğu, Bithynia, Karadeniz,Soylular

BithyniaEski Çağ tarihiKaradeniz+4
Onur Sadık Karakuş
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Hititler'de ocak kültü

Ateş ve onu kontrol altına almak amacıyla kurulan ocak; bir taraftan, insanın yemek pişirme, ısınma gibi temel ihtiyaçlarını karşılarken, diğer yandan yakma ve yok etme niteliği ile ona karşı korkuyla karışık saygı duyulmasına, ocağın kutsal bir güç olarak görülmesine neden olmuştur. Anadolu'da ocağın kutsiyetini gösteren somut verileri, Neolitik Çağ'dan günümüze kadar olan geniş süreçte takip edebilmekteyiz. Çatalhöyük'ün Geç Neolitik Çağ (M.Ö. 6500-6000) tabakasında görülen, boğa başlarıyla çevrili aynı zamanda duvar resimleriyle süslü mekânlarda bulunan sabit ocaklar, insanoğlunun inanç sisteminde önemli bir rol oynamıştır. Erken Tunç Çağ'ında özenle hazırlanmış ve kültsel birer obje olarak nitelendirebileceğimiz, antropomorfik ve zoomorfik ikonlarla bezenmiş taşınabilir ve sabit ocaklar da; bu inancın Erken Tunç Çağı'nda ki temsilcisıi konumundadır. Bu tip ocakların etrafında gerçekleştirilen kültsel seremonilerin izlerini, Bronz Çağı'nın önemli uygarlıklarından biri olan Hititler'e ait çivi yazılı belgeler aracılığıyla takip edebilmekteyiz. Ocak kavramı; aile, ev ve devleti temsil etmektedir. Hititçe çivi yazılı belgelerde devleti temsil eden en önemli güç olan kralın varlığı ve gücünün devamlılığı, ocağın içerisinde ateşin yanması ve sönmesi gibi ifadelerle vurgulanmıştır. İncelediğimiz kurban törenleri, bayramlar, mitolojiler, büyü ve fal uygulamaları ve çeşitli ritüelleri anlatan Hititçe çivi yazılı belgeler, ocağın kültsel boyutunu ön plana çıkarmaktadır. Bu belgelere göre etrafında ve içerisinde kült pratiklerinin uygulandığı ocak, tanrılara ulaşmak için kullanılan kutsal bir araçtır. Ocağın etrafında veya içerisinde gerçekleştirilen kurban eylemleri, Tanrıça veya Tanrı ile iletişim kurmanın en kısa yoludur. İçerisine atılan nesneleri yakıp yok etmesi ile istenmeyen durumun ortadan kalkmasını sağlayan, büyü malzemesi olarak kullanılan kutsal bir yapıdır. Bunun yanında, ocağa atılan obje ile hastalığın yok olacağı inanışı ile ocağın iyileştirici özelliği ortaya çıkmaktadır. Ocak Tanrısı olan Kamruşepa'nın sağlık tanrısı olarak da adlandırılması bu görüşü desteklemektedir. Hititçe çivi yazılı belgelerde geçen isimli ocak tanrılarının varlığı, ocak kavramının Hitit inanç sistemindeki önemini göstermektedir. Hitit dünyasında hayatın her safhasında karşımıza çıkan ocak kültünün izlerini, birleştirici coğrafya ve jeokültürel bellek esasında geleneksel Anadolu kültürüne ait bazı pratiklerde de takip etmek mümkündür. Anahtar Kelimeler: Ateş, Ocak, Hititler, Kült, Atalar Kültü.

AteşEski ÇağEski Çağ tarihi+4
Aslı Çizikci
Hitit University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Hitit inanç dünyasında rüyalar

Rüyalar Eski Yakın Doğu medeniyetlerinde tanrısal iletişimin, kehanetin, bireysel ve toplumsal yönlendirmenin hayati bir aracı olarak kabul edilmiştir. Bu tez çalışması, "Hitit İnanç Dünyasında Rüyalar" başlığı altında, Anadolu'nun kadim ve güçlü uygarlıklarından biri olan Hititlerin, rüyalara atfettiği rolü ve bu olgunun inanç sistemlerindeki çok boyutlu yansımalarını, çivi yazılı tabletler temelinde, filolojik ve karşılaştırmalı bir yöntemle incelemeyi amaçlamaktadır. Çalışma, rüyaların modern tıbbi ve psikolojik açılımlarına değinerek, öğrenme süreçlerindeki olası rolleri ve çeşitli psikopatolojik durumlarla bağlantısını irdeleyerek çağdaş bir zemin hazırlamaktadır. Bu temel üzerine, rüya olgusunun Eski Yakın Doğu'nun diğer önemli kültürlerindeki yansımaları incelenir. Mezopotamya'da ve Mısır'da rüyaların toplumsal ve politik kararları etkileyen bir iletişim aracı olarak kullanımı, rüya yorumcularının ve çeşitli rüya tanrılarının önemi vurgulanır. Rüya olgusunun teolojik temelleri ve kültürel yansımaları değerlendirilerek, tezin ana konusu olan Hitit rüya dünyasına geçiş yapılır. Hititlerin dini dünyasında rüyaların nasıl algılandığı, deneyimlendiği ve işlev gördüğü, çalışmanın odağını oluşturmaktadır. Rüyaların bireyin kendi zihninin bir ürünü olmaktan ziyade, dışsal bir kaynaktan gelen ilahi mesajlar veya vizyonlar olarak görülmesi ve uyku ile rüya arasındaki kavramsal bağ ele alınır. Hitit toplumunda rüyalar, tanrılarla insanlar arasında hayati bir iletişim kanalı olarak işlev görmüş; bu bağlamda, tanrısal iradenin açıkça beyan edildiği doğrudan mesaj ileten rüyalar, sembolik bir dil aracılığıyla iletilen ve uzman yorumu gerektiren sembolik anlamlar içeren rüyalar ve geleceğe dair iyi veya kötü haberler taşıyan kehanet veya alamet rüyaları gibi farklı rüya türleri metin örnekleriyle analiz edilir. Özellikle kraliyet ailesinin gördüğü rüyaların, devletin kaderi, siyasi meşruiyet ve dini politikalar açısından taşıdığı özel önem, çivi yazılı kaynakları üzerinden detaylıca ortaya konulmaktadır. Bu çalışma, Hitit rüya olgusunun Anadolu'daki kökenleri ve gelişimi üzerine mevcut anlayışlara yeni bir bakış açısı getirmeyi de hedeflemektedir. Hitit inancına rüya ve rüya yorumlama pratiklerinin, özellikle Eski Krallık döneminde belirgin olmamakla birlikte, Orta Krallık ve bilhassa İmparatorluk Dönemi'nde çevre kültürlerle (Mezopotamya, ve Mısır) girilen yoğun siyasi, askeri ve kültürel ilişkiler neticesinde geliştiği ve şekillendiği düşünülmektedir. Bu etkileşimler, Hititlerin devraldığı yerli Anadolu (Hatti) inanç temelleri üzerine yeni unsurların eklemlenmesiyle senkretik ve dinamik bir rüya yorumlama geleneğinin oluşmasına katkıda bulunmuştur. Bu tez, Hititlerin rüyalar aracılığıyla tanrısal iradeyi nasıl anladıklarını, geleceği nasıl şekillendirmeye çalıştıklarını, bireysel ve toplumsal kaygılarıyla nasıl başa çıktıklarını ve inanç sistemlerinin, kült pratiklerinin ve siyasi ideolojilerinin rüyalarla nasıl derin bir etkileşim içinde olduğunu kapsamlı bir şekilde analiz ederek, Hititoloji ve Eski Yakın Doğu dinleri, kültürü ve düşünce tarihi araştırmalarına katkı sunmayı hedeflemektedir.

Eski Çağ tarihi
Erkan Şentürk
Hitit University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessEN

Theseus in ancient Greek mythology

Theseus is one of the most ancient heroes of all of Athens and is the most famous hero in all of them. His achievements have been portrayed in countless works of art and have been narrated or sent to him by numerous authors. Homer refers to this famous founding hero of the city of Athens, Ilias and Odysseia. The ancient tradition has placed his name in Greek mythical kingdoms. Time consecutively occupied fifth place Theseus kingdom from father Aigeus, and before his father Aigeus, Pandion, Cekrops and Erekhtheus reigned. However, the widespread use of his worship is dated to the classical age, ie the second half of the 5th century. Childhood passed in the Troizen. According to Ploutarkhos, "Erekhtheus by his father-in-law" relies on the first inhabitants of Athens. There is no doubt that Atinal is. Theseus, the daughter of Pittheus, is the child of Aetra. According to Ploutarkhos, these are called Theseus because of the signs of his father leaving Aegeus. Heros for the Dolls and Theseus for the Athens. There is also a political side, since the scattered and small towns are united under the same roof (synoikismos). Theseus were justified not only because of the realization of synoikismos, but because they built democracy in the city at the same time. In subsequent periods, the ceremonies on behalf of the celebrity have become famous enough to be arranged. In the praise of the Isocrates Helene, Theseus is seen as the founder of democracy.

Ancient GreeceOld Age historyOld Age history+4
Bahar Güzel
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Antik Yunan eğitiminde cinsiyet eşitsizliği

En eski zamanlardan günümüze kadar her toplum kültürü, gelenekleri görenekleri gibi sahip olduğu maddi ve manevi bütün değerleri koruyarak, bu değerleri gelecek nesillere aktarabilmeyi ve varlıklarını devam ettirebilmeyi amaçlardı. Bunun için de çocuklara ihtiyaç duyan toplumlar, çocukları daha doğar doğmaz kendi toplumsal değerlerine uygun niteliklere sahip vatandaşlar haline getirmek için eğitmeye başlarlardı. Antik Yunan'da birbirinden farklı kültürel özelliklere sahip iki önemli şehir devleti olan Atina ve Sparta'da kadın ve erkek için sosyal yaşamda ki rollerin birbirinden oldukça farklı olması, her toplumun kendi vatandaşı olan kadın ve erkek bireylerine yükledikleri rollerde farklılıklara neden oldu. Bu durum çocuklara bakış açısının da toplumdan topluma değişiklikler göstermesiyle, çocukların eğitimleri de kadın ve erkeklere verilen rollere göre farklılaştı. Atina'da kadın ve erkek bireyler arasında görülen cinsiyet eşitsizliği, kız ve erkek çocuklar arasında da belirgin bir cinsiyet ayrımı oluşmasına ve çocukların eğitimlerinin birbirinden farklılaşmasına neden oldu. Ayrıca Atina'da bu cinsiyet eşitsizliği mekâna da yansıyarak, ev içinde erkek alanı olarak ayrılan andronlara, kamusal alanda alışveriş, sohbet, felsefe gibi konuşmaların yapıldığı agora ve stoalara, güreşlerin yapıldığı palaistra ile fiziksel eğitimlerin, felsefe gibi konuşmaların yapıldığı gymnasionlara kız çocukları kabul edilmezken, buralar erkek çocukları için önemli eğitim alanları oldu. Sparta'da ise, Sparta'nın içerisinde bulunduğu askeri yapı nedeniyle kadın ve erkek arasında tam bir eşitlik olmasa da Atina'da olduğu gibi belirgin bir cinsiyet ayrımı oluşmadı. Erkek ve kız çocuklarının devlet tarafından zorunlu olarak verilen eğitimi birlikte aldıkları Sparta'da kullanılan mekânlar da erkek ve kadın mekânları olarak birbirinden ayrılmazdı. Anahtar Kelimeler: Antik Yunan, Atina, Sparta, Kadın, Çocuk, Eğitim

Antik YunanCinsiyet eşitsizliğiEski Çağ+2
Mehtap Baysal
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Büyük İskender ve Hellenizm politikasının kültürel etkileri / etkileşimleri

Büyük İskender MÖ 356'da Pella'da dünyaya gelmiştir. Çocukluğu ve gençliği boyunca Yunan kültürü etkisiyle yetişmiştir. Babası II. Philippos, polisler şeklinde teşkilatlanmış Yunan şehir devletlerini bir araya getirmiştir. İskender de babasının başlattığı üniter yönetim anlayışını bilinen dünyanın genelinde bir imparatorluk kurarak hayata geçirmek istemiş ve bu isteğinde de muvaffak olmuştur. İskender, babasının bir suikast sonucu hayatını kaybetmesi üzerine henüz 20 yaşındayken tahta geçmiştir. İlk icraatı Büyük Pers İmparatorluğu üzerine ilerlemek ve Yunan devletleri ile süregelen husumetten kaynaklı "öç seferi" kapsamında üç büyük savaş vermiş ve hepsinden muzaffer ayrılmıştır. Tahtta kaldığı kısa süre boyunca bilinen dünyanın neredeyse tamamını tek bir yönetim altında toplamayı başarmıştır. İlhak ettiği bölgelere Yunan kültürünü taşımıştır. Kısa ömrüne birçok başarı sığdıran İskender genç yaşta hayatını kaybetmiştir (MÖ 323). Batı kültürünü temsil eden Yunan kültürü ile Doğu kültürünün sentezlenmesiyle ortaya çıkmış olan Hellenistik Kültür, üstün sirayet gücüyle birbirine uzak coğrafyalarda müşterek bir Sosyo-kültürel yapının ortaya çıkmasını sağlamıştır. Tarihsel süreçte de farklı kültürlerde Hellenistik kültür ögelerine rastlamak mümkündür.

Büyük İskenderEski ÇağEski Çağ tarihi+5
Derya Bayrak
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Roma dönemi'nde Suriye

Suriye, bulunduğu coğrafi konum ve stratejik önemi itibariyle birçok uygarlığa ev sahipliliği yapmış ve pek çok devletin istilalasına maruz kalmıştır. Suriye, Roma ile Part İmparatorlukları arasında bulunduğu stratejik konumu nedeniyle Roma'nın ayrıcalık tanıdığı önemli eyaletler arasında yer almıştır. Seleukos kralları arasında taht savaşlarının ortaya çıkması, Seleukos Devleti'nin zayıflamasına neden olmuştur. M.Ö. 64 yılında Romalı komutan Pompeius Magnus tarafından Suriye Eyaleti kurulmuş ve Suriye tarihinde yepyeni bir sayfa açılmıştır. Zira Suriye bu tarihten sonra Roma-Part savaşlarına tanık olmuştur. Roma Dönemi'nde Suriye-Roma ilişkilerini konu alan çalışmamızda Suriye'nin Roma eyaletine dönüştürülmesinin ardından Suriye ile Roma arasındaki sosyal, politik ve askeri ilişkiler incelenmiştir. Ayrıca çalışmamızda, Roma Dönemi'nde Suriye'deki bazı krallıkların Roma'ya karşı yaptıkları isyanlar, isyanların nedenleri ve imzalanan antlaşmalar da yer almaktadır. Anahtar kelimeler: Suriye,Roma, Pompeius, Suriye Eyaleti, Palmyra

Eski ÇağEski Çağ tarihiRoma Dönemi+2
Murtada Alalı
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Urartu siyasi tarihi ve devlet dini

Yerli ve yabancı birçok bilim adamı Urartu Krallığı'nın idare şeklini teokratik ve merkeziyetçi bir düzen olarak tanımlarlar. Teokrasi siyasi otoritenin, tanrının temsilcileri olduklarına inanılan yöneticilerin elinde bulunduğu siyasi düzen ve din erki olarak tanımlanır. Bu terim daha sade bir anlatımla, dine dayalı yönetim biçimi demektir. Eskiçağ devletlerinin çoğunda teokratik yönetimin izlerine rastlanır. Bu devletlerden biri Urartulardır. Urartu Krallığı'nın tarihi hakkında bilgi sahibi olduğumuz verilerin çok önemli bir kısmı dini kaynaklardan ibarettir. Urartu yazıtları tanrıların anıldığı ifadelerle başlar ve yine bu ifadelerle son bulur. Urartu kralları, gerek siyasal gerekse askeri faaliyetlerini tanrılarının hoşnutluğunu ve memnuniyetini kazanmak için gerçekleştirmişlerdir. Bu durum Urartu Krallığı'nın siyasal yapısında dine ne kadar önem verdiğini gösterir. Böylece krallığın yönetim sisteminde din ön plana çıkmış ve yönetim şeklini büyük ölçüde etkilemiştir. Urartuların merkezi otoritesi başlangıçta olmasa bile, krallık güçlendikçe gücünü dinden almıştır. Urartu kralları da diğer Anadolu kralları gibi yaptıkları işleri tanrıları adına icra ediyorlar, onlara kurbanlar sunuyorlar ve tapınaklar inşa ediyorlardı. Hatta Urartu krallarının askeri seferleri zaferle sonuçlanmışsa, bunun tanrıların sayesinde elde edildiğine inanılıyordu. Bu çalışma ile Urartu devlet teşkilatı ve Urartu dini arasındaki bağlantı ortaya konularak, devlet yapısında dinin ne derece etkili olduğu vurgulanmak istenmiştir.

Devlet teşkilatıDinDin anlayışı+5
Zeynep Hakbilen Ası
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Mö. 2. ve 1. binyılda Kuzeydoğu Anadolu

Kuzeydoğu Anadolu'nun tarihi çağları ile ilgili olan bu çalışma bölgenin bulunduğu coğrafi konumdan dolayı ayrı bir önem arz etmektedir. Bölge tarih öncesi çağların en başından itibaren yerleşmeye uğramış, özellikle MÖ. 2. ve 1. binyılda Anadolu'nun iki büyük uygarlığı olan Hititler ve Urartular ile bir takım siyasi ilişkileri görülmüştür. MÖ. 2. binyılın ortalarında Hititlerle ilişkilerine rastlanan krallık Hayaşa, MÖ. 1. binyılın ilk çeyreğinde Urartularla ilişkilerine rastlanan krallık ise Diauehi'dir. Kuzeydoğu Anadolu'da MÖ. 15. yüzyılın sonlarından itibaren ismine rastlanan Hayaşa Krallığı'nın siyasi ve kültürel etkinlikleri, Hitit kayıtlarında yer almaları sonucu aydınlatılabilmiştir. Söz konusu veriler ışığında yüz elli yılı aşkın bir süre boyunca kuzeydoğu Anadolu'da varlıklarını devam ettirdiklerini bildiğimiz Hayaşalılar, Hititlerle olan siyasi ilişkilerine bağlı olarak etki alanlarını ve sınırlarını bu bölgelerin dışına doğru genişletmişlerdir. Bu krallık, Hititlerin istikrarlı bir şekilde izlediği kuzeydoğu politikası sonucu zaman zaman pasif durumda kalmışlar, zaman zaman da Hitit ülkesindeki karışıklıklardan faydalanarak güçlü düşmanlarını uzun süre uğraştırmışlardır. MÖ. 1. binyılın başlarında Kuzeydoğu Anadolu'ya hâkim olan krallık ise Urartu kayıtlarında Diauehi ve Asur kayıtlarında Dayaeni olarak geçen Diauehi Krallığı'dır. Urartu Devleti kuruluşunu tamamlar tamamlamaz, ekonomik zenginliklere ve stratejik bir konuma sahip olan kuzeydeki, bu topraklara yoğun seferler düzenlenmiştir. Bu bölgeye düzenlenen seferlerin ana amacı, kuzeyin önemli hammadde yataklarını, tarım ve hayvancılık merkezlerini ele geçirmektir. Bu politikalardan anlaşıldığı kadarıyla bölgeye düzenlenen seferler yağma adına değil bölgede kalıcı olmak adına gerçekleştirilmiştir. Bu çalışmada her iki krallığın kuzeydoğu Anadolu ile olan ilişkileri ayrıntılı olarak ele alınarak bölgenin tarihi çağlardaki durumu ortaya konulmaya çalışılacaktır.

Eski ÇağEski Çağ tarihiHitit Dönemi+3
Burak Yakan
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Urartu mimarisi

Adına ilk kez Asur kaynaklarında rastladığımız Urartu Krallığı, M.Ö. 13. yüzyılın ilk çeyreğinden M. Ö. 6. yüzyılın başlarına kadar tarih sahnesinde varlığını korumuştur. M. Ö. 8. yüzyılın başlarından itibaren ise, çekirdeğini Van Gölü ve çevresinin oluşturduğu, batıda Fırat, kuzeyde Kars Platosu-Sevan Gölü, Doğu'da Urmiye Gölü ve güneyde Toros Dağlarının çevrelediği bölgede hızlı bir gelişim göstermiştir. Urartu Krallığı, egemenlikleri altında olan bölgelerde kültürlerinin kalıcı eserlerini bırakmışlardır. Hâkim oldukları bölgenin zorlu coğrafyasına rağmen inşa ettikleri mimari yapıların kalıntıları, günümüze kadar gelmeyi başarmış, krallığın yaşamını canlandırmamıza yardımcı olmuştur. Bölgenin coğrafi yapısındaki sorunlara, adeta bir çözüm niteliğinde inşa edilen Urartu kaleleri, bölgenin stratejik kilit noktalarını kontrol altında tutacak biçimde inşa edilerek, aynı zamanda askeri bir üs görevi görmektedir. Urartu Krallığı, ele geçirdiği bölgelerde güçlü bir savunma sistemi oluşturarak, sürekli ve özgün bir mimari gelişim sergilemiştir. Bu mimari gelişim Urartu yaşamının her alanında kendini göstermektedir. Bu çalışmada Urartu mimari yapıları, askeri, dini ve sivil mimari başlıkları altında gruplandırılarak konum, işlev ve plan bakımından değerlendirilmiştir. Böylece yapı grupları arasındaki benzerlikler ve farklılıklar tespit edilmeye çalışılmıştır.

Dini yapılarEski ÇağEski Çağ tarihi+5
Selvi Canpolat
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Tunç Çağında Batı Anadolu'daki Luvi toplulukları

Luviler, günümüz Türkiye sınırları içerisinde bulunan, Anadolu'nun kuzeybatısından, Ege ve Akdeniz kıyıları dahil olmak üzere, Batı Anadolu ve Güneydoğu Anadolu'ya değin varlığı, gerek Hitit kaynakları ve bazı Luvice hiyeroglif yazıtlardan ispatlanmış, coğrafyası hakkında araştırmacılar tarafından fikir birliğine varılamamış bir Tunç Çağı Uygarlığıdır. Özellikle Geç Kalkolitik'te (M.Ö. yak. 5000-4000) yıllarında, Anadolu'ya yayılan bir göç dalgasında, Batı Anadolu uğrak yerlerden biri olmuştur. Konuştukları dil bakımından Hint-Avrupalı olan bu halkların Anadolu'ya, Balkanlardan ya da Kafkasya'dan geldiğine dair görüş bildiren araştırmacılar, döneme ait yazılı kaynak bulunamadığından araştırmalarını, dil, onomastik ve arkeolojik kanıtlar üzerine yapmıştır. M.Ö. 2000 yılından itibaren Luvice kökenli kişi, tanrı ve yer adları Anadolu'nun çeşitli yerlerinde görülmeye başlamıştır. Batı Anadolu'nun, coğrafi özellikleri ve siyasi açıdan merkezi bir yönetime bağlı olmamasından kaynaklı olarak birçok krallığa bölünmüş bu medeniyet hakkında, elimizdeki kısıtlı kaynaklar üzerinden yaptığımız bu çalışma dört bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde, Luvilerin Anadolu coğrafyasına nereden geldikleri ve kökenleri üzerine ileri sürülen görüşler değerlendirilirken, ikinci bölümde Batı Anadolu'da, Luvi kültürünün yayıldığı coğrafya ele alınmıştır. Üçüncü bölümde Hitit krallarının, yıllıklarında geçen Luvi krallıkları ile olan ilişkileri hakkında bilgi verilirken, dördüncü bölümde Arzava merkez olmak üzere, Mira- Kuwaliya, Seha Nehri Ülkesi, Wilusa, Hapalla, Pedassa (Pitassa), Masa Ülkesi, Lukka, Karkisa, Tarhundassa ve Kizzuwatna krallıklarıyla ilgili elde ettiğimiz bilgiler incelenmeye çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Arzava. Batı Anadolu, Hitit, Luvi, Tunç Çağı.

Batı AnadoluErken Tunç ÇağıEski Çağ+3
Nurcan Uslu
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Mö 6.-4. yüzyıllarda Pers ordusu

MÖ 550'de Büyük Kyros'un (II. Kyros) Med Krallığı'na son vermesiyle birlikte iki yüz yıl boyunca varlığını koruyacak olan Pers İmparatorluğu'nun temelleri atılmıştır. Kyros'un hükümranlığı zamanında Sardeis'in fethi ile başlayan Pers yükselişi, Anadolu'daki birçok bölgenin ele geçirilmesiyle devam etmiş ve devletin sınırları doğuda Hindistan, batıda Ege kıyıları ve Tuna Havzası'na; kuzeyde Kafkaslar'dan güneyde Nubya'ya kadar uzanmıştır. Kurulduğu andan itibaren giderek güç kazanan ve bir dünya imparatorluğu hâline gelen Pers İmparatorluğu'nun bu noktaya nasıl geldiğini anlamak için onun askeri yapısını ayrıntılı bir şekilde incelemek ve irdelemek gerekmektedir. Ordu-millet anlayışının egemen olduğu Pers toplumunda, askerlik, soylu sınıfından köle sınıfına kadar zorunlu bir görev olarak benimsenmiştir. Çocuk yaştan erişkinliğe kadar iyi bir asker ve ahlaklı bir insan olma idealarıyla yetiştirilen Perslerin eğitiminde yalnız güç değil; aynı zamanda akıl ve sağduyunun insan hayatındaki önemi de öne çıkmaktadır. Zorlu ve ağır şartlarda sürdürülen askeri eğitimler, Pers askerlerinin açlığa ve susuzluğa karşı dayanıklı, her türlü durumda hayatta kalmayı başarabilecek derecede güçlü olmalarını sağlarken manevi yönden gelişmelerine de destek vermiştir. İmparatorluğun kurucusu Büyük Kyros döneminde çekirdeğini Persli askerlerin oluşturduğu Pers ordusu, egemenlik alanının gelişmesiyle birlikte uyruk halkların temsilcilerinin hizmet gördüğü ve görev aldığı sürekli bir orduya dönüşmüştür. MÖ 6.-4. yüzyıllarda Pers ordusu ağır ve hafif piyade birlikleri; saldırı gücünü oluşturan süvari birlikleri; kralın özel koruması olarak nitelendirilen Ölümsüzler birliği; satraplıkların denetiminde görevlerini sürdüren paralı asker ve yerel güçlerden oluşan kale ve garnizonlara konuşlandırılmış sınır ve işgal birlikleri; temelini Fenikelilerin oluşturduğu donanma gücü temsil edilmektedir. Anahtar Kelimeler: Pers, Yunan, Pers Ordusu, Birlik, Amrtaka

Askeri birliklerAskeri faaliyetlerAskeri hayat+5
Selver Aslan
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Antandros örneğinde sunu olarak hydriskoi

Bu tez, Antandros Antik Kenti 2006 yılı kazılarında1 Dereboyu (şimdiki adıyla Sur Sektörü) sektöründe açığa çıkarılmış olan, minyatür hydria buluntularının bir kısmının teknik ve ritüel açıdan incelenmesini amaçlamıştır. İlk bölümde Antandros'un MÖ 8. yüzyıl sonlarından günümüze kadar kısa tarihî çerçevesi çizilmiştir. Henüz yayını yapılmamış olan 2018 kazı sezonu çalışmaları ışığında kentin MÖ 2. binde iskân gördüğü anlaşılmıştır. Kentin yerleşimcilerinin kimlikleri ve tarihçelerine de değinilmiştir. Diğer taraftan Antandros'un ilk olarak 19. yüzyılda keşfedilmesi ile başlayan araştırma ve çalışmalar hakkında ayrıntılı bilgiler verilmektedir. İkinci bölümde minyatür hydriaların ele geçtiği Dereboyu I-II sektörleri tanıtılmış, alandaki mimarî ve seramik kalıntılar hakkında bilgiler verilmiştir. Minyatür hydrialar tipolojik olarak incelenmiş, teknik bir değerlendirmeden geçirilmiştir. Sınıflandırma ve karşılaştırmalı analizler sonucunda, MÖ 4.-2. yüzyıllar arasında kullanıldığı anlaşılan minyatür hydrialar ve diğer buluntuların, söz konusu tarihler içindeki kronolojik dizinleri ve işlevleri ortaya çıkarılmıştır. Üçüncü bölümde ise, öncelikle hydriaların ele geçtiği kutsal alanın niteliği ve yapısı hakkında tartışmalı bölüme yer verilmiş, minyatür hydriaların konumuna göre oikos, baitylos gibi olgular üzerinde durulmuştur. Ayrıca kutsal alanın kimlik sorunlarına değinilmiş, Demeter başta olmak üzere Artemis, Apollon, Kybele, Zeus gibi Antandros'ta tapınım gören tanrı ve tanrıçaların kültlerine dair veriler değerlendirilmiştir. Kültlerin siyaset ile ilişkisi, din olgusunun yönlendirici etkilerinden bahsedilmiştir. Son olarak Yunan Dünyası'nda hydriaların yeri ve kullanım alanları hakkında Antandros örnekleri de verilerek yorumlayıcı bir yaklaşım denenmiştir. (Anahtar Kelimeler: Antandros, Minyatür hydria, Demeter, Kutsal alan, Kült)

AntandrosAntik şehirlerArkeolojik yerleşim+7
Ertuğrul Kıraç
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Asklepios kültü ile düşler ve tedavi

Hellen uygarlığının ilk dönemlerinde tıp uygulamalarının genellikle dinsel temele dayandığı görülmektedir. Muhtemelen sebebini bilemediği hastalıkları doğaüstü güçlerle açıklayan antik dönem insanları, hastalık ve sağlık hakkında bilime dayanan bir bilgiye sahip değildi. Hellenler sağlık tanrısı Asklepios'un iyileştirici gücüne inanmaktaydı. Bu sebeple bu dönemde sağlık tanrısı adına kurulmuş olan yüzlerce tapınak bulunmaktadır. Bugünkü sağlık kuruluşlarının öncüleri diyebileceğimiz Asklepieionlarda hastalara uygulanan tedavi doğaüstü özellikler taşımaktadır. Tedavinin en önemli özelliği hastanın düş uykusuna yatırılmasıdır. Düşle tedavi ise inancı güçlü olan bir toplumun göstergesidir. Tanrı Asklepios adına kurularak hizmet vermiş ve MÖ V. yüzyıldan MS II. yüzyıla dek Hellenistik dünyanın en gözde tedavi merkezleri olan tapınaklardan en bilinenleri, Epidauros, Atina, Bergama, Kos, Delphi, Trikka Asklepieionlarıdır. MÖ VI. yüzyıldan itibaren ise dönemin felsefi akımlarının da etkisiyle, Hellen tıbbında deneyim ve gözleme önem verilmeye başlandığı görülmektedir. Asklepieionlarda kutsal güçlerle ve onun yardımcıları din adamlarıyla iletişime geçen hastalara uygulanan tedavi yöntemleri, hastanın göreceği düşler temeline dayanmaktaydı. Bu tezin amacı, düşün oluşturduğu fiziki tedavinin ilk örneği olan Asklepios Kültü ile birlikte süregelen "tapınak tıbbı"nda uygulanmış düşle tedavi yöntemlerinin incelenmesidir. Bilimsel bir sentez için tapınak tıbbı zamanında yazılmış ve o zaman hakkında daha sonraları oluşturulmuş kaynaklarla birlikte hastalar tarafından Asklepios'a adanmış, ulaşılabilen sunulara dair kayıtlar değerlendirilmiştir.

AsklepiosEski ÇağEski Çağ tarihi+4
Hilal Altun
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Eskibatı dünyasında intihar

İntihar, tarih boyunca çeşitli yaklaşımlar ile günümüze değin varlığını korumuş bir eylemdir. Bu tez kapsamında Hellen ve Roma geleneğinde intihar eyleminin izleri saptanarak dönemin yaşam ve ölüm ilişkisinin siyasi, kültürel, sosyal bağlantıları anlaşılmaya çalışılmıştır. Bu tezin amacı intihar olgusu üzerinden her birey için ortak olan yaşam ve ölüm gerçeğinin Antik Dönemde algılanışını kavramak ve kaynaklar doğrultusunda bireyi ölümü seçmeye yönlendiren sosyal, siyasi yahut kültürel yönlendirmenin çerçevesini oluşturmaktır.

Antik kültürAntik ÇağEski Çağ+4
Tuğçe Işık
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
10
Master'sOpen AccessTR

Hitit kültürünün günümüze yansımaları

Tarih boyunca farklı kültürlere ev sahipliği yapan Anadolu toprakları, ismini aldığı ve "güneşin doğduğu yer" anlamına gelen Antik Yunanca kökenli ἀνατολή (Anatoli) sözcüğünün anlamı açısından haklı bir gurur taşımaktadır. Kültürel ve dinsel kültür rotalarının merkezinde yer alan Anadolu, birçok uygarlığın şekillenmesinde önemli rol oynamıştır. Günümüz Anadolu gelenekleri ile yakından ilişkili bazı kültürel değerlerin, Anadolu'da M.Ö 2. binlerden itibaren değişmeden ve asimile olmadan aksine zenginleşerek günümüze kadar ulaştığı Hitit yazılı belgeleri ve tasvirli eserleri ile doğrulanabilmektedir. Kendilerini Hattililer'in devamı olarak gören, yazılı metinlerde de Hatti Ülkesi ve dillerini Kenişumnili/Neşumnili "Kaneşçe/Neşaca" şeklinde adlandıran Hititler, Anadolu'nun farklı bölgelerinde yerleşim yerleri kurmuşlar ve büyük bir imparatorluk haline gelmişlerdir. Bu tezin amacı, arkeolojik ve filolojik verilerden yararlanılarak Hitit kültürüne özgü ögelerin günümüze etkileri ve benzerlikleri hakkında bir değerlendirme yapmaktır. Çalışmamızda Hitit ve Anadolu tarihine kısaca değinildikten sonra Hitit kültürüne özgü olguların, çivi yazılı tabletlerde anlatılanların yanı sıra tasvirli sanat eserleri de ele alınarak değerlendirilmiştir. Ayrıca geçmişten günümüze toplumlar arası süregelmiş benzeşimler ve etkiler gösterilmiştir. Bu benzeşimleri ve etkileri gösterebilmek adına günümüz geleneklerini ortaya koyabilecek folklorik araştırmalardan da yararlanılmıştır. Anahtar Kelimeler: Hitit, Anadolu, din, büyü, fal, evlilik, ibadet, kurban, inanış, tapınım, gelenekler, görenekler, benzerlik.

Eski ÇağEski Çağ tarihiEvlilik+7
Nazime Turanlı
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Tarih öncesi çağlardan Roma'nın yıkılışına kadar Spil Dağı'nın (Sipylos) tarihi ve arkeolojisi

Spil Dağı günümüzdeki Manisa kentinin güneyinde ve İzmir kentinin de kuzeyinde yükselmektedir. Güneybatısında Bornova Ovası, güneydoğusunda Kemalpaşa Ovası ve güneyinde de bu iki ovayı birbirinden ayıran Belkahve Geçidi Bulunmaktadır. Ayrıca Spil Dağı'nın kuzeydoğusunda Gediz Ovası, kuzeybatısında Menemen Ovası bulunmaktadır ve kuzeyinde bulunan Yunt Dağı ile de Emirâlem Boğazı ile ayrılmaktadır. Batısında bulunan Yamanlar Dağı ile tek kütle gibi görünse de Sabuncubeli Geçidi, oluşumları ve yapıları da birbirlerinden farklı olan, bu iki geçidi birbirlerinden ayırmaktadır. Verimli ovalarla çevrili olmasından ve bu ovaların ortasında bir kontrol noktası gibi yükselmesinden ötürü birçok yerleşime sahne olmuştur. Spil Dağı ve çevresinde yapılan kazılar ve yüzey araştırmaları sonucunda, bölgede bilinen ilk yerleşimlerin M.Ö. 6800 yıllarına yani bir başka deyişle Çanak Çömleksiz Neolitik Döneme tarihlendiği ortaya çıkmıştır. Daha önceki dönemlerle alakalı henüz bir çalışma yapılmadığından bir yorumda bulunmak doğru değildir. Spil Dağı'ndaki kalıntılara bakıldığında Çanak Çömleksiz Neolitik Dönem'den Osmanlı Devleti'nin son dönemlerine kadar, arada kesintilerle de olsa, yerleşimler olduğu gözlemlenmektedir. Söz konusu kalıntıların Roma'nın yıkılışına kadar olan kısmı bu tezin konusunu oluşturmaktadır.

Arkeolojik kazılarEski Çağ tarihiSpil dağı+1
Fikret Aksoy
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Bithynia kentlerinin kuruluşu ve kuruluş efsaneleri

Bithynia Bölgesi'nin tarihi Paleolitik Dönem'e kadar dayanmakta olup bölgenin Antik Dönem'de önemli bir yere sahip olduğu bilinmektedir. Buna rağmen bölgenin tarihi coğrafyası hakkında hâlâ birtakım tartışmalar bulunmaktadır. Asya ve Avrupa arasında köprü görevi gören bu bölge ile ilgili ulaşılabilir en güvenilir kaynakların antik yazarların eserleri olduğu kabul edilmektedir. Bu sebeple antik yazarların bölgenin tarihi coğrafyası ile ilgili farklı fikirler sunması, modern araştırmaları arasında da fikir ayrılıkları oluşmasını sağlamaktadır. Yine de çalışmamızda bölgenin sınırlarından bahsedilirken genel olarak herkes tarafından kabul edilen sınırlar doğrultusunda hareket edilmektedir. Çalışmanın konusunu oluşturan Bithynia Bölgesi, günümüz Kocaeli, Sakarya, Düzce, Yalova illerinin tamamını; İstanbul'un Anadolu yakasını; Zonguldak ve Bolu'nun büyük bir kısmını; Ankara'nın Nallıhan, Çayırhan, Beypazarı ilçelerinin bir kısmını; Bilecik ve Bursa'nın kuzey kesimlerini içerisine almaktadır. Çalışmamızda ağırlıklı olarak Plinius'un eserinde söz edilen Bithynia kentleri arasından; Nikomedia, Nikaia, Prusias ad Olympum, Myrleia/Apameia, Prusias ad Mare/Kios, Prusias ad Hypium, Kalkhedon, Bithynion, Herakleia Pontike, Lamunia, Melangia, Dakibyza, Hadriani ad Olympum ve Prainetos antik kentleri ele alınarak bu kentlerin kuruluş efsanelerine değinilmiştir. Çalışmada antik yazarlarının eserlerinin yanında sikke tasvirlerinden, arkeolojik verilerden ve modern kaynaklardan yararlanılmıştır.

BithyniaBithynia bölgesiEfsaneler+5
İrem Taşlı
Düzce University
2022
00
Master'sOpen AccessTR

M.Ö. birinci bin yılda Kommagene

Fırat nehri geçişlerinin sağladığı stratejik konum, M.Ö. 3. Binyıldan itibaren, Kommagene bölgesindeki tüm uygarlıklar için sürekli şekilde, çok önemli olagelmiştir. Bu çalışma, Hitit İmparatorluğu'nun yıkılışı sonrası bölgede ortaya çıkan Kummuh/Kumaha krallığının güçlü Asur ve Urartu krallıkları arasındaki konumu ve Pers dönemine kadar uzanan tarihsel süreç hakkındaki sorunsalı çözmeye yöneliktir. Babil egemenliğinin bitişinden Pers dönemi sonuna kadar, bölge ile ilgili yazılı belgelerin olmaması en büyük problemi oluşturmaktadır. O dönemde bölgenin güçlü krallıkları arasındaki zayıf konumu, Hellenistik ve Roma döneminde de devam etmiştir. Hellenistik dönemde görülen yoğun Pers etkisinin kökenlerinin Demir Çağında bölgede ne kadar etkili olmuş olduğu, ilerde yapılacak olası arkeolojik ve tarihsel çalışmalarla kendisini gösterecektir. Anahtar Kelimeler: Kummuh, Kumaha, Kommagene, Geç Hitit, Persler, Arkeoloji

Eski ÇağEski Çağ tarihiGeç Hititler+2
Muzaffer Özçiriş
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Asur İmparatorluğu'nun askeri tarihi: M.Ö. 2000-600

Yüksek Lisans Tezi olarak hazırlanan Asur İmparatorluğu'nun Askeri Teşkilatı isimli çalışmamızda, Asur ordusundaki kuvvet kolları, Asur askeri teşkilatının hiyerarşik düzeni, Asur ordusunda yer alan ordu birlikleri, görev-rütbeler ve savaş-araç gereçleri ile ilgili bazı terimler yabancı kaynaklar başta olmak üzere bu konuda yapılan çalışmalardan faydalanılarak açıklanmaya çalışılmıştır. Ayrıca rölyeflerden çıkartılan çizimler aracılığıyla, Yeni Asur İmparatorluğu dönemi başta olmak üzere, Eski Asur ve Orta Asur dönemlerine ait askerlerin giysi ve teçhizatları hakkında ayrıntılı bilgiler verilmeye çalışılmıştır.Çalışmamız üç bölümden meydana gelmektedir. Giriş kısmında Asur Coğrafyası hakkında bilgi verildikten sonra birinci bölüme geçilerek Asur'un siyasi tarihi hakkında, özellikle Asur'un siyasi gelişimi dikkate alınarak Eski Asur, Orta Asur ve Yeni Asur dönemleri hakkında genel bilgi verilmeye çalışılmıştır. İkinci bölümde, Asur askeri teşkilatı ve savaş taktikleri hakkında bilgi verilmeye çalışılmıştır. Üçüncü bölümde ise, Asur Askeri giysi ve teçhizatları hakkında ?rölyeflerden çıkarılan çizimlerden faydalanılarak- bilgi verilmeye çalışılmıştır.

3. OrduAskeriAskeri teşkilat+5
Gülsüm Demir
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Büyük İskender döneminden MÖ 30 yılına kadar Mısır'ın siyasi ve sosyal yapısı

Mısır, dünya tarihinde gelişmiş bir medeniyetin ilk örneklerindendir. Mısır'ın Akdeniz bölgesinde yer alması deniz ticaretinde etkin bir güç olmasının yanı sıra bu bölgede yaşayan medeniyetlerle ilişkilerinin artmasına ve kültürler arası etkileşim yaşanmasına vesile olmuştur. Büyük İskender'in Doğu Seferi'nin bir parçası olan Mısır, MÖ 332 yılında fethedilmesi sonucunda Mısırla olan ilişkiler başlamış oldu. Bu durum daha sonra onun generali ve aynı zamanda arkadaşı olan I. Ptolemaios (Soter) döneminde daha da artarak, 275 yıllık bir süre boyunca Mısır'ı hâkimiyeti altında tutmasıyla devam etmiştir. Mısır coğrafyasında en uzun süre yaşayan ve Hellenistik krallıklarının en uzun süre hayatta kalan Ptolemaioslar'ın siyasal ve sosyal yaşamda uyguladığı politikalar neticesinde bölgede uzun süre etkili olmuştur. Bu çalışmamızda Mısır'ın Akdeniz'deki konumu, ticaret ağı, diğer medeniyetlerle olan ilişkileri, İskender'in Doğu Seferi, Hellenizm'i yayma politikası, İskender'in ölümü sonrası yaşanan karışıklar, diadokhlar arası savaşlar ve Ptolemaioslar'ın etkin olduğu Mısır coğrafyasındaki değişimler ele alınmıştır.

Büyük İskenderEski ÇağEski Çağ tarihi+3
Emine Ersoy
Ankara Hacı Bayram Veli University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Roma'da velayet sistemi, evlat edinme kurumu ve evlat edinen İmparatorlar

Roma toplumu için evlat edinmek, her şeyden önce ailenin devam etmesi fikrini simgelemektedir. Aynı mantık çerçevesinde İmparatorlar da evlat edinme yoluyla; ailenin, dolayısıyla ülkenin ismini sürdürmek, devletin gücünü arttırmak gibi çeşitli amaçlarla yapılmıştır. Evlatlık alınmış İmparatorlar döneminin en parlak yıllarını kronolojik olarak sıralamak gerekirse; ilk isim Nerva Caesar Augustus'tur. Augustus, Senato'nun seçtiği ilk imparatordu. 96 ile 98 arasında ülkenin karışık olduğu zamanlarda, parasal sıkıntıların da yaşandığı bir dönemde 65 yaşında göreve gelmiştir ve en büyük eksikliğinin ordu üzerindeki otoritesi olduğu ifade edilmiştir. 98 ile 117 arasında imparator olan asker kökenli Trojan (Traianus Divi) ise en fazla takdir edilen yöneticilerdendir. Pax Romana'yı en geniş sınırlara ulaştıran, sosyal yaşama katkılar sunan ve savaş ganimetlerinin halkla paylaşan bir imparatordur. Hadrianus (Hadrianus Augustus) 117-138 yıllarında imparatorluk yapmış, şair ruhlu, sanat ve edebiyatı seven bir imparatordur. Çok sık gezintilere çıkan Hadrianus, fethettiği toprakları; politik ve ekonomik açıdan imparatorluğa bağlı, verimli coğrafyalara çevirmeye çalışan birisidir. Antoninus Pius'un imparatorluğu 138-161 yılları arasındadır. İtalya'dan ayrılmadan imparatorluğu barış içinde yönetmeyi başarmış ender imparatorlardan birisidir. Bir savaşın ve ayaklanmanın yaşanmadığı bu dönemde kanunların üstünlüğünü önemsemiş, özgürleşmiş kölelerin oy haklarını savunmuştur. Sonraki imparatorlara zengin bir hazine, masumiyet karinesi gibi önemli bir hukuki ilke ve bayındır bir ülke bırakmıştır. Dört imparatora kadar geldik ama burada bir soluklanalım. "Beş İyi İmparator" içinde adı anılmasada 161-169 yılları arasında hükümdarlık eden Lucius Verus, üvey kardeşi Marcus Aurelius ilebaşa geçişi, Roma döneminde ilk kez 'iki başlı yönetim/iki imparator' kavramını dünyatarihine kazandırmıştır. Marcus Aurelius, 161-180'de yılları arasında hükümdar olmuş, 58 yaşında öldüğünde, kazandığı önemli zaferlerle anılmıştı. Marcus Aurelius, ayrıca Stoacı yönü ile felsefeye ilgisiyle de bilinmektedir. "Meditasyonlar" adlı eseri, bu konuda en önemli bilgi kaynaklarından biridir. Germen ırklarının tehditlerinin arttığı 180 yılında ölen Marcus Aurelius'un ölümü, birçok tarihçi tarafından "Büyük Roma Barışı (Pax Romana)" döneminin sonu ve Batı Roma İmparatorluğu'nun Çöküş sürecinin başlangıcı olarak kabul edilmiştir. Roma İmparatorluğu tarihindeki örneklere bakıldığı zaman, vasiyetnameyle evlat edinmenin; imparatorların haleflerini işaret etmek için bir yöntem olduğunu ve siyasi amaçları gerçekleştirmek için de bir araç olarak kullanıldığını ifade etmek mümkündür.

Eski ÇağEski Çağ tarihiEvlat edinme+3
İrem Tarğıt
Ankara Hacı Bayram Veli University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Dünyanın oluşum süreci ve Paleolitik-Mezolitik Çağ'da Mezopotamya

Bu çalışmada Dünyanın Oluşum süreci ve Paleolitik-Mezolitik Çağ'da Mezopotamya konusu detayları ile anlatılmaya çalışılmıştır. Tarihin en uzun dönemi olan Paleolitik dönem ve devamı olan Mezolitik dönemin içerisinde Mezopotamya belirli bir kronoloji içerisinde anlatılmıştır.ilk olarak Dünyanın oluşum süreci ve ilk zamanlar anlatılarak konuya bütünlük sağlanmaya çalışılmıştır. Ardından Mezopotamya coğrafi bölgesi üzerinde durulmuştur. Nihayetinde Paleolitik dönem kendi içerisinde ayrıldığı Alt Paleolitik, Orta Paleolitik ve Üst Paleolitik olarak anlatılıp, sosyal hayata etki eden yaşam alanlarına değinilmiştir. Ateşin insanoğlu için ne kadar önemli olduğu bu süreç içerisinde ele alınmıştır. Son olarak Mezolitik dönem hakkında bilgiler verilmiş olup, dönemin en önemli buluşlarından olan Mikrolit ile tez çalışmamız sona ermiştir. Anahtar Kelimeler: Paleolitik, Evrim, Fosil İnsanlar, Mezopotamya

DünyaEski ÇağEski Çağ tarihi+3
Büşra Çakmak
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Hellenistik Dönem Anadolu Krallıkları

Antik Çağ'ın MÖ 4. ve 1. yüzyıllarını kapsayan Hellenistik Dönem, Anadolu tarihi için son derece önem arz etmektedir. Hellenistik Dönem, Makedonya Kralı Büyük İskender'in MÖ 334 yılında düzenlediği Doğu Seferi ile başlamıştır. Pers İmparatorluğu'nun yıkılmasıyla noktalanan bu seferin ardından Makedonya'dan Hindistan'a kadar uzanan topraklarda Doğu-Batı sentezi olan Hellenizm kültürünün hakim olduğu İskender İmparatorluğu kurulmuştur. Ancak MÖ 323 yılında yaşamını yitiren Büyük İskender'in ardından bu imparatorluk onun generalleri/halefleri arasında başlayan "Diadokhlar Savaşı" nedeniyle parçalanmıştır. Zira 42 yıl sürecek olan bu mücadelenin beşinci ve son serisi olan MÖ 281 yılındaki Korupedion Savaşı'nın ardından İskender'in imparatorluğu ikinci nesil generalleri/ardılları tarafından muhtelif bölgelerde kurulan Epigon Krallıklara ayrılmıştır: Mısır'da Ptolemaioslar, Ön Asya'da Seleukoslar ve Makedonya'da Antigonoslar. İşte çalışmamızın odak noktası olan Küçük Asya/Anadolu coğrafyası bu krallıklar arasında devam eden egemenlik mücadelesinin merkezi olmuştur. Nitekim Seleukos Hanedanlığı'nın hükümranlık alanı konumundaki Küçük Asya'da MÖ 3. yüzyılda yaşanan bu çatışma ortamı nedeniyle oluşan siyasi otorite boşluğundan yararlanarak bağımsızlığını kazanan bir çok merkezi krallık kurulmuştur: Bergama Krallığı, Galatya Krallığı, Kommagene Krallığı, Bithynia Krallığı, Pontos Krallığı ve Kapadokya Krallığı. Hellenistik Krallıklar olarak adlandırılan bu siyasi unsurlar Küçük Asya'daki Hellenizm kültürünün en önemli temsilcileri olmuşlardır. Ancak MÖ 2. yüzyıldan itibaren Küçük Asya siyasetine dahil olan Roma Cumhuriyeti'nin tahakkümü altına girmeye başlayan Hellenistik Krallıklar, MÖ 1. yüzyılda tamamen bu emperyalist gücün birer parçası olmuşlardır. Netice itibarıyla yaklaşık üç asır boyunca varlığını sürdürmeyi başaran Hellenistik Krallıklar, siyasi, mali, askeri, dini ve sosyo-kültürel açıdan Anadolu medeniyet tarihinin mihenk taşları olmuşlardır. Anahtar Kelimeler: Anadolu, Küçük Asya, Hellenistik Dönem, Büyük İskender ve Ardılları, Hellenistik Krallıklar

AnadoluAnadolu uygarlıklarıAntik Çağ+5
Fırat Gülerdoğan
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00

Related subjects