School teachers
145 theses under this subject heading
Bireyselleştirilmiş portfolyo uygulamasının bitişik eğik yazı becerilerine etkisi
Türkiye'de 2005 yılında ilköğretim programlarındaki düzenlemeyle birlikte ilkokuma yazma öğretiminde Ses Temelli Cümle Yöntemi'nin yanı sıra bitişik eğik yazı da kullanılmaya başlanmıştır. Bitişik eğik yazıda 29'u büyük, 29'u da küçük olmak üzere toplamda 58 harf formu yer almakta ve bu formların birbirlerinden farklı yazım ve bağlanma kuralları bulunmaktadır. Ayrıca, bitişik eğik yazı yazma işi; harf formlarının boyutu, satır aralığında yazma, eğimli yazma, imla kurallarına uygun yazma, sözcükler arasında boşluk bırakma gibi kurallardan da etkilenmektedir. Özetle, bitişik eğik yazı öğretme ve öğrenme süreci birçok değişkenden etkilenmektedir. Birinci sınıf öğrencilerinin bireysel farklılık ve ihtiyaçları da göz önüne alındığında, yazı öğretim süreci, bireyselleştirilmesi gereken öğretim süreçlerinin başında gelmektedir. Bireyselleştirilmiş öğretim, öğrencinin öncelikli olarak hangi bilgi ve beceri boyutlarına ihtiyaç duyduğunu ve bunların hangi sıraya göre öğrenciye kazandırılacağını belirlemeye ve buna uygun öğretimsel planlamalar gerçekleştirmeye dayalı öğrenci merkezli bir yaklaşımdır. Öğrenci merkezli bir diğer yaklaşım da portfolyoya dayalı öğrenmedir. Portfolyoya dayalı öğrenme, öğrenci tarafından seçilmiş öğrenme ürünlerini içeren ve bu kapsamda ortaya konulan çaba, gelişim ve başarıları yansıtan dosyalara dayalı bir öğrenme şeklidir. Bireyselleştirilmiş Portfolyo Uygulaması ise, bireyselleştirilmiş öğretim yaklaşımının öğrenci merkezli doğası ile öğrencilere kendi performanslarını bireysel olarak izleme ve gelişim kayıtlarını tutma fırsatı veren portfolyonun tamamlayıcı birlikteliğinden oluşturulan öğrenci merkezli bir uygulama modelidir. Bu araştırmanın genel amacı, Bireyselleştirilmiş Portfolyo Uygulaması'nın ilkokul birinci sınıf öğrencilerinin bitişik eğik yazı becerileri üzerindeki etkisinin belirlenmesidir. Araştırmada karma yöntem desenlerinden iç-içe karma yöntem kullanılmış, nitel süreç öntest-sontest kontrol gruplu denel işlem içine gömülmüştür. Araştırma 2014-2015 eğitim-öğretim yılının ikinci yarısında, Eskişehir il merkezinde yer alan bir ilkokulun birinci sınıf şubeleri arasından deney grubu olarak belirlenen bir sınıfta gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın katılımcılarını deney grubunda yer alan 20 öğrenci oluşturmuştur. Kontrol I ve kontrol II grupları olarak da iki farklı sınıfta yer alan 20 ve 17 öğrenci belirlenmiştir. Bitişik eğik yazı öğretiminde deney grubunda Bireyselleştirilmiş Portfolyo Uygulaması'na yer verilirken, kontrol gruplarında bu uygulamaya yer verilmemiştir. Araştırmanın verileri; öğrenci kişisel bilgi formu, anektod kaydı, Bitişik Eğik Yazı Değerlendirme Testi, Bitişik Eğik Yazı Değerlendirme Formu, doküman incelemesi, araştırmacı günlüğü, yarı yapılandırılmış öğrenci ve öğretmen görüşme formu ve odak grup veli görüşme formu aracılığıyla toplanmıştır. Araştırmada nicel veriler; betimleyici istatistiksel yöntemler, Spearman Brown Sıra farkları korelasyon katsayısı, Pearson korelasyon katsayısı, bağımsız gruplar t-testi, tek faktörlü varyans analizi (ANOVA), ilişkili gruplar t-testi, eta-kare ve Cohen's d etki büyüklüğü hesaplamaları ile Wilcoxon işaretli sıralar testi kullanılarak çözümlenmiştir. Nitel veriler ise; doküman analizi ve betimsel analiz kullanılarak çözümlenmiştir. Öntest ve sontestteki dokümanların çözümlenmesinde biri araştırmacı olmak üzere üç değerlendirici görev almış, değerlendiriciler arası güvenilirliği sağlamak için Kendall's W hesaplaması yapılmıştır. Araştırmada elde edilen bulgular doğrultusunda şu sonuçlara ulaşılmıştır: • Bireyselleştirilmiş Portfolyo Uygulaması'nın deseni; terminal amaçları belirleme, öndeğerlendirme, tanılama, ders planına karar verme, yardım sağlama ve değerlendirme aşamaları izlenerek gerçekleştirilmiştir. • Hem deney hem de kontrol gruplarındaki öğrencilerin uygulama öncesinde küçük formlardan en fazla "s" formunda, "s" formunundan sonra sırasıyla "k", "l", "z", "d" ve "a" formlarında güçlük çektikleri; büyük formlardan ise en fazla "S ve D" formunda, "S ve D" formundan sonra da sırasıyla "K ve L", "H", "A ve B" formlarında güçlük çektikleri sonucuna ulaşılmıştır. • Hem deney hem de kontrol grubundaki öğrencilerin uygulama sonrasında küçük harf formlarından en fazla "k" formunda, "k" formunundan sonra sırasıyla "s", "a", "d", "t" ve "m" formlarında güçlük çektikleri; büyük formlardan ise en fazla "K" formunda, "K" formundan sonra da sırasıyla "E", "S" ve "F" formlarında güçlük çektikleri sonucuna ulaşılmıştır. • Küçük harflerden "s", "k", "d" ve "a" formları ile büyük harflerden "S" ve "K" formlarının deney ve kontrol gruplarının uygulama öncesi ve sonrasında en çok hata yaptıkları formlar arasında yer aldığı sonucuna ulaşılmıştır. • Bireyselleştirilmiş Portfolyo Uygulaması öncesinde bitişik eğik yazı becerileri bakımından birbirinden farklılaşmayan deney ve kontrol gruplarının uygulama sonrasında, deney grubu lehine birbirinden anlamlı derecede farklılaştıkları ortaya çıkmıştır. • Deney grubunun Bireyselleştirilmiş Portfolyo Uygulaması öncesindeki bitişik eğik yazı beceri düzeyi ile uygulama sonrasındaki bitişik eğik yazı beceri düzeyi arasında uygulama sonrası lehine anlamlı bir farklılık olduğu sonucuna ulaşılmıştır. • Deney grubundaki öğrencilerin kendi profil belgelerindeki öğretimsel amaçlarına ne derece ulaştıklarına bakıldığında, öğrencilerin tümünün öğretimsel amaçlarını gerçekleştirdikleri sonucuna ulaşılmıştır. • Deney ve kontrol grupları güçlük çekilen harf formlarının sayıları bakımından Bireyselleştirilmiş Portfolyo Uygulaması öncesi birbirinden farklılaşmazken, uygulama sonrasında, deney grubunun harf formlarının yazımında kontrol II grubundan daha az güçlük çektiği ortaya çıkmıştır. • Uygulama öncesinde küçük harf formlarından en fazla "s ve k", "a ve z", "l", "d" ve "r"den, büyük harf formlarından ise en fazla "D", "G ve H"de güçlük çeken deney grubunun uygulama sonrasında bu formlarda daha az güçlük çektikleri sonucuna ulaşılmıştır. • Bireyselleştirilmiş Portfolyo Uygulaması ile birlikte deney grubundaki öğrencilerin yazımında güçlük çektikleri harf formu sayılarının uygulama öncesine göre anlamlı derece azaldığı ortaya çıkmıştır. • Sınıf öğretmeni, Bireyselleştirilmiş Portfolyo Uygulaması'nın hataların görülüp düzeltilmesine olanak tanıyan bir uygulama olduğunu, yazma görüşmelerini ve hataların bireysel olarak çalışılmasını etkili bulduğunu, portfolyoların öğrencilere kendi yazı gelişimleri hakkında bilgi vermeyi sağladığını ve uygulamayla birlikte öğrencilerin yazı performanslarında gelişme olduğunu belirtmiştir. • Öğrenciler, bireysel yazı hatalarını bulmak ve düzeltmekten, dönüt-düzeltme almaktan ve portfolyo yoluyla yazı görevlerinin kalıcı hale gelmesinden hoşlandıklarını; bireyselleştirmeyle kendi gelişimlerini daha rahat izleyebildiklerini ve kendi yazma becerilerinde gelişme gördüklerini belirtmişlerdir. • Veliler, uygulamayı etkili bulduklarını, bireyselleştirilmiş portfolyoyu hataların farkına varılmasını sağlayan ve sorumluluk kazandıran bir uygulama olarak gördüklerini, bireysel yazı portfolyoları yoluyla öğrencilerin kendi gelişimlerini takip edebildiklerini ve uygulamayla birlikte öğrencilerin daha iyi ve okunaklı yazar hale geldiklerini belirtmişlerdir. Anahtar Sözcükler: İlkokuma yazma, Bitişik eğik yazı, Bireyselleştirilmiş öğretim, Portfolyo, Bireyselleştirilmiş Portfolyo Uygulaması
COVİD-19 pandemisi nedeniyle uzaktan eğitim ile devam eden ilk okuma yazma sürecine ilişkin sınıf öğretmenlerinin görüşleri
2019 yılında Çin'de ortaya çıkan ve bulaşıcılığı yüksek olan COVID-19 pandemisi dünyada bir panik ve tedirginlik oluşturmuş, uzmanların "evde kalın" çağrısını desteklemek üzere ülkeler eğitim süreçlerine geçici süre ara vererek, öğrencilerin uzaktan eğitim almaları sağlanmıştır (Üstün ve Özçiftçi, 2020). Bu durum Türkiye'de de benzer şekilde gerçekleşmiş ve Covid -19 pandemisi nedeniyle okullarda eğitim-öğretim faaliyetleri 23 Mart 2020 tarihi itibariyle uzaktan eğitim ile gerçekleştirilmeye başlamıştır. Özellikle birinci sınıfta olan öğrenciler olan ve okuma yazma öğrenme sürecinde olan öğrenciler için bu durum daha kritik bir hal almıştır. Nitekim okuma yazma, bireyin hem sosyal hem de okul yaşamındaki başarısında oldukça önemli bir beceridir. Bu becerinin gerektiği gibi kazanılması ilkokul birinci sınıfta başlamakta; becerinin kullanılması ve geliştirilmesi ise yaşam boyu devam etmektedir. Babayiğit ve Erkuş (2017) bu aşamada yapılacak yanlışlığın öğrencinin hem okuma yazma becerileri hem de okuma yazmaya karşı tutumunu olumsuz etkileyebileceğini belirtmektedir. Yüz yüze gerçekleştirilen ilk okuma yazma öğretimi süreci için bile büyük hassasiyet gösterilmesi gerekirken yaşanan pandemi nedeniyle ilk okuma yazma öğretiminin de belli dönemlerinin uzaktan devam ettirilmek durumunda kalınması öğretim sürecinin verimliliği ile ilgili çeşitli kaygıları da beraberinde getirmektedir. Dolayısıyla sürecin nasıl ilerlediği, verimliliği, çıktıları, veli, öğretmen ve öğrenci gözüyle değerlendirilmesine yönelik çeşitli araştırmaların yapılması hem alana hem de yapılan uygulamaların niteliğine, yaşanan sorunların tespit edilip bu sorunların giderilmesine yönelik öneriler geliştirip uygulamaya konulması açısından son derece önemlidir. Bu önemden hareketle bu araştırmada Covid-19 pandemisi nedeniyle uzaktan eğitim ile devam eden ilk okuma yazma sürecine ilişkin sınıf öğretmenlerinin görüşlerinin tespit edilmesi amaçlanmıştır.
Sınıf öğretmeni adaylarının günlük hayatta nükleer konusu ile ilgili kavramsal anlayışlarının incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, sınıf öğretmeni adaylarının günlük hayatta nükleer konusu (GHNK) ile ilgili kavram yanılgılarını belirlemek ve "cinsiyet", "sınıf" ve "GHNK bilgi kaynağı" değişkenlerinin sınıf öğretmeni adaylarının GHNK ile ilgili kavramsal anlayışlarına etkisini incelemektir. Çalışmada nitel araştırma yöntemlerinden tarama modeli kullanılmıştır. Çalışma grubunu, 2015-2016 eğitim yılı güz döneminde Dumlupınar Üniversitesi, Afyon Kocatepe Üniversitesi ve Pamukkale Üniversitesi Sınıf Öğretmenliği Programı'nda öğrenim gören 250 öğrenci oluşturmaktadır. Çalışma grubu kolay ulaşılabilir örneklem yöntemiyle oluşturulmuştur. Çalışmada sınıf öğretmen adaylarının günlük hayatta nükleer konusu ile ilgili kavram yanılgılarını belirlemek için üç aşamalı bir tanı testi geliştirilmiştir. Günlük hayatta nükleer konusu tanı testinin (GHNKTT) geliştirilmesinde betimsel analizlerden istifade edilmiştir. GHNKTT'den elde edilen verilerin analizinde ise betimsel istatistiksel değerler, bağımsız örneklemler için t-testi ve bağımsız örneklemler tek yönlü varyans analizi (ANOVA) kullanılmıştır. Çalışmanın bulguları, sınıf öğretmeni adaylarının GHNK ile ilgili birçok eksik ve yanlış düşünce ve inanışa sahip olduklarını ortaya koymuştur. Tespit edilen kavram yanılgılarının büyük çoğunluğu litarürde ilgili çalışmalarda tespit edilmiş bulgularla benzerlik göstermiştir. Tespit edilen bazı kavram yanılgılarına ilgili literatürde rastlanmadığı için bu çalışmaya ait olduğu düşünülmektedir. Sınıf öğretmeni adaylarının GHNK ile ilgili kavramsal anlayışlarında "cinsiyet" ve "GHNK bilgi kaynakları" değişkenlerinin istatistiksel olarak anlamlı bir etkisin olmadığı sonucuna varılmıştır. Diğer taraftan sınıf öğretmeni adaylarının GHNK ile ilgili kavramsal anlayışlarına sınıf değişkeninin istatistiksel olarak anlamlı bir etkisi olduğu görülmüşür. Analiz sonuçları dördüncü sınıf sınıf öğretmeni adaylarının diğer sınıflardaki sınıf öğretmeni adaylarınına göre, günlük hayatta nükleer konusunda bilimsel açıdan daha doğru bir kavramsal anlayışa sahip olduklarını göstermiştir. Bunlara ek olarak GHNKTT'inde, emin olma derecesi (ED) olarak adlandırılan üçüncü aşama hesaba katıldığında tespit edilen kavram yanılgılarının sayısında bir azalma görülmüştür. Bundan dolayı, üç aşamalı çoktan seçmeli tanı testlerinin (KTT) iki aşamalı çoktan seçmeli tanı testlerinden daha seçici ve belirleyici olduğu söylenebilir.
Sınıf öğretmeni adaylarının ekolojik ayak izi farkındalık düzeyleri ve çevresel tutumları
Bu araştırmanın amacı, sınıf öğretmeni adaylarının ekolojik ayak izi farkındalık düzeyleri ile çevresel tutumlarına ait düzeyi araştırmaktır. İlkokul öğretmen adaylarının çevre sorunlarına karşı duyarlı bir nesil yetiştirmek için çevresel tutum ve ekolojik ayak izi farkındalık düzeylerinin bilinmesi, o düzeye uygun eğitim içeriği belirlenebilmesi için önemlidir. Çünkü çocukluk yıllarında öğrencilerin çevreye karşı kazandıkları olumlu ya da olumsuz tutumlar ileriki yıllarda çeşitli şekillerde kendisini göstermektedir. Dolayısıyla "ağaç yaşken eğilir" atasözünden hareketle çevreye yönelik olumlu tutumların öğrencilere erken yaşta kazandırılması çok daha kolay ve aynı zamanda önemlidir. Araştırma, ilişkisel tarama modelinde desenlenmiştir. Araştırmanın evrenini, 2016-2017 eğitim-öğretim yılı güz döneminde Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Eğitim Fakültesi İlköğretim Bölümü Sınıf Öğretmenliği Anabilim Dalında okuyan öğrenciler oluşturmaktadır. Bu araştırmada iki adet veri toplama aracı kullanılmıştır. Birincisi Çelik Coşkun ve Sarıkaya (2014) tarafından geliştirilmiş olan "Ekolojik Ayak İzi Farkındalık Ölçeği; ikinci veri toplama aracı da Dunlap ve Van Liere (2000) tarafından geliştirilen "Yeni Çevresel Paradigma Ölçeği" dir. Araştırma sonucunda elde edilen bulgulara göre, sınıf öğretmeni adaylarının ekolojik ayak izi ölçeğinde yer alan ve "yüksek" çıkan "enerji" alt boyutu dışında, çevresel tutum ölçeği de dahil olmak üzere farkındalık düzeyleri "orta düzeyde" tespit edilmiştir. Üniversite eğitimi sırasında çevre konularıyla ilgili olan derslerin teorik boyutunun yanında, resmi ve devlet kurumlarının pratik olarak sahada yaptıkları çalışmaları da gözlemleyecek şekilde uygulama boyutunun geliştirilmesi önerilebilir. Anahtar kelimeler: Çevresel tutum, ekolojik ayak izi, öğretmen eğitimi, sınıf öğretmeni adayları
Sınıf öğretmenlerinin fen bilimleri dersine yönelik teknolojik pedagojik alan bilgisi öz güven algılarının incelenmesi
Bu çalışmanın amacı; sınıf öğretmenlerinin fen bilimleri dersine yönelik teknolojik pedagojik alan bilgisi öz güven algılarının çeşitli değişkenler üzerinden incelenmesidir. Araştırmada nicel araştırma yöntemlerinden biri olan tarama modeli kullanılmıştır. Çalışmaya 2017-2018 eğitim-öğretim yılında Kütahya ili ve ilçelerinde, devlet okulu ve özel okulda görev yapan 314 sınıf öğretmeni katılmıştır. Veri toplama araçları olarak; Graham, Burgoyne, Cantrell, Smith, ve Harris (2009) tarafından geliştirilen, Timur ve Taşar (2011) tarafından Türkçe'ye uyarlanan "Teknolojik Pedagojik Alan Bilgisi Öz Güven Ölçeği (TPABÖGÖ)" ile araştırmacı tarafından geliştirilen "Kişisel Bilgi Formu" kullanılmıştır. Çalışma sonucunda; örneklemde yer alan sınıf öğretmenlerinin TPAB öz güven algılarının yüksek olduğu tespit edilmiştir. Sınıf öğretmenlerinin TPAB ölçeğinin TPB bileşeninden aldıkları puanların cinsiyet değişkenine göre analiz edildiğinde, erkek öğretmenlerin lehine istatistiksel olarak anlamlı fark bulunmuştur. Sınıf öğretmenlerinin TPAB öz güven algıları ile görev yapılan okul türü, mobil cihazlarında internet ve eğitim amaçlı uygulama yüklü olup-olmama durumu, bilişim teknolojileri ile ilgili hizmet içi eğitim alıp-almama durumu ve günlük internet kullanım süresi arasında istatistiksel açıdan anlamlı bir fark olmadığı görülmüştür. Bunun yanında sınıf öğretmenlerinin yaş ve mesleki kıdemleri arttıkça TB, TBP ve TPAB öz güven algı düzeylerinin azaldığı; mezun olduğu okul düzeyi yükseldikçe TB düzeylerinin arttığı; bilgisayar tecrübesi ve internet tecrübesi arttıkça da TPAB öz güven algı düzeylerinin de arttığı sonucuna ulaşılmıştır.
Sınıf öğretmeni adaylarında çokkültürlü kişiliğin farklılıklara saygı üzerindeki etkisinin incelenmesi
Türkiye çok kültürlü yapıya sahip bir ülkedir, toplumdaki çeşitlilik her geçen gün daha da artarak devam etmektedir. Temel değerlerin kazanılmaya başlandığı ilkokul döneminde; bu çeşitliliğe karşı hoşgörülü olma ve saygı duyma konusunda, çocuklar için rol model olan sınıf öğretmenlerinin nasıl bir tutum sergilediği önem taşımaktadır. Bu kapsamda çalışmanın temel amacı; sınıf öğretmeni adaylarının çokkültürlü kişilik özelliklerinin, farklılıklara saygı üzerindeki etkilerini incelemektir. Bu temel amacı sağlamaya yönelik; çokkültürlü eğitimin, ilkokul dönemi için önemini ve gerekliliğini vurgulamak çalışmanın alt amaçlarını oluşturmaktadır.
Sınıf öğretmeni adaylarında eleştirel düşünce yönelimleri ile eğitim inançları arasındaki ilişkinin incelenmesi
Sınıf öğretmeni adaylarında eleştirel düşünce yönelimleri ile eğitim inançları arasındaki ilişkinin incelenmesi Günümüz dünyasında çağdaş eğitim inançları doğrultusunda eğitim gören, eleştiren, sorgulayan, analitik düşünen, problem çözme becerisine sahip olan bireyler diğerlerine oranla toplumda hep bir adım daha öndedir. Bu araştırmada, sınıf öğretmeni adaylarının eleştirel düşünme yönelimleri ile eğitim inançları arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. Ayrıca araştırmada, eleştirel düşünme yönelimleri ve eğitim inançlarının "cinsiyet, sınıf, aile gelir durumu, anne-baba eğitim durumu,algılanan anne-baba tutumu,yaş" değişkenlerine göre farklılaşıp farklılaşmadığı incelenmiştir. Bu amaçlar doğrultusunda çalışmada betimsel araştırma yöntemlerinden ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Tarama modelindeki araştırmanın çalışma evrenini, 2014-2015 eğitim-öğretim yılı Dumlupınar, Afyon Kocatepe ve Uşak Üniversiteleri Eğitim Bilimleri Fakültesi Sınıf Öğretmenliği bölümünde öğrenim gören toplam "432" sınıf öğretmeni adayı oluşturmaktadır. Araştırmanın verilerinin toplanmasında "Eleştirel Düşünme Eğilimi Ölçeği" ve "Eğitim İnançları Ölçeği" kullanılmıştır. Verilerin çözümlenmesinde, betimsel istatistikler, Kruskal-Wallis testi, Korelasyon analizi, Çoklu Regresyon analizi, Mann Whitney U testi ve Spearman Korelasyon analizi kullanılmıştır. Verilerin analizi sonucu elde edilen bulgular, sınıf öğretmeni adaylarının eleştirel düşünme yönelimleri ile eğitim inançları ve alt ölçekleri (ilerlemecilik, varoluşçuluk, yeniden kurmacılık, daimicilik) arasında pozitif yönlü ilişki tespit edilmiştir.Fakat "esasicilik" alt ölçeği ile eleştirel düşünme yönelimi arasında negatif yönlü bir ilişki bulunmuştur. Başka bir ifadeyle sınıf öğretmeni adaylarının ilerlemeci, varoluşçu, yeniden kurmacı ve daimi eğitim inançları puanları artıkça eleştirel düşünme yönelim düzeyleri de pozitif yönde artmaktadır. Ancak bu durum esasicilik eğitim inancı için geçerli değildir. Ayrıca eğitim inançlarının kendi aralarında da (ilerlemecilik, varoluşçuculuk, yeniden kurmacılık, daimicilik) pozitif ve (esasicilik) negatif ilişkiler vardır. Eleştirel düşünme yöneliminin eğitim inançları arasındaki ilişki kalitesi büyükten küçüğe; ilerlemecilik >varoluşçuluk> yeniden kurmacılık > daimicilik >esasicilik olarak tespit edilmiştir. Anahtar kelimeler: Sınıf öğretmeni adayları, eğitim inancı, eğitim felsefesi, eleştirel düşünme, eleştirel düşünme yönelimi
Mikroöğretim ders imecesi modeli ile sınıf öğretmeni adaylarının kesir öğretim bilgilerinin geliştirilmesine yönelik bir uygulama
Öğretmen adaylarının alan ve alan öğretim yeterliliklerini geliştirme; teori ile pratik arasındaki boşluğu doldurma çabası bakımından öğretmen yetiştirmenin kritik konularından biridir. Teori ve pratik arasındaki boşluğu doldurmaya yönelik profesyonel gelişim modellerinden biri ders İmecesi olup; mikroöğretim ders İmecesi (MDİ) da öğretmen yetiştirmede kullanılan ders İmecesinın bir çeşitlemesidir. Bu araştırmada sınıf öğretmeni adaylarının kesir öğretim bilgilerinin geliştirilmesine yönelik bir MDİ uygulaması tasarlanmış olup, MDİ süreci boyunca sınıf içi uygulamalardan ve süreçten elde edilen veriler MDİ ve kesir öğretim bilgisi bağlamında rapor edilmiştir. Araştırma iki aşamadan oluşmaktadır. Bu aşamalar bir eylem araştırması planı çerçevesinde; öğretmen adaylarının kesir öğretim bilgileri hakkında bilgi verebilecek soruların uygulanıp veri toplanması; elde edilen verilerden yola çıkarak bir MDİ uygulaması yapılması şeklindedir. MDİ uygulaması, Öğretmenlik Uygulaması dersi kapsamında yedi sınıf öğretmeni adayı ile sekiz haftalık bir sürede yürütülmüştür. Çalışmanın veri toplama araçlarını; Kesir Öğretim Bilgisi Soruları, Kesir Öğretim Bilgisi Gözlem Formu, Kesirler Kişisel Değerlendirme Formu, MDİ Geri Bildirim Formu, Öğretmen Adayı Günlükleri ve Ders Planları oluşturmaktadır. Bulgular öğretmen adaylarının kesir ve kesir öğretim bilgilerinin geliştiğini gösterir niteliktedir. Sonuç olarak MDİ uygulamasının öğretmen yetiştirmede birbiriyle kolay iletişim kurabilen öğretmen adayları ile doğru zamanda, iyi planlanmış bir süreçte gerçekleşmesi durumunda alan ve öğretim bilgisini geliştirmede bir araç olarak kullanılabileceği söylenebilir. Çalışmanın sonuçlarından yola çıkılarak MDİ uygulaması ve ileride yapılacak araştırmalarla ilgili önerilerde bulunulmuştur. Anahtar kelimeler: Kesirler, matematik öğretim bilgisi, mikroöğretim ders imecesi, öğretmen eğitimi.
Sınıf öğretmenlerinin ilkokul görsel sanatlar derslerinde karşılaştıkları sorunlar ve öğretmen görüşlerine göre değerlendirilmesi (Bursa ili örneği)
İlkokul eğitimi temel eğitimdir. Bu düzeyde öğrenciler öğrenmeye son derece açıklardır ve Görsel sanatlar alanında verilen eğitim ile bireyin yaratıcı yönü desteklenmektedir. İlkokullarda görsel sanatlar derslerini vermekle yükümlü öğretmenlerse sınıf öğretmenleridir. Dolayısıyla sınıf öğretmenlerinin görsel sanatlar derslerine karşı tutumları, yeterlilikleri ve karşılaştıkları sorunlar önem kazanmaktadır. Karşılaşılan sıkıntılardan mümkün olduğunca arınmış bir öğretmen, dersin kazanımlarını en doğru ve faydalı şekilde karşısındaki bireylere aktarabilir ve gerekli uyarımlarda bulunabilir. Bu araştırma, Bursa ili örneğinde, sınıf öğretmenlerinin, görsel sanatlar derslerinin işleyiş ve uygulama aşamasında karşılaştıkları sorunları ortaya koymak amacıyla yapılmıştır. Araştırma tarama modelinden yararlanarak, 2018-2019 eğitim-öğretim yılında, Bursa İli çerçevesinde, Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı devlet okullarında yapılmıştır. Anket uygulaması, Bursa ilinde 3 merkez ilçeden seçilen üçer devlet okulunun 1.,2.,3. ve 4. sınıfların, A,B,C şubeleri sınıf öğretmenlerinden oluşan 108 eğitimci ile gerçekleştirilmiştir. 42 sorudan oluşan 3'lü Likert tipi anket formu veri toplama aracı olarak kullanılmıştır. Doldurulan anket formlarından elde edilen verilerin çözümlenmesi sırasında frekans ve yüzdelik dağılımları hesaplanmış, bulgular sayısallaştırılarak sunulmuştur. Yapılan literatür taraması desteğiyle nicel yorumlamalara gidilmiştir. Araştırmanın sonucunda elde edilen bulgulara göre; öğretmenlerin birçoğunun sanattan tat alan bireyler yetiştirmeyi önemsedikleri, Görsel Sanatlar dersinde öğretim materyallerini kullanabildikleri, yöntem ve teknikleri öğrenciye aktarma konusunda bilgi sahibi oldukları, öğrencilerin çalışmaları hakkında dönüt sağlama ve değerlendirme yapabildikleri ve uygulama konusunda kendilerini yeterli hissettikleri sonucuna varılmıştır. Yine az sayıda öğretmen Türk ve Dünya Sanatı hakkında ve öğrenciye aktarma konusunda bilgi sahibi olduklarını, öğrenme alanlarından kültürel miras alanında kendilerini yeterli hissetmediklerini belirtmişlerdir. Elde edilen verilere göre öğretmenlerin yarısından fazlasının programın yapısı ve amaçları, hedefleri, öğrenme alanları, öğrenci kazanımları ve işleyişi hakkında bilgi sahibi olduğu söylenebilir. Ayrıca genel kanı ders süresinin yeterli olmadığı yönündedir. Bu araştırma, İlkokul Görsel Sanatlar Derslerinde sınıf öğretmenlerinin karşılaştıkları sorunların belirlenmesi açısından önem taşımaktadır. Araştırma sonuçları doğrultusunda uygulayıcı ve araştırmacılara yönelik bazı önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Sözcükler: Görsel sanatlar eğitimi, ilkokul, öğrenme alanları, öğretmen yeterlilikleri, sınıf öğretmeni
Sınıf öğretmeni adayları için aktif öğrenme temelli çocuk hakları eğitimi
Bu çalışmada aktif öğrenme temelli çocuk hakları eğitiminin sınıf öğretmeni adaylarının çocuk haklarına ilişkin anlayış ve tutumları üzerine etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmada karma yöntem araştırma desenlerinden açımlayıcı sıralı desen kullanılmıştır. Araştırmanın nicel boyutunu eş değer olmayan ön test son test kontrol gruplu yarı deneysel desen, nitel boyutunu ise durum araştırması oluşturmuştur. Deneysel uygulamalar üçüncü sınıf düzeyinde öğrenim görmekte olan 36'sı deney 36'sı kontrol grubunda olmak üzere 72 sınıf öğretmeni adayı ile yürütülmüştür. Nitel verilerin toplandığı katılımcı grubunu ise deney grubunu oluşturan sınıf öğretmeni adayları arasından amaçlı örnekleme yöntemlerinden ölçüt örnekleme yöntemi ile belirlenmiş 12 sınıf öğretmeni adayı oluşturmuştur. Araştırmada Aktif öğrenme temelli çocuk hakları eğitimi programı geliştirilmiş olup, 13 hafta boyunca deney grubuna AÇHEP ile kontrol grubuna geleneksel öğretim yöntemi ile çocuk hakları eğitimi verilmiştir. Araştırmada veri toplama aracı olarak Çocuk Haklarına İlişkin Tutum Ölçeği ve Anlayış Gelişimi Değerlendirme Formu deney ve kontrol grubuna ön test ve son test olarak uygulanmıştır. Programın Etkililiğine ve Bireysel Gelişime İlişkin Görüşme Formu ise araştırmanın nitel boyutunun katılımcılarını oluşturan 12 sınıf öğretmeni adayına uygulanmıştır. Araştırmanın nitel verileri yarı yapılandırılmış görüşme tekniği ile toplanmıştır. Araştırmanın nicel verileri bağımsız gruplar t testi, nitel verileri ise içerik analizi yapılarak çözümlenmiştir. Araştırma sonuçları, sınıf öğretmeni adaylarının çocuk haklarına ilişkin tutum son ölçüm puanlarının deney grubu lehine anlamlı bir şekilde farklılaştığını, anlayış gelişimlerinin ise deney grubunda daha iyi olduğunu göstermiştir. Ayrıca deney grubunda bulunan sınıf öğretmeni adayları ile yapılan görüşmelere ilişkin sonuçlar da Aktif öğrenme temelli çocuk hakları eğitiminin sınıf öğretmeni adaylarında çocuk haklarına ilişkin anlayış, tutum, davranış ve mesleki gelişim bağlamında çeşitli katkılar sağladığını göstermiştir. Araştırma, öğretmen eğitiminde çocuk hakları eğitiminin aktif öğrenme ile nasıl gerçekleştirilebileceğine ilişkin örnek bir uygulama olması ve bilgiler sunması açısından önem taşımaktadır. Anahtar sözcükler: Çocuk Hakları, Çocuk Hakları Eğitimi, Aktif Öğrenme, Program Geliştirme, Sınıf Eğitimi.
Sınıf öğretmenliği lisans programında yer alan matematik öğretimi dersinin yapılandırılma sürecinin öğretmen eğitimcilerinin görüşlerine göre incelenmesi
Bu araştırmanın amacı üniversitelerin sınıf öğretmenliği programında yer alan ve uygulanan matematik öğretimi dersinin tasarım ve yapılandırılmasına ilişkin uygulamaların ne olduğunu bizzat bu uygulamada aktif rol oynayan öğretim elemanları üzerinden incelemektir. Araştırmada ilk olarak matematik öğretimiyle ilgili literatürde yer alan çalışmalar (proje, makale, tez vb.) incelenmiştir. Matematik öğretimi derslerine ilişkin yapılan çalışmalar analiz edildiğinde dersin sınıf öğretmeni adayları için önemi, bir ders olmasından dolayı içeriğinde neler olduğu hakkında çalışmalar olduğu görülmüştür. Ayrıca, bu dersi veren öğretmen eğitimcilerini ve profillerinin ne olduğu konusu da önem arz ettiği görülmüştür. Buradan hareketle; matematik öğretimi dersi – öğretmen eğitimcileri- sınıf öğretmeni adayları ilişki ağından yola çıkarak araştırma soruları oluşturulmuş ve uzman görüşleri alınmıştır. Daha sonra, araştırmanın amacı olan sınıf eğitimi programında yer alan matematik öğretimi dersine ilişkin öğretim elemanlarının ders tasarımlarının ve yapılandırılmalarını incelemek amacıyla veri toplama aracının boyutları oluşturulmuş ve uzman görüşleri alınmıştır. 2019-2020 öğretim yılında Türkiye'deki sınıf öğretmenliği lisans programındaki matematik öğretimi dersini veren 90 öğretmen eğitimcisinın elektronik posta yoluyla veri toplama aracı gönderilerek katılımları istenmiştir. 90 öğretmen eğitimcisindan 73'ü dönüt sağlamış, 65 öğretmen eğitimcisinı veri toplama aracının tamamına eksiksiz cevap vermiştir. Araştırma yaklaşımı olarak nitel betimsel yöntem ile tasarlanan bu araştırmada veri toplama aracında likert tipi ve açık uçlu sorulardan yararlanılmıştır. Verilerin analizinde istatistiki analiz (frekans, yüzde) ve içerik analizi yapılmıştır. Araştırma bulgularından elde edilen sonuçlar; matematik öğretimi derslerinin tasarım ve yapılandırılmasında öğretmen eğitimcilerinin vermiş oldukları yanıtlar arasında yoğunlukla bir tutarlılığa sahip oldukları, tercihleri noktasında genellikle homojen bir dağılım gösterdikleri ve matematik öğretimi dersinde nelere daha çok odaklandıkları ve ön plana çıkarmak istedikleri ögelerin neler olduğuna dair önemli çıkarımlarda bulunulmuştur. Bu ise, öğretmen eğitimcilerinin matematik öğretimi dersine dair sahip oldukları bir perspektifin olduğunu göstermiş, bununla birlikte öğretmen eğitimcilerinin matematik öğretimi derslerinin tasarımında ve yapılandırmasında sahip oldukları perspektiflerinin bir doğasının olduğu sonucuna ulaştırmıştır. Sahip olunan perspektifin doğasının; değer yargıları, büyük fikirler, ifade edilen uygulamalar ve kaynaklar olmak üzere dört argümanın etkileşimine sahip bir dinamikten oluştuğu saptanmıştır. Bu sonuçtan hareketle hem araştırmacılara yönelik hem de politika yapıcılar ve eğitim fakültelerine yönelik matematik öğretimi dersini temele alan bir takım önerilerde bulunulmuştur.
Ders imecesi modelinin sınıf öğretmeni adaylarının öğretmenlik becerilerinin geliştirilmesi üzerine etkililiğinin araştırılması
Bu araştırmada, Sınıf Öğretmeni adaylarının öğretim becerilerini geliştirmesinde, ders imecesi modelinin rolünü değerlendirmek amaçlanmıştır. Bu çalışma durum çalışması olarak tasarlanmıştır. Araştırmada kullanılan veri toplama aracı olarak, ders imecesi ekibinin yansıtıcı değerlendirme raporları, yapılan toplantıların kayıtları kullanılmıştır. Bunların yanı sıra ders planlarının hazırlanması, uygulanması ve değerlendirmesiyle beraber öğretmen adaylarının öğrenme-öğretme ortamında değerlendirilmesi de yapılmıştır. Bu bağlamda Sawada ve Piburn (2002) tarafından geliştirilen araştırma/sorgulamaya dayalı öğretim gözlem formu (Reformed Teaching Observation Rubric-RTOP) kullanılmıştır. Öğretmen adaylarının öğretim programlarında yer alan kazanımlara uygun bireysel olarak hazırladıkları ders planları da kullanılmıştır. Öğretmen adaylarının planlar hakkındaki görüşleri ve ders imecesi ile hazırlanan ders planlarının uygulanmasına yönelik yansıtıcı değerlendirmeleri kullanılmıştır. Ayrıca araştırma sorgulamaya dayalı olarak hazırlanan ders planlarının yine bu yaklaşıma uygun olarak gerçekleştirilen uygulanmasına yönelik ders değerlendirmeleri de kullanılmıştır. Bu kapsamda veriler, MEB'den ve Öğretmenlik Uygulaması kapsamında derslerinde uygulama yapılacak Sınıf Öğretmeninden ayrıca çalışma grubundan izin alınarak toplanmıştır. Her bir uygulama için toplanan veriler ayrı ayrı ve aşamalılık gösterecek şekilde betimsel analiz yöntemi ile analiz edilmiştir. Analiz sonucunda ders imecesi süreçlerinin, öğretmen adaylarının kazanım odaklı ders işleme becerilerini geliştirdiği sonucuna ulaşılmıştır. Uygulamaların bitiminden sonra öğretmen adaylarının görüşlerini belirlemek amacıyla bire bir görüşmeler yapılarak veri toplanmıştır. Bu görüşmeler sonucunda öğretmen adaylarının ders imecesi modeliyle mesleki olarak gelişim katettiklerine ulaşılmıştır.
Sınıf öğretmenlerinin mesleki tükenmişlik düzeyleri ile öz liderlik becerileri arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, sınıf öğretmenlerinin mesleki tükenmişlikleri ile öz liderlikleri arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Araştırmada, nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma evrenini Şanlıurfa ilinin Birecik ilçesindeki merkez ilkokullarda görev yapan öğretmenler oluşturmaktadır. Araştırma ilçe merkezindeki sınıf öğretmenlerinin tamamını kapsadığı için evrenin tamamına ulaşmak hedeflenmiş ve örneklem alma yoluna gidilmemiştir. Bu durumda araştırmanın evrenini merkez ilkokullarda görev yapan 220 sınıf öğretmeni oluşturmaktadır. Araştırmada gerekli verileri elde edebilmek için araştırmacı tarafından hazırlanan Kişisel Bilgi Formu, İnce & Şahin (2015) tarafından Türkçe'ye uyarlanan "Maslach Tükenmişlik Envanteri Formu" ve Tabak, Sığrı & Türköz (2013) tarafından Türkçe'ye uyarlanan "Öz Liderlik Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen veriler SPSS 25.0 paket programı kullanılarak analiz edilmiştir. Verilerin analizinde yüzde, frekans, aritmetik ortalama, t-Testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA), pearson korelasyon analizi kullanılmıştır. Yapılan analizler sonucunda; öğretmenlerin mesleki tükenmişlik düzeyleri "orta düzey" ve öz liderlik düzeyleri "yüksek düzey" olarak bulunmuştur. Öğretmenlerin mesleki tükenmişlik düzeyleri ile öz liderlik beceri düzeyleri arasında ölçek genelinde anlamlı bir ilişki yoktur. Ancak mesleki tükenmişlik ve öz liderlik alt boyutları arasında anlamlı ilişkilerin varlığı tespit edilmiştir. Elde edilen sonuçlar ışığında; öz liderlik ve alt boyutları (kendini gözlemleme, hatırlatıcılar belirleme, kendi kendine konuşma, başarılı performans hayal etme) ile kişisel başarı arasında negatif yönde anlamlı bir ilişki olduğu bulunmuştur. Ayrıca kendini cezalandırma ile kişisel başarı alt boyutu arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki olduğu tespit edilmiştir.
Çukurova ve Mersin Üniversiteleri sınıf öğretmenliği programlarının değerlendirilmesi
ÖZET Ç.Ü. VE MERSİN ÜNİVERSİTELERİ SINIF ÖĞRETMENLİĞİ PROGRAMININ DEĞERLENDİRİLMESİ SONGÜL TÜRKOĞLÜ Yüksek Lisans Tezi, Eğitim Bilimleri Anabilim Dalı Danışman : Prof. Dr. Adil TÜRKOĞLÜ Aralık 2004, 133 sayfa Bu araştırmada, sınıf öğretmeni yetiştiren Eğitim Fakültelerinde uygulanmakta olan eğitim programlarının değerlendirilmesine yönelik; üniversitelerde okuyan son sınıf öğrencilerinin görüşleri yardımıyla programın etkiliğinin saptanması amaçlanmıştır. Araştırma; giriş, ilgili araştırmalar, yöntem, bulgular ve yorumlar, sonuç ve öneriler olmak üzere beş bölümden oluşmaktadır. Bu araştırma betimsel tarama modelindedir. Araştırmada anket kullanılmıştır. Anketin ön denemesi 25 kişiye uygulanmıştır. Tez danışmanı ve uzmanların görüşleri ile son halini almıştır. Anket 53 soru maddesinden oluşmaktadır. Anket formları; Çukurova ve Mersin Üniversitesinde okuyan toplam 243 son sınıf öğrencisine uygulanmış ve bu anketler geçerli sayılmıştır. Anket uygulaması sonucunda elde edilen veriler amaçlara uygun olarak frekans (f ) ve yüzde (%) testleri kullanılarak analiz edilmiş ve tablolaştırılmıştır. Araştırma sonucunda Çukurova ve Mersin Üniversiteleri Eğitim Fakülteleri Bölümü son sınıf öğrencileri nitelikli bir öğretmenin sahip olması gereken mesleki davranışları programda yer aldığım düşünmektedirler. Öğrenciler programda yer alan alan derslerini yeterli bulmaktadırlar. Genel Kimya, Soyut Matematik ve Fizik gibi sayısal ağırlıklı dersleri istememektedirler. Psikoloji alam ile ilgili dersleri istemektedirler. Öğrenciler haftalık ders saatlerini yetersiz bulmaktadır. Derslerdeanlatım yöntemini ve yazılı yoklamanın her zaman kullanıldığını düşünmektedirler. Öğrenciler sorunlarıyla hiç kimsenin ilgilenmediğini düşünmektedirler. Sosyal etkinlikleri yetersiz bulmaktadırlar. Sınıf öğretmenliği bölümünü Anadolu Öğretmen Lisesi mezunları alınmalıdır. ÖSS'den sonra mülakat yapılmalıdır. Programda yer alan amaç ve davranışlar açık ve net olarak belirtilmelidir. Okul deneyimi için ayrılan süre artırılmalıdır. Rehberlik servisi hakkında bilgi verilmelidir. Anahtar Kelimeler : Sınıf öğretmenliği, program değerlendirme
Sınıf eğitimi alanında yapılan lisansüstü tezlerin öğretmen görüşlerine göre değerlendirilmesi (Yozgat ili örneği)
Bu çalışmanın amacı Türkiye`de 2013-2018 yılları arasında sınıf eğitimi alanında yapılmış lisansüstü tezlerin incelenerek öğretmen görüşleri doğrultusunda değerlendirilmesidir. Bu temel amaç doğrultusunda, tezler yayınlandıkları yıl, yöntemi, veri toplama araçları, örneklem özellikleri, veri analiz teknikleri, konu alanları ve eğitim-öğretim sürecine katkısı açısından değerlendirilmiştir. Öğretmenlere görüşme tekniği yoluyla 5 sorudan oluşan sınıf eğitimi alanında yapılmış lisansüstü tezlere yönelik görüşleri sorulmuştur. Tezler betimsel yaklaşım çerçevesinde doküman incelemesi yapılarak incelenmiş ve her bir tez Küçükoğlu ve Ozan (2013) tarafından sınıf eğitimine yönelik olarak geliştirilen "Sınıf Öğretmenliği Alanındaki Lisansüstü Tezlere Yönelik Bir İçerik Analizi" makalesinde kullanılan "Tez Sınıflama Formu" kullanılarak içerik analizine tabi tutulmuştur. Daha sonra öğretmenlere görüşme tekniği ile lisansüstü tezlere yönelik görüşleri sorulmuştur. Çalışmada YÖK Ulusal Tez Veri Tabanında yer alan ve tam metin olarak ulaşılabilen sınıf öğretmenliği bilim ya da ana bilim dalındaki tezler çalışma kapsamına alınmış olup, çalışma 2013-2018 yılları ile sınırlandırılmıştır. Elde edilen verilerin çözümlenmesinde içerik analizi kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre tezlerin çoğunluğunun nicel çalışmalar olduğu, en çok çalışmanın 2015 yılında yapıldığı, betimsel tarama türünde olduğu, tezlerde çoğunlukla anket ya da likert tipi ölçeklerin kullanıldığı, öğretmenler ve ilköğretim 1-5 öğrencileriyle çalışıldığı ve veri analizi tekniği olarak kestirimsel istatistiklerin kullanıldığı belirlenmiştir. Ayrıca incelenen tezlerin sırasıyla en çok öğretmen alan bilgisi, Türkçe eğitimi ve hayat bilgisi alanlarında yapıldığı sonucuna ulaşılmıştır. Öğretmenlerle yapılan görüşmelerde öğretmenlerin daha çok sınıf yönetimi ve özel eğitim çalışılması gerektiğini, lisansüstü çalışmaların yöntem geliştirmeye ve eğitim öğretime katkısının çoğu öğretmen tarafından olumlu değerlendirdiği, bilimsel gelişmelere uygunluğu konusunda olumlu olduğunu, sınıf içi uygulamalarda çoğu katılımcının teorik olduğu ve uygulanabilirliğinin olmadığını belirtmişlerdir. Anahtar kelimler: Sınıf eğitimi, lisansüstü tez, sınıf öğretmeni.
Mühendislik tasarım süreci etkinliklerinin sınıf öğretmen adaylarının Fen Teknoloji Mühendislik Matematik (FeTeMM) farkındalıklarına ve mühendis algılarına etkisi
Bu araştırmanın amacı FeTeMM uygulama yollarından biri olan Mühendislik Tasarım Süreci (MTS) etkinlikleri ile sınıf öğretmeni adaylarının FeTeMM farkındalıklarını ve mühendislik algılarını geliştirmek, uygulama sonucunda sınıf öğretmen adaylarının etkinlikler ile ilgili görüşlerini almaktır. 2018-2019 eğitim-öğretim yılı, güz döneminde gerçekleştirilen bu çalışma karma model olarak desenlenmiştir. Araştırmaya Türkiye'nin İç Anadolu Bölgesi'nde yer alan bir üniversitenin sınıf eğitimi anabilim dalı programı 2. sınıfta öğrenim gören 39 öğretmen adayı (28 kız, 11 erkek) katılmıştır. Araştırmanın uygulanması ve verilerin toplanması Fen ve Teknoloji Laboratuvarı I dersi kapsamında gerçekleştirilmiştir. Araştırmada nicel ve nitel veri toplama teknikleri kullanılmıştır. Veri toplama aracı olarak "FeTeMM Farkındalık Ölçeği (FFÖ)" ve "Bir Mühendis Çiz Testi (BMÇT)" kullanılmıştır. Ayrıca uygulama bitiminde öğrencilerin uygulamaya yönelik yazılı görüşleri alınmıştır. Toplamda 9 hafta süren uygulama sürecinde 7 adet MTS etkinliği yapılmıştır. Nicel veriler Statistical Package for Social Sciences(SPSS) programında ve nitel veriler ise içerik analizi ile çözümlenmiştir. Sonuç olarak öğretmen adaylarının toplam FeTeMM farkındalık puanları ile FeTeMM'in Öğrenciye Yönelik Etkisi, Derse Yönelik Etkisi ve Öğretmene Yönelik Etkisi alt boyutlarında pozitif yönde bir değişim görülmüştür. BMÇT son uygulamasında kadın mühendis çizen öğretmen adaylarının sayısında bir artış görülmüştür. Ayrıca BMÇT son uygulamasında mühendislerin sahip olması gereken özellikler konusunda öğretmen adayları daha fazla görüş bildirmişlerdir. Araştırma sonuçları eğitimcilere ve araştırmacılara yol gösterecektir. Anahtar Kelimeler: Sınıf Öğretmen Adayları, FeTeMM Farkındalığı, Mühendis Algısı, Mühendislik Tasarım Süreci
Sınıf öğretmenlerinin öğretmenlik mesleğindeki profesyonelliğe ilişkin görüşlerinin incelenmesi (Hatay ili örneği)
Bu çalışmanın amacı, sınıf öğretmenlerinin mesleklerindeki profesyonelliğe ilişkin görüşlerinin ne olduğuna, mesleğe ve meslektaşlarının profesyonelliğine ilişkin görüşlerinin ne olduğuna, profesyonel bir öğretmende olması gereken unsurlara, profesyonelliklerini etkileyen unsurlara ve profesyonelleşme süreçlerine ilişkin öğretmen görüşlerinin ortaya çıkarılmasıdır. Araştırma nitel bir çalışmadır. Araştırmanın çalışma grubu 17 öğretmenden oluşmaktadır ve bu çalışma grubu maksimum çeşitlilik örnekleme yöntemi belirlenmiştir. Araştırmada çalışma grubunda yer alan 17 öğretmenle yüz yüze görüşme tekniği kullanılmıştır. Görüşme yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılarak yapılmıştır. Araştırma bulgularında ise, öğretmenlerin profesyonellik tanımlamaları literatürdeki tanımlarla uyumlu olduğu görülmüştür. Demografik özelliklere göre profesyonellik tanımlamalarında ise kadın öğretmenlerin daha çok duyuşsal alanı ön plana alan ifadeler kullandığı, erkek öğretmenlerin ise daha çok kuralları izleme, alanında ilerleme gibi tanımları kullandıkları görülmüştür. Öğretmenlerin çoğunluğu mesleklerini profesyonel bir meslek olarak görmekte iken, meslektaşlarını yarı profesyonel olarak gördükleri ortaya çıkmıştır. Profesyonel öğretmende olması gerekenlerin ise öğretmen bilgisi, kişisel ve mesleki özellikleri ile ifade edilmiştir. Profesyonelliğe katkısı olan etkenlere, sırası ile eğitim ve seminerlere, teşvikler, statü, kariyer sistemine değinilmiştir. İş tatminsizliği, yasalar, program ve ders kitaplarına bağlı kalma gibi durumların profesyonelliğe olumsuz etkisi ifade edilmiştir. Öğretmenlerin çoğu profesyonelliğin bir süreç ile oluşacağını ifade etmektedir. Bu süreci etkileyen faktörlere değinerek; alınan eğitimlerin etkili olduğuna, deneyimlere, kişinin çabasına ve seçim kriterlerindeki olumsuzlara yönelik görüş bildirmişlerdir. Elde edilen bulgular literatür ile tartışılarak uygulamaya ve araştırmacılara yönelik öneriler sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Profesyonellik, Öğretmenlik Mesleği, Öğretmen, Profesyonelleşme süreci
The relationship between teachers' classroom managment profiles and their perception level of bullying in their classrooms
Teaching is a profession that requires to be sensitive to the newly-formed demands and changing needs. In recent years, in order to improve the academic achievement, efforts to exams, result of which, determines the future of pupils and the demands for school reforms in this direction have entered the list of major problems that should be taken into consideration. But there are also other problems need to be paid attention such as bullying. The aim of this research is to examine the relationship between the classroom management profiles and bullying detection levels by determining the primary school teachers' classroom management profiles they adopt and their bullying detection levels. For this purpose, form teachers working in the primary school in the central districts of Şanlıurfa in the 2013-2014 academic year constituted the target population of the research made as a depictive one in scanning model. The Demographic and Personal Information Survey, Classroom Management Profile Scale and Peer Victimisation Detection Scale were applied as data collection tools. At the end of this research, no differences were found between the frequency of bullying experienced in classrooms and genders of form teachers. It is found that in the classrooms who are youg, have less working hours and crowdedclassrooms, are paid and teach fourth graders, the perception level of bullying is higher. It is found that form teachers uses the most apprecieted classroom management profile. It was reached to the conclusion that among the students of the form teachers who have the appreciated classroom management profile the frequency of violent behaviors were less. The ascending sort of the frequency of violent behaviors according to profiles were found as Appreciated, Idle and Disregardful Classroom Management Profiles. Keywords: Classroom management, classroom management profiles, bullying, primary school teacher
Sınıf öğretmeni adaylarının Türkçe öğretimine ilişkin yeterlik algılarının ve tutumlarının incelenmesi
Bu araştırmanın amacı sınıf öğretmeni adaylarının Türkçe öğretimine ilişkin yeterlilik algılarının ve tutumlarının belirlenmesi ve çeşitli değişkenler açısından incelenmesidir. Araştırmanın çalışma evrenini, Türkiye'nin Akdeniz ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerinde yer alan üç farklı üniversiteye ait dört farklı Eğitim Fakültesi Sınıf Eğitimi Ana Bilim Dalı'nın üçüncü ve dördüncü sınıflarında öğrenim görmekte olan öğretmen adayları oluşturmaktadır. Bu kapsamda, 2016-2017 eğitim öğretim yılında basit tesadüfi (random) örnekleme yöntemiyle ulaşılan toplam 328 katılımcıya Türkçe Öğretimi Dersi Tutum Ölçeği ve Türkçe Öğretimine Yönelik Yeterlik Ölçeği uygulanmıştır. İlişkisel tarama modeli ile desenlenen araştırma verilerinin çözümlenmesinde SPSS 22.0 paket programı kullanılmış ve veri setinin normal dağılım özellikleri göstermemesinden ötürü verilerin çözümlenmesinde nonparametrik testlerden yararlanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre sınıf öğretmeni adaylarının Türkçe öğretimine ilişkin yeterlik algılarının yüksek, Türkçe öğretimine ilişkin tutumlarının ise olumlu yönde olduğu belirlenmiştir. Bununla birlikte katılımcı puanlarının bazı değişkenlere göre anlamlı bir biçimde farklılaştığı ve Türkçe öğretimine ilişkin yeterlik algısı ile Türkçe öğretimine yönelik tutum arasında anlamlı bir ilişki söz konusu olduğu tespit edilmiştir.
Sınıf öğretmeni adaylarının özel öğrenme güçlüğüne ilişkin bilgi düzeylerinin ve yeterlilikleri hakkındaki düşüncelerinin incelenmesi
Sınıf öğretmeni adaylarının özel öğrenme güçlüğüne ilişkin bilgi düzeyleri, özel öğrenme güçlüğüne yönelik yeterlilikleri hakkındaki düşünceleri ve özel öğrenme güçlüğü (ÖÖG) hakkında bilgi edinmeye yönelik istekliliklerinin incelenmesi amacıyla yürütülen bu araştırmada tarama modeli kullanılmıştır. 2016-2017 eğitim öğretim yılı bahar dönemi ve 2017-2018 eğitim öğretim yılı güz döneminde 4 farklı üniversitenin sınıf öğretmenliği programının son sınıfında öğrenim görmekte olan 213 öğretmen adayı araştırmanın katılımcılarını oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak Yiğiter (2005) tarafından geliştirilen "Özel Öğrenme Güçlüğüne İlişkin Soru Listesi" ve araştırmacı tarafından geliştirilen 7 açık uçlu soru kullanılmıştır. Soru listesinin analizinde her bir öğretmen adayı verdiği doğru cevap sayısına göre gruplandırılmış ve sınıf öğretmeni adaylarının soru listesinden aldıkları ortalama puan hesaplanmıştır. Öğretmen adaylarının açık uçlu sorulara vermiş oldukları yanıtların analizinde ise içerik analizinden yararlanılmıştır. Araştırmanın sonucunda sınıf öğretmeni adaylarının ÖÖG'ye ilişkin orta düzeyde bilgi sahibi oldukları, bununla birlikte çoğunun ÖÖG ile ilgili yeterince bilgi sahibi olmadıklarını düşündükleri tespit edilmiştir. Araştırmada ayrıca sınıf öğretmeni adaylarının ÖÖG hakkında daha çok bilgiye sahip olmak istedikleri, kendilerini en çok çocukların özellikleri ve belirtileri konularında, en az ise öğretimde uygulanacak yöntem ve teknikler konusunda yeterli gördükleri belirlenmiştir. Diğer yandan, bilgi edinmek için en çok internetten yararlandıkları, bununla birlikte en az güvenilir buldukları kaynağın da internet olduğu görülmüştür. Araştırmanın sonuçlarından hareketle sınıf öğretmeni adaylarına lisans eğitimleri sürecinde verilen ders sayısı ve niteliğinin artırılarak ÖÖG'ye yönelik konulara ilişkin uygulama yapabilme fırsatı sunulması önerilmiştir. Anahtar kelimeler: Sınıf öğretmeni adayları, özel öğrenme güçlüğü, bilgi düzeyi
Sınıf öğretmenliği öğrencilerinin başarı yönelimi, kendini engelleme davranışları ve demografik özelliklerinin okula yabancılaşmayı yordama düzeylerinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, sınıf öğretmenliği öğrencilerinin başarı yönelimi, kendini engelleme davranışları ve demografik özelliklerinin okula yabancılaşmalarını anlamlı bir şekilde yordayıp yordamadığını ortaya çıkartmaktır. Araştırma, sınıf öğretmenliği öğrencilerinin okula yabancılaşma düzeylerini etkileyen başarı yönelimleri, kendini engelleme davranışları ve demografik özelliklerinin saptanması ve bunların birbirleriyle etkileşimlerinin belirlenmesini amaçlayan ilişkisel tarama modelinde betimsel bir çalışmadır. Araştırmanın evrenini 2014-2015 eğitim-öğretim yılında Çukurova Üniversitesi Eğitim Fakültesi Sınıf Öğretmenliği Bölümünde öğrenim gören 370 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmanın verileri Çağlar (2012) tarafından geliştirilen Öğrenci Yaban¬cılaşma Ölçeği, Akın (2006a) tarafından geçerlik güvenirlik çalışması yapılan 2X2 Başarı Yönelimleri Ölçeği, Özgüngör (2008) tarafından Türkçeye çevrisi, geçerliği ve güvenirlik çalışması yapılan Engelleyici Davranış ölçeği ve araştırmacı tarafından hazırlanan Kişisel Bilgi Formu ile toplanmıştır. Elde edilen veriler SPSS 21.0 programında çözümlenmiştir. Değişkenler arası ilişkilerin ortaya çıkarılması amacıyla korelâsyon analizi yapılmıştır. Sınıf öğretmenliği öğrencilerinin başarı yönelimlerinin, kendini engelleme davranışlarının ve okula yabancılaşma düzeylerinin cinsiyet ve bölüm seçme kararı değişkenlerine göre farklılaşıp farklılaşmadığının belirlenmesinde bağımsız gruplar t-testi, sınıf öğretmenliği öğrencilerinin okula yabancılaşma düzeylerini yordayıcı değişkenlerin ortaya çıkarılması için de çoklu regresyon analizi kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre analizler sonucunda sınıf öğretmenliği öğrencilerinin okula yabancılaşma düzeylerinde cinsiyet ve bölüm seçme kararına göre anlamlı farklılık bulunmuştur. Cinsiyete göre başarı yöneliminin öğrenme-yaklaşma ve öğrenme-kaçınmaalt boyutlarında anlamlı farklılık bulunurken, bölüm seçme kararına göre başarı yönelimi alt boyutlarında anlamlı farklılık bulunamamıştır. Ayrıca cinsiyet ve bölüm seçme kararına göre kendini engelleme davranışları arasında anlamlı farklılık bulunmamıştır. Yapılan çoklu regresyon analizleri sonucunda sınıf öğretmenliği öğrencilerinin okula yabancılaşmanın Güçsüzlük alt boyutunu sırasıyla, öğrenme-yaklaşma, öğretim elemanları ile zayıf ilişkiler, öğrenme-kaçınma, kendini engelleme ve çok düşük akademik başarı düzeyi; Kuralsızlık alt boyutunu, öğrenme-yaklaşma, akademik başarı notu, performans-yaklaşma, öğrenme- kaçınma, öğretim elemanlarıyla zayıf ilişki; Soyutlanma alt boyutunu, sınıf arkadaşlarıyla çok iyi düzeyde ilişki, performans-yaklaşma, sınıf arkadaşlarıyla orta düzeyde ilişki ve bölümü seçme ; Anlamsızlık alt boyutunu, performans-kaçınma, öğrenme-kaçınma, kendini engelleme, bölüm seçme, öğretim elemanlarıyla zayıf ilişki ve cinsiyet, Okula yabancılaşma toplam puanını, öğrenme-yaklaşma, kendini engelleme, bölüm seçme, öğretim elemanları ile zayıf ilişkiler, akademik başarı notu, performans-kaçınma, öğrenme-kaçınma değişkenlerinin yordadıkları anlaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Sınıf öğretmenliği öğrencileri, okula yabancılaşma, başarı yönelimi, kendini engelleme
Öğretmenlerin sosyal medya bağımlılığı, öğretmenlik öz-yeterlilikleri ve motivasyonları arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu çalışmanın amacı, öğretmenlerin sosyal medya bağımlılıkları, motivasyon ve öz-yeterlikleri arasındaki ilişkiyi incelemektir. Çalışma 2017-2018 Eğitim-Öğretim yılında Adıyaman ili Besni ilçe merkezinde resmi eğitim kurumlarında görev yapmakta olan 289 öğretmenle gerçekleştirilmiştir. Çalışmada, Polat (2010) tarafından uyarlanan Öğretmen Motivasyon Ölçeği, Tschannen-Moran ve Hoy (2001) tarafından geliştirilen ve Çapa, Çakıroğlu ve Sarıkaya (2005) Türkçeye uyarlanan Öğretmen Öz-Yeterlik Ölçeği ile Tutgun-Ünal ve Deniz (2015) tarafından geliştirilen Sosyal Medya Bağımlılığı Ölçeği kullanılmıştır. Verilerin analizinde t-Test, ANOVA, Pearson Korelasyonu testleri kullanıldı. Araştırma sonucunda; i) öğretmenlerin sosyal medya bağımlığı ile öz-yeterlik puanları arasında negatif ve düşük düzeyde, ii) sosyal medya bağımlılığı ile motivasyon puanları arasında yine negatif ve düşük düzeyde ve iii) öz-yeterlik puanları ile motivasyon puanları arasında pozitif ve orta düzeyde ilişki olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca, bazı demografik değişkenlerle öz-yeterlik, motivasyon ve sosyal medya bağımlılığı düzeyleri arasında anlamlı farklar tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Sosyal Medya Bağımlılığı, Öğretmen, Motivayon, Öz yeterlik
Sınıf öğretmenliği öğrencilerinin ait olma ve algıladıkları öğretim elemanları mesleki yeterliklerinin akademik motivasyonlarını yordama düzeylerinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı sınıf öğretmenliği öğrencilerinin ait olma ve algıladıkları öğretim elemanları mesleki yeterliklerinin, akademik motivasyonlarını anlamlı bir şekilde yordayıp yordamadığını ortaya koymaktır. Araştırma, sınıf öğretmenliği öğrencilerinin akademik motivasyon düzeylerini etkileyen özelliklerinin saptanması ve bunların birbirleriyle etkileşimlerinin belirlenmesini amaçlayan ilişkisel tarama modelinde betimsel bir çalışmadır. Araştırmanın evrenini 2015-2016 eğitim-öğretim yılında Çukurova Üniversitesi Eğitim Fakültesi Sınıf Eğitimi Anabilim Dalında öğrenim gören öğrenciler oluşturmaktadır. Araştırmada örneklem seçilmeyip evrenin tamamına ulaşılmaya çalışılmıştır. Araştırmanın verileri Türkçeye adaptasyonu, geçerliği ve güvenirliği Karagüven (2012) tarafından yapılan Akademik Motivasyon Ölçeği (AMÖ-Ü 28) Üniversite Formu, Ersanlı ve Koçyiğit (2013) tarafından geliştirilen Ait Olma Ölçeği, Şahin (2003) tarafından geliştirilen Öğretim Elemanları Mesleki Yeterlik Envanteri ve araştırmacı tarafından hazırlanan Kişisel Bilgi Formu ile toplanmıştır. Elde edilen veriler SPSS 21.0 programında çözümlenmiştir. Araştırmanın bağımlı değişkeni olan "Akademik Motivasyon" ile araştırmanın bağımsız değişkenleri olan "Ait Olma", "Öğretim Elemanlarının Mesleki Yeterlilikleri" ve demografik değişkenler arasındaki ilişkiler, t testi, tek yönlü varyans analizi, korelasyon ve çoklu regresyon analizi yöntemiyle incelenmiştir. Bulgular cinsiyete göre değerlendirildiğinde; ait olma değişkeninde, "Aileye ait olma" ve "Mesleğe ait olma" alt boyutlarında, kadın öğrencilerin ait olma düzeyleri erkek öğrencilere göre daha yüksek bulunmuştur. Akademik motivasyon değişkeninde," Motivasyonsuzluk" alt boyutunda, erkek öğrencilerin, kadınlardan daha düşük bir motivasyona sahip oldukları belirlenmiştir. Öğretim elemanları mesleki yeterlikleri değişkeninde "Öğretim İlke ve Yöntemleri" alt boyutunda, kadın öğrenciler öğretim elemanlarının yeterliklerini, erkeklere göre daha yüksek bir düzeyde algılamışlardır. Sınıf düzeyi değişkenine göre ise "Mesleğe ait olma" alt boyutunda dördüncü sınıf öğrencilerinin ait olma düzeyi diğer sınıflardaki öğrencilerden daha yüksek bulunmuştur. Akademik motivasyon değişkeninde, "Dışsal motivasyon düzenleme" alt boyutunda birinci sınıf öğrencilerinin lehine anlamlı bir sonuç çıkmıştır. Öğretim elemanları mesleki yeterlikleri değişkeninde, "Program ve içerik", "Sınıf yönetimi", "Öğretim süreci etkinlikleri" ile "Öğretim İlke ve Yöntemleri" alt boyutlarında, birinci sınıf öğrencileri öğretim elemanlarının yeterliklerini diğer sınıftakilere göre daha yüksek bir düzeyde algılamışlardır. Regresyon analizleri sonucunda "Akademik Motivasyon" değişkeninin alt boyutlara göre en önemli yordayıcılarının; "İçsel Motivasyon" da, mesleğe ait olma, program ve içerik ile aileye ait olma; "İçsel Motivasyon Başarma" da, mesleğe ait olma ile program ve içerik; "İçsel Motivasyon Hareket" de, mesleğe ait olma ile öğretim ilke ve yöntemleri; "Dışsal Motivasyon Tanıma" da mesleğe ait olma, program ve içerik ile aileye ait olma; "Dışsal Motivasyon Kendini İspat" ile "Dışsal Motivasyon Düzenleme" de, program ve içerik; "Motivasyonsuzluk "da, mesleğe ait olma, arkadaş grubuna ait olma değişkenlerinin olduğu anlaşılmıştır. Sonuçlar, "mesleğe ait olma" değişkeninin sınıf öğretmenliği öğrencilerinin akademik motivasyonlarını etkileyen en önemli değişken olduğunu göstermiştir. Bu nedenle bu bölüme gelen öğrencilerin mesleği sevmeleri ve mesleki bağlılıklarını arttırmak için yapılacak etkinliklere daha fazla yer verilmesi önem kazanmaktadır. Ayrıca sonuçlar erkeklerin ait olma düzeylerinin kadınlara göre daha düşük olduğunu göstermiştir. Bu da sınıf öğretmenliğinin geçmişten beri gelen "kadın" mesleği olduğu algısının hala sürdüğüne işaret etmektedir. Erkek öğrencilerin de bu alanda başarılı olabileceklerine ilişkin algılarının geliştirilmesine yönelik çalışmalara öncelik verilmelidir. Son sınıf öğrencileri, birinci sınıf öğrencilerine göre öğretim elemanlarını daha yetersiz algılamaktadır. Bunun nedeni son sınıfta KPSS'ye (Kamu Personeli Seçme Sınavı) hazırlanmaları nedeniyle tüm derslerin sınav sistemine göre anlatılmasına ilişkin beklentileri olabilir. Bu beklentilerin belirlenip ders içeriklerinde değişiklikler yapılması yararlı olabilir. Anahtar kelimeler: Sınıf öğretmenliği öğrencileri, akademik motivasyon, içsel motivasyon, dışsal motivasyon, ait olma, öğretim elemanları mesleki yeterlikleri
Sınıf öğretmenlerinin iş doyumu ve iş yaşamındaki yalnızlık düzeylerinin incelenmesi
Bu çalışmanın temel amacı; Millî Eğitim Bakanlığına bağlı devlet okullarda görev yapan sınıf öğretmenlerinin iş doyumu ve iş yaşamındaki yalnızlık düzeylerinin incelenmesidir. Çalışmada ayrıca cinsiyet, medeni durum, mesleki kıdem, eğitim durumu ve okutulan sınıf düzeyi gibi çeşitli değişkenlerle iş doyumu ve iş yaşamında yalnızlık arasındaki ilişkiler incelenmiştir. Araştırma 2017-2018 eğitim-öğretim yılında Kırşehir ve Erzurum il merkezlerinde bulunan toplam 415 sınıf öğretmeni üzerinde yürütülmüştür. İlişkisel tarama modelinde tasarlanmış araştırmada verilerin toplanması için Kişisel Bilgi Formu, Minnesota İş Doyum Ölçeği ve İş Yaşamında Yalnızlık Ölçeği kullanılmıştır. Elde edilen veriler paket veri programına girilerek üzerinde istatistiksel işlemler yapılmıştır.Araştırma kapsamında öğretmenlerin yüksek düzey iş doyumuve içsel doyuma, orta düzey dışsal doyuma sahip oldukları tespit edilmiştir. İş doyumu ile cinsiyet, medeni durum, mesleki kıdem, eğitim durumu ve okutulan sınıf düzeyi değişkenleri arasında anlamlı bir farklılık olmadığı sonuçlarına ulaşılmıştır.Öğretmenlerin düşük düzey iş yaşamında yalnızlık, duygusal yoksunluk ve sosyal arkadaşlığa sahip oldukları tespit edilmiştir. İş yaşamında yalnızlık ile medeni durum, eğitim durumu ve okutulan sınıf düzeyi değişkenleri arasında anlamlı bir farklılık olmadığı sonuçlarına ulaşılmıştır.Ancak öğretmenlerin cinsiyet ve mesleki kıdemlerinin yalnızlık düzeylerini ve alt boyutlarını istatistiksel olarak etkiledikleri tespit edilmiştir. Ayrıca sınıf öğretmenlerinin iş doyumu ile iş yaşamında yalnızlıkları arasında negatif yönde yüksek düzeyde ve istatistiksel açıdan anlamlı bir ilişki olduğu sonucuna ulaşılmıştır.