Complementary therapies

83 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

İnmeli hastalarda tamamlayıcı ve alternatif tedavi yöntemlerinin kullanımı

Bu çalışma inmeli hastaların tamamlayıcı alternatif tedavi (TAT) kullanım durumunu ve etkileyen faktörleri belirlemek, sağlık personelinin dikkatini bu konuya çekerek hastayı bütüncül olarak değerlendirebilmek amacıyla tanımlayıcı türde planlanmıştır. Araştırma için 01.07.2018-21.12.2018 tarihleri arasında Tekirdağ ilindeki bir hastanenin nöroloji ile fizik tedavi ve rehabilitasyon polikliniklerinde inme tanısı almış 227 hasta ve yakınıyla görüşülmüştür. Veriler 'Hasta Bilgi Formu', 'Barthel İndeksi' ve 'Hastalık Algısı Ölçeği' ile toplanmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde en az-en çok değerleri, sayı-yüzde, ortalama, Cronbach Alfa güvenirlik katsayısı, bağımsız örneklem t testi, Ki-kare testi, Levene testi kullanılmıştır. Çalışmadaki inmeli hastaların yaş ortalaması 67,7±13,2 olup, hastaların %44,1'i kadındır. Hastaların TAT kullanım oranı; yöntemler arasına dua dahil edildiğinde %85,5, dahil edilmediğinde %51,5 olarak saptanmıştır. Hastaların %74,2'si TAT kullanımına dair sağlık personelini bilgilendirmemekte, bu hastaların %68,8'i tedaviyi etkilemediğini düşünerek bilgilendirmeyi 'gereksiz' görmektedir. Hastaların %58,3'ü TAT kullanımına dair öneriyi arkadaş/aileden almışlardır. İki hasta TAT kullanımından zarar gördüğünü ifade etmiştir. Kadınların, gelir düzeyini 'kötü' algılayanların, inme rehabilitasyonuna devam edenlerin, rekürren inme geçirenlerin, bulantı yakınması olanların, Barthel İndeksine göre orta düzeyde bağımlı olanların daha fazla TAT kullandıkları belirlenmiştir (p<0,05). TAT kullanımına göre hastalık hakkındaki görüşlere ait; kişisel kontrol, tedavi kontrolü, süre (döngüsel) ve duygusal temsiller alt başlıklarında fark saptanmıştır (p<0,05). İnmenin olası nedenlerini bağışıklık ile ilişkilendirme TAT kullanan hastalarda daha fazla bulunmuştur (p<0,05). Sonuç olarak TAT kullanımı inme geçiren hastalar arasında oldukça yaygın olup, rehabilitasyonu sürdürmeyi olumsuz etkilememektedir. Tedavinin aksamaması, TAT kullanımı ile etkileşmemesi için hastaların TAT kullanımı yönünden sorgulanması ve kanıta dayalı yönlendirmelerin yapılması ile karşılaşabileceği olası risklerin azaltılması önemlidir.

Tamamlayıcı tedavilerTedaviTıp-geleneksel+2
Melek Yalçın Arslan
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Health Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Üniversite öğrencilerinde dismenoreye yönelik kullandıkları tamamlayıcı ve alternatif tedavi yöntemlerinin belirlenmesi

Bu araştırma menarş yaşından itibaren dismenore problemi yaşayan kadınların kullanmayı tercih ettikleri tamamlayıcı ve alternatif tedavi yöntemlerinin (TAT) neler olduğunu belirlemek amacıyla yapılmıştır. Araştırma 04.01.2020 – 01.01.2021 tarihleri arasında Beykent Üniversitesi Meslek Yüksek Okulunda primer dismenore yaşayan 330 öğrenci ile gerçekleştirilmiştir. Tanımlayıcı tipteki araştırmada literatür doğrultusunda hazırlanan soru formunda 37 adet soru bulunmaktadır. Dismenore yaşayan öğrencilerin %93'ü 18-24 yaş aralığındadır. Dismenoreli öğrencilerin tamamlayıcı ve alternatif tedavi yöntemlerini tercih edenlerin oranı ortalama %56 olarak belirlenmiştir. En çok tercih edilen tamamlayıcı ve alternatif tedavi yöntemleri %37 oranında bitki çayı tüketmek, %32 oranla da masaj yapmak ve %22,4 oranında karına sıcak uygulama yapmak olarak belirlenmiştir. Sonuç olarak TAT kullanım oranının yüksek olduğu bulunmuştur. TAT yöntemlerinin kullanımının yaygınlaştırılmasında hemşireler büyük önem arz etmektedir. TAT yöntemlerinin gerek hizmet içi eğitimlerde gerekse lisans eğitimine ders olarak eklenmesi ve bu konuda hemşirelerin araştırma yapmaları faydalı olacaktır.

Bilgi düzeyiDismenoreHastane hemşireleri+6
Gamze Oyardı
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Diyabet hastalarında geleneksel ve tamamlayıcı tıp uygulamaları kullanım durumu ve belirleyici faktörler

Amaç: Bu çalışma diyabet hastalarının GETAT uygulamaları kullanım durumlarını ve bunda etkili olan faktörleri belirlemek amacıyla yapılmıştır. Gereç ve Yöntem: Tanımlayıcı, kesitsel ve prospektif tipte bir çalışmadır. Çalışma Aralık 2021-Ağustos 2022 tarihleri arasında Şanlıurfa Harran Üniversitesi Hastanesi Aile Hekimliği Polikliniği ve Aile Sağlığı Merkezlerine başvuran 244 diyabet hastası ile yapılmıştır. Veriler "Anket Formu" ve Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Tutum Ölçeği kullanılarak toplanmıştır. Bulgular: Hastaların herhangi bir sebeple GETAT kullanım oranı %48,36, diyabet tedavisi için GETAT kullanım oranı %38,52'dir. En sık fitoterapi uygulaması kullanılmıştır. GETAT hakkında bilgi sahibi olma, ek hastalık varlığı ile GETAT kullanımı arasında istatiksel açıdan anlamlı ilişki vardır (p<0,005). Diyabet tedavisinde GETAT kullanma ile alt ölçeklerden alınan puanlar arasında anlamlı ilişki saptanmıştır (p<0,005). Sonuç: Bu çalışmadan elde edilen verilere göre çoklu hastalığı olan bireylerin tedavide alternatif uygulamalara yöneldiği saptanmıştır. Bu nedenle bu hastalara daha bütüncül yaklaşılması gerekliliği ortaya çıkmaktadır. Aynı zamanda bitkisel ürün kullanımı çok yaygın olduğundan bu konuyla alakalı çalışmaların artırılması hasta tatmini, tedavi etkinliği açısından önem teşkil etmektedir. Anahtar Kelimeler: Diyabet, Geleneksel ve Tamamlayıcı ve Tıp, Alternatif Tıp, GETAT Tutum Ölçeği

Diabetes mellitusTamamlayıcı tedavilerTutum ölçekleri+2
Nuran Bülbül
Harran University
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Geçmişten günümüze tamamlayıcı ve alternatif tıbba yönelik tutumlar

Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp (GETAT) modern tıp uygulamalarında olduğu gibi bilimsel yöntemlerle kanıtlanma amacı olmayan, kültürel farklılıklara ve inançlara göre farklılık gösteren çeşitli yöntem ve uygulamaları içerisinde bulunduran tecrübe bilgi ve maharete dayanan toplumun geneli tarafından benimsenip uygulanan tedavi yöntemleridir. GETAT yöntemlerinin uygulandığı Darüşşifaların Anadolu'daki tarihi yapılanması Selçuklular zamanında başlayıp Osmanlı İmparatorluğu döneminde de büyüyüp gelişmiştir. Osmanlı İmparatorluğu döneminde birçok hastane ve bu hastanelere bağlı eczane, cüzzamhane ve tımarhane kurulmuştur. Selçuklu döneminde hekimlik bilimi olan, tıp en şaşalı dönemini yaşamıştır. Selçuklularda hastanelere ve bunların yanında eczane, cüzamhane, tımarhane, tıp medresesi, ılıca, kaplıca, hamam gibi hastaneyi destekleyen yapılara da ayrıca önem vermişlerdir. Darüşşifalar terimi işlevsel olarak bugünkü hastanelere karşılık gelen sağlık hizmeti veren kurumlardır. Buralarda halka ve halktan olmayan ihtiyaç sahiplerini tedavi edici sağlık hizmeti sunulmaktadır. Darüşşifa ismi dışında "şifahane, maristan, bimaristan, darülsıha, darülafiye, darültıp" isimleri de ayrıca kullanılmaktadır. Bu kullanılan isimler darüşşifalara karşılık gelen yapılardır. Bu kurumlar kamu ve vakıf sağlık hizmet birimidir, temeli vakıflara dayanan halk ve hanedan hayır kuruluşlarıdır. Darüşşifalar tedavi edici ve koruyucu hekimlik hizmetlerinin yanı sıra tıp eğitimi de veren kurumlardır. Buradaki eğitim usta-çırak ilişkisi şeklinde öğrenci yetiştiren bir eğitim kurumlarıdır. Burada eğitim görenler hocasından "icazet" (diploma, mesleki belge) almaktadırlar. Fatih Sultan Mehmet döneminde darüşşifa ve tıp akademilerinin fonksiyonları çok üst düzeyde gelişmiştir. Özellikle bu dönemde hastaneler de tıbbi tartışmalar ve fikir alış verişleri yapılmıştır. Fatih döneminde de halk ücretsiz tedavi edilmiş ve hiçbir karşılık beklemeden ihtiyacı olan halka ilaç dağıtılmıştır. Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde temizliğe çok önem verildiğini hastanelerin yanındaki hamamlardan anlıyoruz. Fethettikleri yerlere yaptıkları müesseselerin başında gelenler hastane, hamam, çeşmedir. Bu yapılar vakfa ait olduğundan ihtiyaç sahibi olsun olmasın halk parasız faydalanır.

Alternatif tıpDarüşşifaEczacılık+5
Nadiye Camci
İstanbul Gelişim University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Geleneksel ve tamamlayıcı tıbba yönelik görüşlerin değerlendirilmesi: Aile sağlığı merkezi örneği

Geleneksel ve tamamlayıcı tıp (GETAT) geçmişten günümüze kullanılmakta olup, son yıllarda tüm dünyada olduğu gibi Türkiye'de de sağlık sisteminde önemli bir konu haline gelmiştir. Bu çalışmanın amacı, bireylerin GETAT'a yönelik görüşlerinin, GETAT yönetmeliğinde geçen fitoterapi, kupa uygulaması, sülük uygulaması, akupunktur ve ozon uygulamasına yönelik kullanım durumları ve faydalı bulma durumlarının saptanması ve değerlendirilmesidir. Çalışmaya, Kırklareli'de bir Aile Sağlığı Merkezi'ne başvuran 400 erişkin dahil edilmiştir. Araştırmada kullanılan ankette, sosyodemografik bilgileri içeren soruların yanı sıra GETAT kullanımına ve GETAT'a yönelik görüşlerin değerlendirmesine ilişkin sorular yer almaktadır. Ayrıca Araz ve Harlak (2006) tarafından geliştirilen Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıbba Yönelik Tutum Ölçeği kullanılmıştır. Toplam puanın 8-40 arasında değiştiği ölçekte toplam puanın artış göstermesi GETAT'a yönelik olumlu tutumda artış olduğu anlamına gelmektedir. Çalışmada GETAT'a yönelik tutumun ve seçilen tedavi yöntemlerine yönelik kullanım ve faydalı bulma durumunun sosyodemografik özelliklere göre farklılık gösterip göstermediği incelenmiştir. Çalışma sonucunda bireylerin GETAT'a yönelik ortalamanın üzerinde olumlu tutum sergiledikleri, GETAT yöntemlerinden herhangi birini kullanma oranlarının ve seçilen tedavi yöntemlerine yönelik faydalı bulma düzeylerinin yüksek, fakat bilgi düzeylerinin düşük olduğu saptanmıştır. GETAT kullanım oranının yüksek fakat GETAT yöntemlerine yönelik bilgi düzeyinin düşük olduğu göz önünde bulundurulduğunda; GETAT alanından eğitim almış sağlık çalışanları tarafından GETAT yöntemleri hakkında toplum bilgilendirilmesi ve özellikle bilinçsiz kullanımın önüne geçmek için önlemler alınması önerilebilir

Aile sağlığı merkeziTamamlayıcı bakımTamamlayıcı tedaviler+4
Fatma Yükselir Alasırt
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Sıklıkla kullanılan bitkisel ürünlerin ilaçlar ile olası etkileşmelerinin eczacılar tarafından farkındalıklarının değerlendirilmesi

Dünyanın pek çok bölgesinde bitkisel ilaçların ve besin desteklerinin kullanımı oldukça fazla artış göstermektedir. Pek çok bitkisel ürün internet yoluyla satıldığından bu ürünlerin kontrolsüz bir pazarda tüketici ve hastalar tarafından ne ölçüde kullanıldığını değerlendirmek zordur. Bu nedenle pek çok ülke geleneksel ürünlerin ruhsatlandırılması için düzenlemelere başlamıştır. Diğer taraftan, tedavinin başarısını etkileyen çok önemli bir konu olan bitkisel ilaçlar ile sentetik ilaçların etkileşme sıklığı henüz tam olarak bilinmemektedir. Hastalar aile ve arkadaş tavsiyesine göre bitkisel ilaçları kullanmaktadırlar. Genel olarak bitkisel ilaç kullanımlarını hekim ve eczacılarına haber vermemektedirler. Hastaların pek çoğunun ve eczacılar da dahil sağlık çalışanlarının da bitkisel ürün-ilaç etkileşmesi hakkında yeterli bilgisi bulunmamaktadır. Etkileşmelere ilişkin bilgi yetersizliği muhtemelen etkileşmelerin farkında olunmaması ya da rapor edilmemesinden kaynaklanmaktadır. Ginkgo biloba, Panax ginseng, Hypericum perforatum, Aloe vera ve Allium sativum çok yaygın olarak kullanılan bitkisel ilaçlardır. Bu çalışmada, sıklıkla kullanılan bu bitkisel ilaçların, tedavide kullanılan ilaçlarla etkileşmelerinin eczacılar tarafından değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Çalışmada geniş bir anket kullanılarak, eczacıların bu bitkisel ilaçların kullanım alanları, istenmeyen etkileri, ilaçlarla olası etkileşmeleri hakkında bilgileri değerlendirilmiştir. Eczacıların yarısından çoğunun bitkisel ürünler ve ilaçlar arasındaki etkileşmeler hakkında yeterli bilgiye sahip olmadıkları gözlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Bitki, bitkisel ilaçlar, bitki-ilaç etkileşimleri, eczacı farkındalığı, alternatif tedavi, Ginkgo biloba, Panax ginseng, Hypericum perforatum, Aloe vera, Allium sativum.

Bitki-ilaç etkileşimiEczacılarFarkındalık+7
Murat Şahin Baypınar
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Hekimlerin tamamlayıcı ve alternatif tıp hakkında bilgi, tutum ve davranışları

Tamamlayıcı ve Alternatif Tıp (TAT) uygulamalarına karşı son on yılda Dünya'da ve ülkemizde de bir talep artışı dikkat çekmektedir. Bu uygulamalara hakkında hekimler arasında karşıt düşünceler olmak ile birlikte Sağlık Bakanlığı'nı 2014 yılında GETAT yönetmeliği yayınlanmış ve uygulamaları yasal düzenlemeler altına alınmaya çalışmıştır. Toplum içerisinde farklı görüşlerde insanlar olmasına rağmen bir kesimin bu uygulamalara ulaşmaya çalıştığı bilinmektedir. Çalışmamızda bir eğitim ve araştırma hastanesinde görev yapmakta olan hekimlerimizin TAT hakkında bilgi, tutum ve davranışlarını incelemeyi amaçladık. Çalışmamızda literatür taraması yapıldıktan sonra TAT hakkında ki düşünceleri tespit etmek amaçlı tanımlayıcı ve kesitsel bir anket oluşturulmuştur. Bu ankette hekimlerimizin TAT hakkında bilgi, tutum ve davranışlarını yorumlayabilmek için sorular sorulmuş ve tutum anketi eklenmiştir. Anketimize bir eğitim ve araştırma hastanesinde görev yapmakta olan pratisyen, asistan ve uzman 163 hekim katılmıştır. Hekimlerimizin TAT yöntemleri hakkında genel bilgi düzeylerinin yüksek olduğunu tespit edilirken eğitim alma durumlarının düşük olduğu saptanmıştır. Eğitim alma ve uygulama yapmış olma durumlarının düşük olmasına rağmen eğitim alma isteklerinin yüksek olduğu saptanmıştır. Bilimsel çalışmaları kaynak olarak alan hekimlerin TAT' a yönelik tutumu diğer kaynakları kullanan hekimlerden daha olumlu bakış açısına sahip olduğu saptanmıştır. Pratisyen hekimlerin ve 0-5 yıl deneyim süresi olan hekimlerin diğer hekimlere göre TAT uygulamalarına karşı daha pozitif yaklaştığı görülmüştür. Genel olarak bakıldığında TAT ile ilgili görüşler olumlu olmakla birlikte hekimlerin uygulamaların daha çok bilimsel çalışma ile desteklenmesi gerektiği ve eğitim almış hekimler tarafından uygulanması gerektiğini belirtmiştir. Böylelikle halkın sağlığını koruyarak uygun şartlarda ve ortamlarda yapılmasını desteklemektedir. Anahtar Kelimeler: Tamamlayıcı ve Alternatif Tıp, Bütünleştirici Tıp, Hekim, Bilgi ve Tutum

Alternatif tıpDoktorlarTamamlayıcı tedaviler+1
Ayşegül Yalçın
Bahçeşehir University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Sağlık personellerinin tamamlayıcı ve alternatif tıp uygulamalarına ilişkin bilgi ve görüşleri ile infertiliteye yönelik tutumları arasındaki ilişki

Araştırma, sağlık personellerinin tamamlayıcı ve alternatif tıp uygulamalarına ilişkin bilgi ve görüşleri ile infertiliteye yönelik tutumları arasındaki ilişkinin belirlenmesi amacı ile yapıldı. Kesitsel tipte yapılan çalışma 01.11.2021-31.03.2022 tarihleri arasında Balıkesir Üniversitesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Hastanesinde yürütüldü. Örneklem büyüklüğünü, Balıkesir Üniversitesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Hastanesinde çalışan tabakalı rastgele örnekleme yöntemi ile seçilerek araştırmaya katılmaya kabul eden 180 (56 hemşire/ebe, 84 doktor ve 40 diğer sağlık personeli) sağlık personeli oluşturdu. Analizlerde tanımlayıcı istatistiksel metotlar, Student's t testi, ANOVA testi, ileri analizlerde çoklu doğrusal regresyon analizi kullanıldı. Araştırma verileri; sağlık personellerinin sosyodemografik özellikleri ile tamamlayıcı ve alternatif tıp uygulamalarına yönelik bilgi ve görüşlerini belirlemeye yönelik "Tanıtıcı Bilgi Formu" ve 'İnfertiliteye Yönelik Tutum Ölçeği- İYTÖ' ile toplandı. Sağlık personellerinin 'İnfertiliteye Yönelik Tutum Ölçeği-İYTÖ' toplam puan ortalaması 21.42±6.37 bulundu. Sağlık personellerinin %51,7'si infertiliteye yönelik tamamlayıcı ve alternatif tıp yöntemleri hakkında bilgisi olduğunu, %37,8'i infertilite tedavisi görüyor olsa bu yöntemleri kullanacaklarını ve %55'i bu yöntemleri hastalara önerebileceklerini ifade etti. İnfertilite tedavisi görülmesi halinde tamamlayıcı ve alternatif tıp yöntemlerini kullanmayı düşünen, infertiliteye yönelik tamamlayıcı ve alternatif tıp yöntemlerini öneren ve mezuniyet sonrası tamamlayıcı ve alternatif tıp yöntemleri hakkında eğitim verilmesi gerektiğini düşünen sağlık personellerinin diğer gruplara göre İnfertiliteye Yönelik Tutum Ölçeği puan ortalamaları anlamlı derecede yüksek bulunmuştur (p<0.05). Sağlık profesyonellerinin infertiliteye yönelik TAT yöntemleri hakkında bilgi düzeylerinin arttırılması ile farkındalıklarının sağlanması önerilmektedir.

KısırlıkSağlık personeliTamamlayıcı tedaviler+1
Özge Şayan
Balıkesir University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Ankara Üniversitesi Tıp fakültesi dönem 4, 5, 6 öğrencilerinin geleneksel ve tamamlayıcı tıp uygulamalarına yönelik bilgi ve tutumlarının incelenmesi

Amaç: Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp uygulamalarının kullanımı ülkemizde ve dünyada giderek artmaktadır. Bu çalışmada Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi öğrencilerinin GETAT uygulamaları ile ilgili tutumlarını ve bilgi düzeylerini değerlendirmeyi amaçladık. Yöntem: Tanımlayıcı ve kesitsel tipteki bu araştırma, Ekim 2022 – Aralık 2022 tarihleri arasında Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde öğrenim gören 4., 5. ve 6. dönem tıp öğrencileri ile yürütülmüştür. Çalışmamız sosyodemografik verileri içeren sorular ve GETAT tutum ölçeğini içeren anket formu ile yürütülmüştür. Bulgular: Çalışmaya katılan toplamda 289 öğrenciden 144'ü (49,8%) kadın, 145'i (50,2%) erkek olup yaş ortalaması 22,92 (±1,72) yıldır. Tıp fakültesi öğrencileri arasında en sık duyulan GETAT yöntemleri akupunktur (%92,4), hacamat/kupa (92,4), fitoterapi (%86,5), hipnoz (%83,7), mezoterapi (%80,3), ozon terapi (%79,9), sülük tedavisi (%76,5) olarak saptanmıştır. Çalışmamıza katılan öğrencilerin %47,1'i daha önce bir veya daha fazla GETAT uygulamasını kullanmış olup, en çok kullandıkları GETAT uygulamaları hacamat/kupa (%13,1), mezoterapi (%11,4), karyopraktik (%6,2), akupunktur (%5,5) olarak bulunmuştur. Öğrencilerin GETAT uygulamaları ile ilgili en sık bilgi edindikleri kaynaklar aile ve arkadaş çevresi, sosyal medya ve medya olarak saptanmıştır. Öğrencilerin "Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Tutum Ölçeği (GTTTÖ)" ile ölçülen toplam puanı ortalaması 90,6 ±16,82 olarak hesaplanmıştır. Sonuç: GETAT uygulamaları ile ilgili tutumunu değerlendirdiğimiz bu çalışmada öğrencilerin tutumlarının olumlu olduğunu tespit ettik. Öğrencilerin yaklaşık yarısının uygulamaları kullandığını ve uygulamalar ile ilgili eğitim alma konusunda istekli oldukları sonucuna vardık.

Bilgi düzeyiTamamlayıcı tedavilerTutumlar+3
Hidayet Onur Pekdemir
Ankara University
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Postmenopozal dönemdeki kadınların menopoz semptomlarına yönelik uyguladıkları tamamlayıcı ve alternatif tıp yaklaşımlarının yaşam kalitesine etkisi

Postmenopozal Dönemdeki Kadınların Menopoz Semptomlarına Yönelik Uyguladıkları Tamamlayıcı Ve Alternatif Tıp Yaklaşımlarının Yaşam Kalitesine Etkisi Araştırma, postmenopozal dönemdeki kadınların, menopoz semptomlarına yönelik başvurdukları tamamlayıcı ve alternatif tedavi uygulamaları ve bunun yaşam kalitesine etkisini saptamak amacıyla tanımlayıcı olarak yapılmıştır. Araştırmanın örneklemini, Turgut Özal Üniversitesi Hastanesi Menopoz Polikliniği'ne başvuran 270 kadın oluşturmaktadır. Verilerin toplanmasında araştırmacı tarafından literatür bilgisine dayanılarak oluşturulmuş Bireysel Bilgi Formu ve Menopoza Özgü Yaşam Kalitesi Ölçeği kullanılmıştır. Verilerin analizinde ortalama, frekans, yüzde, Ki-kare, Mann-Whitney U testi, Bonferroni düzeltmeli Kruskall-Wallis testi kullanılmıştır. Çalışma kapsamına alınan kadınların yaş ortalaması 54±5.0'dir. Kadınların menopoz döneminde sıklıkla sıcak basması (%86.9), terleme (%82.1) ve vajinal kuruluk/disparoni (%81.7) yaşadıkları saptanmıştır. Ev hanımlarında, ileri yaş grubunda, düzenli ilaç kullananlarda, cerrahi yolla menopoza girenlerde, hormon tedavisi görmeyenlerde ve cerrahi operasyon öyküsü olanlarda menopozal semptomların daha yoğun görüldüğü ve yaşam kalitelerinin düşük olduğu belirlenmiştir (p<0.05). Çalışmada TAT kullanma oranı %62.2 olarak bulunmuştur. Kadınlar sıklıkla soya (%50), kara yılan otu (%28.9) bitkisel çay (%11.2), akupunktur (%39.7) ve hidroterapi (%10.3) gibi yöntemlere başvurmaktadır. Gebelik deneyimi olan ve hormon tedavisi alanların TAT kullanımına daha meğilli oldukları tespit edilmiştir (p<0.05). TAT kullananlarda menopozal semptomların daha az görüldüğü ve yaşam kalitelerinin daha iyi olduğu saptanmıştır (p<0.05). Çalışmanın sonucunda, kadınların yarıdan fazlasının, TAT kullanmalarına rağmen konuyla ilgili sağlık çalışanlarından yeterli bilgi almadıkları belirlenmiştir. TAT kullanımı ile menopoz semptomlarını daha iyi kontrol edilebildiği belirlendiğinden, menopoz dönemindeki kadınlara güvenli TAT kullanımı hakkında eğitim, danışmanlık hizmeti verilmesi ve daha ileri çalışmaların yapılması önerilmektedir. Anahtar kelimeler: Menopoz, tamamlayıcı ve alternatif tedavi, yaşam kalitesi.

KomplikasyonlarMenopozPostmenopoz+3
Nurcan Gökgöz
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Health Sciences
2014
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Birinci basamak sağlık kuruluşlarına başvuran hastaların geleneksel ve tamamlayıcı tıp ile ilgili tutumu ve kullanım durumları

Amaç: Bu çalışmada birinci basamak sağlık kuruluşlarına başvuran hastaların geleneksel ve tamamlayıcı tıp ile ilgili tutumu ve kullanım durumlarının belirlenmesi amaçlanmıştır. Materyal ve Metot: Bu araştırma Hatay İl Sağlık Müdürlüğü tarafından izin verilen dört Aile Sağlığı Merkezine 01 Haziran 2020 – 31 Ağustos 2020 tarihleri arasında herhangi bir nedenle başvuran 18-65 yaş arası hastalardan katılmayı kabul eden 303 hasta ile gerçekleştirildi. Çalışma anketimiz sosyodemografik bilgileri içeren 12 soru ve GETAT ile ilgili tutum ve kullanım durumu sorularını içeren 22 sorudan oluşturuldu. Bulgular: Katılımcıların yaş ortalaması 35,8±13,8 yıl olup, GETAT kullanan hastalar daha yaşlıydı (p=0,027). Katılımcıların %44,2'si (n=134) erkekti ve GETAT kullanımı her iki cinste de benzerdi (p=0,247). Çalışmada GETAT kullanma oranı %24,1'di (n=73). GETAT kullanımı sağlık çalışanlarında ve işsizlerde anlamlı olarak yüksek bulundu (p= 0,045). GETAT kullanımı ile öğrenim durumu, gelir seviyesi, sağlık güvencesi, medeni durum, ikamet yeri, sosyal alışkanlıklar, komorbidite ve ilaç kullanımı ile arasında anlamlı bir ilişki saptanmadı. GETAT ile ilgili bilgi kaynaklarının başında, %30,7 (n=93) ile sosyal medya ve %30,4 (n=92) ile arkadaş/komşu gelmektedir. En sık GETAT kullanma sebebinin, daha önce aynı şikayetlerle tekrarlayan doktor başvurusu (%76,6) olduğu tespit edildi (n=56). En sık kullanılan yöntemin %28,4 (n=86) ile fitoterapi ve %22,8 (n=69) ile sülük tedavisi olduğu saptandı. Olguların GETAT'a en sık kas iskelet hastalığı (%43,8) sebebiyle başvurduğu tespit edildi (n=32). Sonuç: GETAT yöntemleri modern tıbba yardımcı olarak kullanılabilecek yöntemler olup, GETAT ile ilgili olarak yapılacak çalışmalar ile kullanılan yöntemlerin geliştirilmesine katkıda bulunulması gerekmektedir. Anahtar kelimeler: Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp, Birinci basamak, Tutum, Aile Hekimliği

Aile hekimliğiBirinci basamak sağlık hizmetleriTamamlayıcı tedaviler+2
Eren Babacan
Hatay Mustafa Kemal University
2021
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Diz osteoartriti olan kadınlarda proloterapi tedavisinin etkinliğinin izokinetik olarak değerlendirilmesi

Amaç: Bu çalışmada diz osteoartriti (OA) olan kadınlarda dektroz proloterapi enjeksiyonunun ağrı, eklem hareketi, yürüme hızı, fonksiyonellik ve diz çevresi izokinetik kas gücüne etkisinin değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Yöntem: Çalışmaya Hatay Mustafa Kemal Üniversitesi Hastanesi Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon polikliniğine diz ağrısı ile başvuran ve diz OA tanısı konan 60 hasta alındı. Dekstroz proloterapi (n:30) grubundaki hastaların diz içine (%25 dekstroz) ve diz çevresine (%15 dekstroz) 2 hafta ara ile 2 enjeksiyon tedavisi uygulandı. Kontrol grubu (n:30) hastaların dizlerine sıcak paket, transkütanöz elektriksel sinir stimülasyonu, ultrason tedavileri dört hafta boyunca 20 seans uygulandı. Hastaların Visual Analog Skala (VAS), Western Ontario McMaster Osteoarthritis Index (WOMAC), diz eklem hareket açıklığı (EHA), izokinetik diz çevresi güçleri, tedavi öncesi, tedavi sonrası 1. ve 3. ayda değerlendirildi. Bulgular: Her iki grupta da tedavi öncesi ile tedavi sonrası (1. ve 3. ay) kıyaslamasında, VAS, WOMAC, EHA, 60°/sn ile 180°/sn kas gücü değerlerinde istatistiksel olarak anlamlı fark tespit edildi (p<0,001). Proloterapi ve fizik tedavi gruplarındaki VAS değerlerindeki değişim tedavi öncesi ve tedavi sonrası (1,86±1,00, 1,60±0,49, sırasıyla) ile tedavi öncesi ve 3. ay (3,90±1,24, 2,80±0,76, sırasıyla) karşılaştırmasında istatistiksel olarak anlamlı fark tespit edildi (p<0,001). Proloterapi ve kontrol gruplarındaki WOMAC değerlerindeki değişim tedavi öncesi ve tedavi sonrası (4,06±1,66, 2,50±0,86, sırasıyla) ile tedavi öncesi ve 3. ay (7,90±2,29, 4,76±1,43, sırasıyla) karşılaştırmasında istatistiksel olarak anlamlı fark tespit edildi (p<0,001). Sonuç: Diz OA tedavisinde fizik tedavi uygulamaları ile dekstroz proloterapi uygulamasının her ikisi de ağrı, fonksiyonellik ve güç üzerine etkili tedavilerdir. Ağrı ve fonksiyonellikte Dekstroz proloterapi ile daha fazla iyileşme sağlanabileceği gözlenmektedir. Anahtar kelimeler: Diz osteoartriti, dektroz proloterapi, WOMAC, izokinetik pik tork

GlükozKadınlarOsteoartrit+3
Kamil Mürşit Yıldız
Hatay Mustafa Kemal University
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Sağlık konulu bloglarda alternatif tıpla ilgili içeriklerin sunumu

İnsanlar doğaları gereği, sağlıklı ve uzun yaşamak için olanakları çerçevesindeki tüm yollara başvurmaktadırlar. Bu yollardan biri alternatif tıp diye adlandırılan uygulamalardır. Hızla gelişen bilişim ve iletişim teknolojileri, hastalıklardan korunma ve hastalıkların tedavisine ilişkin bilgi, ürün ve uygulamaların popülerleşmesini sağlamaktadır. Sağlık konusundaki bu ilgi; özellikle internette (bloglar, web siteleri, tartışma forumları, vb.), sağlıkla ilgili bilgilerin sürekli artarak bilgi kirliliği ve karmaşıklık yaratmasına neden olmaktadır. Bu çerçevede; bu araştırma, sağlık konulu bloglarda alternatif tıpla ilgili içeriklerin incelenmesi amacını taşımaktadır. Bu amaçla, dört blog sitesinde yer alan 230 içerik, içerik analizi tekniği kullanılarak incelenmiştir. Araştırma sonuçları genel bilgiler, blogların tasarımı ve içerikleri olmak üzere üç alt başlıkta ortaya koyulmuştur. Genel olarak; araştırmaya dahil edilen blogların uzmanlığa sahip olmayan kişilerce yönetilen, tavsiye amaçlı bloglar olduğu ortaya konulmuştur. Bununla birlikte blogların tasarımı irdelendiğinde, etkileşim açısından olumlu ögeler taşıdığı ve genel olarak kullanıcı dostu olduğu belirlenmiştir. Bloglarda sunulan içerikler ele alındığında ise bloglarda ticari amaç güdülmediği, içeriklerin düzensiz aralıklarla eklendiği, günlük/anlaşılır dil kullanıldığı, çoklu ortam ögelerine yer verildiği, modern tıp konusuna olumsuz yaklaşılmadığı görülmektedir. İçeriklerde en çok işlenen konular; "endokrin, beslenme ve metabolik hastalıklar", "kan ve kan yapıcı organ hastalıklar ve bağışıklık sistemini içeren hastalıklar" ve "sindirim sistemi hastalıkları" iken, yer verilen bilgilerin kaynakları yerli ve yabancı olarak ikiye bölünmüştür. Buna göre yerli kaynak olarak en çok yeni medya (internet gazetesi, bloglar, vb.), yabancı kaynak olarak ise en çok kitaplar ve dergilerin kullanıldığı görülmüştür. Son olarak içeriklerin dörtte üçünde hem önleyici hem de tedavi edici bazı uygulamalara yer verilmiştir. Bitkiler/bitkisel ürünler, ev yapımı ilaçların kullanımının en çok önerilen uygulamalar olduğu saptanmıştır. Sonuç olarak, Türkiye'de alternatif tıp ile ilgili blogların oluşturulmasında çeşitli olumlu ve olumsuz yönlerin varlığı tespit edilmiştir. Araştırma bağlamında bunlarla ilgili olarak sonraki kuramsal ve pratik çalışmalara yönelik öneriler getirilmiştir.

BlogSağlık iletişimiSosyal medya+2
Nasıf Ali Ünügür
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Aile hekimliği polikliniğine başvuran bireylerin geleneksel ve tamamlayıcı tıp ile ilgili bilgi ve kullanım durumlarının araştırılması

Son yıllarda genel iyilik ve sağlık durumunun devamının sağlanması için Dünya'da ve Türkiye'de Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp (GETAT) uygulamalarının kullanımında artış olduğu görülmektedir. Çalışma, 01.07.2022-01.12.2022 tarihleri arasında Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Aile Hekimliği Polikliniğine başvuran 216 hasta üzerinde gerçekleştirilen bir araştırmadır. Veri toplamak amacıyla kullanılan anket formu, sosyodemografik özellikler ve GETAT uygulamaları ile ilgili bilgi ve kullanım durumlarının sorgulandığı 22 sorudan oluşmaktadır. Çalışmada katılımcıların en çok bilgi sahibi oldukları GETAT uygulaması sülük tedavisi (hirudoterapi) olarak bulundu. Katılımcıların büyük çoğunluğu GETAT ile ilgili daha fazla bilgi sahibi olmak istediklerini belirtti. Araştırmaya katılanların yaklaşık dörtte biri daha önce bir GETAT yöntemi kullanmış olup en sık kullanılan getat yöntemi ise kupa terapisi olarak bulundu. Çalışmada, katılımcıların GETAT uygulamaları hakkında en sık olarak komşu, akraba gibi yakın çevresinden bilgi aldıkları bulundu. Sonuç olarak GETAT yöntemleri giderek daha fazla tercih edilen uygulamalar olduğundan önem arz etmektedir. Dolayısıyla bu konuda kanıta dayalı çalışmalar artırılmalı, bilgilendirmeler yapılarak toplumun farkındalığı artırılmalı ve olumsuz sonuçların önüne geçilebilmesi için gerekli denetlemeler yapılmalıdır. Anahtar Kelimeler: Aile hekimliği, geleneksel tıp, tamamlayıcı tıp

Aile hekimliğiBilgi düzeyiTamamlayıcı tedaviler+1
Hale Yalçın Çeltiklioğlu
Eskişehir Osmangazi University
2023
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Aile hekimliği polikliniğine başvuran 18 yaş üzeri erişkinlerin geleneksel ve tamamlayıcı tıp (GETAT) kullanım sıklığı, bu konudaki bilgi ve tutumlarının incelenmesi

Çalışmamızın amacı aile hekimliği polikliniğine başvuran 18 yaş üzeri erişkinlerin Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp (GETAT) kullanım durumu, bilgi ve tutumlarını incelemektir. Çalışmamız Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Aile Hekimliği Polikliniği'ne başvuran 325 katılımcıya anket verilerek uygulanmıştır. Bireylerin sosyodemografik özellikleri, GETAT yöntemlerinin hangileri hakkında bilgi sahibi olduğu, bu bilgileri nereden öğrendiği, hangilerini kullandığı ve bu konudaki tutumunu ölçen daha önceki çalışmalar ve literatür eşliğinde hazırlanan anket uygulanmıştır. GETAT uygulamaları ile ilgili tutumu değerlendirmek için Bütüncül Tamamlayıcı ve Alternatif Tıbba Karşı Tutum Ölçeği (BTATÖ) kullanılmıştır. Elde edilen verilerin analizi SPSS 21 paket programında değerlendirilmiş ve p<0.05 olan değerler anlamlı kabul edilmiştir. Katılımcıların yaş ortalaması ve standart sapması 33.56±11.94, %56.6'sı kadın ve %56.3'ü bekârdır. Kronik hastalığı olan ve devamlı ilaç kullananlar bireylerin %20.3'ünü oluşturmaktadır. Bireylerin %32.6'sı GETAT uygulamaları ile ilgili hiçbiri hakkında bilgi sahibi olmadığını belirtmiştir. En çok bilgi sahibi olunan uygulamalar sülük, kupa ve hacamat, fitoterapi ve akupunktur olarak sıralanmaktadır. Daha önce GETAT uygulamalarını en az bir kez kullananların sıklığı %28.9 olarak bulunmuştur. En çok kullanılan GETAT uygulamaları ise fitoterapi, kupa ve hacamat, akupunktur olarak bulunmuştur. GETAT kullanımı ile yaş aralığı, medeni durum, meslek, kronik hastalık ve devamlı ilaç kullanımı arasında anlamlı ilişki saptanmıştır (p<0.05). Katılımcıların BTATÖ puan ortalama ve standart sapması 32.19±5.4147'dir. BTATÖ puanı ile GETAT kullanımı arasında anlamlı ilişki saptanmıştır (p=0.000). Çalışmanın sonucu olarak GETAT kullanımı yaygın olarak görülmektedir. GETAT uygulamalarını kullanacak olan bireylerin bu konu ile ilgili bilgi sahibi olması sağlanmalı, kanıta dayalı tıp ile kullanılmalıdır.

Aile hekimliğiBilgi düzeyiTamamlayıcı tedaviler+3
Ömer Özen
Eskişehir Osmangazi University
2023
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Üçüncü basamak bir hastanenin aile hekimliği polikliniğine başvuran hastaların kırsal ve kentsel bölgede yaşamalarına göre geleneksel ve tamamlayıcı tıp konusundaki bilgi ve tutumları

Giriş ve Amaç: İnsanlık tarihi boyunca değişmeyen öncelikli amaçlardan biri sağlıklı olmaktır. Toplumların, modern tıptaki gelişmelerden önce, sağlık için uyguladıkları yöntemleri içinde yaşadıkları coğrafyaya, kültürlerine veya inançlarına göre şekillendirdikleri görülür. Dünyada ve ülkemizde, konvansiyonel tıp dışı yöntemlere olan talep artmıştır. Bu çalışmada, Çorum ilinde kentsel ve kırsal bölgede yaşayan halkın, yaygınlığı giderek artan geleneksel ve tamamlayıcı tıp yöntemleri ile ilgili bilgi ve tutumlarını araştırmak, bunu etkileyen faktörleri ortaya koyabilmek ve buradan elde edilen verilerle halk sağlığına ve literatüre katkı sağlayabilmektir. Gereç ve Yöntem: T.C. Sağlık Bakanlığı Hitit Üniversitesi Erol Olçok Eğitim ve Araştırma Hastanesi aile hekimliği polikliniğine başvuran 18-65 yaş arası bireylerin kentsel ve kırsal yaşam bölgelerine göre gruplandırılarak 10 Mart – 31 Mart 2021 tarihleri arasında katılımı ile kesitsel-tanımlayıcı bir çalışma olarak gerçekleştirilmiştir. Katılımcılara yüz yüze anket yöntemi ile çalışma ekibi tarafından oluşturulmuş geleneksel ve tamamlayıcı tıp (GETAT) konusundaki bilgi ve tutumları sorgulayan anket uygulanmıştır. Bulgular: Çalışmamıza toplam 385 kişi katıldı. Katılımcılardan 277 (%71,9) kişi kentsel bölgede yaşayan katılımcılardan, 108 (%28,1) kişi kırsal bölgelerde yaşayan katılımcılardan oluşmaktaydı. Kentsel bölgede yaşayan katılımcıların yaş ortalaması 40,59±11,95 yıl, kırsal bölgede yaşayan katılımcıların yaş ortalamaları 41,01±14,61 yıl idi. En az bir veya daha fazla GETAT yönteminin duyulması, kentsel bölgede %92,1 (n=255) kırsal bölgeye göre %76,9 (n=83) daha yüksek saptanmıştır (P<0,001). En sık duyulan yöntemlerin kentsel bölgede sülük tedavisi (Hirudoterapi) %79,1, kırsal bölgede %62 masaj terapisinin olduğu görülmüştür. Bu duruma etkili faktörler olarak, her iki bölgede de daha yüksek eğitim düzeyine sahip olunması ve aylık gelirin daha iyi olması arasında istatistiksel anlamlı ilişki olduğu saptandı. GETAT yöntemi uygulatılmasında ise yaşam bölgeleri arasında istatistiksel anlamlı fark olmamakla birlikte, kentsel bölgede yaşayan 255 kişiden 130'u (%51,0), kırsal bölgede yaşayan 83 kişiden 36'sı (%43,4) en az bir veya daha fazla GETAT yöntemi uygulattıklarını belirtmiştir (P=0,229). Her iki bölgede de masaj terapisinin en sık uygulatılan uygulama (kentsel bölgede %27,1, kırsal bölgede %21,3) olduğu görülmüştür. Kentsel bölgede yaşayanlar GETAT yöntemlerini en sık sırasıyla; %62,5 internet, %54,3 televizyon, %50,8 arkadaş çevresinden duyduklarını belirtirken, kırsal bölgede yaşayanlarda ise en sık %63,4 televizyon, sonrasında %48,8 ile internet ev %47,5 ile arkadaş çevresinden duyduklarını belirtmişlerdir. Katılımcıların GETAT yöntemlerini uygulatmayı düşündüğünde en sık danışacağı kişiler; kentsel bölgede %84,3, kırsal bölgede %89,5 ile aile hekimleri olduğu gözlendi. Sonuç: Kentsel ve kırsal bölgede yaşayanlar arasında GETAT yöntemleri farklılık gösterebilmektedir. Bu farklılıkta eğitim durumu ve aylık gelir durumu etkili faktörler olarak saptanmış olsa da sosyokültürel etkinin ve yaşam alanına özgü faktörlerin etkisi de bulunmaktadır. Anahtar kelimeler: Aile Hekimliği, Geleneksel ve Tamamlayıcı tıp, Kentsel, Kırsal

BilgiBilgi düzeyiHastalar+4
Hülya Yılmaz Başer
Hitit University
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Etik pazarlamada tamamlayıcı ve alternatif tıp ürünlerinde müşteri memnuniyetinin değerlendirilmesi

Gelişen iletişim teknolojileri tamamlayıcı ve alternatif tedavi ürünlerinin farklı kanallardan kolaylıkla pazarlanabilmesine olanak tanımıştır. Tamamlayıcı ve alternatif ürünlerin kullanıcılarından önemli bir bölümünü kronik hastalığı bulunan kişiler oluşturmaktadır. Çalışmada bir kronik hastalığı bulunan 491 kişiye demografik bilgilerin yanı sıra, müşteri memnuniyeti, kullandıkları ürünü tekrar satın alma, tamamlayıcı ve alternatif tedaviler hakkında bilgi edinme düzeyleri, çevreden etkilenme düzeyleri ve etik bilinç düzeylerine yönelik sorular yöneltilmiştir. Sonraki aşamada araştırmanın modeli doğrultusunda oluşturulan hipotezler gerekli istatistiksel analizlerle test edilmiştir. Analiz sonucunda; araştırma modeli kapsamında geliştirilen H3, H4b, H5a, H5d, H6a, H6b, H6c, H7 hipotezleri kabul edilmiş olup diğerleri reddedilmiştir.

Etik pazarlamaMüşteri tatminiPazarlama+2
Serap Kaya Özçetin
Hitit University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Mide ve bağırsak hastalıklarında bitkisel ve diğer doğal tedavi yöntemlerinin kullanımı "Retrospektif anket çalışması"

Mide ve bağırsak hastalıklarında kullanılan bitkisel ve diğer doğal tedavi yöntemlerinin yaygınlığının belirlenmesi, kullanılma nedenlerinin ve hastalar üzerindeki etkilerinin araştırılması amacıyla İstanbul, Anadolu Yakası'nda özel bir polikliniğin gastroenteroloji bölümüne ayaktan başvuran 115 gönüllü hasta (yaş ort: 46 ± 14,9 yıl, E/K= 39/76) ile bir anket çalışması yapılmıştır. Buna ek olarak mide ve/veya bağırsak hastalığı tanısı almış hastaların kullandığı bitkisel ve diğer doğal tedavi yöntemlerine ait bilgi kaynaklarının ve kullanımlarını sağlık personeliyle paylaşma oranlarının belirlenmesi ile paylaşmamalarındaki nedenlerin araştırılmıştır. İstatistiksel analiz SPSS 15.0 Windows programı kullanılarak yapılmıştır. Çalışmamızın sonucunda, erkek ve kadın hastaların bu yöntemleri kullanım oranları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark saptanmıştır (p<0,05). Yapılan analizlerde, bu yöntemlerin kullanımı ve uygulanan medikal tedaviler arasında istatiksel olarak anlamlı fark bulunmuştur (p<0,05). Bitkisel ve diğer doğal tedavi yöntemlerini kullanmayanların %76'sı farmakoterapi almaktadır. Bu yöntemlere yönelmedeki ana neden ile uygulanan medikal tedavi arasında istatiksel olarak anlamlı fark vardır (p<0,05). Bitkisel ve diğer doğal tedavi ürünlerinin satın alınma yerleri ve satın alınırken dikkat edilen unsurlar arasında anlamlı ilişki bulunmuştur (p<0,05). Bu yöntemlere inanma dereceleri ve kullanım oranları arasında istatiksel olarak anlamlı bir fark vardır (p<0,05). Kullanmama nedenleri ve uygulanan medikal tedavi oranlarında istatiksel olarak anlamlı bir fark vardır (p<0,05). Rezene çayı, zeytinyağlı kudret narı ve probiyotikler en çok kullanılan ürünler olarak bulunmuştur. Hastaların bu yöntemlerin doğru kullanımı, olası etkileri hakkında bilgilendirilmelerinin ve sağlık personeliyle paylaşmaları konusunda bilinçlendirilmelerinin gerekliliği bir kez daha ortaya konmuştur.

AnketlerFitoterapiGastrointestinal hastalıklar+7
Yasemin Beceren
Yeditepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Diyabette bitkisel ve diğer doğal tedavi yöntemlerinin kullanımı "Retrospektif anket çalışması"

Bu çalışma ile diyabet hastaları tarafından kullanılan bitkisel ve diğer doğal tedavi yöntemlerinin yaygınlığının ve türünün, bu tedavi yöntemlerine dair bilgi kaynaklarının, hastaların bu yöntemleri kullanmaya yönelmelerinin temel nedenlerinin ve kullanımlarını sağlık personeline bildirme oranlarının araştırılması amaçlanmıştır. İstanbul, Anadolu Yakası'nda yer alan özel bir tıp merkezinin beslenme ve diyet polikliniğine ayaktan başvuran 110 diyabet hastasının (yaş ort: 60,4±13,4 (18-87 yıl), E/K 53/57) katıldığı bir anket çalışması gerçekleştirilmiştir. Verilerin istatistik analizi SPSS 15.0 Windows programı kullanılarak yapılmıştır. Çalışma sonucunda, tip 1 ve tip 2 diyabet hastalarının bitkisel ve diğer doğal tedavi yöntemlerini kullanım oranları arasında istatistiksel olarak anlamlı fark bulunmuştur (p=0,037). Tip 2 diyabet hastalarının kullanıp devam etme oranının tip 1 diyabetlilere kıyasla daha yüksek olduğu saptanmıştır. Bitkisel ve diğer doğal tedavi yöntemlerine inanma dereceleri ve bu yöntemleri kullanma oranları arasında istatistiksel olarak anlamlı ilişki tespit edilmiştir (p<0,001). Ayrıca, diyabete bağlı komplikasyonların varlığı ile bu yöntemleri kullanma oranları arasında istatistiksel olarak anlamlı ilişki bulunmuştur (p=0,006). Diyabete bağlı komplikasyonlara sahip olan hastaların bu yöntemleri kullanıp bırakma oranı yüksektir. Tarçın, omega-3 ve çörek otunun en çok kullanılan bitkisel ilaç veya gıda desteği oldukları saptanmıştır. Elde edilen bulgular, hastaların bu tedavi yöntemlerinin olası olumlu/olumsuz etkileri ve kullanımlarını ilgili sağlık personeline bildirmelerinin gerekliliği konusunda bilinçlendirilmesinin ve bilimsel verilere dayanan doğru bilgi kaynaklarına erişmelerinin önemini bir kez daha ortaya koymuştur.

AnketlerBesin destekleriDiabetes mellitus+5
Zübeyde Demet Cerit
Yeditepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Beslenme ve diyetetik polikliniğine başvuran hastaların, bitkisel ürün ve besin destekleri hakkındaki bilgi ve tutumlarının saptanması

Eski zamanlardan beri koruyucu ve tedavi edici olarak kullanılan bitkisel ürün ve besin destekleri hakkında, günümüzdeki bakış açısını ve kullanım durumunu saptamak amacıyla, özel bir hastanenin Beslenme ve Diyetetik Polikliniği'ne ayaktan başvuran 200 katılımcı ile 22 sorudan oluşan yüz yüze bir anket çalışması gerçekleştirilmiştir. İstatistiksel verilerin analizinde SPSS 23,0 programı kullanılmıştır. Katılımcıların %62'si bitkisel ürün, %89,5'i ise besin desteği kullandığını belirtmiştir. Bitkisel ürünlerle ilgili, katılımcıların %45'i, besin destekleri ile ilgili de katılımcıların %44'ü, ürünler hakkında biraz bilgi sahibi olduğunu belirtmiştir. Bitkisel ürünlerle ilgili bilgi sahibi olanların %64,3'ü bu ürünleri kesinlikle faydalı bulurken, biraz bilgi sahibi olanların %46,7'si ve kararsız olanların %39'u faydalı bulmaktadır. Besin destek ürünleri hakkında bilgi sahibi olanların %43,5'i, biraz bilgi sahibi olanların %54,5'i ve kararsız olanların %47'si besin desteklerini faydalı bulmaktadır. En çok kullanılan bitkisel ürün, %54 ile çörek otu yağı ya da kapsülü olarak karşımıza çıkmaktadır. Cinsiyete göre yapılan bitkisel ürün tercihleri arasında anlamlı bir ilişki görülmezken (p=0,088, p>0,05), yaşa göre değerlendirildiğinde anlamlı bir ilişki olduğu görülmektedir (p=0,049, p<0,05). Katılımcılar arasında besin destek ürünlerinden en çok kullanılan vitamin, D vitamini olurken, en çok kullanılan mineral Demir olarak bulunmuştur. Yaşa göre vitamin desteği kullanımı arasında (p=0,311, p>0,05) ve mineral desteği kullanımı arasında (p=0,072, p>0,05) anlamlılık bulunmamaktadır. Bitkisel ürünlerini öneren kaynağa baktığımızda ilk sırada çevre (arkadaş, aile) gelirken, besin desteklerini konusunda sağlık profesyonellerinin ilk sıradadır. Katılımcıların bitkisel ürünleri en çok satın aldığı yer %48,4 ile aktar/ baharatçı olurken, eczaneler %31,5 ile ikinci sırada yer almaktadır. Besin destekleri için ise, katılımcıların %87,5'inin eczanelerden ve %2,1'inin aktar/baharatçı'dan satın aldığı görülmektedir.

Besin destekleriBeslenmeBeslenme incelemeleri+3
Simay Karadeniz
Yeditepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Kanser hastalarının geleneksel ve tamamlayıcı tıp uygulamalarını kullanım durumları ve etkileyen faktörler

Kanser günümüzün önde gelen halk sağlığı sorunlarındandır. Dünyada ve Türkiye'de Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp (GETAT) uygulamaları kullanımı kanser hastalarında giderek yaygınlaşmaktadır. Bu araştırmada kanser hastalarının sosyodemografik özellikleri, GETAT uygulamalarını kullanım durumları ve etkileyen faktörlerin saptanması amaçlanmıştır. Tanımlayıcı ve kesitsel tipteki bu araştırma Fırat Üniversitesi Tıp Fakültesi Onkoloji Servisi ve Onkoloji Gündüz Tedavi Ünitesi'nde tedavi gören 407 kanser hastasında yapılmıştır. Katılımcılara içerisinde Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Tutum Ölçeği (GTTTÖ)'nin de yer aldığı anket yüz yüze anket tekniği ile uygulanmıştır. Araştırmanın saha çalışması Temmuz-Eylül 2021 ayları arasında yapılmıştır. İstatistiksel analiz için Statistical Package for Social Sciences 22.0 programı kullanılmıştır. Çalışmada tanımlayıcı istatistikler frekans (n), yüzde (%), Ortalama±Standart sapma (Ort±SS) değerleri ile gösterilmiştir. Gruplar arası kategorik değişkenlerin karşılaştırılmasında ki-kare analizi (Pearson Chi-Square) uygulanmıştır. Kolmogorov Smirnov testi ile verilerin normal dağılmadığı değerlendirilmiş olup, Mann-Whitney U testi, Kruskal Wallis testi, Bonferroni testi, Spearman korelasyon testinden yararlanılmıştır. İstatistiksel analizlerde p<0.05 anlamlı olarak kabul edilmiştir. Çalışma kapsamına alınan bireylerin yaş ortalaması 60.09±14.67 olup, %50.4'ü kadındır. Kanser tedavisi sürecinde bireylerin %76.2'sinin GETAT yöntemlerini kullandığı belirlenmiş olup, %65.2'sinin GETAT yöntemlerini kullandığını sağlık profesyonelleriyle paylaşmadığı tespit edilmiştir. Hastaların kullandıkları GETAT yöntemleri incelendiğinde ilk sırada fitoterapi, ikinci sırada dua-manevi uygulamalar yer almaktadır. 55-64 yaş grubunda, evlilerde, ortaokul mezunu olanlarda, sosyal güvencesi bulunanlarda, ailede kanser öyküsü varlığında, tanı alma süresi 1-5 yıl olanlarda, kanserden önce GETAT kullanım öyküsü varlığında, sürekli ilaç kullanımı olanlarda, sigara içmeyenlerde GETAT kullanımı anlamlı olarak yüksek bulunmuştur (p<0.05). Hastaların toplam GTTTÖ puanları 112.20±16.53'tür. Sigara içmeyen, fazla kilolu-obez, tedavi sürecinde GETAT kullanan bireylerin GTTTÖ puanları anlamlı olarak yüksektir (p<0.05). Bireylerin GETAT kullanım sıklığı arttıkça GTTTÖ puanları anlamlı olarak artmaktadır (p<0.05). Sonuç olarak, bu araştırmada kanser hastalarının üçte ikisi GETAT kullanmaktadır. GETAT kullanan hastaların yarısından fazlası sağlık personeliyle GETAT kullanımını paylaşmamaktadır. Kanser hastaları arasında GETAT kullanımının yaygınlığı ve geleneksel ilaçlarla potansiyel etkileşimleri göz önüne alındığında, GETAT kullanımıyla ilgili hekim-hasta iletişimi önemlidir. Sağlık profesyonelleri kanser hastalarını GETAT kullanımı yönünden değerlendirmeli ve bilgilendirmelidir. Anahtar Kelimeler: Geleneksel Tıp, Tamamlayıcı Tıp, Kanser, Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp.

Kanser hastalarıNeoplazmlarTamamlayıcı tedaviler+1
Ezgi Genç
Fırat University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Dismenore ile baş etmede kullanılan tamamlayıcı ve alternatif tedavi yöntemleri

Araştırmanın amacı, dismenore ile baş etmede kullanılan tamamlayıcı ve alternatif tedavi yöntemlerinin neler olduğunu ve dismenore ile ilişkisini incelemektir. Araştırma, 15 Haziran 2015- 31 Ekim 2015 tarihleri arasında Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinde Kadın Hastalıkları ve Doğum Polikliniğine başvuran 15-49 yaş grubu, menstruasyon döneminde 'dismenore' yaşadığını sözel olarak ifade eden 250 kadın üzerinde tanımlayıcı olarak gerçekleşmiştir. Araştırma verileri araştırmacı tarafından literatüre dayalı olarak hazırlanan 44 adet sorudan oluşan soru formu ile toplanmıştır. Verilerin analizinde tanımlayıcı istatistikler ve ki-kare testi kullanılmıştır. Araştırmada, dismenore yaşayan kadınların yaş ortalamasının 30,44±7,90 olduğu, çoğu kadının menstruasyon süreci ile ilgili bilgi edindikleri (%81,2) ve bu bilgileri daha çok annelerinden aldıkları (%53,2) bulunmuştur. Çalışmadaki kadınların daha çok her menstrual dönemde (%45,2), orta şiddette (%36,8) ve menstruasyonun birinci gününde (%56) dismenore yaşadıkları görülmüş; ayrıca kadınların kız kardeşlerinde de (%44,8) dismenore yaşandığı tespit edilmiştir. Dismenorenin, araştırmadaki çoğu kadının günlük yaşamını etkilediği (%69,2), dismenore ile baş etmek için daha çok TAT yöntemini (%78,8) tercih ettiği ve TAT yöntemine inanan kadınların (%46,4) fazla olduğu saptanmıştır. Kadınlar TAT yöntemlerinden papatya çayı (%42,8), masaj (%63,6) ve karına sıcak uygulamayı (%52,8) daha çok kullandıkları bulunmuştur. Eğitim durumu yüksek (X2=48,698; p=0,024), 25-34 yaş grubu ( X2=11,237; p=0,033), gelir getiren bir işte çalışmayan (x2=10,563; p=0,037) ve TAT yöntemlerine inanan kadınlarda (X2= 8,319;p=0,012) TAT kullanımı anlamlı düzeyde yüksek bulunmuştur. Bunlara ilaveten her menstrual dönemde ağrı yaşayan (X2=15,882; p=0,011), adet başladıktan sonra dismenoresi 24 saat devam eden (X2=40,337;P=0,038) ve dismenore ile baş etmede ilaç kullanmayan kadınlarda (X2=6,981;P=0,043) TAT kullanımının fazla olduğu tespit edilmiştir. Sonuç olarak TAT yöntemleri dismenore yaşayan kadınlar tarafından yaygın olarak kullanılmaktadır. Dismenorede ile baş etmede kullanılan TAT yöntemlerinin neler olduğu, etkinliği ve güvenirliği konusunda daha fazla araştırma gerekmektedir. Bu konuda hemşireler ve diğer sağlık profesyonelleri çalışmalar yaparak yeterli bilgiye sahip olmalı ve kadınların TAT kullanma yönünü doğru değerlendirerek etkin danışmanlık vermelidir. Anahtar Kelimeler: Dismenore, Tamamlayıcı Tedavi, Alternatif Tedavi, Hemşirelik

AğrıDismenoreHemşirelik+5
Döndü Demirci
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Health Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Kanser hastalarında geleneksel ve tamamlayıcı tedavi kullanımının hasta yakınmalarına etkisi

Çalışma, kanser hastalarında geleneksel ve tamamlayıcı tedavi kullanımının semptomlara etkisinin değerlendirilmesi amacıyla planlanmıştır. Tanımlayıcı nitelikteki araştırmanın evrenini 2022 yılında bir kemoterapi ünitesinde tedavi gören tüm hastalar, örneklemini ise bu hastalar arasından çalışmaya katılmayı kabul eden 131 hasta oluşturmuştur. Veriler, araştırmacılar tarafından hazırlanan ve sosyodemografik özellikleri içeren anket formu, Tamamlayıcı ve Alternatif Tıp Yaklaşımları Ölçeği (TATYÖ), SF36 Yaşam Kalitesi Ölçeği ve Nightingale Semptom Değerlendirme Ölçeği aracılığı ile toplanmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde, yüzdelikler, ortalamalar, t testi, One-Way Annova testi Pearson korelasyon testi kullanılmıştır. Olguların %42,7'sinde meme kanseri ve %19,1'inde akciğer kanseri tanısı vardır. Olguların %18,3'ü tamamlayıcı ve alternatif tedaviler konusunda bilgi sahibidir. Olguların %5,3'ü daha önce tamamlayıcı ve alternatif tedavi yöntemi kullandığını ifade etmektedir. Hastalar geleneksel ve tamamlayıcı tedavi yaklaşımlarından, daha çok besinsel (yoğurt, kırmızı et ve sebzeler) yaklaşımları kullanmayı tercih etmektedir. Bunu sırasıyla, bilişsel- davranışsal terapiler ve manipulatif yaklaşımlar (dua etme, gülme ve namaz kılma) ile bitkisel yaklaşımlar (ıhlamur, kuşburnu çayı ve vitamin) izlemektedir. Olguların TATYÖ bilişsel alt boyut puanının sosyodemografik özelliklerden cinsiyete, bitkisel alt boyut puanının yaşa, TATYÖ toplam puanının yaşa göre anlamlı farklılık göstermektedir (p<0,05). Olguların TATYÖ bilişsel alt boyut puanının sağlık/hastalıkla ilişkili özelliklerden ameliyat olma durumuna; TATYÖ toplam puanının kanser türüne göre anlamlı farklılık göstermektedir (p<0,05). Olgularda, TATYÖ puanı ile Nightingale Semptom Değerlendirme Ölçeği ve SF 36 Yaşam Kalitesi Ölçeği puanları arasında anlamlı ilişkiler olduğu görülmektedir (p<0,05). Olgularda geleneksel ve tamamlayıcı tedavi yöntemleri kullanımı, semptom düzeyini ve yaşam kalitesini etkilemektedir.

Kanser hastalarıNeoplazmlarTamamlayıcı tedaviler+2
Zişan Şen
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Health Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Menopoz döneminde karşılaşılan şikâyetlerde alternatif tedavi kullanma durumlarının tespit edilmesi

Çalışma, menopoz döneminde karşılaşılan şikâyetlerde alternatif tedavi kullanma durumlarını tespit etmek amacıyla tanımlayıcı ve kesitsel olarak yapıldı. Çalışmanın evrenini 2019 yılında Bursa Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezi Hastanesi'nin Kadın Hastalıkları ve Doğum polikliniğine başvuran kadınlar oluşturdu. Çalışmanın örneklemini ise 4 Şubat-31 Mayıs 2019 tarihleri arasında polikliniğe gelen, araştırmaya katılmayı kabul eden, iletişim ve kendini ifade etme problemi olmayan, 40-60 yaş arası, menopoza girmiş kadınlar oluşturdu. Çalışmanın verileri anket formu ve Menopoz Semptomlarını Değerlendirme Ölçeği (MSDÖ) ile toplandı. Çalışma verilerinin toplanmasında yüz yüze görüşme tekniği kullanıldı. Verilerin normal dağılım gösterip göstermediği Shapiro-Wilk testi ile incelendi. Normal dağılmayan veri için bağımsız iki grup karşılaştırmasında Mann-Whitney U testi, kategorik verinin analizinde Pearson ki-kare testi kullanıldı. Anlamlılık düzeyi α=0,05 olarak belirlendi. Kadınların yaş ortalaması 52,14±5,62 yıldı. Kadınların %56,2'sinin kronik hastalığı olduğu, en fazla (%33,7) görülen kronik hastalığın hipertansiyon olduğu belirlendi. Kadınların %55,9'u menopoza özgü bir tedavi kullanmadığı, tedavi kullananlarınsa %8,3'ünün hormon replasman tedavisi (HRT), %27,8'inin D vitamini, %18,8'inin B12 vitamini ve %12,2'sinin kalsiyum ilacı aldığı belirlendi. Kadınların %42,4'ünün alternatif tedavi kullandığı belirlendi. Kadınların MSDÖ toplam puan ortalaması 16,04±6,95 (0-44) olarak bulundu. Ölçek puanı ile alternatif tedavi kullanma arasında anlamlı fark bulunmuştur (p<0,05), kronik hastalık, beden kitle indeksi (BKI) ve menopoza özgü tedavi kullanma arasında anlamlı fark bulunmamıştır (p>0,05). Kadınların menopoz döneminde karşılaştıkları vazomotor, emosyonel, unutkanlık, saç, ürogenital, eklem-kemik, heyecanlanma ve kabızlık sorunu ile ölçek puanı arasında istatistiksel olarak anlamlı fark bulunmuştur (p<0,05). Sonuç olarak, kadınların menopoz döneminde karşılaştıkları şikâyetlerde çeşitli alternatif tedavilere başvurdukları belirlendi.

Belirti ve semptomlarHemşirelikMenopoz+2
Meltem Eskicioğlu
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Health Sciences
2020
00

Related subjects