Coin
83 theses under this subject heading
Kuzey Afrika ülkelerinde darbedilen Osmanlı sikkeleri
Bu çalışma, Kuzey Afrika ülkelerinde darbedilen Osmanlı sikkelerine odaklanmakta; bu sikkelerin üretim süreçlerini, tipolojik özelliklerini ve tarihî önemini incelemektedir. Araştırma, sikkelerin üzerindeki yazıtları, kullanılan malzemeleri, darp yerlerini, süsleme unsurlarını ve bu sikkelerin Osmanlı İmparatorluğu'nun Kuzey Afrika'daki parasal ve kültürel sistemlerindeki rollerini analiz etmektedir. Çalışma üç ana bölümde yapılandırılmıştır: • Giriş bölümü, konunun tanımını, önemini, kapsamını, literatür taramasını ve metodolojiyi ortaya koymakta; ayrıca Mısır, Cezayir, Libya ve Tunus'taki darphaneler hakkında genel bilgiler sunmaktadır. • Birinci bölüm, sikkelerin darp yerlerine göre kronolojik olarak düzenlendiği bir katalogdan oluşmakta ve her bir örnek ayrıntılı biçimde incelenmektedir. • İkinci bölüm ise incelenen sikkelerin malzemeleri, darphaneleri, süsleme unsurları ve yazıtları üzerine kapsamlı bir analiz sunmaktadır. Sonuç olarak bu çalışma, yalnızca Osmanlı sikkelerini değil, aynı zamanda Kuzey Afrika darphanelerinde üretilen sikkelerin yazılarını, biçimlerini, süslemelerini, bileşimlerini ve ikonografik anlamlarını da bilimsel olarak analiz ederek Osmanlı nümizmatik literatürüne önemli bir katkı sağlamaktadır.
Kars Müzesi'nde bulunan Osmanlı Dönemi sikkeleri(18.yy-20.yy)
Devletlerin ayakta durmasını, varoluşlarını devam ettirmesini sağlayan en önemli unsur ekonomilerinin ne derece güçlü olduğudur. Ekonomik faaliyetlerin temeli de parayla kuruludur. Ekonomik faaliyetlere yön veren gücün para olduğu düşünülürse tezimizin konusunu oluşturan sikkelerin önemi ortaya çıkmış olacaktır. Sikkeler icat edilmeleriyle birlikte; devletlerin ekonomik durumlarını, sanatsal anlayışlarını, sosyal ve kültürel yapısını üzerinde taşımakla beraber ait olduğu hükümdarın gücünü de temsil etmiştir. Dayanıklılığı sebebiyle yüzyıllar öncesinin devletleri ile ilgili bilgilerin bozulmadan günümüze ulaşması bakımından tarihe en güvenilir kanıtlar sunan yazılı ve görsel kaynaklar arasındadır. Çalışmamızda Kars Müzesi'nde Bulunan Osmanlı Sikkelerinin incelenmesiyle Osmanlının 18.yy ile 20.yy arasındaki sanat anlayışını, kültürel zenginliğini ve sikkelerin malzemesi, ağırlığı gibi özelliklerinden yola çıkarak ekonomik durumunu incelenmesi bakımından önem arz etmektedir. Söz konusu tarihler arasını kapsayan Osmanlı sikkeleri incelenirken; Kars ili, Kars Müzesi ve Osmanlı sikkeleri konu edinilmiştir. Ayrıca tarihsel gelişimini incelemeye aldığımız sikkelerin form, bezeme, malzeme, darphane gibi özellikleri kendi dönemi içinde değerlendirilmiştir. Çalışmamıza konu olan sikkeler son olarak elde edilen bilgiler ışığında; Anadolu Selçukluları, İlhanlılar ve Germiyanoğulları sikkeleriyle benzer ve farklı yönlerden değerlendirilmeye tabi tutulmuş ve ortaya çıkan sonuçlar belirtilmiştir. Tezimize konu olan Osmanlı Dönemi sikkelerinin ait oldukları dönem itibariyle Devletin en karışık, çalkantılı ve zor dönemini temsil etmesi düşüncesinden yola çıkarak, bu çalışmamızın dönemi aydınlatma bağlamında yararlı olabilmesi amacıyla sayısının beş bini bulduğu zengin bir sikke yelpazesine sahip Kars Müzesiyle çalışılmıştır.
Irak Ulusal ve Erbil Medeniyet Müzelerin'deki İslami Dönem sikkelerinden örnekler
Sikke, hemen her dönemde hükümdarların, iktidarların ve devletlerin maddi ve kültürel sembolü durumundadır. İslam devletlerin ekonomik, siyasi, kültürel, sanat güçlerini örenmek ve anlamak için İslam dönemi sikkeleri, önemli bir belge niteliği taşımaktadırlar. Irak Ulusal ve Erbil Medeniyet Müzelerindeki İslami Dönem Sikkelerinden Örnekler" başlıklı bu Çalışma, yedi ana bölümden meydana gelmektedir. İlk bölüm, Irak'ın coğrafi konumu, Irak'ın tarihi yapısı, Irak Ulusal ve Erbil Medeniyet Müzeleri hakkında genel bilgiler verilmiştir. İkinci bölümde, Sikkenin Gelişimi ve Tarihçesi ilgili bilgiler yer almaktadır. Üçüncü bölümde, Sikke üretim tekniklerine ilgili bilgiler yer almaktadır. Dördüncü bölümde, katalog kısımı yer almaktadır. Beşinci bölümde, Sikkelerde yer alan düzenlemeler, bitkisel figürlü, geometrik yazı, malzeme ölçü birimi ve ölçüler, darp tekniği, darphaneler, değerlendirme ve karşılaştırma bulunmaktadır. Altıncı ve yedinci bölümde ise sonuç ve Kaynakça yer almaktadır. sikkeler üzerlerinde taşıdıkları yazılar, motifler ve figürler basıldıkları dönemin üslubunu, inanış biçim ve şekillerini yansıtmaktadır. Sikkeler üzerinde bulunan, yazı, süsleme ve figürler dönemlere göre farklılıklar arz etmektedir. Bilinmeyen herhangi bir döneme ait bir sikke üzerindeki bilgilerden o dönem hakkında kesin bilgi sahibi olmak mümkün hale gelmektedir. Bu bağlamda sikkeler, tarihin ve tarih dönemlerinin belirlenmesinde, inanış biçimlerini yansıtmada, dinler tarihinde ve sanat tarihi alanlarında büyük rol oynamaktadırlar. Anahtar Kelimeler: İslam, Sikke, Irak Ulusal Müzesi, Erbil Medeniyet Müzesi
İznik Müzesi'nde bulunan Osmanlı dönemi sikkeleri
Sikkeler darbedildikleri ilk yıllardan itibaren alışveriş için kullanılan en önemli ödeme aracıdır. Sikkelerin üzerinde yer alan bilgiler ışığında, bastıran devletlerin sultanlarının tahta çıktığı yıllar, fethettikleri topraklar, ekonomik ve sosyal durumlarını gözler önüne sermektedir. Günümüzde gerek müzelerde bulunan gerekse yapılan kazılarda ortaya çıkarılan sikkelerin incelenmesiyle tarihte var olan sikke darp ettiren devletler hakkında daha çok bilgi edinilecektir. Osmanlı devletinin kurulduğu Marmara Bölgesi'nde yer alan İznik Osmanlı ve Osmanlı öncesinde de coğrafi konumu nedeniyle tarihte önemli bir yere sahiptir. Osmanlı döneminde I. Murad tarafından annesi Nilüfer Hatun adına yaptırılan Nilüfer Hatun İmareti günümüzde İznik müzesi olarak kullanılmaktadır. Bu çalışmamızda Osmanlı öncesi devletler tarafından basılan sikkeler kısaca anlatılmış, Osmanlı sikkelerinde kullanılan terimler, malzeme, darp tekniği, para birimleri ve darphaneleri hakkında bilgi verilmiştir. İznik Müzesi'ndeki 4200 Osmanlı sikkesi arasından seçilen sikkeler XIV-XX. yy. tarihleri arasında darbedilmiş 151 adet sikkenin dönemi, darp tarihi, yazı ve süsleme kompozisyonları farklı dönemde basılan sikkelerle karşılaştırılarak değerlendirilmeye çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Sanat Tarihi, Nümismatik, Sikke, Osmanlı, Para, İznik Müzesi
Ahlat Müzesi'nde bulunan İlhanlı Dönemi sikkeleri
İnsanlığın tarihsel gelişim sürecini inceleyebilmek bu konu hakkında fikir sahibi olabilmek için geçmişten-günümüze oluşturduğu medeniyetin yönetim şeklini, dinini, dilini, inancını, ekonomik yapısını, sosyal ve kültürel dokusunu iyice kavrayabilmek gerekir. Bu durumu sağlayabilmek için insanların yaşadıkları toprakların tarihsel gelişimini, coğrafi durumunu göz önüne almak; bu insanların ortaya koydukları sivil ve dini yapıları, el sanatları, taş, ahşap veya madeni eserlerinde görülen sanat göstergelerini incelemek bunlara ilave olarak kullanmış oldukları sikkeleri incelemek gerekir. Çünkü sikkeler ait oldukları medeniyetlerin tarihini, coğrafyasını, dinini, idare şeklini, hükümdarlarını, saltanat sürelerini, inançlarını, sanat etkileşimlerini, iktisadi durumlarını ortaya koyan benzersiz tarihi belgedir. Araştırma konusunun amacı; Ahlat Müzesi'nde bulunan İlhanlı sikkelerini, darp ettiren hükümdarı, darp tarihi, darp yeri, malzeme, ölçü ve bezeme öğeleri bakımından incelemek ve değerlendirilmesini yapmak olarak belirlenmiştir. Bu bağlamda elde edilecek verilerin, Sanat Tarihi'nin yardımcı alanı olan Nümizmatik bilimine ve bunun yanı sıra birçok bilim dalına da katkı sağlayacağı düşünülmüştür. Bu tez çalışması hazırlanırken gerçekleştirilen metodun ilk aşamasını kaynak taraması oluşturmuştur. Çalışmaya kaynak oluşturabilecek tez, kitap ve makaleler, taranarak temin edilmiştir. Çalışmanın ikinci aşamasında Ahlat Müzesi'ndeki sikke envanter defterleri taranmış "İlhanlı" adı altında kayda alınan sikkeler incelenmiş ve çalışma için ön hazırlık yapılmıştır. Çalışmanın üçüncü aşamasını katalog kısmı oluşturmaktadır. Bu aşamada kronolojik bir sıraya göre düzenlenen sikkelerin darp tarihi, darp yeri, ölçüleri vb. bilgileri verilmiş ve tanımları yapılmıştır. Çalışmanın son aşamasında ise darphaneler, darp tekniği, malzeme, ölçü birimleri ve sikkeler üzerinde yer alan düzenlemeler başlıkları altında genel bir değerlendirmeye gidilmiştir. Anahtar Kelimeler: İlhanlı, Sikke, Ahlât Müzesi, Tarih, Arkeoloji, Sanat Tarihi, Darphane, Süsleme, Moğol, Nümizmatik
Alanya Arkeoloji Müzesi'nde bulunan Bizans sikke örnekleri
Bu çalışmada "Alanya Arkeoloji Müzesi'nde Bulunan Bizans Sikke Örnekleri" başlıklı tez konusu ele alınarak Alanya Arkeoloji Müzesi'ne satın alma ya da devir yoluyla getirilen 56 adet Bizans sikke örneği envanter kayıtlarına bakılarak incelenmiştir. Alanya Arkeoloji Müzesi'nde incelenen sikke örnekleri 6.yüzyıl ile 10.yüzyıla tarihlendirilmektedir. Başta İstanbul olmak üzere Anadolu'da siyasi varlığını sürdürmüş Bizans İmparatorluğu'nun kültürel izlerini taşıyan Bizans sikkeleri bizlere Bizans'ın siyasi gücünü ve ekonomik gücüne ait bilgiler sunmaktadır. İncelenen Bizans sikkelerinin bir kısmını "Anonim Follisler" adı verilen bir grup sikke örneği oluşturmaktadır. Müzede yer alan anonim follis örnekleri kendi aralarında çeşitli sınıflara ayrılmıştır. Bunlar A, B, C ve I Grubu'nu oluşturan sikke örnekleridir. İncelenen çalışma içerisinde 12 adet anonim follis grubuna ait sikke örneği incelenmiştir. Katalog çalışması içerisinde ise toplamda 56 sikkenin ön yüz ve arka yüz fotoğraflaması yapılmış ve böylece sikkelerin daha iyi incelenmesine olanak sağlanmıştır. Tezimin içerisinde Bizans sikkeleri ve Bizans sikkeleri içerinde değerlendirilen katalog çalışmasının bir bölümünü oluşturan "Anonim Follisler" tanıtılıp gruplandırılması yapılmıştır. Bir katalog çalışması şeklinde gerçekleştirilen çalışmanın amacı Bizans sikkelerinin katalog yöntemiyle tanıtılıp değerlendirilmesi amaçlanmaktadır. Çalışmada önce Alanya Arkeoloji Müzesi tanıtımı sağlanmıştır. Daha sonra ise, Bizans İmparatorluğu hakkında kısa bilgi verilmiş ve daha sonra ise sikkenin tanımı ve tarihçesi anlatılmıştır. Ayrıca Bizans sikke özellikleri sikkelerde kullanılan yazı, imparatorlar ve sikkeler üzerinde geçen imparator ünvanları, sikke birimleri, darphaneler hakkında kısa bilgi verilmiştir. Altıncı bölümde ise sikkelerin katalog çalışması yapılmıştır. Katalog çalışması şeklinde yapılan tezin son bölümünde ise sikkelerle ilgili bir değerlendirme çalışması yapılarak sikkelerin basıldığı darphaneler, imparatorların unvanları, figür, geometrik bitkisel düzenlemeler hakkında bilgi verilmiştir. Anahtar Kelimeler: Alanya Arkeoloji Müzesi, Bizans sikkeleri, katalog çalışması, Anonim Follisler, Sikke
Uşak müzesinde bulunan Pers sikkeleri
Anadolu topraklarına milattan önce 6. yüzyılın ortalarında doğudan gelen persler, kuzeybatıya ilerleyerek günümüzde batı Anadolu sınırlarına kadar ulaşmışlardır. Bu dönemde bu coğrafya da yaşan Lidyalılar ile karşılaştıktan sonra Anadolu tarihi coğrafyasında yerini alan Persler, Anadolu'da sanatsal anlamda kendilerinden daha büyük devletler ile karşılaşmışlar, karşılaştıkları devletlerin çeşitli inanış ve sanatsal özelliklerini bünyelerine katarak büyümeye devam etmişlerdir. İlk kurucusu II. Kiros olarak bilinen pers imparatorluğu, öncelikler doğuda Medleri yenilgiye uğratmış arkasından bu günkü Irak-Suriye dolaylarından Anadolu içlerine kadar gelmişlerdir. Bu aşamadan sonra M.Ö.547 yılında Persler ile Lidyalılar daha doğrusu Pers Kralı II.Kiros ile Lidya Kralı Kroisos Lidya toprakları için karşı karşıya gelmiş ve yapılan savaş sonucunda Lidyalıların başkenti Sardeİs Perslerin eline geçmiş ve Batı Anadolu'da Pers hakimiyeti başlamıştır. Yaklaşık 200 boyunca süren Pers egemenliği, M.Ö.337 yılında Büyük İskender'in Persleri yenilgiye uğratmasıyla sonlanmıştır. Anadolu topraklarına uyum sağlayan Persler özellikle Sardeis alınmasından sonra sikke ile tanışmış ve yaklaşık 30 yıl boyunca Lidya sikkelerini değiştirmeden kullanmışlardır. Daha sonra Pers Kralı I. Dareios'un tahta çıkmasıyla Persler kendilerine ait ilk sikkeleri basmışlardır.
Burdur Müzesi'nde bulunan Anadolu Selçuklu Dönemi sikkeleri
Sikkeler, uygarlık tarihi boyunca ait olduğu devletin tarihine, dini inancına, sanat anlayışına, ekonomisine, sosyal ve kültürel hayatına dair bilgilere ışık tutan tarihi birer vesika niteliğinde olup, adına darp yapılan hükümdarın gücünü de göstermişlerdir. Sikke, devletlerin her döneminde iktidarın/hükümdarın maddi ve kültürel sembolü olma özelliği taşımıştır. Tarihi bir hazine olan sikkeler, aynı zamanda ihtiva ettikleri yazılar, motifler, darp edildikleri dönemin inanış biçimini, şekillerini ve üslubunu da yansıtırlar. Birçok bilgiyi ortaya çıkararak şahısların ve olayların aydınlatılmasında da önemli rol oynarlar. Burdur Müzesi'nde bulunan Anadolu Selçuklu Dönemi sikkelerini ele alan bu çalışmada, müzenin depo bölümünde muhafaza edilen İslamî sikkelerden sadece idarece izin verilen 2476 adet sikkeden 201 tanesi araştırma kapsamında incelenmiştir. Çalışmamızda Anadolu Selçuklu Dönemi örneklerinden II.İzzeddin Kılıç Arslan, Süleyman Şah, I. Gıyaseddin Keyhusrev, I.İzzeddin Keykavus, I. Alaeddin Keykubad, II. Gıyaseddin Keyhusrev, II. İzzeddin Keykavus, Üç Kardeşler, IV. Rükneddin Kılıç Arslan (2. Saltanat), III. Gıyaseddin Keyhusrev, II. Gıyaseddin Mesud dönemlerine ait sikke örnekleri bulunmaktadır. Çalışmamızda en erken tarihli sikke II.İzzeddin Kılıç Arslan Dönemi H.551-588 (M.1156-1192) dönemine aittir. Çalışmada kronolojik olarak ele alınan sikkelerin, fotoğrafları çekilmiş, ölçüleri alınmış, malzemeleri belirlenmiş, üzerlerinde mevcut yazılar da okunarak katalog kısmı tamamlanmıştır. Sonrasında elde edilen veriler, genel bir değerlendirme ile sonuçlandırılmıştır. Burdur Müzesi'nde bulunan Anadolu Selçuklu Dönemi sikkelerinin daha önce bilimsel açıdan incelenmemiş olması, bizi böyle bir çalışmaya yönlendirmiştir. Anahtar Kelimeler: Sikke, Anadolu Selçuklu Dönemi, Burdur Müzesi
Kadıkalesi/Anaia kazısında (2001-2017) 5.-13. yüzyıl Bizans Dönemi sikke buluntuları
Çalışmamızda, 2001-2017 yılları arasında Kadıkalesi/Anaia'da gerçekleştirilen çalışmalarda bulunmuş 5.-13. yüzyıllar arasına tarihlenen Bizans İmparatorluğu Dönemi sikke buluntuları sunulmaktadır. Çalışmamız sonucunda 5.-13. yüzyıllar arasına tarihlenen 194 adet Bizans İmparatorluğuna, Bulgar ve Latin İmitasyon grubuna ait sikke tespit edilmiştir. Elde edilen veriler doğrultusunda kronolojik düzenlemeye uygun bir katalog oluşturulmuştur. Çalışmamızda, Kadıkalesi/Anaia içerisinde yer alan anıtsal kilise, sarnıç ve atölyeler olmak üzere kale surları içerisinde bulunan plankarelerde yapılan kazı çalışmalarında ele geçen Bizans İmparatorluğu sikkeleri incelenmiştir. Bu nedenle, Kadıkalesi/Anaia kazısının ilk başladığı dönemden günümüze kadar yapılan çalışmaları için ayrı bir bölüm oluşturulmuştur. Tez kapsamı içerisinde Bizans numismatiği hakkında ana hatlarıyla bilgi sunulmuş, son olarak katalogda yer alan sikkelerin istatistik bilgileri sunularak değerlendirme yapılmıştır.
Stratonıkeıa kazısı sikke buluntuları (1977-2019 yılları)
Karia Bölgesi'nin iç kesimlerindeki yerleşimlerden birisi olan Stratonikeia Kenti, Hellenistik Dönem boyunca Hellenistik Krallıklar ve bölgenin önemli ekonomik ve siyasi güçleri arasında el değiştirmiştir. Kent, söz konusu egemen güçlerin yönetimi altında kaldığı bu dönemden MÖ 167 tarihine kadar sikke darp edecek bir konumda olmamış ve bu nedenle Hellenistik Krallıklar ve Rhodos'a ait sikke darpları kentte resmi olarak sirkülasyonda olmuştur. Kentin Roma İmparatorluk Dönemi şehir darpları ise Augustus Dönemi'nden Gallienus Dönemi'ne kadar devam etmiştir. MS 3. yüzyılın ikinci yarısından itibaren kent ekonomik kriz ve enflasyon nedeniyle kendi sikkelerini diğer kentler gibi darp etmeyi bırakmıştır. Stratonikeia kazısı sikke buluntuları; Klasik, Hellenistik, Roma, Geç Roma, Bizans ve Osmanlı Dönemi yerleşim tabakaları ile ilişkili sikkelerin yanı sıra Avrupa kökenli sikke ve para kullanımına dair bulguları da içermektedir. Doktora tezi kapsamında çalışılan bu projenin konusunu Stratonikeia ve çevresindeki kazılarda ortaya çıkarılan Grek, Roma, Geç Roma, Bizans ve Avrupa kökenli sikkeler oluşturmaktadır. Ayrıca bu çalışma sonucunda kazılarda bulunan sikkelerin tamamının çalışılması ile Stratonikeia ve territorium'unun ekonomisi ve ticari ilişkileri hakkında kapsamlı bilgi edinilmeye çalışılmıştır.
İznik Sualtı Bazilika kazısı 2019/2020/2021 yılları çukur sikke (Scyphate) buluntuları
Nikaia tarih öncesi dönemlerden başlayarak insanlığın kurduğu önemli kentler arsında yer almıştır. Roma İmparatorluğu Döneminden itibaren artan öneminin Bizans İmparatorluğu'nda zirveye ulaştığını söyleyebiliriz. Antik dönemde ticari, politik ve dini öneminden dolayı sürekli bir etkileşim noktası olmuştur. Bu nedenle Nikaia kenti nümismatik bilimi için de önemli bir merkezdir. Zaman içerisinde sikkelerde betim yönünden değişimler olduğu bilinmektedir. Bu değişimlerden bağımsız olarak ekonomik durum ve politik nedenlerin ön planda olduğu değer, basım tekniği gibi farklılıklarda oluşmuştur. Bizans imparatoru I. Aleksios tarafından 1092 yılında yapılan "Para Reformu"ndan sonra Çukur Sikkeler'in/Scyphate kullanımına başlanmıştır. Bu tezin amacı "İznik Gölü Sualtı Bazilikası" 2019/2020/2021 kazı sezonlarında bulunan çukur sikkelerin kataloğunun oluşturmaktır. Buna bağlı olarak çalışmamız kazısı yapılan bazilikal planın geçmişini aydınlatmakta yardımcı olacaktır.
Seleukos Krallığı'nda sikke basımı ve Şanlıurfa Müzesi'nden iki define
Bu çalışma kapsamında Şanlıurfa Arkeoloji Müzesi'nde bulunan biri Seleukos Krallığı'na ait bronz, diğeri Roma Dönemi'nde Seleukos Kralı I. Philippos Philadelphos adına basılan posthumous gümüş tetradrahmi sikkelerinden oluşan iki ayrı define araştırılmıştır. Bu defineler genel anlamıyla dönemin sikke basımcılığının ışığında incelenmiştir. MÖ 323'de III. Aleksandros'un ölümünden sonra Makedonia Krallığı topraklarının yönetimi, ardılları olan komutanlar (Diadokhlar) arasında bölüşülmüştür. Seleukos Krallığı, bu komutanlardan I. Seleukos Nikator tarafından Makedonia İmparatorluğu'nun doğu bölgelerinde kurmuştur (MÖ 312/11). Bu krallık, merkezi Kuzey Suriye olmak üzere MÖ 64'de bir Roma Eyaleti (Provincia Syria) olana kadar bu topraklar üzerinde egemenlik sağlamıştır. Araştırma konusunu, genel olarak MÖ 312/11-64 yılları arasındaki Seleukos Krallığı'nın egemenliği altındaki topraklarda sikke basım faaliyetleri oluşturmaktadır. Özel olarak ise incelenen iki definenin tarihi kontekste değerlendirilmesidir. Anahtar Kelimeler: Hellenistik Dönem, Seleukos Krallığı, Seleukos Sikkeleri, Şanlıurfa Müzesi.
Eskişehir Karacahisar Kalesi 2011-2014 yılları kazı buluntuları
Bu çalışmada Eskişehir Karacahisar Kalesi 2011-2014 yılı kazılarında ele geçen küçük buluntuların ve mimari birimlerin değerlendirilmesi konu edilmiştir. Coğrafi konumu itibariyle önemli yolların kavşak noktasında bulunan Karacahisar Kalesi Ortaçağ'da, Bizans Devleti ve Osmanlı Beyliği için stratejik bir nokta olmuştur. Osman Bey'in 1288 yılında bu kaleyi fethetmesiyle birlikte Osmanlı Beyliği kendi varlığını ve gücünü bölgede hissettirmeye başlamıştır. Karacahisar Kalesi alındıktan sonra Osmanlı Beyliğinin fetihleri sürekli devam etmiş ve Beylikten, güçlü bir imparatorluğa doğru yol almıştır. Bu çalışma kapsamında beş farklı çalışma alanı ve çok sayıda küçük buluntu değerlendirmeye alınmıştır. Küçük buluntulara ve mimari verilere bakıldığında, Karacahisar Kalesi'ndeki yerleşim dokusunun Ortaçağ'da daha yoğun olduğu ve 15. yüzyıldan sonra kalenin kullanımın azaldığı ileri sürülebilir. Daha sonraları kullanılmayan kalenin zamanla çoğu bölümleri yıkılmıştır. Hala devam eden arkeolojik kazılar sonucunda kalenin toprak altında kalan kısımları, gün ışığına çıkarılmaktadır.
Yozgat Müzesi'nde bulunan hellen otonom, hellenistik krallık ve roma eyalet sikkeleri
Bu çalışmanın ana kapsamını Yozgat Müzesi sikke koleksiyonu dâhilindeki Hellen otonom kentler, Hellenistik Krallıklar ve Roma İmparatorluğu Dönemi'nde Yunan kentleri tarafından darp edilen 395 adet sikke oluşturmaktadır. Koleksiyon dâhilindeki sikkelerden ilk gurubu oluşturan 95 adet sikke Arkaik, Klasik, Hellenistik dönemlerde bağımsız kentlerin basmış olduğu otonom sikkelerdir. Bu başlık altında batıda Thrakia'dan doğuda Kilikia Bölgesi'ne kadar özellikle Küçük Asya'nın batısında yoğunlaşan farklı darphanelerden sikkeler yer almaktadır. İkinci grubu oluşturan ve 234 adet örneği bulunan Hellenistik krallıklardan Makedonia, Thrakia, Pontos, Bergama, Kappadokia, Seleukos, Ptolemaios, Parthia Krallığı ve Pers satrap sikkeleri değerlendirilmiştir. Hellenistik Krallık sikke örnekleri Batı'da Makedonia ve Doğu'da Parthia Bölgesi'nden farklı örnekler bulunmaktadır. Üçüncü ve son grubu oluşturan 66 adet sikke ise Roma İmparatorluk Dönemi Eyalet sikkeleridir. Bu dönem kapsamında batıda Thrakia Bölgesi'nden doğuda Kommagene Bölgesi'ne kadar farklı darphanelere ait örnekler yer almaktadır. Sikkenin basıldığı dönemde egemen olan ve tasviri bulunan imparatorların tespiti yapılmış, Augustus döneminden Gallienus'a kadar, yaklaşık 300 yıllık bir süreç içerisinde darp edilen sikkeler ele alınmıştır. Ele alınan örnekler ait oldukları darphanelerin tanımlanmasının ardından, detayları ile metin içinde anlatılmıştır. Sikkenin ait olduğu darphane ve otoriteler özelinde genel hatları ile sikke basım süreçleri hakkında bilgiler verilmiştir. Tez kapsamında sikkeleri tespit edilen kentlerin genel olarak nümismatik tarihçeleri kısaca değerlendirilmiş ve Yozgat Müzesi koleksiyonunda hangi dönemlere ait sikkeleri olduğu vurgulanmıştır.
Penkalas III Definesi
Bu çalışma, 2022 yılı Aizanoi kazılarında ortaya çıkarılan Penkalas III Definesi'ne ait sikkelerin incelenmesi, sınıflandırılması ve değerlendirilmesi amacıyla hazırlanmıştır. Kazı çalışmalarında ele geçirilen sikkeler, temizlik işlemlerinin ardından fotoğraflanarak teşhis edilmiş; Klasik Dönem ve Hellenistik Dönem Sikkeleri, Roma Dönemi Şehir Sikkeleri ve Roma Dönemi İmparatorluk Sikkeleri olmak üzere üç ana başlık altında kataloglanmıştır. Kataloğun oluşturulmasının ardından sikkelere yönelik değerlendirmeler yapılmıştır. Çalışmanın asıl konusu Penkalas III Definesi'ne ait sikkeler olduğundan, Aizanoi kenti tarihine yalnızca gerektiği ölçüde değinilmiş ve ayrıntılara girilmemiştir. Define, Penkalas Deresi'nde bulunduğundan, definede yer alan tüm sikkelerin buluntu yeri Penkalas Deresi'dir. Toplam 1718 adet sikke kataloğa dahil edilmiş; ancak, kazı envanterine alınmayan, teşhis edilemeyen, aşırı derecede korozyona uğramış, bozulmuş fragman ve birbirine yapışmış halde bulunan 2317 sikke katalog dışında bırakılmıştır. Envantere alınmayan sikke ve fragmanlarla birlikte Penkalas III Definesi'nin toplam sikke sayısı 4035 adettir. Define içeriğinde, sikke dışı metal eserler ve metal değeri nedeniyle toplandığı düşünülen çeşitli metal parçalarda (kesin teşhisleri yapılamayacak kadar kesilmiş, kırılmış ve korozyona uğramış) yine aynı nedenlerle kazı envanterine alınmamıştır. MÖ IV. yüzyıl ile MS V. yüzyıl arasına tarihlenen sikkelerden oluşan Penkalas III Definesi, yaklaşık 1000 yıllık bir zaman dilimini kapsamaktadır. Define içindeki en geç tarihli sikkenin I. Leo'ya ait olması, definenin en geç 474 yılı veya hemen sonrasında gömüldüğünü göstermektedir.
Pers kültüründe kanatlı güneş diski sembolü
"Pers Kültüründe Kanatlı Güneş Diski Sembolü" adlı bu çalışmada, I. Dareios Dönemi'nden itibaren Pers sanatında tasvir edilmeye başlanan kanatlı güneş diski sembolü ele alınmıştır. Söz konusu sembol, Akhaemenid İmparatorluğu'nun yıkılmasının ardından Frataraka sikkeleri üzerinde de görülmektedir ancak sonrasında kullanım görmemiştir. Tüm bu süreç içerisinde çeşitli arkeolojik eserler üzerinde farklı ikonografik özelliklerde tasvir edilmiştir. Öncelikle sembolün dinle ilişkili bir yönünün olması sebebiyle Perslerin dini Zoroastrianizm ile ilgili bilgilere değinilmiştir. Sonrasında sembolün kökeni hakkındaki görüşlere yer verilmiş ve Pers kültüründeki sembolün genel özellikleri değerlendirilmiştir. Ardından ise sembole atfedilen anlamlar üç ayrı başlık altında tartışılmıştır. Bu tartışma sırasında hem arkeolojik materyaller üzerindeki tasvirler değerlendirilmiş hem de Zoroastrianizm'in kutsal kitabı Avesta'dan faydalanılmıştır. Son olarak ise sembolün ikonografik açıdan incelemesi yapılmıştır.
Aizanoi Agora güney stoası'ndaki 1 no.lu dükkân
"Aizanoi Agora Güney Stoası'ndaki 1 No.lu Dükkân" isimli bu çalışmada, Aizanoi Antik Kenti 2021 yılı kazı çalışmalarında açığa çıkarılan ve 1 No.lu Dükkân olarak adlandırılan yapı ve içerisinden ele geçen buluntular incelenmiştir. Yapıdan ele geçen seramikler ve sikkelerden hareketle burada hangi tip ürünlerin ticaretinin yapıldığı ve hangi tarihler arasında kullanıldığı saptanmaya çalışılmıştır. Çalışma kapsamında elli üç buluntu değerlendirilmiştir. Bunlardan kırk yedisini tüm veya tüme yakın parçalardan oluşan pişmiş toprak buluntular oluşturmaktadır. Söz konusu buluntular tipolojik olarak değerlendirilmiş ve benzerleri ile karşılaştırılmıştır. Diğer buluntu grubunu ise tarihlendirme için son derece önemli referans noktası olan sikkeler oluşturmaktadır. Bronz sikkeler içerisinde en erken tarihli örnek Aizanoi'da, İmparator Claudius (MS 41-54) adına basılan sikkedir. 1 No.lu Dükkân'dan ele geçen ve bir kısmı in-situ olan pişmiş toprak buluntular ve sikkeler ile yapının kandil ve/veya kandil ile ilişkili ürünlere yönelik olarak MS 1. ve 3. yüzyıllar arasında faal olarak kullanıldığı anlaşılmaktadır.
2015 yılı Myrina ve Gryneion yüzey araştırması arkeolojik envanterinin değerlendirilmesi
Bu tez çalışmasında, 2015 yılı Myrina ve Gryneion yüzey araştırmalarında bulunan, antik kentlere ait kültür varlıkları incelenmiştir. Araştırmada tespit edilen arkeolojik buluntular fotoğraflanarak belgelendirilmiştir. Buluntuların tipolojik, kronolojik ve materyal özellikleri incelenmiştir. Yapılan incelemeler sonrasında arkeolojik eserlerin; adı, dönemi, araştırmada bulunduğu yeri, cinsi, ölçüsü verilmiş ve tanımı yapılarak katalog hazırlanmıştır. Myrina ve Gryneion antik kentlerinin konumundan bahsedilmiştir. Antik kaynaklar ve modern araştırmacıların eserlerinden yararlanılarak kentlerin tarihi anlatılmıştır. Daha önceki araştırmalarda ortaya konulan veriler ve araştırmacıların incelemeleri hakkında bilgiler verilmiştir. Tez çalışmasında, Myrina antik kentine ait 63 parça ve Gryneion antik kentine ait 14 parça olmak üzere, toplam 77 adet arkeolojik envantere katalog hazırlanmış ve değerlendirilmiştir. Myrina İ.Ö. 3. yüzyıldan İ.S. 3. yüzyıla kadar sikke basmış ve Roma İmparatorluğu‟nda kısa bir süre Sebastopolis ismini almıştır. Roma İmparatorluk Dönemi‟nde özgür kent olarak anılmıştır. Myrina ve Gryneion çoğunlukla adları beraber anılan iki Aiol kenti olmuştur. Gryneion antik kenti, zamanla Myrina antik kentine bağlı küçük bir yerleşim haline gelmiştir. Myrina sikkelerinde Gryneion Apollon Kutsal Alanı ile alakalı tasvirlerde iki kentin birbiriyle ilişkili olduklarını görmek mümkündür. Kentlerin tarihi Antik Yunan kolonizasyonu öncelerine kadar dayanmaktadır. Gryneion Apollon Tapınağı ve tanrının kutsal korusu, antik çağlarda önemli Apollon kehanet ocaklarından birisi olmuştur. ANAHTAR SÖZCÜKLER: Myrina, Gryneion, Apollon, Tapınak, Nekropol.
Herbal temalı Batı Anadolu sikkeleri
İnsanlık tarihi ile paralel şekilde ilerleyen tedavi yöntemleri, doğal şartlara uyum sağlamak ve zor koşullardan korunmak için devamlı gelişmiştir. İnsanlar, rahatsızlıklarına çözüm yolu bulmak amacıyla çevrelerinde bulunan bitkileri gözlemleyip, zamanla kullanımını tecrübe etmişlerdir. Toplayıcılık yaparken deneme ve yanılma yoluyla tıbbi açıdan önemli olduğunu fark ettiği bitkileri, kendisi için fayda sağlayan diğer önemli tür bitkiler gibi kültürüne almış ve ıslahını yapmıştır. ilk başlarda, kendisine faydası olduğuna inandığı bitkileri sadece yiyerek hastalıklarına çare arayan insanoğlu, daha sonra tedavide kullandığı bu bitkilerin özünü veya daha doğrusu etken maddesini keşfederek, rahatsızlıkları için bilinçli şekilde ilaç elde etmeye başlamıştır. Bu çalışmada, Batı Anadolu kent sikkeleri üzerinde betimlenen bitkilerin, bir sembol olarak kullanımı dışında, tedavide ne gibi bir kullanımı olduğuna ve önemine değinilmiştir. Bitkilerin antik dönemdeki sağlık alanında kullanımları ve sağladıkları faydalar ile birlikte, günümüzdeki kullanımlarının benzerlik ve farklıları ele alınmıştır. Bununla birlikte tez konumuza yönelik yapılan çalışmada ele aldığımız kimi bitkilerin, genel yaklaşım dışında bir başka tür bitki de olabileceği irdelenmiştir. Bu bitkilerin, sikkelerin basıldığı tarihlerdeki herbal olarak kullanımı ve sağlık açısından önemi, mevcut literatürdeki bitkilerle kıyaslanarak yeni bir bakış akışı kazandırmak amaçlanmıştır Anahtar sözcükler: Batı Anadolu, Sikke, Herbal, Sağlık.
Asarlıktepe (Skamandria)
Skamandria, Troas bölgesinde ismi bilinen fakat, yeri tam olarak saptanamayan küçük kentlerden biridir. Bu çalışmada, Ezine yakınlarındaki Asarlık Tepe üzerinde tespit ettiğimiz kalıntıların Skamandria kentine ait olabileceği, coğrafi ve arkeolojik verilerin ışığında ispatlanmaya çalışılmıştır. Antik kaynaklarda Skamandria ile ilgili çok kısıtlı bilgilerden kentin yerinin, Skamandros (Karamendres) çayına yakın olması ve ismini bu çaydan alması dışında bir bilgi edinilememektedir. Bölgede çalışan araştırmacılar da, antik kaynaklardaki bu bilgilere dayanarak kenti, Skamandros çayına yakın antik yerleşimlerde lokalize etmişlerdir. Fakat, bizim de araştırmalarımızda tespit ettiğimiz gibi, bölgede yapılan her yeni araştırma Skamandria'nın yerinin değişmesine neden olmuştur. Üzerinde çalıştığımız Asarlık Tepe gerek konumu, gerekse arkeolojik buluntularıyla, daha önce Skamandria olarak lokalize edilen diğer yerleşim yerlerinin hepsinden daha çok kritere sahiptir. Şimdiye kadar tespiti yapılmamış olan bu tepe üzerindeki kalıntılardan, kentin, Troas'daki diğer küçük antik yerleşimlerin tüm özelliklerini taşıdığı gibi, bölgenin genel iskan tarihiyle de uyum içinde olduğu anlaşılmaktadır.
Atabey Ertokuş Medresesi kazı buluntuları (sikkeler)
Bu tez kapsamında 1993 yılında kazılan Atabey Ertokuş Medresesi'nin kazı buluntuları incelenmiştir. Medrese miladi olarak 1224 yılında, Anadolu Selçuklu Devleti'nin atabeyi Mübarizeddin Ertokuş tarafından yaptırılmıştır. Medrese pek çok devşirme malzeme kullanılarak kapalı avlulu ve eyvanlı planda inşa edilmiştir. Ayrıca yapıya bitişik olarak bir de batı tarafın da Atabey Ertokuş'a ait olabileceği söylenilen, türbe bulunmaktadır.Atabey Ertokuş Medresesi Arkeolojik kazısı ise Prof. Dr. Ali Osman Uysal tarafından 1993 yılında Göller Bölgesi Arkeolojik Kültürel Turistik Araştırma ve Değerlendirme Projesi kapsamında gerçekleştirilmiş olup, kendisi aynı zaman da tezimin danışmanlığını da üstlenmiştir.Kazı buluntuları arasında 129 adet eski para bulunmuştur. Bu tez kapsamında da bu paralar incelenmiştir. Bu sikkelerin malzemeleri, boyutları ve teknikleri farklı olmakla birlikte dönemleri de çok uzun bir zaman dilimine yayılmış durumdadır. En erken tarihli olanı Roma Dönemi, en geç tarihlisi ise Cumhuriyet Dönemi'ne aittir. Bu çeşitliliğin başlıca nedenleri hem medreseden önce bölgede mevcut bir yerleşimin olması, hem de medresenin günümüze kadar sürekli olarak kullanılmasıdır.İncelenen sikkeler içerisinde iki adet Roma Dönemi, üç adet Anadolu Selçuklu Dönemi, dört adet Avusturya İmparatorluğu parası, bir adet Alman jetonu, bir adet Yemen parası, iki Türkiye Cumhuriyeti parası ve doksan altı adet Osmanlı parası bulunmaktadır. Yirmi adet para ise tasniflenememiştir.
Roma İmparatorluğu Zafer Sikkeleri ( M.Ö. 27 - M.S. 235 )
ÖZETRoma sikkeleri, erken zamanlardan itibaren politik bir karakter taşımıştır. Sikkeler, hayvan repertuarından figürlerle başlayıp, sonrasında tanrı, tanrıça, çeşitli personifikasyonlar, askeri ve politik arenada sivrilen egemen kişi portreleri ve lejantlar yoluyla devlet politikasını yansıtmışlardır. Eskiçağın en önemli iletişim araçlarından olan sikkeler aracılığıyla empoze edilen korku ve rakip devletleri küçümseme, Roma'nın dış politikasında belirleyici bir unsurdur. Roma'nın kazandığı savaşlardan sonra darp ettiği sikkeler üzerindeki zafer teması da korku ve pasifize politikasının temel taşlarından olup, Kartaca savaşlarıyla birlikte başlamaktadır. Geç Cumhuriyet Dönemi sikkelerinde yer alan ikonografi, tanrı ya da tanrıça figürleri basit bir görünüşe sahip olmakla birlikte dil açısından karmaşık ve ancak elit tabakanın anlayacağı bir özelliğe sahiptir.Geç Cumhuriyet Dönemi'nden itibaren egemen kişi portreleriyle birlikte detaylandırılan zafer temalı sikke tipi, Principatus Dönemi'nde giderek ağırlık kazanmış, Principatus Dönemi ilerledikçe de savaşların yoğunluğuna bağlı olarak sikkeler üzerindeki sivil olaylar azalmış ve askeri olaylar sıklıkla betimlenmiştir. Erken imparatorluk dönemiyle beraber sikkelerde kullanılan personifikasyon ve açıklayıcı yazılarla sikke dili, daha belirgin bir kimlik kazanmış ve eğitimli bir zümrenin anlayacağı bir obje olmaktan çıkmıştır. Sikkeler üzerindeki imparator portreleri de, gerek hakimiyet altındaki topraklarda gerek dış devletlerde, Roma'nın tek erki olan imparatorun tanınmasında simgesel gücün aynası olmuştur. Özellikle Augustus'tan başlayarak kazanılan zaferleri temsil eden sahneler devletin gücüne işaret etmekte olup, yaratılan bu güç kültü gerek iç gerek dış politikada bir manipilasyon aracı olarak kullanılmıştır. Principatus Dönemiyle birlikte güçlü bir politik dil kazanan bu sikkeler, hem günlük hayatta sürekli karşılaşılan sistematik bir propaganda hem de hakimiyet altındaki geniş coğrafyayı kontrol altında tutmak için önemli bir araç olarak kullanılmış.
Roma İmparatorluk Dönemi'nde Bithynia-Pontus Eyaleti'nde darp edilen mimari betimli sikkeler
Antik Bithynia Bölgesi Helenistik Dönemde Anadolu'nun kuzeybatısında bağımsız bir krallık iken, MÖ 74 yılında Roma İmparatorluğu'nun bir eyaleti haline gelmiştir. MÖ 63'te General Pompeius'un bölgede yaptığı düzenlemelerden sonra Pontus'un batısı Bithynia Eyaleti'ne ilhak edilerek "Provincia Bithynia et Pontus" adı altında yeni bir eyalet haline gelmiştir. Bithynia-Pontus Eyaleti'nde, Roma hâkimiyetinden sonra imar faaliyetleri başlamış ve bu kapsamda, tapınaklar, sunaklar, tiyatrolar, amphitiyatrolar, fener kuleleri, liman yapıları kent surları ve karargâh kapıları gibi sivil, askeri ve dini içerikli birçok yapı inşa edilmiştir. Şehirlerin mimari dokusunu oluşturan bu yapılar Bithynia kentleri adına basılan birçok sikkenin arka yüzlerinde betimlenmiştir. Ödeme aracı olarak maddi değerinin yanı sıra tarih boyunca bir bağımsızlık sembolü olan sikkeler mimari tipleri ile birlikte de merkez Roma ile Bithynia Eyaleti arasında iletişim aracı olarak politik propagandaların öncüsü olmuştur. Mimari betimli sikkelere göre tapınaklar, Bithynia kentlerinde saygınlık gören Zeus, Dionysos, Demeter, Asklepius, Apollon, Serapis, Herakles, Nemesis ve Fortuna gibi tanrı ve tanrıçalara adanmıştır. Sikkelerde tasvir edilen birçok tapınağın lokasyonu belli değildir. Ancak benzer kent planları ile yapılan karşılaştırmalar ve Hristiyanlık döneminde birçok pagan tapınağının kiliseye dönüştürülmüş olduğu dikkate alındığında muhtelif tapınakların mevcut kiliselerin temellerinde veya çevresinde aranması gerektiği düşünülmektedir. Bunun yanı sıra sikke tasvirlerine göre Bithynia kentlerinde olduğu düşünülen tiyatro, amphiyatro ve gymnasium gibi anıtsal yapılar MS 1. yüzyıldan sonra gelişen imparatorluk kültü kapsamında Roma imparatorları onuruna gerçekleştirilen agonlar için inşa edilmiş olduğu anlaşılmaktadır. Bu tezde, Roma İmparatorluk Döneminde basılan mimari betimli sikkeler temel alınarak, Bithynia Eyaleti'nde yer alan kentlerin yapı programı incelenmiş ve tarihi belgeler, yazıtlar ve antik tarihçiler ışığında dönemin muhtelif yapıları hakkında fikir ve düşünceler öne sürülmüştür.
Iulius Claudius ve Flaviuslar Dönemi'nde Damnatio Memoriae kararının anıtlar, portreler ve sikkeler üzerinde uygulanışı.
Damnatio Memoriae terimi, 17. yüzyılda Roma İmparatorluğu'nda uygulanan hafızadan silme yöntemi için kullanılmıştır. Bu uygulamanın, Roma İmparatorluğu'nun kültürel hafızasına etkisi de oldukça önemlidir. Olumsuz etkileri bir yana aslında hafızadan silinmek istenen kişinin süreç içerisinde daha kalıcı bir hal aldığı da yadsınamaz. Bu uygulama kişinin onurunu zedelemek, itibarsızlaştırmak adına portrelerine, sikkelerine ve ardında bıraktığı anıtsal yapılara ihanet etmek üzerine kuruludur. Bu materyalleri parçalamak, gülünç duruma düşürmek, dönüştürmek ve imha etmek bu uygulamada yapılması gerekenleri oluşturur. Caligula, Nero ve Domitianus baz alınarak oluşturulan çalışmada, Roma İmparatorluğu'nun üç büyük önemli isminin anıtlarına, portrelerine ve anıtsal materyallerine zarar verilmiştir. Bu anlamda çalışmada bu zararların nasıl ve ne şekilde uygulandığı aktarılmıştır. Aynı zamanda damnatio memoriae adı altında aktarılan uygulamanın aslında "zamansız" bir uygulama olduğu geçmişte ve günümüzdeki uygulama örnekleri de verilerek, Roma İmparatorluğu uygulamasının nasıl gerçekleştirildiğine ilişkin çıkarımlarda bulunulmuştur.