Culture
993 theses under this subject heading
Küreselleşme, kültür ve ulus devletin geleceği
Günümüz modern toplumu yaşadığı dönemi anlamlandırma adına bir kavram içine sokmaya çalışmaktadır. Miladi takvimin başlangıcından bu yana ilk çağ, orta çağ, yeni çağ gibi önemli tarihi olaylara göre bölümlere ayrılan dünya tarihi, günümüzde ise küresel çağını yaşamaktadır. Bilgi ve iletişim teknolojilerindeki ilerlemenin sonucu olarak görebileceğimiz küreselleşmenin; kavramı, gelişimi, ekonomi, kültürel, toplumsal dinamikleri ve daha fazlası birçok boyuttan ele alınarak incelenmektedir. Bu doğrultuda küreselleşme denen olgunun siyasal boyuta yansımasının karşılığı ise ulus devlet üzerinden olmaktadır. Ulus devlet ve küreselleşme olgularına genellikle ekonomi yönlü bakılması bu olguların ortaya çıkışına, gelişimine ve geçirdiği değişimlere bir boyut odaklı bakılmasına neden olmaktadır. Bu anlamda her ne kadar göreceli bir kavram da olsa kültür; geçmişe dayanan kökleri ve dinamik yapısı ile hız ve ulaşılabilirliğin arttığı günümüz dünyasını anlamlandırma adına daha sağlam veriler sunmaktadır. Küreselleşmenin kültürel boyutunun önemi tam bu noktada mevcut olmakla birlikte ulus devlet yapılanmalarının geleceği açısından önem arz etmektedir. Çünkü küreselleşme, ulus üstü homojen bir kültür oluşturma amacı ile bütün farklı kimlikleri tek bir potada eritmeye çalışmaktadır. Öte yandan ise ulus devlet yapılanmalarındaki ulus kimliği yerine alt kimliklerin canlanmasına olanak sağlayarak çokkültürlü bir toplum yaratma çabası içinde görülmektedir. Bu doğrultuda bu çalışma küreselleşmenin kültürel boyutunun ulus devlet yapılanması açısından nasıl sonuçlar doğurduğu ve küreselleşmenin beslediği varsayılan kozmopolit ya da çokkültürlü bir topluma gebe olmanın ulusal devletler açısından nasıl bir etkiye sahip olduğu ortaya konmak için yapılmıştır. Çalışma, kapsamlı bir literatür taraması yapılarak ve birincil kaynaklara ulaşılmaya çalışılarak yapılmıştır.
Türk kültüründe kadının rolü ve Kırgız destanlarındaki yansımaları
Destanlar bir milletin kültürü, yaşam şekli ve olaylara/kişilere yaklaşımını gösteren en önemli edebi kaynaklardan biridir. Destanlar, dünya üzerinde yaşayan bütün Türk toplulukları için ayrı bir önem arz etmektedir. Arkaik dönemden itibaren Türk destanları, Türklerin yaşayış şekilleri ve günümüze kadar geçen süreçteki değişimlerini anlayabilmek açısından da eşsiz kaynaklardır. Arkaik destanlar, kahramanlık destanları, tarihi ve aşk destanları, mitsel-masalsı destanlar şeklinde çeşitleri bulunan destanlarımız, bir milletin tanınmasına da olanak sağlamaktadır. Kırgız Türklerinde ise daha çok sözlü edebiyat sahasında gelişme gösteren destanlar günümüze kadar ulaştırılmış değerli edebiyat ürünleridir. Söz konusu tez çalışmasında da Kırgız Türklerine ait olan beş destan ışığında kadınların Türk kültüründeki yeri anlatılmıştır. Tezin ilk bölümünde arkaik dönemden günümüze kadar geçen süre zarfında Türk kadınlarının aile, sosyoekonomik, kültürel ve siyasî hayat içindeki rolleri üzerine araştırma yapılmış ve Türk yaratılış destanı ile bağdaştırılarak verilmiştir. Türk mitolojisinde çok önemli bir yeri olan Ak Ana ve Umay Ana başta olmak üzere iyicil ve kötücül tanrıçalar hakkında bilgi verilmiştir. İkinci bölümde ise Türk destancılık geleneği ve kadınlar ile ilgili destan motifleri üzerinde durulmuştur. Ayrıca destanlarımızda görülen tipler hakkında da bilgiler sunulmuştur. Son bölümde ise beş Kırgız destanında yer alan kadın kahramanlar tespit edilmiş ve Türk kültüründeki rolü saptanmıştır. Tez çalışmasının sonunda yer alan ekler kısmındaki resimler ise tezde incelenen tanrıçaların ve destanlardaki kadın kahramanların mitolojide ne şekilde temsil edildiğini anlayabilmek adına verilmiştir.
Otel çalışanlarında kültür ve iş performansı ilişkisinin Hofstede modeliyle incelenmesi: Türkiye-Avusturya karşılaştırması
Örgüt kültürü, örgütsel yaşam içerisinde işgörenlerin tutum ve davranışlarına rehber olmaktadır. Örgütsel ortamda algılanan kültür, işgörenlerin iş performansını da etkileyebilmektedir. Örgütsel kültür boyutlarının farklı örneklemlerde iş performansı ile ilişkisi farklılaşabilir. Bu kapsamda çalışmanın amacı, otel çalışanlarında kültür ve örgütsel performans ilişkisini Hofstede modeliyle incelemektir. Araştırmanın örneklemini, basit seçkisiz örnekleme yöntemiyle alınan 554 otel çalışanı (277 Türkiye, 277 Avusturya) oluşturmaktadır. Araştırmada verilerinin toplanmasında İş Performansı Ölçeği ve Hofstede Kültür Boyutları Ölçeği kullanılmıştır. Veri toplama araçları ile elde edilen veriler bilgisayar ortamına sayısal ifade olarak girilmiş ve bu veriler sosyal bilimler için istatistik paket programı (SPSS 25) kullanılarak istatistiksel analizleri yapılmıştır. Araştırmamızın bulgularına göre, güç mesafesi, belirsizlikten kaçınma, bireyselcilik-çoğulculuk, uzun dönem uyum sağlama boyutları her iki örneklem için iş performansı ile ilişki gösterirken, erillik-dişilik boyutu için yalnızca Avusturya örneklemi ilişki göstermektedir.
Azerbaycan ve Türkiye halk kültüründe ateş kültü
Dört unsurdan biri olan ateş, insanoğlunun hayatında çok önemli bir yerde durmaktadır. Tarihin ilk sayfalarından bugüne kadar insana hem korku hem güven kaynağı olmuştur. Dört unsur, kendisinde var oluştan başlayan ve bu gün de devam eden hayatın gizli kodlarını tutmaktadır. Bu gizli kodlar uzun zaman aşamasında insan tarihi geliştikçe zenginleşmiş, her halk için geçmişine bir ayna tutmuştur. Zamanla kült haline dönüşen ateş, farklı zaman dilimlerinde ilgi çekmiş ve kodların çözülmesi için kaynak olarak görülmüştür. Türk Halk Kültürü Bilimi'nin de çok araştırılmış konularından biri olan ateş, kültürel kodların öğrenilmesinde büyük önem arz etmektedir. Kült ve kültür olarak çok zengin bir konu olması onun üzerinde yeniden farklı açılardan çalışmaların yapılmasına imkan sağlamıştır. Azerbaycan ve Türkiye halk kültüründe ateş kültünün incelenmesi kültürel kodlardaki ortak ve farklı açıların ortaya konulması açısından önem arz etmektedir. İster eski dinlerde isterse de eskiden gelen, halkın yarattığı edebiyat örneklerinde ateş kültünün önemli bir yeri vardır. Ateşin insanoğlunun doğum, yaşantı ve ölümünde sahip olduğu rolü onu geçmiş, şimdi ve gelecekteki sonsuzluğunu simgelemektedir. Bu sebeple yaşam var oldukça ateş kültü her zaman yaygın bir etkide olacak ve yeni kültürel kodların ortaya çıkmasına zemin hazırlayacaktır. Çalışma esnasında her iki ülkenin kültüründeki ortak ve farklı kodların tespit edilecektir. Diğer taraftan Azerbaycan Halk Kültürü Bilim'ine ateş kültü ile ilgili ilk bütüncül çalışmayı sunarak akademik ve kültürel katkıda bulunmaya çalışılacaktır. Türkiye Halk Bilimi için ise Azerbaycan'la karşılaştırma şeklinde incelenen ateş kültü çalışmasıyla katkıda bulunmak amaçlanıyor. Çalışmayı önemli kılan faktörler vardır. Şöyle ki yapılacak olan çalışma ateş kültünün önemini ve yerini ortaya koymakla kalmayacak, bu kültün yaşantımızda varlığını hangi şekilde devam ettirdiğini ve ya hangi sebeplerden günümüze ulaşmadığını ortaya koyacaktır. Diğer önemli faktör, sırf iki ülkeyi kapsayacak ateş kültü çalışmasının yapılmamış olmasıdır. Araştırma esnasında Halk Bilimi veri ve yöntemleri kullanılacaktır. Konu hem coğrafi genişlik, hem de tarihi derinlik içerisinde ele alınacaktır. İki ülkede ateş kültünü kapsayacak bu çalışma gelecekte bu konuyla ilgili yapılacak başka çalışmalar için kaynak olmakla beraber, yönlendirici bir rol oynayacaktır. Azerbaycan'da ateş kültüyle ilgili çalışmalara katkı sağlayacaktır. Ateş kültünün karşılaştırma şeklinde incelenmesinde bir ilk olacaktır. Ateş kültünün sırf Azerbaycan ve Türkiye'deki ortak ve farklı yanlarını konu edinen bir çalışmaya tesadüf edilmemiştir. Bu yüzden bu çalışma Türkiye Halk Bilim'ine de katkı sağlayacaktır. Anahtar kelimeler: Ateş, Azerbaycan, Türkiye, halk kültürü, kült, kültür
Brighton muskuloskeletal hasta bildirimli sonuç ölçümlerinin Türkçe versiyonunun psikometrik özelliklerinin incelenmesi
Bu çalışma, Brighton Muskuloskeletal Hasta Bildirimli Sonuç Ölçümlerinin (The Brighton Musculoskeletal Patient-Reported Outcome Measure: BmPROM) Türkçe versiyonunun (BmHBSÖ) oluşturulması ve psikometrik özelliklerinin incelenmesi amacıyla yapıldı. Çalışma, fizyoterapi ve rehabilitasyon kliniğinde muskuloskeletal problem tanısıyla takip edilen, 18-74 yaş aralığında, toplam 122 gönüllü hasta ile gerçekleştirildi. Hastaların fiziksel, sosyodemografik ve tıbbi bilgileri kaydedildi. Standart çeviri prosedür basamakları uygulandıktan sonra, BmPROM'un Türkçe çevirisinin anlaşılırlığı 25 hasta, içerik geçerliği ise 20 fizyoterapist üzerinde yapılan pilot çalışma ile değerlendirildi. Çalışmaya dâhil edilen hastalara, BmHBSÖ ile Kısa Form-36 Yaşam Kalitesi Ölçeği (KF-36) ve İskandinav Kas İskelet Sistemi Anketi uygulandı. BmHBSÖ'nün test-tekrar test güvenirliği için ölçek 10 gün sonra yeniden uygulandı (n=67). Ölçeğin geçerlik ve güvenirliğini belirlemek için iç tutarlılık, test-tekrar test güvenirliği ve yapı geçerliği incelendi. BmHBSÖ'nün genel iç tutarlılık katsayısı α=0.739, işlevsellik skorunun Cronbach α değeri 0.721, iyilik hali skorunun Cronbach α değeri 0.766 olarak bulundu. BmHBSÖ'nün işlevsellik (ICC=0.866) ve iyilik hali (ICC=0.844) skorları yüksek düzeyde test-tekrar test güvenirliği gösterdi. BmHBSÖ'nün işlevsellik ve iyilik hali skorları ile KF-36'nın alt boyutları arasında pozitif yönde orta ve düşük düzeyde yapısal ilişkisi bulundu (p<0.001). BmHBSÖ'nün işlevsellik ve iyilik hali skorları ile İskandinav Kas İskelet Sistemi Anketi arasında negatif yönde orta ve düşük düzeyde ilişki bulundu (p<0.05). BmHBSÖ'nün, muskuloskeletal problemleri ağrı, fiziksel fonksiyon ve psiko-sosyal olarak çok boyutlu değerlendirilmesinde kullanılabilecek geçerli ve güvenilir bir ölçek olduğu sonucuna varıldı. Anahtar Kelimeler: Güvenilirlilik ve geçerlilik, işlevsellik, kültürler arası, öz bildirim, yaşam kalitesi
Grafik tasarımda kültürel göstergelerin yaratıcı süreçlere etkisi ve Sabır Taşı hikayesi resimlemeleri
Var olduğu günden beri anlama ve anlaşılma isteğine sahip olan insan, bu doğrultuda pek çok iletişim aracı geliştirmiştir. Duyuları sayesinde kendisi dışında kalan evrene temas eden insan, yine aynı duyuları kullanarak edindiği bilgiyi diğerleri ile paylaşır. Bu duyulardan biri olan görmenin gelişmesi ile birlikte insanın, varoluşsal olarak sahip olduğu iletişim çabası görüntülere dayanan bir biçim almıştır. Simgeler ile düşünüp, iletişim kurma üzerine donatılan insan zihni, bu iletişim amacı sonucunda çeşitli görsel ve işitsel göstergeler üretmiştir. Kültürün bir bakıma, toplumda üretilen bu simgelerin birden fazla kişiye anlamlı gelmesiyle oluştuğu söylenebilir. Bu bağlamda kültürün bir parçası olan tasarım, hem geçmiş nesillerden hem de çağdaş üretimlerden etkilenerek gelişen bir yapıya sahiptir. Fakat bunun yanı sıra tasarımın ve sanatın doğrusal bir yolda ilerlediği ve bir önce üretilen ürünün bir sonrakinin arkaiği olduğunu düşünmek her zaman doğru olmayabilir. Bir toplumda üretilen görsel göstergelerin, o kültüre ait bireylerde duygulanım yaratma araçlarından biri olarak, grafik tasarım yaklaşımının gelişmesine etki ettiği düşünülmektedir. Tasarımcının kültürle kuracağı bağlantı, hem ifade zenginliği oluşturması açısından daha geniş bir alan sağlayacağı hem de alıcıya ulaştırılacak iletinin etkileyiciliği bakımından önemli görülmektedir. Bu tezde ele alınan örnek ülkelerin, resimleme yaklaşımları ve kültürle ilişkisi bağlamında geliştirdiği tavır gözlemlenmiştir. Grafik tasarımın Türkiye'deki gelişimine katkıda bulunma ve uluslararası alanda etkin bir role sahip olması adına Türk resimlemelerinin kültürle ilişkisi incelenmiştir. Çoğunlukla geleneksel sanatlar başlığı altında incelenen Türk resimlemelerinin (minyatür), grafik tasarım bağlamında etkinliğini artırarak, yeni yaklaşımların geliştirilmesi umulmaktadır. Bu noktada tasarımcıdan beklenen, geleneğin tekrarından öte, geçmişten aktarılan deneyimlerden faydalanarak yeni yaklaşımların yolunu açması ve oluşturmasıdır. Kültürün bir parçası olan Türk resimlemelerinin, ilgisizlik zinciri içinde kaybolmaması ve sadece korumakla kalmayıp aktarılan bilgi birikimiyle yeni yollar açarak gelecek nesillere kendi yaklaşımlarını yaratabilmeleri konusunda zemin hazırlaması amaçlanmıştır. Anahtar Kelimeler: Kültürel Gösterge, Resimleme, Türk Resimlemeleri, Cevdet Bilgin
Göçmen gençlerde kültürel dönüşüm üzerine sosyolojik bir analiz: İnegöl Huzur Mahallesi örneği
Bu çalışma, Doğu ve Güneydoğu'nun kırsal bölgelerinden 1990'lı yıllarda göç ederek, Bursa'nın İnegöl ilçesinde Huzur mahallesine yerleşen Kürt göçmenlerin kültürel dönüşümlerini analiz etmeyi amaçlamaktadır. Araştırma, Kürt göçmenlerin ve çocuklarının deneyimledikleri kimlik oluşum süreçleri, kent yaşamına uyumları, toplumsal cinsiyet, geleneksel ve dinsel davranış örüntüleri ve sosyal bütünleşme boyutlarındaki deneyimlerine referansla göçün mekan kaynaklı meydana getirdiği kültürel dönüşümleri ele alacaktır. Kürt göçmenlerin ikinci kuşak gençlerinin yaşadığı kültürel dönüşümler çalışmanın odak noktasını oluşturmaktır. Çalışma sonucunda, ikinci kuşak gençlerin deneyimledikleri kültürel dönüşüme bakıldığında, bu konuda gençlerin tahmin edilenden çok daha güçlü bir rol üstlendikleri gözlenmiştir. Huzur mahallesinde ikamet eden ikinci kuşak gençlerin kendi davranışlarını şekillendirirken, çoğu durumda ebeveynlerinin bilinçli olarak kaçındığı kentin popüler kültürünü örnek aldıkları görülmektedir. Diğer taraftan, ikinci kuşak gençlerin kendi anadillerine hakim olmamaları, tam anlamıyla Türkçeye hakim olmayan ebeveynleri ile aralarındaki iletişimi zorlaştırmaktadır. Bu durum birinci ve ikinci kuşak arasındaki duygusal bağların zayıflamasına ve dolayısıyla zaman zaman evde bir yabancılaşmaya neden olabilmektedir. Ayrıca, ikinci kuşak genç kadın ve erkeklerin geleneksel ilişkilere yönelik tutumlarında bazı durumlarda farklılıklar göze çarpmaktadır. Kadının toplum içindeki geleneksel konumu ikinci kuşak kadınlar tarafından daha fazla eleştirilmektedir. Bunun yanında, çalışmada ikinci kuşak erkeklerin kendi ebeveynleri ile ikinci kuşak kadınlardan daha fazla çatıştıkları gözlenmiştir. Bu çalışma, ikinci kuşak gençlerin her ne kadar ebeveynlerinin bazı kültürel kodlarını ve habituslarını taşıyor olsalar da, karşılaştıkları kent ortamı ve kültürüne uyumları açısından "geçiş kuşağı" özellikleri göstermekte olduklarını öne sürmektedir. Alan araştırmasının verilerine dayanan bu çalışmanın örneklemi, Bursa'nın İnegöl İlçesinin Huzur mahallesinde adrese dayalı nüfus kayıt sisteminden yararlanarak rastgele seçilmiş Doğu ve Güneydoğu'dan göç eden birinci kuşak göçmenler ve onların çocukları olan ikinci kuşaktan oluşan 300 kişidir. Yüz yüze uygulanmış olan anket formu, birinci kuşak göçmenlerin ve ikinci kuşak gençlerin kültürel normlarını ve geleneksel değerlerini şekillendiren temel öğelere, kültürel davranış kalıplarına ve siyasal ilgilerine odaklanan sorulardan oluşmuştur. Ayrıca, birinci kuşak göçmenler ve ikinci kuşak gençlerin içinde yaşadıkları kente uyum süreçlerindeki kültürel ve sosyal koşulların ayrıntılı bilgisine ulaşmak için bu gruplardan seçilmiş 30 kişi ile derinlemesine mülakat ve odak grup görüşmeleri yapılmıştır. Anahtar Kelimeler: Göçmen Kürtler, Gençlik, Kimlik Oluşumu, Aidiyet, Kültürel Dönüşüm, Kent, Bursa
Kültürel farklılıkların uluslararası işletmeler üzerindeki yansımaları: Somali'de faaliyet gösteren Türk işletmelerinin deneyimlerinin belirlenmesi
İnsanoğlu küreselleşmenin etkisiyle yavaş yavaş daha küresel, daha homojen bir kültüre doğru yol alsa bile, ülkeler arasındaki kültürel çeşitlilik daha uzun süre devam edecektir. Kültürün günlük yaşamı ve insanlar arasındaki etkileşimi derinden etkilemesinin ötesinde, işletmelerdeki iş yapma biçimleri üzerinde doğrudan etkisi vardır. Uluslararası işletmelerin başarısı önemli ölçüde iş yaptığı kültürü iyi tanımasına dayanmaktadır. Farklı bir kültürde faaliyet gösteren işletmeler çoğu zaman kültürel farklılıklardan kaynaklanan sorunlarla boğuşmaktadır. Bu çalışma, ülkelerarası kültürel benzerlik ve farklılıkların uluslararası işletmeler üzerindeki yansımalarını, Somali ve Türk kültürleri örneğinde tespit etmeyi amaçlamaktadır. Nitel araştırma modelinin kullanıldığı bu çalışmadaki veriler, Somali'de faaliyet gösteren Türk işletmelerinde çalışan 23 personel ile yapılan detaylı görüşmeler yoluyla elde edilmiştir. Bulgular, Türk yöneticilerin Somali ile Türkiye arasında hem uluslararası kültürü oluşturan bileşenler hem de Hofstede'in geliştirmiş olduğu ulusal kültür boyutları açısından önemli farklılıklar olduğunu düşündüğünü ortaya koymaktadır. Katılımcılara göre iki ülke arasındaki tek benzerlik aynı dine sahip olmalarıdır. Anahtar Kelimeler: Uluslararası işletme, Kültür, Ulusal kültür, Kültürel farklılıklar, Somali, Türkiye
Tüketicilerin kurumsal itibar algısı üzerindeki kültürel etkiler
İtibar işletmelere mevcut pazarlarında sürdürülebilir rekabet üstünlüğü sağlayan soyut bir varlık, ekonomik bir değerdir. Literatürde rekabet üstünlüğü ve kurumsal itibar arasında doğrusal bir ilişki olduğu görüşü yaygın bir biçimde kabul görmektedir. Bu bağlamda itibar örgütsel alanda stratejik bir kaynak olarak görülmektedir. Literatür işletmelerin itibar katsayılarının hesaplanmasına yönelik yaklaşım ve yöntemler açısından olgunluğa erişmiş durumdadır. Bu araştırmanın mevcut literatüre en önemli katkısı ise tüketicilerin söz konusu katsayıların oluşmasında hangi faktörlere öncelik verdiği ve söz konusu faktörlerin birbirlerine olan üstünlüklerinin AHP (Analitik Hiyerarşi Prosesi) yöntemi ile yeni bir model ortaya koyacak bir biçimde faktör düzeyinde belirlenmiş olmasıdır. AHP objektif ve sübjektif tüm kriterleri ikili karşılaştırmalar yaparak ölçen ve bu kriterlerin birbirlerine göre önceliklerini bularak önem sıralarını belirleyen bir karar verme tekniğidir. Kültür kavramının epistemolojik önemi ve ontolojik gerçekliğinden hareketle araştırmanın iki farklı kültürde sürdürülmesi sebebiyle iki farklı çalışma evreni ve örneklemi bulunmaktadır. Güçlü temsil yeteneği sebebiyle seçkisiz örnekleme ile gerçekleştirilen anket uygulamasında iki farklı kültürel grubun itibar algısı kıyaslanmış ve bu algıyı şekillendiren temel değişkenlerler ve atfedilen önem dereceleri belirlenmiştir. Sonuç olarak, farklı tüketici gruplarının itibar algısını oluşturan temel değişkenlerin kültürler arasında önemli farklılıklar gösterdiği tespit edilmiş ve öneri kısmında da araştırmada kullanılan 23 maddeden oluşan ölçeğin 7 madde ile uygulanması noktasında yeni bir öneride bulunulmuştur. Anahtar Kelime: Kurumsal itibar, Algılanan İtibar, İtibar Yönetimi
Psikolojik danışmanların kültürel duyarlılık algılarının demografik ve mesleki değişkenler açısından incelenmesi
Bu çalışmanın üç ana amacı bulunmaktadır. İlki, psikolojik danışmanların kültüre duyarlı psikolojik danışma sürecindeki kültürel duyarlılık algılarını değerlendirmek için geçerli ve güvenilir bir ölçme aracı geliştirmektir. RESPECFUL Model unsurları ve APA çokkültürlülük tanımı ölçek maddelerinin yazımında kullanılmıştır. Bu çalışmanın ikinci amacı, psikolojik danışmanların kültürel duyarlılık algılarını cinsiyet, mezuniyet düzeyi, mesleki kıdem, bulundukları bölgedeki çalışma süresi açısından araştırmaktır. Çalışmanın son amacı, psikolojik danışmanların kültüre duyarlı psikolojik danışma kavramı ile ilgili eğitim yaşantıları, psikolojik danışma süreçleri ve danışan profillerini incelemektir. Ayrıca, RESPECTFUL Model ve APA ışığında İçerik Analizi yoluyla farklı kültürel özellikteki danışanlarıyla çalışırken karşılaştıkları mevcut zorluklar ve karşılaşacaklarını öngördükleri olası zorlukları incelemek amaçlanmıştır. Birinci, ikinci ve üçüncü amaçla ilgili çalışmalar ve bu çalışmaların sonuçları, Çalışma I, Çalışma II ve Çalışma II adlı üç ana bölümde sunulmuştur. Çalışma I kapsamında, Kültürel Duyarlılık Algıları Ölçeği (KPYAÖ) adlı beşli Likert tipi bir ölçek geliştirilmiştir. Ölçek geliştirme süreci, Türkiye'nin farklı bölgelerinden 322 gönüllü psikolojik danışmanın katılımıyla 2014 yılı Ocak ve Aralık ayları arasında gerçekleştirilmiştir. Açımlayıcı Faktör Analizi sonucuna göre, iki faktörlü ve 26 maddeden oluşan bir ölçek ortaya çıkmıştır. Madde içerikleri ve alanyazın ışığında, ölçeğin faktörleri kültürel farklılıklara açıklığı işaret eden Faktör 1 ve danışanla kültürel benzerlik aramayı işaret eden Faktör 2 olarak adlandırılmıştır. Faktör analizi sonuçları, maddelerin toplamının toplam varyansın % 67.7'sini açıkladığın göstermektedir. Ölçeğin Cronbach Alpha güvenirlik katsayıları ilk faktör için .98, ikinci faktör için .79 ve tüm ölçek için .95 olarak hesaplanmıştır. KDAÖden alınan yüksek puan, yüksek kültürel duyarlılık algısını işaret etmektedir. Elde edilen istatistiksel değerler, KDAÖnün psikolojik danışmanların kültüre duyarlı psikolojik danışma sürecinde kültürel duyarlılık algılarını ölçmede geçerli ve güvenilir olduğunu göstermektedir. Çalışma II'de, psikolojik danışmanların kültürel duyarlılık algıları cinsiyet, mezuniyet düzeyi, mesleki kıdem ve bulundukları bölgedeki çalışma süresine göre incelenmiştir. Lisansüstü derecesine sahip psikolojik danışmanların kültürel duyarlılık algıları lisans mezunu psikolojik danışmanların kültürel duyarlılık algılarından anlamlı olarak yüksek bulunmuştur. Ayrıca, Çalışma II'deki diğer demografik özelliklerin anlamlı olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Çoklu Doğrusal Regresyon Analizi sonuçlarına göre, mezuniyet düzeyi kültürel duyarlılık algılarının yordayıcısıdır. Öte yandan, cinsiyet, mezuniyet düzeyi, mesleki kıdem ve bulundukları bölgede çalışma süresinin psikolojik danışmanların kültürel duyarlılık algılarının yordayıcısı olmadıkları bulunmuştur. Çalışma III kapsamında, psikolojik danışmanlardan veri toplamak için Kişisel Bilgi Formu kullanılmıştır. Psikolojik danışmanların kültüre duyarlı psikolojik danışma kavramı ile ilgili eğitim yaşantıları, psikolojik danışma süreçleri ve danışan profilleri çalışmanın bu kısmında incelenmiştir. Ayrıca, çalışmanın bu kısmında kültürel özellikleri farklı danışanlarıyla çalışırken karşılaştıkları mevcut zorluklar ile karşılaşacaklarını öngördükleri olası zorluklar İçerik Analizi yoluyla incelenmiştir. İçerik Analizinde RESPECTFUL Model unsurları ve APA çokkültürlülük tanımı kullanılmıştır. Mevcut zorluklar, aile, cinsiyet, cinsel kimlik, dil, din, etnik köken, farklı değer yargıları, sosyoekonomik düzey ve toplumsal cinsiyet olarak sınıflandırılmıştır. Aile, cinsiyet, cinsel kimlik, dil, din, etnik köken/ ırk, farklı değer yargıları ve toplumsal cinsiyet de olası zorluk unsurlarıdır. Anahtar Sözcükler: Algı, Kültüre duyarlı psikolojik danışma, Kültürel duyarlılık, Ölçek, RESPECTFUL model.
Kültür spesifik çeviri incelemesi: Ahmet Hamdi Tanpınar'ın huzur romanının karşılaştırmalı analizi
In the study, a comparative analysis of the German translation version of the novel 'Huzur', written by Ahmet Hamdi Tanpınar has been investigated in the context of the scientific principles of criticism. The culture-specific samples, selected from the novel, provide for the study the comparative critics. The desired point to be reached is to determine, how the culture-specific examples, selected from the source text, transferred by means of cultural elements in the target culture and how these elements are in the target culture receipted. The study is made up of four sections. The first section involves the translation process, translation studies, translation theory, translation criticism and theoretical information about culture. In the second section the subject of the study is firstly in the original language, then in the target language analyzed. In addition to this, information about the author and the translator of the work is presented. The third section consists of a comparative analysis made in accordance with the scientific information, obtained from the first section The last section is intended as a summary. The results of the comparative analyses are given and in accordance with these data, the possible solution offers are discussed. In this context, the comments are generated from the transfer of the work is mainly related not to structural, but to contextual properties. Keywords: Translation, Equivalence, Literary translation, Literary translation criticism, Culture, Analysis, Meaning beyond the text
Seyahat bloğu yazarlarının uluslararası seyahat motivasyonlarında kültürel mesafenin rolü
Bu araştırmanın amacı, yerli turistlerin uluslararası destinasyon seçimlerinde kültürel mesafenin etkisini belirlemektir. Araştırmada fenomenolojik yaklaşım benimsenerek nitel araştırma yöntemine başvurulmuştur. Veri, yapılandırılmış görüşme formu ile 17 blog yazarından elde edilerek içerik analizi ile değerlendirilmiştir. Araştırma verileri, seyahat öncesi, sırası ve sonrası olmak üzere üç süreç halinde değerlendirilmiştir. Seyahat öncesi somut (fiziki) ve somut olmayan (zihinsel) hazırlık aşaması tespit edilmiştir. Kültürel mesafenin artması destinasyon hakkındaki bilinmezliği ve bu durumda, zihinsel hazırlığın artışına neden olmuştur. Seyahat motivasyonları iki grupta toplanmıştır. İtici faktörler; keşfetmek, farklılık, öğrenmek, ilgi duymak, merak, hayalleri gerçekleştirmedir. Çekici faktörler; destinasyon kültürü, doğal güzellik(ler) ve coğrafi yakınlık/konumdur. Seyahat sırasında, kültürel deneyim, kültürel kazanım ve kişisel değişim temaları bulunmuştur. Bu sonuçlardan hareketle destinasyon seçimi; ziyaret sırası ve sonrası, kültürel faktörlerin anlamlı bir etkisi olduğu saptanmıştır. Kültürel mesafe artışının katılımcılar için destinasyon tercih sebebi olduğu görülmüştür. Kültürel mesafenin, seyahat motivasyonu ile destinasyon seçimi arasında düzenleyici bir değişken olduğuna yönelik bir model önerilmiştir. Anahtar Kelimeler: Seyahat Motivasyonu, İtici ve Çekici Faktörler,Destinasyon Seçimi, Kültürel Mesafe, Blog yazarı
Sitcom türü dizilerde kültürel etkilerin konut temsilleri üzerinden incelenmesi
Mimari tasarımın sonuç ürünü olan mekân, görsel-işitsel medya ürünlerinin temel unsurlarından biri olarak kullanılmaktadır. Mimarlık izleyiciye sunulan mekân ile medyada temsil edilmektedir. Oluşturulan mekân temsilleri, oluşturulma biçimleri ve taşıdıkları göstergeler ile; karakterler, hikâyenin ritmi, atmosfer ve mekânın beslendiği kültür hakkında izleyiciye bilgi vermektedir. Çalışma, görsel-işitsel medyada mimari temsilin kültüre bağlı şekillenişini mekân kullanımları üzerinden incelemektedir. İnsan yaşamı için en temel mekân olan konutu ana mekân olarak kullanması ve günlük yaşam ile sıkı bir bağ kurarak izleyiciye yakın bir konumda bulunması sebebiyle medya türü olarak sitcom seçilmiştir. Sitcom, televizyon programları içinde erken dönem örneklerinden sayılabilecek ve günlük hayatı izleyiciye en komik haliyle sunan bir türdür. Sitcomlarda mekân genellikle dekor kurgu olarak tasarlanmakta ve kendisini üreten toplumun değerlerini, yaşam biçimini, günlük eylemlerini, beğenilerini ve trendlerini çeşitli temsiller ile aktarmaktadır. Çalışma kapsamında, Türkiye ve ABD'de üretilen sitcomlarda konut mekânlarının temsili ve iki toplumun kültürel normlarının bu temsillere yansımaları karşılaştırmalı olarak incelenmiştir. Bu bağlamda, Amerikan yapımı "The Nanny" ile yerli uyarlaması "Dadı" ve Amerikan yapımı "The Jeffersons" ile yerli uyarlaması "Tatlı Hayat" vaka analizi yöntemiyle ele alınarak, mekân uyarlamalarındaki kültürel etkiler ortaya konmuştur. Bu tez, sitcom türünde konut mekânlarının temsiline odaklanarak, mekânın kültürel ve toplumsal kodları nasıl yansıttığını ve iki farklı toplumdaki benzerlikler ve farklılıklar üzerine saptamalar ortaya koymaktadır. Bu bağlamda, çalışma, kültürün, mimarlık ve görsel medyanın ortak noktası olan mekân temsili üzerindeki etkilerinin anlaşılması ve iki kültürü kıyaslayarak kültürler arasındaki etkileşimleri ve dönüşümleri ortaya koyması açısından özgün bir yaklaşım sunmaktadır.
Kadın girişimcilerin kültür ve cinsiyet kaynaklı zorlukları aşabileceklerine ilişkin inançları ve bir araştırma
Girişimci; "fırsatları sezen ve elde eden, bu fırsatları uygulanabilir ve pazarlanabilir fikirler haline getiren; buna zamanı, çabası ve yetenekleri ile değer ekleyen; bunun için piyasadaki riskleri üstlenen ve bu çabalardan gelecek kazancı sezebilen; bilgiye ve değer yaratacak düşünce sistemine sahip olan yenilikçi kişi" olarak tanımlanmaktadır. Cinsiyet" ise girişimci zihniyetinin oluşumunda etkili olacağı vurgulanan bireysel özelliklerden birisidir. Günümüzde dünya nüfusunun yaklaşık yarısı, kadınlar tarafından oluşturulmasına ve kadının tarihsel süreç içinde, değişen biçim ve statülerde çeşitli ekonomik faaliyetlere katılmışolmasına karşılık toplum tarafından kadın, bağımsız bir birey olarak değerlendirilmemektedir. Tarihin farklı dönemlerinde kadın toplumsal cinsiyet hiyerarşisinde kısmen kendini göstermiş olsa da kadına karşı negatif bakış açısı genel olarak çokta değişmemiştir. Kültürel sistem her aşamada insanları yönlendirir ve her kültür kendine özgü farklılaşan değerler, davranış biçimleri, simgeler ve sonuçta farklı bir çalışan insan modeli üretir. Kültürün kadın girişimcilerin kadın olmaktan kaynaklanan zorlukları aşabileceklerine ilişkin inançlarınıetkilediği varsayılmaktadır. Bu uygulamada yukarıda verilen bilgiler doğrultusunda bir araştırma yapılmıştır. Bu uygulamada Kadın girişimcilerin kültür boyutları ile kadın olmaktan kaynaklanan zorluklarıaşabileceklerine ilişkin inançları arasındaki ilişki araştırılmış, TRB I VE TRC I Bölgelerindeki kadın girişimciler üzerinde anket çalışması yapılarak SPSS 18 programıyardımıyla değerlendirilmiştir. Anahtar Sözcükler Girişimci, Girişimcilik, Kadın Girişimciliği, Kültür
Abhazlar ve İslam tarihindeki yeri
Bir toplumun İslamlaşma sürecini incelediğimiz bu çalışmamızda, Abhazların İslamiyet ile olan ilişkileri ve bu dine bakış açıları aşama aşama tarihi veriler eşliğinde ele alınmıştır. Ayrıca Abhazya'nın yerli halkı ve kavmi yapısı da, etkileşim içerisinde bulundukları diğer milletlerle mukayese edilerek değerlendirilmiştir. Tezimizde başta Abhazlar olmak üzere Arap, Ermeni, Gürcü, Selçuklu ve Osmanlı gibi birçok kaynaktan istifade edilerek, farklı tespitlerde bulunulmuştur. İlk bölümümüzde Abhazların İslamiyet'ten önceki eski inançları ve o dönemki politik durumları ele alınmıştır. İkinci bölümümüzde Abhazların Müslümanlar ile karşılaşmaları ve onlarla olan mücadeleleri hakkında konular işlenmiştir. Üçüncü bölümümüzde Abhazya'da Osmanlı hakimiyetinden bahsedilmiştir. Bizans, Sasani, Moğol, Selçuklu ve Osmanlılar gibi dönemin egemen güçlerinin Abhazlar ile olan temasları kronolojiye hassasiyet gösterilerek ayrıntılarıyla birlikte analiz edilmiştir. Abhazya'ya yolculuk eden seyyahların, notları eşliğinde de o döneme ayrıca değinilmiştir. Kültür ve medeniyet başlığı altındaki son bölümümüzde ise Abhazlar arasında uygulanan hukuk, ceza sistemi, cenaze ve defin gibi birçok konuya temas edilmiştir. Sürgün döneminde Türkiye'ye göç eden bir kasaba da diaspora bağlamında örnek gösterilerek tezimizde teferruatlarıyla birlikte tetkik edilmiştir. Abhazların toplum içindeki hiyerarşik yapılarına, dil, kültür, anane ve adetlerine de konumuz sınırları dışına çıkmadan yer verilmiştir. Abhazların, Araplar ve İslam dininin sancaktarlığını yapan diğer devletler ile mücadeleleri dini bağlamda tahlil edilmiş; siyasi ve ulusal menfaatleri hakkında çeşitli sonuçlara ulaşılmıştır. Çalışmamızda Osmanlı arşivlerine ve birçok görsele ayrıca yer vererek içerik bakımından tezimizi zenginleştirme hususunda çaba sarf ettik. Abhazların genel olarak ne zaman İslamiyet'i kabul ettikleri konusunu ise bir sonuca ulaştırmak için gayretlerde bulunduk. Anahtar Kavramlar: Kafkasya, Abhazya, Çerkesler, Abhazlar, İslamlaşma
Çorum Alaca'da Afgan çobanlar: Kültürel farklılık ve uyum
Göç, yıllar boyu savaş ve çatışmanın hâkim olduğu Afganistan için süreklilik arz eden bir olgudur. Tarih boyunca çeşitli ülkelere göç eden Afgan halkının göç ettiği ülkelerin içerisinde Türkiye'de yer almaktadır. Özellikle son dönemde Afgan göçmenlerin Türkiye'yi ilk sırada tercih ettiği görülmektedir. Bu çalışma Afganistan'dan Türkiye'ye yasa dışı yollarla giriş yapmış ve Çorum'un Alaca ilçesine yerleşmiş Afgan çobanların, gelinen bölgedeki yerli halk ile kültürel farklılık ve uyumlarını ortaya koymaktadır. Çalışma, Alaca merkez ve köylerde bulunan 15 Afgan çoban ve 23 Türk katılımcı ile derinlemesine görüşme tekniği kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Çalışmada Afgan çobanların göç güzergahları ve bu süreçte yaşanılan zorluklar, göç öncesi ve sonrası göçmen dayanışma ağlarının rolü, gelinen yere uyum sağlamada yerli halkın Afgan çobanlara tutumu, Afgan çobanların yapmış olduğu çobanlık mesleğinin uyum sürecine etkisi, kaçak olmalarından dolayı Alaca'da karşılaştıkları zorluklar, dil bilmenin avantajları ve dil sorununa yönelik çözümler, Afgan çobanların Alaca kültürüne bakışı ve yerli halkın Afgan çobanların kültürel değerlerine tutumu analiz edilmiştir. Afgan çobanların birçoğunun gelinen yere kolay uyum sağladıkları ancak kaçak olmalarından kaynaklı sağlık, ulaşım, barınma alanında birtakım sorunlarla karşı karşıya kaldıkları görülmüştür. Karşılaşılan bu sorunların, Alaca'nın küçük bir yerleşim yeri olması ve yanında çalıştıkları kişilerin nüfuz gücü ile aşılmaya çalışıldığı tespitler arasındadır. Tespitler arasında Türk kültürü ve Afgan kültürünün benzer olmasından kaynaklı Afgan çobanların birçoğunun kendisini Türk kültürüne daha yakın gördüğü ve Türk kültürel değerlerine önem verdikleri ortaya çıkmıştır. Yanı sıra Afgan çobanlar kendi kültürlerini gelinen bölgede yaşatmaya çalışmaktadır. Alaca halkının kültürel farklılıklara olumlu yaklaşımı Afgan çobanlarla kültürel çatışmaların önüne geçmektedir. Bu durum Alaca'nın çok kültürlü yapısından kaynaklanmaktadır. Ayrıca çok kültürlü yapı Afgan çobanların yerel halk ile iletişimini ve kültürleşme süreçlerini kolaylaştırmaktadır.
Ezidi women's diaspora
In this study, the role of women in Ezidi culture and the effects of migrations on women are examined. Women in agricultural societies have a secondary role, their main place being the home and this space became even narrower for Ezidis, a closed community. This is because of the fact that they experienced exclusion and pressure for long years. Anxiety of extinction became a pressure mostly on women. This limited case study with the members of Ezidi diaspora demonstrated that migration meant the access to the right to live, to be educated, to existing as an individual both for women and men and running away from pressure. It is important to note that there is limited research on the Ezidi migration and the Ezidi diaspora. Even though there are some studies on Ezidi culture related with the study of Ezidi history and religion, there is a gap in sociological studies. This study on the Ezidi women's diaspora was conducted via communication with Ezidi associations in different parts of the world. The social media enabled to connect with these associations. Through these associations, it was possible to find some interviewees who had accepted to communicate with me and tell their experiences. Listening to them telling their own stories enriches our point of view. Despite the language DIASPORA, it was possible to communicate with them easily. Communication was made especially with young people between the ages of 20 and 26.Bu çalışmada Ezidilik kültüründe genel anlamda kadının rolü ve göçlerin kadın rolündeki etkileri incelenmektedir. Tarım toplumu içindeki kadının ev ile sınırlı kalan alanı Ezidi için daha dar bir alana sıkışmışlardır. Yıllar içerisinde yaşadıkları dışlanma ve baskının bu duruma neden olduğunu vurgulanmaktadır. Yıllar boyunca yaşanılan yok olma endişesi en çok kadınların üzerinde baskı hissetirmeye başlamıştır. Göç, hem kadınlar hem de erkekler için sadece baskıdan kaçış anlamına değil aynı zamanda eğitim hakkının, geçinme şansının ve birey olarak var olmayı ifade etmektedir. Türkiye'de Ezidiler üzerine yapılan az sayıda çalışma genellikle inançcın yapısı ve kökenleri üzerinde durmaktadır. Sosyolojik araştırmalar çok fazla konu edilmemektedir. İçe kapalı, çok fazla alana dağılmış olan Ezidi topluğu ile ilgili hazırladığım çalışmada öncelikli olarak yurt dışında bulunan derneklerle iletişim haline geçerek gerçekleştirilmiştir. Aynı zamanda sosyal medya sayesinde daha rahat bir şekilde ulaşım sağlanmıştır. Yurtdışındaki derneklerle bağlantıya geçerek görüşmeciler bulunmasına gayret edilmiş ve böylece Ezidi diasporası üzerine bilgi sahibi olunması hedeflenmiştir. Kendi ağızlarından kendi terimleriyle onları dinlemenin bakış açısını zenginleştirdiğini belirtmek gerekir. Kürtçe bilmememe rağmen göçler sayesinde yaşadıkları toplumun dilini benimsemiş olan Ezidi gruplarla kolaylıkla iletişime geçilebilmiştir. Son derece sıcak ve içten bir şekilde konuşma fırsatı bulunmuştur. Özellikle görüşmelerimde 20-26 yaş arasındaki gençlerle iletişime geçilmiştir.
Effect of personal characteristics and gender on entrepreneurship and innovativeness: A comparative study on Turkish entrepreneurs
Entrepreneurship is an essential factor for today?s economy of knowledge to manage its competitive and dynamic nature. Both governments and academics appear to be concentrating on encouraging entrepreneurship as it symbolizes innovation. Entrepreneurship also has been characterized as a major force for job creation, and a vital determinant of economic growth.Early work on entrepreneurship focused predominantly on male entrepreneurs, which was the most representative group in terms of numbers. Only from the late 1970s research on female entrepreneurship began to develop, starting out with studying the psychological and sociological characteristics of female entrepreneurs. Although female entrepreneurship is no longer an understudied phenomenon, there are still research areas that have received little or no attention. Moreover, the entrepreneurship studies that have concentrated on gender present inconclusive evidence of gender differences in entrepreneurship. However, this inconclusive evidence has been attributed to methodological weaknesses of female entrepreneurship research, including the use of small, convenience and non-mixed samples. The aim of this study is to create more insight into those areas where female entrepreneurship research to date has been inconclusive and to contribute to methodological development of 1) female entrepreneurship research by identifying the factors that effect entrepreneurial activity of Turkish female entrepreneurs and 2) a model to explain the effect of the personality characteristics on entrepreneurial activity and innovativeness.Given that the theories on women entrepreneurs have emerged primarily from research in developed countries, it is important to examine the extent to which these apply in the context of developing ones, such as Turkey.The sample is drawn using the stratified sampling technique from small businesses registered at the Istanbul Chamber of Commerce and consist of 300 entrepreneurs (107 female and 193 male). The findings of this study indicate that gender based differences among female and male entrepreneurs are in their marital status, age, number of children, financial problems faced, gender based problems, and reasons for becoming entrepreneurs. Turkish entrepreneurs demonstrated a high percentage of external locus of control (41.3 %). However, the mean locus of control scale for female entrepreneurs was not significantly different from that of their counterparts. Gender is also found to affect the product innovativeness-market dimension where men are found to be more innovative than female entrepreneurs.Besides providing a significant contribution to the limited literature on entrepreneurial activity in Turkey as well as the role of gender, this study also provides practical information to better understand the characteristics, needs, and problems of Turkish entrepreneurs and can be used to guide national entrepreneurship support programs.
Sözlü kültür hazinesi Acıpınarlı Aşık Kara Musa
Kültür, insanoğlunun maddi ve manevi olarak ürettiği her şeydir. Kültürün sözlü ortamda icra edilip, sözlü ortamda aktarılmasıyla da sözlü kültür oluşur. Sözlü kültür, yazılı kültürün temelini oluşturur. Geleneksel kültür sözlü ortamda yaratılır, sonra yazıya dökülür. Bu yönüyle yazılı kültür, sözlü kültürün çok daha sonra yazıya dökülmüş halidir. Sözlü kültür aktarımında sözlü kültürü taşıyan özel şahsiyetler olmuştur. Aşıklar bu özel şahsiyetlerin başta gelenlerindendir. Aşıklar, tarihsel süreçte birtakım değişikliklere uğrayarak günümüzde son halini almıştır. Türk kültüründe önceleri hem şiir söyleyen hem de dini lider görevini yürüten Şaman; İslamiyet'in kabulünden sonra dinî vasıfları azaltılarak şaman-ozana, daha sonra ise ozana dönüşmüştür. Türklerin Müslümanlaşması, dergâhlarda eğitim almalarıyla dervişlerin etkinliğinin artmasıyla ozanlar dervişe, bu dervişler de zamanla aşığa dönüşmüşlerdir. Bu âşıklardan biri de Çorum'un merkez köylerinden Acıpınar köyünde yaşayan, yörede Âşık Kara Musa olarak bilinen Musa Yıldız'dır. Kara Musa, sözlü kültür kaynağıdır. Çok güçlü bir hafızaya sahip olup yüzlerce şiiri ezbere bilmektedir. Derlemeyi yaptığımızda Seksen dört yaşında olmasına rağmen birçok şiir açıklamasıyla birlikte derlenmiştir. Kara Musa sadece şiir değil Kur'an-ı Kerim'i ve Hurufiliği de bilmektedir. Bu yönüyle söylediği dini içerikli şiirlerin açıklamalarını da yapmaktadır. Çalışmamızda Kara Musa'nın hayatı, dünya görüşünü ve onun gözünden Fuzuli, Hatayi, Kul Himmet, Nesimi, Pir Sultan Abdal, Virani, Yemini'nin şiirleri incelenmiştir. Çalışmamızda derleme ve ortam özellikleri göz önüne alınarak, Kara Musa'nın ezberindeki yedi ulu ozana ait şiirler ve menkıbeler kayda aktarılıp analiz edilmiştir. ANAHTAR KELĠMELER: Sözlü Kültür, ÂĢıklık, Kara Musa, Alevilik,Yedi Ulu Ozan
Emekliliğin hanehalkının eğlence ve kültür harcamaları üzerindeki etkisi:Türkiye üzerine bir inceleme
Eğlence ve kültür harcamalarının belirleyicisi olduğu farz edilen zaman faktörü, çalışmanın odak noktasını oluşturmaktadır. Gary Becker'ın Hanehalkı Üretim Teorisi esas alınarak ve Türkiye İstatistik Kurumu'nun 2013 Hanehalkı Bütçe Anketi kullanılarak uygulanan logistik analiz sonuçları bu kanıyı destekler niteliktedir. Analiz sonuçlarına göre; emeklilik, toplam harcamalar ve eğitim, Türkiye'de hanehalkının eğlence ve kültür harcamalarını pozitif yönde etkileyen önemli faktörlerdir. Ayrıca, emeklilik dönemine geçişin dinamiklerini daha iyi kavrayabilmek amacıyla bireylerin eğlence ve kültür mallarını deneyimlemesini etkileyebilecek olası faktörler hem emekli hanehalkı hem de emekliliği yakın hanehalkı için incelenmiştir. Emekli ve emekliliği yakın hanehalkının eğlence ve kültür harcamalarını etkileyebilecek olası faktörlerin incelendiği bu tez çalışması ile hem politika tasarlayanlar hem de bu tür malları üretenler için önemli ipuçları sağlanabileceği düşünülmüştür.
Popüler kültür bağlamında okuma: lise öğrencilerinin popüler kültüre karşı tutumları ile okumaya karşı tutumlarının karşılaştırılması (Tavşanlı örneği)
Günlük yaşamın ayrılmaz bir parçası haline getirilen popüler kültürün kitle kültürüne dönüşmesi, okuma alışkanlığının azalmasına dolayısıyla da halkın anlam üretimlerinin kaybolmasına neden olur. Halkın popüler kültür düzeylerinin okuma ile ilişkilendirilerek irdelenmesi, günümüz modern toplumundaki bireyin anlam dünyasını anlamaya yardımcı olur. Popüler kültür kavram olarak halkın çoğunluğu tarafından benimsenen kültürel beğenilerini ifade eder. Günümüzde bu beğeniler, haz ve isteklerin kolayca doyurulması ile şekillenir. Halk, kendisi için üretilen hazır kültür içeriklerini tercih ederek yani sadece tüketerek popüler kültürü şekillendirir. Popüler kültür içerikleri kitle iletişim araçlarıyla dağıtılır ve bireyler bu metinleri yazılı, görsel ve işitsel olarak okurlar. Okuma bilinen anlamıyla, kitapla etkileşim süreci olarak okuyucu ve metin arasındaki iletişimdir. Okuyanın okuduğu metni anlamlandırabilmesi, onu etkin bir şekilde değerlendirebilmesi zihinsel bir beceriyi gerektirir. Popüler kültürün bireyi pasifleştirmesi sonucu okuma becerileri de bundan etkilenir. Bireyin kendine sunulan popüler metinleri edilgin bir biçimde değil de etkin bir biçimde okuyabilmesi toplumu ve popüler kültürü sorgulamasına neden olur. Bu nedenle toplumların popüler kültürden etkilenmeleri ile okuma alışkanlıkları arasında bir etkileşim vardır. Bu çalışmada, popüler kültüre ilişkin öğrenci tutumları ile okumaya ait öğrenci tutumları arasında karşılaştırma yapılmaktadır. Bu karşılaştırma yapılırken popüler kültüre karşı olumlu tutum geliştirenlerin okumaya ait tutumlarının olumsuz olacağı varsayımından hareket edilmektedir.
Türkiye'nin demokrasi kültürü üzerine sosyolojik bir inceleme
Demokrasi düşüncesi Antik Yunan'da doğmuş, fakat modern yorumunu Amerikan ve Fransız Devrimleri ile bulmuştur. Demokrasi kavramı, farklı yorumları içerisinde barındırmaktadır, o yüzden üzerinde halen belirli bir tanımlamaya ulaşılamamıştır. Demokrasinin yoruma açıklığı, maalesef, demokrasiye farklı bakış açıları sunmaktadır. Yani, bazıları kendi anlayışları üzerine, kendi çıkarları adına, demokrasinin evrensel kurallarına dikkat etmeden demokrasiyi yorumlarlar. Demokrasinin evrenselliği açısından aktörün dönüştürme kapasitesi esastır.Sosyal değişimler de artık demokrasiye ihtiyaç duymaktadır. Demokrasi kavramı hemen her söylemde, sivil toplumun kimlik temelli politika sorunlarında tartışılmaktadır. Türkiye de neoliberal dönüşümlerden ciddi anlamda etkilenmiş ve bu etkilenme, siyasette, ekonomide ve toplumsalda kendisini göstermiştir. Bu neoliberal dönüşümler, Türk toplumunu anlamak adına sosyal bilimleri yeni arayışlara zorunlu kılmaktadır. Ancak, pek çok açıdan başarısız iddialar ortaya atılabilir. Neoliberal dönüşümlerin Türk toplumunun karakteristik özelliğini zayıflattığı öne sürülebilir. Daha da önemlisi, bu liberal dönüşümlerin demokrasinin temel ihtiyaçlarını oluşturduğu duygusu oluşabilir. Bu tezde, demokrasinin temelinin liberalizm değil, cumhuriyetçilik olduğunda ısrar edilmiştir.Anahtar Kelimeler: Demokrasi, Demokrasi Kültürü, Düşük Yoğunluklu Demokrasi, Liberalizm, Muhafazakarlık.
Örgüt kültürü ve iş etiği arasındaki ilişkiye yönelik bir araştırma
Son yıllarda, örgüt kültürü kavramı, işletme yönetim ve organizasyon literatüründe önemli ve göze çarpan bir kavram olmuştur. Özellikle, 1980 li yıllardan itibaren işletmeler örgüt kültürünün önemini daha iyi anlamış, gelişen ve globalleşen dünyaya uyum sağlayabilmek ve varlıklarını sürdürebilmek için bu konuda araştırma ? geliştirme çalışmaları yapmaya başlamışlardır. Örgüt kültürü, bireylerin değerleri kökeninde kültürel algılamalarının toplamıdır. Örgütteki her bir birey kendine özgü algılamalara sahiptir. Bireyler arasındaki etkileşim bireysel bakış açısını da etkileyen bir ortam oluşturmaktadır. Sosyal değerler yaratan paylaşılmış bakış açıları aynı zamanda örgüt kültürünün de temelidir.Günümüzün artan rekabet koşullarında, örgütlerin varlıklarını sürdürebilmeleri için, gerek örgütsel güveni sağlamalarında gerekse yüksek iş yaşamı kalitesi sunmalarında iş etiğini benimsemeleri ve uygulamaları önemli hale gelmiştir. İş etiği örgütlerde hakim olan etik kurallardır ve bu kurallar örgütle ilgili kişi ve grupların etik değerlerini ortak paydada buluşturur. Bütün politikaları, kanunları, ilişki ve davranışları etkileyen kurallar önceleri sözlü ifade edilirken günümüzde yazılı ifade edilmektedir.Bu araştırma, örgüt kültürü ile iş etiği arasındaki ilişkiyi incelemektedir. Araştırma üç bölümden oluşmaktadır. İlk iki bölümünde; kültür ve örgüt kültürü kavramları, örgüt kültürünün öğeleri, örgüt kültürü ile ilgili yaklaşım ve modeller, örgüt kültürünün oluşturulması, etik ve iş etiği kavramları, iş etiğinin öğeleri, iş etiği ilkeleri ve iş etiği ile örgüt kültürü arasındaki ilişki konuları açıklanmaya çalışılmıştır. Üçüncü bölümde ise Kütahya ilinde gıda sektöründe faaliyet gösteren bir işletmeden seçilen örneklem üzerinde örgüt kültürü ile iş etiği faktörleri arasındaki ilişkinin belirlenmesi konusunda yapılan araştırmanın sonuçlarına yer verilmiştir.
Çağdaş Türk resminde figüratif resmin kültürle ilişkisi
Bu araştırmada Çağdaş Türk Resim Sanatında yaşanılan kültürel değişimin figüratif resme yansıması, kuramsal bir çerçevede tartışılması amaçlanmıştır. Bu araştırma günümüz figüratif resmini anlayabilmek açısından önemlidir. Tarama modelinde desenlenen araştırma Çağdaş Türk Resminde Figüratif resim yapan ressamlar ve eserleri ile sınırlıdır.Araştırmada Resim tarihinde figürün yeri ve önemi vurgulanarak Avrupa resminin gelişiminde yer alan figüratif resimlere, üsluplara ve yaklaşımlara kısaca değinilmiştir.Çağdaş Türk Resminin oluşumu ve figüratif resim başlığı altında yer alan ikinci bölümde Türk Sanatında figürün varlığına değinilerek minyatürden başlayan sürecin Batılı anlamda resim geleneği ile değişimine yer verilmiştir. Sanayi-i Nefise Mektebi'nin figür resmindeki önemi vurgulanarak Cumhuriyetin ilanı ile her alanda gerçekleşen yeniliklere ve bu yenilikler içerisinde sanat alanındaki gelişmelere yer verilmiştir. Cumhuriyet sonrası sanat grupları ve bu gruplar içinde figür resminin anlatım biçimi, konusu, tekniği ve anlayışında ortaya çıkan değişiklikler incelenmiştir.1950 sonrası siyasal, sosyal ve ekonomik alanlardaki yeni oluşumlar sanat alanlarını da etkilemiş, yeni bir açılım ve çok yönlülük getirmiştir. 1980'ler büyük atılımların, değişimlerin ve sanatsal gelişmelerin yaşandığı bir dönem olmuştur. Aynı zamanda figüratif ve soyut resim, akademi çevrelerince tartışılmaya başlanmıştır. Sanatçılar figüratif resmi yeni içerik değerlerine kavuşturmaya çalışmıştır.Dünya'da ve Türkiye'de ortaya çıkan toplumsal, düşünsel ve teknolojik değişikliklerin sanat dünyasını nasıl etkilediği bu etkileşimin yeni sanatsal oluşumlar yanında figür resmine yansıması tartışılmıştır.Anahtar Kelimeler: Figüratif Resim; Sanat Akımları; Sanayi-i Nefise Mektebi; Çağdaş Türk Resim Sanatı.