Adolescents

1,028 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Ergenlerde cep telefonu problemli kullanımı ile bilinçli farkındalık ve stresle başa çıkma stillerinin belirlenmesi

Hızlı gelişen teknolojinin ürünü olan cep telefonlarının bilinçsiz ve aşırı kullanımı gelişimsel dönemler arasında önemli bir yere sahip olan ergenlik dönemindeki bireyleri olumsuz olarak etkilemektedir. Olumsuz etkilerin belirlenmesi, önlenmesi için farkındalık ve stresle başa çıkma stilleri önemli yer edinmektedir. Araştırmada ergenlerin cep telefonu problemli kullanımı ile bilinçli farkındalık ve stresle başa çıkma stillerinin belirlenmesi amaçlanmaktadır. Bu amaçla araştırma kesitsel tipte tanımlayıcı bir araştırma olarak gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın evrenini Hatay ili Antakya ilçesine bağlı liselerde 2017-2018 öğrenim döneminde öğrenim görmekte olan 28.144 öğrenci oluşturmaktadır. Örneklemini ise tabakalı örnekleme yöntemi ile belirlenen 6 lisede öğrenim gören 789 öğrenci oluşturmuştur. Verileri toplamada sosyodemografik veri formu, cep telefonu problemli kullanım ölçeği (PU), bilinçli farkındalık ölçeği ergen formu (BFÖ-E), ergenler için başa çıkma ölçeği (EBÇÖ) kullanılmıştır. Verilerin değerlendirmesinde sayı, yüzdelik, Anova, Student t, Mann Whitney U, Kruskal Wallis ve spearman korelasyon testleri kullanılmıştır. Araştırmaya katılan ergenlerin PU toplam puanı 29.34±13.86, BFÖ-E toplam puanı 60.04±15.17, EBÇÖ aktif başa çıkma toplam puanı 6.32±2.52, kaçınan başa çıkma toplam puanı 4.87±2.23, olumsuz başa çıkma toplam puanı 2.60±1.87 olarak belirlenmiştir. Ergenlerin %85,4'ünün cep telefonu sahibi olduğu, %63,7'sinin ilk cep telefonunu 11-14 yaşlar arasında edindiği belirlenmiştir. Kız ergenlerin PU toplam ve EBÇÖ aktif başa çıkma puan ortalamaları erkeklere göre daha yüksektir. BFÖ-E ile PU toplam, sonuçlar, sosyal iletişim, bağımlılık, kaçınan başa çıkma ve olumsuz başa çıkma arasında negatif yönde, sonuçlar ve PU toplam puanları ile olumsuz başa çıkma alt ölçeği arasında negatif yönde zayıf anlamlı, sonuçlar, sosyal ilişkiler, bağımlılık ve PU toplam puanları ile kaçınan başa çıkma alt ölçeği arasında pozitif yönde zayıf anlamlı ilişkiler gözlenmiştir. Ergen sağlığını korumak, geliştirmek ve problemleri belirleyerek gerekli önlemleri almak için bilinçli farkındalık ile başa çıkma tarzları konusunda eğitimler verilmesi önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: Ergenler, Cep Telefonu Problemli Kullanımı, Bilinçli Farkındalık, Stres, Başa Çıkma.

Başa çıkmaBilinçli farkındalıkCep telefonu+3
Arzu Çalışkan
Hatay Mustafa Kemal University · Institute of Health Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Madde kullanan ve kullanmayan ergenlerde özdenetim becerilerinin ve aile işlevlerinin belirlenmesi

Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de madde kullanım sorunu, yeni ve farklı arayışların üst düzeyde olduğu, toplumda en fazla risk altında olan ergenlik dönemi için önemlidir. Araştırma, madde kullanan ve kullanmayan ergenlerin özdenetim becerileri ve aile işlevlerinin belirlenmesi amacıyla kesitsel tipte yapılmıştır. Araştırmanın evrenini Hatay ili Samandağ ilçesine bağlı liselerde öğrenim gören 6792 öğrenci, örneklemini ise 2017-2018 eğitim-öğretim yılında 12 lisede öğrenim gören 670 öğrenci oluşturmuştur. Veriler Tanıtıcı Bilgi Formu, Aile Değerlendirme Ölçeği, Ergenlerde Özdenetim Beceri Ölçeği ile toplanmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde sayı, yüzdelik, ANOVA, Bonferroni, Student t, Mann Whitney U, Kruskal Wallis, Spearman ve All Pairwise kullanılmıştır. Araştırmamızda sigara, alkol ve yasadışı maddelerden herhangi birini kullanma oranı ¼ (% 25.8) olarak bulunmuştur. Araştırmaya katılan madde kullanan ergenlerin ADÖ alt ölçek puan ortalamaları ikinin üstünde yani sağlıksız algılanmış olup madde kullanmayan ergenlerin ADÖ alt ölçek puan ortalamaları genel işlevler alt ölçeği hariç sağlıksız olarak algılanmıştır. Madde kullanan ve kullanmayan ergenlerin ADÖ ve EÖDBÖ ile cinsiyet, sınıf düzeyi, okul türü, anne baba kavga etme durumu, ailede sigara ve alkol kullanma durumu gibi değişkenlerde istatistiksel olarak pozitif yönde zayıf bir korelasyon tespit edilmiştir. Madde kullanan ve kullanmayan ergenlerde özdenetim becerileri ile aile işlevleri arasındaki ilişki istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur. Araştırmamızın sonuçları doğrultusunda madde kullanan ergenlerin, madde kullanmayanlara göre aile işlevlerini daha sağlıksız algıladıkları, özdenetim becerilerinin de daha düşük olduğu söylenebilir. Madde kullanan ve kullanmayan ergenlerde anne babası çok sık kavga eden ergenlerin aile işlevlerinin daha sağlıksız algılandığı ve özdenetim becerilerinin daha düşük olduğu görülmüştür. Bu nedenle anne ve babalara ergenlik dönemi özellikleri, iletişim becerileri, ebeveyn tutumlarının ergenler üzerindeki etkisi gibi konularda eğitim verilmesi önerilir. Anahtar Kelimeler: Madde kullanımı, ergenlik, aile işlevleri, özdenetim becerileri

AileAile işlevleriErgenler+2
Funda Can
Hatay Mustafa Kemal University · Institute of Health Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

8 haftalık oryantiring antrenmanlarının 14-18 yaş arası gençlerde fiziksel uygunluk parametrelerine etkisi

Bu çalışmanın amacı 8 haftalık oryantiring antrenmanlarının gençlerde fiziksel uygunluk parametrelerine etkisinin incelenmesidir. 14-18 yaş arası 41 gönüllü (20 kadın, 21 erkek) katılımcı Oryantiring ve kontrol grubu olmak üzere iki gruba ayrıldı. Antrenman grubu 8 hafta boyunca hafta sonlarında sadece 1 gün, yaklaşık 60 dakikalık (ısınma, oryantiring parkuru, soğuma ve germe) bir oryantiring parkurunda antrenmana tabi tutulurken kontrol grubu okul dışında hiçbir etkinliğe katılmamıştır. Katılımcıların 8 haftalık oryantiring antrenmanı öncesi ve sonrası fiziksel uygunluğun sağlıkla ilişkili (VA, VYY, BKİ, Otur-uzan, Elastik kuvvet, Rockport, Yo-yo) ve performansla ilişkili (30 m, Illinois, Flamingo, Anaerobik güç) ölçümleri alınmıştır. Normal dağılım değerlendirmeleri yapılmış ve parametrik olmayan testlere karar verilmiştir. Bu bağlamda ön test ve son test açısından grup içi karşılaştırmalarda Wilcoxon ve gruplar arası karşılaştırmalarda Mann Whitney U testi kullanılmıştır. Çalışmada istatistiksel anlamlılık düzeyi p<0,05 olarak belirlenmiştir. 8 haftalık süreçten sonra Oryantiring antrenman grubunda vücut ağırlığı ortalama 1 kg artmış buna karşın VYY değişmemiştir. Kontrol grubunun ise VYY istatistiksel olarak anlamlı şekilde artmıştır (p<0,05). Elastik kuvvet açısından hem grup içi hem gruplar arası istatistiksel olarak anlamlı bir fark görülmezken vücut ağırlığının hesaba katıldığı anaerobik güç açısından Oryantiring grubunda ön testten son teste istatistiksel olarak anlamlı bir gelişme saptanmıştır (p<0,05). Kontrol grubunun denge performansı Oryantiring grubuna göre olumsuz yönde etkilenmiştir. Benzer şekilde Yo-yo testinde elde edilen mesafe değerlerindeki pozitif artış oranı Oryantiring grubunda anlamlı şekilde daha fazladır. Rockport süresi Oryantiring grubunda antrenman sonrasında istatistiksel olarak anlamlı şekilde azalmıştır fakat kontrol grubuna göre bir fark oluşmamıştır (p>0,05). Bununla birlikte BKİ, esneklik, illinois, sürat ve maxVO2 değerlerinde Oryantiring antrenman ve kontrol grubunda benzer şekilde sonuçlar görülmüştür. Bu sonuçlar 8 hafta, haftada bir gün yapılan Oryantiring antrenmanlarının pozitif gelişmelere sebep olsa da kontrol grubuna göre anlamlı gelişmeler sağlayacak kadar yeterli olmadığını göstermiştir.

AntrenmanAntrenmanErgenler+6
Özer Türkmen
Hatay Mustafa Kemal University · Institute of Health Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Ergenlerde intihar eğiliminin yordanması: Yaşam nedenleri, psikolojik iyi oluş ve Aleksitimi'nin rolü

Bu araştırmada, ergenlerde intihar eğiliminin yaşam nedenleri, psikolojik iyi oluş ve aleksitimi tarafından yordanıp yordanmadığı; ergenlerin cinsiyetlerine göre intihar eğilimi düzeylerinin (düşük/orta/yüksek) farklılaşıp farklılaşmadığı ve yardım alma ihtiyacı hissedip hissetmemesi (evet/hayır) durumuna göre intihar eğilim puanlarının farklılaşıp farklılaşmadığı araştırılmıştır. Bu araştırma betimsel çalışmalardan ilişkisel tarama modeli ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın bağımlı değişkeni intihar eğilimi, bağımsız değişkenleri ise cinsiyet, yaşam nedenleri, psikolojik iyi oluş ve aleksitimidir. Çalışmanın amacı çerçevesinde birçok çalışma grubundan veri toplanmıştır. Yaşam Nedenleri Ölçeği'nin yapı geçerliğini test edebilmek için lise 1, 2, 3 ve 4'e devam eden 253 ergenden (95 erkek (%37.5), 158 kadın (%62.5)), ölçüt bağıntılı geçerlik için 236 ergenden (87 erkek (%36.9), 149 kadın (%63.1)), test tekrar test güvenirliği için 135 ergenden (80 erkek (%59.2), 55 kadın (%40.8)) veri toplanmıştır. Son olarak ise, çalışmanın araştırma sorulanının cevabına ulaşabilmek için 699 ergenden (260 erkek (%37.6), kadın 439 (%62.8)) veri toplanmıştır. Araştırmada veri toplamak amacıyla "İntihar Olasılığı Ölçeği", "Yaşam Nedenleri Ölçeği", "Psikolojik İyi Oluş Ölçeği" ve "Toronto Aleksitimi Ölçeği" kullanılmıştır. Ayrıca "Yaşam Nedenleri Ölçeği" uyarlama çalışmasında ölçüt bağıntılı geçerliğe kanıt sağlayabilmek için "Rosenberg Benlik Saygısı Ölçeği" ve "Beck Umutsuzluk Ölçeği" kullanılmıştır. Verilerin analizinde SPSS 23 ve AMOS programlarından yararlanılmıştır. Öncelikle Yaşam Nedenleri Ölçeği'nin geçerliği için doğrulayıcı faktör analizi ve ölçüt bağıntılı geçerlik çalışmaları gerçekleştirilmiştir. Ölçeğin güvenirliği için Cronbach alpha iç tutarlık katsayısı ve test tekrar test yöntemlerinden yararlanılmıştır. Ergenlerin cinsiyetlerine göre intihar eğilimi düzeylerinin (düşük/orta/yüksek) farklılaşıp farklılaşmadığını belirleyebilmek için ki-kare analizinden yararlanılmıştır. Yardım alma ihtiyacı hissedip hissetmemesi (evet/hayır) durumuna göre intihar eğilimlerinin farklılaşıp farklılaşmadığını ortaya koyabilmek için bağımsız gruplar için t-Testi ve intihar eğiliminin yaşam nedenleri, psikolojik iyi oluş ve aleksitimi tarafından yordanıp yordanmadığını belirleyebilmek için aşamalı çoklu regresyon analizinden yararlanılmıştır. Araştırmada hata payı üst sınırı .05 olarak kabul edilmiştir. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre, ilk olarak ergenlerin cinsiyetlerine göre intihar eğilimi düzeyleri anlamlı bir biçimde farklılaşmadığı görülmüştür. İkinci olarak, değişkenler arasındaki ilişkiler incelendiğinde, ergenlerde intihar eğilimi ile yaşam nedenleri arasında genel çalışma grubunda negatif yönde anlamlı bir ilişki olduğu görülmüştür. Aynı grupta intihar eğilimi ile psikolojik iyi oluş arasında negatif yönde anlamlı ilişki olduğu görülmüştür. İntihar eğilimi ile aleksitimi arasında ise pozitif yönde anlamlı ilişki olduğu görülmüştür. Ayrıca kız ergenlerde intihar eğilimi ile yaşam nedenleri ve intihar eğilimi ile psikolojik iyi oluş arasında negatif yönde anlamlı ilişkiler görülmüşken, erkek ergenlerde intihar eğilimi ile yaşam nedenleri ve intihar eğilimi ile psikolojik iyi oluş arasında negatif yönde anlamlı ilişkiler, intihar eğilimi ile aleksitimi arasında ise pozitif yönde anlamlı ilişkiler olduğu görülmüştür. Üçüncü olarak ergenlerin intihar olasılıklarının "genel çalışma grubu'nda" psikolojik iyi oluş, yaşam nedenleri ve aleksitimi tarafından yordandığı görülmüşken, "kız ergenlerde" psikolojik iyi oluş ve yaşam nedenlerinin ve "erkek ergenlerde" yaşam nedenleri, psikolojik iyi oluş ve aleksitiminin anlamlı yordayıcılar olduğu görülmüştür. Son olarak ergenlerin psikolojik yardım alma ihtiyacı hissedip hissetmemesine göre intihar eğilimine ilişkin puanları anlamlı biçimde farklılaştığı ve psikolojik yardım ihtiyacı olduğunu belirten ergenlerin intihar eğilimi puanlarının daha yüksek olduğu görülmüştür. Araştırma çerçevesinde elde edilen bulgular alan yazını ışığında tartışılmış, yorumlanmış ve önerilerde bulunulmuştur.

AleksitimiErgenlerErgenlik+6
Yakup Durmuş
Muğla Sıtkı Kocman University · Institute of Educational Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Astımlı çocuk ve adölesanların hastalıklarına yönelik tutumları ile öz yeterlilikleri arasındaki ilişkinin incelenmesi

Dünya'da prevelansı gittikçe artış gösteren kronik bir hastalık olan astım öz yeterlilik ve tutum algısını etkileyen bir hastalıktır. Yüksek öz yeterlilik ve olumlu tutumun hastalık semptomlarının iyileşmesinde etkili olduğu bilinmektedir. Bu çalışma astımlı çocuk ve adölesanların hastalıklarına yönelik tutumları ile öz yeterlilikleri arasındaki ilişkinin incelenmesi amacıyla planlanmıştır. Araştırma Prof. Dr. Cemil Taşçıoğlu Şehir Hastanesi Çocuk Alerji ve İmmunoloji Polikliniğinde astım tanısı ile izlenen 10-18 yaş grubu 200 çocuk ve adolesan ile gerçekleştirilmiştir. Veri toplama aracı olarak Tanıtıcı Bilgi Formu, Astımlı Çocuklar ve Adölesanlar İçin Öz Etkililik Ölçeği ve Çocuğun Kendi Hastalığına Yönelik Tutumu Ölçeği kullanılmıştır. Araştırma bulgularına göre; araştırma kapsamına alınan çocukların %77.0'ının 10-14 yaş grubunda yer aldığı, %40.5'inin kız olduğu, %72'sinin ortaokulda okuduğu ve %91.5'inin astım ilaçlarını düzenli kullandığı saptanmıştır. Bu çalışmada astımlı çocuk ve adölesanlar için öz etkililik ölçeği puan ortalamaları 53.3±21.6, astım hastalığına yönelik tutumları ölçeği puan ortalamaları 3.3±1.0 bulunmuştur. Çalışmaya katılan çocuk ve adölesanların düşük öz yeterlilik ve hastalığa yönelik tutumlarının nötr olduğu sonucuna varılmıştır. Çocuk/adölesanların astım hastalığına yönelik tutumları ve astımlı çocuklar ve adölesanlar için öz etkililik puanları arasında anlamlı ilişki bulunmamıştır (p>0.05). Evde sigara içilmesi, son bir yılda astım atağı geçirme, astımın okul başarısını olumsuz etkilemesi ve kokuya duyarlılığın olması değişkenlerinin çocuk/ adölesanların hastalıklarına karşı tutumlarının %20.5'ini açıkladığı bulunmuştur. Ayrıca ev tozuna alerjisi olma durumunun çocuğun öz etkililik düzeyinde önemli bir değişken olduğu saptanmıştır. Astımlı adölesan/çocukların hastalığa yönelik tutum ve öz yeterliliklerinin geliştirilmesi önerilmektedir.

AstımErgenlerHemşirelik+3
Jiyan Ürün
Muğla Sıtkı Kocman University · Institute of Health Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Ergenlerde ayrışma-bireyleşme, çok yönlü eylemli kişilik özellikleri ve algılanan sosyal destek arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu araştırmada ergenlerde ayrışma-bireyleşme, çok yönlü eylemli kişilik özellikleri ve algılanan sosyal destek arasındaki ilişki incelenmiştir. Bunun yanında ayrışma-bireyleşmenin çok yönlü eylemli kişilik özellikleri ve algılanan sosyal destek tarafından yordanıp yordanmadığı araştırılmıştır. Araştırmanın çalışma grubu 675 lise öğrencisinden oluşmaktadır. Veri toplama araçları olarak Ergen Ayrışma-Bireyleşme Ölçeği, Çok Yönlü Eylemli Kişilik Ölçeği, Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği ve Kişisel Bilgi Formu kullanılmıştır. Elde edilen veriler SPSS 26 paket programı ile analiz edilmiştir. Değişkenler arası ilişkileri inceleyebilmek amacıyla Pearson Momentler Çarpımı Korelasyon Katsayısı kullanılmıştır. Ayrışma-bireyleşmenin çok yönlü eylemli kişilik özellikleri ve algılanan sosyal destek tarafından yordanıp yordanmadığını belirlemek amacıyla çoklu doğrusal regresyon analizinden yararlanılmıştır. Ergenlerde ayrışma-bireyleşmenin cinsiyete göre farklılaşıp farklılaşmadığını ortaya koyabilmek için bağımsız gruplar için t- Testi analizinden yararlanılmıştır. Araştırmada hata payı üst sınırı .05 olarak kabul edilmiştir. Değişkenler arasındaki korelasyon analizleri sonuçları incelendiğinde ayrılık kaygısı ile benlik saygısı, öz-yeterlik, yaşam amaçları ve çok yönlü eylemli kişilik ölçeği toplam puanı arasında negatif yönlü ilişki elde edilmiş, ayrılık kaygısı ile iç kontrol odağı arasında anlamlı ilişki elde edilememiştir. Son olarak, ayrılık kaygısı ile algılanan sosyal destek toplam puanı ve alt boyutları arasında arasında anlamlı ilişki bulunamamıştır. İkinci olarak, kısıtlanma kaygısı ile çok yönlü eylemli kişilik özelliklerinden benlik saygısı ve iç kontrol odağı arasında anlamlı ilişki bulunamamıştır. Buna karşın, benlik saygısı ile yaşam amaçları, öz-yeterlik ve çok yönlü eylemli kişilik ölçeği toplam puanı arasında negatif yönlü ilişkiler elde edilmiştir. Diğer taraftan, kısıtlanma kaygısı ile arkadaş ve diğer kişilerden algılanan sosyal destek arasında anlamlı ilişkiler olmadığı tespit edilmişken, toplam algılanan sosyal destek ile negatif yönde anlamlı bir ilişkiye sahip olduğu görülmüştür. Üçüncü olarak, reddedilme beklentisi ile çok yönlü eylemli kişilik özelliklerinden benlik saygısı, yaşam amaçları ve öz-yeterlik arasında negatif yönlü ilişki bulunmuştur. Buna karşın, reddedilme beklentisi ile iç kontrol odağı arasında anlamlı ilişki elde edilememiştir. Algılanan çok boyutlu sosyal destek açısından ele alındığında ise, reddedilme beklentisi ile aileden, arkadaştan ve diğer kişilerden algılanan sosyal destek arasında negatif yönlü ilişki bulunmaktadır. Bağımsız değişkenlerin bağımlı değişkeni yordamasına ilişkin elde dilen ilk bulguya göre, ergenlerde öz-yeterlik, benlik saygısı, yaşam amaçları ve toplam çok yönlü eylemli kişilik özellikleri, ayrılık kaygısını anlamlı bir biçimde yordamakta ve bu değişkenler tarafından varyansın %5'i açıklanmaktadır. Diğer taraftan ergenlerde yaşam amaçları, aileden algılanan sosyal destek, öz-yeterlik, çok yönlü eylemli kişilik özellikleri ve çok boyutlu algılanan sosyal destek; kısıtlanma kaygısını yordamakta ve bu değişkenler tarafından varyansın %24'ü açıklanmaktadır. Son olarak, ergenlerde yaşam amaçları, aileden algılanan sosyal destek ve arkadaştan algılanan sosyal destek reddedilme beklentisini yordamakta ve ilgili değişkenler varyansın %37'sini açıklamaktadır.Araştırmadan elde edilen son bulguya göre ise ergenlerin ayrışma-bireyleşme puanları cinsiyete göre anlamlı bir biçimde farklılaşmaktadır. Araştırmadan elde edilen bulgular alanyazın çerçevesinde tartışılmıştır.

Algılanan sosyal destekAyrılmaAyrılma-bireyleşme sorunları+5
Şule Buse Betus
Muğla Sıtkı Kocman University · Institute of Educational Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Ergenlerde öğrenme stili, bedensel zekâ ve spora yönelik tutum ilişkisi

Bu çalışmanın amacı, lise eğitimi gören 14-18 yaş arası ergenlerin kinestetik öğrenme stilleri ile kinestetik zeka alanlarının baskınlıklarını inceleyerek spora yönelik tutumları ile ilişkilendirmektir. Araştırmanın problem cümlesi; "Ortaöğrenime devam eden 14-18 yaş arası ergenlerin kinestetik öğrenme stilleri ile kinestetik zeka alanlarının, spora yönelik tutumlarına etkisi var mıdır?" şeklinde oluşturulmuştur. Çalışmanın genel evrenini Köyceğiz ilçesinde ortaöğretim çağındaki tüm ergenler oluştururken, çalışma evrenini ise ilgili okullarda öğrenime devam eden ergenler oluşturmaktadır. Bu doğrultuda araştırmaya, veri toplanılması planlanmış olan okullarda eğitim görmekte olan 812 öğrenciye ulaşılmış olup, çalışmaya 695 öğrenci gönüllü olarak katılım sağlamıştır. Çalışmada veri toplama aracı olarak Gökdağ tarafından 2004 yılında geliştirilmiş olan Öğrenme Stilleri Ölçeği'nin kinestetik stil alt boyutu (α=,80), Saban (2001) tarafından geliştirilmiş Çoklu Zeka Envanteri'nin kinestetik zeka alanı alt boyutu (α=,73) ve Şentürk (2015) tarafından geliştirilen Spora Yönelik Tutum Ölçeği kullanılmıştır. Pandemi şartlarında çevrimiçi toplanabilen verilere güvenirlik, normallik, sıklık ve parametrik karşılaştırma, ilişki ve regresyon analizleri uygulanmıştır. Elde edilen bulgulara göre örneklem grubundaki öğrencilerin fiziksel aktivite sıklıklarının, akademik başarıları ile doğru orantılı olarak arttığı görülmüştür. Düzenli fiziksel aktivitenin akademik başarıyı olumlu yönde desteklediği çalışmanın ortaya çıkardığı önemli sonuçlardan bir tanesi olarak göze çarpmaktadır. Çalışmanın problem cümlesine ilişkin olarak ortaya konan sonucu, kinestetik öğrenme stili ve kinestetik zeka alanı baskın olan ergenlerin, aynı doğrultuda spora yönelik tutumlarının da yüksek düzeylerde olumlu sonuçlar oluşturmasıdır. Sonuç olarak ergenlerde kinestetik zeka ve kinestetik öğrenme stilinin baskınlığı, spora yönelik tutumları oldukça yüksek bir oranda olumlu yönde etkilemektedir. Sadece beden eğitimi ve spor derslerinde değil, tüm derslerde kinestetik zeka alanı ve öğrenme stili baskın öğrencilere sınıf içi bedensel görev ve sorumluluklar verilerek hem doğal liderler yaratılmış hem de ilgili öğrencilerin öğrenme motivasyonları üst seviyeye çekilmiş olacaktır. Anahtar Kelimeler:"Ergen", "Bedensel zeka", "Öğrenme stili", "Spora yönelik tutum", "Kinestetik"

Beden eğitimi ve spor dersiBedensel kinestetik zekaErgenler+6
Gökhan Esen
Muğla Sıtkı Kocman University · Institute of Health Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Ergenlerin akademik erteleme davranışları, internet bağımlılığı ve temel psikolojik ihtiyaçları: Bir model önerisi

Bu araştırma, ergenlerin akademik erteleme davranışlarının, internet bağımlılığı ve temel psikolojik ihtiyaçlar açısından nasıl açıklandığını araştırmaya yönelik yapılmış olan betimsel bir çalışmadır. Bu çalışmada ergenlerin akademik erteleme davranışlarını internet bağımlılığı ve temel psikolojik ihtiyaçlar açısından açıklayan kavramsal bir model önerilmiştir. Ayrıca ergenlerin akademik erteleme davranışlarının cinsiyet, sınıf düzeyi, okul türü, not ortalaması, anne baba eğitim düzeyleri, ailelerin aylık gelirleri ve bir günde internette geçirdikleri zaman gibi bazı sosyo demografik değişkenler açısından incelenmesi de amaçlanmıştır. Araştırma evrenini, 2016-2017 Eğitim-Öğretim yılında İstanbul ili Bayrampaşa ilçesinde öğrenim görmekte olan ortaöğretim öğrencileri oluşturmuştur. Araştırmanın örneklemi ise, evrenden tabakalı örnekleme yöntemiyle seçilen farklı lise türlerinde öğrenim gören 493 kız ve 421 erkek toplam 914 öğrencidir. Veriler, Akademik Erteleme Ölçeği, İnternet Bağımlılık Ölçeği, Temel Psikolojik İhtiyaçlar Ölçeği-Lise Formu ve araştırmacı tarafından oluşturulan Kişisel Bilgiler Formu ile toplanmıştır. Verilerin analizinde, Bağımsız Örneklemler için t Testi, Tek Yönlü Varyans Analizi, Pearson Momentler Çarpım Korelasyon Katsayısı ve Yol (Path) Analizi kullanılmıştır. Araştırmanın sonucunda, ergenlerin akademik erteleme davranışlarının, sınıf düzeyine, not ortalamasına ve bir günde internette geçirdikleri süreye göre farklılaştığı; cinsiyete, okul türüne, anne-babalarının eğitim düzeyine ve ailelerinin aylık gelirlerine göre farklılaşmadığı tespit edilmiştir. Bulgulara göre ergenlerin akademik erteleme davranışlarının, İnternet bağımlılık düzeyleri ile orta düzeyde pozitif yönde; temel psikolojik ihtiyaçların alt boyutları olan yeterlik ihtiyacı, ilişki ihtiyacı ve özerlik ihtiyacı ile zayıf düzeyde negatif yönde anlamlı düzeyde ilişkili olduğu belirlenmiştir. Ergenlerin akademik erteleme davranışlarını, İnternet bağımlılık düzeylerinin ve temel psikolojik ihtiyaçlardan yeterlik ihtiyacının doğrudan anlamlı düzeyde açıkladığı, özerklik ve ilişki ihtiyacının ise dolaylı olarak açıkladığı belirlenmiştir. Ayrıca İnternet bağımlılığının temel psikolojik ihtiyaçları doğrudan negatif yönde anlamlı düzeyde açıkladığı, ergenlerin akademik erteleme davranışlarını ise temel psikolojik ihtiyaçlar üzerinden dolaylı olarak açıkladığı bulgusu elde edilmiştir. Sonuçlar ilgili alanyazın ışığında tartışılmış ve öneriler sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Erteleme, Akademik Erteleme, İnternet Bağımlılığı, Temel Psikolojik İhtiyaçlar, Ergenler, Yol Analizi

Akademik ertelemeBağımlılıkErgenler+4
Sermin Can
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Ergenlerin psikolojik sağlamlık düzeylerinin, önemli yaşam olayları, algılanan sosyal destek ve okul bağlılığı açısından incelenmesi

Bu araştırmada, ergenlerin psikolojik sağlamlık düzeylerinin, cinsiyet, önemli yaşam olayları yaşama, algılanan sosyal destek ve okul bağlılığı açısından incelenmesi amaçlanmıştır. Bu bağlamda, ergenlerin psikolojik sağlamlık düzeyleri, cinsiyet ve sınıf düzeyleri, cinsiyet ve önemli yaşam olayları yaşayıp yaşamamaları ve anne-baba eğitim düzeyi değişkenleri açısından incelenmiştir. Ayrıca, ergenlerin aileden algıladıkları sosyal destek, arkadaşlarından algıladıkları sosyal destek ve öğretmenlerinden algıladıkları sosyal destek, cinsiyet, sınıf düzeyi ve önemli yaşam olayı yaşayıp yaşamama durumuna göre incelenmiştir. Araştırmada ayrıca, ergenlerin okul içsel bağlılık, okul ortamı bağlılık ve öğretmen bağlılık puanları, cinsiyet ve sınıf düzeylerine göre de incelenmiştir. Son olarak, bu çalışmada, ergenlerin psikolojik sağlamlık düzeylerinin, cinsiyet, önemli yaşam olayları yaşayıp yaşamama, algılanan sosyal destek ve okul bağlılığı değişkenleri tarafından yordanması araştırılmıştır. Araştırmanın çalışma grubu, 2014-2015 Eğitim-Öğretim yılında Afyonkarahisar İl Milli Eğitim Müdürlüğü'ne bağlı olan ve Afyonkarahisar il merkezinde yer alan liselerde öğrenim gören 1022 lise öğrencisinden (533 kız, 489 erkek) oluşmaktadır. Araştırmanın verileri, "Ergen Psikolojik Dayanıklılık Ölçeği", "Algılanan Sosyal Destek Ölçeği", "Okul Bağlılığı Ölçeği" ve "Kişisel Bilgi Formu" ile elde edilmiştir. Verilerin analizi sırasında betimleyici istatistikler, İki Yönlü ANOVA, Üç Yönlü ANOVA, Tek Yönlü ANOVA ve bağımsız örneklem t testi kullanılmıştır. Varyans analizi sonucunda bağımsız değişken düzeyleri arasında gözlenen farklılıkların kaynağını bulmak için Scheffe Çoklu Karşılaştırma testi gerçekleştirilmiştir. Korelasyon katsayısı ve hiyerarşik regresyon analizi de yapılmıştır. Araştırmadan elde edilen sonuçlara göre, kızların psikolojik sağlamlık düzeylerinin erkeklere göre anlamlı olarak daha yüksek olduğu; önemli yaşam olayları yaşayan ergenlerin, önemli yaşam olayları yaşamayan ergenlere göre psikolojik sağlamlık düzeylerinin anlamlı olarak düşük olduğu; ergenlerin psikolojik sağlamlık düzeylerinin, anne ve baba eğitim düzeyine göre anlamlı olarak farklılaşmadığı anlaşılmıştır. Ergenlerin algıladıkları sosyal destek düzeyi incelendiğinde ise, kızlarda ve erkeklerde aileden algılanan sosyal destek puan ortalamasının en düşük olduğu grubun 11. sınıfta öğrenim gören ve önemli bir yaşam olayı yaşayan öğrenciler olduğu; kızlarda arkadaşlardan ve öğretmenden algılanan sosyal destek puan ortalamasının en düşük olduğu grubun 11. sınıfta öğrenim gören ve önemli bir yaşam olayı yaşayan öğrenciler olduğu bulunmuştur. Ergenlerin okul bağlılık düzeyleri incelendiğinde, kızların okul içsel bağlılık puanlarının erkeklere göre anlamlı düzeyde yüksek olduğu; dokuzuncu ve onuncu sınıftaki kızların okul ortamı bağlılığının, diğer sınıflardaki kızlardan daha yüksek düzeyde olduğu; dokuzuncu ve onuncu sınıf öğrencisi kızların erkeklere göre daha yüksek öğretmen bağlılığı puanları olduğu anlaşılmıştır. Son olarak, algılanan sosyal destek ve okul bağlılığının, ergenlerde psikolojik sağlamlığın anlamlı yordayıcıları olduğu bulunmuştur. Regresyon analizi sonucunda, toplam varyansın % 33'ü algılanan sosyal destek, % 4'ü okul bağlılığı tarafından açıklanmıştır. Diğer yandan, cinsiyetin ve önemli yaşam olayları yaşamanın ise ergen psikolojik sağlamlık düzeyini yordamadığı görülmüştür. Anahtar sözcükler: Algılanan sosyal destek, ergenlik, okul bağlılığı, önemli yaşamolayları, psikolojik sağlamlık

Algılanan sosyal destekBağlılıkErgenler+7
Özden Turgut
Anadolu University · Institute of Educational Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

15-17 yaş çocuklar ve 18 yaş üstü yetişkinlerin semantik ve eylem akıcılık becerilerinin incelenmesi

Semantik ve eylem akıcılığını barındıran sözel akıcılık ölçümleri nöropsikologlar ve dil ve konuşma terapistleri tarafından nöropsikolojik değerlendirmede sıkça kullanılmaktadır. Her iki akıcılık türü, bir kategori (isim ya da eylem) üzerinden belirli sözel ipuçlarının sunulması sonrasında kişinin kısıtlı bir zaman diliminde ürettiği sözcükler aracılığıyla ölçülmektedir. Bu çalışmada semantik akıcılık ölçümü için "Kahvaltılıklar, Tanınmış Kişiler, Yemekler, İçecekler, Ev Eşyaları" kategorileri ve eylem akıcılığı için "İnsanlar ne yapar?" bağlamında 1.5 dakika boyunca üretilen eylemler değerlendirilmiştir. Ayrıca, demografik (eğitim, yaş ve cinsiyet) ve süre (ilk, orta ve son 30 saniye) değişkenlerinin ölçümler üzerindeki etkisi incelenmiştir. Elde edilen veriler betimsel ve karşılaştırmalı istatistiksel yöntem kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırmada Türkçe konuşan ve yaşları 15-81 arasında değişen 150 katılımcı yer almıştır. Katılımcılar beş yaş (15-17, 18-29, 30-44, 45-59, 60 ve üstü) ve dört eğitim (Lise öğrencileri, 1-8 yıl, 9-11 yıl, 12 yıl ve üstü) grubuna ayrılmıştır. Ölçümler sonucu elde edilen ortalamaların yaş grupları arasında en yüksek 15-17, en düşük ise 60 yaş ve üstü gruptan elde edildiği gözlenmiştir. Eğitim değişkeninde, 1-8 yıl eğitim grubundaki katılımcılardan en düşük, 12 yıl ve üstü grubundan ise en yüksek ortalama sözcük sayılarının elde edildiği görülmüştür. Cinsiyet değişkeninde, kadın katılımcıların "Kahvaltılıklar ve Yemekler" kategorilerinde anlamlı olarak daha fazla ortalama sözcük ürettiği saptanmıştır. Süre dilimlerinde ise, ilk süre diliminde üretilen ortalama sözcük sayıları diğer dilimde üretilenlerden daha yüksek olmakla beraber, sonraki süre dilimlerinde bu değerlerin anlamlı olarak azaldığı tespit edilmiştir. Son olarak, kategoriler arasındaki üretim farklılıkları incelenmiş ve her bir kategoride üretilen sözcüklerin toplam ve ilk beş sıradaki üretim sıklığı hesaplanmıştır.

Anlam bilimDemografiErgenler+3
Şevket Özdemir
Anadolu University · Institute of Health Sciences
2015
00
DoctorateOpen AccessTR

Ergenlerin internet ve problemli internet kullanım davranışlarının bazı psiko-sosyal özellikler açısından incelenmesi

Bu araştırma, ergenlerin internet kullanım davranışlarını ortaya koymayı ve problemli internet kullanım davranışının bazı psiko-sosyal özellikler ile ilişkisini incelemeyi amaçlamaktadır. Bu temel amaç kapsamında, ergenlerin internet kullanım davranışları, internette kimlik denemeleri yapma durumları, sosyal paylaşım sitesi (Facebook) kullanımları, internet kullanımının yaşamlarına etkisine yönelik algılamaları betimlenmekte ve ergenlerin psikolojik ihtiyaçları, kimlik statüleri, heyecan arama ve yaşam doyumu düzeylerinin problemli internet kullanım düzeylerinin önemli bir yordayıcısı olup olmadığı ortaya konmaktadır. Araştırmanın çalışma grubu, Eskişehir il merkezindeki devlet liselerinde öğrenim gören 2729 öğrenciden oluşmuştur. Araştırmanın verilerini toplamak için Problemli İnternet Kullanım Ölçeği-Ergen, Temel İhtiyaçlar Ölçeği, Benlik Kimliği Statüleri Ölçeği, Arnett Heyecan Arama Ölçeği, Yaşam Doyumu Ölçeği ve Kişisel Bilgi Anketi kullanılmıştır. Verilerin analizi ise betimsel istatistikler ve hiyerarşik regresyon analizi ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın bulguları ergenlerin önemli bir kısmının internete en çok evdeki bilgisayardan bağlandıklarını, en çok akşam bağlandıklarını, çoğunlukla haftada ortalama 1-5 saat arasında internet kullandıklarını göstermiştir ve internet uygulamalarının kullanımı açısından ise en çok sırasıyla genel bilgi arama, oyun ve chat için kullanımın olduğu ve interneti en çok eğlenceli zaman geçirmek için kullandıkları bulunmuştur. Ergenlerin internette başka biri gibi davranarak kimlik denemeleri yapma sıklıkları açısından ise asla kimlik denemesi yapmayanların oranı % 32,50, bazen yapanların oranı % 66,40 ve sık sık yapanların oranı ise % 1,10'dır. İnternette çoğunlukla yapılan kimlik deneme biçimi ise hayali biri gibi davranma olarak belirlenmiştir. Ayrıca, ergenler çoğunlukla insanları daha kolay tanımak için ve daha kolay konuşmak için internette kimlik denemeleri yaptıklarını ifade etmişlerdir. Yine, ergenlerin % 90,70'inin Facebook kullanıcısı olduğu ve Facebook kullanmalarının temel nedeni olarak ilk sırada "sohbet etmek" olduğu ortaya çıkmıştır. Ergenlerin internetin yaşamlarına etkisine yönelik algılamalarına ilişkin ise ergenlerin % 50'si internetin arkadaşlarıyla ilişkilerini, % 33'ü günlük rutinlerini tamamen olumlu etkilediğini belirtmişlerdir. Ergenlerden % 28'i internetin sağlığını, % 27'si öğretmenlerle ilişkisini, % 26'sı okul performansını ve aile ilişkisini tamamen olumlu etkilediğini belirtmiştir. Araştırmada, regresyon analizi sonuçları dağınık, kararsız ve başarılı kimlik statülerinin, güç ve sevme/sevilme psikolojik ihtiyaçlarının, heyecan arama ve yaşam doyumu niteliklerinin problemli internet kullanımında önemli yordayıcılar olduğu ve bu değişkenlerin birlikte toplam varyansın % 20'sini açıkladığı ortaya çıkmıştır. Araştırmada kız ergenlerin problemli internet kullanımının yordayıcıları; sevme/sevilme ve güç ihtiyaçları, başarılı, kararsız ve dağınık kimlik statüleri ve heyecan arama olarak belirlenmiştir. Bu değişkenler birlikte toplam varyansın % 17'sini açıklamıştır. Erkek ergenlerin problemli internet kullanımının yordayıcıları ise sevme/sevilme ve güç ihtiyaçları, başarılı ve dağınık kimlik statüleri, heyecan arama ve yaşam doyumudur. Bu değişkenlerin birlikte toplam varyansın % 16'sını açıkladığı ortaya çıkmıştır. Kızlar ve erkekler ayrı ayrı incelendiğinde hemen hemen aynı yordayıcıların önemli olduğu görülmüştür. Sadece kızlarda yaşam doyumu, erkeklerde kararsız kimlik statüsü problemli internet kullanımının önemli yordayıcısı değildir. Anahtar Sözcükler: Problemli internet kullanımı, internet bağımlılığı, psikolojik ihtiyaç, kimlik statüsü, heyecan arama, yaşam doyumu, ergen

ErgenlerKimlikKimlik statüleri+7
Ayşen Balkaya Çetin
Anadolu University · Institute of Educational Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Ergenlerde internet ve problemli internet kullanım davranışının incelenmesi

Araştırmada, ergenlerin genel internet kullanım davranışlarının, internet ortamında oyun oynama davranışlarının betimlenmesi ve bu davranışlar bakımından problemli internet kullanım düzeylerinin önemli bir farklılık gösterip göstermediğinin incelenmesi amaçlanmıştır. Ayrıca, araştırmada genel internet kullanım süresi, internette oyun oynama süresi, problemli internet kullanım düzeyi ile genel erteleme ve akademik erteleme arasındaki ilişkiler incelenmiştir. Son olarak ise ergenlerin internet hakkındaki görüşlerinin nitel olarak betimlenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın çalışma grubu toplam 1088 lise öğrencisinden oluşmuştur. Araştırmanın verilerini toplamak için "Problemli İnternet Kullanım Ölçeği-Ergen", "Genel Erteleme Ölçeği", "Akademik Erteleme Ölçeği" ve "Kişisel Bilgi Anketi"nden yararlanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre ergenlerin günlük internet kullanım süresi 30 dakika ile 15 saat arasında, ortalaması saat olarak 3.42'dir. Ergenlerin internet kullanım süresi arttıkça problemli internet kullanım düzeyleri de artmaktadır. Ergenler en çok cep telefonu ile internet kullanmaktadır. Ayrıca cep telefonu ile kullanan ergenler, taşınabilir bilgisayar ile kullananlara göre daha yüksek problemli internet kullanım düzeyine sahiptirler. Ergenler interneti en çok eğlenmek-vakit geçirmek için kullanmaktadır. Ayrıca eğlenmek-vakit geçirmek ile iletişim kurmak amaçlı internet kullanan ergenlerin problemli internet kullanım düzeylerinin bilgi elde etmek amaçlı internet kullananlara göre daha yüksek problemli internet kullanım düzeyine sahip oldukları belirlenmiştir. İkiden fazla kişiyle oynanan oyunları oynayanların problemli internet kullanım düzeyleri tek ve iki kişiyle oynanan oyunları tercih edenlere göre daha yüksek bulunmuştur. Araştırmada internette günlük ortalama oyun oynama süresi ile genel erteleme düzeyi arasında, problemli internet kullanımı ile genel erteleme düzeyi arasında ve günlük ortalama internette oyun oynama süresi ile akademik erteleme düzeyi arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki elde edilmiştir. Problemli internet kullanımı ile akademik erteleme düzeyi arasında ise pozitif yönde - anlamlı bir ilişki olduğu belirlenmiştir. Ayrıca, ergenlerin interneti en çok bilgi elde etme aracı olarak gördüğü belirlenmiştir. Ergenler internetin en çok olumlu yönünün bilgi elde etmeyi sağlaması olduğunu ve en çok olumsuz yönünün ise boşa zaman kaybettirmesi olduğunu ifade etmişlerdir.

Akademik ertelemeErgenlerLise öğrencileri+5
Aykut Günlü
Anadolu University · Institute of Educational Sciences
2016
00
DoctorateOpen AccessTR

Tele hemşirelik ile gerçekleştirilen oyunlaştırma tekniğinin ergenlerin beslenme davranışı ve fiziksel aktivite düzeyine etkisi

Başlık: Tele hemşirelik ile gerçekleştirilen oyunlaştırma tekniğinin ergenlerin beslenme davranışı ve fiziksel aktivite düzeyine etkisi Amaç: Araştırmanın amacı tele hemşirelik ile gerçekleştirilen oyunlaştırma tekniğinin ergenlerin beslenme davranışı, fiziksel aktivite düzeyi ve sağlık durumu algısına etkisini saptamaktır. Yöntem: Araştırma tek merkezli, tek kör, paralel grup, yedi haftalık takip süresi olan randomize ön test-son test tam deneysel tasarımda yapıldı (Clincal Trials: NCT05567146). Çalışma Aksaray il merkezinde bulunan eğitim programları farklı üç lisede (mesleki ve teknik, Anadolu ve fen lisesi) 65 ergen (29'u müdahale, 36'sı kontrol) ile 16 Mayıs 2022- 2 Eylül 2022 tarihleri arasında yürütüldü. Çalışmada müdahale grubuna yedi hafta boyunca oyunlaştırma tekniği uygulandı. Çalışmada SPSS 15.0 istatistik programı kullanılarak intention-to treat (ITT) analizi yapıldı. Bulgular: Müdahale grubunun fiziksel aktivite düzeyi, beslenme davranışı, meyve ve sebze tüketimi değişim süreci toplam ve alt boyut puanı ile sağlık durumunu algılama puanlarındaki değişimin kontrol grubuna göre istatiksel olarak anlamlı olduğu bulundu. Ayrıca müdahale grubundaki ergenlerin su ve soda içme sıklığı ile enerji içeceği içme sıklığının kontrol grubuna göre istatiksel olarak anlamlı olduğu tespit edildi. Yapılan uygulamanın ergenlerin süt ve süt ürünleri içme sıklığı ile meyve suyu, gazlı içecek, çay ve kahve içme sıklığına etkisi olmadığı belirlendi. Sonuç: Tele hemşirelik ile gerçekleştirilen oyunlaştırma tekniğinin ergenlerin beslenme davranışını ve sağlık durumu algısını iyileştirmede; fiziksel aktivite düzeyini, meyve-sebze tüketimini, su ve soda içme sıklığını artırmada ve enerji içeceği içme sıklığını azaltmada etkili olduğu görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Adölesan, beslenme, ergen, fiziksel aktivite, oyunlaştırma, tele hemşirelik.

BeslenmeBeslenme davranışıErgenler+6
Sevim Uğur
Eskişehir Osmangazi University · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Ergenlerin saldırganlık düzeyleri ile sosyal aktivitelere katılımları arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu araştırma, ergenlerin saldırganlık düzeyleri ile sosyal aktivitelere katılımları arasındaki ilişkinin incelenmesi amacıyla tanımlayıcı-ilişkisel olarak yapılmıştır.Araştırmanın evrenini Elazığ il merkezinde bulunan Milli Eğitim Müdürlüğüne bağlı 11 genel liseden kura yöntemiyle seçilen, Karşıyaka lisesi, Hıdır Sever lisesi, Gazi lisesi ve Korgeneral Hulusi Sayın lisesi son sınıflarında eğitim gören 1049 öğrenci oluşturmaktadır. Belirlenen bu liselerde öğrencilerin tümünün araştırmaya alınması planlandığı için örneklemin büyüklüğü belirlenmemiş ve araştırmaya katılmayı kabul eden, 16-19 yaşları arasındaki 803 ergen ile araştırma tamamlanmış ve evrenin %76.5'ine ulaşılmıştır. Araştırmanın verileri sosyo-demografik bilgileri içeren form, sosyal işlevsellik ölçeğinin alt boyutları olan sosyal öncül etkinlikler ve boş zamanları değerlendirme ölçekleri ve saldırganlık ölçeği kullanılarak Nisan 2011- Haziran 2012 tarihleri arasında araştırmacı tarafından toplanmıştır. İstatistiksel değerlendirmede SPSS 20.0 paket programı, verilerin analizinde Anova, korelasyon ve t testi kullanılmıştır.Elde edilen verilere göre cinsiyet ve ergenin algıladığı aile gelir düzeyine göre saldırganlık açısından gruplar arasında istatistiksel olarak önemli fark olduğu saptanmıştır. Yine cinsiyet, kardeş sayısı, anne-babanın eğitim düzeyi, babanın mesleği ve ergenin algıladığı aile gelir düzeyine göre sosyal aktivitelere katılım açısından gruplar arasında fark olduğu saptanmıştır.Saldırganlık ile sosyal aktiviteler arasında istatistiksel olarak önemli bir ilişki olduğu, saldırganlık arttıkça sosyal aktivitelere katılımında arttığı saptanmıştır.Bu sonuçlar doğrultusunda; ergenlere yönelik olarak öfke kontrolü ve stresle başa çıkma stratejileri hakkında danışmanlık hizmetlerinin verilmesi, ebeveynlere yönelik ise, ergenlerin sosyal aktivitelere yönlendirilmesi ve saldırganlığı önleme hakkında bilgi verilmesi için gerekli girişimlerde bulunulabilinir.Anahtar kelimeler: Ergen, sosyal aktivite, saldırganlık, hemşirelik

ErgenlerHemşirelikSaldırganlık+1
Hatice Pekince
İnönü University · Institute of Health Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Cep telefonu problemli kullanım (PU) ölçeğinin Türkçe'ye uyarlanması: Geçerlik ve güvenirlik çalışması

Bu araştırma, Cep Telefonu Problemli Kullanımı Ölçeği (PU)'nin Türk toplumu için geçerlik ve güvenilirliğini değerlendirmek amacıyla yapılmış metodolojik türde bir araştırmadır. Araştırma, 2011-2012 Eğitim Öğretim Yılı Bahar Döneminde, İnönü Üniversitesi Tıp Fakültesinde okuyan 387 öğrenci üzerinde gerçekleştirilmiştir. Çalışmada ölçeğin yanı sıra öğrencilerin tanımlayıcı özelliklerini belirlemeye yönelik soru formu kullanılmıştır. Test-tekrar test güvenilirliğini değerlendirmek için, ilk uygulama yapıldıktan 3 hafta sonra, 118 kişiye ikinci uygulama yapılmıştır. Orjinali Almanca olan ölçek, grup çevirisi ve geri çeviri teknikleri kullanılarak Türkçe'ye çevrilmiştir. Ölçeğin Türkçe formu kapsam (içerik) geçerliğini saptamak üzere 10 uzman tarafından değerlendirilmiştir. Uzman önerileri doğrultusunda gerekli düzeltmeler yapılmış ve ölçeğin kapsam (içerik) geçerlik indeksi (KGİ) değeri 0.89 bulunmuştur. Alınan uzman görüşleri ve yapılan düzeltmelerden sonra, örneklem grubuyla benzer özellik gösteren 20 öğrenciye pilot uygulama yapılmıştır. Önerilen değişiklikler sonunda ölçek son durumuna ulaşmıştır. Ölçeğin yapı geçerliliğini test etmek için açıklayıcı ve doğrulayıcı faktör analizleri yapılmış ve tüm ölçek varyansının % 45'ini açıklayan üç faktörlü yapı elde edilmiştir. Ölçeğin güvenilirlik analizleri için hesaplanan Cronbach Alfa değeri 0.854, ölçeğin toplam puan için test-tekrar test korelasyon katsayısı 0.86 bulunmuştur. Ayrıca ölçeğin ön-test ile tekrar?test toplam puan ortalamaları arasındaki fark istatistiksel olarak anlamlı bulunmamıştır (t =1.02, p = 0.30). Elde edilen bu değerler sonucunda PU ölçeği Türkçe formu geçerli ve güvenilir kabul edilmiş olup; ölçeğin daha geniş ve farklı örneklemlerde kullanılması önerilmektedir.

BağımlılıkCep telefonuErgenler+2
Çiğdem Tekin
İnönü University · Institute of Health Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Sportif faaliyetlerin 13-14 yaşındaki bireylerin özgüven düzeylerine etkisi

Bu çalışma sportif faaliyetlerin 13-14 yaşındaki bireylerin özgüven düzeylerine etkisini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Özgüven oluşumu özellikle 13-14 yaşlarında oluşmakta ve kişilerin başarılarını etkilemektedir. Bu nedenle sportif faaliyetlerin özgüven üzerinde herhangi bir etkisinin olup olmadığı ve demografik özelliklerin özgüveni etkileyip etkilemediği çalışmamızda incelenmiştir. Bu araştırmaya 2018-2019 sezonunda Samsun Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü tarafından sportif faaliyetler kapsamında hizmet veren İlkadım, Çarşamba ve Bafra Gençlik Merkezlerinde sportif faaliyetlere katılan 159 birey ve sportif faaliyetlere katılmayan 113 olmak üzere toplamda 272 birey gönüllü olarak katılmıştır. Bu araştırmada, uygulamalı araştırmalarda kullanılan yöntemlerden anket yöntemi tercih edilmiştir. Veri toplama aracı olarak iki bölümden oluşan anket formu uygulanmıştır. Birinci bölümde araştırmacı tarafından hazırlanan 'Kişisel Bilgi Formu' kullanılmıştır. kişisel bilgi formunda baba iş durumu, anne iş durumu, anne ve baba medeni durumları, kardeşlerin sayıları ve aile gelir durumları demografik bilgileri yer almaktadır. İkinci bölümde ise Akın (2007) tarafından geliştirilen 'Özgüven ölçeği' kullanılmıştır. Elde edilen veriler SPSS programı yardımı ile %95 güven düzeyinde test edilmiştir ve anlamlılık düzeyi 0,05 olarak belirlenmiştir. Çalışmadaki veriler ışığında istatistiksel analize başlamadan önce normallik varsayımı ve homojenlik testleri uygulanmış, yapılan Kolmogorov – Smirnov ve Levene testleri sonucunda verilerin normal dağılıma sahip olduğu tespit edilmiştir (p>0,05). Veriler normal dağılım gösterdiği için parametrik analiz yapılmasında karar verilmiştir. Grupların karşılaştırılmasında bağımsız örneklem t-testi ve tek yönlü Anova analizi kullanılmıştır. Elde edilen veriler ile yapılan analizlere göre sportif faaliyetlere katılan bireylerin baba iş durumu, anne iş durumu, anne ve baba medeni durumları, kardeşlerin sayıları ve aile gelir durumuna göre iç ve dış özgüven puanlarının karşılaştırılması neticesinde anlamlı bir farklılık bulunamadığı sonucuna varılmıştır Cinsiyet değişkeninde ise iç özgüven alt boyutunda anlamlı farklılık bulunmazken, dış özgüven alt boyutunda erkeklerin kadınlara göre puanlarının anlamlı düzeyde yüksek olduğu bulunmuştur. Ayrıca sportif faaliyetlere katılanların, sportif faaliyetlere katılmayanlara göre özgüven düzeylerinin istatistiksel olarak yüksek olduğu görülmüştür (p<0,05). Anahtar Kelimeler: Faaliyet, Özgüven, Spor

ErgenlerSporSpor faaliyetleri+1
Salih Tutku Yaylacı
Hitit University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Adölesan dönemdeki futbolculara uygulanan core ve pliometrik antrenmanın motorik ve teknik beceriye etkisi

Çalışmamız, ergenlik döneminde olan ve düzenli futbol antrenmanı yapan erkek futbolcular üzerinde uygulanmıştır. Araştırmaya, core antrenman grubu (n:15), pliometrik antrenman grubu (n:15) ve kontrol grubu (n:15) olmak üzere toplamda üç grup ve 45 kişi katılmıştır. Çalışmaya başlamadan önce toplam 45 kişinin yaş, boy, ağırlık ve vücut yağ yüzdelerinden oluşan bilgi formları oluşturulmuştur. Vücut yağ yüzdeleri skinfold caliper ile vücudun biceps, triceps, scapula, subscapula, chest, spinailiaca, abdominal, thigh bölgelerinden deri kıvrım kalınlıkları alındı. Vücut yağ yüzdeleri "lange" formülüne göre hesaplandı. Çalışma grupları oluşturulurken spor yaşı ve antropometrik özellikler (BKİ, vücut yağ yüzdesi) göz önüne alınarak, değerleri birbirine yakın olan sporcuların birlikte grup olmalarına özen gösterilmiştir. Grupların motorik özelliklerini ölçmek amacıyla; dikey sıçrama, 20 metre sprint, illinois çeviklik, flamingo denge testi ve otur uzan esneklik test ölçekleri kullanılmıştır. Grupların futbol teknik becerilerini ölçmek amacıyla; slalom testi, top sektirme testi, hızlı pas ve kaleye şut testleri kullanılmıştır. Her üç grubun çalışmaya başlamadan önce ön testleri ve 8 haftalık çalışma sonrasında son testleri alınmıştır. Daha sonra ön-test ve son-test verileri karşılaştırılmıştır. Sonuç olarak, core ve pliometrik antrenmanın vücut yağ oranını azalttığı, kas kütlesi, anaerobik güç, motorik ve teknik beceri gelişimini sağladığı bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: Biyomotor kapasite, Core antrenman, Futbol, Teknik kapasite

AntrenmanErgenlerFutbol+5
Teğmen Şimşek
Hitit University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Ergenlere yönelik din eğitiminde hayatın anlamı (İmam hatip liseleri düzce örneği

Bu araştırmanın amacı genel hatlarıyla ergenlerde hayatın anlamı kavramını açıklayarak, ergenin anlamlı bir hayat sürmesinde din eğitiminin etkisini incelemektir. Bu nedenle çalışmanın amacına uygun olarak ergenlerin özellikleri, din eğitimin ergenlerin hayatı anlamlandırmasındaki etkisi araştırılmıştır. Çalışmanın verimli olabilmesi için çalışma yapılan grubun özelliklerinin bilinmesi gerekir. Bu nedenle ergenlik döneminin özellikleri ele alınmıştır. Ergenlik sorunları, ergenlik evreleri, ergenlerin hayatına etki eden anne baba tutumları hakkında bilgi verilerek, anlam arayışı ve hayatın anlamı; din eğitimi kavramları incelenmiştir. Araştırmanın problemini, ergenlerin hayatı anlamlandırmasında din eğitiminin etkisinin ne olduğu konusu oluşturmuştur. Bu bağlamda, din eğitiminin ergenlerin hayatı anlamdırmasıyla ilişkisi üzerinde durularak ayrıca dinin ergene kazandırdıkları araştırılmıştır. Araştırmanın amacı ise ergenin anlamlı bir hayat sürmesinde din eğitiminin fonksiyonunu belirlemektir. Araştırmada nitel araştırma tekniği ve tarama modeli kullanılmıştır. Evreni Düzce ili, örneklemi İmam Hatip Lisesi olarak belirlenmiştir. Bu çalışma 2018-2019 öğretim yılı Bahar döneminde Düzce ili, Merkez ilçesinde Ömer Seyfettin Akdoğan Kız Anadolu İmam Hatip Lisesi, Tevfik İleri Anadolu İmam Hatip Lisesi 9. 10. 11. ve 12. Sınıflar üzerinde gerçekleşmiştir. 2018-2019 eğitim-öğretim yılının bahar döneminde 40 öğrenci üzerinde mülakat uygulaması yapılmıştır. Elde edilen sonuçlar değerlendirilerek tablolaştırılmıştır. Öğrencilerin % 30'u hayatın anlamının din olduğunu söylemiştir. Verilen cevaplarda öğrencilerin % 25' inin hayatlarında model olarak Hz. Muhammed (sav) 'i seçmeleri din eğitiminin ergenler üzerindeki etkisini göstermiştir. Dinin kurallarına uymanın ergenler üzerinde % 77,5 lik bir oranla huzur oluşturduğu gözlemlenmiştir. Sevginin ergenin hayatında büyük bir yerinin olduğu saptanmıştır. Bu sonuçlardan ergenin hayatı anlamlandırması, model seçimi ve dini hükümleri yaşamasında din eğitiminin etkili olduğunu söylemek mümkündür. Anahtar Kelimeler: Ergen, Anlam, Hayatın Anlamı, Din Eğitimi, Eğitim

AnlamDin eğitimiErgenler+4
Zühal Aydoğan
Hitit University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

İmam hatip lisesi öğrencilerinin benlik saygısı düzeylerinin bazı değişkenler açısından incelenmesi

Bu araştırmada Çorum İl Milli Eğitim Müdürlüğü' ne bağlı İmam Hatip Liseleri'nde eğitim görmekte olan 12. Sınıf öğrencilerinin benlik saygısı düzeyleri bazı değişkenler açısından analiz edilmiştir. Araştırmanın evrenini 2018-2019 eğitim-öğretim yılında Millî Eğitim Bakanlığı Çorum İl Milli Eğitim Müdürlüğü' ne bağlı İmam Hatip Liseleri' nde eğitim görmekte olan 12. Sınıf öğrencileri oluşturmaktadır. Örneklemini ise 434 (dört yüz otuz dört) 12. sınıf öğrencisi oluşturmuştur. Öğrencilerin benlik saygısı düzeylerini belirlemek amacıyla Rosenberg (1965) tarafından oluşturulmuş ve Çuhadaroğlu (1986) tarafından Türkçeye aktarılmış olan Rosenberg Benlik Saygısı Ölçeği kullanılmıştır. Katılımcıların değişkenlerinin tespit edilmesi için ayrıca öğrencilerden kişisel bilgi formu doldurmaları talep edilmiştir. Bu bilgi formu öğrencilerin cinsiyet, kardeş sayısı, anne eğitimi, anne iş durumu, anne mesleği, baba eğitimi, baba iş durumu, baba mesleği, ailenin ekonomik durumu, bireylerin fiziki özellikleri, not ortalamaları, sağlık sorunu durumları, ebeveynlerin birliktelik durumu, anne ve baba tutumlarıyla katılımcıların yaşamlarını çoğunlukla geçirdikleri yer değişkenlerini belirlemeyi hedeflemiştir. Kişisel bilgi formundaki değişkenler genellikle kategorik verilerden oluşmaktadır. Araştırma verileri SPSS 26 versiyonu kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırmanın analizlerinden önce elde edilen verilerin dağılımının normal olup olmadığına bakılmıştır. Rosenberg Benlik Saygısı Ölçeği (RBSÖ) ile elde edilen verilerin normal dağılıma sahip olup olmadığını test etmek için veri normalliğini analiz etme amacıyla faydalanılan üç analiz sırasıyla Skewness-Kurtosis, Kolmogrov-Simirnov ve Histogram grafiği analizleridir. Veri dağılımının non-parametrik olarak saptanması sebebiyle değişkenler ile öğrencilerin benlik saygısı düzeyi arasında ilişkinin olup olmadığını ölçmek amacıyla Mann-Whitney-U ve Kruskal-Wallis Testi uygulanmıştır. Elde edilen bulguların ışığında uygulamalara ve araştırmaya yönelik çeşitli önerilerde bulunulmuştur

Benlik saygısıErgenlerKruskal-Wallis testi+3
Emel Çimen
Hitit University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Adölesan sporcuların yeme bağımlılığı eğilimlerinin değerlendirilmesi

Bu çalışma adölesan sporcularda yeme bağımlılığı eğilimlerini değerlendirmek amacıyla yapılmıştır. Çalışmaya yaşları 12-14 arasında değişen 224 sporcu ve 100 sedanter dahil edilmiştir. Verilerin elde edilmesinde, kişisel bilgileri içeren anket formu ve Yale Yeme Bağımlılığı ölçeği kullanılmıştır. Verilerin analizinde frekans tabloları ve tanımlayıcı istatistikler kullanılmıştır. İki nitel değişkenin birbiriyle olan ilişkilerinin incelenmesinde Pearson-χ2 ve Ki-Kare tabloları kullanılmış ve p<0,05 anlamlı düzey kabul edilmiştir. Verilerin analizi sonucunda, sporcuların %57,4'ünün ve sedanterlerin %46'sının erkek bireylerden oluştuğu tespit edilmiştir. Sporcuların %36,6'sının, sedanterlerin %35' inin beslenme eğitimi aldığı görülmüştür. Sporcuların annelerinin %38,4'ünün, sedanterlerin ise %79'nun üniversite mezunu olduğu ortaya çıkmıştır (p<0,05). Sporcuların %70,1'inin 3 ana öğün (sabah, öğle, akşam) tükettiği ve %54,9'unun ara öğünleri atladığı, sedanterlerin ise %72'sinin 3 ana öğün (sabah, öğle, akşam) tükettiği, %57'sinin ara öğünleri atladıkları görülmüştür. Yeme bağımlılığı verileri analizi sonucunda, sporcuların %11,6'sının (n:26), sedanterlerin %16'sının (n:16) yeme bağımlısı olduğu saptanmıştır. Sporcuların çoğunluğunun; gereğinden daha fazla ve uzun dönemde yemediği (%86,2), sürekli yeme arzusu veya tekrarlanan başarısız bırakma teşebbüslerinde bulunduğu (%79,5), sedanterlerde ise yemenin sebep olduğu önemli klinik bozukluklar görülmediği (%84) ve önemli sosyal, eğitimsel etkinlikleri bırakmadığı veya azaltmadığı (%82) saptanmıştır. Sonuç olarak; erkeklerin kızlara oranla yeme bağımlılığı görülme oranlarının daha yüksek olduğu, ekonomik düzeyi iyi olan ailelerin çocuklarıyla ayrıca normal ağırlıkta olan sporcu ve sedanterlerin hafif şişmanlara göre daha fazla yeme bağımlısı olduğu söylenebilir.

BağımlılıkBeslenme ve yeme bozukluklarıErgenler+4
Hilal Bakırcan
Hitit University · Institute of Health Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Ergenler ve genç yetişkinler için cinsel ve üreme güçlendirme ölçeğinin Türkçeye uyarlanması, geçerlik ve güvenirlik çalışması

Metodolojik tipte tasarlanan bu çalışmada Ergenler ve Genç Yetişkinler için Cinsel ve Üreme Güçlendirme Ölçeğinin Türkçeye uyarlanıp geçerlik ve güvenirlik çalışmasının yapılarak Türk toplumuna kazandırılması amaçlanmıştır. Çalışmanın evrenini Kastamonu Üniversitesinde eğitim gören 18-24 yaş aralığındaki lisans öğrencileri oluşturmaktadır. Örneklemi ise madde sayısına göre 250 olarak belirlenmiştir. Veri toplama araçları olarak Kişisel Bilgi Formu ve 23 maddeden oluşan 5'li likert tipte Ergenler ve Genç Yetişkinler için Cinsel ve Üreme Güçlendirme Ölçeği kullanılmıştır. Veriler 02.01.2023-23.01.2023 tarihleri arasında yüz yüze görüşme metodu ile toplanmıştır. Ölçeğin geçerlik aşamasında sırası ile dil geçerliliği, Davis tekniği kullanılarak uzman görüşlerinin alındığı içerik (kapsam) geçerliliği ve Doğrulayı Faktör Analizi ile Açıklayıcı Faktör Analizi kullanılarak yapı geçerliliği incelenmiştir. Ölçeğin güvenirlik aşamasında cronbach's alfa katsayısı ve madde toplam korelasyonu ile iç tutarlılık, test-tekrar test uygulaması ile zamana karşı değişmezlik incelenmiştir. Veriler, SPSS for Windows 22 paket programı ve LISREL 8.80 paket programı ile analiz edilmiştir. Ölçeğin kapsam geçerlilik indeksi 0,99 bulunmuştur. Kaiser-Meyer-Olkin testi 0,874 ve Barlett'in Küresellilik Anlamlılık Düzeyi Testi x2=3511.034, p=0.000 şeklinde tespit edilmiştir. Açıklayıcı Faktör Analizinde bütün maddelerin faktör yüklerinin 0,40'ın üzerinde olup açıklanan varyans %74,668 olarak tespit edilmiş ve ölçekten hiçbir madde çıkarılmamıştır. Doğrulayıcı Faktör Analizinde değerlendirilen uyum indeksi değerleri sırası ile x 2/SD:3,71 GFI:0,98 AGFI:0,97 CFI: 0,99 RMSEA: 0,074 SRMR: 0,053 ve PATH Diyagramı faktör yükleri 0.41 ile 0.91 arasında bulunarak tamamı kabul edilebilir aralıkta çıkmıştır. Ölçeğin cronbach alfa değeri 0,913 ve Spearman Rho kat sayısı 0,893 olarak bulunmuştur. Sonuç olarak, Ergenler ve Genç Yetişkinler için Cinsel ve Üreme Güçlendirme Ölçeğinin Türk toplumuna uygun, geçerli ve güvenirlik düzeyi yüksek bir araç olduğu saptanmıştır.

CinsellikErgenlerGenç yetişkinler+4
Sıla Gül
Hitit University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

11-13 yaş arası bireylerde beden eğitimi dersinde uygulanan geleneksel oyunların bazı temel motorik özelliklere etkisi

Oyunlar insanlık tarihi kadar eski etkinliklerdir ve nesilden nesile aktarılarak kültürel öğelerin taşınmasında aracılık ederler. Çocukların eğlenceli vakit geçirmelerinin yanında eğitimlerinin bir parçası olarak müfredatlarda yer verilmektedir. Beden eğitimi ve spor derslerinde oynatılan geleneksel oyunlar çocukların dijital oyunlardan uzaklaşmasında, bedensel, psikolojik, motorik ve sosyal açıdan gelişmesinde yardımcı olmaktadır. Gelişimlerinin önemli bir kısmını oluşturan motorik özellikler arasında sürat, esneklik, kuvvet, koordinasyon gibi unsurlar bulunur. Geleneksel oyunların içeriğinde bu özelliklerle ilişkilendirilen hareketler olduğundan çalışmamızın amacı 11-13 yaş arası bireylerde beden eğitimi dersinde uygulanan geleneksel oyunların belirlenen motorik özelliklere etkisi olup olmadığını tespit etmektir. Araştırmanın amacı kapsamında Siirt Sancaklar Ortaokulunda öğrenim gören öğrenciler evren olarak seçilmiştir. Gönüllülük esasına göre belirlenen örneklemde 11-13 yaş aralığındaki 30 kadın ve 30 erkek bulunmaktadır. Uygulanan ön test- son test yöntemi gereği 30'ar kişiden oluşan deney ve kontrol grupları oluşturulmuştur. Her grup kendi içinde 15 kadın ve 15 erkek öğrenci barındırmaktadır. Uygulamalara başlanmadan önce öğrencilerin ön test ölçümleri yapılarak kayıt altına alınmıştır. Belirlenen beş farklı geleneksel oyun 8 hafta boyunca haftada bir gün ve iki ders saati süresince deney grubu öğrencilerine oynatılmıştır. Süre sonunda öğrencilerin son test ölçümleri yapılarak yeniden kaydedilmiştir. Elde edilen veriler SPSS25 paket programıyla analiz edilmiştir. Yapılan analizlerde ağırlık ve boy ölçümleri ön test- son test verilerinde hem deney hem de kontrol grubunda anlamlı fark bulunmuştur. Fark toplamları değerlendirildiğinde ise anlamlı farklılık yoktur. Koordinasyon özelliğinde hem deney hem de kontrol grubunda anlamlı farklılık bulunamamıştır. Ayrıca esneklik ve sürat ön test - son test sonuçlarında deney gruplarında anlamlı farklılık bulunurken, kontrol gruplarında anlamlı farklılık olmadığı belirlenmiştir. Bulgular sınırlı sayıdaki literatür araştırmalarıyla kıyaslanmış ve önerilerle desteklenmeye çalışılmıştır.

Beden eğitimiErgenlerEsneklik+7
Abdulmelik Oran
Hitit University · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Lise öğrencilerine verilen ruhsal hastalıklara yönelik eğitimin inanca ve sosyal mesafeye etkisi

Çalışma ergenlere verilen ruhsal hastalıklara yönelik eğitimin, ergenlerin ruhsal hastalıklara yönelik inancına ve sosyal mesafelerine etkisini araştırmak amacı ile yarı deneysel ön test-son test kontrol gruplu desen etkisinde planlanmıştır. Araştırma Afyon Dazkırı İlçe Merkezi'nde bulunan İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü'ne bağlı dört lisede yapılmıştır. Araştırmanın uygulama kısmı 2014-2015 öğretim yılında bahar yarıyılında bu liselerde öğrenim gören araştırmaya katılmayı kabul eden öğrencilerle yürütülmüştür. Çalışmaya alınacak öğrencileri belirlemek amacıyla; Dazkırı ilçesinde öğrenim gören 727 lise öğrencisine Ruhsal Hastalıklara Yönelik İnanç ölçeği ve Sosyal Mesafe ölçeği uygulanmıştır. Ölçeklerden yüksek puan alan 154 öğrenci ile çalışmaya devam edilmiştir. Bu öğrencilerin belirlenmesinde ruhsal hastalıklara yönelik inanç ölçeği puanının yüksekliğine dikkat edilmiştir. Bu öğrenciler basit rastgele tesadüfi örneklem yöntemine göre 78 girişim ve 76 kontrol grubu olmak üzere iki gruba ayrılmıştır. Girişim grubuna ruhsal hastalıklara yönelik verilen eğitime olumlu katkı sağladığı bilinen "Akıl Oyunları" ve "Biz, siz, onlar" filmleri seyrettirilerek ve haftada iki toplamda on saatten oluşan ders anlatımlı ve tartışmalı olarak planlanan ruhsal hastalıklara yönelik bir damgalama eğitimi verilmiştir. Eğitim sonrası girişim ve kontrol grubu karşılaştırılarak eğitimin etkinliği değerlendirilmiş ve önerilerde bulunulmuştur. Etik olarak girişim ve kontrol grubuna eğitimin bitiminden bir ay sonra anketler tekrar uygulanmış ve ardından girişim grubuna verilen eğitimin aynısı kontrol grubuna ve eğitime katılmak isteyen öğrencilere de bir oturum şeklinde verilmiştir. Araştırma bulguları incelendiğinde, damgalama eğitiminin öğrencilerin ruhsal hastalığa yönelik inanç ve sosyal mesafe algılarını olumlu yönde değiştirdiği tespit edilmiştir (p<0,05). Damgalama eğitimi verilen öğrencilerin ruhsal hastalığa yönelik inanç ve sosyal mesafe algıları damgalama eğitimi verilmeyen öğrencilere göre daha olumlu yönde değişmiştir. Ergenlere verilen eğitimler ruhsal hastalığa karşı olan tutumda pozitif yönde etkili olmuştur(p<0,05). Anahtar Kelimeler: Eğitim, Ergen, İnanç, Ruhsal Hastalık, Sosyal Mesafe

ErgenlerLise öğrencileriPsiko-eğitim programı+3
Hatice Çalık Koyak
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Health Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Klinik olmayan ergen örnekleminde depresif belirtilerin bilişsel yatkınlık faktörleri ve sosyal-çevresel yatkınlık faktörleri açısından incelenmesi

Bu çalışmada depresyon için yatkınlık/risk oluşturan fonksiyonel olmayan tutumlar, bilişsel esneklik, sosyal sorun çözme becerisi, otobiyografik bellek tarzı, algılanan sosyal destek ve olumsuz yaşam olayları değişkenlerinin depresif belirtiler ile ilişkilerinin incelenmesi, bu ilişkilerin cinsiyet açısından karşılaştırılması ve diyatez-stres modelinin test edilmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın örneklemini Aydın ilinin Efeler ilçesine bağlı devlet liselerinde eğitim gören 706 öğrenci oluşturmaktadır. Veriler, Çocuklar İçin Depresyon Ölçeği (ÇDÖ), Olumsuz Yaşam Olayları Listesi (OYO), Algılanan Sosyal Destek Ölçeği (ASDÖ), Fonksiyonel Olmayan Tutumlar Ölçeği'nin Kısa Formu (FOTÖ), Gözden Geçirilmiş Sosyal Sorun Çözme Envanteri (SSÇE), Bilişsel Esneklik Envanteri (BEE) ve Minimum Yönergeli Otobiyografik Bellek Testi (OBT) ölçekleri ile toplanmıştır. Yapılan analiz sonuçlarına göre, ÇDÖ ile OYO, FOTÖ ve genellenmiş otobiyografik bellek pozitif; ASDÖ, SSÇE ve BEE negatif ilişkili bulunmuştur. Depresif belirtilerin toplam varyansının kadınlarda sırasıyla SSÇE, ASDÖ, FOTÖ, OYO ve BEE tarafından açıklandığı; erkeklerde ise, sırasıyla SSÇE, ASDÖ, FOTÖ, Genellenmiş OBT ve BEE tarafından açıklandığı bulgulanmıştır. OYO'nun stres; diğer değişkenlerin yatkınlık faktörü olarak Pearson ki-kare testiyle incelenmesi sonucunda; kadınlarda olumsuz yaşam olayının fazla olduğu koşullara düşük düzeyde sorun çözme becerisi, sosyal destek ve bilişsel esneklik ile yüksek düzeyde fonksiyonel olmayan tutumların eşlik etmesi depresyon riskini arttırmaktadır. Erkeklerde ise, yoğun olumsuz yaşam olaylarına eşlik eden düşük düzeydeki sosyal destek, sorun çözme becerisi ve bilişsel esneklik faktörlerinin depresyon riskini arttırdığı tespit edilmiştir. Bulgular alanyazın ışığında ve sınırlılıkları göz önünde bulundurularak tartışılmıştır.

BilişBiliş bozukluklarıBilişsel esneklik+7
Sinem Öztürk Dursun
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Health Sciences
2017
00

Related subjects